Jump to content

Allahın c.c yaratışına dair bilimsel kanıtlar


Recommended Posts

Eûzubillahimeşşeytranircîm Bismillahirrahmanişrahîym

 

Değerli arkadaşlar internette zaman zaman müslümanlara yönetliyilen sorular şunlar :neden o dindesin (HAZRETİ) ALLAH'A (CELLE CELALÜHE) inanıyorsun ama bir şeye inanmak için kanıtının olması gerekmezmiydi gibi sorular soruluyor.ama malesef müslüman kardeşlerimiz gerek araştırma ve bilgi edinmeyi gerçekleştirmedikleri için kendileride kendi inançlarının bilimsel kanıtının olmadığını zannediyorlar.ve hatta kendi imanlarına delil aramayı günah bir bir işmiş gibi addediyorlar.Oysaki HAZRETİ ALLAH CELLE CELALÜH(onun şanı yücedir demektir) dini İSLAMDA müslümanlar için öğrenmeyi ilmi farz kılmıştır ve ilme alime çok değer vermektedir.peki neden çünkü bütün ilimler onun ilminden gelir fizik biyoloji v.s bu ilimlerin kanunlarını koyan ve onları yaratan odur.müslümanlar öğrenme farzını yerine getirmekte malesef biraz geri kalmaktalar oysa İSLAM tamamiyle bilimsel bir dindir ve asla bir dogma değildir.

Bakınız bizim ve herkesin Rabbi olan HAZRETİ ALLAH CELLE CELALÜH kendisinin varlığına olan inanca kanıt aramayı değil aramamayı delil taleb etmeyi değil delil taleb etmemeyi isyan olarak kabul etmektedir ve İSLAMDA bu davranış günahtır.çünkü O CELLE CELALÜH vardır ve hertürlü delili hiç zorlanmadan yaratabilir.ve yaratmıştırda.ve bunları boşunada yaratmamıştır ALLAH TEALA HAZRETLERİ abes iş yapmaz onları bizim aramamız ve bulmamız için yaratmıştır.

bakınız İSLAMI HAZRETİ ALLAH CELLE CELALÜHÜN kitabına! ve yine onun bize dinimzi açıklamak ve tebliğ etmek ve nasıl yaşayıp anlamamızı öğretmek için gönderdiği kişi olan PEYGAMBER EFENDİMİZ MUHAMMED SALLALLAHU ALEYHİ VE SELLEM'İN(dua ve selam onun üzerine olsun demektir) sünnetine! ve sahih olan hadislerine! yani İSLAMIN temel kaidesi olan ehli sünnet vel cemaat akidesine göre temellendirmiş ve bu yüzdende dinini doğru yaşamak isteyen,batıldan uzak kalan müslümanlar tarafından kabul görmüş güvenilir bulunmuş ve olan bizim 4 mezhep imamları dediğimiz İSLAM alimleri bu konuda ne diyorlar:

İmam-ı Azam(a.s:alethisselam:ALLAHIN C.C onun üzerine olsun demektir), Ahmed ibni Hanbel(a.s), İmam-ı Şafi, Süfyan-ı Sevri (a.s) ve diğer bütün alimlere göre kişinin imanı, delili olmasa da sahihtir. Ancak delil aramayı terk ettiği için günahkardır ve asidir. Bu alimlere göre iman hakikatlerinin delillerini bilmek vacibtir terki ise haramdır! İmam-ı Eşari (a.s) ise biraz daha ileriye gider ve der ki; "İmanın sıhhatinin sartı, imanın temel meselelerinden her bir meseleyi akli deliller ile bilmektir."

Buna göre imanın delillerini bilmeyen kimse İmam-ı Eşari'nin katında mutlak olaram mü'min değildir.

İmam-ı Eşari şöyle devam eder; "Bu kişi araştırma ve delil talep etmeyi terk ettiği için asidir! Bu kimse diğer asiler gibidir. Yani içki içen, kumar oynayan ve diğer haramları işleyen asiler gibidir. Onun durumu Allaha kalmıştır. Allah isterse onu affedip cennetine koyar, dilerse günahı kadar ona azap çektirir ve daha sonra cennetine sokar."

 

 

oysaki dini bilmeden aratırmadan sadece negatif bir şekilde eleştirme yapmaya çalışanlar derler ki- İSLAMDA bir kere sorgulama yok ya!.

halbuki alakası yoktur tam tersi sorgulama-ma yoktur HAZRETİ İSLAMDA.

çünkü HAZRETİ ALLAH CELLE CELALÜH kendi varlığını bir çok kanıtla kullarına ispat etmiştir.çünkü O CELLE CELALÜH kullarının kendisine körü körüne dogmatik bir inançla bir zorunlululukmuş gibi inanmasına ihtiyacı yoktur (böylelerine dininde asi ve günahklar diyor)

bu konuda HAZRETİ ALLAH CELLE CELALÜH izin verirse RABBİMİZİN bizim için verdiği SAYISIZ DELİLLERİNDEN SADECE birkaçını incelyeceğiz:

EVRENİN VAR OLUŞU HAKKINDAKİ BİLGİLER VE BİLİMİN ULAŞTIĞI SONUÇLAR

İnsanoğlu düşünen,değerlendiren bir varlıktır.ve bu varlık kendine ve çevresindikilere hep şu soruyu sormuşdur :yaşadığım evreni,dünyayı kim var etti? bu soruya bir çok değişik cevaplar verilmiştir dünya tarihi boyunca.biz insanın bu sorusuna verilen 2 temel cevabı ve bilimin ulaştığı sonuçları incelemeye çalışacağız

 

EVREN MODELLERİ

- Semavi dinlerin evren modeli:-Bizim Dinimizinde içinde bulunduğu (HAZRETİ İSLAM,Hristiyanlık,Musevilik)Semavi dinler derlerki evren ve madde HAZRETİ ALLAH CELLE CELALÜH tarafından yoktan var edilmiştir.durağan değildir hareketlidir evren genişler(ayetlerle açıklayacağız daha sonra).varlıklar sadece bizim gördüklerimizden ibaret değildir.

