Jump to content

MAYAKOVSKI


Guest şevval

Recommended Posts

Guest şevval

DİNLEYİN!..

 

 

Dinleyin !

Bu yıldızları böyle

her gece

niçin yakarlar ?

Herhalde birisine gerekli diye?

Herhalde yanmalarını isteyen birisi var?

Ve herhalde birisi

bu balgam parçalarını

inci diye sayıklar?

Ve zorlayıp

bir öğle vakti kalkan toz borasını

Tanrı katına varır

geç kalmak korkusu yüreğinde

yalvarır

 

öper Tanrı' nın elini merhamet dilenerek

ağlar -

anlatır kendisine niçin bir yıldız

gerektiğini -

bu azaba yıldızsız katlanamayacağını

Ve sonra o birisi

gezdirir boğuntusunu diyar diyar

sakin gözükmeğe çalışarak:

"Şimdi daha iyisin değil mi?"

diye sorar

yoluna ilk çıkana

"Korkmuyorsun artık

değil mi?"

Dinleyin!

Yaktıklarına göre bu yıldızları

böyle

her gece

Birisinin işine yaramaları şart

öyle değil mi

ve şart olsa gerek

gene her gece

hiç olmazsa bir yıldızın yanıp sönmesi..

 

 

 

 

Vladimir MAYAKOVSKI

Link to post
Share on other sites

ŞAİR İŞÇİDİR

 

Bağırırlar şaire:

"Bir de torna tezgâhı başında göreydik seni.

Şiir de ne?

Boş iş.

Çalışmak, harcınız değil demek ki..."

Doğrusu

bizler için de

en yüce değerdir çalışmak.

Ve kendimi

bir fabrika saymaktayım ben de.

Ve eğer

bacam yoksa

İşim daha zor demektir bu.

Bilirim

hoşlanmazsınız boş lâftan

kütük yontarsınız kan ter içinde,

Fakat

bizim işimiz farklı mı sanırsınız bundan:

Kütükten kafaları yontarız biz de.

Ve hiç kuşkusuz

saygıdeğer bir iştir balık avlamak

çekip çıkarmak ağı.

Ve doyum olmaz tadına

balıkla doluysa hele.

Fakat

daha da saygıdeğerdir şairin işi

balık değil, canlı insan yakalamadayız çünkü.

Ve doğrusu

işlerin en zorlusu

yanıp kavrularak demir ocağının ağzında

su vermektir kızgın demire.

Fakat kim

aylak olduğumuzu söyleyerek

sitem edebilir bize;

Beyinleri perdahlıyorsak eğer

dilimizin eğesiyle...

Kim daha üstün, şair mi?

yoksa insanlara

Pratik yarar sağlayan teknisyen mi?

İkisi de.

Yürek de bir motordur çünkü

ve ruh, onun çalıştırıcısı.

Eşitiz bizler

şairler ve teknisyenler.

Vücut ve ruh emekçileriyiz

aynı kavganın içinde

Ve ancak ortak emeğimizle

bezeriz evreni

marşlarımızı gümbürdeterek

Haydi!

laf fırtınalarından

ayıralım kendimizi

bir dalgakıranla.

İş başına!

Canlı ve yepyeni bir çalışmadır bu.

Ve ağzıkalabalık söylevci takımı

değirmene yollansın dosdoğru!

Unculuğa!

Değirmen taşı döndürmeye laf suyuyla!

 

 

 

Vladimir MAYAKOVSKI

Link to post
Share on other sites

Öfkeli politik dilinin yanı sıra en duygulu aşk dizelerini yazmış, sıradanlaşmışların arasından sıyrılıp devrime yüz sürmüş ve devrimin misyonunu üstlenerek, kollektifin nabzını yakalamak amacı ile şiirlerinde sesini inadına yükseltmiştir.

şimdi şiirlerindeki öfkeyi ve aşkı yarınlara taşımak baabında bir eşşek inadıyla direnmek gerekiyor, okuyarak okutarak, Mayakovski ve çeliğe su veren tüm ustaların..

 

 

 

 

Yazarla okurun

arasında

aracılar durur,

ve aracının

zevki

en ortalamadır.

 

Aracılar ordusunun

bu ortalama zevkinden

hem eleştiri

hem düzelti

binlercedir.

 

Sen

ne dersen

de

Aracı gene

bildiğini

okur:

 

"Ben

başka

bir insanım.

Nadson'un

şiirlerini

şimdiki gibi anımsıyorum...

İşçiler

kısa dizeleri

sevmiyor.

Ama Aseyev

aracılara

hâlâ sövüyor.

Ya noktalama imleri?

Bir nokta

sanki bir ben.

