Zıplanacak içerik
View in the app

A better way to browse. Learn more.

Tartışma ve Paylaşımların Merkezi - Türkçe Forum - Turkish Forum / Board / Blog

Ana ekranınızda anlık bildirimler, rozetler ve daha fazlasıyla tam ekran uygulama.

To install this app on iOS and iPadOS
  1. Tap the Share icon in Safari
  2. Scroll the menu and tap Add to Home Screen.
  3. Tap Add in the top-right corner.
To install this app on Android
  1. Tap the 3-dot menu (⋮) in the top-right corner of the browser.
  2. Tap Add to Home screen or Install app.
  3. Confirm by tapping Install.

politika

Φ Süper Üye
  • Katılım

  • Son Ziyaret

politika tarafından postalanan herşey

  1. KISSADAN HİSSE LÜTFEN ŞU HİKAYEYİ CİDDİ BİR ŞEKİLDE OKUYUNUZ YORUM SIZIN!!! "Her kula helâl, Müslüman'a haram!.." Vaktiyle Bursa' da bir Müslüman, eski adı "Yahudilik Yolağzı", bugünkü adı Arap ...Şükrü olan muhitte çeşme yaptırmış ve başına bir kitabe eklemiş: "Her kula helâl, Müslüman'a haram!.." Bursa başkent, tabii Osmanlı karışmış, bu nasıl fitnedir diye... Gitmişler kadıya şikâyete, adam yakalanıp yaka-paça huzûra getirilmiş. "Bu nasıl fitnedir, dîni İslâm, ahâlisi Müslüman olan koca devlette sen kalk, hayrattır, sebildir diye çeşme yap, ama suyunu Müslüman'a yasakla!.. Olacak iş midir, nedir sebebi, aklını mı yitirdin?.." diye çıkışmışlar adama. Adam: - "Müsaade buyurun, sebebi vardır, lâkin ispat ister, delil şarttır..."dedikçe kadı kızmış: - "Ne delili, ne ispatı?.. Sen fitne çıkardın, Müslüman ahâlinin huzurunu kaçırdın, katlin vâciptir!" demiş. Demiş ama, bir yandan da merak edermiş: - "Nedir gerekçen?.." diye sormuş. Adam: - "Bir tek Sultan'a derim..." diye cevap verince, ortalık yine karışmış. Söz Sultan'a gitmiş, adam yaka paça saraya götürülmüş... Padişah da sinirlenmiş ama, diğer yandan o da meraklanırmış: - "De bakalım ne diyeceksen. Bu nasıl iştir ki, hem çeşmeyi yaparsın,hem de her kula helâl,Müslüman'a haram yazarsın?.." Adam, başı önünde konuşur: - "Delilim vardır, lâkin ispat ister." - "Ya dediğin gibi sağlam değilse delilin?.." - "O zaman boynum, hükme kıldan incedir Sultânım..." - "Eeee?!.."- "Sultânım, herhangi bir havradan (sinagog) rasgele bir hahamı izahsız yaka-paça tutuklayın, bir hafta tutun. Bakın neler olacak..." Dediği yapılmış adamın. Bütün azınlıklar bir olmuş, başlarında Mûsevîler, "ne oluyor, bu ne zulüm?.. Bizim din adamımıza biz kefiliz, ne gerekirse söyleyin yapalım, o masumdur, gerekirse kefalet ödeyelim..." Çevre ülkelerden bile elçiler gelmiş, elçiler mektup üstüne mektup getirmiş... Bir hafta dolunca, adam: - "Sultanım, artık bırakmak zamanıdır" demiş. Haham bırakılmış, azınlıklar mutlu, bu sefer Sultan'a teşekkürler, hediyeler... Az zaman geçmiş ki, adam: - "Aynı işi herhangi bir kiliseden herhangi bir papaz için yaptırınız Sultanım" demiş. Aynı şekilde bir papaz derdest edilip yaka-paça alınmış Pazar ayininden ve aynı tepkiler artarak devam etmiş. Haftası dolunca da serbest bırakılmış. Mutluluk ve sevinç gösterileri daha bir fazlalaşmış, teşekkürler, şükranlar... Levantenler din adamlarına kavuşmanın mutluluğuyla daha bir sarılmışlar birbirlerine... Sultan: - "Bitti mi?.." demiş adama. - "Sultânım son bir iş kaldı, sonra hüküm zamanıdır izninizle" demiş. - "Şimdi nedir isteğin?.." - "Efendim, pâyitahtımız Bursa'nın en sevilen, en sözü dinlenilen, itimat edilen âlimini alınız minberinden..." Adamın dediğini yapmışlar, Ulucâmi imamını Cuma hutbesinin ortasında almışlar, yaka-paça götürmüşler...Ve ne olmuş bilin bakalım?.. Bir ALLAH'ın kulu çıkıp da, "ne oluyor, siz ne yapıyorsunuz?.. Hiç olmazsa vaazı bitene kadar bekleseydiniz", gibi tek bir kelâm etmemiş, imamın peşinden giden, arayan-soran olmamış... Geçmiş bir hafta, "Nerde imam" diye gelen-giden yok!.. Aptal ve cahil bir imam tayin edilmiş yerine, ne konuştuğunu kendi kulağı duymayan tam yobaz cinsinden biri... Halk hâlinden memnun, başlamış bir dedikodu, o geçen hafta derdest edilen koca âlim için: - "Biz de onu adam bilmiş, hoca bellemiştik..." - "Kim bilir ne halt etti de tevkif edildi!.." - "Vah vaah!.. Acırım arkasında kıldığım namazlara..." - "Sorma, sorma..." Padişah, kadı ve adam izliyorlarmış olup-bitenleri. Sonunda Padişah çeşmeyi yaptırana sormuş: - "Eee, ne olacak şimdi?.. Adam: - "Bırakma zamanıdır. Bir de özür dileyip helâllik almak lâzımdır hocadan." "Haklısın" demiş padişah, denilenin yapılması için emir buyurmuş ve adama dönmüş. Adam başı önünde konuşmuş: - "Ey büyük Sultânım, siz irade buyurunuz lütfen, böyle Müslümanlara su helâl edilir mi?.." Sultan acı acı tebessüm etmiş: - "Hava bile haram, hava bile!.." demiş... iŞTE BU DURUMDA ALINMASI GEREKELERE İTHAF ETTİĞİM KISA BİR HİKAYE!! Kaynak: izafet saygilarla
  2. BUNLAR ALLAH'A GÜVENMIYORLAR! İlahiyatçı Yazar İhsan Eliaçık, uzun süredir dikkat çeken çıkışlarıyla gündeme geliyor. Özellikle AKP hükümetinin izlediği politikalara yönelik İslami kaynaklara dayalı eleştirileri tartışmalara neden oluyor. Bir süre önce Emevi dininin öğretildiği İmam Hatip Liselerini bitirenlerin kafası çalışanlarının ‘ateist’ olacağını ileri süren Eliaçık, son olarak ‘muhafazakâr mankurt’ kavramıyla gündeme geldi. 1 Mayıs’ta Fatih Camii’nden Taksim’e yürüyerek kortej oluşturan ve kendilerine Antikapitalist Müslüman Gençler adını veren grubun, AKP kongresinin gerçekleştiği gün yayınladığı manifestoya da katkıda bulunan Eliaçık’a göre “kurtlarla saldırıyor, kuzularla meleşiyorlar” benzetmesinde bulunduğu AKP iktidarı kıblesini yitirmiş durumda. Başbakan Erdoğan’ı kamu olanaklarını kullanarak servet biriktirmekle suçlayarak ağır dille eleştiren Eliaçık, “bundan lider olmaz. Bunun peşinden gidilmez. Buna tavır konulması gerekir. Buna kılıç çekilmesi ve ‘seni bununla doğrulturuz’ denilmesi gerekir” diyor. Açıklamalarıyla ezberleri bozan İhsan Eliaçık’la, AKP’yi, muhafazakârlığı ve onun deyimiyle ‘liberalleri örnek alıp’ yaşam alanlarını yağmalayanları konuştuk. Güney Amerika’daki yağmur ormanlarının özelleştirildiği gün Kızılderililerin torunlarının, “mülk İnka’nındır!” sloganları atarak eylemler yaptığını söyleyen Eliaçık, aynı günlerde Kabe’nin 120 kilo altınla kaplı örtüsünün yenilenerek altınların törene katılan liderler arasında paylaşıldığının altını çizip bu iki olayı karşılaştırıyor ve “Allah o gün Kabe’de değil, “mülk İnka’nındır” diye bağıran Kızılderililerin vicdanındaydı” diyor… AKP kongresinin gerçekleştiği gün dışarıda kumanya dağıtılırken, salonda da Başbakan Erdoğan’ın konuşması sırasında ağlayanlara tanık olundu. Bu görüntüler, geçtiğimiz yıl yaşamını yitiren Kuzey Kore lideri Kim Jong’un ölümünün ardından zorla ağlayan insanları anımsattığına dair eleştirileri de beraberinde getirdi. Kongreden yansıyan fotoğraf ve sonrasına ilişkin siz ne düşünüyorsunuz? -Kongre günü ağlayan muhafazakâr kitlenin şunu bilmesi gerekiyor: Eğer sizin yaşamınızda en yüce değer din ise kardeşim, bu dinin bir peygamberi var. Peşinden gittiğiniz lideri onunla ölçmeniz gerekir. Peygamber nasıl bir kamu hayatı sürdürmüşse, peşinden gittiğiniz liderin de böyle bir kamu hayatı sürdürmesi gerekir. Peygamber nasıl öldüyse, Müslüman bir liderin de öyle ölmesi gerekir. Şimdi bakalım, peygamber, 23 yıl din ve devlet faaliyeti yürütmüş, peygamberlik yapmış. Din-u devlet ifadesi eski tabirle din ve kamu işlerini tanımlar. Eğer siz kendinizi bu işe adamışsanız kendinize ait bir hayatınız, kendinize yonttuğunuz bir çıkarınız, menfaatiniz olamaz. Peygamber, 23 yıl içinde ceketiyle gelmiş, ceketiyle gitmiş. Geride hiç bir şey bırakmamış. Hz. Ömer, kendi işini yaparken kendi mumunu, devletin işini yaparken devletin mumunu yakmış diye övüne övüne bunu yıllarca İmam Hatip okullarındaki merasimlerde sergilediler. Tayyip Erdoğan bunun tiyatrosunu da oynamıştır belki. Çok meşhurdur yani. Şimdiki hayatına bakalım… Ne görüyorsunuz şimdiki hayatına bakınca? -Bir defa şunu söyleyeyim, ben Tayyip Erdoğan'a asla oy vermem. Niye? Bunun basit, sade ve gün gibi aşikâr bir gerekçesi var. Çünkü 'kenz'ci. Yani kamu imtiyazı kullanarak para ve mal biriktiriyor. Bundan lider olmaz. Hele hele bundan Müslüman bir lider hiç olmaz. Bunun peşinden gidilmez. Buna tavır konulması gerekir. Buna kılıç çekilmesi ve “seni bununla doğrulturuz!” denilmesi gerekir. "Ne yapıyorsun sen?" denilmesi gerekir. Bir defa adam tüccar. Bildiğin tüccar yani. Önce kendi işlerine bakıyor, sonra zaman kalırsa milletin işlerine bakıyor. Ee karısı da tüccar. O da kuyumculuk yapıyor. Hastane zincirleri açıyor, oradan hisse, buradan hisse. Bu ne yahu? Tüccardan lider mi olur kardeşim? Bir defa devlet, yani millet; sizin ailecek yedi sülalenizin yaşamını emekli olduktan sonra bile garanti altına almış. Birinci dereceden emeklilik prosedürüne tabi tutuluyorsunuz. Sağlıktan eğitimine yedi sülalesine kadar her şey garanti altında. Devletin uçağıyla seyahat ediyorsunuz, devletin lojmanında oturma hakkınız var, emrinizde örtülü