İçeriğe atla
View in the app

A better way to browse. Learn more.

Tartışma ve Paylaşımların Merkezi - Türkçe Forum - Turkish Forum / Board / Blog

Ana ekranınızda anlık bildirimler, rozetler ve daha fazlasıyla tam ekran uygulama.

To install this app on iOS and iPadOS
  1. Tap the Share icon in Safari
  2. Scroll the menu and tap Add to Home Screen.
  3. Tap Add in the top-right corner.
To install this app on Android
  1. Tap the 3-dot menu (⋮) in the top-right corner of the browser.
  2. Tap Add to Home screen or Install app.
  3. Confirm by tapping Install.

Admin

™ Admin
  1. SON DAKİKA: 🇺🇸 İçeriden bilgi sahipleri, Trump'ın konuşması öncesinde pozisyon alıyor. Az önce bir kişi, 20 kat kaldıraçla 5.000.000 dolarlık bir petrol kısa pozisyonu açtı. Trump, Doğu Saati'ne (ET) göre 08.30'da konuşacak. Yatırımcı, barışa oynuyor.
  2. Bugün atılan Real Madrid maç günü tweet'inde Arda Güler kullanıldı
  3. Kadınlar EuroLeague finalinde mücadele eden Galatasaray Çağdaş Faktoring'i tebrik ederiz!
  4. En güncel Kadınlar #FIFARanking sıralaması az önce açıklandı.
  5. Euroleague erkeklerde play-in maçları başlıyor
  6. Bayraklar köprülerde dalgalanıyor. Bu ne onur be. Teşekkürler Fenerbahçe Opet Kadın Basketbol Takımı
  7. GÖRÜŞ: Başkan Donald Trump dışında başka biri olduğunu hayal edin. Diyelim ki farklı bir lider, gecenin ilerleyen saatlerinde akıl dışı hezeyanlar paylaşıyor; 1,3 milyar Katoliğin ruhani liderine hakaret ediyor, tüm medeniyetleri yok etmekle tehdit ediyor ve kendini Tanrı ile kıyaslıyor olsaydı. Tepki ne olurdu?
  8. Pedro Martínez, 2025-26 Alexander Gomelskiy Yılın Koçu seçildi. @valenciabasket Başantrenörü, EuroLeague'e dönüş yaptıkları ilk sezonda takımını etkileyici bir 25-13'lük dereceye taşıdı. Hem EuroLeague hem de EuroCup'ta Yılın Koçu ödülünü kazanan ilk antrenör!
  9. Ted Lieu şöyle diyor
  10. Kaliforniya valisi Newsom rahat durmuyor ve gerçekleri bir bir sıralıyor
  11. Hidayet Türkoğlu’nun basketbolun ölümsüzleri arasındaki yerini aldığı FIBA Hall of Fame 2026 ödül töreni, bugün Berlin’de TSİ 21.00’de gerçekleşecek. Bu özel gecede, Hall of Fame listesine adını yazdıran ilk Türk sporcu Hidayet Türkoğlu ile birlikte; Dirk Nowitzki, Sue Bird, Wang Zhizhi, Céline Dumerc, Clarisse Machanguana, Ludwik Miętta-Mikołajewicz ve Ismenia Pauchard gibi basketbol tarihine damga vurmuş isimler onurlandırılacak.
  12. Düzenli yürüyüş yapmadığınızda vücudunuza neler olur? Günlük yürüyüşünüzü aksatmak, sağlığınıza fark ettiğinizden çok daha fazla zarar veriyor olabilir. Önemli Noktalar Hareketsiz bir yaşam tarzı; daha yüksek kronik hastalık riski ve genel sağlık durumunun bozulmasıyla ilişkilidir. Yürüyüş yapmak; hızı veya süresi ne olursa olsun, aktif kalmanın pratik ve herkesin erişebileceği bir yoludur. Fiziksel ve zihinsel sağlığınızı desteklemek için yürüyüşü günlük rutininize dahil etmeye çalışın. Kısa bir yürüyüşe çıkmak, sağlıklı bir bedene ve zihne sahip olma yolunda büyük katkı sağlayabilir. Bu, vücuda az yük bindiren (low-impact) hareket biçimi; ruh halinizden ve beyin sağlığınızdan tutun da kalbinize, kemiklerinize, kaslarınıza ve metabolizmanıza kadar sağlığınızın her alanına fayda sağlar. Uzmana göre, "Her gün yürümek, genel sağlığı desteklemenin en basit yollarından biridir," diyor. Dolayısıyla, günlük adım hedefinize ulaşamadığınızda sağlığınızın olumsuz etkilenmesi hiç de şaşırtıcı değildir. Peki, bu durum gerçekte ne kadar zararlı? Yürüyüşe öncelik vermediğinizde vücudunuzda nelerin gerçekleştiğini ve yürüyüşü günlük bir alışkanlığa dönüştürmenin birkaç basit yolunu öğrenmek için sağlık uzmanlarıyla görüştük. 