Jump to content
  • Sign Up
Guest meraba

Evrensel-İnsan'a Sorular..

Recommended Posts

Guest meraba

Sorular icin tesekkurler. Bu sorularin cevaplarini aslinda bilim/bilgi felsefesi basliklarinda kisa ve oz olarak bulabilirsin.

 

Ayrica bu sorulari ilgili basliklarda sormak, tum sitenin okurluguna ve katilimina yardimci olur. Kisaca yanitlayayim.

.

.

.

Dedigim gibi sorulari sitedeki ilgili basliklarda da dile getirirsen, tum sitenin okurluguna ve katilimina acarsin.

 

Aslinda sorular cok genel ve uzerlerine ciltler yazilabilir konular. Umarim, yanitlar tatmin edici olur, tekrar tesekkurler.

 

Evrensel insan'ın yazıları dikkatimi çekti. Ona özel mesaj kısmından bildiklerimi sordum. Acaba bildiklerimiz örtüşüyormu diye..

 

Aldığım cevaplar örtüşmediğini gösterdi. Onun kadar bilgili olduğumu sanmıyorum. Ama bildiklerimin doğruluğunu/yanlışlığını açıklaması, daha tutarlı bilgi sahibi olmama yol açacak. Tabi bu arada ben de araştıracağım. Umarım okuyanlara da yararı olur.

 

Merhaba dostum, (evrensel-insan)

 

Bilgilerine güveniyorum. Sana sormak istediğim bazı sorularım var. Çok kısa cevaplar verebilirmisin? Benim bildiklerimle örtüşecek mi merak ediyorum.

 

1-Bilgi nedir?

2-Hangi koşullarda bilgi gerçekleşir?

3-Doğruluk bilgi için bir koşul mudur?

4-Koşulsa, "ne"lere "doğru" denir?

5-Bilgi görece midir, mutlak mıdır?

6-Sosyal konularda, mesela ahlakta "doğru bilgi/evrensel kabul" var mıdır?

 

Sorular icin tesekkurler. Bu sorularin cevaplarini aslinda bilim/bilgi felsefesi basliklarinda kisa ve oz olarak bulabilirsin.

 

Ayrica bu sorulari ilgili basliklarda sormak, tum sitenin okurluguna ve katilimina yardimci olur. Kisaca yanitlayayim.

 

Elbette okuyorum. Fakat farklı bilgiler yeni yeni sorular oluşturuyor. Tıpkı senin cevapların gibi. smile.png

 

1-Bilgi nedir?

 

Insanoglunun her turlu algisini algiladigi ile ozdeslestirdigi kavrami ile kendine ve turune yonelik bildirmesine, belirtmesine ortaya koymasina v.s. bilgi denir.

 

Her türlü algı demişsin. İnsanoğlu kulağıyla da algılayabilir. Kaf dağındaki ölümsüzlük veren sihirli elma söylentisini de kulakla algılamış olabilir. Bu bilgi midir?

 

Bilgi hakkında benim edindiklerim ise: yalnızca doğa varlıklarından ve onlara ait olguların duyumlarla algılanıp tanımlanmasıydı.

 

2-Hangi koşullarda bilgi gerçekleşir?

 

Bilgi, insanoglunun soyutlamasidir. Hersey bir kavramsal bilgidir. Insanoglu eliyle, adina, ait, icin tek tarafli ve monolog olarak yapilandirilmisliktir. Bir turevdir, degiskendir, gorecedir. Hem anlam/icerik hemde felsefi siniflari ve cesitleri vardir.

 

Bilginin gerceklesebilmesi icin, insanogluna yansi ve gozlem veren bir fenomenin olmasi ve bu fenomene yonelik/karsit insanoglu duyumsal/duyusal algisi ile kavramsal ozdeslestirilmis dil (vucut ve konusma/yazma dili) ekleyerek kendine yansitmasi.

 

Bilgi- gozlem ve yansi veren+insanoglu algisi (var)+insanoglu kavrami+ozdeslestirme=yansiyani yansitma boylece ortaya cikan ve yansitilan hakkinda her turlu soru/cevap ve dil uretimi.

 

Yine benim bildiğime göre, somutlukların insan tarafından anlamlandırılıp yansıtılmasıydı.

 

3-Doğruluk bilgi için bir koşul mudur?

 

Hayir. Bilginin dogrulugu/yanlisligi teyittir. Ya inanc ya ideoloji ya da gozlem ile kanitlanir.

 

Doğruluk için hem hayır cevabı var, hem de gözlem(deney) le kanıtlanır demişsin. Kanıtın doğruluk için yapıldığını, gerçekle örtüştüğünü, her deneyin aynı sonuca vardığını biliyorum.

 

4-Koşulsa, "ne"lere "doğru" denir?

 

Dogru goreceli ve degiskendir. Epistemolojik olarak dogru/gercek insanoglunun saglama eylemidir. Yani inancin neyin gercek/dogru oldugunun kisice kendine dogrulanmasidir.

 

Dogrunun, mutlakligi,sabitligi ilkligi, tekligi v.s. hangi felsefi temele oturtulursa oturtulsun, inancsal ideolojidir ve bilimsel degildir. Aksine bir dogma, tutuculuk, gericilik anlamina gelir.

 

"Doğruluk"u doğa gerçekleriyle özdeşleşmesi şeklinde tanımlamazsak, senin dediğin gibi olur elbette. Zira idealist felsede sadece akılla, empirizm de ise deney ve ona uygun tanımlamayla olduğunu biliyorum.

 

5-Bilgi görece midir, mutlak mıdır?

 

Her ikisi de, mutlaklastirilan bilgiler, sosyal ve fiziksel bilgilerdir. Inanc ve ideoloji icerirler. Bilimsel bilgi ise gozlemsel/olgusal bilgidir, yanlislanabilir, gecerlidir ve degiskendir.

 

Bilimsel olmayan bilgilerde mutlaklık olabiliyor evet ama, bilimsel bilgilerde anlık deneylerden aynı sonuçlar alınması o "an"a ve "yer"e göre doğru fakat diğer "an" ve "yöre" ye göre görece olmuyor mu?

 

6-Sosyal konularda, mesela ahlakta "doğru bilgi/evrensel kabul" var mıdır?

Bilgi kavramsaldir. Kavramlar evrenseldir, yalniz evrensel kabulleri yoktur. Sosyal bilgi bir ...e gore temelinde tartismalidir, yonlendirim ve yaptirimlidir.

 

Ahlak etigin bir koludur. Evrensel onay almis ya da insanoglunun ortak kabullenecegi bir ahlak yoktur. Burada onemli olan bu ahlaki her turlu yonlendirim yaptirim ve uygulamanin bilimsel ve bilisselligi, insanogluna sagladigi yarar ve onu her turlu dusunsel/davranissal yasamsal ve iliskisel duzen/sistem ve kurumsal her turlu teknik ve bilimsel gelisime uygun cagdasligi ve gunxcelligidir.

 

Kavramlar evrensel ve genel geçer ise, neden evrensel olarak kabullenilmiyor? En azından süreçsel ve yerel olarak doğrulukları vardır. Sosyal konularda doğruların ölçüsü ise insan mutluluğu değil midir?

 

İnsan yararına olan evrensel doğrular tespit edilemezse, insanları ötekileştiren kabuller kaos oluşturmayacak mı? Bu kaos ortamı insanları felaketlere sürüklüyor. Kaos ortamından çıkacak bir yapılanma olmalı. İlahi evrensel kabulleri değil, hukuk ve etik'i kast ediyorum.

 

Dedigim gibi sorulari sitedeki ilgili basliklarda da dile getirirsen, tum sitenin okurluguna ve katilimina acarsin.

 

Aslinda sorular cok genel ve uzerlerine ciltler yazilabilir konular. Umarim, yanitlar tatmin edici olur, tekrar tesekkurler.

 

İsteğini(benim de isteğim) yerine getirdiğimi sanıyorum. Bilgi seviyeme göre daha anlaşılır(fazla felsefi terimler olmadan) yazacağını umuyor, teşekkür ediyorum.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Herseyden once beni hem kendi lakabim adina, hem de bilgi, bilissellik, bilim, bilimsellik adina bu girisimin cok sevindirdi. Ayrica bilgi ve dusuncenin ancak kitle onunde bir anlam ve deger kazanacagi bilinci ile boyle bir baslik acmis olman ve tum sitenin okuma ve yazmasina olanak saglaman da insanoglunun her turlu bilgilenmesi ve bilissellesmesi adina bir adim oldu. Tekrar tesekkurler. :)

 

Evrensel insan'ın yazıları dikkatimi çekti. Ona özel mesaj kısmından bildiklerimi sordum. Acaba bildiklerimiz örtüşüyormu diye..

 

Aldığım cevaplar örtüşmediğini gösterdi. Onun kadar bilgili olduğumu sanmıyorum. Ama bildiklerimin doğruluğunu/yanlışlığını açıklaması, daha tutarlı bilgi sahibi olmama yol açacak. Tabi bu arada ben de araştıracağım. Umarım okuyanlara da yararı olur.

 

Merhaba dostum, (evrensel-insan)

 

Bilgilerine güveniyorum. Sana sormak istediğim bazı sorularım var. Çok kısa cevaplar verebilirmisin? Benim bildiklerimle örtüşecek mi merak ediyorum.

 

1-Bilgi nedir?

2-Hangi koşullarda bilgi gerçekleşir?

3-Doğruluk bilgi için bir koşul mudur?

4-Koşulsa, "ne"lere "doğru" denir?

5-Bilgi görece midir, mutlak mıdır?

6-Sosyal konularda, mesela ahlakta "doğru bilgi/evrensel kabul" var mıdır?

 

 

 

Elbette okuyorum. Fakat farklı bilgiler yeni yeni sorular oluşturuyor. Tıpkı senin cevapların gibi. smile.png

 

1-Bilgi nedir?

 

 

 

Her türlü algı demişsin. İnsanoğlu kulağıyla da algılayabilir. Kaf dağındaki ölümsüzlük veren sihirli elma söylentisini de kulakla algılamış olabilir. Bu bilgi midir?

 

Burada denmek istenen, insanogluna yansiyan ve gozlem veren bir fenomen olmasdikca ve bu algilanamadikca ve de algilanan insanoglunca kavram ile ozdeslestirilip yansitilmadikca bilginin olamayacagidir. Iste bu temelde bilgi insanogluna yansiyanin insanoglunun yansitmasidir. Bes duyu organi algi icin sadece birer organdir ve aractir. Algiu beyindedir ve beyin organlarinin araciligi ile algiladigini kavramsal bilgiye doinusturur. Algiladigim kasdari ile bilgi disinda olan bir sey temelinde bir dusuncen var. Ben bunu senin adina tahmin etmek yerine, senin kendi algin ile "bilgi disinda algilananin yansitilmasi" ni aciklarsan, onun uzerine aciklayabilirim. Sonucta inancsal, ideolojik, teorik, olgusal, gozlemsel v.s. her turlu insanoglu yansitmasi bilgidir. Bu bilginin cesitleri ise insanoglunun bilgiyi siniflandirmasi ile farklilasir. Yalnizx bu farklilastirma farklilasanin bilgi oldugu olgusunu degistirmez.

 

 

 

Bilgi hakkında benim edindiklerim ise: yalnızca doğa varlıklarından ve onlara ait olguların duyumlarla algılanıp tanımlanmasıydı.

 

2-Hangi koşullarda bilgi gerçekleşir?

 

Insanogluna algilamasi icin yansi ve gozlem veren ve bu gozlem veren var algisinin kavram ile ozdeslesip yansimasindan sonra, bilgi devreye girer. Iste bilgi o kavram ile ozdeslesen uzerindeki her turlu insanoglu algisi ve bunun dile gelimidir.

 

 

 

Yine benim bildiğime göre, somutlukların insan tarafından anlamlandırılıp yansıtılmasıydı.

 

3-Doğruluk bilgi için bir koşul mudur?

