Bütün Eylemler
Geçen saat
-
Kur’an’ı Herkes Anlayamaz Demek, Allah’a İftirasıdır.
Değerli dostlarım bu makalemde, yazıma cevap veren bir kardeşimizin, bizlerin İslam’ı nasıl yanlış algılayıp Kur’an dışı batıl inançlarımızın etkisinde yaşadığımıza, çok güzel bir örnek olduğu için verdiği cevabı sizlerle paylaşmak istiyorum. Ben bir Müslümanın, Hak olan Allah’ın vahyi Kur’an ile buluşabilmesi için, imtihanı gereği bizzat kendisinin, hiç kimsenin etkisinde kalmadan, kendisine VELİ, EVLİYA, GAVS edinmeden, yalnız Allah’a güvenerek Kur’an’ı dikkatle anladığı dilden okuması ve ayetler üzerinde düşünmesi gerektiğini söylediğimde, bana verdiği ilk cevap şöyleydi. “SAÇMALAMAYI BIRAKIN. BİR SÜRÜ MUTEBER TEFSİR VAR. İSTEYEN OKUR, ÖĞRENİR.” Elbette hiç kimse, şunu okumayın bunu okumayın diyemez, bende demiyorum. Çok kıymetli Kur’an tercümeleri var ama bir şartla, Allah bizlerin özellikle Kur’an’dan hesaba çekileceksiniz, onun için yalnız Kur’an’ın ipine sarılın, ayetler üzerinde düşünün ve hak olan Kur’an ile ilk önce aracısız buluşun emrini Kur’an veriyor. Peki, neden, çünkü Allah zuhruf 44. Ayetinde çok açık ve net hükmünü vermiş ve ne demiş hatırlayalım. Zuhruf 44: ŞÜPHESİZ BU KUR’AN, SANA VE KAVMİNE BİR ÖĞÜT VE BİR ŞEREFTİR, ONDAN HESABA ÇEKİLECEKSİNİZ. (Diyanet meali) İlginç olan Kur’an’ı anlaşılır hale getirecek tefsir âlimlerinin olduğuna inanıyoruz da, ALLAH’IN KULUNA AÇIKLANMIŞ ANLAŞILIR BİR KUR’AN GÖNDERDİĞİNE, NEDEN İNANMIYORUZ? SANIRIM ÇÖZMEMİZ VE ÜZERİNDE DÜŞÜNMEMİZ GEREKEN EN BÜYÜK YANLIŞIMIZ BU OLSA GEREK. İslam dünyasında uzun süredir tartışılan ve Kur’an’ın da üzerinde önemle durduğu çok hassas bir konudur. Müslümanların dini anlamda rehber edindikleri kişileri (âlim, ulema, şeyh, veli) Allah’ın ve Kur’an’ın önüne geçirmesi eleştirisi, hem sosyolojik bir gerçektir hem de bizzat ayetlerle uyarılan KUR’AN’IN TAMAMINA TERS DÜŞEN BİR DAVRANIŞTIR. Kur’an, din adına yetkiyi sadece Allah’a ve O’nun vahyine verir. İnsanları ilahlaştırma veya körü körüne takip etme eğilimi ayetlerde eleştirilmiştir. Tevbe Suresi 31. Ayette, Yahudi ve Hristiyanların, âlimlerini ve rahiplerini Allah’ın dışında rabler edindiğini anlatır. Bu ayet, Müslümanlar için de bir uyarı niteliğindedir. Zümer Suresi 3. Ayetinde, Allah’tan başka veliler edinenlerin, “Biz onlara sadece bizi Allah’a yaklaştırsınlar diye kulluk ediyoruz” şeklindeki savunmalarını reddeder kabul etmez. Araf Suresi 3. Ayetinde, “Rabbinizden size indirilene uyun; O’nu bırakıp da başka velilerin peşinden gitmeyin” DİYEREK TEK KAYNAĞIN VAHİY OLDUĞUNU VURGULAR. Sizce Müslümanlar ya da geçmişte aynı yanlışı yapan Kitap ehlinin, bu yanlışları yapma nedenleri ne olabilir? En basit tabirle bunu söylemek, KOLAYCILIK VE SORUMLULUKTAN KAÇMAK DİYEBİLİRİZ. Kur’an’ı okuyup anlamak, derinlemesine düşünmek ve hayatına uygulamak çaba gerektirir. BİR “KURTARICI” VEYA “ÂLİM, VELİ” BULUP TÜM DİNİ SORUMLULUĞU ONA YÜKLEMEK, İNSANA DAHA KOLAY GELİR. Allah bunu yasaklamıştır. Aklını kullanmayan, düşünmeyen insanlarda genellikle, Kutsallaştırma Psikolojisi çok daha etkilidir. İnsanlar, göremedikleri