ödenek var, şu var bu var. Şimdi sizin neye ihtiyacınız olabilir? Sen niye mal biriktiriyorsun, niye para biriktiriyorsun? Sen başbakan olduktan sonra istifa etsen bile milletvekilisin ve devlet eski başbakanlarına ve milletvekillerine ölünceye kadar maaş bağlıyor. Hayatları garanti altında. Bunun dışında mal biriktirmenin anlamı ne ben anlayamıyorum. Bunu normal bir insan yapsa "adam geleceğini düşünüyor" diyebiliriz. Çünkü eğitimi, sağlığı hiç bir şeyi yok. Ama her şeyi garanti altında olan bu adam neden hala para ve mal biriktirir? Ne yapmaya çalışıyor? İşte burada bir gözü doymamışlık var. Bir de Allah'a inanmada bir sorun var. Nasıl bir sorun var, biraz daha açar mısınız? -Yani bunlar Allah'a inandığını söylüyorlar ama güvenmiyorlar. İnanıyor ama güvenmiyor. Böyle bir soyut Allah'a inanıyorlar. Oysa Allah'a güvenmek başka bir şey. Kuran sürekli olarak “gökten yağmur yağacak, yerden ot bitecek Allah’a güvenin” diyor. “Rızkınız kesilmeyecek Allah’a güvenin” diyor. “Allah’a tevekkül edin, bunun için biriktirmeyin” diyor. Allah’a güveni olmayan insan biriktirir, kendisini garanti altına almaya çalışır. Allah’a güvenmek, yağmura, doğaya, nebata güvenmek demektir. Hayata güvenmek demektir. Kıtlık olmayacak, perhiz şey kurumayacak, çalışırsan hepsi sana gelecek merak etme. Şimdi sen biriktirdiğin zaman başkasında azalıyor demektir. Yeryüzünde doğal bir düzen vardır ve bu düzen eşitlik üzerine kurulmuştur. Birisi bir yerde fazla biriktirdiği zaman diğerinde eksiliyor demektir. Kader, kısmet, nasip; bunlar Kuran’ın eşitlikçi kavramlarıdır. Fakat şu anki ölü kuranı anlatışlarıyla bu kavramları ters çevirip amuda kaldırarak mahvettiler. Sizin dikkat çekici bir eleştiriniz de var, “kurtlarla saldırıp, kuzularla meleşiyorlar” diyorsunuz. Ne demek bu? -Hükümet her zaman ikili oynuyor. Örneğin Neşet Ertaş’ın dizelerini okuyorsunuz, ancak Neşet Ertaş ölmeden önce “eğer arkamda bir çuval un bıraktımsa suç işlemişim demektir. Beni mezara koymadan önce o bir çuval unu dağıtın” demişti. Şimdi siz eğer Neşet Ertaş’ın dizelerini okuyorsanız, daha onun gibi yaşamayı, onun gibi ölmeyi göze almanız lazım. Acaba Tayyip Erdoğan vefat ettiğinde geride kaç çuval unu kalacak? Sen şimdi Neşet Ertaş’ın dizesini okuyorsan, adamın ölümü böyle; gayet peygamberane. Peygamber de aynen böyle öldü. Geride perhiz şeyi yoktu. En son yedi dirhemini dahi infak ettirmiştir. “Ben yedi dirhem de dahi olsa rabbimin huzuruna üzerimde bir mülkiyetle çıkmak istemem” demiştir. Dolayısıyla bana göre bu çok muhteşem bir ölümdür, tabiri caizse. Bunları kullanıyor ama onların yaşadığı gibi yaşamıyor. “Mal da yalan mülk de yalan” diyorsun ama hayatın mal mülk biriktirmekle geçiyor. Bir defa Neşet Ertaş devlet sanatçılığı payesini reddetmiş birisi. Dolayısıyla ona devlet töreni yapılması gereksizdi. Devlet adamları katılmamalıydı. Katılsalar bile en arka saflarda olmalıydılar. Dolayısıyla cenazesi de saptırıldı. Şimdi AKP’nin dış politikasına bakarsanız burada da aynı şey söz konusu. Örneğin kongreye Emin Cemayel de katıldı ve alkışlandı. Emin Cemayel kim? İsrail’de Sabra ve Şatilla katliamlarını yapan Falanjist partinin katliamın yapıldığı dönemki başkanı. Yani Sabra ve Şatilla katliamlarının siyasi sorumlusu. Onu kongreye çağırıyorsunuz ve insanlar alkışlıyorlar. Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu? Hani “kurtlarla saldırıyorlar, kuzularla meleşiyorlar” dediğim bu. Hem o taraftan görünüp hem de bu tarafta olmak. Hem şiirini okuyor, hem onun gibi yaşamıyor. Dış politika konusunu biraz daha açarsanız… -Basit bir örnek vereyim, şimdi diyorlar ki; "sana PKK hakkında 24 saat istihbarat vereceğim." Bunun karşılığında da Afganistan'a gidip Taliban'la savaşacaksın diyor. Hükümet de buna tamam diyor. Şu anda Türk askerleri Afganistan'da Taliban avına, cadı avına çıkıyor. Daha bir kaç gün önce 18 kişi öldü. Köyleri basıyorlar, burada Taliban var deyip katliam yapıyorlar. Amerikalılar Türk askerlerini orada bu amaçla kullanıyor. Türk askerinin Afganistan'da birazcık itibarı kaldıysa bu şekilde itibarsızlaştırılıyor. Suriye de aynı durumda. Türkiye'yi Suriye'ye sokmak istiyorlar. Bunun karşılığında borçları erteliyorlar. Şu kadar daha kredi açarım diyor, bilmem ne diyor. Amerikalılar seni kullanmadan sana ne borç verirler ne seninle ilişkiye geçerler ne de karşılıklı anlaşma yaparlar. Eğer PKK hakkında sana istihbarat veriyorlarsa karşılığında kiralık katillik yapmanı istiyor. Seni Suriye'ye sokmak için borçlarını ertelerim diyor. Batılılar böyle kardeşim. Bunlarla aynı yatağa girilir mi? Muhafazakâr AKP hükümeti bana göre kıblesini kaybetmiştir. Deli dana gibi nereye gideceğini bilmiyorlar. “BDP'yi muhattap almam” diyor, ertesi günü “İmralı'yla görüşebiliriz” diyor. Birisi Diyarbakır Emniyet Müdürü'nün açıklamalarına sahip çıkıyor, öbür taraftan Tayyip Erdoğan çıkıyor, "yok böyle bir şey" diyor. Kafaları karışık, ne yapacaklarını bilmiyorlar. Şu anda Türkiye'de iradeli bir politika yok. Yoğun gündemin önemli başlıkları yeni Anayasa, başkanlık sistemi ve erken seçim tartışmaları. Sizce bu süreç nasıl şekillenecek? -Ben iktidarı siyasi açıdan şöyle eleştiriyorum: Devletin davranışlarını değiştirmiyorlar, kendi davranışlarını devletleştiriyorlar. Bunun en güzel örneği, Tayyip Erdoğan’ın siyasi hayalleridir. Yani sistemi kendisi için değiştirmeye çalışıyor. Anayasa’yı bile kendisi için değiştiriyorlar. Hesapları şu: Anayasa’da Cumhurbaşkanının partili olmasına yönelik maddeleri kaldıracaklar. Böylece Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı olunca partili olmuş olacak. Cumhurbaşkanı da yürütmenin başı olduğu için hükümetin oturumlarına bile başkanlık yapabilir. Biraz daha yetkiyle birlikte otomatikman yarı başkanlığa dönüşecek. Bakanlar Kurulu Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanacak. Başbakan da Cumhurbaşkanının yardımcısı gibi olacak ve fiili bir şekilde partili cumhurbaşkanlığı ile birlikte yarı başkanlık sistemine geçilmiş olacak. Şimdi bu nedir; kendi siyasi geleceği için sistemi değiştirmektir. Kendi ikbali için. Evet, sistemin değişmesi lazım ama bu bir şahsın ikbali için olmaz ki. Daha önceleri Turgut Özal’da bunu yapıyordu. Oysa “ sistemin şu şu yönleri ben olmasam bile değişmesi lazım” denmeli. Yani devletin davranışlarının değişmesi lazım, ülkenin menfaatine olan budur denilmesi lazım. Bunları düşünmüyor, öncelikle kendisinin ne olacağını düşünüyor. Bu çok yanlış. Antikapitalist Müslüman Gençler konusuna gelirsek… -Bu gençler öteden beri belirli konulara kafa yoran, bir arayışı olan gençlerdi. Ancak bu itirazlarını İslami muhitlerde yeterince dile getiremiyorlar. Dile getirseler bile dışlanıyorlardı. Çünkü İslami çevreler onların itiraz ettikleri şeylere itiraz etmiyor. Mesela en büyük itirazları Kapitalizm. Özellikle “kapitalizm Allah’ın düşmanıdır” vurgusu yapıyorlar. Çünkü Müslümanların çoğunlukla kapitalistleştiğini, kapitalizme kayıp gittiğini görüyorlar. Dini cemaatlerin bütün davasının, otuz yıllık mücadelenin sonunda kapitalizme abdest aldırmakla sonuçlandığını görüyorlar. Bugün baktığınızda milli görüş böyledir, AKP böyledir, cemaatler, nurcuların çoğu böyledir. Mısır’da İhvan-ı Müslümin böyledir, Pakistan’daki Cemaat-i İslami böyledir; Hamas ve Hizbullah dahi böyledir. Klavuzun gereği yok, yolun sonu belli. Böylece ne oluyor, kapitalizme İslam dünyasından bir alternatif yok. Bütün dini cemaatlerin mücadelesi, harçlıklardan arttırılarak yapılan bütün dini fedakârlıklar sonunda geliyor; buraya dayanıyor. Şimdi burada yeni bir yol çiziliyor. Bu gençler hazırladıkları manifestoyla dini cemaatlere diyor ki; artık deniz bitti, kara göründü. Gidebileceğiniz bir yer yok. Bizi daha fazla kandıramazsınız. O zaman biz kendimize bu yolu çiziyoruz. Birinci mesele bu. Kapitalizme karşı çıkmak. Sizin ram olduğunuz, fit olduğunuz şeye karşı çıkıyoruz. Asıl karşı çıkışın buradan başlaması gerekiyor. Özellikle antikapitalist bir vurgu yaparak böyle bir manifesto yayınladılar. Benim de bu manifestoya katkım oldu. Ben de içeriğe bakıp görüşlerimi bildirdim ve bu manifesto yayınlandı. Bunun sonucunda da Kapitalizmle Mücadele Dernekleri’nin kurulması kararlaştırıldı. Bu bir kitlesel gençlik örgütü olacak. Derneğin adının soğuk savaş döneminde ABD güdümünde kurulan Komünizmle Mücadele Dernekleri’ni çağrıştırmasının özel bir anlamı var mı? -Evet, bu biraz Komünizmle Mücadele Dernekleri’ni anımsatıyor ama tam tersi. Bir anlamda iade-i itibar ve redd-i miras var burada. Tarihi bir olaydır. Bir bakıma Komünizmle mücadele derneklerinin yarattığı bir sonuç değil midir bugünkü itirazın kaynağı? -Bunun tam tersi bir iradeyle buna karşı çıkılıyor burada. Komünizmle Mücadele Derneklerinin antitezi biçiminde. Burada önemli olan kapitalizmle mücadele derneklerinin dini çevrelerden gelen insanlar tarafından kuruluyor olmasıdır. Bu Türkiye'de bir ilktir. Aynı zamanda da