İçeriğe atla
View in the app

A better way to browse. Learn more.

Tartışma ve Paylaşımların Merkezi - Türkçe Forum - Turkish Forum / Board / Blog

Ana ekranınızda anlık bildirimler, rozetler ve daha fazlasıyla tam ekran uygulama.

To install this app on iOS and iPadOS
  1. Tap the Share icon in Safari
  2. Scroll the menu and tap Add to Home Screen.
  3. Tap Add in the top-right corner.
To install this app on Android
  1. Tap the 3-dot menu (⋮) in the top-right corner of the browser.
  2. Tap Add to Home screen or Install app.
  3. Confirm by tapping Install.
Blog gönderen: Admin - Şurada: Genel
  • Başlık

    82
  • Yorum

    246
  • Görüntü

    270.679

Bu blog hakkında

Neden Patates? Neden Blog???

Bu blogdaki başlıklar

Acaba, dünyaya tepeden bakacak bir yerde yaşasak, ne görürdük diye hiç merak etmediniz mi..! Ben ettim! Acaba etmese miydim diye de düşünmedim değil! Yüksekliğin kendi içindeki dinamizmi bana hep alçak ve yüksek kavramlarından sınırsız zevk alma hissi vermiştir. Tırmanacaksın, termosunu çıkarıp kahveni o onlarca yıldır atmadığın teneke bardağında yudumlayacaksın. Tırmanacaksın, bir süre gözlerini kapatıp sadece rüzgarın o yükseklikte neler fısıldadığını dinleyeceksin. Tırmanacaksın, kahven bitti
Denklem veya formül böyle kurulmuş. Denklemi kuran bilinmiyor! Denklemi kuranı görende bilinmiyor! Yaşamın her basamağında karşınıza çıkan aşk yaşamınız üzerinde etkilimi-etkisizmi onuda kendi kendinize sormanız gerekirken ağlamaktan veya ağlamaya itilmekten bir türlü düşünemiyorsunuz. Gittikçe daralan tünelde kendi içinizde karşılık bekleyen sorular dururken kendi dışınıza angaje olup böylece devam ederek ölmeyi beklediğiniz söyleniyor ve bunu çok akıllı birisi söylemişti diyeceğiniz bir dur
SOKAKLARIN ASİL SOYLU İKİLİSİ: BİR ÇITIRIN VE BİR BEYAZIN TÜRKLERİ BÜYÜLEYEN AŞK HİKAYESİ (Simit ve Peynir)! Susam kaplı altın sarısı bir halkanın, sütün en saf ve en karakterli hali olan peynirle buluşması 단순 bir beslenme eylemi değildir; bu, coğrafyayı, tarihi, sınıfsal sınırların yıkılışını ve ruh hallerimizi şekillendiren asırlık bir ritüeldir. Türkiye’de günün hangi saatinde olursanız olun, fırından yeni çıkmış buram buram pekmez kokan bir simidin yanına kesilmiş bir dilim peynir, yalnızca
Kutsal Direksiyon Haklılığı: Kendine Mübah, Başkasına Günah! Trafikteki Görünmez Ayna: Çifte Standartlar ve Direksiyon Başındaki "Haklılık" İllüzyonu Modern şehir yaşamının en büyük stres kaynaklarından biri olan trafik, aslında insan psikolojisinin en ham ve filtrelisiz halini sergilediği devasa bir laboratuvardır. Direksiyon başına geçen bireyin, kapalı bir metal kutunun verdiği güven hissiyle birlikte büründüğü "dokunulmazlık" zırhı, toplumsal yaşamdaki etik değerlerin hızla aşınmasına neden
KAMERALAR KAPANDI, İNSANLIK ÖLDÜ MÜ? VİDEOYA ÇEKİLMEYEN İYİLİK SAYILMIYOR! 21.yüzyılın en büyük ironilerinden biriyle karşı karşıyayız: Birine yardım etmek, bir sokak hayvanını doyurmak ya da zor durumda olan bir insanın elinden tutmak artık tek başına yetmiyor. İyiliğin "geçerli" sayılması, değer görmesi ve toplum vicdanında yer bulabilmesi için görünmez bir kural var: O anın mutlaka bir kamera merceğinden süzülüp dijital evrene aktarılması gerekiyor. Kamera kayıtta değilse, yapılan iyilik san
