-
En Son Doğal Afet Haberleri - Deprem - Sel - Yangın - Fırtına v.b.
- YÜZYILIN TEKNOLOJİK DEVRİMİ! Milyonlarca İnsanın Hayatını Kurtaracak O Sistem Artık Cebinizde!
YÜZYILIN TEKNOLOJİK DEVRİMİ! Milyonlarca İnsanın Hayatını Kurtaracak O Sistem Artık Cebinizde! Doğanın en acımasız, en tahmin edilemez güçlerinden biri olan deprem, artık çaresizce beklediğimiz bir kâbus olmaktan çıkıyor. Teknolojinin dev ismi Google, sessiz sedasız ama bir o kadar da gürültü koparacak bir devrime imza attı. Deprem anında saniyelerin bile "hayat ile ölüm" arasındaki çizgiyi belirlediği dünyamızda, Android deprem uyarı sistemi artık milyarlarca kullanıcının telefonuna entegre edildi. Bu sistem, telefonunuzu sadece bir iletişim aracı olmaktan çıkarıp, cebinizde taşıdığınız küçük birer "hayat kurtarma istasyonuna" dönüştürüyor. Peki bu mucizevi sistem nasıl çalışıyor? Gerçekten bizi büyük bir felaketten koruyabilir mi? İşte detaylar... Cebinizdeki Gizli Sismograf: Akıllı Telefonlar Nasıl Deprem Dedektörüne Dönüştü? Geleneksel deprem erken uyarı sistemleri, yer altına yerleştirilen milyonlarca dolarlık devasa sismometre ağlarına dayanır. Ancak bu ağları kurmak hem maliyetli hem de her bölge için erişilebilir değildir. Google mühendisleri ise dahiyane bir fikirle karşımıza çıktı: Zaten herkesin cebinde bir sismograf var! Akıllı telefonlarımızın içinde yönü, hızı ve hareketi algılayan ivmeölçerler (accelerometer) bulunur. Android Deprem Uyarı Sistemi, bu küçük sensörleri devasa bir veri ağına dönüştürür. Sistem Nasıl Çalışıyor? Şoku İlk Telefon Hisseder: Bir bölgede deprem dalgası (özellikle yıkıcı olmayan ama hızlı ilerleyen P dalgası) başladığında, o bölgedeki Android telefonların ivmeölçerleri bu sarsıntıyı kaydeder. Işık Hızıyla Veri Analizi: Telefon, bu sarsıntı verisini hızla ve anonim olarak Google'ın bulut sunucularına gönderir. Yapay Zekâ Devreye Girer: Google, aynı bölgeden gelen yüzlerce, binlerce sinyali saliseler içinde analiz eder. Eğer sadece bir telefon sallandıysa bu bir "düşme" veya "koşma" olarak algılanır. Ancak binlerce telefon aynı anda sallandıysa, sistem bunun bir deprem olduğunu anlar. Ölümcül Dalga Gelmeden Uyarı Gider: Depremin merkez üssünden yayılan yıkıcı S dalgaları henüz çevre şehirlere ulaşmadan, sistem ışık hızıyla o bölgelerdeki kullanıcılara tam ekran bir uyarı gönderir. Saniyelerin Gücü: Hayat ve Ölüm Arasındaki Çizgi Bu sistem size depremi saatler öncesinden haber vermiyor; çünkü mevcut bilimsel imkanlarla bu imkansız. Ancak depremin merkez üssünün uzaklığına bağlı olarak size birkaç saniyeden, bir dakikaya kadar zaman kazandırabiliyor. Peki, 10-20 saniye içinde ne yapabilirsiniz? Çök-Kapan-Tutun pozisyonunu alacak güvenli bir yer bulabilirsiniz. Devrilme riski olan ağır mobilyalardan uzaklaşabilirsiniz. Ocağın altını kapatabilir veya tehlikeli bir cihazla çalışıyorsanız kendinizi güvene alabilirsiniz. En önemlisi, panik yapmadan soğukkanlı bir şekilde güvenli bir alana geçebilirsiniz. Ekranınızda Beliren İki Kritik Uyarı Seviyesi Sistem, depremin büyüklüğüne ve bulunduğunuz yere göre iki farklı uyarı tipi gönderiyor: Uyarı Türü Deprem Şiddeti Telefonun Tepkisi Ne Yapmalısınız? Farkında Ol (Take Action) 3.0 - 4.5 Arası Telefon hafifçe titrer ve ekranda küçük bir bildirim görünür. Rahatsız edici bir ses çıkmaz. Sakin olun, çevrenizdeki hafif sallantıya hazırlıklı olun. Harekete Geç (Drop, Cover, and Hold On) 4.5 ve Üzeri Telefonunuz sessizde veya "Rahatsız Etmeyin" modunda olsa bile en yüksek sesle alarm çalar. Ekran tam kaplanarak uyarı verilir. Derhal çök, kapan ve tutun pozisyonu alın. Bu Sistemi Nasıl Aktif Edebilirsiniz? Bu hayat kurtaran özellik Android cihazlarda genellikle otomatik olarak açık geliyor ancak yine de kontrol etmekte büyük fayda var. Sistemi aktif etmek için şu adımları takip edebilirsiniz: Telefonunuzun Ayarlar menüsüne girin. Konum seçeneğine