İçeriğe atla


Fotoğraf

kader-tevekkül-Allah


  • Lütfen cevap vermek için giriş yapınız.
Bu başlığa 3 cevap verilmiş

#1 faruk.nur

faruk.nur

    Yeni Üye

  • Φ Yeni Üyeler
  • Pip
  • 23 İleti

Gönderi Tarihi: 27 Şubat 2006 - 13:39


kader

soru:madem,herşey bir kader defterinde yazılı ve herşey ona göre oluyor.o halde insanlar niçin cehenneme gidiyor?

cevap:evet herşey birkader defterinde yazılı ve herşey ona göre oluyor.ama,defterde yazılı olduğu için o şey olmuyor.
mesela;meteroloji uzmanı,uydudan gelen fotoğraflara bakarak geleceği görebilmektedir.(bir insan ne kadar yükseğe çıkarsa hem görüş alanı genişler hemde geleceği görebilir.)uzman görüyor ki,turkiyenin kuzeyinden kara bulutlar geliyor.bulutların hızını ve yönünü hesaplıyarak,hemen defterine şunları yazıyor,”yarın türkiye bulutlu ve yağışlı olacak”.bulutların gelmesine bir gün var.bir gün sonra türkiye bulutlu ve yağışlı olsa;acaba meteroloji uzmanı bir gün önceden deftere,bu olayı yazdığı içinmi olaylar oluyor,yoksa uzman olayları uydudan önceden gördüdemi yazdı.doğru cevap,gördüde yazdı.yazdığı için olaylar olmamakta,fakat olayın öyle olacağını önceden görüp yazmıştır.
mesala,aklı başında,birisini siz sırtınıza alsanız,nereye gitmek istersen seni oraya götüreceğim deseniz,diyelim ki iki yol var biri,tehlikeli yol, öteki tehlikesiz yol.siz baştan çocuğa uyarıda bulunarak her iki yolun durumunu anlatsanız buna rağmen,o çocuk beni tehlikeli yoldan götür dese,o tehlikeli yolda başına bir iş gelse ,size diyebilirmi ki,bak senin yüzünden başıma bu iş geldi diyemez.çünkü kendi iradesiyle tehlikeli yolu seçmiştir.götüren değil,isteyen suçludur.(güç ve kuvvet yalnız Allah”tadır.bunu felç olanlar daha iyi bilir.)
Götüren Allah”tır,tehlikeli yolda gitmek isteyen,insan suçludur.


tevekkül;
bir köylü,evvela(önşart);ürün almak için,1-toprağını nadasa koyacak,2-toprağını sürecek,tohumu dikecek,3-sulayacak.vb.fiili dua edecek.
Sonra; Allah”a ,ürün vermesi için kavli(sözlü) dua edecek.Çünkü bir afet gelir ürünü alıp götürebilir.Çekirge ve sel afeti gibi.
İslam felsefesi,aynı anda hem maddeten ve hemde manen zirveye ulaşmak,yükselmek ileri gitmektir.



Allah;
birzaman gayet zengin bir ressam,sergi açmak istemiş,fakat sahnenin gerisinde durmuş kendisini konuklara göstermemiş.konuklara hertürlü ikramı yapmış.sergiyi gezen misafirler,harika resimlere bakmışlar,ne kadar güzel resimler diyerek aralarında konuşurlarken birisi, ressamı göremediği için, acaba bu resimler nasıl olmuştur diye bir soru ortaya atmış.bir kısım insanlar,bu resimler kendi kendine olmuştur demişler.bir kısım insanlar resimleri tabiiyyat kanunlarının yaptığını iddia etmişler.bir kısım insanlar ise resimleri,resmi meydana getiren,boya,fırça, tablo birlikte bu resmi meydana getirmiştir demişler.bir kısım insanlar ise,harika resimleri bir ressam tarafından yapılabileceğini söyleyerek,kendilerine ikramda bulunan ressamı içeriden,alkışlar ile davet edip,kendisiyle tanışmış ve teşekkür etmişler.işte biz o ressama Allah diyoruz.ressamdan farkı, gerçek ve canlı resimler yaratmasıdır.

Soru:Peki,Allah”ı kim yaratmıştır?sorusu(şeytanın insanları kandırmak için sorduğu sorudur) genellikle insanların kafasının karışmasına yol açmış,bu soruda takılıp kalmışlardır.Bu sorunun cevabı,Allah”tadır.Zaten bu sorunun cevabını bilen kimse kim ise o Allah”tır.Bu sorunun cevabını yaratılan varlıklarca bulunmaya çalışılması,nafiledir.Çünkü ,diyelimki bir saraya girmek için yüz kapı var,ama bir kapı kapalı ve sarayın sahibi ancak o kapıyı açabilir ve anahtarda sadece ondadır.Dışarıdan saraya girmeye çalışan biri,açık doksandokuz kapının herhangi birinden içeri girebilir.Fakat kapalı kapının önünde durup o kapıyı açamayınca,bu saraya girilemez diyemez,Çünkü diğer doksandokuz kapı açıktır.Aynen öylede,Allah”ı kim yaratmıştır,sorusu kapalı bir kapıdır.O kapının anahtarı sadece ondadır.Allah”a inanmak için doksandokuz kapı açıktır.Ama inat edip,kapalı kapının önünde durmak ve saray sahibini inkar etmek ve açık kapıdan saraya girmemek akıl karı değildir.Peki Allah yoksa,bu kainatı kim yaratmıştır,sorusunun cevabını inat edenlerin vermesi gerekir.
Varsayalım ki inanmayan inat edenlerin dediği gibi Allah,ahiret,cennet,hesap kitap, vs.yok.Ne inanana bir şey olur,nede inanmamakta inat edene.Ama ya varsa,inanana yine bir şey olmaz ama inanmamakta inat eden; işini yüzde elli şansa bırakmış olur ki buda akıl karı değildir.

#2 faruk.nur

faruk.nur

    Yeni Üye

  • Φ Yeni Üyeler
  • Pip
  • 23 İleti

Gönderi Tarihi: 15 Mart 2007 - 14:12

Soru:Zaten bu din değimli afyon gibi bizi uyuttu?İlerlememize ve yükselmemize mani oldu!Zaten bütün savaşlarda din yüzünden çıkmadı mı?Artık istediğimiz gibi özgürce hayatımızı yaşamak istiyoruz.Bir lokma,bir hırka ile bizi asırlarca uyuttuğunuz yetmedimi!Din nedir?

Cevab:Din;Hayatın,hayatıdır.Medeniyetin ve insanlığın maddeten ve manen yükselmesini,daha iyiye ve ileri gitmesini savunur. İslam dini;bir lokma bir hırka felsefesine karşıdır. Yarın ölecekmiş gibi, ahirete, hiç ölmeyecekmiş gibi dünyaya teşvik eder.İki günü aynı olan ziyandadır, Komşusu aç iken, tok yatan bizden değildir.

Haksız yere bir insanı kasten öldüren, tüm insanlığı öldürmüş gibidir. Mesala;öldürülen o kişi ihtimal dahilindedir ki, insanlığı kurtaracak bir buluşa imza atabilir.Veya ; bir kişinin katli, öldürülmesi, bir dünya savaşına sebep olabilir.

Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız.Yıkıcı değil,yapıcı olunuz.Alan el değil, veren el olunuz.Cüz-i bir şer için, küll-i bir Hayrı terk etmeyiniz.Mesela; kangren olmuş bir kolu kaybetmemek için kolu kesmez iseniz, o Aziz insanıda kaybedersiniz.Aynen bunun gibi; dünyadaki iyliklere vesile olup kötülüklere mani olmaz iseniz;yani Allah”ın emir ve yasaklarına uymaz iseniz; bu Aziz dünyayıda kaybedersiniz.

Hayırda yarışınız.Anne ve babaya; sizleri kötülüğe zorlamadıkları sürece itaat ediniz.Yakınlarınızı,yetimleri,kimsesizleri,yaşlıları,yolcuları, hastaları, komşularınızı,küçükleri, zorda ve çaresiz durumdaki kişileri, boçluları ,işsiz ve fakirleri, gözetiniz.

Tek İlah vardır. O, İlahın adı Allah”dır.

