Admin tarafından postalanan herşey
-
Senaryoyla Kitap ne kadar örtüşmeli veya senaryo yazılırken nelere dikkat edilmeli - Düşünceleriniz
Yüzüklerin efendisi filminde ftoyd arkadaşımızın söylediği bir cümle bu konuyu açmamıza ve buraya taşımamıza neden oldu diyebilirim... Kitapla senaryo ne kadar örtüşmeli? Senaryo yazılırken kitabtaki dikkat edilmesi gerekenler? Kitap ve Senaryo yazarı aynı kişi olmalımı veya kitap yazarı senaryo yazılırken grubun içinde bulunmalımı? veya kendinize ait düşüncelerinizi bekliyoruz... Tartışalım bakalım ne kadar doğru ne kadar yanlı anlıyoruz bu konuyu... Saygılar (Ftoyd'da teşekkürler)
-
Japonlar İstiklal Marşı'nı seslendirdi
Japonlar İstiklal Marşı'nı seslendirdi
-
Bitmeyen Bunalım (2007)
Bitmeyen Bunalım (2007) Descent Öncelikle daha önce seyrettiğimiz şiddetin izlemeye alındığı filmlere benzeyen bu film, şiddetin çok değişik şekilde anlatıldığı ve tezavüze uğramış bir kadının içinde bulunduğu bunalıma kendi içinde bulduğu çözüme odaklanmış bir film diyebiliriz... Fazla akıcı olmasada kendini arayan ve karanlık ortamların film olarak size başka dünyaları seyrediyormuşçasına gösterilen bir film. Kaçırmayın özellikle Dönüş Yok filminden hoşlandıysanız bu filme sevme olasılığınız yüksek görünüyor... Filmin iki versiyonu var birincisi hiç kesilmeden verilen, diğeri ise genele yönelik şiddet bölümleri kesilmiş bulabilirseniz tam versiyonunu yani 'uncut' versiyonunu bulmaya çalışın... Yönetmen: Talia Lugacy Oyuncular: Rosario Dawson, Chad Faust, Tate Ellington, Vanessa Ferlito, Conner Fuchs, Alexie Gilmore, Wilson Jermaine Heredia, Tommy Guiffre, Spencer Grammer In the wake of a violent rape that leaves her shattered and emotionally destroyed, a star college student (Rosario Dawson) with a once-promising future descends into a downward spiral of depression, drug abuse and promiscuity. Talia Lugacy directs this Tribeca Film Festival selection that explores what happens when the victim ultimately gets the chance to exact revenge upon her attacker (Chad Faust). Director: Talia Lugacy Cast: Rosario Dawson, Chad Faust, Tate Ellington, Vanessa Ferlito, Conner Fuchs, Alexie Gilmore, Wilson Jermaine Heredia, Tommy Guiffre, Spencer Grammer
-
Admin
Evet güzel köpeklermiş...
-
Motorsiklet Günlüğü - Motorcycle Diaries (2004) (Che Guevara)
Evet hala izlemidyseniz bu filmi mutlaka izlemelisiniz diyorum...
-
Zodyak (2007)
Zodyak (2007) Zodiac 2 Saat 40 dakikalık bir film ve bir saniyesi bile sıkıcı değil. Aslında seri katil filmlerini pek sevmem ama nedense bu filmi seyretme isteği duymuştum ve seyrettim. Yanılmamışım çok güzel bir film. Özellikle Zodyak işaretini çok akıllıca filme yaymışlar ve filmin ana bölümlerinde yeni şeyler ve yeni olayları çok akıllıca ortaya koymuşlar. 1960'larda Amerika San Fransisco'da gerçek bir öykünün sinemaya aktarılmasından ortaya çıkmış. Öldürdüğü kişiler hakkında ve yapacakları hakkında gazeteye haber göndermesi ile ünlenen bu seri katil... Kaçırmayın derim Director: David Fincher Cast: Jake Gyllenhaal, Mark Ruffalo, Chloe Sevigny, Robert Downey Jr., Anthony Edwards, Donal Logue, Ione Skye, Bijou Phillips, Barry Livingston, John Carroll Lynch, Adam Goldberg In the 1960s and '70s, a cryptic killer clad in an executioner's hood stalked the streets of San Francisco and left clues about his crimes in the newspaper. In director David Fincher's chilling recount of the murders, Oscar nominee Jake Gyllenhaal -- flanked by an impressive ensemble cast that includes Robert Downey Jr. and Chloe Sevigny -- stars as reporter Robert Graysmith, the man who went on to write the best-selling true crime book Zodiac. Director: David Fincher Cast: Jake Gyllenhaal, Mark Ruffalo, Chloe Sevigny, Robert Downey Jr., Anthony Edwards, Donal Logue, Ione Skye, Bijou Phillips, Barry Livingston, John Carroll Lynch, Adam Goldberg
-
Sinema Klasikleri...
