Radya tarafından postalanan herşey
-
Ne kadar vaktimiz var..
Sevmeyi Bilmek İnsanların çoğu kaybetmekten korktuğu için, sevmekten korkuyor. Sevilmekten korkuyor, kendisini sevilmeye layık görmediği için. Düşünmekten korkuyor, sorumluluk getireceği için. Konuşmaktan korkuyor, eleştirilmekten korktuğu için. Duygularını ifade etmekten korkuyor, rededilmekten korktuğu için. Yaşlanmaktan korkuyor, gençliğinin kıymetini bilmediği için. Unutulmaktan korkuyor, dünyaya bir şey vermediği için. Ve ölmekten korkuyor, aslında yaşamayı bilmediği için.’’ W. Shakespeare Bir ninniyi kıskandıracak kadar güzel sesiyle çakıl taşları arasından sızıp gelen su, çimenler, dağ çiçekleri, ceylanlar, kuşlar, denizler, yeni doğmuş süt kokan bebekler, güller, toprak, rüzgarda nazlı nazlı devinen yapraklar, ağaçlar, kısacası her şey. Ne yana baksam her şey bana insanları anlatır. İnsanların inceliğini, duyarlılığını, insancıllığını, sevecenliğini ululuğunu, yaratıcılığını, sanatçılığını. Dünyada bunca yıkım, kıyım,zulüm,ihanet ve kötülükler olmasına rağmen, yine de insanlar hakkında kötü düşünemiyorum. İnsanları öylesine güzel, öylesine derin, anlamlı, zarif incelikli düşünüyorumki, onları güneş gibi sıcak, toprak kadar vefalı, su kadar temiz, çimenler gibi zarif, ceylanlar kadar güzel, kuşlar gibi özgür ve verimli bir toprak kadar ağır ve olgun düşlüyorum. Ya güller, gülleri anlatacak kelime bulamıyorum, o üstün gururlu, minnet nedir bilmeyen, kendinden güzelliğinden emin, güller bana daima genç kızları hatırlatır. İnce, hassas, kızararak bakan, soluveren, hemencecik küsen, kırılan, tatlı bir söze gülümseyişe hemen açıveren yüreğini. Güllerki her yaprağı binbir mana binbir renk, ahenk ve ifade dolu. Savaşlar, silahlar, ölümler, iftiralar, intikamlar, açlık, sefalet,ilkel ırkçılık,dini bağnazlıklar, kan, kin, nefret, bütün bunlar beni hayal kırıklığına uğratsa da; her şeye rağmen insanları güzel düşlemekten kendimi alamıyorum. Çünkü insanları yeryüzünün en değerli varlığı olarak görüyorum. Vicdan, adalet, merhamet ve sevginin, insanı insan eden ögelerin en başında geldiğini unutmayarak yaşıyorum. İnsanı insan eden bir diğer öğe ise bilinç ve düşüncedir, duyguysa olaylar karşısında ve yaşamda insanın yaşadığı acı ve sevinçtir. İyilik, dostluk, güzellik, adaletli ve vicdanlı olmak salt insana özgü bir olgudur. Çünkü insan sosyal bir varlıktır. Aydınlık ve karanlık nasıl biribirinin zıddıysa, iyilik ve kötülük, güzellik ve çirkinlik de biribirinin zıddıdır. Ama evrende her şey iç içedir ve beraber yaşar. Karanlık, kötülük, çirkinlik nasılki körlüğü, cehaleti, zulmü, haksızlığı, adeletsizliği, vicdansızlığı, sevgisizliği, hoşgörüsüzlüğü temsil ediyorsa. Aydınlık,iyilik, güzellik