Zıplanacak içerik
View in the app

A better way to browse. Learn more.

Tartışma ve Paylaşımların Merkezi - Türkçe Forum - Turkish Forum / Board / Blog

Ana ekranınızda anlık bildirimler, rozetler ve daha fazlasıyla tam ekran uygulama.

To install this app on iOS and iPadOS
  1. Tap the Share icon in Safari
  2. Scroll the menu and tap Add to Home Screen.
  3. Tap Add in the top-right corner.
To install this app on Android
  1. Tap the 3-dot menu (⋮) in the top-right corner of the browser.
  2. Tap Add to Home screen or Install app.
  3. Confirm by tapping Install.

Admin

™ Admin
  • Katılım

  • Son Ziyaret

Admin tarafından postalanan herşey

  1. Admin şurada bir başlık gönderdi: Engelliler
    Özürlüler için Kimlik Kartı Sağlık Bakanlığı ile yapılan işbirliği sonucunda, Özürlüler İdaresi Başkanlığı tarafından verilecek Özürlüler için Kimlik Kartına temel teşkil edecek olan ve 1995 yılından bu yana, ilgili kurum ve kuruluşların yetkilileri ( Sağlık Bakanlığı, Maliye Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü, İş ve İşçi Bulma Kurumu Genel Müdürlüğü) Sivil Toplum Örgütleri (Türkiye Sakatlar Konfederasyonu) tarafından yaklaşık iki buçuk yıl yürütülen yoğun bir çalışma sonucunda, her işlem için ayrı rapor alma sorununun tek bir yönetmelikle çözümlenmesi karara bağlanmış ve bu amaçla Sağlık Kurulu Raporlarına İlişkin Yönetmelik hazırlanmıştır. Yönetmelik, 18 Mart 1998 tarihinde 23290 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu Yönetmelikle özürlü birey kalıcı bir özre sahipse bir defa sağlık kurulu raporu alıp, kendisine sağlanan tüm hak ve hizmetlerden yararlanmada kullanacaktır. Kontrolü gerektiren süreğen bir hastalık nedeniyle oluşan özürler için ise sağlık kurulu raporunda belirlenen süre sonunda rapor yenilenecektir. Alınan rapor, Milli Savunma Bakanlığı dışında tüm kurum ve kuruluşlarda geçerli olacaktır. 18 Mart 1998 tarihinde yayımlanan Yönetmelikle sadece 40 ilde toplam 87 hastaneden söz konusu raporların alınması hükme bağlanmışken, 5 Şubat 1999 tarih ve 23602 sayılı resmi gazetede yayımlanan Tebliğle bu hastanelerin sayısı 137’ye çıkarılmıştır. Bunlardan 79’u Devlet Hastanesi, 25’i SSK Hastanesi, 33’u ise Üniversite Hastanesidir. 571 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin madde 3, (h) bendinde belirtildiği üzere, özürlülere verilecek olan kimlik kartı ve ilgili yönetmeliğin hazırlanması Özürlüler İdaresi Başkanlığının görevleri arasındadır. Bu nedenle Özürlüler İçin Kimlik Kartı mevzuat çalışmaları Başkanlığımız tarafından yapılarak, ilgili yönetmelik, 13 Ağustos 1998 tarihinde 23432 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. 2 Aralık 1998 tarihinden bu yana verilmekte olan kimlik kartı için Temmuz 1999 tarihi itibariyle yaklaşık 13.000 özürlü vatandaşımız başvuruda bulunmuş, 10.000 özürlünün kimlikleri hazırlanmış, 11.600 başvurunun bilgileri bilgisayara aktarılmıştır. Diğerleri ise hazırlanma aşamasındadır. Kimlik Kartı Almak için İzlenecek Yol 1- 18/Mart1998 tarih ve 23290 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren yönetmeliğe uygun düzenlenmiş Sağlık Kurulu Raporu alınacaktır. 2- Özürlü Kimliği Bilgi Formu raporu veren hastanede ya da İl Sosyal Hizmetler Müdürlükleri’nden doldurulacaktır. 3- İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğü formların aslını, sağlık kurulu raporunu, tasdikli nüfus cüzdanı fotokopisi ve iki fotoğrafla birlikte Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığı’na gönderecektir. Formların ikinci nüshası İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğü’nde saklanacaktır. (Bu evrakları özürlü kişi ya da yakını gönderemez). 4- İl Sosyal Hizmetler Müdürlükleri’nden Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığı’na ulaşan formlar ve ekler incelenerek bilgisayar ortamında değerlendirilecektir. Son şeklini almış olan kart postayla özürlü vatandaşın adresine gönderilecektir. Özürlü Kimlik Kartı Almak İstediğinizde Özürlü kimlik kartı alabilmeniz için aşağıdaki belgelerle bulunduğunuz ildeki İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğü’ne başvurmanız gerekmektedir. Kimlik kartınız Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığı tarafından adresinize gönderilecektir. Bu konuda ayrıntılı bilgi almak istediğinizde “ALO ÖZDANIŞ”a da başvurabilirsiniz. Gerekli Olan Belgeler: 1- Sağlık kurulu raporu (Aslı ya da onaylı örneği, 18 Mart 1998 tarih ve 23290 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Yönetmelik’e göre), 2- Özürlü kimliği bilgi formu (İl Sosyal Hizmetler Müdürlüklerince veya hastanelerce doldurulacak), 3- Tasdikli nüfus cüzdanı fotokopisi, 4- 2 adet fotoğraf. Bu kartın size sağlayacağı bazı kolaylıklar: 1- Devlet Demir Yolları ile seyahat etmede %50 indirimden, 2- Türk Hava Yolları ile seyahat etmede %40 indirimden, 3- Telsim-Özgür Hattan tesis ücreti, konuşma ve mesaj ücretlerinden indirimli olarak, 4- Yerel yönetimlerin alacağı kararlar ile toplu taşıma hizmetlerinden ücretsiz ya da indirimli, 5- Yerel yönetimlerin alacağı kararlar ile su bedellerinden indirimli, 6- Milli Parklara ücretsiz olarak, 7- Devlet Tiyatrolarından ücretsiz olarak faydalanabilirler. Özürlü Kimlik Kartı ile ilgili çalışmalar devam etmekte olup bundan sonra da özürlüler için verilecek bütün haklardan aynı kimlik kartı ile yararlanılabilecektir. Alo Özdanış Özürlü ve özürlülerle ilgili olan vatandaşlarımızın kendilerine sağlanan haklardan haberdar olmaları ve yoğun olarak karşılaştıkları sorunlara yönelik başvurabilecekleri ücretsiz telefon hattı olan Özürlüler Danışma Merkezi kurulmuştur. 0 800 314 83 00 ve 0 800 314 83 01 numaralı iki telefondan oluşan ÖZDANIŞ hattında, özürlüler öncelikle kaydedilen bilgilerden yararlanmaktadırlar. Bu bilgilerde iş imkanları, sosyal yardım, eğitim, özürlü kimlik kartı, sağlık raporu gibi konularda açıklamalar yer almaktadır. Bu bilgilerin yeterli olmadığı durumlarda, ya da özürlü vatandaşlar istedikleri takdirde ÖZ-Danış’taki görevlilere bağlanmak, onlardan bilgi alabilmektedirler. Bu merkeze bireysel olarak başvurulabileceği gibi, ücretsiz hatlardan haftanın 7 günü 24 saat ücretsiz yararlanabilmektedirler. Kaynak: Özürlüler İdaresi Başkanlığı - www.ozida.gov.tr
  2. Dünden Bugüne Özürlülerin Yaşama Hakkı Özürlülerin hayat mücadelesi diğer sosyal gruplara nazaran her asırda güç olmuştur. Bazı dönemlerde ve bilhassa bazı katı ve ırkçı ideolojilerin pençesi altında idare edilen ülkelerde özellikle zihinsel özürlülere yaşama hakkı bile çok görülmüştür. Tarihte bunun ilk örneklerini Ortaçağın karanlıklarına gömülen skolastik ve geri kalmış batı toplumlarının uygulamalarında görmek mümkündür. Özürlülerin Yaşama Hakkı bugün tabu olmaktan çıkmış, değişik felsefik ve tıbbi gerekçelerle tartışma konusu haline getirilmektedir. İktisadi alanda yaşayan ve gittikçe kronikleşen ekonomik durgunluk sosyal hayata olumsuz tesir yaptığı gibi sosyal hizmetlerde artan kamusal harcamaları frenlemek gayesiyle toplum içinde en mağdur durumda olan özürlülerin üzerinde de akıl almaz oyunlar tertiplenmektedir. 21. asrın eşiğine gelmiş batı toplumları sosyal maliyetleri makul bir derecede tutabilmek için özürlülerin hayat hakkını kısıtlamak için fikri ön hazırlık yaptığını bu makalede göreceğiz. 1. Tarihte Özürlülere Yaşama Hakkı Bütün problemlerin kendine ait bir tarihi olduğu gibi özürlülerin ve onların yaşama hakkı ile ilgili tarihi geçmişi de vardır. Batı toplumlarının tarihinde, özürlülerin çoğu zaman ezildiklerini, hakir görüldüklerine ve zulme uğradıklarına şahit olmaktayız. Bunun sebebi de, çoğu kez, toplumların insan sevgisinden uzak sapık düşünce yapısından kaynaklanmaktadır. Haddizatında, bu cehalet ortamını hazırlayanlar da bizzat devleti elinde tutan Ortaçağın Hıristiyan ruhban kesimiydi. Ortaçağın batı insanı Hıristiyan din adamlarının telkinatlarının etkisi altında kalarak, kendisini çevreleyen tabiatın insanüstü ve bedensiz güçlerle (cin, şeytan) olduğuna ve gözle görülmeyen bu varlıkların insanları istila edip onları tedavisi mümkün olmayan hastalıklara sürükleyebileceklerine inanmaktaydılar.(Dreschner; s. 398) Dolayısıyla, bu çağlarda hekimlerce maliyeti bilinmeyen akıl ve ruh hastalıkları cinlere atfedilirdi (Sebold; s. 15).Bununla da kalınmayıp, özürlü doğan veya daha sonra bu gibi hastalıklara yakalanıp özürlü duruma gelen insanlar da, majik (sihirli) ve doğaüstü güçlerin etkisi altında oldukları varsayımı ile, "cadı" muamelesi görüyorlardı. Bunun sonucu olarak, bunların topluma çeşitli tehlikeler ve zararlar verebilecek bir konuma gelmeleri sebebiyle başta kilise olmak üzere devrin siyasi rejimleri tarafından takip altına alınmaktaydılar. Engizisyon mahkemelerinin kurulmasıyla, "cadıların yargılanmasına müsaade edilmiş ve özürlülerin bir çoğuna en ağır cezalar verilmiştir. (König; s. 43)Bilhassa, fiziki yönden yıpranmış ve çirkin görünen, bedenen deforme olmuş veya deliliğin alametlerini üzerinde taşıdığı gerekçesiyle "cadı" diye vasıflandırılan insanlar Kilise ve Pazar meydanlarında diri diri yakılarak öldürülmüştür. Bu açıdan bakıldığında, Rönesans devrinden başlayarak aydınlama ve hatta sanayileşme dönemlerinin başlarına kadar milyonlarca masum insanın "cadılık"tan dolayı yargılanıp öldürüldüklerini söyleyebiliriz. (Sebold; s. 46-48) Avrupa'da cadılık davalarından yargılanan insanların yalnız özürlülerden müteşekkil olduğunu iddia edemeyiz. Ancak, resmi kayıtlara göre Avrupa'da Ortaçağdan başlayarak 18. asrın sonlarına kadar tahmini olarak 9 milyon insan Cadılıktan ötürü ölüme çarptırıldığını belirtebiliriz. (Sebold, ss. 49-48)Bunların kaçının özürlü olduğunu hesap etmek bir noktada önem arz etmez kanaatindeyiz, çünkü mahkemece haksız yere ölüme mahkum edilenlerin hepsi neticede insandı. Ancak, geçmişte "cadı"gözüyle bakılan insanları bugünün tıbbilimi ışığı altında incelediğimizde. bunların bir çoğunun zihnen, aklen veya ruhen özürlü ve dolayısıyla yardıma ve bakıma muhtaç insanlardan ibaret olduğunu burada ifade edebiliriz. Bunun böyle olduğunu, tarihte en son "cadı" yakma hadisesinden de rahatlıkla anlayabiliriz.1793 yılında Almanya'nın Prusya Eyaletinde vuku bulan bir hadiseye göre, iki yaşlı kadın, gözlerinde belirlenen kızarıklığın komşularının hayvanlarını hasta ettiği iddiası ile yakılmışlardır. (Döbler; s. 296) Cadı mahkemeleri 18. asrın sonlarında dönemin hükümdarları tarafından kaldırılırken, Bavyera Kraliyetine bağlı cadı mahkemeleri 1806 yılına kadar resmen faaliyet göstermiştir. (Döbler; s. 291)Özürlülerin diri diri yakılmaları sadece karanlık Ortaçağın bir hususiyeti değildi. Aynı gelenek bu sefer başka gerekçelerle ve daha farklı metotlarla Alman Nasyonal Sosyalizmin faşist uygulamalarında görülmüştür. Hitler Almanya'sında sadece Yahudiler ölüm kamplarında topluca zehirlendikten sonra yakılmışlardır. Aynı zamanda, Almanya ırkına mensup olduğu halde sağlıklı ve güçlü bir bedene sahip olmayan özürlüler de bu dikte rejiminin kurbanı olmuşlardır.Hitler'in sağlıklı nesil oluşturma hayaline ters düşen (Hitler; s. 462) özürlü insanlar temerküz kamplarında hekimler tarafından kobay olarak kullanıldıktan sonra bu sefer tek tek açık meydanlarda değil topluca fırınlarda yakılmışlardır (Textor; s. 179). 2. Özürlülerin Yaşama Hakkının Bugünkü Boyutu Şunu itiraf etmek gerekir ki, sosyal devlet yapısına kavuşan batı ülkeleri bugün adeta geçmişin günahını çıkartmak istercesine özürlülere gerek ekonomi, gerek sosyal, gerekse meslek hayatında önemli imkanlar tanımaktadır. Buna rağmen, kötü ekonomik gidişatın devam etmesi ile bilhassa ağır derecede özürlü ve genelde bakıma muhtaç insanları rahatsız eden üzücü gelişmeler de yaşanmaktadır. Bunlardan en önemlisi, şüphesiz ki ferdin temel haklarından sayılan yaşama hakkının üzerindeki tartışmalardır. Özürlü insanların yaşama hakkını çok gören görüşler de, yazık ki kendilerini Bio-Etikçi (Biyoloji- Etikçisi) olarak takdim eden "bilim adamları" tarafından öne atılmaktadır. Bu görüşlerin öncülüğünü Avustralya'lı tıp etikçisi Peter Singer yapmaktadır. Singer, ahlak ve toplum değerleri bakımından çok endişe verici bir yaklaşımla, insan ve şahıs kavramlarını birbirinden ayırmaktadır. Ona göre, ağır derecede özürlü insanlar genelde şahsiyetten ve haysiyetten uzak bir hayat yaşamaktadır, dolaysıyla yaşama hakkından da mahrum edilmelidir.Bir yazısında şöyle demektedir tıp etikçisi:"Sakat olarak dünyaya gelen bebeklerin ötenazisi (öldürülmesi) burada yeterince müzakere edilmeyecek kadar girifttir. Ancak, meselenin özü tabii ki bellidir: Özürlü bir bebeğin öldürülmesi moral açısından şahsın öldürülmesi ile kıyaslanamaz. Haddizatında, bu öldürme işlemi çoğu kez bir haksızlık bile teşkil etmez" (Singer; s. 188). Bu görüşlerin perde arkasında aslında maddeci ve faydacı bir dünyanın işaretlerini görmek mümkündür. Nitekim, Singer bunu açıkça beyan etmektedir: "Eğer, sakat bir çocuğun öldürülmesi sağlıklı olarak doğacak başka bir çocuğun mutluluğuna daha çok katkı sağlıyorsa, mutluluğun toplam değeri sakat çocuğun öldürülmesinden ötürü daha da artacaktır" (Singer; s. 183). Bütün hizmetlerin, öncelikli olarak sağlıklı nesillere götürülmesi gerektiğini savunan bu görüşler ne yazık ki bireyselleşen toplumlarda da revaç görmektedir.Hatta o kadar ki, sosyal değişime ayak uyduran devletlerde bu istikamette politik karar almaktadır. Bunlardan bir tanesi Çin'dir. 01.07 .1995'den beri yürürlükte olan "Irk Temizliği ve Koruyucu Sağlık Kanunu” özürlü doğabilecek bebeklerin kürtaj yoluyla alınmasını mecburi kılarken bilhassa zihinsel özürlülerin evlenmelerini de yasaklamaktadır (Textor; s. 178). Almanya'da ise, bir özürlünün ölümüne. isteği doğrultusunda dahi olsa, fiili yardımda bulunmak suç sayılırken, kişinin isteğine dayanan ölümüne dolaylı olarak yani pasif yardımda bulunmak (mesela zehir temin etmek gibi) suç teşkil etmekten çıkmıştır. Buna göre, özürlü, başkasının fiili yardımına ihtiyaç duymadan misal verdiğimiz üzere zehiri kendi arzusuyla içerek ölümüne bizzat kendisi sebebiyet verdiği için öldürücü maddeyi sağlayan hekim veya bakıcı bu yardımlarından ötürü mesul tutulmayacaktır (Reinisch; s. 48). 