Jump to content
  • Sign Up
evrensel-insan

Bilimsel bilgi ve Bilimsel Dusunce ve Gozlem Farki

Recommended Posts

Bilimin temeli sadece bugune kadar dile getirilmis bilgilerin ogrenilmesi ve sunulmasi degildir.

Bilimsel bilgi alilda tasarimlanan ve somuta indirgenen bilgi de degildir.

Bir kisi ya da kurum bilimsel bilgiyi c/p yapabilir ya da daha once aciklanmis bir bilgiye kendi kisisel yorumunu katabilir ve degerlendirebilir.

Ama, 21. yuzyilda bilimsel olmak, bilimsel dusunmek, konulara bilimsel yanasmak ve her seyi bilimsel olgu/gozlem temelinde degerlendirmek, ne bir bilim kisiligidir ne de bir bilimin ortaya attigi bir bilgidir.

Bu tamamen dusunce yapisi olarak bireyin beyninde algi, bilgi, bilinc ve farkindalik olarak yer etmis ve her turlu konuya ve kavrama yanasimdaki bir metod, yon ve algidir.

O yuzden bir bilginin bilimselligi baskadir, bilimin ortaya koydugu bir bilginin bilimsel olup olmadigini degerlendirmek baskadir ve bilim kisisi olmak ama bilimin ve bilginin ve de herseyin bilgisini bilim kisisinin kendi akilciliginin inanci ve ideolojisi ile degerlerndirmek baskadir.

Bilimselligin tarihi cok yenidir ve 21. yuzyilda ancak bir kitlesellik kazanimina yonelmistir. Bu konuda bilimin bilimselligini metafizigin akilciligindan kurtaran bir suru bilim adaminin basini Karl Popper cekerek, bilimin bilimselligini klasik bilim anlayisinin, akilci ya da deneysel ispat, kesinlik, mutlak, degismez v.s. sabitleme ve indirgeme iceriginden alip, bilginin yanlislanabilirligine tasiyan ilk bilim kisisidir.

Iste bir seyin bilimsel olup olmadigi onun her turlu degerlendirilmesinin felsefi temelini ortaya koyar.

Bilimin bilimselliginde negatif yoktur, yok yoktur, tartisma yoktur, cunku temeli varliga degil, bilgiye dayanir, tasarimciliga degil, gozleme dayanir, spekulasyon vevarsayima degil, test edilmis teoriye dayanir, gercege ya da gerceklige degil; olguya dayanir.

Bilimin bilimselliginde ki yanlislanabilirlik, hic bir seyi gozlem disinda birakmaz. Buna her turlu bilim dalinin temel prensipleri, priorileri, postulatlari, maximleri, axiomlari da dahildir.

Ayrica bilimsellik bir bakis acisisi olarak bir gozlemdir ve bilimsel olmayan her hangibir degerin, verinin, kavramin v.s. de insanoglu uzerindeki her turlu etik ve toplumsal gozlemini dile getirir.

Oyuzden bilim kisisi olmak, bilimin cesitli disiplinlerinden bahsetmek ve bilimin ortaya koydugu seyleri dile getirmek v.s. bunu yapanin bilimsel olup olmadigi anlamina gelmez. Cunku bilimsellik sadece bilim ile sinirli degildir. Bilimsellik bir bakis acisi, her turlu felsefi konu ve temeli gozlem olarak degerlendiren ve bilhassa insanoglu ve her turlu fenomen uzerindeki etkisini ortaya koyan bir yanasimdir.

Eger bir bilim kisisi kendi kisisel her turlu duzeyini bilimselligine katiyorsa, ortada bilimsel bir veri yoktur.

Eger bilimi degismez ve mutlak bazi verilere oturtuyorsa ortada bilimsellik yoktur.

Eger bilimi gozlem ve olgu yerine baska aklinin dogruladigi degerlerle degerlendiriyorsa, ortada bilimsellik yoktur.

O yuzden bilim ve bilimselligin ayni olmadigi birinin bir eylem digerinin numenal yeti kullanim ve paylasimi oldugunu ve temelinin bir ....e goreye dayandigini algilayamamak cag disi kalmaktir.

Bilimsellikte post modernizmi algilayamamak cag disi kalmaktir.

Bilimselligin temelinin insanoglu faktorune dayandigini algilayamamak cag disi kalmaktir.

Bilimselligi varlikta ve her turlu metafizigin gercekliginde ve dogrulugunda kesinliginde ve ispatinda mutlakjliginda ve degismezliginde aramak, cag disi kalmaktir.

Bilimi bilimsel algilayacak bilinc ve farkindaliga ermemis bir beyin, bilim kisiside olsa bilimsel olarak cagdisidir.

Bilime inancsal ve bilimsel her turlu yanasim farkini algilayamamak cagdisidir.

Bilime bilimsellin disinda farkli seyler girerse bilim olmaz...

Iste yukarida koyulasmis olan bilimselligin farkindaligidir. Onemli olan da bu "farkli seylerin" ne oldugunun ve bilimsel olmadiginin algisi ve bilincidir.

Buna olgulasmamis, teoriler, varsayimlar ve bilime kesin olarak, degismez olarak, mutlak olarak her turlu bilginin yenilenebilirligi ve yanlislanabilirli disi her turlu yanasim dahildir.

Cunku bu tip yanasimlar, metafizik, varliksal, akilci ve ideolojik/inancsal yanasimlardir.

Genelde beyinde tasarimlanir veya dogrusal gozlem versin ve "gerceklessin" diye ugrasilir, ya da somut bir fenomene monte edilir.
 

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest meraba

Bilimselligi varlikta ve her turlu metafizigin gercekliginde ve dogrulugunda kesinliginde ve ispatinda mutlakliginda ve degismezliginde aramak, cag disi kalmaktir.

 

Çağ dışı kalmamak adına, yazıdaki iki argümanı mutlaka kavramam gerekiyor. Diğer argümanların tümüne katılıyorum.

 

Daha önce de değinmiştik ama tam olarak netleşmediğinden kavrayamadım.

