İçeriğe atla
View in the app

A better way to browse. Learn more.

Tartışma ve Paylaşımların Merkezi - Türkçe Forum - Turkish Forum / Board / Blog

Ana ekranınızda anlık bildirimler, rozetler ve daha fazlasıyla tam ekran uygulama.

To install this app on iOS and iPadOS
  1. Tap the Share icon in Safari
  2. Scroll the menu and tap Add to Home Screen.
  3. Tap Add in the top-right corner.
To install this app on Android
  1. Tap the 3-dot menu (⋮) in the top-right corner of the browser.
  2. Tap Add to Home screen or Install app.
  3. Confirm by tapping Install.

Sevginin dayanılmaz ağırlığı ve hafifliği..! - 2

(0 inceleme )

Herhangi bir şeye başlarken önkoşul öne sürmeden başlamanın ne kadar zor bir şey olduğunu hiç düşündünüzmü? Önkoşulsuz ama gerçekten önkoşulsuz başlamak.

Koşulları kimin koyduğu veya ne kadar zor olduğundan bahsetmiyorum, önkoşulsuz başlamaktan bahsediyorum.

Sevginin tam olarak koşullarının kendine özgü olduğunu anlamak uzun sürmedi.

Anladığımda sevginin ne kadar saf ve temiz bir duygudan oluştuğunu anladım ve şimdiye kadar gördüğüm ve izlediğim sevgilerin birçoğunun karekter tatmininden başka bir şey olmadığınıda söyleyebilirim. Belkide bu konuda anlama önkoşulunun yaşamak olduğunu söyleyebilecek kadarda cesaretliyim demem gerekiyor.

Özellikle sevginin kendinden çok karşındakinin ihtiyaçları ve yapısal özelliklerine endeksli olması apayrı bir canlılık getiriyor. Nedir bu canlılık ve anlam yükleme?

Kendini tanımayan o kadar çok insan varki çevrenizde:

Aldatılmayı bekleyen kadın...!

Terkedilmeyi bekleyen erkek..!

Ağlamak için hata bekleyen kadın ve erkek...!

Hiç bir şey yapmadan bekleyen onlarca insan ve sonra suçlanan bir yığın dişi ve erkek..!

Bu liste uzar gider. Adına kendini tanıma dediğimiz şey belkide ilişkilerde anahtar görevi gören en önemli etken. Çünkü kişinin kendini tanıması ilişkilerde olgunluk ve karşıyı tatmin etme ve evrensellik açısından olmazsa olmaz bir önceliktir. Kişinin kendini tanıması yapmacık davranışların sonudur. Sevginin açık ve net anlatımıdır kendini tanımak.

Bu söylendikten sonra, fark etmek ve onun bir parçası olmaya geçelim. Öyleki kendiniz için evet demeden önce onun için hayır demeyi öğreniyorsunuz. Kendiniz için hayır demeden önce onun için evet demeye çalışıyorsunuz ama bu evetler ve hayırlar sahiplenmeden kaynaklanmıyor onun mutlu olmasının ve karşılık beklemeden algılanmasının bedeli oluyor.

Dokunma, önce kendimi hep farklı görür ve üzülürdüm bu konuda ama daha sonra anladım ki ben dokunmayı sevginin kendisi olarak algılıyorum ve özlüyorum. Ayakta dururken ellerimde, omuzumda, ayaklarımda, boynumda, göğsümde, farklı yerlerimde dolaşmasını istiyorum aynı şekilde kendimde aynısını yapmak istiyorum. Beni hissetmesi ve benden düşünmesi belkide yakalayacağımız en güzel ortaklık olacak diye düşünmüşümdür. On metre ileride birileri ile konuşurken birden yanında olmadığımı hissettiğinde, eksiklik hissetmesi, ve konuşmaya devam ederken gözleri ile çevrede beni araması, ve bu aramada beni yakalaması ve o gözlerdeki sevginin aktarımı beni en çok duygulandıran anlardan birisi olarak yerini almıştır demeliyim... Böyle binlerce, milyonlarca, küçük, ama anlamı büyük şeylerin oluşturduğu sevgi açılımı insanın kendini tanımasına ve tanıdığı kendisini daha da yoğun bir şekilde anlamlaştırmasına yol açıyor.

