İçeriğe atla
View in the app

A better way to browse. Learn more.

Tartışma ve Paylaşımların Merkezi - Türkçe Forum - Turkish Forum / Board / Blog

Ana ekranınızda anlık bildirimler, rozetler ve daha fazlasıyla tam ekran uygulama.

To install this app on iOS and iPadOS
  1. Tap the Share icon in Safari
  2. Scroll the menu and tap Add to Home Screen.
  3. Tap Add in the top-right corner.
To install this app on Android
  1. Tap the 3-dot menu (⋮) in the top-right corner of the browser.
  2. Tap Add to Home screen or Install app.
  3. Confirm by tapping Install.

Bütün Eylemler

Bu akış otomatik olarak güncellenir

  1. Geçen saat

  2. İnanılmaz gerçekçi bir deprem testi Deprem frekansları, farklı yükseklikteki binaları etkiler.
  3. Muhabir, Haaland'ın Norveç'ine karşı aldıkları galibiyetin ardından Cristiano Ronaldo'ya Arda Güler'i sordu Ronaldo: "Arda Güler, oyununu izlemekten gerçekten büyük keyif aldığım biri. Olağanüstü bir oyun görüşüne ve uygulama kalitesine sahip, inanılmaz bir yetenek. Kariyerim boyunca pek çok genç yeteneği ve orta saha oyuncusunu izledim ama Arda'da gerçekten özel bir şeyler var. Arda söz konusu olduğunda, her an sıra dışı bir şey olacakmış gibi heyecanla beklersiniz. Daha önce hiç görmediğiniz bir şeyi; onun hayal gücünü, yaratıcılığını ve bu fikirleri gerçeğe dönüştürme becerisini görmeyi beklersiniz. Geçmişte genç Messi, Modrić, Ronaldinho, Neymar, Özil ve Van Persie gibi oyuncuları izlemiştim; insanı heyecanlandıran, diğerlerinden ayrışan ve sıradan oyuncuların göremediği şeyleri görebilen oyuncuları... Arda da işte o kategoride. O, insanı durup izlemeye mecbur bırakan o ender oyunculardan biri."
  4. Bazı Çin kamyonları, akıllı bir acil durum özelliğiyle donatılmıştır: aracın arızalandığı veya yol alanının kısıtlı olduğu durumlarda yanlara doğru hareket etmesini ya da konumunu değiştirmesini sağlayan, böylece şeridin boşaltılmasına ve trafik aksamasının azaltılmasına yardımcı olan bir yan kaldırma kolu.
  5. “Biden döneminde durumum 100 kat daha iyiydi.” MAGA “Biden döneminde durumum 100 kat daha iyiydi.” “Çocuklara kesinlikle iğrenç şeyler yapıldığını görünce neler olup bittiğini fark etmeye başladım…” “Trump berbat biri; üstelik ona üç kez oy vermiştim!”
  6. Bugün

  7. Biz Müslümanları Kur’an’dan o kadar uzaklaştırdılar ki, Allah’ın dini İslam diye yaşadıklarımızı, zerre kadar Kur’an’dan sorgulamıyoruz. TABİ NASIL SORGULAYACAĞIZ AKIL VE MANTIĞIMIZLA, DUYGULARIMIZLA NEFSİMİZLE ASLA DEĞİL. Eğer akıl ve mantık devre dışı kalmışsa, nefislerimizin inanılmaz etkisinde kalırız. Yusuf suresi 53. Ayetinde Allah, nefsimiz konusunda bizleri nasıl uyarıyordu? “YİNE DE BEN NEFSİMİ TEMİZE ÇIKARMIYORUM. ÇÜNKÜ NEFİS, RABBİMİN ACIYIP KORUMASI DIŞINDA, DAİMA KÖTÜLÜĞÜ EMREDER. ŞÜPHESİZ RABBİM ÇOK BAĞIŞLAYANDIR, ÇOK MERHAMET EDENDİR.” Tek bir kitaba sadık kalan, neyi aradığını bilir. Kitaplar çoğaldıkça, yollar çatallanır ve insan nerede duracağını kestiremez. Yolu bulmak için tek bir rehber yeterlidir; pusulanın birden fazla kuzeyi gösterdiğini düşünün, o zaman sadece daireler çizersiniz. Onun için Allah, bizlerin yalnız Kur’an’ın ipine sarılmamızı emrediyor. Samimiyetinden şüphe etmediğim bir arkadaşımız, benim yazıma bakın nasıl bir cevap vermiş. “KÖTÜ NİYETİNİN ESERİ OLARAK SAPLA SAMANI KARIŞTIRIYOR, SAPIK FİKİRLERİNİ SURETİ HAKTAN GÖRÜNEREK İNSANLARI YANLIŞA SÜRÜKLEMEYE ÇALIŞIYORSUN. BÜTÜN MÜSLÜMANLAR BİZE ALLAH’IN KELAMI KURAN’I KERİM YETER DİYE İMAN EDER. ANCAK ALLAH KİTABINI ANLAMAKTA ZORLUK ÇEKECEK KULLARI OLABİLECEĞİNİ BİLDİĞİ İÇİN BU KONUDA RESUL’ÜNE GÖREV VERMİŞ, O DA RABBİNİN EMRİNİ YERİNE GETİRMİŞ. SÜNNET VE HADİS BU EMİRDEN KAYNAKLANMIŞTIR VE KURAN’I TAMAMLAMAZ, KURAN’IN SAHİBİNİN EMRİNİ YERİNE GETİRİR.” Arkadaşımız bana biraz kızmış olabilir, sorun değil kızsın en azından hakaret etmemiş. Çünkü onu çok yapıyorlar, sanki bizler birbirimizin imanından sorumluymuşuz gibi. Bu arkadaşımızın söyledikleri üzerinde lütfen birlikte, Kur’an merkezli ama nefsimizle değil AKLIMIZLA DÜŞÜNELİM. Önce şunu söylemek isterim kötü niyetli olanın, zaten Allah belasını mutlaka verecektir, onun adaletinden hiç birimiz kaçamayız. Sapla samanı karıştırmak, aslında dilimizde güzel bir deyimdir. Yani iyi ile kötüyü, doğru ile yanlışı ya da haklı ile haksızı birbirinden ayırt edememek anlamına gelir. Konumuzla ilgili çok güzel bir söz geldi aklıma. “KAYNAĞI BELİRSİZ BİLGİLERLE YÖN BULAN, ÇIKMAZ SOKAKLARDA KAYBOLMAYA MAHKÛMDUR.” Allah’ın dini İslam’ı yaşarken doğru ile yanlışı iyi ile kötüyü nasıl ayıracağımızı hangi kaynaktan öğrenmeliyiz, sanırım burası çok önemli. Allah’ın Zuhruf 44. Ayetinde de uyardığı gibi, sorumlu tutacağına hükmettiği Kur’an’dan öğrenmeliyiz dersek, çok doğru bir karar vermiş oluruz. Yok, eğer eğri ile doğruyu iyi ve kötüyü hem Kur’an’dan, hem de Allah’ın Resulüne ait olduğu iddia edilen rivayet hadislerinden öğrenmeliyiz dersek, işte o zaman arkadaşımızın bana söylediği gibi, SAPLA SAMANI BİRBİRİNE KARIŞTIRMIŞ OLURUZ. Çünkü Kur’an Allah’ın katından gelen bir NUR IŞIK, her şeyden önemlisi ALLAH’IN KORUMASINDA OLDUĞUNU RABBİMİZ SÖYLÜYOR. Peki, Allah’ın Resulüne ait olduğu iddia edilen hadisleri de, Kur’an ayetleri gibi kesin doğru ve bizlerin sorumlu olduğumuzu söyleyebilir miyiz? Asla bunu söyleyemeyiz, söylersek Allah’ın kitabı Kur’an’a, şirk koşmuş oluruz. Çünkü bu bilgiler Allah’ın asla korumasında değildir, hatta bizlere rivayet yoluyla ulaşmıştır. Onun içinde Allah ayetinde, doğruluğundan emin olamayacağın bilgilerin sakın ardına düşmeyin, sorumlu tutarım diye uyarıyor. Çok daha önemlisi, Resule atfen birbirimize naklettiğimiz rivayet hadislerden, Allah’ın Resulünün haberi olmadığından, ONAYIDA YOKTUR. Onun vefatından yaklaşık 250 yıl sonra kayda geçirildiği rivayet edilir. Sizce böyle bilgilerle Allah, Kur’an’ı anlamamızı ister miydi? Sanırım bu soruya bile akıl mantık merkezli vereceğimiz cevap, bizleri doğru yola yönlendirecektir. Arkadaşımız bütün Müslümanlar, bize Allah’ın kelamı Kur’an’ı kerim yeter diye iman ediyor demiş. Çok doğru öyle söylüyoruz ama İslam’ı yaşarken sizce o söylediklerimizi hayatımıza geçiriyor muyuz orası önemli. SÖYLEMEKLE DEĞİL, YAŞAMKLA İSLAM HAYATA GEÇER. Onun için Allah, geçmiş toplumların yanlışlarına örnek verirken, BANA VERDİKLERİ SÖZÜ KULLARIM TUTMADILAR DİYOR. Bizlerde nasıl söz vermiştik? Yalnız sana kulluk ederiz, yalnız senden yardım dileriz Allah’ım dedik. Peki, bu sözümüzde duruyor muyuz? Yalnız Allah’a kulluk edip, yalnız Allah’tan mı yardım şefaat diliyoruz? Eğer sözümüzde durmayıp, Allah’ın yanında Resulünden ya da edindiğimiz Veli kişilerden de yardım, destek, şefaat diliyorsak, bizler Allah’a verdiğimiz sözü tutmuyor, HAKTAN GÖRÜNÜYORUZ BELKİ AMA ATALARIMIZIN ÖĞRETTİĞİ, SAPKIN İNANÇLARI YAŞIYORYUZ DEMEKTİR. Değerli arkadaşımız Allah, kitabını anlamakta zorluk çekecek kulları olabileceğini bildiği için, bu konuda resulüne görev vermiş, oda Rabbinin emrini yerine getirmiş diyor. Şimdide arkadaşımızın, bu söyledikleri üzerinde düşünelim. Arkadaşımızın söylediğine göre, Allah Kur’an’ı her aklı başında kulunun anlayamayacağı şekilde göndermiş olduğunu söylüyor, Allah’ın Resulü bu açığı kapatarak Kur’an’ı anlayamayacak olanlara da, açıklama detay verme görevini üstlenmiş oluyor. Değerli dostlarım din kardeşlerim, bunu söylemek ALLAH’IN ADALETİNE KUR’AN’IN İNDİRİLİŞ AMACINA, TAMAMEN TERS DÜŞTÜĞÜNÜ ANLAYAMIYOR MUYUZ? Anlayamıyoruz çünkü Kur’an’ın değil rivayetlerin etkisinde İslam’ı yaşıyoruz da ondan. Peki Allah’ın Resulü vefat edince ne olacak, onun adına uyduran hadislerin doğruluğunu kendisine soramayacağız, sorgusuz kabul mü edeceğiz. Bu batıl yolu içimize bizden gibi görünen YAHUDİLER SOKMUŞTUR. Lütfen Allah aşkına tarafsız araştırınız, bugün Yahudilerin batıl inançlarının neredeyse tamamı, bu yolla mezhepler aracılığıyla içimize girmiştir. Çok ilginçtir bunlar Kur’an’da yok dediğimizde, her şey Kur’an’da olmaz diyerek, RİVAYET SİLAHI İLE RESULÜN ADI KULLANILARAK İNANCIMZA SOKULMUŞTUR. Lütfen artık bu tuzağın farkında olalım. Allah Kur’an’da aklı başında her kulunun anlayacağı şekilde Kur’an’ı gönderdiğini söylemiyor muydu, hem