1. Kronik Hastalık Riskinde Artış Uzmana göre, "Düşük aktivite seviyeleri, daha kötü kardiyovasküler ve metabolik sağlık durumuyla ilişkilidir," diyor. Hareketsiz bir yaşam tarzı; tip 2 diyabet, kalp hastalıkları ve hatta bazı kanser türleri gibi kronik rahatsızlıkların riskinin artmasıyla bağlantılıdır. Eğer gün içinde çok fazla saat oturarak geçiriyor ve yeterince hareket etmiyorsanız, fiziksel sağlığınız ciddi zarar görebilir. En kolay çözüm mü? Yürüyüşe başlamak. 2025 yılında yapılan kapsamlı bir araştırma; günde sadece 15 dakika tempolu yürüyüş yapmanın, herhangi bir nedene bağlı erken ölüm riskini yaklaşık %20 oranında azalttığını ortaya koydu. 2. Ruh Halinde Bozulma Yürüyüş, fiziksel sağlığınızı desteklediği kadar zihinsel sağlığınızı da destekler. Fizyoterapiste göre, yürüyüş yapılmadığında "yürümenin sağladığı nörokimyasal faydalardan mahrum kalınacağını" belirtiyor; bu durum ise anksiyete ve depresyon gibi sorunların ortaya çıkmasına zemin hazırlayabilir. Araştırmalar, uzun süre oturmanın depresyon riskini artırabileceğini göstermektedir. Ergenlerde ise günde altı saatten fazla oturmak; anksiyete, düşük özgüven ve depresyon ile ilişkilendirilmektedir. Buna karşılık, 75 çalışmayı kapsayan geniş kapsamlı bir inceleme; hız, mesafe veya süreye bakılmaksızın yürümenin, depresyon ve anksiyette belirgin iyileşmelerle ilişkili olduğunu ortaya koydu. 3. Azalan Hareket Kabiliyeti Muhtemelen şu sözü duymuşsunuzdur: "Kullan ya da kaybet." Düzenli yürüyüş yapılmadığında, hareket kabiliyetiniz zamanla gerileyebilir. Le-Short, "Kronik ağrı sorunu yaşayan kişilerde bu durum, günlük aktivitelerin daha zor gelmesine ve hareket etme korkusunun artmasına yol açabilir," diyor. Yaş ilerledikçe aktif kalmak daha da büyük bir önem kazanır; zira yaşlı yetişkinlerin hareketsiz bir yaşam tarzı benimseme olasılığı daha yüksektir ve bu durum, günlük işleri zorlaştırıp engellilik riskini artırabilir. Öte yandan Uzman, "Düzenli yürüyüş, eklem sertliğini azaltmaya ve fiziksel aktivite düzeyi giderek düştüğünde ortaya çıkabilecek işlev kaybını önlemeye yardımcı olabilir," diye ekliyor. Yaşınız ilerlerken, az miktarda yürümek bile hareket kabiliyetinizi ve bağımsızlığınızı korumanıza katkı sağlayabilir. 4. Zayıf Kemik Sağlığı Uzmana göre, "Yaşımız ilerledikçe yürüyüş yapmak, kemik yoğunluğunun korunmasına yardımcı olur," diyor. 2022 yılında yapılan bir çalışma; menopoz öncesi dönemdeki kadınlarda, haftada en az üç kez 30 dakika boyunca tempolu yürüyüş yapmanın kemik mineral yoğunluğunu artırdığını ortaya koydu. Yaşlı kadınlar üzerinde yapılan bir başka çalışma ise, günde yaklaşık 10.000 adım (yoğunluk düzeyi ne olursa olsun) atmanın, daha yüksek kemik yoğunluğu ile ilişkili olduğunu gösterdi. Eğer düzenli olarak yürüyüş yapmıyorsanız, bu koruyucu etkilerden mahrum kalabilirsiniz. Eğer 10.000 adım size ulaşılması güç bir hedef gibi geliyorsa, işe küçük adımlarla başlayın ve kendinizi zorlamadan, yapabileceğinizi hissettiğiniz ölçüde bu hedefi kademeli olarak büyütün. 5. Bilişsel Gerileme Uzmana göre, düzenli yürüyüşleri aksatmak beyin sağlığını da etkileyebilir. Nitekim, daha düşük fiziksel aktivite düzeyleri, daha yüksek bir demans (bunama) riskiyle ilişkilendirilmektedir. Öte yandan, düzenli olarak yürümek, yaş aldıkça beyninizin sağlıklı kalmasını sağlayabilir. 2021 yılında yapılan bir çalışma; 65 yaş üstü yetişkinlerin, altı aylık bir yürüyüş programına katıldıktan sonra dikkat, hafıza ve yönetici işlevlerinde iyileşmeler yaşadığını ortaya koymuştur. Hatta, "Amerikalılar İçin Fiziksel Aktivite Rehberi", bilişsel işlevlerdeki iyileşmeyi, 50 yaş üstü yetişkinler için fiziksel aktivitenin sunduğu temel sağlık faydalarından biri olarak kabul etmektedir. İlla Yürümeniz mi Gerekiyor? Eğer yürümek size pek uymuyorsa, hareket etmenin sağladığı fiziksel ve zihinsel sağlık faydalarını elde etmenin pek çok başka yolu da mevcuttur. Yapılan her türlü aktivitenin bir değeri vardır. Uzmana göre, "Asıl amaç daha fazla hareket etmek ve daha az oturmaktır. Bu nedenle, hoşunuza