-ateistler semavi dinlerin bu önermesine karşı çıkmışlardr ve şöyle bir evren modeli çizmişlerdir:-felsefeci Immenuel Kant'ın ortaya koyduğu ve günümüzde materyalizm,maddecilik diyede adlandırılan ve ateizmin temellerini oluşturan maddenin sonsuzdan beri var olduğuna ve maddenin mutlak varlık olduğuna yani elle tutulan gözle görülen maddeler dışında hiçbir şeyin (İlah,melek,cin gibi) olmadığına dayanan görüştür. bu görüşe göre madde ve evren yaratılmamıştır çünkü zaten sonsuzdan beri vardır.ve aynı zamanda evren statiktir yani hiç bir hareket göstermeyen bir durağanlıktadır.bu görüşü savunalardan ateist filozoflardan Georges Politzer "Felsefenin Başlangıç İlkeleri" kitabında bunu şöyle belirtir: Evren yaratılmış bir şey değildir. Eğer yaratılmış olsaydı, o takdirde, evrenin tanrı tarafından belli bir anda yaratılmış olması ve evrenin yoktan var edilmiş olması gerekirdi. Yaratılışı kabul edebilmek için, herşeyden önce, evrenin var olmadığı bir anın varlığını, sonra da, hiçlikten (yokluktan) bir şeyin çıkmış olduğunu kabul etmek gerekir. Bu ise bilimin kabul edemeyeceği bir şeydir. (George Politzer, Felsefenin Başlangıç İlkeleri, İstanbul: Sosyal Yayınlar, 1989, s.84)

 

-peki bilimnin ulaştığı sonuçlar nelerdir?ulaşılan sonuçlar bu 2 görüşten hangisini doğru çıkarmış olabilir?

Link to post
Share on other sites

EVREN MODELLERİ:

 

- Semavi dinlerin evren modeli:-Bizim Dinimizinde içinde bulunduğu (HAZRETİ İSLAM,Hristiyanlık,Musevilik)Semavi dinler derlerki evren ve madde HAZRETİ ALLAH CELLE CELALÜH tarafından yoktan var edilmiştir.durağan değildir hareketlidir evren genişler(ayetlerle açıklayacağız daha sonra).varlıklar sadece bizim gördüklerimizden ibaret değildir.

-ateistler semavi dinlerin bu önermesine karşı çıkmışlardr ve şöyle bir evren modeli çizmişlerdir:-felsefeci Immenuel Kant'ın ortaya koyduğu ve günümüzde materyalizm,maddecilik diyede adlandırılan ve ateizmin temellerini oluşturan maddenin sonsuzdan beri var olduğuna ve maddenin mutlak varlık olduğuna yani elle tutulan gözle görülen maddeler dışında hiçbir şeyin (İlah,melek,cin gibi) olmadığına dayanan görüştür. bu görüşe göre madde ve evren yaratılmamıştır çünkü zaten sonsuzdan beri vardır.ve aynı zamanda evren statiktir yani hiç bir hareket göstermeyen bir durağanlıktadır.bu görüşü savunalardan ateist filozoflardan Georges Politzer "Felsefenin Başlangıç İlkeleri" kitabında bunu şöyle belirtir: Evren yaratılmış bir şey değildir. Eğer yaratılmış olsaydı, o takdirde, evrenin tanrı tarafından belli bir anda yaratılmış olması ve evrenin yoktan var edilmiş olması gerekirdi. Yaratılışı kabul edebilmek için, herşeyden önce, evrenin var olmadığı bir anın varlığını, sonra da, hiçlikten (yokluktan) bir şeyin çıkmış olduğunu kabul etmek gerekir. Bu ise bilimin kabul edemeyeceği bir şeydir. (George Politzer, Felsefenin Başlangıç İlkeleri, İstanbul: Sosyal Yayınlar, 1989, s.84)

 

-peki bilimnin ulaştığı sonuçlar nelerdir?ulaşılan sonuçlar bu 2 görüşten hangisini doğru çıkarmış olabilir?

 

Bilimin evren modeli:

 

bilimin baz aldığı ve ulaşılan bilimsel sonuçların kanıtladığı big bang teorisine göre evren modeli:-bilimadamları büyük patlamayı anlatırken evrenin hammadesi atom yoken zaman,mekan ve maddenin olmadığını daha sonra müthiş küçüklükteki bir atomun yaratıldığını yine müthiş bir güçle parçalanarak birbirinden ayrıldığını ve bu gün içerisinde yaşadığımız evreni oluşturmaya başlandığını söylerler.yani bigbang teorisine göre evrenin hammaddesi olan atom yokken madde ve zaman yoktu.sonra hiçliğe yakın bir küçüklükte bir madde oluştuki bı madde atomaltı partüküllerden bile çok küçüktü (bunun küçüklüğü için bilimadamları sonsuz küçüklük terimini kullanıyorlar zira bu madde yokluktan geliyordu).ve daha sonra müthiş bir hızla büyüdü ve günümüzdek içinde yaşadığımız evreni oluşturdu.ve hala genişlemesi devam ediyor.

 

yani big bange göre evren yoktan var edilmiştir yani bir başlangıcı vardır yani sonsuzdan beri var değildir .peki diyeceksiniznizki bu fikirin kanıtı nedir öncelikle bu teori dünyada evrenin oluşumu hakkında üzerine çok geniş çapta araştırmalar,deneyler yapılıyor ve bu terori baz alınrak bilimadamlarınca daha kapsamlı teroiler ve çalışmalar yapılan tek teoridir. başta şu anda en önemli bilim adamı olarak kabul edilen Stefan Hawking'İnde başında olduğu bütün fizikçilerin ezici bir çoğunluğu tarafından çeşitli deney ve ölçümler neticesinde kabul görmüş yegane teoridir.kanıtları ise yine bilimsel veriler dayanır.rakibi olan bir teori yoktur.

 

Kanıt Evrenin genişlemesi: bu gün astrorofiziksel deneylerin ve gelişmiş teleskopların ölçümlerinin ulaştığı sonuç şudur ki evren her saniye ve büyük bir hızla genişlemektedir. bilim adamları bu sonuca galaksilerin her an birbirlerinden biraz daha uzaklaştıklarını gözlemleyerek varmışlardır.

 

mademki evren her an genişliyor buda evrenin bundan 1 saniye önce daha küçük,10 yıl önce çok daha küçük 1000 yıl önce çok daha küçük ve evrenimizin yaşı olarak bilim adamları çeşitli ölçümlerine dayananan sayılar olan 13.5 ila yaklaşık 15 milyar yıl önce çok ama çok daha küçük olduğu sonucunu ortaya koyar.bilim adamları evrenimizin yaklaşık 13.5 ila 15 milyar yıl önce bir atom altı parçacıktan daha küçük bir madde olduğunu söylüyorlar.ve daha gerilere giderek ve evrenimizi daha küçülterek vardıkları sonuç aşırı küçüklük,hiçlik ve yokluk tur bu sonuca zaten sizde kolay bir mantıkla ulaşabilirsiniz örnek vermek gerekirse tabağınızdaki yemek önce tabağı doldurur ama siz yemeği yedikçe tabağın içindeki yemek küçülecek ve en sonunda yok olacaktır.ve .bu sonuçta bizi evrenin var oluşunun bir başlangıcı olduğu yani bir zamanlar hiç olmadığı sonucuna götürür ve deriz ki evren yoktan var edilmiştir.ve ayrıca bu durum kendine karşı olan ve ateistlerin benimsemiş olduğu materyalist görüş olan evrenin sonsuzdan beri var olduğu ve statik(durağan) olduğu görüşünü savunan görüşün tamamiyle yanlış olduğunu ortaya koyar

