Jump to content
Sign in to follow this  
ErdalAktas

Erdal ca............

Recommended Posts

Bir rüzgar mıydın da,şöyle bir esip geçtin?

Yapraklarını döküp,dallarını kırdın içimdeki duygu çınarının!

Neydin sen?!..

Bir ışık demetimiydin de

Rabbim bu demeti çok güzel yarattığı nadide bir kalıp içinde sundu bana?..

Bir aynamıydın ki,

gözlerimi kaybettim içinde ve şimdi ne seni,ne de kendimi görebiliyorum?

Neden bir an,

pencerelerine varana değin açtın bana gönlünü?

Sonra bir başka diliminde zamanın,esrarlı bir havaya bürünerek,kapıları bile kapattın yüzüme?..

Bir şiir miydin?

İçimi doldurdun gizemli mısralarınla,intizarınla?

 

Şimdi her mısra,boşluğa asılıp kaldı yapayalnız!..

Bir masal mıydın,kuşların geceleyin ruhuma anlattığı?

Bir efsane miydin,

çağların ötesinden kopup gelen?

 

Yoksa bulutların kulağıma fısıldadığı bir nağme miydin?

Neydin sen?!..

Share this post


Link to post
Share on other sites

Çocuksun Sen

 

Dünyanın dışına atılmış bir adımdın sen

Ömrümüzse karşılıksız sorulardı hepsi bu

Şu samanyolu hani avuçlarından dökülen

Kum taneleri var ya onlardan birindeyim

Yeni bir yolculuğa çıkıyorum kar yağıyor

Bir aşk tipiye tutuluyor daha ilk dönemeçte

 

Çocuksun sen sesindeki tipiye tutulduğum

 

Dönüşen ve suya dönüşen sorular soruyorsun

Sesin bir çağlayan olup dolduruyor uçurumlarımı

Kötü bir anlatıcıyım oysa ben ve ne zaman

Birisi adres sorsa önce silaha davranıyorum

Kekemeyim en az kasabalı aşklar kadar mahçup

Ve üzgün kentler arıyorum ayrılıklar için

 

Bir yanlışlığım bu dünyada en az senin kadar

Ve sen kendi küllerini savuruyorsun dağa taşa

Bir daha doğmamak için doğmak diyorsun

Ölümlülerin işi bir de mutlu olanların

Onların hep bir öyküsü olur ve yaşarlar

Bırakıp gidemezler alıştıkları ne varsa

 

Çocuksun sen her ayrılıkta imlası bozulan

 

Susan bir çocuktan daha büyük bir tehdit

Ne olabilir, sorumun karşılığını bilmiyor kimse

Kötü bir anlatıcıyım oysa ben ve ne zaman

Bir kaza olsa adı aşk oluyor artık

Aşksa dünyanın çoktan unuttuğu bir tansık

Seni bekliyorum orda, o kirlenen ütopyada

 

Kirpiklerime düşüyorsun bir çiy damlası olarak

Yumuyorum gözlerimi gözkapaklarımın içindesin

Sonsuz bir uykuya dalıyorum sonra ve sen

Hiç büyümüyorsun artık iyi ki büyümüyorsun

Adınla başlıyorum her şiire ve her mısrada

Esirgeyensin bağışlayansın, biad ediyorum.

 

Çocuksun sen ve bu dünya sana göre değil

Ahmet Telli

Share this post


Link to post
Share on other sites

Özgürlük dedin mi, uçsuz bucaksız olmalı

Deniz gibi, gök gibi mavi olmalı rengi,

Çekip gidecek kadar çocuk,

Pişman olup dönecek kadar cesur olmalı yüreği insanın,

Laf söyletmemeli geçmişine geleceğine,

Bugünü zaten sorma gitsin yaşamalı ne varsa,

Yürekli olmalı son demine kadar....

 

Özgürlük dedin mi, gözü kara olmalı insanın,

Taş gibi sert, su gibi duru olmalı bir yerden sonra,

Canına kıyacak kadar basına buyruk,

Hesap soracak kadar bağlı olmalı sıkı sıkıya

Ağlayarak gözlerini yıkamalı insan küçük duraklarda,

Bir kalp sızısı yaşamalı, olmadık bir yerinde hayatının,

Bir umudu olmalı, yaşama sevinci gibi

Elinde tuttuğu, tutamadığı ne varsa yaşatmalı gönlünde....

 

Kadere boyun eğmek yok bu devirde,

Kadere boyun eğdirmek yerine..

Şansa tepeden bakmalı insan,

Hadi canım sende gülümsemesiyle...