2.1. Avrupa Birliği'ndeki Gelişmeler Ceza muafiyetinin ötenaziye teşvik ve ikna için de geçerli olması için Avrupa çapında "insancıl ölüm" maskesi altında çalışmalar yapılmaktadır. Bununla ilgili olarak, Avrupa Cemaatler Komisyonu 1988 yılında "Koruyucu Tıp" adı altında bir proje geliştirmiştir. Koruyucu Tıbbın gayesinin, insanları, genetik yapının özelliklerinden kaynaklanan ve değişik hastalıklara sebebiyet verebilecek risklerden korumak olduğu ifade edilmektedir. Dolayısıyla, genetik yapıdan ötürü yeni nesne değişik musibetlerin sirayet etmemesi için her türlü tıbbi tedbirin alınması da mubah sayılmaktadır (Komission der Europaischen Gemeinschaften, 1988). Böyle bir projeye irsî istidadın korunmasına yönelik tıbbî müdahaleler programı şeklinde bakmak mümkün gibi görünse de "temiz ve sağlıklı";bir toplumun oluşması hedeflendiğinden, projenin asıl hedefinin sosyal maliyetleri gittikçe artan ve özürlülerin de içinde yer aldığı aciz insanların sayısını toplum içinde azaltmak olduğu da gözden kaçmamaktadır. (Bleidick 1990, s. 516). Özürlülerin sayısını azaltmak teşebbüsü sadece düşünce boyutuyla kalmamaktadır. Avrupa Parlamentosu'na 1988 yılında "Atipik Çocukların Sayısının Azaltılması" adı altında bir kanun tasarısı sunulmuştur. Bu tasarının 1 .maddesinde şu ifadeler yer almaktadır: "Tedavi edilemeyen bir özürlülükten dolayı ömür boyu şahsiyetli bir hayat sürdürememesi önceden belirlenen ve 3 gününü doldurmamış bir çocuğun hayatının idamesi için gerekli olan bakımını reddeden bir hakim ne suç işlemiş ne de kanuna aykırı bir harekette bulunmuş olur" (Bleidick, 1994, s. 421). Bir başka ifadeyle, bu tasarı ile özürlü olarak doğan çocukların yaşama hakkı daha doğar doğmaz elinden alınmak istenmektedir. Avrupa Konseyi'nin 1994 tarihli Bio-Etik tasarısını da bu arada zikretmekte fayda vardır. Bu tasarı ya göre, tüpte meydana getiren embriyonun üzerinde, 14. gününü aşmadığı müddetçe deneylerin yapılabilmesine müsaade edilmektedir. Ayrıca, özürlü ve aciz insanların da tıbbi araştırmalar kapsamına alınmaları ön görülmektedir. Tasarı, tıp dalındaki bilimsel araştırma zaruretinin önemini vurgulayarak, özürlülerin üzerinde tıbbi deneylerin yapılmasını, muhatapları ve yakınları tasvip etmeseler dahi, öngörmektedir. Bu gibi teşebbüsler yoğun protestolar neticesinde, şimdilik kısmen de olsa. akamete uğradığını görüyoruz. Avrupa Konseyi, Bio-Etik tasarısını kabul etmezken Avrupa Parlamentosu'na sunulan "A tipik Çocukların Sayısının Azaltılması" ile ilgili kanun tasarısı da bazı değişikliklere tabi tutulmuştur. Sonuç Temel ahlâkî ve insanî değerlerin maddeleşen düşüncelerin karşısında gittikçe erozyona uğraması neticesinde toplumun en zayıf kesimleri bundan en fazla zarar görmektedir. Hele hele, post endüstriyel (sanayi sonrası) ve modern toplumların vazgeçilmez bir ikilisi haline getirilen yüksek performans beklentisinin karşısında özürlüler adeta "Lüzumsuz" ve "fayda getirmeyen" varlıklar olarak görülmeye başlanmıştır. Özürlülerin yaşama hakkının tartışılabilir olması Batı toplumları için yeni bir fenomen değildir. Ortaçağda cehaletin ve batı inançlarının gölgesi altında aciz insanlar diri diri yakılıyordu. Yüz yıl evvel aynı teşebbüsler Sosyal Darvinizim maskesi altında yeniden hayatiyet bulurken bugün bu niyetler daha masum görünen Bio-Etik tartışmalar çerçevesinde açıklanmaktadır. Bilindiği gibi, Sosyal Darvinizm tabiatta olduğu gibi toplumlarda da kıyasıya bir varolma mücadelesinin yapıldığını ileri sürer. Bu itibarla, sosyal mücadele bir tekamül şeklinde cereyan ederken bu vetirede tabii ayıklanma yoluyla güçlüler hayatta kalır, zayıflar, acizler ve sisteme ayak uyduramayanlar yok olup giderler. Bio-Etik ise, toplumun sağlıklı insanlardan oluşması için, gerektiğinde bu şartlara haiz olamayanların modern tıp teknolojisi sayesinde "insancıl" yöntemlerle öldürülmesini savunmaktadır. Bizim kültürümüz ve toplum değerlerimiz açısından bu meseleye baktığımızda, insan hayatının her fert için çok önemli bir yer teşkil ettiğini görürüz. Yaratılmış olması hesabiyle. insan, hangi felaket veya hastalık ile karşı karşıya gelmiş olursa olsun ölümü asla hak edemez. Bir özürlünün hayattaki mücadelesi kendisi ve yakınları için zor bile olsa, varlığı, topluma ve devlete sosyal yükler bile getirse kimse, kendisinin isteği bile olsa, hayatına son veremez. Buna, başta dinimiz cevaz vermemektedir (M.Nuri Yılmaz; Aksiyon; s. 24). Maddeci dünya görüşüne sahip tıp etikçileri "insancıl ölüm" gibi kulağa hoş gelen ifadeler kullanarak yaşatma kültürü yerine "öldüren kültürü" benimsemelerini sağlıklı bir gidişat olarak görmek mümkün değildir. Çünkü. öldürme hakkını istemek tıbbın "hayat verici" istikametinden vazgeçmek anlamına da gelmektedir.Özürlülerin değil hayatına son vermek onların toplumla iç içe olmalarını ve huzur içinde yaşamalarını temin etmek hepimizin görevi olmalıdır. Ali Seyyar
  3. MADDE 22.- 29.7.1970 tarihli ve 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununun 8 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “gazilerin” ibaresinden sonra gelmek üzere “özürlülerin,” ibaresi eklenmiştir. MADDE 23.- 18.1.1972 tarihli ve 1512 sayılı Noterlik Kanununun 73 üncü maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. İlgilinin işitme, konuşma veya görme özürlü olması: Madde 73.- Noter, ilgilinin işitme, konuşma veya görme özürlü olduğunu anlarsa, işlemler özürlünün isteğine bağlı olmak üzere iki tanık huzurunda yapılır. İlgilinin işitme veya konuşma özürlü olması ve yazı ile anlaşma imkânının da bulunmaması hâlinde, iki tanık ve yeminli tercüman bulundurulur. MADDE 24.- 1512 sayılı Kanunun 75 inci maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. Bir noterlik işleminde imza atılmış veya imza yerine geçen el işareti yapılmış olmasına rağmen, ilgilisi ister veya adına işlem yapılan ve imza atabilen görme özürlüler hariç olmak üzere noter, işlemin niteliği, imzayı atan veya el işaretini yapan şahsın durumu ve kimliği bakımından gerekli görürse, yukarıdaki fıkradaki usul dairesinde ilgili, tanık, tercüman veya bilirkişinin parmağı da bastırılır. Mühür kullanılması hâlinde parmağın da bastırılması zorunludur. MADDE 25.-Madde 25 – 01.07.1976 tarihli ve 2022 sayılı 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanunun 1 inci maddesinin ikinci fıkrası ile dördüncü fıkrası yürürlükten kaldırılmış ve aynı Kanuna 8 inci maddeden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir. Ek Madde 1- 65 yaşını doldurmamış olmakla birlikte; a) Başkasının yardımı olmaksızın hayatını devam ettiremeyecek şekilde özürlü olduklarını tam teşekküllü hastanelerden alacakları sağlık kurulu raporu ile kanıtlayan, 18 yaşını dolduran ve kanunen bakmakla mükellef kimsesi bulunmayan özürlülerden; her ne ad altında olursa olsun her türlü gelirleri toplamının aylık ortalamasına göre bu Kanunun 1 inci maddesinde belirtilen gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutardan daha az geliri olanlara, bu Kanunun 1 inci maddesine göre belirlenecek aylık tutarının %300’ü tutarında, 18 yaşını dolduran, kanunen bakmakla mükellef kimsesi olmayan ve herhangi bir işe yerleştirilememiş olan özürlülerden; her ne ad altında olursa olsun her türlü gelirleri toplamının aylık ortalamasına göre bu Kanunun 1 inci maddesinde belirtilen gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutardan daha az geliri olanlara, bu Kanunun 1 inci maddesine göre belirlenecek aylık tutarının %200’ü tutarında, c) Her ne ad altında olursa olsun her türlü gelirleri toplamının aylık ortalamasına göre bu Kanunun 1 inci maddesinde belirtilen gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutardan daha az geliri olduğu halde, kanunen bakmakla yükümlü olduğu 18 yaşını tamamlamamış özürlü yakını bulunanlara, bakım ilişkisi fiilen gerçekleşmek kaydıyla bu Kanunun 1 inci maddesine göre belirlenecek aylık tutarının %200’ü tutarında aylık bağlanır. 65 yaşın doldurulmasından önce bu madde hükümlerine göre bağlanmış olan aylıkların aynı şekilde ödenmesine devam olunur. Bu kanunun 1 inci maddesine göre aylık bağlananlardan başkasının yardımı olmaksızın hayatını devam ettiremeyecek kadar özürlü olduklarını tam teşekküllü hastaneden alacakları sağlık kurulu raporu ile kanıtlayanlara da birinci fıkranın (a) bendine göre aylık bağlanır. Aylık bağlanmasına esas özürlülük oranı değişenlerin aylıkları durumlarına göre yeniden tespit olunur. Özürlülük oranı, bu kanuna göre aylık bağlanması gereken oranın altına düşenler ile birinci fıkrada belirtilen aylık ortalama gelir tutarlarından fazla gelir elde etmeye başlayanların aylıkları kesilir. Aylık hakkından yararlanan 18 yaşından küçük özürlülerin yalnızca kendileri bu kanunun 7 nci maddesinde belirtilen tedavi hakkından yararlanır. Ancak bu madde hükümlerine göre aylık alanlardan herhangi bir sosyal güvenlik kurumunun tedavi yardımı kapsamında bulananlara tedavi yardımı yapılmaz. Kanunun 2,3,4,5,6,7 ve 8 inci maddeleri 1 inci fıkra hükümlerine göre aylık ödenecekler hakkında da uygulanır. Herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan malül olmaları sebebiyle yetim olarak aylık veya gelir almakta olan çocuklardan, bu kurumlardan aldıkları aylık veya gelir toplamı tutarları bu madde gereğince durumlarına göre ödenebilecek tutardan daha az olanlara; aradaki fark ilgili sosyal güvenlik kurumu tarafından (birden fazla sosyal güvenlik kurumundan aylık veya gelir alanlar için yalnızca tercih edecekleri bir sosyal güvenlik kurumu tarafından) ödenir. Ve bu şekilde yapılan tutarlar hazineden tahsil edilir. MADDE 26.- 24.5.1983 tarihli ve 2828 sayılı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanununun 3 üncü maddesinin © bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki (d) bendi ve (e) bendine onbirinci alt bendi eklenmiştir. d) “Bakıma Muhtaç Özürlü”; özürlülük sınıflandırmasına göre resmi sağlık kurulu raporu ile ağır özürlü olduğu belgelendirilenlerden, günlük hayatın alışılmış, tekrar eden gereklerini önemli ölçüde yerine getirememesi nedeniyle hayatını başkasının yardımı ve bakımı olmadan devam ettiremeyecek derecede düşkün olan kişiyi, 11- “Çocuk Evleri”; 0-18 yaşlar arasındaki korunmaya muhtaç çocukların kaldığı ev birimlerini, MADDE 27.- 2828 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin (a) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve (e) bendi yürürlükten kaldırılmıştır. a) Bu Kanun kapsamına giren sosyal hizmetlere ilişkin faaliyetler, Devletin denetim ve gözetiminde, sivil toplum kuruluşları ile halkın gönüllü katkı ve katılımı da sağlanarak bir bütünlük içinde yürütülür. Sunulacak bakım ve diğer hizmetlerin kapsamı ve bu hizmetleri verecek olan gerçek ve tüzel kişilerin izin, çalışma usul ve esasları ve diğer hususlar Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu tarafından çıkarılacak bir yönetmelikle düzenlenir. MADDE 28.- 2828 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin (g) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. g) Kuruma bağlı olanlar dışında kurulacak sosyal hizmet kuruluşlarının, özel eğitim ve rehabilitasyon hizmeti verenler hariç olmak üzere açılış iznine, her türlü standartlarına ve işleyişlerine ilişkin esasları, varsa ücret tarifelerini tespit etmek, onaylamak, denetimini yapmak ve bu esaslara uymayanların faaliyetlerini durdurmak. MADDE 29 .-2828 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. Kurum Merkez Teşkilatı (1) bir Genel Müdür (5) beş Genel Müdür Yardımcısı ile aşağıdaki esas birimlerden oluşur. Hukuk Müşavirliği, Teftiş Kurulu Başkanlığı, Strateji Geliştirme Dairesi Başkanlığı, İnsan Kaynakları Dairesi Başkanlığı, Destek Hizmetleri Dairesi Başkanlığı, Yapı İşleri Dairesi Başkanlığı, Aile-Kadın ve Toplum Hizmetleri Dairesi Başkanlığı, Çocuk Hizmetleri Dairesi Başkanlığı, Gençlik Hizmetleri Dairesi Başkanlığı, Özürlü Bakım Hizmetleri Dairesi Başkanlığı, Sosyal Hizmetler Eğitim Merkezi Başkanlığı, Yaşlı Bakım Hizmetleri Dairesi Başkanlığı, Sosyal Yardım Hizmetleri Dairesi Başkanlığı, Döner Sermaye Merkez Müdürlüğü, Özel Kalem Müdürlüğü, Savunma Uzmanlığı.” MADDE 30.