Jump to content
Sign in to follow this  
evrensel-insan

Birey ve Sosyal Bilincten Yoksun Sosyalizm

Recommended Posts

Yukaridaki basligi daha bir algilanir kilabilme adina; Marx'in bir deyisini hatirlayalim.

"Gelismis ulkelerde devrimi yapmak zor, sosyalizmi getirmek kolaydir; geri kalmis ulkelerde ise devrimi yapmak kolay, sosyalizmi getirmek zordur"

Marx yukaridaki soyleminde ne demek istemistir.

"Gelismislik/geri kalmislik" derken neye isaret etmis neyi belirtmek istemistir. Yani gelisen ve geri kalan nedir?

"Devlet eli ile kapitalizmi gelistirmek" ya da "devlet kapitalizmi" nedir, nerelerde ve neden gereklidir?

Devrimi yapacak olan ile sosyalizmi getirecek olan arasindaki iliski/bag/celiski nedir, var midir?

Marxizmi hayata gecirmek isteyen, Lenin, Mao ve Gerilla tipi devrimler hangi farklarla birbirlerindenfarklilasirlar.

Trocki'nin Lenin'e olan itirazinin temelinde hangi zihniyet yatmaktadir?

Son olarak; bir toplumu herhangibir ideolojinin inancin izmin etik degerin onculugu ustunlugu hakimiyeti ve iktidari temelinde tum topluma teklestirme olarak dayatmak, bir hak ve ozgurluk ihlalidir.

Bu dayatma ortakliginda fasizm ile sosyalizmin farki nedir?

Bu dayatmanin bir ideoloji inanc milliyet din/mezhep, sinif, zumre v.s. temelli tum toplumu icermeyen bir parca olmasi hepsinin ortak noktasi degil midir?

Bugun gezi parki halk direnisi AKP'nin bu teokratik otokratik olarak sunni islami politik/ideolojik temelde tum topluma dayatmasina karsi cikmiyor mu?

Bu dayatmayi proletarya yapmis olsa farki nedir?

Evet, ben sosyalizm de sosyal ve birey bilinci olmadigini soyluyorum ve ideolojik bir izmin iktidar olarak tum topluma dayatilmasinin hak ve ozgurluk ihlali oldugunu ve de bu dayatmanin nedeninin sosyal ve birey bilinci tasimadigini soyluyorum.

Herhangibir ideolojik/politik etik ve izm icerikli bir niteligin topluma hukumet devlet ve iktidar eliyle dayatilmasi, evrensel hukuk ve insan haklarina gore sosyal ve bireysel hak ve ozgurluk ihlalidir.
 

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest meraba

Nasıl birey bilinciymiş bu? Her derde deva, her şeye reçete gibi.

 

"Birey bilinci" ücretli köleci sömürü düzenine son veriyor mu?

 

Sömürenlerin tüm derdi de zaten birey bilinciyle bilinçlenip insafa gelmekti..

Share this post


Link to post
Share on other sites

Nasıl birey bilinciymiş bu? Her derde deva, her şeye reçete gibi.

 

"Birey bilinci" ücretli köleci sömürü düzenine son veriyor mu?

 

Sömürenlerin tüm derdi de zaten birey bilinciyle bilinçlenip insafa gelmekti..

Eger birey bilinci, batidaki bireyci akilciligin ve de bireysel ben bilincinin bilisselligi ile kazanilir ve tursel bilinc ile birlewstirilirse; zaten o zaman insanoglu kendi bunyesinde bir biri ile savasmanin anlamsizligini gereksizligini luzumsuzlugunu v.s. algilar ve "ben kendim icin ne istiyorsam, bunu ancak turum icin istersem ve tum turumun istemini karsilarsam, gerceklestirebilirim" temelli evrensel-insan zihniyetinin ilk asamasidir.

 

Iste bu asamada artik insanoglu turunun birinin ve kendinin zihinsel ve davranissal insanlasmasi gerektiginin bilinci ni almis ve ve insanoglundan isana zihinselgeciste engel olan hangi ve ne egosal akilsal ayristiran savastiran bolusturen v.s. veri tabu ve deger var ise, bundan arinmis ya da arinmanin farkina ve bilincine varmistir.

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest meraba

Sınıf bilincinin senin söylediklerinle ne farkı var da karşı çıkıyorsun? İllaki adı "birey bilinci"mi olması gerek. Aynı edinimler sınıf bilincinde de, bilimsel bilinç te de var.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Sınıf bilincinin senin söylediklerinle ne farkı var da karşı çıkıyorsun? İllaki adı "birey bilinci"mi olması gerek. Aynı edinimler sınıf bilincinde de, bilimsel bilinç te de var.

Sinif bilinci hem parcasaldir hem de sadece bu bilinci tasiyanin niteligi ile digerlerini nicelik yerine koyar, hem sinifsal  baskidir, hem de insanoglu bilisselligi yoksunudur. Tamaman materyalist/marxist bir bakis acisinin tezahurudur. Zaten kapitalist sistem sinifsaldir, dolayisi ile siniflarin el degistirmewsi kimseyi kapitalist sistemden kurtarmaz. Kisaca hak ve ozgurluk olarak sinif uzerinde baski vardir.

