Admin tarafından postalanan herşey
-
Farklı nickler ile yazışmak
Sevgili ali0_1, Galiba yazdığımın içindeki bazı şeylerle ilgili bilgin yok veya sadece tartışmak için tartışıyorsun hangisi olduğunu bana bildirmen gerekki ben sana onu açıklayayım... Yukarıdaki cümlenin ne demek olduğunu biliyormusun? Bunu bana açıklarsan devam ederiz ve sana söylediklerini tekrar açıklarım... Sanırım olay orada kilitleniyor ve bilmediğin birşey hakkında yorum yapıyorsun veya suçlayıcı fikir beyan ediyorsun... Bilmiyorsan bilmediğini söylemen gerekki açıklayayım sana tekrar oku diyorum sen tekrar aynı şeyi söylüyorsun ama senin ağzından duymak isterim ki devam edelim... Saygılar
-
Farklı nickler ile yazışmak
Benim yazdıklarımı okuyormusunuz yoksa sadece benimle tartışmak içinmi tartışıyorsunuz: tekrar alıntılıyorum: İyice anladıktan sonra cevap verirseniz tartışma böyle küçük iletilerle uzamaz... Saygılar
-
Farklı nickler ile yazışmak
Ne dediğiniz anlaşılmıyor ali0_1 ..! Tek tek neyi tartıştığınızı örneklerle açılarsanız herkes yararlanır... Saygılar
-
Farklı nickler ile yazışmak
Sayın ali0_1, Neyi teşhir etmek ten bahsediyorsunuz? İki rumuzla girmek kişinin kendi etik anlayışına bağlıdır. Bizi hiç bir şekide ilgilendirmez? Gizlilik gibi..! Bizi ilgilendiren taraf her rumuzun kurallara uyması: Hepsi bu..! İnsanlar kurallara uydukları sürece istediklerini istediği biçimde yapmakta özgürdür... Sevgiler
-
Farklı nickler ile yazışmak
Sayın Taylan Abi, Kurallara uyulduğu sürece bir sorun yok. Çünkü farklı rumuzlada olsa kurallara uymadığı zaman o bilgisayardan giren bütün rumuzlar kontrol altına girer... Örneğin farklı rumuzlarla aynı başlık altına girdikleri anda iki rumuzda kapanır (uyarısız). IP (Internet Protocol - İnternet Protokol) adresi dediğimiz şey DSL ve Broadband bağlantıları yüzünden henüz daha kendi içinde kontrol olayını sağlamış değil... Kontrolü çok güç olan şeylerin içine girmek gibi bir düşüncemiz yok... Eğer kurallara uymamak söz konusu ise sonuna kadar gideceğimizden emin olabilirsiniz... Saygılar
-
help!
http://www.turkish-media.com/forum/index.php?showforum=3
-
I AM
Right and Wrong... Doesn't mean anything... Just a few words...
-
Cem Yılmaz'dan ilginç bir yazı paylaşmak istedim..
Demokrasinin en tuhaf tarafi oylama sistemidir. Yani her secmenin bir oy hakki vardir ama hicbir ise yaramamaktadir. Cunku her insanin bir oy hakki olmasi adaletsizlik. Adini yazmayi bilmeyenle yaziyi icat edenin esit oy hakki olmasi butun duzensizligin kaynagidir. Bence saglam bir bilgisayar agiyla vatandaslarin uretime katkisi, odedigi vergi tutari, yaptigi hayirli ve hayirsiz is sayisi ogrenilip belli bir katsayiyla carpildiktan sonra (Bu katsayiyla carpma hikayesini niye istedigimi bilmiyorum, devlet hep oyle yapar diye yazdim.) kisinin verebilecegi oy sayisi hesaplanabilir. Dusunsenize ikiyuz milyar vergi verenin de bir oy hakki var o tutardan fazla vergiyi kaciranin da.Orman yakanin da bir oy hakki var agac dikenin de... Secme durumu bu. Secilenlerde de durum farkli degil. En fazlasindan ilkokul bitirmis olma sarti araniyor o kadar. Yani heykel yapan da secilebiliyor, icine tukuren de! Memlekete katki ne kadar fazlaysa oy hakkinin da o kadar fazla olmasi gerekir. Varolan durum bence hukuka aykiridir. Hatta anayasanin bir maddesine de aykiridir ama su anda kacinci madde oldugunu hatirlamiyorum. Oylamada bu haksizlik yapilirken sonuclari degerlendirmede de yanlis yapilmaktadir. En cok oy alan parti kazaniyor simdi. Bu yanlis! Butun yarismalarda en yuksek puan veren juri ile en dusuk puan veren jurinin verdigi oylar degerlendirmeye alinmaz. Geri kalanin ortalamasi alinir. Evet bu sacma bir fikirdir. Ama yine de bu