-
En Son Yenilenebilir Enerji Kaynakları Haberleri
- Fizik Kurallarını Yeniden Yazan Buluş: Güneş Panellerinde %130 Verim Dönemi Başlıyor!
Fizik Kurallarını Yeniden Yazan Buluş: Güneş Panellerinde %130 Verim Dönemi Başlıyor! Japon araştırmacılar, güneş paneli verimliliğini %130'a varan oranda artıracak bir "spin-flip" malzemesi geliştirdi Spin-flip metal kompleksleri, singlet fisyonu yoluyla üretilen çoğaltılmış eksitonları yakalıyor Kavram kanıtlama deneylerinde, %110'un üzerinde ve yaklaşık %130'a varan kuantum verimi elde edildi Pratik güneş enerjisi cihazlarında kullanılmadan önce, katı hal entegrasyonunun tamamlanması gerekiyor Japon araştırmacılar; dönüşüm süreci sırasında ısı kayıplarını azaltan, metal tabanlı bir sistem kullanarak güneş ışığından fazladan enerji yakalamanın bir yolunu buldu. Teknolojinin Kısa Özeti (Tıkla ve Oku) Bu çalışma; molibdenden inşa edilmiş ve "singlet fisyonu" adı verilen bir süreç sırasında ortaya çıkan çoğaltılmış enerjiyi yakalayan, "spin-flip yayıcı" olarak bilinen kimyasal bir yapı üzerinde yoğunlaşıyor. Araştırma, Japonya'daki Kyushu Üniversitesi tarafından, Almanya'daki Johannes Gutenberg Üniversitesi (JGU) Mainz ile iş birliği içinde yürütüldü. Araştırmanın bulguları, Journal of the American Chemical Society dergisinde yayımlandı. Enerji kolayca 'çalınıyor' Güneş hücreleri halihazırda güneş ışığını elektriğe dönüştürebiliyor; ancak mevcut enerjinin yalnızca bir kısmı kullanılabilir hale geliyor. Bu durum, bilim insanlarını aynı gelen ışıktan daha fazla çıktı elde etmenin yollarını aramaya yöneltiyor. Uzun zamandır bilinen bir sınırlama, foton enerjileri ile yarı iletkenlerin bunlara verdiği tepki arasındaki uyumsuzluktan kaynaklanıyor; bu da, bazı fotonların elektronları harekete geçirmekte başarısız olduğu, diğerlerinin ise fazla enerjilerini ısı olarak kaybettiği anlamına geliyor. Shockley-Queisser limiti olarak bilinen bu verimlilik sınırı, araştırmacıları enerjinin dağılmasına izin vermek yerine, kayıp enerjiyi yeniden kullanmanın yollarını araştırmaya itmiştir. Kyushu Üniversitesi Mühendislik Fakültesi'nde Doçent olan Yoichi Sasaki, “Bu sınırı aşmak için iki ana stratejimiz var,” dedi. “Birincisi, düşük enerjili kızılötesi fotonları daha yüksek enerjili görünür fotonlara dönüştürmek. Diğeri ise, burada araştırdığımız gibi, tek bir eksiton fotonundan iki eksiton üretmek için SF kullanmaktır.” Araştırmacılar tarafından ışık dönüşümü için “rüya teknolojisi” olarak tanımlanan tekli fisyon, deneyde merkezi bir rol oynuyor çünkü yüksek enerjili bir uyarımın iki düşük enerjili uyarıma bölünmesine izin vererek, teorik olarak kullanılabilir enerji taşıyıcılarının sayısını ikiye katlıyor. Bu kopyalanmış eksitonları yakalamak daha zor bir problem oldu, çünkü rakip enerji transfer süreçleri, enerji kullanışlı hale gelmeden önce onu yeniden yönlendirebiliyor. Ekip, bu darboğazı, tekli fisyon malzemelerini, belirli üçlü enerji durumlarını absorbe edecek şekilde ayarlanmış molibden bazlı yakın kızılötesi spin-flip yayıcı ile eşleştirerek çözdü. Sasaki, “Enerji, çoğalma gerçekleşmeden önce Förster rezonans enerji transferi (FRET) adı verilen bir mekanizma ile kolayca ‘çalınabilir’” dedi. “Bu nedenle, fisyondan sonra çoğalmış üçlü eksitonları seçici olarak yakalayan bir enerji alıcısına ihtiyacımız vardı.” Çözeltide tetrasen bazlı malzemeler kullanılarak yapılan deneyler, %110'un biraz üzerinde ile yaklaşık %130 arasında değişen kuantum verimleri üretti; bu da laboratuvar koşullarında absorbe edilen gelen fotonlardan daha fazla enerji taşıyıcısının üretildiği anlamına geliyor. Sonuçlar, tam güneş enerjisi cihazlarından ziyade çözelti testleriyle sınırlı kalmaktadır; bu da pratik uygulamanın hala kimyanın çalışan panellerle uyumlu katı malzemelere dönüştürülmesine bağlı olduğu anlamına gelir. Gelecekteki çalışmalar, bu malzemeleri katı hal sistemlerinde birleştirmeye odaklanacak ve enerji transfer verimliliği, gerçek güneş pili çalışmasına daha yakın koşullar altında test edilebilecektir. Araştırmacılar, güneş panellerinin ötesinde, eksiton davranışının yönetilmesinin performansta kilit rol oynadığı OLED gibi aydınlatma teknolojileri de dahil olmak üzere olası uygulamalara işaret ediyor. Kaynak: TR- İran İsrail ve ABD Savaşı / Sorunu - Bütün Detaylarıyla Buraya...