şimdilik diyerek burada duralım...

4 Yorum

Önerilen Yorumlar

diloş

Φ Üyeler

Gönderi tarihi:

sevmek gerçekten dokunmakmıdır..?

 

dokunmadan da sevemez mi insan..? ben sevebilirim.. -_-

 

dokunmak hissettiğimiz şeyin fiziksel anlamda dışa vurumu olabilir belki..ama sevgiyi göstermenin başka yollarıda vardır..

Gönderi tarihi:

  • Admin
sevmek gerçekten dokunmakmıdır..?

 

dokunmadan da sevemez mi insan..? ben sevebilirim.. -_-

 

dokunmak hissettiğimiz şeyin fiziksel anlamda dışa vurumu olabilir belki..ama sevgiyi göstermenin başka yollarıda vardır..

Mutlaka vardır... :)

gloria

Φ Süper Üye

Gönderi tarihi:

sevmek gerçekten dokunmakmıdır..?

 

dokunmadan da sevemez mi insan..? ben sevebilirim.. -_-

 

dokunmak hissettiğimiz şeyin fiziksel anlamda dışa vurumu olabilir belki..ama sevgiyi göstermenin başka yollarıda vardır..

 

 

Dokunmadan da sevilebilir tabii ki ve hatta dediğin gibi sevgiyi göstermenin başka yolları da vardır mutlaka ama sevgi asıl dokunabilirsen eksiksiz olur... aksi takdirde eksiktir...

 

 

Sevmediğin insana dokunmak istemezsin... Dokunmak istedigin insanı ise seversin... Ayrılmak bence bu ikili... Ayrıldığında ise birşeyler eksiktir kanımca...

Gönderi tarihi:

  • Admin

Milan Kundera’nın o meşhur "Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği" eserinden bu yana, sevginin doğasına dair en büyük ikilem hep bu iki kutup arasında gidip gelmiştir: Ağırlık ve Hafiflik.

Sevgi, hem bizi yerçekimine meydan okurcasına göklere çıkaran bir kuş tüyü kadar hafif, hem de omuzlarımıza tüm dünyanın yükünü bindiren bir kaya kadar ağır olabilir. İşte bu çelişkili ama büyüleyici duygunun derinliklerine bir yolculuk.


1. Sevginin Hafifliği: Özgürleşen Ruhun Dansı

Sevginin hafifliği, bir insanın bir başkasında kendini bulması değil, aksine kendini unutmasıdır. Bu evre, hayata dair tüm o gri bulutların dağıldığı, zamanın akışkanlığını yitirdiği andır.

  • Beklentisizlik: Gerçek hafiflik, karşılık beklemeden sevmekle başlar. Bir beklenti içine girmediğimizde, hayal kırıklığının yarattığı o metalik ağırlıktan kurtuluruz.

  • Anın Büyüsü: Sevgi bizi "şimdi"ye hapseder. Geçmişin pişmanlıkları ve geleceğin kaygıları, sevilen kişinin bir gülüşünde eriyip gider. Bu, ruhun hafiflemesidir.

  • Kabulleniş: Karşındakini olduğu gibi kabul etmek, onu değiştirme çabasının getirdiği yorgunluğu üzerimizden atar.

"Sevgi, ruhun kanatlanıp sınırlarını aşmasıdır; bu öyle bir hafifliktir ki, beden bile bu uçuşa eşlik etmek ister."


2. Sevginin Dayanılmaz Ağırlığı: Sorumluluk ve Bağlılık

Ancak sevgi sadece uçmaktan ibaret değildir. Gerçek sevgi, kaçınılmaz olarak bir ağırlık getirir. Bu ağırlık, negatif bir yükten ziyade, bizi dünyaya ve hayata bağlayan bir çapadır.

Neden Ağırdır?

  1. Sorumluluk: Sevdiğiniz birinin mutluluğu, artık sizin de mutluluğunuzdur. Onun acısı, sizin de sızınız olur. Bu ortaklık, omuzlara ciddi bir yük bindirir.