konuya kafa yordugunu gosterir. Enflasyon devletin alenen suc islediginin kanitidir. Cunku devlet besbelli ki kalpazanlik yapmaktadir. Yani devlet acik acik sahte para basmaktadir ve bunlari aslindan ayirmak imkansizdir. Ekonomi neden batti soyleyeyim: Bir kere ekonomi ureticiler arasindaki bir tuketici iliskisine donmedikce refah gelmez. Her uretici ayni zamanda bir tuketicidir ama pek cok tuketici sadece tuketicidir. Hicbir sey uretmez, hicbir ise yaramazlar. Hicbir meslek erbabi degildirler. Hicbir konuda yetenekleri yoktur. Ya da o boyle olduguna inanmistir. Mukemmele yakin okey oynar ama bu spor henuz olimpiyat kapsamina alinmamistir maalesef. Bir ekonomide bu kadar TUKETICI olursa batar tabii. Dunyanin en az icat yapilan ulkesi Turkiye'dir. Zaten "basimiza icat cikarma simdi!" diye bir deyimin uretildigi bir ulkede sonuc baska turlu olamazdi. Ama su acik ki pek cokseye ihtiyacimiz var, bunlarin bazilarini kendimiz bulsaydik fena mi olurdu? Cunku bunun gelismeyle ilgisi yok. En buyuk buluslar mum isiginda yapildigina gore? Biliyorsunuz mesela Edison ampulu bulana kadar henuz ampulu bulamadigi icin mum isiginda calismistir. Yani ampulu mumla aramistir. Ve hep ironi ironi dedikleri iste budur. Cunku icat dedigin patent hakki demektir ve kayda deger bir bulus insanin yedi ceddini zengin eder. Ama ulkende saglam bir telif haklari yasasi yoksa insanin icinden icat yapasi da gelmez herhalde. Yani demem o ki en azindan bir vantilator filan icat edebilirdik. Ya da tost makinesi. Bunlar atla deve degil diye soyluyorum. Yani MR cihazi demiyorum mesela. O zor tamam ama herhalde bir teflon tava yapabilirdik. Ama kendi icatcilarimiza deli muamelesi yapinca uygarliga katki saglanamiyor tabii. Her mahallede vardir kendisi hakkinda "Bu mu? Manyagin teki mucit o! Kendi kendine acayip seyler icat eder.." diye bahsedilen biri. Dunyadaki icatlar doneminin kapandigi soylenir ama bu dogru degildir. Hala insan pek cok seyi yapamamaktadir. Mesela ucamamak, isinlanamamak, yeteri kadar sIk sevisememek, aya gidebilmek ama orada henuz para aklayamamak, zaman tunelinin sadece filmini yapabilmis olmak, hicbir zaman dogru partiye oy verememek gibi daha cogaltabilecegimiz pek cok eksigi vardir. Dusunsenize dunyanin yuvarlak oldugunu ogreneli kac sene oldu ki sunun surasinda. Yani insanoglu binlerce yil ustunde yasadigi gezegenin birak detaylarini seklini bile bilmeden yasadi. Bati bile bu iste iyi degilken bizim durumumuzu dusunmek bile istemiyorum. Bir tek uluslararasi ismimiz Behcet Bey'dir. Kendisini tanimiyorum ama Behcet Hastaligi dunya tip literaturune girmistir. Tabii gonul isterdi ki hastaligi degil ilacini bulsaydi ama zamanla o da olacaktir. Yani koca tarihe baktiginizda bula bula bir hastalik bulmusuz. O da tam bir icat sayilmaz aslinda. Hastaligi Behcet Bey uretmedigine gore. Mesela matbaayi biz bulmadigimiz gibi bulani da ciddiye almamisiz. O yuzden hala buyuk harfleri ya da kucuk harfleri ya da hicbirini tanimayan insanlar yasiyor aramizda. Soylememe gerek yok ama onun da sizin gibi bir oy kullanma hakki var. Tarih boyunca bilime hic katkida bulunmamis bir topluma bir cok icattan yararlanma imkani verdigi icin dunyaya sukran borcluyuz. Adamlar telefonu buldu, biz de bari en azindan jetonu bulaydik be agbi, ayip yani? Cunku bizim orta ogretimimizde akilda kalan cumle sudur Yahu bu matematigin gunluk hayatimizda bize ne faydasi olacak?.... Hemen herkes matematikten nefret eder ve faydasiz bir sey oldugunu dusunurler. E bir toplum ya dayak yememis ya da hesap bilmiyor durumundaysa batar tabii. Matematik insanoglunun buldugu (ki herhangi bir rakkami dahi biz icat etmis degiliz. En azindan sifiri bul bari degil