İçeriğe atla
View in the app

A better way to browse. Learn more.

Tartışma ve Paylaşımların Merkezi - Türkçe Forum - Turkish Forum / Board / Blog

Ana ekranınızda anlık bildirimler, rozetler ve daha fazlasıyla tam ekran uygulama.

To install this app on iOS and iPadOS
  1. Tap the Share icon in Safari
  2. Scroll the menu and tap Add to Home Screen.
  3. Tap Add in the top-right corner.
To install this app on Android
  1. Tap the 3-dot menu (⋮) in the top-right corner of the browser.
  2. Tap Add to Home screen or Install app.
  3. Confirm by tapping Install.

Ben Yine Ben Tekrar Ben Hep Ben Öylede Ben Böylede Ben Herzaman Ben

(0 inceleme )

Başlık güzeldi değil mi? Evet öyle bir insanla yaşamak ne kadar zor hiç düşündünüz mü?

Size bir alıntı yapacağım, bu alıntı bir filmin tanıtımında geçmişti ama filmin ismini hatırlamıyorum:

Alıntı
You can live your whole life and never know who you are until you see the world through the eyes of others...

Türkçesi: Dünyayı başkalarının gözünden görene kadar bütün yaşamını kim olduğunu bilmeden yaşayabilirsin..

Özellikle kendime baktığımda gerçekten o kadar ihtiyacımız varki bu alıntıya sadece denemek bile size bir çok şey kazandıracak ve herzaman gördüğünüz şeyleri değiştirecek.

Herzaman gittiğim yerlere, hiç tanımadığım veya daha yeni tanıştığım insanlarla gittiğimde ve onların gözü ile o herzamanki çevreye baktığımda inanılmaz haz duyduğumu belirtmek istiyorum. Hiç farkına varmadıklarımın yanında farkına varıpta öyle bir açının olamayabileceğini düşündüğüm durumlar bile olmuştur.

En önemlisi bu yolla insanları daha iyi anladım, onlara daha çok değer verdim. Özellikle daha önce anlamadığım ve tek taraflı bakış açımla devamlı eleştirdiğim şeyler daha sonra anlaşılır ve birlikte yaşanabilir olmaya başladı. Bu alışkanlıkla ilgili bir şey değil tamamen başkalarını gözü ile aynı şeye baktığımda gördüğüm şeyler nedeni ile olanlar.

Lütfen bir defa da olsa çevrenize bakın ve dünyaya başkalarının gözünden bakmaya çalışın... :)  deneyin bir şey kaybetmezsiniz...

Saygılar

15 Yorum

Önerilen Yorumlar

hiba

Φ Üyeler

Gönderi tarihi:

Sizi anlıyorum.. bu hususlarda çok kitap okuyup,kendimi çok geliştirmeye çabalamışımdır,ama en sonunda sinir ve hüsranla ''bencil olmadıkça mutlu olmanın yok galiba'' diye inançlarımı kaybetme noktalarına çok gelmişimdir.

 

Sorun çevrenizdeki insanların sizin açınızdan bakmama bencilliğini gözünüze sokmaları..

 

Yine de herkesi ve herşeyi boşverip sırf kendi mutluluğumuz için yapabilmek zor ama önemli bir erdem..sırf kendin için yapınca da erdem olmaktan çıkıyor mu acaba :catikkas:

Dayı

Φ Üyeler

Gönderi tarihi:

Hayata bakış için durduğumuz yeri sık sık değiştirip kameramızı doğru açılarda yerleştirebildikmi..göreceğiz ki ne kadar değişik duruş ve açı varsa o kadar güzellik var..her İNSAN başka bir duruş yeri..her açı başka bir güzelliğin keşfi.. :D

 

Sürekli tebessüm edişim arada kahkaha atışım bu yüzden sn.Adminim.. :D

Gönderi tarihi:

  • Admin
Sizi anlıyorum.. bu hususlarda çok kitap okuyup,kendimi çok geliştirmeye çabalamışımdır,ama en sonunda sinir ve hüsranla ''bencil olmadıkça mutlu olmanın yok galiba'' diye inançlarımı kaybetme noktalarına çok gelmişimdir.