de yemin ederek. Peki, bizler Allah’ın yemin ederek Kur’an’ı kolaylaştırdığına inanmadık, Resulümü bu açığı kapatıp Kur’an’ı açıklayıp kolaylaştırdı, buna mı inanıyoruz? Bakın Allah ne diyor hatırlayalım. Kamer 17. Ayet: “ANDOLSUN BİZ KUR’AN’I ÖĞÜT ALINSIN DİYE KOLAYLAŞTIRDIK. HAYDİ, ÖĞÜT ALAN YOK MU?” Kamer 22. Ayet: “ANDOLSUN BİZ KUR’AN’I ÖĞÜT ALINSIN DİYE KOLAYLAŞTIRDIK. HAYDİ, ÖĞÜT ALAN YOK MU?” Kamer suresi 32 ve 40. Ayetlerde de Allah, özellikle yemin ederek Kur’an’ı anlayalım ve üzerinde düşünelim diye kolaylaştırdığını tekrar ediyor ama çok üzgünüm hala Rabbimizi duyan işiten yok, çünkü batıl ve hurafe gözlerimize perde çekmiş kulak ve kalplerimizi mühürlemiş haberimiz bile yok. Ne kadar acı değil mi, Allah yemin ederek anlayalım diye Kur’an’ı kolaylaştırdığını söylüyor, ama bizler atalarımızın bizlere öğrettiği inancı yaşayabilmek için, neler söylüyoruz. Bu konuda Allah bizlerin içini rahatlatıp, ne söylüyordu hatırlayalım. Bakara 286. Ayetinde “ALLAH HİÇBİR KİMSEYİ, GÜCÜNÜN YETMEDİĞİ BİR ŞEYLE YÜKÜMLÜ KILMAZ...” Enam 152. Ayette, BİZ HİÇBİR NEFSE, GÜCÜNÜN YETTİĞİNDEN FAZLASINI YÜKLEMEYİZ.” Bu ayetlerin benzeri birçok kez Kur’an’da tekrar edildiği halde, ne yazık ki Kur’an ile bizleri buluşturmadıkları için, ne söylenirse dinin Allah’ın emri zannediyoruz. Peki arkadaşımızın söylediği gibi Allah Resulüne, kullarımın bir kısmı anlayamaya bilir, onun için sana açıklama ve kullarıma ayetlerimi hadislerinle gelecek nesle izah etme görevi verdim demiş olabilir mi? Yani Allah’ın Resulüne verdiği görev ve yetkiler arasında böyle bir şey var mı ona bakalım. Gerçi neredeyse her makalemde bunun örneğini Kur’an’dan veriyorum tekrar vermek istiyorum, yeter ki gerçeklerle buluşabilelim. Gerçi bunun tam tersini kanıtlamak için, bazı ayetlerde geçen kelimelere, farklı anlam verip Resulünde bakın Ayetleri açıklama görevi varmış diye, kanıt yaratmaya çalışıyorlar. Tabi yazacağım ayetlerle çelişmesine bakmadan, önemsemeden. Bakın Allah Resulüne nasıl bir yetki vermiş. Bunca apaçık yetki ve sorumluluğu gördüğümüz halde, nasıl olurda Allah, Resulünü postacı diye mi gönderdi deriz, doğrusu bunu anlayamıyorum. “EĞER SİZ YALANLARSANIZ BİLİN Kİ, SİZDEN ÖNCE GEÇEN BİRTAKIM ÜMMETLER DE YALANLAMIŞLARDI. RESULE DÜŞEN APAÇIK TEBLİĞDEN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR.” (Ankebut 18) “ONLARA VA’DETTİĞİMİZ AZABIN BİR KISMINI SANA GÖSTERSEK DE, (GÖSTERMEDEN) SENİN RUHUNU ALSAK DA SENİN GÖREVİN SADECE TEBLİĞ ETMEKTİR. HESAP GÖRMEK İSE BİZE AİTTİR.” (Rad40) “DE Kİ: “BEN TÜREDİ BİR RESUL DEĞİLİM. BANA VE SİZE NE YAPILACAĞINI DA BİLMEM. BEN SADECE BANA VAHYEDİLENE UYARIM. BEN SADECE APAÇIK BİR UYARICIYIM.” ( AHKAF 9) Değerli dostlarım din kardeşlerim, Allah aşkına lütfen zerre kadar düşünün. Allah’ın Resulüne verdiği görev ve sorumlulukları arasında, kullarım ayetlerimi anlayamaya bilir, sen anlat açıkla detaylandır. Gelecek nesil Müslümanlar da senin hadislerinle Kur’an’ı anlasınlar, birbirine sözlü aktarsınlar demiş olabileceğine, bu ayetlerden anlaşılıyor diyen var mı? Elbette mümkün değil. Allah boşuna aklınızı kullanın, kullanmayanı pislik içinde bırakır rezil ederim diye boşuna uyarmıyor. Gelin Allah’ın emrettiği gibi, bu konuyu düşünelim. Allah yemin ederek Kur’an’ı hiç kimseye muhtaç olmayalım diye kolaylaştırdığını söylüyor ve bizlerin yalnız Kur’an’ın ipine sarılmamızı çünkü ondan hesaba çekileceğimizi söylüyorsa, Kur’an’ı her aklı başında bir insan anlayamayabilir diyebilir miyiz? Asla diyemeyiz. Bizlerin en büyük hatası, özellikle ibadetlerimize mezheplerin rivayetlerin ilave ettiği detayları Kur’an’da göremediğimizde bu hatayı yapıyoruz. Halbuki şöyle düşünmemiz gerekmez mi? Allah kitapta eksik bırakmadığını, ondan sorumlu olduğumuzu söylüyorsa, yalnız Allah’ın Kur’an’da emrettiği bilgilerle de İslam’ı yaşayabiliriz, Kur’an’a ters düşmüyorsa geleneklerimizin ilavelerini de yaşayabiliriz. Allah zorluk çıkarmaz kolaylık sağlar, dememiz gerekirken neden söylemiyoruz? Düşünmeye devam edelim. Diyelim ki Allah Resulüne kullarım bazı ayetleri anlayamayabilirler, sen açıkla dediğini düşünelim. Bu durumda Allah’ın Resulü, tıpkı Kur’an’ı sağlığında yazdırdığı gibi, kendi sözlerini/hadislerini de yazdırıp anlaşılamayacak ayetler varsa Allah’ın Resulü bizzat, yazdırmaz mıydı Kur’an ile birlikte? Çünkü Kur’an Allah korumasında, Resule atfen söylenen hiçbir söz/hadis Allah korumasında değil. Onlarda Allah korumasında diyenler, hatırlatırım kendilerini aldatmak için, Allah’a iftira edenlerdir. Elbette aklını çok değil zerre kadar kullanan, bizlere Yahudilerin din tacirlerinin, din düşmanlarının kurduğu bu tuzağı fark edecektir. Bu dünyada, batılın hurafenin etkisinde kalıp aklını kullanmayanlar, ÇOK ÜZGÜNÜM MAHŞERDE HESAP GÜNÜ, GÖRDÜKLERİ KARŞINDA EYVAHHHHH DİYECEKLERİNİ ALLAH, ŞİMDİDEN BİZLERE BİLDİRİYOR AMA İŞ İŞTEN GEÇMİŞ OLACAKTIR. Dilerim Allah’ın emrettiği gibi aklını kullanan ve böylece Kur’an gerçekleri ile buluşan Allah’ın azınlık sevgili kulları arasında oluruz. “ZİHNİNDE BİRDEN FAZLA PUSULASI OLAN GEMİCİ, HANGİ LİMANA GİDECEĞİNİ ŞAŞIRIR.” “ÇOK KAYNAKTAN BESLENEN SU BULANIK AKAR; BERRAKLIK TEK BİR PINARDAN GELİR.” “DOĞRU BİRDİR, YALAN İSE BİNBİR ÇEHREYE BÜRÜNÜR.” “BAŞSIZ KALAN GÖVDE AYAKTA DURAMAZ, İKİ BAŞLI GÖVDE İSE ADIM ATAMAZ.” “AYNI HEDEFE BAKMAYAN GÖZLER, AYAKLARI FARKLI YOLLARA SÜRÜKLER.” Saygılarımla Haluk GÜMÜŞTABAK
  8. Zohran Mamdani, Elon Musk'ın evrensel yüksek gelir konusundaki söylemleri hakkında şunları söylüyor: "Lafın kolay olduğunu söyleyebilirim. Eğer gerçekten herkes için yüksek bir yaşam standardına inanıyorsanız, bunu eylemlerinizle göstermeye başlayın. Oysa Elon Musk cephesinde gördüğümüz şey; gerek siyasete doğrudan müdahale etme çabalarıyla, gerekse sosyal medya şirketini kullanma biçimiyle, işçi sınıfından Amerikalıların hayatlarını istikrarsızlaştırmaya yönelik finansal bir çabadır."
  9. KÜBA AVRUPA'YA HÜKMEDİYOR! 2026 Avrupa Şampiyonası'nda Türkiye ve Polonya zafere ulaştı; ancak turnuvanın en değerli oyuncuları (MVP) Karayipler doğumluydu: Küba asıllı iki sporcu, Melissa Vargas ve Wilfredo León. Küba, siyasi ve ekonomik sorunlar nedeniyle iki büyük yeteneğini kaybetti. Bir de hâlâ Küba milli takımında oynuyor olsalardı, neler olurdu bir düşünün!
  10. Eh, bu kesinlikle feci şekilde ters tepti! Eh, bu kesinlikle feci şekilde ters tepti! SON DAKİKA SIFIR (0) NEVADA VATANDAŞ OLMAYAN SAYISI 0 (SIFIR) KİŞİ BULDU TRUMP EKİBİ YAKLAŞIK 16.000 KİŞİ İDDİA ETTİ İÇ GÜVENLİK BAKANLIĞI (DHS) SAYIYI 185'E İNDİRDİ NEVADA BU 185 KİŞİNİN TAMAMINI KONTROL ETTİ HEPSİ AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ VATANDAŞIYDI VATANDAŞ OLMAYAN SEÇMEN PANIĞI BİR ALDATMACAYDI SON DAKİKA MAVİ
  11. Tamamen gerçekler; inanmıyorsan araştırıp bakabilirsin Tamamen gerçekler; inanmıyorsan araştırıp bakabilirsin HER BİR BAŞKAN FEDERAL AÇIĞI NE KADAR ARTIRDI VEYA AZALTTI (Her başkanın döneminin başından sonuna kadar yıllık federal açıkta meydana gelen değişim) Başkanlar ve Dönemleri RONALD REAGAN (1981 – 1989) Başlangıç: 74 Milyar Dolar Bitiş: 155 Milyar Dolar ARTIRDI: 81 MİLYAR DOLAR CUMHURİYETÇİ GEORGE H.W. BUSH (1989 – 1993) Başlangıç: 155 Milyar Dolar Bitiş: 290 Milyar Dolar ARTIRDI: 135 MİLYAR DOLAR CUMHURİYETÇİ BILL CLINTON (1993 – 2001) Başlangıç: 290 Milyar Dolar Bitiş: -93 Milyar Dolar AZALTTI: 383 MİLYAR DOLAR DEMOKRAT GEORGE W. BUSH (2001 – 2009) Başlangıç: -93 Milyar Dolar Bitiş: 1.4 Trilyon Dolar ARTIRDI: 1.5 TRİLYON DOLAR CUMHURİYETÇİ BARACK OBAMA (2009 – 2017) Başlangıç: 1.4 Trilyon Dolar Bitiş: 588 Milyar Dolar AZALTTI: 825 MİLYAR DOLAR DEMOKRAT DONALD TRUMP (2017 – 2021) Başlangıç: 588 Milyar Dolar Bitiş: 3.0 Trilyon Dolar ARTIRDI: 2.4 TRİLYON DOLAR CUMHURİYETÇİ JOE BIDEN (2021 – 2025) Başlangıç: 3.0 Trilyon Dolar Bitiş: 1.8 Trilyon Dolar AZALTTI: 1.1 TRİLYON DOLAR DEMOKRAT DONALD TRUMP (2025 – GÜNÜMÜZ) Başlangıç: 1.8 Trilyon Dolar Bitiş (tahmini): 2.1 Trilyon Dolar ARTIRDI: 267 MİLYAR DOLAR CUMHURİYETÇİ YANİ SON 45 YILDA HER DEMOKRAT BAŞKAN YILLIK AÇIĞI AZALTTI VE HER CUMHURİYETÇİ BAŞKAN ARTIRDI
  12. #MAGA kandırıldıklarını fark ediyor. #MAGA kandırıldıklarını fark ediyor.