tıklayın. Gelişmiş seçenekler altından Deprem Uyarıları (Earthquake Alerts) sekmesini bulun. Özelliği "Açık" konuma getirin. Not: Bu sistemin çalışması için telefonunuzun konum servislerinin ve internet (Wi-Fi veya Mobil Veri) bağlantısının açık olması şarttır. Sonuç: Teknoloji Hayatın Hizmetinde Android'in bu hamlesi, teknolojinin sadece sosyal medyada gezinmek ya da oyun oynamak için değil, insan hayatını korumak için ne kadar büyük bir silaha dönüşebileceğinin en net kanıtı. Cebinizdeki o küçük cihaz, artık sadece sevdiklerinizle konuşmanızı sağlamıyor; aynı zamanda en zor anınızda sizin koruyucu meleğiniz olmaya aday. Telefonunuzun ayarlarını kontrol etmeyi unutmayın, çünkü o birkaç saniye geleceğinizi kurtarabilir! Kaynak: G- Futbol FIFA Dünya Kupaları Hakkında Bütün Haberler (Türkiye ve Dünyadan)
Dünya Kupası Son 16 Turu'nda 10 Afrika ülkesinden 9'u yer alabilir!!! 👍Güney Afrika 👍Yeşil Burun Adaları 👍Fildişi Sahili 👍Mısır 👍Gana 👍Fas ⌛Cezayir ⌛Kongo DC ⌛Senegal 📤Tunus Afrika kıtası, TARİHİ bir Dünya Kupası yaşıyor.- En Son Fenerbahçe Haberleri
Hamdi Ulukaya: "Fenerbahçe Beni Memleketimle Yeniden Buluşturdu" Chobani’nin kurucusu Hamdi Ulukaya, Fenerbahçe stadyumunda ve formalarında kendi markasını görmenin kendisi için ne kadar derin bir anlam taşıdığını şu sözlerle özetledi: Çocukluk Hayalinden Formadaki Logoya Fenerbahçe'yi çocukluğuna verdiği bir hediye olarak nitelendiren Ulukaya, kulübe ve Milli Takım'a olan duygusal bağını şu sözlerle ifade etti: Erzincan'dan Kadıköy'e: "Erzincan'ın küçük bir kasabasında büyürken içimizde yaşattığımız bir Fenerbahçe sevgisi vardı. Yıllar sonra Erzincan'dan Amerika'ya uzanan, orada Chobani'yi kurup ardından Fenerbahçe’nin sponsoru olan bir sürece dönüştü. Hayatın en güzel yanı işte bu sürprizlerle dolu olması." Çocuklarının Fenerbahçe Sevgisi: "Çocuklarımla birlikte maça gidiyorum. Doğduklarından beri her 6 ayda bir onlara yeni formalar gelirdi; şimdi o formaların üzerinde kendi markamız olan Chobani'yi görmek çok apayrı bir his." "Türkiye'ye Ali Koç'un Davetiyle Döndüm" Ulukaya, bu sponsorluğun ticari bir hamleden çok daha fazlası olduğunu ve kendisini köklerine bağladığını vurguladı: Memlekete Dönüş Bileti: "Fenerbahçe vesilesiyle memlekete dönmenin hazzı çok başka. Ben Türkiye'ye, Ali Başkan'ın (Koç) davetiyle ve Fenerbahçe sayesinde döndüm." Köklerle Yeniden Bağ Kurmak: "Fenerbahçe hayatıma girdikten sonra Türkiye ile bağlarımız daha da güçlendi. Oraya yeniden yerleşmeye başladık, çocuklarım memleketimi ziyaret etmeye başladı. Şimdi de Erzincan'a gidiyorum. İşin en güzel tarafı da bu; Fenerbahçe beni memleketimle yeniden tanıştırdı."- Arda Güler Hakkında Bütün Haberler -Real Madrid - Her Şey
𝗔𝗥𝗗𝗔 𝗚𝗨̈𝗟𝗘𝗥 (𝟮𝟭), resmen şu başarıları elde eden İLK Türk milli futbolcu oldu: • UEFA Şampiyonlar Ligi (UCL) kupasını kaldırmak 🇪🇺 • UCL'de "En İyi Genç Oyuncu" seçilmek • LaLiga'da "Sezonun Golü" ödülünü kazanmak 🇪🇸 • CR7'nin Avrupa Şampiyonası'ndaki ilk maçında gol atma rekorunu kırmak • Türkiye adına Dünya Kupası'nda gol atan (ve aynı zamanda) LaLiga oyuncusu olmak • Real Madrid tarihinde 6 LaLiga golüne en hızlı ulaşan oyuncu olmak • Real Madrid'e transfer olan, takım adına gol atan ve lig şampiyonluğu kazanan (bir oyuncu) olmak. İNANILMAZ BİR YETENEK.- En Son Erkek Basketbol Haberleri (Türkiye ve Dünyadan)
Gelecek sezon İstanbul'daki EuroLeague geceleri yıkılacak! Beşiktaş, Fenerbahçe ve Anadolu Efes; hepsi bu şehri EuroLeague'de temsil edecek. Saf basketbol büyüsüne hazır olun!- Eda Erdem Dündar: Milli Takımın Kaptanı ve Efsanevi Orta Oyuncu ve Smaçörü
Pasör Çaprazı Defne Başyolcu Eda Erdem Dündar hakkında Konuşuyor- Futbol FIFA Dünya Kupaları Hakkında Bütün Haberler (Türkiye ve Dünyadan)
G Grubu'nda kaotik bir final Cuma gecesi puan durumunun ne kadar değiştiğine bir göz atın!- Futbol FIFA Dünya Kupaları Hakkında Bütün Haberler (Türkiye ve Dünyadan)