Siz

nokta ekerek

şiirleri süslüyorsunuz.

Yoldaş Mayakovski,

yambla yazsaydınız,

size her dize için

yirmi kuruş fazla öderdim."

 

Eleştirmen

on milyonların

bu iki temsilcisinin

yanından geçerken duygulandı.

 

Hiç bir ayrıcalıkları yoktur

et ve kemik...

İnsan insandır!

 

Ama akşam oturup

çay içerken övünür durur:

 

"Ben

bu işçi sınıfını

iyi tanırım.

Suskunluğunun

nedenini bilir

ruhunu okurum.

Ne bozulur,

ne umutsuzluğa düşer.

Böyle bir sınıftan

kim okunabilir?

Yalnızca Gogol,

yalnızca klasikler.

 

Köylüler mi?

onlar da aynı,

hiç bir ayrımı yok.

Şimdiki gibi anımsıyorum.

İlkyazdı, yazlıktaydı..."

 

Bizdeki yazarların

böyle boşboğazları

kitlelerin

sık sık

beynini bulandırıyor.

Ve devrim öncesinin

 

söz

fırça

ve keski sanatının

 

bir sürü örnekleri dolaşıp duruyor

ve aydın yetenekler

kitlelere akıyor.

 

Düşler,

güller

ve gitar sesleri.

 

Ben korkudan benzi uçmuş

yazarlardan

yoksul şiirlerinden

yakınmayı

artık bırakmalarını

rica ediyorum.

 

O böyle

birkaç

bayatlamış masalı,

saatlerce anlatır

açıklar,

bu umutsuz aydın

her şeyde bir kusur bulur:

 

"İşçiler ve köylüler

sizi anlamıyorlar" der.

 

Yazar

suçlu suçlu

boynunu büker.

 

Ama bu

en etkili eleştirmen

köylüyü

ilk kez

savaştan önce,

yazlıkta

et

alırken gördü.

 

İşçileriyse,

bundan daha az.

 

İkisini birlikte

bir su baskınında

tesadüfen gördü.

 

Bir köprüden

çevreye,

taşan sulara,

yüzen buzlara

bakıyorlardı.

 

Çünkü yönetici sınıf

artık sanattan da

en az sizin kadar

anlıyor

Sen kitlelere

yüksek kültürü

götür!

 

Böylesini ve benzerlerini.

 

Size de,

bana da,

köylülere de,

işçilere de

 

iyi kitap gerekli,

çünkü iyi kitap

anlaşılır.

 

 

 

VLADIMIR MAYAKOVSKI

Link to post
Share on other sites

BEN DE ÖYLE

 

Filo bile sonunda limana döner,

tren soluk soluğa koşar gara doğru,

Bense ondan daha hızlı koşmaktayım sana

-çünkü seviyorum-

budur beni çeken, sürükleyip götüren.

Cimri şövalyesi Puşkin'in, iner

bodrumunu karıştırıp seyretmeye.

Ben de, sevgilim

döner dolaşır gelirim sana.

Taparım,

benim için çarpan o yüreğe.

Sevinçlisinizdir evinize dönerken.

Atarsınız tıraş olurken, yıkanırken,

kirini pasını vücudunuzun.

Ben de aynı

sevinçle dönerim sana-

evime dönmüyor muyum

sana doğru

koşarken?

Yeryüzü insanları toprak ananın koynuna dönerler sonunda.

Hepimiz döneriz en son yuvaya.

Ben de öyle,

bir şey var

beni sana çeken

daha ayrılır ayrılmaz,

birbirimizden uzaklaşır uzaklaşmaz.

Link to post
Share on other sites
Guest şevval

SON MEKTUP / (Şairin cesedinin yanında bulunmuştur.)

 

Hepinize!..

 

İşte ölüyorum. Kimseyi suçlamayın bundan ötürü. Hele dedikodudan, unutmayın ki, merhum nefret ederdi.

 

Anacığım, kardeşlerim, yoldaşlarım! Bağışlayın beni. İş değil bu, biliyorum (kimseye de ögütlemem), ama benim için başka bir çıkar yol kalmamıştı.

 

Lili, beni sev.

 

Hükümet Yoldaş! Ailem; Lili Brik, anam, kızkardeşlerim ve Veronika Vitoldovna Polonskaya'dan ibarettir; yaşamalarını sağlarsan, ne mutlu bana…

 

Bitmemiş şiirleri Brik'lere verin. Ne lazımsa onlar yapar.

 

"Bir varmış bir yokmuş" derler hani:

Aşkın küçük sandalı

hayat ırmağının akıntısına kafa

tutabilir mi?