giden bir aktivite bulun; bunu haftada birkaç gün yapmaya çalışın ve zamanla haftalık gün sayısını veya süreyi yavaş yavaş artırın," diyor. "Amerikalılar İçin Fiziksel Aktivite Rehberi", hafta boyunca hem aerobik hem de kuvvet antrenmanı aktivitelerinin bir arada yürütülmesini önermektedir; bu sebeple, farklı hareket türlerini keşfederken bu iki unsuru da göz önünde bulundurmak faydalı olacaktır. Le-Short, "Bisiklete binme, yüzme, su aerobiği, kuvvet antrenmanı, yoga, tai chi, dans ve yapılandırılmış fizik tedavi uygulamalarının tümü; hareket kabiliyetini, fiziksel zindeliği ve işlevselliği destekleyebilir," diyor. "En önemli husus, güvenli, gerçekçi ve sürdürülebilir bir hareket biçimi bulmaktır." Yürümeyi Günlük Bir Alışkanlık Haline Getirmek Yürümenin hem fiziksel hem de zihinsel sağlık açısından ne denli önemli olduğu göz önüne alındığında, bu aktiviteyi günlük rutininize dahil etmeye çalışmak kesinlikle yerinde bir karar olacaktır. İşte yürümeyi kalıcı bir alışkanlığa dönüştürmenize yardımcı olacak bazı uzman tavsiyeleri: Küçük Başlayın. Eğer bir yürüyüşün sayılması için bir saat sürmesi veya birkaç mil yol kat etmesi gerektiğini düşünüyorsanız, bir daha düşünün. Le-Short, “5 ila 10 dakikalık bir yürüyüş bile, özellikle de düzenli olarak yapılıyorsa, yine de anlamlı olabilir,” diyor. Daha Fazla Yürümenin Yollarını Bulun. Küçük tercihler birikerek büyük farklar yaratır. Merdivenleri kullanmayı, arabanızı biraz daha uzağa park etmeyi veya gününüze blok etrafında kısa bir tur eklemeyi deneyin. Her Adımın Önemli Olduğunu Unutmayın. “Ya hep ya hiç” tarzı düşüncelere karşı dikkatli olun ve hareketteki her türlü artışın önemli olduğu fikrini benimseyin. Le-Short, “En sürdürülebilir alışkanlık, tekrar edilebilecek kadar kolay yönetilebilir hissettiren alışkanlıktır,” diyor. Bir Arkadaşınızla Yürüyün. Bir yürüyüş arkadaşı, sorumluluk bilincini artırabilir ve rutininize sosyal bir canlılık katabilir. Hatırlatıcılar Kurun. Hareket molaları vermeniz gerektiğini size hatırlatması için telefonunuzu, bir aktivite takip cihazını veya takviminizi kullanın. Constantino, “Oturarak geçirdiğiniz her 30 dakikanın sonunda, ayağa kalkıp birkaç dakika bile olsa hareket etmeniz için bir alarm kurun,” önerisinde bulunuyor. Yürüyüşü Mevcut Bir Alışkanlığa Bağlayın. Yürümeyi, halihazırda her gün yaptığınız bir şeyle eşleştirin. Le-Short, “Yürümeyi; kahvaltı, öğle veya akşam yemeğinden sonra ya da bir iş molası sırasında olduğu gibi, mevcut bir rutine bağlamak faydalı olur,” diyor. Araştırmalar ayrıca, yemeklerden sonra yapılan kısa yürüyüşlerin kan şekeri kontrolünü iyileştirmeye yardımcı olabileceğini öne sürüyor. Uzman Görüşümüz Yürüyüş, sağlığınızı desteklemenin basit ama güçlü bir yoludur; bu nedenle günlük rutininize dahil etmeye değerdir. Le-Short, "Düzenli yürüyüş yapmamak, kişinin kötü bir sağlığa mahkum olduğu anlamına gelmez; ancak günlük hareketin çok az olması, zamanla kondisyon kaybına, vücutta sertleşmeye, dayanıklılığın ve gücün azalmasına zemin hazırlayabilir," diyor. Eğer yürüyüş size göre değilse, daha fazla hareket etmenizi ve daha az oturmanızı sağlayan her türlü fiziksel aktivite yine de faydalıdır. İster bisiklete binmek, yüzmek, ağırlık kaldırmak, ev işleriyle uğraşmak, ister asansör yerine merdivenleri kullanmak olsun; hareket düzeyinizdeki her artış, sağlığınız üzerinde büyük ve olumlu etkiler yaratabilir. Sıkça Sorulan Sorular Her gün yürüyüş yapmamak sorun teşkil eder mi? Sağlığınızı en üst düzeyde tutmak için, her gün daha az oturup daha fazla hareket etmek en ideal yaklaşımdır. Yürüyüş harika bir seçenektir; ancak esneme hareketleri, bisiklete binmek, ağırlık kaldırmak ve yüzmek de fiziksel olarak aktif kalmanın etkili yolları arasındadır. Hareketsiz bir yaşam tarzının etkilerini geri döndürmek mümkün müdür? Hareketsiz bir yaşam tarzının bazı etkileri geri döndürülebilir nitelikte olabilir; ancak bu durum, hareketsizliğin ne kadar süredir devam ettiğine ve ne denli şiddetli olduğuna bağlıdır. Günlük hareket düzeyindeki ufak artışlar bile —özellikle de en az aktif olan bireyler için— sağlık açısından kayda değer faydalar sağlayabilir. Yürüyüş, A1C seviyesini düşürmeye yardımcı olur mu? Evet; araştırmalar, düzenli yürüyüşün A1C seviyelerini sadece üç ay gibi kısa bir süre içinde iyileştirebileceğini göstermektedir. Kaynak: EW
