İçeriğe atla
View in the app

A better way to browse. Learn more.

Tartışma ve Paylaşımların Merkezi - Türkçe Forum - Turkish Forum / Board / Blog

Ana ekranınızda anlık bildirimler, rozetler ve daha fazlasıyla tam ekran uygulama.

To install this app on iOS and iPadOS
  1. Tap the Share icon in Safari
  2. Scroll the menu and tap Add to Home Screen.
  3. Tap Add in the top-right corner.
To install this app on Android
  1. Tap the 3-dot menu (⋮) in the top-right corner of the browser.
  2. Tap Add to Home screen or Install app.
  3. Confirm by tapping Install.

bozan

Φ Üyeler
  • Katılım

  • Son Ziyaret

bozan tarafından postalanan herşey

  1. bozan şunu cevapladı bir başlıkta ileti içinde Türk Tarihi
    yaNİ ŞİMDİ BU KONU İLE İLGİLİ YAZI YAZMAYALIM DEDİK AMA BU NE ALLAH AŞKINA YA EFETALİT 'Osmanlılar için Türk'ün sözlük anlamı idrak-ı bilhak(anlayış yoksunu,cahil)di.' ŞİMDİ BU İDRAK-I BİLHAKKI NEREDEN BULDUN BUNUN ANLAMI NE . MADEM TARİH OKUMAMIŞSINIZ SÖZLÜKTE Mİ KARIŞTIRMADINIZ ? ŞİMDİ BÖYLE BİR YAZIYI BU TEMELE OTURTUYORSUNUZ YA BEN NE DİYEYİM. YAZIK ÇOK YAZIK. İŞTE DURUM ORTADA DAHA NE DİYELİM. SEVGİYLE KAL.
  2. Neden Türklere bir peygamber gönderilmedi ? Yukarıda da bazı arkadaşların ilave ettiği gibi bunu gerçekten tam olarak bilmiyoruz. Ancak yorum yapabiliriz. Öyleyse yapalım. Tarih açısından böyle bir bilgiye sahip değiliz. Bazı Tarihçiler afaki olarak Moutun'a ( önce yanlış olarak mete okunan Baktur = bahadır ) böyle bir misyon yüklemek istemişlerdi. Lakin bu hususta elimizde yakin bir delil yok. Öncelikle bunu kabul edelim. Türklerin dini üzerine şimdiye kadar pek çok yerli ve yabancı bilim adamı eser hazırladı ; J.P Roux, Abdulkadir İnan, Bahattin Ögel vs. Bu çalışmaların kaynaklarının oldukça kısıtlı olduğunu da kabul edelim. Çünki Türklerin kendilerini kendilerinin anlattığı belgeler en erken 700'ler den başlıyor. Öncesi Çin vakanüvislerinin karışık ve bulanık ifadelerinin Sinologlar tarafından çözümlenebilme gayretinden öteye geçmiyor. Büyük kısmı çözümlenmiştir. İşte bu vakanüvislerin anlattığı ve Türklerin kendi yazımlarının içeriği bize bir peygamber, elçi, rasul ya da nebi anlamında bir bilgi vermiyor. Bilakis, peygambersiz bir dini vaz ediyor. Bugün Türklerin dini ile ilgili hangi bilimli kaynağı tarasak karşımıza aynı kısıtlı malzeme çıkıyor ; bir dağa gidip kurban keserlerdi, yılın belli bir gününde ; Çin kaynaklarından alınma klasikleşmiş bir bilgi. Sonra Orhon yazıtlarında geçen Yir Sub ( yer su ) tanrıları. bir de yazıtlarda geçen Umay Tanrıçası. ( bu Tanrıçanın çözümlemesi ise şimdide Kullanılan Umacı kavramı ile yapılmıştı. ) Yine kaynaklarda geçen küçük totemlerin uğurlu sayıldığını biliyoruz. Orta dönem kaynaklarında da yine Türkler için şaşılacak ya da sevinçli bir olayla karşılaştıklarında göğe bakarak Bir TAnrı dediklerini biliyoruz. Artık burada din rafine olmuştur. elbette Türkler