İçeriğe atla
View in the app

A better way to browse. Learn more.

Tartışma ve Paylaşımların Merkezi - Türkçe Forum - Turkish Forum / Board / Blog

Ana ekranınızda anlık bildirimler, rozetler ve daha fazlasıyla tam ekran uygulama.

To install this app on iOS and iPadOS
  1. Tap the Share icon in Safari
  2. Scroll the menu and tap Add to Home Screen.
  3. Tap Add in the top-right corner.
To install this app on Android
  1. Tap the 3-dot menu (⋮) in the top-right corner of the browser.
  2. Tap Add to Home screen or Install app.
  3. Confirm by tapping Install.

Admin

™ Admin
  • Katılım

  • Son Ziyaret

  1. BMW, tamamen elektrikli BMW iX5'i resmen tanıttı Başlangıç fiyatı: 81.250 $ EPA menzili: 435 mil (yaklaşık 700 km) 144 kWh batarya Maksimum şarj hızı: 460 kW 0–60 mil/saat (0–96 km/saat) hızlanma: 4,4 saniye %10–80 arası şarj süresi: 22 dakika 570 bg (beygir gücü) 800V mimari Boş ağırlık: 6.228 libre (2.825 kg) Çift yönlü şarj özelliği Araçtan Yüke (V2L) Araçtan Eve (V2H) Araçtan Şebekeye (V2G) uyumlu 6.000 libreye (2.722 kg) kadar çekme kapasitesi Adaptif süspansiyon Opsiyonel arka tekerlek yönlendirme sistemi SAE Seviye 2 sürücü destek sistemi Otoyol Asistanı Otoyola girişten çıkışa kadar eller serbest sürüş imkanı Şehir İçi Asistanı Adresten adrese destekli şehir içi sürüş Ön camın alt kısmını boydan boya kaplayan Panoramic Vision ekranı 17,9 inçlik orta ekran Opsiyonel 14,6 inçlik yolcu ekranı Panoramic Vision sistemine entegre edilmiş Head-up Display (ön cama yansıtmalı ekran) Isıtmalı, havalandırmalı ve masaj özellikli koltuklar Altıncı nesil silindirik batarya hücreleri Önceki BMW bataryalarına kıyasla %20 daha yüksek enerji yoğunluğu İyileştirilmiş şarj verimliliği Geliştirilmiş termal yönetim Daha düşük şarj kayıpları Uzunluk: 196,6 inç (yaklaşık 5 metre) Sürtünme katsayısı: 0,28 Cd Teslimatlar 2027'nin başlarında başlıyor. Daha fazla fotoğraf aşağıdaki başlıkta yer alıyor:
  2. 12 Dev Adam, Bosna Hersek ile oynayacağı 2027 FIBA Dünya Kupası Elemeleri maçı için Saraybosna'ya geldi.
  3. Bugün çok saygın gazetelerimizden (Bugün Gazetesi - İnternet sitesi) birinde bir ana haber başlığı okudum şöyle diyordu Tıkladım ve Clickbait olduğunu anladım çünkü içerik 'İddia' diyordu Kendini ilerici ve saygın bir gazete olarak gösteren bir gazetenin böyle yanıltıcı veya Clickbait başlıklar atması üzücü. Clickbait nedir? Tıklayın öğrenin
  4. DÂHİ AMA ÇOK KIRILGAN! - Ömer Kutluay Eski millî basketbolcu İbrahim Kutluay’ın oğlu Ömer Kutluay, son dönemde altyapı turnuvalarında ve Real Madrid formasıyla gösterdiği performansla Türk ve Avrupa basketbolunun en heyecan verici oyun kurucu adaylarından biri. Onu izlerken saf yeteneğine, saha görüşüne ve oyun zekasına hayran kalmamak elde değil. Ancak son üç maçını izlerken vardığım "fiziksel olarak çok zayıf ve ileride problem yaşayabilir" bu kanı, modern basketbolun gerçekleriyle tamamen örtüşen, çok haklı ve stratejik bir kanı. Ömer Kutluay’ın potansiyelini, önündeki fiziksel engelleri ve bu bariyerleri nasıl aşabileceğini derinlemesine inceleyen geniş bir analiz yaptım. Ömer Kutluay’ın Hücum Dehası ve Fiziksel Çelişkisi Ömer, modern bir guardda aranan neredeyse tüm "soft skill" (bilişsel yetenek) unsurlarına sahip. Top yönlendirme becerisi, ikili oyunlardaki (pick and roll) karar verme hızı, şut mekaniğinin akıcılığı ve elit seviyedeki saha içi liderliği, yaşıtlarının çok ötesinde. Ancak madalyonun diğer yüzünde, profesyonel seviyeye geçişte karşısına çıkacak en büyük duvar duruyor: Fiziksel olgunluk ve atletizm eksikliği. 1. Temas Karşısında Dağılma ve Penetrasyon Tehdidi Modern basketbolda bir oyun kurucunun elit sayılması için sadece dış şutunun olması yetmez; boyalı alana baskı kurabilmesi (paint touches) gerekir. Ömer, mevcut zayıf fiziği nedeniyle: Çember altındaki sert uzunların yarattığı temasla karşılaştığında havada dengesini kaybediyor ve bitiriş yüzdesi düşüyor. Perdelemelerden çıkarken savunmacıların ona uyguladığı fiziksel baskı (bumping), onun hücum setini planlanandan daha uzakta kurmasına neden oluyor. 