  13. Kanada Başbakanı Carney uyarıyor: ABD 'temelden değişti' ve 'Amerika ile olan yakın bağlarımız bir zayıflığa dönüştü' "Amerika Birleşik Devletleri, ticarete yönelik yaklaşımını temelden değiştirdi ve gümrük vergilerini, en son Büyük Buhran döneminde görülen seviyelere çıkardı. Amerika ile olan yakın bağlarımıza dayanan eski güçlü yönlerimizin birçoğu, artık zayıflıklarımıza—düzeltmemiz gereken zayıflıklara—dönüştü." "ABD değişti ve bizim de buna yanıt vermemiz gerekiyor," dedi. "Kendi başımızın çaresine bakmalıyız; çünkü tek bir yabancı ortağa bel bağlayamayız. Komşularımızdan kaynaklanan bu sarsıntıyı kontrol edemeyiz. Geleceğimizi, bu durumun aniden duracağı umuduna emanet edemeyiz." "İhtiyacımız olan her şeye, hemen burada, kendi evimizde sahibiz. En önemlisi de, birbirimize sahibiz. Kanadalılar, dünyadaki en çalışkan ve en iyi eğitimli insanlardır. Birbirimize ve ülkemize derin bir sevgiyle bağlıyız," dedi. "Kanadalılar bu krize işte tam da bu ruhla yanıt verdiler. Kanadalı ürünleri satın alıyoruz. Kanada'ya yatırım yapıyoruz. Kanada'yı keşfediyoruz. Kanada'nın dört bir yanındaki tüm Kanadalılar, bu işe tüm varlıklarıyla sarılmış durumdalar." BAŞBAKAN MARK CARNEY: Dış güçlerin bazen bunaltıcı görünebileceğini tecrübelerimden biliyorum. Kanada Merkez Bankası ve İngiltere Merkez Bankası'ndaki önceki görevlerimde, ekonomiyi yönetmek adına neler yaptığımıza dair kamuoyuna düzenli raporlar sunmak, görevlerimin bir parçasıydı. Finansal kriz döneminde—paniğin patlak verme riskinin son derece gerçek olduğu o günlerde—"ileri dönük yönlendirme" (forward guidance) adını verdiğim bir uygulama başlattığımı hatırlıyorum. Bu uygulama; durum o gün her ne kadar zorlu görünürse görünsün, bizim harekete geçtiğimiz—ve daha da önemlisi—sorunlar çözüme kavuşana dek, onlara karşı tüm gücümüzle ve kararlılıkla mücadele etmeye devam edeceğimiz konusunda insanlara güvence vermek amacıyla tasarlanmıştı. İşte bugün size bahsettiğim ruh tam da budur. Güvenlik; apaçık gerçekleri görmezden gelerek veya biz Kanadalıların karşı karşıya olduğu son derece gerçek tehditleri hafife alarak sağlanamaz. Size söz veriyorum: Karşılaştığımız zorlukların üzerini asla pembe tablolarla örtmeyeceğim. Bunun yerine, planımız hakkında sizinle doğrudan ve düzenli bir şekilde konuşacağım; neden yaptıklarımızı yaptığımızı, nelerin işe yarayıp nelerin yaramadığını ve bir sonraki adımda neler yapacağımızı size anlatacağım. Öyleyse, işte içinde bulunduğumuz mevcut durum: Dünya—daha önce de belirttiğim gibi—artık çok daha tehlikeli ve çok daha bölünmüş bir yer. Amerika Birleşik Devletleri, ticarete yönelik yaklaşımını kökten değiştirerek gümrük vergilerini, en son Büyük Buhran döneminde görülen seviyelere yükseltti. Amerika ile olan yakın bağlarımıza dayanan eski güçlü yönlerimizin pek çoğu, artık zayıflıklarımıza dönüşmüş durumda; üstelik düzeltmemiz gereken zayıflıklara. ABD gümrük vergilerinden en çok etkilenen sektörlerimizdeki —otomotiv, çelik ve kereste— çalışanlar tehdit altında. İşletmeler, hepimizin üzerinde asılı duran o belirsizlik bulutunun kısıtlamasıyla, yatırımlarını askıya alıyor. ABD değişti; bizim de buna bir yanıt vermemiz gerekiyor. "Güçlü Kanada" (Canada Strong), Kanada'yı Kanadalılar tarafından ve yine Kanadalılar için inşa etmeyi amaçlayan planımızdır. Kendimiz