İçeriğe atla
View in the app

A better way to browse. Learn more.

Tartışma ve Paylaşımların Merkezi - Türkçe Forum - Turkish Forum / Board / Blog

Ana ekranınızda anlık bildirimler, rozetler ve daha fazlasıyla tam ekran uygulama.

To install this app on iOS and iPadOS
  1. Tap the Share icon in Safari
  2. Scroll the menu and tap Add to Home Screen.
  3. Tap Add in the top-right corner.
To install this app on Android
  1. Tap the 3-dot menu (⋮) in the top-right corner of the browser.
  2. Tap Add to Home screen or Install app.
  3. Confirm by tapping Install.

Admin

™ Admin

Admin tarafından postalanan herşey

  1. Admin şurada bir takvim etkinliği gönderdi: Etkinlik Takvimi

    şuna kadar

    Antalya/Olmypos 2000 yıllık tarihinin en büyük müzik festivaline hazırlık yapıyor. Tüm Dünya’nın bildiği, gelenin vazgeçemediği Olympos’ta 16-19 Mayıs 2008 tarihleri arasında, farklı şehirlerden üniversite öğrencilerinin katılımıyla kamp alanında konaklamalı olarak düzenlenecek festivalde 3 gün boyunca grupların performanslarını canlı olarak izleyebileceksiniz. Dünyaca bilinen, sayısız ödüller kazanmış Antik Likya’nın başkenti Olmypos’ta 200 dönüm alanda kurulu Babylon Town’da müziğin yanısıra harika tatil yapma fırsatı bulacaksınız. Yaklaşık 20 grubun sahne alacağı festivalde 3 gün boyunca 3000 metrelik sahil şeridinde denize gime, trekking, kano, açık hava sineması, bisiklet yarışları, tırmanma duvarları, Paint ball, bungee jumping, Kanyon Turu, Tekne Turları gibi sayısız aktivitelerden yararlanma şansı bulacaksınız. Festival’da sahne alması kesinleşen ilk gruplar; Gevende Dorian Ayyuka 110 Direc-t Makine Kreş Catafalque Nükleer Başlıklı Kız Revolters Rakı Hariçten Gazelciler Ofisboyz Rectifier PsychoPop Yolgezer Jetone Yeni Harman ve daha fazlası… Canlı performanslar sonrası Peyote Dj Set performansını gösterecektir. Sınırlı sayıda kombine+kamp ve günlük biletler Biletix satış noktalarında… http://www.olymposmusicfest.com/
  2. Oyuna başlamak için 'Play' Butonuna basınız. 'Deal' Butonuna tıklarsanız oyuna giriş yapmış olacaksınız... Gelen ekranda 'Your Briefcase' - Çantanız bölümü için kendi çantanızı seçmek için istediğiniz numaraya basınız. Bu seçtiğiniz numarayı 'Your Briefcase' Çantanız yapacaktır ve oyunun sonuna kadar orada kalacaktır. Daha sonra ilk turda 6 Çanta açmanız istenecektir... Her çanta numarasına tıkladıktan sonra o çanta açılacak ve içindeki miktar tabeladan silinecektir. Her bölüm bittikten sonra banker aranacak ve size bir fiyat teklifi gelecektir. Bunu kabul edip etmemek için seçenekleriniz şunlardır: Deal - Varım No Deal - Yokum Bunlardan Deal seçerseniz o miktarı almış olacaksınız Eğer seçmezseniz (No Deal) Yarışmaya devam edeceksiniz Ve bu bölümde 5 çanta daha açmanız istenecek Gene banker olayı varım veya yokum eğer yokum dediyseniz Ve bu bölümde 4 çanta daha açmanız istenecek. Gene banker olayı varım veya yokum eğer yokum dediyseniz Ve bu bölümde 3 çanta daha açmanız istenecek. Gene banker olayı varım veya yokum eğer yokum dediyseniz. Ve bu bölümde 2 çanta daha açmanız istenecek Gene banker olayı varım veya yokum eğer yokum dediyseniz. Ve bu bölümde her seferinde yokum dediğinizde bir çanta açmanız istenecek ve her açılandan sonra banker size bir fiyat önerecek... Böylece ikin çanta kaldığında çantanız açılacak ve ne kazandığınız ortaya çıkacak... İyi şanslar...
