Zıplanacak içerik
  • Üye Ol

şeb-i yelda...

  • başlık
    51
  • yorum
    405
  • görüntü
    109.538

Bu Aralar Rüyalarım da Bir Enteresan!


gloria

2.181 görüntü

 Paylaş

blog-0247838001374571916.jpg

Bu aralar rüyalarım bir enteresanlaştı, sanki geçmişimle hesaplaşıyormuş gibiyim.

 

Eski aşklarım giriyor rüyama, özlediklerimse sarılıp öpüyorum yanaklarından, vedalaşıyorum her biriyle; konuşamadıklarım ama konuşmak istediklerimse konuşuyorum onlarla. Ne kadar çok aşkım varmış benim demiyorum, belli kişiler gördüklerim, hep içimde tuttuklarım, ısrarla saklamak istediklerim… Ama bu günlerde tek tek ayrılıyorlar içimden…

 

Hani sana neyin var derler oturur anlatırsın; hatırladığın, bildiğin, gördüğün, hissettiğin her şeyden bahsedersin ama geçmez, anlattıktan sonra sadece kısa bir rahatlama, ardından her şey kaldığı yerden devam eder. O nedenle gerçekten de ‘hatırlananlar değil hatırlanmayanlar hastalık yapar’ sözünün doğruluğuna kanaat getiririm ben. Hatırlamadığım her şey tıpkı bir fotoğrafın negatif kaydı gibi bilinçaltımda saklı duruyor biliyorum, bunu sadece ben değil hepimiz biliyoruz. Ama ben belki çoğunluktan farklı olarak gördüğüm rüyaları önemsiyorum. Onların aslında kendimle bir iç hesaplaşma olduğunu düşünüyorum. Veyahut da sorunlu, tozlanmış, temizlenmesi ya da tamir edilip düzeltilmesi gereken kayıtlar olduklarını… Rüyalarım sanki bana çağrı gibi; bilinçaltımın bana yaptığı bir çağrı; “sorun var, düzelt beni” çağrısı…

 

Evet sorun var; özlediğim, görmek istediğim, konuşmak istediğim kişiler var hayatımda… Mücadele ettim bunlar için ama insanın sınırları bir yere kadar ve ben elimden gelen her şeyi yaptığımdan artık eminim… Belki de bilinçaltım o yüzden vedalaşıyor o insanlarla, vedalaştık gönder artık onları içinden diyor… Bitti, bitir diyor…

 

Şimdi şu andan sonra yazacaklarımı da niye söylüyorum ne alakası var bilmiyorum ama ne bileyim işte paylaşasım geldi; mesela ben hep siyah giyerim ama gördüğüm her şey renkli olsun isterim. Bir de simetri sorunum var benim; gerçi bunun da meslek hastalığı olduğunu düşünüyorum… Ha bir de ben temizlik yapmayı severim ama titiz değilimdir tongue.png hayatım çok da düzenli değil, bir çok şey spontane gelişir ama mesela evim çok düzenli olsun, temiz olsun isterim.

 

Ben galiba bilinçaltı temizliği yapıyorum hı?

  • Beğen 2
 Paylaş

6 Yorum


Önerilen Yorumlar

bence bir yerin kapalı kalmışta kabuslar görmüşsün demek lazım ..bu yaz sıcağında kapalı yerimizmi var....

 

bak canım bu rüyanın  anlamı bana göre de öyle...sen artık eskilerden bıkmışsın ve yeni birilerine doğru yelken açmışsın.. ne duruyor onlar orda...çağır şu çöpcü balığını o güzel dudaklarıyla temizlesin kafanı.... boşaltsın yenilere yer açsın dimi şekercim...

bak bu söylediklerimi ciddiye al...ne de olsa eski rüya tabircisi var karşında....hahahah

Yoruma sekme

Bilinçaltına itilmiş bir anıdan ben yıllar boyu kurtulamadım. Çok trajedi yaşamış insanlar gördüğüm için, kendi bilinçaltı sorunumu önemli göstermek bana bazen utanç veriyor. Çünkü insanlar inanılmaz trajediler yaşıyorlar. O yüzden kendi sorunumun ayrıntısına girmiyorum. Çünkü benimki yaşanmış trajediler karşısında çok sönük görünebilir. Fakat neymiş diye bir soru işareti de bırakmamak için kısaca söyleyeyim: Çocukluğumun en derin travması çok sevdiğim kartopu kuzumun kesilmesiydi. Bu olay kişiliğimi formatladı. Bu olaydan sonra bir daha asla çocukluğumu yaşayamadım.

 

Ancak mekanizmayı çok iyi biliyorum. Yaşayarak öğrendim. Bilinç hoşlanmadığı ve rahatsız olduğu bir anıyı tamamen temizliyor ve yok ediyor. İzini tozunu bilinçaltına süpürüyor. Fakat bir gün bilince çıkması gerekirse diye küçük bir işaret şamandırası bırakıyor. Bu şamandıra belli belirsiz, yüzeyden farkedilmeden bilinçaltı derinliklerine uzanan bir ip ucu sağlıyor.

 

Fakat ben bu şamandırayı rüyada yakalamadım. Rüyalar insana kesinlikle hiç yardımcı olmaz. Olsa bana yardımcı olurdu. Rüyalarım çok gelişkindir. Fakat bu en önemli sorunum hakkında en küçük ipucu vermediler. Ben şamandırayı dalarak çıkardım. Tesadüfen laf arasında çocukken bir kuzum olduğunu öğrendim. O anda sorunumun bu olduğunu anladım. Bir aydan fazla her gün en az bir saat düzenli olarak kuzuyu hatırlamaya çalıştım. Sonunda bellek birden çalıştı. O kadar berrak hatırladım ki gözyaşlarımı tutamadım. Fakat ne yaptıysam onun kesilişi ile ilgili bir anıyı kesinlikle bilince çıkaramadım. Bunu bilincim çok titizlikle formatlamış. Bundan beni tümüyle kurtarmış. Ama çok sevdiğim, onsuz yapamadığım kartopumu çok çok iyi, her ayrıntısıyla hatırladım. Koşturuşunu, zıplayışını, yaptığı oyunları, onu besleyişimi...

 

Bu yaşıma geldim, kartopumu hatırlayıp da gözlerimden yaşlar inmediği bir zaman olmuyor.

 

Eve kuzu alıp besleyip büyüten ve kurban günü gelince kesen bu kültürden ömrüm boyunca tiksindim, nefret ettim. Ölene kadar da edeceğim.

 

Babamın kanser olduğunu öğrendiğim gün içimden bir sesin şunu demesine asla engel olamadım. İç ses kesinlikle susturulamıyor: "Evet baba! Kartopu kuzumu gönderdiğin karanlığa senin de gitme vaktin!" Ürpertici ama bu sesi susturamadım. Böyle dedi... Böyle buyurdu Zerdüşt gibi bir şey...

Yoruma sekme
×
×
  • Yeni Oluştur...

Önemli Bilgiler

Bu siteyi kullanmaya başladığınız anda kuralları kabul ediyorsunuz Kullanım Koşulu.