Buldun mu yaşayacaksın ne varsa hayatında,

Kaybetmeyi göze alacaksın ki sevebilesin

Ateşlere atacaksın yüreğini sorgusuzca,

Dönüp arkanı gideceksin yorulduğun yerde..

Tüketmeyeceksin, tükenmeyeceksin de...

Beklemeyecek, hep vereceksin kendinden de öte...

 

Özgürlük dedin mi, sıkı sıkı tutacaksın hayatı bir yerinden,

Bir yanın tutsak, bir yanın haylaz olacak..

Adına toz kondurmayacaksın yanındakinin,

Savunmasız aşklara yer yok hayatında...

Koş koşabildiğin kadar o halde,

Duraklama akşamlarda yaşanmaz hayal kırıklıkları,

Gözü kara yüreklerde büyür büyüdükçe sevda,

Tüm düşleri gerçek yapabiliyorsan, yaşıyorsun hayatta...

Benim düşlerimle, senin gerçeklerin neden yan yana...

Var bir bildiği hayatının,

 

Anlam katıyor her nefeste yüreğin gözyaşlarına,

Soluklanacak yer arıyorsun yüreğimde,

Hem kaçar adım senden, hem yanında anlasana

Bu çelişki neden diye sorma,

 

Var bir bildiği hayatının,

Artık sorgulama......

Share this post


Link to post
Share on other sites

Unuttum artık senden kalanları.

Ne adın geçiyor,

Ne de hatıran beynimi kemiriyor.

Çoktan erittim içimdeki cam kırıklarını.

Yoksun işte,

Benden yoksunsun.

Sana bırakıyorum

Şu koskoca dünyayı..

Share this post


Link to post
Share on other sites

Sonra farkettim ki

Su akıyor rüzgar esiyor

Yağmur yağıyor.

 

Herşey yine ve aynı şekilde oluyor.

Öyle bir yere geldim ki sıcak ve soğuk aşk ve nefret,

savaş ve barış, üşümek ve sonrası mahkeme.

 

Gitsem ayrılık oluyor.

Kalsam çöl

gidersen bende hasret olur ve belki beni sevenler de özler

ama anladım ki özlemden de hiç kimse ölmüyor

ama ben ölüyorum.

 

Nefes alıyorum önemsiyorum ve gitmek istiyorum.

Anladım ki hasret yeni bir aşka kadar sürüyor

sevdiklerim ve beni sevenler bağışlayın

su akıyor ve ben gidiyorum.

Share this post


Link to post
Share on other sites
Unuttum artık senden kalanları.

Ne adın geçiyor,

Ne de hatıran beynimi kemiriyor.

Çoktan erittim içimdeki cam kırıklarını.

Yoksun işte,

Benden yoksunsun.

Sana bırakıyorum

Şu koskoca dünyayı..

 

 

Siir dostum..

 

hosgeldin..

 

güzell şiirinle.

 

:clover:

Share this post


Link to post
Share on other sites

ne vakit sonbahar'a düşsem,

bir hüzün demeti denizden çıkıp benimle dans edecekmiş gibi geliyor.

Bu yüzden sonbahar'a ait bütün sevdaları maviye boyuyorum..

Share this post


Link to post
Share on other sites

evet teklerimi özledim!

 

ay’ı,güneşi,evimi,arabamı,telefonumu,burnumu,ağzımı,yüreğimi,midemi,

karaciğerimi,cinsel organımı daha bir benimsedim,sahiplendim...

 

iki yüzlülüğü sevemedim en çok..

 

hercaileri,petunyaları,iki renk açan gülleri mesela!..

bir dalda iki kirazı,bir yürekte iki sevgiliyi,bir başta iki gözü,iki kulağı,bir ağızda iki dudağı!..

 

ve bir odada iki pencere, bana göre değildi hiçbir zaman...

 

hele biri dağa,biri yola bakıyorsa bir de,aynı duvarda değilse yani!..

yani birinin gösterdiğini,göstermiyorsa öteki..