 

 

Bilimin bilimselliginde negatif yoktur, yok yoktur, tartisma yoktur, cunku temeli varliga degil, bilgiye dayanir, tasarimciliga degil, gozleme dayanir, spekulasyon vevarsayima degil, test edilmis teoriye dayanir, gercege ya da gerceklige degil; olguya dayanir.

 

 

Önce kavramların anlamlarına bakalım.

 

Varlık;

* Var olma durumu, mevcudiyet, yokluk karşıtı.

 

* varlık, gerçekvarlık(real), düşünselvarlık(ideal)  olarak ayrılır:

Gerçek varlık, çoğunlukla varoluş(existentia) olarak, düşünselvarlık öz(essentia) olarak gösterilir. Gerçekvarlık gerçekliğini nesnelerden, olaylardan, kişilerden alan şeydir,

 

Düşünselvarlık, uzay-zaman-dışıdır, duyularla algılanamaz, elle tutulur gerçekliği yoktur; bu anlamda değerler, matematik ve mantığın kavramları düşüncelvarlıklardır.

 

* Yaşam, hayat.

 

Gerçek;

 

* Olgu

* Doğadaki gibi olan, doğayı olduğu gibi yansıtan.

* Realite

* Düşünülen, tasarımlanan, imgelenen şeylere karşıt olarak, var olan.

* Bilinçten bağımsız olarak var olan.

 

Evrensel-insan,

Daha önceki iletilerde metafiziği varlık-bilim olarak göstermiştin. Ama ben bilimin asıl kaynağının, çıkış noktasının varlık ve doğa gerçeği olarak biliyor, bunun aksini savunmanın doğruluğunu bir türlü anlayamıyor, ikna olamıyorum. Ne yapmam gerek? 

Share this post


Link to post
Share on other sites

Çağ dışı kalmamak adına, yazıdaki iki argümanı mutlaka kavramam gerekiyor. Diğer argümanların tümüne katılıyorum.

 

Daha önce de değinmiştik ama tam olarak netleşmediğinden kavrayamadım.

 

 

Önce kavramların anlamlarına bakalım.

 

Varlık;

* Var olma durumu, mevcudiyet, yokluk karşıtı.

 

* varlık, gerçekvarlık(real), düşünselvarlık(ideal)  olarak ayrılır:

Gerçek varlık, çoğunlukla varoluş(existentia) olarak, düşünselvarlık öz(essentia) olarak gösterilir. Gerçekvarlık gerçekliğini nesnelerden, olaylardan, kişilerden alan şeydir,

 

Düşünselvarlık, uzay-zaman-dışıdır, duyularla algılanamaz, elle tutulur gerçekliği yoktur; bu anlamda değerler, matematik ve mantığın kavramları düşüncelvarlıklardır.

 

* Yaşam, hayat.

 

Gerçek;

 

* Olgu

* Doğadaki gibi olan, doğayı olduğu gibi yansıtan.

* Realite

* Düşünülen, tasarımlanan, imgelenen şeylere karşıt olarak, var olan.

* Bilinçten bağımsız olarak var olan.

 

Evrensel-insan,

Daha önceki iletilerde metafiziği varlık-bilim olarak göstermiştin. Ama ben bilimin asıl kaynağının, çıkış noktasının varlık ve doğa gerçeği olarak biliyor, bunun aksini savunmanın doğruluğunu bir türlü anlayamıyor, ikna olamıyorum. Ne yapmam gerek? 

Ilk ve ana sorun olarak; bilimsel olarak bilimin de her insanoglunun soyutlamasi gibi, kavrama yonelmesi ve kavrami sorgulamasi ve anlam ve icerigini genisletmesi ve yenilemesi; turkce dilinin buna ayak uyduramamasi ve o klasik "bu budur/bu degildir" dogruluk imanina tutunmasi basta gelir. 

 

Iste bu temelde turkiye bunyesinde ya da turkce bunyesinde (benim gibi) cagdaslikla tanisanlar, ya kavramlara yeni anlam ve icerik yuklediler ya da yabanci dillerde gecen kavramlari kendilerince turkceye cevirdiler. Mesela construct kavraminin onemi, once onun ne olarak anlam ve icerik kazanmasi ile paraleldir. Kimi bunu "yapici" kimi "olgucu" kimi "yapilmislik" kimi" olusturulmusluk" kimi "yapilandirma" kimi "olusturma" ve hatta yabanci kelimeyi turkcelestirerek "konstraktif" "konsraktivizm" v.s. yapanlar oldu. Iste bu temelde turkce de fact yani olgu, truth, yani gercegin ne oldugu, real, yani gerceksel, factual, olgusal, reality, gerceklik, realist, gercekci, realizm, gercekcilik  v.s. farklari algilanamadi. Bunu ben blogdaki "gercek, hakikat..." basliginda oldukca detayli acikladim.

 

Bunun disinda, varlik, bilgi, bilim, bilimsellik farklari da algilanamadi.

 

Varlik-metafizigin konusudur

Bilgi-epistemolojinin konusudur.

 

Bu temelde BILIMIN BILIMSEL FELSEFE tabani metafizik degil; epistemolojidir.

 

Bilgi felsefesi-epistemolojidir

BILGININ BILIMSELLIGI KONUSU ISE-metafizik ileyani varlik ve uzantisi gercek ile ortaya konmaz, epistemoloji ile bilgi ve uzantisi olgu ile ortaya konur. 

 

Iste nasil metafizik varlik olarak hangi varligin gercek oldugunu kendi ideolojik inanclari ile DOGRUSAL olarak tartisiyorsa; Epistemoloji de bilginin inancin dogrulanarak gerceklesmesi temelinde bilimselligini tartisir.

 

Burada da bilimsel yontemin cagdasligi devreye girer. Yani Fenomenin GOZLEMLENMESI. Gordugun gibi fenomen degil; onun gozlemlenmesi. Halbuki metafizigin tartistigi fenomenin varlik olarak ne oldugu ve gercekligidir.