2. Savunmadaki "Hedef Tahtası" Olma Riski EuroLeague veya NBA gibi üst düzey arenalarda takımlar, rakiplerinin en zayıf fiziksel halkasını bulup onun üzerinden oynamayı (mismatch/ters eşleşme yaratmayı) bir ana plan haline getirir. Ömer şu anki fiziğiyle, atletik ve kalıplı guardlara karşı arkasında kalmakta zorlanabilir. Perdelemelerin üzerinden aşarken (over the top) takılıp kalması veya switch (adam değişme) savunmasında post-up yapan daha kalıplı kısalara karşı ezilmesi, onun hücumdaki tüm doğrularını gölgeleyebilir. Fiziksel Gelişim Süreci: Neden Panik Yapmamalıyız? Tespitin ne kadar doğruysa, Ömer’in şu anki yaşı (2009 doğumlu, yani henüz 16-17 yaşlarında bir genç) ve bulunduğu organizasyon da bir o kadar avantajlı. Bu durumun kalıcı bir problem olmamasının birkaç temel sebebi var: Real Madrid Faktörü Ömer, Avrupa’nın en iyi altyapı organizasyonlarından biri olan Real Madrid’de oynuyor. Madrid; Luka Dončić, Usman Garuba, Willy Hernangómez gibi oyuncuları fiziksel olarak sıfırdan zirveye taşımış bir kulüp. Ömer için özel hazırlanan mikrobeslenme, biyomekanik ve ağırlık antrenmanı programları zaten yürürlüktedir. Kemik ve Kas Yaşı Gelişimi Erkek çocuklarında kas kütlesinin (hypertrophy) oturması ve kemik yoğunluğunun maksimuma ulaşması 19-21 yaşlarını bulur. Ömer’in babası İbrahim Kutluay da kariyerinin başında ince uzun bir şutördü; ancak yıllar içinde EuroLeague’in en sert, temas alarak oynayan fizikli guardlarından birine dönüştü. Ömer’in genetiği, doğru bir atletik performans koçuyla kas kütlesi koymaya son derece müsait. Modern Basketboldan "Zayıf Başlayan" Başarı Hikayeleri Fiziksel zayıflığın bir oyuncunun tavanını belirlemediğinin en büyük kanıtı modern basketbolun zirvesindeki isimlerdir: Oyuncu İlk Yılları Gelişimi Stephen Curry Kolej yıllarında "çok cılız ve kırılgan" olduğu için büyük üniversiteler tarafından reddedildi. Core (merkez bölgesi) gücünü ve kalça kaslarını geliştirerek NBA’in en dayanıklı oyuncularından biri oldu. Bogdan Bogdanović Partizan yıllarında ince ve çabuk sarsılan bir oyuncuydu. Zamanla üst gövde (upper body) kas kütlesini artırarak hem EuroLeague'i domine etti hem de NBA'de sağlam bir yer edindi. Facundo Campazzo Boyu kısa ve Real Madrid'e ilk geldiğinde fiziksel olarak EuroLeague sertliğinin uzağındaydı. Müthiş bir patlayıcı güç ve alt gövde kuvveti kazanarak adeta bir "duvara" dönüştü. Ömer’in Geleceği İçin Yol Haritası Ne Olmalı? Ömer'in gelecekte bir "defansif zaafiyet" veya "hücumda yıpranan bir oyuncu" olmaması için atması gereken stratejik adımlar şunlar: Fonksiyonel Güç (Kilo Almaktan Fazlası): Ömer’in sadece tartıda ağırlaşması yetmez. Önemli olan, oyun kurucu çevikliğini ve ilk adım hızını kaybetmeden "core" (merkez bölge) ve bacak (quadriceps/glute) gücünü artırması. Basketbolda güç göğüsten değil, yerden (bacaklardan) alınır. Teması Erken Almayı Öğrenmek (Veer Step / Bump): Fiziksel olarak zayıf oyuncular, savunmacının kendilerine vurmasını beklemez. Hücum ederken teması önce kendileri başlatarak savunmanın dengesini bozmayı (Luka Dončić’in çok iyi yaptığı gibi) öğrenmelidir. Oyun Zekasıyla Alan Korumak: Fiziğinin yetmediği yerde pozisyon alma bilgisiyle (anticipation) pas kanallarına el sokmalı ve doğru yardımlarla savunma defolarını gizlemelidir. Özet Çok doğru bir noktayı yakalamışsın; Ömer Kutluay’ın şu anki fiziği elit yetişkin düzeyinde bir basketbol maçı kaldırmaya kesinlikle uygun değil. Ancak bu, onun yeteneğinin önünde kalıcı bir engel değil, tamamlanması gereken bir süreç. Eğer önümüzdeki 2-3 yıl içinde doğru kas kütlesini ekler ve temasla oynamayı felsefe haline getirirse, sadece Türkiye’nin değil, Avrupa’nın en dominant oyun kurucularından biri olabilir. Yetenek tavanı çok yüksek, şimdi sıra o tavanı taşıyacak kolonları (kasları) inşa etmekte. Sen onun son üç maçında en çok hangi özelliğini beğendin ve sence fiziksel gelişimini tamamladığında seviyesi EuroLeague mi yoksa direkt NBA mi olur?