 

Yani proletarya diktatorlugu ile AKP diktatorlugu arasinda ideolojik inancsal dogrunun iktidari gucu ve otoritesinin zor kullanimi adina bir fark yoktur.

 

Insanoglu egosal elbise olarak once toplumsal kisilik elbisesi giyer, sonra toplumu siniflara ayirarak sinif elbisesi giyer, sinif elbisesinden sonraki asama egonun turun birini bulmasidir. Yani ben bilinci, bireysel ve bireyci akilcilik, bencillik bananecilik iste burdan yeserecek olan birey bilinci hem insanoglu turunun mustakil var olan biri hem de tumunu kapsayan turu olarak; hem minimum da hem de maximum da bilincxine varir. Yani birlikten parcaliktan birsel butunluge kavusur.

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest meraba

Sinif bilinci hem parcasaldir hem de sadece bu bilinci tasiyanin niteligi ile digerlerini nicelik yerine koyar, hem sinifsal  baskidir, hem de insanoglu bilisselligi yoksunudur. Tamaman materyalist/marxist bir bakis acisinin tezahurudur. Zaten kapitalist sistem sinifsaldir, dolayisi ile siniflarin el degistirmewsi kimseyi kapitalist sistemden kurtarmaz. Kisaca hak ve ozgurluk olarak sinif uzerinde baski vardir.

 

Birey bilinci olarak kazanılacak ilk olgu sınıf bilincidir diye düşünüyorum. Sınıf bilincini kazanamayan insan hangi konuda bilinçlenecek? Diğer bir deyişle sömürü bilincinden başka insani/insanlaşma bilinci ne olabilir?

 

Her hangi bir felsefe veya ideolojiyle sınıf bilincine karşı çıkılmalı ki, sınıf mücadelesi engellensin, daha bir kaç nesil sömürü devam etsin. Burjuvazi boşuna mı üretiyor kendine yaralı olacak felsefeleri, ideolojileri, inançları.. Karşı çıkın da sömürenlere maşalık yapın.  

 

Yani proletarya diktatorlugu ile AKP diktatorlugu arasinda ideolojik inancsal dogrunun iktidari gucu ve otoritesinin zor kullanimi adina bir fark yoktur.

 

Birisi sömürü düzenini, diğerisi de üreticinin hakim olduğu düzeni yaşatmak istiyor. Fark bu. Göremiyor veya inkar ediyorsan ben ne yapayım.

 

Insanoglu egosal elbise olarak once toplumsal kisilik elbisesi giyer, sonra toplumu siniflara ayirarak sinif elbisesi giyer, sinif elbisesinden sonraki asama egonun turun birini bulmasidir. Yani ben bilinci, bireysel ve bireyci akilcilik, bencillik bananecilik iste burdan yeserecek olan birey bilinci hem insanoglu turunun mustakil var olan biri hem de tumunu kapsayan turu olarak; hem minimum da hem de maximum da bilincxine varir. Yani birlikten parcaliktan birsel butunluge kavusur.

 

 

Birsel bütünlük oluyor da, üretici güçlerin bütünlüğü olmuyor öyle mi? Alacaksa ikisi de bilimsel bilinç alıyor. Ha Kelhasan, ha Hasankel ne farkı var? Önemli olan bilimsel bilinç. Bilimsel bilinci telaffuz etmeye hiç yanaşmıyorsun. Bilimsellik içeren tüm felsefe ve ideolojiler insan yararınadır. Bir tek felsefenin doğruluğunu, şaşmazlığını savunmak tek tiplik veya dogmatiklik değil midir? 

Share this post


Link to post
Share on other sites

 

 

Birey bilinci olarak kazanılacak ilk olgu sınıf bilincidir diye düşünüyorum. Sınıf bilincini kazanamayan insan hangi konuda bilinçlenecek? Diğer bir deyişle sömürü bilincinden başka insani/insanlaşma bilinci ne olabilir?

 

Maalesef sinif bilincinden sonra bireysel bilinc ve bireyci akilcilik geliyor. Birey bilinci ve tursel duzeyi ondan sonra. Cunku sinif bilincinde kisi toplumsal kisilik sahibi.

 

 

 

Her hangi bir felsefe veya ideolojiyle sınıf bilincine karşı çıkılmalı ki, sınıf mücadelesi engellensin, daha bir kaç nesil sömürü devam etsin. Burjuvazi boşuna mı üretiyor kendine yaralı olacak felsefeleri, ideolojileri, inançları.. Karşı çıkın da sömürenlere maşalık yapın.
 

 

 

Ya insanlik mucadelesi? Sinif bilinci burjuvanin tezahurudur ve kapitalist sistemin urunudur. Bilince dayanmaz, ekonomik olanagin tanidigi yasam ve iliskiye dayanir. Sinifi da bilinc degil; ekonomik duzey belirler.