bir milattır bana göre ve altının çizilmesi gerekir. Bunu sol kökenden gelen gençler yapmıyor, tam tersi komünizmle mücadele derneklerinden yetişenlerin çocukları, hatta torunları yapıyor. Bu, üzerinde çok tartışılacak bir durumdur. Manifestosuyla, Kapitalizmle Mücadele Dernekleri’yle Türkiye'nin birçok yerinde bir bilinç patlaması ve zihniyet devrimi yaşanacaktır. Kendi mecrasında akacak ve gün geçtikçe büyüyecektir. Bizden sonrakiler için kalıcı bir miras olacaktır. Bu harekete yönelik özellikle soldan gelen "sınıf mücadelesine zarar vereceği" yönündeki eleştirilere ve "İslam özü itibariyle kapitalizme karşı bir tavır alamaz" yönündeki yorumlara neler söyleyeceksiniz? -Bu çok yanlış bir görüş. Türkiye'deki sınıf mücadelesi tam da şimdi ‘antikapitalist Müslümanlar’ söylemiyle yerli yerine oturacak. Daha önce kablolar yanlış bağlanmıştı. Düşünün, acemi Bolşevik gidip işçiyle “Allah var mı yok mu?” tartışması yapıyor. Şimdi bunu solda da yapanlar oldu. Gariban insanlarla Allah var mı yok mu tartışmaları yapmak gereksizdir. Şimdi kablolar bu bakımdan yerli yerine oturacak. Biz ana babamızdan şunu gördük, asıl emek mücadelesinin oturduğu yer bana göre burasıdır. Benim annem babam, iki şeyi yerde görünce alıp öper ve yukarı kaldırırdı: Birincisi Kuran-ı Kerim, ikincisi de ekmek. Allah, ekmek, özgürlük… Şimdi bu kavramlar bir araya geliyor. Asıl mücadele şimdi başlıyor. ALLAH KÂBE’DE DEĞİL, MÜLK İNKA’NINDIR DİYE BAĞIRANIN VİCDANINDA! Başbakan Erdoğan, Sanırım 2009'daki dünya su forumu öncesinde "Allah'ın suyunu paraya çeviriyoruz" şeklinde bir söz söylemişti. Bunun ardından Türkiye'nin neredeyse bütün dereleri eşzamanlı olarak özel şirketlerin denetimine verildi. Yaşadıkları vadilerde sizin deyiminizle 'Allah'a güvenerek' ve bir bakıma bağımsız bir yaşam süren insanlar, bir sabah uyandıklarında karşılarında iş makinelerini gördüler. Birden yaşadıkları o cennet vadiler şirketlerin denetimine geçti, su kaynakları 49 yıllığına tahsis edildi. Allah'ın suyunu paraya çevirmek, bu dönemin fotoğrafını çeken bir kavram sayılabilir. Bu konuda siz neler düşünüyorsunuz merak ediyorum... -“Allah'ın suyunu paraya çeviriyoruz” demek, güya kendiliğinde akıp giden ve işe yaramadığı söylenen suyu, üzerine baraj yaparak, HES yaparak paraya çeviriyoruz demek. Ama gerçekte bu böyle mi? Bu, Allah'ın suyunu birilerine peşkeş çekiyoruz demektir. Allah'ın suyu kendi halinde aktığı zaman zaten bütün milletin yararınadır. Yaşamın yararınadır. Eğer sen bütün milletin menfaatine, özelleştirmeden millet adına bir kamu faaliyeti yürüteceksen ve buradan millet faydalanacaksa o zaman tamam. Allah'ın nimetini eşit biçimde emek katarak kamuya dağıtıyorsun demektir. Ama sen böyle yapmıyorsun ki. Sen bunu özel şirketlere 49 yıllığına veriyorsun. Birçoğu da yabancı bu şirketlerin. O zaman Allah'ın suyu o şirketlerin malı olmuş oluyor. Şimdi bunu yaparak Allah'ın mülkünden çalmış oluyorsunuz. Allah'ın suyunu paraya çevirmek, çoğu da yabancı özel şirketlere 49 yıllığına vermek demek, "Allah'ın mülkünü yabancılara peşkeş çekiyorum" demektir. "Alın bunlarla daha da fazla zenginleşin" demektir. Bir defa bunu yapmaya hakkı yok. Sadece Allah'ın suyu değil, Allah'ın toprağı da böyledir. Madenleri de böyledir... Peygamber, üç şey ortaktır diyor; hava, su ve toprak. Bunlar kamuya aittir, ortaktır. Bunlar alınıp satılamaz, kâr konusu yapılamaz. Burada sadece milletin menfaatine yönelik kamu faaliyeti yürütülebilir. Bu da suyu dağlardan şehre getirip halkın yararına akıtırsın. Bu bir kamu hizmetidir. Suyun bu bakımdan ücretsiz olması gerekir. En azında kamu maliyeti neyse bu giderleri karşılayacak cüzi bir tutar alınması gerekir. Kâr aracı olmaktan çıkması lazım. Doğal gaz yataklarının, kömür ocaklarının, toprağın bizatihi kendisinin mülkiyeti olamaz. Bana göre bütün tapular iptal edilmeli. Bir şeyi tapuluyorsun, "burası benim" diyorsun. Böyle bir şey olamaz. Sonra oğluna kalıyor, ondan torununa. İslam'ın ilk zamanlarında toprak mülkiyeti yoktu. Toprak Allah'ındır. Yeryüzü Allah'ındır. Toprak işleyenindir, su içenindir, hava soluyanındır. Bunları dile getirenleri komünist olmakla suçluyorlar ama… -Ne komünisti kardeşim. Peygamber bu üç şeyin ortak olduğunu söylüyor. Peygamberin sözü bu. Peygamberin sözüne komünist diyecekseniz o zaman peygamber de komünist deyin. Peygamberin zamanında böyleydi ama sonradan yağmaladılar. Dolayısıyla sen Allah'ın suyunu paraya çeviremezsin. Şimdi bu liberaller Müslümanları çok fena etkiledi. Bana göre bir insan Edirne'den girmeli, Kars'a kadar memleketinin geniş geniş yollarında göğsünü gere gere yürümeli ve hiç bir şekilde yolda önü kesilip ondan para alınmamalı. Şimdi sen Edirne'den Kars'a kadar gitsen en az on yerde senin yolunu kesip senden para alırlar. Varıncaya kadar meteliksiz kalırsın. Peki eskiden yol kesip de para alana ne diyorlardı? Eşkıya diyorlardı. Şu anda devlet yapıyor bunu. Bunların hepsi kamu hizmetidir. Sen zaten vergi topluyorsun. Nereye gidiyor bu vergiler? Şimdi gidin işadamlarına bir sorun. Analarını ağlatıyorlar vergilerle. Bunlar dış güçlerin de eliyle devlet denilen bir canavar yaratmışlar biz bu canavarı her sabah doyurmak zorundayız. Eğer bu canavarı doyurmazsan başına çöreklenir ve para para para... Bunların yabancı şirketlere gitmesinin sebebi ne? İktidarın bakanlarının kibirli hallerinin de kamu vicdanında rahatsızlık yarattığına dair eleştirilere tanık oluyoruz. Örneğin bir bakan çıkıp barajın su tutulması töreninde "kapaklar kapana, sular tutula!" diyor. Bir diğeri "Çoruh nehri eskiden kendi istediği gibi akıyordu, bundan sonra bizim istediğimiz gibi akacak" diyebiliyor. Yaşama ve insanlığa karşı gösterilen bu kibri nasıl yorumluyorsunuz? -Bu, bir Müslüman’a yakışan bir kibir değildir. Doğayla uyum içinde bir kamu faaliyeti ve devlet icraatı yürütülmesi gerekir. Şimdi bunların örnek aldığı liberal ekonomi ve bireysel mülkiyet, doğaya acı çektirerek ondan bir çıkar elde etme zihniyetini eleştirmemiz gerekiyor. Bunlar yanlış bir yeri örnek alıyorlar. Örnek aldıkları yerden küçük bir ayrıntı aktarayım; sanırım 2008 yılındaydı, Latin Amerika'daki yağmur ormanlarının özelleştirilmeye çalışılması sırasında yerli halk ayaklandı. Bir bakıma gökteki yağmur yere indiğinde bir yerde depolanıp yerel halka verilmeyecekti. Yerel halk bu suyu parayla alabilecekti. Ormanla birlikte o ormana yağan yağmuru da, bulutları da özelleştirdiler. Bunun üzerine yerli halk ayaklandı ve bu olaylar sırasında 25 kişi yaşamını yitirdi. Birçok yerliyi de hapse attılar. O günlerde haber bültenlerine de yansıyan gösterileri izlerken bir ayrıntıyı hiç unutmuyorum; yerliler "mülk İnka'nındır" diye bağırarak yürüyüş yapıyorlardı. İnka malum Kızılderili tanrısı. Yağmur ormanları İnka'nındır. Mülk İnka'nındır! Amerikalı özel şirketlere verilemez diye bağırıyordu yerli halk. Şimdi aynı gün İslam coğrafyasında bir başka olay oldu: Mekke'de bulunan Kâbe’nin örtüsü değiştirildi. Kâbe’nin örtüsünün üzerinde 120 kilo altın vardır. Ve bu örtü her değiştirildiğinde o 120 kilo altın törene katılan devlet başkanlarına pay edilir. Sonra da yeniden üzerinde 120 kilo altın olan yeni bir örtü asılır Kâbe’ye. Şimdi Allah'ın evine 120 kilo altın asıyorsunuz, eski örtüdekileri de gelen devlet başkanlarına veriyorsunuz. Fukaraya da değil. Oysa kuran "altın biriktirmek ateştir" diyor. Kuran'ın en sevmediği şey altındır. Peygamber, kenz ayetleri yani Tövbe 34-35 inince “tebbet el kanizun, tebbet el fızza, tebbet ez-zeheb (Kahrolsun biriktiriciler, kahrolsun altın, kahrolsun gümüş) diye bağırmıştır. Öyle ki mescidin yaprakları titremiştir bağırmasından. Şimdi böyle bir peygamberin yurdunda, böyle bir surenin indiği Mekke'de Allah'ın evi olan Kâbe’de altın topluyorsun. Aynı gün de Kızılderili'lerin torunları "mülk İnka'nındır!" diye bağırıyor. Bu ne anlama geliyor? -Şimdi bu iki olayı karşılaştırdığımızda ben diyorum ki, " Allah nerede?" Allah, Kâbe’de değil! Altının yığıldığı yerde Allah olmaz! Allah, o gün Peru’daki Kızılderili'nin vicdanında! Bütün yeryüzü Allah'ındır, bu ayrı. Ama altının, paranın yığıldığı yerde; devlet başkanlarının altın bölüştüğü yerde Allah olur mu? Öbür taraftan adam "mülk İnka'nındır" diye bağırıyor. Ben bunu söylediğim zaman muhafazakârlardan bir çok eleştiri aldım. Ben burada sembolik bir karşılaştırma yapıyorum. Söylediklerim tamamen semboliktir. Bir vicdan koyulması gerek ortaya, bir şey anlatmaya çalışıyorum. Şimdi sen kalkıp yağmur ormanlarını özelleştirenleri örnek alıyorsun. Kapaklar kapana, sular tutula diyorsun. Bunları da bir kamu menfaati olarak söylemiyorsun. Özel şirkete 49 yıllığına veriyorsun. Dünyada liberal kapitalist bir ekonomi hüküm sürdüğü için bunlar doğayı talan ediyorlar. Bizim muhafazakârlar da bunlara özeniyorlar. Bunların özenilecek bir tarafı yok. Bunların İslam kültüründe bulunan şeyler değil. Yusuf Yavuz Odatv.com
