Eski AKP Kurucusu Abdullah Gül'ün AB'de 180 derece dönüşü
#1
Gönderi Tarihi: 31 Ocak 2010 - 20:30
Yani Abdullah Gül aşağıdaki Videoya göre dün kara dedigine bugün ak diyor.Bu konuda ben Recep Tayyip Erdoğan,Bülent Arınç,Mehmet Ali Şahin 'de Abdullah Gül gibi 180 derece dönmüş olduğuna inanıyorum.
Videoya göre Abdullah Gül Avrupa Birliği bir Hristiyan Kulübüdür diyor.Şimdide Eski AKP Kurucusu Abdullah Gül diyor Türk dış politikasının birinci önceliği geç olmadan AB üyesi olmak.
Bilindiği üzere, 3 Ekim 2005 tarihinde dönemin AKP Hükümetinin Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül,Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki katılım müzakereleri resmen başlatmıştı.
#2
Gönderi Tarihi: 31 Ocak 2010 - 22:39
Saygılarımla...
#3
Gönderi Tarihi: 08 Şubat 2010 - 14:50
Laik bir ülkenin basbakani temel atarken "YA ALLAH BISMILLAH"diyerek temel atiyorsa o ülke Laik olmaktan cikmistir artik.Siz hic Laik bir hiristiyan ülkesinde basbakanlarin böyle durumlarda;YA Isa DEDIGINI DUYDUNUZMU?
saygilarla
#4
Gönderi Tarihi: 08 Şubat 2010 - 16:44
NOT: İslami Kurallara göre yönetilen bir ülke dünyada yok!
Saygılarımla.
#5
Gönderi Tarihi: 13 Şubat 2010 - 14:07
Abdullah Gül beyefendinin de zamanla düşünceleri değişmiş olabilir! Önce Hıristiyan oluşumu de, sonra da bu oluşuma girabilmek için çabala... Bu onun iki yüzlü veya gerçek düşüncelerini yansıtmadığı anlamına gelmez, bana kalırsa... İnsan zamanla yanlış düşündüğünün farkına varır ve bu düşünceden vazgeçer, vazgeçmelidir. Vazgeçmeyenler veya yanlış olduğunu sonradan farketse de, sırf 180 derece döndü diyecekler diye aynı görüşleri savunanlar, inanmadığı halde hem de, daha iyi mi görünecekler gözümüzde?
Geçmişte savunduklarıyla değil, şimdi savunduklarıyla ilgilenmeliyiz, buna göre değerlendirmeliyiz.
#6
Gönderi Tarihi: 13 Şubat 2010 - 14:48
Yukaridaki söz dogrudur. Insanlar tabiiki degisir ama 7 yil önce A'ya B diyip iktidara gelince B'ye A diyorsa, bunun anlami ortada birseyler dönüyor demektir.
Adi gecen kisinin, 7 yil önce dedikleri ile iktidara geldiklerinden bu yana dediklerini inceleyen, birseylerin döndürüldügünü görür.
saygilarla
#7
Gönderi Tarihi: 13 Şubat 2010 - 20:06
Ayrıca insanlar 50 yaşına kadar değişir diye bir sınırlamanın olduğunu düşünmüyorum. Kaldı ki buna inanlar varsa Abdullah bey bu sözleri 50 yaşından önce söylemiştir, bu durumda değiştiğine inanacak mısınız?
#8
Gönderi Tarihi: 14 Şubat 2010 - 16:12
13 Mart 2008 tarihinde(GÜL o tarihte 50 yasindaydi sanirim!)ABD Devlet Baskani Bush ile yaptigi görüsmen in ardindan düsünce kurulusu WOODROW WILSON Merkezi'nde "Türkiye'nin PKK'yla mücadelesinde siyasi cözüm arayip aramayacagi"soruldugunda büyük tepki gösteren Cumhurbaskani Abdullah Gül,aradan yaklasik 1 sene gecip,Bush'un yerine ABD Devlet Baskani secilen ve ilk ziyaretini her ne hikmetse Türkiye'ye yapan BARACK OBAMA ile yaptigi görüsmelerin ardindan Türk vr Dünya kamuoyunu oldukca sasirtan bir aciklamada bulundu."ISTER TERÖR,ISTERGÜNEYDOG,ISTER KÜRT MESELESI DEYIN,BU TÜRKIYE'NIN EN ÖNEMLI MESELESIDIR,HALLEDILMESI LAZIMDIR"dedi.