  5. OLISE AZ KALSIN MUHTEŞEM BİR GOL (Röveşatadan) ATIYORDU 24 yaşındaki yıldızdan harika bir deneme!
  6. Amerika’da Ekonomik Büyüme Sürüyor Ama "Pasta" İşçiye Ulaşmıyor: Gelir Eşitsizliği Rekor Seviyede! ABD ekonomisi makro verilerde büyüme ve toparlanma sinyalleri verse de, sokaktaki Amerikalının hissettiği gerçek tamamen farklı. Federal Rezerv (Fed) ekonomistlerinin yaptığı son analizler, halkın ekonomi konusundaki yoğun karamsarlığının arkasındaki temel nedeni gün yüzüne çıkardı: Amerikalı çalışanların ekonomik pastadan aldığı pay, federal hükümetin veri takibine başladığı 1947 yılından bu yana en düşük seviyesine geriledi. "K-Şekilli" Büyüme: Şirketler Kârda, Çalışanlar Zararda Ekonomide "gelirden emeğin aldığı pay" olarak bilinen ve ülkenin ürettiği değerin ne kadarının işçiye (ücret ve maaş olarak) gittiğini gösteren bu oran, 2026 yılı başı itibarıyla %54,1’e kadar düştü. İkinci Dünya Savaşı sonrasında bu oran %65’in üzerindeydi; pandeminin hemen öncesinde, 2020 başında ise %57,7 seviyesindeydi. Rakamlar, pandemiden bu yana pastanın aslan payının istikrarlı bir şekilde çalışanlardan alınıp şirket sahiplerine, üst düzey yöneticilere (CEO) ve hissedarlara aktarıldığını net bir şekilde gösteriyor. Economic Policy Institute (EPI) verileri de bu tespiti destekliyor. Şirket gelirlerinde emeğin payı 2020’de %77,8 iken, 2026’nın ilk çeyreğinde %71,3’e çakıldı. Aradaki fark; temettüler, hisse geri alımları ve sermaye kazançları yoluyla elit bir kesimin cebine girdi. Üstelik bu sermaye kazançlarının, maaşlara kıyasla daha düşük vergilendirilmesi adaletsizliği daha da derinleştiriyor. Uzmanlar bu durumu "K-şekilli ekonomi" olarak tanımlıyor; yani tepedeki azınlık hızla zenginleşirken, tabandaki geniş kitleler hızla geriye gidiyor. Halk Neden Karamsar? Anketler, bu adaletsizliğin toplumsal faturasını gözler önüne seriyor: Mali Durum Kötüleşiyor: New York Fed’in anketine göre, Amerikalıların %48’i finansal durumlarının bir yıl öncesine göre daha kötü olduğunu söylüyor. Bu, son yılların en yüksek oranı. Enflasyon Ücretleri Eritiyor: CBS News anketine katılanların %75’i gelirlerinin enflasyon hızına yetişemediğini belirtiyor. Ekonominin iyi gittiğini düşünenlerin oranı ise sadece %29. Günü Kurtarmak İçin Borçlanma: Enflasyon, yüksek benzin ve sağlık giderleri nedeniyle halk lüks için değil, sadece hayatta kalabilmek için kredi kartlarına sarılıyor. Sonuç olarak kredi kartı gecikmeleri son 15 yılın zirvesine çıkmış durumda. Güç Dengesi Tamamen Değişti Ekonomistler bu erimenin arkasında kronik politika hatalarının olduğunu vurguluyor. 1983 yılında %20 olan sendikalı çalışan oranı bugün %10’a gerilemiş durumda. Daha da çarpıcı olanı, federal asgari ücretin 2009 yılından beri saatlik 7,25 dolar seviyesinde çakılı kalması. Century Foundation uzmanlarından Angela Hanks’in de belirttiği gibi, süreç kısır bir döngüye dönüştü: Emeğin payı azaldıkça işçinin pazarlık gücü bitiyor, işçi güç kaybettikçe şirketlerin bu talepleri bastırması daha da kolaylaşıyor. İşsizlik %4 seviyesinde olsa bile, insanlar geleceğe dair derin bir güvencesizlik hissiyle yaşıyor. TÜRK İNSANI AÇISINDAN NELER GETİRİR? (ANALİZ) Dünyanın en büyük ekonomisi olan ABD'de yaşanan bu "emeğin dışlanması" ve sermayenin ödüllendirilmesi trendi, küreselleşen dünyada Türkiye’yi ve Türk insanını doğrudan ve dolaylı olarak birkaç kritik yönden etkilemektedir: 1. Küresel Ekonomik Modelin Türkiye’ye Yansıması Türkiye, son yıllarda benzer bir ekonomik dönüşümden geçmektedir. TÜİK verileri incelendiğinde de Türkiye'de milli gelirden emeğin (ücretlilerin) aldığı payın azaldığı, sermayenin payının ise arttığı görülmektedir. ABD’deki bu trendin kalıcılaşması, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde de ucuz iş gücüne dayalı, çalışanın reel olarak fakirleştiği "K-şekilli" büyüme modelinin küresel bir norm haline gelmesini tetikler. Türk insanı için bu; büyüme rakamları ne olursa olsun, kendi cüzdanına yansıyan payın küçülmeye devam etmesi demektir. 2. "Çalışan Yoksulluğu" ve Borç Sarmalı Metinde Amerikalıların sadece günü kurtarmak, gıda ve sağlık gibi temel ihtiyaçlarını karşılamak için borçlandığı ve kredi kartı temerrüdüne düştüğü belirtiliyor. Bu durum, yüksek enflasyonla mücadele eden Türk insanı için zaten çok tanıdık bir gerçek. ABD'de faizlerin ve enflasyonun yüksek kalması, küresel olarak borçlanma maliyetlerini artırır. Bu da Türkiye’deki bankaların dışarıdan daha pahalı borçlanmasına, dolayısıyla Türk tüketicisinin kredi kartı ve ihtiyaç kredisi faizlerinin daha da yükselmesine neden olur. Türk insanı için borç sarmalından çıkmak daha da zorlaşır. 