Gönderi tarihi: 15 saat önce15 saat Yazar Admin İnternet, İran Büyükelçiliği'nin Trump'a Hürmüz Boğazı yanıtına hazır değildiBaşkan Donald Trump'ın İran ile "verimli" görüşmeler yapıldığına ve Hürmüz Boğazı'nın kontrolünün paylaşıldığına dair iddiaları, bir İran Büyükelçiliği tarafından alaya alınmış gibi görünüyor.Trump, Güney Afrika'daki İran Büyükelçiliği'ne ait olduğu iddia edilen ve X platformunda @IraninSA kullanıcı adıyla paylaşımlar yapan bir hesap üzerinden yayınlanan bir dizi gönderiyle alay konusu oldu. Söz konusu hesap, X'in dahili yapay zekâsı Grok tarafından resmi hesap olarak doğrulanmış olup, hem büyükelçiliğin web sitesine giden bir bağlantıyı hem de iletişim için resmi bir e-posta adresini barındırmaktadır. Newsweek, konuyla ilgili görüş almak üzere büyükelçilikle iletişime geçmiştir.Neden Önemli?Pazartesi günü Trump, Truth Social platformu üzerinden yaptığı bir paylaşımda, ABD ile İran arasında, İran Savaşı'nın "tam ve mutlak çözümü"ne ilişkin "çok iyi ve verimli görüşmeler" gerçekleştiğini iddia etti. Bunun sonucunda Trump, görüşmeler devam ederken, İran'ın elektrik santrallerine ve enerji altyapısına yönelik planlanan saldırıları beş günlük bir süreyle erteleme kararı aldı.Aynı gün Trump, gazetecilere yaptığı açıklamalarda, ABD'nin nihayetinde Hürmüz Boğazı'nın kontrolünü İran ile paylaşabileceği fikrini de ortaya attı. Trump, "Belki ben; ben ve Ayetullah —hangi Ayetullah olursa olsun, bir sonraki Ayetullah kim olursa olsun—" dedi. "Ayrıca bir tür rejim değişikliği, çok ciddi bir rejim değişikliği de gerçekleşecek." Ancak İran tarafı, düşmanlıklara son verilmesine ilişkin herhangi bir görüşme yapıldığı iddialarını yalanladı.Bilmeniz GerekenlerŞimdi ise Trump'ın bu iddiaları, Güney Afrika'daki İran Büyükelçiliği tarafından alay konusu edildi.X platformunda paylaşılan gönderilerden birinde, bir otomobilin ön konsolunun —standart direksiyonun hemen yanına oyuncak bir direksiyonun da monte edildiği— bir fotoğrafı yer aldı. Trump'ın iddialarına atıfta bulunan görselin altındaki açıklamada, "Hürmüz Boğazı benim ve Ayetullah'ın kontrolünde olacak," ifadeleri kullanıldı. Bu görsel hicvin ardındaki ima; Trump'ın, söz konusu senaryo dahilinde herhangi bir şeyin "kontrolü"nün kendisinde olduğunu iddia etmeye ehil olmadığı yönündedir.Söz konusu gönderi X platformunda 3,1 milyon kez görüntülendi; kullanıcılar ise büyükelçiliğin bu "ters" (cüretkâr) yanıtını alkışlarla karşıladı. Bir kullanıcı, "Bu geceki trolleme efsanevi düzeyde," yorumunu yaptı. “Eğer çelik gibi sinirlere sahip biri varsa, o da İran’dır,” dedi bir başkası; üçüncüsü ise şunları ekledi: “Bu sadece bir petrol savaşı değil, aynı zamanda bir meme savaşı. Ve İran, her iki alanda da resmen döktürüyor.”Bazıları ise gördüklerine bir anlam vermekte güçlük çekiyordu. Bir hesap, “Resmi bir hükümet elçilik hesabı, aktif bir savaşın ortasında oyuncak direksiyonlu bir meme paylaştı; üstelik nedense bu, bugün yaşanan en tuhaf şey bile değil,” diye yazdı.Ancak İran’ın Güney Afrika Büyükelçiliği’nin bu trollemeleri bununla da sınırlı kalmadı.Bir başka paylaşımında, İran’ın Güney Afrika Büyükelçiliği hesabı; “Barış Başkanı” lakabıyla anılan Trump ile Ayetullah arasında geçtiği iddia edilen, kurgusal bir WhatsApp konuşmasının ekran görüntüsünü paylaştı. Bu sahte konuşma, tamamen tek taraflı bir diyalog şeklinde kurgulanmış; Trump’tan Ayetullah’a gönderilen bir dizi mesajdan oluşuyordu.