Sınırları Çizilmiş Bir Dünyadan Zirveye: İmkânsızlık Duvarını Azimle Aşmak İnsanın doğduğu yer, hayata gözlerini açtığı ilk sahnedir. Ancak bazı sahneler, oyuncusuna ne zengin bir dekor ne de konforlu bir kulis sunar. Toprakları kurak, sokakları yoksul, imkânları ise parmakla sayılacak kadar az olan coğrafyalarda çocuk olmak, hayata birkaç adım geride başlamak demektir. Böyle yerlerde büyüyen çocukların kulaklarına fısıldanan, hatta bazen yüksek sesle haykırılan ortak bir nakarat vardır: "Burad
Gerçeklikle Fantezi Arasındaki İnce Çizgi: Mitomani ve Patolojik Yalan Üzerine Psikolojik Bir İnceleme Bir arkadaşım var, sürekli yalan söylüyor ve zaman zaman kendi söylediği yalanlara kendisi de inanıyor. Örneğin, aslen Türk olmasına rağmen insanlara yarı İtalyan, yarı Yunan olduğunu söylüyor. Bazen kafasından hikayeler uyduruyor ya da kendisini başarılı göstermek için yaşanmamış olaylar kurguluyor. Kısacası, yalanlar aracılığıyla kendini egzotik göstermek için özel bir çaba harcıyor. Bu arka
Varlık ve Anlam Arasında İnsan: Aidiyet Hissi Üzerine Kapsamlı Bir İnceleme İnsan varoluşunun temelinde, fiziksel ihtiyaçların ötesine geçen ve bireyin "Ben kimim?" sorusuna yanıt aradığı derin bir psikolojik ve sosyolojik dinamik yatar: Aidiyet. Aidiyet, yalnızca bir gruba dahil olmak veya bir mekânda bulunmak değildir; kişinin kendisini daha büyük bir yapının parçası olarak hissetmesi, kabul görmesi ve varlığını bir bağlam içine oturtmasıdır. Abraham Maslow’un ünlü İhtiyaçlar Hiyerarşisi'nde
Medyadaki Sansasyonel Başlıklar - Haberler (Yalan, Yanıltıcı veya Abartılmış Haberler) Bütün örneklerinizi bu blog başlığı altında sıralayabilirsiniz Medyadaki sansasyonel başlıklar, genellikle okuyucu kitlesini artırmak veya belirli bir algı yaratmak amacıyla kullanılan yanıltıcı, abartılmış veya tamamen gerçek dışı içeriklerdir. 2025 yılı itibarıyla, dijital medya ekosisteminde bu tür haberlerin yayılımı ve bunlarla mücadele yöntemleri daha belirgin hale gelmiştir.  Sansasyonel Haber Türleri v
Mutlu Son Yanılgısı: Savaşın, Kabullenişin ve Anların Eşsiz Dansı Bir kaç gün önce Eşref ve Rüya diye saçma sapan bir diziye denk geldim. Bir sahnesinde şu cümle döküldü birinin dudaklarından "Mutlu son diye bir şey yok, sadece mutlu anlar var; bazı insanlar o anları çoğaltmak için savaşıyor." ve bende bu konuda bir şeyler yazma gereği duydum. İnsanoğlu, var olduğu günden bu yana zihnini doğrusal bir kurguyla beslemeye meyillidir. Masallar "onlar ermiş muradına, kerevetine çıkmış kerevizine" d
Kelimelerini Değiştir, Dünyan Değişsin: Dilin, Düşüncenin ve Gerçekliğin Gizli Mimarisi "Başlangıçta söz vardı." İnsanlık tarihinin en eski metinlerinden modern nörobilim laboratuvarlarına kadar uzanan bu kadim tespit, aslında sandığımızdan çok daha derin bir gerçeğe işaret eder. Ağzımızdan çıkan kelimeler, sadece iç dünyamızda olup bitenleri dışarıya aktaran pasif araçlar değildir; onlar, bizzat dış dünyamızı inşa eden, algımızı şekillendiren ve kaderimizi çizen aktif mimarlardır. İngiliz yaza