  13. CÜZDANINIZI SOYAN GÖRÜNMEZ TEHLİKE: Benzin Pompalarındaki Kart Kopyalama Tuzaklarına Karşı Hayati Uyarı! Giriş: Sessiz ve Derinden Gelen Soygun Günlük hayat koşturmacası içerisinde benzin almak ya da para çekmek, üzerinde hiç düşünmediğimiz sıradan rutinlerden biridir. Yakıt akar, ekranda normal ibareler görünür, hatta fişinizi bile alıp yolunuza devam edersiniz. Her şey yolunda gibi görünürken, arka planda hesaplarınızdan para çekiliyor olabilir. Kart kopyalama (skimming) adı verilen bu dolandırıcılık yöntemi, geleneksel soygunlardan tamamen farklıdır. Suçlular, ATM'lere veya benzin pompalarına dışarıdan fark edilmesi son derece güç, küçük cihazlar yerleştirir. Kartınız bu cihazlardan geçtiğinde asıl verileriniz çalınır ancak işlem normal akışında devam eder. Mağdurlar genellikle haftalar sonra hesaplarında anormal harcamalar veya boşalmış bakiyeler gördüklerinde dolandırıldıklarını fark ederler. Kart Kopyalama Cihazları (Skimmer) Nasıl Çalışır? Bu sinsi sistemin arkasındaki mekanizma, kullanıcıların şüphelenmeyeceği kadar kusursuz tasarlanmıştır: Manyetik Veri Hırsızlığı: Skimmer adı verilen cihazlar, kartın manyetik şeridindeki tüm bilgileri okuyup depolamak üzere özel olarak üretilir. Suçlular bunları, orijinal kart okuyucunun tam üzerine ya da içine entegre eder. PIN Kodu Yakalama: Birçok gelişmiş düzenekte, tuş takımını gören iğne deliği büyüklüğünde gizli kameralar ya da girilen şifreleri anında kaydeden sahte tuş takımı kaplamaları bulunur. Hedef Seçimi: Gözetimsiz, kuytu köşelerde kalan benzin pompaları ve bağımsız ATM'ler suçluların bir numaralı hedefidir. Günlük işlem hacminin yüksek olması, tek bir cihazla yüzlerce kişinin verisinin çalınmasına olanak tanır. Gizli Tehlikeyi Ele Veren 3 Basit Fiziksel İpucu Cihazlar ne kadar profesyonelce yerleştirilirse yerleştirilsin, doğa gereği bazı fiziksel izler bırakırlar. Ödeme yapmadan önce alacağınız birkaç küçük önlem, tüm bu tezgahı boşa çıkarabilir: Gevşek veya Oynayan Parçalar: Fabrika çıkışlı orijinal kart okuyucular kasaya sıkıca monte edilmiştir ve kesinlikle oynamaz. Eğer kart yuvası hantal duruyorsa, eğriyse veya hafifçe çektiğinizde yerinden oynuyorsa, büyük ihtimalle sonradan yapıştırılmış bir skimmer ile karşı karşıyasınızdır. Bozuk veya Yırtılmış Mühürler: Birçok benzin istasyonu, pompa kablolarını koruyan panellere "kurcalandığını belli eden" özel mühürler koyar. Üzerinde "void" yazan, yırtılmış veya kırılmış mühürler, cihazın daha önce açıldığını gösteren en net kanıttır. Konum Seçimi: Görevli kulübesinin penceresine yakın pompaları kullanmak, ıssız ve köşe noktadaki pompalara kıyasla dolandırıcılık riskini önemli ölçüde azaltır. Güvenliğinizi Artıracak Hayati Alışkanlıklar Yüksek teknolojili bu sinsi tuzaklara karşı alacağınız önlemler tamamen düşük teknolojili ve son derece pratiktir: Tuş Takımını Kapatın: Şifrenizi girerken boşta kalan elinizle tuş takımını siper etmek, gizli kameraların tuş vuruşlarınızı kaydetmesini tamamen engeller. Bir saniyenizi alır ancak paranızı korur. Temassız veya Çipli Ödeme Tercih Edin: Manyetik şerit kullanmak yerine temassız ödemeler veya şifrelenmiş çip tabanlı işlemler yapmak, skimmer'ların en çok güvendiği açığı ortadan kaldırır. Hesap Ekstrelerinizi Sık Sık İnceleyin: Anlık işlem bildirimleri kurmak ve ekstreleri düzenli takip etmek, yetkisiz harcamaları haftalar sonra değil, olay henüz taze gerçekleştiğinde fark etmenizi sağlar. Şüpheli bir durumla karşılaşıldığında derhal bankayla iletişime geçilmeli ve durum yetkili mercilere bildirilmelidir. Benzer risklerden kaçınmak için hem günlük hayatta pratik edilebilecek hem de teknolojinin sunduğu bazı ek korunma yöntemleri oldukça etkili olabiliyor. Özellikle şu yöntemler merak uyandırıyor ve güvenliği bir üst seviyeye taşıyor: Sanal Kart Kullanımı: İnternet alışverişlerinde olduğu gibi, fiziksel POS cihazlarında veya temassız ödemelerde de tek kullanımlık veya limitli sanal kartlar kullanmak riskleri büyük ölçüde sıfırlıyor. Asıl kart bilgileri hiçbir şekilde tehlikeye girmiyor. RFID Engelleyici Cüzdanlar veya Kılıflar: Uzaktan tarama (skimming'in kablosuz bir türü olan RFID skimming) yoluyla kart bilgilerinin temassız okunmasını engelleyen koruyucu cüzdanlar, özellikle kalabalık yerlerde fiziksel olmayan veri hırsızlığına karşı güçlü bir kalkan oluşturuyor. NFC / Mobil Cüzdan Ödemeleri (Apple Pay / Google Pay): Kartı fiziksel olarak yuvaya sokmak veya cihazlara yaklaştırmak yerine akıllı telefon veya saatler üzerinden yapılan ödemelerde gerçek kart numarası asla karşı tarafa iletilmiyor. Her işlem için benzersiz, şifrelenmiş tek seferlik bir token üretildiği için en güvenli ödeme yöntemlerinden biri olarak kabul ediliyor. Telefonla temassız ödeme gibi modern yöntemler son derece pratik ve güvenli bir alternatif sunuyor. Özellikle asıl kart numarasının karşı tarafa iletilmemesi ve her işlem için şifrelenmiş tek seferlik tokenlar üretilmesi, kart kopyalama gibi riskleri büyük ölçüde ortadan kaldırıyor. Yine de birçok kişi, alışkanlıklar veya eski sistemlerin güven veren aşinalığı nedeniyle hâlâ fiziksel kart kullanımına ya da nakit ödemelere sadık kalabiliyor. Ancak teknolojinin işleyiş mantığına bakıldığında, telefonla yapılan temassız ödemelerin güvenlik açısından fiziksel kartlara kıyasla çok daha üstün bir noktada olduğunu açıkça görebiliyorum. Yukarıda konuştuğumuz gibi, telefonla ödeme yaparken asıl kart numaranız asla POS cihazına gitmiyor; her seferinde değiştirilen şifreli bir token (geçici dijital kod) kullanılıyor. Bu da kopyalama riskini tamamen sıfırlıyor. Buna rağmen insanların fiziksel karta sadık kalması oldukça anlaşılır bir durum; çünkü yılların alışkanlığı, "cüzdandan kartı çıkarıp okutmak" eylemini adeta kas hafızamıza kazımış durumda. Kaynak: BM
  14. Bir MAGA anketçisi neden Teksas, Ohio ve Kansas'ın Demokratlara geçebileceğini düşünüyor? MAGA anketçisi Rich Baris, Cumhuriyetçilerin 2026 Senato seçimleri tablosunun ne denli çekişmeli bir hal alabileceğini neden hafife alıyor olabileceklerini açıklamak üzere Tim Miller'a konuk oluyor. Baris; Michigan ve Georgia'nın, Demokrat adaylar Abdul El-Sayed ve Jon Ossoff için fiilen garanti bölgeler olduğunu belirtiyor. Ayrıca; Kansas, Nebraska, Montana, Teksas ve Ohio dahil olmak üzere, Cumhuriyetçilerin uzun süredir "garanti" olarak gördüğü eyaletlerde de Demokratlar adına fırsatlar bulunduğunu ifade ediyor. Kaynak: Bullwark
  15. İran, "kıyamet savaşı" uyarısıyla Trump'a ürpertici bir ültimatom verdi İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Başkan Donald Trump'a sert bir uyarıda bulunarak, Tahran'ın Washington ile yeni bir askeri çatışmaya hazır olduğunu ve durumun "kıyamet savaşı" olarak nitelendirdiği bir boyuta tırmanması halinde bile mücadeleyi sürdüreceğini belirtti. NBC'nin "Meet the Press" programına verdiği röportajda Arakçi, çatışmaya ilişkin ikili bir tutum sergiledi ve yeni gerilimlerle yüzleşmeye hazır olduklarını ifade etti. Röportaj, 27 Eylül Pazar günü yayınlandı. İran savaşa 'tamamen hazır' NBC'ye konuşan Abbas Arakçi, İran'ın hâlâ müzakereye istekli olduğunu belirtti; ancak ABD'nin askeri eylemlere yeniden başlaması durumunda Tahran'ın buna karşılık vermeye de aynı derecede hazır olduğu konusunda ısrarcı oldu. Arakçi, "Diplomasiye hazırız. Aynı zamanda savaşa da hazırız," dedi. Bu açıklamalar, Trump'ın Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması ve müzakerelerin başlatılması için koşullar oluşturmayı amaçlayan yedi günlük İran teklifini reddetmesinin ardından geldi. Trump teklifi kabul edilemez bulurken, ABD'li yetkililer mevcut koşullar altında Washington'ın Tahran'ın şartlarını kabul etmesi için çok az neden olduğunu savundu. Çatışmanın yeniden başlamasına hazırlanıp hazırlanmadıkları sorulduğunda Arakçi net bir yanıt verdi. "Savaşın yeniden başlamasına tamamen hazırız," dedi. Ardından, İran'ın "kıyamet benzeri bir savaşa yol açsa bile" yeni bir saldırıya karşı duracağını söyleyerek uyarısının dozunu artırdı. Arakçi, Tahran'ın ABD ile daha önce yaşanan iki çatışmanın ardından askeri yaklaşımını değiştirdiğini öne sürdü. "Önceki iki savaştan dersimizi aldık ve taktiklerimizi düzelttik," dedi. Bununla birlikte İranlı yetkili, askeri çatışmanın mevcut tek seçenek olmadığını da ifade etti. Arakçi'ye göre Tahran, diplomasiyi krizden çıkış için hâlâ olası bir yol olarak görüyor; ancak önceki görüşmelerde defalarca yaşanan başarısızlıklar olarak nitelendirdiği olaylardan sonra, İran'ın neden mevcut yönetimle müzakerelere dönmesi gerektiğini sorguladı. ABD'nin diplomatik temaslar sırasında veya sonrasında İran'a saldırdığını iddia ederek, 2025 ve 2026 yıllarındaki müzakerelere işaret etti. Ayrıca Washington'ı, daha sonra varılan bir anlaşmayı ihlal etmekle de suçladı. İran, Trump'a güvenmeyi reddediyor NBC röportajı, Arakçi'nin Trump'a duyduğu güveni de mercek altına aldı. ABD başkanına güvenip güvenmediği sorulduğunda, İranlı yetkili kişisel bir güven beyanında bulunmadı. "Kendimize güveniyoruz," dedi. İran'ın başarısız olarak gördüğü diplomatik taahhütleri daha önce tecrübe ettiğini ve bu nedenle yeni bir anlaşmanın geçerli olacağını varsayamayacağını savundu. Yine de Arakçi, Tahran'ın müzakerelere kapıyı kapatmadığı konusunda ısrarcı oldu. Arakçi, Washington'ın öncelikle bazı adımlar atması halinde İran'ın Hürmüz Boğazı'nı yeniden açmaya hazır olduğunu söyledi. Arakçi; Tahran'ın çatışmanın sona ermesini, dondurulmuş İran varlıklarının serbest bırakılmasını ve petrol satışlarına yeniden başlama imkanına kavuşmayı istediğini belirtti. Arakçi tarafından açıklanan teklif uyarınca İran, müzakereler yeniden başlamadan önce söz konusu su yolunu yeniden açmaya yönelik adımlar atacaktı. Ancak Trump, bu teklifi şimdiden reddetti. Cumartesi günü yaptığı açıklamada bir anlaşmaya varmak istediğini ifade eden Trump, İran'ın teklifini ise kabul edilemez olarak nitelendirdi. Trump ayrıca, Tahran'ın bu su yolunu yeniden açma arayışının sebebinin, yaşanan aksaklığın yol açtığı ekonomik baskı olduğunu öne sürdü. Kaynak: MEAWW