için daha fazlasını üretebilmek adına yeni yatırımlar çekecek; yeni pazarlara ürün satabilmek amacıyla yurt dışında yeni ortaklıklar kuracağız. Bu plan; güvenliğimizin, sınırlarımızın ve geleceğimizin kontrolünü yeniden ele almakla ilgilidir. Kapsamlı bir plana gerek olmadığını savunanlar da var. Onlar; ABD'nin normale döneceği —yani o "eski güzel günlerin" geri geleceği— umuduyla, elimiz kolumuz bağlı bir şekilde beklememiz gerektiğine inanıyorlar. Ancak umut bir plan değildir; nostalji de bir strateji sayılamaz. Kaldı ki, genç Kanadalıların hayatları boyunca tanık oldukları o günler, aslında o kadar da "güzel" geçmedi. Onların yaşamları; Irak Savaşı, küresel finansal kriz, COVID ve şimdi de bu son durum gibi, yurt dışından kaynaklanan bir dizi şok ve krizle şekillendi. Kendi başımızın çaresine bakmak zorundayız; zira tek bir yabancı ortağa bel bağlayamayız. Komşularımızdan kaynaklanan bu sarsıntıları kontrol etme şansımız yok. Geleceğimizi, bu sarsıntıların bir anda duruvereceği gibi boş bir umuda emanet edemeyiz. Ancak burada, kendi topraklarımızda olup bitenleri kontrol edebiliriz. Yurt dışından gelen sarsıntılara göğüs gerebilen; kendi topraklarımızda nitelikli istihdam yaratan; geniş ve güvenilir müttefikler ağı sayesinde bu yeni dünyada liderlik vasfı taşıyan, çok daha güçlü bir ülke inşa edebiliriz. İşte hayata geçirmekte olduğumuz "Güçlü Kanada" planı tam da bunu hedefliyor. Hedefleri iddialı: 1 trilyon dolarlık yatırımı tetiklemek, 13 ayrı ekonomiden tek bir Kanada ekonomisi yaratmak, yeni ticaret ve enerji koridorları inşa etmek ve temiz enerji kapasitemizin boyutunu ikiye katlamak. Evet, bu iddialı bir hedef. Ancak kriz zamanlarında, şans cesurlardan yanadır. Ülkemizin tarihinde, insana huzur ve güven veren unsurlar bulmak mümkündür. Ne de olsa atalarımız, insanların kendi hayatlarını diledikleri gibi yaşama özgürlüğüne sahip olduğu, konukseverlikten uzak bir coğrafyada, varlığı neredeyse imkânsız görünen bir ülke inşa ettiler. Ofisime girdiğimde, masamın üzerindeki bir heykele bakarım. Bu heykeli bana, bir yıldan biraz daha uzun bir süre önce Mike Myers hediye etmişti. Bu, General Isaac Brock'un heykelidir. Brock; 1812 Savaşı sırasında atalarımız uğruna savaşmış ve bu uğurda canını feda etmiş bir kahramandı. Kanada henüz kâğıt üzerinde bir ülke olarak varlık göstermezken bile, Brock'un hayal dünyasında çoktan şekillenmişti. Amerikan işgali tehdidiyle karşı karşıya kalan Brock, ülkemizin dört bir yanında ittifaklar kurdu ve nihayetinde Kanada adını alacak olan oluşuma ilham verdi. Bu çabayı daha ileriye taşıyan başkaları da oldu: General de Salaberry gibi komutanlar; stratejik noktalarda savunma yapan Voltigeurs birlikleri gibi vatandaşlar; ve ABD'nin yayılmacılığına direnmek ve topraklarını korumak amacıyla Büyük Göller Havzası'ndaki yerli ulusları birleştiren Şef Tecumseh gibi yerli kahramanlar... Onlar, ortak bir düşmana karşı omuz omuza savaştılar; ve bunu yaparak, bugün sürdürdüğümüz hayatın mümkün olmasını sağladılar. Başbakanlık ofisinde her sabah karşımda gördüğüm bu General Brock heykeli, Kanadalılar olarak birlik olduğumuzda, her türlü zorluğun üstesinden gelebileceğimizi bana hatırlatıyor. Konfederasyonun kuruluşundan çok daha önce, ülkemizin temelleri; kıtanın haritasını çıkaran ve —Amerikalılar henüz St. Louis'den bile ayrılmamışken— kıyıdan kıyıya uzanan devasa ticaret ağları kuran yerli halklar, coureurs des bois (orman kâşifleri) ve voyageurs (gezginler) tarafından atılmıştı. İkinci Dünya Savaşı sona erdiğinde Kanada; St. Lawrence Su Yolu, Trans-Kanada Otoyolu, Expo 67 ve CN Kulesi gibi devasa projelere imza atma misyonu etrafında birleşmiş, iddialı ve kararlı bir ülkeydi. Yüz binlerce savaş gazisi ve aileleri için yeni mahalleler inşa ettik; kariyerlerine sağlam bir başlangıç yapabilmeleri adına yeni üniversiteler