- 2828 sayılı Kanuna aşağıdaki ek maddeler eklenmiştir. Ek Madde 7- Sosyal güvenlik kurumlarına tabi olmayan, bakıma muhtaç özürlülerden ailesini kaybetmiş olanlar ile ailesi ekonomik veya sosyal yoksunluk içerisinde bulunanlara bakım hizmetinin resmi veya özel bakım kurumlarında ya da ikametlerinde verilmesi sağlanır. Bakıma muhtaç özürlülere sunulacak bakım hizmetlerinin kapsamı ve bu hizmetleri verecek olan gerçek ve tüzel kişilerin izin, çalışma usul ve esasları, denetlenmeleri ile ücretlendirme ve ödemeleri Kurumun koordinatörlüğünde, Maliye Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve Özürlüler İdaresi Başkanlığınca müştereken çıkarılacak yönetmelikle belirlenir. Bakıma muhtaç özürlülere sunulacak bakım hizmetinin karşılığı olarak her ay için kişi başına belirlenecek tutar, iki aylık net asgari ücretten fazla olamaz. Bakıma muhtaç özürlülerin, Kurumca bakılanlar dışındakilerin bakım ücreti bu amaçla Kurum bütçesine konulacak ödenekten karşılanır. Ek Madde 8- İşitme ve konuşma özürlülerine gerek görüldüğü hâllerde tercümanlık yapmak üzere illerde işaret dili bilen personel görevlendirilir. Personelin işaret lisanı öğrenmeleri için gerekli kursların düzenlenmesi sağlanır. Bu personelin görev ve yetkileri, çalışma koşulları ile ilgili usul ve esaslar Özürlüler İdaresi Başkanlığı ve Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğünün müştereken hazırlayacakları yönetmelikle belirlenir. MADDE 31.- 13.10.1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 61 inci maddesinin birinci fıkrasına (n) bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki bent ve ikinci fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir. o) Özürlülerin araçları için ayrılmış park yerlerinde, (o) bendinin ihlâli hâlinde para cezası iki kat artırılır. MADDE 32 .- 25.10.1984 tarihli ve 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 17 nci maddesinin (4) numaralı fıkrasına aşağıdaki bent eklenmiştir. s) Özürlülerin eğitimleri, meslekleri, günlük yaşamları için özel olarak üretilmiş her türlü araç-gereç ve özel bilgisayar programları. MADDE 33.- 21.5.1986 tarihli ve 3289 sayılı Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun 2 nci maddesine (n) bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki (o) bendi eklenmiş ve mevcut (o) bendi (p) bendi olarak teselsül ettirilmiştir. o) Özürlü bireylerin spor yapabilmelerini sağlamak ve yaygınlaştırmak üzere; spor tesislerinin özürlülerin kullanımına da uygun olmasını sağlamak, spor eğitim programları ve destekleyici teknolojiler geliştirmek, gerekli malzemeyi sağlamak, konu ile ilgili bilgilendirme ve bilinçlendirme çalışmaları ile yayınlar yapmak, spor adamları yetiştirmek, özürlü bireylerin spor yapabilmesi konusunda ilgili diğer kuruluşlarla işbirliği yapmak, MADDE 34.- 7.5.1987 tarihli ve 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanununun 3 üncü maddesine aşağıdaki bent eklenmiştir. m)Rehabilite edici tıbbi hizmetlerde kullanılan yardımcı araç ve gereçleri üretmek amacıyla, kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişiler tarafından kurulacak kuruluşların açılış iznini vermeye Sağlık Bakanlığı yetkilidir. Bu kurum ve kuruluşların açılış izninin verilmesine, üretim ve personel standardına, işleyiş ve denetimi ile daha önce açılmış olan kurum ve kuruluşların durumlarına ilişkin esaslar Sağlık Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir. MADDE 35 .- 30.4.1992 tarihli ve 3797 sayılı Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanuna aşağıdaki ek madde eklenmiştir. Ek Madde 3.- Görme, ortopedik, işitme, dil-konuşma, ses bozukluğu, zihinsel ve ruhsal özürlü çocuklardanh özel eğitim değerlendirme kurulları tarafından, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerine devam etmeleri uygun görülenlerin eğitim giderlerinin, her yıl bütçe uygulama talimatında belirlenen miktarı Milli Eğitim Bakanlığı bütçesine konulacak ödenekten karşılanır. MADDE 36.- 28.12.1993 tarihli ve 3960 sayılı Kalıtsal Hastalıklarla Mücadele Kanununun 1 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. Madde 1.- Devlet, kalıtsal kan hastalıklarından thalessemia ve orak hücreli anemi dahil olmak üzere, bütün kalıtsal kan hastalıklarıyla ve özürlülüğe yol açan diğer kalıtsal hastalıklarla koruyucu sağlık hizmetleri kapsamında mücadele eder. Bunun için gerekli ödenek Sağlık Bakanlığı yılı bütçesine konulur. Kalıtsal kan hastalıklarıyla ve özürlülüğe yol açan diğer kalıtsal hastalıklarla koruyucu sağlık hizmetleri kapsamında mücadele için gerekli önlemler ve bu konuda uygulanacak usul ve esaslar Sağlık Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir. MADDE 37.- 13.4.1994 tarihli ve 3984 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanunun 4 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (u) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. u) Kadınlara, güçsüzlere, özürlülere ve çocuklara karşı şiddetin ve ayrımcılığın teşvik edilmemesi. MADDE 38.- 22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 348 inci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. 1) Ana ve babanın deneyimsizliği, hastalığı, başka bir yerde bulunması veya benzeri sebeplerden biriyle velayet görevini gereği gibi yerine getirememesi. MADDE 39.- 22.5.2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununun 108 inci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve ikinci fıkrasının birinci cümlesi yürürlükten kaldırılmıştır. Bu Kanunda öngörülen idari para cezaları, 101 inci maddedeki idari para cezaları hariç, gerekçesi belirtilmek suretiyle Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Bölge Müdürünce verilir. 101 inci madde kapsamındaki idari para cezaları ise, doğrudan Türkiye İş Kurumu İl Müdürü tarafından verilir. MADDE 40.- 10.7.2004 tarihli ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununa aşağıdaki ek madde eklenmiştir. Ek Madde 1.- Büyükşehir belediyelerinde özürlülerle ilgili bilgilendirme, bilinçlendirme, yönlendirme, danışmanlık, sosyal ve mesleki rehabilitasyon hizmetleri vermek üzere özürlü hizmet birimleri oluşturulur. Bu birimler, faaliyetlerini özürlülere hizmet amacıyla kurulmuş dernek ve bunların üst kuruluşlarıyla işbirliği hâlinde sürdürürler. Özürlü hizmet birimlerinin kuruluş, görev, yetki, sorumluluk ve işleyişine ilişkin usul ve esaslar Özürlüler İdaresi Başkanlığının görüşü alınarak İçişleri Bakanlığınca hazırlanacak yönetmelikle belirlenir. MADDE 41.- 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 122 inci maddesinin (1) numaralı fıkrasında geçen “dil, ırk, renk, cinsiyet,” ibaresinden sonra gelmek üzere “özürlülük,” ibaresi eklenmiştir. MADDE 42.- 25.3.1997 tarihli ve 571 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 3 üncü maddesinin (h) bendine aşağıdaki paragraf eklenmiştir. Başkanlığın bağlı olduğu Bakanın onayı ile özürlü kimlik kartı hazırlama veya verme yetkisi, valiliklere devredilebilir. Özürlü kimlik kartı hazırlama ve verme usul ve esasları, İçişleri Bakanlığı ve Özürlüler İdaresi Başkanlığı ile Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğünce müştereken hazırlanacak yönetmelikle belirlenir. MADDE 43.- 571 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 7 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. Madde 7.- Başkanlığın ana hizmet birimleri şunlardır: a) Rehabilitasyon ve Eğitim Dairesi Başkanlığı. Özürlülük Araştırmaları ve İstatistik Dairesi Başkanlığı. c) Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Dairesi Başkanlığı. d) Proje ve Koordinasyon Dairesi Başkanlığı. MADDE 44.- 571 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 8 inci maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. Rehabilitasyon ve Eğitim Dairesi Başkanlığı Madde 8.- Rehabilitasyon ve Eğitim Dairesi Başkanlığının görevleri şunlardır: a) Özürlülerin rehabilitasyonu ve eğitimi sürecinde ilgili kurum ve kuruluşlar arasında işbirliği ve koordinasyonu sağlamak. Özürlülerin rehabilitasyonuna yönelik her türlü standardın oluşturulmasına yönelik çalışmalar yapmak. c) Rehabilitasyon alanında faaliyet gösteren kurum ve kuruluşlardaki yapılan çalışmaları takip etmek, sorunları ve çözüm yollarını araştırmak. d) Rehabilitasyon ve eğitim alanları ile ilgili (panel, sempozyum, konferans vb.) etkinliklerde bulunmak. e) İstihdamı kısıtlayan engellerin kaldırılmasını, istihdam alanlarının genişletilmesini ve özürlülerin kendi işini kurmalarına yönelik çalışmaları takip etmek ve tekliflerde bulunmak. f) Özürlülerin günlük hayatlarında karşılaştıkları fiziki ve mimari engellerin kaldırılması ve bu konudaki standartların belirlenmesi için teklifler hazırlamak ve hazırlatmak. g) Kamuya açık sosyal, kültürel, sportif tesis ve alanlar ile kitle iletişim ve ulaşım araçlarından özürlülerin faydalanmasını sağlayıcı tedbirleri araştırmak, değerlendirmek ve teklifler hazırlamak
  4. Admin şurada bir başlık gönderdi: Engelliler Haklarımız
    Özürlüler Kanunu ÖZÜRLÜLER VE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUNU T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ GENEL KURULUNUN KABUL ETTİĞİ METİN (01 Temmuz 2005) Esas No: 1/1029, 2/424, 2/437 BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Tanımlar ve Genel Esaslar Amaç MADDE 1.- Bu Kanunun amacı; özürlülüğün önlenmesi, özürlülerin sağlık, eğitim, rehabilitasyon, istihdam, bakım ve sosyal güvenliğine ilişkin sorunlarının çözümü ile her bakımdan gelişmelerini ve önlerindeki engelleri kaldırmayı sağlayacak tedbirleri alarak topluma katılımlarını sağlamak ve bu hizmetlerin koordinasyonu için gerekli düzenlemeleri yapmaktır. Kapsam MADDE 2.- Bu Kanun özürlüleri, ailelerini, özürlülere yönelik hizmet veren kurum ve kuruluşlar ile diğer ilgilileri kapsar. Tanımlar MADDE 3.- Bu Kanunun uygulanmasında; a) Özürlü:Doğuştan veya sonradan herhangi bir nedenle bedensel, zihinsel, ruhsal, duyusal ve sosyal yeteneklerini çeşitli derecelerde kaybetmesi nedeniyle toplumsal yaşama uyum sağlama ve günlük gereksinimlerini karşılama güçlükleri olan ve korunma, bakım, rehabilitasyon, danışmanlık ve destek hizmetlerine ihtiyaç duyan kişiyi, Özürlülük ölçütü:Uluslararası temel ölçütler esas alınarak hazırlanan ve gerek duyuldukça revize edilen ölçütleri, Hafif özürlü: Özürlülük ölçütüne göre, hafif özürlü olarak tanımlanan kişiyi, Ağır özürlü: Özürlülük ölçütüne göre, ağır özürlü olarak tanımlanan kişiyi, e) Bakıma muhtaç özürlü: Özürlülük sınıflandırmasına göre resmi sağlık kurulu raporu ile ağır özürlü olduğu belgelendirilenlerden, günlük hayatın alışılmış, tekrar eden gereklerini önemli ölçüde yerine getirememesi nedeniyle hayatını başkasının yardımı ve bakımı olmadan devam ettiremeyecek derecede düşkün olan kişileri, f) Korumalı işyeri: Normal işgücü piyasasına kazandırılmaları güç olan özürlüler için, meslekî rehabilitasyon ve istihdam oluşturmak amacıyla Devlet tarafından teknik ve malî yönden desteklendiği ve çalışma ortamının özel olarak düzenlendiği işyerini, g) Korumalı işyeri statüsü:Çalışanlarının yönetmelikle belirlenen oranını özürlülerin oluşturduğu veya özürlülere yönelik çalışmaları ile korumalı işyerine sağlanan teknik ve malî destek sağlanma şartlarını taşımayı, h) Rehabilitasyon:Doğuştan veya sonradan herhangi bir nedenle oluşan özrü ortadan kaldırmak veya özürlülüğün etkilerini mümkün olan en az düzeye indirmek, özürlüye yeniden fiziksel, zihinsel, psikolojik, ruhsal, sosyal, meslekî ve ekonomik yararlılık alanlarında başarabileceği en üst düzeyde yetenekler kazandırarak; evinde, işinde ve sosyal yaşamında kendine ve topluma yeterli olabilmesi ve özürlünün toplum ile bütünleşmesi, ayrımcılığa karşı tüm tedbirlerin alınması amacıyla verilen koruyucu, tıbbî, meslekî, eğitsel, rekreasyonal ve psiko-sosyal hizmetler bütününü, i) Sınıflandırma: Önemli bir sağlık öğesi olarak insan vücudunun fonksiyonu ve yetersizliğinin tanımı konusunda ortak ve standart bir dil ve çerçeve geliştirme çalışmasını, İfade eder. Genel esaslar MADDE 4.- Bu Kanun kapsamında bulunan hizmetlerin yerine getirilmesinde aşağıdaki esaslara uyulur: a) Devlet, insan onur ve haysiyetinin dokunulmazlığı temelinde, özürlülerin ve özürlülüğün her tür istismarına karşı sosyal politikalar geliştirir. Özürlüler aleyhine ayrımcılık yapılamaz; ayrımcılıkla mücadele özürlülere yönelik politikaların temel esasıdır. Özürlülere yönelik olarak alınacak kararlarda ve verilecek hizmetlerde özürlülerin, ailelerinin ve gönüllü kuruluşların katılımı sağlanır. Özürlülere yönelik hizmetlerin sunumunda aile bütünlüğünün korunması esastır. Kurum ve kuruluşlarca özürlülere yönelik mevzuat düzenlemelerinde Özürlüler İdaresi Başkanlığının görüşünün alınması zorunludur. İKİNCİ BÖLÜM Sınıflandırma, Bakım, Rehabilitasyon, İstihdam, Eğitim, İş ve Meslek Analizi Sınıflandırma MADDE 5.- Özürlülerle ilgili derecelendirmeler, sınıflandırmalar, tanılamalar uluslararası özürlülük sınıflandırması temel alınarak hazırlanan özürlülük ölçütüne göre yapılır. Özürlülük ölçütünün tespiti ve uygulama esasları, Maliye Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı ile Özürlüler İdaresi Başkanlığınca müştereken çıkarılacak yönetmelikle belirlenir. Bakım MADDE 6.