 

Sorun çevrenizdeki insanların sizin açınızdan bakmama bencilliğini gözünüze sokmaları..

 

Yine de herkesi ve herşeyi boşverip sırf kendi mutluluğumuz için yapabilmek zor ama önemli bir erdem..sırf kendin için yapınca da erdem olmaktan çıkıyor mu acaba :catikkas:

 

Şimdi kendimize bakalım dediğimde şöyle bir durum ortaya çıkıyor.

 

Bizim toplum olarak başkalarının sözleri ile yaşamayı çok seviyoruz ben buna alıntı imparatorluğu diyorum.

 

Önüne gelen şiir, güzel resim üzeri şiir, veya birine ait ve altına alıntı bile yazmadığı sözlerle kendini anlatmaya çalışıyor ve bu anlatımda 'yapma' ögesi hiç bir şekilde bulunmuyor. Demek istediğim 'lafta kalıyor' işte buraya dikkat çekmek istiyorum. O lafta kalan güzellikleri uygulamak ve sonuçlarını görmek gerekli diyorum ve bu görme olayının ötesinde hissetmeniz gerekir diyorum. Bir defa başladığınızda artık önüne geçemediğiniz bir güzelliğin başladığını ve hissettiklerinizin sizi daha da farklı bir insan yapacağından emin olmanız gerektiğini belirtiyorum.

 

kendin için yapacağını şeylerinde olması çok normaldir... insan egosu o kadar kolayca alt edilebilecek bir şey değil :catikkas:

Gönderi tarihi:

  • Admin

Hayata bakış için durduğumuz yeri sık sık değiştirip kameramızı doğru açılarda yerleştirebildikmi..göreceğiz ki ne kadar değişik duruş ve açı varsa o kadar güzellik var..her İNSAN başka bir duruş yeri..her açı başka bir güzelliğin keşfi.. biggrin.gif

 

Sürekli tebessüm edişim arada kahkaha atışım bu yüzden sn.Adminim.. biggrin.gif

 

Sevgili Dayı

 

Bu dediğini Robin Williams bir filminde (Ölü ozanlar derneği - Dead Poets Society) filminde olmuştu belki hatırlarsınız...

 

Çocuklara farklı bakış açılarını öğretirken bu olayı kullanmıştı ve en son kendini okuldan kovduklarında sınıfa dönerek eşyalarını almak istediğinde en çekingen öğrenci birden öğrenci sırasının üstüne çıkarak şunu bağırarak 'Captian My Captian' Kaptan Benim Kaptanım veya öğretmenim şunu demek istemiştir Bak öğretmenin ben de artık korkmadan sizin dediğiniz gibi olaylara değişik açıdan bakmaya başladım ve artık korkmuyorum....

 

Neden korku 'çünkü' kurulu düzen tarih boyunca farklı düşünmeyi kötü olarak göstermiştir...

 

Bu nedenle farklı düşünce çocuklarda veya gençlerde biraz da toplumun yardımı ile kolayca korkuya dönüşebiliyor... sad.gif

frozen

Φ Üyeler

Gönderi tarihi:

şimdiye kadar okuduğum en anlaşılır ve en güzel yazınız bana göre..

 

yukarıda yazdığınız başlığı kendi üzerime alınabilirim ..bir zamanlar öyleydim diyerek..

 

başka insanlarda güzel bakış açıları yakalamak mümkün nadirde olsa..her insanda göremiyorum sizler gibi..

 

ya ben bakmasını bilmiyorum..yada etrafımda çoğunlukta değiller..