daha erken dönemlerinde budizm, mani gibi dinlerle içli dışlı olmuşlardır. daha 700'ler de Tunyukuk buna isyan etmiştir. hem de hükümdara karşı gelmek uğruna, yazıtın da mevcuttur. Peki şimdi, yaşayan Türkler de eski dini koruyan milletler yok mudur ? vardır ? mamafih saf halde kalmamıştır. Biz bir yazımızda Tanrı Ülgenin Aslında bir fars Tanrısı olan Hürmüzün Türklere intikali olduğunu göstermiştik. zaten Türk destanları Maaday kara olsun, manas olsun iyi incelendiğinde bu açık olarak belirmekte. Elbette yine bugün Yakutlarda olsun Moğolllarda olsun eski Türk inancını devam ettiren boylar mevcuttur lakin bunlar maalesef bize olduğu gibi eski Türk inancını anlatamayacak kadar muharreftir. Gelelim islam inancına göre hadisenin çözümüne . aslında islam dini vaizlerine göre sorun o kadar karmaşık değil, bazen biz çok karıştırıyoruz. ve likülli gavmin hâd ( her kavmin bir yol göstericisi vardır.) bu yol gösterici tabiki yalnızca bir insan, peygamber olmayabilir, çünki pekala bir kitap da yol göstericidir. mamafih İslam da nebiler bu adı geçen Kuran'da mevcut peygamberler öncelikle bir silsiledir. Hepsi aynı soydan gelir birbirleri ile akrabalardır. İslam peygamberinin büyük atası İsmaildir. ( bu Kuran da böyle sunulduğu gibi bunu Peygamber de bizzat böyle sunmuştur. ). İsmail İbrahimin oğludur. ( islamlara göre Büyük oğlu ( yalnız bunu böyle düşünmeyenler de vardır Hamidullah ( allah rahmet etsin aramızdan ayrıldı ) gibi çok da haksız sayılmaz), Yahudilere göre ise Büyük oğul İshaktır. işte İbrahimin oğlu İshak İbranilerin atası kabul edilmişken İsmail de Arapların atası sayılagelmiştir. bu nebiler bir silsileden ibarettir. Kuranda da birbirlerinin bir devamı ve akrabası olarak görülürler. Yakup, oğlu yusuf onun kayınbabası Şuayp gibi. Hz Muhammedin Türklüğüne gelince bunu daha önce de yazmıştım burada bir yerde. tekrar etmeyeceğim ama şunu belirtmek isterim. peygamberin ne kendisinden ne de yakın çevresinden bize Türkçe hiçbir ibare kalmamıştır. Peygamber Araptı. Arapçayı en fasih en beliğ en mükemmel konuşup Arap dilinin en güzel örnekleri ile dolu sözler bırakmıştır bizlere. Şimdi buradan Peygambere olan sevgisinden ötürü onu kendi kavminden görmeye çalışan namık abi olsun diğer abilerimiz olsun yazdı8kları kitapları referans olarak alamayız, makbul değildir. hani moda tabirli bilimli değildir. Lakin isteyen böyle kabul edebilir. mamafih biz onu böyle çok seviyoruz YAni Arap olarak. gelelim Zülkarneyn'e. Zü'l karneyn ; yani tam olarak çevirirsek çift boynuzlu. bu zatı Kuranı kerim büyük ve önemli bir kişi olarak ifade ettiğine göre bu kişi hem cinsine düşkün Makedonyalı İskender olamaz. Assur kaynaklarında geçen bir kitabedeki Çift boynuzlu ( bu arada boyn+ z = çift boynuz bu da Türk dilindeki ender ikillerden biri ) kralın resmi üzerine yapılan bazı yorumlarda bu kişinin zülkarneyn olabileceği söylenmektedir. ben