 

Birincisi bilgi yansiyanin kavramsal yansitilmasi olma adina, zaten bir turevdir. Somutluklarin insan tarafindan anlamlandirilmasi, yani beynin soyutlamasi anlamlandirilanin duyusal mi duyumsal mi olduguna baglidir. Mesela bir cicegi anlamlandirirken cicegin gozlem veren bilgileri yaninda gozlem vermeyen soyut bilgileri de olur. Mesela "guzellik, hosluk, irilik, cokluk", v.s. gibi. Ayrica "bu cicegi boyle yapan bir guc var" gibi; inancsal, metafizik-fizik otesi- duyumsal aklin yaratimi gibi. Cicek insanoglu her turlu ideolojisinde de sembol olarak kullanilir.

 

Dogruluk algisi ve akilciligi, dogrulamatemellidir. Dogrulama da inanilan ya da gozlem veren ile gercek ya da olgu arasindaki aklin ya da gozlemin kurdugu bagdir. Bu bag zaten bilgidir. Iste burada bilginin mantiksal olabilirlik olasiligi gozlem verip vermemesi, olgu olup olmamasi onun bilimsel yonudur. Aksi bilginin inancsal ideolojik boyutudur.

 

 

 

Doğruluk için hem hayır cevabı var, hem de gözlem(deney) le kanıtlanır demişsin. Kanıtın doğruluk için yapıldığını, gerçekle örtüştüğünü, her deneyin aynı sonuca vardığını biliyorum.

 

4-Koşulsa, "ne"lere "doğru" denir?

 

Yukarda acikladim. Bilimsel/teorik dogru ya da inancsal/ideolojik dogru dogrulayanca degisken ve gorecelidir. Yalniz olgusal ve gozlemsel dogru tartisma disidir ve bilimsel temelde olgusal gecerlilik ve gozlemsel yanlislanabilirlik tasir. Iste bu da bilginin yenilenmesini getirir. Yoksa bilgi sabit kalir. Buradan da dogrunun dogrulayanca gecerliligi ile bilimselolgusal/gozlemsel gecerliligi farki cikar. Ilki sabit, degismez, mutlak v.s. iken ikincisi gecerlidir.

 

 

 

"Doğruluk"u doğa gerçekleriyle özdeşleşmesi şeklinde tanımlamazsak, senin dediğin gibi olur elbette. Zira idealist felsede sadece akılla, empirizm de ise deney ve ona uygun tanımlamayla olduğunu biliyorum.

 

5-Bilgi görece midir, mutlak mıdır?

 

Inanca gore ve inanc cesitlerine ve icerigine gore hem mutlak hem gorecedir. Bilime gore de gecerlidir. Gercek bir dogrulamadir. Insanoglu yapilandirilmisligidir. Burada felsefe metafizik/varliksal/ontolojik degil; epistemolojik bilgisel/bilimsel ve bilissel olandir.

 

 

 

Bilimsel olmayan bilgilerde mutlaklık olabiliyor evet ama, bilimsel bilgilerde anlık deneylerden aynı sonuçlar alınması o "an"a ve "yer"e göre doğru fakat diğer "an" ve "yöre" ye göre görece olmuyor mu?

 

Bilginin gozlemselligi ve olgusalligi tum insanoglu turu icin gecerlidir ve tartisma disidir. Yalniz hic bir zaman suphe ve kesinlik tasimaz. Tasir ise zaten bilimsel olmaz. O yuzden her turlu bilimsel bilgi gozlemsel yanlislanasbilirlik temelinde gecerlidir. Ayrica olgusal sartlar da mevcuttur. Mesela Su N.S.A. 0 derecede donar ve 100 derecede kaynar. Yani sartlar degisirse bu olgu da bilgi degerini bilimsel olarak yitirir. Gorecelik o degildir. Gorecelik mesela neyin namuslu ve neyin namussuz oldugunun namus algisi temelindedir. Her beynin de namus kavramina verdigi anlam ve icerik farklidir, boylece namusun olumlu/olumsuz ifadesi de farklilasir. Yani birine namuslu gelen bir davranis, baskasina namussuz gelebilir.

 

6-Sosyal konularda, mesela ahlakta "doğru bilgi/evrensel kabul" var mıdır?

 

Bunu aslinda yukarida namus kavrami temelinde aciklamaya calistim. Her turlu olumlu/olumsuz ifade edilebilen kavramin mesela hak evrenselligi vardir, ama evrensel kabulu yani olgusal gecerliligi yoktur. Bunun nedeni alinan gozlemin inancsal ideolojik etik degerler temelinde olmasidir. Bu degerlerde cografya ve toplumuna gore degisir. Sosyal bilginin bilimselligi ve olgusalligi sadece gozlem temelinde ve insanoglu dusunce ve davranis yasam ve iliski duzen ve sistem ve kurumlasma temelindeki verdigi sosyo-psikolojik izdusumu ve bunun bir ...e gore temelinde degerlendirilmesidir.

 

 

Kavramlar evrensel ve genel geçer ise, neden evrensel olarak kabullenilmiyor? En azından süreçsel ve yerel olarak doğrulukları vardır. Sosyal konularda doğruların ölçüsü ise insan mutluluğu değil midir?

 

Evrensel olmak baska, evrensel onay kazanmak baskadir. Kavramlar evrenseldir, ama her turlu anlam ve icerik ifade ve kurulan olumlu/olumsuz baglarin evrensel onayi yoktur, ...e goresi vardir. Mesela senin sorunda ...e gore mutluluktur. Yalniz bir dusunce ve davranisin verdigi bir kisiye mutlu gelirken, baskasina mutsuz gelebilir. Burada evrensel-insan zihniyetinin ...e gorewsi insanoglu temelli zihinsel/numenal insanlik hedefidir.

 

İnsan yararına olan evrensel doğrular tespit edilemezse, insanları ötekileştiren kabuller kaos oluşturmayacak mı? Bu kaos ortamı insanları felaketlere sürüklüyor. Kaos ortamından çıkacak bir yapılanma olmalı. İlahi evrensel kabulleri değil, hukuk ve etik'i kast ediyorum.

 

Kaos ya da kozmoz, iliski ya da celiski problem ya da ortaya koyum sadece bir ...e gore algisidir. Mesela emperyalist zihniyetin yaptigi kimine kaos kimine kozmoz gelir. Iki sey arasindsaki bag, kimine iliski kimine celiski gelir. Otekilestirmek insanoglunun her turlu etik, metafizik ideolojik inancsal degerleri temelindedir. Bu zaten ayrimcilik ve cikar temelindedir ve guc otorite gerektirir. Insanoglunu zihinsel insanlastiracak olan onun dogal ve fenomenal temelli olmayan ve insan temelli olan zihniyeti olacaktir. Yani dogal ve fenomenal zihniyet insanoglunun kendi kendini kaosa soktugfu zihniyettir. Insanlar arasi birligi degil; savasimi ongorur. Yani insanoglunun kendi kendine giydirdigi ego elbisesidir. Insanoglu ...e goresini insan zihniyeti ile secmedikce kaostan kurtulmasi mumkun degildir. Bu da bilim ve hukukun bilimsel ve evrensel insan haklari ve hak ve ozgurlukler temelindeki notr algili qua felsefesi ile mumkundur.

 

 

 

İsteğini(benim de isteğim) yerine getirdiğimi sanıyorum. Bilgi seviyeme göre daha anlaşılır(fazla felsefi terimler olmadan) yazacağını umuyor, teşekkür ediyorum.

 

Asil ben sana tesekkur ederim. Cunku bilgi ve dusunce ancak farkli duzeylerdeki beyinler ile islendikce daha bir algilanir ve detaylanir hale gelir.

 

Sorular genelde cesitlui ve icerikli oldugundan yanitlar da kisa ve oz olmustur. Aslinda her kavram ve konuyu kendi bunyesinde degerlendirebilmek belki de her bir kavram ve konunun daha detayli algilanmasini saglar.

 

Ayrica ilgilendigin ve sordugun sorular adina tesekkurler. Eger yanitlar algilanma acisindan yeteri kadar acik degilse, tekrar sorabilirsin. Cunku bilgi ve dusunce derinlemesine ve sorgulandikca detaylanir.

 

Umarim bu bir baslangic olur ve site kitlesinin ilgisini ceker, onemser ya da etkilenir. Boylece katilim ve sorular baska duzey beyinlerin katilmasi ile de zenginlik ve cesitlilik kazanir.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Senin de samimiyetine dayanarak, ozel mesaj yazismasinin da tamamlanmasi adina ve verilen ilk yanitlarin da tum site yazarlarinin okuruna sunulmasi adina, lakabimin lakabinaozel olarak yazdigi yanitlari buraya alintiliyorum.

 

Sorular icin tesekkurler. Bu sorularin cevaplarini aslinda bilim/bilgi felsefesi basliklarinda kisa ve oz olarak bulabilirsin.

 

Ayrica bu sorulari ilgili basliklarda sormak, tum sitenin okurluguna ve katilimina yardimci olur. Kisaca yanitlayayim.

 

Insanoglunun her turlu algisini algiladigi ile ozdeslestirdigi kavrami ile kendine ve turune yonelik bildirmesine, belirtmesine ortaya koymasina v.s. bilgi denir.

 

Bilgi, insanoglunun soyutlamasidir. Hersey bir kavramsal bilgidir. Insanoglu eliyle, adina, ait, icin tek tarafli ve monolog olarak yapilandirilmisliktir. Bir turevdir, degiskendir, gorecedir. Hem anlam/icerik hemde felsefi siniflari ve cesitleri vardir.

 

Bilginin gerceklesebilmesi icin, insanogluna yansi ve gozlem veren bir fenomenin olmasi ve bu fenomene yonelik/karsit insanoglu duyumsal/duyusal algisi ile kavramsal ozdeslestirilmis dil (vucut ve konusma/yazma dili) ekleyerek kendine yansitmasi.

 

Bilgi- gozlem ve yansi veren+insanoglu algisi (var)+insanoglu kavrami+ozdeslestirme=yansiyani yansitma boylece ortaya cikan ve yansitilan hakkinda her turlu soru/cevap ve dil uretimi.

 

Hayir. Bilginin dogrulugu/yanlisligi teyittir. Ya inanc ya ideoloji ya da gozlem ile kanitlanir.

 

Dogru goreceli ve degiskendir. Epistemolojik olarak dogru/gercek insanoglunun saglama eylemidir. Yani inancin neyin gercek/dogru oldugunun kisice kendine dogrulanmasidir.

 

Dogrunun, mutlakligi,sabitligi ilkligi, tekligi v.s. hangi felsefi temele oturtulursa oturtulsun, inancsal ideolojidir ve bilimsel degildir. Aksine bir dogma, tutuculuk, gericilik anlamina gelir.

 

Her ikisi de, mutlaklastirilan bilgiler, sosyal ve fiziksel bilgilerdir. Inanc ve ideoloji icerirler. Bilimsel bilgi ise gozlemsel/olgusal bilgidir, yanlislanabilir, gecerlidir ve degiskendir.

 

Bilgi kavramsaldir. Kavramlar evrenseldir, yalniz evrensel kabulleri yoktur. Sosyal bilgi bir ...e gore temelinde tartismalidir, yonlendirim ve yaptirimlidir.

 

Ahlak etigin bir koludur. Evrensel onay almis ya da insanoglunun ortak kabullenecegi bir ahlak yoktur. Burada onemli olan bu ahlaki her turlu yonlendirim yaptirim ve uygulamanin bilimsel ve bilisselligi, insanogluna sagladigi yarar ve onu her turlu dusunsel/davranissal yasamsal ve iliskisel duzen/sistem ve kurumsal her turlu teknik ve bilimsel gelisime uygun cagdasligi ve gunxcelligidir.

 

Dedigim gibi sorulari sitedeki ilgili basliklarda da dile getirirsen, tum sitenin okurluguna ve katilimina acarsin.

 

Aslinda sorular cok genel ve uzerlerine ciltler yazilabilir konular. Umarim, yanitlar tatmin edici olur, tekrar tesekkurler.

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest meraba

1-Bilgi nedir?

 

Her türlü algı demişsin. İnsanoğlu kulağıyla da algılayabilir. Kaf dağındaki ölümsüzlük veren sihirli elma söylentisini de kulakla algılamış olabilir. Bu bilgi midir?