Bu ne perhiz bu ne lahana tursusuydu.Habur sinir kapisinda,Besir Atalay'dan aldiklari sözle baris elcisi adi altinda ülkeye giris yapan 30 PKK teröristi Adalet Bakanligina bagli ayarlanmis hakim ve savcilar tarafindan 7 dakikada serbest birakildilar.Bu rezalet Cumhurbaskani Gül'ün "FIRSAT BU FIRSAT"demesini artik Türk milleti anlamisti.Bu tam bir degismeydi.
Ne demisti Ilhan KESICI:"Bir insan 50 yasindan sonra degistim diyorsa ya kafayi yemistir,ya da takiyye yapiyordur"
saygilarla
#9
Gönderi Tarihi: 15 Şubat 2010 - 00:37
#10
Gönderi Tarihi: 15 Şubat 2010 - 14:05
saygilarla
#11
Gönderi Tarihi: 18 Şubat 2010 - 22:06
engin gelen, 13 Şubat 2010 - 14:07 tarihinde, dedi ki:
Abdullah Gül beyefendinin de zamanla düşünceleri değişmiş olabilir! Önce Hıristiyan oluşumu de, sonra da bu oluşuma girabilmek için çabala... Bu onun iki yüzlü veya gerçek düşüncelerini yansıtmadığı anlamına gelmez, bana kalırsa... İnsan zamanla yanlış düşündüğünün farkına varır ve bu düşünceden vazgeçer, vazgeçmelidir. Vazgeçmeyenler veya yanlış olduğunu sonradan farketse de, sırf 180 derece döndü diyecekler diye aynı görüşleri savunanlar, inanmadığı halde hem de, daha iyi mi görünecekler gözümüzde?
Geçmişte savunduklarıyla değil, şimdi savunduklarıyla ilgilenmeliyiz, buna göre değerlendirmeliyiz.
İnsanlar değişebilir ama bu değişimi tutarlı bir şekilde izah etmelidir. Mesela ben, milliyetçilikle uzaktan yakından hiç alakam yoktu, muhafazakar biriydim. Hala muhafazakarım ama ülkemin düşürüldüğü bu durum beni ister istemez milliyetçi yaptı. Onların niçin değiştiklerini ne yönde değiştiklerini izah eden bir açıklama ben hatırlamıyorum; biz değiştik diyorlar. Davos ta one minute ihaleler Ofer e veriliyor, mayınlı araziler İsrailli şirketlere veriliyor. Bugün bir gazete haberinde İsrailliler arıcılık üzerine bir toplantı için Antalya ya gelecek deniyordu.
Siyaset adamları önlerini görebilmeli. Yok on sene önce ben böyle diyordum ama bu böyle değilmiş tamamen farklıymış derse onun senden benden farkı kalmaz; inandırıcılığını kaybeder.
saygılar...
#12
Gönderi Tarihi: 20 Şubat 2010 - 11:14
y.yılmaz, 18 Şubat 2010 - 22:06 tarihinde, dedi ki:
Siyaset adamları önlerini görebilmeli. Yok on sene önce ben böyle diyordum ama bu böyle değilmiş tamamen farklıymış derse onun senden benden farkı kalmaz; inandırıcılığını kaybeder.
saygılar...
Siyaset arenası dışında olan bizler, siyaset arenası içinde olanlarla farklı düşünürüz, çünkü en büyük yük olan sorumluluk yükü yoktur omuzlarımızda. Hükümete gelmeden önce partiler farklı şeyler savunmuş, söylemiştirler tarih boyunca. Ancak iktidar olunca sorumluluk yükü nedeniyle aslında işlerin dışardan görüldüğü gibi olmadığı anlaşılır; siyasetçilerin savundukları ister istemez değişir, değişmek zorunda kalır.
Türkiye'nin sözde ermeni soykırımı gibi birçok başına bela olan sorunları var. Bu durumda mecburen güçlü ülkelerle iyi geçinmek zorunda. Amerika, İsrail gibi ülkeler bunların başında geliyor... Ancak bazı durumlarda, özellikle Filistinde yaşanan insanlık dramına da dur demek gerekiyor. Demek istediğim ipleri tamamen kopartmak zor, ancak bazı yaşanan olaylarda tepkisiz kalmakta ondan zor. AKP partisinin siyaseti buna göre şekillenmiş, doğal olarak. Bugün AKP dışındaki partiler de iktidara gelse aynı zor durumda kalacaklardır. AKP'nin dış politikasından çok farklı bir siyaset anlayışı göstereceklerini zannetmiyorum. Çünkü buna izin vermiyorlar. İsmet İnönü, Adnan Menderes, Süleyman Demirel... günümüze kadar iktidara gelen hükümetler hep aynı dramı oynadılar. Bazen Batı'ya yakın bazen uzak kaldılar. Türkiyenin dış politikada değişik bir siyasi anlayışının var olabilmesi için dünyadaki güçlerin dengelenmesi gerekir...
