İçeriğe atla


Fotoğraf

Bilecik tarihi yerleri


  • Lütfen cevap vermek için giriş yapınız.
Bu başlığa hiç cevap verilmemiş

#1 _asi_

_asi_

    Uzman Üye

  • Φ Yeni Üyeler
  • PipPipPipPipPip
  • 5.000 İleti

Gönderi Tarihi: 03 Ekim 2009 - 21:18


Bilecik’te yapılmış eski evler birbirinin güneşini, havasını ve görünüşünü kesmeyecek biçimde yapılmış; kırmızı kiremitli, ahşap tavanlı, genellikle beyaz badanalı ve çatıları birbirine değen evlerden oluşurdu.

Özellikleri itibariyle iki, üç katli yapılmış olan bu evlerde yakin bir tarihe kadar inşaat malzemesi olarak ker**** ve ağaç kullanılmaktaydı. Evlerin alt katları hizmet bölümleri, ara katlar asil yasama odaları veya ipek böcekçiliği için ayrılmıştır. Cumbalı yapılar da ahşap ve tas uyumlu olarak kullanılıyordu.

İlimizde özellikle Osmaneli İlçe merkezinde Osmanlı dönemine ait sivil mimarlık örnekleri halen mevcuttur.
Daha sonra yapılmış yapıların ise yapı tekniği tamamen ahşap özellik göstermektedir. Her biri zarif görünüşlü motifli süslemelerle bezenmiştir.

İlin sahip olduğu tarihi-kültürel değerlerin birçoğu Türk Sanat tarihinin ilk dönem Osmanlı mimarlık eserlerinin bulunduğu çağa aittir. Camiler genellikle tas temelden, kare plan üzerine kubbeli, bir kısmı tamamen tastan sade özellikte yapılmıştır. Yine kubbeli özellikte yapılmış hamamlar ise soğuktan sıcağa doğru ilerleyen bölümler halindedir.

Türbelerin inşasında kesme taslar kullanıldığı gibi tuğla da kullanılmış ve üzeri kubbe ile örtülmüştür. Kesme tas ve tuğlanın da kullanılarak yapıldığı kervansaraylar ise dikdörtgen plana sahip ve kapı üzerleri kemerlidir.
Ayrıca; köprüler tastan yapılmış, çeşmeler neo-klasik yapıda, surlar Roma ve Bizans dönemine ait özellikte, kilise antik ve Bizans sanatları karışımı üslupta yapılmıştır.

Söğüt Ertugrulgazi Müzesi Söğüt İlçe Merkezinde Eski Türk evi mimarisiyle restore edilerek 2001 yılında hizmete açılan Müze’de Söğüt ve civarı ile yakin çevrede yasayan Yörüklere ait etnografik eserler ve eşyalar sergilenmektedir.

Müze’de sancak, eski giyim ve kuşamlar, el dokuması kilim ve halılar, silahlar, ölçü ve tartı aletleri, peşkir ve para keseleri; Arkeolojik eserler (Roma, Bizans, Osmanlı dönemlerine ait sikkeler, Roma dönemine ait toprak kaplar) mevcuttur.


Şeyh Edebalı Türbesi

Edebalı, 1208 yılında Horasan’ın Merv şehrinde doğmuştur. Osman Gazi’nin kayınpederi ve Anadolu’nun ilk Ahi Şeyhlerindendir. Çocukluğunu Horasan’da geçiren Edebalı, tahsilini Sam’da tamamlayarak devrin büyük bilginlerinden ders almış ve Eskişehir’in İtburnu Köyüne yerleşmiştir.

Ertuğrul Gazi ve Osman Gazi, kuruluş döneminde ahilerden ve özellikle Ahi Şeyhi olan Edebalı’dan büyük yardım görmüşlerdi.

Osman Bey, Söğüt’teki tanışmasından sonra (1281) sık sık Şeyh Edebalı’nın Eskişehir’deki dergâhını ziyaret ederek onun görüşlerinden faydalanmıştır. Edebalı Bilecik’in fethinden sonra da Bilecik Kadılığına tayin edilmiştir.

Şeyh Edebalı at sırtında gezen, yayla ve otlaklarda dolasan Kayı Aşiretini bir hamur gibi yoğurmuş, onların yerleşik hayata geçmelerinde önemli rolü olmuştur. Devlet yapısının kurulmasında büyük hizmetler veren ve yardım eden, bu bakımdan Osmanlı Devleti’nin “Manevi Lideri” olarak bilinen Edebalı, 1328 yılında 120 yasında vefat etmiştir. Edebalı’nın bazı uyarı ve sözleri şunlardır:

“Toprağa bağlanınız. Suyu israf etmeyiniz. Veriniz; elleriniz yumuk kalmasın. İlim sahiplerini koruyunuz. Ağaç dikiniz...”