 

Burada denmek istenen, insanogluna yansiyan ve gozlem veren bir fenomen olmadikca ve bu algilanamadikca ve de algilanan insanoglunca kavram ile ozdeslestirilip yansitilmadikca bilginin olamayacagidir.

 

Iste bu temelde bilgi insanogluna yansiyanin insanoglunun yansitmasidir. Bes duyu organi, algi icin sadece birer organdir ve aractir. Algi beyindedir ve beyin organlarinin araciligi ile algiladigini kavramsal bilgiye donusturur.

 

Algiladigim kadari ile bilgi disinda olan bir sey temelinde bir dusuncen var. Ben bunu senin adina tahmin etmek yerine, senin kendi algin ile "bilgi disinda algilananin yansitilmasi" ni aciklarsan, onun uzerine aciklayabilirim.

 

Sonucta inancsal, ideolojik, teorik, olgusal, gozlemsel v.s. her turlu insanoglu yansitmasi bilgidir. Bu bilginin cesitleri ise insanoglunun bilgiyi siniflandirmasi ile farklilasir. Yalniz bu farklilastirma farklilasanin bilgi oldugu olgusunu degistirmez.

 

 

Dostum açıklamaların senin düzeyinde olmayan birisi için zor anlaşılır olabilir. Daha açık ve basit açıklamaların olmalı. Teşekkür ederim.

 

Yukarda, fenomen(somutluk, var olan, olgu) algılanmadıkça bilginin olamayacağından bahsetmişsin. Daha aşağıda ise; "Sonucta inancsal, ideolojik, teorik, olgusal, gozlemsel v.s. her turlu insanoglu yansitmasi bilgidir." demişsin.

 

Burayı anlamadım. İnançlar da insanoğlunun birer yansıtmasıdır. İnançlar veya inançlardaki ögeler bilgi midir? Mesela melekler bilgi midir? Keza ideolojiler, teoriler(varlıkla ilgili olmayanlar) de öyle. Bunlar nasıl bilgi olabilir?

 

"Bilgi hakkında benim edindiklerim ise: yalnızca doğa varlıklarından ve onlara ait olguların duyumlarla algılanıp tanımlanmasıdır."

 

Bu benim önceki tanımımda hata var mı?

 

"Bilgi" de uzlaştıktan(anlamam söz konusu) sonra, diğer sorularımla bir bağ kurmaya çalışacağım. Yoksa netleştiremiyorum.

 

Teşekkürler.

Share this post


Link to post
Share on other sites

1-Bilgi nedir?

 

Her türlü algı demişsin. İnsanoğlu kulağıyla da algılayabilir. Kaf dağındaki ölümsüzlük veren sihirli elma söylentisini de kulakla algılamış olabilir. Bu bilgi midir?

 

 

 

 

Dostum açıklamaların senin düzeyinde olmayan birisi için zor anlaşılır olabilir. Daha açık ve basit açıklamaların olmalı. Teşekkür ederim.

 

Yukarda, fenomen(somutluk, var olan, olgu) algılanmadıkça bilginin olamayacağından bahsetmişsin. Daha aşağıda ise; "Sonucta inancsal, ideolojik, teorik, olgusal, gozlemsel v.s. her turlu insanoglu yansitmasi bilgidir." demişsin.

 

Burayı anlamadım. İnançlar da insanoğlunun birer yansıtmasıdır. İnançlar veya inançlardaki ögeler bilgi midir? Mesela melekler bilgi midir? Keza ideolojiler, teoriler(varlıkla ilgili olmayanlar) de öyle. Bunlar nasıl bilgi olabilir?

 

"Bilgi hakkında benim edindiklerim ise: yalnızca doğa varlıklarından ve onlara ait olguların duyumlarla algılanıp tanımlanmasıdır."

 

Bu benim önceki tanımımda hata var mı?

 

"Bilgi" de uzlaştıktan(anlamam söz konusu) sonra, diğer sorularımla bir bağ kurmaya çalışacağım. Yoksa netleştiremiyorum.

 

Teşekkürler.

 

Burasini soyle izah edeyim. Insanoglu algisi iki tuyrludur, biri somut ve duyusal, digeri soyut ve duyumsal/sezgisel. Buradaki ilk algi fenomenin verdigi gozlem ve yansinin somut algisidir, ikincisi ise bu somut uzerinden soyut akilcilik uretimidir. Iste buradaki ana olarak sosyal bilgi ve siniflama olarak; ideolojik inancsal bilgi soyutun kendisi, ya da somutlastirilmisidir.

 

Mesela agaci somut olarak algilarsin, ama onu soyut olarak tanrilastirabilirsin, ya da onun uzerinden fikir yurutup onu somut olarak masaya cevirebilirsin. Iste buradaki agac, onun tanri ile ozdeslesmewsi ve ondan turetilen masa hepsi de kavramsal olarak bilgi temelinde turetilir.

 

Dun aslinda bilgi ile ilgili bir kac baslik actim ve cesitleri ile bilgi farklarina degindim.

 

Ayrica baslik olarak insanoglunun kendisine yansi ve gozlem veren fenomenden, nasil fenomenal ve numenal bilgi turettigini de aciklayan basliklar var.

 

Burada matematiksel/mantiksal bilgiye ayrica deginmek lazim. Cunku bu bilgi aslinda ideolojileri yaratan ve duzen/sistem ve kurumlasma olarak somutlastiran bilgidir. Iste sosyal bilginin bir yonu bu etigin dali, diger yonu de metafizigin fizik otesinin dalidir.

 

Kisaca hersey bir bilgidir. Onemli olan bu bilginin gecerliligi, yasayabilirligi, gozlem vermesi, yanlislasnabilirligi olmasidir. Cunku bilimsel olmayan bilgiler, sadece inancin ve ideolojinin sorgulanmaz ve kayitsiz sartsiz, sorgusuz sualsiz kabulleri ile ancak sahiplenilir ve sabitlenilir.

 

Mesela madde bir fenomen cesididir ve gozlem verir. Yalniz bunu materyalizm olarak, ilk, tek, mutlak v.s. kilmak bir ideolojik inanctir ve gozlem vermez.

 

Aslinda basliklari soyle bir tararsan bilgi varlik iliskisini bilgi ogreti ve inanc iliskisini bilmek ogrenmek/inanmak iliskisini basliklarda bulabilirsin.

 

Eger bilgiyi sadece algi olarak duyuma indirgersen; bu determinizm duyumsalligi, sezgiyi ve insanoglunun inancsal ve ideolojik akil ufkunu ve bildirimini es gecer.

 

Onemli olan bilgi olan her kavramin insanoglunun neye dayanarak yansitmasi ve insanolglunun bu bilgi ile kurdugu bagdir. Zaten insanoglunun her turlu ortaya koyumunun bilgi farki da (felsefe, dil ve bilim) burdan dogar. Yoksa hepsi bir bilgidir.

 

Peki sence bilgi olmayan ne var, ya da bilgi olmadan ne ortaya konabilir? Dedigim gibi herseyin insanoglunun yansiyani yansitmasi olan kavramsal bilgi olmadigini dusunuyorsan, bunun disinda baska ne var? Neden bu bilgi degil, ya da bilgi degil ise ne?

Share this post


Link to post
Share on other sites

Mesela, soyle dusunebilirsin. Insanoglu neye inanir, ona sunulan bilgilere. Peki bunlar yani bu bilgiler neden inanctir?, cunku gozlem vermez, olgu degildir. Bilim bu bilgileri yanlislamis ve curutmustur.

 

Insanoglu neden ideolojilere inanir, yani ona sunulan bilgilere. Peki bunlar neden ideolojidir. Cunku sadece ideolojik bakis acisi ile dogrulanir ve yanlislanamaz. Mesela demokrasi, fasizmin dogruladigi demokrasi algisini, sosyalizm dogrulamaz. Aslinda her ikisi de kendi ideolojik dogrusu ile demokrasi icin mucadele eder.

 

Iste bu nedenden, ideolojik ve inancsal birlgiler arasinda dogruluk savaslari vardir. Savasi yaratan da bu bilgilere farkli ideolojik dogrusal tabanlardan yanasimdir.

 

Iste bilimsel bilginin onemi buradadir. Hem gozlem verir, hem olgudur, hem tartisma disidir, hem gecerliligi yanlislanabilene kadardir, hem yenilenir hem gelisir, hem degisir. Yani aklin kesinlik, mutlaklik, ilklik teklik inancindan bagimsizdir.

 

Iste bu temelde bilgi;

 

Kavramsaldir.

 

Insanoglu ortaya koyumudur.

 

Turevdir, yani yansiyanin (duyusal/duyumsal) algilanarak vekavram ile ozdeslestirilerek yansitilmisidir.

 

Insanoglu yapilandirilmisligidir.

 

Kisaca bilgi, insanogluna yansi ve gozlem verenin, kendi yansi ve gozlemi dahil; insanoglu algisi ve kavrami ile ozdeslesmis yansitilmisinin uzerinden turetilen her turlu aciklama, bildirim,belirtimdir.

 

Fenomende bilgi yoktur, bilgi; o fenomeni algilayan insanoglunun o fenomen uzerindeki bildirimi, belirtimi ortayas koydugu v.s. kisaca ona ilettigidir.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Sana iki ornek daha vereyim. Mesela, insanogluna gozlem ve yansi veren dunya fenomeni ile ilgili dunya kavrami uzerinden turetilen bir bilgi "Dunya duzdur" bilgisi idi. Geminin uzaktan goruntusunun evreleri olarak bu curutulse de, ta ronesans'a kadar bu bilgi gecerliydi. Ne zaman dunyanin yuvarlak oldugu gozlem verdi, iste o zaman bu bilgi yasanabilirligini ve gecerliligini yitirdi.

 

Eger bir beyin hala bu bilgiyi savunuyor ise, bu artik bir inanctir. Cunku bilimsel olarak bu bilgi artik gecerli degildir.

 

Iste bir bilgiyi inanctan ve bilimden farkli kilan da budur.

 

Bunun ile ilgili her konu ve kavramda sayisiz ornek verilebilir.

 

Bir ornegi de atom uzerinden verelim "atom bolunemez en kucuk parcadir." bilgisi atom parcaciklarina erisildigi anda gecerliligini yitirdi.

 

Iste bu temelde bilgi sinirsiz ve sonsuzdur, ilklestirilemez, teklestirilemez, mutlaklastirilamaz, kesinlestirilemez. Aksine gecerli kilinir, yanlislanir, degisir, yenilenir, cagdaslasir, gelisir v.s.

 

Kisaca surekli suregelen surec temelinde sinirsiz ve sonsuzdur.

 

Bilginin bir ozelligi de, gecerlilik acisindan; mantiksal olabilirlik olasiliginin olup olmamasidir. Burada inancin cikmazi, gozlem veren bir olabilirlik olasiliginin olmus olmasini bile, inanci yuzunden kabullenemez. Ya da ortaya koydugu bilginin mantiksal olabilirlik olasiligi yoktur. Mesela insanoglu disinda baska bir gucun kitap yazmasi gibi. Ya da insanoglunun baska gucler ile dialog kurabilmesi gibi.

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest meraba

Peki sence bilgi olmayan ne var, ya da bilgi olmadan ne ortaya konabilir? Dedigim gibi herseyin insanoglunun yansiyani yansitmasi olan kavramsal bilgi olmadigini dusunuyorsan, bunun disinda baska ne var? Neden bu bilgi degil, ya da bilgi degil ise ne?

 

Evrensel insan,

 

Şunu bir daha vurgulamak istiyorum. Seninle tartışma yapmıyorum. Zaten yapamam da. Bu konuda tam da kesinleşmiş bilgilerim yok. Daha önce söylediğim gibi bilgilerimi geliştirip tutarlı olmasını sağlamak.