 

-karanlık madde ve enerji:karanlık madde ve enerji diye tabir edilen bu iki şeyden 1. olan karanlık madde için bilim adamları onu göremiyoruz,dokunamıyoruz,tadamıyoruz bildiğimiz maddelere benzemiyor ama diyorlar.onun nasıl var olduğunu neye benzediğini bilmeselerde bilim adamları karanlık madde var diyorlar çünkü evrendeki her şeyin varlıkta kalabilmesi için ona ihtiyacı var en küçük atomdan en büyük galaksilere kadar .evrende boşluk dediğimiz yada boşluk zannettiğimiz yeri dolduran o ve evrendeki maddelerin %90'ını o oluşturuyor

 

yeni keşfedilmiş olan karanlık enerji ise evreni genişleten yegane güç ve oda evrendeki enerjilerin%70ini oluşturuyor...

 

Ve Evren'i (Göğü) kuvvetimizle kurduk, muhakkak ki onu genişletmekteyiz.

51 Zariyat Suresi 47

 

O (Allah) Evren'i (Gökleri) ve yeryüzünü yoktan yaratandır. O, bir işin olmasına karar verirse yalnızca "Ol" der, o da hemen oluverir.

2-Bakara Suresi 117

 

Sonuç olarak O'nun CELLE CELALÜH yaratışının bilimsel kanıtının olmadığını zannetmek bilimden haberdar olmamak demektir.

Link to post
Share on other sites

Galaksi-Güneş-Dünya-Ay Sistemindeki

Yaşamı Destekleyen Bazı

Hassas Ayarların Listesi

 

Doğanın temel değişmezleri ve yaşamın ortaya çıkmasına neden

olan ilk koşullar, şaşırtıcı bir kesinlikle ayarlanmıştır. Evrenin ne

denli akıl almaz bir incelikle ayarlandığı hakkında bir fikir vermek

için Yer’den Mars gezegeni üzerinde bir çukura topunu göndermeyi başarabilen bir golf oyuncusunun becerisini düşünmek yeter!

 

Modern bilimin verileri evrenin ve yaşamın varlığını destekleyen çok kritik değerlere sahip olduğumuzu ortaya koymaktadır.

Bu değerler öyle hassas bir ayarda tutulmuşlardır ki hem kendi

değerleri hem de birbirleri ile olan hayati ilişkilerindeki değerlerde yaşanacak ufak değişim ve sapmalar yaşamın ortaya çıkmasını imkânsız kılacak boyuttadır. Biz farkında olmasak da

evrende gerçekleşen sayısız olay ve oluşum sayesindedir ki canlılar olarak varlığımızı sürdürebilmekte ve varlığımızın amacına

dair kozmolojik, felsefî ve teolojik sorgulamalar yapabilmekteyiz. Söz konusu bu ayarların neden başka bir gezegende değil de

Dünya’da yaşamı mümkün kıldığı ayrı bir soru olmakla birlikte

308 Jean Guitton, Tanrı ve Bilim, çev: Yaşar Avunç, Simavi Yayınları, İstanbul (1993),

s. 54.186

MODERN BİLİM: “TANRI VAR”

yaşamın ortaya çıkmasını sağlayan bu ayarların Tanrı’nın üstün

sanatının birer nişânesi olduğunu akıl ve vicdan sahibi her insanın kabul etmesi gerekir. Yeryüzünde yaşamın ortaya çıkmasını

sağlayan temel hassas ayarların mevcut haliyle olmayıp farklı olması durumunda ortaya çıkacak düzensizliğin yaşamı imkânsız

kılacağını gösteren değerlerin bir kısmının şu şekilde sıralanması mümkündür:

 

 

1. Galaksinin büyüklüğü

Eğer daha büyük olsaydı: Gaz akması ve yıldızlar, Güneş’in

yörüngesini bozardı ve çok fazla galaktik püskürmeyi ateşlerdi.

Eğer daha küçük olsaydı: Yeterli bir zaman diliminde, yıldız oluşumunu sağlamaya yeterli olmayacak miktarda gaz galaksimize akardı.

2. Galaksinin tipi

Eğer daha eliptik olsaydı: Yaşam kimyası için yeterli ağır

elementlerin oluşmasından önce, yıldız oluşumları dururdu.

Eğer daha düzensiz olsaydı: Işınıma maruz kalma çok şiddetli olacak ve yaşam kimyası için gerekli ağır elementler bulunmayacaktı.

3. Galaksinin yeri

Eğer zengin bir galaksi kümesine daha yakın olsaydı:

Galaksinin çekim gücü bozulacaktı.

Eğer büyük bir galaksiye/galaksilere daha yakın olsaydı:

Galaksinin çekim gücü bozulacaktı.

4. Süpernova püskürmeleri

Eğer daha yakın olsaydı: Işınım gezegendeki yaşamı yok ederdi.

309 Hugh Ross, The Creator and the Cosmos, s. 188-193.187

 

Eğer daha uzak olsaydı: Kayalık gezegenlerin oluşması için

yeterince ağır element külü olmazdı.

Eğer daha sık olsaydı: Işınım gezegendeki yaşamı yok ederdi.

Eğer daha seyrek olsaydı: Kayalık gezegenlerin oluşması için

yeterince ağır element külü olmazdı.

Eğer daha geç olsaydı: Işınım gezegendeki yaşamı yok ederdi.

Eğer daha erken olsaydı: Kayalık gezegenlerin oluşması için

yeterince ağır element külü olmazdı.

5. Beyaz cüce ikilileri

Eğer daha az olsaydı: Yaşam kimyasının işlemesi için yeterince flor üretilemezdi.

Eğer daha çok olsaydı: Yıldız yoğunluğundan gezegen yö-

rüngeleri bozulurdu; gezegendeki yaşam yok olurdu.

Eğer daha erken olsaydı: Etkin flor üretimi için yeterince

ağır element yapılmazdı.

Eğer daha geç olsaydı: Proto-gezegendeki birleşimde flor

daha geç yapılırdı.

6. Galaksi merkezinden ana yıldız uzaklığı

Eğer daha uzak olsaydı: Kayalık gezegenlerin oluşması için

yeterli miktarda ağır element olmazdı.

Eğer daha yakın olsaydı: Galaktik ışınım çok büyük olurdu;

yıldız yoğunluğu, gezegenlerin yörüngesini bozardı.