mi? Hayir onu da bulan bir arap alimidir ama simdi isim ver deseniz verecek durumda degilim.) en yararli derstir. Matematikten anlamamak bir kusurdur. Ama bununla ovunmek esekliktir. Cunku bu basarisiz ogrenciler arasinda yaygindir. Onlar akillari sira matematikten anlayani ve basarili notlar alani marjinal yapmak isterler... Yani onlara gore matematikten kalmak degil ondan gecmek tuhaftir. Caliskan ogrenciye inek derler ama tembel ve sorumsuz ogrenciye takilmis herhangi bir hayvan ismi yoktur. Matematik butun bir hayati, bir hayatta basa gelebilecek tum ihtimalleri, sadelestirmeleri, basitlestirme ya da karmasIklastirma eylemlerini, ozetle tum detaylariyla insan hayatini anlatan bir sifredir. Sifir hicbir sey degil aslinda herseydir. Bir, bir tek tanrinin ailedir. Sonra cokluk vardir azlik vardir. Bir rakam digerinden buyuktur ama sifiri neyle carparsan carp sonuc yine sifir olur. Sizin zekaniz karsinizdakinin zekasiyla sinirlidir. Yani hic kimsenin karsisindakinin kendinden daha zeki oldugunu anlamasina imkan yoktur. Herhalde o yuzden herkes kendini zeki zannediyor, hicbir salak, salak oldugunun farkinda degil. Matematik felsefenin de temelini olusturur. Herhangi bir sayfada gordugunuz iksler yeler, abuk sabuk isaretler filan size hayattaki cok karmasIk bir durumu formule eder ve size bilinmeyeni yani X'i sorarlar. Anlasana be sapsal o X dedigi sensin. Ileride yolunu kaybettiginde nasil bulacagini bilmen icin bu formul. Matematikteki problemler hayattaki problemlerin aynisidir. Yani iki kere iki her zaman dort eder. Matematik bunu bize garanti ediyor. Ya her zaman iki kere iki dort etmeseydi? Ticaret cok riskli bir hale gelmez miydi? Sen hala de ki "Ulan bu karekok alma da neyin nesi?" Ya da "Integral mi? delirdi bu herhalde.!" Matematikten hoslanmayan ogrenciler sonraki hayatlarinda genellikle tercihlerini hep yanlis yapan insanlar olurlar. Sanirim ulkemizdeki secim sonuclari buna kanit olusturmaya yeter. Evet matematik zordur ama hayat da oyledir. Matematigi seviniz cunku fazla seceneginiz kalmadi. Siz matematigi gereksiz buldukca enflasyon yukseliyor. Birbiriyle satranc oynayan kari koca sayisi artmadikca bu isler duzelmez. Herkesin oturup ya da daha iyisi oturdugu yetisir kalkip "acaba ne icat edebilirim" diye dusunmesi gerekir. Ama ondan once sahip olduklarimizin degerini bilmeliyiz. Kendi yerel zenginliklerimizin de farkinda degiliz. Sozgelimi Bodrum'daki otellerin neredeyse hicbirinde Bodrum zeytini yoktur. Koylerinde bin cesit peynir yapilan turistik bir beldede oraya uc yuz kilometre oteden gelmis ve otelin satin alma mudurunun zimmetine gecirdiginden artanla alinmis bir beyaz peynir sunulur. Yani otelin hemen arkasindaki tepenin yamacindaki koyde yapilan muhtesem keci peynirinden otelde kalan Italyanin haberi olsa sirf o peynir icin seneye bir daha gelecek ama maalesef bu olmamaktadir. Ustelik getirilen peynirin yanina bir parca hiyar, biraz da maydanoz konarak turiste "bizim yalnizca peynirimiz degil sebzelerimiz de igrenctir" mesaji verilmektedir. Turizm deyince bu arada turistik sapiklar icin bir ikazim olacak. Evet belki bazi kadin turistlerin beldemize geldiklerinde bir iki hemsehrimizle sevistigi olmustur ama emin olunuz ki hicbirinin buraya gelis maksadi bu degildir. Cunku seks turizmi yapanlar genellikle uzakdoguya falan giderler bize gelmezler. O yuzden kendilerine tecavuz etmesek iyi olur. Onlar senin ustune alindigini bilseler o mini etegi giymezlerdi ama seni bilmiyorlar tabii... Cem YILMAZ.....
-
Fatma Fırkateyn...
http://youtu.be/u0_nFz46Dyk Bu ileti Tangeriin Boşig tarafından eklenmiştir
-
4 Yılda AKP
Bu ileti 60tayfun60 tarafindan gonderilmistir...
-
Oylar Akp Ye Miii?