Bazı İranlılar, rejimin artık daha da kökleştiğinden —ve intikam almaya hazır olduğundan— endişe ediyor Hâlâ oradalar. Bu basit gerçekten kaçış yok. İnsanların yürüdüğü her yerde. Araç sürdükleri her noktada. Televizyonu her açtıklarında. Suikasta kurban giden liderlerin ve yeni yöneticilerin yüzleri, kamusal alanı domine ediyor. Protestolar gelip geçti. Bir savaş yaşandı. Ardından bir ateşkes. Ancak İslam Cumhuriyeti rejimi varlığını sürdürdü. Aslında, BBC'nin ülke içinde görüştüğü İranlılara göre rejim, zayıflamaktan çok uzak; aksine daha da derinlemesine kök salmış durumda. Ve intikamcı bir ruh haline bürünmüş durumda. Sana ve Diako —gerçek isimleri değil— Tahran'da yaşayan genç bir çift. Orta sınıfa mensup, eğitimli ve katı dinî yönetimin son bulduğunu görmek isteyen türden insanlar. Onların hikâyesini anlatabilmek için, karakterleri ve yaşamları hakkında size fikir verebilecek pek çok ayrıntıyı dışarıda bırakmak gerekiyor. Bunun nedeni, bu tür ayrıntıların, yabancı medyaya özgürce konuşma cesareti gösteren kişileri izini sürmek amacıyla rejim tarafından kullanılabilme ihtimalidir. BBC'ye İran'da destek sağlayan gazeteci, Sana ve Diako ile; ailelerin çocuklarıyla birlikte yürüyüşe çıktığı ve bu ateşkes döneminin tadını çıkardığı bir parkın yakınlarında buluştu. Diako, hayatın daha iyiye gideceğine inanmak istiyor. "İşler değişecek," diyor. "Hatta çoktan değişti bile." O bunları söylerken Sana gülüyor. "Değişti mi?" diye soruyor. "Tam aksine, işler Devrim Muhafızları'nın eline geçti. Ülkenin hali perişan." Sana, ABD ve İsrail'in İran'a saldırmasından bu yana kendi duygularının da değiştiğini hissediyor. "Başlangıçta savaşın çıkmasını istememiştim... [Ancak] savaşın orta evrelerinde, düşman taraf kilit isimleri hedef aldığı sürece, ölen her bir kişinin ardından içtenlikle büyük bir sevinç duydum." Fakat savaş uzayıp gittikçe, tıpkı Trump yönetimindeki Beyaz Saray'ın fark ettiği gibi, Sana da şu gerçeği idrak etti: Yüce Lider Ayetullah Ali Hamaney ve diğer üst düzey isimlerin saf dışı kalması, uzlaşmaya daha yatkın, yeni bir rejimin kapılarını aralamamıştı. "Onların adamlarından pek çoğu hâlâ ayakta. Hayal ettiğim şeyler gerçekleşmedi. Her şey daha da kötüye gitti. Ve elimizde kala kala yine İslam Cumhuriyeti kaldı. Bu savaşı kazanmış olmaları, içimi parçalıyor." İran toplumunun genelinde rejime yönelik desteğin boyutunu kestirmek imkansızdır. Rejim destekçileri tarafından organize edilen, düzenli ve aleni dayanışma gösterileri mevcuttur. Buna karşılık, muhalefet mitingleri yasaklanmıştır. İran'daki güvenilir kaynaklarımız; muhalif aktivistler, insan hakları avukatları ve bağımsız gazetecilerle görüşerek, toplumda hakim olan tedirginlik ve kötü bir şeylerin olacağına dair önsezili havayı tespit ettiler. Ortada sürekli tekrarlayan bir korku var: Savaş nihayet sona erdiğinde, devletin iç baskı kampanyasını daha da sertleştireceği endişesi. Washington merkezli İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı'nın (HRANA) verilerine göre; geçtiğimiz Ocak ayında —savaşın patlak vermesinden önce— rejim karşıtı protestolar sırasında 53.000'den fazla kişi tutuklandı. Savaşın başlamasından bu yana ise, binlerce kişinin daha gözaltına alındığı tahmin ediliyor. Ayrıca, siyasi tutukluların infaz edilmesinde rekor düzeyde bir artış yaşandı; savaş süresince 21 kişi asılarak idam edildi. Bu sayı, son 30 yılı aşkın bir süredir, böylesine kısa bir zaman diliminde kaydedilen en yüksek infaz sayısıdır. İdam edilenlerin dokuzu Ocak ayı protestolarıyla bağlantılıydı; 10'u muhalif gruplara üye oldukları iddiasıyla, ikisi ise casuslukla suçlanıyordu. —Adını değiştirdiğimiz— Susan adlı avukat, tutuklularla çalışan bir hukukçu olarak cezaevlerindeki koşulların çok daha ağırlaştığını belirtiyor. Susan, "Savaştan önce, sert muamele yalnızca protestolara öncülük edenlere, ellerinde Molotof kokteyli bulunanlara veya silahlı olanlara uygulanırdı. Ancak savaş süresince bu sertlik düzeyi belirgin ölçüde arttı," diyor. Susan'ın kişisel hikayesi, yaşanan çatışmanın bazı aileleri nasıl parçaladığını çarpıcı bir biçimde gözler önüne seriyor. Ebeveynleri açıkça rejim yanlısı; Susan ise hükümetin devrilmesi durumunda ebeveynlerinin hedef alınabileceğinden endişe ediyor. Bu korkusunu, rejim karşıtı bir duruşa sahip olan erkek kardeşiyle paylaştığında aldığı yanıt tüyler ürperticiydi: "Madem şehit olmayı bu kadar çok istiyorlar, neden onlara bu hakkı çok görelim ki?" Susan, savaşın bir an önce sona ermesini istiyor; ancak kendisi gibi insanların çok daha ağır baskılarla karşı karşıya kalacağından da kesinlikle emin. Ayrıca tutukluların akıbeti konusunda da büyük bir korku taşıyor. Susan, "Sanıyorum ki savaş sona erdiğinde, rejim bu savaşın yarattığı öfkeyi muhtemelen cezaevlerindeki tutuklulardan çıkaracaktır. Bence şu an, bize bahşedilmiş 'ekstra' bir zaman