Jump to content

Search the Community

Showing results for tags 'islam'.



More search options

  • Search By Tags

    Type tags separated by commas.
  • Search By Author

Content Type


Categories

  • Animasyon - Aşk - Sevgi Videoları
  • Bilim-Teknik-Teknoloji Videoları
  • Diğer Bütün Videolar
    • Ev Geliştirme / Dekorasyon
    • Bahçe Düzenleme / Peyzaj
    • Seyahat - Turizm
    • Shopping
  • Dini Videolar - Tinsel Videolar
  • Forum Kullanımı ve Yardım Videoları
  • Haber Videoları
    • Gezi Parkı Direnişi
    • Politik Videolar
  • Hayvanlar Alemi Videoları
  • Kısa Film Videoları
  • Komik Videolar
  • Korku-Gerilim Videoları
  • Moda - Güzellik İpuçları
  • Motorlu Araç Videoları
  • Oyun Videoları
  • Reklam ve Film Müzik Videoları
  • Sağlık Videoları
    • Yiyecek - İçecek ve Tarifler
  • Sanat-Şiir-Edebiyat Videoları
    • Dans - Gösteri
  • Spor Videoları
  • Türkçe Müzik Videoları
    • Amatör müzik videoları - Besteleriniz
  • TV Dizi Videoları
  • Yabancı Müzik - Sinema Videoları
    • Yabancı Müzik
    • Türk Sineması
  • Fenerbahçeliler Kulübü's Fenerbahçe Videoları
  • Galatasaraylılar Kulübü's Galatasaray Videoları
  • Beşiktaşlılar Kulübü's Beşiktaş videoları
  • Trabzonsporlular Kulübü's Trabzonspor videoları
  • Göztepeliler Kulübü's Göztepe videoları
  • Başakşehirliler Kulübü's Başakşehirliler Videoları
  • Kayserisporlular's Kayserisporlular Videoları
  • Bursasporlular Kulübü's Bursasporlular Videoları
  • Hayvan Severler Kulübü's Hayvan Severler Videoları
  • İnsan Hakları Kulübü's İnsan Hakları Videoları

Forums

  • Gündem
    • Güncel Konular ve Politika Bilimi
    • All About Relegions
    • Haberler (Türkçe - İngilizce - Almanca)
  • Bilim ve Teknoloji
    • Bilgisayar ve Bilişim Dünyası
    • Bilim ve Felsefe
    • Taşıt Araçları - Otomobil Dünyası - Trafik ve Araç Teknolojileri
  • Yaşam
  • Forumdan Haberler - Öneri ve Eleştiriler
  • Fenerbahçeliler Kulübü's Fenerbahçe Başlıkları
  • Galatasaraylılar Kulübü's Galatasaray Başlıkları
  • Beşiktaşlılar Kulübü's Beşiktaş Başlıkları
  • Trabzonsporlular Kulübü's Trabzonspor Başlıkları
  • Göztepeliler Kulübü's Göztepe Başlıkları
  • Başakşehirliler Kulübü's Başakşehirliler Başlıkları
  • Kayserisporlular's Kayserisporlular Başlıkları
  • Bursasporlular Kulübü's Bursasporlular Başlıkları
  • Hayvan Severler Kulübü's Hayvan Severler Başlıkları
  • İnsan Hakları Kulübü's İnsan Hakları Başlıkları
  • Sevgi Ören Anneler Kulübü's Kulüp Bilgisi
  • Sevgi Ören Anneler Kulübü's Başlıklar

Blogs

There are no results to display.

There are no results to display.

Calendars

  • Calendar
  • Fenerbahçeliler Kulübü's Fenerbahçe Etkinlikleri
  • Galatasaraylılar Kulübü's Galatasaray Etkinlikleri
  • Beşiktaşlılar Kulübü's Beşiktaş Etkinlikleri
  • Trabzonsporlular Kulübü's Trabzonspor Etkinlikleri
  • Göztepeliler Kulübü's Göztepe Etkinlikleri
  • Başakşehirliler Kulübü's Başakşehirliler Etkinlikleri
  • Kayserisporlular's Kayserisporlular Etkinlikleri
  • Bursasporlular Kulübü's Bursasporlular Etkinlikleri
  • Hayvan Severler Kulübü's Hayvan Severler Etkinlikleri
  • İnsan Hakları Kulübü's İnsan Hakları Etkinliklerı

Find results in...

Find results that contain...


Date Created

  • Start

    End


Last Updated

  • Start

    End


Filter by number of...