 

belkide bu yüzden sadece çocukların gözünden dünyaya bakmayı tercih ettim..

suheda_

Φ Üyeler

Gönderi tarihi:

dünden beridir bu yazıyı okuyup çıkıyorum biraz ben merkezci biri olduğum içinmidir nedir ilgimi çekti.haklılık payı olsada genel anlamda pek doğru bulmadım açıkcası...

Neden dünyaya başka insanların gözünden bakayım ki?

Ben kendi gözlerimle dünyayı gözlemlemeliyim bu yaşadığım hayat bana ait kimsenin yerine emanet bir yaşam sürmüyorum.Empati sadece karşıdaki anlamak istediğim zamanlarda uyguladığım bir yöntem,hayatı başkalarının gözüyle değerlendirmek yerine kendi içinize bakmanızın daha doğru olduğuna inanıyorum..

İnsanları anlayabilmek için ilk önce kendini tanımalı ki insan sonrasında başkalarınıda anlayabilsin..

Ben kimin,ne istiyorum,hayattan beklentilerim nelerdir?

Gönderi tarihi:

  • Admin

'Ya hep Ya hiç', ya hep alırım yada hep karşı çıkarım, arası yoktur. Dünya'yı çevrenizi, diğer insanları algılarken ve dünyaya bakarken hiç bir zaman, ya hep yapacaksınız yada hiç yapmayacaksınız mantığı ile yola çıkmamalısınız. Buda bir öneridir onuda düşünürsüzün ve ne kadar gerekli olduğu üzerinden mantığınızla gerektiği kadarını kullanırsınız.

Yazının özü bir gün dünyaya başkalarının gözünden bakarak onların da dünya hakkında (dünya genel bir terim, sorunlar, yaşam biçimleri, algılama herşey dünya teriminin içine sıkıştırılmış burada) hakkındaki düşüncelerini anlamaktan bahsediyoruz. Kendi düşünceleriniz zaten yerli yerinde duruyor ve sizi kendi gözünüzden kendi çizginizde götürüyor.

Önemli olan başkalarının nasıl baktığını ve bu bakış açılarının ve anlamalarının neden, nasıl, niçin oluştuğunu ve sizin açınızdan sizin bakış açınızla neden, nasıl, niçin çeliştiğini bulmanızdır.

 

İnsan, insan olarak bir bütünün kendine dönük ve gelişmeye elverişli paydalarında saklıdır. Bu paydalar kendini tamamlama ve geliştirme sürecinden hiç bir zaman diğerlerinden (diğer insanlardan) ayrılamaz ve ayrılmaya çalışırsa başana gelecek yegane iş 'ben ben yine ben hep ben ve sonuçta yine ben' olması kaçınılmazdır. Bu, bu kişinin doğru veya yanlış yolda olduğunu da gösteren bir şey değildir. Sadece kendi ekseni etrafında olanlar ve algılaması doğrultusunda dünyayı yorumlamasını sağlamaktadır.

 

İnsanın kendini iyi tanıması bir çok farklı algılama ve değerlendirme olayının sonucunda olan bir şeydir...

Kendinizi iyi tanımanız bile bir çok defa başkalarının gözü ile kendinize bakmanızdan (hep bunu yapacaksınız demiyorum - bir kaç defa diyorum) geçer çünkü göreceğiniz şeyler sizin kendi kendinize baktığınızda karşınıza çıkmayabilir.

 

En başta söylediğim gibi:

Lütfen bir defa da olsa çevrenize bakın ve dünyaya başkalarının gözünden bakmaya çalışın... deneyin bir şey kaybetmezsiniz...