  16. Televizyonunuzdaki LAN bağlantı noktası ne işe yarar? İşte kullanım zamanı Televizyonlar, onlarca yıl önce evlerimize girdiklerinden bu yana büyük bir dönüşüm geçirdi. Teknoloji değişti; üstelik bu değişim sadece tüplü ve konsol tipi televizyonlardan modern OLED ekranlara geçişle sınırlı kalmadı. Televizyonlarımıza aksesuar bağlama şeklimiz de değişti. Koaksiyel kabloları hatırlayacak kadar eski bir döneme tanıklık etmemiş olabilirsiniz; ancak anne-babanızın veya büyükanne-büyükbabanızın evinin bir köşesinde hâlâ "component" (bileşen) kabloları kullanan bir televizyon bulunduğuna emin olabilirsiniz. Günümüzde çoğu modern televizyon, HDMI ve LAN bağlantı noktaları da dahil olmak üzere çeşitli bağlantı noktası türlerine sahiptir. Her kablo veya bağlantı noktası türünün farklı bir işlevi vardır. HDMI, öncelikle oyun konsolları ve Blu-Ray oynatıcılar gibi cihazları televizyona bağlamak için kullanılır. LAN, "Local Area Network" (Yerel Alan Ağı) ifadesinin kısaltmasıdır. LAN bağlantı noktası, televizyonunuzu yönlendirici (router) ve modem gibi internet ağı cihazlarına bağlamak için kullanılır. Bu, televizyonunuzu kablosuz olarak bağlamak yerine, televizyonunuz ile yerel bir ağ (genellikle ev internetiniz) arasında kablolu bir bağlantı kurulmasını sağlar. Eğer televizyonunuzda LAN bağlantı noktası yoksa, kullandığınız yayın cihazını kontrol edin. Eğer o cihazda bir LAN bağlantı noktası varsa, bunu yayın cihazınızı yönlendiricinize bağlamak için kullanabilirsiniz. Kullanım amacınız ne olursa olsun, LAN bağlantı noktası genellikle kablosuz bağlantıya kıyasla daha güvenilir bir bağlantı sunar. LAN bağlantı noktası nasıl çalışır? TV'nizi internete bağlamak için LAN bağlantı noktasını kullanmak, kablosuz bağlantıya kıyasla daha istikrarlı ve güvenilir bir bağlantı sağlar. Bu kablolu bağlantı, ağ üzerinden veri paketlerini iletmek ve almak için Ethernet teknolojisinden yararlanır. Daha yüksek veri aktarım hızlarını desteklemesi ve daha az sinyal parazitine maruz kalması nedeniyle, genellikle kablosuz bağlantıdan daha hızlıdır. TV'nizin LAN bağlantı noktasına bağlanmak için, ağ kablosu olarak da bilinen bir Ethernet kablosuna ihtiyacınız olacaktır. Sabit hatlı telefonlarda kullanılan kabloları andıran bu kablolar, veri aktarım hızlarına göre çeşitli kategorilere ayrılır. İhtiyacınız olan kablo türü internet hızınıza bağlıdır; ancak ev kullanımı için genellikle Kategori 5 veya Kategori 6 kablolar uygundur. TV'nizin LAN bağlantı noktasına bağlantı kurmak oldukça kolaydır. Uygun kabloyu temin ettikten sonra, TV üzerindeki bağlantı noktasını bulun ve Ethernet kablosunun bir ucunu buraya takın. Ardından diğer ucu internet yönlendiricinize (router) bağlayın ve televizyonunuzun ayarlarından bağlantıyı onaylayın. Yönlendiriciniz ile TV arasındaki maksimum mesafe, kablonuzun uzunluğuna bağlı olacaktır. LAN bağlantı noktasını bir medya oynatıcıyı (streaming cihazı) bağlamak için de kullanabilirsiniz. Eğer akıllı bir TV'niz yoksa ancak LAN bağlantı noktasına sahip bir medya oynatıcı kullanıyorsanız; cihazı doğrudan yönlendiricinize bağlayarak, donma (tamponlama) veya diğer kesintiler olmadan daha iyi bir yayın deneyimi elde edebilirsiniz. Yine de her medya oynatıcının LAN bağlantı noktasına sahip olmadığını unutmayın; bu nedenle satın almadan önce mutlaka kontrol edin. Teknoloji ve otomotiv dünyasındaki en yeni trendleri takip etmek ister misiniz? En güncel haber başlıkları, uzman rehberleri ve pratik ipuçlarını içeren ücretsiz bültenimize abone olun. Ayrıca bizi Google'da tercih edilen arama kaynağı olarak da ekleyebilirsiniz. Kaynak: SG
  17. BYD'nin elektrikli araçlara yönelik katı hal batarya teknolojisi yollara çıkmaya hazırlanıyor: Neler beklenmeli? BYD, elektrikli araç bataryalarında uzun zamandır beklenen bir gelişmenin nihayet gerçek hayatta kullanıma hazır hale gelmekte olduğunu belirtiyor. Dünyanın en büyük elektrikli araç üreticisi, katı hal teknolojisini laboratuvar ortamından çıkarıp insanların fiilen kullanabileceği araçlara entegre etmeye hazırlanıyor. BYD'nin Elektrikli Araçlara Yönelik Katı Hal Bataryası Neredeyse Hazır BYD'nin Kıdemli Başkan Yardımcısı Stella Li, şirketin katı hal batarya yarışında lider konumda olduğunu ve bu yeni teknolojiyle güçlendirilmiş ilk elektrikli aracını 2027 yılında piyasaya sürmeyi planladığını ifade etti. Şirket 2013 yılından bu yana katı hal bataryalar üzerinde araştırmalar yürütüyor ve 2023 itibarıyla seri üretimin mümkün olduğunu kanıtlamış durumdaydı. 2024 yılı boyunca gerçekleştirilen 20 ve 60 amper-saat kapasiteli prototip hücre testleri, laboratuvar aşamasından ticari üretime geçişin temelini oluşturdu. Söz konusu bataryalar, günümüzdeki çoğu elektrikli araçta bulunan sıvı elektrolitli sistemlere kıyasla daha yüksek iletkenlik ve daha üstün güvenlik sunan sülfür bazlı elektrolitlerden yararlanıyor. BYD'nin batarya birimi FinDreams, 2030 yılına kadar seri üretime geçişi hızlandırmadan önce, 2027'de sınırlı partiler halinde üretime başlamayı hedefliyor (Kaynak: CarNewsChina). BYD'nin Yollara Çıkacak Katı Hal Elektrikli Araç Bataryası Bu teknolojiyi kullanacak ilk araçların, daha yüksek satış hacmine sahip modellere yayılmadan önce BYD'nin Denza, Yangwang ve Fangchengbao gibi üst segment markalarından gelmesi muhtemel. Engadget'a göre, ilk iki yılın sınırlı üretimle bir tanıtım ve deneme süreci olarak geçmesi bekleniyor. İlk tahminler, bu bataryaları kullanan araçların tek bir şarjla yaklaşık 800 kilometre (yaklaşık 500 mil) menzile ulaşabileceğini gösteriyor; bazı gözlemciler ise bu menzilin zamanla 1.000 kilometreyi aşabileceğini öngörüyor. Raporlar, BYD'nin mevcut lityum demir fosfat bataryalarındaki yaklaşık 160-180 Wh/kg ve en iyi nikel manganez kobalt hücrelerindeki yaklaşık 300 Wh/kg değerlerine kıyasla, kilogram başına 400 watt-saate varan enerji yoğunluğu hedeflerine işaret ediyor. İlk öngörülerde 12 dakika kadar kısa şarj sürelerinden de bahsediliyor. Diğer Markalar da Bu Teknoloji Üzerinde Çalışıyor Bu teknolojinin peşindeki tek şirket BYD değil. Chery, prototiplerinin kilogram başına 400 watt-saate ulaştığını ve bu değeri 500'e çıkarmayı hedeflediğini belirtirken; Toyota, Honda ve Mercedes-Benz de kendi katı hal (solid-state) batarya çözümlerini geliştiriyor. Buna rağmen BYD yöneticileri şirketin bu alanda önde olduğunu ifade ediyor ve şirketin Teknoloji Başkanı (CTO), ölçekli üretimin zamanla katı hal batarya maliyetlerini geleneksel sıvı elektrolitli bataryalarla aynı seviyeye getirebileceğini belirtiyor. BYD, üretim maliyetlerinin düşmesiyle birlikte bu teknolojinin 2030 ile 2032 yılları arasında daha uygun fiyatlı modellere de ulaşmasını bekliyor. Şirket ayrıca, lityum demir fosfat temelli Blade bataryalarının yakın zamanda kullanımdan kalkacağını öngörmüyor; şirketin baş bilim insanı, bu bataryaların önümüzdeki 15-20 yıl boyunca bütçe dostu elektrikli araçlar için önemini koruyacağını tahmin ediyor. Katı Hal Bataryalar Neden Bu Kadar Önemli? Günümüzdeki elektrikli araçların çoğu, iyon adı verilen yüklü parçacıkların sıvı bir ortamda hareket ettiği lityum iyon bataryalarla çalışır. Katı hal bataryalar ise bu sıvının yerini katı bir katmanla değiştirir; bu da güvenliği artırır çünkü elektrikli araç bataryalarının alev alma riski bilinmektedir ve geleneksel hücrelerin içindeki yanıcı sıvı genellikle bu sorunun bir parçasıdır. Katı elektrolit daha iyi termal kararlılık sunarak yangın ve sızıntı riskini azaltır. Katı hal hücreleri aynı alana daha fazla enerji sığdırabilir; bu da daha uzun menzil ve daha kompakt batarya paketleri anlamına gelir. Özellikle sülfür bazlı elektrolitlerin sıvı seçeneklere kıyasla daha uzun ömürlü ve daha kararlı olduğu belirtilir; bu da bataryalara daha dayanıklı bir kullanım ömrü ve daha hızlı şarj imkanı kazandırır. İyonların katılara kıyasla sıvılar içinde daha kolay hareket etmesi ve katı katmanlar arasındaki boşlukların elektriksel direnci artırabilmesi nedeniyle, bu teknolojinin üretimi zorludur. Kaynak: Tech Times
  18. Yeni bir ankete göre James Talarico, Trump seçmenlerinden destek görüyor Big Data Poll tarafından yapılan yeni bir ankete göre, Teksas Senatosu için yarışan Demokrat aday James Talarico, 2024 seçimlerinde Donald Trump'a oy veren seçmenlerin önemli bir kısmının desteğini alıyor; bu oran, Cumhuriyetçi rakibi Başsavcı Ken Paxton'ın 2024'te Kamala Harris'e oy verenlerden aldığı destek oranından çok daha yüksek. Demokratlar, Kasım ayındaki ara seçimlerde Senato ve Temsilciler Meclisi'nde kontrolü ele geçirmeyi umuyor; bu organlardan herhangi birinin kontrolünü kazanmaları, Başkan Trump'ın ikinci döneminin son iki yılında yasa çıkarma kapasitesini önemli ölçüde kısıtlayacaktır. Geleneksel bir Cumhuriyetçi kalesi olan Teksas'tan bir Senato koltuğu kazanmak, eyaletteki son Senato seçimini 1988'de kazanan Demokratlar için büyük bir başarı olurdu. Newsweek, Pazartesi günü mesai saatleri dışında e-posta yoluyla Talarico ve Paxton'ın Senato seçim kampanyalarıyla iletişime geçerek konuyla ilgili görüşlerini sordu. Büyük Bilgi Anketi Anket şirketi Big Data Poll, 24-26 Eylül tarihleri arasında Teksas'ta oy kullanması muhtemel 698 seçmenle bir anket gerçekleştirdi. Ankette öne çıkan bulguya göre, yalnızca bir adaya "eğilim" gösteren seçmenler hariç tutulduğunda, şu anda Teksas Eyalet Temsilcisi olan Talarico, oyların yüzde 44,6'sını alarak yüzde 41,6'da kalan Paxton'ın önünde yer alıyor. Dikkat çekici bir şekilde Talarico, 2024 başkanlık seçimlerinde Trump'ı desteklediğini belirten seçmenlerin yüzde 15'inin desteğine sahipken; Paxton, Harris'e oy verdiğini söyleyenlerin yalnızca yüzde 4,3'ünün desteğini alabiliyor. Benzer şekilde, 2024'te Harris'e oy verenlerin yüzde 89,3'ü Talarico'yu destekleyeceğini belirtirken, Trump'a oy verenlerin yalnızca yüzde 72,2'si Paxton'ı destekleyeceğini ifade etti. Anketin hata payı artı veya eksi dört puan düzeyinde. 