 

 

 

 

Birisi sömürü düzenini, diğerisi de üreticinin hakim olduğu düzeni yaşatmak istiyor. Fark bu. Göremiyor veya inkar ediyorsan ben ne yapayım.

 

Tamam iste, herkewsin ideolojik inancsal dogrusu kendine dogru, baskasina yanlis.

 

 

 

 

Birsel bütünlük oluyor da, üretici güçlerin bütünlüğü olmuyor öyle mi? Alacaksa ikisi de bilimsel bilinç alıyor. Ha Kelhasan, ha Hasankel ne farkı var? Önemli olan bilimsel bilinç. Bilimsel bilinci telaffuz etmeye hiç yanaşmıyorsun. Bilimsellik içeren tüm felsefe ve ideolojiler insan yararınadır. Bir tek felsefenin doğruluğunu, şaşmazlığını savunmak tek tiplik veya dogmatiklik değil midir? 

 

Ekonominin getirdigi sinifsallik sistemin bir urunudur, bilincin degil. Bilimsel bilinc ise, bireysel bilinc ve ilerisi icin gecerlidir. Daha onceki duzeylerde ideolojik inancsal dogru cikari bilimsel bilinci onler.

 

"Bir tek felsefenin dogrulugu" derken neyi kastediyorsun.

 

Sonucta felsefe de dahil hersey insanoglu zihinsel insanligina gore.

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest meraba

 

 

Maalesef sinif bilincinden sonra bireysel bilinc ve bireyci akilcilik geliyor. Birey bilinci ve tursel duzeyi ondan sonra. Cunku sinif bilincinde kisi toplumsal kisilik sahibi.

Bireyin bilimsel bilinci kazanması ile, bireyin de içinde olduğu toplumsal olarak bilimsel bilinci kazanmasının ne farkı var bana izah edermisin? Galiba bunu ne ben,  ne de senin önerilerini takip eden hiç kimse  anlayamayacak.. smile.png

 

Toplumdan soyut kalarak bireysel bilinç kazanmak ne demek? Kaldı ki bilinç kazanmanın en yoğun şekli eğitim de toplumsal. Soyut yapılamıyor. Bireyin toplumdan soyut olarak biliçlenmesi mümkün mü? Hangi soyut çabasıyla..

 

Birey bilinci kazanma konusunda "sorgulama" ilkesini ön plana çıkartıyorsun. Sorgulama metodu sanki akılcı-bilimsel, materyalist, determinist, Marksist sınıf felsefesinde yok mu? Sadece qua felsefesinde mi sorgulama metodu?

 

Birey bilinci kazanmayla, sağlıklı, özgür, eşitlikçi, demokratik toplum olma bilincini kazanmanın farkı ne?

 

"Bir tek felsefenin dogrulugu" derken neyi kastediyorsun.

 

Tabiki senin felsefeni, yani qua felsefesini. Değişmez/şaşmaz doğru olarak sadece bir felsefe veya ideolojiyi savunmak dogmatiklik değil midir? Bilimsel başka felsefe olamaz ne demek?

Share this post


Link to post
Share on other sites

Bak burdan basliyalim.

 

"Gelismis ulkelerde devrimi yapmak zor, sosyalizmi getirmek kolaydir; geri kalmis ulkelerde ise devrimi yapmak kolay, sosyalizmi getirmek zordur"

 

Marx'in yukaridaki sozunden ne algiliyorsun,aciklar misin?

Share this post


Link to post
Share on other sites

 

Bireyin bilimsel bilinci kazanması ile, bireyin de içinde olduğu toplumsal olarak bilimsel bilinci kazanmasının ne farkı var bana izah edermisin? Galiba bunu ne ben,  ne de senin önerilerini takip eden hiç kimse  anlayamayacak.. smile.png

Farki su toplumsal olarak toplumsal kisilik toplumun devletinin hukumetinin v.s. yonlendirim ve yaptirimlarini sahiplenir ve sabitler. Ayrica kendine sectigi ideolojik inancsal dogrulari vardir. Iste bilimin bilimselligi bunlara ters duatugunde cagdisi kalir. Ayni klasik bilimciler, yani bilimin temelini metafizik/varlik olarak alan bilimciler gibi.

 

Toplumdan soyut kalarak bireysel bilinç kazanmak ne demek? Kaldı ki bilinç kazanmanın en yoğun şekli eğitim de toplumsal. Soyut yapılamıyor. Bireyin toplumdan soyut olarak biliçlenmesi mümkün mü? Hangi soyut çabasıyla..

Konu toplumdan "soyutluk" degildir , bireysel bilinc olarak topluma kendi dusunce ve davranisini kabul ettirme soz konusudur. Toplumsal kisilikte ise kisinin kendi gorusu yoktur, toplumun bir kisminin gorusunu benimsemis ya da kabullenmistir. Evet bireysel bilinc bireyin kendi serbest iradesi ile kendini gelistirmesini saglar. Burada konu "soyutluk" degil; toplumda kendi olarak yer almak ve bunun toplum olarak kabul edilmesidir.