 

Saygılar

Misafir S.e.t.h

Misafir S.e.t.h

Misafirler

Gönderi tarihi:

Ben empati yapacağım derken hep başkalarının gözünden baktığımı farkettim olaylara, hatta bir ara hangi düşünceler kendime ait, hangisi değil onu dahi karıştırır oldum. Ama aslında düşünceler çevremizdeki düşüncelerin bir sonucu değil mi. Öyle ya domino taşları gibi yayılmıyor mu düşünceler. Eğer bugüne kadar tanıştığım kişiler ve okuduğum yazarların düşünceleri olmasaydı, ben ben gibi düşünür müydüm. Sevgili Admin sen bile etkilemiyor musun bizleri diğer üyeler gibi. Galiba burada zamanla evli çiftler gibi herkesin bakış açısı biraz daha birbirine benziyor beraber aynı ortamda bulundukça. :)

gloria

Φ Süper Üye

Gönderi tarihi:

 

suheda_

Φ Üyeler

Gönderi tarihi:

'Ya hep Ya hiç', ya hep alırım yada hep karşı çıkarım, arası yoktur. Dünya'yı çevrenizi, diğer insanları algılarken ve dünyaya bakarken hiç bir zaman, ya hep yapacaksınız yada hiç yapmayacaksınız mantığı ile yola çıkmamalısınız. Buda bir öneridir onuda düşünürsüzün ve ne kadar gerekli olduğu üzerinden mantığınızla gerektiği kadarını kullanırsınız.

Yazının özü bir gün dünyaya başkalarının gözünden bakarak onların da dünya hakkında (dünya genel bir terim, sorunlar, yaşam biçimleri, algılama herşey dünya teriminin içine sıkıştırılmış burada) hakkındaki düşüncelerini anlamaktan bahsediyoruz. Kendi düşünceleriniz zaten yerli yerinde duruyor ve sizi kendi gözünüzden kendi çizginizde götürüyor.

Önemli olan başkalarının nasıl baktığını ve bu bakış açılarının ve anlamalarının neden, nasıl, niçin oluştuğunu ve sizin açınızdan sizin bakış açınızla neden, nasıl, niçin çeliştiğini bulmanızdır.

 

İnsan, insan olarak bir bütünün kendine dönük ve gelişmeye elverişli paydalarında saklıdır. Bu paydalar kendini tamamlama ve geliştirme sürecinden hiç bir zaman diğerlerinden (diğer insanlardan) ayrılamaz ve ayrılmaya çalışırsa başana gelecek yegane iş 'ben ben yine ben hep ben ve sonuçta yine ben' olması kaçınılmazdır. Bu, bu kişinin doğru veya yanlış yolda olduğunu da gösteren bir şey değildir. Sadece kendi ekseni etrafında olanlar ve algılaması doğrultusunda dünyayı yorumlamasını sağlamaktadır.

 

İnsanın kendini iyi tanıması bir çok farklı algılama ve değerlendirme olayının sonucunda olan bir şeydir...

Kendinizi iyi tanımanız bile bir çok defa başkalarının gözü ile kendinize bakmanızdan (hep bunu yapacaksınız demiyorum - bir kaç defa diyorum) geçer çünkü göreceğiniz şeyler sizin kendi kendinize baktığınızda karşınıza çıkmayabilir.

 

En başta söylediğim gibi:

Lütfen bir defa da olsa çevrenize bakın ve dünyaya başkalarının gözünden bakmaya çalışın... deneyin bir şey kaybetmezsiniz...

 

Saygılar

 

Geçenlerde çok samimi olduğum bir arkadaşım geldi yanıma,öfkeden deliye dönmüş bir halde "ne oldu"dedim falancayla çok kötü bir şekilde kavga ettim dedi falanca dediğide benim arkadaşım ve gerçekten çok sevdiğim bir arkadaşım.

Biri erkek diğeri bayan,anlattı dinledim anlattıkça sinirlendi bitirince oldukça sakin bir şekilde diğer arkadaşımın haklı olabileceği yönleri gösterdim (gerçi bu her zaman yaptığım bir şey)neden o şekilde davrandığını açıklamaya çalıştım.sonuçta öfkesi yatıştı gitti..

İşin komik yanı aynı gün diğer (erkek olan)arkadaşım geldi oda aynı mevzuyu anlattı ve en ilginci ne biliyormusun?