de yaptığım kitabe incelemesinin ardından bu kanaate varmıştım. buna göre bu kişi de bir mezopotamya kralı idi. görüldüğü gibi Zülkarneynin de tarihi kişiliği karışıktır daha da doğrusu tarihi şimdilik yoktur. böyle müphem tarihli bir kimseyi afaken Türk yapmak ne kadar insaflı bir yorum olur ? Son olarak da soruya yanıt verelim ; Türkler'e neden bir peygamber gelmemiştir. bana Göre gelmediğini varsaymak hem de Araplar çılgındı, yahudiler azgın onlara gelir bize gelmez demek herşeyden önce insaf sınırlarını aşan duygu dolu cümlelerdir. Bir defa Nebi, Rasul, Mürsel bunları ayırt etmek gerekir. bana göre Türklere Kitaplı bir rasul gelmediği ortadadır. Çünki kitap mühimdir, sayısı bellidir, İslam kaynakları olsun, tevrat olsun sayıyı bildirmiştir. Yalnızca elçi anlamında bir uyarıcının ise gelmiş olabileceğini varsaymanın daha mantıklı olduğunu düşünüyorum. sevgiyle kal.
  3. özür dilerim ben yanıt vereyim gerginlik olmasın. benzerlikleri vardır bana göre . sevgiyle kal dostum.
  4. işte sevgili dostum. burada bir duralım farklı görüşleri de yazmak için. Tek tanrılı dinlerin iddiası da bu noktada başlıyor. Tarihte ne kadar önceye gidersek gidelim Tanrılar panteonlarında hep bir baş tanrı vardır diyorlar. yani önce tek tanrı inancı vardı, bu zamanla senin de saydığın kimi nedenlerle çok tanrıya inkılap oldu. ve bu yüzden de elçiler gönderilmeye devam edildi. bu da bir yorum. bizim bu konuda kesin bir hakikat belirlememiz çok zor. sevgiyle kal.
  5. farkında olmdan mı ? iyi de ben de zaten bütün dinlerin tek bir dinden neşet ettiğini iddia ediyorum. burada senin sorunun ne onu anlamadım. ikinci olarak tahmin dediğim hadisede iddialıyım senin internette oku dediğin kazıların bir kısmında bulundum. O arkeolojik bulguların da önemli bir kısmını okudum. çoğu İstanbuldadır, merak edersen Gülhanenin yanında durur. Ben gayet farkında olarak hiçbir zorlamaya maruz kalmadan kendi isteğimle ve hala dinlerin tek bir kaynaktan çıktığına inanıyorum. yalnız şu farkla benim anladığım kadarı ile kutsal kitaplar da aynı telakkiyi savunmaktadır. sevgiyle kal dostum.
  6. Güzel. Biraz kızdık galiba.Olsun. Serinletiriz. Sevgili Leonidas öncelikle ilk yazdığınız yazı ile başlayalım. metodoloji sorunu var. daha yönet yazman gerektiğini düşünüyorum. katılmayabilirsin sen bilirsin. Neden ; Öncelikle konuyu Arkeolojik bulgular ve Ölü diller çözümlemesi açısından ele almak bizi kimi sonuçlara götürebilir. bir de olan biteni Kutsal kitaplar açısından tahlil edebiliriz. Sonuçta bunların genel bir sentezine ulaşabiliriz. öncelikle Tufandan başlayalım. Ben ( kendi kanaatim ) Tufan hadisesinin bütün dünyayı havi olduğunu düşünmüyorum. Beni bu kanaate sürükleyen iki ehemmiyetli husus var. Birincisi Sümerlere ait bu tufan efsanesinin hakim coğrafyanın bir kısmında olduğuna yönelik arkeolojik tespitleri daha doğru buluyorum. dorudur, nehirler taşmıştır ( fırat ve tiglus ) ve yağmur şiddetli yağmıştır. efsanenin bunu doğruladığı gibi arkeoloji de çamurla kaplı, ve hayatı sona erdirmiş bir tabakayı çözümlemiştir. ama bu umumi bir dünya hadisesi değildir. Kutsal kitapların anlatış tarzından da ben böyle bir sonuç çıkarıyorum. hadise , sözlü ve yazılı olarak aynı coğrafyanın diğer halklarına da aktarılmıştır. Bu aktarım hadisesini de ölü diller uzmanları açık şekilde tespit edebilmiştir. umumiyetle toplumlar bir önceki kültüre ait efsaneleri biraz da kendi kültürleri ile özdeşleştirerek ( kahramanların adını değiştirip kendi kahramanlarını yaratarak ) kendilerine uyarlamışlardır. aynı hadisenin binlerce kilometre uzaklarda, okyans ötelerinde farklı halklarda da anlatılıyor olması uzun zaman tek tanrılı dinlerin savunucuları tarafından dinlerinin hakikatliğinin bir göstergesi olarak savunulmuştu. bunu da iki türlü düşündüler ya bu bölgelere de elçiler gelerek eski kavimlerin ahvali hakkında bu insanları aydınlattılar, ya da bu insanlar uzun zaman önce zaten medeniyetlerin neşet ettiği bu coğrafyada yaşıyorlardı da sonradan farklı yerlere göç ettiler. göçle birlikte efsanelerini de taşıdılar. işte bu son yorumlar elbette zanni yorumlardır. bu hususta elimize daha sağlam bilgi ve belgeler geçmeden ( ki zannımca bu imkansızdır, teknik olarak daha eski kaynaklı yazılı belgeler bulunma ihtimalinin düşük olduğu ortadadır ) yapacağımız bütün yorumlar tahmini geçmeyecektir. sevgiyle kal.
  7. ee tabi biraz okumak gerekiyor. Hadi bakkal amcanın vakti yok senin demi zamanın yok. Ayrıca madem bütün sorun buydu bunu sorsaydın ya başlıkta.
  8. işte yine başladık. Bizim mahallede bakkal amca bile senin ayırt etmekte güçlük çektiğin mitler, destanlar, ta da kıssalar hadisesini zaten ayırt etmiştir. Ortada ortak bir kültür vardır. tek tanrılı dinler olsun çok tanrılı inanışlar olsun bir birinden etkilenmiştir. Sümer metinleri ve onun ardılı olan Akadça Asurca aramca ibranca Arapça metinler aynı coğrafyanın soluklarıdır. Uzak coğrafyaların da belli kültür benzerlikleri gösterdiği bilinir. Senin bunda bu kadar düşünerek, zihin yorarak kendince keşifler yapman şaşırtıcı. bu dediklerini herkes biliyor zaten. Senin bize anlatnak istediğin yeni olan bulduğun şey nedir ?
  9. meramınızı alamadık. buradan nereye varmak istiyorsunuz ?
  10. bozan şurada bir başlık gönderdi: Şiir Forumu
    Şiir bu. Her yazanının kendi hakikatinin mısralarda tebellürü. Doğrudur şiir yazmak için insanın bir davası olmalıdır. İde anlamında değil bu ; sevi olur, bunalım olur, karışık duygulara hakim olamamak olur, yoksulluk ya da yoksunluk olur, olmalıdır. Rahatta şiir yoktur, olmamalıdır, çünki şiir bir iddiadır. Şairin kelimeleri onun dünyasının muhteviyatının dış dünyaya akseden ışıltılarıdır, yakalanması icap eder. Bir şair hem demek istedikleri ile hem de demek istediklerini derken kullandığı kelimelerle