- Özürlü kişilerin yaşamlarını öncelikle bulundukları ortamda sağlık, huzur ve güven içinde sürdürmesi, toplum içinde kendi kendilerini idare edebilecek ve üretken hâle gelebilecek şekilde bakım ve rehabilitasyonlarının yapılması, bunlardan ihtiyacı olanların geçici veya sürekli bakım altına alınması veya bunlara evde bakım hizmeti sunulması esastır. Ruhsatlandırma MADDE 7.- Özürlülere yönelik bakım hizmetlerini, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğünden ruhsat alan gerçek ve tüzel kişiler ile kamu kurum ve kuruluşları verebilir. Hizmet sunumu MADDE 8.- Bakım hizmetlerinin sunumunda kişinin biyolojik, fiziksel, psikolojik ve sosyal ihtiyaçları da dikkate alınır. Bakım hizmetlerinin standardizasyonu, geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması için Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü koordinasyonunda çalışmalar yürütülür. Bakım hizmetleri ile bakımın nitelikli temini sağlanır. Bakım çeşitleri MADDE 9.- Bakım hizmetleri, evde bakım veya kurum bakımı modelleriyle sunulabilir. Öncelikle kişinin sosyal ve fiziksel çevresinden ayrılmaksızın hizmetin sunulması esas alınır. Rehabilitasyon MADDE 10.- Rehabilitasyon hizmetleri toplumsal hayata katılım ve eşitlik temelinde özürlülerin bireysel ve toplumsal ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik olarak verilir. Rehabilitasyon kararının alınması, plânlanması, yürütülmesi, sonlandırılması dâhil her aşamasında özürlü ve ailesinin aktif ve etkili katılımı esastır. Rehabilitasyonun her alanında ihtiyaç duyulan personelin yetiştirilmesine yönelik eğitim programları geliştirilir ve bu personelin istihdamı için gerekli önlemler alınır. Erken tanı ve koruyucu hizmetler MADDE 11.- Yeni doğan, erken çocukluk ve çocukluğun her dönemi fiziksel, işitsel, duyusal, sosyal, ruhsal ve zihinsel gelişimlerinin izlenmesi, genetik geçişli ve özürlülüğe neden olabilecek hastalıkların erken teşhis edilmesinin sağlanması, özürlülüğün önlenmesi, var olan özrün şiddetinin olabilecek en düşük seviyeye çekilmesi ve ilerlemesinin durdurulmasına ilişkin çalışmalar Sağlık Bakanlığınca planlanır ve yürütülür. İş ve meslek analizi MADDE 12.- Özür türlerini dikkate alan iş ve meslek analizleri, Özürlüler İdaresi Başkanlığının koordinatörlüğünde Millî Eğitim Bakanlığı ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından yapılır. Bu analizlerin ışığında, özürlülerin durumlarına uygun meslekî rehabilitasyon ve eğitim programları, anılan kurumlarca geliştirilir. Meslekî rehabilitasyon MADDE 13.- Özürlülerin yeteneklerine göre mesleğini seçme ve bu alanda eğitim alma hakkı kısıtlanamaz. Özürlülerin yetenekleri doğrultusunda yapabilecekleri bir işte eğitilmesi, meslek kazandırılması, verimli kılınarak ekonomik ve sosyal refahının sağlanması amacıyla meslekî rehabilitasyon hizmetlerinden yararlanmasının sağlanması esastır. Gerçek veya tüzel kişilerce açılacak olan özel meslekî rehabilitasyon merkezleri, yetenek geliştirme merkezleri ve korumalı işyerlerinin değişik tipleri ile özel işyerlerinde bireylerin bireysel gelişimleri ve yeteneklerine uygun iş veya becerilerini geliştirici tedbirler alınır. Bu alandaki hizmetler ihtiyaçlara göre iş ve meslek analizi yapılarak hizmet satın alınması suretiyle temin edilebilir. Buna ilişkin usul ve esaslar, Milli Eğitim Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve Özürlüler İdaresi Başkanlığınca müştereken çıkarılacak yönetmelikle belirlenir. Sosyal ve mesleki rehabilitasyon hizmetleri belediyeler tarafından da verilir. Belediyeler bu hizmetlerin sunumu sırasında gerekli gördüğü hallerde, halk eğitim ve çıraklık eğitim merkezleri ile işbirliği yapar. Özürlünün rehabilitasyon talebinin karşılanamaması halinde, özürlü, hizmeti en yakın merkezden alır ve ilgili belediye her yıl bütçe talimatında belirlenen miktarı hizmetin satın alındığı merkeze öder. İstihdam MADDE 14.- İşe alımda; iş seçiminden, başvuru formları, seçim süreci, teknik değerlendirme, önerilen çalışma süreleri ve şartlarına kadar olan safhaların hiçbirinde özürlülerin aleyhine ayrımcı uygulamalarda bulunulamaz. Çalışan özürlülerin aleyhinde sonuç doğuracak şekilde, özrüyle ilgili olarak diğer kişilerden farklı muamelede bulunulamaz. Çalışan veya iş başvurusunda bulunan özürlülerin karşılaşabileceği engel ve güçlükleri azaltmaya veya ortadan kaldırmaya yönelik istihdam süreçlerindeki önlemlerin alınması ve işyerinde fiziksel düzenlemelerin bu konuda görev, yetki ve sorumluluğu bulunan kurum ve kuruluşlar ile işyerleri tarafından yapılması zorunludur. Özürlülük durumları sebebiyle işgücü piyasasına kazandırılmaları güç olan özürlülerin istihdamı, öncelikle korumalı işyerleri aracılığıyla sağlanır. Korumalı işyerleriyle ilgili usul ve esaslar Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve Özürlüler İdaresi Başkanlığınca müştereken çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir. Eğitim ve öğretim MADDE 15.- Hiçbir gerekçeyle özürlülerin eğitim alması engellenemez. Özürlü çocuklara, gençlere ve yetişkinlere, özel durumları ve farklılıkları dikkate alınarak, bütünleştirilmiş ortamlarda ve özürlü olmayanlarla eşit eğitim imkânı sağlanır. Özürlü üniversite öğrencilerinin öğrenim hayatlarını kolaylaştırabilmek için Yükseköğretim Kurulu bünyesinde araç-gereç temini, özel ders materyallerinin hazırlanması, özürlülere uygun eğitim, araştırma ve barındırma ortamlarının hazırlanmasının temini gibi konularda çalışma yapmak üzere Özürlüler Danışma ve Koordinasyon Merkezi kurulur. Özürlüler Danışma ve Koordinasyon Merkezinin, çalışma usul ve esasları, Sağlık Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ve Yükseköğretim Kurumu ile Özürlüler İdaresi Başkanlığınca müştereken hazırlanan yönetmelikle belirlenir. İşitme özürlülerin eğitim ve iletişimlerinin sağlanması amacıyla Türk Dil Kurumu Başkanlığı tarafından Türk işaret dili sistemi oluşturulur. Bu sistemin oluşturulmasına ve uygulanmasına yönelik çalışmaların esas ve usulleri Türk Dil Kurumu Başkanlığı koordinatörlüğünde, Milli Eğitim Bakanlığı, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü ve Özürlüler İdaresi Başkanlığınca müştereken çıkarılacak yönetmelikle belirlenir. Özürlülerin, her türlü eğitim ve kültürel ihtiyaçlarını karşılamak üzere kabartma, sesli, elektronik kitap; alt yazılı film ve benzeri materyal üretilmesini teminen gerekli işlemler, Millî Eğitim Bakanlığı ve Kültür ve Turizm Bakanlığınca müştereken yürütülür. Eğitsel değerlendirme MADDE 16.- Özürlülerin eğitsel değerlendirme ve tanılaması il milli eğitim müdürlükleri rehberlik araştırma merkezlerinde uzman kişilerden oluşan ve özürlü ailesinin yer aldığı özel eğitim değerlendirme kurulu tarafından yapılır ve eğitim plânlaması geliştirilir. Bu plânlama her yıl yeniden değerlendirilerek, gelişmeler doğrultusunda gözden geçirilir. Çıraklık eğitimi almak isteyen özürlülerin ilgi, istek, yetenek ve becerileri doğrultusunda ve sağlık kurulu raporunu da dikkate almak suretiyle hangi meslek dalında eğitim alacaklarına kurul karar verir. Kurulun teşkili ve çalışma usul ve esasları Milli Eğitim Bakanlığı ile Özürlüler İdaresi Başkanlığınca müştereken çıkarılacak yönetmelikle belirlenir. ÜÇÜNCÜ BÖLÜM Değiştirilen Hükümler MADDE 17.- 8.6.1965 tarihli ve 625 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanununun 1 inci maddesinde yer alan “öğrenci etüd eğitim merkezleri” ibaresinden sonra gelmek üzere “özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri,” ibaresi eklenmiştir. MADDE 18 .- 625 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir. Geçici Madde 2.- 2828 sayılı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanunu hükümleri gereği izin almış olan özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri 31.12.2007 tarihine kadar Millî Eğitim Bakanlığınca belirlenen hükümlere uygun olarak açılış izinlerini yenilerler. MADDE 19.- 23.6.1965 tarihli ve 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununun 42 nci maddesinin birinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiştir. Özürlülerin yaşamı için zorunluluk göstermesi hâlinde, proje tadili kat maliklerinin en geç üç ay içerisinde yapacağı toplantıda görüşülerek sayı ve arsa payı çoğunluğu ile karara bağlanır. Toplantının bu süre içerisinde yapılamaması veya tadilat talebinin çoğunlukla kabul edilmemesi durumunda; ilgili kat malikinin talebi üzerine bina güvenliğinin tehlikeye sokulmadığını bildirir komisyon raporuna istinaden ilgili mercilerden alınacak tasdikli proje değişikliği veya krokiye göre inşaat, onarım ve tesis yapılır. İlgili merciler, tasdikli proje değişikliği veya kroki taleplerini en geç altı ay içinde sonuçlandırır.Komisyonun teşkili, çalışma usulü ile özürlünün kullanımından sonraki süreç ile ilgili usul ve esaslar Bayındırlık ve İskan Bakanlığı ile Özürlüler İdaresi Başkanlığı tarafından müştereken hazırlanacak yönetmelikle belirlenir. MADDE 20.- 14.7.1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 53 üncü maddesinin başlığı ve birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. “Özürlülerin Devlet memurluğuna alınmaları:” Mevzuata uygun olmak kaydıyla; mesleği olan özürlülerin mesleklerine uygun münhal kadrolara atanması, mesleklerini icra veya infaza yardımcı araç ve gerecin kurumlarınca temin edilmesi esastır. Özürlülerin Devlet memurluğuna alınma şartları ile hangi işlerde çalıştırılacakları, mesleklerini icra ve infazda hangi yardımcı araç ve gereçlerin kurumlarınca temin edileceği, zihinsel özürlülerin hangi görevlere atanmasında asgari eğitim şartından istisna edileceği hususları Maliye Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Özürlüler İdaresi Başkanlığı ve Devlet Personel Başkanlığınca müştereken hazırlanacak yönetmelikle düzenlenir. MADDE 21.- 657 sayılı Kanuna aşağıdaki ek madde eklenmiştir. Ek Madde 39.- Devlet memurlarının, hayatını başkasının yardım veya bakımı olmadan devam ettiremeyecek derecede özürlü olduğu sağlık kurulu raporu ile tespit edilen eşi, çocukları ile kardeşlerinin, memuriyet mahalli dışında resmî veya özel eğitim ve öğretim kuruluşlarında eğitim ve öğretim yapacaklarının Özel Eğitim Değerlendirme Kurulu tarafından belgelendirilmesi hâlinde, ilgilinin talebi üzerine eğitim ve öğretim kuruluşlarının bulunduğu il veya ilçe sınırları dahilinde kurumunda bulunan durumuna uygun boş bir kadroya ataması yapılır.
  5. 4- İthalat İşlemi Komisyon kararının olumlu olması halinde, otomobil ile minibüs için Ankara Naklihane ve Bedelsiz İthalat Gümrük Müdürlüğü’nce “İthal İzin Belgesi” düzenlenir. İzin belgesinin geçerlilik süresi 6 (altı) aydır. Taşıt, izin belgesinin geçerlilik süresi içerisinde Ankara Naklihane ve Bedelsiz İthalat Gümrük Müdürlüğü’ne teslim edilir. Gümrük Müdürü veya yetkili kılacağı Gümrük Müdür Yardımcısı başkanlığında iki muayene memurundan oluşturulan heyet tarafından aracın söz konusu heyet kararına uygunluğunun tespit işlemleri yapılarak uygun bulunması halinde ithaline izin verilir. Adı geçen gümrük idaresince, ithal işlemi tamamlanan binek otomobil ve minibüs için düzenlenecek trafik şahadetnamesine şerh konularak ilgili trafik tescil dairesine gönderilir. 5- Araçların Devir ve Satışı Gümrük Vergisinden Muafiyet ve İstisna Tanınacak Haller Hakkında Karar gereğince, gümrük vergisinden muaf olarak ithal edilen eşya, gümrüğün izni olmadan ve gümrük vergileri alınmadan malul ve engelli olmayanlara ödünç verilemez, kiralanamaz, devredilemez veya satılamaz. Söz konusu eşya ve malzemeler muafiyetin veriliş amacına uygun kullanılmak ve ilgili gümrük müdürlüğünden izin alınmak kaydıyla muafiyet hakkı tanınmış başka bir kurum veya kuruluşa ödünç verilir, kiralanır, devredilir veya satılırsa gümrük vergileri aranmaz. Malul veya engelli kişiler; mülkiyetlerinde gümrük vergisi ödemeden ithal edilmiş özel tertibatlı otomobil, minibüs ve motosiklet kayıtlı olduğu sürece ve bunların fiili ithal tarihinden itibaren 5 (beş) yıl geçmedikçe, bu taşıtları satamaz ve yeniden aynı şekilde muaf olarak otomobil, minibüs ve motosiklet ithal edemezler. Özel olarak dizayn edilmiş aracı devralacak kişinin sakatlığının farklı olması halinde, devredilecek taşıtın Ankara Naklihane ve Bedelsiz İthalat Gümrük Müdürlüğü'ne teslim edilmesi ve devri alacak kişinin sakatlığına uygun olarak aracın anılan Gümrük İdaresinin gözetimi altında dizayn edilmesi gerekmektedir. B-ÖZEL TÜKETİM VERGİSİ 4760 Sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununda 5228 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle, engellilere motorlu taşıt araçlarının yurt içinden satın alınması veya ithal edilmesi sırasında sağlanan Özel Tüketim Vergisi(ÖTV) istisnasının kapsamı 31.07.2004 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere genişletilmiştir. Anılan kanunun “Diğer İstisnalar” başlıklı 7 inci maddesinin 2 inci bendi uyarınca; “Madde 7 - Bu Kanuna ekli; 2. (Değişik: 16/7/2004 - 5228/21 md.) (II) sayılı listede yer alan kayıt ve tescile tâbi mallardan; a) 87.03 (motor silindir hacmi 1.600 cm³`ü aşanlar hariç), 87.04 (motor silindir hacmi 2.800 cm³`ü aşanlar hariç) ve 87.11 G.T.İ.P. numaralarında yer alanların, sakatlık derecesi % 90 veya daha fazla olan malûl ve engelliler tarafından, 87.03 (motor silindir hacmi 1.600 cm³`ü aşanlar hariç), 87.04 (motor silindir hacmi 2.800 cm³`ü aşanlar hariç) ve 87.11 G.T.