  3. Admin şurada bir başlık gönderdi: Yabancı Sinema
    Son Gün (2007) Day Zero Kimin savaşı, senin, benim, onların, bizlerin, diğerlerinin savaşı, neden savaşıyoruz, nedenleri, neden, niçin, nasıl, hep sormamız gereken sorular... Amerikada 11 Eylül olaylarında sonra askere çağrılma olayının tekrar başlamasını anlatan ve çocukluklarından belli birlikte olan 3 erkek arkadaşın askere çağrılmalarını ve bu 3 arkadaşın askerliğe ve savaşa bakış açılarını anlatan güzel bir film. Özellikle Elijah Wood gene harika bir oyunculuk göstermiş. Askeri celp kağıtlarını alan bu üç arkadaş arasında çok enteresan konuşmalara ve davranışlara tanık olacaksınız. Birlikte büyüdüğünüz insanları bu durumlarda tanıyıp tanımadığınızı size soru olarak hatırlatacak bir film... Kaçırmayın seyredin diyorum... Ayrıca bu film bana Yaşar Kurt'u hatırlattı nedense... Onu da dinlemeyi unutmayın... Yönetmen: Bryan Gunnar Cole Oyuncular: Elijah Wood, Jon Bernthal, Chris Klein, Ginnifer Goodwin, Ally Sheedy, Sofia Vassilieva In his feature film debut, director Bryan Gunnar Cole imagines an otherworldly America in the not-too-distant future where the draft has been reinstated to fight the global war on terror and a new generation is faced with the prospect of military service. In the center of it all are three conflicted friends: Aaron (Elijah Wood), a budding novelist; George (Chris Klein), a corporate lawyer; and Dixon (Jon Bernthal), a cab driver. Director: Bryan Gunnar Cole Cast: Elijah Wood, Jon Bernthal, Chris Klein, Ginnifer Goodwin, Ally Sheedy, Sofia Vassilieva Yaşar Kurt: Anne
  4. Admin şurada bir başlık gönderdi: Yabancı Sinema
    Longford (2006) İnanılmaz bir film diyebilirim. Gerçek yaşamdan sinemaya aktarılan ve Jim Broadbent'in ki filme Lord Longford oynuyor, inanılmaz oyunculuğu ile süslenmiş bir baş yapıt. Basitçe vahşi bir cinayet zincirinin zanlısı ve hayat boyu hapis mahkumu Myra Hindley'i (Samantha Morton) rehebilite edeceğini söyleyen Lord Longfor'un öyküsü. Sinema açısından böyle filmleri gördüğümde çok büyük zevk alıyorum. Özellikle kamera ve filmde kullanılan görsel renklerin çok iyi tasarlandığı ve işlendiğini görmek zevk verdi... Sakın kaçırmayın.... Yönetmen: Tom Hooper Oyuncular: Jim Broadbent, Samantha Morton, Lindsay Duncan, Andy Serkis, Kate Miles, Robert Pugh In Tom Hooper's film based on true events, Jim Broadbent stars as Lord Longford, a devout Catholic whose controversial pursuit to rehabilitate convicted murderer Myra Hindley (Samantha Morton) drew outrage from the British public. While Hindley served a life sentence for murdering children, Longford spent decades championing for her second chance. The made-for-TV movie garnered four Emmy nods, including ones for Broadbent and Morton. Director: Tom Hooper Cast: Jim Broadbent, Samantha Morton, Lindsay Duncan, Andy Serkis, Kate Miles, Robert Pugh
  5. Admin şurada bir başlık gönderdi: Yabancı Sinema
    Çelik Topuklar (2006) Steel Toes David Strathairn'ın Oskara aday gösterilmesine neden o bir başyapıt. Irkçı, faşist bir dazlağın, Mike Downey (Andrew Walker), vahşice bir göçmeni öldürmesinden sonra onun savunmasını yüklenen avukatın öyküsünü anlatıyor... Tiyatrovari çekilmiş bu film, bir dazlağın kafasından geçen düşüncelerin dışavurumu diyebiliriz ve sakın kaçırmayınıda ekleyeyim... Özellikle David Strathairn iyi oynamış ama Oskarlıkmı o tartışılır. Filmdeki paradoks en başından başlayan ve sonuna kadar sizi sürükleyecek Dazlak ve Yahudi avukat ikilemi... Kaçırmayın... Director: David Gow, Mark Adams, Cast: David Strathairn, Andrew W. Walker, Marina Orsini, Ivan Smith,Aaron Grunfeld This intense crime drama stars Oscar nominee David Strathairn as liberal Jewish attorney Danny Dunckelman, who's appointed by the court to defend Mike Downey (Andrew W. Walker), a neo-Nazi skinhead on trial for the murder of an East Indian man. Confronting religious and racial intolerance, Mike and Danny struggle to form an alliance despite their divergent beliefs and sensibilities in this provocative exploration of hatred and forgiveness. Director: David Gow, Mark Adams, Cast: David Strathairn, Andrew W. Walker, Marina Orsini, Ivan Smith,Aaron Grunfeld