Neden o şekilde davrandığını anlatırken benim öteki arkadaşıma söylediklerimi sıraladı güldüm.Ve onu ne kadar iyi tanıdığımı bir kez daha fark ettim..

sonuçta iyi bir şeye sebep oldum barıştılar..

 

Amaa dışarıdan olayları değerlendirirken iyide kendimize sıra gelince bunu yapabiliyormuyuz?Hiç sanmıyorum çünkü olayın içerisinde olmak farklı bir şey olayı dışardan bağımsız bir şekilde değerlendirip yorumlamak farklı bir şey..

 

Birde şu söylediğin varya

 

"Kendinizi iyi tanımanız bile bir çok defa başkalarının gözü ile kendinize bakmanızdan (hep bunu yapacaksınız demiyorum - bir kaç defa diyorum) geçer çünkü göreceğiniz şeyler sizin kendi kendinize baktığınızda karşınıza çıkmayabilir."

 

Admin ya ben kendimi başkasının gözüyle değerlendirince çok çekilmez birini gördüm :(

Misafir Alina Callas

Misafir Alina Callas

Misafirler

Gönderi tarihi:

Merhaba,

 

Buna çoğumuz empati deriz. İnsanın yapısı o kadar geniş, o kadar karmaşık bir de o kadar güzelldir. Hayat boyu kendisini arar durur. Bunu yaparklen de, çevrenin sosyal yapısı çok büyük bir etkeni vardır. Biraz tuhaf bir tarif gelse de, biz insanlar duygu tüketicisiyiz. Bizi herşeyden ayrına duygudur. Başka birinin gözünden bakmak çok zordur. İyi niyetli ne bileyim sevecan yada duygusal yapıda olan kişiler bunu yapsa bile mutlaka yaralanır. İçi yaralanır. Bazen başkasının gözyle dünyayı görmek istemeyiz. Mesela, ben Afrika'daki aç kalan veya Romanya'daki dilenciliğe alıştırılan ve kötü huy kazan çocukların gözüyle bir anlık için bakıyor olsam, içim kararır. Çin'deki Türkler'in yaşadıklarına bir bakın. Bu yüzden sosyal yapı çok önemlidir diyorum. İnsanlar bence sadece üzüntüleri paylaşır. Ya yaşadıkları mutlulukları? Onların paylaşılması niye bu kadar zor? Sokaktaki bir yabancıya ne olursa olsun, niye gülümseyemiyoruz? Yine sosyal yapı, yine ailedeki terbiye, yine geçim sıkıntısı, v.s.

Herşeye rağmen, bütün bunların bir "çözümü" var diyelim: Kendimizi çok iyi tanımaktır. İçimizle dışımızla barışık olamaktır. Bunlar varsa eğer, etrafımızdaki insanlara dikkatimizi verebiliriz. Artık içimizdeki savaşla değil, başkaların duygularına ve yaşadıklarına daha ılımlı bir yaklaşımla karşı karşıya olmaya hazır oluruz.

Sayın Admin,

Konu dışında çıkmış olabilirim.Bilmiyorum, anladığım kadarıyla sizlere konu dışında olsam bile, ufak bir yorum bırakmak istedim.

Saygılarımla.

Legendary

Φ Üyeler

Gönderi tarihi:

Önce kendime bakmayı öğrendim...

 

Hatalarım,inatlarım,azmim, hepsini masaya yatırdım..

 

Kendimi tanıdıkça daha bir mutlu oldum,hatalarımı,eksiklerimi tamamlamaya çalıştım..

 

Sonra kendimi başkalarının yerine koydum

 

Değişik görüş açıları gördüm..Adını koyamadığım davranışlar tanıdım..

 

Bazen başkası olmak zor geldi o zaman içimdeki çocukla bakar oldum ..

 

Örnek aldığım kişiler kendimi geliştirme çabalarımda yardımcı oldu..

 

Belkide kişileri görmek istediğim gibi şekillendirdim...