Allah”ın emir ve yasaklarına karşı gelmeyiniz.Şeytan”ın, tek bir emre karşı geldiğinden dolayı düştüğü durumdan ders çıkarınız.

Zerrece Allah”a imanı olan herkes; hesaptan sonra cennete girecektir.

İslam dininin; Peygamberi Hz.Muhammed”tir,Kitabı Kuran-ı Kerim”dir. Bir Müslüman,hem İncile,hem Hz.İsa”ya; hem,Tevrata,hem Hz.Musa”ya; hem Zebur”a, hem Hz.Davud”a; yani tüm semavi kitap ve peygamberlere zaten inandığı için, din değiştirmesi, hiçmi hiç akıl karı değildir.

Soru:Tenasüh fikrine ne diyorsun?

Cevap:İslamiyet; Tenasüh fikrine karşıdır.Yani ölen bir kişi, başka bir şeyin suretine girerek hayatını devam ettirmez.Ölen kişinin ruhu berzah elemine gider.

Mesela;insanlık tarihi yedibin yıl olduğunu ve ortalama bir ömründe yüz sene olduğunu farz etsek, yetmiş defa bu dünyaya gelip gitmemiz gerekirken; değil yetmişini,birini bile hatırlayamamamız bizim çok unutkan veya akılsız olduğumuzun değil, tenasüh fikrinin doğru olmadığını gösterir.

Delil ise; Miraç hadisesi ile ahireti,cenneti,cehennemi gören ve Ruyetullah”a mahzar ve şahid olan, Hz.Muhammed peygamberin beyanı ve Allah”ın kitabı olan;Kuran-ı Kerim”in yazılı ve aşikar olan ayetleridir.

Zerrece imanı olan herkes;hesaptan sonra,cennete girecek ve orada kendilerini ve kainatı yaratan Allah”ı görecektir.

Soru:Miraç hadisesinde kısaca ne olmuştur?

Cevab:Mirac hadisesinde, bizzat Hz.Muhammed; çok kısa bir zaman zarfında; geçmişi, geleceği,cenneti, cehennemi ve kainatın yaratıcısını görmüş. Gidipte görenmi var? veya gidipte dönenmi var? Sorularını da cevabsız bırakmamıştır.

Soru: Bu kadar kısa zamanda bu kadar çok iş nasıl yapılır,bu kadar hız nasıl olur?Benim aklım almıyor!

Cevap:Mesela;bir elektronik saat düşünelim.Bir saat zarfında;saati gösteren rakam bir defa atarsa,dakikayı gösteren rakam 60 defa atar,saniyeyi gösteren 3600 defa atar.Bir mekanik saatte ise; bir saat zarfında yelkovanın aldığı mesafe; akrebin aldığı mesafenin 12 katıdır. Hız arttıkça;aynı zaman biriminde, daha çok hareket yapılmaktadır. Bunu kronometrede daha bariz bir şekilde görebiliriz. Beyin hızı ile sizin bir ömürde ancak çözebileceğiniz bir problemi,bir başkası kısa bir sürede çözebilir.

Mesela; koca bir kütlesi olan dünyamızı,vasıtasız ve saniyede otuz kilometre gibi çok süratli bir hızla,hem kendi ekseninde hemde güneşin çevresinde hiçbirşeye dayanmadan,direksiz,bir topaç ve Mevlevi gibi döndüren Allah; sevgili bir peygamberini Miraç hadisesinde;elbette ve evleviyetle daha hızlı ve kısa bir sürede götürmeye ve geri getirmeye Muktedirdir.

Mesela;bazen 10 dakikalık bir rüyada; bir günde yapamayacağınız çok işleri kısa bir sürede; rüyada yapmanız gibi.

Soru:Azrail bir iken nasıl aynı anda birçok ruhları kabzediyor?

Cevap: Mesela;birçok aynayı,birçok yere koyup yüzlerini tek bir güneşe çevirdiğimiz zaman,her bir aynada güneşin aynı timsalini görebiliriz. Güneş bir iken birçokyerde ayna vasıtasıyle ve timsali ile; hazır ve nazırdır.

Mesela; herbir televizyondan,aynı anda,birçok yerden aynı görüntünün, herkes tarafından izlenebilmesi gibi. Fakat bugün ses ve resim nakledilebilmekte isede gelecekte, maddeninde nakli imkan dahilindedir.

Mesela;Hz.Süleyman peygamber zamanındaki bir tahtın, ilim sahibi birisi tarafından, çok uzak bir diyardan, bir anda, hazır ve nazır ve nakl edilmesi; maddenin naklinin mümkün ve imkan dahilinde olduğunun ve Azrail”in aynı anda,birçok yerde,birçok insanın ruhlarını kabzetmesi de bunun bir kanıtıdır.

Soru:Allah bize çok yakın, ama biz ona çok uzağız,diyorlar;bu nasıl birşeydir?

Cevap:Mesela;Güneş bize ışık ve ısısı ile bize çok yakındır,biz ise güneşe zatı bakımından,çok uzağız.Ayna veya büyüteç vasıtasıyla,güneşin özelliklerini biraz anlayabiliriz. Fakat;uzay mekiği ile; güneşin hakiki nuruna ve ısısına yaklaşabilir,onun büyüklüğünü ve gerçek mahiyetini yakından anlayabiliriz.

Soru:Bir konuda ihtilaf var ise nasıl çözülür?

Cevap:Evvela; Allah”ın kitabına müracaat edilir; yoksa peygamberlere ve sünnetlerine müracaat edilir; yoksa bilginlere ve yazdıkları eserlere ve içtihatlarına müracaat edilir; yoksa kendi aklınıza müracaat ediniz. Kesinlikle şeytana ve nefsinize müracaat etmeyiniz.

Elbette ki;Allah”ın kitabı;bir tıb veya cebir kitabı değildir.Fakat hiç tıbtan ve cebirden bahsetmiyorda değildir.Peygamber;tıp dokdoru değildir,ama tedavi ettiği hastalarda olmamış değildir.Hiçbir peygamber ben her şeyi bilirim demez.Allah bildirmedikçe hiç kimse bir şey bilemez.Fakat bir peygamber herhangi bir kişide değildir.Sen bir zerre isen;o bir güneştir.

İlim adamlarının fikirlerine ve eserlerinede ihtiyaç yoktur demek yanlış olur. Kendi aklınızı kullanmamak da hiç akıl karı değildir. İş ehline verilmelidir.Hasta olduğunuz zaman doktora,yazı yazmayı ve okumayı öğrenmek için okula, dini meselelerde ise diyanete gitmek gerektir.

Soru:Bir kazayı veya zülmü gördüğümüzde ne yapmalıyız?

Cevap: Evvela; yetkili mercilere bildiriniz, gecikmesinde telafisi mümkün olmayacak neticeler hasıl olacaksa, mümkünse hemen elinizle düzeltmeye çalışınız, yoksa dilinizle düzeltmeye çalışınız,yoksa en azından o zulmü yapan, o zalimi Allah”a havale ediniz.

Bunuda yapmıyorsanız belaların gelmesini bekleyiniz.Bana dokunmayan yılan bin yaşasın demeyiniz.Yoksa o yılan birgün mutlaka başınıza bela olacaktır.

Mesela;dağın başında size saldıran ve canınıza kast eden bir yılanı; öldürdüğünüz,yaraladığınız veya def ettiğiniz için; hiç kimse sizden hesap sormaz ve soramaz. Belki;kendinizi savunmadığınız ve yılanın sokmasına mani olmadığınız için; acı ve cefa çekersiniz.

Sakın yanlış anlama;biz git ihkak-ı Hak yap demiyoruz.Çünkü devletin;hakimi,savcısı,polisi ve jandarması vardır.

Soru:Allah”ın benim namazıma ne ihtiyacı var? “Lailaheillallah” ne demektir?Herşey nasıl Allah”ı zikredebilir?

Cevap:Bir kişinin, Allah”ın benim namazıma ihtiyacı yoktur, demesi; hasta birisinin,doktara“ey doktor senin ilaca ne ihtiyacın var demesine benzer ki, Allah”ın bizim beş vakit namazımıza ve zikrimize elbetteki ihtiyacı yoktur,bizim namaza ve zikre evleviyetle ihtiyacımız vardır.Hem namaz dinin direğidir.Direk ve temel olmazsa sağlam;ne bir çadır,nede bir bina dikebilirsiniz.