 

Birey bilinci kazanma konusunda "sorgulama" ilkesini ön plana çıkartıyorsun. Sorgulama metodu sanki akılcı-bilimsel, materyalist, determinist, Marksist sınıf felsefesinde yok mu? Sadece qua felsefesinde mi sorgulama metodu?

Qua felsefesi konuyu kavrami disaridan sorguluyor. Yani kisi kendi konunun bir ideolojik inancsal dogru penceresinden bakmiyor.

 

Soyle izah edeyim. Mesela turk milliligi bir farktir ve milli/etnik koken ayrimi bu farkin penceresinden yapilir. Bu qua felsefesi degildir. Bu kendi farkinin kendi farkin hakim ve ustunlugunde diger farklari degerlendirmektir. Qua felsefesinde ise, kisinin kendi farki ve goryusu yoktur. Sadece kavramin, konunun sorununun dile gelisi vardir. O yuzden notr algili ve disaridan bakis acilidir.

 

Iste marxist de diger izmlere gore kendi farkidir ve bu farkin hakim vue ustunlugunde digerlerine bakis acisi qua felsefesi degildir. Yani kisi kendi her turlu ideolojik inancsal izmsel dogrularini katmadan sorunu degerlendirir , qua felsefesinde.

 

Birey bilinci kazanmayla, sağlıklı, özgür, eşitlikçi, demokratik toplum olma bilincini kazanmanın farkı ne?

Biri birey ozgur ve iradeli digeri toplum bagimli.

 

Tabiki senin felsefeni, yani qua felsefesini. Değişmez/şaşmaz doğru olarak sadece bir felsefe veya ideolojiyi savunmak dogmatiklik değil midir? Bilimsel başka felsefe olamaz ne demek?

Evrensel-insan zihniyetinde ideolojik inancsaldogruluk soz konusu degildir. Soz konusu olan bireyin evrensel ve insansal tur butunlugune gore sorunlarin dile gelmesidir. Yani gozlem pratik olarak aciklanir.

 

Yapilandirmaci epistemoloji su an kabul goren felsefedir. Sen istersen "epistemoloji ve teorileri" basligindan-bilgi felsefesi digerlerini de incele. Iclerinden birini kendince bilimsel bulursan tartisiriz.

 

Quafelsefesinde ideolojik inancsal dogru yoktur. Sadece tum resmin dogru penceresiz gozleminin sorununu dile getirmek vardir. Diagbnostik ve analitiktir.

 

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest meraba

Bak burdan basliyalim.

 

"Gelismis ulkelerde devrimi yapmak zor, sosyalizmi getirmek kolaydir; geri kalmis ulkelerde ise devrimi yapmak kolay, sosyalizmi getirmek zordur"

 

Marx'in yukaridaki sozunden ne algiliyorsun,aciklar misin?

 

Şunu anlıyorum:

 

Gelişmemiş ülkelerde üretim düşük, buna bağlı olarak bilinçsiz bireyler çoğunluktadır. Bilinçsiz bireylerin oluşturdukları toplumlarda biatçılık çok kolay oluşur. Siyasal, inançsal akıntıya çok çabuk kapılırlar. Ama bilinçsiz bireylerin sosyalist kültürel eğitimi de bir o kadar zordur.. Galiba SSCB'de sosyalizmin başarıyla devam edememesi bu yüzden. Emperyalist yoz kültürden çok çabuk etkilendiler. İyi mi oldu? Ücretli köleci topluma geri dönüldü.

 

Diğeri de bunun tersi.

 

Burada yine bir problem var. Gelişmemiş ülkelerdeki bilinçsiz bireylerin çok kolay kandırılması gerçeği, karşı devrim ideolojilerine(dini veya etnik) de çok kolay biat edip karşı(faşist) güç oluşturulmasını sağlıyor. Devrim yine zorlaşıyor.

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest meraba

Farki su toplumsal olarak toplumsal kisilik toplumun devletinin hukumetinin v.s. yonlendirim ve yaptirimlarini sahiplenir ve sabitler. Ayrica kendine sectigi ideolojik inancsal dogrulari vardir.

 

Galiba anlıyorum. Birey olarak toplumsal hiç bir kural ve otoritenin varlığını kabullenmemek. Bu qua felsefesi eşittir anarşizm felsefesi galiba. Öyle mi? Ama karşı da değilim.

 

Iste bilimin bilimselligi bunlara ters duatugunde cagdisi kalir. Ayni klasik bilimciler, yani bilimin temelini metafizik/varlik olarak alan bilimciler gibi.

 

Haklısın. Bilimin bilimselliği bu güne kadar edindiğim toplumsal tüm ideolojik ve inançsal kabullerle örtüşmüyor.  Bunlar benim kabulüm.

 

Ama varlığın bilime temel olmadığını anlayabilmiş değilim. Benim bildiğim bilim, varlığın dinamizmine ait somut bilgilerdir.