açtık. Kanada ekonomisinde, bizi kendi içimizde daha güçlü kılmak ve Amerika Birleşik Devletleri'ne olan bağımlılığımızı azaltmak amacıyla tasarlanmış kapsamlı yapısal değişiklikleri hayata geçirmeye başladık. Konut konusunda, geçmişten gelen bir çözümü alıyor, onu modernize ediyor ve uygun fiyatlı konutları daha hızlı inşa etmek; bu süreçte de konut sektörünü dönüştürmek amacıyla yeni bir konut kurumu oluşturuyoruz. Bu kurum halihazırda faaliyete geçmiş durumda; önümüzde daha kat edilecek uzun bir yol olsa da, konut erişilebilirliği şimdiden iyileşme gösteriyor. Örneğin, Kanada genelindeki istenen kira bedelleri, son üç yıla yakındır görülen en düşük seviyede seyrediyor. Enerji ve altyapı alanlarında ise, büyük projelerin önünde engel teşkil eden tıkanıklıkları ortadan kaldırıyoruz. Ticaret cephesinde; ürünlerimizi satmak ve yeni istihdam olanakları yaratmak amacıyla diğer ülkelerle ilişkiler geliştiriyoruz. Bir yıldan kısa bir süre içinde, dört farklı kıtada 20 yeni anlaşmaya imza attık; zira Kanada, enerjiden eğitime kadar uzanan geniş bir yelpazede, dünyanın talep ettiği her şeye sahip. Dünyanın büyük bir kısmının özlem duyduğu değerlere sahibiz; üstelik, istikrarın ve güvenin pek de hakim olmadığı bir dünyada, güvenilir bir ortak olarak dimdik duruyoruz. Güvenliğimize yatırım yaparak ve bu güvenliği destekleyecek bir savunma sanayisi kurarak Kanada'nın egemenliğini savunuyoruz. Kanada Silahlı Kuvvetlerini yeniden yapılandırmak, yeniden donatmak ve bu kuvvetlere yeniden yatırım yapmak üzere iddialı ve yepyeni bir misyonu hayata geçirdik; bu kapsamda, nesillerdir görülmemiş ölçekte, savunma yatırımlarında tek seferlik en büyük artışı gerçekleştirdik. Bunun bir sonucu olarak, ülkemize hizmet etmek üzere orduya katılım başvurularında şimdiden %13 oranında bir artış kaydedildi. Berlin Duvarı'nın yıkılmasından bu yana ilk kez, Kanada; hem müttefiklerinin kendisinden beklediği, hem de kendi savunma ihtiyaçları için elzem olan harcama düzeyine ulaşacak—üstelik bu, henüz yolun başındayız. Savunma stratejimiz, önümüzdeki on yıl içinde Kanada'ya yapılacak 500 milyar dolarlık yatırımı tetikleyici bir rol üstlenecek. Kanada için hazırladığımız plan ivme kazanıyor ve amacına ulaşacak. Ancak tüm sorunlarımızı bir gecede, hemen yarın çözmemiz mümkün değil; bu süreçte zaman zaman aksaklıklarla da karşılaşabiliriz. Girişimlerimizin en büyük getirilerini görmek için zamana ihtiyacımız olacak. Bu nedenle, Kanadalıların bugün bir desteğe, yarınlara uzanan bir köprüye ihtiyaç duyduklarının bilincindeyiz. İşte tam da bu sebeple, daha güçlü bir ekonomi inşa etme çabalarımızı sürdürürken, Kanadalıların yaşam maliyetlerini düşürmeye odaklanıyoruz. Göreve geldiğimiz ilk gün, tüketici karbon vergisini yürürlükten kaldırdık. 22 milyon orta sınıf Kanadalının vergi yükünü hafiflettik; bu sayede, çift gelirli bir ailenin bu yıl cebinde kalacak tasarruf miktarı 840 dolara kadar ulaştı. İlk kez konut satın alan vatandaşlarımızın vergilerinde indirime gittik ve böylece, ilk evlerini edinirken 50.000 dolara varan oranlarda tasarruf etmelerini sağladık. Confederation Köprüsü'nden geçen araçlar için geçiş ücretlerini düşürdük ve Atlantik Kanada'daki feribotlarda bilet fiyatlarını %50 oranında indirdik. Düşük gelirli 5,5 milyon Kanadalının hak ettikleri yardımlara erişebilmelerine yardımcı olmak amacıyla, otomatik federal yardım programlarını devreye soktuk. Ulusal Okul Gıda Programı'nı kalıcı hale getirerek 400.000 çocuğun beslenmesini sağladık ve ebeveynlerinin gıda harcamalarından yılda 800 dolar tasarruf etmelerine olanak tanıdık. Her Kanadalının hayatta ilerlemek için adil bir şansa sahip olmasını sağlayan sosyal programlarımızı —çocuk bakımı, diş sağlığı ve ilaç yardımı hizmetlerini— koruma altına alıyoruz. İhtiyacımız olan her şeye, tam da burada, kendi