İ.P. numaralarında yer alanların, bizzat kullanma amacıyla sakatlığına uygun hareket ettirici özel tertibat yaptıran malûl ve engelliler tarafından, Beş yılda bir defaya mahsus olmak üzere ilk iktisabı,.................” Özel tüketim vergisinden istisnadır. Yapılan düzenleme ile daha önceki uygulamaya ek olarak sakatlık derecesi % 90 ve daha fazla olanlar engellilerin bazı taşıt araçlarını özel tertibat veya mekanik ilave yaptırılması şartı olmaksızın Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) ödemeden satın alabilmelerine imkân sağlanmıştır. Engelli adına kayıtlı olan araç bu kişinin üçüncü dereceye kadar kan ve sihri hısımlarından birisi veya noterce düzenlenmiş iş akdine bağlı olarak istihdam edilen bir sürücü tarafından kullanılacaktır.Engelli ve malüllere ÖTV istisnası ile ilgili ayrıntılı açıklamalar 1 Seri Numaralı ÖTV Genel Tebliğinde[4] yapılmıştır. 1- ÖTV’den İstisna Taşıt Araçları Malül ve engellilerin özel tertibat yapılma şartı olsun veya olmasın ÖTV ödemeden iktisap edebilecekleri taşıt araçlarını şu şekilde sıralayabiliriz: - Motor silindir hacmi 1600 cm3 ü aşmayan binek otomobilleri ve esas itibariyle insan taşımak üzere imal edilmiş diğer motorlu taşıtlar(steyşın vagon,arazi taşıtı ve jeepler dahil), - Motor silidir hacmi 2800 cm3’ü aşmayan eşya taşımaya mahsus taşıtlar, - Motosikletler, mopedler ve bir yardımcı motoru bulunan tekerlekli taşıtlar, Buna göre, Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli (II) sayılı listede bulunan taşıt araçlarından motor silindir hacmi 1.600 cm³’ü aşmayan binek otomobilleri, motor silindir hacmi 2.800 cm³’ü aşmayan kamyonet, pikap vb. eşya taşımaya mahsus taşıt araçları ile motosikletlerin sakatlık derecesi % 90 veya daha fazla olan malul ve engelliler veya bizzat kullanmak amacıyla sakatlığına uygun hareket ettirici özel tertibat yaptıran malul ve engelliler tarafından, beş yılda bir defaya mahsus olmak üzere yetkili satıcı veya galeriden satın alınmasında ÖTV tahsil edilmeyecektir. ÖTV istisnası uygulanan araçlar için istisnadan yararlanan kişi (veya kişiler) adına düzenlenecek faturalarda ÖTV gösterilmeyecektir.Bu tür araçların kayıt ve tescilini yapanların, araç sahibinin faturada ve “ÖTV Ödeme Belgesi” nde alıcı olarak gösterilen kişi (veya kişiler) olduğunu tespit etmeleri gerekmektedir. 2- Sakatlık Derecesi %90 veya Daha Yüksek Olanlarda İstisna Özel Tüketim Vergisi Kanununda 5228 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonucu,malül ve engellilere sağlanan ÖTV istisnasının kapsamı genişletilmiş ve engel derecesi % 90 nı aşanların herhangi bir mekanik ilave veya tadilat yapılması şartı olmaksızın yurt içinden veya yurt dışından iktisap ettikleri taşıt araçlarından ÖTV tahsil edilmemesi sağlanmıştır.Engel sebebinin önemi bulunmamaktadır. Görme, işitme, konuşma veya ortopedik olabileceği gibi zihinsel engellilerde yasadan yararlanabilmektedir. Sakatlık derecesinin % 90 ve üzerinde olduğu, “Özürlülere Verilecek Sağlık Raporları Hakkında Yönetmelik” uyarınca Sağlık Bakanlığının belirlediği sağlık kuruluşlarından(tam teşekküllü Devlet Hastanesi) alınacak rapor ile belgelendirilmesi şartıyla, yukarda vasfı ve motor silindir hacmi belirtilmiş olan araçlardan birisinin engelliler tarafından ÖTV ödenmeden satın alınması veya ithal edilmesi imkân dahilindedir. Bu şekilde yurt içinden taşıt aracı iktisap edecek veya ithal edecek olanların motorlu taşıt kullanma ve ehliyet alma imkânları olmadığı için bunlar adına alınan taşıtlar başkaları tarafından kullanılacaktır. Bu kişilerde, Gümrük Vergilerinden Muafiyet ve İstisna Tanınacak Haller Hakkında Karar ve Karayolları Trafik Yönetmeliği’nde tanımlandığı üzere, araç sahibinin üçüncü dereceye kadar kan ve sihri hısımlarından birisi veya noterce düzenlenmiş iş akdine bağlı olarak istihdam edilen bir sürücü olacaktır. Yetkili sağlık kuruluşlarından alınacak sağlık kurulu raporunun, araçların ilk iktisabının yapılacağı motorlu araç ticareti yapan yetkili bayi veya galeri tarafından vergi dairesine verilecek Özel Tüketim Beyannamesine eklenmesi suretiyle, beyannamede ÖTV hesaplanmayacaktır. Vergi dairesince kabul edilen beyanname ve ekleri incelenerek tahakkuk fişi ve istisna uygulandığını gösteren “ÖTV Ödeme Belgesi” düzenlenecek ve mükellefe verilecektir. 3- Bizzat Kullanmak Amacıyla İlk İktisabı Yapılan Araçlarda İstisna Yukarıda belirtilen şartları taşıyan araçların bizzat kullanmak amacıyla sakatlığına uygun hareket ettirici özel tertibat yaptıran malul ve engelliler tarafından ilk iktisabı ÖTV’den istisna edilmiştir. Bu istisnadan yararlanan kişilerin istisna uygulanan ilk iktisaplarına ilişkin olarak mükellefler tarafından verilecek ÖTV beyannamesine; - Alıcının maluliyeti veya sakatlığı ile özel tertibat yaptırılan araçları kullanabileceğine dair Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri uyarınca yetkili sağlık kuruluşlarından alınan sağlık kurulu raporu, - Aracın sakatlığa uygun olarak tadil edildiğine dair teknik belgenin aslı veya noter onaylı örneği, - Alıcının “H” sınıfı sürücü belgesinin fotokopisi, eklenecek ve beyannamede ÖTV hesaplanmayacaktır. Vergi dairesince kabul edilen beyanname ve ekleri incelenerek, araçta yapılan özel tertibatın raporda yazılı sakatlığa uygun hareket ettirici bir tadilat olduğu tespit edilecektir. Bu tespit üzerine tahakkuk fişi ve istisna uygulandığını gösteren “ÖTV Ödeme Belgesi” düzenlenecek ve mükellefe verilecektir. Malul ve engellilerin yurt dışından ithal edeceği taşıt araçları için de ilgili belgelerin gümrük idaresine ibrazı üzerine ÖTV istisnası uygulanacaktır. İstisna kapsamında taşıt aracı ithal edenlerin kimlik bilgileri (Adı, soyadı, ana ve baba adı, doğum yeri ve tarihi), sakatlığa dair raporun verildiği hastane, tarihi, sayısı, sakatlık türü ve derecesi ile ithal edilen taşıt aracının özelliklerini (G.T.İ.P. numarası, cinsi, modeli, markası, tipi, motor silindir hacmi) gösteren listeler gümrük idarelerince aylık olarak hazırlanarak, takip eden ayın onbeşinci günü akşamına kadar Gelirler Genel Müdürlüğüne bildirilecektir. 4- ÖTV İstisnasının Süresi Yukarıda açıklanan usul ve esaslara göre istisnadan yaralanan malül ve engelliler 5 yıl süre ile ikinci bir defa bu istisnadan yararlanamayacaklardır. İstisnadan yararlanarak adlarına bir taşıt aracı tescil edilenlerin tescil tarihinden itibaren 5 yıl süresince ÖTV ödemeden taşıt aracı satın almaları veya ithal etmeleri mümkün değildir. ÖTV Kanununun 15. maddesinin 2 numaralı fıkrası uyarınca, motorlu taşıtlardan kayıt ve tescile tabi olanların ilk iktisabında ÖTV istisnasından yararlananların, bu taşıtı istisnadan yararlanmayan bir kişi veya kuruma devretmesi halinde, bu devir dolayısıyla adına kayıt ve tescil işlemi yapılandan, ilk iktisaptaki matrah üzerinden, kayıt ve tescil tarihindeki orana göre, bu tarihte tarh ve tahakkuku yapılacak olan ÖTV tahsil edilecektir. Buna göre malul ve sakatlarca ilk iktisabında istisna uygulanan motorlu taşıtların, istisnadan yararlanmayan kişi veya kurumlarca bunlardan iktisabında, alıcılar tarafından (2A) numaralı ÖTV beyannamesi düzenlenerek, bu işlemin yapıldığı yerde tek vergi dairesi varsa bu vergi dairesine, birden fazla vergi dairesi varsa motorlu taşıtlar vergisi ile görevli vergi dairesine verilecek ve vergi ödenecektir. Beyannamede matrah olarak, aracın istisnadan yararlanılarak ilk iktisap edildiği tarihteki matrah; oran olarak ise aracın malul veya sakattan iktisabı tarihinde geçerli olan oran yazılarak vergi hesaplanacaktır. Ancak, ilk iktisabında istisna uygulanan söz konusu taşıt araçlarının veraset yoluyla intikallerinde bu hüküm uygulanmayarak ÖTV nin sonradan tahsili yoluna gidilmeyecektir. ÖTV ödenmeden malül veya engelli tarafından yukarıda belirtilen esaslara göre iktisap edilen veya ithal edilen aracın çalınması üzerine, beş yıl içersinde alınan yeni aracın 4760 sayılı ÖTV Kanununun 7/2. maddesi gereği istisna hükmünden yararlandırılması mümkün bulunmamaktadır. Engelli veya malül tarafından, çalınan araç yerine çalınan aracın tescil tarihinden itibaren 5 yıl geçmeden yeni alınan motorlu taşıt için ÖTV ödenecektir. [5] C- MOTORLU TAŞITLAR VERGİSİ 5035 sayılı Kanunun 22. maddesi ile Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu’nun istisnalara ilişkin 4. maddesinin © bendi değiştirilerek “Sakatlık dereceleri % 90 ve daha fazla olan malûl ve engellilerin adlarına kayıtlı taşıtlar ile diğer malûl ve engellilerin, bu durumlarına uygun hale getirilmiş özel tertibatlı taşıtlar.” için Motorlu Taşıtlar Vergisi tahsil edilmemesi ilkesi getirilmiştir. Yapılan düzenleme ile malûl ifadesine engelliler ifadesi eklenmiş, malûl ve engellilerin bu istisnadan yararlanma şartı olan “bizzat kullanmak” zorunluluğu uygulamadan kaldırılarak; sakatlık dereceleri % 90 ve daha fazla olan malûl ve engellilerin adlarına kayıtlı taşıtlar ile diğer malûl ve engellilerin adlarına kayıtlı olan özel tertibatlı taşıtlar motorlu taşıtlar vergisinden istisna edilmiştir. Sakatlık dereceleri % 90 ve daha fazla olan malûl ve engellilerin bu durumlarını tam teşekküllü Devlet hastanesinden alınmış olan sağlık kurulu raporu ile ilgili vergi dairelerine belgelendirmeleri halinde, söz konusu malûl ve engellilerin kendi adlarına kayıt ve tescil edilmiş olan taşıtları, motorlu taşıtlar vergisine tabi tutulmayacaktır. Bu istisnadan yararlanmak için, malûl ve engellilere ait taşıtın özel tertibatlı veya özel tertibatlı hale getirilmiş olması şartı aranmayacaktır. Sakatlık dereceleri % 90 dan az olan malûl ve engellilerin bu durumlarını; tam teşekküllü Devlet hastanesinden alınan sağlık kurulu raporu ile belgelendirmeleri ve kendi adlarına kayıt ve tescilli olan taşıtların engellilik haline uygun özel tertibatlı veya özel tertibatlı hale getirilmiş taşıtlar olduğunu belirten “Motorlu Araç Tescil Belgesi”nin ilgili tescil kuruluşlarınca onaylanmış örneği ile “Araçlar İçin Teknik Belge” ve “Proje Raporu”nun aslı veya noter onaylı örneğini ilgili vergi dairelerine ibraz etmeleri halinde bu istisna hükmünden yararlanabileceklerdir. İstisnadan yararlanacak olan malûl ve engelliler tarafından; “Malûl ve Engelliler Adına Kayıt ve Tescilli Taşıtlarda Motorlu Taşıtlar Vergisi İstisnası Bildirim Formu” istisnadan yararlanmak için gerekli olan diğer belgeler ile birlikte ilgili vergi dairesine verilecektir. D- KATMA DEĞER VERGİSİ 3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanununda, sakatlık dereceleri % 90 ve daha fazla olan malûl ve engellilerin kendi adlarına kayıt ve tescil edilmiş olan taşıtlar yanında sakatlık dereceleri % 90 dan az olan malûl ve engellilerin adlarına kayıt ve tescilli olan ve engellilik haline uygun özel tertibatlı veya özel tertibatlı hale getirilmiş taşıtlar için, istisnai bir düzenleme bulunmamaktadır. Malül veya engelliler tarafından iktisap edilen veya ithal edilen taşıtlar genel KDV oranına tabidir (%18). ÖTV gibi bir tüketim vergisinde yer alan bu anlayışın KDV’de yer almaması kolay izah edilemez. Bu tür taşıtlar, en azından genel KDV oranı yerine indirimli orana tabi mallar arasında yer alabilmelidir.[6] III- MALÜL VE ENGELLİLERE AİT TAŞITLARIN TRAFİK İŞLEMLERİ 31 Aralık 2004 Tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Karayolları Trafik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 53 üncü ve 74 üncü maddelerinde değişiklik yapılarak; ithaline izin verilen veya ülkemizde imal edilen malul, sakat ve engellilere ait özel tertibatlı araçlar ile sakatlık derecesi % 90 ve üzerinde olan malul ve engelliler adına Özel Tüketim Vergisinden muaf olarak tescil edilmiş özel tertibatı olmayan araçlara, üzerinde sakatlara mahsus işaret bulunan plakalardan verileceği hüküm altına alınmıştır. Bu tür araçların trafik kuruluşlarınca tescil işlemlerinin yapılması sırasında; - Bizzat kullanım amacıyla malul, sakat ve engelli tarafından ithal edilen özel tertibatlı otomobiller ile motosikletlerin tescil belgelerine, “Araç sahibi tarafından kullanılması zorunlu olup, ilgili gümrük müdürlüğünün izni olmadan devri, satışı, hibesi, intifasının mülkiyeti muhafaza kaydıyla veya sair şekillerde akden devri, tasarruf hakkının vekaletname ile devredilmesi, kiralanması, ödünç verilmesi, özel tertibatının kaldırılması veya değiştirilmesi yasaktır.” , - Malul, sakat ve engelli tarafından ithal edilen özel tertibatlı minibüslerin tescil belgelerine, “Araç sahibinin üçüncü dereceye kadar kan ve sihri hısımlarından bir sürücü veya noterce düzenlenmiş iş akdine bağlı olarak istihdam edilen bir sürücü tarafından kullanılması zorunlu olup, ilgili gümrük müdürlüğünün izni olmadan devri, satışı, hibesi, intifasının mülkiyeti muhafaza kaydıyla veya sair şekillerde akden devri, tasarruf hakkının vekaletname ile devredilmesi, kiralanması ödünç verilmesi, özel tertibatının kaldırılması veya değiştirilmesi yasaktır.” , - Malul, sakat ve engelli tarafından bizzat kullanılmak amacıyla ülkemizden satın alınarak ilk iktisap edilen özel tertibatlı araçların tescil belgelerine, “Araç sahibi tarafından kullanılması zorunlu olup, Özel Tüketim Vergisi ödenmeden devri, satışı, hibesi, intifasının mülkiyeti muhafaza kaydıyla veya sair şekillerde akden devri, tasarruf hakkının vekaletname ile devredilmesi, kiralanması, ödünç verilmesi, özel tertibatının kaldırılması veya değiştirilmesi yasaktır.” , ikinci el araç olarak satın alınmış ise, “Araç sahibinden başkasının kullanması yasaktır.” şeklinde şerh konulacaktır. Özel tertibatı olmayıp, sakatlık derecesi % 90 ve üzeri olan malul ve engelliler tarafından ÖTV’den muaf olarak bizzat ithal edilen ya da ülkemizden satın alınan araçların tescil belgelerine, “Araç sahibi malul ve engelli kişinin kanuni mümessili ile üçüncü dereceye kadar kan ve sihri hısımlarından bir sürücü veya noterce düzenlenmiş iş akdine bağlı olarak istihdam edilen bir sürücü tarafından kullanılması zorunlu olup, Özel Tüketim Vergisi ödenmeden devri, satışı, hibesi, intifasının mülkiyeti muhafaza kaydıyla veya sair şekillerde akden devri, tasarruf hakkının vekaletname ile devredilmesi, kiralanması, ödünç verilmesi yasaktır.”