de, bilgiyi,doğruyu, dostluğu, merhameti, dürüstlüğü, adaleti ve vicdanı temsil eder. Unutmayalımki, tabiatı güneş aydınlatır, insanı da bilgi. Bilgi eğer iyinin ve vicdanın hızmetinde ise hakça paylaşım ve adalet olur. Yoksa, haksızlık, vicdansızlık, zulüm ortaya çıkar. Yirmibirinci yüzyılda hala insanın inancına, diline, kültürüne,bilincine, düşüncelerine, görüşüne ket vurarak, baskı uygulayarak hakaret ederek bir yere varmaya çalışan sırtlanları anlamaktan güçlük çekiyorum. Tertemiz bir suyu bulandırmak ne kadar kolaysa, bir insanı dininden, inancından, renginden, dilinden,tipinden dünya, görüşünden dolayı, hor görmek,küçük düşürmek, aşağılamak, iftira atmak da belki o kadar kolaydır. Önemli olan yaşamayı bilmek ve yaşarken de paylaşmayı, dünyada her insanın yaşam hakkına saygı duymayı, insanları anlamayı ve en önemlisi de hoşgörüyle bakmayı savunmak ve sevmesini bilmek. Her şey son derece hassas ve basit. Zor görünse de. İnsanları diğer canlılardan ayıran özellikler de bunlar olsa gerek… Ama sırtlanlar gün aydınlığını sevmez. Güzellikler onların meselesi değildir. Onların gülistanı çirkinliklerdir. Nefrettir, kindir, düşmanlıklardır. Onların hiç kimseye merhameti, sevgisi, saygısı olmaz, hatta kendilerine bile. Yürekleri, beyinleri, kan kin nefretle doludur. Erdemleri namusları bacakları arasındadır,namusları kadar beyinleri ve yürekleride kirlidirler. Bence bu dünyada ihtiyacını duyduğumuz ve muhtaç olduğumuz en önemli şey sevgi, dostluk ve hoşgörüdür. Küçücük bir tebesüm ve tatlı dil, karşımızdakine verebileceğimiz en güzel hediyedir, unutmayalım. İnsanlar sevmeli, şartlar ne olursa olsun insanlar sevmesini bilmeli. Hayata hoşgörü ile bakılınca olaylara pek çok şey yumuşuyor. Bunu hepimizde biliyoruz mutlaka, ama yinede söylemeliyiz biribirimize, hatırlatmalıyız. Çünkü yaşamın tadı ayrıntılarda gizlidir, yaşamak sevmektir, hissetmektir, anlamaktır. ‘’ Bir kızılderili dede ile torunu evlerinin önünde oturmuş, biraz ötede boğuşan biri siyah digeri beyaz iki köpeği seyrediyorlarmış. Torunu sormuş: - Neden iki tane köpek besliyorsun? - Onlar benim için iki simgedir evlat demiş, iyilik ve kötülüğün simgesi... İyilik ve kötülük de içimizde böyle sürekli mücadele eder durur. – Peki, sence hangisi kazanır mücadeleyi? diye sorar. Bilge reis derin derin gülümser ve derki, hangisi mi evlat? ben hangisini daha iyi beslersem o...’’ Sevgi, insanlara bağışladığımız bir duygu, bir armağan. Bu yüzden bazen tek taraflı da olabiliyor ve bu yüzden bunu hiç tanımadığımız insanlara da bahşedebiliyoruz. Severek yaşamak güzeldir, severek yaşamanın güzelliğini ve önemini farkedenler de güzeldir… Dünyada bir şey olabilmenin ötesinde çok daha önemli bir şey var aslında; insan olabilmek. İnsan olabilmenin koşulu ise tek; yüreğinde sevgi taşıyabilmek. Yoksa kim olduğumuz, nereden geldiğimiz, hangi ülkenin pasaportunda adımızın yazılı olduğunun ne önemi var. Bu dünyada sadece insan değil miyiz. Herman Hesse diyor ki,‘’Ben vatanseverim ama, önce insanım. Her ikisinin bir arada yürümediği yerde daima insana hak veririm’’ Başkalarının hep ayrılan yanlarını değil, birazda ortak yanları ortaya çıkarılmaya çalışılmalı, sonradan yaratılan ve dayatılan dil, mezhep, ırk, tarikat, kültür, bölgecilik şeyhlik aşiretcilik gibi kavramlar yüzünden ve o kavramların kutsanmasından çıkan savaşlara, katliamlara, haksızlıklara karşı durulması gerekmiyor mu? İnsanlığın ortak değerleri olan hoşgörü, sevgi, saygı, barış, özgürlük, bireysel hak, adalet gibi evrensel değerlere inanmakta kimin ne zararı olabilir, insani duygulardan yoksun ve insanlıktan nasibini alamamış sırtlanlardan başka. Yılgınlıkların yorgunlukların damarlarımızda dolaşıyor olması bizi bıktırmamalı ve de ilgilendirmemeli. Bize yüreğimiz gerekli, sevgiyi görmek ve duvarını örmek için. Korkmadan, yılmadan bozgunlardan ve sevgiyi kirleten yozluklardan. Düşüncelerimiz, yargılarımız, önyargılarımız; ne kadar barajlar, dalkıranlar inşa etsede o yakıcı yıldırımların beynimize ulaşmaması için, ne kadar tarihsel, kültürel ideolojik gündelik paratonerimiz olsa da, bir yerden sonra, en azından şöyle kendi yüreğimizle başbaşa kaldığımızda , eminim anlarız. Eminim anlarız, bir kez olsun, biz de yürekten o soruları sorarsak kendimize, sormak durumunda kaldığımızı tahayyül edersek hiç olmazsa. Yaşama dair. ‘’Yaşamaya zaman ayırın, zira zaman bunun için yaratılmıştır… Düşünmeye zaman ayırın, başarının bedeli budur… Sevmeye zaman ayırın, güçlü olmanın kaynağı budur… Etrafınıza bakmaya zaman ayırın,günler bencilliğinize yetmeyecek kadar kısadır… Terbiyeli olmaya zaman ayırın, insan olabilmenin sembolü budur’’… Goethe Anlatacak bir şeylerin varsa yarınlara Okunmamış bir kitap Söylenmemis bir söz Yapılmamış bir resim gibi Sevgi üstüne, barış üstüne, kardeşlik üstüne Durma kardeşim. Bir gül yaprağının ürpertisini duyabiliyorsan yüreğinde Yaşamın güzelliğini, sevmenin inceliğini kavrayabiliyorsan Ve varabiliyorsan dostluklarin yüceliğine Korkma hiç bir yıkımdan, yüreğini ortaya koy Çünkü sen insansın Yeni bir şeyler bul kardeşim, yeni şeyler Yeni güzellikler, yeni sözler, yeni sesler Yazılmamış bir şiir Takılmamış bir ad Yakılmamış bir türkü Yaşanmamış bir sevda gibi Nuri Can
-
Tuttu mu - tutmadı mı?
Bugün hiç iştahım yok... bugün iş yapmak istemiyorsun..
-
manyax , felaket_64'ün doğum günü
Afiyet olsun...
-
manyax , felaket_64'ün doğum günü
manyax (35), felaket_64 (24) İyi ki doğdunuz arkadaşlar...
-
GÜNAYDIN
Benim için pek aydınlık değil ama size GÜNAYDIN...