#13
Gönderi Tarihi: 20 Şubat 2010 - 15:47
engin gelen, 20 Şubat 2010 - 11:14 tarihinde, dedi ki:
Siyaset arenası dışında olan bizler, siyaset arenası içinde olanlarla farklı düşünürüz, çünkü en büyük yük olan sorumluluk yükü yoktur omuzlarımızda. Hükümete gelmeden önce partiler farklı şeyler savunmuş, söylemiştirler tarih boyunca. Ancak iktidar olunca sorumluluk yükü nedeniyle aslında işlerin dışardan görüldüğü gibi olmadığı anlaşılır; siyasetçilerin savundukları ister istemez değişir, değişmek zorunda kalır.
Türkiye'nin sözde ermeni soykırımı gibi birçok başına bela olan sorunları var. Bu durumda mecburen güçlü ülkelerle iyi geçinmek zorunda. Amerika, İsrail gibi ülkeler bunların başında geliyor... Ancak bazı durumlarda, özellikle Filistinde yaşanan insanlık dramına da dur demek gerekiyor. Demek istediğim ipleri tamamen kopartmak zor, ancak bazı yaşanan olaylarda tepkisiz kalmakta ondan zor. AKP partisinin siyaseti buna göre şekillenmiş, doğal olarak. Bugün AKP dışındaki partiler de iktidara gelse aynı zor durumda kalacaklardır. AKP'nin dış politikasından çok farklı bir siyaset anlayışı göstereceklerini zannetmiyorum. Çünkü buna izin vermiyorlar. İsmet İnönü, Adnan Menderes, Süleyman Demirel... günümüze kadar iktidara gelen hükümetler hep aynı dramı oynadılar. Bazen Batı'ya yakın bazen uzak kaldılar. Türkiyenin dış politikada değişik bir siyasi anlayışının var olabilmesi için dünyadaki güçlerin dengelenmesi gerekir...
AKP'nin iktidara geldigi tarihe kadar 7 ülke parlamentosunda Ermeni meselesi kabul edilmisti,7 yillik AKP iktidari döneminde ise bu sayi 30'larin üzerindedir.Yani birseyi savunurken tutarli olmak ve gercekci olarak savunmak gerekir.AKP'nin ve sonucta onun kurucu bir elemani olan simdiki Cumhurbaskaninin tavizkar siyasetleri ile Türkiye aslinda pohpohlanan fakat hicte pohpohlandigi gibi olmadigi bilinen bir ülke konumundadir.Kimse AKP'nin düsmani degildir ama birazda gercekleri degerlendirmek gerekir.
Dis gücler dendiginde bunu paranoya olarak adlandiranlar her nedense AKP'nin yumusak siyaset yapmasini dis gücler geregi oldugunu söylüyorlar.
Filistinde yasanan insanlik dramindan bahsediyorsunuz,neden ayni hassasiyeti Irak'ta katledilen bir milyon insan icin gösteremiyorsunuz.Insanlik sadece Israil kuklasi Hamas icinmi gecerlidir yoksa tüm insanlik icinmi.Hamas icin hamaset siyasrti yapanlar her nedense Irak'in bölünmesine,bir milyon kadin erkek cocuk katledilmesine ayni hamasetle yaklasmadilar.14 yasinda kizlar camilerde kirletilip sonra Jonilerin kursunlari ile hayattan koparilirken her nedense bir Davos kahramani yoktu ortada.
saygilarla
#14
Gönderi Tarihi: 21 Şubat 2010 - 00:02
engin gelen, 20 Şubat 2010 - 11:14 tarihinde, dedi ki:
Siyaset arenası dışında olan bizler, siyaset arenası içinde olanlarla farklı düşünürüz, çünkü en büyük yük olan sorumluluk yükü yoktur omuzlarımızda. Hükümete gelmeden önce partiler farklı şeyler savunmuş, söylemiştirler tarih boyunca. Ancak iktidar olunca sorumluluk yükü nedeniyle aslında işlerin dışardan görüldüğü gibi olmadığı anlaşılır; siyasetçilerin savundukları ister istemez değişir, değişmek zorunda kalır.