7. Ana yıldızın doğum tarihi

Eğer daha yakın bir zamanda olsaydı: Yıldız hâlâ kararlı yanma fazına geçememiş olurdu; yıldız sistemi çok fazla

ağır element içerirdi.188

 

Eğer daha eski bir zamanda olsaydı: Yıldız sistemi yeterince ağır element içermezdi.

8. Ana yıldızın kütlesi

Eğer daha büyük olsaydı: Yıldızın parlaklığı çok çabuk de-

ğişirdi; yıldız çok çabuk yanardı.

Eğer daha küçük olsaydı: Yaşam için gezegen uzaklıkları

kapsamı çok dar olurdu; gel git kuvvetleri, gezegenin dönme

süresini bozardı; morötesi ışınımı, bitkilerin oksijen ve şeker

yapması için yetersiz kalırdı.

9. H3

+ üretimi

Eğer daha küçük olsaydı: Gezegenin oluşması için gerekli

basit moleküller ve yaşam kimyası oluşamazdı.

Eğer daha büyük olsaydı: Gezegenler yaşam için yanlış zaman ve yerde oluşurdu.

10. Yüzey çekimi

Eğer daha güçlü olsaydı: Gezegenin atmosferi çok fazla

amonyak ve metan tutardı.

Eğer daha zayıf olsaydı: Gezegenin atmosferi çok fazla su

kaybederdi.

11. Ana yıldıza uzaklık

Eğer daha uzak olsaydı: Kararlı bir su döngüsü için gezegen

çok soğuk olurdu.

Eğer daha yakın olsaydı: Kararlı bir su döngüsü için gezegen çok sıcak olurdu.

12. Yörüngenin eğimliliği

Eğer daha büyük olsaydı: Gezegendeki sıcaklık farkları çok

büyük olurdu.189

 

13. Yörüngenin dışmerkezliliği

Eğer daha büyük olsaydı: Mevsimsel sıcaklık farkları çok

büyük olurdu.

14. Dönme süreci

Eğer daha uzun olsaydı: Günlük sıcaklık değişimleri çok bü-

yük olurdu.

Eğer daha kısa olsaydı: Yaşam için gerekli yüzey sıcaklığı

kapsamı sağlanamazdı.

15. Gezegenin yaşı

Eğer daha genç olsaydı: Gezegen çok çabuk dönerdi.

Eğer daha yaşlı olsaydı: Gezegen çok yavaş dönerdi.

16. Manyetik alan

Eğer daha güçlü olsaydı: Elektromanyetik fırtınalar çok şiddetli olurdu.

Eğer daha zayıf olsaydı: Ozon tabakası, yıldız ve Güneş ışı-

nımından yeterince korunamazdı.

17. Yerkabuğunun kalınlığı

Eğer daha kalın olsaydı: Atmosferden yerkabuğuna çok fazla oksijen transfer edilirdi.

Eğer daha ince olsaydı: Volkanik ve tektonik aktivite çok

büyük olurdu.

18. Yansıtılan ışığın yüzeye çarpan toplam ışığa oranı

Eğer daha büyük olsaydı: Buzullaşma etkisi artardı.

Eğer daha küçük olsaydı: Sera etkisi artardı.

19. Göktaşı ve kuyrukluyıldız çarpışma oranı

Eğer daha büyük olsaydı: Birçok tür var olmazdı.190

 

Eğer daha küçük olsaydı: Yerkabuğu yaşam için gerekli olan

maddelerden yoksun kalırdı.

20. Dünyanın ilk haliyle çarpışan kitlenin zamanlaması

Eğer daha erken olsaydı: Dünyanın atmosferi çok kalın olurdu; ay çok küçük olurdu.

Eğer daha geç olsaydı: Gelişmiş yaşam çağı için Güneş çok

parlak olurdu.

21. Atmosferdeki nitrojen oksijen oranı

Eğer daha büyük olsaydı: Gelişmiş yaşam fonksiyonları çok

çabuk ilerlerdi.

Eğer daha küçük olsaydı: Gelişmiş yaşam fonksiyonları çok

yavaş ilerlerdi.

22. Atmosferdeki karbondioksit düzeyi

Eğer daha büyük olsaydı: Sera etkisi artardı.

Eğer daha küçük olsaydı: Bitkiler etkili şekilde fotosentez

yapamazdı.

23. Atmosferdeki su buharı düzeyi

Eğer daha büyük olsaydı: Sera etkisi artardı.

Eğer daha küçük olsaydı: Karadaki yaşam için yeterli miktarda yağmur yağmazdı.

24. Atmosferdeki ozon düzeyi

Eğer daha büyük olsaydı: Yüzey sıcaklıkları çok düşük olurdu.

Eğer daha küçük olsaydı: Yüzey sıcaklıkları çok yüksek olurdu; yüzeyde çok fazla morötesi ışınım olurdu.

25. Atmosferdeki oksijen miktarı

Eğer daha büyük olsaydı: Bitkiler ve hidrokarbonlar kolayca yanardı.191

 

Eğer daha küçük olsaydı: Gelişmiş hayvanlar, çok az soluyabilirdi.

26. Sismik aktivite

Eğer daha büyük olsaydı: Birçok yaşam biçimi yok olurdu.

Eğer daha küçük olsaydı: Nehirlerin sürüklediği, okyanus

tabanındaki zengin besinler, tektonik hareketlerle tekrar karalara geri dönüştürülemezdi; karbonatlardan yeterince karbondioksit bırakılamazdı.

27. Volkanik aktivite

Eğer daha düşük olsaydı: Atmosfere dönen su buharı ve karbondioksit miktarı yetersiz kalırdı; yaşam için gerekli toprak

mineralizasyonu çok düşük kalırdı.

Eğer daha yüksek olsaydı: En azından gelişmiş yaşam tahrip olurdu.

28. Buzul çağlarının sıklığı ve kapsamı

Eğer daha küçük olsaydı: Çeşitli ve gelişmiş yaşam formları

için yeterli verimlilikte, genişlikte ve iyi sulanan vadiler olu-

şamazdı; çeşitli ve gelişmiş yaşam formları için yeterli mineral konsantrasyon olmazdı.

Eğer daha büyük olsaydı: Gezegen kaçınılmaz olarak tamamen donardı.

29. Toprak mineralizasyonu

Eğer besin açısından daha fakir olsaydı: Yaşam biçimlerinin çeşitliliği ve karmaşıklığı sınırlanırdı.

Eğer besin açısından daha zengin olsaydı: Yaşam biçimlerinin çeşitliliği ve karmaşıklığı sınırlanırdı.

30. Jüpiter’in uzaklığı

Eğer daha fazla olsaydı: Dünya’ya çok sayıda göktaşı ve kuyrukluyıldız çarpardı.

