Jump to content
  • Sign Up
Sign in to follow this  
Taner Bayram

'Resmi raporlarda Dersim katliamı: 13 bin kişi öldürüldü'

Recommended Posts

Guest demirefe

Ne kadar doğru değil mi? :)

Son derece doğru. Bu ülkenin, çelişkilerin en uç noktalarda olduğu, en çeşitli ve en yoğun olduğu coğrafya olduğunu düşünüyorum. Bu haliyle nasıl hâla bölemedikleri bir muamma ve bir mucize!

 

Banu Avar'dan bahsedilmişken biraz açmak isterim. Kendisi TRT de çalışmaktayken birden bire aldığı bir mektupla işine son verilmiş olduğunu öğrendi. Halbuki sözleşmesi devam ediyordu ve reytingleri yüksek görünüyordu. Bu durumda nedenini öğrenmek için genel müdürlüğe gitti. Aldığı yanıt, Batılı başkentlerden gelen baskılar yüzünden işine son vermek zorunda kalındığı oldu!

 

Türkiye'de hiç bir kanal, baskı korkusuyla ona iş vermeye yanaşmayınca Avrasya adıyla kendi kanalını kurdu. Suçu neymiş biliyor musunuz? Orhan Pamuk'a Nobel verilmesini eleştirmek! Bu Nobelin, Pamuk'un söylediği o amaca hizmet eden sözleri söylemese, asla verilmeyeceğini, hizmetine karşılık ödül olarak verildiği gerçeğine işaret etmek! İşte suçu da bu!

 

Bu olay, Türkiye'nin ne denli ağır bir baskı altına alınmış olduğunun somut göstergesidir. İç işlerimizin en küçük ayrıntıları üzerinde bile batılı başkentler direktif vermekte ve emirleri derhal yerine getirilmektedir. Bunu kamufle etmek için ise "vammünüt" senaryoları tezgahlanmakta, ekonomiye etmeye gelen IMF yetkililerine, "o ibriği değil, öbür ibriği al" türü güya zorluk çıkarılıyormuş gibi şovlar düzenlenmektedir.

 

Hangi kanalda kimin çalışacağı, kimin ne yazacağı, hangi akademisyenin hangi panele katılıp ne söyleyeceği bile, AB başkentlerince belirlenip dikte edilmekte. Öyle ki ahtapotun kollarının nerelere uzandığını görmek bazen şaşırtıcı olabiliyor...

Share this post


Link to post
Share on other sites

Banu Avar'ın konferansına katıldım geçtiğimiz günlerde şöyle bir şey anlatmıştı...

 

Batının ajanları yüzyıllardır Anadoluda araştırmalar yapıyorlar, bizim insanımızı araştırıyorlar bizi araştırıyorlar, bize göre programlar hazırlıyorlar, Anadolunun köylerinde kasabalarında kahvehanelere girip bakıyorlar orada öylece oturup miskin miskin televizyon izleyen, tavla ve okey oynayan adamları, tarlada akşama kadar çalışan kendi halinde kadınları görünce bunlardan korkulacak birşey olamaz... bunlar bilinçsiz insanlar diye raporlar yazıyorlar fakat konu vatan savunmasına geldiğinde onların aval aval bakan adamlar olarak tarif ettiği insanlar 57. alaylar olup çıkıyorlar, işte batı bunu hala çözemiyor dedi...

 

Ne kadar doğru değil mi? :)

Cok dogru cokkkkk. Batinin ajanlari arastiriyormus mus mus. Bu hikayeleri cok duyduk. Hiklayelere kanan millet oldugumuz icin Banu Avar'da dinleyicilerine böyle bir hikaye anlatmis ve bayagida basarili olmusa benziyor.

 

57. alaylarmis. 85 yil önce yasadiklarimizi hala günümüze getirip vatan savunmasi hikayeleriyle günümüzü gecistiriyoruz.

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest demirefe

Anti-terör faaliyetlerinin çete devlet olmakla bir ilgisi yok. Yapılan Türkmenleri kışkırtmak, ayaklandırmak, Irak'ı bölmeye çalışmak filan değil. Yapılan Kürtlere karşı yapılmış bir faaliyet filan değil, terör örgütüne karşı yapılmış bir faaliyet. Tersine bu kışkırtma, ayaklandırma, bölmeye çalışma faaliyetleri Türkiye'ye karşı yapılıyor.

 

Yani nasıl örnek vereyim, örneğin Altıgün savaşında İsrail, kendisine saldırmaya hazırlanan Mısır uçak filosunu daha havalanmadan yerde ani bir baskınla imha etmiştir. Teröristi de harekete geçmeden ininde etkisiz hale getirir, terör faaliyetlerini önlersiniz yani. Adam saldıracak, beklemenin alemi yok...

 

Nasıl Dersim olayının isyancıların Kürt veya Alevi olmasıyla hiç alakası yoksa, Dersimli de Mersinli de olsa isyan bastırılacaksa, aynı şey. Terörü Kürt yapmış, Türk yapmış. Terörist teröristtir. Bu etnik yaveleri yutacak göz var gibi mi göründüm gözünüze sayın IkiDelilik?

Share this post


Link to post
Share on other sites

Sayin Demirefe,

 

Bugun kalkip "Turkiye'de Milliyetci Turk kesimi baski altinda" demek dupeduz yalanciliktir. Kanunlarimiz belli, anayasamiz belli, ulkenin gecmisi ve yapilmis katliamlar, hatalar belli artik dostum! Nobel Odul'u kazanmis bir yazarimiz da konusamasin Ermeniler hakkinda da artik kim konussun. Millet uyutulmus, beyni yikanmis neredeyse bir asirdir. Ehh siyasetcisi derseniz, onlar da durustce konusamiyor olan biten hakkinda! Kim konussun?

 

Artik bize hos ta gelse, bos ta gelse her fikre her dusunceye saygili olmaliyiz. Bence bizlerin su an yasadigimiz sorunun en onemli nedeni de bu saygi ortaminin olmamasidir. Kimse birbirini anlamaya calismiyor.

Dogru tesbit etmissiniz. Türkiye'de Milliyetci kesim hic bir dönem baski altinda olmadigi gibi onlar devamli kendisinden olmayanlari baski altinda tutmuslardir. Agzini acani derhal vatanhaini ve Türk düsmanligiyla suclayip susturmaya calismislardir. Onlarin istedigi dogal olarak ülkede sadece kendilerini söz sahibi olmalari ve kedileri gibi düsünmeyenleri sindirmek. Uzunyillardan beri ödül almis her sanatcimiza herhangi bir kuyruk uydurdular. Yilamz Güney'in aldigi ödülerede ayni benzeri kuyrugu taktilar, Yasar Kemal icin gene aynisi ve simdide gözlerini Orhan Pamuk'a takmislar.

Madem Türkiye'nin herhangi bir suclamada cekinecek bir durumu yoksa neden rahatsiz oluyorlar anlasilir degil.