  3. politika şunu cevapladı bir başlıkta ileti içinde Güncel Konular
    Kandan arinmis nice Kurban Bayramlarina dilegimle Kurban Bayrami herkese kutlu olsun. saygilarla
  4. Yarin KAN BAYRAMI yani katliamin birinci günü.Hayvan bogazlamayi dinin bir ritüeli haline getirenlerin dinden imandan bahsetmeleri o kadar komik ki!Bunun daha da komigi "Kurban'in ne oldugunu "gercek anlamda anlatanlara, beyinleri küflenmis olanlarin vermis oldugu tepkilerdir. Yarin milyonlarca hayvan Allah emretti diye bogazlanacak halbuki Allah öyle bir emir vermemistir vermez cünkü Allah kanla ibadeti asla emretmez.Hayvan bogazlayanlar insanlarida bogazlarlar.Vicdanlari acimadan sizlamadan bicagi Allah öyle istiyor diyerek bir hayvanin girtlagina sürtenlerin hangi Allaha iman ettiklerini anlamak icin kahin olmaya gerek yoktur.Onlarin Allahlari kan istiyor gercek olan Allah ise böyle birsey istemiyor. Yarin Türkiye kan kokacak cünkü kan akitmak sevdasinda olanlar icin yarin bu imkan var.Yarin sözümona müslümanlar Allaha daha cok yaklasacaklar cünkü o'nun ugruna kan dökeceklerdir.Allahi kan dökerek aldatmanin hesaplarini yapiyorlar. Islamci Yazar Ihsan Eliacik KURBAN SAMANIZMDEN KAYNAKLANIR diyor.Bu yazar eminim ki simdi hakaretlere ugrayacak veya tehditler alacaktir .Ama sonucta gercegi ifade etmis olmakla bu kisi insanliga hizmet vermistir. saygilarla
  5. Allah Kuranin il ayetinde "oku"diyor,siyasal islamcilara göre bu emir sadece dini yayinlar okuma emridir,fanatik yobazlar icin de bu emir somut olan herseyi reddedip sadece din bezirganlarinin yazdiklarini okuyup kabul etmek demektir. Aslinda Allahtan veya insandan,bu emir insanlara OKU'mayi emrediyor.Yani okuyun cahil kalmayin,bilim yapin ilmin pesinden gidin diyor.Peygamber bile "ILIM CINDE OLSA BILE GIDIN"diyerek Kuranin emrini insanlara aktarirken,kendilerini müslüman yerine koyup bilime karsi cikan ve bilime ne hacet var Kuran varken diyebilen karanlik zihniyetli,cagdaslik karsiti,beyinleri hala 1400 yil öncesini basan kisiler bu emri yok sayiyorlar. Bilim var olanin ispatidir diyerek bilimi kücümseyen insanlar yüzünden Islam alemi perisanlari oynuyor bugün. Osmanli Bati'lilarin buldugu matbaa ile bulunusundan tam 200 yil sonra tanismistir.Bu tanisma ayni zamanda bir sarta da baglanmisti.O sart:Matbaada Kuran disinda diger din kitaplari basilabilir,Kuran sadece el yazisi ile olur sartiydi. Fatih Sultan Mehmet,Istanbul'un surlarini Macar dökümcü ustasinin döktügü toplarla dögmüstü. Hazerfan Celebi,yaptigi bir deney yüzünden hayatindan oldu. Söyle bir Islam Tarihinin son 700 yilina bir bakin insanliga hizmeti dokunan tek bir isim bulamazsiniz,cünkü cahil din adamlarinin her türlü yeniligi seytanin isi diye reddetmeleri Islamin ve Islamiyete bagli toplumlarin ilerlemesini engellemistir.Bilimi reddetmek geri kafaliliktir.Bugün eger Bati sayisiz buluslara imza atmissa,insanliga faydali sayisiz hizmetler vermisse bunlari bilim sayesinde yapmislardir. Hem Kuran bilimden teknolojiden bahsetmez denecek , sonra da bilimi kücümseyeceksiniz bu bir celiskidir.Kuranda cep telefonundan bahsedilmiyor ama sizin o begenmediginiz bilim adamlari sayesinde simdi herkesin cebinde bir cep telefonu var.Kuranda ampülden de bahsetmez fakat Edison ampülü buldu.Yani ampül var olan bir seydi Edison'da onu ispat etti dimi?Güldürmeyin adami ya. Ayetleri papagan gibi ezberleyip icinde vermek istedigini anlamayanlarin elinde Kuran bir savas araci olmustur.Kim müspet ilimden bahsediyorsa bunlar hemen bu savas silahini ona karsi tutuyorlar.AKP'den önce ki yillarda türban icin kiyametler koparanlar ellerine birer Kuran alarak polise karsi direniyor ve bekliyorlardiki polisler o Kurani yere düsürsunde bunlara yaygarayi bassin;sistemin polisi Kurani yere atti diye.Bilim ve din birbirine zit iki kavramdir.Yok olan birsey ispat edilemez bu bilimseldir. saygilarla
  6. politika şunu cevapladı bir başlıkta ileti içinde Güncel Konular
    “CIA ve Soros’un “Birleşik Türkiye Devleti” ne adım adım” (SOROS’UN TESEV’İNİN HAZIRLADIĞI “YEREL VE BÖLGESEL YÖNETİM” RAPORUNU AKP YASALAŞTIRIYOR) B A S I N A Ç I K L A M A S I “29’u Isparta da olmak üzere Bin 591 belde belediyesi ile 16 bin 82 köyün tüzel kişiliğini sona erdiren, 29 il özel idaresinin kapatılmasını, 13 İlde büyükşehir belediyesi kurulması ve il sınırlarının büyükşehir sınırı olarak belirlenmesini öngören “Yerel Yönetimler” yasa taslağı AKP hükümetince TBMM ye sunuldu. TESEV İyi Yönetişim Programı, 9 Haziran 2012 tarihinde gerçekleştirdiği bir konferans ile “Yeni Anayasada Yerel ve Bölgesel Yönetim için Öneriler” raporunu kamuoyu ile paylaştı. Raporda, yerel yönetimlerin güçlendirilmesinin ve bölgesel yönetim birimlerinin oluşturulmasının önündeki anayasal engellerin kaldırılması ve yerel yönetimler üzerindeki merkezi vesayetin hafifletilmesi öneriliyor. TESEV’in raporunda “illerden gelecek birleşme taleplerinin yanı sıra kalkınma ajanslarının kuruluşu ile ilgili 08.02.2006 tarih ve 5449 sayılı kanunda belirtilen NUTS bölgeleri de dikkate alınmalıdır. Bölge yönetimleri kurulduğunda, söz konusu kalkınma ajanslarının bu yönetimlere bağlanması yararlı olacaktır” deniliyor. Yine TESEV’in söz konusu raporunda “Bu değişikliklerin yapılabilmesi için Anayasa’nın ikinci ve üçüncü maddesinin değiştirilmesi, “Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür” ifadesi, “Türkiye Cumhuriyeti bir bütündür. Örgütlenmesi yerinden yönetim esasına dayanır” şeklinde değiştirilmesi isteniyor. İşte Bu önerileri de içeren yasa taslağı Bakanlar Kurulundan sonra TBMM gündeminde. TESEV Başkanı Can Paker; “Soros her sene TESEV’e 2 milyon doları ‘Hobileri’ uğruna Türkiye’ye gönderiyor” diyor. Anlaşılan ABD’nin KÜRESEL İşgalini derinleştirmek ve güçlendirmek için sözde demokrasi operasyonlarında başrolü oynayan, Yahudi asıllı dünyaca ünlü finans spekülatörü(vurguncusu) Soros, bunu bir “hobi” olarak yapıyor. Azerbaycan, Gürcistan, Türkmenistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Kazakistan, Gürcistan, Afganistan, Irak, Tunus, Mısır ve Libya’da olduğu gibi ülkemizde de bu paralardan nemalanan Sivil Toplum Örgütleri ve Siyasal Partiler ne yazık ki iş başındadırlar. Bunlar; “Garip bir şekilde ABD’nin küresel emperyalist politikalarını destekleyici, Küresel ölçekte ekonomik işgale açılacak olan ülkelerdeki, direnç gösteren güçleri zayıflatıcı, bölücü bir görev üstlenmektedirler. Yani Kendi halkını ateşe atmakla görevlidirler.” Kaldı’ ki ünlü spekülatör Soros, bunu saklamaya bile gerek duymadan; ”Dünyanın her yanında böyle süreçleri destekliyorum. Şu anda Liberya’da yapıyoruz, Nepal’de de yapabiliriz. Türkiye’de de son 5 yılda 8 milyon dolar harcadık” diyerek Türkiye’deki “İleri Demokrasiye!” “hobi” olarak yaptığı katkıyı ortaya koymaktadır. Bölge Kalkınma Ajansları, Kent Konseyleri ve Büyükşehir Belediye Yasası birlikte değerlendirildiğinde ABD’nin BOP projesi, ABD adına taşeronluğa soyunan AKP tarafından hayata geçirilmektedir. “Büyükşehir belediye sınırlarının il sınırlarına çıkarılmasıyla kendiliğinden bölgesel yönetimler ihdas edilmiş olacaktır. Yerel yönetim düzeyinde ortaya çıkan bu yapılanma bölgesel otonomiyi gündeme getirecektir.” Yani Federe devletçiklerden oluşan “Birleşik Türkiye Devleti” gündeme alınmıştır. CIA’nın Türkiye ve Ortadoğu sorumluluğunu yapmış Graham Fuller; “Türkiye’nin toprak bütünlüğünün korunmasına çok önem veriyoruz; dünyada pek çok ülkenin yıkıcı etnik isyanlar ve ayrılıkçı eğilimlerle boğuştuğu bir çağda eğer mümkünse birleşik bir Türk devleti içerisinde çözüme kavuşmasından yanayız” diyor ve “mümkün olmadığında” ne yapılacağını da açıklıyor. “İnsan haklarını ihlal etmesi Türkiye’ye Avrupa ve Washington’da da siyasi bedeller ödetecektir” ABD’nin Türkiye Büyükelçiliği yapmış olan Morton Abromowitz “Merkezi yönetimin yetkilerinin bir kısmının yerel yönetimlere devredilmesi önerisi, Kürt meselesi üzerindeki etkisi ne olursa olsun son derece önemli bir ihtiyaçtır” tespitinde bulunuyor. İl idaresi sisteminin aşındırılması taşrada “devletin tarafsızlığını ve hukukun üstünlüğünü” uygulayacak makamların zayıflamasına ve zaman içerisinde ortadan kalkmasına yol açacaktır. İl idaresi sistemin aşınması kamu düzeninin sağlanmasında güçlüklere sebebiyet verecektir. Hâlbuki İl İdaresi sistemi yerel demokrasinin sağlıklı işlemesinin en büyük teminatıdır. Tüm bunlara ek olarak BOP eş başkanı Tayyip Erdoğan’ın “Şu an Türkiye’de sistemi oynuyoruz” sözleri düşündürücüdür. Buna göre, Meclis’in yeni döneminde ilk iş büyükşehir yasası değiştirilecek ve böylece BOP Eş başkanı Erdoğan’ın Federe Devlet Başkanlığına giden yolu açılmış olacaktır. AKP, Emperyalizme uşaklık ve taşeronluk politikasında artık gemi azıya almıştır. Soros’un Türkiye ayağı olan TESEV yasa tasarısını hazırlıyor. BOP Eş başkanı; TBMM deki sayısal çoğunluğuna dayanarak yasalaştırıyor. Böylece Türkiye tek kurşun bile atmadan Küresel çetenin istediği biçimde “Birleşik Türkiye Devleti” adı altında eyalet sistemine dönüştürülüyor. Bu nedenle eğer Ulusal Bağımsızlığımızı, devletin tekliği ve ülkenin birliğini, egemenliğimiz, kısaca ulusal namus ve onurumuzu korumak istiyorsak İlk önce ve her şeyden önce AKP iktidardan uzaklaştırılmalıdır. Yönetim Kurulu Adına MAHMUT ÖZYÜREK ADD ISPARTA ŞUBE BAŞKANI
