Bütün Eylemler
Geçen saat
-
En Son Sağlık Haberleri
Bir diş hekimi bunu yazmış Bir diş hekiminin önerisi: "Bu gece dene yarın gel bana teşekkür et..."
-
Avustralya hakkında her şey buraya...
Avustralya'nın Karanlık Tarihi
-
UEFA Avrupa Şampiyonlar Ligi Hakkında Her Şey - UEFA Champions League
#UCL 3. Hafta Fenerbahçe X Slavia Prag 20 Ekim Salı 19.45 Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Spor Kompleksi
-
Kanada hakkında her şey buraya...
The New York Times Son Dakika: Alberta, petrol zengini eyaleti ülkeden ayırmayı amaçlayan kampanyayı reddederek Kanada'da kalma yönünde oy kullandı.
-
En Son Kadın Basketbol Haberleri (Türkiye ve Dünyadan)
Hanımlar ve beyler, bu #EuroLeagueWomen sezonunun en uzun ve en kısa oyuncularıyla tanışın
-
Amerika'da Ne Oluyor - Güncel / Politik Haberler
Fiorella Isabel İspanyolca: Santa Fe (Yeni Meksika) kutsal inanç anlamına gelir. Albuquerque, İspanyol Albuquerque Dükü'nün adını almıştır. Nevada kar anlamına gelir. Las Vegas çayırlar anlamına gelir. Florida, La Florida veya çiçekli olan anlamına gelir. Los Angeles "melekler" anlamına gelir. Kaliforniya aslında İspanyol edebiyatından gelir, ancak Arapça'da "halife" veya lider anlamına gelen Khalifa kelimesinden türetilmiştir. Halifeliğe olan yakınlığına dikkat edin, haha. San Diego, San Francisco, San Antonio, İspanyol Katolik azizlerinin adlarıdır. Sacramento ayin anlamına gelir. Colorado kırmızı tonlu renk anlamına gelir. Teksas, Meksikalılar tarafından Cado yerli Amerikan kelimesi taysha'dan türetilen Tejas'tır. El Paso, Rio Grande (büyük nehir) boyunca uzanan dağ geçidine atıfta bulunan "geçit" anlamına gelir. Daha da devam edebilirim… Trump, ABD'yi etnik baharat içermeyen yemekler gibi basit ve sıkıcı hale getirmekle meşgul olmaya devam edecek. Bu yönetim için oldukça uygun.
-
En Son Erkek Basketbol Haberleri (Türkiye ve Dünyadan)
PARİS’TEN PERFORMANS PATLAMASI: EUROLEAGUE'DE İLK 6 HAFTAYA DAMGA VURAN YILDIZLAR! EuroLeague’de nefes kesen ilk 6 hafta geride kalırken, istatistik liderleri de şekillendi. Sayı krallığında Paris Basketball'un genç yıldızı Nadir Hifi zirveye kurulurken; asist, ribaund, blok ve top çalma kategorilerinde de kıyasıya bir rekabet yaşanıyor. İşte 6 haftalık maratonun ardından öne çıkan istatistik liderleri: 🏀Sayı KrallığıNadir Hifi (Paris Basketball) – 20.2 sayı Sasha Vezenkov (Olympiacos) – 18.0 sayı Dwayne Bacon (Dubai) – 17.8 sayı Carsen Edwards (Zalgiris) – 17.2 sayı Scottie Wilbekin (Beşiktaş) – 17.0 sayı 💹Ribaund LiderliğiJonas Valanciunas (Zalgiris) – 7.7 ribaund Aliou Diarra (Virtus Bologna) – 7.2 ribaund Walter Tavares (Real Madrid) – 7.2 ribaund Mfiondu Kabengele (Dubai) – 7.0 ribaund Elijah Bryant (Hapoel Tel Aviv) – 6.8 ribaund 🏹 Asist LiderliğiCarlik Jones (Partizan) – 6.0 asist Chris Jones (Kızılyıldız) – 6.0 asist Marcus Carr (Virtus Bologna) – 5.8 asist Theo Maledon (Real Madrid) – 5.8 asist TJ Shorts (Valencia) – 5.7 asist 🖐️ Top Çalma LiderliğiLuca Vildoza (Partizan) – 2.7 top çalma Allan Dokossi (Paris Basketball) – 1.8 top çalma Collin Malcolm (Anadolu Efes) – 1.7 top çalma Alessandro Pajola (Partizan) – 1.7 top çalma Tremont Waters (ASVEL) – 1.6 top çalma 🛡️ Blok LiderliğiAliou Diarra (Virtus Bologna) – 2.2 blok Daniel Oturu (Hapoel Tel Aviv) – 1.8 blok Marcus Bingham Jr. (Fenerbahçe Beko) – 1.6 blok Mouhamed Faye (Paris Basketball) – 1.5 blok Kenneth Faried (Baskonia) – 1.3 blok Kai Jones (Anadolu Efes) – 1.3 blok
-
En Son Gezegen Haberleri (Türkiye ve Dünyadan)
BBC News (World) Japonya'dan, Mars'ın uydusu Phobos'a doğru bir uzay aracı fırlatıldı; araç, burada bir miktar ay tozu (uydu tozu) toplamaya ve bunu Dünya'ya geri getirmeye çalışacak.
-
Amerika'da Ne Oluyor - Güncel / Politik Haberler
DWN SON DAKİKA: The Dallas Morning News, Ken Paxton yerine James Talarico’yu desteklediğini açıkladı. The Dallas Morning News, daha önce Senatör John Cornyn’in katıldığı tüm seçimlerde onu desteklemişti. Bu inanılmaz bir gelişme.
-
Amerika'da Ne Oluyor - Güncel / Politik Haberler
The Washington Post Post-ABC News-Ipsos tarafından yapılan bir ankete göre, Amerikalıların yaklaşık üçte ikisi Başkan Trump'ın başkanlık makamını kendini zenginleştirmek için kullandığını düşünüyor; geçen yıla kıyasla görülen artışın büyük bir kısmı ise Cumhuriyetçi eğilimli kişilerden kaynaklanıyor.
Bugün
-
İnsansız Savaş Hava Aracı (Askeri) - Drone
Admin şurada cevap verdi: Admin başlık Drone - İHA - İnsansız Hava Aracı - İnsansız Savaş Hava AracıAselsan Korkut Drone Avcısı
-
En Son Ev, Bahçe ve Şehir Haberleri (Türkiye ve Dünyadan)
Çin’in 48 saatte inşa edilen hızlı konutlarının ardındaki sır
-
Yapay Zeka Hakkında En Son Haberler (Türkiye ve Dünyadan)
- YAZILIM DÜNYASINDA BÜYÜK KIYAMET: ARTIK HİÇBİR DİJİTAL SIR GÜVENDE DEĞİL!