Eğer daha az olsaydı: Dünya’nın yörüngesi kararsız hale gelirdi.192

 

31. Jüpiter’in kütlesi

Eğer daha büyük olsaydı: Dünya’nın yörüngesi kararsız hale

gelirdi.

Eğer daha küçük olsaydı: Dünya’ya çok sayıda göktaşı ve

kuyrukluyıldız çarpardı.

32. Atmosferin basıncı

Eğer daha küçük olsaydı: Sıvı haldeki su çok çabuk buharlaşır, nadiren yoğunlaşırdı.

Eğer daha büyük olsaydı: Sıvı haldeki su, karadaki yaşam

için gerekli olduğu gibi kolayca buharlaşmaz; yeryüzüne yeterince güneş ışığı gelemez; yeryüzüne yetersiz miktarda morötesi ışınım gelirdi.

33. Atmosferin şeffaflığı

Eğer daha küçük olsaydı: Güneş ışınımının yetersiz kapsamdaki dalga boyları gezegen yüzeyine ulaşırdı.

Eğer daha büyük olsaydı: Güneş ışınımının çok geniş kapsamdaki dalga boyları gezegen yüzeyine ulaşırdı.

34. Atmosferdeki klor miktarı

Eğer daha küçük olsaydı: Erozyon oranları, nehirlerin, göllerin, toprağın asitlilik oranları ve bazı metabolik oranlar, çoğu

yaşam formu için yetersiz kalırdı.

Eğer daha büyük olsaydı: Erozyon oranları, nehirlerin, göllerin, toprağın asitlilik oranları ve bazı metabolik oranlar, çoğu

yaşam formu için yükselirdi.

35. Okyanuslardaki ve topraktaki demir miktarı

Eğer daha küçük olsaydı: Gelişmiş yaşamı destekleyecek,

yaşam çeşitliliği ve miktarı çok sınırlanır; eğer çok küçükse

hiçbir yaşam mümkün olamazdı.193

 

Eğer daha büyük olsaydı: En azından gelişmiş yaşamda demir zehirlenmesi kaçınılmaz olurdu.

36. Troposferdeki ozon miktarı

Eğer daha az olsaydı: Biyokimyasal dumanlar yeterince temizlenemezdi.

Eğer daha fazla olsaydı: Gelişmiş hayvanlarda soluma zorlu-

ğu görülür, ürün hasatları düşer ve ozona duyarlı türlerin yok

olmasıyla sonuçlanırdı.

37. Stratosferdeki ozon miktarı

Eğer daha az olsaydı: Gezegenin yüzeyine, cilt kanserlerine

ve bitki yetişme miktarında azalmaya yol açacak çok miktarda morötesi ışınım gelirdi.

Eğer daha fazla olsaydı: Gezegenin yüzeyine çok az morö-

tesi ışınım ulaşabilir, bitki yetişme miktarında azalmaya yol

açar ve hayvanlar için yetersiz vitamin üretimi görülürdü.

38. Mezosferdeki ozon miktarı

Eğer daha az olsaydı: Mezosfer gazlarının sirkülâsyonu ve

kimyası bozulur, atmosferin alt tabakalarındaki yaşam için

gerekli gazların izafi bolluğu da tahrip olurdu.

Eğer daha fazla olsaydı: Mezosfer gazlarının sirkülâsyonu ve

kimyası bozulur, atmosferin alt tabakalarındaki yaşam için gerekli gazların izafi bolluğu da tahrip olurdu.

39. Orman ve çalı yangınlarının miktarı ve kapsamı

Eğer daha az olsaydı: Toprakta yetişmeyi engelleyici maddeler birikir; toprağın nitratlaşması yetersiz olur; toprağın yeterli miktarda su geçirmesi ve bazı zararlıların absorbe edilmesi

için gerekli odunkömürü üretimi yetersiz olurdu.194

 

Eğer daha fazla olsaydı: Çok fazla bitki ve yaşam biçimi

yok olurdu.

40. Toprak kükürtünün miktarı

Eğer daha az olsaydı: Bitkiler bazı proteinlerden yoksun kalır ve ölürlerdi.

Eğer daha fazla olsaydı: Bitkiler kükürt toksinlerinden zehirlenip ölürler; suyun ve toprağın asitliliği yaşam için çok fazla

olurdu; nitrojen döngüleri bozulurdu.

Yaşam tesadüflere başvurularak açıklanamaz. Üstelik yaşam,

fizik ve kimyanın kanunlarını aştığı için yaşamın kökeni asla kendi kendini örgütlediği senaryo ile açıklanamaz. Bununla birlikte yaşamın fizik ve kimyanın kanunlarını aşıyor olması yaşamın

sebebinin fiziksel bir şeyden çok daha fazlası olması gerektiğini

anlarız. Bu gibi bir durumda mantıklı olan tek açıklama şudur:

Yaşamın sebebi olan ve olmaya devam eden şey ne şanş ne fizik

ne de kimyadır; Tanrı’ dır.

 

Emre Dorman

Link to post
Share on other sites
Guest £vrensel

 

Yaşamın sebebi olan ve olmaya devam eden şey ne şanş ne fizik

ne de kimyadır; Tanrı’ dır.

 

Emre Dorman

 

Ama hangi Tanrı?

 

Tarihte yüzlerce Tanrı üretilmiş. Her toplum, bu tür ayarlamaların kendi tanrılarınca yapıldığını söylüyor.

 

Tanrı üretme devri(ortaçağ) bitmiş, artık bu tür oluşumlar bilimsel olarak açıklanıyor.

 

Kısaca madde dinamiktir(hareketli). Eskiye oranla olumluya doğru evrilir. Varlığının devamını, kendini ve şartlarını geliştirerek sağlar.

Link to post
Share on other sites

Ama hangi Tanrı?

 

Tarihte yüzlerce Tanrı üretilmiş. Her toplum, bu tür ayarlamaların kendi tanrılarınca yapıldığını söylüyor.

 

Tanrı üretme devri(ortaçağ) bitmiş, artık bu tür oluşumlar bilimsel olarak açıklanıyor.

 

Kısaca madde dinamiktir(hareketli). Eskiye oranla olumluya doğru evrilir. Varlığının devamını, kendini ve şartlarını geliştirerek sağlar.

 

 

dğerli arkadaşum kısaca hangi tanrı sorusuna şöyle cevap vereyim.''insanlar tarafından üretilmeyen Tanrı'' bilakis insanları üreten tanrı.bakınız bigbang teorisi semavi dinlere dayanır yani HAZRETİ ALLAH CELLE CELALÜH'ÜN dinlerine.evreni yaratanda insanı yaratanda odur.ayrıca madde sizin dedeiğiniz gibi olumluya evrilmez tam tersi olumsuza yaşlanmaya ölüme doğru gider.bunu normal hayattada görebilirsiniz siz hiç kullanıldıkça yenileşen bir kazak,araba v.s bir şey gördünüzmü?bilimde bu gün en uzun ömürlü protonun bile eninde sonunda formunun bozulduğunu ve öldüğünü söylüyor sizin önermenzin tam tersi olarak.