  7. Vanda iki ilkögretim okulunun adlari degistirildi.Birisine Tenzile dediler digerine Ilknur.Diyenler MEB ile EVYAP denilen dinci holding. Yillardir Atatürk adini tasiyan bir okulun adini Basbakanin annesinin adiyla degistirmek Atatürk'e meydan okumaktir.Bunu yapan holding Atatürk düsmanligini ve basbakan yandasligini acikca itiraf etmistir. Okulun yikilip yeniden yapilmasini üstlendigi icin EVYAP Holding'in istedigi bir isim verilmis Atatürk ismi de sözümona TOKI'nin yaptiracagi okulla verilecekmis. Ben Van'lilarin bunu siddetle protesto edecegini,EVYAP denilen ne idügü belirsiz Holding'e "al okulunu basina cal"diyecegini saniyordum ama heyhat yanilmisim demek ki Atatürk düsmanligi sadece EVYAP'ta yokmus. saygilarla
  8. Bizim müslüman ayaklarinda gezinen siyasi Islamcilarin en büyük yanilgisi herkesi kendi yanlis fikirleri ile aldatabileceklerine inaniyor olmalaridir.Bu öyle bie gaflet ki kendi bilgisizliklerinden bihaber olup baskalarini bilgisizlikle suclamak veya baskalarini inancsiz görme hastaligini dogmasina neden olmaktadir.Camiye mi gitti,Oruc mu tuttu,Hacca'mi gitti artik onlardan daha müslüman kimse yoktur.Caminin ne oldugunu,Orucun ne oldugunu Haccin ne oldugunu bilmeyip sadece ibadet eder gibi görünerek cevresini aldatmaya yönelik davranislar icine girenler de bu Siyasi Islamcilar veya Graham Fuller'cilerdir.Graham Fuller basta Cankayadaki noter olmak üzere Türkiye'nin yikim projesini üstlenmis olan Siyasi Islamcilarin önderidir.Kendiside CIA'nin eski Ortadogu bölgesi Türkiye Masasi sefiydi.Bizim Siyasi Islamcilar bu Graham Fuller'den cok etkilenirler,Ilimli Islam kavraminida ilk olarak bu Graham Fuller icad etmistir. Bizim bu müslüman gecinenlerin bir hastaligi vardir;düsünmeme hastaligi veya herseyi Allaha havale edip yan gelip yatma hastaligidir bunun bir diger adi.Müslümanlar eger mantiklarini calistirip düsünebilseydiler Bati'nin neden Islam ülkelerinden güclü oldugunun cevabini kendi kendilerine bulacakken bu cevabi aramak yerine onlara bu cevabi verenlere saldirmak kolaylarina gelmektedir cünkü beyni calismayanin kaba gücü calisir.Bugün islenen namus cinayetleri,töre cinayetleri kadinlara iskencie,kadinlari ikinci sinif görme huylari cahilligin belirtisidir,kadinlari ikinci sinif görebilmek icin bunlar Kuran ayetlerini bile carpitarak kendilerine uydurmuslardir. Müslüman gecinenlerin Islamdan bihaber olmalari nedeniyle her kötülük her sefillik Islam ülkelerinde Islam diye insanlara empoze ediliyor.Allahin takdiri,Takdiri ilahi sloganlari dinin bilinmemesindendir. Türkce ibadete karsi cikanlar iste dinden bihaber olanlardir.Türkce ezana karsi cikanlarda aynidir.Dinden bihaber... Kurana göre;Allahin rahmeti her yere yagan yagmur gibidir.yani cihansümuldur.Bir elma agacinin meyvesi yoksa,bu yagmurdan sögüt gibi istifade eder.Elmadan daha farkli olan igde ise bu yagmur sayesinde meyvelerini besler.Bir müslüman Allahin hikmetleri zaman,yer ve sahsa göre degismez.Kim Allahin emirlerini tutar yasaklarindan kacarsa o kazanir. Müslümanlar genelde namaz oruc gibi ibadetlerle müslümanliklarini yasamaya calisirlar yani "tesri-i evamir"i yerine getirirler birde yaratilisa ait kanunlar vardir bunlarda "tekvin evamirdir"Bu tekvini evamir Allahin kainatin idaresi icin koydugu kanunlardir. Müslümanlar,ibadet ederler ancak tabiat kanunlarini ihmal ederler.Yani atolla,elektrikle,su ile ve toprakla ilgili kanunlari ihmal ederek aslinda Allahin bir kisim emirlerine uyarken bir kisim emirlerinede uymamis olurlar.Tabiat kanunlari Islam inancina göre Allah tarafindan konmus bilim adamlari tarafindan bulunmustur.Islam dünyasindan 700 yildir tek bir bilim adami cikmamistir bu tabiat kanunlarindan birini bularak insanliga hizmet vermek icin.Cünkü Islam dünyasi bu 700 yili birbirlerinin kanini dökerek gecirmistir.Bakin bugün Türkiye'de radikal sisayal islam iktidardadir.Bunlar iktidara gelidkleri günden buyana sadece kendilerinden öncesinin intiklamin almak icin siyaset yapmaktadirlar.Bu arada duble yollar,saglikla ilgili bazi düzenlemeler yaparak milletin de gözünü boymaktadirlar.Aslinda ise hicbirsey yapmamislardir,Türkiye'yi demontaj disinda. Allahin emirleri olan;Temizlik,caliskanlik,insanlara hizmet,tabiat kanunlarindan faydalanma gibi kavramlar Islam dünyasinda önemli bir yer isgal etmiyor,bu emirlere uyan gayri müslümler ise dünyanin yönetimin ellerinde tutmaktadirlar bugün Islam ülkeleri gayri müslümlerin elinde isgali altindadir.Ve iste Irak vahseti ve bu vahseti aynen Suriye'ye de yasatma cabalarina destek verip öncülük yapanlarin da kendilerini müslüman olarak tanimladiklarina sahit olmaktayiz. Osmanli dönemi diye mangalda kül birakmayanlar acaba Osmanli'yi ne kadar taniyorlar.Osmanli'nin kim oldugundan neler yaptigindan haberleri varmidir yoksa maasli Osmanli Aydinlarinin yazdiklari tarihlerde ögrenebildikleriylemi Osmanliyi taniyorlar.Osmanli han saray,kervansaray hamam köprü medrese disinda hicbirsey yapmamistir.Osmanli döneminde Anadolu fakr ve zaruret icindeydi.Savas ganimetleri saraya,devsirme Yenicerilere,padisaha giderken bu ganimetlerin elde edildigi savaslara Anadolu Türk'ü gidiyordu.Osmanli savasa giderken Türkleri en önde savasa sürerken sarayda tek bir Türk 'ün olmamasi Osmanli'nin ne oldugunu bize anlatir bu nedenle konu Osmanli degildir kimse burada Osmanli konusunu islemeye kalkmasin.OsmanlI'nin Türk oldugu bile tartismalidir. Yukarida degindigim icin sadece hatirlatmak anlaminda yaziyorum:Kimse kimsenin inancini sorgulamasin. saygilarla
  9. Hatay'da genelinde alicilarinin Suriye,Lübnan,Iran,Almanya olan arazilerin satislarinin orani il sinirinin yüzde 10'unu bulmasi nedeniyle Hatay,Mardin ve Kilis'te satislar durduruldu. Bugün bir gazetede cikan haber Hatay'in yarisinin satildigi mansetini tasiyor.Ayrica habere iliskin olarak konulan harita da bu satislar gösteriliyor. Türkiye'yi "babalar gibi satariz"diyenler bu sözlerinde durmuslardir.Yani Türkiye daha resmen bölünmeden topraklari satisa cikarilmistir.Daha önceki yasada yabancilara toprak satislari orani düsükken ikinci bir yasa ile bu oran yükseltilmistir. Bu bahsedilen arazi satislari sadece Hatay'la sinirli degildir.Türkiye'nin stratejik konum iceren tüm yörelerinde yabancilar arazi almaktadirlar. Simdi bazi Bati hayranlari cikacak ve diyecekler ki;Avrupa'da da bizim Türkler ev arazi satin aliyor,niye oralarda bu satislar tartisilmiyorda Türkiye de olunca kiyamet kopuyor.Surasini aciklikla belirtelim ki,bugün Avrupayi olusturan ülkelerden hicbirinde bölücülük mevcut degildir.Bu ülkelerin sinirlariyla baska devletler sorunlu degildir.Türkiye'nin sinirlari 90 yildir tartisilmaktadir,bu sinirlarin degismesi icin AKP iktidara getirilmistir.Atatürk'ün acik acik "köy arazilerini yabancilara satmayin"demis olmasina ragmen AKP iktidari köyleri satisa cikarmistir.Milletin cebinden aldiklari ile yetinmeyen AKP borclarini ödemek icin ülkenin topraklarina gözünü dikmistir.Cumhuriyet döneminde son 10 yila kadar yapilmis olan ne kadar kurum kurulus varsa bunlarin hepsi AKP eliyle satilmistir.Türkiye'de bugün Türk olan hicbisey kalmamistir Ay yildizli bayrak disinda. saygilarla
  10. Said-i Nursi Bitlis'in Hizan ilcesine bagli Isparit kasabasinin NURS köypnde 1877 yilinda dogdu.Göbek adi Riza olan Said-I Nursi'nin asil adi Said-i Kürdi'dir.(Simdi bazi Kürtcüler atlarlar buna)Said-i Kürdi köklerinin Hz.Muhammed'e dayandigini ileri sürmüs saf insanlar buna inanarak ona haketmedigi bir önem vermislerdir.Onun peygamber soyundan geliyor olmasi ona bir kutsiyet verilmesine yaramistir,bugün bile ülke yönetimindeki bazi isimlerin Said-i Kürdi'ye bu anlamda deger verdikleri bir gercektir. Daha cocuk yaslarda bölgede etkili olan Naksibendi Tarikati'na girmistir.Naksibendi Tarikatindan olanlarin bu meczuba neden deger verdikleride böylece anlasilmaktadir.Düzenli bir egitim hayati olmamistir,buna ragmen;Necmettin Sahiner,Serif Mardin ve Cemal Kutay Said-i Nursi'nin dilden kimyaya bircok bilimi ögrendigini iddia etmislerdir. Necmettin Sahiner,Said-i Nursi'nin Tillo'da Arapca Büyük Sözlük "KAMUS OKYANUS"u ezberledigini,bunu yaparken yerdeki karincalarida izledigi ve onlarin "cumhuriyetci"olduguna karar verdiginimdahasi 80-90 kitabi üc ayda ezberledigini ve bir"matematik kitabi"yazdigini,"Cemal Kutay ise Said-i Nursi'nin laboratuardan,ucaktan ve kimyadan bahsettigini,kozmografya ve topografya bildigini iddia etmistir. 1896'da Ermeni ayaklanmasi yasandiginda Said-i Nursi "Kürdistan da reform "istemistir. 