 

Birşey kaybettim mi sanmıyorum. :)

 

Uzun zamandır yazasım vardı hep birşeyler yazmamı engelledi...

 

Saygılar

raif bostan

Φ Üyeler

Gönderi tarihi:

bu başlık tek eşlilik isteyenlere uyuyor insan hayatını istediği gibi yaşama hakkı vardır dolayısıyla istediğiyle beraber olur başlıktaki gibi hep ben diyen bir kişiyle hayat zindan olur sanırım bir zaman katlanırsın ama daha sonra onu görmekten miden bulanmaya başlar ve hep ben dayatması bir insan hakkı ihlalidir.

Gönderi tarihi:

  • Admin

İnsanın kendini tanıma yolculuğu, tarih boyunca felsefenin, psikolojinin ve edebiyatın en temel uğraşlarından biri olmuştur. Antik Yunan’daki "Kendini bil" (Gnothi Seauton) düsturundan modern psikanalize kadar uzanan bu süreçte, genellikle içe dönmenin önemi vurgulanır. Ancak, "Tüm hayatını yaşayıp, dünyayı başkalarının gözünden görene dek kim olduğunu asla bilemeyebilirsin..." düşüncesi, öz-farkındalığın sadece içsel bir kazı çalışması değil, dışsal bir yansıma meselesi olduğunu savunur.

Bu makale, kimlik inşasında "ötekinin" rolünü, empatinin dönüştürücü gücünü ve neden ancak başkalarının perspektifiyle bütünleştiğimizde gerçek benliğimize ulaştığımızı ele almaktadır.


1. Sosyal Bir Ayna Olarak "Öteki"

İnsan, doğası gereği sosyal bir varlıktır. Kendimizi tanımlarken kullandığımız sıfatların çoğu —sabırlı, dürüst, yaratıcı veya cesur— ancak bir etkileşim bağlamında anlam kazanır. Issız bir adada yaşayan birinin "yardımsever" olup olmadığını bilmesi imkansızdır.

Charles Horton Cooley’nin "Ayna Benlik" (Looking-Glass Self) teorisi, bu durumu çarpıcı bir şekilde açıklar. Cooley’e göre birey, başkalarının kendisini nasıl algıladığını tasavvur eder ve bu algılar üzerinden bir öz-imge oluşturur. Başkalarının gözleri, bizim göremediğimiz kör noktalarımızı aydınlatan birer fener gibidir. Kendi sırtımızı göremediğimiz gibi, karakterimizin bazı temel özelliklerini de ancak bir başkasının tepkisinde net bir şekilde görebiliriz.

2. Empati: Kendi Sınırlarından Taşmak

Dünyayı başkalarının gözünden görmek, sadece bir "bakış açısı değişikliği" değil, aynı zamanda bir varoluş genişlemesidir. Kendi doğrularımızın, önyargılarımızın ve konfor alanımızın dışına çıktığımızda, aslında kim olduğumuzun sınırlarını test ederiz.

  • Kültürel Perspektif: Farklı bir kültürden birinin gözüyle hayata bakmak, kendi değerlerimizin ne kadarının bize ait, ne kadarının çevre tarafından dayatılmış olduğunu anlamamızı sağlar.

  • Duygusal Rezonans: Bir başkasının acısını veya sevincini onun penceresinden hissetmek, kendi duygusal kapasitemizin derinliğini keşfetmemize olanak tanır.

Bu süreçte kişi, "Ben sadece kendi hikayemin kahramanı mıyım, yoksa daha büyük bir insanlık dramasının parçası mıyım?" sorusuyla yüzleşir.

3. Kör Noktalar ve Savunma Mekanizmaları

İnsan zihni, benliğini korumak adına savunma mekanizmaları geliştirir. Kendi hatalarımızı rasyonalize etme, eksikliklerimizi görmezden gelme eğilimindeyizdir. Ancak başkalarının gözleri, bu savunma kalkanlarını aşan objektif bir veri sunar.