-
Tarihte Bugün
2 Ekim Cuma Dünya Mimarlık Günü ve Konut Günü 1187. Selahaddin Eyyubi, Kudüs'ü zapt ederek 88 yıllık Frank işgaline son verdi. 1870. Roma, İtalya'nın başkenti oldu. 1923. Son İtilaf birlikleri İstanbul'dan ayrıldı. 1924. Milletler Cemiyeti'nin 47 üyesi zorunlu tahkim protokolünü imzaladı. 1935. İtalyan ordusu Habeşistan'a girdi. 1948. Basın Birliği basında elli yılını dolduran 96 yazar için bir jübile düzenledi. 1953. Batı Almanya, Kuzey Atlantik Antlaşması Teşkilatı,NATO'ya kabul edildi. 1968. Meksika'da üniversite işgali. Meksika güvenlik güçlerinin müdahalesi üzerine yüzden fazla öğrenci öldü. 1969. Yargıtay, 6 öğrenci örgütünü siyasetle uğraştıkları gerekçesiyle kapattı. Aynı gün Doğan Avcıoğlu liderliğinde Devrim gazetesi yayımlanmaya başladı. 1970. Ankara'da, Merkezi Antlaşma Örgütü, CENTO binasına bomba atıldı. 1972. Adalet Partili Zekeriya Kürşat, "İşçi hakları törpülensin" dedi. 1974. Eski Milli Birlik Komitesi üyesi General Cemal Madanoğlu ve arkadaşları Sıkıyönetim Askeri Mahkemesi'ndeki "Cunta" davasında beraat ettiler. 1975. Amerika Birleşik Devletleri, Türkiye'ye konulan silaha ambargosunu kısmen kaldırdı. 1978. Milli Güvenlik Kurulu'nun Bakanlar Kurulu'na 4 önemli Amerikan üssünün açılmasını önerdiği öğrenildi. Aynı gün Milliyetçi Hareket Partisi sıkıyönetim ilan edilmesini istedi. 1980. Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) avukatlarından Ahmet Veziroğlu emniyette ölü bulundu. Bursa Emniyet Müdürlüğü, Veziroğlu'nun Emniyet binasından atlayarak intihar ettiğini iddia etti. 1984. 12 Eylül1980 sonrası ilk grev Tuzla'da iki tersanede başladı. Bugün Doğanlar: 1869. Hindistan'ın bağımsızlık lideri Mahatma Gandi; 1904. "Havana'daki adamımız","Üçüncü Adam" kitaplarıyla tanınan İngiliz romancı Graham Green; 1951. İngiliz şarkıcı Sting (Gordon Sumner). Bugün Ölenler: İ. Ö. 322. Filozof Aristo. 1953. Eski Milli Eğitim Bakanı Reşat Şemsettin Sirer. 1963. Kurtuluş Savaşı komutanlarından Refet Bele. 1973. Besteci ve operet sanatçısı Cemal Sahir Kehribarcıoğlu. 1985. Amerikalı aktör Rock Hudson. 1989. Tiyatro sanatçısı Yalın Tolga. 1991. Fener Rum Patriği I. Dimitrios Papadopulos.
-
Beyoğlu Sahaflar Festivali
Beyoğlu Sahaflar Festivali İstanbul'daki sahaflara destek veren Beyoğlu Belediyesi İstanbul'un orta yerinde "Beyoğlu Sahaflar Festivali" düzenliyor. Geçtiğimiz yıllarda Galata Meydanı'nda 24 sahafın katılımıyla "Galata Sahaf Festivali" yapılmıştı. Ardından ise 60 sahafın katılımıyla Ekim 2008'de festival, Galata'dan Taksim Meydanı'na taşındı ve "Beyoğlu Sahaf Festivali" adını aldı. Her geçen yıl katılımcı sayısı artarak, geniş kitlelere ulaşan festivale, bu yıl İstanbul'un çeşitli semtlerinden 75 sahaf geliyor. Beyoğlu Sahaf Festivali, 25 Eylül - 11 Ekim tarihleri arasında açık olacak. Ancak festivalin resmi açılışı 30 Eylül Çarşamba günü saat 11.00'da yapılacak. Festivalde nadir ve kıymetli asırlık kitaplar, objeler, evraklar, el yazmaları, koleksiyonlar ziyaretçilerle buluşacak.
-
üsttekine hediye al :)
- Şans Kurabiyesi Kırmak İstermisiniz? Öyleyse Ne Duruyorsunuz?