  6. Jane Austen Kitap Kulübü (2007) The Jane Austen Book Club Son zamanlarda seyrettiğim en güzel boş zaman geçirme filmi diyebilirim... O kadar güzel zaman geçireceksiniz ki zamanın nasıl aktığını bile anlamayacaksınız ama bir şeyi unuttum eğer kitap okumayı seviyorsanız, çünkü 6 güzel insanın ünlü bir yazarın (Jane Austen) kitaplarını okumak için biraraya gelerek kulüp oluşturmaları ve kitapları kendi algılarına göre, yaşamlarından parçalar ekleyerek tartışmalarına veya paylaşımlarına hayran kalacaksınız. Dedim ya boş zaman geçirmek için birebir ayrıca biraz aşk ve meşk te cabası. Birbirini görmeyenlerin sonuçta gördükleri bir film... Ayrıca Jane Austen'in bir kaç kitabınıda okumuşsanız bu film daha da hoşunuza gidebilir diyebilirim. Başka ne diyebilirim... İşte öyle sıradan ama boş zaman için birebir bir başyapıt Ayrıca bir ek bilgi daha bu bir kitabın ekrana aktarılmasından oluşmuş diyebiliriz kitabın ismide, film ismi ile aynı ve yazarı: Karen Joy Fowler Yönetmen: Robin Swicord Oyuncular: Amy Brenneman, Maria Bello, Emily Blunt, Kathy Baker, Maggie Grace, Hugh Dancy, Kevin Zegers, Nancy Travis, Marc Blucas, Jimmy Smits , Lynn Redgrave Six book club members find their lives resemble a modern-day version of Jane Austen's novels in this drama. Sylvia's (Amy Brenneman) husband of 20-plus years has walked out; Jocelyn (Maria Bello) breeds dogs to escape loneliness; Prudie (Emily Blunt) dreams of other men; Bernadette (Kathy Baker) hopes to find Mr. Right; Allegra (Maggie Grace) has issues with her girlfriend; and Grigg (Hugh Dancy), the only man, wonders why he's even in the club. Director: Robin Swicord Cast: Amy Brenneman, Maria Bello, Emily Blunt, Kathy Baker, Maggie Grace, Hugh Dancy, Kevin Zegers, Nancy Travis, Marc Blucas, Jimmy Smits , Lynn Redgrave
  7. Olur, uzun sürecek ama yazdım defterime... Rüzgara Elif'ten selam söylenecek... Saygılar
  8. Acaba, dünyaya tepeden bakacak bir yerde yaşasak, ne görürdük diye hiç merak etmediniz mi..! Ben ettim! Acaba etmesemiydim diye de düşünmedim değil! Yüksekliğin kendi içindeki dinamizmi bana hep alçak ve yüksek kavramlarından sınırsız zevk alma hissi vermiştir. Tırmanacaksın, termosunu çıkarıp kahveni o onlarca yıldır atmadığın teneke bardağında yudumlayacaksın. Tırmanacaksın, bir süre gözlerini kapatıp sadece rüzgarın o yükseklikte neler fısıldadığını dinleyeceksin. Tırmanacaksın, kahven bittiğinde kendini o eşsiz rüzgarın kollarına atarak, yarışacaksın onunla. Tırmanacaksın, 'Touchdown' olduğunda, kafanı kaldırıp baktığında inanamayacaksın bunu yaptığına. Ve hiç olmamış gibi tekrar denemek isteyeceksin... Bunun adına 'Tutku' diyorlar galiba. Bir keresinde rüzgar Japonca konuşuyor gibi geldi bana. Bunu bir kaç arkadaşla paylaştım ve onlarda aynı şeyi söylediler. Sonra bir bilen çıktı ortaya ve o bölgedeki kayaların çok enteresan bir şekilde rüzgarı yönlendirdiğinden bahsetti. İnanmak istememiştim nedense. Rüzgarın Japonca konuşması düşüncesi bana daha cazip gelmişti. Belki Japon bir arkadaşım olsun istemiştim, örneğin Tomoko. Tomoko rüzgar gibi konuşsun, keskin, akılcı, ve ne yaptığını bilen. Bir gün kendimi hazır hissettiğimde 'Tomoko' olmakda istiyorum... İşte o gün, o gün, rüzgar benimle Türkçe konuşacak. Başka çareside yok hani... Dipnot: Touchdown: Havadan inerek yere vurmak veya yere değmek, inmek
  9. Admin şurada bir başlık gönderdi: Yabancı Sinema