YAZILIM DÜNYASINDA BÜYÜK KIYAMET: ARTIK HİÇBİR DİJİTAL SIR GÜVENDE DEĞİL! Yapay zeka (YZ), teknoloji devlerinin milyarlarca dolarlık kalelerini içeriden yıkıyor. Kodların, ticari sırların ve yıllardır saklanan algoritmaların koruyucu zırhı tamamen parçalandı. “Tersine mühendislik” devrimi sayesinde, bir şirketin onlarca yılda inşa ettiği yazılım imparatorlukları artık günler, hatta saatler içinde sıfırdan klonlanabiliyor. Yazılım dünyası tarihinin en büyük sarsıntısıyla karşı karşıya: Artık dünyadaki tüm yazılımlar fiilen açık kaynaklı! 1. Vaatler Ertelendi Ama Gizli Tehlike Uykudan Uyandı Yapay zeka gündemimize girdiğinden beri insanlığa devasa sözler verildi. Endüstriyel tesislerde tam otomasyon, beyaz yakalı iş kollarında insan hatasını sıfırlayan akıllı sistemler ve mükemmel iş süreçleri... Ancak kabul etmek gerekir ki bu süslü vaatlerin birçoğu henüz tam anlamıyla hayata geçebilmiş değil. Yine de bu durum kimseyi yanıltmamalı. Yapay zeka beklenmedik anlarda, insan zihninin sınırlarını zorlayan öyle vurucu sonuçlar ortaya koyuyor ki, teknoloji dünyasının en deneyimli isimleri bile şaşkınlıklarını gizleyemiyor. Bu şok dalgalarının en büyüğü ise sessiz sedasız ama yıkıcı bir biçimde yazılım geliştirme ve güvenlik alanında yaşanıyor. 2. "Yazılımın Değeri Hızla Sıfırlanıyor" Sektörün en keskin ve tecrübeli gözlemcilerinden biri olan, geçmişte Facebook’ta da kritik görevler üstlenmiş politika danışmanı ve sağlık şirketi CEO’su Georg Zoeller, tablonun vahametini tek bir cümleyle özetliyor: Zoeller’in işaret ettiği bu dönüm noktası, yazılım mühendisliğinin en karanlık ve en zorlu disiplini olan "Tersine Mühendislik" (Reverse Engineering) kavramına dayanıyor. Çorbanın İçindeki Malzemeleri Tek Tek Ayıklamak Tersine mühendislik; elimizde bir yazılımın orijinal kaynak kodu (yani tarif defteri) yokken, sadece çalışan nihai uygulamayı inceleyerek onun arkasındaki mantığı, mimariyi ve kod yapısını çözme sürecidir. Bu süreci daha iyi anlamak için çarpıcı bir benzetme yapmak gerekir: Önünüzde mikserden geçirilmiş, tamamen püre haline getirilmiş homojen bir sebze çorbası olduğunu düşünün. Göreviniz ise bu çorbaya bakarak havuç, kereviz ve tane karabiber gibi orijinal malzemeleri tespit etmekle kalmayıp, onları miksere girmeden önceki ilk halleriyle birebir yeniden bir araya getirmektir. Normalde bir insanın, hiçbir ek destek almadan karmaşık bir yazılım için bu sürece girişmesi belki de birkaç ömür sürecek kadar imkansız ve gerçekçi olmayan bir çabaydı. Yazılım dedektifleri için önlerinde uzanan milyonlarca olasılık kombinasyonu vardı ve bu yolların %99'u çıkmaz sokağa çıkıyordu. 3. Yapay Zekanın Kaba Kuvveti: Sanal İşçi Ordusu Devrede İşte yapay zeka tam da bu imkansız denklemde devreye giriyor. Geleneksel makine öğrenimi teknikleri ile kaba kuvveti (brute force) harmanlayan yapay zeka, aynı anda binlerce, milyonlarca sanal "işçiyi" çalıştırabiliyor. Deneme-yanılma yöntemini ışık hızında uygulayan sistem, insan zihnini haftalarca kilitleyecek karmaşık olay yeri incelemelerini saniyeler içinde tamamlıyor. Eskiden inanılmaz derecede pahalı, uzmanlık gerektiren ve sancılı olan bir süreç; artık son derece ucuz, pratik ve herkesin erişebildiği bir işlem haline geldi. Zoeller’in ulaştığı nihai nokta yazılım sektörünün geleceğini sarsacak nitelikte: İki hafta önce kullanıma sunulan ve "Reverse Engineer Anything" (Her Şeyi Tersine Mühendislikle Çözümle) kelimelerinin kısaltması olan REA adlı ücretsiz araç, bu yıkıcı gücü sıradan kullanıcıların bile hizmetine sunarak sürecin fitilini tamamen ateşledi. 4. Adobe İmparatorluğuna İlk Darbe: "ArtCraft" Skandalı Bu devrimsel değişimin somut ve ürkütücü sonuçları, yakın zamanda piyasaya sürülen ArtCraft adlı uygulama koleksiyonuyla gözler önüne serildi. ArtCraft; Photoshop, Lightroom ve Premiere gibi grafik ve video dünyasının tekelini elinde tutan Adobe Creative Cloud paketindeki dev yazılımların birebir kopyalarından oluşuyor. Dışarıdan bakıldığında Adobe ürünlerinden tamamen farksız görünen bu 5 program, görsel olarak asıllarının tıpkı bir ikizi gibi. Her ne kadar şu an için arka plandaki karmaşık işlevlerinin büyük bir kısmı eksik olsa da —tıpkı bir Vahşi Batı film setindeki maket binalar gibi— bu durum sadece bir başlangıç. ArtCraft’ın baş geliştiricisi Martin Caffrey, teknoloji devi Adobe’ye kendi oyun alanında meydan okumaktan çekinmiyor. Adobe’nin fiyatlandırma ve lisans politikalarını "son derece ahlaksız" olarak niteleyen Caffrey, bu çakma kopyaları tam teşekküllü hale getirmek için devasa yatırımlar toplamaya başladı bile. Adobe Yıkılır mı, Yoksa Koruyucu Duvarları Yeterli mi? Yıllık 26 milyar doları bulan devasa gelirinin aslan payını bu yazılım paketinden elde eden Adobe için ilk akla gelen koruma kalkanı dev hukuk ekibi gibi görünebilir. Ancak uzmanlara göre Adobe’nin asıl rekabet avantajı (koruyucu hendekleri) yasalar değil, "güven" unsurudur. Profesyonel dev şirketler, kreatif ajanslar ve yayıncılar sadece bir koda para ödemezler. Teknik destek almaya, kesintisiz hizmete ve bir kriz anında karşılarında muhatap bulmaya ihtiyaç duyarlar. Adobe yönetimi, yapay zekanın dijital medyaya (sahte videolar, kalitesiz makaleler) yaptığını yazılıma da yapacağını, yani ortaya sadece uzun ama kalitesiz taklitler çıkarabileceğini düşünerek rahat bir nefes alabilir. Ancak uzmanlar uyarıyor: Bu devasa bir hata olur! Çünkü tersine mühendislik yetenekleri lineer değil, katlanarak gelişiyor. Eskiden aylar, sonra haftalar süren klonlama işlemleri artık günler, hatta saatler içinde tamamlanabiliyor. 5. Yazılımda Yeni Trend: Klonlamak Değil, "Remix" Yapmak! Yapay zeka ile tersine mühendislik sadece var olan dev devasa paketleri klonlamaya yaramıyor; yazılım tüketim alışkanlıklarını kökten değiştiriyor. Kişiye Özel Yazılım / Remix Çağı: Ünlü podcaster Adam Curry, yapay zekayı kapalı kutu yazılımları klonlamak için değil, stüdyo yazılımlarını kendi spesifik ihtiyaçlarına göre parçalayıp yeniden birleştirdiği "remix"ler yapmak için kullanıyor. Curry, ticari veya standart açık kaynaklı yazılımları bir daha asla eski haliyle kullanmayacağını tereddütsüz bir şekilde ifade ediyor. Oyun Mash-Up'ları: Georg Zoeller ise bir oyunun mekaniklerini ve fizik motorunu, başka bir oyunun görsel grafikleriyle harmanlayarak hibrit "mash-up" oyunlar oluşturuyor. Zoeller, "Telefonum şu an neredeyse tamamen kendi yazdığım (yapay zekaya yazdırdığım) uygulamalarla dolu," diyerek Google Drive gibi dev bulut servislerinin yerine bile kendi geliştirdiği kişisel sürümleri koyduğunu belirtiyor. Eski Donanımlar ve Sistemler Yeniden Doğuyor Yapay zekanın bu gücü sadece yeni yazılımları kopyalamakla kalmıyor, teknoloji tarihini de dönüştürüyor: Platform Taşıma Kolaylığı: Pahalı olduğu için vazgeçilen uygulamalar, farklı işletim sistemlerine (özellikle Windows gibi baskın platformlara) ışık hızında taşınabiliyor. Nostaljik Sistemlere Dönüş: Modern ağır yazılımlar, 1990'ların emektar Macintosh'larına veya eski hobi bilgisayarlarına uygun hafif versiyonlara dönüştürülebiliyor. Donanımların Kilidi Açılıyor: Müzik stüdyolarındaki eski sentezleyiciler, emektar tarayıcılar ve nostaljik cihazlar yapay zeka sayesinde yeniden hayata dönüyor. Cihazların içindeki gömülü yazılımları (firmware) çözen yapay zeka, sistemlere yeni güncelleme ve kurulum arka kapıları açıyor. Zoeller’in dediği gibi: "İçinde yazılım olan her şey ve çoğu donanım bir tür Linux çalıştırıyor; dolayısıyla kırılabilir ve güncellenebilir." 6. İstihdamda Sessiz Tehlike ve Casusluk Paranoyası Tüm bu gelişmeler, yazılım sektörünün istihdam haritasını da baştan aşağı değiştiriyor. Zoeller, kıdemli ve tecrübeli yazılım mühendislerinin işlerini hemen kaybetmeyeceğini düşünüyor; çünkü karmaşıklaşan sistemlerin bakımı ve mimari kontrolü halen derin bir tecrübe gerektiriyor. Ancak sektöre yeni girecek genç mühendisleri işe almayı haklı çıkarmak artık çok zor. Ve kaçınılmaz olarak, bir gün o tecrübeli nesil de emekli olduğunda geriye büyük bir boşluk kalacak. Teknoloji Devlerinin Trajikomik Çıkmazı Geçtiğimiz haftalarda yapay zeka devi OpenAI'nin genel merkezinde gizli bir gözetleme/dinleme cihazının bulunması, Silikon Vadisi’nde büyük bir casusluk paniğine yol açtı. Teknoloji devleri, milyarlarca dolar yatırdıkları kendi yapay zeka modellerinin ve gizli kodlarının çalınmasından dehşet derecede korkuyor. Ancak burada trajikomik ve ironik bir durum var: Şirketlerin bizzat geliştirdiği yapay zeka araçları, dünyada hiçbir sırrın kalmamasını garantiliyor. Bu durum akıllara efsanevi çizgi film Looney Tunes’taki bir sahneyi getiriyor: Yapay zeka şirketleri de tıpkı Yosemite Sam gibi, tüm dünyadaki yazılım sırlarını ve telif korumalarını yok edecek araçlar üretirken, günün sonunda kendi kurdukları bu dipsiz kuyuya düşmekten kaçamayacaklar. Kaynak: TI- Amerika'da Ne Oluyor - Güncel / Politik Haberler