Joined

  • Start

    End


Group


AIM


MSN


Website URL


ICQ


Yahoo


Jabber


Skype


Location


Interests

Found 6 results

  1. Bugünkü makalemin konusu hilafet ve halifelik konusu üzerine olacak. Acaba Allah böyle bir makamın oluşmasına izin veriyor mu? Ne dersiniz, Kur’an dan hiç araştırdınız mı? Gerçi günümüz İslam toplumu, Kur’an ın onay vermediği o kadar yanlış düşüncelere inandırıldık ki, Kur’an ın bahsetmesi ya da onay vermesi hiçte önemsenmediğini, üzülerek söylemek isterim. Hilafet ve halifelik kelime olarak ne anlama geliyor, önce ona bakalım. Hilâfet: İslâm şeriatının hükümlerinin hâkim kılınıp, İslâm davetinin tüm insanlığa taşınması için, YERYÜZÜNDEKİ TÜM MÜSLÜMANLARIN ÖNDERLİĞİDİR. Halife: Sözlük karşılığı, birinden sonra gelip onun yerine geçen kimse, olan halef sözünden türetilen halife, İslam Ansiklopedisi’nde PEYGAMBERİN HALEFİ VE KENDİSİNDEN SONRA YERİNE KAİM OLMAK İTİBARI İLE İSLAM CAMİASININ EN YÜKSEK REİSİNİN YANİ İMAMININ ÜNVANI olarak tanımlanır. Kur’an ı bir kez bile anladığı dilden düşünerek okuyan bir Müslüman, böyle bir makamın ve bu yetkilerle donatılmış bir insanın yalnız Allah tarafından görevlendirileceğini bilir. Zaten İslam ı anlatmak ve yaymak her Müslüman ın görevidir. Yani Allah ın elçisi olmayan hiç kimse, din adına liderlik önderlik yapamaz, Allah ın dini hakkında, Kur’an ın vermediği fetvaları veremez, Kur’an dışından toplumun sorumlu olacağı hükümler tebliğ edemez. Fetvayı Allah ben Kur’an da verdim diyor ve kesin bir şekilde, HÜKMÜME HİÇ KİMSEYİ ORTAK ETMEM diyerek son noktayı koyuyor. Çünkü Allah ın elçisinin bile, Allah ın bahsetmediği herhangi bir konuda tüm Müslümanların sorumlu olacağı şahsi kişisel fetvalar vermesi, Kur’an a göre mümkün değildir. Allah elçisine bildiriyor ve oda tebliğ ediyordu. Bu konuyu daha iyi anlayabilmemiz için örnek vermek istiyorum. Yunus 109: (Resulüm!) Sen, sana vahyolunana uy ve ALLAH HÜKMEDİNCEYE KADAR SABRET. O hâkimlerin en hayırlısıdır. (Diyanet vakfı meali) Hakka 44–45–46: EĞER BAZI LAFLARI BİZİM SÖZLERİMİZ DİYE ORTAYA SÜRSEYDİ, Yemin olsun, ondan sağ elini koparırdık. Sonra ondan can damarını mutlaka keserdik. (Yaşar Nuri meali) Bu ve benzeri ayetlerden de anlıyoruz ki, Allah ın elçisinin bile, Kur’an ın bahsetmediği konularda fetvalar, hükümler vermeye yetkisi yoktur. Fetvayı yalnız Allah verir. Vermediği konular ise dinin dışında olan, kişinin öz iradesine bırakılmış konulardır. Allah, elçisinin görev tanımını Kur’an da yaparken, neler söylüyordu hatırlayalım. PEYGAMBERE DÜŞEN APAÇIK TEBLİĞDEN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR. (Ankebut 18) BİZ RESULLERİ, SADECE MÜJDELEYİCİLER VE UYARICILAR OLARAK GÖNDERİRİZ. (Kehf 56) SENİN GÖREVİN SADECE TEBLİĞ ETMEKTİR. (Rad 40) Bunca açık ayetlere iman ettiğimizi söylüyor ve sözümüzde duruyorsak, nasıl oluda Allah ın yetki vermediği kişilerin sözleri, fetvaları ve liderliği ile imanımızı yaşarız ve sorgusuzca bu kişiyi takip ederiz? Bu mümkün değil. Peygamberimiz vefat etmeden önce, benim yerime şu ya da bu kişi geçsin, din adına liderlik yapsın dememiştir. Demesi de zaten mümkün değildi, böyle bir yetkisi olmadığını çok iyi biliyordu. Din adına liderlik yapacak kişiler yalnız Allah ın elçileridir. Kur’an da Allah onun için RESULÜME UYUN emrini vermiştir. Allah, resulünün de her anını kontrol edip, hatta en küçük yanlış sözünde ikaz etmiş ve bu ikazları da özellikle bir kısmını Kur’an a geçirmiştir ki düşünen, aklını kullanan dersler alabilsin. ALLAH IN KORUMASINDA, KONTROLÜNDE OLMAYAN HİÇ KİMSE HATASIZ DEĞİLDİR. Allah onun için bizleri ikaz etmiş ve sakın güvenilecek, yardım istenecek benden başka VELİLER EDİNMEYİN, ARDI SIRA GİTMEYİN demiştir. Tabi bizlerin Kur’an ile bağlantısını kestikleri için, işine gelmeyen bazı din tacirleri, Allah ın elçisinin yetkilerini kendilerinde toplamak istemiş ve böylece toplumu istedikleri gibi yönetebilme gücünü ellerine almışlardır. İlginçtir Allah Kur’an da, sizleri yönetecek yöneticilerinizi ehil insanlardan seçin emrini verdiği halde, bu ve benzeri ayetlerin üstü örtülmüş ve toplumlar krallıkla yönetilmiştir. Tabi bu kralların seçtiği hilafet makamına getirdiği halifelerde, bu kişilerin emirlerinde, onların çıkarlarına verdiği fetvalarla insanların inancını, istedikleri gibi yönetmişlerdir. İmamı Azam Ebu Hanife, Padişahların bu isteklerine boyun eğmediği için sürülmüş, hapsedilmiş ve cezalandırılmıştır. Peygamberimizin vefatından sonra, devleti yönetecek liderler seçimle gelmiştir. Fakat seçilen kişilere de o devrin toplumu, halife ismini verdiklerinden, daha sonraları HALİFELİK makamı farklı yetkilerle donatılmıştır. ALLAH IN ELÇİSİNİN HALEFİ, YANİ VEKİLİ YOKTUR VE ONUN YETKİLERİNİ HİÇ KİMSE KULLANAMAZ. Bu görev yalnız Allah tarafından verilir. Aslında dört halife, asla Kur’an ın dışından fetvalar vermemiş, onun halefi vekili olduğunu söylememiş, dine Kur’an ın dışından hükümler koymamıştır. Hatta Allah ın elçisinin uyarısı ile hurafe hadis naklini bile yasaklamıştır. Dinde mezheplere ya da fırkalara asla bölünmemiştir. Allah ın Kur’an da koyduğu şeriatla, devleti yönetmişlerdir. Allah sakın dinde bölünenler gibi olmayın dedikçe, sanki Allah a inat bölünmekte bereket vardır diyerek bölünmüş ve mezheplere bölünen Müslümanlar, Hilafet makamı oluşturan devrin yöneticileri, kralları tarafından atanmış halifelerle, toplumu istedikleri gibi yönetmişlerdir. Hatta bu farklı hilafet makamları İslam toplumlarında din adına bölünmeyi ve düşmanlığı körüklemiştir. Bakın hilafet ve halifelik topluma hangi bilgiler ışığında kabul ettirilmiş topluma, şimdide ona bakalım. “Hilâfet’in yeniden kurulması DÜNYANIN DÖRT BİR YANINDAKİ TÜM MÜSLÜMANLAR ÜZERİNE FARZDIR. Tıpkı Allah'ın farzlarından bir farz gibi, bu farz da; seçme hakkının, ruhsatın olmadığı bir farzdır. Bu nedenle Hilâfet’in kurulması yolunda en ufak bir ihmal dahi büyük bir günah ve isyandır. ALLAH BU GÜNAHI İŞLEYENLERİ ŞİDDETLİ BİR ŞEKİLDE CEZALANDIRACAKTIR. Hilâfet’in kurulmasını tüm Müslümanlara farz kılan DELİLLER SÜNNET VE SAHABENİN İCMÂ'IDIR. Sünnetteki delil Nafi'den rivayet edilen şu hadistir: "Hz Ömer bana dedi ki: Rasulullah (s.a.v)’in şöyle dediğini işittim: "Kim Allah'a itaatten elini çekerse, Kıyamet gününde lehine hiçbir delil bulunmaksızın Allahu Teâla’yla karşılaşacaktır. Kim de boynunda Halife’ye biat olmadan ölürse cahiliye ölümü ile ölür."(Müslim K. İmara H. No: 1851)” Müslim'den rivayetle Nebi (s.a.v) şöyle buyurmuştur: "Kim bir imama biat edip elini sıkar ve kalbinin meyvesini verirse (rıza gösterirse) gücünün yettiği kadar itaat etsin. Eğer (iktidarı ele geçirmek için) onunla çekişecek bir kişi ortaya çıkarsa bu kişinin boynunu vurun." (Müslim K. İmara Bab 10 H. N: 1844) Halife’ye itaatle ilgili emir Hilâfet’in kurulması için bir emir demektir. Ayrıca Halife ile çekişen kimse ile savaşmaya dair emir; tek bir Halife’nin bulunmasındaki devamlılığa kesin bir işarettir.” İşte toplum, bu sözlerle korkutulmuş ve Allah ın elçisinin asla söylemesi mümkün olmayan konuları sanki Peygamberimiz emir vermiş gibi topluma anlatmışlardır. Onun için emin olmadığımız rivayet hadislere, sorgulamadan inanmak bu kadar tehlikelidir. Allah ın bahsetmediği bir makama farzdır demek, Allah a iftira atmaktır. BU KONUDA KUR’AN DAN DELİL BULAMAYANLARIN, RİVAYET HADİSLERLE TOPLUMU NASIL YANLIŞA YÖNELTTİĞİNİ, ANCAK KUR’AN I ANLAYARAK VE DÜŞÜNEREK OKUYANLAR FARK EDECEKTİR. Kur’an da birçok ayetinde, Allah a ve elçisine uyun emrini vermiştir. Bunun dışında uyacağımız hiç kimse yoktur. Allah din adına uyacağımız, yalnız Kur’an hükümleri olduğunu söyledikten sonra, güvenip elçilerinden başka hiç kimsenin ardına düşmememiz gerektiğinin nedenlerini, bakın nasıl söylüyor ve bizleri uyarıyor. Tur 48: Rabbinin hükmüne sabret. ÇÜNKÜ SEN GÖZLERİMİZİN ÖNÜNDESİN, kalktığında Rabbini hamd ile tespih et. (Diyanet meali) Zuhruf 44: Şüphesiz bu Kur’an, sana ve kavmine bir öğüt ve bir şereftir, ONDAN HESABA ÇEKİLECEKSİNİZ. (Diyanet meali) Araf 3: Rabbinizden size indirilene uyun; O'NUN BERİSİNDEN BİRTAKIM VELİLERİN ARDINA DÜŞMEYİN. Siz ne kadar da az öğüt alıyorsunuz! (Yaşar Nuri meali) Bu ve benzeri onlarca ayete iman ettiğini söyleyen bir Müslüman, Kur’an ın bahsetmediği konularda din adına hükümler, fetvalar verecek yetkiye sahip hiç kimsenin olamayacağını bilir. Allah elçime uyun derken, elçisinin gözlerinin önünde, her an kontrol edildiğini ve yalnız Kur’an ile kullarıma hükmet diye uyarıldığını bizlere bildiriyor ve onun için ona uyun emrini veriyor. Zuhruf 44. ayetinde de, bizlerin sorumlu olduğu, hiçbir eksik bırakmadığına hükmettiği Kur’an dan bizleri sorumlu tutacağına hükmediyorsa, nasıl olurda Kur’an ın bahsetmediği konularda, din adına fetvalar verecek makamların olacağına inanırız? Bunlara inananlar, bu konudaki Allah ın ayetlerine inanmıyor demektir. Allah size indirdiğim Kur’an a uyun, onun yanında bir takım velilerin, efendilerin, şeyhlerin ardına düşerek, onların sözlerine uymayın diyorsa, bunun tam tersini yaparak, nasıl olurda din adına fetvalar verecek kişilerin sözlerine inanırız. Yüzlerce yıldır İslam toplumu Kur’an dan uzaklaştırılmış, dinde bölünerek birbirine düşman yapılmıştır. DİNDE BİRLİĞİ SAĞLAYAMAYAN İSLAM TOPLUMUNUN, DÜNYADA MÜSLÜMANLAR ARASINDA HİLAFET MAKAMININ OLUŞTURULUP, TEK BİR HALİFE ÇEVRESİNDE TOPLANILACAĞINA NASIL İNANABİLİRİZ, BUNU ANLAMAKTA ZORLUK ÇEKİYORUM. Dünya üzerinde neredeyse birbiri ile savaşan yalnız Müslümanlar kaldı. Bunlar mı tek bir halife etrafında toplanacak? Bizlere düşen, Allah ın Kur’an da emrettiği şeriatı hayatımıza geçirmek olmalıdır. Rivayetlerin yarattığı şeriat, bizleri asla mutlu edemez. Bu gerçeği fark edemediğimiz sürece acı, keder ve savaş İslam toplumundan eksik olmayacaktır. Bizler eğer Allah ın tavsiye ettiği gibi, EHİL İNSANLARI YÖNETİCİ OLARAK SEÇERSEK, ONLAR BİZLERİ MUTLAKA ALLAH IN İSTEDİĞİ ŞARTLARDA YÖNETECEK, HUZUR VE MUTLULUĞU GETİRECEKLERDİR. UNUTMAYALIM LÜTFEN, NEYE LAYIKSAK ONU BULURUZ. Saygılarımla Haluk GÜMÜŞTABAK
  2. Kur’an da Allah birçok ayetinde, hala düşünmüyor musunuz, düşünen yok mu, düşünesiniz diye ayetleri sizlere açıkladık sözlerini, ayetlerin sonunda çok fazla duyarız. Allah bu uyarıları ile sizce bizlere ne anlatmaya çalışıyor, hiç düşündünüz mü? Allah şöyle diyebilirdi, ayetlerimi tebliğ alan kullarım, hiç düşünmeden ayetlerin gereğini yerine getirecektir diyebilirdi. Ama demiyor, tam tersine bizlerin sorumlu olduğu muhkem ayetler üzerinde düşünmemizi, ondan sonra hayatımıza geçirmemizi istiyor bizlerden. Sizlerde çok iyi bilirsiniz askerde komutan emir verdiği zaman, emri alanların bu emri sorgulama, düşünüp fikirlerini söyleme hakkı yoktur. Hükümetlerin yaptığı kanunlarda öyledir, kanun yapıcıların yaptığı kanun sorgulanmaz, itiraz edilmez, etsen de bir sonucu olmaz, uymak zorundasın. Belki kanunlar zamanla yanlış oldukları anlaşıldığında yenisi ile değiştirilir, ama ona da kesin uymak gerekir. Allah bu şekilde bir uygulamayı, kulları için uygun görmüyor. İnsanlar hata yapabileceklerini ne yazık ki kabul etmezler, hatalarını belirli bir zaman geçtikten sonra anlarlar ama bu zaman zarfında çevresine verdiği zararı düşünmezler. Yüce Rabbimiz, bizlere gönderdiği ayetlerin doğruluğunda şüphe olmadığı için, her düşünen, aklını kullanan kullarının, ayetlerin gerçekten bizlere faydasının neler olabileceğini fark edecek ve şüphe duymadan gönül rahatlığıyla hayata geçireceğinden, ALLAH AÇIKLADIĞI, İZAH ETTİĞİ AYETLER ÜZERİNDE BİZLERİN DÜŞÜNMESİNİ, AKLIMIZI KULLANMAMIZI MUTLAKA BİRİNCİ ŞART OLARAK BİLDİRİYOR. Bunun asıl nedeni bilinçli olursak, imanımızda o kadar güçlü olur ve bizleri hiç kimse Allah ile aldatamaz. Bizlere verilen bir emrin, eğer bizler özüne vakıf değilsek, yani amaca uygunluğunu anlayamadıysak, hayata geçirmekte çok fazla ısrarcı olmayız. Yani bir işi yapmadan önce konuyla ilgili mutlaka bilinçlenmeliyiz. Bunu yaparsak, kendi hayatımızda da yaptığımız işte başarılı olacağımız gibi, Allah ın emirlerinin de bizlere faydasını açıkça görüp, hayatımıza geçirirken özenli ve dikkatli oluruz. Kur’an a baktığımızda ALLAH ÖNCE KORKUTARAK DEĞİL, DÜŞÜNEREK İMAN ETMEMİZİ İSTEDİĞİNİ, ÇOK AÇIKLIKLA GÖREBİLİRİZ. TABİ ALLAH AYETLERE UYMAYANLARIN SONUNUN, NE OLACAĞININI BİZLERE BİLDİRİYOR. Bizlerin Kur’an ile bağını kesenler, sizler Kur’an ı anlayamazsın diyenler, kendi yalanlarının ortaya çıkmaması için, toplumun KUR’AN I ANLAYARAK, DÜŞÜNEREK OKUNMASINI ENGELLEMİŞLERDİR. Düşünmeyi başkalarına bıraktığımız içinde, neyin doğru neyin yanlış olduğunun farkına varamadığımızdan, YAŞADIĞIMIZ İSLAMIN DA ÖZÜNE FARKINA VARAMAYIP, İMAN EDERMİŞ TAKLİDİ YAPIYORUZ, GÖSTERİŞE ÖNEM VERİYORUZ. AMA BUNUN NE YAZIK Kİ FARKINDA BİLE DEĞİLİZ. Böyle olunca da ne huzuru, nede mutluluğu bulamıyoruz. Allah Kur’an da bizlerin anlayabilmesi için, bazı olayları örnekler verdiğinde, hepimizin çok rahatlıkla anlayabileceği şekilde izah eder ve ayetlerin sonunda bu kıssalardan faydalanmamız içinde, düşünmemizi özellikle ister. Birkaç örnek verelim. İşte Allah, ayetlerini size böylece açıklıyor. Umulur ki, düşünürsünüz. (Bakara 266) Düşünürseniz, biz size ayetleri açıkladık. (Ali İmran 118) Hâlâ Kur'ân üzerinde gereği gibi düşünmeyecekler mi? (Nisa 82) Allah bunları size düşünesiniz diye buyurmaktadır. ( Enam 151) Bunlar, Kur'ân'ı düşünmüyorlar mı? Yoksa kalpleri kilitli midir? (Muhammed 24) Buradan da şunu çok net anlıyoruz. Eğer bizler Kur’an okuduğumuzu söylüyorsak, önce anladığımız dilden okumalıyız. Daha sonrada ayetler üzerinde, Allah ın düşün, aklını kullan emrini yerine getirmeliyiz ki, ayetleri en doğru şekilde anlayabilelim. Lütfen unutmayalım Kur’an, iman ettiğini söyleyen Müslümanlara TEBLİĞDİR. Eğer bizler Allah ın tebliğini direk almayıp, bunu bizlere birileri naklediyorsa, bu tebliğin doğruluğundan asla emin olamayız. Sen Kur’an ı anlayamazsın diyenler varsa, lütfen onlardan uzak durunuz. Bu insanlar sizinle Allah arasında aracı olmaya çalışan DİN SİMSARLARIDIR. Sizi kendilerine değil, Allah ın kitabına davet edenlerin davetlerine uyunuz. Allah yemin ederek, bu kitabı anlayasınız ve ayetlerim üzerinde düşünesiniz diye kolaylaştırdım diyorsa, din tacirlerine, kendilerini ruhban sayan kişilerin sözlerine, lütfen itibar etmeyiniz. Bunlar belki de sizleri Allah ile aldatanlar olabilir, bunu bilemezsiniz. Onun için önce Allah ın tebliğini, aracısız düşünerek almaya, özellikle çaba harcamalıyız. Ondan sonra her kitabı okuyabiliriz. Konumuzun çok daha iyi anlaşılabilmesi için, sizlere bir örnek vermek istiyorum. Bizler ayetler üzerinde düşünmeden, rivayet edilen sözlere inandırıldığımız için, Allah ın ayetlerini yeteli görmedik, böylece bakın Allah ın verdiği bu örneklerden hiç faydalanmadığımızdan, nelere inandırıldık. Bakara 219: Sana, sarhoşluk veren şeyler ve şans oyunları(kumar) hakkında sorarlar. De ki: “Onların her ikisinde de hem büyük bir kötülük, hem de insanlar için bazı yararlar vardır; ANCAK YOL AÇTIKLARI KÖTÜLÜK, SAĞLADIKLARI YARARDAN DAHA BÜYÜKTÜR.” [Allah yolunda] neyi harcayacaklarını sana sorarlar. De ki: “O'NUN İÇİN AYIRABİLECEĞİNİZ HER ŞEYİ.” Böylece Allah mesajlarını size açıklıyor ki tefekkür (Düşünesiniz) edebilesiniz. ( Muhammed Esed meali) Allah bu ayetinde, hepimizin anlayacağı bir örnekle iki konuda açıklama getiriyor ve bizlerin bu konuda düşünmemizi istiyor. Bizler ayetleri anlayarak okumayıp, üzerinde düşünmediğimiz içinde, bakın nelere inanıyoruz. Ayette Yaradan sarhoşluk veren içki ve kumardan örnek verip, izahatta bulunuyor ve diyor ki; Bunların ikisinde de büyük kötülükler, yani sizleri günaha sevk edecek unsurlar olduğu gibi, sizlere nefsinizi mutlu edecek geçici bazı yararları da olabilir. FAKAT BUNLARIN ZARARI, KÖTÜLÜĞÜ FAYDASINDAN ÇOK DAHA FAZLADIR. Allah bu örneği