    Moliere (2007) Molière Nedense bu tür filmler bana heyecan veriyor buda, onlardan birisi. Özellikle Molière'in at taklidi yaptığı sahneyi 20 defa izledim... İnanılmaz... Film Fransız oyun yazarı Molière (Romain Duris) hapisaneden bir zengin, fakat yeteneksiz bir kişi olan Jourdain (Fabrice Luchini) tarafında çıkarılması ve Jourdain'ın bir dul kadını elde etmesi için ona yardım etmesi üzerine kurulmuş ve Molière'in bir oyununun nasıl oluştuğunu anlatan güzel bir komedi-drama diyebilirz... Özellikle Romain Duris'in harika bir oyun çıkardığını ve onu Fabrice Luchini'nin izlediğini belirtmek isterim... Hiç kaçırmayın özellikle Molière'in at taklidi yaptığı sahne inanılmaz diyorum ve herkese tavsiye ediyorum... Yönetmen: Laurent Tirard Oyuncular: Romain Duris, Fabrice Luchini, Laura Morante, Edouard Baer, Ludivine Sagnier, Fanny Valette Released from prison, French actor-playwright Molière (Romain Duris) learns his freedom was secured by the wealthy but talentless Jourdain (Fabrice Luchini), who wants his help in putting on a play to seduce a comely young widow. Molière agrees but must pose as a priest to hide his benefactor's secret motives from the household females -- including Jourdain's beautiful wife. Laura Morante co-stars in this period comedy set in 17th-century Paris Director: Laurent Tirard Cast: Romain Duris, Fabrice Luchini, Laura Morante, Edouard Baer, Ludivine Sagnier, Fanny Valette
  10. Filmi dün izledim... Film aslında mantıken kendini en son sahnesinde yok ediyor... Sonuna kadar güzel götürüyorlar ama son sahnede olmayacak olayları çarpık ve basite indirgeyerek filmide mahfetmişler... Ama genede seyredilebilir bir film diyorum... Saygılar
  11. Yüzüklerin efendisi filminde ftoyd arkadaşımızın söylediği bir cümle bu konuyu açmamıza ve buraya taşımamıza neden oldu diyebilirim... Kitapla senaryo ne kadar örtüşmeli? Senaryo yazılırken kitabtaki dikkat edilmesi gerekenler? Kitap ve Senaryo yazarı aynı kişi olmalımı veya kitap yazarı senaryo yazılırken grubun içinde bulunmalımı? veya kendinize ait düşüncelerinizi bekliyoruz... Tartışalım bakalım ne kadar doğru ne kadar yanlı anlıyoruz bu konuyu... Saygılar (Ftoyd'da teşekkürler)
  12. Japonlar İstiklal Marşı'nı seslendirdi
  13. Admin şurada bir başlık gönderdi: Yabancı Sinema
    Bitmeyen Bunalım (2007) Descent Öncelikle daha önce seyrettiğimiz şiddetin izlemeye alındığı filmlere benzeyen bu film, şiddetin çok değişik şekilde anlatıldığı ve tezavüze uğramış bir kadının içinde bulunduğu bunalıma kendi içinde bulduğu çözüme odaklanmış bir film diyebiliriz... Fazla akıcı olmasada kendini arayan ve karanlık ortamların film olarak size başka dünyaları seyrediyormuşçasına gösterilen bir film. Kaçırmayın özellikle Dönüş Yok filminden hoşlandıysanız bu filme sevme olasılığınız yüksek görünüyor... Filmin iki versiyonu var birincisi hiç kesilmeden verilen, diğeri ise genele yönelik şiddet bölümleri kesilmiş bulabilirseniz tam versiyonunu yani 'uncut' versiyonunu bulmaya çalışın... Yönetmen: Talia Lugacy Oyuncular: Rosario Dawson, Chad Faust, Tate Ellington, Vanessa Ferlito, Conner Fuchs, Alexie Gilmore, Wilson Jermaine Heredia, Tommy Guiffre, Spencer Grammer In the wake of a violent rape that leaves her shattered and emotionally destroyed, a star college student (Rosario Dawson) with a once-promising future descends into a downward spiral of depression, drug abuse and promiscuity. Talia Lugacy directs this Tribeca Film Festival selection that explores what happens when the victim ultimately gets the chance to exact revenge upon her attacker (Chad Faust). Director: Talia Lugacy Cast: Rosario Dawson, Chad Faust, Tate Ellington, Vanessa Ferlito, Conner Fuchs, Alexie Gilmore, Wilson Jermaine Heredia, Tommy Guiffre, Spencer Grammer
  14. Admin şurada cevap verdi: mystic river başlık Anı Defteri - Defterleri
    Evet güzel köpeklermiş...