Trump’ın atadığı yetkilinin, hatalı bir işten çıkarma olayı üzerine verdiği küfürlü tepki sızdı The Daily Beast’in edindiği bilgilere göre, Adalet Bakanlığı’nda görevli bir avukatı işten çıkardığını fark eden Todd Blanche, söz konusu avukatın, Trump yanlısı (MAGA destekçisi) ünlü bir ismin silah edinme haklarıyla ilgili bir davada yer aldığını öğrenince küfürlü bir tepki gösterdi. The Daily Beast, kardeş yayını Substack platformundaki "PunchUp" aracılığıyla Pazartesi günü paylaştığı haberde, Blanche’ın geçtiğimiz Mart ayında af işlerinden sorumlu avukat Elizabeth Oyer’i görevden çıkardıktan sonra küfür ettiğini aktardı. Oyer’in işine son verilmesi, Trump’ın göreve dönüşüyle birlikte "Biden yönetimiyle bağlantılı, kariyer sahibi Adalet Bakanlığı yetkililerine yönelik daha geniş çaplı bir tasfiyenin" parçasıydı; ancak Blanche, Oyer’i görevden çıkarmanın kamuoyunda yanlış bir izlenim yaratabileceğini çok geç fark etti. Haberde, Oyer’in özellikle "Trump destekçisi film yıldızı Mel Gibson’ın silah edinme haklarıyla ilgili, Adalet Bakanlığı içindeki bir anlaşmazlıkta" yer aldığı belirtildi. Af işlerinden sorumlu avukatın, muhafazakâr oyuncu ve yapımcı Gibson’ın daha önce aile içi şiddet suçundan hüküm giymesi nedeniyle kaybettiği silah edinme haklarının geri verilmesi konusunda bakanlık içindeki diğer yetkililerle fikir ayrılığı yaşadığı öne sürüldü. Oyer’i işten çıkardıktan birkaç gün sonra onun hangi meseleyle ilgilendiğini öğrenen Blanche’ın, bu durumun bir "misilleme" olarak yorumlanabileceğinden endişe ederek sert bir tepki gösterdiği, konuya yakın kaynaklar tarafından PunchUp’a aktarıldı. Görüşmeye doğrudan tanıklık eden kaynaklara göre Blanche, "S...eyim! Onu bu yüzden kovduğumu düşünecek," ifadelerini kullandı. The Daily Beast, yaşananları "Adalet Bakanlığı’nın merkezinde gerçekleşen, giderek daha da sertleşen olağanüstü bir anlaşmazlığın son perdesi" olarak tanımlarken, bakanlık yetkililerinin Oyer’in görevden alınma sürecine dair anlattıklarına şiddetle karşı çıktığını belirtti. Oyer’in sözcüsü ise, kendisinin Adalet Bakanlığı’ndan işten çıkarılma gerekçesine dair resmî bir açıklama talep ettiğini, ancak bakanlığın bunu defalarca reddettiğini ifade etti. Oyer’in ekibi, "Şu noktada söylediklerinin hiçbir inandırıcılığı yok," açıklamasında bulundu. Raporda ayrıca şu ifadeler yer aldı: "Oyer, 70 yaşındaki Gibson'ın silah taşıma haklarının iadesini tavsiye etmeyi reddettiği için işten çıkarıldığını iddia etti. Cesur Yürek filminin oyuncusu, 2011 yılında eski kız arkadaşı Oksana Grigorieva ile ilgili olarak eşine karşı işlediği şiddet suçundan suçsuz olduğunu kabul ettikten sonra bu ayrıcalığını kaybetmişti. Oyer, o zamanki Başsavcı Yardımcısı Paul Perkins'in kendisine Gibson'ı silah taşıma haklarının iadesi için dokuz adaydan oluşan bir kısa listeye eklemesini söylediğini ve direndiğinde baskı yaptığını, Perkins'in kendisine Gibson'ın 80 yaşındaki Donald Trump ile olan ilişkisinin onu tavsiye etmek için yeterli bir sebep olması gerektiğini söylediğini iddia etti." O zamandan beri Adalet Bakanlığı'ndan ayrılan Perkins, daha önceki bir raporda PunchUp'a Oyer'in iddialarının "kesinlikle yanlış" olduğunu ve "iade kurallarının Gibson'ı da kapsayacak şekilde düzenlenmesi gerektiğini asla söylemediğini" belirtmişti. Kaynak: Alternet- Rusya'nın Ukrayna İstilası Hakkında Bütün Haberler
Ukrayna, ABD başkanının talebine karşı gelerek Rusya’ya büyük bir saldırı düzenleyince Trump, Zelenskiy’i sert bir dille eleştirdi ABD Başkanı Donald Trump, Ukrayna’nın Rusya’ya bu yıl düzenlediği en büyük insansız hava aracı (İHA) saldırılarından birini gerçekleştirerek kritik bir petrol terminalini vurmasının ardından, Ukrayna liderine sert tepki gösterdi. Bu saldırı, Trump’ın Rusya’nın enerji altyapısına yönelik saldırıların durdurulması yönündeki talebine açık bir meydan okuma niteliğindeydi. Son günlerde Ukrayna ile ABD arasındaki gerilimin tırmanması, Kiev’de, Rusya’nın aralıksız saldırıları altında bir kışa daha girerken hayati önem taşıyan desteklerin kaybedilebileceği endişesini doğurdu. Trump, Cuma günü, ABD Kongresi tarafından öngörülen kapsamlı ekonomik yaptırımlardan Rusya’yı muaf tutan bir kararname imzaladı. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ise daha sonra NBC News’in “Meet the Press” programında, ABD’nin Rusya’nın safında yer almasının “tarihi bir hata” olacağını ifade etti. Ukrayna’nın Pazar gününe bağlayan gece gerçekleştirdiği İHA saldırısının ardından Trump, Truth Social platformunda yaptığı paylaşımda, Rusya’yı Ukrayna’daki savaşı sona erdirmeye yönelik müzakerelerden uzaklaştıracak herhangi bir adım atmak istemediğini belirtti ve “büyük bir ilerleme kaydedildiğine” inandığını ekledi. Aynı zamanda Zelenskiy’i hedef alan Trump, onun “bu savaşı bitirmek istemediğini, muhtemelen hiçbir zaman da istemediğini” öne sürdü; Zelenskiy ise bu iddiayı kesin bir dille reddetti. Trump, Pazar günkü paylaşımında, “Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşta barışı sağlamak için müzakere sürecindeyim ve Rusya’yı aptalca bir şekilde müzakere masasından uzaklaştıracak hiçbir şey yapmak istemiyorum” ifadelerini kullandı. Buna rağmen Ukrayna Devlet Başkanı, uzun vadeli bir barış sağlamayı amaçlayan “kesintisiz iletişim” sürecinin bir parçası olarak, Pazar günü ABD temsilcisi Steve Witkoff ve Trump’ın damadı Jared Kushner ile görüştüğünü açıkladı. Zelenskiy, X platformunda yaptığı paylaşımda, “Bunun gerçekleşmesi ve Amerika’nın konumunun güçlü kalarak barışın yakınlaşmasına yardımcı olması için üzerimize düşen her şeyi yapıyoruz” dedi. Öte yandan, Trump, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Çin lideri Şi Cinping arasında, Rusya’nın Ukrayna’daki savaşını sona erdirmeye yönelik olası bir üçlü görüşmeye dair haberler, gerilimi daha da tırmandırma riski taşıyor. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun olası görüşmelerden bahsetmesinin ardından, Ukrayna Dışişleri Bakanı Andriy Sibiha Pazartesi günü yaptığı açıklamada, bu üç lider arasında gerçekleşebilecek herhangi bir görüşmenin “Putin’i bu savaşı sürdürmeye teşvik edeceğini” belirtti. Hâlihazırda Özbekistan’da bulunan Rubio’ya, bir gazeteci tarafından, Wall Street Journal gazetesinde yer alan ve Putin’in bu ayın başlarında Trump ile yaptığı bir telefon görüşmesinde böyle bir zirve önerdiğini iddia eden haber soruldu. Rubio buna karşılık olarak, “Bilmiyorum. Yani, bir görüşme yapılacağına dair konuşmalar olduğunu sanıyorum. Ancak kesinleşmiş bir şey olup olmadığını bilmiyorum” dedi. Kremlin Pazartesi günü yaptığı açıklamada, “her üç devlet başkanının da Çin’deki zirveye katılma ihtimali göz önüne alındığında, böyle varsayımsal bir toplantı konusunun gerçekten gündeme geldiğini” belirtti. Kremlin Sözcüsü Dmitry Peskov gazetecilere verdiği demeçte, “Bununla birlikte, ne toplantının kendisi ne de olası gündemi ve içeriği hakkında somut bir öneri veya anlaşma hiç kimse tarafından tartışılmadı ya da ortaya konmadı” ifadesini kullandı. Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü ise, “Şu an için paylaşabileceğim bir bilgi yok” dedi. Ukrayna petrol tesislerini hedef alıyor Ukrayna, Rusya topraklarının derinliklerine yönelik uzun menzilli saldırılarını sürdürüyor. Rusya Savunma Bakanlığı, Pazar gününe bağlayan gece boyunca ülkenin çeşitli bölgelerinde 1.015 Ukrayna insansız hava aracının (İHA) düşürüldüğünü açıkladı. Rus yetkililere göre, hedeflerden biri St. Petersburg Petrol Terminali’ydi. Söz konusu terminal, yıllık 12,5 milyon tona kadar kapasiteye sahip. Saldırıda kullanılan insansız hava araçlarını (İHA) üreten Ukraynalı Fire Point şirketi, saldırının ardından terminal sahasında bir yangın çıktığını belirtti. Rus dağıtım şirketi Ozon’un açıklamasına göre, St. Petersburg’daki bir lojistik merkezi ile Rus sosyal medya platformu VKontakte’ye ait bir veri merkezi de saldırıya uğradı. Yerel yetkililere göre saldırılarda bir kişi hayatını kaybetti, beş kişi yaralandı; ayrıca bazı konutlarda da hasar meydana geldi. St. Petersburg’da yaşayan 41 yaşındaki bir bölge sakini, CNN’e verdiği demeçte, “Tam üzerimizde bir tanesini düşürdüler; parlak bir ışık çaktı ve bizi oldukça şiddetli sarstı,” ifadelerini kullandı. Bir başka bölge sakini ise, “Gürültüyü duyunca herkesi yataklarından kaldırdım, kedimizi de alıp banyoya saklandık,” dedi. Derinleşen bir anlaşmazlık Ukrayna’nın gerçekleştirdiği bu saldırılar, Zelenski ile Trump arasındaki ilişkilerin kötüleştiği bir döneme denk geldi. Trump, geçtiğimiz hafta Kiev’in Rusya’daki petrol rafinerilerine yönelik saldırılarını “rezalet” olarak nitelendirmişti. Trump bir hafta önce, Rusya ve Ukrayna’nın birbirlerinin enerji altyapılarına saldırmayı durdurma konusunda anlaştıklarını öne sürmüştü. Beyaz Saray, kritik ara seçimler öncesinde petrol ve dizel yakıt fiyatları üzerindeki baskıyı hafifletmeye çalışıyor. Ne Kiev ne de Moskova böyle bir anlaşmanın varlığını kabul etti. Ukrayna bu tür saldırılara kısa bir süreliğine ara verse de, Rusya Ukrayna’nın enerji tesislerini ve şehirlerini bombalamaya hiç ara vermedi. Ukraynalı yetkililere göre, pazar sabahına kadar geçen 24 saat içinde Rusya’nın düzenlediği füze ve İHA saldırılarında Ukrayna genelinde 11 kişi hayatını kaybetti, yaklaşık 50 kişi yaralandı. Yetkililer, bu saldırılar arasında Odessa bölgesindeki enerji tesislerine yönelik kapsamlı bir saldırının da bulunduğunu belirtti. Zelenski, pazar günü X platformunda yaptığı paylaşımda, “Amerikan Başkanı’nın bir hafta önce enerji alanında ateşkes ilan etmesinden bu yana Rusya, Ukrayna’nın enerji, petrol ve gaz sektörlerine kasten 76 kez saldırı düzenledi,” ifadelerini kullandı. Trump, Rusya’dan yapılan dizel ithalatına yönelik yaptırımları kaldırdı; ayrıca cuma günü, ABD Kongresi tarafından öngörülen kapsamlı ekonomik yaptırımlardan Rusya’yı muaf tutan bir kararnameyi yürürlüğe koydu. Bu hamle, Cumhuriyetçiler cephesinden dahi eleştirilere yol açtı. Zelenski, Pazar günü “Meet the Press” programına verdiği röportajda, söz konusu kısıtlamanın kaldırılmasının, Moskova’nın savaş meydanında başarısız olduğu bir dönemde Putin’in Ukrayna’ya karşı yürüttüğü savaşı güçlendirdiğini belirtti. Ayrıca, Ukrayna ordusunun kısa menzilli ve cephe hattındaki insansız hava araçlarını (İHA) yönlendirmek için kullandığı Starlink sistemine erişiminin hâlâ kısıtlı olduğunu yineledi. Zelenski, Ukrayna’ya ait İHA’ların uçuş hızının sınırlandırılmasının “Amerikan hükümetinden gelen bir mesaj” olduğunu ifade etti. Trump yönetimi ise hizmetin kısıtlanması yönünde bir talimat verdiği iddiasını reddetti. Erken uyarı yok Zelenski, balistik füze saldırıları sırasında ABD tarafının üç gün boyunca istihbarat paylaşımını durdurduğunu, ancak daha sonra bu paylaşımın yeniden başladığını söyledi. Buna yanıt olarak Rubio, “(Zelenski’nin) bunları nereden çıkardığını ya da neden basına böyle şeyler söylediğini bilmiyorum. Gidip kendisine sormalısınız. Herhangi bir kesinti olmadı” dedi. ABD uydu ağları, Ukrayna ordusuna yaklaşan füzeler konusunda uyarı sağlanmasında kritik bir rol oynuyor. Zelenski’ye göre Ukrayna, geçtiğimiz hafta içinde gerçekleşen balistik füze saldırılarından önce birkaç kez hiçbir erken uyarı almadı. Pazartesi günü X platformunda yaptığı paylaşımda, “Gece boyunca Rusya’dan yeni bir balistik füze saldırısı daha gerçekleşti ve ortaklarımızdan yine hiçbir erken uyarı gelmedi” ifadelerini kullandı. Ayrıca Kiev’in uzun vadeli bir barış anlaşmasına olan bağlılığını da yineleyen Zelenski, “Ukrayna bu savaşı hiçbir zaman istemedi; ortaklarımızın bu savaşı onurlu bir şekilde sona erdirmeye yönelik attığı HER türlü adımı memnuniyetle karşıladık” dedi. Zelenski’ye Pazar günkü röportajında, Trump’ın kendisiyle anlaşmanın Putin’le anlaşmaktan daha zor olduğuna dair yorumları da soruldu. Zelenski buna karşılık, “Yüzlerinde gülümseme olsa bile katil olan kişiler yerine, çok açık ve net ortaklara sahip olmak daha iyidir” yanıtını verdi. Trump’a güvenmek istediğini belirten Zelenski, onun Putin’e karşı tutumunu değiştirmesini umduğunu ifade etti. Trump’ın Ukrayna’nın bir müttefiki olup olmadığı sorulduğunda ise Zelenski, “Öyle olmasını umuyorum” dedi. Kaynak: CNN- En Son Politik Haberler (Türkiye ve Dünyadan)
Fransa'daki protestoların ardındaki geçim kriziyle ilgili 4 temel veri Fransa'da hayat pahalılığına karşı düzenlenen protestolar, hafta sonu şiddet olaylarına ve yağmalara dönüştü. Yüz binlerce kişi, artan hayat pahalılığı ve kamu hizmetleriyle ilgili büyüyen öfke nedeniyle gösteri düzenledi. Fırlayan enerji fiyatlarından düşen gelirlere kadar, yaşanan huzursuzluğu açıklamaya yardımcı olan dört temel veri bulunuyor. Fransa'da hayat pahalılığına yönelik artan öfke, hafta sonu yağma ve şiddet olaylarıyla patlak verdi. Ülke genelinde gösteri yapan yüz binlerce insanın büyük çoğunluğu eylemlerini barışçıl bir şekilde gerçekleştirse de, polis ile bazı protestocular arasında çatışmalar yaşandı; güvenlik güçleri göz yaşartıcı gaz kullandı. Başlangıçta öğrencilerin okul koşullarının kötüleşmesine tepkisiyle başlayan huzursuzluk, zamanla Fransa'da yaşamın karşılanamaz hale gelmesinden kaynaklanan hayal kırıklığının körüklediği daha geniş çaplı bir harekete dönüştü. Fransız hanelerinin karşı karşıya olduğu mali baskılar, Amerikalıların da aşina olduğu sorunlar: hızla yükselen enerji fiyatları, enflasyona yetişmekte zorlanan ücretler ve geçim sıkıntısı. İşte protestoların temelindeki mali hoşnutsuzlukları açıklamaya yardımcı olan dört veri: 1. Yoksulluk oranı son 30 yılın zirvesinde Fransa Ulusal İstatistik ve Ekonomik Araştırmalar Enstitüsü (INSEE), parasal yoksulluğu, hane büyüklüğüne göre ayarlanmış ulusal medyan gelirinin %60'ından daha düşük bir yaşam standardına sahip olmak şeklinde tanımlıyor. 2024 yılı itibarıyla bu eşik, yalnız yaşayan bir kişi için aylık 1.337 avro olarak belirlendi. INSEE tarafından temmuz ayında yayımlanan verilere göre, Fransa'da parasal yoksulluk oranı 2024 yılında %15,4'e ulaşarak, yıllık kayıtların tutulmaya başlandığı 1996 yılından bu yana kaydedilen en yüksek seviyeye çıktı. Bu veriler, mevcut en güncel bilgileri oluşturuyor; zira yoksulluk oranlarının hesaplanması, derlenmesi ve analiz edilmesi zaman alan ayrıntılı vergi ve sosyal yardım kayıtlarını gerektiriyor. Bu da Fransa ana karasında yaklaşık 9,8 milyon insanın yoksulluk sınırının altında yaşadığı anlamına geliyor. 2. Enerji fiyatları 2015'ten bu yana %60'tan fazla arttı Artan enerji maliyetleriyle boğuşanlar sadece Amerikalılar değil. INSEE verilerine göre, Fransa'da enerji fiyatları 2015 ile 2026'nın ilk yarısı arasında %60'tan fazla artış gösterdi. Elektrik fiyatları bu dönemde %43 oranında artarken, yakıt fiyatları 2025 yılının sonunda 2015 yılına kıyasla %31 daha yüksek seviyedeydi. Dünyanın büyük bir bölümünde olduğu gibi, İran'daki savaş ve Hürmüz Boğazı krizi, yakıt fiyatlarının hızla yükselmesine yol açtı. INSEE raporuna göre, 2026 yılının Nisan ayına gelindiğinde Fransa'daki yakıt fiyatları, 2025 sonuna kıyasla %30 daha yüksekti. Artan yakıt maliyetleri, Eylül ayında Fransa'da gerçekleşen protestoların temelini oluşturuyordu; bu hareketin mensupları, geçtiğimiz hafta yaşanan ayaklanmalarda öğrenciler ve sendikalarla bir araya geldi. 3. Fransa'da her 10 kişiden yaklaşık 3'ü beklenmedik masrafları karşılayamıyor Avrupa Birliği'nin istatistik kurumu Eurostat'tan elde edilen veriler, 2025 yılında Fransa'da yaşayan insanların %28,8'inin, borç almadan veya mali yardım arayışına girmeden beklenmedik bir masrafı karşılayamayacak durumda olan hanelerde yaşadığını gösteriyor. Fransa, Avrupa genelindeki durumdan çok da farklı değil —AB ortalaması da yaklaşık %29 seviyesindeydi— ancak bu rakamlar, halkın yaşam maliyeti nedeniyle protestolar düzenlediği bir dönemde, hanelerin neredeyse üçte birinin karşı karşıya olduğu mali güvensizliği gözler önüne seriyor. 4. Fransa'da insanların %40'ından fazlası geçimini sağlamakta çeşitli zorluklar yaşıyor Eurostat verilerine göre, 2025 yılında Fransa'da her 10 kişiden dördünden fazlası (%41,1), geçimini sağlamakta en azından bir miktar zorlandığını belirten hanelerde yaşıyordu. Bu kişilerin %19,4'ü "bir miktar zorlandığını", %13,7'si "zorlandığını", %8'i ise "çok zorlandığını" ifade etti; bu durum, Fransız hanelerinin karşı karşıya olduğu yaygın mali sıkıntıyı gözler önüne seriyor. Kaynak: BI- En Son Bilim Haberleri
- Adaletle Yönetilmek İstiyorsak, Önce Kur’an İle Buluşmalıyız. Böylece Ehil İnsanları Seçebiliriz.