Bu ileti 60tayfun60 tarafından eklenmiştir.. http://youtu.be/-4xneMTkINg
-
Dikkat: Yeni Fikirler - Yeni Düşünceler - Yeni Arayışlar
Sevgili ali0_1, Bu daha önce bir başkası tarafından önerilmişti, ve biz şunu söylemiştik ona nazaran. Dergi magazin bizim için zor şeyler. Bunlar ekonomik küflet getirecek şeyler ve biz ekonomik olarak buna yeterli değiliz. Ayrıca biz bu iş için Blog bölümüzü açtık ve isteyen istediği yazıyı dizinleri ile birlikte orada yayınlıyor... Oraya girip bakarsanız çok kişiselleştirilmiş bir bölüm olduğunu göreceksiniz... ki dizinler yardımı ile çok kolaylıkla istediğiniz şekilde görsel bir olaya katkıda buluanabilirsiniz.. Beşki şunu yapabiliriz Görsel bir NewsLetter - HaberMektubu oluşturabiliriz... Magazin gibi oluşturulmuş bir mektup ama forumlar gizlilik üzerine kurulduğu için zorluk çıkabilir... Bilmem bu açıklamalar yeterli oldumu (ayırca iletinizi doğru başlığa taşıdım) Saygılar
-
Admin
Seni hınzır seni...
-
"Gizli üye" saçmalığı
Taylan'ın haklardan çok bahsettiği konu neden gizli girilir konusu..! Hakkınız olduğunu oda görüyor ama size neden gizli girme isteği duyuyorsunuz diyor... Açıklamalar bu yönde olursa daha doyurucu olur.... Saygılar
-
Admin
Yönetim olarak çözüm üretmek zorundayız ya... 3 gün gloria 3 gün Taurus en zeki olacak ve diğer bir günde biz diğer forumcular...
-
Yeni Destek Bölümü 'TAKİPÇİ' açılmıştır
Takipçi nedir? Takipçi bir destek birimidir, sorun çözücüdür. Takipçi ne aypar? Takipçi karşınıza çıkan sorunları çözmeye veya çözümler üretmeye çalışır bu çözüm sırasından yönetim veya kullanıcılardan o konuda bilgili olanlar katılabilir ve çözüme yardımcı olabilirler. Takipçi nasıl çalışır? Kullanıcı olarak karşınıza çıkan sorunları dizinlerine göre takipçiye ileti şeklinde postalayacaksınız. Bundan sonra bu konuda bilgisi olanların iletinize cevap vermeleri ile başlayacak çözüm süreci, çözüm üretildiğinde ve siz tatmin olduğunuzda yönetim tarafından ÇÖZÜLMÜŞTÜR etiketi yapıştırılarak arşive kaldırılacaktır. Takipçiden iyi yararlanmanın yolları nelerdir? Takipçiden en iyi yararlanmanın yolları sorununuzun açık ve net şekilde açıklanmasından geçer. Eğer açık ve net anlatmazsanız, yardım etmek çok güçleşecek ve çözüm üretilemeyecektir. Bu nedenle yapmanız gerekenleri aşağı sıralıyoruz. Sorunu açık şekilde sıra halinde başlangıcından sonuna kadar anlatınız. Resimle destekleyiniz. Bunun için ekran resmini çekebilir ve resim editörü yardımı ile onu resim olarak saklayabilir ve imageshack te yayınladıktan sonra iletinize ekleyebilirsiniz. En iyi açıklama gerçek durumun resimlenmesinden geçer. Size sorulan sorulara en kısa zamanda cevap vermeniz çözüme ulaşmaya çok yardım edecektir. İleti eklemeden önce şu bilgileri mutlaka iletinize eklemek zorundasınız. İşletim sisteminiz - Kullandığınız tarayıcınızın ismi ve versiyonu (browser) Daha sonra bu ileti genişletilecektir.... Takipçiye buradan veya En üsteki menüden rahatça ulaşabilirsiniz... Saygılar...
-
Admin
Evet sonuna kadar katılıyorum sana...
-
Red Hot Chili Peppers /'R.E.M' /GRIPIN
Bu videolar zedan tarafından eklenmiştir:Bu videolar zedan tarafından eklenmiştir:
-
Admin
evet aslinda aslında hemen yakalarsın demiştim ama olmadı işte eh ne diyelim... sağlık olsun bir dahakine... forumu yönettiğimi kim söyledi sana...! Bu forumu kendi üyeleri yönetiyor... Ben sadece arada sırada böyle saçma sapan iletiler gönderiyorum yaaaaaaaaaa
-
Admin
bulmaca ustası çözemedin ha... Ogsliorriisa saygılar
-
Sıkıldık mı?