 

Bence senin takintin son cumlende "dogrulugunu anlamak/ikna olmak" burada bir inanc ya da ideoloji ve de dogru yokki, anlayasin ikna olasin. GOZLEM VEREN BIR FENOMEN VAR VE ONUN ORTAYA KONAN GOZLEMI VAR. Bu tartismasiz senin ya da benim ya da baskasinin iradesinden bagimsiz olarak bir olgu verir. Bu olgu da teorisi olarak test edilir ve gozlem verdigi surece ya da yeni bir gozlem ya da yeni bir teoruinin farkli bir gozlem vermesine kadar gecerlidir. Bu gecerlik ancak yeni bir gozlem ile yanlislanir ve yenilenir. Beyaz kugu ya da parcalanmaz atom orneklerinde oldugu gibi.

 

Bence senin bilincalti olarak kendini varliksal bakmaktan kurtaramaman algilamani onluyor.

 

Ya da soyle sorayim "dogrulugunu anlamak ve ikna olmak" sence ne demektir ve nasil saglarsin. Cunku bu bir cesit bilimsellikten ziyade ideolojik bir dogru bakisinin yine ideolojik dogruluk ile ozdeslesmesi ve senin inanc olarak onun gerceklestigine inanman olarak yansir.

 

Iste bu ideolojin de metafizik tabanli varlik ile ilgili ideolojidir. Ayrica dogruluk, mutlaklik ilklik teklik saglamasina ihtiyac duyar.

 

Kusura bakma belki biraz "uzun" aciklama oldu, ama; onemli olan algilabilir olmasi.

 

Eger yazilanlar senin takildigin kisim degil ise, bildir ki seni yanlis algilamis olmayayim.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Bu konuda sana kisaca olan gelismeyi anlatayim.

 

Aslinda ben bunu bloga yazdigim "epistemolojik bilimsellik/bilissellik" yazisinda detayli bir sekilde acikladim.

 

Karl Popper'a kadar; bilim sadece metafizik yani varliksal bir ispata, mutlaka, kanita v.s. dayaniyordu. Yalniz bu durum bilimi sadece "koruyor" ama gelistirmiyor ve ilerletmiyordu. 

 

Truth-gercegin ne oldugu olarak, true- "gercek budur" temelli bir AKILCI DETERMINIZM tasir. Yani bir yerde inanctir.

 

False ise- "gercek o degildir" temelli bir KARSI AKILCI DETERMINIZM tasir. Yani inanctir. 

 

Karl Popper "empiric falsification" ile bilimin bu iki inanc temelli determinizmine son vermis; ve bilimi bilimsel felsefe temeline oturtarak epistemolojiye tasimistir.

 

Epistemoloji yani bilginin temeli "inanc ile gercegin ne oldugunu dogrulamaktir" iste burada Popper'in ilk modern yanasimi gelir.  

 

DOGRULAMANIN AKILCI DEGIL; DENEYSEL, GOZLEMSEL OLMASI. Yani empiric.

 

Falsify- false determinizminin eylemidir. Falsificate- bu eylemin olabilirligidir, falsificatiopn ise olabilmisliktir. Ben false temelini "yanlislama" olarak tercume ediyorum. Yalanlama olarak ta tercume edenler var.

 

Iste bu temelde "empiric falsification" deneysel/gozlemsel yanlislanabilirlik" anlamina gelir.

 

Buradaki en buyuk fark, rational yani akilciligin gozlem vermemesi ve sadece inancin dogrulanmasina dayanmasidir. Halbuki popper, bu yanlislamayi gozlem ve deney ile olguya tasimistir.

 

Yani "rational falsification" sadece AKLICIDIR VE INANCIN DOGRULANMASIDIR. Halbuki "empiric falsification" ise deneysel/gozlemsel olarak true olarak lanse edilenin, yanlislanabilirligini ortaya koymaktadir.

 

Iste bu temelde bilgi felsefesinin "gercegin ne oldugunu inanc ile dogrulamasi" temelini AKILCI DOGRULAMADAN, Bilimsel olan GOZLEMSEL/DENEYSEL YANLISLANABILIRLIK" e tasimistir.

 

Iste bu tasima bilimde felsefe ve bilimsel yontem v.s. olarak yeni bir cig acmis ve o eski metafizik ispatli ve mutlak akilci dogrulama ve onun inancsal/ideolojik temelini tarihe gommustur.

 

Popper'de iki ana nokta vardir, birincisi AKILCILIGIN GOZLEM VERMEMESINI GOZLEME TASIMASI. Ikincisi Truth temelli akilci ispati mutlaki, YANLISLANABILIRLIGIN OLGUSUNA tasimasidir.

 

Iste boylece bilimin bilimsel yontemi; GOZLEMSEL/DENEYSEL temelde ortada olan her turlu olgu teori varsayim v.s. nin sabitligi, mutlaki, ispati v.s. yerine; GOZLEMSEL/DENEYSEL YANLISLANABILIRLIK" temelinde degisime yenilenime ve gelisime acilmistir.

 

Yani TUM BILIMSEL GECERLILIGIN; SABITLIKTEN, MUTLAKLIKTAN, ISPATTAN v.s. KURTARILARAK, GOZLEM ILE YANLISLANABILIRLIK eylemi ile onu acilmistir.

 

Iste bu temelde inancin dogruladigi gercegin ne oldugunun ortaya konmasi bilgisi; akilcilik temelinde bilimsel mi/inancsal/ideolojik mi farkini ortaya koyamazken; bilimsel bilgi, "gozlemin dogruladigi olgu ve bu olgunun yine gozlem ile yanlislanabilirligini" ortaya koymustur.

 

Boylece bilim bilimsel olarak AKIL VE VARLIKTAN/ISPAT VE MUTLAKTAN kurtulup; bilimsel olarak bilginin "GOZLEMSEL/OLGUSAL GECERLILIK/YANLISLANABILIRLIK" ilkesine degismistir. Bu da metafizigi yani varlik ve onun temelli gercek tartismasini bilimselligin disinda birakmis; "bilimsellik varliktan/fenomenden degil; onun gozleminden baslar" yontemini bilimin bilimselligine tasimistir. 