 

Bilginin "ne" olduğuna dair en klasik ve bana göre doğru bir açıklama:

 

"Bilginin tanımı: Suje(bilen) ile obje(bilinen)arasındaki bağlantıdan doğan ürüne bilgi denirnokta.gifBilgiyi ortaya çıkaran suje-obje ilişkisidirnokta.gifÖrneğin bir insan(suje) ağaca(obje) baktığında dallarının biçimini, yapraklarının rengini, meyvesi olup olmadığını görür, bunların bilgisini elde edernokta.gifBilgiyi ortaya çıkaran örnekte de görüldüğü gibi suje ile objenin etkileşimi, ilişkisidirnokta.gif "

 

Eğer bilgi bu ise, sadece bilen veya bilinen bilgi oluşturamaz. Yani bir başka şekilde söylersek bilinen olmazsa bilgi olmaz. Matematiği misal veriyorsun. Sayılar nesne olmadan söylenmezse bilgi olabilirmi? Beş rakamı 5 adet nesneyi anlatır. Nesne olmadan 5 bilgisi neya yarar. Bilgi olamaz. vs.

 

Yukardaki bilgiyi tanımlayan şöyle devam etiş:

 

"Not: Bilgi sadece sujenin objeyi algılaması ile ortaya çıkmaz, "

 

Bence doğru değil. Devam etmiş.

 

"hayal kurma , tasarlama, anımsama, düşünme ile de birey bilgi elde edebilirnokta.gif Örneğin, pisagor teoremini düşünmek,dünkü maçta atılan golü hatırlamak,üniversiteyi kazandığını hayal etmek de bilgidirnokta.gif "

 

Hayal kurmada, tasarımda, anımsamada, düşünmede nesne olmadan ne bilgisi edinebilir? Veya bu bilgi midir? Bilgi, bilmek değilmidir? Nesne olmadan ne bilinebilir?

 

Bunu da ben sorayım.. Nesne olmadan ne bilinebilir? Bilinmeyen bir şey düşünülebilir mi? Sen bilinmeyen bir şeyi düşünebilirmisin. Düşünsen bile işe yarar mı? Kimin işine yarar?

 

O halde mistik bilinmeyen söylemlere bilgi diyeceğiz. Gelecekte belki işe yarar gözüyle bakacağız. Böyle şey olabilir mi?

 

Kısacası nesne olmadan bilgi olamaz diye düşünüyorum. Oluşturmaya çalışmak ise bilgi üretmek değildir bence. Boş ve anlamı olmayan laf üretmektir. Buna da bilgi denemez.

 

Sonuç: Nesneye ait olmayan boş lafın bana bilgi olduğunu kavratmalısın. Tutucı ve inatçı birsi değilim. Ayrıca bana bir şeyler anlatmaya çalışıp zaman ayırdığın için sana çok fazla teşekkür borçluyum.

 

Yine ikinci iletinde şöyle bir tanımın var:

 

Mesela, soyle dusunebilirsin. Insanoglu neye inanir, ona sunulan bilgilere. Peki bunlar yani bu bilgiler neden inanctir?, cunku gozlem vermez, olgu degildir. Bilim bu bilgileri yanlislamis ve curutmustur.

 

Bilgiye inanılmayacağını, bilineceğini kavrattılar bana. smile.png Çünkü nesneye ait olan zaten bilinir. İnanmaya ne gerek var?

 

Yanlışlanmış ve çürümüş olan söylem zaten dikkate alınmaz. Dikkate alınmayan söyleme nasıl bilgi denilebilir?

Share this post


Link to post
Share on other sites

Evrensel insan,

 

Şunu bir daha vurgulamak istiyorum. Seninle tartışma yapmıyorum. Zaten yapamam da. Bu konuda kesinleşmiş bilgilerim yok. Daha önce söylediğim gibi bilgilerimi geliştirip tutarlı olmasını sağlamak.

 

Bilginin "ne" olduğuna dair en klasik ve bana göre doğru bir açıklama:

 

"Bilginin tanımı: Suje(bilen) ile obje(bilinen)arasındaki bağlantıdan doğan ürüne bilgi denirnokta.gifBilgiyi ortaya çıkaran suje-obje ilişkisidirnokta.gifÖrneğin bir insan(suje) ağaca(obje) baktığında dallarının biçimini, yapraklarının rengini, meyvesi olup olmadığını görür, bunların bilgisini elde edernokta.gifBilgiyi ortaya çıkaran örnekte de görüldüğü gibi suje ile objenin etkileşimi, ilişkisidirnokta.gif "

 

Buradaki ilk soru, insanoglu obje ve subjesi disinda, bilgiyi ortaya koyan, bildiren, belirten baska bir tur ya da guc var midir? varsa nedir/kimdir ve kime/neye gore odur? insanoglu objesinden baska bir bilgi subjesi var midir? Yani insanoglu disinda kalan bir objenin subjesini kim/ne ortaya koyar? Iste burada algilanilmasi gereken, epistemolojik olarak tek subjenin insanoglu objesi oldugudur.

 

Eğer bilgi bu ise, sadece bilen veya bilinen bilgi oluşturamaz. Yani bir başka şekilde söylersek bilinen olmazsa bilgi olmaz. Matematiği misal veriyorsun. Sayılar nesne olmadan söylenmezse bilgi olabilirmi? Beş rakamı 5 adet nesneyi anlatır. Nesne olmadan 5 bilgisi neya yarar. Bilgi olamaz. vs.

 

Bilgi, epistemolojik olarak insanoglunun ortaya koydugudur. Eger su an ortaya konulmamis bir sey varsa, bu zaten bilgi degildir. Cunku insanoglunun bildirim, belirtim, ortaya koyum ufku kavramsal bilgidir. Bilinmeyen ancak bilinir olduktan sonra ortaya konur. Mesela atomun parcaciklari bilinmiyordu ve bilindikten sonra ortaya kondu. Dolayisiyle ortaya konmadan bir bilinmeyenden soz etmek mantiksal degildir. Eger kavram olarak ortada ise zaten sorun yoktur. Yani atom parcaciklarinin kavrami bilinme ile ortaya konmustur. Bir seyi saymak demek, ortada sayacak fenomenlerin olmasi demektir. Sonsuz ve sinirsizi nasil sayarsin? ya da belirsizi. Bilgi nesne degil; kavram olmadan olamaz. Cunku her kavram nesneye isaret etmez. Nesnel ollmayan bir suru kavram vardir.

 

Yukardaki bilgiyi tanımlayan şöyle devam etiş:

 

"Not: Bilgi sadece sujenin objeyi algılaması ile ortaya çıkmaz, "

 

Bence doğru değil. Devam etmiş.

 

Buradaki tek epistemolojik subje insanoglu objesidir.

 

"hayal kurma , tasarlama, anımsama, düşünme ile de birey bilgi elde edebilirnokta.gif Örneğin, pisagor teoremini düşünmek,dünkü maçta atılan golü hatırlamak,üniversiteyi kazandığını hayal etmek de bilgidirnokta.gif "

 

Tabiki yalniz buradaki insanoglu objesinin objesi olan beyninin subjektif ufku yani numenal yeti ufku devrededir. Iste soyutlamanin soyutu da boyle dogar. Yani nesnel olmayan bilgiler. Mesela tum kurgular ve kuramlar subjektiftir. Tum etik/estetik degerler (dogru/yanlis,iyi kotu,guzel/cirkin v.s.) subjektiftir.

 

Hayal kurmada, tasarımda, anımsamada, düşünmede nesne olmadan ne bilgisi edinebilir? Veya bu bilgi midir? Bilgi, bilmek değilmidir? Nesne olmadan ne bilinebilir?

 

Bilgi once ogrenmek sonra inanmaktir. Bilmek bilginin kisice algilanmasi ve bilisselligidir. Kurulan hayal ne uzerinedir? buradaki ne nesnel mi/oznel midir? Zaten hayali kuran insanoglu hem nesnel hem de ozneldir. Beyninin yani objesinin numenal ufku yani subjesi ile hayal kutrar.

 

Bunu da ben sorayım.. Nesne olmadan ne bilinebilir? Bilinmeyen bir şey düşünülebilir mi? Sen bilinmeyen bir şeyi düşünebilirmisin. Düşünsen bile işe yarar mı? Kimin işine yarar.

 

Burada her seyden once nesne kavramini ortaya koymak gerekir? herhangi bir nesnenin insanoglu nesnesi vbe oznesi olmadan ortaya koyumu kendi kendine mumkun mudur?, kime/neye gore? Insanoglu atomu gozlemler ve onun bilinmeyen parcalarini bilinir kilar. Yalniz bilinmeyen ancak bilinir olduktan sonra ortadadir. Yine soyleyeyim. Bilgi olabilmesi icin insanogluna kendi dahil yansiyan ve gozlem veren olmasi bunun var algisi ve kavram ile ozdeslestirilerek yansitilmis olmasi gerekir. Bilinmeyen ile yanlis bilinen farkini da unutma. Peki, atomu parcalamak eylemini gerceklestiren, sence bilinmeyen bir seyi mi dusundu? Yani "atom da parcalanabilir" dusuncesi bilinmeyeni dusunmemidir. Sonucta ortada bir atom var. Ya da insanoglu herhangibir zaman kesinlik ile bir seyin en kucugunu ya da en buyugunu ortaya koydugundan emin olabilir mi? olursa zaten bu inanc olur. Iste burada inanctan arinip atomun da kucugunun olabilecegini dusunmek tam da bilimdir ve bilginin yenilenirligidir. Zaten bu olmazsa bilgi inanc gibi sabit kalir.

 

Kısacası nesne olmadan bilgi olamaz diye düşünüyorum. Oluşturmaya çalışmak ise bilgi üretmek değildir bence. Boş ve anlamı olmayan laf üretmektir. Buna da bilgi denemez.

 

Insanoglu fenomena numenal kavramsal, yani beyin/dusunce ve kavrami olmadan ve kendi dahil ona bir fenomen yansi ve gozlem vermeden ve bunun var algisi isareti olmadan bilgi olmaz. Bu da sadece indirgemeci nesnelcilik degildir. Cunku insanoglu ayni zamanda ozneldir de. Uretilen her sey bilgidir. Bunun ne oldugu ise uretilenin ne oldugunun ortaya konmasidir.

 

Sonuç: Nesneye ait olmayan boş lafın bana bilgi olduğunu kavratmalısın. Tutucı ve inatçı birsi değilim. Ayrıca bana bir şeyler anlatmaya çalışıp zaman ayırdığın için sana çok fazla teşekkür borçluyum.

 

Yine ikinci iletinde şöyle bir tanımın var:

 

 

 

Yanlışlanmış ve çürümüş olan söylem zaten dikkate alınmaz. Dikkate alınmayan söyleme nasıl bilgi denilebilir?

 

Sen neden gecerli olmayan gozlem vermeyen yani bilimsel olmayan diger bilgileri bilgiden saymiyorsun? Bence burada metafizigin varliksal/ontolojik bakis acisi yerine, epistemolojik bakis acisi gerekir. Cunku bilgi epistemolojinin konusudur. Algiladigim kadari ile sen soyut kavramlari ve onlarin her turlu ifadessini v.s. bilgiden saymak istemiyorsun.

 

O zaman soyle sorayim, bunlar bilgi degile nedir?, ki sen "hayal kurma" ile bag kurmussun.

 

Bilginin ne oldugunu ve kime/neye gore o oldugunu ve ortaya koyanin kim/ne oldugunu algilamak; ancak bir bilginin bilgisel, bilimsel ve bilissel anlam ve icerigini algilamak ile paraleldir.

 

Yani ister laf olsun, ister uydurma olsun, ister hayal urunu olsun, ister bir nesneye yonelik olsun; ortaya koyulan her var algili kavramin uzerinden dusunce uretmek somut uretmek soyut uretmek bilgidir.

 

Yalniz, bilmek bilim, bilissellik v.s. her bilgi icin gecerli degildir. Yani bilginin sifati ve cesitleridir, soz konusu olan.