Bedenin havaya ve suya ve gıdaya ve ısıya ihtiyacı olduğu gibi, ruhunda manevi gıdaya ihtiyacı vardır ki o gıdalardan en önemlisi namaz ve zikirlerin en eftali olan, “Allah”tan başka İlah yoktur” demek olan ve muhabbetullaha vesile olan,kelime-i Tevhidtir.Yani “La ilaheillallah” kelimesidir.

Her zaman az;yemek,konuşmak,uyumak;yani,her zaman;helal lokma yemek,hikmetli konuşmak,fazla uyumamak ve daima “Lailaheillallah” diyerek,zikr ederek; kainata meydan okuyacak cesareti benliğinde hissetmek,Allah”tan başka hiçbirşeyden korkmamak,her şeyin Allah”ın tasarrufunda olduğunu hakkal yakin yaşamak, muhabbetullahın verdiği; o manevi zevki ile huzur bulup, mutmain olmaktır.

Ayrıca;Allah”ın Kitabı olan Kuran”ı çok okumak ve kendi asrınıza hitap eden tefsirleri iyi tetkik etmek, doğru anlamak ve ihlas ile amel etmek ve huşu içinde namaz kılıp, huzur ve emniyet bulmak, dünyanın ağır yükünü her beş vakitte yere koyup, güzel bir nefes almaktır.

İnsanlar her nefes verişte bilmeden,gayri ihtiyari “Hu” derler.Hu ,Allah demektir. Aslında her şey Allah”ı anmaktadır. İnsanın bu dünyaya gönderilmesinin sebebi ve hikmeti Allah”ı tanımak, O”na dua ve ibadet etmektir.

Soru:Şeytan kimdir,amacı nedir?

Cevap:Şeytan”ın aslı cin olup ateşten yaratılmıştır.İnsanın apaçık, bir düşmanıdır. Mahlukatı,Allah”a düşman etmek için fırsat kollar. Bu hayatı insanlar için cehenneme çevirmeye çalışır.

İnsan, şeytan”dan herbakımdan üstündür.Mesela;Hz.Süleyman peygamber, cinleri emri altında tutmakta ve cinlere istediğini yaptırabilmekte idi. Fakat şeytan”ıda hafife almamak gerekir.Çünkü Hz.Adem babamız ile Hz.Havva annemizin cennetten çıkmasına vesile olmuştur.Biz şeytanın inadına,bu dünyayı cennete çevirmek için çalışmalıyız.

Dikkat ediniz!Allah”ı inkar etmemek ayrıdır,Allah”a iman etmek ayrıdır.Allah”ı inkar etmek ise;hiçmi hiç akıl karı değildir.

Mesela;şeytan;Allah”ı inkar etmemektedir. Daha önce meleklere bile ders veren,şeytan, kibrinden dolayı; Allah”ın “ Ademe secde et” emrine karşı gelmiştir.Bu yüzden; Allah’ın Rahmetinden kesin bir şekilde kovulmuştur.

Fakat şeytan; Allah”tan,süre istemiş, Kıyamet vaktine kadar, kendisine sınırlı bir süre verilmiştir.”Bende senin ihlaslı kulların hariç,herkesi sana düşman edeceğim ve onları azdıracağım” diyen şeytan; Hz.Adem peygambere ve nesline karşı,büyük bir savaş başlatmıştır.

Sakın sizi şeytan, Allah afedicidir diye yanıltmasın. Çünkü, Allah af edicidir ama, kul hakkı hariçtir.Allah”tan korkunuz.Çünkü Allah,aynı zamanda “Kahhar”dır.Nice milletler Allah”ın kahredici gücü ile tarih sahnesinden silinmişlerdir.Mesela;Hz.Nuh Peygamber zamanındaki tufanda olduğu gibi.

Eğer savaş istiyorsanız; şeytan ile,cahillik, fakirlik,acizlik ile savaşınız. Sivrisineklerle uğraşmak yerine,bataklığı kurutmaya çalışınız.

Sanığı cezalandırmadan önce,suça sebep olan nedenler olan; işsizliği, cahilliği, fakirliği,acizliği,caresizliği, kaldırarak; suçu önleyici tedbirler alınız. Suçluyu öyle bir ceza ile ürkütünüz ki ;o sucun yanına bile yanaşamasın. Gaye o ürkütücü cezayı vermek değildir,caydırmak olmalıdır. Yoksa o suçlu; suçu tekrar işlemeye devam edecek toplumun huzur ve sukununu bozacaktır.

Mesela;Göze göz,dişe diş diye;bir ceza olsa. Kimse adam öldüremez. Çünkü kendisinede aynı cezanın verileceğinden korkar,yapmaz,yapamaz. Hem kan davası diye bir şeyde olmaz ve olamaz.Cezalar caydırıcı olmalıdır.Yani suçu önleyici olmalıdır.Yoksa ceza; amaç olmamalıdır.

Önce tedbir sonra terbiye sonra ceza. Islahı gayr-i mümkünse ve cezasıda idam ise infaz etmek gerektir.Çünkü dönüşü mümkün olmayan bir yola giren suçlu için en hayırlı yol hem kendisi,hem ailesi, hemde toplum için cezanın infazıdır.

Sakın şeytanın iman edeceğini düşünmeyiniz ve ona acımayınız ve onu dost edinmeyiniz. Hz.İsmail peygamber gibi şeytanı gördüğünüz yerde ve Hac”ta da olduğu gibi, taşlayınız, yani şeytan ile her zaman ve heryerde savaşınız. Çünkü; kendinizin,biricik ve birtaneniz olan yavrunuzun ve sevdiklerinizin ebedi cehenneme girmesine vesile olan şeytana hiç acımamak gerektir. Şeytana acımak, sevdiklerinize ve kendinize acımamak demektir.

Suyun uyuduğunu,ama şeytanın uyumadığını biliniz,her zaman tedbirli olunuz.

İnsanın düşmanları çok, kuvveti yok, borcu çok, malı mülkü yok, dolayısıyla bu dünyanın derdi ve tasası çok.Eğer güveneceği,tevekkül edeceği, meded umacağı, dua edeceği, dayanacağı,teselli olabileceği,bir Allah”ıda yoksa; ve dostuda şeytan ise; kendi aklıda kendisine bela olup, sıkıntılarını unutmak ve aklını iptal etmek için, kendisini ya eğlenceye veya uyuşturucuya veya alkole verecek.Sonu ya tımarhane, ya meyhane veya hapishane veya hastahane veya batakhane olacaktır.Hem kendisine, hem ailesine ve hemde topluma zararı dokunacaktır.

Ey insanlar ve cinler; sizin maddeten ve manen yükselmenize mani olan şeytanın; size takmış olduğu zincirleri kopararak ve manileride ortadan kaldırarak, özgürlüğünüze kavuşunuz.O sinsi ve gizli düşmanınıza ve düşmanlarınıza karşı, bir sürü ve ordu gibi ittihad ediniz.Sürüden ayrılmayınız.Irk,din,dil,renk vs.nedenler ile bölünmeyiniz.

Soru:Bize;cenneti istiyorsanız;dünyayı terk ediniz, diyorlar,ne dersin?

Cevap:Helal şekilde; Çalışınız,üretiniz,kazanınız,yiyiniz,dağıtınız.Ama israf etmeyiniz.Kara günler, yaşlılığınız ve ahiret içinde,azık ayırınız.İlmin, malın ve kuvvetin önemini fark ediniz.Bunları insanlığın hayrı için ve helal bir şekilde kullanınız.Kendinize yapılmasını arzu etmediğiniz bir şeyi ,birbaşkası içinde arzu etmeyiniz.

İnsanların; aslında Hz.Adem ve Hz.Havva”dan geldiğini düşünerek, uzaktanda olsa akraba ve kardeş olduklarını; Allah nazarında herkezin eşit olduğunu ve hiçkimseye iltimas geçilmeyeceğini,eninde sonunda; zerrece hayır işleyene mükafatının verileceğini,zerre miktar şer işleyenede cezasının verileceğini biliniz.

Dünyayı da bütün bütün terk etmeyiniz.Hiç ölmiyecekmiş gibi dünyaya, yarın ölecekmiş gibi ahirete çalışınız.