Dayanamayıp parçalandı işte sonunda…

Acıları

mutsuzlukları

karşılıklı haksızlıkları

hatırlamağa bile değmez:

Ödeşmiş durumdayız ***** felekle.

 

Ve sizler mutlu olun

yeter."

 

 

MAYAKOVSKİ

Link to post
Share on other sites

BİLİRİM GÜCÜNÜ SÖZCÜKLERİN

 

Bilirim gücünü sözcüklerin, o çınlayan sözcüklerin ben;

onların değil, o yığınları coşturan, kendinden geçiren,

başka sözcüklerin gücünü, çıkarıp ölüleri topraktan

tabutları meşeden adımlarla götürenlerin her zaman.

 

Gün olur okunmadan, basılmadan atılırlar da sepete,

bir çıktıları mı oradan gemi azıya alırlar elbette,

gümgüm öterler yüzyıllar boyu, tırmanıp gelen trenlerdir

öpüp yalamağa nasır tutmuş ellerini şiirin bir bir.

 

Bilirim gücünü sözcüklerin. Esip geçmiş de bir rüzgâr

bir halayın topraklarına düşmüş taçyapraklarıdır bunlar.

İnsandır bütün ruhu, dudakları ve bütün iskeletiyle. :clover:

 

MAYAKOVSKİ

Link to post
Share on other sites
  • 4 weeks later...
Guest şevval

LİLİ'CİĞİM :clover:

 

 

 

Tütün dumanı kemiriyor havayı.

Oda

Kruçyonıh'ın Cehennem' inden bir bölüm gibi.

Anımsıyor musun

İlk kez

ardında bu pencerenin

tutkudan çıldırmışçasına

okşamıştım ellerini.

Şimdi

oturuyorsun aynı yerde,

yüreğin

demirden bir kılıf içinde.

Ve yarın

paralayan sözlerle

kovacaksın belki beni

Ve loş antrede

uzun süre

titreyişlerle sarsılan bir kol

bulamayacak

ceketteki yerini.

Çıkacağım, ezilmiş.

Fırlatacağım vücudumu sokağa.

Yabanıl

çılgın

umutsuzlukla paramparça.

Hayır

gerek yok buna,

sevgilim,

biriciğim,

gel

vedalaşalım şimdiden.

Ağır bir gülle gibi

aşkım

nereye kaçarsan kaç

asılıdır sana

nasıl olsa.

Bırak

son bir haykırışla uluyayım

horlanmışlığın acı yankısını.

Çalışmaktan

anası ağladığında öküzün

gider

salar kendini soğuk sulara.

Aşkından başka

deniz yok bana,

ve gözyaşları da

bir erinç

koparamıyor ondan.

Yorgun fil

sessizliği aradığında

yatar

kızgın kumlara saltanatla.

Aşkından başka

güneş yok bana.

Ve bilmiyorum bile

neredesin şimdi ve kiminle.

Eğer

bir başka şair olsaydı

böylesine üzdüğün,

onarırdı acısını

parayla ve ünle.

Fakat

sevinç vermiyor bana hiçbir çınıltı

senin sevgili adının

çınıltısından başka.

Atmayacağım

bir boşluğa kendimi,

zehir içmeyeceğim.

Ve dayayıp

şakağıma namluyu

çekmeyeceğim tetiği.

Ağzı hiçbir bıçağın

bakışların kadar senin

kesemez beni.

Yarın unutacaksın

seni taçlandırdığımı,

ve yakıp tükettiğimi

çiçeklenmiş bir ruhu

aşkla.

Ve uçarı günlerin fırtınalı karnavalı

dağıtacak

sayfalarını kitaplarımın.

Sözlerimin kurumuş yaprakları mı

durduracak seni

çırpınan soluğuyla.

Bırak hiç değilse

son bir sevgi dalgası sereyim

beni bırakıp giden adımlarının altına.

 

MAYAKOVSKİ

Link to post
Share on other sites
  • 2 months later...
Guest şevval

Sen gerçekten varsan

Tanrı,

Tanrım benim,

yıldızların halısını sen dokuyorsan,

günden güne büyüyen

bu ağrı,

bu acı bir armağanınsa, Tanrım, senin,

yargıçlık zincirini takın da sana uğramamı bekle.

Gelirim ben tam zamanında,

gecikmem bir gün bile.

Dinle biraz

ulu işkenceci!

Sımsıkı bastırırım dudaklarımı,

Tek bir çığlık bile çıkmaz

kanatıncaya dek ısırdığım ağzımdan.

Bir kuyruklu yıldıza bağla beni, bağlar gibi kuyruğuna bir atın,

bas kırbacı.

Yıldızların sipsivri uçlarında parçalansın bedenim.