2024 seçimlerinde Trump, oyların yüzde 56,2'sini alarak Harris'in yüzde 42,5'lik oy oranına karşı Teksas'ta 13,7 puanlık bir farkla zafer kazanmıştı. SoCal Strategies Anketi Big Data Poll'un, Talarico ve Paxton'ın 2024 başkanlık seçimi kampanyasındaki seçmenlerden gördüğü desteğe ilişkin bulguları, SoCal Strategies tarafından 12-13 Eylül tarihlerinde Teksas'ta oy kullanması muhtemel 649 seçmenle yapılan anketin sonuçlarıyla örtüşüyor. Bu anket, Talarico'nun 2024'te Harris'i destekleyen seçmenlerin yüzde 95'inin ve aynı yıl Trump'a oy verenlerin yüzde 14'ünün desteğini aldığını ortaya koydu. Buna karşılık Paxton, 2024'te Trump'a oy verenlerin yüzde 84'ünün ve Harris'e oy verenlerin yalnızca yüzde dördünün desteğine sahip. Dikkat çekici bir şekilde SoCal Strategies, Paxton'ın 2024'te Harris'e oy veren seçmenler nezdindeki performansının, Demokrat Gina Hinojosa'nın rakibi olan Teksas Valisi Greg Abbott'tan önemli ölçüde daha düşük olduğunu tespit etti. Abbott, 2024'te Trump'a oy verenlerin yüzde 89'unun ve Harris'e oy verenlerin yüzde 13'ünün desteğini alırken; Hinojosa, Harris seçmenlerinin yüzde 87'sinin ve Trump seçmenlerinin yüzde dokuzunun desteğini görüyor. Genel olarak SoCal Strategies anketi, Talarico'yu oyların yüzde 50'siyle, yüzde 45 alan Paxton'ın beş puan önünde gösterdi. Buna karşılık anket, Abbott'ın Hinojosa'nın önünde yüzde 52'ye karşı yüzde 44'lük bir orana sahip olduğunu ortaya koydu. Diğer Anketler Cuma günü, Talarico'nun Paxton'ın beş puan önünde (yüzde 49'a karşı yüzde 44) olduğunu gösteren bir Texas Public Opinion Research anketi yayımlandı. Teksas'ta oy kullanması muhtemel 1.007 seçmenle gerçekleştirilen bu anket, 19-22 Eylül tarihleri arasında yapıldı ve yüzde 3,6'lık bir hata payına sahipti. Bununla birlikte, Texas Southern Üniversitesi tarafından Teksaslı muhtemel 1.200 seçmenle yapılan bir anket, Talarico'yu Paxton'ın yüzde 45'lik oy oranına karşılık yüzde 47 ile sadece iki puan önde gösterdi. Bu anket 27-30 Temmuz tarihleri arasında gerçekleştirildi. Tahmin piyasaları Polymarket ve Kalshi'ye göre, Talarico'nun Kasım ayında kazanma ihtimali son birkaç ay içinde önemli ölçüde arttı. Polymarket şu anda Talarico'ya yüzde 61, Paxton'a ise yüzde 40 kazanma şansı veriyor. Buna karşılık, 28 Temmuz'da Paxton yüzde 56'ya karşı yüzde 44 ile öndeydi. Yuvarlama işlemleri nedeniyle yüzdelerin toplamı her zaman 100 etmeyebilir. Benzer şekilde, Kalshi verilerine göre Talarico'nun seçilme ihtimali yüzde 59 iken Paxton'ınki yüzde 41 seviyesinde. Ancak 28 Temmuz'da Paxton, Talarico'nun yüzde 43'lük şansına kıyasla yüzde 57'lik kazanma ihtimaliyle yarışı önde götürüyordu. Adaylarla İlgili Tartışmalı Konular Trump'ın desteğini alan Paxton, Teksaslı Cumhuriyetçiler nezdinde bile tartışmalı bir aday olagelmiştir; bu durum, anketlerde Vali Abbott'ın belirgin şekilde gerisinde kalmasının nedenini açıklamaya yardımcı olabilir. Paxton, Mayıs ayındaki kıran kırana geçen bir ön seçim ikinci turunda, kendisini "bilinen bir dolandırıcı ve sahtekar" olarak nitelendiren görevdeki Cumhuriyetçi Senatör John Cornyn'i mağlup etmişti. Cornyn, Senato seçimlerinde Paxton için kampanya yürütmeyeceğini ifade etti. Paxton, 2023 yılında, kamu güvenini kötüye kullanma ve göreve uygunsuzluk iddiaları üzerine Cumhuriyetçi Parti (GOP) kontrolündeki Teksas Temsilciler Meclisi tarafından azil sürecine tabi tutuldu. Herhangi bir usulsüzlük yaptığını reddeden Paxton, eyalet Senatosu tarafından suçsuz bulundu. Talarico da Hristiyanlık üzerine yaptığı çeşitli yorumlar nedeniyle tartışmaların odağında yer aldı. 2021'de Teksas Temsilciler Meclisi'nde yaptığı bir konuşmada "Tanrı ikili cinsiyet kalıplarına (non-binary) sığmaz" demiş ve şunları eklemişti: "Tanrı hem eril hem de dişildir; ayrıca bu ikisi arasındaki her şeydir." Aynı yıl Active Theology adlı podcast programına katılan Talarico şunları söylemişti: "Kendimi her zaman Hristiyanlıktan nefret eden bir Hristiyan olarak görürüm. Yine de kendimi hep ona geri dönerken buluyorum; çünkü başka hiçbir yerde, başka hiçbir siyasi felsefede ya da ekonomik teoride, o yalınayak hahamın öğretileri kadar gerçekten radikal veya devrimci bir şeye rastlamıyorum." Paxton'ın kampanya ekibi, bu ayın başlarında, Talarico'nun kendisini "Hristiyanlıktan nefret eden bir Hristiyan" olarak tanımladığı —ancak devamındaki açıklamalarının yer almadığı— yapay zeka destekli bir video paylaştı. Geçen hafta Talarico, Austin'deki Texas Tribune Festivali sırasında Fox News'ta yayınlanacak bir tartışma programı için Paxton'a meydan okudu. Temmuz ayında Paxton'ın kıdemli kampanya danışmanı Nick Maddux, "Elbette James Talarico ile tartışacağız" demişti; ancak henüz herhangi bir tartışma programı planlanmadı. Kaynak: NW
  19. Ukrayna 590.000 drone siparişi verdi; savunma amaçlı önleme dronları öne çıkıyor Ukrayna askeri birlikleri, Ocak-Eylül 2026 döneminde devlet yönetimindeki Brave1 Pazarı (Brave1 Market) aracılığıyla 590.000'den fazla drone siparişi verdi. Ukrayna Savunma Bakanlığı tarafından 25 Eylül'de yayınlanan veriler, savunma amaçlı önleme dronlarının (interceptor drones), helikopter tipi FPV (birinci şahıs bakış açılı) saldırı dronlarını geride bırakarak en çok sipariş edilen kategori haline geldiğini gösteriyor. Bu rakam, tek bir tedarik kanalı üzerinden gerçekleşen talebin olağanüstü boyutunu yansıtmakla birlikte, net bir ayrım yapılmasını gerektiriyor: Bunlar sipariştir; teslim edilen, kabulü yapılan veya halihazırda operasyonel olan hava araçlarının kesin sayısı değildir. Bakanlığın verileri ayrıca, üretimin tüm siparişleri karşılayıp karşılayamayacağını veya sistemlerin tüm filo genelinde etkili olup olmadığını ortaya koymuyor. Önleme dronları sipariş sıralamasında öne geçiyor Kategori sıralaması, drone karşıtı önleme yeteneğinin artık keşif ve saldırı sistemlerinin yanında ikincil bir gereklilik olmaktan çıktığını gösteriyor. Ukrayna birlikleri; keşif uçakları ve daha hızlı jet motorlu varyantlar da dahil olmak üzere tek yönlü saldırı dronlarının yarattığı sürekli baskıyla karşı karşıya kaldıkça, bu sistemler birincil satın alma önceliği haline geldi. Brave1'in önleme dronu kategorisi, hem Rus keşif dronlarını takip etmeye yönelik hava araçlarını hem de Shahed tipi tek yönlü saldırı dronlarına karşı koymak üzere tasarlanmış özel sistemleri kapsıyor. Bu geniş bir görev yelpazesidir ve tek başına sipariş sayısı, kaç modelin her bir gerekliliği karşıladığını veya bu modellerin ne kadar olgunluk seviyesinde olduğunu göstermez. 15 Eylül'de Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, jet motorlu Shahed varyantlarına karşı yeni bir Ukrayna yapımı önleme dronunun başarılı bir şekilde test edildiğini duyurdu. Ayrıca sistemin üzerinde daha fazla geliştirme yapılması gerektiğini de belirtti. Başarılı bir test, tasarım yönünün doğruluğunu teyit edebilir; ancak tek başına üretim verimliliğini, operatör hazırlık durumunu, çeşitli koşullar altındaki güvenilirliği veya filo genelindeki etkinliği kanıtlamaz. Tedarik dağılımının geri kalanı, önleme dronlarındaki artışın diğer drone sınıflarına olan talebi ortadan kaldırmadığını gösteriyor. Helikopter tipi FPV saldırı dronları, sipariş sıklığı bakımından ikinci sırada yer aldı. Sabit kanatlı saldırı dronları ise en hızlı büyümeyi kaydetti; bakanlık zirve yapılan ayı belirtmese de, sipariş hacmi 2026'nın başındaki seviyenin altı katına ulaştı. Sipariş sıklığı ve harcama miktarları da farklı durumları ortaya koyuyor. Harcamalarda en büyük payı bombardıman dronları alırken, daha büyük "ana gemi" (mothership) dronları en pahalı teknoloji kategorileri arasında yer aldı. Dolayısıyla önleyici (interceptor) dronlar sipariş adedi bakımından başı çekse de, toplam tedarik değeri açısından aynı durum söz konusu değildi. Brave1, birlik faaliyetlerini satın alma gücüne dönüştürüyor Brave1 Pazaryeri; tamamlanan muharebe, keşif, robotik lojistik ve tahliye görevleri karşılığında katılımcı birliklere puan kazandıran Ukrayna'nın ePoints programıyla bağlantılıdır. Birlikler bu puanları dronlar, insansız kara araçları ve elektronik harp ekipmanları ile takas edebilirler. Ayrıca kendi fonlarını da kullanabilirler ki, özel üretim dron siparişlerinde şu an için izlenmesi gereken yöntem budur. 24 Haziran itibarıyla, güncellenen programa 400'den fazla birlik katılmış ve bir yıldan kısa bir süre içinde 33 milyar Ukrayna Grivnası değerinde ekipman siparişi vermiştir. Haziran ayı siparişleri 5 milyar Grivnası'nı aşarak, ePoints programının başlangıcından bu yana kaydedilen en yüksek aylık toplam değere ulaşmıştır. 2026'nın ilk dokuz ayında, siparişlerin ortalama aylık değeri Ocak ayına kıyasla iki katından fazla artış göstermiştir. Pazaryeri modeli, birliklerin talepleri ile mevcut ürünler arasındaki süreci kısaltmaktadır; ancak bu modelin endüstriyel açıdan en önemli etkisi, oluşturduğu talep sinyali olabilir. Üreticiler hangi kategorilerin sipariş aldığını görebilirken, tedarik makamları da talebin hangi alanlarda yoğunlaştığını tespit edebilmektedir. Stokta bulunan ürünler için bildirilen ortalama teslimat süresi, 10-14 gün aralığından sekiz güne düşmüştür. Söz konusu sekiz günlük süre, listelenen her sistem veya her özel talep için değil, yalnızca stoktaki ürünler için geçerlidir. Ayrıca bu süre; üretim kapasitesi, kabul testleri, bakım desteği veya sürekli tedarik edilebilirliği değil, yalnızca teslimat hızını yansıtmaktadır. Toplam sipariş miktarı yüz binlerce hava aracına ulaştığında, bu ayrımlar kritik bir önem kazanmaktadır. Model dışarıdan da ilgi çekiyor Brave1'in rolü, iç satın alma arayüzünün ötesine genişliyor. Temmuz ayında Airbus Defence and Space, Brave1 ile bir mutabakat zaptı imzalayarak ilk Batılı endüstriyel stratejik ortağı oldu. Anlaşma, ortak teknik çalışma ve değerlendirmeyi kapsıyor ve hızlı geliştirme döngüleri etrafında inşa edilmiş bir ekosisteme büyük bir havacılık şirketini ekliyor. Kanada da Brave1'i örnek alan ulusal bir savunma insansız hava aracı pazarı kurdu. Yaklaşık 400 tedarikçi Kanada düzenlemesine hak kazandı ve 50 milyon dolara kadar değerinde ilk sözleşmeler imzalandı. Bu benimseme, pazar yerinin tedarik yapısının, yalnızca bireysel insansız hava araçlarının değil, ihraç edilebilir bir yetenek olarak ele alındığını gösteriyor. Ukrayna'nın 590.000 adetlik sipariş toplamı, Brave1'in olağanüstü ölçekte talebi bir araya getirebildiğini gösteriyor. Bir sonraki hazırlık testi daha zor: kaç uçağın teslim edildiği, kabul edildiği, desteklendiği ve sürekli olarak etkili olduğu belirlenecek. Özellikle önleme uçakları için, sipariş tablosunda başı çekmek, mühendislik ve üretim çalışmalarının tamamlanmasından ziyade aciliyet ve satın alma önceliğini gösteriyor. Kaynak: AMI