3. Beyin Göçü Algısının Değişmesi Yıllardır Türkiye'deki ekonomik zorluklardan kaçmak isteyen nitelikli Türk gençleri ve profesyonelleri için ABD, "Amerikan Rüyası" adı altında en büyük refah kapısı olarak görülüyordu. Ancak bu veriler, ABD'ye giden bir Türk vatandaşının da (eğer üst düzey bir yatırımcı veya CEO değilse) ciddi bir geçim sıkıntısı, yüksek enflasyon, barınma krizi ve güvencesizlikle karşılaşacağını gösteriyor. "Yurt dışına gidersem hayatım kurtulur" düşüncesindeki Türk profesyoneller için batı dünyası artık eski vaatlerini sunamıyor. 4. Küresel Talep Azalması ve İhracat Riski Amerikan orta sınıfının alım gücünün düşmesi ve borç batağına saplanması, ABD'nin tüketim talebini uzun vadede baskılar. ABD, Türkiye'nin en önemli ihracat pazarlarından biridir. Amerikalı tüketicinin harcamalarını kısması; tekstil, otomotiv yan sanayii ve hazır giyim gibi sektörlerde Türkiye'deki üretimi ve dolaylı olarak Türkiye'deki istihdamı olumsuz etkileyebilir. Özetle: ABD'den gelen bu veriler, ekonomik adaletsizliğin artık yerel değil, küresel bir sistem sorunu olduğunu kanıtlıyor. Türk insanı için bu durum, dünya genelinde emeğin ucuzladığı, orta sınıfın yok olduğu ve sadece "çalışarak" refaha ulaşmanın giderek imkansızlaştığı yeni ve zorlu bir küresel ekonomik düzene işaret ediyor. Kaynak: G
  7. Ukrayna, Moskova'yı hedef alan bir dizi insansız hava aracı (İHA) saldırısı sırasında Rusya'ya ait bir uydu iletişim merkezinin vurulduğunu açıkladı. Moskova Belediye Başkanı Salı günü yaptığı açıklamada, gece boyunca 60'tan fazla İHA'nın Moskova'yı hedef aldığını belirtti; bu, Ukrayna'nın uzun menzilli silahlarla yürüttüğü harekatı yoğunlaştırdığı bir dönemde Rusya'nın başkentine yönelik gerçekleşen bir diğer büyük hava saldırısı oldu. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, X platformu üzerinden yaptığı açıklamada bir uydu iletişim merkezinin vurulduğunu duyurdu ve söz konusu tesisin keşif faaliyetleri ile Rusya'nın Ukrayna'daki güçlerinin faaliyetlerini koordine etmek amacıyla kullanıldığını ifade etti. Belediye Başkanı Sergey Sobyanin, Telegram üzerinden yaptığı paylaşımda saldırıyı "büyük çaplı bir saldırı" olarak nitelendirdi ve hava savunma sistemlerinin "Moskova'ya yaklaşan 61 İHA'yı imha ettiğini" belirtti; ancak İHA'ların nereden geldiğine dair bir ayrıntı vermedi. Sobyanin, acil durum ekiplerinin İHA'ların düştüğü bölgelerde çalışmalarını sürdürdüğünü ancak herhangi bir can kaybı bildirilmediğini söyledi. Moskova'ya yönelik bu saldırı, gece boyunca Rusya genelinde gerçekleştirilen daha geniş kapsamlı bir İHA saldırısı dalgasının parçasıydı. Rusya Savunma Bakanlığı, hava savunma sistemlerinin; Rusya tarafından ilhak edilen ve Ukrayna'nın güneyinde yer alan Kırım Yarımadası da dahil olmak üzere 18 bölge üzerinde toplam 419 Ukrayna İHA'sını düşürdüğünü açıkladı. Moskova Bölgesi Valisi Andrey Vorobyov, kendi Telegram kanalından yaptığı açıklamada, Rusya'nın başkentinin yaklaşık 160 kilometre (100 mil) güneydoğusundaki Yegoryevsk kasabasında bir eve İHA çarpması sonucu çıkan yangında 6 aylık bir bebeğin hayatını kaybettiğini ve üç kişinin yaralandığını duyurdu. Vorobyov ayrıca, Moskova'nın yaklaşık 110 kilometre (69 mil) kuzeyindeki Dubna'da bulunan bir idari binanın, düşen İHA parçaları nedeniyle hasar gördüğünü belirtti. Rusya'nın federal havacılık kurumu Rosaviatsiya'ya göre, saldırılar Moskova'daki Domodedovo ve Jukovski havalimanlarındaki operasyonları da kısa süreliğine aksattı. Zelenski X hesabından yaptığı açıklamada, ordusunun Moskova bölgesindeki Dubna uydu iletişim merkezini vurduğunu belirtti. Ukrayna sınırından yaklaşık 500 kilometre (310 mil) uzaklıkta bulunan tesisin, keşif ve Rusya'nın Ukrayna'daki güçlerinin faaliyetlerini koordine etme amacıyla kullanıldığını sözlerine ekledi. Saldırıların devamının geleceği sinyalini veren Zelenski, "Düşmanın benzer diğer tesislerine karşı da gerekli eylemler hazırlanıyor," dedi. Ukrayna'nın son saldırısı, ülkenin Moskova bölgesindeki büyük bir petrol rafinerisine düzenlediği ve 2022'deki tam ölçekli işgalinden bu yana Rus başkentine yönelik en büyük hava saldırısı gibi görünen saldırıdan iki haftadan kısa bir süre sonra gerçekleşti. Kiev, bu saldırıları, bu ayın başlarında Ukrayna başkentindeki tarihi bir manastır kompleksine yapılan Rus saldırılarına misilleme olarak