 

Iste bu tasiyis, 20. yuzyilin ortalarina rastlar ve bu temelde CONSTRUCTIVE EPISTEMOLOGY, yani YAPILANDIRMACI BILGI metafizik/ontolojik/varliksal her turlu ilk tek mutlak ve ispat tartismasinin "varlik budur, gercek varlik budur" tartismasini; "GERCEKLIK ONTOLOJIK DEGIL; YAPILANDIRILMISTIR" olarak ortaya koyar. Boylece metafizik/varliksal/ontolojik/teolojik tartismaya ilklik, teklik, mutlaklik, ispat v.s. temelli AKILCI DOGRULAMASINA son verir.

 

Bunu ben "varlik tastismasi" basliginda acikladim.

 

Lutfen, sence yeteri kadar acik olmayan bir yer varsa; cekinmeden sor. Cunku onemli olan verildigi gibi algilamaktir. Aksi yorumsal yanlis algilamadir.

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest meraba

Varlik-metafizigin konusudur

 

Felsefeye Göre Varlık nedir?

 

Varlık felsefesinin konusu var olan her şeydir. İnsan, kendisini saran çevre içinde her şeyle ilgi kurmuş ya da kurma uğraşı vermektedir. Var olanlarla hem felsefe hem de bilimler ilgilenmiştir. Bu nedenle ‘Varlık Problemi’ felsefe ve bilimleri hep birbirine yakın tutmuştur.

 

‘Varlık nedir ?’ sorusu bizi gündelik bilgi ilgilerinin dışına çıkarır ve bir başka bilgi alanına götürür. Bu bilgi alanı, varlığın ne olduğunu soran ve bu soruya cevap vermeye çalışan varlık felsefesidir.

 

Bilime Göre Varlık nedir ?

 

Bilimler varlıkları kendi alanlarına göre ayırarak ele alıp değerlendirmeye çalışır. Örneğin, fizik maddi varlığı, biyoloji canlı varlığı, matematik ve mantık ideal varlığı araştırır. Bilim ile felsefenin varlıkla ilgileri farklıdır.

 

Bilimler varlığı bir gerçeklik olarak ele alır.

 

Varlık alanında her durumu nedensellik ilişkisi içinde değerlendirir. Varlıkla ilgili açıklayıcı ilkeleri, bilimsel kuram ve yasaları bulmaya çalışır.

 

Bilim bu tavrıyla doğaya, varlığa egemen olmaya , onu kontrolü altında tutmaya çalışır.

 

Felsefe Açısından Varlık

 

Felsefe varlığı yalnız gerçekliği ile değil, bunun ötesinde varlığı temellendiren şeyin ne olduğu düşüncesiyle ele alır. Felsefe, metafizik ya da ontoloji olarak varlığı temellendiren şeyleri, yani özleri araştıran temel bir bilgidir.

 

Buna göre, metafiziğin konusu, empirik ve bireysel varlığın üzerinde bulunan, duyularla kavranamayan, zaman ve mekan dışı olan, hiçbir zaman değişmeyen ve daima kendi kendisi ile aynı kalan özler ya da ideal varlıklardır.

 

Görünen varlığın gerisinde, üstünde olan ve varlığı temellendiren bu öz, temel ilke filozoflara göre farklı biçimlerde ele alınmıştır. Örneğin, bu temel ilke Platon için idea , Aristoteles için madde ve form, Hegel için geist , Husserl için saf ben dir.

 

Felsefe varlığı kısımlara, alanlarına göre ayırarak değil, bütünüyle değerlendirmeye çalışır.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Varlik ile fenomenin farkini nasil acikliyorsun?

 

Metafizik, felsefenin bir dalıdır. İlk felsefeciler tarafından, "fizik bilimlerinin ötesinde kalan" anlamına gelen "metafizik" sözcüğü ile felsefeye kazandırılmıştır.


İncelemeleri varlık, varoluş, evrensel, özellik, ilişki, sebep, uzay, zaman, tanrı, olay gibi kavramlar üzerinedir.
 

Metafizik natüralizm, (veya ontolojik natüralizm veya felsefik natüralizm) ontoloji üzerine yoğunlaşır: Bu bakış açısı daha çok varoluş ile alakalıdır: var olan nedir ve var olmayan nedir? Natüralizm "tabiat vardır ve bütün temel doğrular tabiatın doğrularıdır."[2] metafiziki pozisyonuna sahiptir.

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest meraba

Varlik ile fenomenin farkini nasil acikliyorsun?

 

Bilgilerime göre varlık ile fenomeni farklı görmüyorum. Bana göre aynı anlamdalar.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Bilgilerime göre varlık ile fenomeni farklı görmüyorum. Bana göre aynı anlamdalar.

Iste sorun da burda. Fenomen, fenemonoloji olarak metafizigin varliksal bir ideolojisinin tabanidir.

 

Bilimde ise bilimselyonteme gozlem veren tabandir. Yani bilim bilimsel olarak bu gozlem veren tabanin varliksal tartismasini yapmaz. Bu tartisma metafizige aittir.

 

Kisaca fenomen=madde degildir. Cunku madde ideolojik inancsal olarak akilli dogrulama icerir. "her sey, ilk, tek, mutlak" v.s. gibi.

 

Ikincisi maddenin olgusal bir tanimi yoktur.

 

Ucuncusu maddenin sinirlari belirlenemez.

 

Dorduncusu, madde tanim olarak INSANOGLU ALGISINI ICERIR. Bu da maddeyi teklik, ten alir.

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest meraba

"bilimsellik varliktan/fenomenden degil; onun gozleminden baslar" yontemini bilimin bilimselligine tasimistir. 

 

Burada benim bilgilerime göre bir tanımlama yanlışlığı görüyorum. Bana göre şu şekilde bir tanımlama daha doğru olacaktır.