diliminde, yani ödünç alınmış bir sürede yaşıyoruz," diyor. İnsan hakları aktivistleri, bu yılın başından bu yana; İsrail'in dış istihbarat servisi Mossad ile bağlantılı oldukları iddiasıyla suçlanan dört kişinin infaz edildiğini rapor ettiler. Bağımsız gazeteciler de, Amerika Birleşik Devletleri'ne veya İsrail'e yardım ettikleri yönündeki suçlamalarla hedef alınmaktan korkan kesimler arasında yer alıyor. Devlete düşman gözüyle bakılan yabancı medya kuruluşlarına materyal gönderdikleri gerekçesiyle suçlanan çok sayıda kişi tutuklandı. Tahran'daki meslektaşımızla görüşen bir gazeteci —kendisine Armin adını veriyoruz—, savaşla ilgili gerçekleri haber yapmanın bile tutuklanmak için yeterli olduğunu ve bunun potansiyel olarak ölümcül sonuçlar doğurabileceğini anlattı. "Daha önce siyasi bir suçla itham edilebilirdik. Ancak mevcut savaş koşullarında, eğer savaşı haber yaparsak, casuslukla suçlanabiliriz." Rejimin emirlerini yerine getiren bir yargı sisteminde, casusluk suçlaması idam cezasını beraberinde getirmektedir. "Daha önce, kaç kişinin zarar gördüğünü ya da protestoların nihayetinde ne gibi bir etki yaratacağını anlamaya çalışıyorduk," diye açıklıyor Armin. "Ama artık durum farklı. Şimdi hayatta kalmaya odaklanmış durumdayız; hem kendimiz, hem de ailelerimiz için." Ailesi uyumaya çalışırken, Armin'in gözüne uyku girmiyor. "Yatakta, geleceğin neler getireceğini düşünerek uyanık yatıyorum. Ve bu belirsizlik, beraberinde korkunç bir kaygı getiriyor." Muhalefetin sokaklardan silinip gitmiş olması hiç de şaşırtıcı değil. Rejim, artık yaşamın ve ölümün mutlak hakimi. Kaynak: BBC- En Son Otomobil - Taşıt - Kamyon - Otobüs - Pikap Araç Haberleri
Bu kamyon lastiği markası, 2026 yılında J.D. Power'ın en düşük müşteri memnuniyeti puanını aldı. Çoğu otomobil, kamyon veya SUV sahibinin üzerinde hemfikir olabileceği tek bir husus varsa, o da bu araçlara yeni lastik takmanın sıklıkla aşırı derecede pahalı olduğudur. Bu durum; sırf çoğu kamyon lastiği daha büyük olma eğiliminde olduğu ve ortalama bir günlük kullanım aracına kıyasla farklı bir dayanıklılık seviyesi gerektirdiği için bile olsa, belki de sıradan bir sedandan ziyade kamyonlar ve ticari araçlar için daha fazla geçerlidir. Bu gerçek göz önüne alındığında, çoğu kamyon sahibi, yeni bir lastik setine ihtiyaç duyulduğunda fiyatı şüphesiz en önemli belirleyici faktörlerden biri olarak görmektedir. Lastiklerin kalitesi de, özellikle günümüzde tüketicilerin erişimine açık olan marka çeşitliliğinin fazlalığı dikkate alındığında, çoğu kriter listesinin üst sıralarında yer almaktadır. Ancak, büyük lastik üreticilerinden birine ait bir kamyon lastiğini satın almayı düşünüyorsanız; yakın tarihli bir J.D. Power araştırması, muhtemelen uzak durmanız gereken çok bilinen bir marka olduğunu öne sürüyor: Hankook. J.D. Power'ın verileri, tüketicilerin, bu Güney Koreli üreticinin kamyon lastiklerinin piyasadaki en kötü lastikler arasında yer aldığını açıkça ortaya koyduğunu gösteriyor. Toplamda, tüketiciler memnuniyet anketinde mevcut olan 1.000 puan üzerinden Hankook'un kamyon lastiklerine yalnızca 750 puan verdi. Merak edenler için belirtelim; söz konusu anket temel olarak müşteri memnuniyetinin dört alanına odaklanmakta olup, J.D. Power bu alanları önem sırasına göre sürüş kalitesi, lastik aşınması, yol tutuşu ve hakimiyet ile lastik görünümü şeklinde sıralamaktadır. Araştırma kapsamında, 2023 ile 2025 model yılları arasındaki araç sahiplerine odaklanılarak toplamda yaklaşık 40.000 tüketiciyle anket yapıldı. Diğer markalar J.D. Power Kamyon Lastiği sıralamasında nasıl bir performans sergiledi? Referans olması açısından belirtmek gerekirse; 750 puanlık bu skor, J.D. Power araştırmasında Hankook'un kamyon lastiklerini diğer dokuz üreticinin gerisinde bıraktı. Bu sonuç aynı zamanda markayı, 775 puanlık segment ortalamasının oldukça altında bir konuma yerleştirdi. Bununla birlikte Hankook, kamyon ve ticari araç lastiği modelleri tüketiciler tarafından söz konusu ortalamanın altında derecelendirilen tek kayda değer lastik markası değildi; General Tires, Continental, Falken ve Goodyear da bu eşiği aşmayı başaramayarak sırasıyla 758, 763, 771 ve 773 puan aldılar. Dünyanın en köklü lastik üreticilerinden biri olan Goodyear, kamyon ve ticari araç lastiği pazarının alt sıralarında yer almasıyla belki de en şaşırtıcı marka konumunda; zira bu özel pazarda uzun süredir güçlü bir itibara sahipti. Yine de, gerçek dünyadaki pek çok müşterinin, kamyonlarında kullandıkları Goodyear lastiklerinden pek de memnun olmadığı görülüyor. Peki, bu ankette hangi markalar daha iyi bir performans sergiledi? Bekleyebileceğiniz üzere, ilk beşte oldukça tanınmış markalar yer alıyor; J.D. Power araştırmasında Bridgestone, Firestone, Michelin ve BFGoodrich sırasıyla beşinci, dördüncü, üçüncü ve ikinci oldular. Bu başarıyı, yine aynı sırayla 776, 781, 788 ve 790 puan alarak elde ettiler. Listenin zirvesinde yer alan marka ise, kamyon lastiği tüketicileri için belki de bir başka sürpriz niteliğinde; Pirelli, kamyon lastiği pazar segmentinde müşteri memnuniyeti birinciliğini göğüsledi. Nitekim bu İtalyan lastik üreticisi, 800 puan barajını aşmayı başaran tek marka oldu ve bunu toplam 801 puanla, kıl payı bir farkla gerçekleştirdi. Kaynak: SG- Amerika'da Ne Oluyor - Güncel / Politik Haberler