Zora dağlar dayanmaz. Doğru söze ne denir..- Aşk-ı Memnu operada
İzmir Devlet Opera ve Balesi (İZDOB), Türk edebiyatında önemli yeri olan Halid Ziya Uşaklıgil'in ''Aşk-ı Memnu'' eserini, opera sahnesinde sanatseverlerin beğenisine sunacak. Selman Ada'nın opera için yazdığı ''Aşk-Memnu''nun librettosu Tarık Günersen'e ait. İzmirli sanatseverler, genç ve deneyimli sanatçıların bir arada oynayağı ''Aşk-ı Memnu''da, Aytül Büyüksaraç'ı ''Firdevs Hanım'' karakterinde izleyecek. Ruberto Chapi'nin ''Garcilaso'nun Ölümü'' operasını İspanya'nın Toledo kentinde sahneye koyarak geçen sezon adından söz ettiren İzmir Devlet Opera ve Balesi (İZDOB), 2009-2010 sezonunda da iddialı eserlere imza atacak. İZDOB Müdürü Aytül Büyüksaraç, sezonun en iddialı yeni çalışmaları arasında Richard Strauss'un ''Ariadne Auf Nexos'' operasının geldiğini söyledi. Strauss'un eserlerinin farklı özellikleri nedeniyle sahneye konulması güç eserler arasında yer aldığını ve Türkiye'de bugüne kadar bestecinin ''Salome'' ve ''Elektra'' adlı eserlerinin sahnelendiğini ifade eden Büyüksaraç, Antalya Opera ve Balesi Müdürü Aytaç Manizade tarafından sahneye konulan eserin bu yıl sanatseverlerin ilgisini çekeceğine inandığını kaydetti. İZDOB, yeni sezonu Carl Orff'un ölümsüz eseri Carmina Burana eserinden uyarlanan ve 250 sanatçının sahnede aynı anda performans göstereceği bale ile açacak. İzmir Büyükşehir Belediyesinin katkılarıyla Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi'nde (AASSM) 26 Eylül Cumartesi akşamı sahnelenecek eserde, 80 kişilik koro, 60 kişilik çocuk korosu, 50 kişilik bale ekibi ve 60 kişiden oluşan orkestra izleyicilerle buluşacak. İZDOB'un bu sene ilk kez sahneleyeceği bir diğer eser de Karl Ludwig'in ''Bir Tenor Aranıyor'' adlı müzikal komedisi olacak. İstanbul'da daha önce sahnelenen oyunun İzmir'de farklı bir yorumla ve zenginleştirilmiş olarak sahneleneceğini bildiren Büyüksaraç, Evin Atik Yerli'nin sahneye koyduğu eseri Ege Bölgesi'nde farklı illerde de sahneleyeceklerini söyledi. Büyüksaraç, ''Bir Tenor Aranıyor'' adlı eserin, opera izlemeye yeni başlayan gençler tarafından özellikle beğenileceğine inandığını ifade etti. İZDOB, yeni eserlerin yanı sıra ''Simon Boccanegra'', ''Saraydan Kız Kaçırma'', ''Romeo ve Juliette'', ''Kısa Hayat'' ve ''Garcilaso'nun Ölümü'' operaları ile ''Otello'', ''Korsan'', ''Don Kişot'' ve ''Sindrella'' balelerini de sezon içinde yeniden İzmirli sanatseverlerle buluşturacak.- üsttekine hediye al :)
Parfüm alayım arkadaşıma..- Bir radyo olsaydı hangi şarkıyı isterdin Dj'den....
Notuma aldım...- burdayımmm! burdaaaaa........................