“Hey Ayetullah,” diyordu mesajlardan ilki. Hemen ardından gelen ikincisi, “Boğazlar konusunu kesinlikle konuşalım,” derken; üçüncüsü, “Ooo, bunu duymak ne güzel,” diyordu. Dördüncü mesajda, “Saldırıları 5 günlüğüne durduracağım,” ifadesi yer alırken; beşinci ve son mesaj, “Bu konuya gösterdiğiniz ilgi için teşekkürler,” sözleriyle noktalanıyordu.Yine, verilmek istenen mesaj gayet netti; görselin altına eklenen açıklamada, Trump’ın iddialarına atıfta bulunularak, “İran ile iyi ve verimli görüşmeler,” ifadesine yer verilmişti. Bu son paylaşıma tepki gösteren bir kullanıcı, “Bu hesabı kim yönetiyorsa, terfiyi ve maaş zammını sonuna kadar hak ediyor,” yorumunu yaptı. Bir başka kullanıcı da bu görüşe katılarak, “Bu hesabın yöneticisi kesinlikle zammı hak ediyor; gelmiş geçmiş en iyi trollerden biri,” dedi.İnsanlar Neler Söylüyor?Trump, Truth Social üzerinden: “AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ İLE İRAN ÜLKESİNİN, SON İKİ GÜN İÇİNDE, ORTA DOĞU'DAKİ DÜŞMANLIKLARIMIZIN TAMAMEN VE BÜTÜNÜYLE ÇÖZÜME KAVUŞTURULMASINA İLİŞKİN ÇOK İYİ VE VERİMLİ GÖRÜŞMELER GERÇEKLEŞTİRDİĞİNİ BİLDİRMEKTEN MEMNUNİYET DUYUYORUM. HAFTA BOYUNCA DEVAM EDECEK OLAN BU DERİNLEMESİNE, AYRINTILI VE YAPICI GÖRÜŞMELERİN GENEL HAVASINA VE TONUNA DAYANARAK; DEVAM EDEN TOPLANTI VE TARTIŞMALARIN BAŞARILI GEÇMESİ KOŞULUYLA, SAVAŞ BAKANLIĞINA, İRAN ENERJİ SANTRALLERİNE VE ENERJİ ALTYAPISINA YÖNELİK HER TÜRLÜ ASKERİ SALDIRIYI BEŞ GÜNLÜK BİR SÜREYLE ERTELEMESİ TALİMATINI VERDİM. BU KONUYA GÖSTERDİĞİNİZ İLGİ İÇİN TEŞEKKÜR EDERİM! BAŞKAN DONALD J. TRUMP”İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf, X üzerinden: “ABD ile herhangi bir müzakere yürütülmemiştir. Sahte haberler [sic], finans ve petrol piyasalarını manipüle etmek ve ABD ile İsrail'in içine sıkışıp kaldığı bataklıktan kurtulmak amacıyla kullanılmaktadır.”İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bağayi, IRNA Haber Ajansı'na: “ABD'nin savaşı sona erdirmek amacıyla müzakere talebine ilişkin olarak bazı dost ülkelerden mesajlar alınmıştır.”Kaynak: NW
Gönderi tarihi: 1 saat önce1 saat Yazar Admin İran'ın önünde artık zafere giden net bir yol varÜç haftadan uzun bir süredir, Amerikan ve İsrail jetleri, görünürde hiçbir ceza korkusu taşımadan, İran semalarından bomba yağdırıyor. İstihbarat teşkilatları ise yıllarını, İslam Cumhuriyeti'ni içeriden baltalamaya harcadı. Yine de, kulağa ne kadar inanılmaz gelse de, İran'ın hayatta kalan liderlerinin önünde, bu savaşta kendi gözlerinde "zafer" anlamına gelecek sonuca giden net bir yol bulunuyor.Donald Trump'ın kibrinin döşediği bu yol, dört hayati kilometre taşına sahip: hayatta kalma, kontrol, gelir ve kapasite.1. Hayatta Kalmaİran rejimi, kendi varlığını sürdürmeyi zafer olarak görmektedir. Trump, 28 Şubat'ta savaşı başlattığında, İranlılara "özgürlük saatinizin yaklaştığını" ve "kaderinizin kontrolünü ele almanın tam zamanı olduğunu" vaat etmiş; sözlerine, "Harekete geçme anı budur. Bu fırsatı elinizden kaçırmayın," diyerek eklemişti.Acımasızca etkili hava saldırıları, Yüce Lider Ayetullah Ali Hamaney'i —ki kendisi artık hayatta değildir— ve onun üst düzey komutanları ile bakanlarından oluşan geniş bir kadroyu aniden