Bu aralar sinemanın klasiklerini izlemek istiyorum... Nereden başlasam diye bir baktım... Bir de ne göreyim... Binlerce film var..! Bir yerinden başlamak du... Ve büyük yardımcım devreye girdi, seçti benim için ilk seyredeceklerimi... (not: hepsini seyretmiştim ama olsun hatırlamak istiyorum ) Bakalım başlıyoruz ilk on film: 1 CITIZEN KANE 2 THE GODFATHER 3 CASABLANCA 4 RAGING BULL 5 SINGIN' IN THE RAIN 6 GONE WITH THE WIND 7 LAWRENCE OF ARABIA 8 SCHINDLER'S LIST 9 VERTIGO 10 THE WIZARD OF OZ Başlamak lazım bir yerlerden....
-
Aşk Üzerine (2007)
Aşk Üzerine (2007) The Feast of Love Çerezlik filmlere başka bir örnek. Boş zamanınız varsa seyredin derim ama yoksa fazla bir şey kaybetmiş sayılmazsınız... Etrafınızı ne kadar dikkatli gözlediğinize takılan bir professör, kaybettiği oğlu için yas tutmaktadır ve etrafındaki olaylara duyarlı bir tip çizmektedir (Morgan Freeman) Ayrıca bir şey daha, filmi yönetmenin adını ilk gördüğümde seyretmeye karar vermiştim Robert Benton onu Kramer Kramer'e karşı filminden hatırlıyoruz. Film insan ilişkilerine ve hep kaybeden tiplerin çevrelerine ne kadar dikkat ettiğine ve elimizdekiler ve elimizde olmayanlar olarak sıralanabilecek özelliklere ışık tutmaya çalışıyor... Çok büyük veya göze çarpan bir özelliği olmayan film fakat boş zamanınız varsa ve Patlamış mısırınızda yanınızdaysa hadi ne duruyorsunuz... Tabiki filmin ismi de başka bir konu.... Yönetmen: Robert Benton Oyuncular:Selma Blair, Morgan Freeman, Kate Mulligan, Fred Ward, Greg Kinnear, Alexa Davalos Set in a small, idyllic Oregon community, veteran director Robert Benton's (Kramer vs. Kramer) charming ensemble drama features different lives intersecting at a coffee shop as they explore the depths of love and loss, joy and pain, and everything in between. Based on the popular Charles Baxter novel, this touching tale stars Morgan Freeman, Greg Kinnear, Selma Blair, Radha Mitchell and Billy Burke. Director: Robert Benton Cast:Selma Blair, Morgan Freeman, Kate Mulligan, Fred Ward, Greg Kinnear, Alexa Davalos
-
AŞK, KŞA, ŞKA, KAŞ, AKŞ, ŞAK, A Ş K
Başka kombinasyonu yokmudur acaba diye merak etmedim de değil... Bazan yaşamaktan çok ona anlam yüklemeyi ve olayı tam bir PowerPoint Şiir şovuna dönüştürmeyi seviyoruz. Öylesine alışmışız ki bu şovlara her zaman elimizin altında, e-posta kutumuzda bir tane duruyor. Bir açıyorsunuz karşınızda aşkın en yalın, yaşanacak en güzel hali, belkide anlatılabilecek en güzeli diyebilirim... Peki sonra ne oluyor. PowerPointle yapılmış bu aşk, kendi programının ekranından dışarı çıkamıyor ve hep söylenmemiş veya yaşanmamış olarak orada kalıyor. Herşeyin sonunda, birşeyi hiç unutmuyorsunuz çaresizliği ve bunun sizi gene PowerPoint şiirlerine geri göndereceğini... Aynı zevki almasanızda, hiç çaba sarf etmediğiniz aşkı kaybetmenizi gene o şiirlerdeki inanılmaz ve görüntülerle süslenmiş aşklardakini bulamadığınıza bağlıyorsunuz.... Emek isteyen bu