11 Saniye! FIFA Dünya Kupası Tarihindeki En Hızlı Gol - 11 SECONDS! The Fastest Goal In FIFA World Cup History 11 SANİYE! FIFA Dünya Kupası Tarihinin En Erken Golü FIFA Dünya Kupası tarihinin en hızlı golü, Türkiye forması giyen Hakan Şükür tarafından sadece 11. saniyede atılmıştır. Şükür, bu rekor golü Güney Kore ve Japonya'da düzenlenen 2002 Dünya Kupası'ndaki üçüncülük maçında ev sahibi Güney Kore'ye karşı kaydetmiştir. Golün Özeti Maç: Türkiye - Güney Kore (2002 Dünya Kupası Üçüncülük Maçı) Tarih: 29 Haziran 2002 Pozisyon: Türkiye, santra vuruşunun hemen ardından Güney Kore savunmasının yaptığı hatayı iyi değerlendirdi. Şükür topu kaptı, tek dokunuşla kaleci Lee Woon-jae'nin yanından ağlara gönderdi. Sonuç: Türkiye maçı 3-2 kazanarak dünya üçüncüsü oldu. Dünya Kupası Tarihinin En Hızlı 5 Golü Şükür'ün 11. saniyedeki bu golü uluslararası arenada hâlâ rekorunu korumaktadır. Erkekler Dünya Kupası tarihindeki en hızlı beş gol şu şekildedir: Hakan Şükür (Türkiye) - Güney Kore, 2002 — 11. saniye Václav Mašek (Çekoslovakya) - Meksika, 1962 — 15. saniye Ernest Lehner (Almanya) - Avusturya, 1934 — 25. saniye Bryan Robson (İngiltere) - Fransa, 1982 — 28. saniye Clint Dempsey (Amerika Birleşik Devletleri) - Gana, 2014 — 30. saniye- Futbol FIFA Dünya Kupaları Hakkında Bütün Haberler (Türkiye ve Dünyadan)
2026 FIFA Dünya Kupası Son 32 turuna yükselmeyi garantileyen 28 takım belli oldu; grup aşamasının son maçları tamamlanırken geriye sadece 4 boş kontenjan kaldı. 48 takımlı yeni turnuva formatına göre, 12 grubun ilk iki sırasını alan takımlar doğrudan, en iyi sekiz üçüncü ise wild card ile bir üst tura yükseliyor. Son 32 turuna kalmayı başaran kesinleşmiş ülkeler şunlardır: A Grubu: Meksika, Güney Afrika B Grubu: İsviçre, Kanada, Bosna-Hersek C Grubu: Brezilya, Fas D Grubu: ABD, Avustralya, Paraguay E Grubu: Almanya, Fildişi Sahili, Ekvador F Grubu: Hollanda, Japonya, İsveç G Grubu: Belçika, Mısır H Grubu: İspanya, Yeşil Burun Adaları (Cabo Verde) I Grubu: Fransa, Norveç, Senegal J Grubu: Arjantin K Grubu: Kolombiya, Portekiz L Grubu: İngiltere, Gana Kesinleşen Eleme Eşleşmeleri Grup sıralamalarının netleşmesiyle birlikte Son 32 turunun ilk eşleşmelerinden bazıları şimdiden belli oldu: Eşleşme Detaylar / Stadyum Almanya - Paraguay Kesinleşti Fransa - İsveç Kesinleşti Kanada - Güney Afrika Los Angeles'ta oynanacak Hollanda - Fas Kesinleşti ABD - Bosna-Hersek Çarşamba günü Santa Clara'da Brezilya - Japonya Houston'da oynanacak Fildişi Sahili - Norveç Kesinleşti Arjantin - Yeşil Burun Adaları Peri masalı yaşayan turnuva çaylağı, Messi'nin karşısına çıkıyor Avustralya - Mısır Kesinleşti Kalan Son Kontenjanlar Braketi tamamlayacak son 4 slot, J, K ve L gruplarında oynanacak son maçların yanı sıra turnuvanın en iyi grup üçüncüsü wild card hesaplamalarına bağlı olacak. Güney Kore, İran, Hırvatistan, Cezayir ve İskoçya gibi takımlar turnuvada kalıp kalamayacaklarını görmek için averaj hesaplarını ve son düdükleri bekliyor.- Amerika'da Ne Oluyor - Güncel / Politik Haberler
'İhtiyar adamın egosu!': Trump'ın, Reflecting Pool'a (Yansıtma Havuzu) zarar verdiği iddia edilenlere yönelik intikam planı ters tepti; üstelik bu küçük hesaplı misilleme girişiminin başarısız olduğu da anlaşıldı. Başkan Donald Trump'ın çok önemsediği ve kendi imajını parlatmaya yönelik projelerinden biri, en büyük halkla ilişkiler fiyaskolarından birine dönüştü. Trump, Lincoln Anıtı'ndaki Yansıtma Havuzu'nu (Reflecting Pool) yenileme planlarını son birkaç hafta içinde büyük ve olumsuz bir haber konusuna çevirdi. Washington D.C.'deki bu popüler turistik mekân için bir boyama işi olarak başlayan süreç, hızla bir felakete dönüştü. İddialara göre Trump yönetimi, Yansıtma Havuzu'nun tabanını "Amerikan bayrağı mavisi" adı verilen bir renge boyaması için Atlantic Industrial Coatings şirketine ihalesiz bir şekilde 14 milyon dolarlık bir iş