Radya şurada cevap verdi: rina başlık Ben Geldim - Buradan Başlayabilirsiniz - Birbirimizi Tanıyalım- Tarihte Bugün
1 Ekim Perşembe " Dünya Çocuk Günü " 1936. General Franco, İspanya milliyetçi hükümetinin başına geçti. Aynı gün Türkiye'de Pazarlıksız Satış Kanunu uygulaması başladı. 1942. Bakanlar Kurulu eğlence yerlerinin akşam saat onda kapatılması kararını verdi. 1946. Nürnberg duruşmaları sona erdi. 12 Nazi ölüm, Rudolf Hess ömür boyu cezası aldılar. 1947. Hür Fikirleri Yayma Cemiyeti kuruldu.Başkan Profesör Ali Fuat Başgil. Cemiyetin amacı, siyasete karışmaksızın her türlü totaliter gidişe ve taassuba karşı çıkmak olarak açıklandı. 1949. Mao Zedong önderliğinde Çin Halk Cumhuriyeti kuruldu. 1952. Amerikalı askerler, Güneybatı Kore'de gösteri yapan esir Çinlilere ateş açtı; 52 ölü, 140 yaralı. 1956.Yazar Eflatun Cem Güney Andersen Masal Ödülü'nü kazandı. 1960. Nijerya bağımsızlığını ilan etti. 1961. Türkiye'nin Beyrut Büyükelçiliği'ne bomba atıldı. Bombayı Nasırcıların attığı belirlendi. Bunun üzerine Mısır'ın Ankara büyükelçisinden Türkiye'yi terk etmesi istendi ve Kahire'deki Türkiye büyükelçisi geri çağrıldı. 1963.Cezayir Devlet Başkanı Ahmet Ben Bella, Cezayir'deki Fransızlara ait tüm toprakların kamulaştırılması emrini verdi. 1964. İstanbul Üniversitesi Senatosu, öğrenci tepkisi üzerine, harç zammını geri aldı 1972. Boksör Cemal Kamacı, 63,5 kiloda Avrupa şampiyonu oldu 1976. Tüm Öğretmenler Birleşme ve Dayanışma Derneği, TÖB-DER genel merkez ve şubeleri kapatıldı. 1979. Niğde Cezaevi'nde 300 tutuklu açlık grevine başladı. 1985. İsrail, Tunus'taki Filistin Kurtuluş Örgütü, FKÖ bürolarına hava saldırısı yaptı; 50 kişi öldü. 1987. Mihail Gorbaçov Sovyetler Birliği devlet başkanlığını üstlendi. 1995.Afyon, Dinar'da Richter ölçeğine göre 6,1 şiddetinde deprem oldu; 90 kişi öldü, 250 kişi yaralandı. Başta kamu binaları olmak üzere 4000 bina yıkıldı. Bugün Doğanlar: 1867. Fernand Pelloutier. Anarako-sendikalist hareketin felsefe yöntemi üzerinde derin etkileri olan, önde gelen Fransız işçi hareketi örgütçüsü ve teorisyeni. 1935. Julie Andrews. Dört oktavlık sesi ve oyunculuk yeteneğiyle tanınan İngiliz sahne sinema ve müzik sanatçısı. 1924. Jimmy Carter. ABD'nin 39. Başkanı (1977-81). Bugün Ölenler: 1931. Ressam Ruhi Arel, 1950. Şair Ali Faik Ozansoy. 1957. Meclis eski başkanlarından Abdülhalik Renda.- 'Ne Mutlu Türk'üm' dedirtmeyin
Avrupa İnsan Hakları Komiserliği'nden, "Ne Mutlu Türk'üm Diyene" sözüne itiraz geldi. Komiserliğe göre, okullarda söylenen "andımız" etnik ayrımcılık içeriyor. Türkiye'de azınlıkların ve sığınmacıların insan hakları konularında Strasbourg'da iki rapor birden açıklandı. Avrupa İnsan Hakları Komiseri Thomas Hammer-Berg'in, 3 büyük ildeki gözlemlerini kapsayan raporlarda andımızın dışında Türkiye'nin Rum, Ermeni ve Yahudiler dışındakileri azınlık saymaması da eleştirildi. Ankara, bir