Zıplanacak içerik
  • Üye Ol

Eyvah Kızım Büyüdü!


Radya

Önerilen İletiler

Sayın anneler, babalar! Sizin de çok cici ama başınızın belâsı bir yeni yetme kızınız var mı? Siz de bu günlerde durup durup "Eyvah kızım büyüdü!" diyor musunuz? Kimseye açıkça söyleyemediğiniz bir suçluluk duygusu duyuyor musunuz? Kendinizi pek mi hazırlıksız yakalanmış hissediyorsunuz?

 

 

Ve o şirin şeyi, tıpkı yeni doğmuş bir bebek gibi, sırf hata yapmasın diye tekrar kucağınıza mı almak istiyorsunuz? Kucağınıza almak isterken, bir kuş yavrusu gibi avcınızda sıkıştırmaya başladınız bile mi? Oysa aşırı kontrol ya da baskı yerine biraz soğukkanlı olmak, o tatlı şeyle yürek yüreğe gelmek, açık olmak, kaygılarınızı açıkça söyleyip açıklama istemek yetişir. "Eyvah kızım büyüdü" telâşı, onu itmeye, "biz"den koparmaya ve "bireyleşmek" yerine bencil olmaya, evde kendine ait bir federasyon kurmaya iter. Bütün sorunlar itişmeden, kopuşmadan "biz içinde" ele alınıp çözülmelidir. Bu mümkündür. İstemeniz yeterli!

 

"Eyvah kızım büyüdü!" sendromu kendini size öncelikle bir namus problemi gibi sunabilir. Siz de bu telâşla kontrolu arttırıp baskıya geçmeyi olağan karşılayabilirsiniz. Bu yanlıştır. Oysa, bir gün sofrada "Kızım artık büyüdün. Bir genç kız görüyoruz karşımızda ve bir hata oluşmaması, acı verici bir yanlışın ortaya çıkmaması için ne halt edeceğimizi, sana karşı nasıl davranacağımızı bilemiyoruz. Arkadaşlarını, arkadaş ilişkilerini, sorunlarını ilgilerini anlatarak bize yardımcı olmak ister misin?" deseniz sorunu aşıverirsiniz.

 

Aslında "Eyvah kızım büyüdü!" sendromu, kendini namus problemi gibi sunarken, çok önemli bir sorunu gizler. Buna "Bireyleşme mi bencilleşme mi?" sorunu diyebiliriz.

 

Bakın, çocuk büyümüştür ve büyümeye devam etmektedir. Büyüme ve gelişme organik, duygusal ve sosyal gelişme aşamalarından oluşur. Çocuk şimdi duygusal ve sosyal gelişmenin arasındadır. Hormonal aktivasyon duygusal abartıyla birlikte gerilim ve dengesizlik yaratmaktadır. Onları çok iyi tanıyorum. Gül bahçesinde yaşıyor olsalar bile oflamaları puflamaları bitmez! Öbür taraftan büyükleri çok daha yakından görüyorlardır. Hiç de büyüttükleri gibi değildirler! Yani kendileri de büyüktür. Ama nedense hâlâ sakarlık etmekte, büyüklerin yaptıkları bazı işleri yapamamaktadırlar! Bunu pek göresi gözleri yoktur. Tek eksikleri bir iş, bir meslek ve bir eştir. Yine de içlerinde büyüklerin dünyasına girmelerini engelleyen garip bir duraksatıcı vardır. Bunu zaman zaman hisseder ve fena şekilde bozulup gerilirler.

 

Bu "bireyleşme zamanı" dır. Çocuğun bireyleşmesi lâzımdır. Bu engellenmemesi gereken bir süreçtir. Kendine göre sırları olacaktır. Büyüme isteğinin etkisiyle bir hatıra defteri tutacaktır. Sırlarını oraya dökecektir. Artık herkesten başkadır; çünkü sırları vardır. Toplumu çok iyi tanımaktadır ve güçlüdür! Bu bireyleşme sürecinin tezahürleri ana babaya çok çeşitli biçimlerde, çok çeşitli mesajlarla yansır. Ana babanın derinindeki asıl korku, namus korkusu değil "Çocuk kopuyor!" korkusudur. Aslında aileyle arasındaki o ince bağ her zaman vardır ama sıra, o bağın deneylerinde değil, toplumsal büyüme deneylerindedir. Karşı cinsten bir arkadaşı olacaktır. Onunla ilgili sorunları olacaktır. Bunlar da "sosyalleşmenin ve bireyleşmenin" kaçınılmaz verileridir. Hatta kaçınılmaması gereken verileridir. Arkadaşlar, kafadarlar ailenin önüne geçmiş gibidir. Ana babayı ürküten burasıdır. Çocuk böyle böyle bireyleşecektir. "Eyvah kızım büyüdü!" sendromuyla çocuğuna yüklenen ve kontrolü baskı düzeyine getiren ana baba, çocuğun sosyalleşmesini ve bireyleşmesini olumsuz yönde etkiler ve çocuğun bireyleşmesine değil bencilleşmesine yol açar. Böylesi durumlarda ana babanın yapacağı şey, gönül bağını sıcak tutmak, şefkatin dozunu yükseltmek, her türlü sorunun rahatça tartışılabileceği özgür ortamlar yaratmak ve belki de dertleşme saatlerini çoğaltmaktır.

 

"Eyvah kızım büyüdü!" sendromunu aşmak istiyorsanız önce "Eyvah kızım büyüdü!" demeyin, "Şükürler olsun! Kızım büyüdü!" deyin. Ve bundan yürümeğe başladığı ilk günkü gibi sevinç duyun. O, sizinle olan yürek bağını umursamaz görünebilir, sevinçle yuvadan uçup toplum semasından ters takla gösterilerine girişebilir. Yapılması gereken, ümüğünü mü sıkmaktır? Baskıyı mı arttırmaktır? Yoksa sevgi pompanızı daha mı çok çalıştırmaktır? Ona hâlâ çatık kaşlarla bakmanın daha doğru olduğunu mu düşünüyorsunuz? O zaman buyurun kavgaya!

 

Yazar:Mustafa Öz

 

:blush::pinch::aptalkafam::wub:

 

 

Yoruma sekme
Diğer sitelerde paylaş

Katılın Görüşlerinizi Paylaşın

Şu anda misafir olarak gönderiyorsunuz. Eğer ÜYE iseniz, ileti gönderebilmek için HEMEN GİRİŞ YAPIN.
Eğer üye değilseniz hemen KAYIT OLUN.
Not: İletiniz gönderilmeden önce bir Moderatör kontrolünden geçirilecektir.

Misafir
Maalesef göndermek istediğiniz içerik izin vermediğimiz terimler içeriyor. Aşağıda belirginleştirdiğimiz terimleri lütfen tekrar düzenleyerek gönderiniz.
Bu başlığa cevap yaz

×   Zengin metin olarak yapıştırıldı..   Onun yerine sade metin olarak yapıştır

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Önceki içeriğiniz geri getirildi..   Editörü temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

×
×
  • Yeni Oluştur...

Önemli Bilgiler

Bu siteyi kullanmaya başladığınız anda kuralları kabul ediyorsunuz Kullanım Koşulu.