İçeriğe atla
View in the app

A better way to browse. Learn more.

Tartışma ve Paylaşımların Merkezi - Türkçe Forum - Turkish Forum / Board / Blog

Ana ekranınızda anlık bildirimler, rozetler ve daha fazlasıyla tam ekran uygulama.

To install this app on iOS and iPadOS
  1. Tap the Share icon in Safari
  2. Scroll the menu and tap Add to Home Screen.
  3. Tap Add in the top-right corner.
To install this app on Android
  1. Tap the 3-dot menu (⋮) in the top-right corner of the browser.
  2. Tap Add to Home screen or Install app.
  3. Confirm by tapping Install.
Blog gönderen: Admin - Şurada: Genel
  • Başlık

    73
  • Yorum

    244
  • Görüntü

    254.791

Bu blog hakkında

Neden Patates? Neden Blog???

Bu blogdaki başlıklar

Aşığıdaki soruların yanıtlarını arıyorum ve düşüncelerinizi eklemenizi istiyorum   (Biz bu topraklarda yaşayan bütün bireyler anlamına geliyor): Biz ne kadar çalışkanız? Biz ne kadar akıllıyız? Biz ne kadar bilgiliyiz? Biz güvenilirmiyiz? Biz adilmiyiz? Biz terbiyelimiyiz? Biz ne kadar yalancıyız? Biz saygılımıyız? Biz ne kadar hoşgörülüyüz? Biz toplum hayatını biliyormuyuz? Biz farklı ırklara nasıl bakıyoruz
Mutluluk İçin Biraz da Şanslı Doğmalısınız... Aile (Geniş ve Mutlu Bir Aile - sizinle ilgilenen ve sevgiyi karşılıksız sağlayan bir aile) Anne (Sevgi dolu, güçlü, kendine özgü ayakları üstünde duran bir anne) Baba (Sevgi dolu, güçlü, kendine özgü ayakları üstünde duran bir baba) Kardeşler (Sevgiden başka gösterecekleri hiç bir şey olmayan kardeşler) Babaanne, Anneanne, Dede (Karşılıksız sevginin kaynağı olacak ve sizinle ilgilenecek dede ve nineler) Yaşadığınız yer
Medyadaki Sansasyonel Başlıklar - Haberler (Yalan, Yanıltıcı veya Abartılmış Haberler) Bütün örneklerinizi bu blog başlığı altında sıralayabilirsiniz Medyadaki sansasyonel başlıklar, genellikle okuyucu kitlesini artırmak veya belirli bir algı yaratmak amacıyla kullanılan yanıltıcı, abartılmış veya tamamen gerçek dışı içeriklerdir. 2025 yılı itibarıyla, dijital medya ekosisteminde bu tür haberlerin yayılımı ve bunlarla mücadele yöntemleri daha belirgin hale gelmiştir.  Sansasyonel Haber Türleri v
Makyaj Altında Boğulan Kadınlara Neden 'SU GİBİ' Görünüyorsun Derler Anlamıyorum (Ben Sadelikten Bahsediyorum) Sadelik sadece 'su gibi' olabilir. Çuvallar dolusu makyaj malzemesiyle ortaya çıkan görüntüler değil tabi ki. Hadi bakalım dökülün eteğinizdekileri...  
Kutsal Direksiyon Haklılığı: Kendine Mübah, Başkasına Günah! Trafikteki Görünmez Ayna: Çifte Standartlar ve Direksiyon Başındaki "Haklılık" İllüzyonu Modern şehir yaşamının en büyük stres kaynaklarından biri olan trafik, aslında insan psikolojisinin en ham ve filtrelisiz halini sergilediği devasa bir laboratuvardır. Direksiyon başına geçen bireyin, kapalı bir metal kutunun verdiği güven hissiyle birlikte büründüğü "dokunulmazlık" zırhı, toplumsal yaşamdaki etik değerlerin hızla aşınmasına neden