birlikte anlaşılmalıdır. Burada, bir ruhun dedikleri toplamının onun demek istediklerinin yalnızca bir kısmını ifade etmesi, insanın hayal gücünün yanında kelimelerin kifayetsizliğinin meydanda olmasındandır. Bu da yalnızca çok kelime ile yazmakla olmuyor elbet. Haşim 1400 kelime ile yazmıştır örneğin ama bu kadar kısıtlı kelime ile nice görülü malzemelerden daha güzel fotoğraflar çekebilmiştir. Bu tabidir ki yalnızca kabiliyetle ya da rastlantıyla oluşabilecek bir hadise değildir. çünki şair şairlik mesleğinde bulunmayanların göremediği bazı nesneleri görmüş, sezmiş ya da içlenmiştir. Budur, yalnızca şaire has bir algılama ile dünyaya bakan gözlerin görebileceği hakikat. Çünki dünyanın sonuna kadar gizemini koruyacak olandır, Sanattır yani!!. Acaba gerçekten Filozof'un dediği gibi gerçekler gözümüze olduğu gibi görünseydi Sanat'a ihtiyaç kalmaz mıydı ? Kimbilir bekliyoruz.
  11. bozan şurada bir başlık gönderdi: Türk Tarihi
    Tezkireler de dahi pek ehemmiyet verilmemiş bir kitaptı. Katip Çelebi bile bu kitaptan üstün körü bahsetmişti. Ama elimiz de bu yazma mevcut değildi. Gerçi Katip Çelebi'nin görerek bizlere hakkında bilgi verdiği bir çok yazma bugün hala mevcut değildir, Divan da bunlardan biri olarak tarihteki yerini almıştı. Lakin birgün maddi sıkıntıya düşmüş bir kadın Bayezit sahaflar çarşısında belirdi, elinde eski bir yazma, satmak istiyordu. Ve Ali Emiri Efendi, kitap hastası. Kadının elindeki kitabın değerini hemen farkedip kitabı satın alıyor ve doğru kütüphanesine götürüp sıkı bir muhafaza altına alıyordu. ( ne acıdır ki bu kitap hastası adamın Fatih'teki Millet kütüphanesinde mahfuz kitapları 17 ağutos zelzelesini müteakip kutulanıp bayezit kütüphanesine kaldırılmıştı. Halen oradadır ve halen millet kütüphanesi kapalıdır. Burası Türkiye ) Hem de ne muhafaza o zaman arkadaşlarına ben de değerli bir kitap var diyen Ali Emiri bu kitabı Ziya Gökalp'e bile göstermekte uzun süre diretiyor. Gerek Gökalp ve gerekse araya giren bürokratlarla bu kitap basım için matbaaya veriliyor, bu işi o zaman üstlenen de Kilisli Rifat Bilge. Neden sonra Divan Besim Atalay tarafından Türkçe'ye de aktarıldı. ( ne acıdır ki TDK halen 1945 te yazılmış daktilolu hattı basıp basıp o zaman ki hata sevap cetvelleriyle yayınlamaktadır, burası Türkiye ) Kitap mı ? Eğer olmasaydı Türk dili çalışmaları mübalağa etmiyorum en iyi ihtimalle öksüz kalırdı. Kaşgarlı'nın yazdığını bildiğimiz diğer kitaplarının ise bugün yok olmuş olma ihtimali maalesef mevcuttur. Ve işte bir buluntu daha!!. Kaşgarlı Divan da 24 oğuz boyunu anlatıyordu; bunlardan biri de Argulardı. Onlar Türk'tü , Oğuz değildi. Bu yüzden Argular koyun'a Kon diyorlar ve Y'kaynaştırması yapmıyorlardı. Divan'ın ortaya çıkışını müteakip bu boyun artık yok olduğu görüşü hakimdi çünki bu lehçede bir Türk boyu yoktu. Neden sonra Alman müsteşrik Doerfer, G ,İran ortalarında bir kaç köy buldu ki bunların dili ilginç bir Türkçe'ydi. Dışa kapalı bir hayat süren bu köy topluluklarının halkı Halaçlardı, yani bizim Kaşgarlı'nın Arguları. Bunlar da sevindiklerimiz. sevgiyle kal.