1907 yilinda boynunda dürbün,belinde tabanca Kürt kiligiyla Istanbul'a gelen Said bu haliyle fotograf cektirmistir. Kürt milliyeticisi MALMISANIJ ve ROHAT,Saidin 2.Abdülhamid'e SAIT imzali bir dilekce vererek padisahtan "Kürtce egitim verecek okullar acilmasini" istedigini belirtmislerdir.AKP'nin kimin yolunda gittigi acik beyan belli degil mi? Abdülhamit'den Vanda bir Kürt Üniversitesi acilmasini isteyen Said-i Nursi'yi padisah akil hastahanesine göndermis ve tedavi olmasini istemistir.Said yandaslari,onun akil hastahanesinde bir anatomi kitabini ezberleyerek aklinin yerinde oldugunu ispat etmis ve taburcu oldugunu iddia ediyorlar. Said-i Nursi ömrü boyunca Kürtcülük yapmistir,kendin oldugu tartismali olan din bilgilerini Kürtcülük adina kullanmis,Kürdistan icin mücadele vermistir. Said-i Kürdi Kürtcülük calismalari yaparken ayni zamanda birlik ve beraberlik yanlisi görüsler belriterek ikili oynamistir.Bir yandan federasyonculuk fikrini gizli gizli yaymaya calisip Kürt ulusculugunu desteklerken bir yandan da kendin garantiye almak icin bunlara karsiymis gibi ikili bir oyun icindeydi. Said-i Nursi,mesrutiyet karsiti ITTIHAT-I MUHAMMEDI CEMIYETI'nin kuruculari Süheyl Pasa,Mehmet Sadik,Ferik RIza Pasa ve Dervis Vahdeti'nin arasinda yer almistir. Said-i Nursi 31 Mart Mürteci Isyani'nin fitilini atesleyen Dervis Vahdeti'nin VOLKAN Gazetesinde ve Kürdistan dergsinde yazilar yazmistir. Said-i Nursi,18 Mart 1909 tarihinde yazmis oldugu yazida,"Rehberimiz Seriat-i Garra ve kilicimiz da berabin-i katia ve maksadimiz i'la-i kelimetullahtir.En evvel mürsid-i umumi olan ulema talebeyi seriat namina ittihata(birlesmeye)davet ederiz"diyerek ulema ve talebeyi seriat adina birlesmeye cagirmistir ki bunun adi acik bir kiskirtmadir- Said-i Nursi'mi yoksa Kürdi'mi sorusuna verilecek cevap ikiside olabilir ama asil olan Kürdi'dir.Bu adamin Kürt olup olmamasi degildir bence sorun,bu adamim kim oldugu ve ne yaptigidir önemli olan.Bazi kitaplarin veyas dergilerin kapagina bu adami at üstünde savas meydaninda gösteren montaj resimleri koyarak bir meczuptan kahraman yaratma cabalari bosunadir. Türk'ün atesle imtihan edildigi 1918-1922 tarihleri arasinda Said piyasada yoktur o kardesinin oglunun Camlicada'ki evinde ktap dedigi uyduruk seriyi bütünlemeye calisiyordu.Molla bu islerle ugrasirken Anadolu bagimsizlik savasinin kan ve atesi icindeydi. saygilarla
  11. Önce bir yanlisi düzeltelim 4 dönem degil 3 dönemdir ve bu 3 dönemde hangi dümenlerin döndürüldügünü iktidarda kalabilmek ugruna hangi yolsuzluklarin,hukuksuzluklarin yapildigini saf insanlarin nasil Allah ile kandirilarak oylarinin gaspedildigini ve bu arada dünkü isgalci güclerin bu sürece nasil katkida bulunduklarini yeri geldikce tek tek ortaya koyacagiz bundan hic kuskunuz olmasin.90 yildir haince calisan bu dinci fasist cevreler bölücülerinde destegi ile Türkiye'yi nasil zaptettiler bunlari hep anlatacagiz.Dün "hiristiyan klübü"diyerek tu kaka ettikleri AB'ne sadece ve sadece Cumhuriyeti yikabilmek icin nasil sarilarak ona köle olduklarini,"en büyük seytan"dedikleri Amerika'ya hain emellerini gerceklestirebilmek icin nasil diz cöktüklerini,nasil yandaslik yaptiklarini,Büyük Israil ve Büyük Kürdistan'in kurulmasi icin nasil Ataürkcülerle,Cumhuriyetcilerle savastiklarini belgeleriyle ortaya koyacagiz tek tek... Terörü sifirdan alarak bugün teröristlerle pazarlik konumuna getirenlerin PKK terör örgütüyle nasil isbir.igi icinde olduklarini,Kürdistan marsini nasil ayakta dinlediklerini biz bunlarin suratina carpacagiz,Ergenekon ve Balyoz senaryolarini kimlerin ve ne icin ürettiklerini bunlara tekrar tekrar gösterecegiz.Melanetle ancak böyle mücadele verilir.Mustafa KEMAL ATATÜRK dün bu melun cevrelerle ayni sekilde mücadele etti.Bu vatani Ingilize teslim edecek kadar haysiyetini kaybetmis olan Osmanli'nin hangi anlasmalarla tahtini kurtarmaya calistigini,isgalcilerle savasanlara karsi bu Osmanli'nin nasil ihanet icinde oldugunu eger anlatmazsak onurumuzu kaybederiz onlar gibi. 1923-1950 yillari Türkiye Cumhuriyeti'nin en parlak ve en demokrat yillaridir.Yobazlara karsi verilmis olan mücadele ancak yobazlar tarafindan farkli olarak dillendirilir.YALANLARLA dolu bir 60 yil kendinde önceki 27 yili asla lekeleyemez.Vicdanlari kararmis olanlarin tarihleride karadir.Cumhuriyete karsi üretilen yalanlarin arkasinda yobazlar vardir.Cumhuriyeti,Istiklal Savasini,Canakkale Sakarya Savaslarini hazmedememis olan bu ihanet cephesi 90 yildir bos durmamaktadir.Önce toprak altinda sinsi sinsi calisip son 10 yil icinde topragin üstüne cikarak cobansiz köy bulmuslar hesabi her melanete imza atmaktadirlar. Vicdan sahibi hic kimse 1923-1950 yillarini fasistlikle niteleyemez, o yillarda Ulusun icinde bulundugu sartlari yok sayarak ahlaka sigmayacak sekilde yaptiklari iftiralar onlara geri dönmektedir. Müslüman gecinenlerle Kürt Fasistlerin ayni zeminde anlasabilmeleri kadar dogal ne olabilirki?Bunlar ayni amaca yönelik ayni hedeflere düsman iki ayri cephedir.amac Türkiye Cumhuriyeti'nin yikilmasi ve Sevr'in geri gelmesidir.Kürt Fasistlerle AKP'nin birlikte calismalarinin ana nedeni budur. Hitler tüm Almanlar tarafindan (belirli bir istisna disinda) demokratik sekilde secilmis ve iktidara gelmistir.Komsularla iyi gecinmek prensibini tüm dünyaya duyurmus fakat tüm komsulariyla savasarak milyonlarca insanin hayatina malolmustur.AKP iktidarinin basindaki kisi;Dostum kardesim diyerek sarildigi herkese ihanet etmistir bu ihanetin arkasinda duran gücte ABD'dir.Kaddafi'den Insan Haklari ödülü almis,kisa bier süre sonra da Izmir'i Nato'nun Libya'ya saldiri merkezi yapmistir.Irak'ta bir milyon müslümanin katledilmesine seyirci kalmis,Amerikan askerlerinin sag salim ülkelerine dönemsi icin dua etmistir.Esad'la ile 20 ay önce Bodrum'da sarmas dolas olan ayni kisi simdi Israil ve ABD cikarlari icin Suriye'ye savas ilan etmistir.Müslümani müslümana kirdiranlarin din ve iman duygulari yoktur,agizlarindan düsürmedikleri Allah sözcügünü saf insanlari kandirmak icin sloganlastirmislardir. 1923-1950 yillari arasinda Türkiye'de baslatilmis olan sanayi hamleleri,kurulan fabrikalar,yapilan demiryollari,satin alinan demiryollari,ödenen OSMANLI BORCLARI unutulmus bir ahlaksiz kampanya baslatilmistir.1950 yili itibariyle Türkiye hem haysiyetini,hem bagimsizligini kaybetmis borc batagina girmistir.Tarihleri cumhuriyet ve Atatürk düsmanlarinin yazdiklarindan ögrenenlerle carpitilmis ayetlere inanip ben müslümanim diyenler aynidir. saygilarla
  12. Laiklik yobazlarin azmasi ile anayasaya konuklmus ve devletin dini Islamdir ibaresi kaldirilmistir.Avrupali din konusnu coktan asmis ve fezalara gitmeye insana hizmet vermeye baslamistir ki bu da yaraticinin emridir.Bu emri bizdeki yobazlar yani Mustafa Kemal karsiti Inglizi muhiplleri denilen isgalci yandaslari bir türlü beyinlerinin icine sokamadiklari icin bugün hala hangi ayagimi önce tuvalete atarsam cenneti giderim tiyatrolari oynaniyor.tuvalet yaparsam orucum bozulur mu,bilmem ne yaparsam abdestim bozulur mu,Kurani abdestsiz okuyamazsin carpilirsin gibi safsatalarla insanlarin beyinleri karistirmaktadirlar.Neden o kadar yil beklenmiste Islam kelimesi cikarilmis anayasadan diye soranlara tek cevap sudur:O kadar beklenerek yobazlarin ne yapacaklari anlasilmistir bugün ne yapiyorlarsa dünde aynisini yapmistir. Dersim ayaklanmasi bölücü fasist Küertlerin Inglizlerin kucaginda oturarak Kürdistan yaratma isyanidir.Baslarindaki en büyük yobazlardan olan Türk asilli Seyit Riza denilen eskiya bozgunu kahraman olmak istemis ögretmeni at doktoru olan Baytar Nuri denilen Kürt Fasist ile birlikte devlete karsi Kürtleri ayaklandirip Türk askerini kallesse tuzaklarla katlederek sonunda devletin yumrugunu kafalarina yemislerdir:Bugün bölücülerl birlikte calisan AKP tayfasi ve yobaz kesimi bu intikami Atatürkten almanin pesindedirler,bu nedenle Türkiye'yi bölmeye calisiyorlar.Yobaziyla softasiyla,Komünisti ve sahte devrimcisiyle önce serefli Türk ordusunu kagitttan kaplan yapmis sonra da ülkenin bölünme projelerini Oslo'da Imrali'da Kandil'de sekillendirmeye baslamislardir.Bu da yetmemis,Irak'i böldürmüs ve Suriyede Suriye Kürdistani kurmak icin Esad yönetimine karsi dün isbirligi yaptigi Hacli kuvvetleriyle bugün de isbirligi yaparakgercek ve kirli yüzlerini göstermislerdir. Kemalizme laf söyleyecek kapaside olmayanlar bugün meydani bos bulduklarindan hayasizca saldirilarina baslamislardir.DEMEK KI ISTIKLAL MAHKEMELERI COK DOGRU VE YERINDE MAHKEMELERDI.Orada devlet hainleri,Kurtulus Savasina karsi olan isbirlikciler yargilandi cok iyi oldu ama noksan oldu daha cok olmasi gerekirdi ki bunlarin dilleri ta ozamandan kopartilmaliydi.Müslüman ayaklarina yatarak müslümani müslüman kirdiranlar,müslümana karsi kafirlerle isbirligi yapanlar yasama hakkina sahip degillerdir. Laiklik yobazligin karsisinda bir duvardir.Islam Tarihi kanla gözyasi ile doludur.Her sahifesinde sahte müslümanlarin katliamlari yazilidir.Halifeleri katledenler,Kurani mizraklarin ucuna takarak müslümanlarla savasanlar,Emeviler,Abbasiler,Osmanli tarihleri kanla doludur.Anli Sanli Yavuz Kürtlerle isbirligi yparak yüzbinlerceAleviyi kilitan gecirtmistir.Bu adamlara evliyadiye tapanlar Atatürke ates püskürüyorlar cünkü Atatürk adam gibi adamdi,Anasida belliydi babasida belliydi.Savasta kiz cocuklari ganimet olarak alip saraya getirten sonrada cirkin zevklerini o kizlarla gidermeye calisip sarayda taht kavgasi yaratanlarin torunlari Atatürke karsidir. Laikligin ne oldugunu adam olmayanlar bilemezler,onlar yalani dolani carpitmayi iftira atmayi severler.Onlar sahte müslümanlardir yani münafiklardir.Saf insanlari sirf kendi kirli amaclari ugruna Allahla kandirirlar. 