  2. Kaybetme Korkusu: Bir şeyi ne kadar çok severseniz, onu kaybetme ihtimalinin yarattığı ağırlık o kadar artar. Bu, sevginin ödemesi gereken en ağır bedeldir.

  3. Fedakarlık: Sevgi, bazen kendi benliğinizden, arzularınızdan ve konfor alanınızdan vazgeçmeyi gerektirir. Bu vazgeçiş, insanın kalbine oturan bir taştır.


3. Ağırlık ve Hafiflik Arasındaki İnce Çizgi

Kundera’ya göre, en ağır yük bizi toprağa yaklaştırır, hayatımızı daha gerçek ve somut kılar. Öte yandan, tam hafiflik insanın "havada süzülmesine", hayatın anlamını yitirmesine ve uçup gitmesine neden olabilir.

Kavram

Hissettirdiği

Sonucu

Ağırlık

Bağlılık, Aidiyet, Ciddiyet

Kökleşmek ve anlam kazanmak

Hafiflik

Özgürlük, Coşku, Geçicilik

Sınırları aşmak ve nefes almak

Sevginin mucizesi, bu iki zıt kutbu aynı kalpte birleştirebilmesidir. Bir yandan sevdiğiniz için her şeyi göze alacak kadar ağır hissederken, diğer yandan onun varlığıyla dünyayı fethedecek kadar hafiflersiniz.


4. Modern Dünyada Sevginin Tartısı

Bugünün dünyasında, sevginin "hafif" tarafı daha çok pazarlanıyor. Tüketim toplumu bize sorumluluk almadan, acı çekmeden, sadece "keyif alarak" sevmeyi öğütlüyor. Ancak bu tür bir hafiflik, derinlikten yoksundur. Bir sevginin gerçekten "dayanılmaz" bir değere ulaşması için, o ağırlığı göğüslemek gerekir.

Ağırlığı olmayan bir sevgi, rüzgarda savrulan bir kağıt parçası gibidir; nereye gideceği belli olmaz. Oysa ağırlığı olan bir sevgi, fırtınada sığınılacak bir limandır.

Sonuç: Dengede Kalmak

Sevginin dayanılmaz ağırlığı bizi hayata bağlar, hafifliği ise hayatın içinde nefes almamızı sağlar. Ne sadece ağırlıkla ezilmeli ne de sadece hafiflikle kaybolmalıyız.

Belki de en güzeli; ayakları yere sağlam basan (ağır) ama başı bulutların üzerinde olan (hafif) bir sevdayı yaşayabilmektir. Çünkü sevgi, bu iki zıtlığın kusursuz bir uyumla birleştiği o yegane boşlukta gizlidir.


"Sevmek, bir başkasının yükünü kendi kanatlarınla taşımayı kabul etmektir."

Katılın Görüşlerinizi Paylaşın

Şu anda misafir olarak gönderiyorsunuz. Hesabınız varsa, hesabınızla gönderi paylaşmak için ŞİMDİ OTURUM AÇIN.
Eğer üye değilseniz hemen KAYIT OLUN.
Not: İletiniz gönderilmeden önce bir Moderatör kontrolünden geçirilecektir.

Misafir
Maalesef göndermek istediğiniz içerik izin vermediğimiz terimler içeriyor. Aşağıda belirginleştirdiğimiz terimleri lütfen tekrar düzenleyerek gönderiniz.
Bir yorum ekle...

Önemli Bilgiler

Bu siteyi kullanmaya başladığınız anda kuralları kabul ediyorsunuz Kullanım Koşulu.

Account

Navigation

Tarayıcı push bildirimlerini yapılandırın

Chrome (Android)
  1. Adres çubuğunun yanındaki kilit simgesine dokunun.
  2. İzinler → Bildirimler seçeneğine dokunun.
  3. Tercihinizi ayarlayın.
Chrome (Desktop)
  1. Adres çubuğundaki kilit simgesine tıklayın.
  2. Site ayarları seçeneğini seçin.
  3. Bildirimler seçeneğini bulun ve tercihinizi ayarlayın.