Share this post


Link to post
Share on other sites

Bir kere duyarsan güzelliğini tadını

Sonra ah oturup hüngür hüngür ağlasam

Boş geçirdiğim bağırmadığım günlere

Kiraz mevsiminin sevişme mevsimi olduğunu

Sana nasıl bulsam nasıl bilsem

Nasıl etsem nasıl yapsam da

Meydanlarda bağırsam

Sokak başlarında sazımı çalsam

Anlatsam şu kiraz mevsiminin

Para kazanmak değil

Sevişme vakti olduğunu

Share this post


Link to post
Share on other sites

buradayım ve ay bir adım ötede

sevdanı karşıladım yollarda

bir yolcuyu bekler gibi

ne kadar güçlü olsa da

bir balık hep ürkektir

ve bir balığa dokunmak

bilirim kolay değil

 

beynimden dilime

varana dek kelimeler

kaç kapıyı aşmakta bilir misin

bazen duygular ağır gelir

rüzgarla bir kalkışma

bakarsın bir isyan

kapı yok pencere yok darmadağın

aşar geçer dalgalar geceyi

ve dalgalarda seni bulursam

gelir misin

 

kaçmak gerek yalnızlığa

ve paylaşmak bir düşü

olanca güzelliğiyle

bir hayale ortak olmak

yön vermek dilediğince hatta

sevgiyi tanımlamak gerek bazen

olabildiğince düşlemek

umutsuzluktan bir umut

imkansızlıktan imkan doğar

bitirme beni içinde yaşat

Share this post


Link to post
Share on other sites

Gece gül bahçesinde ararken seni

Gülden gelen kokun sarhoş etti beni

Seni anlatmaya başlayınca güle

Baktım kuşlar da dinliyor hikayemi

 

Ömer Hayyam

Share this post


Link to post
Share on other sites

Seni özlemek geldi içimden

Çocukluğumu özler gibi

Babamın eve gelişini gözler gibi

Sobanın üzerinde kızarmış ekmek

Çaydanlıkta tıkırdayan çay

İçmek geldi seni içimden

Oh çekerek yudum yudum

Ağlamak geldi içimden

Hüngür hıçkırık çocukça

Hiç neden olmasa bile

Türlü kaprisler yaparak sana…

Karanlıktan korktum da yine

Yatağında uyumak istedim

Sokulup kedi gibi koynuna

Sıcaklığını duymak istedim

Haydi evcilik oyna benimle

Çamurdan köfteler yap bana

Bu yaramaz bebeğine

Ninniler söyle dizinde

Haydi çocuk gibi davran bana

Hiç olmadığım kadar çocukça

Çocukluğuma ver bütün bunları

Farzet ki -

Çocukça aşık olmak geldi içimden…

Share this post


Link to post
Share on other sites

kelimelerden alacaklı bir sağır gibi

içimi döktüm bugün, yokluğunla konuştum

tutsak gibi, bir enkaz gibi, kendim gibi

içimden çıktım bugün, içimle konuştum

Share this post


Link to post
Share on other sites

suyun o en saf haliyle

uzatmış bulutlar dudaklarını

caddeleri öpüyor

uzun veda buselerinin

anlaşmış anısı düşüyor usuma

omzumdan kayıp gidiyor

bildiğimi sandığım sözcükler

camda yüzümü yüzüme vuruyorum

 

kendimle aramdan su sızıyor...

Share this post


Link to post
Share on other sites

Hiç bi kere hayat bayram olmadı ya da

Her nefes alışımız bayramdı.

Bir umuttu yaşatan insanı.

Aldım elime sazımı.

 

Yine aşınca çayın suyu boyunu

Belki yeniden karşıma çıkacaksın.

 

Göz göze durup bakınca

Göreceğiz,

Neyiz ve nerelerdeyiz,

Bilemiyoruz

Şimdi.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Bu kadarmı kasvetin ey gece

hadi örtsene beni...

ne o yetmiyormu karanlıkların yoksa?

korkmuyorum artık senden gel...

gel gücün yeterse,

yıldızlarını üzerime ser...

Share this post


Link to post
Share on other sites

''Önümde uzayıp giden, geçmişimdir.

Kendimi ona farklı gözlerle bakar kılmalıyım,

dünyayı ona farklı gözlerle bakar kılmalıyım,

Tanrı'yı ona farklı gözlerle bakar kılmalıyım.

Onu görmezlikten gelerek yapamam bunu,

ya da küçümseyerek, ya da yücelterek, ya da yadsıyarak.