Türbe, Orhan Gazi tarafından, Eski Bilecik şehrinin kurulduğu vadinin sırtında küçük bir tepe üstüne yaptırılmıştır. Eskiden kubbeli olan fakat Yunanlıların yaptıkları saldırılarla tahrip edilen türbenin üzerine kiremit çatı örtülmüştür. Bir salon ve iki ayrı odadan ibaret olan türbede, büyük oda mihraplı bir mescit, diğer yandaki oda ise sohbet hane ve misafirhane olarak kullanılmaktaydı.

Şeyh Edebalı ve yakınlarının bulunduğu kısımda, tavanı kubbeli bölüm dikdörtgen biçiminde olup burada yedi büyük, dört küçük sanduka bulunmaktadır.


Ertugrulgazi Türbesi

Ertuğrul Bey, Kayı Boyu Türklerinin değerli önderi; Kayı boyu ise Osmanlı Devleti’nin nüvesi, çekirdeği olmuştur. Onun önderliğinde Söğüt ve dolaylarında kök salan cesur ve mert savaşçıların oluşturduğu 400 çadırlık uç beyliğinden bir devlet doğmuştur.

Bizans akınları karsısında Selçuklu Ordusu yanında yer alan ve basarılar kazanan Kayı Boyu Aşireti Reisi Ertuğrul Gazi’ye, Selçuklu Sultani Alâeddin Keykubad Bizanslılara karşı kazandığı zaferlerden dolayı, Söğüt’ü kışlak, Domaniç’i yaylak olarak vererek; Kayıların Söğüt Kasabası civarına gelerek yerleşmelerini sağlamış, kendisini de Sancak Beyi tayin etmiştir.

Anadolu’yu Türklerden temizlemek isteyen Bizans Hükümdarlarına karsı genç ve dinç bir kuvvet olarak yarım asır karşı koymak suretiyle Türklerin Anadolu’da yerleşmesini ve kalıcılığını sağlamış ve savaş alanlarında gösterdiği cesaret ve kahramanlıklarla “Gazi” unvanını almıştır. 1281 yılında 93 yaşında vefat etmiştir.

Türbenin yapılış tarihi kesin olarak bilinmemekle beraber, ilk olarak Osman Gazi tarafından açık mezar olarak yapılmış, daha sonra Çelebi Mehmet tarafından türbe haline getirilmiştir. Çevresi geniş duvarlarla çevrili, ağaçlandırılmış bir bahçe içerisinde yer alan türbe en son 1886–1887 tarihlerinde II. Abdülhamit tarafından onarılmıştır.

Türbenin bahçesinde; Ertugrulgazi’nin karisi Halime Hatun, Osman Bey’in geçici kabri, Ertugrulgazi’nin kardeşi Dündar Bey, oğlu Savcı, Osman ve Orhan Beylerdin silah ve sır arkadaşları olan Akçakoca, Konur Alp, Aykut Alp, Turgut Alp, Samsa Çavuş, Karamürsel, Abdurrahman Gazi ve Emin Ali’nin kabirleri bulunmaktadır.


Dursun Fakih Türbesi

Dursun Fakih Şeyh Edebalı’nın damadı, Osman Gazinin bacanağı olup, ilk hutbeyi okumuştur. Tefsir, hadis ve fıkıh bilimlerinde eğitim almış o dönemin bir ilim adamı, hukukçu olarak Osmanlı Devletinin kurulmasında hizmet etmiştir. Türbe Söğüt İlçesi Küre Beldesinde bir tepe üzerindedir.


Kumral Abdal Türbesi

Osmanlı Devletinin kuruluş döneminde önemli bir yere sahip dervişlerden biri olan Kumral Abdal, Ertuğrul Gazi’nin sancaktarı, Edebalı’nın mürididir. Osman Gazi’nin rüyasında göğsünden çıkan ulu çınar ağacının Şeyh Edebalı tarafından “Kurulacak büyük bir devletin” müjdesi olarak yorumlanmasının ilk tanığıdır. Türbesi Bozüyük’te 2 km. uzaklıkta, Kovalıca yolu üzerindedir.