Avrupa Konseyi organı olan Avrupa İnsan Hakları Komiserliği'nin azınlık haklarıyla ilgili raporunda, Lozan Antlaşması'nı dar bir çerçevede yorumlamak ve Rum, Ermeni ve Yahudiler dışındaki etnik ve dini grupları azınlık olarak tanımamakta direnmekle eleştiriliyor. Raporda, Türkiye'de her bireyin kendini etnik olarak tanımlayabilme özgürlüğünün yaratılması, anadilde eğitim ve azınlık dillerinin üniversitelerde öğretiminin sağlanması, azınlık gruplarının ifade özgürlüğü ve mülkiyet haklarının önündeki engellerin kaldırılması ve dini azınlık kurum ve topluluklarının tüzel kişiliklerinin tanınması için önlemler alınması isteniyor. Doğu ve Güneydoğu'da yerlerinden edilen şahısların durumuna da değinilen raporda, koruculuk sisteminin ve anti-personel mayınların kaldırılması isteniyor. Ankara'ya Ulusal İnsan Hakları Kurumu kurması çağrısında bulunulan raporda, okullarda söyletilen ve "Ne Mutlu Türk'üm Diyene" sözleriyle biten anda yönelik eleştiriler de var. Türk hükümeti, rapora verdiği yanıtta, evrensel planda kabul görmüş bir azınlık tanımı olmadığını, Türkiye'de bireylerin etnik, dini, milli veya kültürel kimliklerini özgürce ifade edebildiklerini, ancak bireylere azınlık statüsü tanınmasının devletlerin takdirine bağlı olduğunu bildirdi. "Ne Mutlu Türk'üm Diyene" sözleriyle biten andın spesifik bir etnik grubu yüceltici nitelikte olmadığını belirten Ankara, Doğu ve Güneydoğu'da yerlerinden edilmiş kişiler ve anti-personel mayın sorunlarının ise PKK teröründen kaynaklandığına vurgu yaptı. Avrupa İnsan Hakları Komiserliği'nin sığınmacılarla ilgili raporunda ise Ankara'nın Birleşmiş Milletler'in mültecilerle ilgili sözleşmesine koyduğu coğrafi çekince ön plana çıkarıldı. Ankara'dan bu çekinceyi kaldırmasını isteyen Avrupa İnsan Hakları Komiserliği, mülteciler ve sığınmacılar konusunda uluslararası standartlara uyumlu düzenlemeler istiyor. Ankara bu rapora gönderdiği yanıtta, mülteci politikası konusundaki coğrafi sınırlamayı, gerekli yasal ve altyapı çalışmalarının tamamlanması ve Avrupa Birliği'nin de "maliyete ortak olması" şartıyla kaldıracağı mesajı verdi. ntvmsnbc- '''EN SON DEPREM '''
Endonezya'da ölü sayısı 1000'i aşabilir Endonezya'nın Sumatra adasındaki Padang kenti açıklarında meydana gelen 7,9 büyüklüğündeki depremde şu ana kadar 467 kişinin hayatını kaybettiği, yüzlerce kişinin de enkaz altında olduğu belirtildi. Denizin 85 kilometre altında meydana gelen depremde, resmi bilgilere göre şimdiye kadar 467 kişi hayatını kaybetti. Sağlık Bakanlığı yetkililerinin yaptığı açıklamalara göre de yine yüzlerce kişi enkaz altında. Endonezya Sağlık Bakanlığı Kriz Merkezi Başkanı Rüstem Pakaya da, deprem felaketinin ardından ölü sayısının 1000'i aşabileceğini söyledi. Pakaya, yaralıların tedavisinde destek sağlamak üzere deprem bölgesinde bir hastane kurulacağını ve sağlık ekiplerinin komşu şehirlerden, bölgeye