Onu yaşamamın,

kişiliğimin geçirdiği evrimin kaçınılmaz bir parçası olarak

kabullenmekle tam yapılabilir bu ancak:

 

acısını çektiğim her şeyi onaylamamla'

Share this post


Link to post
Share on other sites

Terinin tuzu

benim terime

içindeki güzellik

benim içime

sırasıyla ben sen ol

sen de ben

ta ki saldırana dek güneş

perde aralarından

oysa öyle sıkı sarılalım ki

sabaha dek

sızmasın yaşamak denilen şey aramızdan

Dönüşelim

durmayalım kıyısında yaşamın

hırçın çocuklar gibi

yaşam olalım ölüme kadar

Share this post


Link to post
Share on other sites
kelimelerden alacaklı bir sağır gibi

içimi döktüm bugün, yokluğunla konuştum

tutsak gibi, bir enkaz gibi, kendim gibi

içimden çıktım bugün, içimle konuştum

 

ne güzel bir şarkıdır değil mi.. :clover:

 

Kestiğim ümitlerden yelkenler yaptım ama

Yokluğunda ne gidebildim ne de kaldım

Gerçek miydi tutunmaya çalıştıklarım

Hediye süsü verilmiş ayrılıklarım

 

Yüzünü ilk kez gören bir çoçuk gibi

Sustum, kendime kızdım

Kırıldı ayna paramparça

paramparça ne varsa..

Share this post


Link to post
Share on other sites

Sevmek mükemmel iş delikanlım...

sev bakalım..

madem ki kafanda ışıklı bir gece var,

benden izin sana ...

sev... sevebildiğin kadar".

 

:clover:

 

 

güzelliklerle dolu...frozen

 

teşekkür ediyorum

Share this post


Link to post
Share on other sites

bende teşekkür ederim..şiirlerin,şarkıların büyülü tadında sizleri tanımakta çok güzel :clover:

 

bir akşam üzeri başladı her şey

ben avare insandım halbuki

nasıl oldu,birdenbire sıkıldım

kasım ortalarında bir akşam

içmemiştim aşıktım.

bir yol iner laleliden aşağı

bilir misiniz insan yürüdükçe açılır

bilmem aşıklıktan mıdır nedir?

akşam olsa uyusam sırt üstü

bütün rüyalar seninledir.

Share this post


Link to post
Share on other sites

Istanbul da Seni! ..

 

 

 

 

Zor sanattır.

 

Istanbul`da yaşamak

 

Istanbul`da seni,

 

Sensizliği istanbul`da yaşamak

 

Dayanılmaz bir özlem.

 

Özlemler içinde,bitmeyen şiir

 

Siir`ler içinde bir mısra

 

Seni istanbul`da yaşamak. …………………………..

Share this post


Link to post
Share on other sites

Ne zaman sonbahar gelse bitanem,

Içimde martılar uçuşur yazdan kalma.

Bilirsin severim sonbaharı,

Bilirsin, hem de çok, senin yüzünden…

 

Her sonbahar senin yağmurlarınla ıslanır yüreğim;

Ne zaman bir yaprak solup düşse dalından,

Benim de içimden birşeyler kopup gider.

Ne zaman rüzgar esse,

Bende fırtınalar kopar

Ve ne zaman akşam çökse bu şehire,

Tutamadığın ellerim üşür…

 

Ne zaman bir sokak kedisi görsem,

Sarılasım gelir onun yalnızlığına,

Tıpkı bir zamanlar sarıldığın gibi bana!

Işte bu yüzden ne zaman sonbahar gelse,

Benim içim ısınır…

 

Ne zaman seni özlesem sonbaharla gelirsin;

Bazen kaldırım taşlarında bir gölge,

Bazen küçük bir kızın üşüyen küçük elleri,

Bazen minik bir serçe,

Bazen de bir yağmur damlası.

 

Ne zaman sonbahar gelse bitanem,

Seni arar durur gözlerim…

Share this post


Link to post
Share on other sites

baktım gökte bir kırmızı bir uçak

bol çelik bol yıldız bol insan

bir gece sevgi duvarını aştık

düştüğüm yer öyle açık seçik ki

başucumda bir sen varsın bir de evren

saymıyorum ölüp ölüp dirilttiklerimi

yalnızlığım benim çoğul türkülerim

ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi...

Share this post


Link to post
Share on other sites

ayrılık

gamzede

acı tebessüm

:

namluya sürülür hep

 

davetiye göndermez ölüm

biliriz

o gün geldiğinde

başka yer yok!

 

usulca okşanan

yalnızlığı alıp yanımıza

hayatın ipine asacağız

ayrılık repliklerini

 

aşka yaslanacağız!

Share this post


Link to post
Share on other sites

Join the conversation

You are posting as a guest. If you have an account, sign in now to post with your account.
Note: Your post will require moderator approval before it will be visible.

Guest
Reply to this topic...

×   Pasted as rich text.   Paste as plain text instead

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Sign in to follow this  

×
×
  • Create New...

Important Information

By using this site, you agree to our Terms of Use.