şeklinde şerh konulacak olup, ayrıca ithal araçların gümrük şahadetnamelerinde, yukarıda belirtilen şerh dışında varsa diğer şerhler de, tescil belgesine işlenecektir. Malul ve sakatlar tarafından ithal edilerek getirilen araçların, aynı durumdaki başka bir malul veya sakata devri veya bunların ölümü sonucunda varislerine intikali halinde, bu araçlar gümrük vergisinden muaf olup, devir ve tescil işlemi ilgili gümrük müdürlüğünün iznine bağlıdır. Araç ülkemizden satın alınmış ise ilgili vergi dairesinin izninin alınması gereklidir. Malul ve sakatlara ait özel tertibatlı araçların her ne sebeple olursa olsun,anılan Yönetmelikle belirlenmiş olan kişiler dışında başkaları tarafından kullanıldığının tespiti halinde aracın trafikten alı konulması yanında bu hususta düzenlenecek tutanak da işlem yapılmak üzere ilgili gümrük ve maliye birimlerine intikal ettirilecektir. Diğer taraftan, zihinsel özürlüler ile reşit olmayan küçüklerin sahibi bulundukları aracın, tescil kuruluşlarında adlarına tescillerinin yapılabilmesi için, ileride doğabilecek hukuki ve cezai sorumlulukları kabul ettiklerine dair, kanuni mümessillerince noterde tanzim ve tasdik edilmiş taahhütnameyi tescil anında tescil birimine vermeleri zorunludur. IV- SONUÇ ÖTV Kanununda, Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanununda ve Gümrük Vergilerinden Muafiyet ve İstisna Tanınacak Haller Hakkında Karar’da yapılan değişikliklerle hiçbir şekilde taşıt kullanması imkanı bulunmayıp akraba veya istihdam ettiği kişilerin kullandığı taşıtlarla ulaşımını sağlayabilecek olan engellilere de vergisel bazı avantajların sağlanması engelli ve malüller için önemli bir gelişme olmuştur. Yapılan düzenlemeler, engelleri dolaysıyla bazı sıkıntılar yaşayan kişilerin ekonomik açıdan desteklenmesi yanında bu kişilerin çalışma ve sosyal hayata katılımlarını destekleyici bir etki yaratacaktır. Diğer taraftan, Anayasamızın 61 inci maddesinde ifade edildiği üzere, Devletin sakatların korunmalarını ve toplum hayatına intibaklarını sağlayıcı tedbirleri alması yolunda atacağı adımlardan birisinin de Katma Değer Vergisi Kanununda da benzer bir düzenleme yapılarak bu teslimlerin KDV’den istisna olması veya en azından, engelli veya malüller tarafından iktisap edilen veya ithal edilen taşıt araçlarına indirimli oranda KDV uygulanması olacağını düşünüyoruz. NOT: YAKLAŞIM DERGİSİ SUBAT VE MART 2005 SAYILARINDA YAYIMLANAN YAZI __________ [1] 4.11.1999 tarih ve 23866 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır. [2] 5 Şubat 2000 tarih ve 23955 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. [3] www.gumruk.gov.tr/toctum1.htm [4] 30.07.2002 tarih ve 24831 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır. [5] İstanbul Defterdarlığının 31.12.2003 ve 7329 sayılı özelgesi [6] TUNCER,Erol. “Malül ve Engellilerin Taşıt İktisabında ÖTV İstisnası Uygulaması ve Bazı Sorunlar”, Vergi Sorunları Dergisi,Ekim 2004.Sayı:193.Sh 8
  6. Engellilere Taşıt Alımında Gösterilen Kolaylıklar Sayıları tam olarak bilinmemekle birlikte görme, işitme, konuşma, zihinsel, ortopedik ve diğerleri olarak sınıflandırılabilecek yaklaşık 9 Milyon engelli (sakat, özürlü) vatandaşımızın bulunduğu tahmin edilmektedir. Engellilerin yaşam şartlarının iyileştirilmesi ve geliştirilmesi anayasal güvence altına alınmıştır. Anayasamızın 61 inci maddesinde, Devletin sakatların korunmalarını ve toplum hayatına intibaklarını sağlayıcı tedbirleri alacağı ve bu amaçlarla gerekli teşkilat ve tesisleri kuracağı veya kurulmasını sağlayacağı ifade edilmiştir. 01 Mart 2005 Levent Gençyürek Maliye Başmüfettişi 9 Eylül Üniversitesi İşletme Fak.Öğretim Görevlisi [email protected] I-GİRİŞ Sayıları tam olarak bilinmemekle birlikte görme, işitme, konuşma, zihinsel, ortopedik ve diğerleri olarak sınıflandırılabilecek yaklaşık 9 Milyon engelli (sakat, özürlü) vatandaşımızın bulunduğu tahmin edilmektedir. Engellilerin yaşam şartlarının iyileştirilmesi ve geliştirilmesi anayasal güvence altına alınmıştır. Anayasamızın 61 inci maddesinde, Devletin sakatların korunmalarını ve toplum hayatına intibaklarını sağlayıcı tedbirleri alacağı ve bu amaçlarla gerekli teşkilat ve tesisleri kuracağı veya kurulmasını sağlayacağı ifade edilmiştir. Engellilerle ilgili olarak atılan adımlardan birisi de engelleri dolaysıyla özel tertibatlı motorlu taşıt kullanmak zorunda olanlarla, hiçbir şekilde taşıt kullanması imkanı bulunmayıp akraba veya istihdam ettiği kişilerin kullandığı taşıtlarla ulaşımını sağlayabilecek olan engellilere vergisel bazı avantajların sağlanması olmuştur. Yapılan düzenlemeler, engelleri dolayısıyla bazı sıkıntılar yaşayan kişilerin ekonomik açıdan desteklenmesi yanında bu kişilerin çalışma ve sosyal hayata katılımlarını destekleyici bir etki yaratacaktır. Engellilere motorlu taşıt edinmelerinde sağlanan vergisel avantajın Gümrük mevzuatı ve vergi mevzuatında çerçevesinde değerlendirilmesi yazımızın konusunu oluşturmaktadır. II-ENGELLİLERE SAĞLANAN VERGİSEL AVANTAJ Gerek vergi mevzuatımızda gerekse gümrük mevzuatımızda yer alan düzenlemeler ile ister yurt içinden satın alma yoluyla isterse yurt dışından ithal edilmek suretiyle engelliler tarafından iktisap edilen motorlu taşıtlar için bazı şartlarla vergisel istisnalar getirilmiştir. A-GÜMRÜK VERGİSİ 4458 Sayılı Gümrük Kanunu’nun[1] 167.inci maddesinin 12 inci bendinde malül ve sakatların kullanımına mahsus eşyanın gümrük vergilerinden muaf olduğu hüküm altına alınmıştır. Yine aynı maddede; sözü edilen eşyayı tanımlamaya, bunların cins, nevi ve miktarları ile muafiyet ve istisna uygulanacak tutarlarını belirlemeye, maktu hadleri sıfıra kadar indirmeye veya iki katına kadar çıkartmaya, sürelerle ilgili alt ve üst sınırları belirlemeye, bu muafiyet ve istisnayı farklı eşyalar itibariyle birlikte veya ayrı ayrı uygulatmaya Bakanlar Kurulunun yetkili olduğu ifade edilmiştir. 13 Ocak 2000 tarih ve 2000/53 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı[2] eki Gümrük Vergilerinden Muafiyet ve İstisna Tanınacak Haller Hakkında Kararın 116 ıncı maddesi şu şekildedir: “Madde 116- 1) Körler hariç olmak üzere malul ve sakatların eğitimi, çalışması veya fiziksel ve ruhsal olarak sosyal gelişimlerine yönelik olarak özel surette imal edilmiş olup, malul ve sakatların kendi kullanımları için getirdikleri veya onlara yardım sağlanması amacına yönelik olarak kamu yararına faaliyette bulunan dernekler ile Sağlık Bakanlığınca yetki verilmiş kurum veya kuruluşlarca ithal edilen eşya, 2) Münhasıran malul ve sakatlar tarafından kullanılmak üzere özel surette imal edilmiş hareket ettirici tertibatı bulunan ve bunlar tarafından ithal edilen motorlu veya motorsuz koltuklar, bisiklet, motosiklet ve motor silindir hacmi 1600 (dahil) cc’ye kadar olan binek otomobilleri (arazi taşıtları hariç) ile el ve ayak fonksiyonlarını tamamen yitirmiş olmaları nedeniyle bizzat sakat kişi tarafından kullanılamayan, sakat kişinin araca binip inmesiyle taşınmasını kolaylaştırıcı tertibatı bulunan ve sakat kişinin üçüncü dereceye kadar kan ve sıhri hısımlarından bir sürücü veya sakat kişi tarafından iş akdine bağlı olarak istihdam edilen bir sürücü tarafından kullanılan motor silindir hacmi 2500 (dahil) cc’ye kadar olan taşıtlar (arazi taşıtları hariç) gümrük vergilerinden muaftır.” Anılan kararın 117 inci maddesinde ise; özel olarak 116 ncı maddede bahsi geçen eşyaya mahsus olan ve eşya ile birlikte getirilen parça, yedek parça ve aksesuarlar veya bu eşyanın bakım, kontrol, ayarlama ya da tamiri için gerekli olan aletlerin de bu muafiyet kapsamında olduğu ifade edilmiştir.Söz konusu parça, yedek parça ve aksesuarlar ile sair aletlerin, eşyanın ithalinden sonra yurda getirilmesi halinde de muafiyetin uygulanabilmesi için bunların muafiyetten yararlanarak ithal edilen eşya ile ilgili olduklarının gümrük idaresine kanıtlanması gerekmektedir. 1- Özel Tertibatlı Aracın İthali Türkiye Gümrük Bölgesi dışında çalışan engelli kişi, ikametini Türkiye Gümrük Bölgesine kesin olarak nakletmesi halinde özel tertibatlı aracı ithalat vergilerinden muaf olarak ithal edebilecektir. Türkiye Gümrük Bölgesinde yerleşik engelli ise; Yurt dışına resmi kanalla döviz transferi veya Türkiye Gümrük Bölgesi dışındaki gerçek ve tüzel kişiler tarafından kendisine bağış yoluyla gönderilen özel tertibatlı aracı vergiden muaf olarak ithal etme hakkına sahiptir. 2- İthal Edilen Özel Tertibatlı Araçlarda Aranılan Şartlar Gümrük vergisi ödenmeden yurt dışından ithal edilecek özel tertibatlı engelli araçlarında aşağıdaki şartlar aranacaktır:[3] - Malül ve engelli tarafından ithal edilmek istenen araç binek otomobili ise, binek otonun münhasıran malül ve engelli tarafından kullanılmak üzere özel surette imal edilmiş hareket ettirici tertibatı bulunmalı ve silindir hacmi 1600 (dahil) cc'ye kadar (arazi taşıtları hariç) olmalıdır. - Minibüs ise; minibüsün el ve ayak fonksiyonunu tamamen yitirmiş sakat kişinin araca inip binmesiyle, taşınmasını kolaylaştırıcı tertibatı bulunmalı ve sakat kişinin üçüncü dereceye kadar kan ve sıhri hısımlarından bir sürücü veya sakat kişi tarafından iş akdine bağlı olarak istihdam edilen bir sürücü tarafından kullanılan silindir hacmi 2500 (dahil) cc’ye kadar (arazi taşıtları hariç) olmalıdır. Özel surette yapılmış hareket ettirici tertibatı bulunmayan ve sadece otomatik vitesli olan binek oto ile sakat kişinin araca binip inmesiyle taşınmasını kolaylaştırıcı tertibatı bulunmayan minibüsün muafiyetten yararlandırılmak suretiyle ithali mümkün değildir. Binek oto ve minibüsün standart olmayan aksesuarları bulunması halinde bu aksesuarların ithaline gümrük vergilerinin tahsili kaydıyla izin verilir. Özel olarak malül ve sakatların kullanımına mahsus olan ve eşya ile birlikte getirilen parça yedek parça ve standart aksesuarlara veya bu eşyanın bakım, kontrol ayarlama, ya da tamiri için gerekli olan aletler de muafiyet kapsamındadır. Söz konusu parça, yedek parça ve aksesuarlar ile sair aletlerin eşyanın ithalinden sonra getirilmesi halinde muafiyetin uygulanması için bunların gümrük vergisi ödenmeden ithal edilen eşya ile ilgili olduklarının belgelendirilmesi gerekmektedir. Malül ve engelli tarafından ithal edilmek istenen araç motosiklet ise, bu motosikletin engelli tarafından kullanılmak üzere özel surette imal edilmiş olması halinde gümrük vergisi ödenmeyecektir. 3- Müracaat Şekli Özel tertibatlı araç için Türkiye’ye getirilmeden önce, malül ve engelli kişiler veya bunlar hesabına bu kişinin vekil tayin ettiği ve Türkiye Gümrük Bölgesinde yerleşik kişiler tarafından, Ankara Naklihane ve Bedelsiz İthalat Gümrük Müdürlüğüne; - Fizik ve Rehabilitasyon merkezince onaylı, 18/3/1998 tarih ve 23290 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan “Sağlık Bakanlığı tarafından Özürlülere Verilecek Sağlık Raporları Hakkında Yönetmelik” eki listede yer alan sağlık kurulu raporu vermeye yetkili sağlık kuruluşlarından alınmış heyet raporunun, (bu raporda; ilgilinin sakatlığı ile bunun derecesinin ve haline göre kullanabileceği taşıt özelliğinin belirtilmesi gerekir. Şayet ilgili, yurt dışında iken resmi bir hastaneden aldığı ve dış temsilciliklerimize onaylattığı bir rapor ibraz ederse bu raporun 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 41 inci maddesine uygunluğunun da ayrıca belgelenmesi gerekir.), - Trafik Dairesince düzenlenen ve ilgili şahsın sakatlık durumu itibariyle, taşıt kullanabileceğini gösteren H sınıfı sürücü belgesinin, biri asıl olmak üzere iki nüshası ise birlikte müracaat edilmesi gerekmektedir. Özel tertibatlı otomobil ithalatı talebi Ankara Gümrükleri Başmüdürü veya yetki vereceği Başmüdür Yardımcısı başkanlığında, Ankara Naklihane ve Bedelsiz İthalat Gümrük Müdürü, İçişleri Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ile Türkiye Sakatlar Konfederasyonu temsilcilerinden oluşan bir heyet tarafından karara bağlanacaktır. Heyet çalışmalarını Ankara Naklihane ve Bedelsiz İthalat Gümrük Müdürlüğünde yürütmekte olup heyetin toplanacağı gün ilgili sakat ve malül kişilerin de anılan gümrükte hazır bulunmaları şartı vardır. Minibüslerin karara bağlama işlemleri Gümrük Müsteşarlığının olumlu ön izninin alınması sonrasında gerçekleştirilecektir.Ayrıca, binek otomobili veya minibüsün ithaline ilişkin kararların (müspet) Komisyon tarafından oybirliği ile verilmesi gerekmektedir.