Küçükken Benim Kendime Ait Hiç Odam veya Yatağım Olmadı - Hep Kanepelerde, oturma odasında veya başkalarına ait yerlerde uyudum Televizyon veya sinema seyrederken gördüğüm o güzel çocuk odaları birden sanki hep özlemini duyduğum şey haline geliyor. Nedendir bilinmez ama insanın kendine ait bir odada büyümesi ve yatağında hep kendi kokusunu duyması güzel olabilir di diye düşündürttüler bana. Ah o filmler yok mu! Kendi odanda kendi yatağında ve kendi annen/baban seni kitap okutarak uyutu
Kişisel çıkarlarınızı, beklentilerinizi bir kenara bırakarak ilişkilerinize devam edebilir misiniz? Bu konuda düşüncelerinizi merak ediyorum
Kendinle barışık olmak İç Benliğinle Bağlantı Kurmak Çevrenizle barışık olmak Önceliği Kendinize vermek Bakış Açınızı Değiştirmek Sınırlarınızı Belirlemek Doğayla Barışık olmak Şu and iyi bir yerde olsanız bile bulunduğun durumu yeniden analiz etmek ve kabul etmek Günlük hayatın gürültüsünü kulak ardı etmek ...      Sistemler oluşturmak Meditasyon yapmak Restoratif yoga yapmak Doğada zaman geçirmek Günlük tutmak ve duygularınızı se
Bazen kendi ötesinden, berisinden, bir yerlerden kalkıp gelen o garip düşüncelerin içinde, rafting örneğinde olduğu gibi kayalara ve kendinden oluşan o azgın dalgaların arasında kaybolup giden suyun yolunu ararken bulduğu patika yolları ararken, geri dönüşlerimi kendime hatırlatıp, o kırılgan insana, hep bekle daha iyi olacak, diye hatırlatıp duruyordum. Neden böyle yaptın, açıklarmısın! dediklerinde aklıma gelen ilk şey şu oluyor: Kendimi herzaman kendime bile açıklayamazken, kendimi
Kendi kendime konuşuyordum, uzaktan duyduğum seslerin arkasından kendime sorular soruyordum ama bir türlü tatmin olamıyordum, bu sanal yorumlardan. Duyduğum seslerden bir tanesi: 'Kadın meta olmaktan nasıl kurtulur' sorusuydu. Diğeri 'Kadınmı yoksa insanmı' hadi bakalım çık işin içinden çıkabilirsen..! Annemi hatırladım, acaba metamıydı, yoksa ben annemi insan olarakmı algılamıştım..! Gene kafam karıştı içindeki ile dışındaki farklı algılanıyordu. Annen, ablan, yengen ve kız arkadaşın ve mo
Unutmayın bu sistem daha suçsuz la suçluyu ayıracak düzeyde değil... IP üzerinden banlama dinamik ip leri için çok zor olan bir sistem.   İnsanlar bazan yapılan haksızlıklarda hemen bunu niye yapmadınız veya şunu niye yapmadınız diye çıkışlarda bulunuyor. Fark etmedikleri İnternet teknolojisinin daha emekleme devrinde olduğudur. Gizlilik özelliğine dokunmadan çok etkili bir belirleme yapamazlar onada dokundularmı İnternet olayının geri gideceğini düşündükleri için...   Böyle gelmiş böyle gi
  • Admin
"İlişki birbirine eşlik etmektir müdahale etmek değildir" Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz. İlişkilerin doğasına dair bu ifade, sağlıklı sınırların önemini vurgulayan felsefi bir bakış açısıdır. Temel olarak şu anlama gelir: Eşlik Etmek (Birlikte Yürümek): Bir ilişkinin, iki bireyin kendi hayat yollarında birbirlerine destek olurken, yine de ayrı bireyler olarak kalabildikleri, ortak bir yolculuk olması gerektiğini ifade eder. Saygı, destek ve karşılıklı anlayışı içerir. Müdahale Etmemek: Bu, bi