 

"bilimsellik, varliktan/fenomenden degil;(!) onun gozleminden baslar" yontemini bilimin bilimselligine tasimistir. -yanlış-

"bilimsellik, varlık veya fenomenin gözleminden başlar" yontemini bilimin bilimselligine tasimistir. -doğru-

Share this post


Link to post
Share on other sites

Turkce de, ne yazikki bilimsel kullanilis anlami yok. Turkce de sadece felsefi ve dil kullanim anlamlari var.

 

Anlamlar

Anlamlar
[1] gerçekleştiği ya da var olduğu duyularla tespit edilen ancak genellikle açıklanamayan bir olgu, durum ya da olay
Köken
[1] (Fransızca)

 Felsefî anlamı

Felsefî anlamı
Felsefede somut, algılanabilr ve denenebilir olay ve nesne demektir. Bir nesne, olay ya da sürecin nesnel gerçekliğini vurgulayan bir ifadedir. Kant, fenomeni duyularla algılanamayan mutlak gerçek anlamında kullandığı numen terimine karşıt olarak, duyularla algılanabilen şeyler için kullanmıştır. Edmund Husserl'e göre ise fenomenolojinin ele aldığı konu, algısal ve deneysel nesneler dünyası değil, nesnelerin özüdür.

 

Bilimsel ve bilimde kullanimini sana ingilizce veriyorum.

 

In scientific usage, a phenomenon is any event that is observable, however common it might be, even if it requires the use of instrumentation to observe, record, or compile data concerning it. For example, in physics, a phenomenon may be a feature of matter, energy, or spacetime, such as Isaac Newton's observations of the moon's orbit and of gravity, or Galileo Galilei's observations of the motion of a pendulum.[4] Another example of scientific phenomena can be found in the experience of phantom limb sensations.

 

Kisaca gozlemlenebilir olmasi ve ilgili alandaki gozlenlenmeye, rekord etmeye, uygun olabilmesi. Mesela fizikte, madde, enerji, yerzamani, belirlemek/sunmak ozellik ortaya koymak.  ornek olarak Newton ve Galile veriliyor.  

 

Share this post


Link to post
Share on other sites

Burada benim bilgilerime göre bir tanımlama yanlışlığı görüyorum. Bana göre şu şekilde bir tanımlama daha doğru olacaktır.

 

"bilimsellik, varliktan/fenomenden degil;(!) onun gozleminden baslar" yontemini bilimin bilimselligine tasimistir. -yanlış-

"bilimsellik, varlık veya fenomenin gözleminden başlar" yontemini bilimin bilimselligine tasimistir. -doğru-

Evet gayet guzel. Benim oyle tanim vermemin nedeni, fenomernin ne oldugu tartismasinin bilimsel olmamasi ve metafizik olmasi. Zaten ortada fenomen olmazsa gozlem de olmaz. Iste o yuzden fenomen, GOZLEM VEREN TABAN" olarak bilimsel temelde tartismaya tasinmiyor. Cunku bu tabanin degil; gozleminin ortaya konumu bilimsel.

 

O yuzden verdigim tanim; hem gozlemin onemini vurgulamak, bir yerde akilciliga karsi; hem de fenomenin ne oldugunun gozlem vermesi disuinda bilimsel bir onem tasimamasi.

 

Burdan aslinda daha onemli olan konu ortaya cikiyor. Yani fenomenin insanoglu yapilandirilmisligi olarak sunulmasi ve insanoglunun FENOMENI FENOMEN OLARAK ORTAYA KOYAMAMASI. Sonucta fenomeni gozlemleyen de onu ortaya koyanda insanoglu ve bu fenomenin degil; INSANOGLUNUN FENOMENI ORTAYA KOYUSU.

 

Eger burasi algilanirsa; buyuk bir bilinc ve farkindalik asamasi kayt edilir.

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest meraba

Bu cümleye itirazın varmı?

 

"bilimsellik, varlık veya fenomenin gözleminden başlar" yontemini bilimin bilimselligine tasimistir. -doğru-

 

----

 

10 nolu iletinde hangi kavramı anlatmaya çalıştın?

Share this post


Link to post
Share on other sites

Bu cümleye itirazın varmı?

 

 

----

 

10 nolu iletinde hangi kavramı anlatmaya çalıştın?

Neden itirazim olsun! Yalniz anlasilsin ki bilim fenomeni ortaya koymaz, gozlemler. Ayrica varligin fenomen olarak gozlem vermesi gerekir. Yani gozlem vermeyen varlik, fenomen statusune bilimsel olarak girmez. Bir yerde aklin dogruladigi her varlik fenomen degildir. Ustelik varlik olarak ta ortak bir olgu algisi yoktur. Fenomenin uc farkli kavramsal icerigini verdim. Dilsel, felsefi ve bilimsel.

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest meraba

Evet gayet guzel. Benim oyle tanim vermemin nedeni, fenomernin ne oldugu tartismasinin bilimsel olmamasi ve metafizik olmasi. Zaten ortada fenomen olmazsa gozlem de olmaz. Iste o yuzden fenomen, GOZLEM VEREN TABAN" olarak bilimsel temelde tartismaya tasinmiyor. Cunku bu tabanin degil; gozleminin ortaya konumu bilimsel.

 

O yuzden verdigim tanim; hem gozlemin onemini vurgulamak, bir yerde akilciliga karsi; hem de fenomenin ne oldugunun gozlem vermesi disuinda bilimsel bir onem tasimamasi.

 

Burdan aslinda daha onemli olan konu ortaya cikiyor. Yani fenomenin insanoglu yapilandirilmisligi olarak sunulmasi ve insanoglunun FENOMENI FENOMEN OLARAK ORTAYA KOYAMAMASI. Sonucta fenomeni gozlemleyen de onu ortaya koyanda insanoglu ve bu fenomenin degil; INSANOGLUNUN FENOMENI ORTAYA KOYUSU.

 

Eger burasi algilanirsa; buyuk bir bilinc ve farkindalik asamasi kayt edilir.