vererek, bizlere seçim şansı veriyor peki nasıl? Düşünerek, eğriyi doğruyu bizzat seçerek. Dikkat ederseniz Rabbimiz, bu ikisi için kestirip atmıyor ve bunlar HARAMDIR DEMİYOR ama kulum tavsiyelerime uyacak mı diye, bizleri imtihan ediyor. Hatta bazı kişiler içki ve kumarın Kur’an haram olduğunu yazmaz, onun için içmekte bir sakınca yoktur diyenleri duyarız. Ama düşünen, aklını kullanan bir Müslüman, ayette Allah ın verdiği örnekten yola çıkarak, İçki ve kumardan mutlaka uzak durulması gerektiğini, eğer bunlara müptela olduğumuzda, zarar göreceğini bilir. Maide suresi 90. ayetinde Allah, aynı konuda bir açıklama yaparak, içki ve kumarın şeytan işi bir pislik olduğu hatırlatmasını yapar. Buradan da anlıyoruz ki, şeytana uymak istemeyen, HER TÜRLÜ ALKOLDEN VE KUMARDAN UZAK DURMALIDIR. Bakın Allah direk haram dememiş, ama uyarmış, ikaz etmiş, kulum aklını kullansın ona göre davransın istemiş. Bizlere Kur’an ı anlayarak okutmayanlar, toplumun düşünerek iman etmesini engelleyenler, HÂŞÂ Allah kullarına sanki açıklayıp izah etmemiş gibi eğitimle, düşünerek Allah ın vermeye çalıştığını, kendileri akıllarınca daha doğru yapıyorlarmış gibi, İÇKİ VE KUMAR HARAMDIR DEYİP ÇIKMIŞLARDIR. Bu tavırda, bir kısım topluma korkuyla kabul ettirilmiş belki, ama bir kısmında da ters etki yaratmıştır. Onun içindir ki, Allah ın bazı konularda, kesin bir şekilde tavrını koyup HARAM dediği halde, bazı konularda da eğiterek, düşünerek kullarının yanlıştan dönmelerini istemiştir. Bakara suresinin son bölümünde de, yine ayetler üzerinde düşünmediğimiz için, bizlere yanlış inançları, Allah ın elçisinin adını kullanarak kabul ettirme yolunu seçmişlerdir. Allah yolunda neyi harcayacağına, yani nasıl zekât vereceğini, infak edeceğini anlatırken, çok basit ve anlaşılır bir örnekle izah etmiştir Yaradan ve bakın ne demiş, kullarını zora sokmadan, imtihan oluşunun gereği olarak: “O'NUN İÇİN AYIRABİLECEĞİNİZ HER ŞEYİ.” Bundan daha açık ve anlaşılır ne ola bilir? Senin ihtiyacından arta kalanı hayır, zekât olarak dağıt diyor. Ama Allah ın ayetleri ile yetinmeyen, ayetler üzerinde düşünme alışkanlığı olmayanlar, adeta ayetleri yetersiz görürcesine, “HANİ NE KADAR VERECEĞİMİZ YAZMIYOR. BU NASIL BİR AÇIKLAMA, DETAYI YOK.” Diyebiliyorlar. Bu düşünceler bizleri Kur’an dan uzaklaştıran, düşünmeyi bıraktırıp, batıla yönlendiren, dini zorlaştıran kişilere tabi olmamızı sağlayan yanlış itikatlarımızdır, lütfen farkında olalım. Kur’an indirildiğinden itibaren, Allah köleliğin kapısını kapatmış ve savaşlarda artık esir alıp, onları köle ya da cariye yapamazsınız, ya bedel karşılığı ya da ücretsiz savaş bitimi serbest bırakacaksınız demiştir. Ama dikkat ettiyseniz, ellerinizdeki köleleri de hemen serbest bırakın dememiştir özellikle, itirazla karşılaşmamak için. Peki, ne yapmıştır? Onlarca ayetinde köleliğin doğru olmadığını eğiterek, bilinçlendirerek anlatıp, bir suç işlediklerinde Allah, köle azat edin ki günahını affedeyim diyerek, köleliğin adeta işlediğiniz suçla eş değer olduğunu anlatmaya çalışmıştır. AMA DÜŞÜNMEYİ BAŞKALARINA BIRAKANLAR, BU GERÇEĞİ NE YAZIK Kİ FARK EDEMEMİŞLERDİR. Düşünmeyi bıraktığımız için, Allah köleliği Kur’an da yasaklamamıştır diyenler var hala. Aynı konuya bir başka örnekte, Allah birden fazla evlilik konusuna, belki yasak getirmemiş ama en adaletli evliliğin, tek eşli olmak olduğunu bizzat ayetinde söylemiş ve önermiştir. Bakın bu konuda Allah ın önerisi tek eşlilik olduğu halde, bu öneriyi nefsimizin işine gelmediği için ne yazık ki düşünme, aklı kullanma zahmetinde bulunmadığımızdan, Allah çok eşliliği yasaklamamıştır deyip çıkmışız. İçki ve kumar konusunda da haram dememiş, ama önermemiş ve bizi şeytana esir edeceği bilgilerini verdiği halde, ona kendimizce HARAM deyip çıkmışız. İşte Allah onun için, DÜŞÜNÜN EY KULLARIM DİYOR. Allah cünüp olduğumuzda TERTEMİZ YIKANIN diye açıklama yapmıştır. Ama Kur’an ile bağ kurup düşünemeyenler, Kur’an da cünüp olduğumuzda nasıl gusül abdesti alacağımız bile yazmıyor demekten çekinmiyoruz. Bizlere öğretilenleri Kur’an da göremediğimizde, yaptığımız yanlışın farkında değiliz. Allah ın ayetlerini adeta detaysız ve eksik görerek, beşeri fıkıh inancının bu eksiği tamamladığını söylemenin ŞİRK olduğunu bile fark edemiyoruz. Allah yemin ederek, bu kitabı sizler için kolaylaştırdım diyor. Onun içinde emirlerini herkesin yapacağı, anlayacağı şekilde basitçe veriyor. Sizce bundan basiti olur mu? Cünüp olunca, TERTEMİZ YIKANIN. Bu emri Allah verdikten sonra hala, yıkanmaya neremizden başlayacağız denir mi? İşte düşünmeyi bırakanlar söyleyebiliyor. Buradan da şunu çok net anlıyoruz. Allah içki, kumar ve çok eşlilik konusunda biz kullarını uyarmış ve asla tavsiye etmemiştir. İçki ve kumar bizleri şeytana yönlendiriyorsa, çok eşlilikte ADALETSİZ BİR EVLİLİĞİ yaşamamızı neden olacağını bildiriyor. Hangimiz bu uyarı ve ikazları aldıktan sonra Alkol ve kumar müptelası olup şeytanın oyuncağı olmak ister? Yine evlilik Konusunda birden fazla evlilik, adaletsiz bir evliliktir diyorsa, hangimiz adaletsiz bir evlilikte ısrar eder? Bunları yapmak isteyenler, KENDİ NEFİSLERİNDE DÜŞÜNMEDEN, ALLAH IN AYETLERİNE İMAN ETTİĞİNİ SÖYLEYİP, KENDİ BATIL İNANÇLARINI YARATANLARDIR. ALLAH, AZABI AKILLARINI KULLANMAYANLARA VERİR. (Yunus 100) Saygılarımla Haluk GÜMÜŞTABAK
  3. Bizlerin Kur’an anlayışı değişmedikçe, Allah ın doğru yolunu bulmamızda, asla mümkün olmayacaktır. Öyle bir inanca sahibiz ki, Kur’an ı dışlayıp ona yaptığımız saygısızlığın bile farkında değiliz. Rivayet ve sanı ve ZAN Kur’an ın yerini almış, Kur’an anlaşılması zor ve bir ayetin bile birçok anlamlara geldiğine, her insanın farklı anlayabileceğine inanıyoruz. DAHA DOĞRUSU BİZLER ALLAH IN AÇIK HÜKÜMLERİNİ DEĞİL, BİZLERE ULAŞAN RİVAYETLERİN VE EDİNDİĞİMİZ VELİ, ŞEYH EFENDİLERİN KUR’AN DAN NE ANLADIĞINI ANLAMAYA ÇALIŞIYOR VE İSLAM I ÖYLE YAŞIYORUZ. Allah aşkına soruyorum, böyle bir din olur mu? Allah ın katından gelen yol gösterici bir rehberi, nasıl olurda her okuyan farklı şeyler anlar? BÖYLE BİR KİTAP TOPLUMA YOL GÖSTERMEK YERİNE, TOPLUMU BİR BİRİNE DÜŞÜRÜR, BÖLER VE KARGAŞA YARATIR. Bakın bu konuda kendisinden emin, inancını anlatmak adına Kur’an hakkında ne diyor bir arkadaşımız. Bu sözler, günümüzde İslam ın ne derece yanlış ve korkunç boyutlarda yaşandığına, çok güzel bir örnek. “KUR AN IN DELALETİ ZANNİDİR, ÇÜNKÜ BAŞKA BİRİSİ AYNI AYETLERİ FARKLI YORUMLAR. BU YÜZDEN YORUMLARI SINIRLAYAN SÜNNETE İHTİYAÇ VARDIR.” Bu sözleri söyleyen ve inanan bir insanın, Kur’an dan zerre kadar haberi yok demektir. Herkesin kendi imtihanı inancıdır der belki geçebiliriz. Ama bu sözleri söylemek, Kur’an a hakarettir, saygısızlıktır onu hatırlatmak isterim. BIRAKIN KUR’AN I, BİLGİ VEREN, AÇIKLAYAN HİÇBİR KİTAP ZANNİ DEĞİLDİR, HİÇBİR YAZAR KİTABINI ZAN ÜZERİNE YAZMAZ. Böyle bir düşünceyi Kur’an a nasıl nispet ederiz? Zan içeren bir kitap, zaten kesin bilgi vermez, hiç kimsede okumaya tenezzül etmez. Kur’an Zan bilginin sakın ardı sıra gitmeyin diye uyarır. Bunu bile fark edemiyoruz, sırf batıl inançlarımızı yaşayabilmek adına. BİZLERE ULAŞAN RİVAYET HADİSLER, KİŞİLERİN KENDİ DÜŞÜNCELERİ İLE ANLADIKLARININ NAKİLLERİDİR. PEYGAMBERİMİZİN DİREK NAKLEDİLEN SÖZLERİ DEĞİL. Önce arkadaşımızın sözlerinde geçen DELALET ve ZAN kelimeleri, ne anlama geliyor ona bakalım. DELALET: Yol gösterme, kılavuzluk yapma. ZAN: Zannetmek, şüphe etmek, gerçeğini bilmeden ihtimal üzerine hüküm vermek. Aklını zerre kadar kullanan bir Müslüman, bu kelimeleri Kur’an a yakıştırıp ve bu özellikleri Kur’an a asla vermez. Doğrusu üzüntümden, ne söyleyeceğimi bilemiyorum, ama şunu net söylemeliyim ki, bunları Kur’an a nispet edip yakıştıranlar, hesap günü çok üzülenlerin arasında olacağı açıktır. Yaptığımız ve anlayamadığımız en büyük yanlış, Kur’an ın MUHKEM ayetlerinin, yoruma kapalı olduğu gerçeğidir. Çünkü yorum anlamı açık