 

Konu toplumdan "soyutluk" degildir , bireysel bilinc olarak topluma kendi dusunce ve davranisini kabul ettirme soz konusudur.

 

Bireyin seçtiği "bireysel bilinç" bilimsel olmazsa ne olacak? Hemen burada "bilinç" yada "bireysel bilinc"in tanımını yapmak gerekiyor.

 

Benim bildiğime göre bilinç, çevreden edinilen TÜM bilgi ve izlenim/gözlem olsa gerek. Senin farklı tanımın var mı?

 

Toplumsal kisilikte ise kisinin kendi gorusu yoktur, toplumun bir kisminin gorusunu benimsemis ya da kabullenmistir.

 

Bunu net olarak kabulleniyorum zaten. Birey topluma ait kabullerden arınamıyor. 

 

 Evet bireysel bilinc bireyin kendi serbest iradesi ile kendini gelistirmesini saglar. Burada konu "soyutluk" degil; toplumda kendi olarak yer almak ve bunun toplum olarak kabul edilmesidir.

 

İşte çözülmesi gereken problem de bu. Kişi kendini toplumun eğitiminden, kültüründen, değerlerinden soyutlayamıyor ki birey  bilincini(bilimsellik) geliştirsin. Bunu tetikleyen, diğer bir birey bilincine sahip kişi veya felsefe mi olması gerekiyor? Tetikleyen ne olacak? 

 

Qua felsefesi konuyu kavrami disaridan sorguluyor. Yani kisi kendi konunun bir ideolojik inancsal dogru penceresinden bakmiyor.

 

Diğer bilimsel felsefelerin de öyle olduğunu biliyorum. Ama sen, inatla diğer felsefelerin varlıktan kaynaklandığını, bundan dolayı da metafizik olduğunu söylüyorsun. Halbu ki bilimsellik, insan aklının ürettiği  varlığa ait somut bilgileridir.

 

Soyle izah edeyim. Mesela turk milliligi bir farktir ve milli/etnik koken ayrimi bu farkin penceresinden yapilir. Bu qua felsefesi degildir. Bu kendi farkinin kendi farkin hakim ve ustunlugunde diger farklari degerlendirmektir. Qua felsefesinde ise, kisinin kendi farki ve goryusu yoktur. Sadece kavramin, konunun sorununun dile gelisi vardir. O yuzden notr algili ve disaridan bakis acilidir.

 

Bunu da kabul ediyorum. Ama temel farklılığı henüz aşamadım. Diğer bilimsel felsefelerin de tarafsız bakışının olmadığına beni bilimsel olarak ikna etmen gerekir.

 

Iste marxist de diger izmlere gore kendi farkidir ve bu farkin hakim vue ustunlugunde digerlerine bakis acisi qua felsefesi degildir. Yani kisi kendi her turlu ideolojik inancsal izmsel dogrularini katmadan sorunu degerlendirir , qua felsefesinde.

 

Marksist felsefenin bilimsel olmadığını bana bilimsel olarak kavratman gerekir. Tek bir sınıfın hakimiyetinde sınıfsız topluma gidişten başka bilimsel bir alternatif mi var? Nedir?

 

Sınıf dogmatikliğinin yok edilmedesinin tek bilimsel çıkar yolu, otoritenin olmadığı ortamda yapılacak kültür devrimi süreci. "Tek" görüşü dogmatiklik olarak algılanmasın. Sınıflı toplumlar için bilimsel tahlildir.

 

"Birey bilinci kazanmayla, sağlıklı, özgür, eşitlikçi, demokratik toplum olma bilincini kazanmanın farkı ne?" -Meraba-

Biri birey ozgur ve iradeli digeri toplum bagimli.

 

Yukardaki saydığım özelliklere sahip bir toplum oluşturmayı. birey bilincini oluşturacak qua felsefesi oluyor da neden Marksist felsefe olmuyor. Veya neden materyalist felsefe/görüş olmuyor? Birey bilinci diğer bilimsel felsefelerden alınamaz mı? İşte problem burada.

 

Evrensel-insan zihniyetinde ideolojik inancsaldogruluk soz konusu degildir. Soz konusu olan bireyin evrensel ve insansal tur butunlugune gore sorunlarin dile gelmesidir. Yani gozlem pratik olarak aciklanir.

 

Yapilandirmaci epistemoloji su an kabul goren felsefedir. Sen istersen "epistemoloji ve teorileri" basligindan-bilgi felsefesi digerlerini de incele. Iclerinden birini kendince bilimsel bulursan tartisiriz.

 

Quafelsefesinde ideolojik inancsal dogru yoktur. Sadece tum resmin dogru penceresiz gozleminin sorununu dile getirmek vardir. Diagnostik ve analitiktir.