Evet tek koltukta iki karpuz gitmez ama iki koltukta iki karpuz gider.Kuş gibi uçabilmek için,çift kanatlı olunuz yani,hem maddi hemde manevi hayatınız için çalışınız.Her ikisinide birlikte orantılı şekilde götürünüz.
İfrat ve tefritten kaçınınız.Namerte muhtaç olmamak için çok çalışınız,

Soru:Yerine ve zamanına ve makamına göre akıllıca hareket etmek ne demektir?Mütavazı olmak ne demektir?

Cevap:Mesela;ileriden bir aslan geldiğini gördüğünüzde hemen tedbirinizi alınız.Aslan bana bir şey yapamaz, oda Allah”ın bir mahluku, her şey Allah”ın tasarrufunda, Allah istemese hiçbirşey olmaz diyip, okşamaya kalkmayınız.Çünkü sizde olan bu imanı; aklı ve temyiz kudreti olmayan Aslan”dan da beklemek hiç akıl karı değildir. Aslana et,ata ot veriniz. Aslanın kafesine de fazla yanaşmayınız.

Mesela; bir asker görevde ve savaşta;karada aslan ve havada kartal,suda kılıç balığı gibi; Azametli, heybetli, cesur,atik,keskin bakışlı, güçlü,silahlı, korkusuz ve Celal sahibi olmalı. Ama evine geldiğinde ise; Cemal sahibi olmalı, çocuğuna karşı şefkatli, ve eşine karşıda nazik ve hürmetli olmalıdır.

Kişi; kendi gözlüğünün rengi ile olayları renklendirmemeli,karşı tarafı ve üçüncü şahısların fikirlerini ve nasihatlerini ve şahitlerin beyanlarını dinlemeli.Bir bilene sorup istişare etmeli. Bilirkişiden rapor almalı. Mümkünse olay yerine gidip, keşif yapmalı. Tüm delilleri topladıktan sonra; Adaletli, doğru hakkaniyete uygun bir hüküm verilmelidir. Gerçeği ve maddi hakikatı bulmaya çalışılmalı,zandan ve suiniyetten sakınmalı. Bu arada; renk körü olup almadığının tespiti içinde doktora gitmeyi ihmal etmemelidir.

Mesela;Siyah gözlüğünüz ile; kızıl bir elmayı, siyah görmeniz normaldir. Akıllı kişi odur ki;o siyah enaniyet gözlüğünü bırakıp, olaylara şeffaf bir göz ile bakmalı. Kendinizi; karşınızdaki sahsın yerine koyup,”acaba aynı hareket bana yapılsaydı,ben ne yapardım”diye düşünmeli.Güçlüden değil,Hak”tan ve haklıdan yana olmalıdır. Bazen susmalı, bazen büyüklük gösterip bazı şeyleri görmezlikten gelmelidir.

Mesela;her dediğiniz doğru olmalı ama her doğruyu söylemekte doğru değildir.Karı kocanın arasını düzeltmek için,bir can kurtarmak için veya savaş halinde her doğruyu söylemek doğru değildir.Yalanada hiçbir cevaz yoktur.O halde susmak en doğru bir iş olsa gerektir.

Bindiğiniz dalı kesmeyiniz, bindiğiniz gemiyi batırmaya çalışmayınız, ekmeğini yediğiniz yere hainlik etmeyiniz.Yoksa;pirinci kurtarayım derken,evdeki bulgurdan da olabilirsiniz.

Ey horoz; vakitsiz ötme.Ey fare, ejderhaya kafa tutma, onu uyandırma. Akıllı isen; o canavarı kendine musahhar et. Mesela;Eşinin , iyi ve kötü durumuna,ahvaline,nelerden hoşlandığına, nelere kızdığına vb.dikkat eden akıllı ve güzel bir yılan; eşi bir ejderha bile olsa, kendisine muti ve musahhar yapabilir.

Unutma ki, cesim,büyük ve Azametli bir filin, bazen bir küçücük fareden korktuğu;bir savaş sırasında heybetli birisinin kaçtığı; bir tavuğun yavrularını korumak için,bir köpeğe saldırdığı bir gerçektir.Gerçek; İmanın ve cesaretin ve zenginliğin ve güzelliğin; kimde ve nede ve nerede olduğu gizlidir. Ve ummadığın ve ihtimal bile vermediğin bir taşın;başını yarması ve seni kahretmesi de imkan dahilindedir.

Mesela; İlahlık iddiasında bulunan ve Hz.İbrahim peygamberi Urfa şehrinde ateşe atan,Nemrudu; kahreden şey; kör ve topal ve hasta bir sivrisineğin, ”Allah”ım beni niçin yarattın” diye sitem etmesi ve o çilekeş sineğine;cevaben ”nemrud”u öldürmen için yarattım “diye ilham edip, taltif edip, memnun etmesi ve gönlünü alması. Ve bu durumu kahinlerin Nemrud”a bildirmesi idi.

Mesela;Kibirli ve her şeyi bildiğini zanneden şeytanı, kahreden ise; Allah”ın Habibi, kulu ve elçisi olan;ümmi bir çobana;yenilmesi, birdaha kesinlikle; gaybtan ve gelecekten haber almak için gökyüzüne yükselememesi ve göktaşları ile taşlanması,kahinlik mesleğini ve saltanatını; ümmi bir çoban yüzünden, ilelebed kaybetmesidir.

Ve en büyük savaşın;evvelemirde,nefsiniz ve şeytanınız ile olan; imanı kazanmak veya kaybetmek, savaşı olduğunu da unutmayınız.

Bu büyük savaşı kazandıktan sonra, dünyadaki diğer haksız savaşlara nasıl mani oluruz diye düşünmek ve engel olmak gerektir.

Şayet size saldırı olursa da;meşru mudafa hakkınız kullanarak kendinizi savunun ve onlarla savaşın.Bunun içinde hazırlıklı,tedarikli ve tedbirli olun.Caydırıcı silahınızın ve ordunuzun olduğunuzu bilen düşman;size saldırmak için kara kara düşünecektir.

Ey;bu dünya gemisinde misafir olan Aziz insanlar ve cinler; dünyanın kıyametine çalışmayınız. Daha iyi ve daha güzel bir hayat ve dünya için çalışınız.

Mütevazı olmak;dilencilik yapmak veya kendini hakir göstermek veya işini bırakıp daha kötü bir duruma düşürmek değildir.Her zaman daha iyi nasıl olur diye düşünmeli ve çalışmalı ve yükselmelidir.

Kalem sahibi bilginlere,kılıç sahibi askerlere ve ululemre; Haktan ve hakikattan ve adaletten ayrılmadıkları sürece hürmet ve itaat ediniz.
İşinizi ehil kişilere yaptırınız.Yöneticilerinizi ehil kişilerden seçiniz. İşinizi tam ve eksiksiz yapınız.

Soru:Bütün ihtilal ve devrimlerin sebebi nedir?Ne yapmalı?

Cevap:Şeytanın,dünyayı fesada veren ve çoğu ihtilallerin ve devrimlerin sebebi olan ve insanlar için dünyayı cehenneme çeviren,”sen çalış ben yiyeyim ve ben tok olayım başkası açlıktan ölsün bana ne” düşüncesini, ortadan kaldırmak ve sosyal; refah ve adalet ve huzur için çalışmak, insanlığa yapılacak en büyük hayırlardan biri olsa gerektir.

Emek ve sermaye; aralarına uzlaştırıcı, aklı da alarak, sulh içinde ve refah içinde yaşamalı, taraflarda suiniyet ve angarya olmamalıdır.

Mesela, bina yapacak sermayesi olmayan fakir bir kişinin barakasını, zengin müteahhide verip onunla anlaşıp refaha ve zenginliğe kavuşması akıllı bir iştir.

Zenginliğe ve zenginlere değil;zenginliğin topluma yansıtılmamasına, gelir adaletsizliğine,sömürüye, bencilliğe,suiniyete, haksızlıklara, zulme şeytanın üstünlük taslayan kibrine ve kendisini efendi,başkasını köle kabul eden batıl ve yanlış fikre karşı olmak gerektir.