 

Ülkemizdeki Milliyetcilik anlayisi her alanda sadece devletci olman, hic sorgulamadan yanlislariyla bile dogru kabul etmen, aynen seriatcilarin dine bakis acilari gibi onlarinda devlete bakis acilari ayni. Yani seriatcilar din tücarligi yaparken milliyetcilerde devlet tüccarligi yapiyorlar. Birde kalkip yok efendim baskiya ugruyorlarmis. Bu bana aynen ülkemizdeki seriaatcilarin dini inanclarini uygulamakta kendilerine baski yapildigini iddaa etmelerine benziyor. Yani anlayacagin bunlar doymak bimezler, ne kadar fazla veririsen ver onlara az geliyor.

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest demirefe

Milliyetcilik anlayisi

 

Milliyetçilik ne kimsenin, ne bizim tekelimizde değildir. Sözcük olarak beğenmeyen ulusalcılık veya yurtseverlik diyebilir. Vatanını seven herkes bu kapsama girer, adını ne koymak istiyorsanız. Bu duygudan mahrum olanlar, memeye ve başka şeye satabileceklerini söyleyenlere bu duygusal mahrumiyetlerinden dolayı sadece acınır. Vatan sevgisi aşktan bile üstün olabilir. Vatanı yitirmemek için aşk bırakılır, savaşa gidilir, can verilir. Ölmeye herkes ölecek. Saklanıp delikte ölmektense yiğitçe ölmek dünyanın en asil ölümüdür. Böylelerine kahraman, saklanarak deliklerde ölenlere tırsak ve korkak deriz. Ben kendi adıma devletimin silahını elimde tutmaktan bile tarifsiz bir onur ve kıvanç duyarım. Gelin bu vatanı birlikte sevelim, hiç bir görüş ve inanç ayrılığı aramıza girmesin. İnsanlar sayısınca farklı görüş vardır. Görüş ayrılığı düşmanlık nedeni olamaz.

 

Dünya görüşünden geçtik, hele hele, kimse etnisitesini önceden ısmarlayıp dünyaya gelmez. Vatanını sevmenin etnisite ile bir bağı yoktur. Bu vatanı sadece bir boydan, bir soydan gelenler sevecek, bakası sevemez diye bir kayıt yoktur. Bu adlandırmanın sadece bir tarihsel atama olduğunu her fırsatta herkese anlatmak gerekiyor. Tarih böyle yaşanıp böyle yazılmış. Adı Türkler olan bir ırk Orta Asya'dan batıya ilerlerken tüm dünyanın tarihini formatlamış. Tüm dünya bu ulusa "Türkler" demiş. Karışmış, harmanlanmış, ırk diye bir şey asla kalmamış. Aksi halde etraf çekik gözlü, yuvarlak yüzlü, çıkık elmacık kemikli insanlarla dolu olurdu. Bu halk çok büyük oranda bir Akdeniz halkı olmuş. Bugün Türkler derken, bu tarihi zincirin son halkası olan Türkiye devleti vatandaşlarına verilen adı anlıyoruz. Bu tarihsel atamayı koskoca bir tarihe niye çok görüyorsunuz? Bir bu insanların adını yaşatmak niye bu kadar sorun oluyor ben anlamıyorum. Yemin ediyorum genetiğimde bir tek Türk molekülü yoktur. Bu halkın gözümde fazla bir meziyeti de yoktur, çoğu özelliklerini beğenmiyorum. Ama bu beğenmeme, kuluçkasını beğenmeyen civcivinki gibi değil. İlerde beğeneceğim gibi olacağına inanıyorum. Aidiyetim sorulduğunda da Türküm derim. Bu tarihsel atamayı bu kuruculara niye fazla göreyim? Bu sadece tarihsel bir atamadır, başka değil, bunun herkese açıkça duyurulması gerekiyor. Duyurulamadıysa da bu da bir kabahat, bir eksiklik. Yetti artık uyuduğumuz, uyuştuğumuz.

 

Emperyalist efendilerinin kirli amaçlarına hizmet eden dikte ettikleri ezberi tekrarladığı için efendileri tarafından ödüllendirilen adamların adını bile anıp, cevap bile vermeye tenezzül etmem. Emredilen hizmeti yerine getirmese Nobeli rüyasında göreceğini dürüst olan herkes biliyor...

Share this post


Link to post
Share on other sites

Medyada 'Vatan'kavramina karsi sistematik bir saldiri vardir.Vatan kavramini örselemeye calisanlarin varligini biliyoruz.Adi lazim degil,malum yazarlardan biri Ispanyol düsünür Juan Goytisolo'nun vatan kavrami ile ilgili yaptigi su ironik alintiyi "Vatan tüm aliskanliklarin anasidir.Illetten tedavi olmanin yolu onu satmak,ihanet etmektir;nasil mi satmak?ister pahaliya ister ucuza,ister bedavaya kim isterse en yüksek peyi kim verirse ona...."alarak,kendiside 'Türkiye'de ki demokrasi,insan haklari ve özgürlük sorununu Türk milletinin vatan idrakina baglamaktadir.Vatan kavramini herseyin disina itersek Türkiye'de demokrasi olur tarzi bir ilave yaparak meme esnafligina soyunuyor.Vatana her firsatta saldirmayi prensip haline getirmis olan böyle kisilerin okuyuycularinin vatan kavramini kabul etmeleride beklenemez.

Vatan;BAGIMSIZ VE EGEMEN YASAMAYA ALISMIS HER MILLETTE OLDUGU GIBI TÜRK MILLETININ DE EN KUTSAL DEGERLERI ARASINDA YER ALIR.

Özgürlük,bagimsizlik ve onurunu vatan duygusu anlamli kilar.Vatan duygusunu kaybetmis toplumlarin kaybedecegi baska degerleri yok demektir.Yabanci tasallutuna,yabanci ölcütüne,yabanci cikarina karsi koymanin,direnmenin kaynaginda da vatan kavrami vardir.Vatan duygusu olmayan insanlar,millet degil yigin olarak adlandirilir.Vatan bilinci, tarih ya da millet yaratmanin ilk sartidir.Vatan ve milliyet bilincini zayiflatmaya yönelik saldirilar dogrudan dogruya milletlerin bagimsizlik ve egemenlik iradelerini kirmaya yöneliktir.

 

 

saygilarla

Share this post


Link to post
Share on other sites

"Demirel 'e sormuşlardı bir dönem, verdiği cevap enteresandı. "Biz Kürt halkına kötü davranıyoruz da Türk halkına farklı mı davranıyoruz."

"9. Senfoni."

 

 

"Doğuda mı daha çok Kürt var Batıda mı.

 

pkk sekülermi değilmi.

 

Barışmı iyi, düşük yoğunluklu savaşmı.

 

Hamaset kötü bir şey ( milli hisler ve öfke) bunun önüne nasıl geçilir.

 

Türkler ve Kürtler et ve tırnak gibi(dir) der İnsanlar acaba "ET KİM, TIRNAK KİM".

 

Jitem,Hizbullah nedir? kime hizmet etmişlerdir.

 

Bir ,bir peşi sıra öldürülen; Eşref bitlis,Uğur mumcu, Cem ersever,Adnan Kahveci, vs vs (sıralama yanlış olabilir) sebebi nedir.