 

Söylediğim gibi temel problemi aşabilmem için diğer felsefelerin bilimsel, diagnostik ve analitik olmadıklarına beni bilimsel olarak ikna edebilmen gerekir. Yazıların uzun ve karmaşık olduğundan(bana göre) böylesini tercih ediyorum. Kısa ve özlü yazılar daha bir anlaşılır benim için.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Şunu anlıyorum:

 

Gelişmemiş ülkelerde üretim düşük, buna bağlı olarak bilinçsiz bireyler çoğunluktadır. Bilinçsiz bireylerin oluşturdukları toplumlarda biatçılık çok kolay oluşur. Siyasal, inançsal akıntıya çok çabuk kapılırlar. Ama bilinçsiz bireylerin sosyalist kültürel eğitimi de bir o kadar zordur.. Galiba SSCB'de sosyalizmin başarıyla devam edememesi bu yüzden. Emperyalist yoz kültürden çok çabuk etkilendiler. İyi mi oldu? Ücretli köleci topluma geri dönüldü.

Emperyalist "yoz" kulturden etkilenmediler. O kulture yani kapitalist kulture ulasamadilar. Devlet kapitalizmi bu kulturu veremez. Aksine kisiyi ekonomik olarak elde edemedigine ozendirir ve kisi bunu elde etmek icin de her turlui yola bas vurabilir. SSCB'de sosyalizm hic olmadi. Ayricadin gibi ancak bilinc ile algilanabilecek degerin ustuine zorla toplum nicelik yerine konarak gidildi. Bir neden de polit buro uyelerinin ekonomik rahatligi ve bunun yarattigi sosyal farkin su istismari idi.

 

Diğeri de bunun tersi.

Bu cumleni acman gerekir. Neyin "tam tersi? zor ve kolaylik nerde?

 

Burada yine bir problem var. Gelişmemiş ülkelerdeki bilinçsiz bireylerin çok kolay kandırılması gerçeği, karşı devrim ideolojilerine(dini veya etnik) de çok kolay biat edip karşı(faşist) güç oluşturulmasını sağlıyor. Devrim yine zorlaşıyor.

Burada karsitlik bir konu. Dier konu da tolumun nicelik yerine konmasi ve sosyo-etik olarak ne gale alinmasi ne de bilinclendirilmesi. Zaten bu bilinclendirmeyi yapacak olan oncunun kendisi bundan yoksun.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Galiba anlıyorum. Birey olarak toplumsal hiç bir kural ve otoritenin varlığını kabullenmemek. Bu qua felsefesi eşittir anarşizm felsefesi galiba. Öyle mi? Ama karşı da değilim.

Konu kabullenmek ya da kabullenmemek degil; kendi degerlerini dusunceni v.s. topluma kabul ettirebilmek.Yani buradaki mucadele kendin ile olan mucadele, anarsizm degil. Topluma saglanan uyum ayni zamanda kisinin kendini topluma kabul ettirmis olmasi. Kisinin karsi cikisi kendinde. Toplumda ise sadece kendisini oldugu gibi ortaya koyabilmek. Burada toplumsal distalanma sivrilme hedef olma v.s. korkusu vardir. Benb bunu "birey olmaktan alikoyan korku" basliginda aciklamistim. Yani toplumu kendine benzetme ya da kendi degerlerine cekme olayi yok. Anarsizm kisisel degil, toplumsaldir. Ayrica bunun qua felsefesi ile bir ilgisi de yok. Qua felsefesi bilissel felsefedir.

 

 

Haklısın. Bilimin bilimselliği bu güne kadar edindiğim toplumsal tüm ideolojik ve inançsal kabullerle örtüşmüyor.  Bunlar benim kabulüm.

 

Ama varlığın bilime temel olmadığını anlayabilmiş değilim. Benim bildiğim bilim, varlığın dinamizmine ait somut bilgilerdir.

Bilim bilimsel olarak fenomen (gozlem veren taban) nitelendirdigi varligin KENDISINI DEGIL; SADECE GOZLEMINI ORTAYA KOYAR. O yuzden bilimin temeli epistemoloji yani bilgidir. Metafizik ise bilimin aksine fenomenin ne oldugunu ortaya koymaya calisir ki, bu fenomen adina mumkun degildir. Cunku ortaya koyan insanogludur ve bu bir monologdur. Ortaya koyum da fenomen degil; gozlemidir. Yani insanoglunun algiladigi aldigi gozlemdir, fenomenin kendisi degil. Varlikile ilgili somut bilgiler fiziksel bilgilerdir. 

 

Bireyin seçtiği "bireysel bilinç" bilimsel olmazsa ne olacak? Hemen burada "bilinç" yada "bireysel bilinc"in tanımını yapmak gerekiyor.

Bildigin gibi bireysel ya da bireyci akilcilik bilinci ile birey bilinci farklidir. Tum bunlar kisi ile ilgilidir. Bilimselligi kapsamaz. Yalniz bilisselligi kapsar. Bunun icinde kisi beyninde yer etmis tum sinirlardan deger veri ve tabuilardan, kisaca inancsal ideolojik ayrimci her turlu dogrudan ve dogmadan v.s. arinabilmis olmayi gerektirir. Bu da serbest dusunce duzeyidir. Cunku serbest dusunce bilimsel bilissel mantiksal olarak sorgulayandir. Akilda yer etmis her turlu ayrimci degerden ve verilenlerden dogmalardan arinmistir.