WSJ: Trump'ın yeni FDA adayı bir felaket Başkan Donald Trump'ın, Amerika'nın Gıda ve İlaç Dairesi'nin (FDA) başına getirmek üzere yaptığı seçim, COVID-19 pandemisi sırasında aşı zorunluluklarına karşı çıkışıyla uluslararası alanda dikkat çeken cerrah Dr. Marty Makary oldu. Kağıt üzerinde Makary, bu görev için harika bir seçim gibi görünse de, muhafazakar bir gazete, onun görev süresiyle ilişkilendirilen "pembe dizi" düzeyinde dramatik olaylar yaşandığını bildiriyor. The Wall Street Journal'dan Allysia Finley Pazar günü kaleme aldığı yazıda, "Trump yönetimindeki herhangi bir yetkili, Başkana Marty Makary'den daha fazla siyasi baş ağrısı yaşattı mı?" diye sordu. Finley, "Onun yönetimindeki Gıda ve İlaç Dairesi, gerçek hayatların pamuk ipliğine bağlı olduğu bir pembe diziye dönüştü," ifadelerini kullandı. Bu noktayı örneklemek amacıyla Finley, "[Makary'nin] kamuya açık röportajlarda gen terapilerine ve nadir hastalık ilaçlarına erişimi hızlandırmakla övünürken, kendisinin ve yardımcılarının bu ilaçları bizzat engellediğini" anlattı. Makary'yi "bir ilaç mümessilinden bile daha kurnaz" olarak nitelendiren Journal muhabiri, "Kaynaklarım, Kongre'deki Cumhuriyetçiler ve Beyaz Saray yetkilileri arasında Dr. Makary'ye duyulan sabrın artık tükenmekte olduğunu söylüyor," gözleminde bulundu. Göreve başladığından bu yana Makary; nadir hastalık ve kanser ilaçlarını, Huntington Hastalığına yönelik bir gen terapisini ve hayatları belirgin bir şekilde iyileştirdiği, hatta kurtardığı kanıtlanmış çeşitli diğer ilaçları reddetti. Ayrıca, çıkar çatışmalarının, tarafsız klinik yargısının önüne geçmesine izin vermekle de suçlandı. Finley, "Kongre üyeleri ayrıca, kurum yönetiminin; Dr. Makary ve onun sağ kolu Vinay Prasad'ın karşı çıktığı ilaçların onaylanmasını tavsiye eden FDA personeline yönelik misilleme yaptığına dair gelen ihbar şikayetlerini de soruşturuyor," diye bildirdi. "Dr. Prasad, Komisyon üyesinin FDA'nın biyolojik ürünler ve gen terapisi bölümünün başına getirmek üzere seçtiği, Bernie Sanders'ın bir takipçisidir." Finley ayrıca, Wisconsin Senatörü ve Cumhuriyetçi Ron Johnson'ın şu sözlerine yer verdi: "Yaşananlar o kadar akıl almaz ki... Sanki tek yaptıkları, 'hayır' demek için bahane aramakmış gibi görünüyor." Johnson ayrıca, FDA'nın "fazla ses çıkaran" şirketlere yönelik bir "kara liste" tuttuğuna dair söylentilerin dolaştığını da aktardı. Finley yazısını, "Artık Bay Trump'ın, Makary şovuna fişi çekme vakti geldi," sözleriyle noktaladı. Yazısında bu konuya değinilmemiş olsa da, FDA; gıda güvenliğini sağlama konusundaki sorumluluklarından geri adım atıyor gibi görünmesi nedeniyle de eleştiri oklarının hedefinde bulunuyor. Makary’nin görev süresi boyunca FDA, rutin gıda denetimlerini artık yürütmeyeceğini duyurdu; bu görevi gereksiz olarak nitelendirerek, bunun yerine federal denetçilerin söz konusu sorumlulukların tamamını yerel makamlara devretmesi gerektiğini savundu. O dönemde CBS News’e konuşan eski bir FDA yetkilisi, "Yapılacak o kadar çok iş var ki... Bizim kalkıp onların işini tekrarlamamızın ise hiçbir mantığı yok," şeklinde açıklamada bulundu. FDA ayrıca, COVID aşılarının çocuk ölümlerine yol açtığını öne sürerek hatalı beyanlarda bulunduğu gerekçesiyle de eleştirilere maruz kaldı; KFF Health News’ten Dr. Celine Grounder, bu tutumu halk sağlığını tehlikeye attığı iddiasıyla sert bir dille kınadı. Grounder, "FDA bünyesinde şu an yaşanmakta olan süreç, COVID aşılarına dair dar kapsamlı bir anlaşmazlıktan ibaret değildir," görüşünü dile getirdi. "Eleştirmenlere ve aşı bilimcilerine göre bu durum; risklerin nasıl değerlendirileceği, faydaların nasıl kanıtlanacağı ve hayat kurtarıcı aşıların halka ne kadar sürede ulaştırılacağı gibi hususları da kapsayan, ABD’nin tüm aşı sistemini düzenleyen kuralları yeniden yazma girişimidir." Grounder sözlerini şöyle noktaladı: "Kurumun eski yöneticileri, şayet bu değişiklikler kalıcı hale gelirse, bunun sonuçlarının uzun vadeli olabileceği uyarısında bulunuyor: Daha az aşı, daha yavaş güncellemeler, sarsılan kamu güveni ve önlenebilir nitelikteki salgınların sayısında artış." Kaynak: Alternet- Avrupa Liglerinden Her Şey
Hakan Çalhanoğlu'nun kupa dansı interneti salladı- Kenan Yıldız Hakkında Bütün Haberler - Futbol
Juventus: 1 - Hellas Verona: 1- En Son Beslenme Haberleri (Türkiye ve Dünyadan)
- Her gün çiğ badem yediğinizde vücudunuza ne olur?