700 yildir Islam aleminden insanliga hizmet veren bir bulusun cikmamis olmasi Islam dünyasinin insanliga hizmet etmekten ne kadar uzak oldugunu ve sadece seytana hizmet verdiklerinin bir ibret belgesidir.Allah Kuranda okuyun diye emreder.Okumakta dünya sonuncusuyuz.Allahin emirlerini yerine getirenler müslüman olmayan toplumlardir,bizim müslüman ayaklarinda gezenler ise,onlarin imanlari olmadigi icin insanliga hizmette verseler cehenneme gidecekler diye Allahin sözcülügünü yapiyorlar.Ve de kendi kafalarina göre de laikligi dinsizlik olarak tanimliyorlar.Arap milliyetciligine soyunmuslar Kuran Türkce okunmaz diye bir de kaide yaratmislar bunlar Allahtan daha cok bilirler ya.Peygamber eger Ingiliz olsaydi bunlar o zamanda herkes Kurani Inglizce okuyacak diye dayatirdilar.Kuranin Türkce okunmasina karsi cikmalarinin nedeni Kuranin insanlara ne demek istedigini kimsenin anlamamasi icindir.Ancak bu sekilde insanlari Allahla kandirabiliyorlar. Laiklik Islamin özünde vardir ayni sekilde Demokraside Islamin özünde mevcuttur.Senin dinin sana benim dinim bana diyen kisi laiktir bunun ötesi yoktur.Bunlar baskalarini inanclarina saygisizliklari nedeniyle laiklige karsidirlar yani demokrasiye. saygilarla
  13. Ezanin dinle imanla bir baglantisi yoktur birakin bana müftülük yapmayi,ezan bir cagridir ibadete cagridir.Ve ezanin Türkce okunmasinin dindarlikla dinsizlikle bir ilgisi yoktur,EZAN BIR EMIR DEGILDIR.Bir aractir.Evrensel olmasi bir sembol haline gelmis olmasindandir. Kemalizm yobazligin önünde bir engeldir,Kemalizm cagdaslik demektir,Kemalizm insanca yasamak demektir Kemalizm bagimsizlik demektir daha sayayim mi.Kemalizm ümmetciligi yani insanin insana köleligini reddeder.Allah bile insanin insana kölelik yapmasini lanetlemistir. saygilarla
  14. AB,Insan Haklari Türkiye'den daha kötü olan bircok ülkeyi hicbir ayirim yapmadan ortakliga kabul etmistir,Hicbir ülkeden istemedigi tavizleri Türkiye'den istemistir.Türkiye'nin Milli degeri olan ve esi görülmemis devrimleri gerceklerstirerek Türkiye'yi cagdaslik yolunda adimlar atmasini saglayan Mustafa Kemal Atatürk'ü TÜRKIYE'nin gündeminden silmek isteyen AB ve onun ülke icinde satin aldigi ajanlaridir.Türkiye'ye hakli oldugu siyasi ve stratejik alanlarda bu haklarindan vazgecmesini dayatan AB'dir.Türk Akarsularinin,bogazlarin uluslarasi kontrole verilmesini isteyen AB'dir.10 yil önceki iktidarlar evet belki ileri demokrat degildiler ancak milli degerlere saygiliydilar. AKP döneminde AB istedigi tüm tavizleri aldi ve almakt devam ediyor.AKP'ye Türkiye'deki rejimi degistirmesi icin her destegi veren AB sonunda kendi kendini elestirir bir konuma düstü.Türkiye Basin Özgürlügü alaninda dünyada sondan ikinci geliyordu simdi ise sondan birinci olmustur.Yargi tamamen siyasilesmis ve hükümetin ceza organi olmustur kim AKP'ye ve onun yanlislarina karsiysa yargi o kisinin girtlagina yapisarak sen nasil AKP'ye karsi olursun diyor.AB bunlara göz yumdukca bunlar gemi aziya aldilar,AB yaptigi yanlislari görmeye basladi ama bizim taseronlar ve kraldan cok kralcilar hala bu gercekleri görmek istemiyorlar.AB'nin gördügünü bizim icimizdeki yandaslar göremiyorlar. Evet AB'nin raporunu onayladim cünkü bu bir yerde AB'nin uyanip kendine gelmesidir.AB'ne bölücülerle isbirligi yaptigi sözümün ben hala arkasindayim,her nedense birileri dereyi görmeden pacalari sivamis.AB henüz tam olarak günahini cikarmamistir. saygilarla
  15. Bugün Türkiye bölünme noktasina getirilmisse bunda PKK yandasi solcularin ve dinci kesimin isbirligi yapmalarinin katkisi cok büyüktür.TSK'ya karsi güdülen kin siyasi bir kindir öyle bir kin ki TSK'yi suclayabilmek icin darbe yanlisi olan siyasetcileri ve de darbe olmasina önayak olan siyasetciler hakkinda tek bir kelime dahi sarfetmezler. AKP 10 yildir iktidardadir,Ic Hizmet Kanunu'nun 35.Maddesi'nin askere gerektig8inde müdahale hakkini verdigini ancak görebilmistir,bu maddeyi degistirelim diye verilen önerilerin hicbirini AKP iktidari kabul etmemis ancak simdi gercegi görmeye baslamislardir. saygilarla
  16. Araplar Osmanliyi arkadan vurmustur bunun belgeleri mevcuttur,Sizin inkarcilariniz sahifeler dolusuda aksini yazsa günes dogudan dogar.Ingilizlerle birlik olarak Türk askerini katledenlerin sonra da nasil ingiliz oyunlariyla köle olduklarini sizin tarihiniz yazmasa bile dünya tarihleri yazmaktadir bir zahmet alin okuyun ve gerceklerin ne oldugunu farkli bir perspektiften ögrenin.Sizler Kurtulus Savasini bile inkar ederek tarihi inkar ediyorsunuz.Sizler Canakkale Savaslarini bile inkar ediyor o savaslarda Atatürk'ün dehasini gölgelemek icin Alman subaylarina sariliyorsunuz. saygilarla
  17. Bu korkuyu hep yasiyoruz cünkü fasist bir yönetimde hic kimsenin yasam ve özgürlük garantisi yoktur eger fasistlerden yana iseniz böyle bir korkunuz olmaz cünkü siz o zaman yatip kalkip fasistleri alkislayacaksiniz halbuki simdi tam tersini yapiyorsunuz.Malum Hitler'in Gestapo'su vardi.Bunlar hep kim Hitler'e karsidir kim NSDAP'ye karsidir diye gece gündüz calisir ve insanlari toplama kamplarina gönderirdiler bu toplama kamplarinda cok masum insanlar hayatlarini kaybetmistir.Silivri'de hayatini kaybedenleri ben Hitler'in toplama kamplarinda öldürülenlere benzetiyorum.Yöntem Hitler yöntemidir yani Türkiye'de herkes dinlemektedir. Okul harclarini protesto eden gencleri tutuklatanlar ve sonra da bunlar "terör örgütü üyeleri"diye suc isnat ederek onlari tutuklamayi yasalastiranlar fasisttirler. Ancak ne var ki eger elimizi tasin altina koymaya cesaretimiz yoksa o zaman davayi kaybetmisiz demektir.Dava Türkiye'nin cagdas bir topluma sahip olmasi bagimsiz ve üniter yapisinin bozulmamasidir.Oslo'da Imrali'da teröristlerle pazarlik edenler Türkiye'nin dostlari degildir bunu yüksek sesle dile getirmeyende Türkiye'nin dostu degildir. saygilarla
  18. Balyoz veya Ergenekon senaryolariyla, belge diye ortaya atilan aslinda telefon konusmalari,seminerler,gizli tanik denilen para ile satin alinmis terör örgüt elemanlari,cemaat polisinin ürettigi ve tshrif ettigi CD'ler-ki bu CD'lerin sahte oldugu onlarca uzman tarafindan kanitlandi,TÜBITAK AKP'nin arka bahcesi oldugu icin o da inkar edemedi ama carpitarak rapor yazdi öyleki mahkeme baskani bile Tübitak'a adam gibi rapor verin dedi-le koca bir ulusun ordusunu lagvetmek isteyen ceteler disinda akli ve vicdani olan hic kimse gercek diye bakmiyor.Bu ceteler ki oldu bitti TÜRK ULUSUNUN ordusuyla sorunlu olan dinci ve radikal sol cetelerdir.Bunlar cumhuriyet kurulurken vardi cumhuriyet kurulduktan sonra da varlar ve hep olacaklardir,seytani yok sayabilirmiyiz veya seytan artik uslandi diyebilirmiyiz?HAYIR.Iste bu kesimlerde böyledir.Can cikmayinca huy cikmaz misali bunlar yasadigi sürece melanet devam edecektir. AKP ve yandaslari disinda ne Ergenekon ve ne de Balyoz denilen senaryolara inanan kimse yok.Tarih herzaman tekerrür etmistir birgün de bunlar icin tarihi tekerrür edecektir.Komediye bakin ki:düne kadar demdiklerini birakmadiklari orduya simdi dört elle sarilmislar kimseyede laf ettirmiyorlar cünkü ordu artik ellerine gecmistir yani yobazlik artik ordunun icindedir. saygilarla
  19. Sözcü,Birgün,Evrensel gazeteleri kendi ideolojileri dogrultusunda haysiyetli gazetecilik yapiyorlar.Bana hakaret eden haddini bilmez kisi bunu idrak edecek kapasitede olmadigi icin saldiracak yer aramaktadir.Benim özel sahifemi neden ziyaret ettiginide cok merak etmekteyim. Bu gazeteleri benim haysiyetli görmem ile neden yüzüm kizaracakmis bunu cözemedim.Ben Sözcü ve Birgün haric Evrensel ve Gündem gazetelerini okumam ve de karsiyimdir benim bu gazetelere karsi olmam demek bu gazeteleri kendi siyasi görüsleri anlaminda haysiyetsiz görüyorum demek degildir.Haysiyetsizlik döneklikle olur.Dün darbeye alkis tutanlarin bugün darbeye karsi olmalari haysiyetsizliktir.Bu ince cizgiyi anlamak kapasite isidir. Has Partiyi kapatanlar haysiyetsizdir,Saadet Partisi ise haysiyetli bir partidir cünkü döneklik yapmiyorlar.Bu benim Saadet Partisini desteklemem anlamina gelmez ama dedim ya bunlari anlamak kapasite isidir kapasitesi yeterli olmayanlar ancak saga sola saldirma kolayligini tercih ediyorlar. saygilarla