  20. Artan bütçe açıkları ve savaş, Trump’ın faiz oranlarını ve enflasyonu düşürme stratejisini boşa çıkarıyor 1. MASAMDAN NOTLAR Başkan Trump’ın ikinci döneminin başlarında, ekonomi danışmanları basit bir teori ortaya atmıştı: Tahvil piyasasına Washington’ın devasa bütçe açıklarını kapatma konusunda ciddi olduğu gösterilirse, uzun vadeli faiz oranları kendiliğinden düşecekti. Böylece Trump, Federal Rezerv’e (Fed) müdahale etmek zorunda kalmayacaktı. İşler beklendiği gibi gitmedi. Enflasyon yükseliyor, Fed faizleri artırıyor ve 10 yıllık Hazine tahvili getirisi yakın zamanda 2007’den bu yana en yüksek seviyesine ulaştı. Borçlanma maliyetleri düşmek bir yana; gümrük vergileri, enerji şokları ve yatırım patlaması nedeniyle yukarı çekiliyor; bu durum ise sabrı tükenen bir merkez bankası tablosu yaratıyor. Nick Timiraos ve Meridith McGraw, Trump’ın ters tepen ve faiz oranları ile enflasyonu yükselten hamlelerini inceliyor. Bu yazı, The Wall Street Journal’daki en iyi haberlere rehberlik eden "The 10-Point" bülteninin bir sayısıdır. Henüz abone değilseniz buradan kaydolabilirsiniz. Eğer bu bülteni e-posta kutunuzda okuyorsanız, bültenin çevrimiçi ve sesli versiyonlarına ulaşmak için yukarıdaki başlığa tıklayın. 2. BUGÜNÜN MANŞETLERİ Mısır, 7 Ekim’den önce İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu İsrail’e yönelik yaklaşan bir saldırı konusunda uyarmıştı. Barış müzakerecileri, Trump’ın Tahran’ın ateşkes teklifini reddetmesinin ardından ABD ile ateşkes görüşmelerini yeniden canlandırmak amacıyla İran’a nükleer programı konusunda taviz vermesi için baskı yapıyor. Trump yönetimi yetkilileri, Büyükelçi David Perdue’nun bir röportajda başkanın "bir noktada" Çin lideri Şi Cinping’e Amerikan silahlarının transferini içeren bir anlaşma yapmayı teklif ettiğini söylemesine rağmen, ABD’nin Pekin’e silah satma planı olmadığını belirtti. Sefer başına 40.000 dolara varan kazançların cazibesine kapılan Ekvador’un Manta kentindeki orkinos balıkçıları kokain kaçakçılığına sürükleniyor; bu durum onları denizde yaşanan ölümcül bir uyuşturucu savaşının hedefi haline getiriyor. 3. PİYASALARDAN CANLI YAYIN Enstrüman Son Değişim Değişim % E-Mini S&P 500 Vadeli İşlem Sürekli Kontratı (ES00) 7.765,75 $ -38,00 -%0,49 E-Mini Dow Sürekli Kontratı (YM00) 51.973 $ -190 -%0,36 E-Mini Nasdaq 100 Endeksi Sürekli Kontratı (NQ00) 30.594,50 $ -294,75 -%0,95 Spencer Jakab'ın takip ettiği hisseler: Tüketiciler temkinli davranmaya başladığında bazı şirketlerin kazançları düşüşe geçer; ancak Vail Resorts sanki "çift siyah elmas" (en zorlu kayak pisti) seviyesinde bir performans sergiliyor. Kayak merkezi işletmecisi bu öğleden sonra tüm yıla ait mali sonuçlarını açıklayacak ve FactSet tarafından ankete tabi tutulan analistler, şirketin hisse başına 4,43 dolar kazanç açıklamasını bekliyor; bu rakam, yılın başında 7,04 dolar olan konsensüs tahmininin altında kalıyor. (Spencer'ın "Markets A.M." bültenini e-posta kutunuza alın.) Jinjoo Lee, ABD'den gelen baskının Kanada'daki bir enerji devini harekete geçirdiğini yazıyor. 4. İLK BURADA OKUYUN Altı yatırım uzmanı, hızla yükselen tahvil getirilerini ve bunlara karşı nasıl işlem yapılması gerektiğini değerlendiriyor. Tahvil piyasasındaki sıkıntılar, yatırımcıları ekonominin ve kendi portföylerinin nereye doğru gittiğini öngörmeye zorluyor. 10 yıllık ABD Hazine tahvilinin getirisi yakın zamanda %5'i aşarak son 19 yılın en yüksek seviyelerine ulaştı. ABD'nin toplam borcu rekor kırarak 40 trilyon doları aştı. İran ile yaşanan gerilim petrol fiyatlarını yukarı çekiyor. Fed'in enflasyonu dizginlemek için faiz oranlarını artırmaya devam etmesi bekleniyor; bu da konut kredisi ve diğer borçlanma maliyetlerinin yakın zamanda kayda değer ölçüde düşmeyeceğine işaret ediyor. Peki ekonomi yükselen faizlerle nasıl başa çıkacak ve yatırımcılar buna hazırlanmak için ne yapmalı? Gregory Zuckerman ve Jack Pitcher; Ray Dalio, BlackRock'tan Rick Rieder ve diğer önde gelen fon yöneticilerine görüşlerini sordu. 5.Penn State'teki kampüs geneline yayılmış kokain şebekesi, öğrenci kardeşlik birliklerindeki (fraternity) "çaylaklık" (hazing) ritüelleriyle besleniyordu. Pennsylvania Eyalet Üniversitesi'nde bahar dönemi, hevesli öğrencilerin okulun erkek ve kız öğrenci birliklerinde (fraternity ve sorority) kendilerine yer bulmak için yarıştıkları "üyelik kabul" (rush) dönemidir. Delta Upsilon adlı erkek öğrenci birliğinde bu süreç, kısa bir süreliğine, adayların birlik evinin içinde kokain kesip paketlemelerinin ve uyuşturucuyu kampüs genelinde dağıtmalarının istenmesi anlamına geliyordu. Ashley Wong ve Jared Mitovich'in haberine göre; büyük jüri önündeki ifadeler ve cezai şikayetlere bakılırsa bu işin elebaşısı, adaylara bir kalıp kokaini nasıl parçalara ayıracaklarını, kreatinle nasıl karıştıracaklarını ve nasıl poşetleyeceklerini gösteren son sınıf öğrencisi Thomas Robinson'dı. Bu durum, Pennsylvania yetkililerinin ifadesiyle; çökertilmeden önce 13 mevcut ve eski öğrenciyi, beş öğrenci birliğini ve hatta bir birlik üyesinin babasını içine çeken, kampüs genelindeki daha büyük bir uyuşturucu ağının yalnızca bir parçasıydı. 6. HABERİ İNCELEYİN Prada; şnorkel gezileri ve 100.000 dolarlık eteklerle ultra zenginlerin gönlünü kazanmaya çalışıyor. Moda evi, lüks tüketim açısından zorlu geçen bir dönemde, en çok harcama yapan müşterileri kazanma konusunda rakipleriyle arasındaki farkı kapatmaya çalışıyor. Prada’nın stratejisi, şirketin 1913’te açılan ilk mağazasının çevresini yenilemek için üç yıldan fazla zaman harcadığı Milano’daki Galleria Vittorio Emanuele II’nin görkemli cam kubbesi altında gözler önüne seriliyor. Genişletilen sekiz katlı bu kompleks; kısmen mağaza, kısmen sergi alanı ve kısmen de Prada’nın en büyük müşterilerine özel bir kulüp işlevi görüyor. WSJ’den Nick Kostov’un çıktığı turu izleyin. 7. BUGÜN NELER OLUYOR? BM Genel Kurulu’ndaki genel görüşmeler New York’ta sona eriyor. Finansal Sonuçlar: Jefferies Financial 📰 Bugünün gazetesi 8. RAKAM NorthPoint Development’ın, Pocono Dağları’nın eteklerinde bir veri merkezi inşa etmesine izin verilmesi halinde Pensilvanya’nın Hazle Township bölgesindeki 4.500 hanenin her birine göndermeyi teklif ettiği çekin tutarı. Medyan hane halkı gelirinin yaklaşık 60.000 dolar olduğu bir bölge için bu ödeme; aylar sürecek kira, market alışverişi veya yakıt masraflarını karşılayabilir. Ancak gelir düzeyi, iş durumu veya konum ne olursa olsun, Journal’ın görüştüğü Hazle Township sakinlerinin çok azı, 45 milyon dolarlık ödeme karşılığında veri merkezini memnuniyetle karşılamaya istekli olduklarını belirtti. 9. VE SON OLARAK… Bir süpermarket, alkol yasalarını aşmak için bir pub açtı. Şimdi ise kapı görevlilerine ihtiyacı var. Lidl’ın Kuzey İrlanda’daki yeni mağazasında yer alan ve "Middle Ale" adı verilen bar, büyük ilgi görüyor ve şimdiden en az bir kavgaya sahne oldu. Belfast’taki mağazasında şarap, bira veya sert içki satmak için gerekli ruhsatı alamayan perakendeci, alışılmadık bir çözüm buldu: Bir pub ruhsatına başvurmak. Lidl’ın imzası niteliğindeki renklerle donatılan ve hazır kahve ile çorba kutularıyla süslenen pub, arka taraftan paket servis içecek sunuyor. Bu yöntem, Kuzey İrlanda’nın alkol yasalarının gevşetilmesi konusunda uzun süredir devam eden tartışmaya beklenmedik bir ivme kazandırıyor. Alışveriş demişken: WSJ okurları, yıllık 65 dolarlık Costco üyeliğinden en iyi şekilde yararlanmaya yönelik favori ipuçlarını paylaşıyor. 10. HABER MERKEZİNİN ÖTESİNDE Görüş: ABD'li biyoteknoloji firmalarına yönelik yeni gümrük vergileri, Amerikalılar için fiyatları artıracak ve Çin'in biyoteknoloji alanındaki hedeflerine katkı sağlayacaktır. WSJ | Buy Side: Ticari borçları tek bir çatı altında toplamak, şirketinizin tasarruf etmesini sağlayabilir ve geri ödeme sürecini kolaylaştırabilir. Rekabetçi faiz oranları sunan, öne çıkan ticari borç yapılandırma kredilerimize göz atın. Kaynak: TWSJ
  21. Büyükelçiye göre Trump, Çin Devlet Başkanı'na ABD silahı satın almak isteyip istemediğini sordu ABD'nin Çin Büyükelçisi'nin Pazar günü yaptığı açıklamaya göre Başkan Donald Trump, Tayvan'a yapılması planlanan silah satışını Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'e savunurken, bu satışı Washington'ın dünya genelinde gerçekleştirdiği pek çok satıştan sadece biri olarak nitelendirip önemini azaltmaya çalıştı; hatta Şi'ye ABD silahı satın almak isteyip istemediğini bile sordu. David Perdue, Trump'ın ABD'den, yükselen bir jeopolitik rakip konumundaki Çin'e silah satışı yapılması ihtimalini gündeme getirdiğini belirtti. Bu, gerçekleşmesi halinde ABD'nin Çin ve Tayvan'a yönelik nesillerdir süregelen politikasını kökten değiştirebilecek ve ABD teknolojisini potansiyel bir düşmanın eline geçme riskiyle karşı karşıya bırakabilecek sıra dışı bir teklifti. Trump'ın Şi'yi Washington'da devlet başkanı düzeyinde ağırlamasından günler sonra "Fox News Sunday" programında Shannon Bream'e konuşan Perdue, bu teklifin tam olarak ne zaman yapıldığını belirtmedi. Bream, Çin'in adayı işgal etme tehdidine karşı kendini savunması için Tayvan'a (kendi kendini yöneten bir demokrasi) yapılması gereken yardım paketleri ve silah siparişlerinin gecikmesiyle ilgili Cumhuriyetçi ve Demokrat yasa yapıcıların dile getirdiği endişeleri hatırlatmıştı. Bream, ABD'nin, geçen hafta Trump'ı ziyaret eden Çin Devlet Başkanı'nı memnun etmek amacıyla Tayvan'a silah satışını engelleyip engellemediğini sordu. Perdue bu iddiaya itiraz ederek, Trump'ın "Tayvan konusunda şimdiye kadar gördüğü herkesten daha kararlı