 

Peki "Dunya duzdur." cumlersi nedir, bilgi degil midir? tabiki gecerliligi, bilimselligi ve bilisselligi yasanabilirligini yitirmis ve inanc olmustur. Ama cumle bir insanoglu bilgisidir. Tanri bir sosyal bilgidir. Varliksal inancsal ideolojik olarak tartisirsin ve bu kavram ile olumlu/olumsuz bag kurarsin. Ama ortada boyle bir kavram ve her turlu sosyal bilgisi olmazsa, bunlari yapamazsin.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Insanoglu da dahil, herhangibir fenomenin (nesnel, biyolojik, fiziksel, atomik, kimyasal, sinirsel v.s.) bilgiye katkisi, SADECE gozlem ve yansiyi insanoglunun var algisina sunmasidir.

 

Iste bundan sonra insanoglu kendi fenomeni de dahil; bu var algisini (duyusal/duyumsal) yarattigi kavrami ile ozdeslestirerek fenomene bilgi olarak ekler.

 

Kisaca insanoglu disinda kalan her turlu fenomenin tek katkisi gozlem ve yansi vermektir. Iste insanoglu kendi gozlem ve yansisi da dahil, bunu var olarak algilayan, yarattigi kavrami ile ozdeslestiren ve bu kavram uzerinde bilgi ureten ve tureten tek canli turudur.

 

Bu su demektir. Mesela bir hayvan insanogluna gozlem verir ve onun algisinin bilgisini hayvan degil; insanoglu turetir. Hayvan kendine bir bilgi turetse bile, insanoglu ile ortak bir kavramsal bilgi dialogu yoktur.

 

Ayni sekilde baska bir fenomen (kavram ile ozdeslesmis olarak, evren, duinya, doga, nesne v.s.) insanogluna gozlem verir, ve onun algisinin bilgisini kavram ile ozdeslesmis fenomen degil; insanoglu turetir.

 

Iste bu turetimde insanoglu kendi dahil kendisine gozlem veren fenomenden, sosyal,fiziksel ve matematiksel/mantiksal bilgi turetir. Bu bilgi ya bir olgudur, ya da aklin kendine dogruladigi inanc ve ideolojidir. Bu dogrulanan bilgi ya somutlasmistir, yada soyutdur. Ya aklin yansiyan ve gozlem veren fenomenden gozlemsiz uretimidir, ya da gozlemli uretimidir. Yani uretilen bilgi ya epistemolojik olarak gecerlidir, ya da degildir. Gecerliligi gozlem vermesi, gecersizligi gozlem vermemesi ya da olan bilginin gozlem ile yanlislanabilirligi ve yanlislanmis olmasidir.

 

Eger bir bilgi gozlem vermiyor, yanlislanamiyor ve sadece dogrulayanin ideolojik inancsal dogrusu ise; bilimsel ve bilissel degildir.

 

Iste onemli olanda bilgi degil; bilginin bilimselligi, bilisselligi, gecerliolarak gozlem vermesi ve yine gozlem ile yanlislanabilmesidir. Bir bilgi de bunlar yoksa o bilgi inancsal ve ideolojik bir bilgidir ve bilimsel bilissel bir degeri yoktur.

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest meraba
Iste burada algilanilmasi gereken, epistemolojik olarak tek subjenin insanoglu objesi oldugudur.

Bilgi oluşturacak sujenin sadece insanoğlu objesi olduğunu zaten algılayabiliyorum.

Bilgi, epistemolojik olarak insanoglunun ortaya koydugudur. Eger su an ortaya konulmamis bir sey varsa, bu zaten bilgi degildir.

 

Ortaya koyduğu algıladığıdır. Algılamadığı da zaten bilgi olarak "yok"tur.

 

Cunku insanoglunun bildirim, belirtim, ortaya koyum ufku kavramsal bilgidir. Bilinmeyen ancak bilinir olduktan sonra ortaya konur.

Bunu zaten biliyordum

Bilgi nesne degil; kavram olmadan olamaz. Cunku her kavram nesneye isaret etmez. Nesnel ollmayan bir suru kavram vardir.

Nesne olmadan oluşan kavram ciddiye alınır mı? Yalan(uydurma) kavramdır.

"Kavram" için bir alıntı:

Kavram, nesnelerin ya da olayların ortak özelliklerini kapsayan ve bir ortak ad altında toplayan genel tasarımdır.

Buradaki tek epistemolojik subje insanoglu objesidir.

 

Bu doğru. Ama:

"hayal kurma , tasarlama, anımsama, düşünme ile de birey bilgi elde edebilir Örneğin, pisagor teoremini düşünmek,dünkü maçta atılan golü hatırlamak,üniversiteyi kazandığını hayal etmek de bilgidir"

Bunlar hep olaylardır. İnsanoğlu bilmediği varlık ve olaylar hakkında hayal kuramaz. Kurduğunu zannetse bile mutlaka doğadaki bir "şey" e benzetecektir. Kanatlı melekler misali, tanrının sıfatları misali.

Tabiki yalniz buradaki insanoglu objesinin objesi olan beyninin subjektif ufku yani numenal yeti ufku devrededir. Iste soyutlamanin soyutu da boyle dogar. Yani nesnel olmayan bilgiler. Mesela tum kurgular ve kuramlar subjektiftir. Tum etik/estetik degerler (dogru/yanlis,iyi kotu,guzel/cirkin v.s.) subjektiftir.

Nesenl olmayanın subjektif tanımı da olmaz. Etik/estetik değerler yine nesneye ait subjektif tanımlamadır. Görece bilgidir. Objektif denilemez.

Bilgi once ogrenmek sonra inanmaktir. Bilmek bilginin kisice algilanmasi ve bilisselligidir.

Algılanan zaten bilinir inanmaya ne gerek var. Yağmur yağdığını görüyorum ve biliyorum. Ayrıca inanmama ne gerek var?. İnanma algılayamayan için söz konusudur.

Kurulan hayal ne uzerinedir? buradaki ne nesnel mi/oznel midir? Zaten hayali kuran insanoglu hem nesnel hem de ozneldir. Beyninin yani objesinin numenal ufku yani subjesi ile hayal kutrar.

Buradaki "ne" nesneye ait öznel yorumdur. Göreceli bilgidir. Bilgi zaten soyuttur. Somut olan nesnedir. Soyut tanımlamaya kaynak olandır.

Burada her seyden once nesne kavramini ortaya koymak gerekir? herhangi bir nesnenin insanoglu nesnesi vbe oznesi olmadan ortaya koyumu kendi kendine mumkun mudur?, kime/neye gore? Insanoglu atomu gozlemler ve onun bilinmeyen parcalarini bilinir kilar. Yalniz bilinmeyen ancak bilinir olduktan sonra ortadadir. Yine soyleyeyim. Bilgi olabilmesi icin insanogluna kendi dahil yansiyan ve gozlem veren olmasi bunun var algisi ve kavram ile ozdeslestirilerek yansitilmis olmasi gerekir. Bilinmeyen ile yanlis bilinen farkini da unutma.

Bilinmeyene ait tanım, bilgi zaten olamaz. Yanlış bilgi de adı üzerinde bilgiden sayılmaz. Tanım, yorum geçersizdir anlamındadır. Bilgi olarak öğretime, öğrenime alınmaz.

Yanlışlanmış ve çürümüş olan söylem zaten dikkate alınmaz. Dikkate alınmayan söyleme nasıl bilgi denilebilir?

Sen neden gecerli olmayan gozlem vermeyen yani bilimsel olmayan diger bilgileri bilgiden saymiyorsun?

Geçersiz olan söylem ne işe yarar ki, bana ne yararı olabilir at gitsin. Yok say. Sana yarar mı?

Bence burada metafizigin varliksal/ontolojik bakis acisi yerine, epistemolojik bakis acisi gerekir. Cunku bilgi epistemolojinin konusudur. Algiladigim kadari ile sen soyut kavramlari ve onlarin her turlu ifadessini v.s. bilgiden saymak istemiyorsun.

Olurmu öyle şey. Bilgi, bilim zaten soyuttur. İnsanoğlunun yorumudur. Benim de işime yarar. Nesneye tanım olmuşsa somutlaşmış olur. Olmamışsa değersizdir. Değeri olmayan sıfırdır.

 

Fizik ötesi bilgi olabileceğine ikna edemedin beni dostum.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Bilgi oluşturacak sujenin sadece insanoğlu objesi olduğunu zaten algılayabiliyorum.

 

 

Ortaya koyduğu algıladığıdır. Algılamadığı da zaten bilgi olarak "yok"tur.

 

Evet insanoglu algilamasi icin ona bir fenomen yansi ve gozlem vermelidir, bu alinan yansi ve gozlem var ile isaretlendikten sonra, yaratilan kavram ile ozdeslestirilir ve yansitilir. Iste bu yansitilan kavram bilginin kaynagidir. Yani insanoglu bu kavram uzerinden bilgi turetir. Demekki sadece algi degil, kavram olmadan da bilgi olmaz.

 

 

Bunu zaten biliyordum

 

Nesne olmadan oluşan kavram ciddiye alınır mı? Yalan(uydurma) kavramdır.

 

Bunu da izah ettim. Insanoglunun bilgisi kavram uzerinedir. Bu kavramdan gelen ikinci algi, soru/cevap akil yurutumu, gozlem v.s. temelinde bilgi turetilir. Kavramin ne oldugu ona verilen anlam ve icerik ve de kisinin o kavram ile kurdugu olumlu/olumsuz bag ve kavrami ifadesi zaten subjektiftir ve degiskendir. Bu acidan kavramin uydurmaolmasi aslinda senin o kavrama verdigin subjektif iceriktir. Baskasina gore uydurma olmaz, inanc olur, ideoloji olur, dogru olur, gercek olur v.s. O yuzden sen ciddiye almazsin, baskasi alir. Yalniz iste bu kavram ile ilgili her anlam ve icerik bir bilgidir. Istersen uydurma olarak niteledigin bir fizik otesi kavrama ornek ver, o kavram uzerinden insanoglunun turettigi gnostik bilgiye bakalim.

 

 

 

Bu doğru. Ama:

 

Bunlar hep olaylardır. İnsanoğlu bilmediği varlık ve olaylar hakkında hayal kuramaz. Kurduğunu zannetse bile mutlaka doğadaki bir "şey" e benzetecektir. Kanatlı melekler misali, tanrının sıfatları misali.

 

Bak buraya olgu ile olay farkini iletiyorum.

 

Olgu, bilimsel verilere dayalı, kanıtlanabilir özellikteki bilgidir. Olgu; nesnel ve irade dışı olumlardır ve sık sık olay ile karıştırılır.

  • Tarafsızdır,
  • Nesneldir,
  • Yoruma açık değildir,
  • İstenç (irade) dışıdır,
  • Bir süreç belirtir,
  • Herkes tarafından kabul edilmiştir.

Karşıt örnekler:

  • Atatürk 1881 yılında doğmuştur:(Olgu değil olaydır.)
  • Türklerin ilk sözlüğü Divan-ı Lugat-it Türk'tür:(olgu değil olaydır.)
  • Atatürk 19 Mayıs 1919'da Samsuna çıkmıştır:(Olgu değil olaydır.)
  • Türkiye'nin başkenti Ankara'dır:(Olgu değil olaydır.)
  • Atatürk 10 Kasım 1938'de vefat etmiştir: Olgu değil olaydır.)

Uygun örnekler:

  • Suyun 99 derecede kaynayıp 100 derecede buharlaşması, olgudur ama falancanın kilosu olaydır.
  • Işığın hızı, olgudur ama falancanın saniyedeki hızı, olaydır.
  • Yer çekimi, olgudur.
  • Canlıların üremeleri, olgudur ama falancanın üremesi, olaydır.

 

 

Nesenl olmayanın subjektif tanımı da olmaz. Etik/estetik değerler yine nesneye ait subjektif tanımlamadır. Görece bilgidir. Objektif denilemez.