Mihal Gazi Türbesi

Bizans’ın Harmankaya Tekfurudur. Osman Bey’e yönelik bir suikastı haber verdiği için tarihimizde özel bir yeri vardır. Gördüğü rüya üzerine Müslüman olmuş ve aldığı Abdullah adıyla Osmanlı Ordularında akıncılık yapmıştır. Türbesi İnhisar İlçesi Harmanköy’dedir.


Malhatun Türbesi

Şeyh Edebalı Türbesinin bitişiğinde, külliyenin en doğrusunda, yine bir kaya üzerinde yer almaktadır. Şeyh Edebalı’nın kızı Osman Gazinin esidir. Dört köseli, kubbeli küçük bir yapıdır. Kubbe eteğinde iki pencere vardır. Osmanlı türbe mimarisi özelliklerini gösteren yapının öbür türbeyle yüksekliği birkaç basamakla giderilmiştir.


Orhangazi Camii

Orhan Gazi tarafından yaptırılan cami, Edebalı Türbesine 50 m. uzaklıktadır. En ilginç yani, minareler camiye bitişik olurken, burada ise asil minaresi ana binadan 30 m. Uzakta bir kayanın üzerine inşa edilmiştir.

II. Abdülhamid zamanında önemli bir onarım görmüştür. Orhan Gazi Camii Osmanlı Devri Türk mimari sanatının Dini mimari alanında ilk kubbeli yapı denemesinin örneğidir. Kubbe üzeri restorasyon sırasında kursunla kaplandığı için Kurşunlu Camii adıyla bilinir.

Osmangazi Camii

Eski Bilecik’in kuzeybatısında küçük bir vadinin ortasında, yapay bir platform üzerindedir. Vakfiyesinden anlaşıldığına göre, Orhan Gazi, Camiyi babası Osman Gazi için yaptırmıştır. Kurtuluş savaşı sırasında Yunanlıların yıkımına uğramış, günümüzde kuzey duvarları ve minaresiyle ayakta kalmıştır. Duvarlar moloz tastandır. Minarenin kare tabanı kesme tastan silindirik gövdesi tuğladan, tarihi değeri büyük bir yapıdır.


Ertugrulgazi Mescidi

Söğüt İlçesinin güney batısında Söğüt Çayı kenarında bulunan mescit, Ertuğrul Gazi’nin aşiretiyle geldiğinde ilk çadır kurduğu yer olarak rivayet edilir. İçinde kuyu bulunan ve “Kuyulu Mescit” olarak da adlandırılan yapı, 1276 tarihinden önce Ertuğrul Gazi tarafından yapılmış, II. Abdülhamit tarafından 1902 yılında ayni temeller üzerine inşa edilmiş ve daha sonraları onarım görmüştür.


Köprülü Mehmet Pasa Camii

1665 yılında Köprülü Mehmet Pasa tarafından yaptırılan cami, Bilecik-Sakarya Karayolu üzerinde Vezirhan beldesinde, Köprülü Mehmet Pasa Kervansarayı yakınındadır. Dikdörtgen planlı, duvarları kesme tastandır.


Hamidiye Camii

Söğüt İlçesinde son Osmanlı döneminin neo-klasik mimari tarzdaki yapılardan güzel bir örnektir. 1903–1905 yıllarında II. Abdülhamit tarafından yaptırılmıştır. Kare planlı olup, duvarları kırmızı kesme taştandır. Yapının üstü kursun kaplı tek bir kubbeyle örtülüdür.
İki minareli olduğu için halk arasında “Çifte Minareli Camii” olarak da tanınır.


Rüstem Pasa Camii

Osmaneli İlçe merkezinde klasik üsluptaki yapı, Ulu Cami adıyla da tanınır. Cami Kareye yakin dikdörtgen planlı olup, kesme tastan yapılmıştır.


Kasım Pasa Camii ve Külliyesi

Bozüyük İlçe merkezindeki cami, klasik Osmanlı Camilerinin tipik örneklerindendir. 1525–1528 tarihlerinde Kanuni Sultan Süleyman’ın komutanlarından Kasım Pasa tarafından Mimar Sinan’a yaptırılmıştır.

Duvarları kesme tastandır. Tek kasnaklara oturan üç kubbeli son cemaat yeri bulunmaktadır. Giriş kapısı ve mihrabın yanındaki pencerelerin ahşap kanatları ağaç isçiliği ve fildişi kakmaları ile ilgi çekicidir. Minberi ak mermerden çeşitli renkte çinilerle kaplıdır.