kombinasyondaki harfler ta başından ucuz şeylerin esiri oluyor ve kendini yenileyemiyor. Soruncuklardan kendini aşamıyor. Aşsada aştığı ile kalıyor. Aşk bir çılgınlıktır. Ama tek başına da hiç bir şeydir. Aşkı karşılıklı anlayanlar onu aşk olarak yaşarlar yoksa aşk gene anlattığım rutinlere ve kalıplara döner. Parantezlere saklanmış gibi.... Onu, iki tarafından sıkıştırarak, sıcaklığını hissetmek istiyorsun. Bunun anlamı olsun istiyorsun. Hatta anlamdan çok ona kendini kaptırmak istiyorsun. Aşk öldü diyorlar ya en çok ona gülüyorum... Sadece bir şey ölüyor oda aşkı anlamayan veya kalıpların içinde bırakanlar... Ve aşk gene yalnız gene sevecen hiç yılmadan aynı puntolarla kalbinizde çarpıyor... Bazan bir zürafa olmak istemediğimide saklayamam ha... "AŞK"IN GEOMETRİSİ: BİR KELİMENİN YEDİ HALİ VE ANLAMIN PARÇALANMASI Giriş: Harflerin Dansı ve Anlamın Esareti Dil, insan aklının ve kalbinin en soyut mefhumları somutlaştırmak için kullandığı en kusursuz araçtır. Ancak bazen bir kelime, taşıdığı duygu yükü bakımından o kadar ağırdır ki, dilin sınırlarını zorlar, harflerine ayrılır ve her kombinasyonda evrenin başka bir sırrını fısıldar. İşte Türkçe dilinin en büyüleyici, en kadim kelimelerinden biri olan "AŞK", sadece üç harften (A, Ş, K) oluşan devasa bir girdaptır. Bu makalede; aynı üç harfin farklı dizilimleri olan AŞK, KŞA, ŞKA, KAŞ, AKŞ, ŞAK ve nihayetinde birbirinden kopmuş A Ş K ifadelerinin semantik, felsefi, psikolojik ve edebi anatomisini inceleyeceğiz. Bir kelimenin permütasyonu, insan ruhunun labirentlerinde nasıl bir yolculuğa tekabül eder? Gelin, bu yedi odalı dehlize birlikte bakalım. 1. AŞK: Merkezin Kendisi ve Mutlak Başlangıç Dizilimin ilk ve orijinal hali, her şeyin var oluş sebebi olan AŞK'tır. Tasavvuftan modern psikolojiye kadar aşk; iki varlığın, iki ruhun veya kul ile yaratıcının arasındaki o eritici, yok edici ama yeniden var edici bağdır. Dikey Boyut: Aşk, mantığın bittiği yerde başlar. Düzeni bozar, kaos yaratır ama o kaosun içinden yepyeni bir insan inşa eder. Ses Uyumunun Gücü: "A" harfinin açıklığı ve ferahlığıyla başlar, "Ş" harfinin şefkatli ve gizemli fısıltısıyla olgunlaşır, "K" harfinin kesin, vurucu ve bitirici darbesiyle mühürlenir. Aşk, bu yedi kombinasyonun hükümdarıdır; diğer tüm dizilimler onun parçalanmasından veya ona ulaşma çabasından doğar. 2. KŞA: Tersine Dönen Zaman ve Yabancılaşma Harfleri sondan başa doğru okuduğumuzda karşımıza çıkan KŞA, aşkın tam bir simetrik zıddı veya onun aynadaki ters yansımasıdır. KŞA, tanıdık olanın yabancılaşmasıdır. Dilimize yabancı bir kelime gibi durması tam da bu yüzdendir: Aşk bittiğinde, geriye kalan her şey insana yabancı ve anlamsız gelir. 3. ŞKA: Şüphe ve Şakanın İnce Çizgisi "Ş" harfinin başa geçtiği ŞKA, kulağa "şaka" kelimesini fısıldar. Hayatın ironisini, kaderin insanla oynadığı oyunları temsil eder. Aşkın Hafifliği: Bazen en büyük trajediler bir şaka gibi başlar. ŞKA, aşkın o kadar da ciddiye alınmaması gereken, oyunbaz ve hafif yönüdür. Kandırmaca: İnsanın kendi kendine oynadığı bir akıl oyunudur. "Ben aşık oldum" illüzyonunun, aslında hormonal veya psikolojik bir "şaka"dan ibaret olduğunu fark ettiği o ironik aydınlanma anıdır. 