yurdumuzda sahibiz. En önemlisi ise, birbirimize sahibiz. Kanadalılar, dünyanın en çalışkan ve en iyi eğitimli insanlarıdır. Birbirimize ve ülkemize derin bir sevgi ve bağlılıkla önem veriyoruz. Kanadalılar bu krize işte tam da bu ruhla yanıt verdiler. Kanadalı ürünleri satın alıyoruz. Kanada'ya yatırım yapıyoruz. Kanada'yı keşfediyoruz. Kanada'nın dört bir yanındaki tüm Kanadalılar, bu mücadeleye tam destek veriyor. Hepimiz daha iyi bir ülke arzuluyoruz. Her zaman harika bir komşu olduk; dostlarımızın zor zamanlarında onlara yardım etmeye daima istekli davrandık. Hayal edilebilecek en çetin koşullarda —Kandahar'da, Juno Plajı'nda ve daha pek çok yerde— müttefiklerimizle omuz omuza durduk. Değerlerimiz ve inanılmaz güçlüklerin üstesinden gelme yeteneğimiz sayesinde, tüm dünya için bir ışık kaynağı olduk. Bugün içinde bulunduğumuz durum eşsizmiş gibi hissettirse de, biz daha önce de benzer tehditlerle yüzleşmiştik. Önümüzdeki haftalar ve aylar boyunca, sizlerle yeniden konuşmak isteyeceğim. Hayatlarınızın yoğun geçtiğini ve benden gelecek günlük kesintilere ihtiyaç duymadığınızı biliyorum. Ancak gerçek şu ki; dünyada olup biten çok şey var ve bunların hepsi ne yazık ki iyi şeyler değil. Ortadaki riskler, bundan daha yüksek olamazdı. Bu zorlu süreci atlatmamızın tek yolu: Birlikte hareket etmektir. Ortak tarihimizde, geleceğe dair bize yol gösterecek pek çok ders ve işaret bulunmaktadır. Bu süreci başarıyla geride bırakacağız; çünkü bizler, her zaman olduğumuz o insanlarız: Zorluklar karşısında daha da güçlenen; metanetli, dürüst ve birbirine değer veren insanların ülkesiyiz. Bu ülke bizim ülkemiz. Bu gelecek bizim geleceğimiz. Kanada'yı daha da güçlü kılmak adına, kontrolü yeniden elimize alıyoruz. Bu çabalar şimdiden meyvelerini vermeye başladı bile. Haydi, durmadan yolumuza devam edelim. Zamanınızı ayırdığınız için teşekkür ederim. Zamanın ne denli kıymetli olduğunun farkındayım. Kaynak: RCP
  14. ABD, dünyanın en büyük petrol üreticisidir. Peki, benzin neden bu kadar pahalı? İran, Suudi Arabistan veya başka herhangi bir Basra Körfezi ülkesi değil; bizzat Amerika Birleşik Devletleri, dünyanın en büyük ham petrol üreticisidir. Bu durum, İran ile yaşanan mevcut çatışmada olduğu gibi, dünyanın başka bir yerinde petrol sıkıntısı yaşandığında buradaki benzin fiyatlarının neden yükseldiğini merak etmenize yol açabilir. Benzin; ham petrolün yerden çıkarılıp rafinerilerde işlenmesiyle elde edilen ürünlerden biridir; jet yakıtı, dizel ve asfalt gibi diğer ürünlerle birlikte bu süreçte ortaya çıkar. Dolayısıyla, ham petrolün fiyatı arttığında; aracınızın deposundaki benzin gibi rafine ürünleri üretmenin maliyeti de artar. Ekonomide "esneklik" kavramı, bir değişkenin arzının kendi fiyatına karşı ne kadar duyarlı olduğunu ifade eder. Örneğin; beyaz tişörtler veya plastik telefon kılıfları gibi seri üretilen standart malların arzı oldukça esnektir. Eğer bu ürünlerin piyasa fiyatı yükselirse, üreticiler ek vardiyalar çalıştırarak üretimi kolayca artırabilirler; zira bunun için gereken ham madde ve iş gücü halihazırda kolayca temin edilebilir durumdadır. Buna karşılık, petrol arzı "esnek olmayan" bir yapıya sahiptir; bu da, ham petrol üretiminin, yüksek fiyatlara yanıt olarak hızlıca artırılamayacağı anlamına gelir. Amerika Birleşik Devletleri bol miktarda rezerve sahip olsa da, yeni petrol sahalarını üretime açmak yıllar sürebilir. Amerika Birleşik Devletleri'nde rafine petrol ürünlerine yönelik mevcut talep, yurt içi ham petrol üretimini önemli ölçüde aşmaktadır. Sonuç olarak, Amerika Birleşik Devletleri'nin ham petrol ithal etmesi gerekmektedir. Dünya ham petrolünün yaklaşık %20'si Hürmüz Boğazı üzerinden sevk edilmektedir. Son dönemlerde bu geçit, ham petrolün uluslararası varış noktalarına akışı açısından kritik bir "darboğaz" haline gelmiştir. Boğaz