 

Kısaca.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Milliyetçilik ne kimsenin, ne bizim tekelimizde değildir. Sözcük olarak beğenmeyen ulusalcılık veya yurtseverlik diyebilir. Vatanını seven herkes bu kapsama girer, adını ne koymak istiyorsanız.

Miliyetcilik asla yurtseverlikle bir tutulamaz. Milliytcilik sizin olsun, saolun almayacagiz. Ben yurtsever olmayi tercih ederim, ama asla sizin anladiginiz bicimde olmayan bir bir yurtseverlik, yani icerisinde milliyetciligi (irkciligi) almayan bir yurtseverlik.

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest demirefe

icerisinde milliyetciligi (irkciligi) almayan bir yurtseverlik.

Milliyetçilik sözcüğüyle benim de başım pek hoş değildir aslında. Bu sözcüğün ne içerdiği oldukça tartışmalıdır ve buna dayanılarak çok farklı içerikler enjekte edilebilmekte içine...

 

Bir açıdan bakarsanız millet, din demektir. Milli görüş deyimi bu yoruma dayalı üretilmiştir. Bir açıdan bakarsanız milliyet bir sentezdir, din-ırk sentezi...

 

Ya da dini daha dışarda bırakan ırkçı bir yaklaşımla içi doldurulabilir mi bilmiyorum. İşin özü bu konuda rivayetler muhtelif. Millet yerine ulus ve milliyetçilik yerine ulusalcılık sözcüklerinin türetilmesi bu belirsizlik ve kavramın içinin çok farklı biçimlerde doldurulmaya çalışılmış olmasından kaynaklanıyor. Ben de kişisel olarak bu sözcükleri yeğliyorum. Örneğin hiç kendimi milliyetçi olarak tanımlamadım. Ama milliyetçiyim diyenin bunun içini ne şekilde doldurduğunu anlayıncaya kadar bu tanımı ihtiyatla karşılarım. Hemen veryansına veya övgüye girişmem yani!

 

Önyargılı olmamayı tavsiye ederim. Vatanseverim diyorsanız bu takdire layık bir tanım... Vatanınızı seviyorsanız, bir memeye, emziğe, bala batırılıp çıkarılmış, balın içeriği yurt dışında hazırlanmış da olsa, umuyorum satmazsınızdır...

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest demirefe

Juan Goytisolo

Konunun kaynağının bu isim olduğunu bilmiyordum, öğrenmem faydalı oldu. Bilgilendirme için teşekkürler dostum...

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest demirefe
Kısaca.

Kısa cevap olası değil, çünkü sorular kapsamlı. Ama yani Şenlikoğlu'nun "Gençliğin İmanını Sorularla Çaldılar" tarzı yaklaşım olmasın mümkünse. Bir çok soru sormaktansa, birini ele alıp yanıtlayabilirsek diğerine geçelim. Bu yaklaşıma göre ben en kolay görünen soruyu "kısaca" yanıtlayabilirim:

 

Demirel bence haklı. Davranış iyiyse de, kötüyse de etniğe göre farklılık arzetmiyor.

 

Dolayısıyla buradan ikinci soruya da değinirsek: Birilerinin ne tarafta az veya fazla oldukları önemli değil. Çünkü Türk Ulusu tanımı, etnik bir ayrım içermez. Burada önemli olan, ulusun tanımının etnisiteye değil, tarihsel bir atamaya dayalı olduğu. Bir atamayı çok görerek de bir yere varamayız. Ancak parçalanmaya, yaşanmış acıların intikamı çağrılarına, düşmanlıkların körüklenmesine varırız, başka yere değil.

 

Ama bakın; bu atamayı somutlaştırmaya kalkışan, illa ırk bağlamını dayatmaya çalışanlara birlikte karşı çıkalım, varım...

Share this post


Link to post
Share on other sites

tartışmacı arkadaşlar bir şeyi gözardı ediyorlar ulusalcılık konusunda..

ulusalcı yada milliyetçi olmak soyut bir kavram değildir, olmamalıdır.

hele etnik kimlikle birleştirilmemeli ilişkilendirilmemelidir..bu yapıldığı anda

önce etnik ayrımcılığın,sonra ırkçılığın,nihayet de kafatasçılık ve faşizmin

sınırlarına gelinir..

 

bu konuyu açalım..

47 yaşımda üşenmeyip etnik kimliğimi karıştırdım..

üşenmeyip diyorum çünki hiç önem vermediğim bir konuydu..

insan olmayı ve evrensel ilkeleri daha çok şiar ediniyorum..

sosyalist ilkeleride doğru bulur ve benimserim..inancıma göre

insanlığı mutlu edecek sistem sınıfsız toplumdur.

 

uzatmayalım baba tarafımın anadoluda kalan moğollarla

bağını buldum..ana tarafım oğuz kayı boyu avşarlarından.

yani her iki taraftan asyalıyım.ve gerçekten de gözlerim çekiktir..

sandığınızın aksine de nihal atsızın romanları ile büyüdüm

ilk gençliğimde..kendi özelimi uzatmayayım zamanla benimsediğim

ilke yurtseverliktir..yani bulunduğun toprağı

seveceksin..vatan ı hissedecek ve onu benimseyeceksin..

 

bu duygu yüce bir duygudur,asildir.onu özellikle emperyal

amaçlara karşı sonuna kadar ölene kadar savunacaksın yeri gelince...

ve bunu yaparken de senin mücadelene kim omuz verirse

(etnik köken aramadan)onunla yoldaş olacaksın,gerekirse de onurluca

öeceksin..zaten kuva-i millye ruhu da tam olarak budur,

bu anadolunun yoksul halkı,yani etnisitesi mozaik olmuş bu çarıklı halk,

emperyalist çakalları 40 000 şehid vererek denize dökmüştür.

örneğin 2 milyon insanının kaybına rağmen rus halkı ve kızlıordusu

alman faşizmine karşı topraklarını savunmuş ve faşizmi vatan

topraklarında boğmuştur.

tarih araştırılırsa örnekler çoğaltılabilir.ama özellikle bu iki örneği

vermemin nedeni ortak paydası olan, emperyalist işgale karşı vatan

savunmasıdır..kuvva-i milliye ruhudur..çevirisi de biliyorsunuz

ulusal kuvvetlerdir.

 

ancaaak,

ülkemizde190 civarı aileden oluşan egemen sınıf nasıl ki dini

kullandıysa bu kutsal duyguya da el atmıştır..ve maalesef çok ince

bir çizgiyle namık kemaldeki vatanperverlik, yada sosyalist ilkelerdeki

yurtseverlik kavramlarını etnik köken ile bağını kurarak evrensel bir

kavram olan ulusalcılık ın özü değiştirilerek etnik millliyetçi bir halka

geçirilmiştir..

 

ne amaçla?

çünki ülkenin ulusal zenginliğinin sömürüsüne karşı oluşan toplumsal

muhalefet karşı ek bir kuvvet yaratılmaktadır.