verdi. Buna ek olarak yetkililer, yaklaşık 620 metreye 50 metrelik (2.030 fit x 167 fit) bu su havuzuna yosun öldürücü yeni bir temizlik sistemi kurması için Green Water Solutions'a 1,74 milyon dolar ödedi. Atlantic Industrial Coatings daha önce Trump'ın Virginia'daki golf kulübünde bulunan yüzme havuzlarında çalışmıştı. Green Water Solutions'ın sahibi ise Trump'a uzun süredir bağış yapan John J. Cafaro. İşçilerin havuza hidrojen peroksit döktüğü anların videosu ve suyun üzerinde yüzen ölü bir yavru ördeğin görüntüleri bu ay viral oldu; bu durum, alanla ilgili tartışmaları daha da alevlendirdi. Trump'ın Washington'ı güzelleştirme girişimini çeşitli basın toplantılarında bu denli ön plana çıkarması, eleştirmenlerin bu yenileme çabasının yarattığı olumsuz sonuçlar nedeniyle onu sertçe eleştirmesine kapı araladı. Görünüşe göre bu eleştiriler Başkan'ın hoşuna gitmedi. Trump'ın yönetimindeki İçişleri Bakanlığı, 23 Haziran'da Yansıtma Havuzu'nun çevresine çitler yerleştirmeye başladı. 'Gerçekler onun altında': Kennedy Center'daki örtülerin, hakimin kaldırılma kararına rağmen haftalarca yerinde kalmasıyla birlikte Trump, sadece adını değil, daha fazlasını da gizlemekle suçlanıyor. 'Felaket': Trump'ın Yansıtma Havuzu kabusu yeni bir boyut kazandı; yosun tartışması çok daha utanç verici bir keşfe yol açtı. İçişleri Bakanlığı'ndan bir sözcü People dergisine yaptığı açıklamada, "Yansıtma Havuzu'nun çevresini 4 Temmuz kutlamalarından önce çitle çevirmeyi zaten planlıyorduk," dedi. Açıklama şöyle devam etti: "Önceki yıllarda olduğu gibi, ekipler havuz çevresine havai fişek fırlatma platformlarından birini kurdu; bu nedenle kamu güvenliğini sağlamak amacıyla çitleri yerleştirdik." Buna ek olarak İçişleri Bakanlığı, başkanın son günlerde öne sürdüğü söylemi yineleyerek, söz konusu yerde hasara "solcu aktivistlerin" yol açtığı yönündeki kanıtlanmamış iddiayı tekrarladı. Bir paylaşım sahibi, “Bu durum, Trump’ın devletimize ait anıtları sanki kendi malıymış gibi sahiplenmesinin tipik bir örneği. O anıtlar kendisine ait değil. Onlara verdiği zarar nedeniyle tutuklanmalı ve onarım masraflarını kendi cebinden karşılamalı,” diyerek tepkisini dile getirdi. Trump karşıtı bir başka kişi ise, “Çok acınası bir durum; oysa tek yapması gereken o lanet şeyi boşaltmak, filtreleme sistemini onarmak ve güneşi yansıtmayacak bir renge boyamaktı,” diye yazdı. Yansıtma Havuzu (Reflecting Pool) ile ilgili bu utanç verici durum, başkanın ülkenin başkentinde kişisel tarzını daha fazla yansıtma yönündeki başarısız girişiminden, yönetim adına bir halkla ilişkiler kâbusuna dönüştü. Geçmişteki icraatlarına bakılırsa, National Mall çevresine çitler dikmek, gözde projelerinden birinin daha ulusal düzeyde alay konusu olmasının yarattığı utancı örtbas etme çabasında Trump’ın atacağı son adım olmayacaktır. Kaynak: ABSN- Minneapolis halkı yeniden gerçek, ilerici ve şefkatli yüzünü gösterdi: O halk ki tüm yoksul ve kendilerini savunamayan insanlar için yeniden ayağa kalktı
Trump'ın atadığı yargıç, ICE protestocularını 100 yıla kadar hapis cezasına çarptırdı ICE karşıtı sekiz protestocu, Trump tarafından atanan bir federal yargıç tarafından 30 ila 100 yıl arasında değişen hapis cezalarına çarptırıldı. Guardian muhabiri Lex McMenamin, şu anda hapse girmek üzere olan bazı kişilerle görüştü ve davalara ilişkin ayrıntıları paylaşmak üzere Antonia Hylton'a katılıyor.- Amerika'da Ne Oluyor - Güncel / Politik Haberler