olmayan, okunduğunda anlaşılamayan sözler için yapılır. Allah dinin anası, temeli olan ayetler MUHKEM demiş, yani şüphe duyulmayacak, tartışılmayacak kadar açık, anlaşılan anlamındadır. Arkadaşımız emin olamadığımız rivayet hadisleri savunup, onları dinin temel bilgileri yapabilmek için, Allah ın sözlerini anlaşılmaz ama beşeri rivayetleri anlaşılır kılarak, İslam dinine en büyük kötülüğü yapmış olduğunun, ne yazık ki farkında değil. HÂŞÂ, Allah ın kullarına anlatamadığını, kimin haddine ki anlatmaya cüret etsin. ONUN İÇİN ALLAH IN ELÇİSİ, ÖRNEK İNSAN, SAĞLIĞINDA KUR’AN IN DIŞINDAN TEK BİR KELİME BİLE YAZDIRMAMIŞTIR. BU SÖYLEDİKLERİ DOĞRU OLSAYDI, SİZCE PEYGAMBERİMİZ BÖYLEMİ YAPARDI? Ayetlerin anlaşılmasını hadislerle, peygamberimizin sünnetiyle sınırlamaya çalışan arkadaşımızın şunu düşünmesini isterim. Hadislerin tamamı bir rivayete göre diye başlar, yani kaynak ZANNİDİR ve ikinci üçüncü şahısların, peygamberimizden duyduklarını iddia ettikleri ve naklettikleri sözlerdir. Bu sözlerin dilden dile nakledilirken, doğru, hatasız bizlere yüzlerce yıl boyunca doğru ulaşacağına nasıl inanırız? HANİ ALLAH, EMİN OLMADIĞIN BİŞLGİNİN ARDINA DÜŞMEYİN DİYORDU. HANİ GÜVENİLECEK VE İPİNE SARILACAK KİTAP KUR’AN DI. HANİ KUR’AN DAN SORUMLUYDUK. Allah bizlerin okuduğumuzda anlayamayacağımız bir kitaptan, nasıl sorumlu tutacağına inanırız? Bu kadar mı aklımızı başkalarına kiraya verdik. Peygamberimiz, Muhkem ayetleri okuduklarında ümmetim anlayamaz deyip, Kur’an ı anlaşılır hale getirmeyi düşünemedi de, yüzlerce yıl sonra, birilerinin mi aklına geldi de bizlerin imanımızı kurtardı? Bunu nasıl düşünürüz. Bunları söylemek ve düşünmek, Allah a ve elçisine apaçık iftiradır. Kur’an bizlerin sorumlu olduğu muhkem ayetleri, birçok ayetinde, nice örneklerle açıkladık ki hiç kimseye muhtaç olmayasınız diyor. Düşünebiliyor musunuz, Allah dinde ruhban sınıfı olmadığını söylediği halde, nasıl olurda bunun tam tersine bir düşünceye inanıp, Kur’an ı ve İslam ı anlayabilmemiz için, bizlerin bazı kişilere ya da bilgilere ihtiyacımızın olduğunu söyleriz. Allah Kur’an ı sizlere yol gösterici olsun diye indirdik dedikçe, Kur’an ın delaleti yani yol gösterici olması zannidir yani ihtimaller üzerine kurulmuş, kişiye göre değişir herkes anlayamaz, peygamberimizin hadisleri olmasaydı Kur’an anlaşılmaz kapalı kalırdı, nasıl deriz. Bunu söylemek için, ya akıldan yoksun olmalı bir insan, ya da zerre kadar Kur’an bilgisi olmaması gerekir. Herkese göre Allah ın hükmü nasıl değişir? Nasıl olur okunduğunda herkes anlayamaz. BU NASIL BİR HÜKÜM VERMEKTİR Kİ, HER OKUYAN FARKLI ANLASIN. BÖYLE BİR KİTAP YOL GÖSTERMEKTEN UZAK, TOPLUMU BÖLER, PARÇALAR VE BİRBİRİNE DÜŞMAN EDER. Ne yazık ki buda zaten gerçek oldu. Allah Enam 148. ayetinde, tıpkı arkadaşımızın yanlış düşüncelerine örnek verircesine, cahiliye toplumunun yaptığı yanlışları anlatırken, bakın bu konularda Allah ne diyor. ” SİZ ZANDAN BAŞKA BİR ŞEYE UYMUYORSUNUZ VE SİZ SADECE YALAN SÖYLÜYORSUNUZ.” Bu konuda birkaç örnek daha verelim. ONLARIN ÇOĞU, ZANDAN BAŞKA BİR ŞEYE UYMAZ. Şüphesiz zan, haktan hiçbir şeyin yerini tutmaz. Allah, onların yapmakta olduklarını çok iyi bilendir. (Yunus 36) Hâlbuki onların bu hususta hiç bilgileri yoktur. SADECE ZANNA UYUYORLAR. Zan ise asla gerçeği ifade etmez. (Necm 28) Ey iman edenler! ZANDAN ÇOK SAKININIZ. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. (Hucurat 12) Bunca açık ayetlere iman ettiğimiz halde, hala Kur’an ın yol gösterici kılavuz olması zannidir, ihtimaller üzerine sözlerdir diyorsak, sanırım söyleyecek bir söz yok demektir. Bakın Allah ın elçisi, tıpkı günümüzde düşündükleri gibi düşünenlere, Allah ın elçisinin ne demesini istiyor. Ayrıca Kur’an ın açıklanmış bir şekilde gönderildiğine dair ayetler. Enam 114: De ki): ALLAH'DAN BAŞKA BİR HAKEM Mİ ARAYACAĞIM? HALBUKİ SİZE KİTAB'I AÇIK OLARAK İNDİREN O'DUR. Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler, Kur'an'ın gerçekten Rabbin tarafından indirilmiş olduğunu bilirler. Sakın şüpheye düşenlerden olma! (Diyanet vakfı) Meryem 97: Biz Kur'ân'ı, sadece Allah'tan sakınanları müjdeleyesin ve şiddetle karşı çıkan bir topluluğu uyarasın diye, SENİN DİLİNLE KOLAYLAŞTIRDIK. (Bayrakta Bayraklı) Hac 16: Biz onu, böylece AÇIK-SEÇİK AYETLER HALİNDE İNDİRDİK. Kuşkusuz, Allah, dilediğine/dileyene kılavuzluk eder. (Yaşar Nuri meali) Nur 18: ALLAH, SİZE AYETLERİ AÇIKLIYOR. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. (Diyanet meali) Bu ayetleri okuyanlar, Allah ayetlerim açık ve izah edilmiş dedikçe, tam tersini söyleyerek, “AÇIKTA NE KADAR AÇIK, HERKES KUR’AN I ANLAYAMAZ” demekten korkmuyorlar. Allah ın ayetlerini, kendi nefislerince yorumlayanlar, Allah dan başka hakemlik yapmaya soyunanlardır. Bunca açık ayetlere gözlerini yumarak batılı, zannı ısrarla din diye yaşayanlar, Kur’an ın ışığından asla istifade edemeyecek, böylece gerçekleri görebilmek için, GÖNÜL GÖZLERİ AÇILAMAYACAKTIR. Bu kardeşlerimizi zanna değil, apaçık Allah ın ayetlerine davet ediyorum. Saygılarımla Haluk GÜMÜŞTABAK
  4. Bu makalemin konusu, Yasin suresi 69. ayet olacaktır. Allah ayetlerinde özellikle öyle dikkat çekici kelimeler kullanıyor ki, ancak düşünebilen, aklını kullanan ayette dikkat çekilenleri anlayabiliyor. Tabi bir Müslüman, Kur’an ı herkes anlayamaz diyor ve buna inanıyorsa, böyle bir insan zaten aklını devre dışı bırakmış, körü körüne inancını yaşıyor demektir ki, böyle insanların, nasıl büyük bir tehlikede olduğunu, kendilerinin fark etmeleri mümkün değildir. Önce ayeti yazalım, daha sonrada üzerinde birlikte düşünelim. Yasin 69: Biz elçimize şiir öğretmedik. ZATEN ONA YARAŞMAZDI DA. O kitap, ancak Allah'tan gelmiş BİR ÖĞÜT VE APAÇIK BİR KUR'ÂN'DIR. Ayetin ilk cümlesinde Allah, biz elçimize şiir öğretmedik diyor. Peki, neden söylüyor olabilir sizce bu sözü? Şiir kötü bir şey mi de bunu söylüyor Allah? Çünkü devamında, zaten elçimize bu yakışmazdı diye de özellikle belirtiyor, açıklama yapıyor. Önce bu sözler üzerinde düşünelim. Şiir elbette kötü bir şey değil, hatta edebiyatta çok önemli bir yer tutar. Ama İslam ı anlatırken, demek ki bu yöntemi kullanmanın doğru olmadığı, özellikle vurgulanıyor. Bu konuyu daha iyi anlayabilmemiz için şiir nedir, özellikleri nelerdir gelin isterseniz önce ona bakalım. Şiir duygu, hayal ve düşüncelerin coşkulu bir dille, bir düzene bağlı olarak, çekici/etkileyici bir dil ve ahenkli mısralar içinde aktarılmasıdır. Edebiyat türlerinin en eskisi şiirdir. Şiirin ne olduğunu anlatmaya çalışan ünlü şairler şiiri şöyle tarif ederler. "ŞİİR, SÖZCÜKLERLE GÜZEL ŞEKİLLER KURMA SANATIDIR." “NESRE ÇEVRİLMESİ MÜMKÜN OLMAYAN NAZIM ' diye tanımlayanlarda vardır. “ Bu söylenenlere baktığımızda, hiç kimsenin itiraz etmeyeceği özellikleri görürüz şiirde. Şiirin çok önemli özelliğinin, insanda coşku uyandırıp, duygularına hitap etmesi aslında en önemli özelliğidir. Bu durumda Allah ayetinde, neden biz elçimize şiir öğretmedik, ona da zaten şiir yaraşmazdı diyor olabilir? Aslında bu gerçeği anlayamadıysak, bizleri din adına duygularımızla aldatanları da asla fark edemeyiz. Demek ki iyi bir şair kötü bir düşünceyi, güzel sözlerle süsleyerek, duygularımıza hitap ederek, topluma bu yöntemle iyi ve güzel diye kabul ettirebilir. Konuyu daha detaylı anlamaya çalışalım. Ayetin sonunda, aslında bu konuya açıklık getiriyor Allah ve diyor ki; “ALLAH'TAN GELMİŞ BİR ÖĞÜT VE APAÇIK BİR KUR'ÂN'DIR.” Bu açıklama aslında çok önemli. Şiir de duygu ve hayal âlemi çok baskın bir şekilde kullanılır. DEMEK Kİ KUR’AN AYETLERİ HAYAL ÂLEMİNDEN UZAK, GERÇEKLERDEN BAHSEDİYOR, AKLA HİTAP EDİYOR, SÜSLÜ SÖZLERE İHTİYACI YOK. Şiirin özelliğini tarif eden şair, aslında tek başına bu konuya açıklık getiriyor ve ne diyordu hatırlayalım. “NESRE ÇEVRİLMESİ MÜMKÜN OLMAYAN NAZIM.” Demek ki şiirde öyle konular işleniyor ki, bazen akıl devre dışı bile kalabiliyor. Kelimelerle