 

Ben aptalmıyım? Neden anlayamıyorum? :)

 

Anlamam için bana kırmızıladığım cümlene ait bir örnek ver. Yani insanın fenomeni yapılandırdığına dair bir örnek.. Açık, anlaşılır olsun. :)

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest meraba

Neden itirazim olsun! Yalniz anlasilsin ki bilim fenomeni ortaya koymaz, gozlemler.

fenomernin ne oldugu tartismasinin bilimsel olmamasi

Yahu gözlem ne için yapılır? Oyun olsun diye mi? Fenomeni ortaya koymak için yapılır elbette. Dağ nedir, ova, hayvan, insan, bitki, yıldırım, elektirik vs. nedir? Yani falanca fenomen nedir? Bilimin işi..

 

Ayrica varligin fenomen olarak gozlem vermesi gerekir. Yani gozlem vermeyen varlik, fenomen statusune bilimsel olarak girmez.

Doğru. Aksini iddia eden mi var?

 

Bir yerde aklin dogruladigi her varlik fenomen degildir.

Doğru. Aksini iddia eden mi var?

 

Ustelik varlik olarak ta ortak bir olgu algisi yoktur.

Açarmısın?

Share this post


Link to post
Share on other sites

Ben aptalmıyım? Neden anlayamıyorum? smile.png

 

Anlamam için bana kırmızıladığım cümlene ait bir örnek ver. Yani insanın fenomeni yapılandırdığına dair bir örnek.. Açık, anlaşılır olsun. smile.png

Ben algilama konusunu sana yonelik ve senin algi ozelinde yazmadim. Sonucta bu algi cagdas bir algi farkidir.

 

Ornek;

 

"Bu tastir" cumlesinde insanoglu kendine gozlem veren bir fenomene ad vermistir. Yani TAS FENOMENIN KENDISI DEGIL; GOZLEMININ ADIDIR. Tasin ne oldugu tartismasi da gozleminin tartismasidir.

 

Iste burada tasi gozlemleyen de ona tas ismini verende insanogludur, dolayisi ile "tas" gozlem veren fenomenin insanoglu gozlemi ile adina ve ait olarak yapilandirilmisligidir.

 

Kisaca adi tas olarak konan ve gozlem veren fenoimen, kendi kendisini ortaya koyamaz. Ortaya koyacak bir algiya gozleme kavrama muhatap olur ve bunu veren de insanogludur. Ustelik bu tek tarafli bir monologdur, yani; tas, ne " evet ben tasim" diye verileni onaylar, ne de "hayir ben tas degilim" diye karsi cikabilir.

 

Iste burada bu tek tarafli moniolog insanoglu bunyesinde tartismayi getirir. Cunku sen bir insanogluna "sen susun" dediginde, o buna yanit verebilir ve senin dedigini kendi algisi gozlemi v.s. ile tartismaya acar.

 

Buradan aslinda dilin sorunlu yapilanisi da ortaya cikar. Dil, KULAKSAL/SESSEL TEK DUZE VE NOKTASAL BIR EMIRSEL MONOLOG UZERINE KURULMUSTUR.

 

Iste insanoglunu kendi bunyesinde tartistiran ve kendisini kendine inandirmasi adina da dogru, gercek v.s. gibi tatmin edici kavramlar yaratmistir.

 

Bu bolum de algi olarak farkli bir konu. :)

 

Yani insanoglu dil kullaniminin yapilandirilmislik sorunu.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Yahu gözlem ne için yapılır? Oyun olsun diye mi? Fenomeni ortaya koymak için yapılır elbette. Dağ nedir, ova, hayvan, insan, bitki, yıldırım, elektirik vs. nedir. Yani falanca fenomen nedir? Bilimin işi..

Gozlem fenomeni ortaya koyymak icin yapilmaz. Fenomen hakkinda bilgi vermek icin yapilir. Falanca fenomenin ne oldugu tanim olarak bilimin degil; dilin isidir. Onun ne oldugunun tartismasi da felsefenin isidir. Bilim dagi degil; gozlemini ortaya koyar. 

 

 

Doğru. Aksini iddia eden mi var?

 

Doğru. Aksini iddia eden mi var?

 

Açarmısın?

Varligin bana tum insanoglunun evrensel onay vererek ve tartismaya acmayarak kabul edebilecegi bir tanimini yapabilir misin?

 

Varligi insanoglunu katmadan tanimlayabilir misin?

 

Varligi insanoglu disinda baska bir fenomen ya da guc tanimlayabilir mi?

 

Insanoglu disinda kalan herhangibir fenomenin varlik olarak kendini tanimlamasi olanagi var mi?

 

Varligi insanoglu disinda varligin kendi tanimlamasini algilayacak bir insanoglu dialogu var mi?

 

Insanoglu disinda hic bir varlik kendi kendini ortaya koyamaz. Zaten koyarsa, bu teoloji olur.

 

Yani doga kendi kendisini ortaya koyamaz. Onu ortaya koyan insanoglu fenomenidir.

 

"Doganin kanunlari vardir" cumlesi insanogluna aittir, dogaya degil; yani doganin kanunlari oldugunu insanoglu ortaya koyar ve bunu dogayi gozleminden ya da akilci yanasimindan ortaya cikarir.

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest meraba

Ornek;

 

"Bu tastir" cumlesinde insanoglu kendine gozlem veren bir fenomene ad vermistir. Yani TAS FENOMENIN KENDISI DEGIL; GOZLEMININ ADIDIR. Tasin ne oldugu tartismasi da gozleminin tartismasidir.

Bunda anlaşılmayacak ne var? Bende zor bir konu sandım dı. smile.png

 

Elbette bir fenomene ait kavramsal ad ve ayrıntı bilgi insanoğluna aittir. Fakat "ne" olduğuna ait bir bilgidir de..

 

Yani o bilgi soyut olsa da, fenomeni tanıtır. Ayrıntılarını tanıtır. Onun özelliklerini tanıtır. Örtüşür.

 

Iste burada tasi gozlemleyen de ona tas ismini verende insanogludur, dolayisi ile "tas" gozlem veren fenomenin insanoglu gozlemi ile adina ve ait olarak yapilandirilmisligidir.