kötü bir şey yaptım galiba azar gibi geldi... şakası bir yana gözlem içinde teşekkürler... Saygılar
-
Küçük Gün Işığım (2006)
Filmin en son sahnesindeki dans bolumu ama bunu seyrederseniz filmin sonu belli olacagi icin bence izlemeyin derim http://youtu.be/VWyH_twcMl0
-
"Gizli üye" saçmalığı
Sevgili Frozen, Bu tamamen senin browser'ından (tarayıcından) kaynaklanmaktadır... Tarayıcının bütün cache boşalt ve forum tarafından oluşturulan çerezleri yok et ve tekrar dene veya tarayıcının versiyonunu yükselt... Saygılar
-
Tarihi Yerler - Doğal Güzellikler - Tarihi Evler - Mağaralar
RUM KİLİSESİ İlimiz Merkez Zafer Mahallesinde tapunun 40 pafta, 466 ada, 3 numaralı parselinde kayıtlı bulunan Rum Ortodoks Kilisesinin yapılış tarihi kesinlik kazanmamıştır. 1608 m2 lik bir alan üzerine 632 m2 lik kapalı alanı bulunan kilise 1983 yılında Kültür Bakanlığınca Kültür Varlığı olarak tescil edilmiştir. Kilise batı kısmına ilaveler ve iç kısmında da bazı tadilatlarla sinema haline getirilmiştir. Pencere ve kapıların çoğu kapatılarak iptal edilmiştir. Kilise üç neflidir. Orta nef geniş ve yüksektir. Bu kısmın tavanı telisle örtülmüştür. Apsis ve Apsis yanındaki bölümler binanın dış kısmına çıkıntı yapmıştır. Kilisenin üç girişi bulunmaktadır. Güney-Kuzey cephesindeki pencereler sivri-yalancı kemerlidir. Çatı ve dam örtüsünü taşıyıcı elemanlar; yanlarda duvarlar, ortada da yuvarlak ağaç sütunlardır. Altışar adet ve iki sıra kıtık sıva ile kaplı sütunların kaideleri silindiril yivli taştır. Başlıkları da akantus yaprağı bezemelidir. Tavanın dışında kalan bazı yerler boyalı resimler bulunmaktadır. Doğu-batı istikametinde, uzun dikdörtgen planlı kagir ve ahşap olarak beşik çatılı, bir kısmında alaturka, bir kısmında da Marsilya tipi kiremitle örtülüdür. Kilise özel şahıs mülkiyetinde bulunmaktaydı. Çok amaçlı salon olarak kullanılmak üzere 2000 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığınca kamulaştırılmıştır . SAGALASSOS Antik Kenti Pisidia bölgesinin Roma İmparatorluk döneminde kuşkusuz en önemli şehri olan Sagalassos, Burdur ili Ağlasun ilçesinin 7 km. kuzeyinde bulunmaktadır. Sagalassos doğu - batı yönünde 5.5 km, kuzey - güney yönünde 1.5 km'lik bir alanı kaplar. Sagalassos'un hemen güneyinde bulunan verimli ovalardan biri olan Çanaklı Ovası, Sagalassos'a seramiği içintoprak sağlamıştır. M.Ö. 1. yy'dan M.S. 6. yy'a kadar olan zaman içinde bu seramik yapımının Sagalassos ekonomisinde önemli bir yeri olduğu anlaşılmıştır. Sagalassos'un ilk tespiti 1706 yılında Fransız gezgin Paul Lucas tarafından yapılmıştır. 1989'dan itibaren Marc Waelkens başkanlığında ilk modern ve bilimsel kazı çalışmaları başlamıştır. M.Ö. 1.yy'da tiyatro ile yukarı agora arasında yer alan bölgede "U" şeklinde bir çeşme binası yapılmıştır. M.Ö. 39. yılında Sagalassos'un Galadya Kralı Amyntas'ın yönetimine geçtiği bilinmektedir. Amnyntas'ın ölümünden sonra Galad bölgesinin kurulması üzerine Sagalassos M.Ö. 25 yılında Roma egemenliği altına girmiştir. Roma yönetimi sonuç olarak, Sagalassos'a ekonomik açıdan büyük yararlar sağlamıştır. Belki M.