 

nasıl?

bu milliyetçi (artık ulusalcılığı terkediyoruz) kuvvetler için en önemli kavram

bayraktır vatandır namustur(sanki yukardaki yurtseverlik tanımındaki

insanlarda bu değerler yokmuş gibi)o halde diğer güçler, yani çeşitli haklar

isteyen azınlıklar,toplumu reform veya devrim yoluyla değiştirmek isteyen

gruplar(işçiler,öğrenciler memurlar,kısaca emekçi halk kesimleri)a karşı

vatan(!) savunulmalıdır..

dikkat burada vatan sömürü egemenliğini devamlılığı yani iktadarın korunmasına

dönüştü..ayrıca rolleri birileri dağıttı: vatanı çok sevenler ile sevmeyenler belirlendi(!)

hatta vatan hainleri bile(!) hedef olarak gösterildi..

yeri geldiği için söyleyeyim 12 eylül öncesi sosyalist güçler için bunlar vatan haini

bunlara rusyadan her ay para geliyor derdi egemen sınıflar..çoook sonra gizlenen

gerçeği bu gençlik öğrendi ki kurtuluş savaşında bu yoksul türk milletini birtek

rusya desteklemiş..

 

<milliyetçi>lerin egemenlerle birleşip çıkarbirliği amacını anlamak

için bu grubun katıldığı ve katılmadığı eylemlere bakmak yeterlidir.

bu çook <milliyetçi>kesim toplumun yasal ve haklı mücadelerinde

onlara destek amacıyla hiç onların yanında göremezsiniz.

yani örneğin sendikal haklar,çevre kirlenmesinde, emeklilik hakları,

nükleer enerji,kadın hakları, hatta hayvan hakları konularında vs vs

kısaca bireysel ve sivil toplum haklarında bunları bulamazsınız.çünki

onlara göre devlet ulu yüce ve kutsal bir kavramdır ona karşı gelinemez..

dikkat edilirse devlet sorgulanmıyor sadece fetişleştirilerek tabulaştırılıyor..

ama aynı zamanda birşey daha yapılıyor o devletin kendisi yani düzen

korunuyor..işte <milliyetçi> kesimlerin devleti ele geçirmiş egemen

sınıflarla işbirliği bu noktadadır.işte bu amaçla burjuva sınıfı bu kesimleri

hep desteklemiş,onlara devletin <yan kuvveti> rolü verilmiştir..

derin devlet,jitem,kontrgerilla,gladyo gibi adlarla adlandırdığımz egemen

sınıfların pis işleri de bu gruplara taşaron yolu ile verilmiştir..

işi biten bu gruplar(yeşiller,çakıcılar,reisler,drej aliler,kürşat yılmazlar,

sedat pekerler vs vs) yine acımasızca tasfiye edilmişlerdir..

neyse konumuz şimdi bu değil..

 

öze dönersek vatan sevgisinin içini doldurmak gerek,bayrak sevgisinin içini

doldurmak gerek..bu yurt yani vatan sevgisi soyut değil somut olmalıdır.ben

vatanımı çok seviyorum,şehitler ölmez,bayrak namus kavramlarının slogandan

öteye gitmesi gerektir.

 

nasıl?

 

1-ülkeni hiçbir emperyalist ülkeye *********

onların çıkarlarına hizmet etmeyeceksin

2-ülkeni gerektiğinde tüm emperyalist güçlerden koruyacaksın

3-kimsenin kafatasına kökenine etniğine göre değil bu topluma ne verebilmiş

hangi değeri üretmiş bu kriterlere göre değerlendireceksin.

4-ülkendeki tüm etnik ve dinsel azınlık haklarına saygılı olacaksın.

5-bilime toplumsal gelişmeye, üretime ve hakça bölüşüme inanacaksın..

6-devleti putlaştırmayıp gerekirse onu kimlerin ele geçirdiğini sorgulayacaksın.

yani devlet halkın devletimi yoksa elit bir kesimin çıkarlarını mı kolluyor bakacaksın.

işte gerçek ulusalcılık bu ilkelerle anlam kazanır.

 

seversiniz yada sevmezsiniz bu noktayı en iyi şair nazım hikmet anlatmış:

 

VATAN HAİNİ

 

"Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.

Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz, dedi Hikmet.

Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ."

Bir Ankara gazetesinde çıktı bunlar, üç sütun üstüne, kapkara haykıran puntolarla,

bir Ankara gazetesinde, fotoğrafı yanında Amiral Vilyamson'un

66 santimetre karede gülüyor, ağzı kulaklarında, Amerikan amirali

Amerika, bütçemize 120 milyon lira hibe etti, 120 milyon lira.

"Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz, dedi Hikmet

Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ."

 

Evet, vatan hainiyim, siz vatanperverseniz, siz yurtseverseniz, ben yurt

hainiyim, ben vatan hainiyim.

Vatan çiftliklerinizse,

kasalarınızın ve çek defterlerinizin içindekilerse vatan,

vatan, şose boylarında gebermekse açlıktan,

vatan, soğukta ***** titremek ve sıtmadan kıvranmaksa yazın,

fabrikalarınızda al kanımızı içmekse vatan,

vatan tırnaklarıysa ağalarınızın,

vatan, mızraklı ilmühalse, vatan, polis copuysa,

ödeneklerinizse, maaşlarınızsa vatan,

vatan, Amerikan üsleri, Amerikan bombası, Amerikan donanması topuysa,

vatan, kurtulmamaksa kokmuş karanlığımızdan,

ben vatan hainiyim.

Yazın üç sütun üstüne kapkara haykıran puntolarla :

Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ..

 

tartışmacı arkadaşlara saygılar sunarım..

 

 

 

 

Share this post


Link to post
Share on other sites

Türkiyede oluşan,oluşturulan Fransa kökenli (nevi şahsına münhasır)ulusalcılık ve milliyetçiliğin sonu belli ve ortada, kafatası milliyetçiliği,kökenlerimizin sumer mi,yoksa "MU" uygarlığınamı dayandığı (hititler dahil) güneş dil teorisi, gelinen nokta bu memlekete ne gelecekse biz getiririz mantığı.

Günümüzde; bu görüşlere aykırı bir düşünce yapısına sahipseniz "VATAN HAİNİ,ŞERİATÇI," vs vs yaftası hazır ve nazır istersen ağzınla kuş tut ne olursa olsun ittihatçı gelenek İSTEMEZÜK der,hülasa Ülkemiz ve Ülkemizin güzel İnsanları artık Dünya da ve Türkiyede olanın farkında dolayısı ile artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacak,bu demek değildirki Vatanımız tehlikede ve bu görüşleri savunanlar Vatan haini, hiç kimse,hiç kimseye ben bu Ülkeyi senden çok seviyorum geyiğini yapmamalı,yapamaz.

 

Muhabbetle.

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest demirefe

Sayın AED, Sovyetler de emperyalist bir devletti. Türkiye toprakları üzerinde de emelleri olduğu gerçektir, bu emellerine ulaşabilmek için Türkiye'ye para akıttığı da iddia değil, doğrudur.