Bu makalemde sizlere, Allah’ın Kur’an’da çok önemle bizleri uyardığı bir konuyu hatırlatmak istiyorum ADALET ve YÖNETİM. Kur’an İslam’ın temel direği ve mülkün temeli olan adalet kavramını, doğrudan emreden en temel ayet Nahl Suresi 90. ayettir. Cuma hutbelerinde de sıkça okunan bu ayet, adaletin dinin özü olduğunu açıkça ortaya koyar: “ŞÜPHESİZ ALLAH, ADALETİ, İYİLİK YAPMAYI, YAKINLARA YARDIM ETMEYİ EMREDER; HAYÂSIZLIĞI, FENALIĞI VE AZGINLIĞI DA YASAKLAR. O, DÜŞÜNÜP TUTASINIZ DİYE SİZE ÖĞÜT VERİYOR.” (Nahl 90. Ayet) Gelin bu konuda Allah Kur’an’da neler söylüyor ve bizleri nasıl uyarıyor ona bakalım. Ama önce şunu hatırlatmak isterim, Allah bizlerin yöneticilerimizi seçerken bakın nasıl yöneticiler seçmemizi özellikle istiyor, çünkü adalet istiyorsak, bu ayetinde gereğini yerine getirmeliyiz, getirmediysek, BOŞUNA ADALET BEKLEMEYELİM. Çünkü ne ekersek onu biçeriz, ekmediğimiz bir şeyi de isteme hakkımız yoktur. Nisa 58: ALLAH, SİZE, EMANETLERİ MUTLAKA EHLİNE VERMENİZİ VE İNSANLAR ARASINDA HÜKMETTİĞİNİZ ZAMAN ADALETLE HÜKMETMENİZİ EMREDİYOR. DOĞRUSU ALLAH, BUNUNLA SİZE NE GÜZEL ÖĞÜT VERİYOR! ŞÜPHESİZ Kİ ALLAH, HAKKIYLA İŞİTENDİR, HAKKIYLA GÖRENDİR. (Diyanet meali) Rabbimiz biz kullarını çok önemli bir konuda uyarıyor ve bir öğüt veriyor. Sizleri yönetecek liderlerinizi, yöneticilerinizi mutlaka EHİL YANİ İŞİNİ BİLEN, EĞİTİMLİ İNSANLARDAN SEÇİN diyor. Bu ayete lütfen dikkat, bizler bu uyarıyı dikkate alıp, bizleri yönetecek olanları İŞİNİN EHLİ insanlardan mı seçiyoruz, yoksa bu kriteri hiç dikkate almadan, bu insan çok dindar Müslüman öyle görünüyor diyerek mi seçiyoruz? Hatırlatırım Allah bu konuda da bizleri uyarıyor ve İsra 84. Ayetinde ne diyordu; “Herkes kendi mizaç ve karakterine göre iş yapar. RABBİNİZ KİMİN EN DOĞRU YOLDA OLDUĞUNU EN İYİ BİLENDİR.” Ne yazık ki bizler görünüşe bakarak, kimin en doğru yolda gittiğini anlamaya çalıştığımız için, bu konuda çok hatalar yapıyoruz. Halbuki bizler hiç kimsenin imanını, inancını ölçme ve değerlendirme yetkisine sahip değiliz, Rabbimiz bu konuda birçok ayetinde bizleri uyarıp ikaz etmiştir. Yakın geçmişte hocaefendi dedikleri şahsın, nasıl vatanına ve ona inananlara ihanet ettiğinin örneğini gördük, peki ders aldık mı? Gelelim Kur’an’ın, adalet konusunda bizlere yaptığı uyarılara. Kur’an adaletin önemini, yöneticilerin sorumluluklarını ve şahitlikte dürüstlüğü vurgulayan birçok ayetiyle Allah bizleri uyarır. Bazı ayetleri hatırlayalım. “ARALARINDA HÜKÜM VERİLECEK OLURSA ADALETLE HÜKMEDİLMESİ İSTENİR, ÇÜNKÜ ALLAH ADİL DAVRANANLARI SEVER.” (Maide 42) “EY İMAN EDENLER! ALLAH İÇİN HAKKI AYAKTA TUTAN, ADALETLE ŞAHİTLİK EDEN KİMSELER OLUN. BİR TOPLULUĞA DUYDUĞUNUZ KİN, SİZİ ADALETTEN SAPMAYA SEVK ETMESİN. ADİL OLUN; BU, TAKVAYA DAHA YAKINDIR.” (Maide 8) “EY İMAN EDENLER! KENDİNİZİN, ANA BABANIZIN VE YAKINLARINIZIN ALEYHİNE DE OLSA, ALLAH İÇİN ŞAHİTLİK YAPARAK ADALETİ TİTİZLİKLE AYAKTA TUTAN KİMSELER OLUN. (ŞAHİTLİK ETTİĞİNİZ KİŞİLER) ZENGİN DE OLSALAR FAKİR DE OLSALAR ALLAH ONLARA DAHA YAKINDIR.” (Nisa 135) “DE Kİ: “RABBİM ADALETLİ OLMAYI EMRETTİ. HER SECDE YERİNDE YÜZLERİNİZİ (O’NA) DOĞRULTUN. DİNİ ALLAH’A HAS KILARAK O’NA İBADET EDİN. SİZİ BAŞLANGIÇTA YARATTIĞI GİBİ (YİNE O’NA) DÖNECEKSİNİZ.” (Araf 29) Bu ve benzeri ayetleri okuduğumuzda, Allah’a kulluk görevimizi ibadetlerimizi yapmadan önce, demek ki ADALETİ SAVUNAN VE HAYATINA GEÇİREN bir insan olmamız, Allah’ın biz kullarından istediği öncelikli bir konu olduğu anlaşılıyor. Hatırlayınız Hz. Muhammed kitap ehline tabi değildi ama gerçeklerin arayışında, çevresinde ADALETİ SAVUNAN, YARDIMSEVER, GÜVENİLİR bir insan olduğu için Allah, O’nu güven Elçisi olarak seçmişti. Ne dersiniz bizleri yönetecek olanları seçerken, Allah’ın ikaz ve uyarıları ışığında, GÖREVİNDE BAŞARILI OLACAK EĞİL, ADALETLİ İNSANLARI MI YÖNETİCİ OLARAK SEÇİYORUZ? Bu kritere uymayan bir yönetici seçiyorsak, hiç şikâyet etmeyelim çünkü kendi ellerimizle kendimizi cezalandırmış oluyoruz, neden biliyor musunuz ALLAH’IN UYARILARINI İKAZLARINI DİNLEMEDİĞİMİZ İÇİN. Bizler her konuda bu seçimi yapmalıyız. Seçtiğimiz EHİL yönetici ise, oda çevresindeki ona yardım edecek yöneticileri de EHİL İNSANLARDAN SEÇECEKTİR. Böyle olunca da Allah’ın Kur’an’da emrettiği ADALETLİ, HUZURLU, RAHAT bir yaşam sürmemiz kaçınılmaz olacaktır. Yok eğer, seçeceğimiz yöneticileri İŞİNDE EHİL OLMAYAN KİŞİLERİ SEÇTİYSEK, ODA YANINA ALDIĞI YARDIMCILARI DA EHİL OLMAYAN, KENDİ ÇIKARLARI İÇİN ÇALIŞAN KİŞİLERİ SEÇECEKTİR. Bu konu üzerinde biraz daha durmak istiyorum. Liyakat ve Ehliyet çok önemlidir. Kişilerin sadece özgeçmişlerine veya diplomalarına, ait oldukları gurup ya da cemaatlerine göre değil, İŞİ YAPABİLME KABİLİYETLERİNE, BAŞARILARINA VE GEÇMİŞ PERFORMANSLARINA BAKILARAK ATAMA YAPILMALIDIR. Çağdaş yönetim anlayışında en önemli ölçüt üretilen somut sonuçlar ve yaratılan yeni değerlerdir. Göreve getirilecek kişiler karmaşık PROBLEMLERİ ÇÖZEBİLMELİ VE YENİLİKÇİ DÜŞÜNEBİLMELİDİR. Görev dağılımı ve atamalarda kayırmacılığın önüne geçmek için net kriterler belirlenmeli, süreçler açık ve şeffaf olmalıdır. Atanan kişilere sadece sorumluluk verilmemeli; görevlerini yerine getirebilmeleri için gerekli yetki, kaynak ve alan da tanınmalıdır. BU DERLER GÖZ ARDI ELİYORSA O TOPLUMDA NE ADALET, NEDE HUZUR ASLA SAĞLANAMAZ. Kur’an, devleti yönetecek Ehil insanlarında tek başına karar vermelerini yasaklamış ve mutlaka çevresindeki diğer ehil kişilere danışarak, farklı düşüncelerin tartışarak en doğruyu bulunmasını şart koşmuştur. Bir başka şekilde söylemek gerekirse, Kur’an YÖNETİMDE VE KARAR VERMEDE TEK ADAM YÖNETİMİNİ UYGUN GÖRMEZ. Ayeti ve uyarıyı hatırlayalım. Bakın Allah seçilen yöneticinin nasıl kararlar vermesini istiyor. Şura suresi 38. Ayetinde gerçek iman edenlerin, İŞLERİNİ YAPARKEN BİRBİRLERİNE DANIŞARAK YAPIN, diyerek tek başına karar vermenin hatalı olabileceğine işaret ediyor. Ali İmran 159. ayetinde de Allah, özellikle Resulüne hitaben aynı uyarıyı yapıyor ve BİR İŞTE KARAR VERECEĞİN ZAMAN, BU İŞİN EHLİ OLAN KİŞİLEREDE DANIŞ ONLARIN FİKRİNİDE AL diyerek, Allah’ın Resulünün bile gerektiğinde toplumu ilgilendiren konularda, mutlaka danışarak en doğru kararın bulunmasını istiyor. Hatırlatmak isterim bu konular dini konular değil, devleti yönetirken alınacak konular hakkındadır. Çünkü din Allah’ın dinidir gereken hükmü kanunu da yalnız Allah verir. Hiç kimseye danışılmaz. NE DERSİNİZ GÜNÜMÜZDE BİZLERİ YÖNETENLER, ALLAH’IN BU HÜKÜMLERİNE UYARILARINA UYUYORLAR MI? Hepimiz layık olduğumuzu buluruz. Yönetim konusunda bir şikâyetimiz varsa en büyük sorumlu, onları seçenindir. Suçlu arıyorsak, önce kendimizde aramalıyız. Dilerim bizleri yönetenleri EHİL insanlardan seçeriz ve onlarda bizleri ADALETLE yönetir. Allah cümlemizin yardımcısı olsun ve Kur’an ile gönül gözlerimizi açsın inşallah. Saygılarımla Haluk GÜMÜŞTABAK- SOKAKLARIN ASİL SOYLU İKİLİSİ: BİR ÇITIRIN VE BİR BEYAZIN TÜRKLERİ BÜYÜLEYEN AŞK HİKAYESİ (Simit ve Peynir)!