Ey, sermaye sahipleri;dünyanın ve kendi ulusunuzun ve vatanınızın istikbalini gözeterek, daima yatırıma ve üretime ve istihdama çalışınız. Parayı haps etmeyiniz.Gelir dağılımına dikkat ediniz. İşçileri bir köle gibi,kullanmaya kalkmayınız. İşçide; işverenin, iyiniyetini suistimal etmemelidir.

Medeniyetin tekamülü ile; kölelik devri kapanmış.Hürriyet,eşitlik ve malikiyet devrine girilmiştir. Kast sistemi de fıtrata aykırıdır.

Herkese;fırsat eşitliği sağlanarak,terakkinin ve yükselmenin önü açılmalı.Görev; Hak edene ve ehil kişilere verilmeli, iltimas ve kayırma olmamalıdır.Fakirlik ve kölelik bir kader olmaktan çıkartılmalı; herkes zengin,akıllı ve güçlü ve Aziz olmalıdır.

Şeytanın;sinsi tuzaklarına ve sizi birbirinize kırdırtmak için çalıştığını ve planlar kurduğunu unutmayınız.Artık;bu yaşlı ve çilekeş ve mahzun dünyamız, yeni; devrimleri,ihtilalleri ve yeni bir dünya savaşını, kaldıramaz.

#3 faruk.nur

faruk.nur

    Yeni Üye

  • Φ Yeni Üyeler
  • Pip
  • 23 İleti

Gönderi Tarihi: 15 Mart 2007 - 14:15

Soru:Biz gençlere ne tavsiye edersin?Bataklığa düşmüş insanlar nasıl kurtulacak?Kim kurtaracak?

Cevap:Ey gençler kendinize uygun,münasip bir iş ve eş bulmak için çalışınız. Yoksa oruç tutunuz.Oruç ve evlilik nefsi dizginlediği gibi, şehveti söndürür. Batakhanelerin kapısına kepenk vurur. Zina hoş görülemez. Hiçbir ehl-i namus hatta en serseri bir kişide eşinin zina yapmasına razı olmaz olamaz.Bataklığı kurutunuz ki,sivrisinekler kapınıza uğramasınlar.

Ey bataklığa düşmüş ve düşürülmüş Aziz insan, elbet birgün senin feryadını işiten bir civanmert bir yiğit, çıkacak; seni ve tüm insanlığı, şeytanın o pis bataklığından kurtaracaktır.O yiğit neden sen olmayasın, Nemrudu öldüren; kör,topal,hasta bir sivrisinekten veya Hz.İbrahim peygamber için yakılan ateşi söndürmek için gelen küçük bir karıncadan daha mı acizsin!

Yanlış anlama;biz kanunları çiğne, adaleti sen yerine getir demiyoruz. Belki biz diyoruz ki;

Mesela; bir kişi boğuluyor,sende yüzme biliyor isen,hemen o kişiyi kurtar.Sonrada devletin yetkili mercilerine haber ver diyoruz.”Yok benim görevim ve işim bu kişiyi kurtarmak değildir” deme diyoruz.

Mesela;İslam peygamberi,Hz.Muhammed ;aileleri tarafından diri diri mezara gömülen kız çocuklarını gömülmekten ve bir mal gibi alınıp satılan kadınları ve gençleri, batakhanelerden;faiz yüzünden inim inim inleyen borçlularıda, faiz bataklığından kurtarmış, faizide kaldırmıştır.

Mesela;bugün bile kredi faizi yüzünden çok aileler, toplumlar hatta devletler perişan olmakta,yuvalar yıkılmaktadır. Çare;borcunuzu ödeyinceye kadar, zaruri ihtiyaçlar için harcama yapmak,çok çalışmak, bir daha faize tövbe demek gerektir.

Soru:Sıhhat nedir?Nelerin kıymetini iyi bilmeliyiz?

Cevap:Sofradan istekli kalkınız.Yani doymadan kalkınız.Haddinden fazla yemek, hem sıhhati bozar hemde yattığınızda karabasana davetiye çıkarırsınız.Tıbbın piri, İbn-i Sina “sıhhat az yemektir” demiştir.

Anne ve babanızın,sıhhatinizin,boş vaktinizin,gençliğinizin,aklınızın, zenginliğinizin,gücünüzün ve Azrail kapınızı çalmadan; ömrünüzün kıymetini iyi biliniz.

Her irade ve akıl sahibinin başına her şeyden önemli olan, imanı kazanmak veya kaybetmek davası açılmıştır.Bu davayı kesinlikle kazanmak gerektir.

Soru:Bu dava kesin nasıl kazanılır?Kazananların oranı nedir?

Cevap:Hayatta başarılı olmak ve bu davayı kesin kazanmak istiyorsanız; Peygamberlere ve onların getirdiği orjinal kitaplara ve sahifelere harfiyyen uyunuz.

Allah”ın tüm kitap ve peygamberleri hep,”Lailaheillallah”yani;”Allah”tan başka İlah yoktur”davasını ve gerçeğini savunmuşlardır. Bu davaya; inananların;rengi,ırkı,dili farklı da olsa; kazanma oranı; yüzde yüzdür.

Tahrif edilmiş kitap ve sahifelere, yanlış tefsir ve tercümelere ve batıl inanç ve hurafelere ise katiyyen uymayınız.Aklınızı çalıştırınız.

Ey ehl-i kitab;birbirinizle mücadele etmek yerine, insanlığın ve mahlukatın;şeytanın hile ve desiseleri ile, içine düştüğü sıkıntı ve belalardan kurtulması için çalışmak ve ortak düşmanınız olan; şeytana karşı ittifak etmek daha akıllıca olsa gerektir.

Soru:Yavruma doyamadan vefat etti,ne yapmalıyım?

Cevap:Ey insanlar ;eceli ile vefat etmiş küçük çocuklarınız size ahired de şefaatçi olacaklardır.O halde sabrediniz. Çocuklarınızı ve rahimlerdeki ceninleri de rızk endişesi ile öldürmeyiniz.Yoksa;ahired de o masum çocuk,sizden ve iştirakçilerinizden;davacı olur.

Hz.Hızır ile Hz.Musa peygamber arasındaki kıssadan hisse çıkarınız. Allah”tan daima her şeyin en hayırlısını talep ediniz.Bilmediğiniz ve bilemediğiniz, hikmetini sonradan anlayabileceğiniz,iyi ki böyle olmuş diyeceğiniz ve akıl ve sır erdiremediğiniz,sabredemediğiniz bazı olayların;zahirine değil,neticelerine bakıp;Allah”ınıza şükrediniz.

Soru:Hadsiz kötülüklere, günahlara, cinayetlere, niçin Allah mani olmuyor?

Cevap:Şu an imtihan vakti olduğundan;imtihanın huzur ve sukununu bozmuyor,yalnız huzuru bozanları ve kopya çekenleri tespit edip sessizce dışarı çıkarıyor.İmtihanın,ahengini bozmamak ve talebeleri korkutmamak ve imtihanı amacına ulaştırmak ve sonsuz şefkatinden dolayı ve bir aile reisi gibi,cezayı bazen hikmeti gereği erteliyor ve mahlukatına son nefesine kadar süre veriyor.Ola ki yanlış yoldan döneler,ola ki hidayete ereler.

Hem,eğer her haksızlıkta Allah size bir tokat vursa idi o zaman herkes korkudan,zoraki iyi olur ve hayat yaşanmaz bir hal alır, idi. Hem bizlere seslenmediğini nerden biliyorsun.Hem Habibi olan ve Hz.Muhammed”e indirilen ve Allah”ın kitabı olan Kuran-ı Kerim ile bizlere her zaman seslenmektedir. Hem, Allah; ”emir ve yasaklarıma uyun,haksızlık ve zülüm yapmayın,iyiliği emredin,kötülüklere de Mani olun demiyor mu?

Sem olan Allah,her şeyi duymakta. Basir olan Allah,her şeyi görmekte. Habir olan Allah ise her şeyi duymaktadır.Her şey melekler tarafından kayıt altına alınmakta ve ahirette bir mahkeme-i kübrada, delil olarak saklanmaktadır. Hem haddi aşanları yerin dibine geçirmediğini nerden biliyorsun.Herhalde Allah”ın tokadının sessiz olmasından olsa gerektir.