Ö. 1. yy sonunda güney Anadolu tanrısı olan Kakasbos'a ait dorik bir tapınak inşa edilmiştir. Bu tapınağın kuzeydoğu tarafında yaklaşık aynı zamanda inşa edilmiş büyük bir anıt ortaya çıkarılmıştır. Bu anıtın üç tarafının dans eden kızlar kabartmalı bir friz tarafında süslendiği, bulunan friz bloklarından anlaşılmıştır. Anıtın yazıtı bulunamamış olmasına rağmen ele geçirilen bir mermer heykelin başına göre belkide Büyük İskender'e ait olduğu sanılmaktadır. Yine erken inparatorluk döneminde, aşağı agoranın batısında İyonik Peridteros planlı Apollo Klarios Tapınağı inşa edilmiştir. Aynı zamanda yapılmış olan, aşağı agoradan ana caddeye inen 30 basamaklı bir merdivenli giriş kapısı kazılarda gün ışığına çıkarılmıştır. M.S. 2. yy'da Sagalassos, kuşkusuz en büyük canlılığını kazanmıştır. M.S. 120-125 yılları arasında Sagalassos'un en önemli ailelerinden Neonlar tarafından bir kütüphane binası yapılmıştır. Yine şehrin en hakim yerinde Sagalassos'un önemli yapısı, İmparator Hadrianus tapınağı, inşaatı başlamış olup, ölümü sebebiyle tamamlanamamış olduğundan, imparator Antonius Pius'a ithaf edildiği yazıtlardan öğrenilmiştir. Aynı zamanda şehrin batı tarafında Dionysos'a ithafen bir tapınak ve aşağı agoranın kuzeyinde de iki katlı bir çeşme inşa edilmiştir. M.S. 160-180 yılları arasında yukarı agoranın kuzey tarafında, M.Ö. 1.yy'ın sonlarında yapılmış olan çarşı binasının güney cephesi, 28 metre uzunluğunda tek katlı bir çeşme ile süslenmiştir. Çeşme yapısı bir tiyatro fasadına benzer tarzda yapılmış olup, altı podyumlu ve beş nişlidir. Bütün podyum ve nişlerin heykellerle süslendiği, burada bulunan heykellerden anlaşılmıştır. M.S. 2. yy' da büyük bir hamam binası, aşağı agoranın doğusunda inşa edilmiştir. Bu hamamdan sonra, en iyi korunmuş olan yapı, kesinlikle tiyatrodur. 1574 m. yükseklige yerleştirilmiş olan tiyatronun sahne binası seyircilere manzara saglamak açısından M.S. 180-200 yılları arasında tek katlı olarak yapılmıştır. Sonuç olarak Sagalassos, küçük Asya'da belki de günümüze en iyi koruna gelmiş antik yerleşimlerden biridir. SALDA GÖLÜ Yeşilova ilçe merkezine 4 km uzaklıktadır. Göl Antalya - Denizli Pamukkale Ana - Tur güzergahı üzerindedir.İlimizde yaz ve kış aylarında turizm hareketliliğinin yoğun olarak yaşandığı ve tur otobüslerinin göl kenarında bulunan tesislerden yeme - içme ve kısa süreli dinlenme ihtiyaçlarını giderdikleri çok önemli bir konumda bulunmaktadır. Doğanbaba, Salda, Eşeler Dağları ve Kayadibi taşı önünde teşekkül etmiştir. Yapı itibariyle menşei tektoniktir. Denizden yüksekliği 1193 metredir. Tehlikeli bir bataklık sahası yoktur. Oldukça yuvarlak bir görünümü vardır. suyu tatlıdır, içinde balık yaşar. En derin ve en temiz göllerden biridir. Balık yakalaması zordur. 47 km2 lik bir sahayı kaplar Güney cephesinde bulunan Sultan Pınar suyu burayı bir mesire yeri haline getirmiştir. Göl çevresinde tabii kumsallar mevcuttur. Gölden sonra kumsalları takiben ormanlar başlar. Salda Gölü ve çevresi 14.6.1989 tarihinde 1. Derece Doğal Sit Alanı olarak tescil edilmiş ve koruma altına alınmış iken, bu karar Antalya Kültür ve tabiat Varlıkları kurulunun 28.7.1992 tarih ve 1501 sayılı yeni kararı ile tadil edilerek, Salda Gölü kıyısındaki bazı mahalleler, 2. derece Doğal sit Alanı olarak tescil edilmiştir. SİA Antik Kenti Burdur'a 100 km uzaklıktaki Burdur - Antalya asfaltı üzerinde bulunan Antalya Bademağacı nahiyesinin 19 km doğusundaki Karaot köyü sınırları içindedir. Sia, çam ve karaçam ormanları içerisinde saklı durumdadır. Bir Psidia şehridir. Şehrin tepesinde Pamfilya ovasına hakim bir konumda yer alan dikkat çekici sur duvarları iki katlı kule ve giriş kapısı ile ayaktadır. Surlar tüm şehri çepeçevre sararlar. Hellenistik devire ait iki kule kalıntısı da batı kapısının her iki tarafında yer almıştır. Aşağı şehir sur duvarları şehrin kurulduğu tarihte inşa edilmiştir ve 3. yy da veya erken 2. yy'a aittir. Sur duvarlarının hem içinde hem de dışında ev kalıntıları gözlenir. En erken döneme ait olan evler Hellenistik döneme tarihlenmektedir. Evlerin