ortadan kaldırdı.Buna rağmen rejim iktidara sıkıca tutundu ve kilit isimlerinin yerini yenileriyle doldurdu. Şu ana dek, —Amerika'nın yüz binlerce askerle İran'ı işgal etmeyeceği varsayımıyla— rejimin çöküşünü sağlayabilecek yegâne yol olmaya devam eden o halk devrimine dair hiçbir işaret görülmedi.Bunun yerine, rejimin düşmanları söylemlerini değiştirdi. Trump artık rejim değişikliğinden bahsetmiyor; bahsettiği tek rejim değişikliği, İslam Cumhuriyeti'nin kendi içinden, Amerika ile anlaşmaya istekli ve sözde "uysal" bir figür bulmak gibi dar kapsamlı bir ihtimalden ibaret.İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, İran rejimini hâlâ "Batı medeniyetini yok etmeye ant içmiş bir grup deli" olarak nitelendirip kınasa da, o bile aynı "delilerin" iktidarda kalma ihtimalini kabullenmek zorunda kalıyor.Netanyahu, 19 Mart'ta yaptığı açıklamada, "Eğer rejim yeterince sarsılırsa —ve şu an detaylarına girmeyeceğim bazı başka faktörler de devreye girerse— evet, rejim değişebilir. Peki bu garanti mi? Hayır," dedi. "Nihayetinde, bu rejimi zayıflatmak adına bizim yarattığımız koşullardan faydalanıp faydalanmamak İran halkının elinde mi olacak? Bunu zaman gösterecek. Şu an size kesin bir şey söyleyemem."İslam Devrim Muhafızları Ordusu'nun (IRGC) o sert adamları —ki artık İran'ın fiili efendileri konumundalar— düşmanlarının söylemlerinde yaşanan o keskin dönüşümü mutlaka fark etmişlerdir: Düşmanları, daha düne kadar kendilerinin yakın bir gelecekte devrilecek olmasından büyük bir haz duyarken, bugün bu çöküşün gerçekleşip gerçekleşmeyeceğine dair herhangi bir öngörüde bulunmaktan bile kaçınır hale geldiler. Doğrudur; popüler bir devrim onları yine de silip süpürebilir. Amerika ve İsrail, belki de 2024 yılında çağrı cihazlarının patlatılması yoluyla Lübnanlı terör grubu Hizbullah'ın aniden ve kökünden tasfiye edilmesine benzer, ani ve baskın niteliğinde bir harekâta hazırlanıyor olabilirler.Ancak, bu iki olasılığın da gerçekleşmemesi durumunda, rejim muhtemelen bu saldırı dalgasından sağ çıkacaktır. Bu durum, yalnızca Trump’ın en vahim hatasını gözler önüne sermektedir. İran liderlerini canları pahasına savaşmaya mecbur bırakan Trump, nedense onların ellerindeki tüm imkânları kullanarak –tüm Körfez komşularına füzeler fırlatmak ve Hürmüz Boğazı’nı kapatmak suretiyle– misillemede bulunacaklarını öngörememiştir.2. KontrolBöylece rejim, zafere giden yoldaki ikinci kilometre taşına ulaşmayı başardı: Küresel ekonominin hayati bir atardamarı olan Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünü muhafaza etmek.Dünyanın deniz yoluyla taşınan petrolünün neredeyse yüzde 20’sinin geçişini durdurarak, İran, küresel enerji arzında tarihin en büyük aksamasına yol açmıştır.Fırlayan petrol fiyatları, Trump’ı; daha 6 Mart gibi yakın bir tarihte "koşulsuz teslimiyetini" talep ettiği rejimin ta kendisiyle iletişim kanalları açmaya mecbur bırakmıştır.Ve İran’ın Amerika ile yapılacak herhangi bir anlaşma için muhtemelen öne süreceği şartlar, bizi üçüncü kilometre taşına getirmektedir.3. Gelirİran Devrim Muhafızları Ordusu (IRGC), Hürmüz Boğazı üzerindeki fiili kontrolünü, hangi tankerlerin geçiş yapabileceğine ve hangilerinin yapamayacağına karar vermek amacıyla halihazırda kullanmış bulunmaktadır.Doğal olarak, İran’ın kendi petrol ihracatını