Trump’ın İran uyarısı, petrolün 2020’den bu yana geçirdiği en kötü ayı durdurmaya yetmedi Başkan Donald Trump Cuma günü İran'ı ateşkesi ihlal etmekle suçladı; Tahran'ın, Hürmüz Boğazı'ndan geçen gemilere —bunlardan biri bir kargo gemisinin üst güvertesine isabet etti— en az dört adet tek yönlü saldırı dronu fırlattığını belirtti. Trump, Truth Social'da "Açıkçası bu, Ateşkes Anlaşmamızın akılsızca bir ihlalidir," diye yazdı ve ABD güçlerinin dronlardan üçünü düşürdüğünü, hasar gören geminin ise yolculuğuna devam edebildiğini ekledi. Haftalar önce olsa bu durum ham petrol fiyatlarını fırlatırdı. Ancak bu kez piyasa neredeyse hiç tepki vermedi. Ham petrol fiyatlarını yıllarca yüksek seviyede tutması beklenen "savaş primi" artık tamamen ortadan kalktı. Trump'ın uyarısına rağmen petrol, Körfez arzının beklenenden daha hızlı geri dönmesiyle birlikte Mart 2020'den bu yana en kötü ayını geçirme yolunda ilerliyor. United States Oil Fund (USO) tarafından takip edilen Batı Teksas Petrolü (WTI), Cuma günü varil başına 69 dolar civarına geriledi ve Hürmüz Boğazı kaynaklı fiyat sıçramasının büyük kısmını geri alan satış dalgasını sürdürdü. Ham petrolün ay başından bu yana performansı %21 düşüş gösterdi; bu, Mart 2020'deki COVID-19 kaynaklı çöküşten bu yana görülen en sert aylık düşüş anlamına geliyor. Piyasa artık kıtlık ihtimalini fiyatlamayı bıraktı; bunun yerine arz fazlasını fiyatlamaya başladı. Körfez Arzı Beklenenden Daha Hızlı Geri Dönüyor Körfez petrolü hızla piyasaya geri dönüyor. Yulia Zhestkova Grigsby liderliğindeki Goldman Sachs emtia araştırma ekibinin verilerine göre, toplam Basra Körfezi ihracatı yedi günlük ortalamada normal seviyelerin %63'üne kadar yükseldi. 11 Haziran'dan bu yana Hürmüz Boğazı yakınlarında gemilere yönelik herhangi bir saldırı bildirilmedi. ABD Hazine Bakanlığı, İran petrolü satışlarına izin veren 60 günlük bir muafiyet kararı çıkardı; Goldman'ın tahminlerine göre bu hamle, halihazırda tankerlerde bekleyen 60 milyon varile kadar İran ham petrolünün piyasaya girmesini sağlayabilir. Arzın geri dönmesiyle birlikte piyasa gelecekteki durumu şimdiden fiyatlıyor. Goldman Sachs'a göre piyasa, "beklenen gelecekteki arz fazlasını şimdiden fiyatlıyor." Bunun en net göstergesi ise fiyat eğrisinde (vadeli işlem eğrisinde) görülüyor. Dubai petrolü için yakın vadeli fiyat farkları (prompt time spreads) "contango" durumuna geçti; yani yakın vadeli teslimatlı variller, ileri vadeli olanlara kıyasla daha ucuza işlem görmeye başladı. Bu durum, kıtlıktan ziyade arz fazlası bekleyen bir piyasanın tipik bir göstergesidir. Çin, Talep Görünümünü Zayıflatıyor Aynı zamanda, dünyanın en büyük ithalatçısı daha az ham petrol tüketiyor. Ed Yardeni Cuma günü paylaştığı bir notta, petrol fiyatlarının Hürmüz Boğazı çevresindeki jeopolitik riskleri hiçbir zaman tam olarak yansıtmamasının nedenlerinden birinin, Çin'deki yapısal talep yavaşlaması olduğuna dikkat çekti. Yaklaşık otuz yıllık neredeyse kesintisiz bir büyümenin ardından, Çin'in ham petrol ithalatı Mayıs ayında günlük sadece 4,6 milyon varile geriledi; bu düşüşte elektrikli araçların hızla benimsenmesi, uzun süredir devam eden emlak piyasası durgunluğu, yavaşlayan ekonomik büyüme ve yüksek stok seviyeleri etkili oldu. JPMorgan'a göre, küresel ham petrol ithalatındaki son düşüşün yaklaşık %74'ü Çin kaynaklı. Jeopolitik Risk Primi Ortadan Kalkıyor Goldman, yatırımcıların ham petrolün, çatışmanın başlamasından bu yana taşıdığı jeopolitik risk primini hak edip etmediğini sorgulamaya başladığına işaret etti. İhracatın toparlanma hızı ve talep dengelenirken piyasanın arzı farklı rotalara yönlendirebilme becerisi, uzun vadeli petrol fiyatlarının yüksek güvenlik risklerini kalıcı olarak bünyesinde barındırması gerektiği yönündeki varsayımı sarstı. Başka bir deyişle, işlemciler artık gerçekleşmesi muhtemel senaryolar için bir bedel ödemiyor; bunun yerine halihazırda gerçekleşen olaylara göre hareket ediyorlar. Daha düşük petrol fiyatları, genel ekonomi için de itici bir güç (veya olumlu bir rüzgar) sağlayabilir. Oxford Economics; düşen ham petrol fiyatlarının gemi yakıtı maliyetlerini ve navlun ücretlerini düşürmesini, tedarik zinciri üzerindeki baskıları kademeli olarak hafifletmesini ve aynı zamanda önümüzdeki aylarda gübre fiyatları ile genel enflasyonist baskıların dengelenmesine yardımcı olmasını bekliyor. Kaynak: B- En Son Çevre Haberleri (Türkiye ve Dünyadan)