bir tutum sergilediğini" ve adaya çok sayıda silah sattığını ifade etti. Perdue ayrıca, Trump ve Şi'nin Tayvan'a gelecekte yapılacak ABD silah satışları hakkında görüşmeye devam ettiklerini söyledi. Perdue, "Ancak Başkan Trump sürekli olarak 'Bakın, biz dünyanın dört bir yanındaki başka ülkelere de silah satıyoruz,' diyor," şeklinde konuştu. "Hatta bir noktada Başkan Şi'ye, kendisinin de silah satın almak isteyip istemeyeceğini sordu." ABD, kendi yasaları gereği Tayvan'a kendini savunma imkanlarını sağlama yükümlülüğü altındadır. Tayvan'ı resmen bir devlet olarak tanımasa da ABD, adanın en güçlü gayriresmi destekçisi ve silah tedarikçisidir. Bununla birlikte, Çin'in bir işgal girişiminde bulunması halinde ABD'li liderlerin birçoğu, bu müttefiki savunmak için askeri güç kullanıp kullanmayacakları konusunda muğlak bir tutum sergilemiştir. Çin, özellikle Mayıs ayında Pekin'de Trump ile Şi arasında gerçekleşen zirve sırasında olmak üzere, çeşitli vesilelerle Washington'a silah satışlarını durdurması yönünde baskı yaptı. Söz konusu görüşmenin ardından ABD, rekor düzeydeki 14 milyar dolarlık bir satış paketini askıya almış; Trump ise Tayvan'a yapılan silah satışlarını Çin'e karşı "çok iyi bir pazarlık kozu" olarak nitelendirmişti. Çin devlet medyasının aktardığına göre, Şi geçen hafta Beyaz Saray'da gerçekleşen özel görüşmelerde Trump'a, Tayvan'ın bağımsızlığına karşı çıkması yönünde baskı yaptı. Pekin'de ise Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Guo Jiakun, Pazartesi günü konuyla ilgili kendisine yöneltilen sorular üzerine Perdue'nin ifadelerini doğrulamadı. Ancak Guo, Çin'in ulusal savunma kapasitesini her zaman ihtiyaçları doğrultusunda güçlendirdiğini ve dünya barışı ile istikrarını korumaya kararlı olduğunu belirtti. Kaynak: AP
  22. Trump, vergi mükelleflerinin parasıyla hazırlanan videoda "güçlü lider" imajı çizerek yeni bir tartışma başlattı Bu, Donald Trump'ın Amerika'nın kendisini görmesini istediği hali. Videoda başkan; komünistlere, "derin devlet"e ve "yalan haber" medyasına karşı "nihai bir savaş" sözü verdiği yankılı bir ses kaydı eşliğinde, sert bakışlı ve kararlı bir "güçlü lider" portresiyle, net bir siyah-beyaz görüntüyle karşımıza çıkıyor. Ancak Pazar günü NFL yayınları sırasında gösterilen bu 30 saniyelik tanıtım filminin en çok tepki çeken yanı, üzerindeki şu ibare: "ABD Hükümeti tarafından finanse edilmiştir." Bu durum, akıllara önemli sorular getiriyor. Trump'ın 2024 seçim kampanyası sürecinde sosyal medyada paylaştığı bir videoya benzeyen bu çalışma; Beyaz Saray'ın iddia ettiği gibi bir "kamu spotu" olarak kamu kaynaklarının meşru bir kullanımı mı? Yoksa yetkilerini kullanırken neredeyse hiçbir sınır tanımayan bir başkanın, iyi yönetişim ilkelerine vurduğu yeni bir darbe mi? Üstelik söz konusu olan, ara seçimler öncesinde aşırı siyasi bir mesaj vermek için —kendi gündemine muhalif vatandaşlarınkiler de dahil olmak üzere— vergi mükelleflerinin parasının kullanılmasıyken? Demokratlar, yine vergi mükelleflerinin parasının kullanıldığı benzer videolar nedeniyle endişelerini dile getirdi. Tüketici hakları savunucusu grup Public Citizen, hükümetin etik denetim kurumlarına şikayette bulundu. Ayrıca Louisiana'dan Cumhuriyetçi Senatör John Kennedy, Pazar günü CBS News'un "Face the Nation" programında yaptığı açıklamada, hiçbir kamu görevlisinin kamu parasını "kendisi için hazırlanan özel reklamlar"a harcamaması gerektiğini söyledi. Beyaz Saray'ın tutumunu destekleyenler, daha yüce ulusal çıkarları vurgulamayı amaçladığı iddia edilen bir video ile siyasi bir reklamın ne olduğu konusunda bir miktar öznel yorum payı bulunabileceğini öne sürebilirler. Ancak bu tartışma, siyaset ve tarafsız yönetimle ilgili normlara ve tabulara defalarca meydan okuyan bir yönetim döneminde yaşanıyor. Üstelik kendi yönetimindeki genel müfettişleri, etik işlerinden sorumlu yetkilileri ve devlet memurlarını tasfiye etmiş bir başkanın bu tür endişeleri gerçekten önemseyip önemsemediği konusunda derin şüpheler mevcut. Koparılan bu yaygara, Trump'ın düzen yanlısı güçleri, kendisini bir "başkaldıran" (sisteme meydan okuyan) figür olarak konumlandırmasını güçlendirecek çatışmaların içine çekmek için başvurduğu o tipik kışkırtıcı davranışların bir örneği; ki bu taktik, onun iki başkanlık seçimini kazanmasında kilit rol oynamıştı. Bazen tüm bunlar, sırf kışkırtmak uğruna yapılan bir "trolleme" eylemi gibi görünüyor. Ancak bu durum, onun karanlık bir "derin devlet"in sürekli saldırısı altında olduğu ve ulusu yalnızca Trump'ın güçlü liderliğinin kurtarabileceği yönündeki anlatıyı besliyor. Yüz milyonlarca dolarlık devasa bir kampanya bütçesine sahip olan Trump'ın vergi mükelleflerinin parasını kullanmaya ihtiyacı olmadığı gerçeği, söz konusu reklamın kasıtlı olarak kışkırtıcı bir nitelik taşıdığı fikrini güçlendiriyor. Zamanlama da göz ardı edilemez: Cumhuriyetçilerin hem Temsilciler Meclisi hem de Senato'da yenilgiye uğramaktan endişe ettiği Kongre seçimlerine sadece beş hafta kala bu adım atılıyor. Videodaki "kahraman" anlatısı, Trump ara seçimlerdeki oy pusulalarında resmen yer almasa bile Cumhuriyetçi Parti'nin (GOP) sandığa gitmesini sağlamak zorunda olduğu o tipik Trump seçmenini harekete geçirebilecek türden bir mesaj niteliğinde. Trump'ın her şeye gücü yeten bir figür olarak yansıtıldığı bu imaj, anketlerin Amerikalıların onun ekonomi ve İran savaşı konusundaki politikalarını ve yapay zekayı düzenlemeyi reddetmesini onaylamadığını gösterdiği bir dönemde —ve görev süresinin sonuna yaklaşırken (topal ördek statüsü yaklaşırken)— siyasi durumuyla keskin bir tezat oluşturuyor. Beyaz Saray tartışmayı reddediyor ve Amerikalıların gurur duyması gerektiğini söylüyor Beyaz Saray, CNN'e yaptığı ve daha önceki videolara verdiği yanıtlara benzer nitelikteki açıklamada, bu "kamu spotlarının amacının, Amerikalılara ülkelerini sevmeyi ve ülkeyi hem yurt içinde hem sınırlarda hem de yurt dışında savunmaya değer kılan şeylerin neler olduğunu hatırlatmak" olduğunu belirtti. Açıklamada ayrıca, "reklamın eğitici ve tavizsiz bir şekilde vatansever olduğu; ülkemizle gurur duymamız gerektiği" ifade edildi. Beyaz Saray ayrıca, Trump'ın ara seçimlerde oy pusulasında yer almaması nedeniyle videoların siyasi nitelik taşımadığını savundu. Buna karşın Başkan, Teksas'taki "ara seçim mitingi"nde destekçilerine "sanki oy pusulasındaymışım gibi davranın" çağrısında bulunmuştu. Beyaz Saray İletişim Direktörü Steven Cheung, X platformunda şunları yazdı: "Televizyonda yayınlanan o muazzam kamu spotlarımız hakkında 'Yalan Haber' medyasının uydurduğu yalanların yanlarına kâr kalmasına izin vermeyin." Yönetim; George W. Bush, Barack Obama, Joe Biden, Woodrow Wilson ve Franklin Roosevelt dahil olmak üzere geçmişte başkanlar tarafından tanıtılan kamu spotlarına dair somut örnekleri de sıraladı. Bununla birlikte, Trump’ın reklamına dair anlamsal tartışma; onun öne sürdüğü —Marksistler, küreselciler ve “yalan haberler” tarafından kuşatılmış bir ülke tablosu şeklindeki— sözde krizin, Biden’ın videosundaki Covid-19 tehdidi ya da FDR’ın materyallerindeki Naziler ve Japon emperyalizmi tehdidiyle herhangi bir benzerlik taşıyıp taşımadığı noktasına odaklanacaktır. Biden’ın pandemi videosu —krizi sona erdirmek amacıyla aşıların uygulanmasını sağlama çabası bağlamında— açıkça siyasi bir nitelik taşımıyordu; ancak hükümetin krize verdiği tepki meselesinin tamamı, küresel sağlık acil durumunun o çetrefilli siyasi atmosferinin içine çekildi. FDR’in Savaş Enformasyon Ofisi (Office of War Information) ile yapılan kıyaslama, çok daha bariz bir şekilde temelsiz görünüyor. Söz konusu kurum, İkinci Dünya Savaşı çabalarının ve ABD hükümetinin politikalarının durumunu ve ilerleyişini tanıtmak amacıyla Haziran 1942’de kurulmuştu. O tarihe gelindiğinde ABD, Pearl Harbor’da saldırıya uğramıştı. ABD Donanması Pasifik Savaşı’nda aktif rol alıyordu ve Amerikan bombardıman uçakları kısa süre içinde Nazi Almanyası semalarında olacaktı; ancak İkinci Dünya Savaşı kriziyle yapılan bu kıyaslama tartışmaya açıktır. Trump’ın videosuyla ilgili yeni tartışma, CNN tarafından görülen faturalara göre, İç Güvenlik Bakanı Kristi Noem’in görevden ayrılmasından kısa bir süre önce kendisini öne çıkaran bir kampanya için harcanan on binlerce dolarlık vergi mükellefi parasıyla ilgili kopan fırtınayı da akıllara getiriyor. Muhalifler, "Kuzey Kore" tarzı bir "propaganda" konusunda uyarıda bulunuyor. Amerika’nın tehlike altında olduğu fikri, Trump’ın ara seçim kampanyasının ve sosyalistlerle komünistlerin yönetimi ele geçirme planları yaptığına dair Cumhuriyetçi uyarıların merkezinde yer alıyor. Demokrat koalisyonu içinde demokratik sosyalistler giderek daha fazla seslerini yükseltse de, onları Sovyet totaliterleriyle doğrudan kıyaslamak tarihsel gerçeklerle bağdaşmayan bir yaklaşımdır. Her halükarda Trump, modern Çin komünizmi kolektivist ekonomiden ziyade ideolojinin otoriter doğasıyla tanımlansa bile, kısa süre önce dünyanın en güçlü komünisti olan Çin lideri Şi Cinping’i bir devlet ziyaretinde ağırlayarak üç gün geçirdi. Trump’ın kameraya doğru gülümsemeden yürüdüğü o çarpıcı video, onun otoriter imajını eleştirenler arasındaki huzursuzluğu da derinleştirecek. Tıpkı Beyaz Saray’ın vatandaşlara neyle gurur duymaları "gerektiğini" söyleyen açıklamasının yapacağı gibi. Video ayrıca, yönetimin basının —ve her bir Amerikalının— Birinci Değişiklik (First Amendment) kapsamında sahip olduğu anayasal hak ve özgürlüklere meydan okuduğu bir dönemde yayınlandı. Bir yargıcın yasağı geçici olarak askıya almasının ardından Beyaz Saray’ın üç medya kuruluşunun daimi giriş kartlarını iptal etmesi ve yönetimin CNN’in hafta sonu ortak haber takibi (pool) rotasyonuna katılımını engellemesiyle ilgili önemli hukuki kararlar bekleniyor. Kongre’deki önde gelen Demokrat bütçe yetkilileri geçen hafta Beyaz Saray Özel Kalem Müdürü Susie Wiles’a bir mektup yazarak, Trump’ın daha önceki bir videosunun geri çekilmesini talep etti ve vergi mükelleflerinin parasının kullanılmasının yasa dışı olduğu