Kapalı Bahçelerin Sonu mu? Threads’in Yükselişi, Devlerin Göçü ve Sosyal Medyada Protokol Savaşları! Küresel sosyal medya ekosistemi, akıllı telefon çağının başlangıcından bu yana en köklü yapısal yeniden yapılanma sürecini yaşıyor. On yılı aşkın bir süredir, az sayıda hiper-merkezi ve dışa kapalı ("walled garden") ağ; çevrimiçi söylemin kurallarını, içerik üreticilerinin gelir modellerini ve tüketici dikkatini tekeline almıştı. Ancak son dönemde yaşanan jeopolitik gerilimler, Avrupa Birliği'ni
TEK TIKLA SİLİNEN SEVGİLER: SOSYAL MEDYADA 'TAKİPTEN ÇIKARMA' ACİZLİĞİ! Bu konuda yazmayı düşündüğüm de başlık ne olsun diye bir 'Brainstorming' yaptım ve İşte bu sosyal medya fenomenini ve ikili ilişkilerdeki o ani "takibi bırakma" (unfollow) refleksini manşetlere taşıyacak, biraz kışkırtıcı ve sansasyonel başlık seçenekleri: DİJİTAL İNFAZ! DOSTUNU BİR SANİYEDE 'UNFOLLOW' EDENLERİN ASIL DERDİ NE? KLAVYE BAŞINDA SAHTE GURUR: TARTIŞINCA İLK ÖNCE 'TAKİBİ' BIRAKANLAR REZİL OLUYOR! BİR BUTONA SIĞ
TEK BİR BABAN VAR 5 yaşında - Baba, sen benim kahramanımsın. 12 yaşında - Baba, çok katısın. 16 yaşında - Babam çok eski kafalı. 18 yaşında - Kendi başıma yaşamak için sabırsızlanıyorum. 25 yaşında - Baba, haklıymışsın. 30 yaşında - Keşke babamla daha fazla zaman geçirebilseydim. 50 yaşında - Babamı kaybetmek istemiyorum. 70 yaşında - Babamın yanımda olması için her şeyden vazgeçerdim. Tek bir baban var. Hayattayken değerini bil.
İlişkide Organik Uyumluluk Nedir (Organic Chemistry)? İlişki bağlamında "organik kimya", iki kişi arasında doğal, yoğun ve elle tutulamayan bir bağ anlamına gelir ve genellikle bir "kıvılcım" veya zahmetsiz bir uyum hissi olarak tanımlanır. Fiziksel çekim, zihinsel uyarım, paylaşılan değerler ve duygusal yakınlık gibi çeşitli faktörlerden kaynaklanır ve salt uyum veya arkadaşlığın ötesinde derin bir bağ yaratır. Bu güçlü bağ heyecan verici ve benzersiz hissettirir ve bireylerin kendilerini rahat
"Teatime" (Çay Saati/Dedikodu Anı) ve "Leaks" (Sızıntılar) Popüler kültürün en dinamik, en kaotik ve şüphesiz en çok tüketen damarlarından biri, dijital dünyanın modern tabiriyle "Teatime" (Çay Saati/Dedikodu Anı) ve "Leaks" (Sızıntılar) kültürüdür. Eskiden mahalle aralarında, kuaför salonlarında ya da magazin dergilerinin arka sayfalarında dönen dedikodu, bugün milyarlarca dolarlık bir sektörü, küresel sosyal medya trendlerini ve hatta kitle iletişim hukukunu şekillendiren devasa bir dijital e
Tüketim Çılgınlığının Görünmez Bedeli: Paketleme Kültürü, Tek Kullanımlıklar ve Ambalaj Atıkları Kıyameti Yirmi birinci yüzyılın modern şehir hayatı, bireye eşsiz bir özgürlük alanı sunarken, beraberinde insanlık tarihinin en büyük çevre krizlerinden birini de getirdi: Yalnızlaşan bireyin yarattığı devasa atık dağı. "Doğanın en büyük düşmanı paketler ve kutulardır" önermesi, bugün her zamankinden daha çarpıcı bir gerçekliğe işaret ediyor. Özellikle kent hayatında tek başına yaşayan bireylerin s
Başka kombinasyonu yokmudur acaba diye merak etmedim de değil... Bazan yaşamaktan çok ona anlam yüklemeyi ve olayı tam bir PowerPoint Şiir şovuna dönüştürmeyi seviyoruz. Öylesine alışmışız ki bu şovlara her zaman elimizin altında, e-posta kutumuzda bir tane duruyor. Bir açıyorsunuz karşınızda aşkın en yalın, yaşanacak en güzel hali, belkide anlatılabilecek en güzeli diyebilirim... Peki sonra ne oluyor. PowerPointle yapılmış bu aşk, kendi programının ekranından dışarı çıkamıyor ve hep söylenmemiş
