Jump to content

Ufuk_efe

Φ Members
  • Content Count

    277
  • Joined

  • Last visited

  • Days Won

    3

Ufuk_efe last won the day on February 10 2013

Ufuk_efe had the most liked content!

Community Reputation

220 İyi

1 Follower

About Ufuk_efe

  • Rank
    Genç Üye

Other Information

Profile İnformation

  • Sex
    Erkek
  1. Bu hale gelmiş bir insanı, kötülükten nasıl vazgeçirebiliriz ki?
  2. sönmez artık yüreğimde yanan, bu sonsuz ateş bulunur mu bilmem bana senin gibi güzel eş kalbime hep yara açtın, gel elinle bari deş bulunur mu bilmem bana senin gibi güzel eş
  3. Merhaba İstanbul... Bu benim dünyaya ilk gelişim, Yıkarak saltanatını koca Fatih'in. Kundakla kefen arasında bir gün, İstanbul, İstanbul deyişim. Merhaba Kızkulesi, merhaba Eyüp Sultan, Kanlıca, Şehremini merhaba... Bir İstanbul esiyor çocukluğumdan, Ekşi bozalı, Arnavut kaldırımları lâpâ lâpâ. Yuşâ'dan mı okunur o ezanlar, Hırka-i Şerif'ten mi? Komşularımız kaptanlar, malta taşlı ikindilerden kalan. Hâlâ o beyaz gergeflerde mi? Bir tarihi gömmüşler Karacaahmet'inde Üsküdar'ın, Sanki çarşaflı kadınlar mercan terliklerinde unutulan. Duyûn-u Umumiye emeklisi faytonlar, Hâlâ bir sonbahar Acıbadem'de, Cuma selamlıklarından beri saraylılar. Merhaba Beylerbeyi, merhaba Sultan Selim, Merhaba iki gözüm İstanbul'um, merhaba... Aşı boyası sokaklarında ne mevsimler eskimiş, Sakalsız saçlar kestirdiğim ince boncuklu berber dükkanları. Kapalıçarşı Bakırcılar, lâcivert mayıslarda köprü altları, Ve Boğaziçi'nde Şirket-i Hayriye duman duman.. Nerdesin o İstanbul, nerdesin... Hani çıkrık seslerinde mehtapları dinlediğim, Mediha teyzelerin leylâk bahçeleri, Büyükbabamın Kuvay-ı Milliye hikâyeleri. Hani tahta tekerlekli arabalarım. Hani bayram yerlerinde unutulan asude çocukluğum. Gene bir başka İstanbul'du bir zamanlar kafesli ıtırlarıyla, Beyaz başörtülerin lâvanta çiçekli öğleden sonralarında ıslanan. Açılır kapanır iskemlelerinde uzun çarşının, İstanbul'u taşırdı bakır siniler. Sultaniyegâhtan bir hıdrellez mesiresi, Sessiz sadâkat şarkıları söylerdi. Haliç vapurlarında söz kesilmiş tazeler. Hey yavrum hey... Burunbahçe dalyanında İstanbul'u çekerlerdi denizden, Islatmadan... Kaç bayram mendili geçmişti elimden çeyiz sandıklarının. Bütün uykularını koynuma alıp uyurdum İstanbul'un. Rüyalarımda hâlâ o günahlar uyanır, Hiç geçemediğim sokaklarında işlenen. Merhaba Sultanahmet, Yerebatan merhaba... Merhaba iki gözüm İstanbul'um merhaba, Merhaba efendim, MERHABA... Sadri Alışık
  4. Türkiye’nin tanınmış mevlithanlarından, bestekar ve güftekar Amir Ateş Sevenler hep ağlarmış Yanar bağrın dağlarmış Çiçekler yas bağlarmış Eylül akşamlarında... Ne olursun kal, gitme! Beni sevginden etme! Sana hasret bekletme Eylül akşamlarında... Bütün yapraklar soldu Gönüller özlem doldu Gidenler dönmez oldu Eylül akşamlarında... Ne olursun kal, gitme! Beni sevginden etme! Sana hasret bekletme! Eylül akşamlarında...