Her gün çiğ badem yediğinizde vücudunuza ne olur? Her gün çiğ badem yemek, düzenli bir E vitamini, magnezyum ve bitkisel protein kaynağı sağlar ve bu da çeşitli fizyolojik değişikliklere yol açar. İşte vücudunuzda meydana gelenler: 1. Antioksidan KorumasıBadem, dünyadaki en iyi E Vitamini kaynaklarından biridir. Hücresel Sağlık: E vitamini, hücre zarlarınızda birikerek onları oksidatif hasara karşı koruyan, yağda çözünen bir antioksidandır. Cilt Sağlığı: Düzenli tüketim cilt esnekliğini destekler ve UV ışınlarının neden olduğu oksidatif strese karşı içsel bir koruma sağlayabilir. 2. Kan Şekeri DüzenlemesiBadem; kan şekeri kontrolü de dahil olmak üzere vücuttaki 300'den fazla işlemde yer alan magnezyum minerali açısından oldukça zengindir. İnsülin Duyarlılığı: Yüksek magnezyum içeriği, sağlıklı yağlar ve lifle birleştiğinde yemeklerden sonra kan şekerinde oluşan ani yükselmeleri önlemeye yardımcı olur. Metabolik Sağlık: Günlük tüketim, özellikle diyabet öncesi (pre-diyabet) veya tip 2 diyabeti olan bireylerde metabolik göstergelerin iyileşmesine katkı sağlayabilir. 3. Kalp Sağlığı ve Kan BasıncıCeviz gibi badem de lipit profilinizi etkiler ancak bunu biraz daha farklı bir yolla yapar. LDL Düşüşü: "Kötü" LDL kolesterolü düşürmede ve "iyi" HDL kolesterolü korumada oldukça etkilidirler. Kan Basıncı: Magnezyum eksikliği yüksek tansiyon ile yakından ilişkilidir; günlük badem tüketimi magnezyum ihtiyacını karşılamaya yardımcı olarak daha rahat bir kan akışı sağlar. 4. Kilo Yönetimi ve Tokluk HissiBademlerin "tokluk indeksi" yüksektir, yani sizi uzun süre tok tutarlar. Sınırlı Kalori Emilimi: İlginç bir şekilde, vücudunuz bademdeki kalorilerin yaklaşık %10-15'ini emmez; çünkü yağın bir kısmı lifli hücre duvarlarının içinde hapsolur. Açlık Bastırma: Lif ve protein kombinasyonu, işlenmiş karbonhidratlı atıştırmalıklara olan isteği azaltır. 5. Kemik Yoğunluğu DesteğiBadem, önemli miktarda kalsiyum içeren tek kuruyemiştir. İskelet Gücü: Kalsiyumun yanı sıra magnezyum ve fosfor da sağlayarak kemik mineral yoğunluğunun korunmasına ve yaşa bağlı kemik kaybının önlenmesine yardımcı olur. Önemli Notlar"Çiğ" Olma Faktörü: Çiğ bademler tüm doğal enzimlerini korur. Ancak kahverengi kabuğunda, demir ve çinko emilimini bir miktar azaltabilen fitik asit bulunur. Sindirim hassasiyetiniz varsa, bademleri bir gece önceden suda bekletmek fitik asidi nötralize edebilir. Porsiyon Miktarı: Sağlıklı bir günlük porsiyon yaklaşık 28 gramdır (yaklaşık 23 badem) ve bu da ortalama 165 kaloridir. Diyette Çeşitlilik: Badem besin açısından yoğun olsa da, daha geniş bir mineral yelpazesi elde etmek için kabak çekirdeği veya ay çekirdeği gibi diğer tohumlarla dönüşümlü tüketmek faydalı olabilir. Kaynak: Gemini- En Son Beslenme Haberleri (Türkiye ve Dünyadan)
- Her gün ceviz yediğinizde vücudunuza ne olur?