4. KAŞ: İfadenin ve Sınırın Çizgisi Harflerin KAŞ şeklinde dizilmesi, bizi soyut dünyadan somut dünyaya, insan bedenine geri getirir. Kaş, insan yüzünde anlamı belirleyen en önemli unsurdur; öfkeyi, şaşkınlığı, hüznü ve arzuyu kaşların hareketiyle belli ederiz. Eski divan edebiyatında sevgilinin kaşı, aşığın kalbine saplanan bir "kemankeş"in yayıdır. Dolayısıyla KAŞ: İşaret Fişeği: Aşkın ilk başladığı yerdir; bir bakış, bir kaş hareketi yangını başlatır. Sınır: İnsanın dış dünya ile arasına çektiği sınırdır. Aşk, o kaşın altındaki gözde kaybolma arzusudur. 5. AKŞ: Zamanın Akışı ve Akşamın Hüznü AKŞ, fonetik olarak bize "akış"ı ve "akşam"ı hatırlatır. Her şey akar; aşk da zamanın içinde erir. Melankoli: Akşam, günün bittiği, karanlığın çöktüğü ve insanın kendi içine döndüğü vakittir. Aşığın en büyük düşmanı ve dostudur akşam. Dönüşüm: AKŞ, aşkın heyecanlı sabahından hüzünlü ve olgun akşamına geçişi simgeler. Duygunun sakinleştiği, durulduğu ama bir o kadar da derinleştiği evredir. 6. ŞAK: Gerçekliğin Tokadı ŞAK, aniden patlayan bir sestir. Bir kırılmayı, bir uyanışı, bir darbeyi temsil eder. Aşkın büyülü rüyasından uyanma anı tam olarak bir "ŞAK" sesidir. Gerçeklerin insanın yüzüne bir tokat gibi vurmasıdır. "O beni sevmiyor", "Biz ayrı dünyaların insanıyız" ya da "Her şey bitti" farkındalığı, insanın ruhunda şak diye patlar. Bu kombinasyon, illüzyonun bittiği ve çıplak, acı gerçekle karşı karşıya kalındığı andır. 7. A Ş K: Mesafeler, Boşluklar ve Yalnızlık Ve son olarak... Harflerin arasına giren o devasa boşluklar: A Ş K. Bu dizilim, yan yana durduklarında dünyaları yerinden oynatan üç harfin, araya giren mesafelerle nasıl yalnızlaştığını gösterir. Artık bir kelime değillerdir; sadece yan yana gelmeyi beceremeyen üç ayrı harftirler. Durum Anlamı Birleşik (AŞK) Birlik, bütünlük, simya, varoluş. Ayrık (A Ş K) İletişimsizlik, araya giren yollar, gurur, bitiş. Modern insanın trajedisi tam olarak budur. Harfler elimizdedir, potansiyel oradadır ancak onları bir araya getirecek o tutkal, o ortak ritim kaybedilmiştir. A ayrı yerde, Ş ayrı yerde, K ayrı yerde ağlar. Sonuç: Parçaların Bütünle İmtihanı Görüldüğü üzere, sadece üç harf (A, Ş, K) yer değiştirdikçe insan psikolojisinin, zamanın ve ilişkilerin tüm evrelerini (başlangıcı, yabancılaşmayı, şakayı, somut güzelliği, hüznü, sert uyanışı ve yalnızlığı) sembolize edebilmektedir. AŞK bir bütündür; parçalandığında veya yer değiştirdiğinde can yakar, şaşırtır, olgunlaştırır ya da susturur. İnsanın hayattaki en büyük arayışı ise, o harfleri hayatın karmaşası içinde KŞA'ya, ŞAK'a veya A Ş K boşluğuna düşürmeden, en saf ve en duru haliyle, yani AŞK olarak tutabilme mücadelesidir.