  7. Merhaba MINEU, Bu söyleyeceklerim sadece sana değil: Katıldığınız boardun kurallarını ve özelliklerini pek okumuyor ve araştırmıyorsunuz. Bu boarda bir çok özellik var özelliklerden biriside YARDIM bölümü... Orada bu konunun geniş olarak açıklaması var aslında herşeyin açıklaması var orada belkide bilmediğiniz başka şeylerinde... Zamanınız olunca bir bakın derim::: http://www.turkish-media.com/forum/index.p...&CODE=01&HID=20
  8. Yaşlı Çocuk - Oldboy (2003) Oldeuboi Kore sinemasından değişik bir film değişik diyorum çünkü film başladığında ne bekledeğimi bilemiyordum bir süre sonra beklenmedik beklentiniz oluyor ve bu beklenti sizi şoka sokacak kadar etkiliyor... 15 yıl neden bir akıl hastenesine kapatıldığını ve uyuşturulduğunu ve dövüldüğünü bilmeden yaşayan Choi kimseyi bu konuda sorumluda tutamıyor. Daha sonra intikam duygusu ile yanan Choi'nin serüveni başlıyor. Bir bayan garsonla tanışıyor ve başka bir beklenmedik... Çok kanlı ama enteresan değişik bir film... Ben mutlaka görmelisiniz diyorum ama aması var. Kanlı bir film olduğunuda unutmayın ve çocukları uzak tutun... Oyuncular: Choi Min-sik, Ji-tae Yu, Hye-jeong Kang, Dae-han Ji, Dal-su Oh, Byeong-ok Kim Yönetmen: Chan Wook Park With no clue how he came to be imprisoned, drugged and tortured for 15 years -- and no one to hold accountable for his suffering -- a desperate businessman seeks revenge on his captors, relying on assistance from a friendly waitress. Korean director Chan-wook Park -- a former philosophy student and Hitchcock devotee -- uses his influences to create a mesmerizing psychological drama with a resolution that will leave you speechless. Cast: Choi Min-sik, Ji-tae Yu, Hye-jeong Kang, Dae-han Ji, Dal-su Oh, Byeong-ok Kim Director: Chan Wook Park
  9. Wallace & Gromit: The Curse of the Were-Rabbit (2005) Bu animasyonda Wallace ve arkadaşı Gromit, Nick Parktaki sebze gizemini araştırıyorlar. Nedense bilinmeyen bir yaratık sebzeleri aşırmakta ve Wallace ve arkadaşıda bunlara karşı koymaktadırlar. Bir süre sonra ortaya çok büyük bir yaratık çıkar ve gizemli olaylar başlar.... Boş zamanınız ve animasyonlu filmleri seviyorsanız izleyin derim... Seslendirenler: Peter Sallis, Ralph Fiennes, Peter Kay, John Thomson Yönetmenler: Steve Box, Nick Park Cheese-loving eccentric Wallace and his cunning canine pal, Gromit, investigate a vegetarian mystery in Nick Park's animated adventure. The lovable inventor and his intrepid pup run a business ridding the town of bugs, using only humane methods that turn their home into a halfway house for evicted vermin. Their work leads them to investigate the mystery of a voracious vegetarian monster who threatens to ruin the annual veggie-growing contest. Cast: Peter Sallis, Ralph Fiennes, Peter Kay, John Thomson Director: Steve Box, Nick Park
  10. İyi Geceler, ve İyi Şanslar - Good Night, and Good Luck (2005) Son yıllarda seyrettiğim içerik açısından en güzel ve anlamlı filmlerden birisi diyebilirim. David Srathairn bir haber sunucusunu (R. Murrow) oynadığı bu filmde yönetmenliği George Clooney yapıyor. Bütün kategorilerde Oscara aday gösterilen bu film hiç bir oscarı alamamasına karşın inanılmaz güzellikte siyah beyaz bir film. Bu filmi anlayabilmek için biraz Amerika tarihini ve ayrıca tek düşünce politikası hakkında bilgi sahibi olmanız gerekmektedir. Size biraz bu konuda bilgi vereyim. 1950lerde Amerikada bir komünizm korkusu almış başını gidiyor ve bunun en önde gelen temsilciside Senatör Joseph McCarthy. Kendinden olmayan herkesi komünist olmakla suçlamaya kadar varan bu tehlikeli tırmanışa R. Murrow adında bir haber sunucusu dur diyor ve oda nasibini alıyor... Film sinematografi açısından çok güzel ve etkileyici bir ritimde çekilmiş... Herkesin mutlaka izlemesi gerek diyorum ve ekliyorum mutlaka görün.... Oyuncular: George Clooney, Robert Downey Jr., Alex Borstein, Jeff Daniels, Frank Langella, Tate Donovan, Patricia Clarkson, David Strathairn, Ray Wise, Robert John Burke Yönetmen: George Clooney George Clooney's Oscar-nominated docudrama pits TV newsman Edward R. Murrow (David Strathairn) against Sen. Joseph McCarthy and his single-minded crusade to quell the red threat at home. Despite corporate pressure to back off, Murrow and his CBS staff are determined to examine the lies and fear tactics perpetrated by McCarthy during his Communist witch-hunts. The impressive cast includes Robert Downey Jr., Patricia Clarkson and Jeff Daniels. Cast: George Clooney, Robert Downey Jr., Alex Borstein, Jeff Daniels, Frank Langella, Tate Donovan, Patricia Clarkson, David Strathairn, Ray Wise, Robert John Burke Director: George Clooney 2006 Oscar - Academy Award®: En iyi film - Best Picture nominee 2006 Oscar - Academy Award®: En iyi aktör - Best Actor nominee: David Strathairn 2006 Oscar - Academy Award®: En iyi yönetmen - Best Director nominee: George Clooney 2006 Independent Spirit Awards®: Best Director nominee: George Clooney 2006 Independent Spirit Awards®: Best Feature nominee 2006 Independent Spirit Awards®: Best Male Lead nominee: David Strathairn 2006 BAFTA®: Best Film nominee 2006 BAFTA®: Best Actor nominee: David Strathairn 2006 BAFTA®: Best Supporting Actor nominee: George Clooney 2006 BAFTA®: Best Direction nominee: George Clooney
  11. Başparmak Emici - Thumbsucker (2005) Lise öğrencisi olan Justin Cobb (Lou Taylor Pucci) hala baş parmağını emmektedir. Babası tarafından bu alışkanlığı yüzünden devamlı aşşağılanmaktadır. Bu alışkanlığından dişçisine bahseder (Keanu Reeves) dişcisi hipnoz yöntemi ile onu tedavi etmeye çalışır ama aması var... Enteresan bir film. Aile içi bir etkileşim örneği. Lise öğrencisi bir gencin kendini araması.... Mutlaka seyredin derim... Oyuncular: Lou Taylor Pucci, Tilda Swinton, Vincent D'Onofrio, Kelli Garner, Keanu Reeves, Vince Vaughn Yönetmen: Mike Mills Teenager Justin Cobb (Lou Taylor Pucci) has an embarrassing secret: He still sucks his thumb. Berated by his father (Vincent D'Onofrio) for the childish habit and unable to confide in anyone, Justin lets his loopy orthodontist (Keanu Reeves) try hypnosis. It works almost too well; before long, Justin needs another crutch to help keep his angst at bay. Vince Vaughn and Tilda Swinton co-star in director Mike Mills's 2005 Sundance entry. Cast: Lou Taylor Pucci, Tilda Swinton, Vincent D'Onofrio, Kelli Garner, Keanu Reeves, Vince Vaughn Director: Mike Mills
  12. Telaş ve Akıntı - Hustle & Flow (2005) Filmin başında ne saçma sapan bir film dedim ya. 15 dakika dayanırsanız ne kadar güzel bir filmle kaşı karşıya olduğunuzu anlayacaksınız. Hiç tanımadığınız bir dünya sizi bekliyor. Crash filminden tanıdığımız Terrence Dashon Howard gene harikalar yaratıyor. Filmdeki rolü bir pezevenk olan Terrence her zaman yapmak istediği müzik yeteneğini bir hırsızın kendine sattığı bir küçük orgla yapmaya çalışacaktır. Bir çok ödül alan film çok radikal bir film olduğu için çok değişik eleştiri alabildiği gibi çokda sevilebiliyor. Oyuncular: Terrence Dashon Howard, Anthony Anderson, Taryn Manning, Taraji P. Henson Yönetmen: Craig Brewer Terrence Dashon Howard turns in a true star performance in director Craig Brewer's indie drama. DJay (Howard) is a pimp with aspirations of grandeur -- he wants to make it as a rapper -- but he soon discovers that fame isn't all it's cracked up to be. Offering strong characters and notes of sweet romance amid the urban beats of its central plot, this 2005 Sundance Audience Award-winner was produced by John Singleton. Cast: Terrence Dashon Howard, Anthony Anderson, Taryn Manning, Taraji P. Henson Director: Craig Brewer
  13. Admin şurada bir başlık gönderdi: Yabancı Sinema
    Şizofreni - Schizo (2004) Shiza Akıl hastası olduğu söylenen Mustafa yasadışı boks karşılaşmaları için simsarlık yapmaya başlar. Bulduğu boksörlerden birisi ölünce, ölen kişiye verdiği sözü tutmak için sevgilisine para götürür. Oldzhas Nusupbayev inanılmaz bir oyunculuk çıkarmış. Mutlaka izleyin derim Kazak sineması için güzel bir örnek... Ayrıca filmdende anlaşılacağı gibi yoksulluk diz boyu... Schizo, şizofreninin kısaltılmışı... Oyuncular: Oldzhas Nusupbayev, Olga Landina, Eduard Tabishev, Viktor Sukhorukov Yönetmen: Gulshat Omarova Nicknamed "Schizo" for his oddball behavior, 15-year-old Mustafa (Olzhas Nusuppaev, in a debut performance) gets involved in an illegal boxing ring to ensure his family's survival. When an underground match results in one man's death, Schizo agrees to carry the man's money back to his family. Enveloped in a newfound home that's healthier than any he's ever known, Schizo is able to ignore his past -- until it comes back to haunt him. Cast: Oldzhas Nusupbayev, Olga Landina, Eduard Tabishev, Viktor Sukhorukov Director: Gulshat Omarova
  14. Gaza'da Ölmek - Death in Gaza (2004) Bir ingiliz gazetecinin (James Miller) Gaza'da intifadaki çocukların yaşamını konu alan bu belgesel, kendi hayatınada mal olacaktır. Film bir belgesel olarak başlamış ama sonunda kendi hayatını anlatan bir gazetecinin dramına dönüşmüş... Filmde bu savaşın neden sürdüğünü anlamaya çalışıyorsunuz ama bütün sorular havada kalıyor. James Miller intifadaki filistin yaşamını bize çok güzel anlatmış... Mutlaka seyredin diyorum. Kaçırmayın... Jamse Miller'i hala tam olarak İsrail askerlerinin nasıl öldürdüğü açıklığa kavuşmamıştır. Oyuncular: James Miller, Saira Shah Yönetmen: James Miller Documentarians James Miller and Saira Shah planned to produce an in-depth look at the culture of martyrdom and hate pervading the Middle East. In 2003, they chronicled the lives of three Palestinian adolescents growing up in war-torn Gaza. Miller and Shah also wanted to show the Israeli side of the dispute, but during filming, Miller fell victim to the conflict when Israeli forces killed him. This Home Box Office special relates the tragic story. Cast: James Miller, Saira Shah Director: James Miller
  15. BİSİKLETLE KAMPLI TUR Bİsİkletle Kamp Kamp yapmayı ve bisiklete binmeyi seviyorsunuz. Bu ikisini birleştirmeye ne dersiniz? Kamp yerine kadar bisiklet sürmek, üstelik taşınması gereken malzemelerle bunu başarmak bir çok insana çok zor gelebilir. Ama bunu sadece bir kez deneyenler bile yıllar boyu anlatılacak anılarla dönerler. Bisikletle uzun yollar gitmek , Türkiye’yi, hatta başka ülkeleri pedal basarak katetmek bisiklete biraz meraklı bir çok insanın hayalidir. Büyük bir olasılıkla koşullarınız ülkeleri bisikletle gezmek için uygun değildir. Ama yaşadığınız yerin yakın çevresini sevdiklerinizle, arkadaşlarınızla bir kaç günlük kamplı bisiklet turlarıyla keşfetmek size yepyeni bir bakış açısı, yepyeni bir tatil anlayışı kazandırabilir.. Gelin bir kaç günlük kamplı bir bisiklet gezisi için gerekenleri inceleyelim.Öncelikle bu iş için uygun bir bisiklette olması gereken özellikleri tanıyalım. Aslında yurt dışında bu tür geziler için çok çeşitli bisiklet türleri mevcut. Fakat piyasada bulunan veya kendi bisikletinizi bir- iki küçük değişiklikle uzun yola ve eşya taşımaya uygun hale getirebilirsiniz. 1- Her bisiklette olması gereken “hafiflik” özelliği burda da çok önem kazanıyor. Bisikletiniz ne kadar hafifse yokuşları o kadar kolay tırmanırsınız. Artık yaygın olan alüminyum bisikletlerin fiyatları da düşmüş durumda.. Uzun yol yapacağınız bisikletin lastiklerinin koşullara uygun olması çok önemlidir.Çoğunlukla asfalt veya düzgün toprak yollarda gidecekseniz çok iri dişli lastiklere gerek yok. Genelde orta kısmı düz , kenarları az dişli lastikler daha az enerji kaybettirir.( Schwalbe Marathon, Continental City Ride, Maxxis Worm Drive(15-30 EU)) 2- Gidonun çok alçak olması uzun yolda rahatsız edici olabilir.. Eğer gidonunuz düz tipse bunu “city” yani 2 ucu yüksek gidonlar iyi bir çözümdür.Ayrıca bunun dışında gidonu kadroya bağlayan gidon boğazını yükseltmek de rahatlık sağlar. Bazı gidon boğazlarında açı ayarı vardır.. Bunlar da istenen yüksekliğin kolaylıkla ayarlanmasını sağlar. (Gidonlar 5-15 EU, ayarlı boğazlar: 15 EU) 3- Bisiklet selesi amatör binicilerde sorunların bir numaralı kaynağıdır. Çoğunlukla dar ve sert selelerde rahat edemez..Ekonomik modellerde seleler gerçekten rahatsızdır. Arka kısmı geniş ve yumuşak seleler uzun yolda rahat olabilir fakat orta ve uç kısmının bacakların hareketini engellememek için dar olması gerekir. Rahat selelerin fiyatı 7-8 Milyon TL ile 30 Milyon TL arasında değişiyor. Sele üstüne geçirilen silikon (jel) kılıflar da var olan selenizi rahatlatabilir. (Fiyatları 15-40 Milyon TL arasında) 4- Bisikletinizle seyahat ederken kamp malzemenizi taşıayabilmek için iyi bir bagaja ve çantalara gereksinim vardır. Bagaj için özel alaşım alüminyum borulardan yapılanları seçmekte fayda var..(20-45 EU) 5- Çantalar sağlam kordura kumaşından, fermuarlı dış cepli, bagaja takma- çıkarma kolaylığı bulunan modellerden seçilmeli.. Arkaya takılan çantaların 2 yana asılan heybe şeklinde olanları en pratiktir.Bu tip çantalar özel gerdirme sistemi sayesinde bagaja bir kaç saniyede takılıp çıkarılabilmektedir.(Survival, 2 X 35 Litre Çanta seti: 60 EU) 6- Kampınıza doğru yol alırken kaç km. kaldığını veya ortalama süratinizin ne olduğunu merak edebilirsiniz. Bunun için gidona takılan, tekerleğin dönüşünü janta takılı minik bir mıknatıs sayesinde algılayan hız göstergesi yararlı ve eğlenceli bir aksesuardır. Çeşitler,3 fonksiyonlularından (7-10 EU) bulunduğunuz yüksekliği,(85 EU) kalbinizin kaç attığını gösteren(60-95 EU), hatta 5 yıllık biniş grafiğinizi çıkartan ,doğum gününüzü kutlayan (şaka değil!!,75 EU) modellere kadar değişiyor.. Eğer bisikletinize atlayıp tura çıkacaksanız yukarıda sözü edilen tüm ürünleri Yeşil Bisiklet’ten temin edebilir, bisikletinize servis yaptırabilir, ücretsiz danışmanlık alabilirsiniz. Kaynak: -http://www.yesilbisiklet.com/-