Çitlemenin Ötesinde: Türk Kültürünün Sosyal Çimentosu "Çekirdek" Bir toplumun DNA’sını çözmek için bazen büyük tarihi olaylara değil, gündelik hayatın en küçük, en sıradan görünen alışkanlıklarına bakmak gerekir. Türk insanı için bu küçük ama tesiri muazzam alışkanlıkların başında hiç şüphesiz "çekirdek" gelir. Taşradan metropollere, sahil kasabalarından mahalle aralarındaki kaldırımlara kadar ülkenin dört bir yanını saran bu ritüel, sadece bir kuruyemiş tüketimi değil; sosyalleşmenin, dertleşm
O her zamanki gecelerden birinde gene yanlız başıma sokakta yürüyordum başımı kaldırdım ve: O her zamanki dolunay oradaydı... Düşündüm, İlk insanda aynı aya bakıyordu... Arşimet'te aynı aya bakıyordu... İsa'da aynı aya bakıyordu... Hz. Muhamette aynı aya bakıyordu... Churcill'de aynı aya bakıyordu... Lenin'de aynı aya bakıyordu... Atatürk'te aynı aya bakıyordu... ve bende aynı aya bakıyordum... Çok tuhaf hissettim kendimi....
Uzun süredir bu konu hakkında düşünüyorum: Hoşgörü Nedir? Nasıl Olmalıdır? Nasıl Algılanmalıdır? Neye, Nasıl, Neden Hoşgörü Gösterilmelidir? Bazan hoşgörünün herkesin kendine göre algıladığı değişen ve kişiye özel bir kavram olduğunu düşünürüm, bazan da hoşgörü genel bir kavrammışta herkes onu işine geldiği gibi kullanıyormuş sanırım. Her ikiside bana hoşgörünün nereye kadar ve nasıl kullanılacağını tam olarak anlatmıyor... Bir insan ne kadar hoşgörülü olmalı veya nereye kadar hoşgörülü olmaya ç
Her 10 Kasımda küçüklüğümü hatırlarım... Okula gitmek için can atardım neden olduğunu bilmediğim ve anlayamadığım bir gündü... Daha sonraları okumaya başladım ve anlama yolunda yol almaya başladım. Okudukça aydınlandım, anladıkça daha da anlama isteği ile Mustama Kemal Atatürkü öğrenmeye başladım. Bu bana yeni kapılar açtı... Ben MKA kendinden öğrenmek istedim... Bana öğretilenlerle değil... Ona onun gözünden bakmak, ona onun sesinden seslenmek, ona onun ayakaları ile ulaşmak, ona onun aklı ile
Küçükken Benim Kendime Ait Hiç Odam veya Yatağım Olmadı - Hep Kanepelerde, oturma odasında veya başkalarına ait yerlerde uyudum Televizyon veya sinema seyrederken gördüğüm o güzel çocuk odaları birden sanki hep özlemini duyduğum şey haline geliyor. Nedendir bilinmez ama insanın kendine ait bir odada büyümesi ve yatağında hep kendi kokusunu duyması güzel olabilir di diye düşündürttüler bana. Ah o filmler yok mu! Kendi odanda kendi yatağında ve kendi annen/baban seni kitap okutarak uyutu
"Yüreğinin götürdüğü yere git yada gittiğin yere yüreğini de götür" Soru şu yapılması zor bir şey mi? hadi düşünün bakalım..! Bu sözün iki farklı anlamı vardır: "Yüreğinin götürdüğü yere git" kendi kalbinin sesini dinleyerek ilerlemek anlamına gelirken, "gittiğin yere yüreğini de götür" ise nereye gidersen git, oraya duygularını ve ruhunu da katmak anlamına gelir. İlk ifade, spontane ve duygusal bir yolculuğu vurgular. İkinci ifade ise, varış noktanın ne olursa olsun, oraya kimliğini, hislerini

Account

Navigation

Tarayıcı push bildirimlerini yapılandırın

Chrome (Android)
  1. Adres çubuğunun yanındaki kilit simgesine dokunun.
  2. İzinler → Bildirimler seçeneğine dokunun.
  3. Tercihinizi ayarlayın.
Chrome (Desktop)
  1. Adres çubuğundaki kilit simgesine tıklayın.
  2. Site ayarları seçeneğini seçin.
  3. Bildirimler seçeneğini bulun ve tercihinizi ayarlayın.