nitelendirdi. Rusya'nın "Kiev rejiminin suçları" olarak adlandırdığı konulardan sorumlu özel temsilcisi Rodion Miroshnik, Salı günü Telegram'da yaptığı açıklamada, Ukrayna saldırılarından kaynaklanan sivil kayıpların sayısının bu yıl ilk kez tek bir haftada 300'ü aştığını söyledi. Görünüşe göre toplam ölü ve yaralı sayısını kastediyordu. Ukrayna, Rusya'nın iç kesimlerindeki bölgeleri giderek daha fazla hedef alıyor; bu, savaş alanının ötesine güç yansıtmayı ve Moskova'ya savaşı sona erdirmesi için baskı yapmayı amaçlayan genişletilmiş uzun menzilli yeteneklerinin bir göstergesi. Kampanya, Rusya'nın petrol ve enerji altyapısına yoğunlaşarak ülkenin savaş makinesini sekteye uğratıyor ve yakıt tedarikini zorluyor. Devlet Başkanı Vladimir Putin, Pazartesi günü ilk kez Rusya'nın yakıt kıtlığıyla karşı karşıya olduğunu kamuoyuna açıkladı. Devlet televizyonu muhabiriyle yaptığı röportajda Putin, Ukrayna'nın barışa doğru bir adım olarak uzun menzilli saldırılara karşılıklı olarak son verilmesini önerdiğini, ancak Rusya'nın bu teklifi reddettiğini ve savaş alanındaki taarruzuna devam edeceğini söyledi. Kaynak: CNBC
  8. E. Jean Carroll’ın Donald Trump’a karşı kazandığı davanın Yüksek Mahkeme (Supreme Court) tarafından onaylanması, ABD gündeminin en sıcak gelişmelerinden biri. 29 Haziran 2026'da gerçekleşen bu kritik kararın detayları ve davanın geçmişi şu şekilde: Yüksek Mahkeme Kararı ve Önemi ABD Yüksek Mahkemesi, Donald Trump'ın 2023 yılında verilen 5 milyon dolarlık tazminat cezasını iptal ettirme veya karara itiraz etme talebini (temyiz başvurusunu) kesin olarak reddetti. Mahkeme, klasik bir prosedür olarak herhangi bir gerekçe göstermeden bu talebi geri çevirdi ve hiçbir üyenin karşı oy (muhalefet şerhi) bildirmediği açıklandı. Bu karar, Trump’ın bu dava özelindeki tüm yasal itiraz yollarının tükendiği ve 5 milyon dolarlık tazminat cezasının kesinleştiği anlamına geliyor. Davanın Geçmişi Nedir? Olayın Kökeni: Eski Elle dergisi yazarı E. Jean Carroll, 2019 yılında yayınladığı anı kitabında, 1990'ların ortasında Manhattan'daki lüks bir mağazanın (Bergdorf Goodman) soyunma odasında Donald Trump'ın kendisine cinsel saldırıda bulunduğunu açıklamıştı. 2023 Jüri Kararı: Carroll, New York'ta cinsel saldırı mağdurlarına zaman aşımı gözetmeksizin dava açma hakkı tanıyan özel bir yasadan yararlanarak dava açtı. Mayıs 2023'te federal jüri, Trump'ı cinsel taciz/istismar ve iddiaları reddederken Carroll’a "yalancı" diyerek hakaret (iftira) etmekten suçlu buldu ve 5 milyon dolar tazminata hükmetti. Jüri, yasal tanımı gereği "tecavüz" iddiasını ise tamamen kanıtlanmış saymadı. Trump'ın İtiraz Gerekçesi: Trump’ın avukatları, davanın hakimi Lewis Kaplan'ın yargılama sırasında Trump’ın geçmişteki kadınlara yönelik davranışlarına dair başka tanıkları ve meşhur "Access Hollywood" ses kaydını jüriye dinletmesini "adil yargılamayı zedeleyen, taraflı bir tutum" olarak nitelendirip kararı Yüksek Mahkeme'ye taşımıştı. Ancak Yüksek Mahkeme bu argümanı incelemeye değer bulmadı. Tarafların Tepkileri Sırada Ne Var? (Sürecin Devamı) Bu karar her ne kadar 5 milyon dolarlık ilk davayı tamamen kapatsa da taraflar arasındaki hukuki savaş bitmiş değil: 83.3 Milyon Dolarlık İkinci Dava: Trump'ın, 2019 yılındaki başkanlık döneminde Carroll hakkında yaptığı diğer hakaret içerikli açıklamalar nedeniyle açılan ikinci davada jüri, Trump'ı 83.3 milyon dolar daha tazminat ödemeye mahkum etmişti. Trump'ın bu büyük meblağla ilgili alt mahkemelerdeki itiraz ve temyiz süreci henüz Yüksek Mahkeme aşamasına gelmedi ve devam ediyor. Karşı Hamle (Yalan Beyan Soruşturması): Trump yönetimindeki Adalet Bakanlığı, geçtiğimiz Mayıs ayında Carroll hakkında, bu iki hukuk davasında yalan yere yemin edip etmediğine (perjury) odaklanan bir ceza soruşturması başlattığını duyurmuştu. Kısacası, Yüksek Mahkeme'nin son hamlesi Carroll için büyük bir hukuki zafer niteliğinde ve Trump'ın cebinden çıkacak ilk 5 milyon doları kesinleştirmiş durumda; ancak arkadan gelen 83.3 milyon dolarlık devasa bakiye ve Adalet Bakanlığı'nın incelemeleriyle süreç canlılığını koruyor. Kaynak: G