THE NOBLE PAIR OF THE STREETS: THE LOVE STORY OF A CRISPY SIMIT AND A SLICE OF CHEESE THAT ENCHANTED THE TURKS! The meeting of a sesame-covered golden ring with cheese—the purest and most characterful state of milk—is not a simple act of nourishment; it is a centuries-old ritual that shapes geography, history, the breaking down of class barriers, and our moods. In Turkey, no matter what time of day it is, a slice of cheese cut alongside a fresh, steaming simit straight out of the oven smelling of molasses is not just a meal, but virtually a common social denominator. 1. The Depths of History and Dough: From Palace Kitchens to Back Alleys The history of simit dates back to the Ottoman Court in the 1500s. In Evliya Çelebi’s Seyahatname (Book of Travels), we read that there were hundreds of simit bakeries and thousands of simit vendors in Istanbul. Cheese, on the other hand, is the most brilliant fruit of Anatolia's nomadic culture and the art of extending the shelf life of milk. The side-by-side union of these two flavors has evolved over time from being a "poor man's food" into an indispensable staple for all walks of life. The acidity and salty nature of the cheese, combined with the oily, nutty taste from the simit's sesame seeds and the lightly sweet molasses caramel on its exterior, creates a perfect gastronomic balance. Gevrek and Tulum in İzmir: When the warmth of İzmir's famous gevrek meets the oily texture of a sharp, hard İzmir Tulum Cheese, the flavor mark stamped on the palate is unparalleled. Kars Gruyère and Street Simit: The combination of the East's rich Gruyère or çeçil cheese with Istanbul's crispy street simit is practically an East-West synthesis. 2. The Most Intimate Form of Romance: Two Simits, a Slice of Cheese, and a Love Story Unlike flashy and opulent restaurant meals, simit and cheese are symbols of sincerity and unpretentiousness. They are the main characters of moments that feel more heartfelt than the most expensive gifts and remain more memorable than the most luxurious dinners. 3. A Classless Table: From the Suited Businessperson to the Construction Worker The most fascinating aspect of the simit-and-cheese culture is its democratic nature. It offers an equality that can be bought with money, yet cannot be measured by it. Ferry Rides: On a public ferry crossing the Bosphorus, a businessperson on the upper deck in a luxury suit trying to catch a meeting and a university student on the lower deck heading to school with a backpack cling to the exact same thing: Tea, simit, and triangle cheese. Even the seagulls are part of this ritual; a piece torn from the tip of the simit is tossed into the sky. Midnight Lifesavers: The only safe harbor for young people returning from a night out in the early hours of the morning, as well as for bakers starting their shifts and night watchmen, is a warm simit and kaşar cheese bought from a corner simit vendor. 4. Diversity and Sociology: Which Cheese, Which Simit? All across Turkey, the simit-cheese pairing adapts according to local identities: Region / City Simit Type Preferred Cheese Characteristic Feature Istanbul Plentiful sesame, molasses-coated, crispy Ezine White Cheese or Triangle Cheese Practical, fast, suited to the urban rhythm İzmir Pre-boiled, hot Gevrek İzmir Tulum Cheese Harmony of sharp, salty tulum with warm dough Ankara Thinner, darker, and crispier Kaşar or Strained White Cheese (Süzme) Traditional bureaucratic and student breakfast Trabzon / Rize Sesame-free, bald (kel) simit Kolot or Çeçil Cheese Simple texture pairing perfectly with tea A Living Heritage Simit and cheese are not merely a combination of carbohydrates and protein. They are the salty scent of waiting at a bus stop on a rainy morning; the pride of a feast fit for a king made with the last bit of money in student apartments; the aroma accompanying tea against the wind on a ferry deck. Whenever life becomes complex or whenever we wish to step away from ostentation, the first and most delicious harbor we return to will always be them: A crispy simit and a slice of cheese.- Diriliş: Ertuğrul - Resurrection: Ertuğrul
1. Introduction: A Socio-Political and Cultural Phenomenon Beyond a TV SeriesBroadcast on TRT 1 between 2014 and 2019 and produced by Mehmet Bozdağ, Diriliş: Ertuğrul was not merely one of the highest-rated productions in Turkish television history; it also reached hundreds of millions of viewers on a global scale, transforming into a contemporary socio-political and cultural phenomenon. Set in 13th-century Anatolia, the series revolves around the struggle for survival of Ertuğrul Gazi—the father of Osman I, the founder of the Ottoman Empire—and the Kayı tribe. The production features a multi-layered narrative structure that blends historical fiction, religious-philosophical subtexts, the complex geopolitics of the era, and contemporary political discourse. 2. Geopolitical and Historical Background: 13th-Century Anatolia and EurasiaThe foundation of the narrative in Diriliş: Ertuğrul rests upon the geopolitical chaos of the 13th-century world. The series presents the audience with a highly dynamic and precarious geography where power dynamics constantly shift: The Mongol Invasion and the Eastern Threat: Sweeping from the East like a hurricane, the Mongol Invasion (Ilkhanate) destroyed the political and cultural centers of the Islamic world, forcing millions of people to migrate westward into Anatolia. The series successfully portrays the existential crisis created by this mass migration and "Mongol terror." Byzantine and Crusader Alliances (The Western Stage): With the weakening of the Seljuk Sultanate of Rûm, Byzantine Tekfurs along the borderlands (Marches/Uch regions), Crusader branches (particularly the Knights Templar), and local castle administrations turned into local power bases, posing a constant threat to the Muslim Turkic presence. Internal Struggles and Succession Wars of the Seljuks: The Konya-centered Seljuk Sultanate of Rûm was losing its authority due to internal rebellions, succession struggles, and a wheel of corruption. This situation forced march beylics like the Kayı tribe to fend for themselves and establish their own system of justice. In this geopolitical equation, the Kayı tribe, trapped as a nomadic community, wages a strategic fight for survival against pressure coming from both east and west along the line anchored in Aleppo, Antioch, Karacadağ, Söğüt, and Bilecik. 3. Religious, Philosophical, and Sufi Dimension: The Spiritual Engine of WarOne of the most distinctive qualities of the series is how it legitimizes military and political struggles through an ideological and spiritual framework. Rather than depicting just a warrior community swinging swords, the narrative portrays a movement anchored in a specific worldview: [Islamic / Sufi Doctrine] │ ├──> Ibn 'Arabi (Spiritual Pillar & Wisdom) ├──> Concept of Ghaza and Jihad (Nizam-i 'Alam) └──> Principle of "Justice" and "Standing with the Oppressed" A. Ibn 'Arabi and Sufi GuidanceIn the narrative, the character of Muhyiddin Ibn 'Arabi acts as the spiritual architect of Ertuğrul and the Kayı Alps. Appearing at times of crisis, 'Arabi does not merely deliver religious sermons; he imparts a strategic vision to Ertuğrul through dreams, symbols, and parables. This approach stands out as "the fusion of the spirit of Ghaza with Sufi wisdom" in the Turkic-Islamic state tradition. B. Ghaza, Jihad, and Nizam-i 'AlamThe wars in the series are not simple pursuits of land acquisition or spoils of war. The struggle is a cause for "Nizam-i 'Alam" (bringing order to the world through justice) and "I'la-yi Kelimatullah" (exalting the word of God). This religious discourse is the primary reason why the series resonated deeply both in Turkey and across the global Muslim community. 