Hem imtihan olmasa idi; Elmas ruhlu peygamberler ile kömür ruhlu şeddatlar,nemrutlar,fravunlar nasıl ayırt edilecekti?Şayet öğretmen soruları bazı talebelere iltimas yapıp önceden dağıtsa veya kopyayı serbest bıraksa idi;hem imtihanın sırrı bozulacak,hem hayatın ve imtihanın zevki kalmayacak, hem de çalışkan talebeye ve çalışana haksızlık ve Adaletsizlik olacak ve hem de terakki ve yarış olmayacak, hem medeniyet ve insanlık yerinde sayacak, hem de öğretmene haklı bir itiraz yapılacak idi.

Mesala;silaha harcanan paranın cüz-i bir miktarı açlığa ayrılsa,dünyada yoksulluk kalkacak. Herkes hakkına razı olsa;dünyada davalar,kavgalar, savaşlar olmayacak.Herkes evinin önünü dahi süpürse,çevremizde hiç çöp kalmayacak idi.

Allah”ın”içki içmeyiniz,kumar oynamayınız,fuhuştan,fal oklarından, sihirden uzak durunuz,faiz almayınız,haksız yere bir cana kıymayınız, kötülüklere mani olunuz, vb.”emir ve yasaklarına uymayan sen, savaşlarla dünyayı yakıp yıkan sen, Allah ile dalga geçen ve kafa tutan sen,haksızlıklara ses çıkarmayan ve görevini yapmayan ve kötüye kullanan sen; sonrada sorumluluktan ve cezadan kurtulmak için suçu kadere ve Allah”a yıkmak isteyen sen!

Cehennemin hocaları olan Zebaniler; senin çok güvendiğin ve çok akıllı zannettiğin şeytana ve sana;çok merak ettiğiniz ve bilmediğiniz ve hikmetini anlayamadığınız başka sorularınızın cevaplarını ve yaptığınız tüm haksızlık ve kötülüklerin cezasını vermek için sabır ile sizleri beklemektedirler.

Ey masumlar,biçareler, mahsunlar,garipler,fakirler ve hakkı gasp edilenler: sakın zalim zenginliği ve izzetiyle;masum ise fakirliği ve zilletiyle bu dünyadan göçüp gitti diye üzülmeyiniz ve isyan etmeyiniz. Sizlerin hakkınız zayi edilmeyecek,bir mahkeme-i kübrada, eninde sonunda Müntakim ve Kahhar ve Adil olan Allah; sizin hakkınızı zalimden alıp size geri verecektir.Ahired de;mal, mülk, para, iltimas, kariyer,rütbe, unvan soy,sop vb.geçmediği için;ya zalimin sevapları size verilecek veya sizin günahlarınız zalime yüklenecek ve Cennette huzur ve güven ve zenginlik içinde; ebedi yaşayacaksınız.

Soru:Mucize,keramet ve sihrin aslı nedir?İlim nedir?

Cevap:Bir zaman iki ayna var imiş,her iki aynada yüzlerini gökteki güneşe çevirmiş.Aynalarda akseden,tecelli eden güneşi, her iki aynada insanlara çevirdiğinde; insanların gözlerini kamaştırmışlar. Aynalardan biri;ben insanların gözlerini kamaştırdım diye kibirlenmiş ve kendisinde bir şeyler olduğunu, tevehhüm, zan etmiş.

Diğer ayna ise mütevazı bir şekilde,aslında kendisinde bizatihi bir şey olmadığını,gökteki güneş olmasa bir hiç olduğunu, önceki aynaya söylemiş. İşte gururlu ayna, sihir,fal ve büyü gibi menfi ve zararlı ilimler ile ilgilenip insanlara zarar veren ve insanları kendisinin etkilediğini ve her şeyi bildiğini zanneden ve sihir yapan şeytan gibidir.

Ama mütevazı ayna ise mucize ve kerametin asıl sahibinin Allah olduğunu bilen, dünyevi,fenni,müspet ve uhrevi faydalı ilimler ile ilgilenip insanlara faydalı olan bilge kişidir.Mesela;Hz.Musa”nın asası ile denizin ikiye ayrılması ,Hz.İsa”nın;Allah”ın izni ile ölüleri diriltmesi, Hz.Muhammed”in bir işareti ile, gökteki ayın ikiye bölünmesi hadiseleri birer mucize olup, bunlar Allah”ın iradesi ve kudreti ile olmuş.Hiçbir zaman,hiçbir peygamber; gösterdiği ve mahzar olduğu mucize ile övünmemiş, sadece insanlara ve cinlere; peygamber olduklarını kanıtlamak ve ikna etmek için mucize göstermek zorunda kalmışlardır.

Gıbta edilecek kişi gökteki güneşin ısı ve ışığına mazhar olan kendisini güneş zannetmeyen ama güneşi gösteren,bir ayna olduğunu unutmayan kişidir.Bu aynaların en güzelleri peygamberlere aittir.En kötüleri ise şeytan ve şeytan gibilere aittir. Şeytan ve şeytan gibi kötü kişilerin şerrinden Allah”a sığınmak gerektir.Çünkü insanları ve insanlığı tesirleri altına almakta ve aldatmakta, insanlığın ve medeniyetin mahvına sebep olmakta; bu nedenle de şeytanın maskarası ve aleti durumuna düşmektedirler.

İlminizi insanlığın hayrına kullanınız.Mesela;hidrojen bombası düşmanı caydırmak için olmalı.Fakat kullanılmamalı.Bu enerji; insanlığın hayrına kullanılmalıdır.


İnsanlığa faydalı bilgileri, başkaları ile de paylaşınız, yayınız.Teorik bilgilerinizi,pratiğe dökünüz.Mümkünse insanlık ve medeniyet için yeni icatlar, keşifler yapınız,olduğunuz yerde saymayınız.Sizden sonraki nesil için faydalı bir şeyler yapıp güzel bir miras bırakınız.Aldığınız maaşı Hak edip afiyetle yiyiniz.Ahiret de sizi kurtaracak bir eseriniz olmadan, ahirete göç etmeyiniz.

Soru:Bu yazıların doğru olduğunu nereden bilelim?

Cevap:Allah”ın Kitabı olan Kuran-ı Kerim”i araştırarak bileceksiniz. Şayet Kitaba,sünnete,içtihatlara ve aklınıza; ters bir şey var ise atacak,yazarı da; uyarıp ona da ders vereceksiniz.Körü körüne değil; okuyarak,araştırarak,sorarak, tahlil ederek,tartışarak; gözünüz, aklınız,kalbiniz açık ve bilinçli bir şekilde hakikate ve Hak”ka,kabre, cennete; korkmadan,gülerek ve emin adımlar ile yürüyeceksiniz.

Zaman;hakikat zamanıdır.Bir kişinin; sizin sayenizde Hak ve Hakikatleri öğrenmesi; sahralar dolusu kırmızı koyunu olan bir zenginin; koyunların hepsini, fakirlere, sadaka olarak dağıtmasından, daha hayırlıdır.Bana bu bilgileri kimse öğretmedi; diyen kişinin hesabı; bilenden ve bildiği halde susan herkes den sorulacaktır.

Sizde;sorumluluktan kurtulmak için; şimdi öğrendiğiniz bu bilgileri, önce aileniz ve sonra herkes ile paylaşınız. Bilgiyi kendinizde haps etmeyiniz ve bu bilgileri herkesin bildiğini de zannetmeyiniz.Her zaman; fikri hür,vicdanı hür, gerçekçi ve gerçeklere açık olunuz.

Doğruyu,alınız;yanlışı ve batılı atınız.İfrat ve tefrittende sakınınız. Mesela;dinsizlik ve taassup gibi.Taassup;dinin; cahil kişilerce yanlış tefsir edilerek herkesi; dinden soğutmak ve dine düşman etmek demektir.Dinsizlik ise;dindarlara ve dine; hak ve hakikatlere, düşman olmak demektir. Dinsiz bir millet yaşayamaz.Sadece manevi veya maddi kanat ile de uçamazsınız.Hem maddi,hem de manevi kanat ile ve birbirleriyle orantılı ve ahenkli olmak şartıyla uçabilirsiniz.

Din;gerilemeyi değil;bilakis helal yoldan;maddeten ve manen daima ilerlemeyi ve yükselmeyi amaç edinir. Helal keyfe kafidir.Harama girmeye lüzum yoktur.