  15. Evet hala izlemidyseniz bu filmi mutlaka izlemelisiniz diyorum...
  16. Admin şurada bir başlık gönderdi: Yabancı Sinema
    Zodyak (2007) Zodiac 2 Saat 40 dakikalık bir film ve bir saniyesi bile sıkıcı değil. Aslında seri katil filmlerini pek sevmem ama nedense bu filmi seyretme isteği duymuştum ve seyrettim. Yanılmamışım çok güzel bir film. Özellikle Zodyak işaretini çok akıllıca filme yaymışlar ve filmin ana bölümlerinde yeni şeyler ve yeni olayları çok akıllıca ortaya koymuşlar. 1960'larda Amerika San Fransisco'da gerçek bir öykünün sinemaya aktarılmasından ortaya çıkmış. Öldürdüğü kişiler hakkında ve yapacakları hakkında gazeteye haber göndermesi ile ünlenen bu seri katil... Kaçırmayın derim Director: David Fincher Cast: Jake Gyllenhaal, Mark Ruffalo, Chloe Sevigny, Robert Downey Jr., Anthony Edwards, Donal Logue, Ione Skye, Bijou Phillips, Barry Livingston, John Carroll Lynch, Adam Goldberg In the 1960s and '70s, a cryptic killer clad in an executioner's hood stalked the streets of San Francisco and left clues about his crimes in the newspaper. In director David Fincher's chilling recount of the murders, Oscar nominee Jake Gyllenhaal -- flanked by an impressive ensemble cast that includes Robert Downey Jr. and Chloe Sevigny -- stars as reporter Robert Graysmith, the man who went on to write the best-selling true crime book Zodiac. Director: David Fincher Cast: Jake Gyllenhaal, Mark Ruffalo, Chloe Sevigny, Robert Downey Jr., Anthony Edwards, Donal Logue, Ione Skye, Bijou Phillips, Barry Livingston, John Carroll Lynch, Adam Goldberg
  17. Admin şurada bir blog başlığı gönderdi: Admin Blog (Günlüğü)
    Bu aralar sinemanın klasiklerini izlemek istiyorum... Nereden başlasam diye bir baktım... Bir de ne göreyim... Binlerce film var..! Bir yerinden başlamak du... Ve büyük yardımcım devreye girdi, seçti benim için ilk seyredeceklerimi... (not: hepsini seyretmiştim ama olsun hatırlamak istiyorum ) Bakalım başlıyoruz ilk on film: 1 CITIZEN KANE 2 THE GODFATHER 3 CASABLANCA 4 RAGING BULL 5 SINGIN' IN THE RAIN 6 GONE WITH THE WIND 7 LAWRENCE OF ARABIA 8 SCHINDLER'S LIST 9 VERTIGO 10 THE WIZARD OF OZ Başlamak lazım bir yerlerden....
  18. Admin şurada bir başlık gönderdi: Yabancı Sinema
    Aşk Üzerine (2007) The Feast of Love Çerezlik filmlere başka bir örnek. Boş zamanınız varsa seyredin derim ama yoksa fazla bir şey kaybetmiş sayılmazsınız... Etrafınızı ne kadar dikkatli gözlediğinize takılan bir professör, kaybettiği oğlu için yas tutmaktadır ve etrafındaki olaylara duyarlı bir tip çizmektedir (Morgan Freeman) Ayrıca bir şey daha, filmi yönetmenin adını ilk gördüğümde seyretmeye karar vermiştim Robert Benton onu Kramer Kramer'e karşı filminden hatırlıyoruz. Film insan ilişkilerine ve hep kaybeden tiplerin çevrelerine ne kadar dikkat ettiğine ve elimizdekiler ve elimizde olmayanlar olarak sıralanabilecek özelliklere ışık tutmaya çalışıyor... Çok büyük veya göze çarpan bir özelliği olmayan film fakat boş zamanınız varsa ve Patlamış mısırınızda yanınızdaysa hadi ne duruyorsunuz... Tabiki filmin ismi de başka bir konu.... Yönetmen: Robert Benton Oyuncular:Selma Blair, Morgan Freeman, Kate Mulligan, Fred Ward, Greg Kinnear, Alexa Davalos Set in a small, idyllic Oregon community, veteran director Robert Benton's (Kramer vs. Kramer) charming ensemble drama features different lives intersecting at a coffee shop as they explore the depths of love and loss, joy and pain, and everything in between. Based on the popular Charles Baxter novel, this touching tale stars Morgan Freeman, Greg Kinnear, Selma Blair, Radha Mitchell and Billy Burke. Director: Robert Benton Cast:Selma Blair, Morgan Freeman, Kate Mulligan, Fred Ward, Greg Kinnear, Alexa Davalos