Her gün ceviz yediğinizde vücudunuza ne olur? Her gün ceviz tüketmek, başta sahip oldukları benzersiz omega-3 yağ asitleri, antioksidanlar ve lif profili sayesinde, sağlığınız üzerinde birçok önemli etkiye sahip olabilir. İşte vücudunuzda meydana gelenlerin bir dökümü: 1. Kardiyovasküler (Kalp ve Damar) İyileşmelerCeviz, temel bir omega-3 yağ asidi olan alfa-linolenik asit (ALA) bakımından en zengin bitkisel kaynaklardan biridir. Kolesterol: Düzenli tüketim, "kötü" LDL kolesterolün düşmesi ve genel kan basıncının dengelenmesi ile ilişkilidir. Damar Sağlığı: Kan damarlarının iç yüzeyinin esnekliğini ve sağlığını koruyan endotel fonksiyonunun iyileşmesine yardımcı olur. 2. Gelişmiş Beyin FonksiyonlarıCevizdeki fitokimyasallar ve çoklu doymamış yağlar, beyindeki oksidatif stresi ve iltihabı azaltmaya yardımcı olabilir. Bilişsel Ömür: Araştırmalar, günlük tüketimin yaşlandıkça hafızayı ve işlem hızını korumaya yardımcı olabileceğini göstermektedir. Ruh Hali: Omega-3'lerin iltihap önleyici etkileri sayesinde, ceviz tüketimi ile daha düşük depresyon skorları arasında bir bağlantı olduğu belirtilmektedir. 3. Bağırsak Mikrobiyotası DesteğiCeviz, sindirim sisteminizdeki yararlı bakterileri besleyen bir prebiyotik görevi görür. Çeşitlilik: Her gün ceviz yemenin, kolon yüzeyini besleyen ve sağlıklı bir bağırsak ortamını destekleyen kısa zincirli bir yağ asidi olan bütirat üretimini artırdığı gözlemlenmiştir. 4. Metabolizma ve Kilo KontrolüKalori açısından yoğun olmasına rağmen, diğer atıştırmalıkların yerine tüketildiğinde ceviz genellikle kilo alımına neden olmaz. Tokluk Hissi: Protein, lif ve sağlıklı yağların kombinasyonu, daha uzun süre tok hissetmenizi sağlayarak daha az besleyici gıdalara olan yönelimi doğal olarak azaltabilir. Kan Şekeri: Düşük glisemik indekse sahiptirler ve insülin duyarlılığını artırarak kan şekeri seviyelerinin dengelenmesine yardımcı olabilirler. 5. Potansiyel Anti-İnflamatuar (İltihap Karşıtı) EtkilerKronik inflamasyon birçok hastalığın temel nedenidir. Cevizdeki polifenoller (özellikle ellagitanninler), bağırsak bakterileri tarafından ürolitin adı verilen bileşiklere dönüştürülerek iltihaplanmaya karşı koruma sağlar. Önemli NotlarPorsiyon Miktarı: Standart günlük porsiyon yaklaşık 28-30 gramdır (yaklaşık 7–9 tam ceviz). Bu miktar ortalama 185 kalori içerir. Hazırlanışı: En yüksek faydayı sağlamak için cevizleri çiğ veya hafif kavrulmuş olarak tüketin. Yüksek ısıda işlem görmesi veya şeker/tuz ile kaplanması kalp dostu avantajlarını azaltabilir. Saklama: Hassas yağlar bakımından zengin olduğu için cevizler çabuk acılaşabilir. Tazeliğini korumak için serin, karanlık bir yerde veya buzdolabında saklayın. Kaynak: Gemini- En Son Erkek Basketbol Haberleri (Türkiye ve Dünyadan)
Doğu Konferansı Yarı Final Maçlarında: Detroit Pistons - Cleveland Cavaliers New York Knicks - Philadelphia 76ers karşı karşıya gelecek...- En Son Erkek Basketbol Haberleri (Türkiye ve Dünyadan)
Bu akşam oynanan NBA Playoff maçları Toronto Raptors: 102 - Cleveland Cavaliers: 114 Seride durum 4-3 Cavaliers oldu ve Doğu yakasında Cleveland yarı finale yükseldi. Orlando Magic: 94 - Detroit Pistons: 116 Seride durum 4-3 Detroit Pistons oldu ve yarı finale yükseldi- En Son Kadınlar Voleybol Haberleri (Türkiye ve Dünyadan)
2026 CEV Zeren Group Şampiyonlar Ligi Şampiyonu VakıfBank!Kadın voleybolunda Avrupa’nın en büyük ve prestijli organizasyonu 2026 CEV Zeren Group Şampiyonlar Ligi'nde Türk voleybolu adına unutulmaz bir akşam daha yaşandı. Yarı final maçlarında VakıfBank, İtalya temsilcisi A. Carraro Prosecco Doc Conegliano'yu 3-2 mağlup ederek finale yükselirken; Eczacıbaşı Dynavit ise İtalya'nın Savino Del Bene Scandicci takımını 3-2 mağlup ederek Türk finalinde yerini aldı. İki temsilcimizin karşı karşıya geldiği Türk finalinde VakıfBank, Eczacıbaşı Dynavit'i 3-1 mağlup ederek 7. kez Avrupa şampiyonu oldu ve Avrupa’nın en büyük kupasını müzesine götürdü. Karşılaşmayı; TVF Başkanı Mehmet Akif Üstündağ, Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Osman Aşkın Bak, CEV Başkanı Roko Sikiric, TVF Yönetim Kurulu Üyeleri Bahar Mert ve Altuğ Erim de salonda izledi. VAKIFBANK-ECZACIBAŞI DYNAVİT: 3-1 SALON: Ülker Spor ve Etkinlik Salonu HAKEMLER: Michail Koutsoulas (Yunanistan), Wojciech Glod (Polonya) VAKIFBANK: Ogbogu, Cansu, Markova, Zehra, Boskovic, Derya, Ayça (L) (Cazaute, Aylin) ECZACIBAŞI DYNAVİT: Ebrar, Rettke, Stysiak, Yaprak, Jack-Kısal, Elif, Simge (L) (Meliha, Plummer, Dilay, Smrek, Maglio) SETLER: 25-20, 25-21, 21-25, 25-18 SÜRE: 109 dakika Final karşılaşmasının ardından yapılan törende rüya takıma seçilen oyuncular ödüllerini aldı. 2026 CEV Zeren Group Şampiyonlar Ligi'nin Rüya Takımı şu isimlerden oluştu: En Değerli Oyuncu (MVP): Tijana Boskovic (VakıfBank) En İyi Pasör Çaprazı: Tijana Boskovic (VakıfBank) En İyi Pasör: Joanna Wolosz (Prosecco Doc A. Carraro Imoco Conegliano) En İyi Libero: Simge Aköz (Eczacıbaşı Dynavit) En İyi Orta Oyuncular: Sinead Jack-Kısal (Eczacıbaşı Dynavit)-Zehra Güneş (VakıfBank) En İyi Smaçörler: Marina Markova (VakıfBank)-Ebrar Karakurt (Eczacıbaşı Dynavit) En İyi Koç: Giovanni Guidetti (VakıfBank) 2026 CEV Zeren Group Şampiyonlar Ligi ikincisi temsilcimiz Eczacıbaşı Dynavit'e madalyalarını TVF Başkanı Mehmet Akif Üstündağ takdim etti. 2026 CEV Zeren Group Şampiyonlar Ligi Şampiyonu temsilcimiz VakıfBank'a ise madalyalarını Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Osman Aşkın Bak; kupasını ise CEV Başkanı Roko Sikiric takdim etti.- En Son Sinema Haberleri (Türkiye ve Dünyadan)
"Devil Wears Prada 2" için büyük hafta sonu; "Michael" 400 milyon dolar sınırını aştı Pazar günü açıklanan stüdyo tahminlerine göre, The Devil Wears Prada 2 bu hafta sonu Kuzey Amerika sinemalarında 77 milyon dolarlık bir açılış yaparak gişenin zirvesine yerleşti ve, ikinci hafta sonunda dünya genelinde 400 milyon dolar sınırını aşan Michael Jackson biyografisi Michael filmini ikinci sıraya itti. Bu hafta sonu, Hollywood'un yaz sinema sezonunun resmi başlangıcına işaret etti; bu sezon, İşçi Bayramı'na kadar süren ve genellikle yıllık gişe gelirlerinin yaklaşık yüzde 40'ını oluşturan, kritik öneme sahip 18 haftalık bir dönemi kapsıyor. Genellikle sezonun açılışını üstlenen büyük bir Marvel filminin bu kez başı çekmemesiyle birlikte; The Devil Wears Prada 2 ve Michael filmlerinin sergilediği toplam performans, orta bütçeli, yıldız gücüne dayalı filmlerin ve müzik biyografilerinin önemine dair güçlü bir kanıt teşkil etti. Sadece The Devil Wears Prada 2 filmi bile, geçen yılın yaz sezonu açılışını yapan Marvel filmi Thunderbolts'un gişe performansını geride bırakarak, izleyicilerin süper kahraman fikri mülkiyetlerine (IP) dayanmayan hikayeleri de benimsemeye devam ettiğinin sinyalini verdi. PostTrak çıkış anketlerine göre, 20 yıllık bir moda serisinin geri dönüşünü simgeleyen bu filmde gişeyi sırtlayanlar kadınlar oldu; bilet alıcılarının yaklaşık yüzde 76'sını kadınlar oluştururken, bu kitlenin yüzde 74'ü filmi arkadaşlarına "kesinlikle tavsiye edeceklerini" belirtti. Öte yandan Michael filmi de, ikinci hafta sonunda 54 milyon dolarlık gelirini koruyarak gişedeki kalıcılığını kanıtladı. Açılış Hafta Sonu The Walt Disney Co.'ya bağlı 20th Century Studios, The Devil Wears Prada 2 filmini Kuzey Amerika genelinde 4.150 salonda gösterime soktu; film, yurt içi bilet satışlarından 77 milyon dolar, uluslararası pazardan ise 156,6 milyon dolar gelir elde etti. Serinin bu devam filmi; Anne Hathaway'in canlandırdığı Andy Sachs karakterini, Meryl Streep'in hayat verdiği Miranda Priestly'nin yönetimindeki kurgusal Runway dergisinde—bu kez çok daha daralmış ve değişime uğramış bir medya dünyası zemininde—yeniden bir araya getiriyor. Eleştirmenlerin devam filmine yönelik görüşleri çeşitlilik gösterse de, izleyicilerin tepkisi oldukça coşkulu oldu. Filmin yapım maliyetinin 100 milyon dolar olduğu bildirildi; bu rakam, orijinal filmin 35 milyon dolarlık bütçesine kıyasla kayda değer bir artışı temsil ediyor. Filmin yönetmeni David Frankel, Associated Press'e verdiği demeçte, maliyetteki bu artışın temel sebebinin büyük ölçüde oyuncu kadrosu olduğunu ifade etti. “Görünüşe göre, dünyadaki en büyük film yıldızlarının hepsine ödemelerini yapmayı bitirdiğinizde, filmi çekmek için elinizde kalan bütçe, ilk filmde sahip olduğumuz bütçeyle hemen hemen aynı oluyor,” dedi. Streep, Hathaway, Emily Blunt ve Stanley Tucci; Tokyo, Londra ve New York duraklarını da içeren, haftalardır süren ve modayı ön plana çıkaran küresel bir tanıtım atağı içindeler. Vogue Genel Yayın Yönetmeni Anna Wintour —o Prada giyen şeytan karakterinin asıl ilham kaynağı olan isim— bu kez sürece dahil oldu; hem Oscar sahnesinde Hathaway ile hem de bu