  9. Fed'e yönelik hamlesi sonuçsuz kalan Trump, enflasyonla mücadelesini akaryakıt satıcılarına yöneltti ve galon başına 2,50 dolarlık bir hedef belirledi. Başkan Trump, hayat pahalılığı kriziyle mücadelesinde yeni bir hedef arayışında ve görünen o ki bu hedefi benzin satıcılarında buldu. ABD İşgücü İstatistikleri Bürosu (BLS) verilerine göre, Mayıs 2026'da sona eren 12 aylık dönemde benzin fiyatları %40,5, fuel-oil fiyatları ise %58,9 oranında artış gösterdi. Bu artışlar, ABD ve İsrail'in İran ile yaşadığı ve Orta Doğu'dan çıkan tedarik yollarını tehdit eden çatışmanın küresel petrol arzını sekteye uğratmasının ardından gerçekleşti. Çatışmanın artık sona ermeye yaklaşmasıyla birlikte petrol fiyatları düşüşe geçti. Ancak benzin fiyatları yüksek seviyelerini korudu. Trump, bu sabahın erken saatlerinde Truth Social'da yaptığı bir paylaşımda, "Benzin satıcıları fiyatlarını DERHAL düşürmeli!" diye yazdı. "Petrolün varil fiyatı şu anda 68 dolar seviyesindeyken ve düşüş eğilimindeyken fiyatlar çok yüksek. Satıcılar bu açıklamaya hızla yanıt vermeli ve doğru olduğunu bildikleri şeyi yapmalı: HARİKA AMERİKAN HALKIMIZ İÇİN FİYATLARI DÜŞÜRÜN!" Trump daha önce de salt öfkesinin gücüyle piyasa fiyatlarını değiştirmeye çalışmıştı. Daha önce öfkesinin hedefinde ABD Merkez Bankası (Fed) vardı. BLS verilerine göre ABD'de enflasyon oranı şu anda %4,2 seviyesinde; bu da Fed'in %2'lik hedefinin oldukça üzerinde bir oran. Trump, önceki başkan Jerome Powell yönetimindeki Fed'in temel faiz oranını gereğinden çok daha yüksek tuttuğunu ve bunun sonucunda tüketicilerin daha düşük maliyetle borçlanmasını ve ev satın almasını engellediğini öne sürmüştü. Trump, Powell ve Yönetim Kurulu Üyesi Lisa Cook hakkında cezai soruşturmalar başlatmaktan başkanın zekasına açıkça hakaret etmeye kadar, Fed'e faizleri düşürmesi yönünde baskı yapmak için olağanüstü çabalar sarf etmişti. Powell o zamandan beri görevden ayrıldı. Trump'ın halefi olarak aday gösterdiği Kevin Warsh da bu ayın başlarında Federal Açık Piyasa Komitesi'ne (FOMC) başkanlık ettiği ilk toplantıda faizleri düşürmedi. Görünüşe göre bu cephede, Trump'ın yüksek faiz oranlarını ekonomiyi baskılamakla suçlama girişimi şimdilik çıkmaza girdi. Ve sahneye benzin satıcıları çıkıyor. Trump, bu sabahın erken saatlerinde Truth Social'da yaptığı bir paylaşımda, "Benzin satıcıları fiyatlarını DERHAL düşürmeli!" diye yazdı. “Petrolün varil fiyatı şu anda 68 dolar seviyesindeyken ve düşüş eğilimindeyken, bu fiyatlar çok yüksek. Perakendeciler bu duruma hızla tepki vermeli ve doğru olduğunu bildikleri şeyi yapmalılar: HARİKA AMERİKAN HALKIMIZ İÇİN FİYATLARI DÜŞÜRÜN!” Trump ayrıca dün gece “gauging” (ölçümleme/değerlendirme) yapılmayacağını ifade etti. Muhtemelen, kriz dönemlerinde fiyatları haksız seviyelere çıkarma uygulaması olan “gouging” (fahiş fiyat uygulaması/kazıklama) kelimesini kastetmişti. Perakendeciler fiyatları düşürmeye başlamazlarsa “büyük sorunların kapıda olduğunu” da sözlerine ekledi. Hatta benzin istasyonlarının galon başına sadece 2,50 dolar ücret talep etmesi gerektiği konusunda ısrarcı bile oldu. Bu, oldukça büyük bir düşüş anlamına gelirdi. AAA (Amerikan Otomobil Birliği), normal benzinin galon başına mevcut ortalama fiyatının 3,85 dolar olduğunu bildirdi. Bu rakam, normal benzinin 4,36 dolar olduğu bir ay öncesine kıyasla düşüş, ancak perakende satış fiyatının 3,19 dolar olduğu bir yıl öncesine kıyasla artış anlamına geliyor. Yüksek Mahkeme'den darbe Trump'ın dikkatini merkez bankasından uzaklaştırıp "Büyük Petrol" sektöründeki eski kampanya bağışçılarına çevirmesinin bir diğer nedeni de, Yüksek Mahkeme'nin dün aldığı bir karar. Yargıçlar Pazartesi günü 5'e karşı 4 oyla, Başkan Donald Trump'ın geçen Ağustos ayında Fed Yönetim Kurulu Üyesi Lisa Cook'u görevden alma girişiminin hatalı olduğuna hükmetti; zira bu süreçte usulüne uygun bir prosedür izlenmemişti. Karar, Fed'in Beyaz Saray'ın müdahalelerine karşı —gerek bugün gerekse gelecekte— koruma sağlayan özel devlet statüsünü muhafaza etti. Başyargıç John Roberts, "Cook'un görevine son verilmeden önce kendisine bildirimde bulunulması ve yanıt verme fırsatı tanınması gerekirdi," diye yazdı. Roberts ayrıca, Trump'ın başkanların bir Fed üyesini "herhangi bir zamanda, herhangi bir nedenle, önceden bildirimde bulunmaksızın ve yargı denetimi olmaksızın" görevden alabilmesi gerektiği yönündeki argümanının, "haklı bir nedene dayalı koruma" ilkesini "keyfi işten çıkarma" uygulamasına indirgediğini belirtti. Roberts, merkez bankasının bağımsızlığının sadece uygulamada değil, aynı zamanda dünyanın geri kalanının algısında da korunması gerektiğini vurguladı: "Federal Rezerv'in yapısı açısından sadece bağımsızlığın bizzat kendisi değil, bağımsız görünüyor olması da hayati önem taşır." Trump halihazırda akaryakıt satıcılarını hedef alıp eleştiriler yöneltirken, Yüksek Mahkeme'nin bu kararı Beyaz Saray'ın piyasa fiyatlarını geniş çapta kontrol etme çabasına indirilmiş yeni bir darbe oldu; üstelik ara seçimler yaklaşırken bu konu çok daha büyük bir önem kazanmış durumda. Kaynak: Fortune