 

Bilgi temelinde (varlik degil) zaten bir nesne ile ilgili bir bilgi varsa, ortada insanoglu ve onun subjektivizmi vardir. O yuzden nesnel bilgi mumkun degildir. Yalniz bilgi cesidi olarak, nesnel bilgi yerine; fiziksel bilgi diyebilirsin. Yani direk fenomene yonelik bilgi. Zaten bilginin iki kolu vardir. Biri insanoglunun fenomenonumenokavramsal kolu,digeri insanoglunun ortaya koydugu bilginin fiziksel mi, sosyal mi matematiksel/mantiksal mi oldugu. Zaten etik/estetik uzerine olan bilgi sosyal bilgidir. Objesi, nesnesi de kinsanoglunun kendisidir, bilgi ise soyuttur, yalniz sistem/duzen yasam ve iliski olarak kurumlasarak somutlasmistir. Bu temelde zaten objektif bilgi olmaz. Cunku bilgi insanoglu subjektivizmi tasir. Yani, insanoglu olmadan bilgi ortaya konamaz. Burada ortaya koyan insanoglu bilgiye kendi subjektif anlam ve icerigini katabilir. Zaten bu yuzden sosyal bilgi bilimsel degildir.

 

Algılanan zaten bilinir inanmaya ne gerek var. Yağmur yağdığını görüyorum ve biliyorum. Ayrıca inanmama ne gerek var?. İnanma algılayamayan için söz konusudur.

 

Maalesef insanoglu bugun hic bir kavrami kavram olarak algilamadan direk onun olumlu/olumsuz tartismasina giriyor. Mesela bir dusunce ve davranisin namuslu mu, namussuz mu oldugunu tartisiyor, ama namusun ne oldugunu bilmiyor. Ya da onun namus algisi baskasi ile ayni degil. Cunku o namusu verilen olarak ogrenmis ve bilincaltisartlanmisligi ile alisilagelmis, otomatiklesmis ve yerlesmis olarak herkesi kendi namustan ne algiliyorsa oyle zannediyor ve bu algi ile namusun olumlu/olumsuz tartismasini yapiyor. Inanmak kavrami bilmeyen sadece ogrenen icin soz konusudur. Zaten yagmur bir olgu, orada bir sorun yok. Sorun yagmurun nasil yagdigindaki bilimsel bilme, ya da tanrisal inanma farki. Soyle dusun, bir kisi bir seyi goruyor ve sen ona onu bilimsel olarak acikliyorsun, ama o bu aciklamayi bilgi olarak kabul etmiyor, kendi inancsal bilgisinde diretiyor. Iste burada gozlem veren uzerindeki insanoglunun soru/cevabi ve aklinin tatmini devreye giriyor. Inanc, kendisine verilen sosyal bilgiye, kisinin onu bilmeye tasimadan, yani sorgusuz/sualsiz kayitsiz/sartsiz alip kabul etmesi, sahiplenmesi ve sabitlemesidir. Yani verileni bilmez, inanir. Cunku bilmek kisinin verileni sorgulamasi ve kendince algilamasi demektir. Yani bilincalti degildir,bilinc gerektirir.

 

Buradaki "ne" nesneye ait öznel yorumdur. Göreceli bilgidir. Bilgi zaten soyuttur. Somut olan nesnedir. Soyut tanımlamaya kaynak olandır.
Ya nenin kendisi soyut ise! Bilgi gozlem verince somutlasir, gozlem vermez ise soyut kalir. Iste bilginin olgusal ve inancsal farki buradadir. Ya da olgu ile olay farki. Cunku bir olayi her beyin kendince farkli anlatabilir, ama olgu herkes icin gecerlidir. O yuzden olgu tartisma disi,olay tartismalidir.

 

Bilinmeyene ait tanım, bilgi zaten olamaz. Yanlış bilgi de adı üzerinde bilgiden sayılmaz. Tanım, yorum geçersizdir anlamındadır. Bilgi olarak öğretime, öğrenime alınmaz.

 

Adi ustunde "yanlis/gecersiz, cagdisi, inancsal, ideolojik, fizik otesi v.s." ama; bilgi.

 

Yanlışlanmış ve çürümüş olan söylem zaten dikkate alınmaz. Dikkate alınmayan söyleme nasıl bilgi denilebilir?

 

Ne diyelim! Ne dersek diyelim o sadece bilginin cesidi olur. Mesela tum fizik otesi efsanevi, mitolojik, hayali, masalsal v.s. bilgiler; sosyal bilgidir. Yani insanoglu sosyal yasaminda tartisir, savunur/karsi cikar; kabullenir, red eder v.s.

 

Geçersiz olan söylem ne işe yarar ki, bana ne yararı olabilir at gitsin. Yok say. Sana yarar mı?

 

Bilmem, onu kendine yaratanasoracaksin. Mesela dunyanin duz oldugu bilgisi, kuran'i insanoglu disinda bir gucun, yani Allah'in yazdigi bilgisi, Adem/havva bilgisi, cennet/cehennem bilgisi kisa tum fizik otesi inanclar ve ideolojilerin ortaya koydugu bilgi, yani GNOSTIK BILGI. Bana yaramadigi zaten ortada. Cunku benim icin bilimsel ve bilissellik onemli. Diger bilgiler sadece dagarcigimda ama onlar ile bir yasam ve iliski bagim yok, cunku ihtiyacim yok.

 

Olurmu öyle şey. Bilgi, bilim zaten soyuttur. İnsanoğlunun yorumudur. Benim de işime yarar. Nesneye tanım olmuşsa somutlaşmış olur. Olmamışsa değersizdir. Değeri olmayan sıfırdır.

 

Fizik ötesi bilgi olabileceğine ikna edemedin beni dostum.

 

Benim seni ikna etme gibi bir dusuncem yok. Sonucta her sey seniin kendi iradenin karari olacak. Yalniz, onca aciklamadan sonra merak ettim, GNOSTIK varliga bilgi demeyelim de ne diyelim?, onerin nedir. Tamam basina her turlu sifati ekle "gereksiz, luzumsuz, uydurma, yalan,inancsal, bilimsel degil v.s." ama bu sifat hangi ismi niteliyor, bilgi ismini.

 

O yuzden sana soruyorum, tum insanoglunun ortaya attigi inandigi, tartistigi kendini teslim ettigi, bag kurdugu nesilden nesile aktardigi GNOSTIK KNOWLEDGE nedir?

 

Tabiki bir agnostik olarak buna karsi cikmak, baska birsey. Buradaki agnostik kavramini teolojik bir bakis acisinin "tanri bilinemez"i olarak kullanmadim. Gnostik karsiti olarak kullandim.

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest meraba
merak ettim, GNOSTIK varliga bilgi demeyelim de ne diyelim?

 

"Gnostik varlık"a bir misal verebilir misin?

Share this post


Link to post
Share on other sites

"Gnostik varlık"a bir misal verebilir misin?

 

Gno kokeni eski yunanca da bilmek kokenine esdegerdir. Yalniz bu bilmenin temeli tamamen Eons denilen bir ilahdan, tanridan turetilmis her turlu bilgiyi iceren bir bilmedir. Iste bu temelde gno kokenli bilgi, tanrisal ve ilk zamanlarin hristiyanligi temelli bir bilmedir.

 

Iste bu temelde, ruhani ve zihni bilgiye yonelmek, ve ona inanmak; gnostisizm dir.

 

Her turlu tanri, yaratici, akilli tasarimci, mesela Islam felsefesindeki, melek, seytan, cin, peri ya da ejderha, van golu canavari, Gulyabani, insan-hayvan karisimi pitoreskler, cennet/cehennem, spiderman, superman, catwoman, smurfler, spagetti canavari, ve insanoglunun hewr turlu teleolojik yukleme yaptigi insanoglu disi aklin yarattigi varliklar. Dede korkut hikayeleri, Ergenekon hikayesi, "kelle koltukta uc gun yasamak" Musa'nin denizi yarmasi v.s. Kisaca insanoglu ustu tamamen gozlem disi ve aklin her turlu degeri yukledigi varliklar.

 

"Var mi" diye sorma! smile.png

 

Onemli olan var olup olmamalari degil; bilgi olarak insanogluna sunulmalaridir.

 

Bati cadi varligi inanci yuzunden binlerce kadini zamaninda yakti, katletti.

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest meraba

"Var mi" diye sorma! smile.png

 

Onemli olan var olup olmamalari degil; bilgi olarak insanogluna sunulmalaridir.

 

Dostum, var olduğunu(varlık) sen söyledin. "Bunun bilgisini ne yapacağız" diye sen sordun. Ben de, olmayan varlığın bilgisi mi olur amaçlı sana, "bu varlık için misal ver" dedim. Şimdi de varlık yok anlamında sözler söylüyorsun.

 

Soyut bilgi obje içindir demiştik.. Soyutla soyut tanımlanır mı?

 

Paylaşımın sonuna geldik galiba smile.png

Share this post


Link to post
Share on other sites

Dostum, var olduğunu(varlık) sen söyledin. "Bunun bilgisini ne yapacağız" diye sen sordun. Ben de, olmayan varlığın bilgisi mi olur amaçlı sana, "bu varlık için misal ver" dedim. Şimdi de varlık yok anlamında sözler söylüyorsun.

 

Soyut bilgi obje içindir demiştik.. Soyutla soyut tanımlanır mı?

 

Paylaşımın sonuna geldik galiba smile.png

 

Varlik bir bilgi midir?

 

Yoksa, bilgi bir varlik midir?

 

Hangisi hangisini bunyesinde tasir.

 

Dedigim gibi benim her seye bakis acim insanoglu temelli ve epistemolojik; yani metafizik varliksal/ontolojik/teolojik ve fizik otesi degil.

 

Ama, insanoglunun bilgisi sonucta bunlari da iceriyor. O yuzden bu bilgiyi varliksal, inancsal ve ideolojik tartismak ve olumlu/olumsuz degerlendirmek yerine; bilmek ve bilimsel ve de bilissel olarak bu tur bilginin insanoglunun yasam iliski duzen sistem ve kurumlasmasindaki ve zihin olarak insanlasamamasindaki her turlu sorunu ortaya koymak benim yaptigim.

 

Yani ne oldugu bile her beyne gore degisken bir tanrinin varliksal/inancsal tartismasi ve olumlu/olumsuz ifadesi ve kavramsal bagi ve teslimiyeti yerine; Tanri kavraminin bilimsel ve bilissel olmayan bilgisini ortaya koymak. Bunu da qua felsefesi yani tanrisal yanasimin disindan ve notr yapmak.

 

Bilgideki amac tartismak degil; ortaya koymak ve insanoglu acisindan gnostik bilginin sorgulanmasi ve insanogluna sagladigi sorunun dile gelmesidir.

 

Gnostik bir varligin yani soyut bir varligin bilgisini ne ile tanimlarsin.

 

Insanoglu soyutlamasi, yani kavramsal bilgisi uc turludur. Fiziksel, sosyal ve matematiksel/mantiksal. Sosyal ve psikolojik tum kavramlar soyuttur. Hirs, sevinc, uzuntu, gurur, kin, nefret, intikam, hosgoru, sevgi, saygi v.s. yani zihindedir ve vucut ile dile gelir. Yani once akilda yaratilir, sonra yaratilan vucuda ve somuta tasinir.

 

Neden "sonuna" geldik? Yazilanlar algilandigi yoksa tikanildigi icin mi? smile.png

 

Unutma, bilginin de bilgilenmenin de sonu yoktur.

 

Bilgi uzerine basliklar var, bir goz atarsan; daha detayli algilanabilir.

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest meraba

Varlik bir bilgi midir?

 

Bildiğim kadaraıyla varlık somuttur. Bilgi değildir. Bilgi soyuttur, beyin ürünüdür.

 

Yoksa, bilgi bir varlik midir?

 

Bilgi varlık değil, insan denen varlıkın ürünüdür.

 

Hangisi hangisini bunyesinde tasir.

 

Bence ikisi de birbirini bünyesinde taşır. Bilgi varlıktadır. Varlıkta bilgide. Varlık nasıl bilgide dersen; tanım olarak tabiki. Ama bilgimiz dışında varlık varlığını sürdürür elbette.

 

Dedigim gibi benim her seye bakis acim insanoglu temelli ve epistemolojik; yani metafizik varliksal/ontolojik/teolojik ve fizik otesi degil.

 

O halde epistemoloji metafizik uydurmaları mı sorgular? "Bilgi" sorgulanırken gerçeklik, doğruluk ve tutarlılık söz konusu değil mi?