 

Kurtuluş savaşında Sovyetlerin yardım ettiği doğrudur, bu Atatürk'ün ince zekası ile mümkün olmuştur. Lenin'i, tıpkı Çar'ı devirince bolşevik düzene geçildiği gibi, padişahlık yıkılınca Sovyet sistemine katılacağı yönünde inandırdı. Sovyetler bu beklenti ile yardım etti. Esasen yardımlar Sovyet cumhuriyetlerinden geliyordu, ama merkezi otorite hakkını yemeyelim bu yardımları destekliyordu. Özellikle Galiyev yardımları koordine ediyordu. Sonradan Stalin o zamanki Sovyetlerin bu politikasını şiddetle eleştirmiştir. Özellikle Galiyev'in başını yemiş ve Lenin'i saflık, kandırılmışlıkla itham etmiştir. Bu saflığın ve kandırılmışlığın bedelini Kars, Ardahan toprakları ile boğazlarda denetim hakkı isteyerek ödetmeye çalışmış, fakat ABD'nin açıkça devreye girmesi ile başaramamıştır. Bu durumda biz iki süper güç arasında sıkışma durumu ve çelişkisi yaşadık, ama zaten Anadolu tarihte hep bu konum ile yüzleşmiştir. Jeopolitik böyle...

 

Hatta sadece Sovyetler değil, bir çok Türk de bu düşünce ve beklentideydi. Ama Atatürk Batı tarzı bir cumhuriyet hedefliyordu. Sovyet emperyalizminin sona ereceğini de öngörmüştü. Atatürk Fransız devrimi ile başlayan laik demokratik cumhuriyet modelini benimsemiştir. Bunda da çok isabet etmiştir...

Share this post


Link to post
Share on other sites

Neden carpitmadan yaklasmiyorsunuz konulara,yani kökenimiz Sümerlere veya Mu'ya dayaniyor tartismalari sizce neden kafatascilik oluyor.Sizler 1400 yil önce kurulmus olan Islamiyeti incelerken seriatci veya kökten dinci olmuyorsunuzda kökenini arastiriyor diye insanlar neden kafatasci oluyorlar.Siz hala 1400 yil öncesini yasamak icin devletle sistemle kavga ederken neden birileri kökenini arastirmasin?Bu nasil bir yaklasimdir.

Neymis eskisi gibi olmayacak olan?Bir slogan gibi almissiniz agziniza 'HERSEY ESKISI GIBI OLMAYACAK'diyorsunuz.Nedir olmayacak olan,yani AB'nin kapisinda ....dolasmak sizce cokmu gurur vericidir.ABD'nin emireri olmak sizce daha mi modern.Yoksa Fetulahin CIA tarafindan Türkiye'de ki olasi bir rejim degisikliginde halife olarak basa getirilmesimidir özleminiz ki'hicbirsey eskisi gibi olmayacak diye Erdogan vari gündem olusturuyorsunuz'Tabii ki hicbirsey ayni kalmaz,zaman bile degisiyor ve herkes bu degisime ayak uydurmak zorundadir.Ama eger Vatan demek sizce gerikalmislik ise kusura bakmayin bence 1400 yil öncesinde kalmis olanlar daha gerikalmistir.Hala Osmanli hayalleri ile yasayanlarin oldugu ülkemizde kökenini arastirmak bence kafatascilik degil ne oldugunu bilme calismasidir.Osmanli neydi acaba?

 

 

saygilarla

Share this post


Link to post
Share on other sites

 

Sovyet emperyalizminin sona ereceğini de öngörmüştü..

 

Atatürk; bu öngörüyü nerede yapmış.

Yani; belgesi varmı,mesela "NUTUK" gibi. (söylev değil)

Share this post


Link to post
Share on other sites

Sayın AED, Sovyetler de emperyalist bir devletti. Türkiye toprakları üzerinde de emelleri olduğu gerçektir, bu emellerine ulaşabilmek için Türkiye'ye para akıttığı da iddia değil, doğrudur.

 

Kurtuluş savaşında Sovyetlerin yardım ettiği doğrudur, bu Atatürk'ün ince zekası ile mümkün olmuştur. Lenin'i, tıpkı Çar'ı devirince bolşevik düzene geçildiği gibi, padişahlık yıkılınca Sovyet sistemine katılacağı yönünde inandırdı. Sovyetler bu beklenti ile yardım etti. Esasen yardımlar Sovyet cumhuriyetlerinden geliyordu, ama merkezi otorite hakkını yemeyelim bu yardımları destekliyordu. Özellikle Galiyev yardımları koordine ediyordu. Sonradan Stalin o zamanki Sovyetlerin bu politikasını şiddetle eleştirmiştir. Özellikle Galiyev'in başını yemiş ve Lenin'i saflık, kandırılmışlıkla itham etmiştir. Bu saflığın ve kandırılmışlığın bedelini Kars, Ardahan toprakları ile boğazlarda denetim hakkı isteyerek ödetmeye çalışmış, fakat ABD'nin açıkça devreye girmesi ile başaramamıştır. Bu durumda biz iki süper güç arasında sıkışma durumu ve çelişkisi yaşadık, ama zaten Anadolu tarihte hep bu konum ile yüzleşmiştir. Jeopolitik böyle...

 

Hatta sadece Sovyetler değil, bir çok Türk de bu düşünce ve beklentideydi. Ama Atatürk Batı tarzı bir cumhuriyet hedefliyordu. Sovyet emperyalizminin sona ereceğini de öngörmüştü. Atatürk Fransız devrimi ile başlayan laik demokratik cumhuriyet modelini benimsemiştir. Bunda da çok isabet etmiştir...

 

sevgili @demirefe,

 

benim yazımın konusu dersim katliamı...anabaşlığı altında ulusalcılık,milliyetçilik,

kavramlarına katkı yapmak ve etnik milliyetçiliğin nasıl ve kimlerin aracı olduğunu

belirtmektir..çünki özü yurtseverlik olan bir kavram çeşitli terminolojilerden

geçirildikten sonra <budun dernekleri>ndeki kafatasçı anlamlara kadar getirilmiştir.

 

benim nerdeyse iki sayfa tutan yazımın sadece rusya kurtuluş

savaşında ülkemize yardım etmiştir cümlesi üzerine bir cevap vermişsiniz.

yinede size cevap vereyim..ama konuyu başka alanlara çekmek bu topicte

uygun değil..isterseniz açarsınız turk sovyet ilişkileri gibi bir konu ordan devam edilebilir.

 

bu yardımda mutabık olduğumuza göre,merkezin yada galiyevin arasındaki sorunlar,

yada mustafa kemalin kandırması olayin detay içeriğidir..kimin kim kandırdığı yada

hangi ülkenin gerçek emperyalist olduğunu tarih belirler..ama sovyetlerin emperyalizmi

konusu ciddi bir konudur.bunu tartışmak isterim..şimdilik diyeceğim şudur:

 

II.dünya savaşı sonrası ABD nin başını çektiği kapitalist sistem ile sovyet rusyanın

başını çektiği sosyalist sistem her arenada kapışmışlardır.sporda,uzayda,

bölgesel hükümranlıkta,nülkleer enerjide vs vs..bu dönemi ben kitaplardan

okumadım,yaşadım..