Allah ile bağ kurmakta zorlandıklarında, karşılarında gördükleri etten kemikten “kutsal” kabul edilen kişilere bağlanmayı ve onlara sığınmayı seçerler. Bunda gelenek ve kültüründe büyük önemi vardır. Yüzyıllardır süregelen taklitçi din anlayışı, bireylerin kendi akıllarını ve Kur’an’ı kullanmalarını engellemiş, “ÂLİMİN BİLDİĞİ VARDIR SEN SORGULAMA, ONLARDAN DAHA İYİMİ BİLECEKSİN” mantığını yerleştirmiştir. Bu tavır ve davranış ALLAH’IN VAHYİ KUR’AN İLE BULUŞAMAYANLAR ARASINDA ÇOK YAYGINDIR. Bu demektir ki kula güvendiğimiz kadar, ALLAH’A GÜVENMİYORUZ. Demek ki bizlere anlatılanların doğru olup olmadığını anlayabilmemiz için, önce çaba gösterip Kur’an’ı anlayarak ve düşünerek okumamız gerekir. YANİ ÖNCE DERSİNMİZİ KUR’AN’DAN BİZZAT ÇALIŞACAĞIZ. HAZIRA KONARSAK DOĞRU YOLDA OLDUĞUMUZDAN ASLA EMİN OLAMAYIZ. Biran şöyle düşünelim, Kur’an’dan Zuhruf 44. ayetten başka hiçbir ayet okumadınız ve size deseler ki, SEN KUR’AN’I ANLAYAMAZSIN, BOŞUNA KENDİ BAŞINA ANLAMAYA ÇALIŞMA, ONU VELİ ÂLİM KİŞİLER ANLAR VE BİZLERE ANLATIRLAR demiş olsa, siz ne cevap verirsiniz? Şunu samimiyetimle söylüyorum, çok değil ilkokul 5. Sınıfa giden bir öğrencinin, eğer kafası batıl ve hurafe inançlarla karıştırılmadıysa, şöyle cevap verecektir. Allah bizleri Kur’an’dan hesaba çekeceğini söylüyorsa, Kur’an’ı aklı başında düşünen okuma yazma bilen her insan anlayabiliyor ki, Allah bizleri Kur’an’dan sorumlu tutuyor. Bakın tek bir ayet biliyorsa dedim. Çünkü Allah ayetler üzerinde düşünmüyor musunuz, düşünen yok mu, hala düşünmeyecek misiniz gibi ikazlarda bulunuyor. Ayetler okunduğunda anlaşılıyor ki, Allah düşünmüyor musunuz diye uyarıyor. Şimdi gelelim bu ayeti onaylayan diğer ayetlere. Allah Ali İmran 103. Ayetinde; “TOPLUCA ALLAH’IN İPİNE SIMSIKI SARILINIZ, AYRILIĞA DÜŞMEYİNİZ” dedikçe, bizler yalnız Allah’ın ipi Kur’an’a sarılarak inancımızı anlayıp yaşayamayacağımızı söylüyorsak, inancımızda çok büyük sorun var demektir. Allah bizleri bu dünyada birçok ayetinde imtihan ettiğini söylüyor, elbette imtihan olduğumuz kitabında, yalnız Kur’an olduğunu birçok ayetinde bildiriyor. Allah madem bizleri Kur’an’dan imtihan ediyor, Kur’an’ın sorumlu olduğumuz MUHKEM ayetlerini, aklı başında her kulunun anlayamayacağı bir üslupta gönderip, daha sonrada tüm kullarını Kur’an’dan hesaba çeker, sorumlu tutar mı? TUTMAZ DİYECEKSİNİZ BİLİYORUM. Tutmaz diyorsanız, Allah’ın MUHKEM ayetlerinin anlaşılması zor, her bilginin detayın olmadığını asla söyleyemeyiz. Yazıma cevap veren kardeşimiz, bakın verdiği cevapların devamında neler söylüyor. “O ZAMAN DOKTORA DA GİTMEYİN. AÇIN TIP KİTAPLARINI KENDİNİZİ TEDAVİ EDİN.” Karşılaştırmaya bakar mısınız lütfen. Her aklı başında bir Müslümanın, Kur’an’ın MUHKEM ayetlerini düşündüğünde anlayamayacağını söylemek, şeytanın bizlere kurduğu tuzaktır, lütfen bunu unutmayalım. Birisi Allah’ın kelamı, diğeri beşeri ilimler. Karşılaştırmalar eşit değerler üzerinden yapılır. Bir tarafta âlemi ve bizleri yaratan Allah’ın sözleri kitabı, diğer taraftan örnek verilen ilimleri de Allah’ın yarattığı bilimler ve O