  19. Başka kombinasyonu yokmudur acaba diye merak etmedim de değil... Bazan yaşamaktan çok ona anlam yüklemeyi ve olayı tam bir PowerPoint Şiir şovuna dönüştürmeyi seviyoruz. Öylesine alışmışız ki bu şovlara her zaman elimizin altında, e-posta kutumuzda bir tane duruyor. Bir açıyorsunuz karşınızda aşkın en yalın, yaşanacak en güzel hali, belkide anlatılabilecek en güzeli diyebilirim... Peki sonra ne oluyor. PowerPointle yapılmış bu aşk, kendi programının ekranından dışarı çıkamıyor ve hep söylenmemiş veya yaşanmamış olarak orada kalıyor. Herşeyin sonunda, birşeyi hiç unutmuyorsunuz çaresizliği ve bunun sizi gene PowerPoint şiirlerine geri göndereceğini... Aynı zevki almasanızda, hiç çaba sarf etmediğiniz aşkı kaybetmenizi gene o şiirlerdeki inanılmaz ve görüntülerle süslenmiş aşklardakini bulamadığınıza bağlıyorsunuz.... Emek isteyen bu kombinasyondaki harfler ta başından ucuz şeylerin esiri oluyor ve kendini yenileyemiyor. Soruncuklardan kendini aşamıyor. Aşsada aştığı ile kalıyor. Aşk bir çılgınlıktır. Ama tek başına da hiç bir şeydir. Aşkı karşılıklı anlayanlar onu aşk olarak yaşarlar yoksa aşk gene anlattığım rutinlere ve kalıplara döner. Parantezlere saklanmış gibi.... Onu, iki tarafından sıkıştırarak, sıcaklığını hissetmek istiyorsun. Bunun anlamı olsun istiyorsun. Hatta anlamdan çok ona kendini kaptırmak istiyorsun. Aşk öldü diyorlar ya en çok ona gülüyorum... Sadece bir şey ölüyor oda aşkı anlamayan veya kalıpların içinde bırakanlar... Ve aşk gene yalnız gene sevecen hiç yılmadan aynı puntolarla kalbinizde çarpıyor... Bazan bir zürafa olmak istemediğimide saklayamam ha... "AŞK"IN GEOMETRİSİ: BİR KELİMENİN YEDİ HALİ VE ANLAMIN PARÇALANMASI Giriş: Harflerin Dansı ve Anlamın Esareti Dil, insan aklının ve kalbinin en soyut mefhumları somutlaştırmak için kullandığı en kusursuz araçtır. Ancak bazen bir kelime, taşıdığı duygu yükü bakımından o kadar ağırdır ki, dilin sınırlarını zorlar, harflerine ayrılır ve her kombinasyonda evrenin başka bir sırrını fısıldar. İşte Türkçe dilinin en büyüleyici, en kadim kelimelerinden biri olan "AŞK", sadece üç harften (A, Ş, K) oluşan devasa bir girdaptır. Bu makalede; aynı üç harfin farklı dizilimleri olan AŞK, KŞA, ŞKA, KAŞ, AKŞ, ŞAK ve nihayetinde birbirinden kopmuş A Ş K ifadelerinin semantik, felsefi, psikolojik ve edebi anatomisini inceleyeceğiz. Bir kelimenin permütasyonu, insan ruhunun labirentlerinde nasıl bir yolculuğa tekabül eder? Gelin, bu yedi odalı dehlize birlikte bakalım. 1. AŞK: Merkezin Kendisi ve Mutlak Başlangıç Dizilimin ilk ve orijinal hali, her şeyin var oluş sebebi olan AŞK'tır. Tasavvuftan modern psikolojiye kadar aşk; iki varlığın, iki ruhun veya kul ile yaratıcının arasındaki o eritici, yok edici ama yeniden var edici bağdır. Dikey Boyut: Aşk, mantığın bittiği yerde başlar. Düzeni bozar, kaos yaratır ama o kaosun içinden yepyeni bir insan inşa eder. Ses Uyumunun Gücü: "A" harfinin açıklığı ve ferahlığıyla başlar, "Ş" harfinin şefkatli ve gizemli fısıltısıyla olgunlaşır, "K" harfinin kesin, vurucu ve bitirici darbesiyle mühürlenir. Aşk, bu yedi kombinasyonun hükümdarıdır; diğer tüm dizilimler onun parçalanmasından veya ona ulaşma çabasından doğar. 