ortak özellikleri çatılarında biriken yağmur suları ile beslenen şişe biçimli sarnıçlara ve yapıların zemin katlarında bulunan üç veya beş odaya girişi sağlayan açık avlulara sahip olmalarıdır. Evler birbirlerinden dar sokaklar ve merdivenlerle ayrılır. Roma dönemi öncesine ait tek yapı Bouleuterion, yani meclis binasıdır. Dorik Stoa kalıntıları, Roma dönemi aşağı agoranın arkasında bir palestra yapısına uzanan anıtsal bir merdivenin 18 geniş basamağı ile bir hamam yapısı vardır. Bu hamam yapısı olasılıkla 3. yy'a ait olan bir sarnıçla beslenmekteydi. Biri Bouleuterion'un üstünde olmak üzere üç adet Roma dönemi tapınak görülebilir. Sia'da en çarpıcı mezar yapıları Heoa olarak bilinen anıtsal mezarlardır. Küçük bir anıt mezar dikdörgen planlı olup en iyi korunmuş olandır. Üç tarafı lahitlerle çevrilidir ve arka tarafında yarım daire şeklinde exedrası vardır. Aile mezarı tipindeki mezar yapıları da gözlenir. Kaba taşlarda daire biçiminde inşa edilmiş tümülüsler içinde gömülmüş dikdörgen mezar odaları da oldukça ayırt edici özelliklere sahiptir. M.S. 2.yy dan geç Roma dönemine kadar devam eden tümülüs gömü geleneği düşünülür. Sia'da Hellnistik döneme ait iki adet anıt mezar vardır. Tespit edilen mezar mimarisine ait örnekler çok sayıda gömü adetlerini ortaya koyar bu Grek veya Roma geleneklerinden etkilenmiş yerli geleneklerden kaynaklanmaktadır. Sia'da çok iyi durumda korunmuş iki kilise dışında genç Antik veya Bizans dönemlerinde tarihlenen çok az kanıt olması ilginçtir. İki Kilise de olasılıkla 4. veya 5. yy'a aittir. Arkeolojik açıdan Pdidia'nın en korunmuş şehri Sia'dır. Koruma duvarları, Kamu yapılarının mimarisi, özel evler ve mezarlıklar ortaya tarımla uğraşan, orta büyüklükte, başarılı bir yerleşim tablosu koyar. SUSUZ KERVANSARAYI Anadolu selçuklu devri XIII.yy. kervansaraylarındandır. Bucak İlçesi Susuz Köyündedir. Susuzhan, kareye yakın dikdörtgen bir plana sahiptir. Beş neflidir. Orta nef yüksekçedir. Ortasında bir kubbe vardır. Hanın göze batan önemli yeri batı tarafındaki cephede tak şeklinde giriş kapısıdır. Kapı katının yan söve kanatları çeşitli geometrik desenlerle boş yer bırakılmaksızın bezenmiştir. Mukarnaslı giriş nişinin üzerinde geometrik oyma süslü iki kabartma rozet motifi vardır. Bu nişin iki yanında yalancı sütunlar üzerinde yükselen ve kemer şeridinde yılan tasvirleri bulunan iki küçük niş daha vardır. Bunların alınlığında ise iki ejder başı vardır. Hanın beden duvarları dıştan payelerle desteklenmiştir. Tonoz örtü sistemi kesme taşlardan sivri kemerler üzerine yani tonoz kaburgaları üzerine oturtulmuştur. Hanın içinin ışıklandırılması dıştın içeriye genişleyen dikdörtgen pencerelerle sağlanmıştır. Mülkiyeti vakıflara aittir. Antalya-Burdur yolu üzerinde Evdir Han, Kırkgöz Han’dan sonra Susuz Han üçüncü, İncir Han da dördüncü konaklama yeridir. Kaynak: Burdur Valiliği
-
Tarihi Yerler - Doğal Güzellikler - Tarihi Evler - Mağaralar
KREMNA Antik Kenti Burdur ili Bucak ilçesi, Çamlık Köyü sınırları içinde, Kestros (Aksu) vadisinde, etrafı uçurumla çevrili bir tepe üzerinde Pisidialılarca kurulmuş antik bir kenttir. Bu kentin bilinen en eski halkı Solymoslulardır. M.Ö. VI. yy'da Lidyalıların, M.Ö. 546'da Perslerin, M.Ö. 330'da Büyük İskender'in burayı alması ile de Makedonyalıların hakimiyetine girmiştir. Büyük İskenderin ölümünden sonra, generallerinden Antigonosun yönetimine M.Ö. 188'de Bergama Krallığına, M.