Hama’dan gelmiş, 1,75 m. yüksekliğinde dört sütunun üstüne kare bir mermer levha konarak kürsü durumuna getirilmiştir.


Çelebi Mehmet Camii

Söğüt İlçe Merkezinde 1414–1420 yılları arasında Sultan I.Mehmet Çelebi tarafından yaptırılmış olup, Osmanlı Mimarlık Sanatının kubbeli yapılar türündeki ilk örneklerindendir. Dikdörtgen görünümlü olan ve 12 kubbesi bulunan Cami, II. Abdülhamit tarafından onarılmıştır.

Karamustafa Pasa Camii

Pazaryeri İlçemizde, Osmanlı Sadrazamlarından Merzifonlu Mustafa Paşa’nın Iran Seferine gidisi sırasında geçerken yaptırdığı camidir. Yanında bir de medresesi bulunan ancak, Kurtuluş Savaşı yıllarında Yunan işgali sırasında tahrip edilen caminin minaresi günümüze kadar gelmiş, caminin yerine yenisi yaptırılmıştır.


Metristepe Zafer Anıtı

Yakin tarihimizde çok önemli yeri olan ve Türk Kurtuluş Savaşımızın en çetin mücadelelerinin yapıldığı ve önemli dönüm noktalarından olan İnönü Savaşlarının kazanıldığı ve büyük önder Atatürk’ün ifadesiyle “Milletin makûs talihinin yenildiği yer” olan Bozüyük Metris tepe’de şehitlerimizin yüce anılarını yaşatmak amacıyla yapılan Metris tepe Anıtı o muhteşem görünüşüyle Türk’ün yenilmezliğini simgelemektedir.
Bu muhteşem anıtın bulunduğu Metris tepe’de, her yıl 1 Nisan’da anma törenleri düzenlenir. Betonarme olarak 24 metre yüksekliğinde yapılan anıt üzerinde rölyefler, savaşa katılan birlikler ve komutanlarıyla ilgili bilgiler bulunur. Metris tepe’nin tarihsel önemi dikkate alınarak Valilikçe 2001 yılında anıt ve çevresinde yeniden restorasyon çalışmaları yapılmıştır. Anıtın yan tarafında, savaşlarda görev alan üst düzey komutanların fotoğraflarının yer aldığı 2 adet dikdörtgen anıt ile dört bir tarafına ve anıttan ayrı İnönü Savaşları ve tarihi telgrafları içeren dört adet rölyef, anıtın ön tarafına da iki ayrı kaide üzerinde heykeller yapılmış, çevresinde siperler kazılmıştır.
Kazanılan zaferlerle Türkiye Cumhuriyetinin kurulması yolundaki tüm engellerin yıkılmış ve büyük önder Atatürk’ün Bati Cephesi Komutanı Albay İsmet İnönü’ye gönderdiği kutlama telgrafında yer alan “... Siz orada yalnız düşmanı değil, milletin makûs talihini de yendiniz...” sözleriyle tescil edilmiştir.


Türk Büyükleri Platformu

Tarihte devlet kuran Metehan’dan Atatürk’e kadar Türk Büyüklerinin büstlerinin ve bayraklarının yer aldığı platform Söğüt İlçesindedir.


Mihalbey Hani ( Tashan )

Gölpazarı İlçe merkezindeki han ilk dönem Osmanlı Mimarisinin yapısal örneklerini taşır. Kemerli giriş kapısının üzerindeki kitabeden, han’ın 1318 yılında Mihalbey tarafından yapıldığı anlaşılmaktadır. Dikdörtgen planlı iri taslarla yapılmış han’ın duvarları ve üzeri tuğla malzemeyle tonoz örtülüdür.


Köprülü Mehmet Pasa Kervansarayı

Bilecik-Adapazarı karayolu üzerinde Vezirhan Beldesindedir.. 17.yüzyıl baslarında sadrazam Köprülü Mehmet Pasa yaptırmıştır. 1665 yılında yapıldığı sanılmaktadır. Tipik bir han olmakla beraber, bir kervansaray örneğidir.

Uzunca dikdörtgen planında olan kervansaray üç bölümden oluşmaktadır. Arabaların çekildiği orta bölüm, kervansarayın ana yapısı olan yan bölümlerden daha küçüktür. Kervansarayda konaklayanların oturmaları için yapılmış olanlardan bugün hiçbir iz kalmamıştır. 1915’te sağlam olduğu bilinen çatı bu tarihte çökmüş, günümüzde yıkıntı dört duvar durumundadır.