izah edilemeyebiliyor. Hemen konumuzdan örnek verelim. Kur’an şiir olmadığına göre, nasıl bir yazıdır? Elbette nesir yani düz yazı. NESİR YAZININ EN ÖNEMLİ ÖZELLİĞİ, EN KÜÇÜK BİRİMİ, TEK BAŞINA BİR ANLAM İFADE ETMESİDİR. Nesirde amaç, düşünceleri ya da verilmek istenen bilgiyi, doğru ve açık bir biçimde anlatmaktır. Bilimsel ve bilgi aktaran kitaplar nesir yani düz yazıdır, akla hitap eder yani BİLGİ VERİR. Nesir yazıda bir yargı, bir eylem, hüküm açık bir şekilde anlatılır. Nesir kelime anlamı olarak YAYMA, DAĞITMA anlamındadır. Allah elçisine özellikle şiir öğretmedik derken, onun söyledikleri herkes tarafından anlaşılabilecek apaçık sözlerdir diyor. Onun için Allah şiir ona yaraşmazdı demesinin nedeni, şiirde amaç karşınızdaki kişinin duygularına hitap ederek, onu etkileyerek istediğiniz tarafa yönlendirmektir. ALLAH ELÇİMİN, BÖYLE BİR ŞEYE İHTİYACI YOKTUR, ÇÜNKÜ KUR’AN EŞİ BENZERİ OLMAYAN BİR NURDUR, KULLARIMIN GÖNÜL GÖZÜNÜ AÇAN BİR IŞIKTIR DİYOR. Sanırım Allah Yasin suresi 69. ayetinde, neden elçimize şiir öğretmedik dediği, çok daha iyi anlaşılmıştır. Bu ayetten de anlaşılıyor ki, Kur’an da Allah kullarına, herkesin anlayacağı şekilde, çok açık hükümlerini bildiriyor ve düşünmemizi istiyor bizlerden. Bizler Kur’an ı amacından saptırarak, bir makam eşliğinde adeta şiir okur gibi öyle bir okuyoruz ki, okuduğumuzun ne anlama geldiğini anlamadığımız halde duygulanıyoruz, hatta gözlerimizden yaşlar geliyor. Bunları yaparak, toplumu aldatan zalimleri unutmadık. Bu yönteme başvuran din tacirlerinin, bizleri aldatmasını istemiyorsak, Kur’an ı duygularımıza hitap edecek şekliyle değil, ALLAH IN BİZLERE ÖNERDİĞİ GİBİ, anlayarak ve düşünerek okumanın yolunu seçmeliyiz. Duygular her zaman bizleri doğruya götürmeyebilir. Bizleri hakka götürecek aklımızdır, lütfen unutmayalım. Onun için Allah akla, düşünmeye çok fazla önem vermiştir Kur’an da. Hatta Kur’an, aklını kullanmayanları, hiç de iyi bir son beklemediği örneğini vermiştir. İslam toplumu olarak, ne yazık ki duygularımızla bizleri aldatılıyorlar. Tasavvuf da bu yöntem çok güzel kullanılır ve halk istedikleri gibi yönlendirilir. İslam dini tasavvufa izin vermez. Çünkü tasavvuf bir dergâhta şeyhin emrine girerek, İslam ı onun kuralları ile yaşamayı emreder. Tasavvufta da din şiirsel ve duygulara hitap edecek şekilde anlatılır, yaşanır. İslam ın bunlara ihtiyacı yoktur. Peygamberimiz döneminde, böyle oluşumların hiç birisi yoktu. Allah ile kulu arasında, İslam dininde hiç kimse yoktur. Lütfen bu ve benzeri tarikat, cemaatlerin kurduğu, duygulara hitap eden tuzaklara düşmeyelim. Allah bizler için Kur’an, apaçık bir öğüttür, yol göstericidir diyor da, bizleri Allah ile aldatanlar, Kur’an açık ve anlaşılır değildir, Kur’an ı herkes anlayamaz diyorsa, lütfen bu insanların kurduğu tuzaklara düşmeyelim. Allah sizleri Kur’an dan hesaba çekeceğim, sizlere yemin olsun ki kolaylaştırılmış bir kitap gönderdim diye de özellikle bir çok kez söylüyorsa, lütfen Allah ile aldatıcılara değil, ALLAH IN UYARILARINA KULAK VERELİM. Saygılarımla Haluk GÜMÜŞTABAK
  5. Amerika İslamı Nasıl Dönüştürüyor - How America Is Transforming Islam - Emma Green - Emma Green ABD'de genç ve Müslüman olmak, birden fazla kimliği taşımak demektir. Hiçbir şey aşık olmaktan fazlasının olduğunu gösteriyor. Taz Ahmed 38 yaşında, bekar, Müslüman ve Bengalidir. Kendini manevi olarak tanımlıyor, ancak özellikle dini değil. Büyüdüğü zaman, göçmen ailesi bir IT mesleği olan biriyle evleneceğini umdu. Oklahoma'da buldular. Ahmed son zamanlarda bana söyledi. "Onlar gibi, 'Çok fazla soru soruyorsun. Bu kadar bilgiyi bilmenize gerek yok.' Kuşağının diğer Müslümanları gibi, Ahmed de kimliğinin çeşitli yönleri arasında geçiş yaparak geçirdiği bir ömür geçirdi. Balo gecesine, annesine gey bir adamla gideceğini vaat ederek geldi. 20'li yaşlardaki evliliği bir yüksek lisans derecesi için takas etti. Ülkeyi dolaşırken bile bir grup izledi. Kominas adı verilen Müslüman bir punk grubu haricinde Hollywood'dan gelen yaş hikayesi. "Düzenli bir evlilik kazanmış olsaydım bu daha kolay olurdu" dedi. "Fakat ailem gerçekten bu konuda yürekliydi." Belli bazı büyük yaşam anları kültürel kimliklerle hesaba katma eğilimindedir. Kimlerin ve değerlerin üzerine daha fazla soru soracak hiçbir şey, kimlerin tarihini ve evliliğini bulmaktan başka bir şey değildir. Amerikan kültürü genellikle genç Müslümanlar için iki karşıt yol sunar. Bir tarafta, Müslüman şiddete göstermek amacıyla doğrulanmamış videolara riayet eden Başkan Donald Trump gibi insanlar var; "Sanırım İslam bizden nefret eder" gibi şeyler söylüyor; ABD'de ikinci ve üçüncü nesil Müslümanlar arasında "gerçek bir asimilasyon" olmadığını iddia ediyor Diğer taraftan, din reddeden ve aşık olan Müslüman bir komedyen Kumail Nanjiani'nin otobiyografik aşk hikayesini tasvir eden The Big Sick gibi filmler göçmen aileyi perişan eden beyaz bir kadınla. Aslında, Müslümanların çoğu arasında bir yerde. Yaklaşık yüzde 60'ı 40'ın altı olan ABD'li Müslümanlar, özünde orijinal olan bir süreçten geçiyorlar: tamamen laiklikten derin dindarlığa kadar değişen, inançlarıyla yeni, farklı, kendi kendini inşa eden kimlikler buluyorlar. Konturlar İslam'a özgü olabilir, ancak hikaye Katolikler, Yahudiler ve hatta Püritenlerin paylaştığı hikayedir. Müslümanlar, dinlerinin ayırt edici biçimde Amerikan biçimlerini yaratmaktadırlar. Bir grup olarak, Müslümanlar oldukça çeşitlidir ve deneyimleri bu çeşitliliği yansıtır. Bazı genç Müslümanlar dini ve kültürel kimlikleriyle derin ilgileniyor ancak yaşamın diğer bölümlerine öncelik vermeyi seçiyorlar. Diğerleri, inançlarıyla ilgisi olan yeni, geleneksel olmayan yolları kendi kendine tanımlarlar. Göçmenler ülkeyi kuşaklar boyunca ABD'de yaşayan insanlardan farklı anlıyor; Siyah Müslümanlar farklı türde ayrımcılığa uğrarlar ve özel toplumsal ihtiyaçları vardır. Yeni dini anlayamayabilecek aile üyelerinden gelen soruları yüz yüze çevirir ve bazen alışılmadık yeni arkadaş ve ortakların kültürlerinde dolaşmak zorunda kalır. Ve bazı Müslümanlar ırk, cinsiyet veya cinsellik nedeniyle kendi toplulukları tarafından kabul görmüyor. Diğer Amerikan dini gruplarında olduğu gibi, genç Müslümanların küçük bir azınlığı, dini aşk bağlamında da dahil olmak üzere aşırı bir seviyeye taşıyor. Jaelyn Young ve Muhammed Dakhlalla, 2016 yılında İslam Devletine katılmakla suçlanan iki Mississippi üniversite öğrencisini böyle bir hikaye sunuyor. Fordham Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ndeki Milli Güvenlik Merkezi'ne göre, genç Müslüman dönüşümcüler, ABD'de ISIS ile ilgili davalarda yer alanlar arasında özellikle yaygındır. Fakat Müslüman ebeveynlerin, öğretmenlerin ve imamların büyük çoğunluğu için, bunun tersi endişedir: gençlerin inançlarından uzaklaşması. Yale Üniversitesi'nden doçentlik yapan Zareena Grewal, "[asimilasyon] konusunda endişeli olan insanlar Yale Üniversitesi'nden doçentlik yapan Zareena Grewal," Gelenekten taviz vermeyen, endişelenen endişe duyan insanlardır "dedi. İmamlar genellikle genç Müslümanları ve Yahudileri karşılaştıracağını da ekleyerek, dini örgütlerinin yaygın disiplinle zarar görüp görmeyeceğini merak ediyor. "Onlar, 'Ah, haham panikleyicidir, bu yüzden paniklemeliyiz' gibi" diyorlar. " * * * Han, 27 yaşındaki Sana Han ve 29 yaşındaki Yusuf Siddiquee, "burada Müslüman olmak zorundasınız ve hiç soru sormayın" diye sert açıkladığı hanelerde büyüdüler. Bir İslam okuluna girmedi ya da camide ibadet etmedi; İslam, Queens'deki çeşitli mahallelerindeki ortamın bir parçasıydı. Siddiquee için Midwest'te yaşayan aileleri, Müslüman olmayı ve farklı olduğunu vurguluyordu. "Bunu tekrar yazmak zorunda kaldım, muhtemelen de vurgulamak isterdim, ama gerçek bu" dedi. Her ikisi de karşılıklı arkadaşlar vasıtasıyla birbirlerini buldular-Philly'de halk sağlığında çalışıyorken, New York'ta