Bize yöneltilen bir eleştiri veya duyulan bir hayranlık, kendimize dair beslediğimiz "ideal benlik" ile "gerçek benlik" arasındaki uçurumu gösterir. Başkalarının gözünden kendimize baktığımızda, saklandığımız maskelerin farkına varırız. Bu farkındalık sancılı olabilir; fakat gerçek büyüme bu sancının içinde saklıdır.

4. İlişkilerin Dönüştürücü Gücü

Dostluklar, aşklar ve profesyonel ilişkiler, kendimizi tanımamız için kurulan laboratuvarlardır. Bir ilişkide nasıl bir "ben" ortaya çıkıyor? Öfkeli mi, şefkatli mi, rekabetçi mi? Başkalarının gözündeki yansımamız, bize karakterimizin hiç bilmediğimiz odalarının anahtarını verir.

Özellikle bizden tamamen farklı düşünen, dünyayı bizden farklı kodlayan insanların bakış açısı, zihinsel bir devrim yaratır. Onların gözünden bakmak, kendi dogmalarımızı yıkmamıza ve daha esnek, daha bütüncül bir kimlik inşa etmemize yardımcı olur.


Sonuç: Bütünleşmiş Bir Benliğe Doğru

Sonuç olarak, "kim olduğumuz" sorusunun cevabı sadece kendi içimizde saklı bir define değildir; o cevap, dünya ile kurduğumuz temasın içinde dağılmış haldedir. Başkalarının gözünden dünyayı görmek, kendi merkezimizden çıkıp evrensel bir perspektife ulaşmaktır.

Hayat yolculuğunun sonunda, kendimizi sadece kendi aynalarımızda değil, dokunduğumuz insanların zihinlerinde ve kalplerinde bıraktığımız izlerde buluruz. Başkasının gözünden bakmayı öğrendiğimizde, sadece onları değil, asıl "kendimizi" ilk kez net bir şekilde görmeye başlarız. Gerçek bilgelik, başkasının bakış açısını bir tehdit olarak değil, kendi gerçeğimizi tamamlayan bir parça olarak kabul etmektir.

Gönderi tarihi:

  • Admin

Bu ifade, bireyin kendi varoluşunu merkeze aldığı, dış dünyadan bağımsız bir öz-farkındalık veya bazen aşırı bir içsel odaklanma halini temsil eder. "Ben Yine Ben Tekrar Ben" felsefesi; psikolojik, felsefi ve toplumsal katmanlarda oldukça derin anlamlar taşır.

İşte bu kavramı farklı açılardan ele alan kapsamlı bir inceleme:


1. Ontolojik Bir Bakış: "Ben"in Sarsılmaz Sürekliliği

Felsefede "benlik", zaman ve mekan değişimine rağmen aynı kalan o öze denir. "Öyle de ben, böyle de ben" ifadesi, aslında Herakleitos’un "aynı nehirde iki kez yıkanılmaz" sözüne bir meydan okumadır. Kişi burada şunu demek ister:

  • Değişim İçindeki Değişmezlik: Koşullar ne kadar değişirse değişsin, kararlar ne kadar farklılaşırsa farklılaşsın, tüm bu deneyimleri yaşayan "gözlemci" aynıdır.

  • Varlık Onayı: "Hep ben" demek, kişinin kendi varoluşsal ağırlığını kabul etmesi ve bu ağırlığı hiçbir dış etkene (statü, başarı, başarısızlık) feda etmemesidir.

2. Psikolojik Katman: Öz-Şefkat mi, Narsisizm mi?

Bu söylem, durulan noktaya göre iki farklı psikolojik kutba çekilebilir:

A. Sağlıklı Bir Öz-Kabul

"Öyle de ben, böyle de ben" demek, hatalarıyla ve başarılarıyla barışık bir bireyin portresidir. İnsan kusurlu bir varlıktır. Kişinin düştüğünde de, kalktığında da, yanlış yaptığında da kendisine sahip çıkması, modern psikolojideki "öz-şefkat" (self-compassion) kavramıyla örtüşür. Bu, dış dünyanın yargılarına karşı örülen bir kalkandır.