 

evet artık herşey bilimsel olarak açıklanıyor ve bütün açıklamalarda HAZRETİ ALLAH CELLE CELALÜHÜN dininde yaptığı açıklamalarla uyuşuyor ve bunun için biz ona iman ediyoruz.

 

Fred Hoyle

Eğer maddenin, organik (cansız) sistemleri hayata doğru iten bir temel prensibi olsaydı bunun varlığının laboratuvarda kolaylıkla kanıtlanabilir olması gerekirdi. İlkel çorbayı temsil etmek üzere, örneğin bir yüzme havuzunu ele alın. Bunu biyolojik olmayan özellikteki kimyasallarla istediğiniz gibi doldurun. İstediğiniz gazı üzerine pompalayın veya arasından isterseniz hoşunuza giden herhangi bir çeşitte radyasyon verin. Deneyin bir sene sürmesine izin verin ve o 2.000 enzimden (canlı hücreler tarafından üretilen proteinler) kaç tanesinin havuzda ortaya çıkacağını görün. Ben cevabını vereceğim, böylelikle deneyi yapmanın zaman, zorluk ve masrafından kurtulmuş olursunuz. Muhtemelen aminoasitlerden ve diğer basit organik kimyasallardan oluşan, kahverengimsi çamurdan başka hiçbir şey bulamayacaksınız. Bu iddiadan bu kadar emin nasıl olabilirim? Eğer tam tersi olacak olsaydı, bu deney şimdiye kadar çoktan yapılmış olurdu ve eğer yapılsaydı dünya çapında çok iyi bilinip ünlü olurdu. Bunun maliyeti ise Ay'a bir adamı yerleştirmeyle karşılaştırıldığında çok önemsiz kalacaktır. (Sir Fred Hoyle, The Intelligent Universe, New York: Holt, Rinehart and Winston, 1983, s. 20-21)

 

 

Prof. Michael Pitman

(Biyolog):

 

Zamanın hiçbir faydası yoktur. Canlı bir sistemin dışındaki biyomoleküller zamanla çözülmeye eğilimlidirler, yapılanmaya değil. Biyomoleküllerin tümü çoğunlukla birkaç gün dayanacaklardır. Zaman kompleks sistemleri ayrıştırır. Eğer büyük bir kelime (bir protein) ya da bir paragraf tesadüfen meydana gelmiş olsa da, zaman onu bozmak için işleyecektir.

ce_encyclopedia/08dna04.htm; Scientists Speak About DNA; [Michael Pitman, Adam and Evolution, 1984, s. 233)

 

daha önce şu yazıdada bahsetmiştim

http://www.turkish-m...304#entry945304

Link to post
Share on other sites

Rahman(dünayada kullarının asi olsun iman eden olsun istisnasız hepsi için hayrı dileyen) ve Rahim(ahirette yalnız KENDİ YÜCE ZATINA CELLE CELALÜH ve ahirete iman edenlere hayır dileyen) ALLAHIN adı ile.o çokça bağışlayıcıdır çok şefkat ve merhamet gösterendir.kullarının hatalarını kendi YÜCE ZATINI inkar etmedikçe kendisini ve RASULUNÜ SALLALLAHU ALEYHİ VE SELLEM incitmedikçe şefkat ile muamele edendir.

 

Antony Flew (Felsefeci): Hep söylendiği üzere, itiraf ruhu

arındırır. Bu yüzden yazıma şunu itiraf ederek başlamak istiyorum; ateistler çağdaş kozmolojik konsensuslar karşısında utanmalıdırlar. Çünkü öyle gözüküyor ki, kozmologlar St. Thomas

Aquinas’ın, felsefî olarak ispat edilemeyeceğini iddia ettiği şeye,

yani evrenin bir başlangıcı olduğuna dair bilimsel kanıt sunmaktadırlar. Şu ana kadar evrenin sadece sonsuz değil ama ayrıca

başlangıçsız olduğu düşüncesi rahatlıkla savunulabilirdi ancak

Big Bang karşısında bu duruşu korumanın artık rahat ya da kolay bir şey olmadığı çok açıktır.

 

 

Yeryüzünde gözlemlediğimiz yaşamın kaynağına dair yapı-

labilecek yegâne tatmin edici açıklama, sonsuz zekâya sahip bir

Aklın varlığıdır.

 

Doğrusu teoloji karşıtı başlıca iki kitabımı da Big Bang kozmolojisinin gelişmesinden ya da fiziksel değişmezler temelinde

hassas ayar kanıtının ortaya çıkmasından çok önce yazmıştım.

Ama 1980’lerin başlarından itibaren görüşlerimi yeniden gözden

geçirmeye başlamıştım.

 

İlahi varlığı keşfetme yolculuğum şu ana kadar aklın uzun bir

hac yolculuğu olmuştur. Kanıtın beni sürüklediği yere gittim. Ve

bu beni, kendiliğinden var olan, değişmez, maddi olmayan, her

 

Ulaştığımız bilimsel seviye,deney ve gözlemler sonucu kainatın YARADANIN CELLE CELALÜH mülkü olduğunu kanıtladı.imanınızı pekiştirmek için az bir araştırma yapmanız yeterlidir.peki neye dayanıyor bu bilimsel gerçeklerin aslı HAZRETİ ALLAH CELLE CELALÜHÜN herşeyi yoktan var ettim demesine.BİG BANG teorisi HAZRETİ ALLAH CELLE CELALÜHÜN semavi dinler ile gönderdiği yaratma plnanını baz alarak oluşturulmuş bir teoridir.

Link to post
Share on other sites
Guest £vrensel
dğerli arkadaşum kısaca hangi tanrı sorusuna şöyle cevap vereyim.''insanlar tarafından üretilmeyen Tanrı'' bilakis insanları üreten tanrı.bakınız bigbang teorisi semavi dinlere dayanır yani HAZRETİ ALLAH CELLE CELALÜH'ÜN dinlerine.evreni yaratanda insanı yaratanda odur.

Sn. Vertyucek,

 

Yukardaki sözlerinizi aynen diğer tanrıların inançlıları da söylüyor. Siz diğer inançlarla muhatap olmadığınız için bilmiyorsunuz. İnançlar böyledir. Herkes kendi inanç ögelerinin en doğru ve en yüce olduğunu iddia eder.

 

İnançlar bilgi gibi değildirler. Ataların öğretisidir. Kutsaldırlar. Doğruluğu yanlışlığı tartışılmaz.