  16. MOTOSİKLET TÜRLERİ Motosiklet alırken kullanıcılar ne istediklerini bilerek hareket etmelidirler.Bir mağazaya girdiğinizde ben şunu istiyorum diyebilmelisiniz.Önce ne için motosiklet alıyorsunuz?Hobi mi?Ulaşım aracı olarakmı?Hangi versiyonu ne amaçlı kullanacağınızı bu sayfada görebilirsiniz. Spor bir motosiklet herkesin beğenisini kazanan aynı zamanda ürküten süratli ve rengarenk makyajıyla gençlerin tercihi bir motosişklettir. Ancak otoyollar dışında Türkiye yol şartlarında dikkatli kullanılması gereken bir motosiklettir. Büyük Endurolar,süspansiyonlarından ve geniş çaplı tekerlek ebatlarından,artı yüksekliklerinden dolayı son derece kötü yol şartlarında emniyetli, rahat seyahat motosikletleridir. Kros motosikletler daha ziyade spor amaçlı,dağda,ormanda,atlayıp zıplamak ya da bu dalda yapılan yarışlara katılmak üzere yapılmıştır. Chopper motosikletler,nostaljiyi yaşayan klasik çizgiler,pırıl pırıl parlayan krom detaylar adeta birer biblo. İki saat yıkanıp cilalanan, asorti giysilerle aheste turlanan, gençlerin asilik simgesi,eskilerin mazisi bir tür motosiklettir. Ve son olarak en sempatik,küçük büyük demeden herkesin sevgilisi scooter'lar. No petrol, no trafik,no park ilk başlayanlar için bire bir. Ne tür alırsak alalım 2 teker bir ayrıcalıktır. SUPERSPORT SÜPERSPORTLAR GENELLİKLE HIZ İÇİN YAPILMIŞLARDIR VE GRANDPİX YARIŞLARINDA KULLANILIR HAVA AKIMLARI SON DERECE DÜZEYLİ AYARLANMIŞ MOTORSİKLET TÜRLERİDİR. TOURING BU TÜRLER GEZİNTİ MOTORLARIDIR VE UZUN YOLLARA HAFTA SONU YURT DIŞI GEZİLERİNE BİREBİRDİR RAHATLIĞI VE KULLANIM KOLAYLIĞI ÇOKTUR GENELDE ÇOK ELEKTRONİK DONANIMLIDIRLAR TEYP VS. CHOPPER CHOPPER'LER ÇOK DEĞİŞİK BİR TARZDIR BUNLARDA OLDUKÇA RAHATTIR VE TOURING LER GİBİ UZUN YOLLARDA KULLANILIR ENDURO ENDUROLAR CROUS MOTORLARININ CADDEYE UYARLANMIŞ VERSİYONLARIDIR YANİ TOURING VE CROUS KARIŞIMIZDIR GEZİ AMAÇLIDIR. CROUSE CROUSELAR TIRMANMA KOŞULLARIİÇİN ÜRETİLMİŞTİR ENDUROLARDA OLDUĞU GİBİ SÜSPANSYONLARI GÜÇLÜDÜR VE MOTORUN DEVRİ TÜMÜYLE GÜCÜNE VERİLMİŞTİR YANİ FAZLA HIZ YAPAMAZLAR FAKAT GÜÇLÜDÜRLER. STRET STREET MOTORLAR RACİNG MOTOSİKLETLERİN CADDEYE UYARLANMIŞ VERSİYONUDUR GİDONLARI YÜKSEK OLDUKLARI İÇİN BEL AĞRISINI RACİNGLERE ORANLA DÜŞÜRÜR. ATV ATV LER CROUSELARIN DÖRT TEKERLİKLİSİ DİYEBİLİRİM ONLARDA GÜÇLÜ VE BİR JİP GİBİDİRLER HALK ARASINDA ÇÖL MOTORU VEYA KAR MOTORSİKLETİ DİYE ADLANDIRILIR SCOOTER SCOOTERLERİN ÇOĞU UFAK BİÇİMDE ÜRETİLİR VE TAMBİR ŞEHİR İÇİ MOTORSİKLETLERİDİR FAZLA HIZ YAPMAZLAR AMA RAHAT VE KULLANIŞLIDIRLAR MOPED MOPEDLER ÇOĞUMUZUN MOTOSİKLETLE İLK TANIŞMASINDA ROL ALMIŞ EMEKTARLARIMIZDIR GENELLİKLE 50CC OLUP OTOMATİK DEBRİYAJLIDIR. TRİKE TRİKE MOTOSİKLETLER 3 TEKERLEKLİ CHOPPER GİBİ DEĞİŞİK TARZDA YÜKSEK TORKLU MOTOSİKLETLERDİR. TÜRKİYE'DE HAZEY TÜRK ADINDA ÜRETİME SUNULAN MODELİ VARDIR.
  17. Admin şurada bir başlık gönderdi: Yabancı Sinema
    Düş - Sueno (2005) Meksikada büyük düşlerle Los Angelesa gelen John Leguizamo gerçeklerle tanışması uzun sürmez ve işsiz kalır. Müzisyen olan ve Amerikan rüyasının peşinde koşmaya başlar ve bir ses yarışmasına katılmak için çaba harcar... Sıradan bir film... Boş zamanınız varsa seyredin ama söylemedi demeyin değmez... Ayrıca John Leguizamoya dikkat bu çocuk bir gün yıldız olacak... Oyuncular: John Leguizamo, Elizabeth Pena, Ana Claudia Talancon,Nestor Serrano Yönetmen: Renee Chabria A Mexican immigrant (John Leguizamo) trying to make ends meet in Los Angeles enters a singing contest and achieves the American Dream -- and then some. Before long, he finds himself stuck in a romantic triangle with Mirabella (Elizabeth Peña), his forty-something neighbor, and Nina (Ana Claudia Talancón), a twenty-something veterinary student. This light romantic comedy marks the directorial debut of Renee Chabria, who also penned the screenplay. Cast: John Leguizamo, Elizabeth Pena, Ana Claudia Talancon,Nestor Serrano Director: Renee Chabria
  18. Admin şurada cevap verdi: asterix başlık Yabancı Sinema
    Filmi yeni gördüm... Güzel bir film nedense Russell Crow'u çok sevmiyorum ama bu filmde güzel oynamış, Renee Zellwegerın filme pek bir katkısı olmamış diyebilirim çünkü filmde bir terslik var ne kadar yoksullar ama Renee sanki filmde makyajlı bebek gibi duruyor... Ayrıca Sideway den hatırlatığımız ve benim favorilerimden birisi olan boksör simsarı ve antrenörüde Paul Giamatti gene harika bir oyunculuk çıkarmış... Mutlaka izleyin derim...
  19. Eğitmenler - The Edukators (2005) Die Fetten Jahre Sind Vorbei Son dönem Alman filimlerinden biri olan Edukators. Çok iyi arkadaş olan Jan, Peter berberce siyasi düşünceleri yüzünden bazı evleri kundaklarlar. Hırsızlık yapmadıkları gibi sadece evdeki eşyalara zarar verirler. Komün hayatına benzer bir yaşamla kapitalizme karşı gelmeye çalışırlar. Kundaklamaya çalıştıkları bir evde yakalanırlar ve kendilerini yakalayan kişiyi kaçırmak zorunda kalırlar... Çok güzel bir film kaçırmayın derim.... Oyuncular: Daniel Bruhl, Julia Jentsch, Stipe Erceg, Burghart Klaussner Yönetmen: Hans Weingartner Friends Jan (Daniel Bruhl) and Peter (Stipe Erceg) use a membership list from the city's yacht club to break into mansions. They don't steal, but instead stack furniture, put artworks in the toilet and stereos in the fridge, then leave a note saying, "Your days of plenty are numbered," signed The Edukators. Director Hans Weingartner grafts all the elements of a thriller onto a fascinating discussion of the need for kids to rebel … peaceably. Cast: Daniel Bruhl, Julia Jentsch, Stipe Erceg, Burghart Klaussner Director: Hans Weingartner
  20. Koç ve TÜRSAB Formula 1’e talipİstanbul Park ihalesine ikisi yerli olmak üzere 12 şirket talip oldu. Yerli talipler Koç Holding bünyesindeki SETUR ve TÜRSAB. Formula 1 İstanbul Park’ın işletme hakkının devri ihalesinde kısa liste belirlendi. İstanbul Ticaret Odası’ndan (İTO) yapılan açıklamaya göre, İstanbul Park’ın işletmecisi Motor Sporları ve Organizasyon A.Ş.’nin (MSO) hisselerini satın almak için 2 yerli isim talip oldu. 12 yerli ve yabancı firmanın ilgi gösterdiği ihalede, Koç Holding bünyesindeki SETUR ve turizm sektörü temsilcilerinden Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB), Formula One Administration Limited (FOA) Başkanı Bernie Ecclestone’dan onay aldı. Resmi olarak başvuruda bulunarak İstanbul Park’a talip olan 2 kuruluş, bundan sonra tekliflerini hazırlayacak. İTO Yönetim Kurulu ve Formula Yatırım A.Ş. (FİYAŞ) Başkanı Murat Yalçıntaş, ihaleye girmek isteyen kuruluşların isimlerinin ihalenin ciddiyetini ve büyüklüğünü ortaya koyduğunu belirtti. Yalçıntaş, İstanbul Park’ın sadece İstanbul’a değil tüm Türkiye’ye ait bir proje olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti: “İşletme hakkını satın alma önceliği konusundaki en önemli kriter, yarışları en az bizim kadar başarıyla organize edebilme yeterliliğidir. Bu sebeple kısa listedeki isimlerin bu sayıda olması son derece makuldür. Çünkü Formula, her şirket ya da kuruluşun talip olamayacağı kadar büyük ve sorumluluğu ağır bir iştir. Sanıyorum, her iki isim de kamuoyunda olumlu karşılanacaktır. Gerek SETUR, gerekse TÜRSAB, finansman, insan kaynağı ve bilgi birikimleriyle kendilerini ispat etmiş iki güzide isimdir.” BİLGİ ODASI SÜRECİ BAŞLAYACAK Firmaların bundan sonra bilgi odasına gireceğini bildiren Yalçıntaş, “Burada firmayla ilgili tüm verilere, anlaşmalara ve mali duruma bakıp inceleyecekler ve bize teklif verecekler. Biz de teklifleri değerlendirip uygun görürsek vereceğiz. Ayrıca hiçbir zamanişletme hakkını devrederken tek kriterimiz fiyat olmamıştır, olmayacaktır” dedi.
  21. Admin şurada bir başlık gönderdi: Yabancı Sinema
    The Legend of Zorro (2005) Zoro dizininin ikincisi olan bu film ilkine oranla çok sönük bir film.. Antonio ve Catherine Zeta'nın olması filme bir şey katmadığı gibi film kendine bir çıkış yoluda bulmamış. Yani hiç zaman harcamayın derim... Tabiki boş zamanınız varsa devam edin... Oyuncular: Antonio Banderas, Catherine Zeta-Jones, Rufus Sewell, Nick Chinlund Yönetmen: Martin Campbell Alejandro de la Vega, aka Zorro (Antonio Banderas), comes out of retirement to ensure California's statehood in Martin Campbell's sequel to his 1998 blockbuster The Mask of Zorro. It's 1850, and de la Vega lives quietly in San Francisco with wife Elena (Catherine Zeta-Jones). But when tyrants threaten to change the course of history, de la Vega dutifully dons his black mask and cape and defends California's statehood as the sword-swinging Zorro. Cast: Antonio Banderas, Catherine Zeta-Jones, Rufus Sewell, Nick Chinlund Director: Martin Campbell
  22. Admin şurada bir başlık gönderdi: Yabancı Sinema
    Napoleon Dynamite (2004) Enteresan bir genç olan Napoleon Dynamite (Jon Heder), Idahoda yaşayan ninja tutkunu bir gençtir. Napoleon'un hayatı garip bir insan olan amcası Rico (John Gries) evlerine taşınması ile değişektir. Dışardan baktığımda bir anlam taşımayan filmi izlediğimde bir daha izleme isteği duydum. İnsanların kendilerinde olmayan yetilere varmış gibi gösterme güdülerini ve zayıf larla güçlülerin nasıl savaştığını gösteriyor... Mutlaka ama mutlaka görün diyorum... Oyuncular: Jon Heder, Jon Gries, Aaron Ruell, Efren Ramirez, Tina Majorino Yönetmen: Jared Hess This indie favorite follows Napoleon Dynamite (Jon Heder), a quirky, ninja-loving teenager growing up in the far reaches of Idaho. Napoleon's life gets complicated when his shady Uncle Rico (John Gries) shows up, a shy girl (Tina Majorino) starts showing him some attention and his best friend Pedro (Efren Ramirez) decides to run for school president. Nominated for a Grand Jury Prize at Sundance in 2004. Cast: Jon Heder, Jon Gries, Aaron Ruell, Efren Ramirez, Tina Majorino Director: Jared Hess
  23. Admin şurada bir başlık gönderdi: Yabancı Sinema
    Elizabethtown (2005) Drew Baylor (Orlando Bloom) dizayn ettiği ayakabının bir fiyasko ile sonuçlanması yüzünden şirketi milyonlarca dolar kaybettiğinden işten atılmıştır. Bununlada kalmayarak sevgiliside ondan ayrılmıştır. Drew yaşama yeniden başlamak için çon enteresan bir zaman dilimi içine girmiştir. Babasının ölüm haberi ile ailesinin olduğu Elizabethtown gidecektir ve seyredin derim çok iyi olmasada boş zamanınız varsa seyredir. Ayrıca Kirsten Dunsta güzel oynamış. Oyuncular: Orlando Bloom, Kirsten Dunst, Susan Sarandon, Alec Baldwin Yönetmen: Cameron Crowe Drew Baylor (Orlando Bloom) is fired after causing his shoe company to lose hundreds of millions of dollars. To make matters worse, he's also dumped by his girlfriend (Jessica Biel). On the verge of ending it all, Drew gets a new lease on life when he returns to his family's small Kentucky hometown after his father dies. Along the way, he meets a flight attendant (Kirsten Dunst) with whom he falls in love. Cameron Crowe directs. Cast: Orlando Bloom, Kirsten Dunst, Susan Sarandon, Alec Baldwin Director: Cameron Crowe
  24. Admin şurada bir başlık gönderdi: Yabancı Sinema
    Oliver Twist (2005) Yeni Versiyonu Charles Dickensın meşhur romanı Oliver Twistin yeni versiyonu. Anlatmaya gerek varmı bilmiyorum ama bir klasik ve herkesin görmesi gerekli. Konunun anlatımı ve kitabı ile olan ilişkileri ve fazlası. Tabiki Roman Polanski yi unutmamak lazım kameraların hareketei ve öykünün akıcılığıda cabası... Oyuncular: Ben Kingsley, Barney Clark, Jamie Foreman, Harry Eden, Leanne Rowe Lewis Chase Yönetmen: Roman Polanski Acclaimed director Roman Polanski (Rosemary's Baby) takes a stab at retelling a classic Dickens tale, with Ben Kingsley co-starring as Fagin, the notorious underground gang leader. As the story goes, a doe-eyed runaway orphan named Oliver Twist (Barney Clark) flees the confines of the factory walls to live among pickpockets and thieves. And, for the most part, what he finds is a surrogate family of people who actually care. Cast: Ben Kingsley, Barney Clark, Jamie Foreman, Harry Eden, Leanne Rowe Lewis Chase Director: Roman Polanski

Önemli Bilgiler

Bu siteyi kullanmaya başladığınız anda kuralları kabul ediyorsunuz Kullanım Koşulu.

Account

Navigation

Tarayıcı push bildirimlerini yapılandırın

Chrome (Android)
  1. Tap the lock icon next to the address bar.
  2. Tap Permissions → Notifications.
  3. Adjust your preference.
Chrome (Desktop)
  1. Click the padlock icon in the address bar.
  2. Select Site settings.
  3. Find Notifications and adjust your preference.