B. Narsisistik Kapan

Öte yandan, "Her zaman ben" vurgusu, başkalarının varlığını ve duygularını yok sayan bir bencilliğe dönüşme riski taşır. Eğer bu ifade, "dünya sadece benim etrafımda dönüyor" inancıyla birleşirse, birey sosyal bir izolasyona ve empati yoksunluğuna sürüklenir. Burada "ben", bir gelişim alanı değil, aşılması imkansız bir duvar haline gelir.

3. Sosyolojik Perspektif: Bireycilik Çağında "Ben"

Günümüz dünyası, özellikle sosyal medya aracılığıyla "Ben" kavramını bir marka gibi pazarlamamızı bekliyor.

  • Performans Öznelliği: Kişi sürekli olarak "ben"in farklı versiyonlarını (profesyonel ben, eğlenen ben, entelektüel ben) sergiler.

  • Otantiklik Arayışı: "Yine ben" vurgusu, aslında sahtelikler arasında "gerçek ve bozulmamış" olanı bulma çabasıdır. İnsanlar, başkaları için yarattıkları imgelerden yorulup kendi özlerine dönmek istediklerinde bu cümleyi kurarlar.

4. Karar Mekanizması ve Sorumluluk

"Ben yaptım, yine ben yaparım" duruşu, tam bir irade beyanıdır.

  • Sorumluluk Almak: Kişi, eylemlerinin sonuçlarını üstlenir. "Öyle de ben" diyerek, kararın arkasındaki failin kendisi olduğunu teyit eder.

  • Esneklik: "Böyle de ben" diyebilmek, değişen şartlara uyum sağlarken karakterin ana omurgasını koruyabilme yeteneğidir.


Sonuç: "Ben"in Nihai Zaferi

"Ben Yine Ben Tekrar Ben" teması, aslında insanın kendi hayatının başrol oyuncusu olduğunu hatırlatan bir manifestodur. Hayat bir sahneyse; dekorlar değişebilir, kostümler eskiyebilir, diğer oyuncular gelip geçebilir. Ancak oyunun sonuna kadar sahnede kalacak olan tek bir gerçeklik vardır: Kişinin kendisi.

Önemli olan, bu "hep ben" halinin, başkalarının hayat alanını daraltan bir işgal değil; kişinin kendi iç huzurunu sağlayan sağlam bir temel olmasıdır. Kendini her haliyle kabul eden insan, dünyayı da olduğu gibi kabul etme gücünü kendinde bulur.

Katılın Görüşlerinizi Paylaşın

Şu anda misafir olarak gönderiyorsunuz. Hesabınız varsa, hesabınızla gönderi paylaşmak için ŞİMDİ OTURUM AÇIN.
Eğer üye değilseniz hemen KAYIT OLUN.
Not: İletiniz gönderilmeden önce bir Moderatör kontrolünden geçirilecektir.

Misafir
Maalesef göndermek istediğiniz içerik izin vermediğimiz terimler içeriyor. Aşağıda belirginleştirdiğimiz terimleri lütfen tekrar düzenleyerek gönderiniz.
Bir yorum ekle...

Önemli Bilgiler

Bu siteyi kullanmaya başladığınız anda kuralları kabul ediyorsunuz Kullanım Koşulu.

Account

Navigation

Tarayıcı push bildirimlerini yapılandırın

Chrome (Android)
  1. Adres çubuğunun yanındaki kilit simgesine dokunun.
  2. İzinler → Bildirimler seçeneğine dokunun.
  3. Tercihinizi ayarlayın.
Chrome (Desktop)
  1. Adres çubuğundaki kilit simgesine tıklayın.
  2. Site ayarları seçeneğini seçin.
  3. Bildirimler seçeneğini bulun ve tercihinizi ayarlayın.