Zıplanacak içerik
Grundig

ETNİK VE TOPLUMSAL KİMLİKLER NASIL OLUŞUR?

Önerilen İletiler

ETNİK VE TOPLUMSAL KİMLİKLER NASIL OLUŞUR?

 

 

Prof. Dr. Hasan B. Paksoy

Çeviri: Osman Karatay

Çorum

KaraM Araştırma ve Yayıncılık

2005

94 Sayfa

 

Tarihi kişiler değil, topluluklar yapar. Kişiler, topluluklar üzerinde belirleyici ve sürükleyici olarak tarih yapmada öncü rol oynarlar. Tarihin oluşumunda bir öğe olarak topluluğu düşündüğümüzde aklımıza doğrudan etnik yapılar gelir. Tarihin işleyiş temelinde iktisadi yapıların, inanç sistemlerinin, fikir akımlarının vb.’nin bulunduğu şeklindeki savlar piyasada dolaşa dursun, aslında hepimiz farkında olarak veya olmayarak etnik toplulukların, Türklerin, Almanların, Isaurialıların, Paphlagonialıların vs. tarihini okuyor, öğreniyor veya araştırıyoruz. Bu durum, etnik oluşumların insanlık hayatında en belirleyici ve üzerinde durulması gereken yapılar olduğunu gösteriyor. Eğer tarihi etnoslar yaptı ise, tarihi anlamak için de öncelikle etnoslardan işe başlamamız gerekiyor. O zaman, etnik kimliklere nüfuz ederek veya denetim altına alarak tarihin işleyişini de denetlemek mümkün olur mu? Peki bunu yapmak için evrensel kurallar ve formüller var mıdır? Sosyal bilimlerin formülü sevmediği ve her toplumsal olgunun kendine has şartları ve bu şartlarda gelişen kendine özel sonuçları olduğu belirtilir. Ancak, birer organizma gibi doğup büyüyen, davranan, tepki gösteren ve nihayet vakti gelince ölen etnik kimliklerin bu hayat safhaları formüllere indirgenerek incelenemez mi? Bu formüllerden bazıları etnik kimliklerin yönetilmesi konularını içerebilir mi? Bu soruların cevaplarını Prof. Dr. Hasan B. Paksoy’un “Etnik ve Toplumsal Kimlikler Nasıl Oluşur?” adlı kitabında bulmak mümkündür.

 

Paksoy, kitabın sunuşunda da belirtildiği gibi, milletlerin, daha doğru ifadeyle değişik seviyelerdeki etnik ve toplumsal toplulukların davranışları üzerine kafa yoran, uluslararası çapta saygınlığa sahip olan çok değerli bir Türk bilim adamıdır. ABD’de yaşamını devam ettiren ve yine başta ABD olmak üzere dünyanın bir çok ülkesinde saygın üniversitelerde çalışmış ve dersler vermiş olan Paksoy, yıllardır özellikle kültürel etkileşimler konusunda verdiği derslerin notlarının ve tüm dünyayı içeren araştırma ve karşılaştırmalarının sonuçlarının belli başlıklar altında formülleşebileceğini görmüş, ilginç ve cesaret isteyen bir yönteme başvurarak, daha önceki tüm araştırma notlarını ve sonuçlarını yakarak, sadece her biri birkaç cümle ile akılda kalan ürünleri yazıya geçirmiştir.

 

Paksoy’un kendi ifadesiyle, dört farklı üniversitede “Dünya Tarihi ve Kültürler arası Araştırmalar” dersleri verirken karşılaştığı arifane öğrenci soruları bu sürece bir canlılık kazandırmıştır. Yine, kendi ifadesiyle, “Her bir paragraf o özel önermenin tartışmasında bir başlangıç noktası anlamına gelmektedir.” Yani yazar özü almış, posayı yok etmiştir. Hatta münferit araştırma sonuçları bu formüllere müdahale etmesin diye, bir iki istisna dışında, hiçbirinde örneklemeye başvurmamıştır. Yazar, “Bu çalışma en uygun tarifle okuyucunun kendi seçeceği örneklerle ayrıntılarını geliştirebileceği bir iskelettir.” demek suretiyle, bu tespitlerin örneklerinin bulunmasını okuyucuya bırakmaktadır. Bu ifadesiyle yazarı, her biri için çok sayıda örnek bulunabileceğinden gayet emin bir tavır içinde bulmaktayız. Böylece, yazar aynı zamanda, küçük bir hacme büyük bir işi sığdırmış olmanın rahatlığını yaşıyor. “Kimliğin Kullanımı”, “Resmi Kimlik”, “Kimliğin Mayalanması”, “Yönetim Kimliği”, “Ticari Kimlik”, “Kimliklerin Etkileşimi”, “Şirket Kimliği”, “İnanç Sistemleri Kimliği”, “Mozaik Kimlik”, “Teknolojik ve Geleceğe Ait Kimlikler” ve “Gizli Kimlikler” gibi ilginç başlıklar altında uçsuz bucaksız görünen konuları harmanlayıp, aslında ne olup bittiğini birkaç cümle ile bize anlatıyor. Bu formüllerin, özellikle Türkiye’nin içinde bulunduğu şartlar açısından, etrafımızda olup bitenleri anlamada yol gösterici olacağı söylenebilir. Dünyanın ve çağın getirdiği sorunların tam ortasında bulunan, uzaklardan kopup gelen olumsuz dalgaların sahillerine en fazla çarptığı ülke konumunda bulunan ve etnik siyasetlerin 19. yüzyılı aratmayacak derecede yeniden sahneye konduğu şu günlerde, Türkiye’nin durumu kavraması önemlidir. Bu, tarihin sosyolojik yorumlarına her zamankinden daha fazla ihtiyacımız olduğu anlamına gelmektedir ki, işte bu noktada KaraM Araştırmacılık ve Yayıncılık tarafından, değerli araştırmacı Osman Karatay’ın nefis tercümesiyle Türkçe’ye ve Türk okuruna kazandırılan bu değerli eser, çok daha büyük bir anlam kazanmakta ve entelektüel alanda ve yayın piyasasında önemli bir boşluğu doldurmaktadır.

 

Hazırlayan: Dr. Mehmet Seyfettin Erol

ASAM Türk Dış Politikası Uzmanı, mserol@avsam.org

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

İletiniz moderatör kontrolünden geçtikten sonra sitede gösterilmeye başlanacaktır. Eğer buna maruz kalmak istemiyorsanız lütfen hemen bir ÜYE OLUNUZ.

Misafir
İletinizi misafir olarak gönderiyorsunuz. Eğer üye iseniz lütfen GİRİP YAPARAK gönderiniz.
Bu başlığa cevap yaz

×   Zengin metin olarak yapıştırıldı..   Onun yerine sade metin olarak yapıştır

  Only 75 emoticons maximum are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Önceki içeriğiniz geri getirildi..   Editörü temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.


×

Önemli Bilgiler

Bu siteyi kullanmaya başladığınız anda kuralları kabul ediyorsunuz Kullanım Koşulu.