kar amacı gütmüyordu. Han, Ramazan'da oruç tutmak gibi belli Müslüman gelenekleri hakkında çok şey duyduğunu söyledi ancak o yılın geri kalanında gözlemci değildi. Zaten biriyle Müslüman olmasını umuyordu. "Benim için, ortağımı aileme entegre etme konusunda daha çok şey düşünüyordu" dedi. "Ayrıca sadece gelecekteki planlama: Ne tür bir ev istiyorum; kutlamak istediğim tatil günleri "dedi. Siddiqee benzer bir hisle karşılandı: Gerçekten artık pratik yapmadığı halde," biri gerçekten beni anlaması için, geldiğinde bir miktar bilgi ve konfora sahip olmaya ihtiyaçları olacak "dedi. Bu dini konularda. " Bu sonbaharda düğünlerine kadar yol gösterici olarak, ikisi de aileleriyle dine karşı küçük bir sürtüşme yaşadı; her iki ebeveyn kümesi bile olduğundan daha fazla dikkatli davrandılar. Çiftin nikahlarını nasıl planladığı veya İslami evlilik töreni için nasıl bir fikir ayrılığı olmasına rağmen çoğunlukla İslam hakkında konuşmaktan ötürü çatışmayı önledi. Siddiquee, "Anne-babamın kafasına hitap etmesi zordur -yani din eksikliğiyle" diyordu. "Cumartesileri geleneksel Cuma akşamı Jummah'a gidiyorum" diye yanlış söylentileri yok, "yoksa camiye gidiyorum veya kendime bile dua ediyorum. Eminim bunun uzun süredir sürekli düşen bir şey olduğunu biliyorlar. " Çifti sonunda, onlara uyan dini bir topluluk bulacağını umuyoruz - büyüdüğünden daha "ilerici" ve "esnek" bir şeyler. Han, "Benim bir parçam" dır, "ancak ana bölüm bu değil" dedi. Bazı açılardan, bu binyıllar boyu hikayedir. Khan ve Siddiquee, nesillerindeki gibi, dini kurumlardan ve düzenli uygulamalardan çekilmişlerdir. Duke Divinity School'da öğretmenlik yapan bir imam olan Abdullah Antepli, birlikte çalıştığı lisans öğrencileri arasında benzer kalıpları sıklıkla görür. "Amerikalı Müslüman kimliğini nasıl düşündükleri konusunda öğrenciler ve anne babalar arasında inanılmaz bir fark var" dedi. "Ana baba, tirelenmiş kimliğin Müslüman tarafına yatırım yapmak istiyor - bu kimliğin belli yönleri için korunması gerçekten endişeli". Bununla birlikte, çoğu öğrenci "Amerikan tarafında pazarlık yapıyor ve beyin fırtınası yapıyor". endişe: Pew Araştırma Merkezi'ne göre, 40 yaşın altındaki Müslümanların yarısından daha azı her hafta camiye gidiyor ve 30 yaşın altındaki Müslümanların sadece üçte biri geleneksel İslam pratiğine uyarak günde beş kez dua ediyor. Ancak, "diğer Milenyumlara göre, Müslümanlar çok daha dindar" diyor Amerikan Müslüman nüfus grafiklerinin yakın tarihli bir Pew Araştırma Merkezi araştırmasına katkıda bulunan Grewal. 40 yaşın altındaki Müslümanların yaklaşık üçte ikisi, Pew'e göre, dinler, hayatlarında çok önemli, buna karşın yaklaşık 10 Amerikan Millennials'ından dörtte biri. Bu rakamlar Amerikan ve Müslüman kimliklerin karşılıklı olarak münhasır olmadığı noktasını vurguluyor. Aslında, konuştuğum genç Müslümanların birçoğu, inançlarını Amerikan usullerine göre keşfediyor gibi görünüyor. Kuzey Virginia'da yaşayan 28 yaşındaki Müslüman Mobashra Tazamal bana İslam'ın "hayatımın her günü için düşündüğüm bir şey olduğunu" söyledi. Mutlaka camide veya bir grupla olmamakla birlikte günlük dua ediyor. Ailesi tam olarak onunla ne yapacağını bilmiyor. "Hiçbir şey, sanırım, korkmuş ya da kaygılanıyorlar" dedi. "Sadece nötr bir şekilde karıştırılıyorlar." Büyüyen, anne babasının "oldukça, çok dindar" ve oldukça muhafazakar olduğunu söyledi: Günde beş kez dua ediyorlardı ve annesi her sabah Kur'an'ı okudu. Evinde dini "sorgulamak için gerçekten yeterli bir yer yok" derken Tazamal, her zaman bir şey hakkında milyonlarca soru sorduğu bir çocuk olduğunu söyledi. Ve bu yetişkinliğe devam etti. "Dindar" terimi, gerçekten sevdiğim bir şey değil, "dedi. "Çoğunlukla, 'dini' anlamı, çok katı ve eylemlere odaklanmış bir kişidir. Ben çok manevi olduğumu söyleyebilirim ve çok güçlü bir imanım var. " Tazamal'ın yeni kocası Fahd da İslam ile derinden ilgileniyor. Çift, merkeze inançla bir ev ve aile inşa etme hakkında hayal kuruyor. Tazamal, "En büyük bayramlardan biri olan Eid'i yapmak, gerçekten büyük bir kutlama yapmak istiyoruz" dedi. En önemlisi, "Çocuklarımıza bir şeyler hakkında sorularımızı varsa," Hayır, yanlış "demeyeceğiz." Geleneksel dini hayatı olan genç Müslümanlar bile kimlikler arasında geçiş yapmak zorundalar. Touba Şah, 19. yüzyılda kurulan ve daha önce Muhammed tarafından kehanet edilen mesih'in geri döndüğüne inanan bir Ahmediye topluluğunda 21 yaşındadır. Dedelerinden birisi ve büyükannesi kardeş olan ailesi aracılığıyla nişanlısını bulduğunu söylediğinde profesörlerinden biri şok davrandı. "Ben doğdum ve kaliforniyalıyım, devam et ve alnıma bir etiket koy" diye Professor'e söyledi. "'Batıda doğup büyüyen, sizin gibi çocuklar sizin Doğu uygulamalarınıza bağlı kaldıklarını görmek çok sık değil'" diye yanıtladı. Ancak onun gibi deneyimler oldukça yaygın. Müslümanlar arasındaki sağlık ve ilişkileri araştıran Rutgers Üniversitesi'nden doktora öğrencisi olan Amal Killawi, "Pek çok Müslüman için din evlilik deneyiminde bir takım rol oynuyor" dedi. "Önemli olanın yansıması için zaman ... kimliğiniz, toplumda ne kadar Müslüman olmak istediğinizi, hangi evde inşa etmek istediğinizi." Killawi, bazı Amerikalılar, çocuk gelinlerin sabit kalıplarını ve zorla çalıştırılan ortaklıkları dile getirebilecek "düzenlenmiş evlilik" teriminde geri tepebilirlerse de, ABD'deki versiyonların çok daha düşük anahtarlı olma eğiliminde olduklarını söyledi. Potansiyel gelinler ve damadlar neredeyse her zaman öncülük eder, ancak ebeveynler diğer Amerikalı hanelerde olduğundan daha fazla bir ortak seçmeye katılabilir. Müslümanlar çoğunlukla "neredeyse kolektivist bir topluluk" oluşturmaktadır. ... Evlilik, eşinizle yalnız kaldığınız tamamen bireysel, bağımsız bir yolculuk değildir "dedi. "Ailenizle bu yolculuğa başlıyorsunuz." Debates about assimilation often focus on immigrants, but they overlook the experiences of Muslims who have long been settled in the U.S. While 58 percent of adult Muslims were born outside of the U.S., according to Pew, that means 42 percent of American Muslims were born in the country. More than half of those who have been here for three generations or more are black. “By virtue of being black, and then being black and Muslim, I don’t think there’s any room for assimilation,” said Ikhlas Saleem, a 28-year-old Muslim woman who grew up in Atlanta.* “It’s very hard to assimilate to a white paradigm.” Saleem kocası Joshua ile tanıştığı "modern gün düzenlenmiş bir evlilik" ile tanıştı; ailenin bir arkadaşı ona annesinin numarasını verdi. Saleem Joshua ile tanışmadan önce gayri Müslimler de dahil olmak üzere her türlü insandan yardım istedi. "O zamanlar bunun çok önemli olduğunu düşünmedim" dedi. "Yaşlandıkça öncelikler benim için değişti. Hayatımı nasıl düşündüm ve ailem farklıydı. Ailemin birlikte Ramazan kutlamasını istiyorum. Mescidi "camiye" birlikte gitmek istiyorum. Eşinizin Müslüman olmadığı zaman yapmak biraz zor. " Ancak siyah bir Müslüman olarak tarihleme kendi zorluklarını ortaya koydu. Amerikalı Müslümanların yaklaşık beşte biri siyahtır -Pew'e göre, üçte birinden azı Asya ya da Güney Asya'dır ve yaklaşık yüzde 41'i beyaz ya da Araptır. Bir Müslüman buluşma sahnesi var, ancak Saleem bir tane denediğinde, "bütün uygulama genelde siyah kadınlarla ilgilenilmeyen Güney Asyalı erkeklerle sular altında kaldı" dedi. "Gezinmek zordu." Başka bir siyah kişiyle evlenmek konusunda güçlü bir şekilde hissetmedi, ancak arkadaşlarının bazıları zor durumda olabilir. Saleem, "Günümüzde, doğal olarak siyah Müslüman erkeklerle karşılaşmıyoruz" dedi. "İşyerimde siyah Müslüman erkekler görmüyorum. Ben giderken onları görmüyorum. Jummah için Cuma günü giderken onları görmedim. " Ortaya çıktığında, Joshua da siyah ve müslümandı. Birbirlerini tanıdıklarında, gelecekteki yaşamları hakkında bir bütün soruların bir listesini