  5. bin hüzün cöktü yine gönlüme aksamla benim ülfetim var nice yildan beridir gamla benim 'dönerim bekle beni sen' deyiver, dönme yine bir ümit sun ne olur kalbime bir damla benim .... bestesi sadettin kaynak, güftesi rahmi duman'a ait olan, hüzzam makaminda türk sanat müzigi eseridir
  6. Gönül Akkor, (d. 1942 İstanbul) Ömür defterinin yapraklarını Aşkın parmakları çevirdi bir bir Yeniden yaşadım geçen günleri Bana zindan oldu artık bu şehir... .... Türk Sanat Müziği sanatçısıdır. Ankara Radyosu 'nda stajyer olarak müzik yaşamına başladı ve kısa süre zarfında Ülkenin en popüler isimlerinden biri haline geldi. Arka arkaya yaptığı plaklar ile büyük bir başarı elde etti. Bu başarısını, sahne çalışmalarına da aktardı ve ülkenin en çok aranan Assolistlerinden biri konumuna geldi. ....
  7. Mani oluyor halimi takrire hicabım (utancım halimi anlatmaya engel oluyor) mani oluyor halimi takrire hicabım üzme yetişir, üzme, firakınla* harabım mahv oldu sükunum, beni terk eyledi habım* üzme yetişir, üzme firakınla harabım *firakınla / ayrılık *habım / uyku Küçücük evimizin girişindeki oturma odasındayım. Sobanın yanında bir masanın başına oturmuşum, ağabeyimin getirdiği parçaları birleştirerek uçak yapıyorum. Pille çalışan motoru bile var. Uçağım uçacak! Yıl 1950 değilse 1951'dir. Kapı çalınıyor, faytondan inen ince uzun bir bayan giriyor içeri. Esmer mi esmer, kara kuru. Babam "Kara Kızım, hoş geldin." diyor ve uzun, sessiz bir kucaklaşma oluyor. Annem acele yemek hazırlıyor. Sofra kuruluyor, ama o neredeyse hiçbir şey yemiyor, konserden sonra, diyor. Konser? Ne demek bu? Neden sonra benimle konuşmaya başlıyor, sorular... sorular... Çocukça yanıtlar. Ama sıcak, korkusuz, yabancılık çekilmeyen sıcak bir söyleşi ve yakınlaşma oluyor çocukla onun arasında. Çocuk yaramaz! Hiç ilgisi olmayan yer ve anda bir soru soruyor: - Sen Atatürk'ü gördün mü? Atatürk bizim kanımızda dolaşıyor da yüzünü görmek... - Gördüm - Korktun mu? - Evet - Çok mu korktun? - Evet, çok korktum. - Nerede gördün? Neden korktun? Sonra anlatıyor neden korktuğu: - Atatürk bir gün İstanbul'a gelmiş. Beni çağırmışlar. Ben o sıralarda üç dört plağı yayımlanmış, müzik dünyasıyla yeni tanışmış bir ses sanatkarıyım. Beni özel olarak alıp Atatürk'ün sofrasının kurulduğu bir yere götürdüler. Sonra çağırdılar beni. Yanında boş bir iskemle vardı. "Gel, yanıma otur bakalım" dedi. Gözlerine bakamıyordum, büyülenmiştim. İncecik bir ses, nazik, sevecen, askerden çok şairi andıran biri idi ama ne de olsa Atatürk'tü. Çekingenliğimi anlamış kalkıp beni yanına oturtmuştu. Sesimi beğendiğini, plaklarımı dinlediğini söyledi. "Bu akşam benim için bir şarkı okur musun?" dedi. "Emredin paşam, ne isterseniz okurum." diye yanıtladım ama ellerim