Yapılandırılmışlık Türkiyede veya bence imal edilmişlik olarak anlaşılıyor. İşte bazan deyim veya anlatım farklılığından dolayı anlayamıyorum. Bilgi yapılandırılmıişlığı desen güçlük çekmeyeceğim. smile.png

 

Kisaca adi tas olarak konan ve gozlem veren fenoimen, kendi kendisini ortaya koyamaz. Ortaya koyacak bir algiya gozleme kavrama muhatap olur ve bunu veren de insanogludur. Ustelik bu tek tarafli bir monologdur, yani; tas, ne " evet ben tasim" diye verileni onaylar, ne de "hayir ben tas degilim" diye karsi cikabilir.

Buna itirazım yok.

 

Iste burada bu tek tarafli moniolog insanoglu bunyesinde tartismayi getirir. Cunku sen bir insanogluna "sen susun" dediginde, o buna yanit verebilir ve senin dedigini kendi algisi gozlemi v.s. ile tartismaya acar.

 

Buradan aslinda dilin sorunlu yapilanisi da ortaya cikar. Dil, KULAKSAL/SESSEL TEK DUZE VE NOKTASAL BIR EMIRSEL MONOLOG UZERINE KURULMUSTUR.

 

Iste insanoglunu kendi bunyesinde tartistiran ve kendisini kendine inandirmasi adina da dogru, gercek v.s. gibi tatmin edici kavramlar yaratmistir.

 

Bu bolum de algi olarak farkli bir konu. smile.png

 

Yani insanoglu dil kullaniminin yapilandirilmislik sorunu.

 

Bunlara da itirazım yok. Benim itirazım. Varlığın veya fenomenin bilme taban teşkil etmeyişine idi. Bilim= fenomen(varlık) ve onun gözlemi.

 

Yani her ikisi de bilimin temeli. Neden ayrı olsun?

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest meraba

Gozlem fenomeni ortaya koyymak icin yapilmaz. Fenomen hakkinda bilgi vermek icin yapilir. Falanca fenomenin ne oldugu tanim olarak bilimin degil; dilin isidir. Onun ne oldugunun tartismasi da felsefenin isidir. Bilim dagi degil; gozlemini ortaya koyar. 

Varligin bana tum insanoglunun evrensel onay vererek ve tartismaya acmayarak kabul edebilecegi bir tanimini yapabilir misin?

 

Evet farklı dil konuştuğumuza emin oldum artık. Anlamamak, anlaşamazlık bu yüzden galiba. Sanırım Türk halk dilinden uzakta olmandan ileri geliyor.

 

Ortaya koymak zaten bilgi vermek anlamında. Ben yada biz böyle anlıyoruz. Düşünsene ortaya koymanın anlamı ne olabilir?

 

Ayrıca Bilim tanım yapmasa ne yapabilir? Elbette bilimin dili insandır. Felsefe ile bilimin fenomeni ortaya koyuşu yani anlatımı kendi alanlarına göredir. Bilimin dili gözlem ve deney içerir.

 

Ben böyle anlıyorum.

 

Varligi insanoglunu katmadan tanimlayabilir misin?

 

Varligi insanoglu disinda baska bir fenomen ya da guc tanimlayabilir mi?

 

Insanoglu disinda kalan herhangibir fenomenin varlik olarak kendini tanimlamasi olanagi var mi?

 

Varligi insanoglu disinda varligin kendi tanimlamasini algilayacak bir insanoglu dialogu var mi?

 

Insanoglu disinda hic bir varlik kendi kendini ortaya koyamaz. Zaten koyarsa, bu teoloji olur.

 

Yani doga kendi kendisini ortaya koyamaz. Onu ortaya koyan insanoglu fenomenidir.

 

"Doganin kanunlari vardir" cumlesi insanogluna aittir, dogaya degil; yani doganin kanunlari oldugunu insanoglu ortaya koyar ve bunu dogayi gozleminden ya da akilci yanasimindan ortaya cikarir.

 

Bunlara itirazım yok. Ama doğanın kanunu da bilim dili ile örtüşüyor. Aynen dokuz gezegenin 9 sayısı ile örtüştüğü gibi.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Bunda anlaşılmayacak ne var? Bende zor bir konu sandım dı. smile.png

 

Elbette bir fenomene ait kavramsal ad ve ayrıntı bilgi insanoğluna aittir. Fakat "ne" olduğuna ait bir bilgidir de..

 

Yani o bilgi soyut olsa da, fenomeni tanıtır. Ayrıntılarını tanıtır. Onun özelliklerini tanıtır. Örtüşür.

Maalesef fenomeni degil, tasi tanitir. Bilgiler adin uzerine yani fenomene degil, tasa yoneliktir. TAS INSANOGLU ADLANDIRMASI OLARAK TEMEL ALINIR. O yuzden yapilandirilmistir. Ortusturnde yani fenomen=tas yapanda fenomen degil; insanogludur.

Yapılandırılmışlık Türkiyede veya bence imal edilmişlik olarak anlaşılıyor. İşte bazan deyim veya anlatım farklılığından dolayı anlayamıyorum. Bilgi yapılandırılmıişlığı desen güçlük çekmeyeceğim. smile.png

Yapiklandirilmislik her seyi icerir. Yani insanoglunun her turlu ozdeslestirmesini.

Buna itirazım yok.

 

 

Bunlara da itirazım yok. Benim itirazım. Varlığın veya fenomenin bilme taban teşkil etmeyişine idi. Bilim= fenomen(varlık) ve onun gözlemi.

 

Yani her ikisi de bilimin temeli. Neden ayrı olsun?