prestijli moda dergisinin kapağında Streep ile boy gösterdi. ‘Michael’ 400 Milyon Dolar Sınırını Aştı Lionsgate yapımı Michael, Kuzey Amerika’da 3.955 salonda gösterildiği ikinci hafta sonunda 54 milyon dolar hasılat elde etti. Filmin dünya genelindeki toplam hasılatı şu an itibarıyla 423,9 milyon dolara ulaştı; bu, bir müzik biyografisi için muazzam bir başarı ve Jackson’ın mirası etrafındaki tartışmalara rağmen izleyicilerin filme gösterdiği yoğun ilginin bir işareti niteliğinde. Filmin uluslararası dağıtımını Universal Pictures üstleniyor. Lionsgate Yönetim Kurulu Başkanı Adam Fogelson, AP'ye verdiği demeçte, “Bu sonuç, olabileceğini tahmin ettiğimiz senaryoların en iyimser ucunda yer alıyor; ancak ‘Prada’nın gişede çok iş yapacağı varsayımıyla bile, kendi izleyici kitlesini oluşturmuş bir film olarak konumumuzu sağlam bir şekilde koruyacağımızdan çok emindik,” dedi. “Yeni ve devasa bir filmin, gişede kendine yer edinmiş bir başka filmi saf dışı bırakabileceğine dair yaygın kanının yanlış olduğu, sürekli olarak kanıtlanıyor.” Biyografik filmin, ikinci hafta sonunda gişede yaşadığı yüzde 44'lük düşüş, bu türdeki filmler için olağanüstü güçlü bir performans olarak değerlendiriliyor. Michael filminin sıklıkla kıyaslandığı orijinal Bohemian Rhapsody filmi de, gişede istikrar kazanmadan önce, ikinci hafta sonunda keskin bir düşüş yaşamıştı. Diğer Yeni Vizyon Filmleri Bu hafta sonu, gişede daha mütevazı sonuçlar elde eden birkaç yeni film daha vizyona girdi. Neon yapımı ve başrolünde Adam Scott'ın yer aldığı korku filmi Hokum, 6,4 milyon dolarlık açılış hasılatıyla gişe listesinin ilk beşini tamamlayan yapım oldu. Andy Serkis'in yönettiği Hayvan Çiftliği (Animal Farm) animasyon uyarlaması 3,4 milyon dolar hasılat elde etse de eleştirmenlerden olumsuz yorumlar aldı; Aaron Eckhart ve Ben Kingsley'in başrollerini paylaştığı hayatta kalma filmi Deep Water ise 2,2 milyon dolarlık bir açılış yaptı. The Super Mario Galaxy Movie gişe serüvenine devam ederek, beşinci hafta sonunda elde ettiği 12,1 milyon dolarlık hasılatla üçüncü sırada yer aldı. Project Hail Mary ise yedinci hafta sonunda 8,6 milyon dolar hasılat yaparak dördüncü sıraya yerleşti. Gişe Sonuçları Yıllık yerel gişe hasılatı, bugüne kadar elde edilen yaklaşık 2,8 milyar dolarlık bilet satışıyla, şu an itibarıyla geçen yılın rakamlarının yaklaşık yüzde 14 üzerinde seyrediyor. Comscore verilerine göre, hafta sonu yerel gişe sonuçlarına göre oluşan ilk 10 filmlik listenin tamamı şu şekilde: The Devil Wears Prada 2 (77 milyon $) Michael (54 milyon $) The Super Mario Galaxy Movie (12,1 milyon $) Project Hail Mary (8,6 milyon $) Hokum (6,4 milyon $) Animal Farm (3,4 milyon $) Lee Cronin’s The Mummy (2,2 milyon $) Deep Water (2,2 milyon $) That Time I Got Reincarnated as a Slime the Movie: Tears of the Azure Sea (1 milyon $) Kaynak: NW - Fizik Kurallarını Yeniden Yazan Buluş: Güneş Panellerinde %130 Verim Dönemi Başlıyor!
Önemli Bilgiler
Bu siteyi kullanmaya başladığınız anda kuralları kabul ediyorsunuz Kullanım Koşulu.
Navigation
Tarayıcı push bildirimlerini yapılandırın
Chrome (Android)
- Adres çubuğunun yanındaki kilit simgesine dokunun.
- İzinler → Bildirimler seçeneğine dokunun.
- Tercihinizi ayarlayın.
Chrome (Desktop)
- Adres çubuğundaki kilit simgesine tıklayın.
- Site ayarları seçeneğini seçin.
- Bildirimler seçeneğini bulun ve tercihinizi ayarlayın.
Safari (iOS 16.4+)
- Sitenin Ana Ekrana Ekle seçeneğiyle yüklendiğinden emin olun.
- Ayarlar Uygulaması → Bildirimler bölümünü açın.
- Uygulama adınızı bulun ve tercihinizi ayarlayın.
Safari (macOS)
- Safari → Tercihler bölümüne gidin.
- Web Siteleri sekmesine tıklayın.
- Kenar çubuğunda Bildirimler seçeneğini seçin.
- Bu web sitesini bulun ve tercihlerinizi ayarlayın.
Edge (Android)
- Adres çubuğunun yanındaki kilit simgesine dokunun.
- İzinler seçeneğine dokunun.
- Bildirimler seçeneğini bulun ve tercihinizi ayarlayın.
Edge (Desktop)
- Adres çubuğundaki kilit simgesine tıklayın.
- Bu site için izinler seçeneğine tıklayın.
- Bildirimler seçeneğini bulun ve tercihlerinizi ayarlayın.
Firefox (Android)
- Ayarlar → Site izinleri bölümüne gidin.
- Bildirimler seçeneğine dokunun.
- Listede bu siteyi bulun ve tercihinizi ayarlayın.
Firefox (Desktop)
- Firefox Ayarlarını açın.
- Bildirimler seçeneğini arayın.
- Listede bu siteyi bulun ve tercihlerinizi ayarlayın.