doğru hareket ettiğini söyledi. Depremin tetiklediği heyelan sebebiyle, deprem merkezine kara yolu ile ulaşım kesildi. Elektrik ve iletişim ağı da çökmüş durumda. Görgü tanıkları da depremde aralarında otellerin de bulunduğu birçok binanın yıkıldığını, bazı binalarda yangınların çıktığını, köprülerin tahrip olduğunu, muhtemelen su borularının patlaması yüzünden caddelerin sular altında kaldığını söylediler. AYNI GÜN İÇİNDE 6,8'LİK BİR DEPREM DAHA ABD Jeolojik Araştırmalar Merkezi, 7,9 büyüklüğündeki depremin ardından Endonezya'da son 24 saat içinde büyük bir sarsıntı daha olduğunu ve bu sarsıntının merkez üssünün, Bengkulu'nun 155 kilometre kuzeybatısında, deniz yüzeyinin 15 kilometre kadar altı olarak belirlendiğini açıkladı. TSUNAMİ ALARMI KALDIRILDI Pasifik Tsunami Uyarı Merkezi ile Japonya Meteoroloji Kurumu, 7,9 büyüklüğündeki depremin ardından Endonezya, Malezya, Hindistan ve Tayland için önce tsunami alarmı verdi. Ancak bu alarm daha sonra kaldırıldı. DÜNYANIN EN AKTİF FAY HATLARINDAN BİRİ Batı Sumatra vilayetinin başkenti olan Padang, dünyanın en aktif fay hatlarından biri üzerinde bulunuyor.- Son dakika haberleri
SON DAKİKA... IMF: Türkiye ekonomisi bu yıl yüzde 6.5 daralır- KÜÇÜK KIZ PİSKOPATA BAĞLAMIŞ !
İnanılır gibi değil.. Evet gerçektende anneye bende yazıklar olsun diyorum,çocukların hepsi bilgisayar seviyor çünkü artık bilgisayar hayatımızın içinde,ama bunu dizginlemenin yolları var...- BAYAN ve ERKEK dost olabılırler mi?
Bir bilge öğrencilerine demiş ki: "Geceyle gündüzü nasıl ayırt edersiniz? Tama olarak ne zaman karanlık başlar, ne zaman ortalık aydınlanır?" Öğrencilerden bir tanesi: "Uzaktaki sürüye bakarım. Koyunu keçiden ayıramadığım zaman akşam olmuş demektir." Başka bir öğrenci: "İncir ağacını, zeytin ağacından ayırdığım zaman anlrım ki, sabah başlamıştır." Bilge böylece söz alan öğrencilerini dinlemiş, ancak hiçbir şey söylememiş. Meraklanan öğrencileri, bilgeye kendisinin ne düşündüğünü sormuşlar. O da şunu demiş: "Yürürken karşıma kadın çıktığında, güzel mi, çirkin mi, siyah mı, beyaz mı diye ayırmadan, ona kız kardeşim,arkadaşım diyebildiğimde; ve yine yürürken yoluma çıkan erkeği, yoksul mu, zengin mi diye bakmadan; milletine ırkına aldırmadan insan kardeşim sayabildiğimde anlarım ki sabah olmuştur, aydınlık başlamıştır.- ibrahimcaliskan , mafya16 , BESLENME DANIŞMANI , YapRock , umutcan63' ün doğum günü
ibrahimcaliskan (51), mafya16 (20), BESLENME DANIŞMANI (29), YapRock (21), umutcan63 (42) İyi ki doğdunuz arkadaşlar..Sağlıkla nice mutlu yaşlara..- GÜNAYDIN
- Çağrışım
- Radio onair 1-2-2-1
yayında.. http://site.mynet.co...sesi/radyo.html- Bir üsteki Arkadasa yemek ismi takma oyunu
İzmir köfte..- Su an nerdesiniz?
- Şans Kurabiyesi Kırmak İstermisiniz? Öyleyse Ne Duruyorsunuz?
Önemli Bilgiler
Bu siteyi kullanmaya başladığınız anda kuralları kabul ediyorsunuz Kullanım Koşulu.