2. KŞA: Tersine Dönen Zaman ve Yabancılaşma Harfleri sondan başa doğru okuduğumuzda karşımıza çıkan KŞA, aşkın tam bir simetrik zıddı veya onun aynadaki ters yansımasıdır. KŞA, tanıdık olanın yabancılaşmasıdır. Dilimize yabancı bir kelime gibi durması tam da bu yüzdendir: Aşk bittiğinde, geriye kalan her şey insana yabancı ve anlamsız gelir. 3. ŞKA: Şüphe ve Şakanın İnce Çizgisi "Ş" harfinin başa geçtiği ŞKA, kulağa "şaka" kelimesini fısıldar. Hayatın ironisini, kaderin insanla oynadığı oyunları temsil eder. Aşkın Hafifliği: Bazen en büyük trajediler bir şaka gibi başlar. ŞKA, aşkın o kadar da ciddiye alınmaması gereken, oyunbaz ve hafif yönüdür. Kandırmaca: İnsanın kendi kendine oynadığı bir akıl oyunudur. "Ben aşık oldum" illüzyonunun, aslında hormonal veya psikolojik bir "şaka"dan ibaret olduğunu fark ettiği o ironik aydınlanma anıdır. 4. KAŞ: İfadenin ve Sınırın Çizgisi Harflerin KAŞ şeklinde dizilmesi, bizi soyut dünyadan somut dünyaya, insan bedenine geri getirir. Kaş, insan yüzünde anlamı belirleyen en önemli unsurdur; öfkeyi, şaşkınlığı, hüznü ve arzuyu kaşların hareketiyle belli ederiz. Eski divan edebiyatında sevgilinin kaşı, aşığın kalbine saplanan bir "kemankeş"in yayıdır. Dolayısıyla KAŞ: İşaret Fişeği: Aşkın ilk başladığı yerdir; bir bakış, bir kaş hareketi yangını başlatır. Sınır: İnsanın dış dünya ile arasına çektiği sınırdır. Aşk, o kaşın altındaki gözde kaybolma arzusudur. 5. AKŞ: Zamanın Akışı ve Akşamın Hüznü AKŞ, fonetik olarak bize "akış"ı ve "akşam"ı hatırlatır. Her şey akar; aşk da zamanın içinde erir. Melankoli: Akşam, günün bittiği, karanlığın çöktüğü ve insanın kendi içine döndüğü vakittir. Aşığın en büyük düşmanı ve dostudur akşam. Dönüşüm: AKŞ, aşkın heyecanlı sabahından hüzünlü ve olgun akşamına geçişi simgeler. Duygunun sakinleştiği, durulduğu ama bir o kadar da derinleştiği evredir. 6. ŞAK: Gerçekliğin Tokadı ŞAK, aniden patlayan bir sestir. Bir kırılmayı, bir uyanışı, bir darbeyi temsil eder. Aşkın büyülü rüyasından uyanma anı tam olarak bir "ŞAK" sesidir. Gerçeklerin insanın yüzüne bir tokat gibi vurmasıdır. "O beni sevmiyor", "Biz ayrı dünyaların insanıyız" ya da "Her şey bitti" farkındalığı, insanın ruhunda şak diye patlar. Bu kombinasyon, illüzyonun bittiği ve çıplak, acı gerçekle karşı karşıya kalındığı andır. 7. A Ş K: Mesafeler, Boşluklar ve Yalnızlık Ve son olarak... Harflerin arasına giren o devasa boşluklar: A Ş K. Bu dizilim, yan yana durduklarında dünyaları yerinden oynatan üç harfin, araya giren mesafelerle nasıl yalnızlaştığını gösterir. Artık bir kelime değillerdir; sadece yan yana gelmeyi beceremeyen üç ayrı harftirler. Durum Anlamı Birleşik (AŞK) Birlik, bütünlük, simya, varoluş. Ayrık (A Ş K) İletişimsizlik, araya giren yollar, gurur, bitiş. Modern insanın trajedisi tam olarak budur. Harfler elimizdedir, potansiyel oradadır ancak onları bir araya getirecek o tutkal, o ortak ritim kaybedilmiştir. A ayrı yerde, Ş ayrı yerde, K ayrı yerde ağlar. Sonuç: Parçaların Bütünle İmtihanı Görüldüğü üzere, sadece üç harf (A, Ş, K) yer değiştirdikçe insan psikolojisinin, zamanın ve ilişkilerin tüm evrelerini (başlangıcı, yabancılaşmayı, şakayı, somut güzelliği, hüznü, sert uyanışı ve yalnızlığı) sembolize edebilmektedir. AŞK bir bütündür; parçalandığında veya yer değiştirdiğinde can yakar, şaşırtır, olgunlaştırır ya da susturur. İnsanın hayattaki en büyük arayışı ise, o harfleri hayatın karmaşası içinde KŞA'ya, ŞAK'a veya A Ş K boşluğuna düşürmeden, en saf ve en duru haliyle, yani AŞK olarak tutabilme mücadelesidir.