Dedimya fenomenin ne oldugunu yani fenomeni bir ad kavram bilgi algi v.s. ile ozdeslestiren alternatifsiz insanogludur. Iste o yuzden ontolojik degil; yapilandirilmistir. Yani fenomeni gozlemi ile ortaya insanoglu koyar. Zaten fenomenin ne oldugu tartismasi teolojiyi dogurur. Cunku akilcilik inanci ile gercegin ne oldugunu kendine dogrular.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Evet farklı dil konuştuğumuza emin oldum artık. Anlamamak, anlaşamazlık bu yüzden galiba. Sanırım Türk halk dilinden uzakta olmandan ileri geliyor.

 

Ortaya koymak zaten bilgi vermek anlamında. Ben yada biz böyle anlıyoruz. Düşünsene ortaya koymanın anlamı ne olabilir?

"To put forward" ortaya koymaktir. "Thing that is being put forward" ortaya konulan sey demektir. Iste insanoglu sadece bunu yapar. Cunku fenomen ya da varlik ne olarak kendini ortaya koyamaz. Insanoglu gozlem algi ve kavrami v.s. ile ortaya konur.

Ayrıca Bilim tanım yapmasa ne yapabilir? Elbette bilimin dili insandır. Felsefe ile bilimin fenomeni ortaya koyuşu yani anlatımı kendi alanlarına göredir. Bilimin dili gözlem ve deney içerir.

 

Ben böyle anıyorum.

 

 

Bunlara itirazım yok. Ama doğanın kanunu da bilim dili ile örtüşüyor. Aynen dokuz gezegenin 9 sayısı ile örtüştüğü gibi.

Ortustugunu soyleyen doga ya da baska bir fenomen mi? Bunu ozdeslestiuren de saglayan da v.s. alternatifsiz olarak henuz insanogludur ve bu bir tek tarafli monologdur.

 

Bunlarin en buyuk onemi, yapilandirilmisligin algilanabilmesi icindir. Cunku felsefenin de bilimin bilimselliginin de tabani yapilandirilmis bilgidir.

 

Burada algilanamayan senin icin soylemiyorum, genelde insanoglunun FENOMENAL YAPISININ YANINDAKI NUMENAL VE KAVRAMSAL YETISIDIR. Yani insanoglu her ortaya konan fenomen gibi kendi fenomenini de ortaya koyar; yalniz, ORTAYA KOYAN TEK VE ALTERNATIFSIZ FENOMEN HENUZ SADECE INSANOGLUDUR.

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest meraba

Maalesef fenomeni degil, tasi tanitir. Bilgiler adin uzerine yani fenomene degil, tasa yoneliktir. TAS INSANOGLU ADLANDIRMASI OLARAK TEMEL ALINIR. O yuzden yapilandirilmistir. Ortusturnde yani fenomen=tas yapanda fenomen degil; insanogludur.

 

Bir dakika anlamadım. Taş bir fenomen değilmidir? Taş kavramını, bu isim verilmiş bir maddeden neden ayrı tutuyorsun. Benim için aynıdır. Zira o maddenin ismidir. İnsanoğlu isimlendirmiştir ama, o fenomeni "taş" diye biliriz. Öyle tanımlarız. Neden ayırıyorsun? Sebep ne?

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest meraba

"To put forward" ortaya koymaktir. "Thing that is being put forward" ortaya konulan sey demektir. Iste insanoglu sadece bunu yapar. Cunku fenomen ya da varlik ne olarak kendini ortaya koyamaz. Insanoglu gozlem algi ve kavrami v.s. ile ortaya konur.

Ortustugunu soyleyen doga ya da baska bir fenomen mi? Bunu ozdeslestiuren de saglayan da v.s. alternatifsiz olarak henuz insanogludur ve bu bir tek tarafli monologdur.

 

Bunlarin en buyuk onemi, yapilandirilmisligin algilanabilmesi icindir. Cunku felsefenin de bilimin bilimselliginin de tabani yapilandirilmis bilgidir.

 

Burada algilanamayan senin icin soylemiyorum, genelde insanoglunun FENOMENAL YAPISININ YANINDAKI NUMENAL VE KAVRAMSAL YETISIDIR. Yani insanoglu her ortaya konan fenomen gibi kendi fenomenini de ortaya koyar; yalniz, ORTAYA KOYAN TEK VE ALTERNATIFSIZ FENOMEN HENUZ SADECE INSANOGLUDUR.

 

Yahu bunlara bir itirazım yok ki? Ben bir teist değilim ki bilgiyi tanrı koyuyor diyeyim. Ortaya koymak, insanoğlunca fenomene ait bilgiyi ortaya koymaktır. Yani fenomeni kavramlaştırıp(isim, kısa bilgi) sonra da gözlem ve deneyle ayrıntılı bilgi çıkarımıdır.

 

Uzlaşamadıklarımızdan bahsedelim.

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest meraba

Ayrılmak durumundayım. Daha sonra yazıyı tekrar gözden geçirip. Farklılıklarımızı belirteceğim.

 

Teşekkürler.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Ayrılmak durumundayım. Daha sonra yazıyı tekrar gözden geçirip. Farklılıklarımızı belirteceğim.

 

Teşekkürler.

Tabi olur, yalniz sunu belirteyim. Benim mesleklerimden biri de turkce ogretmenligidir. O yuzden konu turkce'den "uzak kalmak" degil; turkce dilinin yetersizligidir.

 

Yapilandirmaciligi da daha sana onceki mesajlarda turkce algi ve tercumesi olarak acikladim. Kavram "construction" dir.  Fiili "to constrct" tir, "constructed" de fiilin gecmis zaman halidir.

 

Tam ingilizcesi "constructive epistemojogy" dir. Ben bunu "yapilandirmaci bilgi" olarak tercume ettim.

 

O yuzden dile gelen her turlu yazi dili ve uslubunda algilama "zorlugu" varsa ya da daha once duyulmayan bir kavram v.s. ise; sorarsan, aciklarim.

 

Ben tesekkur ederim. :)

Share this post


Link to post
Share on other sites

Join the conversation

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.
Note: Your post will require moderator approval before it will be visible.

Guest
Reply to this topic...

×   Pasted as rich text.   Paste as plain text instead

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.


×
×
  • Create New...

Important Information

By using this site, you agree to our Terms of Use.