buz gibi, aklım başımdan gitmiş, onca erkeğin arasında bir kız çocuğuyum. Yurdumun Atası, kolay değil bu sofrada onunla yan yana oturmak. - O halde bana Mâni oluyor hâlimi takrire hicabım adlı parçayı oku. - !!! Ben bu parçayı bilmiyordum. Şimdi ne olacak? Yer yarılsa yerin dibine insem. Daha iyisi hemencecik ölsem de hicabımı tekrar yaşamasam. "Bilmiyorum o parçayı paşam" diyebilidim ama dünyam kararmıştı. Ben nasıl oldu da 'Ne isterseniz okurum' demiştim. Ne büyük ve affedilmez bir yanlıştı bu yaptığım! Bana daha da yaklaşarak bu şarkıyı çok net bir şekilde okudu. İnanın bütün güfteyi ve şarkıyı ondan o sofrada öğrendim. Daha sonra da birlikte okuduk. Bana, çağrısına geldiğim ve şarkı okuduğum için teşekkür etti üstelik. Bu güzel şarkıyı onu her hatırlayışımda okurum. Çocuk dayanamadı: - Bana da okur musun? - Söz veriyorum bu akşam okuyacağım. Yemekten sonra faytonlar geldi. Tayyare sinemasına gittik. Saz heyeti son derece etkileyici bir giriş yaptı. Safiye Ayla sahneye çıktı; gerçekten büyüleyici bir sesle kısaca yukarıda yazdıklarımı anlattı ve; - Şimdi aziz Atamızın ruhunu şad etmek ve sevgili Halit Umar'a verdiğim sözü tutmak için sizlere Mâni Oluyor Hâlimi Takrire Hicabım adlı şarkıyı okuyarak programıma başlıyorum, dedi. Eser, Besteci / şair / yazar: Leyla Hanım (Leyla Saz Hanım) .....
  8. şiirin tümü: Senden bilirim yok bana bir fâide ey gül, Gül yağını eller sürünür çatlasa bülbül. Etsem de abestir sitem-i hâre tahammül, Gül yağını eller sürünür çatlasa bülbül. Ellerle o zevk etti ben ateşlere yandım, Çektim o kadar cevr-ü cefâsın ki usandım, Derlerdi kabul etmezdim şimdi inandım, Gül yağını eller sürünür çatlasa bülbül. Senden güzelim çâre bana kat-ı emeldir, Etsen dahi ülfet diyemem ellerle haleldir, Ağyâr ile gezsen de gücenmem ki meseldir, Gül yağını eller sürünür çatlasa bülbül.[/b] senden güzelim çare bana kat'-ı emeldir etsen dahi ülfet diyemem ellerle haleldir ağyâr ile gezsen de gücenmem ki meseldir gül yağını eller sürünür, çatlasa bülbül! gördüm açılırken bu seher goncayı hâre sordum n'ola bu cevr ü cefâ bülbül-i zâre bir âh çekip hasret ile dedi ne çâre gül yağını eller sürünür, çatlasa bülbül! bîgâne-edadır bilir ol âfeti herkes ümmîd-i visâl eyleme andan emelin kes beyhûde yere âh u figân eyleme nevres gül yağını eller sürünür, çatlasa bülbül... Makamı:Hüseyni (yörük semai) Güfte:Nevres-i Cedid Beste:Tanburi Ali Efendi
  9. Türk Kadını dünyanın en dirayetli kadın modelidir , kelimelerle anlatılmayacak kadar yücedir
  10. Kimseyi böyle perişan etme Allah'ım yeter Uyku tutmaz bir ümit yok,gelmiyor hiç bir haber Ağlamaktan gözlerim etrafı artık görmüyor Hazreti Yakub'a döndürdü beni hükm-i kader Güfte: Rahmi Duman Beste: Alaeddin Yavaşca Makam: Hicaz
×
×
  • Create New...

Important Information

By using this site, you agree to our Terms of Use.