Paris, Klima Yerine Seine Nehri ile Nasıl Serinliyor? Avrupa'da sıcaklıklar artarken Paris, geleneksel klimalar yerine dünyanın en büyük bölgesel soğutma ağlarından birini kullanıyor. Temelleri 1990'larda atılan bu sistem, günümüzde Louvre Müzesi, hastaneler ve kamu binaları dahil birçok noktaya hizmet veriyor. Sistem Nasıl Çalışıyor? Yeraltı Boru Hattı: Şehrin altında 120 kilometrelik bir boru hattı ağı bulunuyor. Isı Değişimi: Şehirdeki binalardan gelen sıcak su ile Seine Nehri'nden alınan soğuk su, yeraltındaki tesislerde birbirine temas etmeden yan yana geçiyor. Isı değiştiriciler sayesinde binaların ısısı nehir suyuna aktarılıyor (sıcak çay bardağının soğuk suya konulup soğutulması gibi). Doğaya Dönüş: Soğuyan su binalara geri gönderilirken, ısınan nehir suyu kontrollü bir şekilde Seine Nehri'ne bırakılıyor. Yapılan incelemeler, bu durumun nehir ekolojisine zarar vermediğini gösteriyor. Gelecek Hedefleri ve Avantajları Genişleme: Şebekenin mülkiyeti Paris Belediyesi'ne ait. Hedef, 2042 yılına kadar sistemi 3 katına çıkararak 3.000'den fazla binaya ulaştırmak. Çevre Dostu: Klimalar dışarıya sıcak hava üfleyerek şehri daha da ısıtırken, bu sistem kentsel ısı adası etkisini azaltıyor ve klimalara kıyasla çok daha yüksek enerji verimliliği sağlıyor. Başka Şehirlerde Uygulanabilir mi? Paris dışında Stockholm (Baltık Denizi'ni) ve Toronto (Ontario Gölü'nü) benzer sistemlerle kullanıyor. Ancak uzmanlar bu sistemin her şehre aynen kopyalanamayacağını belirtiyor çünkü önünde bazı engeller var: Yüksek Maliyet: Paris'teki bu projenin 20 yıllık sözleşme bedeli 2,4 milyar avro. Yoğun Talep İhtiyacı: Sistemin ekonomik olması için binaların ve soğutma talebinin şehirde yoğun olması gerekiyor. Coğrafya ve Altyapı: Örneğin Londra'daki Thames Nehri bu iş için uygun debiye sahip değil; ayrıca şehrin altı metro ve diğer hatlarla çoktan sıkışmış durumda. Kaynak: TG- İran İsrail ve ABD Savaşı / Sorunu - Bütün Detaylarıyla Buraya...
Hürmüz Boğazı'nda bir geminin vurulmasının ardından ABD, İran'ın askeri tesislerini vurdu ABD güçleri Cuma günü, İran'ın Hürmüz Boğazı'ndan çıkış yapan bir ticari gemiye Perşembe günü düzenlediği saldırı şeklindeki "haksız saldırganlığına" karşı —Merkez Komutanlığı'nın "güçlü bir yanıt" olarak nitelendirdiği— hava saldırıları gerçekleştirdi. Saldırılar, Başkan Donald Trump'ın İran'ı, iki ülke arasında geçen hafta imzalanan bir mutabakat zaptı ile pekiştirilen ateşkesi ihlal etmekle suçlamasının ardından geldi. Yarı resmi İran Öğrenci Haber Ajansı'nın (ISNA) Telegram üzerinden yayınladığı açıklamaya göre, İran İslam Devrim Muhafızları (IRGC), boğaz yakınlarındaki Sirik Adası'na yönelik ABD "karşı saldırısını" püskürttüklerini ve ABD güçlerini geri çekilmeye zorladıklarını duyurdu. IRGC, "saldırganlığın karşılıksız kalmayacağını" belirterek, "herhangi bir yeni akılsızca hareketin, saldırganların hayallerini yerle bir edecek sert bir yanıtla karşılanacağı" uyarısında bulundu. Başkan Yardımcısı JD Vance, Perşembe günü X platformunda yaptığı paylaşımda, İran'ın "mutabakat zaptının uygulanış biçimiyle ilgili anlaşmazlıkları varsa telefonu eline alıp arayabileceğini" söyledi ve ekledi: "Ancak şiddete şiddetle karşılık verilecektir." Saldırılar ve karşılıklı sert ifadeler ateşkesi pamuk ipliğine bağlarken, mutabakat zaptının kapsamı ve ayrıntılarına dair süregelen belirsizliği de artırdı. Günün erken saatlerinde İran, kendi onayı olmaksızın boğazdan yapılacak hiçbir geçişe müsamaha göstermeyeceğini açıklamıştı. Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi, devlete yakın medya organları tarafından yayınlanan sosyal medya mesajında, "Güvenli geçiş... muğlak düzenlemelerle, paralel rotalarla veya kıyıdaş bir devlet olarak İran'ın görüşü alınmadan yapılan karar alma süreçleriyle garanti altına alınamaz," dedi. "Güvenilir her türlü çerçeve, İran ile koordinasyona dayanmalıdır." Genel hatlarıyla kaleme alınan anlaşmanın uygulanmasına yönelik 60 günlük teknik müzakerelerin sürdüğü belirtilirken, her iki taraf da anlaşma şartlarını ve görülen ihlalleri kendi bakış açılarına göre kamuoyuna yansıttı. Trump, ABD saldırısı haberi henüz duyulmadan hemen önce Oval Ofis'te gazetecilere yaptığı açıklamada, "Dün ateş açmış olmaları hoşuma gitmedi," dedi. "Bunu yapmamalıydılar. Göreceksiniz." Boğaz'da yeniden başlayan çatışmalara rağmen Dışişleri Bakanı Marco Rubio Cuma günü bir ilerleme kaydedildiğini duyurdu; buna göre ABD, İsrail ve Lübnan arasında, Washington'da yürütülen ABD öncülüğündeki müzakerelerin beşinci turunun ardından İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki iki bölgeden çekilmesini öngören üçlü bir anlaşmaya varıldı. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu bunu, İsrail'in Lübnan'daki işgalinin büyük bir kısmını sürdürmesine olanak tanıyacak "büyük bir başarı" olarak nitelendirirken, İran destekli Hizbullah anlaşmayı Lübnan'ın bir teslimiyeti olarak kınadı. Mutabakat zaptı, "Lübnan dahil tüm cephelerdeki askeri operasyonların" sona erdirilmesini öngörüyor. Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO), kuralların netleştirilmesi ve boğazın ortasındaki bir güzergahtan İran mayınlarının temizlenmesi sağlanana kadar; biri kuzeyde İran kıyısı yakınında, diğeri ise güneyde Umman kıyısı boyunca uzanan iki rota üzerinde güvenli geçişe olanak tanıyan ve bu hafta başında mutabakat zaptı kapsamında varılan ayrı bir anlaşmanın uygulanmasını askıya aldığını açıkladı. IMO Genel Sekreteri Arsenio Dominguez bir basın toplantısında, "Geminin başına tam olarak ne geldiğine dair soruşturmamız hâlâ devam ediyor," dedi. Pazartesi günü İranlı ve Ummanlı yetkililerle yapılan görüşmelerin ardından, ABD-İran savaşının Şubat ayı sonlarında başlamasından bu yana boğazda mahsur kalan yaklaşık 500 geminin geçişini Uluslararası Denizcilik Örgütü'nün (IMO) koordine edeceği bir sürecin oluşturulduğunu belirtti. Dominguez'in "tahliye çerçevesi" olarak adlandırdığı sürecin bir parçası olmaksızın geçiş yapan ve Perşembe günü saldırıya uğrayan Singapur bayraklı Ever Lovely adlı konteyner gemisinin, kendi risk değerlendirmesini yaptığı ve güney geçişi boyunca ilerlemeden önce İran ya da Umman'daki yetkililerle herhangi bir temasa geçmediği anlaşıldı. Trump'a göre İran, "Hürmüz Boğazı'ndan geçen gemilere en az dört adet tek yönlü saldırı İHA'sı (İnsansız Hava Aracı) fırlattı." Trump, bunlardan birinin "büyük ve çok pahalı bir yük gemisinin üst güvertesine isabet ettiğini... diğer üç İHA'yı ise düşürdüklerini" söyledi. Geçişine devam eden gemide herhangi bir yaralanma bildirilmedi. Dominguez, Cuma günü en az 11 geminin güney koridorundan, dört geminin ise kuzey rotasından IMO koordinasyonu olmaksızın boğazdan çıktığını belirtti. Perşembe günkü saldırıya ilişkin olarak, "Bunun münferit bir olay olmasını ve böylece imzalanan mutabakat zaptı (MOU) uyarınca güvenlik güvencelerini ve transit geçiş akışının devam etmesi gerekliliğini yeniden teyit edebilmeyi umuyorum," dedi. Petrol fiyatları, Perşembe günkü olaya rağmen Cuma günü düşüşünü sürdürdü. Mutabakat zaptının acil hükümleri olan boğazın açılması ve İran petrolü alımına yönelik ABD yaptırım muafiyetlerinin ötesinde; Tahran ve Washington'dan teknik ekipler, tüm yaptırımların kaldırılması ve İran'ın nükleer programına ilişkin yapılacaklar da dahil olmak üzere nihai bir anlaşmanın ayrıntılarını önümüzdeki iki ay içinde netleştirecek. Mutabakat zaptı, nihai anlaşmanın; geçen yıl ABD ve İsrail tarafından bombalanan İran depolama tesislerinin altında gömülü bulunan, yüksek oranda zenginleştirilmiş ve silah yapımında kullanılabilecek seviyeye yakın 900 pounddan (yaklaşık 408 kg) fazla uranyumun