tamamladılar: İslam'ı evlerinde nasıl geçirmeyi isterlerdi, ister çocuklarını dini okullara gitmek isterler, ne tür vurgu onlar Kur'an ezber koymak istedim. Din, kültür ve kimlik konusunda büyük soruları yokmuş gibi değil - ancak 'Amerikan olmayı nasıl zorlaştırıyor' sadece canlı bir konu değil. Saleem, "Bence genç Müslümanlar asimilasyon fikrini reddetme eğiliminde." Dedi. Saleem, şimdi Makkah Ali adında bir siyah Müslüman kadınla bir podcast yayınlıyor ve sıklıkla evlilik ve ilişkilerin belirli zorluklarını tartışıyorlar. Asimilasyon sorunu, Pew'e göre ABD'li Müslümanların yaklaşık yüzde 21'ini oluşturan dönüştürücüler ve Amerika'da doğan Müslümanların yüzde 44'ü için daha az alakalı. Charles Turner, nominal olarak Katolik bir babanın beyaz oğlu Virginia'daki küçük bir kasabada büyüdü. Virginia Commonwealth Üniversitesine geldiğinde Müslüman Öğrenci Derneği üyeleriyle takılmaya başladı. İşte Tayyaba Syed'le tanıştı. Din, iş dünyası ve okul üzerinde ikisi birbirine bağlı olduğu için "çok fazla insanla paylaştığımız bir şey değildi" dedi Syed. "Erkeklerle kadınlar arasında sadece ticaretten çok daha fazla şey hakkında bir tabu var." Turner 19 yaşındayken İslam'a geçse de, Syed'in ailesi arasındaki ilişkiyi kabul etmek uzun zaman aldı. "Onların ilk tepkisi ben genç bir gencim ve ben sadece aptalca kararlar veriyorum" dedi Syed. Paritenin farklı geçmişlerinden geçip gidebileceklerini sorguluyorlardı. "'Aynı kültürden değiliz, öyleyse gelecekte nasıl bir şey olur?'" Syed onları sormayı hatırladı. "'Aile hayatında nasıl gezineceğiz?'" Turner'ın yakınları, kendisi için seçtiği yabancı dünya hakkında da sorular sordu. "Aile üyelerim belki biraz konuşmak ve biraz endişe duymakla birlikte bana değil," dedi. "Bu düşmanlık değil. Bu daha çok merak. Ve sanırım biraz endişe edebilirsin. " Syed dişhekimliği okulunu bitirdikten sonra, ailesi rahatladı ve evlenmelerine karar verdi. Geçen yıl düğünlerinde çift, basit bir törenle büyük bir Pakistan tarzı kutlamayı atladı. Pakistan kültüründe geleneksel olmayan damat ve gelinler de dahil olmak üzere ilişkilerine uymak için birkaç kıvrım eklediler. Ve Turner bir İrlandalı tezgah ayarına girdi. Yeni evlceler son zamanlarda Mormon-heavy Utah'a taşındı ve şaşırtıcı derecede iyi uyuyorlardı. Turner "Salt Lake City'den daha fazla aile dostu bir yer olduğunu sanmıyorum" dedi. "LDS Kilisesi, Müslüman topluluğuna gerçekten çok sıcak ve çok destek veriyor" diyerek keşfettiler. Gelecekteki oğullarını ve kızlarını dinleri konusunda eğitmeyi dört gözle bekliyorlar. "Normal bir şeymiş gibi hissetmelerini istiyoruz" dedi Turner. Çiftin İslam evliliği sözleşmesindeki tek şart, çocuklarının tirelendiği bir isim almasıydı: Syed-Turner. Bütün bu çiftler için, Müslüman kimliğini gezme deneyimi, düz olmakla sonsuz kolaylaştırılmıştır. Yakın tarihli bir Pew araştırması, Amerikalı Müslümanlar'ın son yıllarda eşcinselliğe karşı daha açık hale geldiğini gösteriyor: Yarımdan fazlası toplum tarafından kabul edilmesini söylerken, on yıl önce aynı şeyi söylediği çeyrekten daha fazla. Buna rağmen, bu oran genel Amerikalı kamuoyununkinden düşük, yüzde 63'ü homoseksüelliğe onay veriyor. LGBT Müslümanlar, "iyi" bir Müslüman olmanın ne anlam taşıdığı geleneksel, heteroseksüel standartları karşılarken, ana akım Amerikan kültürüne asimile olmak için kendi ikili baskısını hissedebilirler. "Müslüman bir sanatçı olarak, kendimi izole hissettim. Ben sadece bir bendim - tüm arkadaşlarım doktor oldu "dedi Saba Taj, Kuzey Carolina Durham'da yaşayan 31 yaşındaki queer Müslüman. "Ailemi hayal kırıklığına uğrattım. ... Benden istedikleri ile yapmış olduğum şeylerin arasında pek çok bağlantı kesildi. " O sırada Greensboro yakınlarında yaşayan 30 yaşındaki bir müzisyen Laila Nur'la bir araya geldiğinde "Bir saat uzaklıkta Müslüman bir sanatçı kim varmış gibi göründü" gibi hissettim " kendi sanatında paylaşılan temalar üzerinde bağlantı kurdu: Taj genellikle kadınları boynuzlu taşla boyuyor ve İslamofobi temaları ile uğraşıyor; Nur'un şarkılarından bir tanesi Arapça başlıklı. Nur, New York'taki siyah bir Müslüman evde yetiştirildi. Ailesi lisede iken dönüştürülmüş ve aile üyelerinin çoğunun Hıristiyanlar vardır. "Eşim olarak ortaya çıkan evimde kesinlikle vibe hissetmedim -bunu bu evde boğulmuyor" dedi. "Ben etrafımda büyüdüm millet için o zaman lezbiyen olarak çıkıyor benim için paylaşılan bir tiksinti vardı. Benim Müslüman ailem için özel değildi. " Uzun süredir, bu deneyim Nur'un dine bağlanmasını zorlaştırdı. "18 yaşımdan evimi terk edince İslam'ı kınadım," dedi Nur. "Eski Müslüman olduğum, Müslüman olduğumu söyleyebilirim, hala bazı pratiklere sahiptim, fakat ben Müslüman değilim." Taj ile tanıştıktan sonra değişmeye başladı. "Tuhaf Müslümanların var olduğunu bilsem bile hala tek boynuzlu bir şeydi," dedi Nur. "Aslında gerçekmiş gibi hissetmedim. Her iki kimliği de var olamazdınız. "Geçen bir yılda Nur inancını yeniden düşünmeye başladı. "Saba toplantısı ... queer olmak ve Müslüman olmanın getirdiği kimliğimle olan çelişkileri uyandırmaya başladı" dedi. "Çok kasıtlı bastırdım ve uzun süredir değişmeden kaldı" dedi. Taj ve Nur, Ocak Trump açılmadan önce evlenmeye karar verdiler. Obergefell'de 2015 Anayasa Mahkemesi kararıyla Amerika'daki eşcinsel evliliğini yasalaştırmasına rağmen, haklarını kaybetmekten Kumpanya yönetimi için endişeliler. Siyasi atmosfer Müslümanlar için açıkça düşman hale geldiğinde, Taj ve Nur kimliklerini öne çıkarmanın önemli olduğunu hissettiler-hepsi. "Gerçekten güçlüydü, gerçekten çok güzel hissettim ve" Evet, aslında ben queerim ve eller aşağı Müslüman "diyebileceğim güçlü siyasi tutum gibi" dedi Nur. Ailesel çatışmalarına rağmen Taj, annesinin "hiç aklıma gelemeyeceğim şekilde çok zarif olduğunu" söyledi. Nur son zamanlarda kızkardeşiyle uzun yıllar sessizlik içinde konuşmaya başladı ve kendisinin ve Taj'ın bir gün bir Ailelerinin tamamıyla düğün töreni. Taj ve Nur, bu yazı için röportaj yapılırken bile hikayelerinin basitçe anlatılmamasından endişeli. Onların queer ve Müslüman olarak çıkmaları zor olduğu kadar aileleri ve Amerikalı Müslümanları grup olarak savunuyorlar; bu İslam'ı şu tek biçimli biçimde "boyamaya" yönelik kalıplaşmışlıklara karşı: "Bütün Müslümanlar Homofobik, "dedi. Görüştüğüm diğer genç Müslüman çiftler gibi, bunlar da Amerikan kültürünün özümsenmesi veya reddinin doğrusal bir öyküsü değil. Kendilerini tanımlamak için topladıkları sıfatlar, "sanatçı", "siyah", "queer", "güney", "müzisyen", "toplumsal cinsiyete uygun olmayan", "insan" ve tabii ki "Müslüman" dır. Bu, her şeyden çok, Amerika'daki Müslüman aşkının ve yaşamın geçiş çizgisi gibi görünüyor. Neredeyse her zaman çokluk, kimlik karıştırma ve aile üyelerinden veya kültürel büyüklerden gelen çok sayıda farklı beklenti ve arzuyu gezme deneyimidir. Kendisi derin bir Amerikan tecrübesi, belirsiz ve karışık kimlik üzerine kurulmuş bir ülkeye asimilasyon biçimi. Killawi, "Bu, kendi kültürel ve geleneksel değerlerini, dini değerleri ve Amerikan değerlerini bağdaştırmak için neredeyse orta bir yer bulmak için yapılan bu tür girişim" dedi. Lider, bunun evlilik sürecinin bir parçası olması doğal bir iş olduğunu belirtti. "Burada büyümüş birçok Müslüman için neredeyse ikinci doğa oldu. Zamanla, hayatta kalabilmek için bu sürece girmek zorunda kaldınız. " "Amerikan", Müslümanların veya herhangi bir grubun nesnel olarak ölçülebileceği bir varsayılan standart değildir. Ülke çok karmaşıktır ve Müslümanlar çok çeşitlidir. Tıpkı herhangi bir evlilik sürecinde olduğu gibi, bir çok müzakere mutlaka katılır. Grewal'ın dediği gibi: "İki ailenin bir araya gelmesi, başka bir ülkenin ve başka bir dünyanın yaşlı insanlarından çok daha karmaşıktır." Programa katılın burada. '"
×
×
  • Create New...

Important Information

By using this site, you agree to our Terms of Use.