  12. bozan şurada cevap verdi: bozan başlık Tarih Felsefesi
    Konuyu çok fazla dağıtmadan devam etmek istiyorum. r- diyalekti yok artık. Yazık!! Tuna Bulgarlarından kalma mezar taşlarına kazılmış bir kaç isim ve tarihten ibaret bütün bildiklerimiz. Şüphesiz Orhun kitabeleri z- diyalektinin en güzel örnekleri. Daha öncesine ait Hunca bir cümlenin r- diyalekti olarak çözümlenmesi bilim adamlarınca sunulmuştu, ama bu yalnızca bir belki olarak kaldı. Daha ötesini bilemiyoruz. Bugün Moskova'ya komşu Özerk Çuvaş ilinin dili bir r- diyalekti olarak ayakta ama bu diyalektin geçmişine ait tüm hususiyetlerini belirten bir kitap, bir risale, ya da sayfa yok elimizde. Bu da hayıflandıklarımdan. Onlar açıkça Sekiz'e ; Sekir diyorlardı Kış'a Hıl, Tokuz'a Tokur; Tohur. Keş ki daha yakından tanıyabilseydik. Dilleri ile birlikte Bulgarlar da tarihin bilinmezine akıp gittiler.
  13. bozan şurada bir başlık gönderdi: Tarih Felsefesi
    Bugün buradan baktığımda, eski araştırmaları adına üzüldüğüm birkaç hususu yazmak istiyorum. Başbakanlık Osmanlı Arşivinde çalıştığımız yıllarda bir merak olarak acaba en eski evrak kaç tarihlidir, kimlerden kalmadır diye bir araştırmaya girmiştim. En eski vesikaların sonradan çekme yapılmış I. Osman dönemi ile ilgili birkaç temlik olduğunu gördüm. Yani I. osman dönemi öncesi yoktu. Bu şu anlama geliyordu ; Osmanlı devletinin teşkili esnasını izah edebilecek belgeler, en azından tasnif edilmiş kısımda ve en azından araştırmacıların bunlar arasından ulaştıkları noktada mevcut değildi. Bunun en mühim nedeni Timur'un Bursa arşivini yakmış olmasıydı. İşte buna çok hayıflanmıştım. Zira bugün hayal bile edemeyeceğimiz ehemmiyetteki bilgiler artık dönüşü olmayan zamana akıp gitmişti. Diğer bir üzüntüm ise Aşıkpazade'nin ömrünün son yıllarında kaleme aldığı Osmanoğulları tarihine mehaz kabul ettiği ve gençliğinde Orhan beyin fakihi Yakşi Fakihin evinde okuduğunu söylediği tarih kitabının bulunamamasıdır. Bu kitap bugün yoktur. Belli ki önceki yüzyılları aydınlatabilecek eskilikte bir kitap olan bu yazma ortada olsaydı bugün pek çok müşkil hususu daha çözümleyebilecektik. Yokluğu eski araştırıcılarını üzen bir önemli yazma ise Kaşgarlı'nın yazdığı kelimelerin kitabını ( sarf ) tamamlayıcı nitelikte olan cümlelerin kitabının ( nahiv ) bugüne kadar hiçbir kitaplıkta bulunamaması. Bu kitap bugün bulunmuş olsaydı yüzlerce bilmediğimiz kelime ve Türk dilinin cümle yapısı ile alakalı çok önemli bilgilere ulaşılmış olacaktı. Bu kitap da bugün ortalıkta yoktur.. İşte bir eski adamın eski tutkununun görememekten hayıflandığı eskiler.