 

ayrıca madde sizin dedeiğiniz gibi olumluya evrilmez tam tersi olumsuza yaşlanmaya ölüme doğru gider.bunu normal hayattada görebilirsiniz siz hiç kullanıldıkça yenileşen bir kazak,araba v.s bir şey gördünüzmü?bilimde bu gün en uzun ömürlü protonun bile eninde sonunda formunun bozulduğunu ve öldüğünü söylüyor sizin önermenzin tam tersi olarak.

 

Yanılıyorsunuz değerli dostum. Evrendeki her madde diyalektik olarak, zıtların çatışmasından yenilenmiş bir madde olarak doğarlar. Maddelerin dinamikliği(hareketlilik) sizin de söylediğiniz gibi kendisini eskitir(nicel değişim) ama sonuçta diğer karşıt maddelerle birleşerek yeni yepyeni bir oluşum(nitel değişim) gerçekleşir. Hiç bir madde yok olmaz, yeni, değişik hal alır. Böyle olmasa idi zaten madde eskir yok olur hayat sona ererdi.

 

evet artık herşey bilimsel olarak açıklanıyor ve bütün açıklamalarda HAZRETİ ALLAH CELLE CELALÜHÜN dininde yaptığı açıklamalarla uyuşuyor ve bunun için biz ona iman ediyoruz.

 

Bilimsel açıklamalar sezgi ile açıklamaların tam karşıtıdır. Bilimsel açıklamalar, gözlem, belge, bulgu ve deneyler sonucu açıklanmaktadır. İnanç lar ise sadece sezgi, zan ve kişisel bilgilerdir. Somutluklarla örtüşmezler. Tüm inançlara ait açıklamalar kendi ürettikleri tanrılara mal edilir.

 

ve ayrıca yeni farkettim hangi imam vermiş o fetvayı şike parası helaldir demiş?varmı yazılı veya görsel medyadan bir kanıtınız ?

 

"Şike parası caizmidir" yazısını google'a aratırsan onlarca görsel veya yazılı kaynak bulabilirsin. Bunun gibi.

 

 

"Yeryüzünde gözlemlediğimiz yaşamın kaynağına dair yapı- labilecek yegâne tatmin edici açıklama, sonsuz zekâya sahip bir. Aklın varlığıdır."

 

Dostum bu veya buna benzer yazıları bizler zaten diğer sitelerden okuyoruz. Alıntı yerine kendi ürettiğin fikirleri görmek isteriz.

 

Selamlar.

Link to post
Share on other sites

değerli Evrensel.madde bahsinde protonun ölümü dedim.ölemkten kasıt yok olmak değildir.evet bazı bilimsel konularda kendi fikirlendense alıntılar yapıyorum.çünkü bilimsel bilgiler bence bilimadamlarının verdiği bilgilerle alıntılanmalı.kişisel grüşler serglenirse bilimsel konular yanlışlar kaçınılmaz.sizin imzanızda belirttiğiniz şekilde hareket eden imam, imam değildir.zira HAZRETİ İSLAMIN en kati hükümlerinden biri HAZRETİ ALLAH CELLE CELALÜHÜN haram dediğine kimse helal diyemez helal dediğinede kimse haram diyemez bunları bvilinçli yapıyor ise burakın imam olmayı müslüman olamaz.ibadette böyledir ibdetler bellidir ve yalnız HAZRETİ ALLAH CELLE CELALÜH'ÜN belirlediklerine ibadet denir.kişilerin yaptığı hatalar kendilerini bağlar.asıl soru olan hangi tanrı sorunuzua gelecek olursak

 

ve aleykümselam selamlar bizden.: )

Link to post
Share on other sites
Guest £vrensel

asıl soru olan hangi tanrı sorunuzua gelecek olursak

 

ve aleykümselam selamlar bizden. :)

 

Sn. Vertyucek,

 

Galiba yazdıkların yarım kalmış dostum. Anlaşılan internetin azizliğine uğradın. :)

 

Cevap için yazının tamamını bekliyorum.

Link to post
Share on other sites
  • 1 month later...

değerli Evrensel.madde bahsinde protonun ölümü dedim.ölemkten kasıt yok olmak değildir.evet bazı bilimsel konularda kendi fikirlendense alıntılar yapıyorum.çünkü bilimsel bilgiler bence bilimadamlarının verdiği bilgilerle alıntılanmalı.kişisel grüşler serglenirse bilimsel konular yanlışlar kaçınılmaz.sizin imzanızda belirttiğiniz şekilde hareket eden imam, imam değildir.zira HAZRETİ İSLAMIN en kati hükümlerinden biri HAZRETİ ALLAH CELLE CELALÜHÜN haram dediğine kimse helal diyemez helal dediğinede kimse haram diyemez bunları bvilinçli yapıyor ise burakın imam olmayı müslüman olamaz.ibadette böyledir ibdetler bellidir ve yalnız HAZRETİ ALLAH CELLE CELALÜH'ÜN belirlediklerine ibadet denir.kişilerin yaptığı hatalar kendilerini bağlar.asıl soru olan hangi tanrı sorunuzua gelecek olursak

 

ve aleykümselam selamlar bizden.: )

 

hayır yazı internetin değil benim dikkatsizliğimin azizliğne uğramış arkadaşım

 

HAZRETİ ALLAH CELLE CELAHÜN ayetleri (KUR'AN,TEVRAT,ZEBUR,İNCİL) gibi kendini kanıtlayan diğer bir tanrı veya inanışta yok yani bu gün bilim HAZRETİ ALLAH CELLE CELALÜH VAR DİYOR kanItlar soz konusu olunca HAZRETİ ALLAH CELŞLE CELALÜH'TEN başka kendini kanıtlayan başka ilah yok diyor. yani bilimsel olarak şahadet ediyor aratınız goreceksiniz..zaten açtığım konularda senin soruna cevap vermek amaçlı açılmış konulardır.

  • Like 1
Link to post
Share on other sites
  • 6 months later...

daha açıklayıcı olacağını düşünüyorum

 

Frank Tipler (Matematik Fiziği Profesörü): 20 yıl önce kozmolojist olarak kariyerime başladığımda bir ateisttim. Bir gün Yahudi-Hıristiyan teolojisinin temel iddiasının doğru olduğunu ve

bunun bizim anladığımız fizik kanunlarının bir sonucu olduğunu

gösteren bir kitap yazacağımı en vahşi rüyalarımda bile hayal

edemezdim. Ben bu sonuçlara benim özel fizik branşımın merhametsiz mantığını kullanarak ulaştım.