  20. Forumdaki Ünvanlar ve ünvana sahip olacağınız ileti sayısı (forumun önündeki sayı o iletiye ulaşınca o ünvanı alacaksınız anlamına geliyor): Administrator Yönetim Yeni Üye: 0 Genç Üye: 100 Deneyimli Üye: 500 Kıdemli Üye: 1000 Uzman Üye: 2500 Süper Üye: 7500 Saygılar
  21. Sevgili Forum Üyeleri, İletilerin altında 'RAPOR ET' butonu bulunmaktadır, eğer gönderilen bir şey size göre uygun değilse bu butona tıklamanız ve bize göndermeniz o iletinin veya başlığın tekrar veya bakılmamışsa gözden geçirilmesin neden olacaktır... Ve bu sadece bu olay için değil forumda yazılan herşey için geçerlidir... Gözden kaçmış veya tekrar gözden geçirilmesini istediğiniz herşey için... Saygılar
  22. Admin şurada bir başlık gönderdi: Yabancı Sinema
    Roket Bilimi (2007) Rocket Science İngilizce de çok kullanılan bu deyim şöyle gidiyor It is not a rocket science yani 'yapabilirsin' veya 'yapabilirim'. Diğer bir deyişle roket bilimi değil ki yapamayayım veya yapamayasın. İzlerken büyük zevk aldığım filmlerden birisi oldu diyebilirim. 15 yaşında konuşma zorluğu çeken bir lise öğrencisi ve okulun münazara kaptanı aşkı. Gençlerin düşünce yapısına ve olaylara yaklaşımına eğilmiş ve çarpıklıkları çok çekici şekilde kafanızda şekillendirmekten çok çizmeye çalışan bir baş yapıt. Özellikle 15 yaşındaki Hal Hefner'i oynayan (Reece Thompson) şapka çıkarmak istiyorum. Başarı ve mutluluğun nelere mal olduğunu veya nelerden vaz geçmek durumunda olduğunuza siz kendiniz karar verin diyorum. Mutlaka izleyin kaçırmayın... Yönetmen: Jeffrey Blitz Oyuncular: Reece Thompson, Dionne Audain, John Patrick Barry, Lisbeth Bartlett, Dan DeLuca, Anna Kendrick When 15-year-old Hal Hefner (Reece Thompson) -- a New Jersey boy with a terrible stutter -- falls in love with the star of his high school debate squad (Anna Kendrick), he joins the team at his dream girl's urging. Next thing you know, young Hal finds himself caught up in the intense competition of debating. Jeffrey Blitz, who wrote and directed this charming tale, was awarded the Dramatic Directing Award at Sundance 2007. Director: Jeffrey Blitz Cast: Reece Thompson, Dionne Audain, John Patrick Barry, Lisbeth Bartlett, Dan DeLuca, Anna Kendrick
  23. Fazla teknik terimlere kaçmadan filmden beni etkileyen fragmanlara devam ediyorum... Bazan düşünürüm gerçekten öyle mi? diye, insan "ikiz beyni" ile karşılaşabilir mi..! Çok yakın olduğum zamanlar olmuş tu ama bir süre ıhhhhh dedirten olaylar oluyor ve gene uzaklaşmıştım... Ama bir gün bulacağım ikiz beynimi... "Gözyaşının sesi olsaydı, şimdi sana ne söylerdi" kendi kendime hiç sormuşmuytum yoksa hep biliyor gibi mi davranmıştım... ve bir tane daha: "Önce ben olmalıyım ki daha sonra biz olabilelim..." Yaşam <----------------> Ben <----------------> Biz <----------------> Ben <------------------> Yaşam Bu benim diagramım ama sanırım herkesin kendine göre bir diagramı var... İşte böyle arkadaşlar, bir film insana çok şey öğretebiliyor bazen daçok şey hatırlatabiliyor.... Bir sinema aşığı olarak bunu yaşamakta bana büyük zevk veriyor... Saygılar
  24. Resim Tahmin Yarışması doğru tahmin ettim ilk denememde! Kazandığım puan 100 Puan!

Account

Navigation

Tarayıcı push bildirimlerini yapılandırın

Chrome (Android)
  1. Adres çubuğunun yanındaki kilit simgesine dokunun.
  2. İzinler → Bildirimler seçeneğine dokunun.
  3. Tercihinizi ayarlayın.
Chrome (Desktop)
  1. Adres çubuğundaki kilit simgesine tıklayın.
  2. Site ayarları seçeneğini seçin.
  3. Bildirimler seçeneğini bulun ve tercihinizi ayarlayın.