4. Regional, Sociological, and Cultural Tapestry: Life in the Turkmen EncampmentsDiriliş: Ertuğrul depicts Yörük/Turkmen culture and the nomadic lifestyle through detailed visual elements: Cultural Element In-Series Meaning and Function Töre (Customary Law) and Kurultay (Council) Represents justice and collective wisdom. Even the Bey is not above customary law. Otağ (Marquee) and Tent Life Not just a shelter; a symbol of family, statehood, and privacy. Carpet Weaving Women's contribution to economic production and messages conveyed through symbols. Bamsı, Turgut, Doğan (Alp Culture) Personifications of loyalty, brotherhood, chivalry, and the Turkic warrior tradition. Hayme Ana Figure The founding, unifying, and decision-making role of women in Turkic state and family structures. Contrary to classical Orientalism, the status of women in the series (Hayme Ana, Halime Hatun, Banu Çiçek) is presented as exceptionally strong, participating in decisions and wielding swords when necessary. 5. Contemporary Political Reading: Alignment with Modern DiscoursesDiriliş: Ertuğrul is a rich field of study in terms of the intertextual ties it establishes with Turkish domestic and foreign policy during the period in which it was filmed: Internal Factions and the "Traitor" Theme: Throughout the series, the greatest obstacle facing the Kayı tribe is not external enemies, but ambitious rival bey candidates within the encampment (Kurdoğlu, Ural Bey, etc.) or collaborators within the state (Köpek/Saadeddin Köpek). This directly aligns with the emphasis on "fifth column activities", "local collaborators", and "internal threats" in modern Turkish political rhetoric. Independence and Anti-Imperialist Rhetoric: Ertuğrul’s mindset of "We will cut our own umbilical cord," refusing to bow to Seljuk, Mongol, or Crusader pressures, mirrors modern Turkey's foreign policy stance on independence and the rhetoric that "The world is bigger than five." Leader-Centricity: The narrative advances the idea that a single determined, visionary, and charismatic leader (Ertuğrul) can pull a society back from the brink of destruction and plant the seeds of a global empire. 6. Global Impact and Soft PowerReaching far beyond Turkey's borders, the series has attracted a massive audience in the Middle East, South Asia (particularly Pakistan and India), the Balkans, Africa, and Latin America: The Pakistan Phenomenon: Airing with Urdu dubbing on state television (PTV) upon the recommendation of Pakistani Prime Minister Imran Khan, the series broke viewership records in the country, and the character of Ertuğrul was adopted like a national hero. Cultural Diplomacy: The series heightened global interest in Turkish history, language, and culture, bringing Turkey's "Soft Power" capacity in television exports to its peak. Construction of Collective Identity: For non-Western Muslim communities seeking an alternative to Western-centric media productions, Diriliş: Ertuğrul served as a project that renewed self-confidence and evoked historical pride. 7. Critical Perspective: Historical Reality and Cinematic FictionAlongside all its success, the series has been evaluated by historians and film critics from various perspectives: Furthermore, while the sharp good-versus-evil dichotomy (depicting almost all enemies as absolute evil and treacherous) strengthened the dramatic narrative, it occasionally simplified the complexity of historical processes. 8. ConclusionDiriliş: Ertuğrul is not merely a period drama or an action production. It is a powerful phenomenon through which historical myths are reproduced via modern media, religious and national values are blended with an aesthetic language, and one of the strongest instruments utilized by Turkey in cultural diplomacy. While depicting the journey of the Kayı tribe from a single tent to a world empire, the series places justice, merit, devotion, and resilience at its center, marking a turning point in Turkish television broadcasting and leaving an indelible mark on global popular culture.- Diriliş: Ertuğrul - Resurrection: Ertuğrul
1. Giriş: Bir Diziden Öte Sosyo-Politik ve Kültürel Bir Fenomen2014-2019 yılları arasında TRT 1 ekranlarında yayınlanan ve Yapımcı Mehmet Bozdağ imzası taşıyan Diriliş Ertuğrul, yalnızca Türk televizyon tarihinin en yüksek reyting alan yapımlarından biri olmakla kalmamış; küresel ölçekte yüz milyonlarca izleyiciye ulaşarak çağdaş bir sosyo-politik ve kültürel fenomene dönüşmüştür. yüzyıl Anadolu'sunda, Osmanlı Devleti’nin kurucusu Osman Bey’in babası Ertuğrul Gazi ve Kayı Boyu’nun varoluş mücadelesini konu alan dizi; tarihsel kurguyu, dinî-felsefi alt metinleri, dönemin karmaşık jeopolitiğini ve çağdaş siyasal söylemleri harmanlayan çok katmanlı bir anlatı yapısına sahiptir. 2. Jeopolitik ve Tarihsel Arka Plan: 13. Yüzyıl Anadolu’su ve AvrasyaDiriliş Ertuğrul anlatısının temelini, 13. yüzyıl dünyasının jeopolitik kaos ortamı oluşturur. Dizi, izleyiciye güç dengelerinin sürekli değiştiği son derece dinamik ve tekinsiz bir coğrafya sunar: Moğol İstilası ve Doğu Tehdidi: Doğu’dan kasırga gibi esen Moğol İstilası (İlhanlılar), İslam dünyasının siyasi ve kültürel merkezlerini yıkarak milyonlarca insanı batıya, Anadolu’ya göçe zorlamıştır. Dizi, bu kitlesel göçün ve "Moğol dehşetinin" yarattığı varoluşsal krizi başarıyla işler. Bizans ve Haçlı İttifakları (Batı Sahnesi): Anadolu Selçuklu Devleti’nin zayıflamasıyla birlikte sınır boylarındaki (Uç bölgeleri) Bizans Tekfurları, Haçlı kolları (özellikle Tapınak Şövalyeleri) ve yerel güç odağı haline gelen kale yönetimleri, Müslüman Türk varlığına karşı sürekli bir tehdit oluşturmaktadır. Selçuklu’nun İç Sancısı ve Taht Kavgası: Konya merkezli Anadolu Selçuklu Devleti, hem iç isyanlar hem de taht kavgaları ve rüşvet çarkı yüzünden otoritesini kaybetmektedir. Bu durum, Kayı Boyu gibi uç beyliklerinin kendi başlarının çaresine bakmasını ve kendi adalet düzenlerini kurmasını zorunlu kılar. Bu jeopolitik denklemde Kayı Boyu, sıkışmış ve göçebe bir topluluk olarak Halep, Antakya, Karacadağ, Söğüt ve Bilecik hattında hem doğudan hem batıdan gelen baskılara karşı stratejik bir yaşam mücadelesi verir. 3. Dinsel, Felsefi ve Tasavvufi Boyut: Savaşın Manevi MotoruDizinin en ayırt edici niteliklerinden biri, askeri ve siyasi mücadeleyi ideolojik ve manevi bir zeminle meşrulaştırmasıdır. Anlatı, kılıç sallayan bir savaşçı topluluğun ötesinde, belli bir dünya görüşüne sahip bir hareket resmeder: [İslam / Tasavvuf Doktrini] │ ├──> İbnü'l-Arabî (Kutbi Maneviyat & Hikmet) ├──> Gaza ve Cihad Anlayışı (Nizam-ı Âlem) └──> "Adalet" ve "Mazlumun Yanında Olma" İlkesi A. İbnü'l-Arabî ve Tasavvufi RehberlikAnlatıda Muhyiddin İbnü'l-Arabî karakteri, Ertuğrul’un ve Kayı Alplerinin manevi mimarıdır. Kriz anlarında ortaya çıkan Arabî, sadece dinsel vaazlar vermez; rüyalar, simgeler ve kıssalar aracılığıyla Ertuğrul’a stratejik vizyon kazandırır. Bu yaklaşım, Türk-İslam devlet geleneğindeki "Gaza ruhu ile Tasavvuf hikmetinin birleşimi" olarak öne çıkar. B. Gaza, Cihad ve Nizam-ı ÂlemDizideki savaşlar basit bir toprak kazanma veya ganimet elde etme arayışı değildir. Mücadele; "Nizam-ı Âlem" (Dünyaya adaletle düzen verme) ve "İlâ-yı Kelimetullah" (Allah’ın adını yüceltme) davasıdır. Bu dinsel söylem, dizinin hem Türkiye'de hem de küresel Müslüman coğrafyada derin bir karşılık bulmasının ana nedenidir. 