Malın; kırkta bir zekatı olduğu gibi, ilmin ve kuvvetinde bir zekatı vardır.Bilen ile bilmeyen bir değildir.İlim mümin”in yitiğidir, nerede olursa alır.İlim Çin”de de olsa alınız. Hayatta, en hakiki mürşit ilimdir. Faydalı tüm ilimlerden istifade ediniz, ettiriniz. Beşikten mezara kadar faydalı ilim öğreniniz.

Okuyunuz,okutunuz.Ne demiş Yunus Emre,’İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir,sen kendini bilmez isen ilim nice okumaktır.’

Soru:Deccal ve Mehdi gelmiş midir?

Cevap:Her asırda; mehdi ve deccal misal şahıslar gelmiştir.Çünkü insanlar ve insanlık devamlı imtahana tabidirler ve geçmiş milletler gibi, imtihan edilmeden de cennete gideceklerini zannetmesinler.

Deccal; dinsizlik ceryanının temsilcisi.Mehdi ise iman ceryanının temsilcisidir. İsimleri lazım değildir.

Mesela;Deccal dehşetli bir ejderha ise;mehdi akıllı bir fare olsa gerektir. Yani; tarih boyunca; ilmi,gücü ve mülkü ile övünen ve İlahlık taslayan kişilerin karşısına, Allah; zıt birisini çıkarmış ve onları o zıt şey ile Kahretmiştir. Zaten;ilginç ve garip olanda budur. Ebu Cehil; “nasıl olurda,ümmi bir çaban peygamber olur” diye kendisini için için yiyordu. İlahlık iddiasındaki Nemrut ise; kör,topal hasta bir sivrisinek tarafından öldürüleceği için Kahroluyordu.

Nasıl ki;rütbesiz bir er;bir köyü esir alabilir.Çünkü o bir askerdir ve arkasında ordu vardır.Halbuki o asker terhis olsa,aynı köydeki bir kişiyi bile esir alamaz.Nemrudun hatası;o sivrisineğin üzerindeki; haki renkli, askeri kıyafeti görememesidir.

Mehdi zahiren fakir,güçsüz olmalı.Deccal ise;zahiren güçlü ve zengin olmalı ki; imtihan çetin ve zevkli olsun,cennet ucuz olmasın,cehennem ise lüzümsuz olmasın .Sakın,sakın imtihan sahibini ve imtihanı hafife almayınız.Çok dikkatli olunuz.İmtihandan yüz üzerinden yüz alınız.

Önemli olan; sizin imanınızı korumanız ve cennete mümkün ise hesap vermeden doğrudan girebilmenizdir.

Soru:Küresel ısınma bir kıyamet alameti mi?Ne yapmalı?

Cevap:Havadaki karbondioksiti,temizleyen,bir oksijen fabrikası olan ağaç fidanını; kıyamete bir dakika bile kalsa dikiniz.Kağıt,defter,kitap için;ağaç kesmeyiniz. Elektronik; tahta,kitap,kalem,silgi,posta kullanınız.

Isınmak ve aydınlanmak için;fosil yakıttan ziyade;güneş,atom,hidrojen, rüzgar,enerjisinden ve yeraltından çıkan sıcak sulardan azami istifade ediniz.İktisatlı arabalar;lambalar ve elinizi uzatınca; akmaya başlayan, musluklar kullanınız. İsraftan kaçınınız. Musluktan akan suyun kadrini de iyi biliniz.

Su akarken barajınızı doldurup,Allah”a Şükrediniz.Su kesildiğinde ise barajdaki suyu idareli kullanınız.Kıtlık ve kuraklık halinde, ilminiz varsa;yağmur yağdırınız yoksa;yağmur duasına çıkınız.

Mesela;Hz.Yusuf peygamber zamanındaki kıtlıkta, Peygamberin hikmetli sözlerini tutan ve emrettiği tedbirleri alan halk, selametle kıtlığı atlatmıştır.

Soru:Kıyamet ne zaman kopacak?

Cevap:Kıyamet sen öldüğün vakit kopacak.Eğer bu soru ile; kainatın kıyametini kastetmiştim diyorsan;elbetteki bir gün onunda kıyameti kopacak.Hem “ben öldükten sonra isterse Tufan olsun bana ne” diyen sen değilmisin. Hem kendi ecelin ile birlikte kıyametin vakt-i zamanını bilmek; hayatı sana zehir eder.Ecelin gizli kalmasının bir hikmeti de bu olsa gerektir.

Hiç ölmeyecekmiş gibi bu dünyaya,yarın ölecekmiş gibi ahiretimize çalışmalı.Ölüme hazırlıklı olup,mezara korkarak değil,şehit bir asker gibi,gülerek girmeli.Tabutumuzun üzerine toprakları atanlara da; burası cennet bahçesinden bir bahçe sakın bizim için ağlayıp,üzülmeyiniz demeliyiz.

Farzedelim ki; 120 sene sonra;şu kainatında kıyameti kopacak.Şu anda yaşlı dünyamızda misafir olan altı milyar kusur insanın; ekseriyeti o vakit kabirlerinde olacaklardır.Kıyamete yetişenler bizzat,daha önce vefat etmiş ruhlar ise kabirlerinden o dehşetli anı bir manada göreceklerdir.

Soru:Kıyamette; güneş nasıl batıdan doğacak?

Cevap:Belki bir yıldız,dünyamızın dönüş yönünün tersinden çarparak, dünyanın dönüş yönünü tersine çevirecek ve güneş batıdan doğacaktır. Mesela;bazı gökbilimciler;uzayın derinliklerinden hızla dünyaya doğru gelen cesim bir yıldızdan bahsetmektedirler.

Velev ki;bu yıldız çarpmasa ve dünyanın yakınından geçse bile; okyanusları kendine çekecek, Hz.Nuh peygamber zamanındaki gibi sular yükselecek belki de gerçekten kıyamet kopacaktır.

Ey şeytan;sende; kıyametin kopmasını ve defterinin dürülmesini herhalde istemezsin.O halde;Ademoğlunun atom,vs. silahlarını ateşlememesi ve bir yıldızın dünyamıza çarpıp kıyameti koparmaması için;Allah”a gece gündüz; ism-i azam ile;dua et.Kaderinin ve ecelinin; secde etmediğin ve kendinden alçak gördüğün Ademoğlunun ve Allah”ın elinde olduğunu hiçbir zaman unutma.Akıllı ol,Ademoğlu ile fazla uğraşma ve onunla dalaşma. Allah”ın “Ademe secde et”emrinin hikmetini anla, Ademoğlunun senden her bakımdan üstün olduğunu bil,titre ve kork.

Soru:Acaba; cennetlikmiyim,yoksa cehennemlikmiyim?

Cevap:İnsanlar korku ile ümit arasında olmalı. Acaba cennetlikmiyim, yoksa cehennemlikmiyim sorusunu merak etmek yerine, en kötü ihtimali göz önüne alarak, tedbirimizi almak; daha akıllıca bir iş olsa gerektir. Son nefese kadar, kimin ne olacağı,(şeytan hariç) bizce mechuldur.

Ancak, Allah; kimin ne olacağını,kıyametin vakt-i saatini önceden bilmektedir. Fakat;bilmek; istemek demek değildir.Yani, Allah; herkesin;cennete girmesini arzu eder.

Hiçbir ebeveyn,yani anne ve baba; çocuğunu ateşe atmaz.Ancak, o hayırsız evlat ;anne ve babasını öldürerek;cehennemi Hak eder.

Halbuki;anne ve babası; daha küçücükken kendisini şefkatle büyütmüş, her şeyden esirgemiş idi.İşte;Bismillahirrahmanirrahim”in bir manasıda budur.

Kaderi doğru anlamak gerektir.

Cennet ucuz olmadığı gibi, cehennem dahi lüzümsuz değildir.

Allah”tan korkunuz.Fakat;zerre miktar Allah”a imanı olan ins ve cin, herkesin;hesaptan sonra cennete gireceğinide unutmayınız.O bir zerrecik imanı kazanmaya ve kaybetmemeye bakınız.

Soru:Ölümün hakikatı nedir?Ölümsüzlük iksiri varmıdır?Ben kimim?