I AM… I AM A SON. A BROTHER. A GRAND-CHILD. A NEPHEW.   A COUSIN. A FRIEND. I AM A PARTNER. A STUDENT. A YOUNG   BOY AND A GROWN MAN. I AM CONFIDENT AND SCARED.   TERRIFIED AND EXCITED. I AM LOVING AND CARING AND   THOUGHTFUL AND HOPEFUL. I AM SICK AND TIRED. I AM   SHY AND FRIENDLY AND CAREFUL AND CARELESS. I AM   BROKEN AND WHOLE. I AM MISUNDERSTOOD, MISGUIDED   AND M
Bu aralar kendime çokmu çok tuhaf bir kitap seçtim okumak için: Kitabın ismi: How the Mind Works (Akıl veya Bellek nasıl çalışır) Yazarı: Steven Pinker (Daha önceki kitabı olan The Language Instinct'de okumuştum) Çok enteresan bir kitap diyebilirim. Us veya Akıl dediğimiz oluşumun hangi fizik kuralları dahilinde harekete geçtiği ve davranışlarımızın neler dahilinde oluştuğunu irdeliyor. Kendi içinden bir tanımla devam edelim diyorum 'He explains what the mind is, how it evolved, a
Uzun süredir bu konu hakkında düşünüyorum: Hoşgörü Nedir? Nasıl Olmalıdır? Nasıl Algılanmalıdır? Neye, Nasıl, Neden Hoşgörü Gösterilmelidir? Bazan hoşgörünün herkesin kendine göre algıladığı değişen ve kişiye özel bir kavram olduğunu düşünürüm, bazan da hoşgörü genel bir kavrammışta herkes onu işine geldiği gibi kullanıyormuş sanırım. Her ikiside bana hoşgörünün nereye kadar ve nasıl kullanılacağını tam olarak anlatmıyor... Bir insan ne kadar hoşgörülü olmalı veya nereye kadar hoşgörülü olmaya ç
Hani o uzun süre hayalini kurduğunuz veya her an size onu hatırlatan anların peşine takıldığınız 'O' vardır ya işte o gerçekleşmeye başladı. 9 Aya sığan bu öyküyü kendi bütçem ve içimdeki o kendime sakladığım yönüm ile 21 güne sığıdırmaya çalışacağımı söylediğim arkadaşlarım, benim hayalime ortak olmak için kabul ettikleri bu maceraya, hala nasıl olacağını bilmedikleri ve benim hayallerimde çizdiğim resimlerden gördükleri manzaralara kapılarak, benim peşimden gelmeyi kabul ettikleri bir şey
Hayatta ben en çok babamı sevdim. Karaçalılar gibi yardan bitme bir çocuk Çarpı bacaklarıyla – ha düştü, ha düşecek – Nasıl koşarsa ardından bir devin, O çapkın babamı ben öyle sevdim.   Bilmezdi ki oturduğumuz semti, Geldi mi de gidici – hep, hepp acele işi! – Çağın en güzel gözlü maarif müfettişi. Atlastan bakardım nereye gitti, Öyle öyle ezber ettim gurbeti.   Sevinçten uçardım hasta oldum mu, 40’ı geçerse ateş, çağ’rırlar İstan
"Caresiz kaldiginizda bilin ki tek care yine kendinizsiniz...!" "Ilerlediginiz yolda hic bir zorlukla karsilasmiyorsaniz,bilinki o yol asla sizi dogruya ulastirmaz...!" "Ayakta olmek diz ustu yasamaktan daha cok onur vericidir...!" "Akilli olanlar sebepler konusunda tartisirlar.Ama nihai karari sonucta surekli aptallar verir...!" "Kelimelerin gucunu bilmiyorsan insanlarin kuvvetini asla tahmin bile edemezsin...!" "Hayatta en aci sey ;Insanoglunun yasam surecindeki kacirm
Neden böyle oluyor diye düşünüyorsunuz? Acaba önceden farkına varsaydın ne değişir di sorusu geliyor aklına..! Onu da bir çırpıda kendine uyduruveriyor ve uzun atlayarak bir çırpıda kendi haklılığında kayboluveriyorsun. Nedendir bilinmez bu toplumumuzda yaygın bir olay gibi geliyor bana. Ölmeden, gitmeden veya terk etmeden güzelliklerin, saygınlıkların veya başarıların farkına varmak istemiyoruz..! Şımarık bir yapımız mı var! Yoksa kendimizi küçük düşürmekten mi korkuyoruz! y