Kilise Kalıntısı

Osmaneli İlçe merkezinde, üç nofli, haç planlı kubbeli bazilika tarzında bir yapıdır. Yalnız iç nar taksi vardır. Ortadaki küçük kubbesi ve çatı örtüsü yıkılmıştır. Kubbe dışında kalan çatı örtüsünün dâhilde tonozla örtülü olduğu anlaşılmaktadır. Ön cephenin iki kösesinde birer çan kulesi yükselmektedir. Bina günal üslubu itibariyle ortaçağ roman kiliselerinin XIX. yy. sonlarına doğru yapılmış bir taklididir.


Kaymakam Çeşmesi

Söğüt İlçesinde, 1919 yılında Kaymakam Sait Bey tarafından yaptırılmış Neo-Klasik us-luptaki çeşme, Osmanlı Mimarlık Sanatının son örneklerindendir. Çeşmenin üç kenarının ortalarında dilimli vazo biçiminde yalakları, iki yanında kabartma yaldız, motifleri bulunmaktadır. Yüzeyler sivri kemerler Nis durumunda olup, nişin içi ve üstü renkli çinilerle kaplıdır. Çeşme dört cepheli olup, Kütahya çinileri ve mermerden yapılmıştır.


İnönü Şehitliği

Bozüyük’e 6 km uzaklıktaki etrafı çam ve köknar ağaçlarıyla çevrili şehitliğin içinde çok sayıda şehit mezarı ve ayrıca mermerden yapılmış şehitlik nisan taşı bulunmaktadır. Her yıl 1 Nisan’da “İnönü Şehitlerini Anma Günü” burada yapılır.


İntikam tepe Şehitliği

Kurtuluş Savasında şehit düsen çok sayıdaki insanimizin kabirlerinin bulunduğu şehitlik, Bozüyük Dodurga yolu üzerinde bulunmaktadır. Mezarlardan birinin üzerindeki yazıda; “126. Alay, 3. Tabur, 9. Birlik kahramanları buruda şehit düştüler. 30–31 Mart 1921 Mezarları Zaferlerin Beşiği Oldu.” İbaresi yer almaktadır.


Belekoma Kalesi

Su anda tahrip edilmiş temellerine rastlanan ve Eski Bilecik şehrinin etrafında kurulup geliştiği kale, Karasu Havzasının Hamsu Vadisinin en dik ve sarp kayasının üzerine kurulmuştu. Bugün bedenlerinden eser kalmayan kalenin, kayaların bos yerlerini dolduran temel parçaları doğu yüzünde görülmektedir. İki kısım olduğu ileri sürülen kalenin şato biçimindeki kisminda Tekfur, halk arasinda kral kizinin mezari olarak adlandirilan ikinci kısmında ise Tekfur ailesi ve diğer kadınlar bulunurdu.


Saat Kulesi

Bilecik Merkezinde İpekyolu üzerinde seyahat edenlere zamanı bildirmek amacıyla dört cepheli, saat göstergeli olarak, 1907 yılında II. Abdülhamit zamanında yapılan saat kulesi, ana bölüm olarak tas ve ağaç gövdeyle, külah kısmından ibarettir.


Hamidiye İdadisi

1903 yılında II. Abdülhamit tarafından yaptırılan ve üzerinde Sultan Abdülhamit’in tuğrası bulunan idadi, kırmızı kesme tastan yapılan pencere ve kapı sütunları, zarif görünüşü ve mimarisiyle son derece görkemli ve ilgi çekicidir.

Ayrıca, Dar-ül itan 1919 yılında Kaymakam Sait Bey tarafından Hamidiye İdadisine ek olarak Sultan Reşat zamanında imece olarak yaptırılmıştır. Şehit çocuklarının yararlandığı bu binaya halk arasında “Şüheda Mektebi” veya “Şehitler Mektebi” denmektedir.


Orhangazi İmareti

İpekyolu’nun Bilecik’ten geçen bölümü üzerinde yapılmış olan imaretin (Aşevi) duvarları; tas sıralar arasına tuğla konularak örülmüş, yığma duvar özelliğinde; yüksek, iki kubbeli bölüm-den oluşmuştur.


Kasımpaşa İmareti

Kasımpaşa Camiinin bati yönünde bulunan imaret, cami ile birlikte inşa edilmiş olup; halen aşevi olarak kullanılmaktadır. Kesme tastan yapılmış ve üzeri kiremit çatı ile kaplı dikdörtgen biçimindeki yapı, bugün hala sağlam görünümüyle ilgi çekmektedir.