"Misteria Buff", Satira Tiyatrosu, 1957

Ya da;

ruhum göçüp de dünyadan artık

çıkınca senin mahkemi kübrana

şaşkın, suratı asık,

bir darağacı kur bana

samanyolundan,

as bir eşkiya gibi.

Yap aklına geleni,

istersen atlara bağla beni, kopsun kolum bacağım.

Yalnız

-duyuyorsun ya beni!-

al götür başımdan

bana sevgili diye verdiğin baş belasını!

 

Geniş adımlarıma dayanmıyor yolların uzunluğu.

Nereye gitsem ki içimdeki bu cehennemle?

Hangi göksel Hoffman

tasarlayabilir seni olmaz olası!

 

MAYAKOVSKİ

Link to post
Share on other sites
  • 3 months later...

omurganın kavalı

 

dumanlar içinde mavi olmayı unutan

gökyüzü,

paçavralar giyinmiş

sığıntı gibi bulutlar,

son aşkımla tutuşacaksınız bütün!

sevinç çığlıklarımla bastıracağım

ordular

gürültünüzü!

siz ki bir yuvanın sıcaklığını unutmuşsunuz,

dinleyin !

ve çıkın artık siperlerden:

bitirmeseniz de olur

savaşı..

ne en korkunç dövüşlerin,

ne de

kan tüten yaraların en derini

solduramaz aşk sözlerini!

bilmez olur muyum hiç

sevgili almanlar!

dudaklarınızın ucunda hep

goethe'nin

gretchen'i var...

ama o,

yüzyıllardır sayıkladığınız

tombul

pembe tenli kız,

neme gerek benim!

seni söylüyorum türkülerimde

şimdi ben,

makyajlı

kızıl saçlı sevgilim!

bu kasatura uçları gibi

sivri

günlerden,

yaşadığımız,

yüzyılların sakalı ağardığında

kalacak olan

sensin yalnız!

bir de ben...

o kentten

bu kente...

senin ardında!

londra'nın

kalın

sisinde yitirsem seni,

alev dudaklarıyla

gece lambalarının

gene de uzanır

öperim..

............................................

dalgın

ve hüzünlü,

köprüden geçsen:

"aşağısı da güzel" diye düşünerek,

"ve ölmek

de belki güzeldir !" diyerek,

bil ki benim

köprünün altında akan,

benim la seine,

benim çağıran seni

çürümüş dişlerini göstererek..

...............................................

güçlüyüm ben,

gerekliyim çünkü onlara.

"sıran geldi!"

deseler günün birinde,

savaşa itseler beni,

vurulsam:

kan değil

adın fışkırır

yırtık dudaklarımdan..

ister

taç giydirsinler,

ister -

se sainte - hélène 'e sürsünler:

hayat fırtınalarının dalgalarını

gene de

ben

mühürlerim!

ellerim

kelepçelidir evet

ama evrenin

tahtıdır yerim!

siz

ürkek çocukları

hüznün,

ve siz

gökyüzünün

mavi olduğunu unutanlar!

dinleyin artık

susun da!

belki de

son

aşkıdır

bu

gökyüzünün:

onulmaz yarası

kanar da kanar

veremli ciğerlerimin dokusunda.

Link to post
Share on other sites
  • 8 months later...

Sonsöz

 

Sizi düşündüm de yazdım

Bütün bunları

Bahtıkara sıçanlar !.

 

Acıdım evet size..

Göğsümde meme yok..

Yoksa

bir sütana gibi emzirirdim sizleri.

Kupkuru kesildim işte:

Vücutsuz bir vücudum tüm zaferlerimle.

 

Ama bu karşı-vücud’a karşı

Kim

Hangi çağ ve hangi ülkede

Bu insanüstü hür gelişmeyi

Sundu düşüncelere?

Ben.

Diktim gökyüzüne parmağımı

İki kere iki dört eder gibi ispat ettim:

“Tanrı bir hırsızdır !”

 

Bazen bana

Bir Hollanda horozu olmuşum gibi gelir

Yada Pskov kentinde bir hükümdar yada Çar.

Ama bazan da

Bütün bunlardan çok daha fazla hoşuma giden bir isimdir

Kendi ismim:

Vladimir Mayakovski

Link to post
Share on other sites

Join the conversation

You are posting as a guest. If you have an account, sign in now to post with your account.
Note: Your post will require moderator approval before it will be visible.
Примечание: Ваше сообщение будет проверено модератором перед отправкой.

Guest
Reply to this topic...

×   Pasted as rich text.   Paste as plain text instead

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

×
×
  • Create New...

Important Information

By using this site, you agree to our Terms of Use.