 

 

Ama, insanoglunun bilgisi sonucta bunlari da iceriyor.
Ama epistemolojiyi ilgilendirmiyor. Dolayısı ile Ahmet'in Mehmet'in sezgileri, uydurmaları epitemolojik bilgi değildir, beni de ilgilendirmez. Bilgi olmayanı epistemoloji bilgi olark bize sunuyor mu?

 

Gnostik bir varligin yani soyut bir varligin bilgisini ne ile tanimlarsin.

 

Soyut varlık olmaz. "Uydurma soyut varlık" olur.

 

Insanoglu soyutlamasi, yani kavramsal bilgisi uc turludur. Fiziksel, sosyal ve matematiksel/mantiksal. Sosyal ve psikolojik tum kavramlar soyuttur. Hirs, sevinc, uzuntu, gurur, kin, nefret, intikam, hosgoru, sevgi, saygi v.s. yani zihindedir ve vucut ile dile gelir. Yani once akilda yaratilir, sonra yaratilan vucuda ve somuta tasinir.

 

Akılda yaratılmaz. O saydığın olgular nesneldir. Yani nesne ile ilgilidir. Nesne olmadan sevgi, saygı vs. olmaz, tanımlanamaz.

 

Neden "sonuna" geldik? Yazilanlar algilandigi yoksa tikanildigi icin mi? smile.png

 

Unutma, bilginin de bilgilenmenin de sonu yoktur.

 

Bilgi uzerine basliklar var, bir goz atarsan; daha detayli algilanabilir.

 

İyi de, konuları bir miktar okumuşluğum var tabiki. Sorularım için, tatmin olma adına, bilgiyi anlayıp kavrayana kadar okurum. Kavranmaz durumda ise sonuç alınamıyor. Başka kaynaklar gerekiyor. "Bilgi nedir, ne bilgi değildir" konusunu, var olan kaynaklardan ya ben anlamadım, ya da anlatılamadı. Bir kaç yerde nesneye ait olmayanların bilgi olmadığı söylemlerine rastladım.

 

Vakit ayırdığın için teşekkürler.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Bildiğim kadaraıyla varlık somuttur. Bilgi değildir. Bilgi soyuttur, beyin ürünüdür.

 

 

 

Bilgi varlık değil, insan denen varlıkın ürünüdür.

 

 

 

Bence ikisi de birbirini bünyesinde taşır. Bilgi varlıktadır. Varlıkta bilgide. Varlık nasıl bilgide dersen; tanım olarak tabiki. Ama bilgimiz dışında varlık varlığını sürdürür elbette.

 

Iste buradan yani fiziksel sosyal ve matematiksel/mantiksal bilgi cesidinin yanina, bir de bilginin nedeni olan insanoglunun fenomenonumenal kavramsal uclemini eklemek gerekir. Bilgi, beynin var isaretinin her turlu algisinin ortaya koyumudur.

 

 

 

O halde epistemoloji metafizik uydurmaların bilimi mi?

 

Epistemoloji bilgi ve bilimin her turlu felsefesidir. Metafizik ise gnostik/agnostik her turlu varligin(ontolojik/teolojik/fizik otesi) felsefesidir.

 

 

Ama epistemolojiyi ilgilendirmiyor. Dolayısı ile Ahmet'in Mehmet'in sezgileri, uydurmaları epitemolojik bilgi değildir, beni de ilgilendirmez. Bilgi olmayanı epistemoloji bilgi olark bize sunuyor mu?

 

Aksine bilgi olarak ilgilendiriyor. Epistemolojik degil, ama metafizik bilgidir. Evet "uyanik olmazsan" metafizik gnostik olmayan bilgiyi bize bilimsel olarak sunar. Yani felsefeyi bilime tasiyacagina, bilimi felsefeye tasir. Yani bilime felsefenin ideolojisini ve inancini katar. Evet, sosyal bilgi agirligi ile gnostik bilgidir.

 

 

 

Soyut varlık olmaz. Uydurma soyut varlık olur.

 

Peki beynin numenal yetileri, mesela dusunce, akil, zihin, zeka, bilinc, farkindalik var mi/yok mu? Dogru, iyi, guzel ve karsitlari var mi/yok mu?, gurur, hirs, hosgoru v.s. var mi/yok mu? Melek bir inanir icin vardir. Ayrica varlik bir kavramdir ve bilgi de varlik uzerinedir.

 

 

 

Akılda yaratılmaz. O saydığın olgular nesneldir. Yani nesne ile ilgilidir. Nesne olmadan sevgi saygı vs. olmaz ve tanımlanamaz.

 

Burada denmek istenen, gozlem vermemesidir. Yani olgu degildir, sadece algidir ve algilayan icin vardir. Zaten inanc ya da ideoloji ne olursa olsun mutlaka bir somuta dayanirt, yoksa inanilmaz. Mesela, Allah kuran somutuna dayanir. Kisaca fenomen yoksa, zaten gozlem veren de olmaz, bilgi de algi da kavram da olmaz. Inanc ta, ideoloji de olmaz.

 

 

 

İyi de, konuları bir miktar okumuşluğum var tabiki. Sorularım için, tatmin olma adına, bilgiyi anlayıp kavrayana kadar okurum. Kavranmaz durumda ise sonuç alınamıyor. Başka kaynaklar gerekiyor. "Bilgi nedir, ne bilgi değildir" konusunu, var olan kaynaklardan ya ben anlamadım, ya da anlatılamadı. Bir kaç yerde nesneye ait olmayanların bilgi olmadığı söylemlerine rastladım.

 

Vakit ayırdığın için teşekkürler.

 

Rica ederim ve ben tesekkur ederim. Eger bir dusunce ve bilgi alis verisi yapabildiysek; ne mutlu bana.

 

Son olarak bilgi ne sadece nesneye, ne sadece ozneye, ne sadece kavrama, ne de baska fenomenlerin gozlem vermesinden dolayi da, ne sadece insanogluna indirgenemez.

 

Aslinda bilgi eger algilanirsa, herseyi tum resmi ile ortaya koyabilendir.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Bir sey daha ekleyeyim.

 

Var mi/yok mu olarak sorulan, zaten bir kavramdir ve insanoglu tarafindan ya akilda yaratilarak ya da gozlemlenerek kavramlastirilmistir.

 

Dolayisi ile bilgisi ve kavrami olmayan bir seyi var mi/yok mu diye soramazsin.

 

Ornek vereyim.

 

Tanri kavrami vardir ki; sen onu "tanri var mi/yok mu?" diye sorarsin. Yani varligi ya da yoklugu sorulan aslinda insanoglunca kavram verilmis tanri kavramidir.

 

Iste burada onemli olan bu kavram ile kurulacak varlik ve inancsal bagdir. Bu bag ister olumlu/istre olumsuz olsun, sonucta tanri ile kurulan bagdir.

 

Iste burada bilgi, tamamen tanri kavraminin disindan ve notr algi ile bu kavrama bugune kadar insanoglunca yuklenen hem gnostik hem de somutlastirilmis bilgidir. Iste bu da duzen ve sistem olarak kurumlasmistir.

 

Mesela din bir olgudur ve gozlem verir. O yuzden ya uygularsin, ya da uygulamazsin; ama yok veya inanc diyemezsin. Cunku cami de, namaz da, oruc ta, zekat ta, her turlu dini deger uygulamasi da somuttur. Iste buradaki sorun, bu dini uygulamanin insanogluna verdigi zarardir.

 

Umarim ne demek istedigim algilanmistir.

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest meraba

Umarim ne demek istedigim algilanmistir.

 

Daha önce söylediğim "ikna edemedin"i düzelterek şöyle söyleyeyim; "Bilgi nedir, ne bilgi değidir" açıklamalarından ikna olmadım. Zira senin dediğin, insanoğlu tarafından kavramlaşmış ta olsa, uydurma kavramları bilgi olarak kabullenmek bana yanlış geliyor. İlk iletilerimde söylemiştim. "Ölümsüzlük meyvesi" de kavramlaştırılmış. Buna "bilgi" diyemeyiz. Bilmeye değer göremeyiz. Öğrenmeyiz, öğretemeyiz. Eğer illa da kavram olarak değerlendirilecekse, isim olarak BİLGİ değil, UYDURMA SÖYLENTİ demeliyiz.

 

Zaten inanç ta budur. Açıklaması da; nesne ve olgu olmayan, gözlemlenemeyen, ispatlanamayan her söylentinin bilgi olduğunu kabullenmek, İNANMAK.

 

Epistemolojiyi bilim olarak nitelemem yanlıştı. Akabinde düzelttim Ama sen benden daha hızlı davranarak düzeltilmemiş halini alıntılamışsın. Elbette metafizik felsefeye itibar etmiyorum. Materyalist felsefe daha tutarlı. Sorgulamalar materyalist bakışla olmalı. Nesneldir zira.

 

Aksine bilgi olarak ilgilendiriyor. Epistemolojik degil, ama metafizik bilgidir. Evet "uyanik olmazsan" metafizik gnostik olmayan bilgiyi bize bilimsel olarak sunar. Yani felsefeyi bilime tasiyacagina, bilimi felsefeye tasir. Yani bilime felsefenin ideolojisini ve inancini katar. Evet, sosyal bilgi agirligi ile gnostik bilgidir.

 

Uydurma söylentiler metafizik felsefeyi ilgilendirebilir. O metafizikçilerin sorunudur. Bilime taşınabilecek materyalist felsefe olmalı o halde. Sosyal bilgiler ise, gnostik değil insanoğlunun yaşam biçiminin pozitif bilgisidir. Objektiftir. Söylemiştim sevgi, neşe, hiddet vs. gözlemlenebilirdir. Zira canlı bir nesnenin dışa vurumudur.

 

İşte bu basit konularda bile bilgilerin beni tatmin etmiyor, hatta yanlış olarak niteliyorum.

 

Mesela;

 

Melek bir inanir icin vardir. Ayrica varlik bir kavramdir ve bilgi de varlik uzerinedir.

 

Varlıklar kavramlaştırılabilir ama, olmayanın kavramı(fikri) nasıl bilgi olsun? Melek uydurukçular için vardır. Göya bilgidir. Benim için yoktur(gözlemlenemez) bilgi de değildir. "VAR"dan ne anlıyoruz?

 

Kavram, nesnelerin ya da olayların ortak özelliklerini kapsayan ve bir ortak ad altında toplayan genel tasarımdır.[1] Kavramlar, soyuttur ve gerçek dünyada yoktur. Benzer olan fikirleri, insanları, olayları vs gruplandırmak için kullanılan bir sınıflamadır. Kavram yanılgıları ise, daha çok kişisel deneyimler sonucu oluşmuş, bilimsel gerçeklere ve düşüncelere aykırı, anlamlı öğrenmeyi engelliyici bilgilerdir.

 

Buradaki son kelime bilgi yerine "gereksiz fikirlerdir" olmalıydı. Hatta bilgi yerine "uydurmalar" denmeliydi. Zira paradoks oluşmakta. Bilgi nesneldir, gözlemlenmiştir. Öğrenmeyi engelleyici olan bilgi değil, gözlemlenemeyen hurafeler, uydurmalardır. Haydi yanılıp ta gözlemlenemeyene bir an için bilgi diyelim. Eğitimde somutlaştırılmış "hayat bilgisi, istastistik bilgileri vs." gibi, "gözlemlenemeyenler bilgisi" diye bir eğitim bilgisi oluşturabilirmiyiz? Bu doğru olabilir mi?

Mesela, Allah kuran somutuna dayanir.

 

Bu da senin bir yanlış değerlendirmen. Tıpkı teistler gibi.

 

Kitaplar nesnedir somuttur. Soyut olan içindeki bilgilerdir. Tıpkı beyin gibi. Bu söylemler nesnel de olabilir uydrma da. Kutsal kitapların içindeki mistik söylemler nesnel değildir. Dolayısıyla bilgi de değildir.

 

Son olarak bilgi ne sadece nesneye, ne sadece ozneye, ne sadece kavrama, ne de baska fenomenlerin gozlem vermesinden dolayi da, ne sadece insanogluna indirgenemez.

 

Nedir ya? Bilgi gnostik mi olmalıdır?