uyarısında bulundu. Washington Senatörü Patty Murray, Rhode Island Senatörü Jack Reed, Connecticut Temsilcisi Rosa DeLauro ve Maryland Temsilcisi Steny Hoyer'in de aralarında bulunduğu milletvekillerinin imzaladığı mektupta, "Bu, Amerika Birleşik Devletleri'nde değil, Kuzey Kore'de beklenebilecek türden bir hükümet propagandasıdır ve Amerikalıların zor kazanılmış vergi paralarının son derece yasadışı ve vahim bir şekilde kötüye kullanılmasıdır" denildi. Mektupta, videonun, federal fonların propagandayı desteklemesini yasaklayan 2026 Konsolide Ödenekler Yasası'nın E Bölümü'nün 718. Maddesinin "açık bir ihlali" olduğu ve Hatch Yasası da dahil olmak üzere diğer federal etik yasalarının da açık bir ihlali olduğu belirtildi. Public Citizen, daha önceki iki Trump videosunun "vergi mükelleflerine ve demokrasimize hakaret" olduğunu iddia ederek Hükümet Hesap Verebilirlik Ofisi ve ABD Özel Savcı Ofisi'ne şikayette bulundu. Ancak mevcut yönetimde her zaman olduğu gibi, bu tür soruların hükümet içinde ciddiye alınıp alınmayacağı sorusu gündeme gelecektir. Eğer Demokratlar ara seçimlerde Kongre'de çoğunluğu kazanırsa, Trump'ın son reklamları agresif bir denetim ve soruşturma rejimine dahil edilebilir. Ancak Trump döneminin bir dersi de şudur ki, başkanlık yetkisine getirilen kısıtlamalar, yürütme organı makamla ilgili tarihi normları bilinçli olarak görmezden geldiğinde pek bir anlam ifade etmeyebilir. Ve gelecekteki başkanların, Demokratlar da dahil olmak üzere, 47. başkanın yarattığı fırsatlardan yararlanmaları şaşırtıcı olmaz. Kaynak: CNN
  23. Uzman, 17 eyaleti ve vatandaşlarını etkileyecek yeni Trump yasası konusunda uyarıyor Milyonlarca Amerikalı, sağlık sigortasına sahip olmanın aynı zamanda kendilerini tedavi etmeye istekli birini bulmak anlamına geleceği yönündeki makul beklentiyle Medicaid'e güveniyor. Ancak bu iki durum her zaman bir arada gerçekleşmiyor. Doktorlar ve hastaneler, birçok hizmet karşılığında Medicaid'den Medicare veya özel sigortaya kıyasla daha düşük ödemeler alıyor; bu da sağlık hizmeti sunucularının yeni Medicaid hastalarını kabul etme konusunda çok az finansal teşvike sahip olmasına yol açıyor. Donald Trump'ın imzasını taşıyan 2025 tarihli vergi ve harcama yasasının önemli bir hükmü, şimdi bu hassas denge üzerinde çok daha büyük bir baskı oluşturmaya hazırlanıyor. Health Affairs dergisinde yayımlanan yeni bir araştırma, 2028'de etkisini göstermeye başlayacak federal sınırlandırmaların, eyaletlerin sağlık hizmeti sunucularına yapılan geri ödemeleri artırmak için kullandığı bir Medicaid ödeme kategorisinde yılda yaklaşık 51,8 milyar dolarlık kesinti gerektirebileceğini öngörüyor. Araştırmacı Debra Lipson, hastaların bunun sonuçlarını nihayetinde çok somut bir noktada —doktorun bekleme odasında— hissedebilecekleri konusunda uyarıyor. Medicaid sahibi olmak, doktor bulmayı garanti etmez Medicaid, federal hükümet ve eyalet yönetimleri tarafından ortaklaşa finanse edilen bir program aracılığıyla düşük gelirli bireylere sağlık güvencesi sağlar. Hizmete erişim, uzun zamandır programın zayıf yönlerinden biri olagelmiştir. Düşük geri ödeme oranları, bazı doktorların Medicaid hastalarını ya tamamen reddetmesine ya da kabul ettikleri hasta sayısını sınırlamasına neden olmaktadır. Eyaletler, bu açığı kapatmak için giderek artan bir şekilde "eyalet yönlendirmeli ödemeler" (state-directed payments) olarak bilinen düzenlemelere başvurmaktadır. Bu tür ödemeler, Medicaid kapsamında yönetilen bakım programlarını yürüten eyaletlerin, sigorta şirketlerini belirli hastanelere, bakım evlerine ve diğer hizmet sunucularına yapılan ödemeleri artırmaya zorlamasına olanak tanır. Bu mekanizma aracılığıyla yapılan harcamalar hızla artmıştır. Lipson'ın analizi, Medicare oranlarının üzerinde ödeme yapan 39 eyaletin, 2024-25 değerlendirme dönemlerinde ilgili eyalet yönlendirmeli ödemeler için yıllık ortalama 106,3 milyar dolar harcadığını ortaya koymuştur. Trump'ın 2025 yasası kuralları değiştirmek üzere. Washington, ödemelere bir üst sınır getiriyor Kongre, 2025 bütçe uzlaştırma yasasının bir parçası olarak, belirli eyalet yönlendirmeli ödemelerin ne kadar yüksek olabileceğine dair yeni sınırlamalar getirdi. Medicaid kapsamını genişleten eyaletler, etkilenen hizmetler için genellikle ilgili Medicare ödeme oranının yüzde 100'ü ile sınırlandırılacaktır. Medicaid kapsamını genişletmeyen eyaletler, bu oranı yüzde 110'a kadar çıkarabilir. Söz konusu üst sınırların üzerinde kalan ve daha önce onaylanmış ödemeler geçici bir korumadan yararlanır; ancak bu koruma 2028 yılından itibaren kademeli olarak kalkmaya başlayacaktır. Ardından oranlar, izin verilen seviyeye ulaşana dek her yıl 10 puan düşürülecektir. Bu sınırlamaları destekleyenler, söz konusu düzenlemeyi; aşırı büyüyen ve eyaletlerin giderek artan miktarlarda federal Medicaid fonu kullanmasına olanak tanıyan bir finansman mekanizmasını dizginlemenin bir yolu olarak görmektedir. Trump yönetimi daha genel bir çerçevede, programı israftan ve şaibeli finansman uygulamalarından korumak adına daha sıkı kısıtlamalara ihtiyaç duyulduğunu savunmuştur. CMS (Medicare ve Medicaid Hizmetleri Merkezleri), eyalet yönetimindeki ödeme reformunu, sağlık hizmetlerine erişimi korurken mali bütünlüğü iyileştirmeye yönelik bir çabanın parçası olarak tanımlamıştır. Lipson’ın analizi ise meselenin diğer boyutuna odaklanmaktadır. Sağlık hizmeti sunucularına aktarılan fonların azalması, nihayetinde Medicaid hastalarını kabul etmeye istekli hizmet sunucularının sayısının düşmesi anlamına gelebilir. Araştırmacı, bedeli hastaların ödeyebileceği konusunda uyarıyor. Lipson, yeni kısıtlamalardan en çok etkilenecek olan eyalet yönetimindeki ödemeleri inceledi. Çalışması, 36 eyaletteki ödemelerde yıllık toplamda yaklaşık 51,8 milyar dolarlık bir kesinti yapılması gerekebileceğini öngörüyor. Araştırmaya göre, on yedi eyalet; toplam Medicaid harcamalarının yüzde 10 ila 25'ine denk gelen olası kesintilerle karşı karşıya kalabilir. Lipson, söz konusu fonlar ortadan kalktıkça sağlık hizmeti sunucularının zorlu kararlar vermek zorunda kalacağına inanıyor. Lipson, "Bu durum, söz konusu hastanelerin ve akademik tıp merkezlerimiz bünyesinde yer alan bazı bakımevlerinin, kabul ettikleri Medicaid hastası sayısını sınırlamaya başlayacakları anlamına geliyor," dedi. "Bu da Medicaid kapsamındaki kişilerin temel sağlık hizmetlerine erişimini zorlaştıracaktır." Onun bu uyarısı, münferit hastanelerin veya doktorların erişimi kısıtlayacağına dair kesin bir öngörüden ziyade, muhtemel sonuçlara ilişkin bir değerlendirme niteliği taşıyor. Bazı eyaletler çok daha büyük bir şokla karşı karşıya Mali yük, Amerika genelinde eşit bir şekilde dağılmayacaktır. Lipson’ın analizinde Nebraska, Louisiana ve Güney Carolina öne çıkıyor; zira bu eyaletlerde söz konusu kesintilerin, toplam Medicaid harcamalarının dörtte birini aşması muhtemel. Kaynak verilere göre; ticari sigorta oranlarına yakın düzeydeki eyalet yönetimli ödemelere büyük ölçüde bağımlı olan diğer eyaletler arasında Iowa, Nevada, Arizona, Kentucky, New Mexico, Illinois, Tennessee, Florida, Georgia, Kuzey Carolina, Michigan ve Mississippi yer alıyor. Bu tür farklılıklar önem taşıyor çünkü eyaletler Medicaid finansman sistemlerini birbirinden çok farklı şekillerde kurgulamış durumdalar. Hizmet sağlayıcıların ödemelerini yeterli düzeyde tutabilmek için artırılmış ödemelere büyük ölçüde bel bağlayan bölgeler, federal üst sınır uygulaması geldiğinde çok daha kapsamlı bir yeniden düzenleme süreciyle karşı karşıya kalacak. Bu mekanizmaya nispeten daha az bağımlı olan eyaletler ise çok daha küçük çaplı bir uyum süreci yaşayacak. 52 milyar dolarlık rakamın doğru bağlama oturtulması gerekiyor Çalışmanın tahminini dümdüz bir "52 milyar dolarlık Medicaid kesintisi" olarak nitelendirmek, önemli bir ayrımı gözden kaçırmak anlamına gelir. Lipson, eyaletlerin yeni federal sınırlamalara uyum sağlaması için, etkilenen eyalet yönetimli ödeme düzenlemeleri kapsamındaki yıllık Medicaid harcamalarının ne kadar düşmesi gerektiğini hesapladı. Lipson'ın tahmini, Washington'ın belirli bir günde Medicaid bütçesinden tek kalemde 51,8 milyar doları çıkaracağı anlamına gelmiyor. Eyaletlerin uyum sağlamak için zamanı var; ayrıca mevcut hakların korunduğu (grandfathered) ödemeler, 2028'den itibaren kademeli olarak azaltılacak. Bununla birlikte, Kongre Bütçe Ofisi daha önce, eyalet yönetimli ödeme hükmünün tek başına federal Medicaid harcamalarını on yıllık bir süre zarfında yaklaşık 149 milyar dolar azaltacağını öngörmüştü. Dolayısıyla hastaneler ve diğer hizmet sağlayıcılar için, bu kademeli azaltma süreci henüz başlamadan önce konuyu yakından takip etmek adına geçerli nedenler bulunuyor. Özel sigorta sektörü de etkilenebilir Lipson başka bir olasılığa daha dikkat çekiyor. Medicaid gelirlerini kaybeden hastanelerin ödemeleri gereken faturalar varlığını sürdürüyor. Lipson'ın analizine göre, bazı hastaneler ticari sigorta şirketleriyle daha yüksek geri ödeme oranları üzerinde anlaşarak bu kaybın bir kısmını telafi etmeye çalışabilir. Böyle bir tepki, mali baskının bir kısmını Medicaid kapsamından çıkarıp işverenlere ve özel sigortalı Amerikalılara kaydırabilir. Hizmet sağlayıcıların bu değişimi başarıyla gerçekleştirip gerçekleştiremeyeceği; yerel piyasalara, pazarlık gücüne ve diğer pek çok faktöre bağlı olacaktır. Medicaid katılımının azaltılması ise bir diğer seçenek olarak öne çıkıyor. Hastalar için bu durum, Lipson'ın uyardığı özellikle sinir bozucu bir senaryoyu yaratabilir: kağıt üzerinde sigortaları varken, yakındaki sağlık hizmeti sağlayıcılarının daha azının bunu kabul etmek istemesi. Kaynak: Dagens

Account

Navigation

Tarayıcı push bildirimlerini yapılandırın

Chrome (Android)
  1. Adres çubuğunun yanındaki kilit simgesine dokunun.
  2. İzinler → Bildirimler seçeneğine dokunun.
  3. Tercihinizi ayarlayın.
Chrome (Desktop)
  1. Adres çubuğundaki kilit simgesine tıklayın.
  2. Site ayarları seçeneğini seçin.
  3. Bildirimler seçeneğini bulun ve tercihinizi ayarlayın.