taşıyan tankerler güvenli geçiş hakkından yararlanmış; Çin ve Hindistan gibi ülkelerin de, tankerlerinin Boğaz’dan geçişine izin verilmesi karşılığında İran ile ikili anlaşmalar yaptıkları düşünülmektedir. Bu durumun bir bedeli olmuştur: İran’ın talep ettiği ücretin, tanker başına 2 milyon dolar olduğu bildirilmektedir.Enerji piyasasında çok daha büyük bir kargaşa yaşanmasından endişe eden Amerika, İran’ın halihazırda denizde bulunan yaklaşık 140 milyon varil petrolünü satabilmesine olanak tanımak adına, uyguladığı yaptırımları dahi askıya almıştır. Trump, o tarihten bu yana, Amerika ile İran’ın Boğaz’ı "ortaklaşa kontrol edebilecekleri" yönünde bir öneride bulunmuştur.Bu durum, rejim açısından son derece cazip bir ihtimali gündeme getirmektedir: Boğaz’dan elde edilecek; yeni, Amerika tarafından onaylanmış –ve dolayısıyla yaptırımlara karşı bağışıklık kazanmış– bir gelir kaynağı.Bu savaştan önce, uluslararası sulardaki serbest dolaşım haklarını kullanarak her gün onlarca yabancı tanker Boğaz’dan geçiş yapar; İran ise bu geçişlerden tek bir kuruş dahi gelir elde etmezdi. Şimdi İran, düşmanca addettiği her türlü gemiye saldıracağı tehdidini savurarak, anlaşmaya hazır ülkelerden her geçiş başına 2 milyon dolar haraç koparmayı başardı.Ancak Trump, bu çatışmayı çözüme kavuşturma sürecinin bir parçası olarak İran'a Boğaz üzerinde bir tür kontrol hakkı tanımaya istekli olursa, bu durum yepyeni bir olasılıklar yelpazesinin kapısını aralar. Rejim, daha önce hiç sahip olmadığı yeni bir gelir kaynağı elde etmeyi umabilir.Bu gelir, bizi son bir işaret noktasına götürüyor.4. KapasiteEğer İran rejimi bu savaştan sadece iktidarda kalarak değil, aynı zamanda Boğaz'dan daha önce hiç yapmadığı bir biçimde kâr elde etme özgürlüğüne kavuşarak çıkarsa; bu parayı, Amerika ve İsrail'in başarıyla imha ettiği füze ve nükleer kapasitelerini yeniden tesis etmek için kullanabilir.Geçtiğimiz Perşembe (19 Mart) günü Netanyahu, iki müttefikin "[İran'ın] endüstriyel tabanını daha önce yapmadığımız bir biçimde silip süpürdüğünü" ve sadece İslam Cumhuriyeti'nin füzelerini değil, aynı zamanda "bu füzelerin bileşenlerini üreten fabrikaları" da yerle bir ettiğini anlattı.Yine de rejim ayakta kalmayı başarırsa, prensipte yukarıda sayılanların tamamını —belki de Boğaz'dan sağlanacak yeni bir nakit akışının yardımıyla— yeniden inşa edebilir.İran liderlerinin füzelerini ve nükleer tesislerini yeniden yapılandırmaları yıllar alacaktır. Böylesi bir proje tamamlanma aşamasına geldiğinde, hem Trump hem de Netanyahu muhtemelen görevlerinden ayrılmış olacaklardır. Ancak İran tehdidini ortadan kaldırmak yerine, bu tehdidi haleflerine miras bırakmış olacaklardır.Hangi açıdan bakılırsa bakılsın, bu savaştan çıkan İran; toparlanma ihtimali son derece zayıf, harabeye dönmüş bir ülke olacaktır. Halkın içine düştüğü umutsuzluk ve öfke, İslam Cumhuriyeti'ni her an yutabilir.Yine de şimdilik rejimin, kendi gözünde zafer addedeceği bir sonuca giden bir yolu mevcut: Ayakta kalarak, Amerika ve İsrail'e yeniden meydan okumak.Kaynak: TT
Katılın Görüşlerinizi Paylaşın
Şu anda misafir olarak gönderiyorsunuz. Hesabınız varsa, hesabınızla gönderi paylaşmak için ŞİMDİ OTURUM AÇIN.
Eğer üye değilseniz hemen KAYIT OLUN.
Not: İletiniz gönderilmeden önce bir Moderatör kontrolünden geçirilecektir.