Mesela din bir olgudur ve gozlem verir. O yuzden ya uygularsin, ya da uygulamazsin; ama yok veya inanc diyemezsin. Cunku cami de, namaz da, oruc ta, zekat ta, her turlu dini deger uygulamasi da somuttur. Iste buradaki sorun, bu dini uygulamanin insanogluna verdigi zarardir.

 

Bazan o kadar çelişkili şeyler söyleyebiliyorsun ki, bariz çelişkiler taşıyor. Gözlemlenebilen şeylere somut diyebiliyorsun, oruç dua vs. tamam bunlar somut benim de kabulüm ama, diğer gözlemlenebilen, sevinç, hiddet vs. ye de soyut diyorsun.

 

Neyse artık uzatmanın da bir anlamı kalmadı. Diğer sorularımına bana göre yanlış olan bilgilerle devam etmek işstemiyorum. Sorularımı bBaşka kaynaklardan araştırmaya devam edeceğim.

 

Tekrarlayayım, bana vakit ayırdığın için çooook teşekkür ederim.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Daha önce söylediğim "ikna edemedin"i düzelterek şöyle söyleyeyim; "Bilgi nedir, ne bilgi değidir" açıklamalarından ikna olmadım. Zira senin dediğin, insanoğlu tarafından kavramlaşmış ta olsa, uydurma kavramları bilgi olarak kabullenmek bana yanlış geliyor. İlk iletilerimde söylemiştim. "Ölümsüzlük meyvesi" de kavramlaştırılmış. Buna "bilgi" diyemeyiz. Bilmeye değer göremeyiz. Öğrenmeyiz, öğretemeyiz. Eğer illa da kavram olarak değerlendirilecekse, isim olarak BİLGİ değil, UYDURMA SÖYLENTİ demeliyiz.

 

Zaten inanç ta budur. Açıklaması da; nesne ve olgu olmayan, gözlemlenemeyen, ispatlanamayan her söylentinin bilgi olduğunu kabullenmek, İNANMAK.

 

Inanmak, bilmemektir. Ayrica dedigim gibi bilgi ile ilgili bayagi baslik var, bir goz at.

 

Epistemolojiyi bilim olarak nitelemem yanlıştı. Akabinde düzelttim Ama sen benden daha hızlı davranarak düzeltilmemiş halini alıntılamışsın. Elbette metafizik felsefeye itibar etmiyorum. Materyalist felsefe daha tutarlı. Sorgulamalar materyalist bakışla olmalı. Nesneldir zira.

 

Ben bilim olarak nitelemedim. Bilimsel felsefe ve bilgi felsefesi olarak niteledim. Epistemolojinin temeli inanc ile gercek arasindaki dogrulama koprusudur. Yani inanilani kendince dogrulayarak gerceklersin. Benim bahsettigim epistemoloji ise, yapilandirmaci epistemolojidir. Yani gercegin insanoglu yapilandirilmisligi oldugunu soyler. Cunku inananda dogrulayan da insanogludur. Materyalizm bilimsel degildir, bilim de degildir. Bunyesinde ideolojik inanc icerir. Yani gozlemi olmayan gnostik bilgi (maddenin ilkligi, tekligi, mutlakligi bilimsel degil; inancsaldir). O yuzden ben hic bir metafizik ontolojik bakis acisi ile bakmiyorum. Cunku varliksal/inancsal/ideolojik bakmiyorum.

 

 

 

Uydurma söylentiler metafizik felsefeyi ilgilendirebilir. O metafizikçilerin sorunudur. Bilime taşınabilecek materyalist felsefe olmalı o halde. Sosyal bilgileri ise gnostik değil, insanoğlunun yaşam biçiminin pozitif bilgisidir. Objektiftir. Söylemiştim sevgi, neşe, hiddet vs. gözlemlenebilirdir. Zira canlı bir nesnenin dışa vurumudur.

 

İşte bu basit konularda bile bilgilerin beni tatmin etmiyor, hatta yanlış olarak niteliyorum.

 

Dedigim gibi materyalizm de ayni idealizm gibi, metafizik yani felsefenin varlik dalinin ontolojik bir akilciligidir. Farki madeyi ve nesnelligi indirgemeci ve determinist olarak alir, yani monizmdir. Ayrica ne bilimin konusudur, ne de bilimseldir. Bilimin bilimsel gozlem veren tabani fenomendir ve bilim bilimsel olarak fenomenin ne oldugunu tartismaz, yada kesin indirgemeci olarak ortaya koymaz. Sadece gozlemini ortaya koyar, kendini degil.

 

Mesela;

 

 

 

]Varlıklar[/u] kavramlaştırılabilir ama, olmayanın kavramı bilgi nasıl olsun. Melek uydurukçular için vardır. Göya bilgidir. Benim için yoktur(gözlemlenemez) bilgi de değildir. "VAR"dan ne anlıyoruz?

 

Buradaki "var" varliksal degil; insanogluna gozlem verenin algi isareti olan vardir. Var kilindigi icin de kavram ile ozdeslesmistir. Ben sana "melek nedir?" dersem ne yanit verirsin. Sonucta kavram olarak var ve sozluklere bakildiginda daanlam ve icerigi var. Yani gnostik bilgi. Sen "kavram olarak melek vardir" dan ne anliyorsun?

 

 

 

Buradaki son kelime bilgi yerine "gereksiz fikirlerdir" olmalıydı. Hatta bilgi yerine "uydurmalar" denmeliydi. Zira paradoks oluşmakta. Bilgi nesneldir, gözlemlenmiştir. Öğrenmeyi engelleyici olan bilgi değil, gözlemlenemeyen hurafeler, uydurmalardır.

 

Senin bilgi tanimin, bilgi degil; olgudur.

 

 

Bu da senin bir yanlış değerlendirmen. Tıpkı teistler gibi.

 

Peki nedir o zaman bir inanira Allah'i var kilan? yani kuran degilse, nedir? Ya da Allah'in varligini nerden ogrenmistir?

 

Kitaplar nesnedir somuttur. Soyut olan içindeki bilgilerdir. Tıpkı beyin gibi. Bu söylemler nesnel de olabilir uydrma da. Kutsal kitapların içindeki mistik söylemler nesnel değildir. Dolayısıyla bilgi de değildir.

 

Kitapta somuttur icindeki yazilarda; ikisi de gozlem verir. Soyut olan yazilardan cikarilan anlam ve icerik ve de onlara inanctir. Dolayisi ile ayni kuranda yazan bir seyi biri mistik algilarken, baskasi gercek algilar. Iste bu da inanma inanmama farkidir. Yoksa kurandaki gozlem veren yazi aynidir, onu okuyanlarin algilari ve beyin duzeyleri inanclari v.s. farklidir.

 

 

 

Nedir ya? Bilgi gnostik mi olmalıdır?

 

Bilgi ogrenilmek ve bilmek icin ortada olandir.

 

 

Bazan o kadar çelişkili şeyler söyleyebiliyorsun ki, bariz çelişkiler taşıyor. Gözlemlenebilen şeylere somut diyebiliyorsun, oruç dua vs. tamam bunlar somut benim de kabulüm ama, diğer gözlemlenebilen, sevinç, hiddet vs. ye de soyut diyorsun.

 

Bes duyu ile algilananlar somuttur, duyumsal/sezgisel algilananlar soyuttur. Somutlar herkes icin gozlem verir, soyutlar sadece hissedenler, inananlar icin gozlem verir. Burada celiski nerede?

 

Neyse artık uzatmanın da bir anlamı kalmadı. Diğer sorularımına bana göre yanlış olan bilgilerle devam etmek işstemiyorum. Sorularımı bBaşka kaynaklardan araştırmaya devam edeceğim.

 

Tekrarlayayım, bana vakit ayırdığın için çooook teşekkür ederim.

 

Rica ederim ama hala bilgi ile ilgili basliklari okumani ve basliginda yanit yazmani ya da soru sormani dilerim. Bilmukabele.

 

Guzel ve duzeyli bir bilgi ve dusunce alis verisi oldu.

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest meraba

Ben bilim olarak nitelemedim. Bilimsel felsefe ve bilgi felsefesi olarak niteledim. Epistemolojinin temeli inanc ile gercek arasindaki dogrulama koprusudur. Yani inanilani kendince dogrulayarak gerceklersin. Benim bahsettigim epistemoloji ise, yapilandirmaci epistemolojidir. Yani gercegin insanoglu yapilandirilmisligi oldugunu soyler. Cunku inananda dogrulayan da insanogludur. Materyalizm bilimsel degildir, bilim de degildir. Bunyesinde ideolojik inanc icerir. Yani gozlemi olmayan gnostik bilgi (maddenin ilkligi, tekligi, mutlakligi bilimsel degil; inancsaldir). O yuzden ben hic bir metafizik ontolojik bakis acisi ile bakmiyorum. Cunku varliksal/inancsal/ideolojik bakmiyorum.

 

Epistemolojiyi bilimsel nitelediğini(sen) söylemedin. Dikkatli okumamışsın. Bazan bende de böyle aceleye geliyor. Kendiminkini düzelttiğimi söyledim.

 

Yukarda yine bir ilginç görüş: Materyalist felsefeyi bilimsel görmüyorsun ama, epistemolojiyi bilimsel görüyorsun.

 

Ayrıca ben materyalizme bilimsel demedim. Nesnel dedim.

 

Cevap hakları konuyu sonlandırmayacak sanırım.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Epistemolojiyi bilimsel nitelediğini(sen) söylemedin. Dikkatli okumamışsın. Bazan bende de böyle aceleye geliyor. Kendiminkini düzelttiğimi söyledim.

 

Yukarda yine bir ilginç görüş: Materyalist felsefeyi bilimsel görmüyorsun ama, epistemolojiyi bilimsel görüyorsun.

 

Ayrıca ben materyalizme bilimsel demedim. Nesnel dedim.

 

Cevap hakları konuyu sonlandırmayacak sanırım.

 

Ben epistemolojiyi bilimsel degil; bilgisel goruyorum. Bilimsel olan ise yapilandirmaci epistemoloji ve bilissel bilim. Varlik ile ilgili felsefelerin hic birisi bilimsel degildir. Cunku bilimsellik varligi degil; gozlemini ortaya koyar. Varliga gozlemi veren taban olarak fenomen der ve fenomenin varliksa ltartismasi metafizigin konusudur.

 

Bilimsel yöntem, en basit haliyle aşağıdaki şekilde özetlenebilir:klkl

  1. Evrendeki bir fenomenin gözlemlenmesi
  2. Bu fenomene dair, gözlemler ile tutarlı, ancak kesin olmayan, hipotez adında deneysel bir açıklama getirilmesi
  3. Hipotezin tahminlerde bulunmak için kullanılması
  4. Tahminlerin deneylerle veya ek gözlemlerle test edilmesi ve sonuçlar ışığında hipotezde gerekli değişikliklerin yapılması
  5. (3) ve (4) numaralı adımların hipotez ve deney arasında tutarsızlık kalmayana kadar tekrarlanması

 

Materyalizmin maddeyi ilk, tek, mutlak kilmasinin neresi nesnel?

 

Sonlandirmak mi istiyorsun?

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest meraba

Ben epistemolojiyi bilimsel degil; bilgisel goruyorum.

 

Kırmızılamıştım. Epistemolojiye "Bilimsel felsefe" demişsin. smile.png Ama materyalizm(doğa gerçekleriyle örtüşen nesnel yorumlar) bilimsel değil nedense..

 

Not: Bilimsellikle bilimi ayırıyorum. Bilimselliği sadece gözlemlenebilirlikten, bilimden kaynaklanan nesnel tez(ispatlanabilirliği olan) olarak görüyorum.

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest meraba

Materyalizmin maddeyi ilk, tek, mutlak kilmasinin neresi nesnel?

 

Maddeden başka mutlaklık mı var sence?

Share this post


Link to post
Share on other sites

Join the conversation

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.
Note: Your post will require moderator approval before it will be visible.

Guest
Reply to this topic...

×   Pasted as rich text.   Paste as plain text instead

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.


×
×
  • Create New...

Important Information

By using this site, you agree to our Terms of Use.