üzerinden erişim engellendiğinde veya kısıtlandığında, bu durum dünya genelinde petrol arzının azalmasına neden olur. Arz ve talep, dalga etkisi yaratır Yerel benzin istasyonlarındaki fiyatlar, yurt dışındaki çatışmalara tepki olarak hızla değişir; bu değişim, mantık dışı bir kargaşadan veya fahiş fiyat uygulamalarından değil, aracınızdaki benzinin küresel piyasadan temin edilen ham petrolden üretiliyor olmasından kaynaklanır. Küresel piyasa fiyatlarıyla ilgili gerçekten dikkat çekici olan husus şudur: Bu fiyatlar sadece belli başlı bazı bilgileri değil, ilgili olan tüm bilgileri özetler. Küresel fiyatı, ham petrol dünyasının "Kelley Blue Book"u (kapsamlı referans kaynağı) gibi düşünebilirsiniz. Tıpkı "Blue Book"un (Araç Değerlendirme Rehberi), bir 2019 model Chevy Blazer'ın durumuna, kilometresine ve benzeri faktörlere dayanarak ne kadar edebileceğini göstermesi gibi; ham petrolün küresel fiyatı da, bir varil petrolü piyasaya ulaştırmanın mevcut maliyetine dayanarak, tüketicilere bir varil petrolün ne kadar değerli olduğunu anlatır. Önemli bir petrol üretim bölgesinde silahlı çatışma yaşandığında, bir varil petrolün değeri çok daha artar. Artan benzin fiyatları, küresel ham petrol arzında yaşanan gerçek bir değişimi yansıtır. Benzinle çalışan aracınız elektrikli bir araca dönüştürülemez. Uçaklar, uluslararası deniz taşımacılığı ve demiryolları, petrol bazlı yakıtlardan kolayca vazgeçip başka seçeneklere yönelemezler. Bu nedenle tüketicilerin, kısa vadede piyasadaki fiyat artışlarını kabullenmekten başka pek bir seçeneği yoktur. Peki ya Amerika Birleşik Devletleri benzin fiyatlarına bir üst sınır getirseydi ve böylece fiyatların, piyasadaki değişen koşullara tepki olarak yükselmesi engellenseydi ne olurdu? Petrol rafinerileri benzin üretmeyi artık kârlı bulmazdı; dolayısıyla üretim ya kısıtlanır ya da tamamen durdurulurdu. Tüketicilerin araçlarını yine aynı miktarda kullanmaya devam edeceklerini varsayarsak, bu durum yakıt kıtlıklarına yol açardı. Bu senaryo, 1970'lerde bizzat yaşadığımız o uzun benzin kuyruklarının yeniden oluşması için biçilmiş kaftandır. Tüketici alışkanlıkları uzun vadede değişebilir. Mevcut piyasa gerçeklerimiz sonsuza dek böyle mi kalmak zorunda? Pek sayılmaz. Ekonomi bilimi, insanların teşviklere nasıl tepki verdiğini inceleyen bir disiplindir; yüksek fiyatlar da bu teşviklerin en güçlüleri arasındadır. Basra Körfezi çevresinde süregelen çatışmalar ve bunun sonucunda ortaya çıkan yüksek ham petrol fiyatları, sanayi sektörlerini ve tüketicileri alternatif yakıt arayışına girmeye veya yakıt tüketimlerini tamamen azaltmaya teşvik edebilir. Yenilenebilir enerji kaynaklarının ve elektrikli araçların giderek daha yaygınlaşması, Amerika'nın petrole olan uzun vadeli bağımlılığını azaltabilir. 1970'lerde yaşanan petrol krizinin ardından, otomobil üreticilerinin yakıt tasarruflu araçların üretimini artırmasıyla benzer bir uyum süreci yaşanmıştı. Bu uyum süreci yavaş ilerlese de, standart binek otomobillerin ortalama yakıt verimliliği (mil/galon oranı), 1970'lerin ortalarındaki 13,5 mil/galon seviyesinden, 1985 yılına gelindiğinde 27,5 mil/galon seviyesine yükselmişti. Benzin istasyonlarındaki fiyatların makul seviyelere inmesine nihayetinde yardımcı olan şey, Amerikan petrol üretimi değil, Amerikan yaratıcılığı ve icat yeteneğiydi. Kaynak: USA TODAY

Önemli Bilgiler

Bu siteyi kullanmaya başladığınız anda kuralları kabul ediyorsunuz Kullanım Koşulu.

Account

Navigation

Tarayıcı push bildirimlerini yapılandırın

Chrome (Android)
  1. Adres çubuğunun yanındaki kilit simgesine dokunun.
  2. İzinler → Bildirimler seçeneğine dokunun.
  3. Tercihinizi ayarlayın.
Chrome (Desktop)
  1. Adres çubuğundaki kilit simgesine tıklayın.
  2. Site ayarları seçeneğini seçin.
  3. Bildirimler seçeneğini bulun ve tercihinizi ayarlayın.