-
Forum Ünvanları
Forumdaki Ünvanlar ve ünvana sahip olacağınız ileti sayısı (forumun önündeki sayı o iletiye ulaşınca o ünvanı alacaksınız anlamına geliyor): Administrator Yönetim Yeni Üye: 0 Genç Üye: 100 Deneyimli Üye: 500 Kıdemli Üye: 1000 Uzman Üye: 2500 Süper Üye: 7500 Saygılar
-
KARİYER İNSAN KAYNAKLARI BÖLÜMÜNDEKİ İLANLAR
Sevgili Forum Üyeleri, İletilerin altında 'RAPOR ET' butonu bulunmaktadır, eğer gönderilen bir şey size göre uygun değilse bu butona tıklamanız ve bize göndermeniz o iletinin veya başlığın tekrar veya bakılmamışsa gözden geçirilmesin neden olacaktır... Ve bu sadece bu olay için değil forumda yazılan herşey için geçerlidir... Gözden kaçmış veya tekrar gözden geçirilmesini istediğiniz herşey için... Saygılar
-
Roket Bilimi (2007)
Roket Bilimi (2007) Rocket Science İngilizce de çok kullanılan bu deyim şöyle gidiyor It is not a rocket science yani 'yapabilirsin' veya 'yapabilirim'. Diğer bir deyişle roket bilimi değil ki yapamayayım veya yapamayasın. İzlerken büyük zevk aldığım filmlerden birisi oldu diyebilirim. 15 yaşında konuşma zorluğu çeken bir lise öğrencisi ve okulun münazara kaptanı aşkı. Gençlerin düşünce yapısına ve olaylara yaklaşımına eğilmiş ve çarpıklıkları çok çekici şekilde kafanızda şekillendirmekten çok çizmeye çalışan bir baş yapıt. Özellikle 15 yaşındaki Hal Hefner'i oynayan (Reece Thompson) şapka çıkarmak istiyorum. Başarı ve mutluluğun nelere mal olduğunu veya nelerden vaz geçmek durumunda olduğunuza siz kendiniz karar verin diyorum. Mutlaka izleyin kaçırmayın... Yönetmen: Jeffrey Blitz Oyuncular: Reece Thompson, Dionne Audain, John Patrick Barry, Lisbeth Bartlett, Dan DeLuca, Anna Kendrick When 15-year-old Hal Hefner (Reece Thompson) -- a New Jersey boy with a terrible stutter -- falls in love with the star of his high school debate squad (Anna Kendrick), he joins the team at his dream girl's urging. Next thing you know, young Hal finds himself caught up in the intense competition of debating. Jeffrey Blitz, who wrote and directed this charming tale, was awarded the Dramatic Directing Award at Sundance 2007. Director: Jeffrey Blitz Cast: Reece Thompson, Dionne Audain, John Patrick Barry, Lisbeth Bartlett, Dan DeLuca, Anna Kendrick
-
Nietzsche Ağladığında... - When Nietzsche Wept (2007)
Fazla teknik terimlere kaçmadan filmden beni etkileyen fragmanlara devam ediyorum... Bazan düşünürüm gerçekten öyle mi? diye, insan "ikiz beyni" ile karşılaşabilir mi..! Çok yakın olduğum zamanlar olmuş tu ama bir süre ıhhhhh dedirten olaylar oluyor ve gene uzaklaşmıştım... Ama bir gün bulacağım ikiz beynimi... "Gözyaşının sesi olsaydı, şimdi sana ne söylerdi" kendi kendime hiç sormuşmuytum yoksa hep biliyor gibi mi davranmıştım... ve bir tane daha: "Önce ben olmalıyım ki daha sonra biz olabilelim..." Yaşam <----------------> Ben <----------------> Biz <----------------> Ben <------------------> Yaşam Bu benim diagramım ama sanırım herkesin kendine göre bir diagramı var... İşte böyle arkadaşlar, bir film insana çok şey öğretebiliyor bazen daçok şey hatırlatabiliyor.... Bir sinema aşığı olarak bunu yaşamakta bana büyük zevk veriyor... Saygılar
-
- yeni yarışma...
Resim Tahmin Yarışması doğru tahmin ettim ilk denememde! Kazandığım puan 100 Puan!
-
- yeni yarışma...
Yeni bir yarışma oluşturulmuştur! Oynama puanı 5 Puan. Kazanana ödenecek puan 50 Puan. Oynamak için yarışma bölümüne gidiniz...