  10. MİLYARDER MUHALİFİN MASKESİ DÜŞTÜ! Çin Komünist Partisi'ni Devirecekti, ABD’de 30 Yıl Hapse Mahkum Edildi! Bir dönem Çin'in en zengin insanları arasında parmakla gösterilen ve ülkesinden kaçarak ABD’ye sığınan milyarder iş insanı Guo Wengui’nin (Miles Guo / Ho Wan Kwok) kurduğu devasa dolandırıcılık imparatorluğu çöktü! Kendisini "Çin Komünist Partisi (ÇKP) muhalifi" olarak pazarlayan ve demokrasi vaadiyle binlerce insanı peşinden sürükleyen Guo, dünya genelinde 1.000'den fazla kişiyi yüz milyonlarca dolar dolandırdığı gerekçesiyle New York'ta 30 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Manhattan Federal Mahkemesi'nde görülen duruşmada Yargıç Analisa Torres, Guo'nun maskesini şu sözlerle düşürdü: "Çin'e demokrasi getirmeye çalışan insanları avladı ve lüks bir yaşam sürmek uğruna onların paralarını çaldı." Mahkeme, Guo'nun mağdurlara tam 889 milyon dolar tazminat ödemesine hükmetti. Mahkemede Tiyatro: "Sedyeyle Geldi, ÇKP'yi Suçladı!" Cezası açıklanmadan önce taktik değiştiren Çinli milyarder, hapishane koşullarından şikayet ederek sabah saatlerinde hastaneye kaldırıldığını, duruşma salonuna getirilmeden önce defalarca kustuğunu iddia etti. Tercümanı aracılığıyla "Karnım ağrıyor, kendimi iyi hissetmiyorum" diyerek mağduru oynamaya çalışan Guo, davanın esasına girmek yerine yine siyasi sığınma limanına sığındı ve "ABD'ye gelmemin tek nedeni ÇKP'yi yok etmekti" diyerek kendisini savundu. Ancak Yargıç Torres, sanığın hiçbir pişmanlık göstermediğini ve aksine kendisine karşı çıkanları tehdit ettirdiğini vurguladı. Mağdurların Hayatı Karardı: "Tüm Birikimimiz Altın Hayata Gitti" Duruşmada tanıklık eden Wei Chen isimli bir mağdur, Guo’nun dolandırıcılığı yüzünden hem kendisinin hem de ailesinin hayatının mahvolduğunu gözyaşlarıyla anlattı. Mahkemede okunan mektuplarda, Guo’ya inanan binlerce insanın tüm hayat birikimlerini kaybettiği, ailelerinin kendilerine sırt çevirdiği ve derin bir psikolojik yıkım yaşadıkları ortaya çıktı. Savcılar, Guo'nun 2018-2023 yılları arasında yürüttüğü bu "şaşkınlık verici" finansal vurgun sayesinde; Central Park manzaralı ultra lüks bir dairede yaşadığını, Malikaneler, yatlar, yarış arabaları ve lüks mobilyalarla bezeli adeta "altın bir hayat" sürdüğünü, Donald Trump’ın ünlü Mar-a-Lago golf kulübüne üye olduğunu belirtti. Siyasi Bağlantılar ve "Çin Oyunu" İddiası Guo Wengui, üç yıl önce kefaletsiz olarak tutuklanmadan önce, ABD'li muhafazakar siyasi stratejist Steve Bannon ile kurduğu yakın ilişkiyle dikkat çekmişti. İkili, 2020 yılında Çin hükümetini devirmek amacıyla ortak bir girişim başlattıklarını duyurmuştu. Yedi haftalık yargılama sürecinde yöneltilen 12 suçlamanın 9'undan suçlu bulunan milyarderin avukatları ise müvekkillerinin Çin Komünist Partisi'nin küresel bir komplosuna kurban gittiğini öne sürdü. Savunma, Çin hükümetinin Guo'yu susturmak için ABD'li elitleri kullandığını iddia etti ve Guo'nun geçmişte Çin'de gördüğü işkencelerin izlerini taşıdığını belirtti. Çinli yetkililer ise geçmişte Guo'yu tecavüz, rüşvet ve adam kaçırma gibi ağır suçlarla itham etmişti. 1 Milyar Dolarlık Tuzak! Savcılık dosyasına göre Guo; kurduğu GTV Media Group Inc., "Himalaya Farm Alliance" ve "Himalaya Exchange" adlı paravan yapılar üzerinden, Çin rejimine muhalif olan saf yatırımcıları ağına düşürerek 1 milyar dolardan fazla para topladı. ABD'nin esnek sığınma yasalarını suistimal ederek Amerika'da devasa bir servet ve dokunulmazlık elde eden sahte muhalif, 30 yıllık cezası açıklanıp salondan götürülürken bile arkasında toplanan fanatik destekçileri tarafından alkışlandı. Kaynak: G
  11. "ARTIK SEN DE MEKSİKALISIN!" SİYASİ KRİZİN ORTASINDA KUPAYA DAMGA VURAN UĞURLAMA! Turnuva Boyunca Diplomatik Engel ve Krizler İran milli takımı, grup aşamasında elenerek Dünya Kupası'na veda etti ve konakladığı Meksika'dan ayrıldı. Turnuva süreci, saha içindeki mücadeleden ziyade ABD ile yaşanan siyasi gerilimlerin ve engellemelerin gölgesinde geçti. Vize ve Kamp Engeli: ABD yönetimi, İran takımının Arizona'da kamp yapmasını engelledi, Los Angeles'a erken giriş talebini reddetti ve teknik ekibin kilit isimlerine vize vermedi. Resmî Ağızdan Skandal Sözler: ABD İç Güvenlik Bakanı Markwayne Mullin, İran’ın elenmesini "şarkı söyleyip dans ederek" kutladığını