  20. Sartlanmislik kadar kötü olan hicbirsey yoktur. Türkiye 10 yildir ileri demokrasi ayaklarinda fasizmin daniskasini yasiyor.Ileri demokrasi getiriyoruz diyenlerin AB tarafindan aforoz edildigini yazdigim icin bu kisi bana kinini kusmus ve beni sadece AKP'ye catmakla suclamistir.Ben sözlerimin arkasindayim.10 yil önce bu ülkede ileri demokrasi olmadigi icin AB daha kötü raporlar yazmistir dogrudur ama ileri demokrasi olmyan ülkelerin elestirilmeside dogaldir.Halbuki 10 yildir ileri demokrasi ninnileriyle bu millet uyutuluyor ileri demokrasi ninnileri söyleyenler AB'ni de uyutabildiklerini saniyorlar ama uyutamiyorlar ve son raporda uyumadiklarini belgelemistir. Benim Birgün ve Evrensel'den bahsetmis olmamda celiski yoktur.Ben o gazetelerin adini bir tespitte bulunmak icin verdim,bu tespitte o gazetelerin AKP siyasetine karsi olduklaridir.Islami gazeteye gelince orada da o gazetenin ne oldugunu belirtmis fakat dogru yazdigi birseyi de itiraf etmistim.Birseye karsi olmak dogru olani inkar etmeyi gerektirmez
  21. Bu belgeler her nedense hep Atatürk düsmanlarinin elinde oluyor biraz garip degil mi?Bence biraz düsünün yazmadan önce.Ergenekon ve Balyoz belgeleride bavul dolusu gitti,düzmece olduklari defalarca kanitlandi ama birileri hayir biz sizi suclu ilan ettik ne yaparsaniz yapin diyor aynen sizin gibi.Düzmece belgeleri kanit olarak ileri sürün ve bunlara inanilmasini bekleyin. saygilarla
  22. Islam dini tüm insanliga hitap eder araplara degil.Arap düsmanligi yapiliyor diye Türklere iftira atanlar Araplardan daha cok Arap milliyetcilginin öncülügünü yapanlardir.Kaldi ki Kuran da Araplarla ilgili bircok ayet vardir ve bu ayetlerde Araplar hemen hemen lanetlenmistir.Yok Latin hafleriyle olunca anlasilmazmis Arapca olursa anlasilirmis gibi ipe sapa gelmeyen iddialar ancak Türkce ye karsi olanlarin iddialaridir.Bu iddialari ileri sürenler Peygamberin Türklerle ilgili sözlerini bile carpitip bir Türk düsmanligi yaratmislardir.Bugün Araplarda mevcut olan Türk düsmanliginin kökeni bu sözlerin carpitilmasindadir.Islamiyetin en son peygamberi Muhammed'tir.Ancak Muhammed'in ölümünden sonra onun birparca olsun adam etmeye calsitigi Araplar yine birbirine düstüler,kan akittilar,halifeleri öldürdüler,Dinde bir mehepcilik baslattilar,bugünde sahte müslümanlar ellerine gecirdikleri iktidar gücüyle aynen dünkü Emeviler gibi Islam düsmanlgi yapmaktadirlar ve Haclilarla isbirligi icindedirler.Bunu ben demiyorum.Bir numaralari Atatürk ve Laiklik düsmanlarindan olan Mehmet Sevket Eygi diyor.Yani neyin savunmasini yapiyor ve gercekleri anlatanlari din düsmani veya Arap düsmani diye yaftaliyorsunuz.Arap kimdir ki ben ona düsman olacagim o benim düsmanimdir.Iste Inglizlerle birlik olarak benim askerimi kilictan gecirtenler Araplar degilmiy di?Önce tarihi okuyun sonra dini ögrenin.Dini biz kitaptan ögreniyoruz diyorsunuz ama ben sizin yazdiklarinizda verdiginiz ayetler disinda öyle pek kitaplik sözler bulamadim. Ezan evet evrenseldir ama ezanin Türkce okunmasida dinsizlik veya dine karsi olmak degildir.Eger bir ülkede yasalar cikarilmissa herkesin o yasalara uyma zorunlulugu vardir imamin Arapca tekbir getirdigi icin tutuklanmis olmasinna ben inanmiyorum gösterdiginiz belgeninde gercekligine inanmiyorum. Osmanli ile baglarin koparildigindan bahsediliyor herhalde öyle olacakti;bu ülkeyi kendi saltanati ugruna isgal güclerine teslim eden,bu ülkenin parcalanmasini imzalayan bir kurumla baglarin koparilmasi kadar tabii olan ne olabilirdi?Ülkesini terkedip kacan bir padisah anilmaya layik degildir.Zaten anilmasi gereken padisahlar herkes tarafindan anilmaktadir.Osmanli dili Arapca degildi bakin bunu bile bilmiyorsunuz,Osmanli dili sadece yazma diliydi ve sadece saray erkani tarafindan kullanilirdi,yani siradan halk kendi dilini konusurdu bu da TÜRKCE'ydi.Türkce'nin neden Arap harfleriyle okunmasi gerektiginide akli basinda birisi anlamakta zorlanir.Yani düsünün ki ingilizce konusulurken fransizca yaziliyor.Eger siz Orta Asya'da bulunan Türk anitlarini gördüsyeniz onlarin üzerinde Arapca degil Türkce yazili oldugunu görürsünüz.Türkcenin Latinceye uyumlu olusu nedeniylede latince alfabeye gecilmistir ve de eger Arapca bir kelimenin Türkce karsiligi yoksa aynen kullanilabilir diye de Atatürk'ün talimati vardir.Türk Milleti Arap degildir Arap soyundan gelme de degildir.Türk Milletinin bir dili vardir bu dil bircok dilin olusmasina katkida bulunmustur,yasayan ve ölü olarak mevcut 14 farkli TÜRKCE VARDIR.Arap milliyetciligi yapacaginiza Türkleri ögrenin tavsiye ederim eger kendinizi Türk olarak görüyorsaniz yok ben müslümanim benin irkim olmaz veya ben Araptanim diyorsaniz bu da sizin bileceginiz bir husustur.Ama bana burada Arap milleti mübarek millettir anlaminda edebiyat yapmayin. saygilarla
  23. Atatürk Türk Ulusunun namusunu kurtarmistir,Osmanli'nin Ingilizletr peskes cektigi Türk'ün namusunu Atatürk kurtarmistir.Demagoji yapmakta üstad olanlarin cehlaeti ve sartlanmisliklari yazdiklarindan ve ellerine tutusturulan üretme bilgilerden anlasilmaktadir. Kuranda hicbir sekilde ezan yoktur yani ezan Allahin emri degildir sadece bir cagridir.Bunun Arapca veya Türkce okunmasi aslinda hicbirsey degistirmez cagri cagridir.Yani Türk ulusuna kendi dilinde HAYDIN NAMAZA demek kimi rahatsiz etmektedir.Ayrica yine Kuranin hicbir yerinde beni Türkce okuyamazsiniz diye bir emirde yoktur.Tam aksine "Biz Kurani daha iyi anlayasin diye kendi dilinde indirdik"diye peygambere hitap eden Allah bu ayetle insanlara kendi dillerinde Kurani okumalarini da isaret etmektedir.Ne varki Arap milliyetciligine soyunmus olanlar icin bu ayet Kuranin Arap dilinde okunmasi gerektigi seklinde carpitilmistir.Tekbirin neden Türkce getirilemiyeceginin nedenini akli basinda birisi anlamaz.Cünkü böyle bir dayatma yok böyle bir sartlanma yoktur Islamda.Atatürk ve Inönüye kara calmak icin mantigin bile kabul etmedigi birtakim iddialari ileri sürenlerin aklina sasarim ben. saygilarla
  24. Laiklik kaba anlamiyla herkesin özgürce inancini yasamasi demektir.Ayrintilar ancak art niyet amaciyla irdelenir. Biz Katolik miyiz diye soran kisilere önce sunu sormak isterim:Hiristiyanin ucagini,arabasini aliyor hiristiyan olmuyorsunda Katolikten laikligi alincami dindarlik akli9niza geliyor. Laiklige karsi olmnak demokrasiye karsi olmak demektir,bugünkü basbakan laiklige karsidir cünkü "demokrasi bizim icin bir amac degil aractir"diyerek zaten zamaninda demokrasi karsiti oldugunuda ispatlamistir.Laik olmayanlar demokrat olamazlar,Türkiye de laiklige karsi olanlarin hangi cevreler olduguna baktigimizda sözlerimin dogrulugu kendiliginden ortay cikmaktadir.Laiklige karsi olanlarin neden Alevilere de karsi olduklarini bilmem anlatmamda bir yarar varmidir.Irkcilik ve dincilik ayni kategöride fakat farkli versiyonlarda iki kavramdir.Birisi sadece irk yobazligi yapar digeri ise din yobazligi yapar.Iste laiklige karsi olanlar din yobazidirlar yani insanlik düsmanidirlar. AB'nin 2012 Türkiye raporunda basina karsi Türk yöneticilerinin hedef göstererek konusmalari agir bir dille elestirilmektedir.Dünyanin hicbir demokrat ülkesinde bir ülkenin basbakani veya bakanlari veya milletvekilleri veya bürokratlari medya hakkinda görüs belirtmez medyayi tehdit etmez,medya patronlarina sunu gazetenden at suna yazi yazdirma gibi baski uygulayamaz ama demokrat ülkelerde bu böyledir.Basbakan acik acik toplumu belirli medya organlarina karsi kiskirtmaktadir gerekce ise bu gazetelerin yalaka olmamasidir. saygilarla
  25. AB,2012 Türkiye raporunu acikladi.Türkiye'nin gercek yüzünü resmeden bu rapor ülkemizin kimler tarafindan yönetildigini ve hangi amaclara hizmet edildigini anlamak zor olmasa gerek.Ekonominin hala kirilgan olmasi ise isin en trajik yanidir,yani sicak paranin Türkiye'den cekildigi an Türkiye iflas eder.Kisi basi yillik gelir bu kadar oldu diye oy avciligina cikanlar bu milletin dostlari degildir.Onlara destek veren tüm kurum ve kuruluslarda Türk Milleti'nin dostlari degildirler. Bugün Suriye ile savas cigirtkanligi yaparak ülkenin icinde bulundugu vahim durumu gözlerden kacirmaya calisanlarin en büyük korkusu iktidardan düserek hesap verecek bir aczin icine düsmektir.Iste bu nedenle mümkün olan her yola basvurarak hem gündemi degistiriyorlar hem de yarinlarini garanti edecek yasalar ve atamalarla iktidarlarini saglamlastiriyorlar. saygilarla

Önemli Bilgiler

Bu siteyi kullanmaya başladığınız anda kuralları kabul ediyorsunuz Kullanım Koşulu.

Account

Navigation

Tarayıcı push bildirimlerini yapılandırın

Chrome (Android)
  1. Tap the lock icon next to the address bar.
  2. Tap Permissions → Notifications.
  3. Adjust your preference.
Chrome (Desktop)
  1. Click the padlock icon in the address bar.
  2. Select Site settings.
  3. Find Notifications and adjust your preference.