Türkiye'nin sözde ermeni soykırımı gibi birçok başına bela olan sorunları var. Bu durumda mecburen güçlü ülkelerle iyi geçinmek zorunda. Amerika, İsrail gibi ülkeler bunların başında geliyor... Ancak bazı durumlarda, özellikle Filistinde yaşanan insanlık dramına da dur demek gerekiyor. Demek istediğim ipleri tamamen kopartmak zor, ancak bazı yaşanan olaylarda tepkisiz kalmakta ondan zor. AKP partisinin siyaseti buna göre şekillenmiş, doğal olarak. Bugün AKP dışındaki partiler de iktidara gelse aynı zor durumda kalacaklardır. AKP'nin dış politikasından çok farklı bir siyaset anlayışı göstereceklerini zannetmiyorum. Çünkü buna izin vermiyorlar. İsmet İnönü, Adnan Menderes, Süleyman Demirel... günümüze kadar iktidara gelen hükümetler hep aynı dramı oynadılar. Bazen Batı'ya yakın bazen uzak kaldılar. Türkiyenin dış politikada değişik bir siyasi anlayışının var olabilmesi için dünyadaki güçlerin dengelenmesi gerekir...
Ben size katılmıyorum. Siyasetçiler tutarlı olmalı, verdikleri sözleri tutmalılar ki, tekrar seçime gidildiğinde milletten oy istemeye yüzü olsun. Onların sorumlu olduğu milletin hayat şartlarını daha iyiye götürmesidir. Bizim siyasetçiler nedense kendi hayat standartlarını yükseltmeyi yeğliyorlar. Hangi siyasetçi o sorumluluğu hissetti, yaptığı yanlışların hesabını veren kaç siyasetçi var? Vatandaş azarlamak onlarda, hostes tokatlamak, polise, valiye hakaret etmek onlarda, bunları yapabilmelerine olanak sağlayan dokunulmazlık da onlarda.
Bir ülkenin tutarlı bir dış politikası olur. Meydan okuyup arkasından peki dediğiniz zaman kimse sizi ciddiye almaz. Çözümsüzlük çözüm değildir diye önünüze gelen her evrakı imzalarsanız, günü gelince o imzanın gereğini yapmak zorunda kalırsınız.
saygılar...
#15
Gönderi Tarihi: 22 Şubat 2010 - 19:50
Dış güçlerin etkisine inanmak istemeyenlere darbelerin Türkiye’de nasıl ortaya çıktığını araştırmasını öneririm. En azından birkaç belgesel izleyerekte bu paranoya diye söz dilen şeyin bir ülkenin kaderini nasıl etkilediğini göreceksinizdir...
Filistin dramından söz etmemin nedeni, one minute ve İsrail’in söz konusu olmasındandır. Bundan söz etmek yaşanan diğer insanlık dramlarını yok saymak anlamına gelmez ki?
Din diyerek milleti sömürmeleri ondan sonra dinin yasakladığı lüksü sonuna kadar kullanmalarını kim görmezden gelebilir? Azerbeycan’daki kardeşlerimizin topraklarını işgal eden Ermenilerle aynı masaya oturmalarını kim savunabilir? Buna benzer daha birçok istemediğimiz, karşı çıktığımız, yanlış adım olarak gördüğümüz durumlar var.
Ancak bu konumuz değil ki!
#16
Gönderi Tarihi: 22 Şubat 2010 - 20:02
engin gelen, 22 Şubat 2010 - 19:50 tarihinde, dedi ki:
Dış güçlerin etkisine inanmak istemeyenlere darbelerin Türkiye’de nasıl ortaya çıktığını araştırmasını öneririm. En azından birkaç belgesel izleyerekte bu paranoya diye söz dilen şeyin bir ülkenin kaderini nasıl etkilediğini göreceksinizdir...
Filistin dramından söz etmemin nedeni, one minute ve İsrail’in söz konusu olmasındandır. Bundan söz etmek yaşanan diğer insanlık dramlarını yok saymak anlamına gelmez ki?
Din diyerek milleti sömürmeleri ondan sonra dinin yasakladığı lüksü sonuna kadar kullanmalarını kim görmezden gelebilir? Azerbeycan’daki kardeşlerimizin topraklarını işgal eden Ermenilerle aynı masaya oturmalarını kim savunabilir? Buna benzer daha birçok istemediğimiz, karşı çıktığımız, yanlış adım olarak gördüğümüz durumlar var.
Ancak bu konumuz değil ki!
Yanılıyorsunuz!
Konumuz tamamen bu! Filistin de, Nato sekreter yardımcılığı seçimlerinde diklenip daha sonra geri adım atılmasının nedeni ne olabilir? Değiştik deyip değiştiğine inananlara şirin görünmek için. Diğer taraftan da tabanlarına hitap etmek için iki yüzlü bir siyaset izliyorlar. Yani biz koltukta kalalım ne olursa olsun siyaseti güdülüyor.

