 

Buradaki bilimsel bilinc farkli bir seydir ve temeli yapilandirmaci epistemolojiye dayanir.

 

Benim bildiğime göre bilinç, çevreden edinilen TÜM bilgi ve izlenim/gözlem olsa gerek. Senin farklı tanımın var mı?

Bilinc tum verilmis olani kabullenmek ya da karsi cikmak yerine, sorgulamak bilmek ve kavramak algilamak idrak etmektir. Yani ogrenileni tartismak degil; ne oldugunun bilincinde olmak, yani ogrenilenin bilisselligidir. Bilinc konu ya da kavrami ne oldugunu bilmek demektir. Bilissellik ise bu bilinenin kavranmasi algilanmasi ve idrak edilmesidir. Iste bilinc bilissellik ile degisime ugrar ve gelisir. Bi teist teizmin bilisselligine erdiginde anti ya da nonteist olur. Onun da bilisselligine erdiginde tanrisal bir taraf alma geregi duymaz. Sadece tanrisal zihniyeti ve aklin tanrilastirmasini qua felsefesi ile sorunsal olarak ortaya koyar. Buradaki sorun sosyo-psikolojiktir.

 

 

Bunu net olarak kabulleniyorum zaten. Birey topluma ait kabullerden arınamıyor. 

 

 

İşte çözülmesi gereken problem de bu. Kişi kendini toplumun eğitiminden, kültüründen, değerlerinden soyutlayamıyor ki birey  bilincini(bilimsellik) geliştirsin. Bunu tetikleyen, diğer bir birey bilincine sahip kişi veya felsefe mi olması gerekiyor? Tetikleyen ne olacak?

Konu soyutlamak degil; sorgulayabilmektir. Bunu tetikleyen de kisinin tarafkar olarak algiladigi sorun, gordugu zarar ve hissettigi rahatsizliktir. Iste bu durumda kisi tarafkarlik yerine her turlu degeri varliksal bilgisel olarak sorgular ve bilimsel bilissel olarak yarar/zarar muhakemesi yapar. Iste evrimcisorgulama budur. Ama olmasi gereken bilincli bilissel bilimsel olan devrimci sorgulamadir.  

 

 

Diğer bilimsel felsefelerin de öyle olduğunu biliyorum. Ama sen, inatla diğer felsefelerin varlıktan kaynaklandığını, bundan dolayı da metafizik olduğunu söylüyorsun. Halbu ki bilimsellik, insan aklının ürettiği  varlığa ait somut bilgileridir.

Burada algiladigim bir yanlis algilama var. Bilimsel olan yapilandirmaci epistemolojidir, qua felsefesi ise bilisseldir. Eger bir birey herseyin yapilandirilmis olgusunu algilar ise; iste bu yapilandirilmisliktaki tarafkarlik ve kendi penceresi yerine bilissel olarak tum resmi veren qua felsefesi ile sorunu ortaya koyar. Bilimsellik insan aklinin urettigi degildir, insan aklinin gozlemini teoriye olguya tasimasidir. Insan aklinin urettigi ise ideolojik inancsal dogrular etik degerler ve izmlerdir. Burada da aklin urettigi gozleme sistem ve duzen olarak kurum ve kurumlasma temelinde tasinmaya calisilir. Demokrasi gibi. Tabiki her ideolojik inancsal dogrunun aklinin urettigi farkli oldugundan gozleme tasima da farkli olur. Yani bir fasistin demokrasi algisi ile bir sosyalistinki ayni degildir. Bilimsel bilgiler VARLIGA AIT DEGIL; VARLIGIN GOZLEMINDEN INSANOGLUNUN ORTAYA KOYDUGU BILGILERDIR. Bilgiyi ortaya koyan tek tur insanoglu turudur, henuz. Insanoglu fenomeni disindaki hic bir fenomende bilgi yoktur. Bilgiyi fenomenin gozleminden insanoglu turetir. Ustelik bu bilgi sadece insanoglu turune ait bir monologdur ve fenomeni de baglamaz. 

 

Bunu da kabul ediyorum. Ama temel farklılığı henüz aşamadım. Diğer bilimsel felsefelerin de tarafsız bakışının olmadığına beni bilimsel olarak ikna etmen gerekir.

Ana fark onlar bilginin yapilandirilmis oldugunu algilayamazlar ve ortaya koyanin sadece insanoglu oldugunu da algilayamazlar. Insanoglu disindaki fenomenlere bilgi ve hatta akil kural kanun yuklerler. Yani soyut yuklerler. Iste metafizik naturalizm ile epistemolojik naturalizm farki budur. Metafizikte mesela dogaya kanun yuklenir, halbuki dogaya kanunlari onu gozlemleyen insanoglu verir. Metafizik naturalizm ister istemez yaraticiya great design a v.s. uzanir. Bu akil yuklenen doga evren dunya ya da herhangibir fenomen olabilir.

