Gönderi tarihi: 1 saat önce1 saat Admin Milyarların Efendisi Açıkladı: Warren Buffett’a Göre Hayatın Sonundaki Tek Gerçek Başarı Ölçütü Sadece 6 Harf!Warren Buffett, hayatınızın sonunda başarının en büyük ölçütünün tek bir kelimeye indirgenebileceğini açıkladı.Hayatınıza dönüp baktığınızda, aslında en çok neyin önemli olduğunu hiç merak ettiniz mi? Warren Buffett'ın bu sorunun cevabı var.Uzun zamandır bize, başarının dar kapsamlı bir tanımı pazarlandı: Gelir hedefleri, pazar payı, unvanlar, köşe ofisler... Liderler kariyer basamaklarını tırmanır, hedeflenen sayıları tutturur; yine de içlerinde bir şeylerin eksik olduğunu hissederler. Bunun nedeni, iş hayatında ölçtüğümüz çoğu şeyin, hayatta gerçekten önemli olan unsurlarla çok az ilgisinin olmasıdır.Warren Buffett'ın, tüm bu gürültüyü bir kenara itip işin özüne inen kendine has bir yaklaşımı var."Benim yaşıma geldiğinizde, hayattaki başarınızı aslında tek bir ölçütle ölçeceksiniz: Sevmesini istediğiniz insanların kaç tanesi sizi gerçekten seviyor? İşte bu; hayatınızı nasıl yaşadığınızın nihai sınavıdır... Ne kadar çok sevgi verirseniz, o kadar çok sevgi alırsınız."İçinde "sevgi" kelimesi üç kez geçen bu alıntının, Buffett'ın duygusal yönünü yansıttığını düşünebilirsiniz. Belki de öyledir; ancak bu aynı zamanda çıplak bir gerçektir. O tek kelime, her liderin durup bir öz değerlendirme yapmasına vesile olmalıdır.Çünkü eğer Buffett haklıysa; yüksek performanslı olduğu düşünülen pek çok lider, aslında kalıcı olan o tek ölçütte başarısız oluyor demektir.İnsanlığı Yeniden İşin Merkezine KoymakÇoğu lider, performansı insanlıktan ayrı tutacak şekilde yetiştirilmiştir. Onlara göre; şefkat göstermek, standartları veya hesap verebilirlik ilkesini zayıflatır. Empati kurmanın, kendilerini zayıf göstereceğinden endişe ederler. Bu yüzden, varsayılan davranış biçimi olarak kontrolü, baskıyı ve mesafeyi tercih ederler. Sonrasında ise çalışan bağlılığının neden düştüğüne, işten ayrılma oranlarının neden arttığına ve güvenin neden yok olup gittiğine şaşırıp kalırlar. Son 25 yıldır işten çıkış mülakatlarını ve çalışan bağlılığı raporlarını incelemiş biri olarak, bu sözleri bizzat deneyimlerime dayanarak söylüyorum.Gerçek şu ki: İnsanlar; kendilerine —yani esenliklerine, gelişimlerine ve işlerinde parlamalarını sağlayan unsurlara— karşı samimi bir saygı ve ilgi duymayan liderler için ellerinden gelenin en iyisini ortaya koymazlar.Liderlik bağlamında "sevgi vermek" kulağa fazla yumuşak veya soyut gelebilir; ancak bu yaklaşım, aslında sizin en büyük rekabet avantajınız olabilir. Üstelik bu kavram; sabah toplantılarında sadece nazik davranmaktan veya ara sıra kuru bir övgüde bulunmaktan çok daha fazlasını ifade eder.Bu; bir çalışan zorlandığında, hemen yargılamaya kalkışmak yerine sabır göstermektir.Bu; özellikle de karşılığında hiçbir çıkar elde etme beklentisi yokken, sadece sözde kalmayıp eyleme dönüşen bir nezakettir. Bu; doğru olanı, defalarca ve istikrarlı bir şekilde yaparak güvenilir olmaktır.Bu; insanları, hiçbir gizli gündem gütmeksizin, yalnızca onları önemsediğiniz için yoklamaktır.Bu; takdiri cömertçe sunmak, hataları sahiplenmek ve insanların sadece sizinle aynı fikirde olmakla kalmayıp, kendi gerçeklerini dile getirme konusunda kendilerini güvende hissettikleri bir ortam yaratmaktır.Bunlar soyut idealler değildir. Bunlar, dünyanın en iyi liderlerinin kendilerini ne denli pratik yollarla ortaya koyduklarının somut kanıtlarıdır.Ve Buffett’ın içgörüsünün en çarpıcı şekilde kendini gösterdiği nokta işte burasıdır:Bunun taklidini yapamazsınız.İnsanlar, ne zaman değerli hissettiklerini ve ne zaman yalnızca bir kaynak gibi yönetildiklerini gayet iyi bilirler. Zamanla, kendilerine nasıl davranıldığına bakarak, kendilerinden ne kadarını vermeye istekli olduklarına karar verirler.Araştırmalar; güven ve gerçek bir bağ inşa eden liderlerin, çalışanların kendi inisiyatifleriyle gösterdikleri ekstra çabada, iş birliğinin gücünde ve uzun vadeli performansta çok daha yüksek seviyelere ulaştıklarını göstermektedir. Başka bir deyişle sevgi; bilinçli, pratik bir özen ve saygı biçiminde uygulandığında bir yükümlülük değil, bir performans itici gücüdür.Ancak bu durum, bir zihniyet değişimini gerektirir. İnsanları, bir amaca ulaşmak için kullanılan bir araç olarak görmekten vazgeçip; o amacın gerçekleşmesini mümkün kılan asıl neden olarak görmeye başlamalısınız.Bu, bambaşka bir zihniyettir. Ve bu zihniyet; zamanla, çoğu liderin bir kez kaybettikten sonra geri kazanabilmek için yıllarını harcadığı o şeyi inşa eden, küçük ve gündelik davranışlarda kendini gösterir.Güven.Uzun vadeli bir bakış açısı edinin.Buffett’ın bu sözü, uzun vadeli bir perspektifi yansıtır. Günümüz liderlerini, gelecekte nasıl hatırlanacakları üzerine düşünmeye sevk eder. Kariyerinizin sonunda insanlar; ne üç aylık finansal rakamlarınızdan, ne de stratejik yön değişimlerinizden bahsedeceklerdir. Onlar, onlara neler hissettirdiğinizden bahsedeceklerdir. Onları gerçekten görüp görmediğinizden... Gelişmelerine yardımcı olup olmadığınızdan... Ve işler zorlaştığında, yanlarında durup durmadığınızdan...Kalıcı olan puan tablosu işte budur. Dolayısıyla, bugün bir liderlik konumundaysanız, Buffett’ın başarı tanımını benimsemek için hayatınızın ileriki dönemlerini beklemeyin. Bu anlayışı liderliğinize hemen şimdi dahil edin. Kendinizi yalnızca çıktılara göre değil, ilişkilere göre değerlendirin. Sadece sonuçlara göre değil; sizin uğrunuza duvarları bile delip geçmeye gönüllü olacak insanlara göre ölçün.Kaynak: Inc
Katılın Görüşlerinizi Paylaşın
Hemen ileti gönderebilir ve devamında kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, hesabınızla gönderi paylaşmak için ŞİMDİ OTURUM AÇIN.
Eğer üye değilseniz hemen KAYIT OLUN.
Not: İletiniz gönderilmeden önce bir Moderatör kontrolünden geçirilecektir.