-
- yeni yarışma...
Resim Tahmin Yarışması doğru tahmin ettim ve şu kadar zaman aldı 2 -! Kazandığım puan 95 Puan!
-
- yeni yarışma...
Yeni bir yarışma oluşturulmuştur! Oynama puanı 5 Puan. Kazanana ödenecek puan 50 Puan. Oynamak için yarışma bölümüne gidiniz...
-
- yeni yarışma...
Resim Tahmin Yarışması doğru tahmin ettim ilk denememde! Kazandığım puan 100 Puan!
-
- yeni yarışma...
Yeni bir yarışma oluşturulmuştur! Oynama puanı 5 Puan. Kazanana ödenecek puan 50 Puan. Oynamak için yarışma bölümüne gidiniz...
-
Kırmızı Toz (2004)
Kırmızı Toz (2004) Red Dust Enteresan bir film. Özellikle Güney Afrika'da olup-bitmiş olanları öğrenmek ayrıca çok enteresan geldi özellikle bu Amnesty (genel af) olayı ve Irkçılık, vahşet sergilemiş insanların nasıl bir yol izleyerek kendilerini güvene aldıklarını görmek ise insana insanlığını unutturuyor ve filmin bir yerinde kendi kendinize laten okuyorsunuz bunları yapanlara insan olabilir mi diye... Özellikle Oskarlı Yıldız (Milyon dolarlık bebek ve Erkekler Ağlamaz) Hilary Swank, ve benim filmdeki en sevdiğim karekter Ian Roberts'la çok çok iyi bir film olmasada belgesel tarzı bilgi vermesi açısından izlenmesi gerektiğini düşündüğüm bir film. Vahşete ve zulme uğramış insanların mahkeme önünde verdikleri mücadeleyi anlatan ve kendi topraklarına geri dönerek bir şekilde parçası olduğu insanlara yardım etmek isteyen bir avukatın öyküsü diyebiliriz... Kaçırmayın.... Yönetmen: Tom Hooper Oyuncular: Hilary Swank, Ian Roberts, Chiwetel Ejiofor, Jamie Bartlett, Nambitha Mpumlwana, Marius Weyers When a South African police officer (Jamie Bartlett) files an application for amnesty for acts of atrocity he committed under apartheid, a human rights lawyer (Hilary Swank) returns to her homeland to investigate. In the process, she decides to represent anti-apartheid activist Alex Mpondo (Chiwetel Ejiofor), a member of parliament who staunchly opposes the amnesty because he was one of the police officer's victims. Director: Tom Hooper Cast: Hilary Swank, Ian Roberts, Chiwetel Ejiofor, Jamie Bartlett, Nambitha Mpumlwana, Marius Weyers
-
Nietzsche Ağladığında... - When Nietzsche Wept (2007)
Bugün filmi izledim... Film çok güzel kurgusu ve içerik açısından doyurucu... Joseph harika oynamış ama Nietzsche ise tam bir amerikalı gibi oynamış hiç mi hiç Alman tipi veya ebaresi yok adamda bıyıkları hariç (Tabi bu sinema açısından) Ama Joseph beni kendine hayran bıraktırdı.... Ayrıca filmden bir replik geçeyim daha doğrusu herkese sorayım.... Bütün yaşamınıza bakarak yanıtlayın.... Amaçlarınızı veya hedefelerinizi nasıl belirlediniz? veya daha doğrusu Amaçlarının veya hedeflerinin, kendi amaçların veya hedeflerin olduğuna nasıl karar verdin? .... Saygılar
-
- yeni yarışma...
Resim Tahmin Yarışması doğru tahmin ettim ilk denememde! Kazandığım puan 100 Puan!
-
- yeni yarışma...
Yeni bir yarışma oluşturulmuştur! Oynama puanı 5 Puan. Kazanana ödenecek puan 50 Puan. Oynamak için yarışma bölümüne gidiniz...
-
- yeni yarışma...
Resim Tahmin Yarışması doğru tahmin ettim ilk denememde! Kazandığım puan 100 Puan!
-
- yeni yarışma...
Yeni bir yarışma oluşturulmuştur! Oynama puanı 5 Puan. Kazanana ödenecek puan 50 Puan. Oynamak için yarışma bölümüne gidiniz...