 

sovyetler dünyanın bölgesel paylaşımında yayılmacı bir politika güttüğü doğrudur.

ama bunu ekonomik olarak emperyalizmin kıstasları olan; bir artı değerin üretilmesi,

bu yolla bir sermaye birikimi, sonrada bu sermaye dış ülkelere ihraç edilmesi

yolu ile diğer ülkelere sermaye transferi ile orada bir komprador sınıf yaratıp

sömürgeleştirme yolundan farklı olmuştur.örneğin afganistan işgali veya

doğu avrupa ülkelerinin baskıyla hükümranlığa alınması,yine polonyanın askeri

baskı altında tutulması,<karşıya kaptırmama>

anlayşının bir sonucu olup,tüm yayılmacı politikalar bölgesel hükümranlığı

genişletmek amacıyla olmuştur.sermaye transferi yoluyla değil..

zaten bu yol ABD nin bıraktığı tek yoldu o zamanki şartlarda..aynı ABD natoda

türk askerini rusyaya karşı kalkan olarak kullanmıştır.

bu emperyalizm olarak adlandırılıyorsa evet sovyetler emperyalisttir.

ama sermaye ihracı olmadığına göre bölgesel yayılmacılık terimi(kamplar savaşında)

daha doğru olur.ayrıca rusyanın o dönemde para akıttığını da savlıyorsunuz,

bildiğiniz bir şey varsa paylaşın..böyle belgeler görmek beni mutlu eder..

ben çocukluğumda ABD yardımı süttozu çok yedim tadını da hiç unutamam.

 

türkiyenin üzerinde bırakın rusyayı her ülkenin hesabı vardır..ancaak,bu türk burjuvazisini

haklı çıkarmaz çünki bizde ırak savaşından bir koyup beş almaya,musul kerkükleri tekrar gündeme

getirmeye az da uğraşmadık..yada tarihe bakacak olursak viyana kapılarına tatil olsun diye gidilmedi.

çeçenler açıktan boşyere desteklenmedi..1984 bulgar zulmu döneminde ordaki aznlık türk kesimi

el altından boşa desteklenmedi..yani kısaca tarihte çıkarlar ve güç konuşmuştur..

bunun da rusyası türkiyesi olmamıştır..bunu için de her ülke kendi tarihini yazmıştır..

 

Share this post


Link to post
Share on other sites

Milliyetçilik sözcüğüyle benim de başım pek hoş değildir aslında. Bu sözcüğün ne içerdiği oldukça tartışmalıdır ve buna dayanılarak çok farklı içerikler enjekte edilebilmekte içine...

 

Bir açıdan bakarsanız millet, din demektir. Milli görüş deyimi bu yoruma dayalı üretilmiştir. Bir açıdan bakarsanız milliyet bir sentezdir, din-ırk sentezi...

 

Ya da dini daha dışarda bırakan ırkçı bir yaklaşımla içi doldurulabilir mi bilmiyorum. İşin özü bu konuda rivayetler muhtelif. Millet yerine ulus ve milliyetçilik yerine ulusalcılık sözcüklerinin türetilmesi bu belirsizlik ve kavramın içinin çok farklı biçimlerde doldurulmaya çalışılmış olmasından kaynaklanıyor. Ben de kişisel olarak bu sözcükleri yeğliyorum. Örneğin hiç kendimi milliyetçi olarak tanımlamadım. Ama milliyetçiyim diyenin bunun içini ne şekilde doldurduğunu anlayıncaya kadar bu tanımı ihtiyatla karşılarım. Hemen veryansına veya övgüye girişmem yani!

 

Önyargılı olmamayı tavsiye ederim. Vatanseverim diyorsanız bu takdire layık bir tanım... Vatanınızı seviyorsanız, bir memeye, emziğe, bala batırılıp çıkarılmış, balın içeriği yurt dışında hazırlanmış da olsa, umuyorum satmazsınızdır...

Sayin demirefe, bilirsiniz bir tabir vardir "Amerika'yi yeniden kesf etmemize gerek yok diye". Aynen o acidan baktigimiz zaman Milliyetciligin dünya insanlari arasindaki anlami biliniyor. Bu isim altinda milyonlarca insan gecmiste ve hatta günümüzde iskenceler, horlanmalar ve katliamlar yasadi ve yasiyorlarda. Yani icerigi positif icermeyen bir sözcük. Kimileri bunu iyi göstermek icin Atatürk'ü kendilerine kalkan yaparlar, kimileri "vatan , millet, sakarya" cümlesini kalkan yaparlar, kimileride yok efendim bizim milliyetciligimiz irkcilik icermez ama mesela Alman'larinki iceriir derler, yani celiskili savunmalar.

 

Ben her seyden önce insana deger veririm. Insan olamadan vatan sahibi olmak hic bir ise yaramaz. Ben kenidimi size ifade etmeye calistim. Ülkemdeki yanlisliklara, esitsizliklere, irkci ve asimilasyon politikalarina karsi gelmek eger vatani satmak oluyorsa varsin olayim diyorum. 85 yildir bizleri yönetenler dar bir görüs icerisine alip bizleri bu hala getirdiler. Bakin Osmanli döneminde yapilan isgalleri (fetihleri) dahi bizlere hala iyi göstermeye calisiyorlar. Komsularla ve diger Avrupa ülkelerinin bir kismiyla olan sikintilarimiz 600 yil Osmanlinin bölgede aynen günümüzde ABD'nin yaptigini yapms olmasindandir. Bizler hala Avrupalilari kilicin önünde titrettigimizle övünürüz ve bunuda anlatirken seffah oldugumuzu söylemeyi unutmayiz.

 

"Türkün Türkten baska dostu olmaz" söylemlerimizde aynen kendi yapmis oldugumuz baski ve sömürü siyasetinden kaynaklaniyor. 600 yil insanlari kilic zoruyla baski altinda tutarsan, onlardan vergi toplarsan herhalde senin onlara yaptiklarini unutmazlar. Birde üstelik gecmiste yaptiklarimizla halaa övünürsek baska bir sey olmaz.

 

Ben dirimki benim bildigim hic bir Yurtsever ülkesini satmak gibi bir düsünceye sahip degil. Bunu iddaa edenler belli. Irkci ve fasizan düsünceye sahip olanlar, ülkede özgürlüge ve esit vatandasliga karsi gelenler. Bu 1980 önceside ayniydi günümüzde de. Sadece konjuktur dgisti ve hedefleri farkli oldu. 1980 öncesi ön pilana vatanhaini olarak Kürt'ler degil sol ve CHP ve hatta Alevi vatandaslarimiz geliyordu, simdi ise konjukture göre Kürt vatandaslarimizhedef ouyor. Yarin belkide sen olabilirsin.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Tabii ki esitsizlige,irkciliga ve asimilasyona karsi gelmek vatan hainligi degildir,ama olmayan seyleri var diye iddia etmektir vatan hainligi.