 

bu konuda daha ayrıntılı bilgi edinmek isterseniz Fizikçi Doçent Caner Taslamanın BigBangi anlattığı çalışmalara bakabilirsiniz.yine HAZRETİ KUR'ANIN ayetlerinin nasıl bilimsel olduğunu bilim tarafından nasıl onaylandığını(evrenin yaratılması ve bir çok delil niteliğinde örnek) anlatan siteside mevcuttur.ve yinde size araştırmacı yazar Emre Dorman'ın edebi çalışmalarını Modern Bilim =''Tanrı Var'' Kitabını okumanızı tavsiye ederim.zaten bende açtığım konularda onların kitap ve çalışmalarından alıntılara sıkça yer veriyorum.

 

peki Frank Tipler neden böyle söylemektedir?çünkü bu gün HAZRETİ ALLAH CELLE CELALÜHÜN dinlerinin evrenin yaratılışındaki temel iddia olan yoktan var edilme yani bigbang teorisinin temeli olan bu iddia kanıtlanmıştır.zaten bigbang teorisini kuran 2 bilimadmından biri fizikçi bir papazdır.

 

şimdi diyeceksinizki (HAZRETİ) İSLAMDAN bahsetmiyor.bu Frank Tipler'in semavi dinler hakkındaki bilgi eksikliğinden kaynaklanıyor olabilir .bildiğiniz gibi semavi dinler ilk bakıştada dikkati çekecek şekilde birbirinin aynı özelliklerini taşıyan dinlerdir.temelde tek İLAH (CELLE CELALÜH) inancına sahiptirler.ve bu tek İLAH (CELLE CELALÜH) tarafından gönderilmiş PEYGAMBERLERİ [ELÇİ (ALEYHİMÜSSELAM)] ve kitapları vardır.ve bu kitaplar temelde aynı şeyleri söylerler.farklı sebeplerden ötürü ise bu dinlere mensıp kişiler kendi PEYGAMBERLERİNDEN (aleyhimüsselam) sonra gelen PEYGAMBERİ (ALEYHİSSELAM) reddetmiştir.Frank Tiplerde malesef yaşadığı ortama uygun konuşmuş oysaki araştırmış olsaydı hristiyanlık ve yahudliği zikrederken HAZRETİ İSLAMIDA zikretmesi gerektiğini hatta başta onu zikretmesi gerektiği görürdü.çünkü HAZRETİ İSLAM semavi dinler diye tabir edilen dinler içinde tek tahrif edilmemiş kitap ve inanca sahiptir.araştıran hristiyanlar buna şahadet etmektedir.

 

‘Herşey, Osman Kur’an’ının eksiksiz ve doğru olduğunu göstermektedir. Bu imtiyazları dolayısıyle ‘Osman metni’ İslam topluluğunda çabucak ve kolayca kabul edilmiştir... Tek tek vahiylerin, Peygamber’in bıraktığı veya yazdırdığı şekilde kağıda geçirildiğinden emin olabiliriz.’ (Kaynak: Kur’an Tarihi, Th. NöldekE, Fr. Schwallz, Düzenleyen: Muammer Sencer, İlke Yayınları, s. 111, 141)

 

İLAH (CELLE CELALÜH) meselesinde ise yahudi ve hirstiyanların inançlarında yine insan tahrifatı,bozması mevcuddur.yahudiler evet İLAH (CELLE CELALÜH) tektir ama yalnız bizim İLAHIMIZ'DIR tek insan olarak bizi yaratmıştır diğer insanlar maymundan gelmedir derler.hristiyanlar ise İLAH kavramını teslisle yani üçleme ile bozmuşlardır.bu üçlemeleri bazen baba oğul kutsal ruh diye üçlemelendirilir bazande Kutsal ruhun yerine Meryem ana geçer sonrada bunların tek olduğunu söylerler ...

  • Like 1
Link to post
Share on other sites

 

İLAH (CELLE CELALÜH) meselesinde ise yahudi ve hirstiyanların inançlarında yine insan tahrifatı,bozması mevcuddur.yahudiler evet İLAH (CELLE CELALÜH) tektir ama yalnız bizim İLAHIMIZ'DIR tek insan olarak bizi yaratmıştır diğer insanlar maymundan gelmedir derler.hristiyanlar ise İLAH kavramını teslisle yani üçleme ile bozmuşlardır.bu üçlemeleri bazen baba oğul kutsal ruh diye üçlemelendirilir bazande Kutsal ruhun yerine Meryem ana geçer sonrada bunların tek olduğunu söylerler ...

 

Yazdıklarınızı okudum hoş bazı yerlerini beğendimde ama sevgili vertyücek şöyle birşey var..

 

Yahudilerden başlayalım..Yahudiler neden İsa Mesih'i kabul etmediler..Çünkü Tevrattan kendi anlayışları İsa Mesih'i desteklemediği sanmışlardı..Yüzyıllar geçmiş ve halada kendi hayal ettikleri kişiyi beklemektedirler,bu bakışlada bekleyeceklerdir..

 

Hristiyanları ele alırsak İsa Mesih'in Tanrı üçtür gibi hiçbir söz söylememiş olmasına rağmen buda aynı Yahudiler gibi yazılı anlamından çok uzakta olmasıdır..İsa Mesih sadece Baba-Oğul ve Kutsal Ruh adına dileyin demesidir..İncil Tanrı tektir yazmasına rağmen bir Hristiyana sorsak şöyle cevap verir..1+1+1 aslında =3 değildir yani 1+1+1=1 miş biz bunu demek istiyoruz der..Benzer olarak smyrna adlı adminin profil resmine bakarsan daha net anlamış olursun..Tabiki Hristiyanların yaptığı yanlış birşey çünkü kaynakları onları desteklemiyor..

 

Şimdi Müslümanlarıda ele alalım bence..Bazı birkaç ayetin olduğundan yanlış anlaşılmasından dolayı aslında Müslümanlarda hata yapmıyor değil..Öncekiler değiştirilmiştir ve bu yüzden Kur'an-ı Kerim gelmiştir hatası..Allah'ın sözleri bu bakış açısınıda desteklemiyor..Geliş amacını ayetler eşliğinde inceleyecek olursak öncekileri tasdik edici,inananları için rehberlik,insanlar için bir açıklama,öğretiler ve öğütlerdir..Bunların hiçbiri bir Müslüman'ın Tevrat Zebur ve İncil değişmiştir iddiasını apaçıkbir şekilde desteklenmemektedir..Tabi bunun yanında yanlış din öğretiminin ve İslamla orantılı olmayan hadislerin Allah'ın sözü gibi inanmalarıdır

Link to post
Share on other sites

Join the conversation

You are posting as a guest. If you have an account, sign in now to post with your account.
Note: Your post will require moderator approval before it will be visible.
Примечание: Ваше сообщение будет проверено модератором перед отправкой.

Guest
Reply to this topic...

×   Pasted as rich text.   Paste as plain text instead

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

×
×
  • Create New...

Important Information

By using this site, you agree to our Terms of Use.