Ö.25 yılında da Roma yönetimine geçmiştir. Bu tarihten M.S. 395 tarine kadar Roma koloni şehri olarak kalmış ve İmparatorluğun ikiye bölünmesiyele de Doğu Roma (Bizans) yönetimine geçerek XI. yy'a kadar, yani Türk hakimiyetine kadar devam etmiştir. Kentte ayakta kalabilen yapıların belli başlıları Roma dönemine ait olanlardır. Şehrin etrafı iki metre genişliğinde, 7-8 metre yüksekliğinde surla çevrilidir. Kentin girişi batıdandır. Kremna ismi, arazi yapısına uygun olarak, Grekçe, "uçurum" anlamına gelmektedir. Kent ızgara planlı olarak kurulmuş örnek kentlerdendir. Akropol, stratejik bir konuma sahiptir. Resmi yapıların bir çoğu iki küçük vadi içinde toplanmıştır. İki vadinin tabanında Forum, Bazilika (Mahkeme Salonu), Exsedra (Kemerli Yapı) ve Kütüphane yapısı vardır. Kentin doğusunda, tepe yamacına tiyatro, tiyatronun alt tarafında stoa (Dükkanlar) bulunmaktadır. Batısında sütunlu cadde Propilion (anıtsal giriş kapısı ve Nympheum (Anıtsal Çeşme Yapısı) gibi yapılar vardır.1971-1973 yılları arasında, İstanbul Ünivertesinden Prof. Dr. Jale İNAN tarafından bilimsel kazılar yapılmış ve kütüphane binası ortaya çıkarılmıştır. Binanın tabanında, Bizans dönemine ait mozaik döşeme vardır. Bina içinde dikdörtgen pirizma şeklinde yazıtlı kaideler üzerinde 9 adet mermer tanrı ve tanrıça heykelleri bulunmaktadır. Bu heykeller bugün Burdur arkeoloji müzesinin Kremna salonunda sergilenmekte olup, hepsinin başları kırıktır. Bu heykeller: Büyük ve Küçük Atena, Leto, Hygeia, Nemesis giyimli kadın, Apollon, Asklepios ve Heraklestir. MISIRLILAR EVİ Burdur Merkez Oluklaraltı caddesinde yer almaktadır. Hinnaplı ev olarak da adlandırılmıştır. Kültür Bakanlığı tarafından kamulaştırılan ve 1984 yılında restorasyonu bitirilen ev bugün lojman olarak kullanılmaktadır. 19. yy yapısıdır. İki katlı, taş temel üzerine bağdadi olarak yapılmış olup, çatısı alaturka kiremit ile örtülmüştür. Alt katta kışlık odalar ve kiler, üst katta ise ortadaki ince uzun sofaya açılan dört oda yer almaktadır. Tavanlar ahşap işlemelidir. Bol sayıda pencereler ışıklandırmayı sağlarlar ve ahşap kepenklidirler. Odalarda, alçı şerbetlikler, ahşap yüklükler, ahşap tavan ve tabanlar ortak özelliklerdir. Başodanın tavan süslemeleri ve alçı şerbetliği diğerlerine göre daha özenlidir. Tavanda dairelerle oluşturulmuş, çiçek motifleriyle bezenmiş bir orta göbek ve bunu çevreleyen baklava dilimi motifleri ile süslü bir bordür yer almaktadır. MİLİAS Antik Kenti Milias örenyeri, Kocaaliler Nahiyesi sınırları içinde olup,Kocaaliler ile mahallesi Gökalan arasındadır.Kocaaliler’den Gökalan’a giderken rampanın bitiminde güneye doğru patika yoldan yokuş yukarı yaya olarak varılır. Milias Örenyeri; Toroslar arasında kuzeybatı-güneydoğu doğrultusunda uzanan, üzeri makilerle kaplı, kartal yuvası gibi çevreyi gözetleyen, doğal bir tepe üzerindedir. Örenyeri’nin çoğu yerinde tepecikler gibi fırlayan kayalıklara yapılar dayanarak yapılmışlardır. Çoğu kez yapının temellerinin bir kısmını kayalar oluşturmuştur; Örneğin Tiyatro da bunlardan biridir. Yer yer sivrilen kayalıklar arası surlarla kapatılmış müstahkem, stratejik yönden ulaşılması güç, küçük bir antik kenttir. Şehir ortasındaki tiyatronun oturtulduğu kayalık; şehri güney ve kuzey olarak adeta ikiye bölmektedir. Belli yapıları; iç içe kaleler, surlar, tiyatro, hamam, meskenler, yıkılmış ve çoğu yeri kazılmış mezar anıtları ve tapınaklardır. Ören yerinin il merkezine çok uzak, yerleşim yeri dışında, engebeli ve çalılılarla kaplı oluşu kaçak kazıların durmadan devam etmesine neden olmaktadır. Görünürdeki yapı ve bulgular, tarihinin Helenistik dönem öncesine kadar indiğini göstermektedir. Kremna gibi bu şehir de Aksu vadisine hakim bir tepe üzerindedir.