Türkiye Cumhuriyeti anayasasi dogusundan batisina,kuzeyinden güneyine ülke sinirlari icersinde TC kimligi tasiyan herkese ayni haklari tanimistir.Eger bilmiyorsaniz acip anayasayi okuyun,bilmemek ayip degildir.Yanlis politikalarin yaratmis oldugu birtakim sorunlari esitsizlik diye tanimlamak ise tamamen art niyettir.Irkcilik diye bir olgu yoktur Türkiye'de.Türk ulusu Irkci olamaz cünkü Türk ulusunun atalari,geldikleri yerler bellidir.Ata ihityaclari yoktur.Ancak ata ihitiyaci duyanlar irkcilik yaparlar.Bakin Tarihte Türklerin kurmus oldugu onca devlet ve impratorluklar vardir,bunlarin hicbirisi birbiriyle birlesmek geregini duymamistir.Bu bile Türklerin irkci olmadigini ispatlar.Türklere irkci diyenleride ben art niyetli olarak tanimliyorum.Asimilasyon kavrami bilen ve bilmeyenin kullandigi bir kavramdir yani agzi olan konusur hesabi.Türkiye'de hicbir etnik toplum asimile edilmemistir belki böyle bir siyaset güdenler vardi ama bu siyaset gerceklesmemistir.Türkiye'de hangi etnik köken olursa olsun korkmadan cekinmeden kim oldugunu söylemis ve söylemektedir,gercekleri bu kadar carpitmakta bence art niyettir.

 

 

saygilarla

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest demirefe

Politika dostum, öncelikle sözlerinin altına imzamı atmak isterim. :clover: Ekleyecek bir söz bulamıyorum, ortaya koyduğun belirlemelere sonuna kadar katılıyorum.

 

Bir de bazı konularda benden kaynak isteniyor. İlk olarak Atatürk’ün Sovyetlerin dağılacağını öngörmesi. Bu bilindik bir konudur. Atatürk Sovyetlerle olan tüm ilişkilerinde bu öngörüsüne göre hareket etmiş, yani yanlış ata oynamamıştır. Yani böyle bir şey söylediği kayıtlara geçmemişse bile, (bunu bilmiyorum) davranışları bu öngörüsünün kanıtıdır. Kaldı ki bu öngörüsü doğrultusunda, o zaman Sovyet egemenliğinde bulunan Türk cumhuriyetleri ile ilişkilerin koparılmaması gerektiğini, ilerde bağımsız olacaklarını söylediği anlatılıyor. Böyle düşünmesi de zaten ideolojik yapısının gereği, farklı düşünmüş olamaz. Büyük taarruz hazırlığı yaparken, Yunanlıları yanıltmak için Bakü’de olduğu izlenimi verdi ve Azeri dostlarımız da bu izlenimi yaratmak için her türlü bahaneyi kullandılar. Sonuçta Yunanlılar Atatürk’ün Bakü’de olduğundan emin oldular ve taarruz beklemiyorlardı. Tabii ki Atatürk Bakü’de filan değildi, Büyük Taarruzun son hazırlıkları için cephedeydi. Türk ordusu tarihin en büyük destanlarından birini yazmak, İngiliz gözlemcilerin “Türkler bu istihkamları altı ayda değil, altı yılda aşamazlar” dediği mevzileri uçarcasına geçmek üzereydi. Yani Atatürk’ün tüm yaptıkları, görüşünün bu yönde olduğunu destekler. Sovyetler’e prim verir görünüp sırtını döndüğünün en iyi kanıtı ise, Moskova’da eğitim görüp Türkiye’de komünist partisi kurma çalışmaları için gelen Mustafa Suphi ve arkadaşlarının hiç destek görmeyip kötü bir akibete uğramalarıdır.

 

Sovyetlerin 12 Eylül öncesi Türkiye’yi Varşova Paktına katmak için çok miktarda para akıttığını ise KGB resmi arşivleri kanıtlamıştır. Böyle şeyler alenen açıklanmaz. Ama bu yönde belgeler olduğu haberleri yayılmıştır. Bunun gerçek olduğunu yine konjonktür açıklar. Yani bu iddia konjonktüre birebir uyumludur. Rusya için en hayati konum, boğazların konumudur. Sovyetler gibi tüm dünyaya oynayan bir imparatorluğun, en fazla Varşova Paktına katmak isteyeceği ülkenin Türkiye olmasından ve bu uğurda elinden geleni yapmasından doğal bir şey olamaz.

 

Evet Sovyetler Stalin zamanında alamadığı boğazlar denetimi hakkını almak için Türkiye’ye oluk oluk para akıtmış, Türkiye’yi istikrarsızlaştırmak ve bir iç savaşa sürükleyip bu bahane ile müdahalede bulunmak için elinden geleni yapmıştır. Çünkü Afganistan’a bu bahane ile, kardeş kavgasını önleme bahanesi ile girmiştir. Bu, söylediğimin kafadan uydurmasyon olmadığının bir diğer kanıtıdır.

 

Yani konjonktüre, jeopolitiğe bakın, çok şey görürüsünüz.

 

Ben Atatürk’ten başka lider tanımam. Hayatta lider bildiğim, ilkelerine ölesiye bağlı kaldığım ve ölünceye kadar bağlı kalacağım tek lider odur…

Share this post


Link to post
Share on other sites

 

Evet Sovyetler Stalin zamanında alamadığı boğazlar denetimi hakkını almak için Türkiye’ye oluk oluk para akıtmış, Türkiye’yi istikrarsızlaştırmak ve bir iç savaşa sürükleyip bu bahane ile müdahalede bulunmak için elinden geleni yapmıştır. Çünkü Afganistan’a bu bahane ile, kardeş kavgasını önleme bahanesi ile girmiştir. Bu, söylediğimin kafadan uydurmasyon olmadığının bir diğer kanıtıdır.

 

Simdi benim anlamadigim, bir taraftan eski sovyetlerbirliginin Türkiye'ye "oluk oluk para akittigi" idda edilirken diger taraftanda benzeri oluk oluk paralarin ABD ve bati ülkelerinde geldigini idda edenlerde var. Mademki bir tarftan Sovyetler diger tarftan ABD ve diger batili ülkeler ülkemize oluk oluk para aktardilarsa nerede bu paralar yaaa? Bahsettigimiz dönemlere baktigimizda Türkiye bir cok alanda cok fakirdi. Öyle paralardan bahsediliyorki aslinda Türkiye'ni neredeyse dünyanin en zengin ülkesi olmasi gerekirdi.

 

Rusya ve basta ABD olmak üzere tüm batili ülkeler ve yandaslarinin 85 yildir islerini güclerini birakip yegane amaclarinin Türkiye'yi bölüp parcalamak oldugunu "biliyoruz". Daha dogrusu bu hikayeyi cok iyi biliyoruz. Ya artik su milleti korku ile yönetmekten vazgecelim desem. Onlar böylek istiyorlarsa bizde ic barisimizi saglayalim, tüm vatandaslarimizi kucaklayalim ve oyunlarini bosa cikartalim. Önümüze geleni vatanhaini ve bölücü diyerek dislayarak ve fisleyerek bahsettigimiz ülkelerin ekmegine yag sürmrüyoruz. Yani ülkeyi bölmeye calisan bizden abskasi degil. Biraz aynaya bakarak konussak derim.