Cevap:İnsan;ruh ve bedenin birlikteliğidir.Mana ve maddenin bileşimidir.Şoförü olan bir arabadır.Kaptanı olan bir gemi,bir uçaktır.

Ruh insanın aslıdır,kendisidir.Mahiyeti;can”ı,yani nefsi olan, aklı, duyguları,iradesi ,farık ve mümeyyiz, yani iyiyi kötüden ayırabilen, şuurlu,sorumluluk sahibi,ölümsüz, yani Baki olan; bir kanundur. Mesela;Yerçekimi kanunu gibi.Ama yerçekimi kanununun yukarda belirtilen vasıfları yoktur.

Ruh”un; dünyadaki işleri yapabilmesi için; elbisesi,evi,sarayı,bineği mahiyetinde olan bedene ihtiyacı vardır.Ruh; beden sarayının efendisidir. Nefs ise bu sarayın bekçisidir,hizmetçisidir.Bedendeki kuvve-i şehvet ve gadabiyet merkezidir.

Mesela;iç alemde;kandaki alyuvarlar vücuda gelen besinleri alır, akyuvarlar ise zararlı mikropları öldürür.Dış alemde ise insanın ağzı besinleri alır,kolu bacağı kendisine saldıran düşmanı def eder.

Aynen bu misallerde de görüleceği üzere sarayın bekçisi olan nefsin vazifesi; bedeni korumak ve bedenin levazımatını tedarik etmek ve efendisi olan Ruh”a hizmet etmektir.Bedene helal rızk veriniz.

Mesela; arabanız benzinli ise deponuza; mazot alırsanız yolda kalır motoru bozarsınız,şayet jet benzini alırsanız da sizi uçurur ve kazaya sebep olabilirsiniz.Helal rızk keyfe kafidir.Arabanın fabrikasyon ayarlarını, yani Allah”ın yarattığı bedenin sıhhatini ve ruhun saflığını bozmamak elzem ve gereklidir.

Mesela;Vücuda;İçki ve uyuşturucu madde almak gibi.Bu hem aklı iptal eder,hem de sizi sorumluluktan kurtarmaz ve hem de işlediğiniz suçtan dolayı da aynı cezayı alırsınız ve indirim sebebi olmadığı gibi, verdiğiniz maddi ve manevi zararlarda sizden tazmin edilir.

Nefsi; kullanmak,korumak,dizginlemek, terbiye etmek gerektir.Yoksa bineğiniz olan nefsi öldürmek hem akıl karı değildir.Hemde intihar demek olur ki, kesinlikle yasaktır.Nefsin dizginleri,daima ruhun elinde olmalı,gerektiğinde çekmeli,gerektiğinde gevşetmeli,ama hiçbir zaman dizgini bırakmamalı ve nefsin eline dümeni ve dizgini vermemelidir.

Akıl ise; Ruh”un müsteşarı yani akıl hocası,yol gösteren bir deniz feneridir.Ruh”a yol gösteren bir Nur”dur.Kuran-ı Kerim ise, manevi bir güneştir.

Ey deniz feneri hükmünde olan aklına ve mercimek büyüklüğündeki hafızasına güvenen ve iki hücreden yaratılmış insan;haddini bil ve Allah”ına şükret.

Ruh ise; beden gemisinin kaptanıdır.

Mesela bir ülke düşünelim.Ruh o ülkenin reisi, akıl veziri,nefs ise kuvve-i gadabiye olan ordusu ve kuvve-i şeheviyesi olan hazinesidir. Bir ülke; hazinesi dolu,ordusu güçlü ve yöneticileri akıllı ise; ilelebed payidar kalabilir.Bir insan da ne kadar zeki,güçlü ve zengin ise hem hayatını güzel bir biçimde idame ettirebilir hem de başkalarına yardım edebilir.

Ruh ise; katiyyen Baki”dir,yani ölümsüzdür.Fakat bu Baki”lik bizatihi değil;Allah, öyle takdir ettiği içindir.

Ey insanlar ve cinler; baki bir aleme gideceksiniz, o halde hazırlıklı olun.Ölüm,ruhun bedenden ayrılması; daha önce vefat etmiş olan sevgili anne ve babanızın ve çocuklarınızın ve sevgilinizin ve sevdiklerinizin yanına gitmektir.

Mesela ;bir şoför nasıl aracından inince araba hiçbir işe yaramaz ise,ruh”ta beden aracından inince, beden hiçbir işe yaramaz.Kabre konan bedendir.

***Sen ise; ruh”sun.Sen bu beden sarayının Aziz bir Sultanı,bu kainat sarayının; nazenin,nazlı,güzel bir gülüsün.***

Mesela;rüyada o korkuyu veya o sevinci hisseden,kalp gözünüz ile çok şeyleri gören sizsiniz.Şayet siz beden; olsa idiniz gözleriniz uykuda kapalı hiçbir şey görememeniz ve yeriniz sabit olduğundan, hiçbir şey yapamamanız ve hiçbir yere gidememeniz gerekirdi.

Ruh bedenden ayrılınca; berzah alemine gitmektedir. Ölüm yokluk ve hiçlik değildir.Kim yok olmak ister ki,Ezeli ve Ebedi, bir ve tek olan Allah”ın sevgili mahlukatı da ebedi olmalıdır.Fakat mahlukatın ebediliği bizatihi değil, Allah”ın dilemesiyledir.

Ey Aziz insan;bir peygamber soyundan geldiğini hiçbir zaman unutma.

Ey insanlar ve cinler; ebedi yaşamak, baki bir cennete girmek, Ve güzeller güzeli,kusursuz ve tek olan Allah’ı görmek istemezmisiniz!

Ey sevgili ruh,bunun için Allah’a şükretmeli ve iman etmeli ve Hak sahibine veya mirascısına hakkını vermeli ve tövbe etmeli değilmisin!

HULASA :

Allah;birdir,herşey O”na muhtaçtır.Ne bir başkası Allah’ı yaratmıştır.
Nede Allah’ın bir çocuğu vardır.Allah’ın, eşi, benzeri ve rakibi yoktur.

#4 Misafir_İ'tezele_*

Misafir_İ'tezele_*
  • Misafirler

Gönderi Tarihi: 20 Kasım 2007 - 23:53

kader

soru:madem,herşey bir kader defterinde yazılı ve herşey ona göre oluyor.o halde insanlar niçin cehenneme gidiyor?

cevap:evet herşey birkader defterinde yazılı ve herşey ona göre oluyor.ama,defterde yazılı olduğu için o şey olmuyor.
mesela;meteroloji uzmanı,uydudan gelen fotoğraflara bakarak geleceği görebilmektedir.(bir insan ne kadar yükseğe çıkarsa hem görüş alanı genişler hemde geleceği görebilir.)uzman görüyor ki,turkiyenin kuzeyinden kara bulutlar geliyor.bulutların hızını ve yönünü hesaplıyarak,hemen defterine şunları yazıyor,?yarın türkiye bulutlu ve yağışlı olacak?.bulutların gelmesine bir gün var.bir gün sonra türkiye bulutlu ve yağışlı olsa;acaba meteroloji uzmanı bir gün önceden deftere,bu olayı yazdığı içinmi olaylar oluyor,yoksa uzman olayları uydudan önceden gördüdemi yazdı.doğru cevap,gördüde yazdı.yazdığı için olaylar olmamakta,fakat olayın öyle olacağını önceden görüp yazmıştır.



Kader defteri ve yazılı olmak neyi sembolize ediyor?
Allah'ın Kader ile kastı geleceği bilmesi midir ki siz meteoroloji örneğini veriyorsunuz.
Allah'a göre gelecek var mıdır sizce?
Mesela, bir yolun başından sonuna yürümekte olan bir karınca için yolun sonu gelecektir. Bizim içinse, başı ve sonunu bir bakışta görebileceğimiz bir mutfak tezgahıdır.
Allah'ın geleceği bilmesi, hatta bilgi sahibi olabilmesi için ondan bağımsız bir bilgi olmalıdır.
Allah'ın dışında bir bilgi türü olamayacağına göre, Allah'ın gelecek hakkında bilgi sahibi olduğunu söylemek mümkün değildir. Zira o, bilginin kendisidir.