durumunu, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın "denetimi altında" çözüme kavuşturacağını öngörüyor. Belgede ayrıca, iki tarafın "nihai anlaşmada üzerinde mutabık kalınacak bir çerçeve" dahilinde "zenginleştirme konusunu ele alacakları" ifade ediliyor. Tahran sivil amaçlı düşük seviyeli zenginleştirme kapasitesine sahip olma hakkı bulunduğunu savunurken, Trump ve diğer yönetim yetkilileri İran'ın hiçbir şekilde zenginleştirme faaliyetinde bulunamayacağını belirtiyor. ABD'nin baş müzakerecisi Vance, belirli bir süre için zenginleştirme faaliyetlerine ara verilmesi (moratoryum) konusunda anlaşmaya varılabileceğini öne sürdü. ABD ayrıca İran'ın, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın (IAEA) yer altındaki tesisleri denetlemesine izin vermeyi kabul ettiğini belirtti. İran ise bu konuda henüz bir anlaşmaya varılmadığını ifade etti. Japonya ziyareti sırasında Cuma günü düzenlenen bir basın toplantısında konuşan IAEA Genel Direktörü Rafael Mariano Grossi, ajansın öncelikle tüm zenginleştirilmiş uranyumun yerini ve durumunu doğrulaması gerektiğini, ancak "İran ile görüşmelere henüz yeni başladıklarını" ve herhangi bir denetimin başlamadığını söyledi. Grossi, denetim yöntemlerine ilişkin anlaşmanın 60 gün içinde sağlanabileceğini, ancak "uygulama sürecinin... 60 günden uzun süreceğini" vurgulayarak, "Bunu herkesin anlaması çok önemli," dedi. ABD ve İran'dan gelen çelişkili açıklamalar sorulduğunda Grossi, her iki tarafın da bir "siyasi duruşu" olduğuna dikkat çekti ve ekledi: "Ancak gerçekte ortada bir anlaşma var ve bu anlaşmaya uyulması için IAEA'nın tesislere erişim sağlaması ve denetim yapması gerekecek." Mutabakat zaptı üzerindeki anlaşmazlıklar sürerken, İsrail ve İran birbirlerini tehdit etmeye devam etti. İran'ın merkezi askeri karargahı Cuma günü yaptığı açıklamada, ABD'ye İsrail'i "dizginleme ve kontrol altına alma" çağrısında bulundu ve İsrail uçaklarının İran sınırlarına yakın komşu ülkeler üzerinden yapacağı her türlü harekete karşı uyarıda bulundu. İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, Farsça yaptığı bir sosyal medya paylaşımında İran'ın "gülünç tehditkâr tavırlarını" reddederek, İran'ın İsrail'e saldırması halinde "en büyük hatasını yapmış olacağını" belirtti ve "Bizi hiçbir şey durduramaz. Güçlerimiz işi bitirmeye hazır," dedi. İsrail, söz konusu mutabakat zaptından duyduğu hoşnutsuzluğu açıkça dile getirdi; Lübnan'da İsrail ile Hizbullah arasında yaşanan çatışmalar da bu mutabakatı tehlikeye atma riski taşıyor. İran, İsrail'in Lübnan'dan çekilmesini ve oradaki tüm saldırılarını durdurmasını talep ederken; İsrail, kuzeydeki yerleşim yerlerine yönelik Hizbullah saldırılarının ancak Lübnan hükümetinin kontrolü dışında faaliyet gösteren bu militan grubun yok edilmesiyle durdurulabileceğini savunuyor. Cuma günü Dışişleri Bakanlığı'nda düzenlenen İsrail-Lübnan anlaşması imza törenine ev sahipliği yapan Rubio, bu gelişmeyi "başlangıcın başlangıcı" olarak nitelendirdi. Rubio, "Bu ilk adım bazen en zor olanıdır ama önemli bir adımdır... Umarım bu tür görüşmelerin devamı gelir ve gerçek, somut ilerlemeler kaydederiz," dedi. Anlaşma, bugüne kadar Hizbullah'a karşı kayda değer bir şekilde karşı koyamayan Lübnan ordusunun, İsrail ordusu tarafından işgal edilen iki bölgenin kontrolünü devralmasını öngörüyor. İsrail'de yayınlanan kayıtlı bir açıklamasında Netanyahu, "En önemli husus, her şeyden önce İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki güvenlik bölgesinde varlığını sürdürmesidir. Bu büyük bir başarıdır ve Hizbullah silahsızlandırılmadığı sürece bu durumu koruyacağız," dedi. Netanyahu, "Bu aynı zamanda İran'a da büyük bir darbe," dedi. Kaynak: TWP - YÜZYILIN TEKNOLOJİK DEVRİMİ! Milyonlarca İnsanın Hayatını Kurtaracak O Sistem Artık Cebinizde!
Önemli Bilgiler
Bu siteyi kullanmaya başladığınız anda kuralları kabul ediyorsunuz Kullanım Koşulu.