 

 

Marksist felsefenin bilimsel olmadığını bana bilimsel olarak kavratman gerekir. Tek bir sınıfın hakimiyetinde sınıfsız topluma gidişten başka bilimsel bir alternatif mi var? Nedir?

Marksist felsefenin bilimsel olmadigi baskadir, etik bir duzen sistem olarak yaratilmasi baskadir. Ikisi farkli konudur. yani materyalizm bilimsel olmamasi baskadir, bunun bir duzen haline gelmesi konusu baskadir. Ayri ayri yazismak lazim.

 

Sınıf dogmatikliğinin yok edilmedesinin tek bilimsel çıkar yolu, otoritenin olmadığı ortamda yapılacak kültür devrimi süreci. "Tek" görüşü dogmatiklik olarak algılanmasın. Sınıflı toplumlar için bilimsel tahlildir.

Bak en basiti "working class" bu isci sinifi demek degildir, calisan sinif demektir. Sen bana bir toplumda calismayan bir sinifin oldugunu soyleyebilir misin? Sinifin olusumu ekonomiktir bilincsel ya da bilissel degildir. Bilinc sinif ortaya ciktiktan sonradir. Burada da topluymun hangi sinifini hangisinden neye gore ayiracagin sorunu vardir. O yuzden iste sosyo-etigin onemi ortaya cikar. Yani ekonomik siniftan ziyade, bireyin bilinci ve toplumu kapsayan sosyo-etik bilisselligi.

 

 

Yukardaki saydığım özelliklere sahip bir toplum oluşturmayı. birey bilincini oluşturacak qua felsefesi oluyor da neden Marksist felsefe olmuyor. Veya neden materyalist felsefe/görüş olmuyor? Birey bilinci diğer bilimsel felsefelerden alınamaz mı? İşte problem burada.

Dedigim gibi qua felsefesi birey bilincinin konu kavram sosyo-etik bilisselligi ve tarafkarsizligidir. Yani toplumu BOLMEZ AYIRMAZ. Sadece sosyo-etikm farklari ortaya koyar ve bir arada farklari ile birlikte yasatmaya calisir.

 

 

Söylediğim gibi temel problemi aşabilmem için diğer felsefelerin bilimsel, diagnostik ve analitik olmadıklarına beni bilimsel olarak ikna edebilmen gerekir. Yazıların uzun ve karmaşık olduğundan(bana göre) böylesini tercih ediyorum. Kısa ve özlü yazılar daha bir anlaşılır benim için.

Bak ben sana kisaca soyle aciklayayim. Bir kisinin birey bilinci aldigini ve bunu tursel yani evrensel insan duzeyine cikarma bilisselligine erdigini dusunelim.

 

Yapilandirmaci epistemoloji-Bilimsel felsefedir ve bilginin insanoglunun bir yapilandirilmisligi oldugunu ve fenomenin degil; gozleminin ortaya kondugunu kisaca soyler.

 

Qua felsefesi-Bilissel felsefedir. Yapilandirmacilik bilisselligi temelinde kisinin tarafkarsiz olarak konu ve kavramda tum yapilandirmaciligin resmini ve sorununu ortaya koyar.

 

Serbest dusunce; her turlu ideolojik inancsal dogrusal dogmalardan v.s. arinmis ve her turlu ayrimci degerin akil sinirini asmis bilimsel bilissel mantiksal sorgulamadir.

 

Devrimci sorgulama- Bu sorgulamanin kisinin kendi serbest iradesi ile sorunu bile yasamadan ve insanoglu yapilandirilmisligi olan herseyin bir sorun oldugu bilisselligi ile, KENDI BEYNINI ve BEYINDE YER ETMIS HER TURLU VERIYI KENDI SORGULAMASIDIR.

 

Zihinsel devrim-Iste butun bunlar bireyin evrensel insanlasmasindaki zihinsel dusunsel davranissal devrimidir. Sonu yoktur kisi yasamini yitirinceye kadar surer.

 

Iste evrensel-insan zihniyeti bilisselligi bu asamalardan sonra insanoglunun ortaya attigi her kavrama konuya v.s. "bana ve insanoglunu evrensel insanlasstirmaya yararli mi/zararli mi?" temelinde bakarak beyninde yer etmis her turlu veriden arinir ve kurtulur. Kisaca egodan kurtularak kendini bulur yani KENDILIK BILISSELLIGI.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Marx kim ki alt tarafı monarşileri yıkmayı hedefleyen masonların kapitalizmin karşısına geçici-yapay sözde düşman bir ideoloji kursun diye görevlendirdiği bir adam. Marx'tan çok onun akıl hocası, işçi siyonizminin babası Hess incelenmeli ama nedense çoğu Marksist bile adını bilmez.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Join the conversation

You are posting as a guest. If you have an account, sign in now to post with your account.
Note: Your post will require moderator approval before it will be visible.

Guest
Reply to this topic...

×   Pasted as rich text.   Paste as plain text instead

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Sign in to follow this  

×
×
  • Create New...

Important Information

By using this site, you agree to our Terms of Use.