Öylesine bir bardan ötekine, önemi olmadan ve önceliğini düşünmeden dolaşırken birden bir ses duydum, durdum ama birden kayboldu... Kendi kendime, acaba, benmi kurguladım o sesi diye düşündüm... Ama bütün dikkatim kullaklarıma kaymıştı. Kaymakta ne kelime, herşeyi unutmuş iki kulak olmuştum... Duyamıyordum yada unutmuştum artık ve kendi içinde kaybolduğum an, Geri dönüş yolculuğunun zolaştığı an, ezgiyi gene duydum ve bu sefer yakaladım ve bir dahada bırakmadım... Ö
Ne kadar geniş olabiliriz veya olmalıyız? Olayları basitemi indirgemeliyiz veya olduğundan daha kompleks halemi getirmeliyiz? Nasıl karşılamalıyız? Nasıl düşünmeliyiz? Neden? Niçin? sorularına ihtiyacımız var mı? veya ihtiyacımız varsa nasıl bir ayar vermeliyiz veya kendi içindeki dengeyi nasıl yakalamalıyız? Uzun mu olmalı? yoksa kısa mı? Sahip mi çıkmalıyız? yoksa öylesine görmemezlikten mi gelmeliyiz? dikkat ederseniz soru işaretleri çoğaldıkça çoğalıyor..! Öylesine söylenmiş, öylesine y
Geçmişi anarken veya yad ederken 'Şimdiki aklım olsaydı' bahanesi Bilemiyorum bunu kadınlar mı yoksa erkekler mi daha çok kullanıyor, ama ben kendim hakkında konuşmak zorunda kalsam itiraf ederdim. Neyi mi itiraf ederdim bu deyimi çok kullandığımı açıklardım. Şöyle devam edeyim: Eski ilişkilerim hakkında konuşurken Kariyerimle ilgili konuşurken Aile ilişkileri hakkında konuşurken Eski arkadaşlarım hakkında konuşurken Kendi eğitimimle ilgili konuşurken "Şimdiki aklım olsaydı" ifadesi, geçmiş
Vancouver - Kanada Kış Olimpiyatları açılışını seyrederken Kanada'nın o zengin kültürel yapısını yansıtması beni o kadar etkiledi ki kendi içimde birçok parçaya ve farklılığa büründüm ve anlamaya çalıştım. Nedir bu kültürel zenginlik, nasıl onere edilir ve yaşatılmaya çalışılır? Kim bu zenginliği anlayabilir veya onore eder? Nasıl bir insandır? Hoşgören, anlamaya çalışan, onore eden, yaşatan ve saygın bir bakış açısı ile onu kabul eden??? Her Wetsuweten insanı ayağını yere vurduğu
Elalem ne der gardiyanı "Elalem ne der" ifadesi, Türkçede başkalarının ne düşüneceği, ne söyleyeceği endişesini ifade eden bir deyimdir. "Gardiyan" ise, cezaevlerinde mahkumların güvenliğini sağlayan ve onlara nezaret eden kamu görevlisidir. Dolayısıyla "Elalem ne der gardiyanı" şeklinde bir tamlama, genellikle başkalarının ne düşüneceği endişesiyle hareket etmeyen, kendi işini yapan, toplumsal baskılara aldırmayan kişi veya durumlar için kullanılır. Bu ifade, genellikle "Elalem ne der diye diye

Önemli Bilgiler

Bu siteyi kullanmaya başladığınız anda kuralları kabul ediyorsunuz Kullanım Koşulu.

Account

Navigation

Tarayıcı push bildirimlerini yapılandırın

Chrome (Android)
  1. Adres çubuğunun yanındaki kilit simgesine dokunun.
  2. İzinler → Bildirimler seçeneğine dokunun.
  3. Tercihinizi ayarlayın.
Chrome (Desktop)
  1. Adres çubuğundaki kilit simgesine tıklayın.
  2. Site ayarları seçeneğini seçin.
  3. Bildirimler seçeneğini bulun ve tercihinizi ayarlayın.