4. Yöresel, Sosyolojik ve Kültürel Dokuma: Türkmen Obalarında YaşamDiriliş Ertuğrul, Yörük/Türkmen kültürünü ve konar-göçer yaşam tarzını ayrıntılı görsel öğelerle işler: Kültürel Unsur Dizi İçi Anlamı ve İşlevi Töre ve Kurultay Adaletin ve ortak aklın temsilcisidir. Bey dahi törenin üstünde değildir. Otağ ve Çadır Yaşamı Sadece barınak değil; aile, devlet ve mahremiyetin simgesidir. Kilim ve Dokumacılık Kadınların ekonomik üretime katkısı ve semboller üzerinden iletilen mesajlar. Bamsı, Turgut, Doğan (Alp Kültürü) Sadakat, kardeşlik, mertlik ve Türk savaşçılık geleneğinin kişileştirilmiş hali. Hayme Ana Figürü Türk devlet ve aile yapısında kadının kurucu, birleştirici ve karar alıcı rolü. Dizide kadının konumu (Hayme Ana, Halime Hatun, Banu Çiçek) klasik Doğu oryantalizminin aksine son derece güçlü, kararlara katılan ve gerektiğinde kılıç kuşanan bir yapıda sunulmuştur. 5. Çağdaş Politik Okuma: Günümüz Söylemleriyle EşleşmeDiriliş Ertuğrul, çekildiği dönemin Türk iç ve dış politikasıyla kurduğu metinlerarası bağlar açısından son derece zengin bir inceleme alanıdır: İç Mihraklar ve "Hain" Teması: Dizi boyunca Kayı Boyu'nun en büyük engeli dış düşmanlardan ziyade oba içindeki hırslı bey adayları (Kurdoğlu, Ural Bey vb.) veya devlet içindeki işbirlikçilerdir (Kopek/Saadeddin Köpek). Bu durum, Türkiye'nin son dönem siyasi söylemindeki "beşinci kol faaliyetleri", "yerli işbirlikçiler" ve "iç tehdit" vurgusuyla doğrudan örtüşmektedir. Bağımsızlık ve Anti-Emperyalist Söylem: Selçuklu’nun ve Moğol/Haçlı ittifaklarının baskısına boyun eğmeyen Ertuğrul’un "Kendi göbeğimizi kendimiz keseceğiz" anlayışı, modern Türkiye'nin dış politikadaki bağımsızlık ve "Dünya 5'ten büyüktür" söylemleriyle paralellik gösterir. Lider Odaklılık: Anlatı, kararlı, vizyoner ve karizmatik tek bir liderin (Ertuğrul) toplumu yıkımın eşiğinden alıp küresel bir imparatorluğun tohumlarını atabileceği fikrini işler. 6. Küresel Etki ve Yumuşak Güç (Soft Power)Dizi, Türkiye sınırlarını aşarak Orta Doğu, Güney Asya (özellikle Pakistan ve Hindistan), Balkanlar, Afrika ve Latin Amerika'da devasa bir izleyici kitlesine ulaşmıştır: Pakistan Fenomeni: Pakistan Başbakanı İmran Han’ın tavsiyesiyle devlet televizyonunda (PTV) Urduca dublajla yayınlanan dizi, ülkede izlenme rekorları kırmış; Ertuğrul karakteri milli bir kahraman gibi benimsenmiştir. Kültürel Diplomasi: Dizi; Türk tarihine, diline ve kültürüne yönelik küresel ilgiyi artırmış, Türkiye'nin dizi ihracatındaki "Yumuşak Güç" kapasitesini zirveye taşımıştır. Kolektif Kimlik İnşası: Batı merkezli medya üretimine alternatif arayan Batılı olmayan Müslüman topluluklar için Diriliş Ertuğrul, özgüven tazeleyen ve tarihi gururu hissettiren bir yapım işlevi görmüştür. 7. Eleştirel Bakış: Tarihsel Gerçeklik ve Sinematik KurguBütün bu başarısının yanında dizi, tarihçiler ve sinema eleştirmenleri tarafından çeşitli açılardan değerlendirilmiştir: Ayrıca, iyi-kötü dikotomisinin son derece keskin olması (düşmanların neredeyse tamamının mutlak kötü ve hilekar resmedilmesi) drama anlatısını güçlendirse de tarihsel süreçlerin karmaşıklığını zaman zaman basitleştirmiştir. 8. SonuçDiriliş Ertuğrul, basit bir dönem dizisi veya aksiyon yapımı değildir. O; tarihsel mitlerin modern medya aracılığıyla yeniden üretildiği, dinsel ve milliyetçi değerlerin estetik bir dille harmanlandığı, Türkiye'nin kültürel diplomaside kullandığı en güçlü enstrümanlardan biridir. Kayı Boyu’nun bir çadırdan cihan imparatorluğuna uzanan yolculuğunu işlerken; adalet, liyakat, adanmışlık ve direnç temalarını merkeze alan dizi, hem Türk televizyon yayıncılığında bir milat olmuş hem de küresel popüler kültürde silinmez bir iz bırakmıştır.- Diriliş: Ertuğrul - Resurrection: Ertuğrul
Yüksek yapım kalitesi ve makro-politik faktörler dizinin küresel erişiminin temelini oluşturmuş olsa da, Diriliş: Ertuğrul’u uluslararası bir fenomene dönüştüren asıl unsur Engin Altan Düzyatan’ın hayat verdiği Ertuğrul Bey karakteri oldu. Baş erkek karakterin dizinin bu benzersiz başarısında temel taş olmasının ardındaki ana nedenler şunlardır: 1. Performansındaki Gerçekçilik Düzyatan sadece tarihi bir kahramanı oynamadı; adeta onu bütünüyle yaşadı ve yaşattı. Eleştirmenler, onun oyunculuğunun, kolayca tek boyutlu kalabilecek bir role benzersiz bir derinlik ve nüans kattığını sıkça belirtir. Güçlü hitabeti, ihanet veya derin acı anlarındaki mikro mimikleri ve ekrandaki yoğun fiziksel duruşu, tüm 13. yüzyıl dünyasını izleyici için inandırıcı kıldı. 2. "Kusursuz Olmayan" Ama İlkeli Bir Kahraman Ertuğrul, ilk andan itibaren her şeye gücü yeten, yenilmez bir fatih olarak sunulmadı; aksine onun karakter gelişimi sabır, acı ve derin duygusal sınanmalar üzerine kuruldu. İzleyiciler onun ağır fedakarlıklar yapmasına, ağır yaralar almasına, sevdiklerini kaybetmenin yasını tutmasına ve obası onun vizyonuna sırt çevirdiğinde yaşadığı derin yalnızlığa tanıklık etti. Bu ağırbaşlı ve zamana yayılan içsel olgunlaşma, her nesilden izleyicinin onunla güçlü bir duygusal bağ kurmasını sağladı. 3. Ekrandaki Müslüman Kahraman Tanımını Yeniden Yapması Küresel medya, on yıllar boyunca İslami karakterleri oldukça tek tipleştirilmiş veya yüzeysel şekillerde ele almıştı. Ertuğrul, savaş meydanındaki taktiksel acımasızlığı ile muazzam şefkatini, tevazusunu, maneviyatını ve evrensel adalet anlayışını ustalıkla dengeleyen bir alternatif sunarak bu kalıpları yıktı. Bu duruş, kendi değerlerine gururla sahip çıkan ilham verici bir tarihi kahraman görmek isteyen izleyici kitlesinin uzun süredir hissettiği büyük bir boşluğu doldurdu. 4. Ekrandaki Kusursuz Kimya Her destansı yapımın başarısı liderlik dinamiklerine dayanır; Düzyatan da yardımcı oyuncu kadrosuyla büyüleyici bir ritim yakaladı. Alplarıyla (özellikle Turgut ve Bamsı) olan derin, sadakat dolu bağı; Halime Hatun ve Hayme Ana ile kurduğu saygılı ve köklü ilişkiler, sürekli devam eden savaşlar ve siyasi ihanetler arasında dizinin aile bağlarını her zaman güçlü ve sıcak tuttu. Seride zaman atlaması yapılıp yeni bir döneme geçildiğinde, Düzyatan’ın beş sezon boyunca sergilediği o görkemli ve baskın liderlik duruşunun bıraktığı devasa boşluğu doldurmak, sonraki başroller için aşılması neredeyse imkansız bir eşik haline geldi.- Arda Güler Hakkında Bütün Haberler -Real Madrid - Her Şey
Bence, rakip sizi tutup 30 metre boyunca ilerlemenize engel oluyorsa buna izin verilmesinde bir sakınca yok. Rakibi 30 metre boyunca tutup, sonra da sizi üzerinden atmak için sizi hırpaladığında sızlanamazsınız. Helal olsun Güler'e.- En Son Moda ve Güzellik Haberleri (Türkiye ve Dünyadan)
Makyajın evrimi. - YAZILIM DÜNYASINDA BÜYÜK KIYAMET: ARTIK HİÇBİR DİJİTAL SIR GÜVENDE DEĞİL!
Önemli Bilgiler
Bu siteyi kullanmaya başladığınız anda kuralları kabul ediyorsunuz Kullanım Koşulu.