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest demirefe

benim bildigim hic bir Yurtsever ülkesini satmak gibi bir düsünceye sahip degil.

O halde bir kadın memesine veya bi biskreme vatanı satanların yurtsever olmadıklarını onaylıyorsunuz. Peki neler o halde? Neseverdirler?

Share this post


Link to post
Share on other sites

Sayin Demirefe,Atatürk'ün Sovyetler'le ilgili öngörüleri oldugunu bende duydum,ne var ki herhangi bir belgeye sahip degilim ama eminim ki bu konu ile ilgili yazili kayitlar mevcuttur.Atatürk'ün Hitler'le ilgili öngörüleri oldugu konusunda Ali Bektan'in 'ATATÜRK'ÜN KEHANETLERI'isimli eserinde yeterli bilgi vardir.Belki ayni eserde Sovyetler'le ilgili bilgiler de olabilir.Atatürk 2.Dünya savasinin Hitler nedeniyle cikacagini 1932 yilinda söylemistir.

Türkiye,cok cetin dönemeclerden gecerek bugünlere gelmis ama Türkiye'nin düsmanlari Türkiye'ye karsi sinsi calismalarina hep devam etmis ve etmektedir.1970'li yillarin sonlarina dogru ülkede devrimcilik modasina uymus birtakim cevrelerin Sovyetler'le siyasi iliskileri bilinmektedir.Bunlarin icersinde Kürtcüler ön planda gelir.Sovyet parasi ile karinlarini doyurup Türkiye'nin milli bütünlügüne karsi calistiklari bilinen gerceklerdir.O günlerde,Marksistler,Maocu'lar ve daha birtakim adlar altinda ülkede bir komünizm ihtilali yapmak icin calisanlar vardi,1980 darbesi ile bunlar yeraltina inmis ama günümüzde yine yavas yavas gün isigina cikmaya ve yine demokrasi havarisi gibi ortalikta anarsi yaratmaya baslamislardir.Karsilarinda dünkü gibi ülkücüler olmadigi icin meydani bos bulmus olduklarindan simdi onlara karsi olan her kisiye her kesime fasistler,irkcilar diye saldirmaya baslamislardir.Onlarin misyonlarinin icersinde ülkesini savunan herkese her kesime fasist,irkci damgasi vurmak vardir.Egiticilerinin ise kim oldugu herkesce malumdur,ismine gerek yok.

Dersim'de yasananlar üzerinden ajitasyon yapanlar Türkiye'nin birlik ve bütünlügüne hep karsi olan kesimlerdir.Onlar zaten kendilerini ifsa etmislerdir.

 

 

saygilarla

Share this post


Link to post
Share on other sites

Kısa cevap olası değil, çünkü sorular kapsamlı. Ama yani Şenlikoğlu'nun "Gençliğin İmanını Sorularla Çaldılar" tarzı yaklaşım olmasın mümkünse. Bir çok soru sormaktansa, birini ele alıp yanıtlayabilirsek diğerine geçelim. Bu yaklaşıma göre ben en kolay görünen soruyu "kısaca" yanıtlayabilirim:

 

Demirel bence haklı. Davranış iyiyse de, kötüyse de etniğe göre farklılık arzetmiyor.

 

Dolayısıyla buradan ikinci soruya da değinirsek: Birilerinin ne tarafta az veya fazla oldukları önemli değil. Çünkü Türk Ulusu tanımı, etnik bir ayrım içermez. Burada önemli olan, ulusun tanımının etnisiteye değil, tarihsel bir atamaya dayalı olduğu. Bir atamayı çok görerek de bir yere varamayız. Ancak parçalanmaya, yaşanmış acıların intikamı çağrılarına, düşmanlıkların körüklenmesine varırız, başka yere değil.

 

Ama bakın; bu atamayı somutlaştırmaya kalkışan, illa ırk bağlamını dayatmaya çalışanlara birlikte karşı çıkalım, varım...

O halde bir kadın memesine veya bi biskreme vatanı satanların yurtsever olmadıklarını onaylıyorsunuz. Peki neler o halde? Neseverdirler?

 

Sorun kapsamlı doğru,onun için sordum.. Gençliğin imanını çaldılar (Emine Şenlikoğlu) beni bağlamaz ve; böyle atraksiyonlara girmem.

Demirel haklı ise "HAKSIZ" olan kim! yani; ciğer iki kilo,kedi iki kilo,peki ciğeri kim yedi. Türk ulusu etnik ayrım içermez doğru,etnik ayrımcılık yapan varmı,var onlar kim? tarihsel bir atamayla oluşan Fransız tipi ulusalcılık "FOS" çıktı, bu ortada ve bu kadar acıları yaşamış bir Milletin evveliyatında "ACISIZ" bir dönem var,ve; bu devirleri niye görmezden gelip,köken aradık (Sumer,Hitit,Güneş dil teorisi,Mu) değilmi.Tamam,zaten sorun bu "TARİHSEL ATAMAYI SOMUTLAŞTIRMA" yapılanması Irkçılık hakkındaki düşüncenle hemfikirim.

 

 

Bende merak ettim nerede bu "VATANSEVER OLMAYANLAR" kimdir bunlar? varmı,var neredeler.

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest demirefe

ülkemize oluk oluk para aktardilarsa nerede bu paralar

Hazıra dağ dayanmaz! Ata sözü deyip geçmeyin, çok gerçek gizlidir içlerinde. Marshall yardımları nereye gitti? Hazır paranın kaçacağı karadelikler kıyamet gibi, yutar da izi tozu bile kalmaz.

 

Bölünme diye bir şeyin olmayacağını çok kere söyledim. Başbuğ da çok güzel ifade etti. Sorun, kısır çekişmelerin bize zaman ve enerji yitirtmesi.

 

Ayrıca bir şeyi öyle çok garantide de göremeyiz. Yugoslavya da parçalanacağına inanmıyormuştur. Kimse inanmak istemez. Bunun korkuyla alakası yok. Korkunun ecele faydası olmaz. :) Önlem, akıldır... ;)

 

Yok yani Türkiye'nin jeopolitiğinin son derece önemli ve stratejik olduğunu dünya alem biliyor, bunun kendini dünyanın merkezi zannetmekle, komplo teorisiyle, korku ile yönetmekle filan ilgisi yok. Başkası gözüyle de baksanız, uzaydan Marslı teleskopuyla da baksanız bu jeopolitik aynı stratejik önemdedir. Bu konumun başıboş, kendi halinde bırakılması diye bir şey söz konusu bile olamaz.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Join the conversation

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.
Note: Your post will require moderator approval before it will be visible.

Guest
Reply to this topic...

×   Pasted as rich text.   Paste as plain text instead

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Sign in to follow this  

×
×
  • Create New...

Important Information

By using this site, you agree to our Terms of Use.