açıkça itiraf etti ve takımla gelmek isteyen kişilerin Devrim Muhafızları ile bağlantılı olduğunu iddia etti. İran cephesi ise bu açıklamayı "tahammülsüzlük ve küçüklük" olarak nitelendirerek sert tepki gösterdi. Saha İçinde Kıl Payı Kaçan Başarı İran, grupta oynadığı üç maçtan da beraberlikle ayrıldı. Son ana kadar gruptan çıkma umudunu koruyan takım, hem saha dışı kararlarla hem de şanssızlıklarla boğuştu: Mısır maçında öne geçtikleri gol ofsayt gerekçesiyle iptal edildi. Gruptan çıkma kaderlerinin bağlı olduğu Cezayir-Avusturya maçında, Avusturya'nın son dakikalarda attığı beraberlik golüyle turnuvaya veda ettiler. Savaşın Mağdurları Unutulmadı Ülkelerindeki savaş atmosferinin ortasında turnuvaya katılan futbolcular, siyasi baskılara rağmen insani bir duruş sergiledi. Oyuncular, çatışmaların başında bir ilkokula düzenlenen füze saldırısında hayatını kaybeden 168 kurbanı anmak için formalarına "168" yazan rozetler taktı ve soyunma odasına barış mesajları bıraktı. Meksika'da Sevgi Seli, Geleceğe Umut Yaşanan tüm lojistik ve siyasi zorluklara rağmen Meksika'nın Tijuana şehri halkı İran takımını bağrına bastı. Taraftarlar takımı "İran, kardeşim, artık sen de Meksikalısın!" tezahüratlarıyla uğurladı. Siyasi görüşleri ne olursa olsun takımı destekleyen İran diasporası, oyuncuların sergilediği dirençle gurur duyduklarını belirtti. Turnuvadan buruk ayrılan taraftarlar ve oyuncular, gözünü 6 ay sonra düzenlenecek olan AFC Asya Kupası’na çevirdi. Kaynak: G
  12. 2026 Dünya Kupası Günün Analizi (30 Haziran 2026)Bugün Dünya Kupası Son 32 turunda heyecan dolu karşılaşmalar oynandı ve dev ekipler Son 16 bileti için sahaya çıktı. İşte bugün tamamlanan maçların ve gecenin öne çıkan detaylarının analizi: Maç Sonuçları ve ProgramıKarşılaşma Durum Skor Goller / Önemli Detaylar Fildişi Sahili - Norveç Maç Sonucu (FT) 1 – 2 Norveç: A. Nusa (39'), E. Haaland (86') Fildişi Sahili: A. Diallo (74') Fransa - İsveç Maç Sonucu (FT) 3 – 0 Fransa: K. Mbappé (45', 74'), B. Barcola (53') Meksika - Ekvador Başlamadı – İlerleyen saatlerde Mexico City Stadyumu'nda oynanacak. Öne Çıkan Karşılaşmaların AnaliziNorveç Tarih Yazdı: Fildişi Sahili 1 – 2 NorveçNorveç, Dünya Kupası tarihindeki ilk eleme aşaması galibiyetini alarak büyük bir başarıya imza attı. Haaland Son Sözü Söyledi: Maç boyunca Fildişi Sahili savunmasının sıkı markajı altında kalan ve sadece 27 kez topla buluşabilen Erling Haaland, 86. dakikada kalitesini konuşturdu. Şık bir dokunuşla takımına turu getiren golü atan süper yıldız, bu turnuvadaki gol sayısını 5'e yükseltti. Tarihi Eşleşme: Bu galibiyetle Son 16 turuna yükselen Norveç, pazar günü dev rakip Brezilya ile eşleşti. İki takımın bu eşleşmesi, Norveç'in 1998 Dünya Kupası'ndaki efsanevi 2-1'lik galibiyetini akıllara getirdi. Odegaard ve Nusa Faktörü: Antonio Nusa harika bir plase golüyle perdeyi açarken; kaptan Martin Ødegaard ise Dünya Kupası'nda çıktığı ilk üç maçta da asist yapmayı başararak turnuva tarihine geçti. Fransa Hata Yapmadı: Fransa 3 – 0 İsveçTurnuvanın en büyük favorilerinden biri olan Fransa, New York/New Jersey Stadyumu'nda İsveç engellini çok rahat ve dominant bir oyunla geçmeyi başardı. Mbappé Resitali: Takımın lideri Kylian Mbappé, 45 ve 74. dakikalarda attığı 2 şık golle maçın yıldızı oldu. İsveç savunmasının dengesini tamamen bozan Mbappé, turnuvanın geri kalanı için rakiplerine gözdağı verdi. Barcola Güven Veriyor: Maça ilk 11'de başlayan Bradley Barcola, 53. dakikada attığı golle farkı ikiye çıkararak Fransa'nın oyun konforunu iyice rahatlattı. İsveç Direnemedi: Hücum hattında Alexander Isak ve Viktor Gyökeres gibi tehlikeli isimleri barındıran İsveç, turnuva öncesi sakatlıkların da verdiği dezavantajla Fransa orta sahasının kurduğu yoğun baskıyı kıramadı. Gecenin Kapanış MaçıGünün son karşılaşmasında ev sahiplerinden Meksika, kendi seyircisi önünde Ekvador karşısında tur arayacak. Grup aşamasını 3'te 3 yaparak namağlup tamamlayan Meksika, ateşli taraftarıyla birlikte Son 16 biletini kapmak istiyor.

Önemli Bilgiler

Bu siteyi kullanmaya başladığınız anda kuralları kabul ediyorsunuz Kullanım Koşulu.

Account

Navigation

Tarayıcı push bildirimlerini yapılandırın

Chrome (Android)
  1. Adres çubuğunun yanındaki kilit simgesine dokunun.
  2. İzinler → Bildirimler seçeneğine dokunun.
  3. Tercihinizi ayarlayın.
Chrome (Desktop)
  1. Adres çubuğundaki kilit simgesine tıklayın.
  2. Site ayarları seçeneğini seçin.
  3. Bildirimler seçeneğini bulun ve tercihinizi ayarlayın.