  14. evet gösterir. sevgiyle kal. 18489[/snapback] Askin süresini neye göre bagliyorsunuz bozan bey, saniyorum bu kavrama epey uzak kalmissiniz. Ask, günler aylar ve yillara göre, bir tarih cetveline göre mi sizce Yazik, eger avatardaki siz iseniz, hic yasamamissiniz diyebilir miyim saygilar 18597[/snapback] açıklayalım ;bütün bu anlattıklarım bencedir. evrensel niteliği yoktur elbette. 1 aşk aslında olmayan mamafih bizim güzel görüşlü olmamızın mahsulu bir sanrıdır. yani aşk yok amaç bellidir üreme. sen buna nasıl kılıflandırırsan o olur. 2 insanın en büyük aşkı varolmadır, ürersin ve varlığının devam ettiği zehabına kapılırsın. 3 aslında insana düşününce tiksinti veren bir işi aşk sarar sarmalar. 4 bir de önceden yazmıştım tekrara gerek yok insan zamanla yanındakinin varlığına alışır. bıkar, mecbur kalır seviyorum falan der, tükürdüğünü de yalayamaz. deruni bir soru sorayım yanıtlamayabilirsiniz. kaçınız ilk birleşmeden sonra bumuymuş demediniz. herşeyin büyüsü orada bitiyor. insan çok kurnaz, aşkı icat edip kendini temize çıkarmayı iyi biliyor. ne ise sevgiyle kal. bu forumdaki herkes çok iyi insan. sevgiler.
  15. bozan şurada cevap verdi: pervane başlık Kemalizm
    BİRBİRİNİZE GİRMEYİN DOSTLAR AMAN. PANİK YOK SAKİN OLUN. DEĞMEZ. SEVGİYLE KALIN
  16. FORUMDAN OLARAK ASTER X ( İYİ BİR ADAM ) KRAL X ( DUYGU DOLU ) BM X ( KAFİYE İCABI )
  17. RED KİT RİN TİN TİN N.H.RAN 18538[/snapback] niye benim yazima cevap olarak bunlari yazdin anlamadim dogrusu 18541[/snapback] WALLA BEN DE ANLAMADIM. YANLIŞ OLDU HERALDE. SEVGİYLE KAL. ANLAŞILMAMAK ÇOK KÖTÜ.
  18. RED KİT RİN TİN TİN N.H.RAN
  19. evet gösterir. sevgiyle kal.
  20. bozan şurada cevap verdi: bozan başlık Güncel Konular
    sevgili dostum kullanmamışsın. sevgiyle kal. yukarı bir daha bak istersen.
  21. bozan şurada cevap verdi: bozan başlık Güncel Konular
    yukarıda oy verme noktası da var. bari ankete benzesin.sevgiyle kal
  22. bozan şurada bir başlık gönderdi: Güncel Konular
    buna göre sizce öncelikli tehdit hangisi olabilir sevgiyle kal.
  23. bozan şunu cevapladı bir başlıkta ileti içinde Müzik Cafe
    yıkıla yıkıla yaşayan benim geceler boyunca ağlayan benim ....... müslüm gürses
  24. SANIRIM 20 İLE 25 ARASI İLK AŞKIM OLDU. ENKISA SÜREDE BİR İLK AŞK DAHA İSTİYORUM BUARADA YALAN SÖYLEMİYORUM. BEN DE 20 İLE 25 ARASI KİŞİNİN İLK AŞKI OLDUM. YANİ HERŞEY YALAN. AMA YALAN DA OLSA HAYAT BU GEÇİP GİDİYOR.
  25. EVET OLMAMIZ GEREKLİ BİR KERE AMA SANKİ OLAMIYORUZ GİBİ. SEVGİYLE KAL

Önemli Bilgiler

Bu siteyi kullanmaya başladığınız anda kuralları kabul ediyorsunuz Kullanım Koşulu.

Account

Navigation

Tarayıcı push bildirimlerini yapılandırın

Chrome (Android)
  1. Adres çubuğunun yanındaki kilit simgesine dokunun.
  2. İzinler → Bildirimler seçeneğine dokunun.
  3. Tercihinizi ayarlayın.
Chrome (Desktop)
  1. Adres çubuğundaki kilit simgesine tıklayın.
  2. Site ayarları seçeneğini seçin.
  3. Bildirimler seçeneğini bulun ve tercihinizi ayarlayın.