bilimleri keşfeden beşeri kitaplar. Böyle bir karşılaştırmayı yapmaktan, ALLAH’A SIĞINIRIM. Çok açık şöyle söyleyebiliriz, ALLAH’IN KİTABI OLAN KUR’AN İLE BEŞERÎ (İNSAN YAPIMI) KİTAPLAR VEYA BİLİMLER MUTLAK BİR OTORİTE VE KAYNAK BAKIMINDAN KARŞILAŞTIRILAMAZ. ÇÜNKÜ BİRİ İLAHİ VE DEĞİŞMEZ, DİĞERİ İSE İNSANİ VE GELİŞMEYE AÇIKTIR DEĞİŞEBİLİR. Yine aynı kardeşimiz, yaşadığı mezhep inancının baskısıyla olsa gerek, Kur’an’ı herkesin anlayamayacağını, mutlaka âlim ya da VELİ dedikleri kişilerden öğrenmemiz gerektiğini kanıtlayabilmek adına, şöyle cevap vermiş. “İLAHİ KİTABI ANLAMAYI, BEŞERİ KİTABI ANLAMAKTAN DAHA KOLAY GÖRÜYORSAN, DİYECEK BİR ŞEY YOK.” Aslında bu kardeşimizin verdiği cevap, günümüz İslam anlayışının ve inancının, Kur’an’dan çok uzak olduğunu gösteriyor. Evet, İlahi kitabı anladığımız dilden dikkatle ayetler üzerinde düşünerek okumak, beşeri ilimlerin kitaplarını okumaktan çok ama çok daha kolay, çünkü KUR’AN’IN HOCASI KİTABIN YAZARI YÜCE RABBİMİZ DE ONDAN. Düşünebiliyor musunuz Allah, iyi niyetle Kur’an’ı anlayabilmek için çaba harcayanın, GÖNÜL GÖZÜNÜ AÇARIM diyor. Bunu Allah’tan başka kim yapabilir? Kur’an’ı okumaya başlarken, hiç bir etki altında kalmadan, bizlere anlatılan beşeri rivayet ve sanı öğretileri bir kenara koyarak, Kur’an’ı okumaya ve anlamaya başlayıp ayetler üzerinde dikkatle düşündüğümüzde, Allah mutlaka anlayacaksınız diyor. Hatırlatırım, Kur’an’ın sorumlu olduğumuz ayetlerinin MUHKEM yani şüphe duyulmadan açık anlaşılır ve nice örneklerle kolaylaştırıldığını açıklandığını Rabbimiz söylüyor. Bakın Allah ne diyor. Kamer Suresi 17. Ayet: “ANDOLSUN BİZ, KUR’AN’I DÜŞÜNÜP ÖĞÜT ALINMAK İÇİN KOLAYLAŞTIRDIK. VAR MI DÜŞÜNÜP ÖĞÜT ALAN?” Kamer Suresi 22. Ayet: “ANDOLSUN BİZ, KUR’AN’I DÜŞÜNÜP ÖĞÜT ALINMAK İÇİN KOLAYLAŞTIRDIK. VAR MI DÜŞÜNÜP ÖĞÜT ALAN?” Aynı surede Allah, aynı şeyi YEMİN EDEREK birçok kez tekrarlıyor ve diyor ki, Biz Kur’an’ı anlayasınız böylece düşünüp öğüt alasınız diye kolaylaştırdık diyor. Sizlere soruyorum, Allah’ın bu yeminine aramızda güvenmeyen, inanmayan var mı? Sorduğum herkes güveniyorum, inanıyorum diyecektir ama iş hayata geçirmek olunca, ne yazık ki söylediklerimiz havada kalıyor, atalarımızın mezhep inancının baskısı galip geliyor ve bizleri Allah’a değil ŞEYTANA YAKLAŞTIRYOR AMA BUNUN İNANIN FARKINDA DEĞİLİZ. Arkadaşımız bana şu soruyu sormuş. “Tamam, da herkes farklı anlam niye çıkarıyor?” Çok doğru, işte bu düşünce toplumun Kur’an’ı direk anlamaya çaba harcamasını engelliyor. Eğer bir Müslüman Allah’ın Resulünün rivayet hadisleri olmasaydı, Kur’an kapalı kalır tam anlaşılamaz tercüme edilemezdi diyenlere inanırsa, bu mantıkla Kur’an’ı tercüme eden bir kişi, mutlaka kendisinin inandığı güvendiği, hatta kendi mezhep inancının kabul gördüğü rivayet hadisler ışığında ayetleri anlayacak ve öyle tercüme edecektir. İşte bu yol ve yöntem, Kur’an ile toplumun yanlış anlarım korkusuyla, Müslümanları direk Kur’an’ı anlama çabasına engel olmuştur. Allah boşuna onlarca ayetinde düşün aklını kullan ey kulum diye uyarmıyor. Arkadaşımız benim verdiğim cevaplara, bakın en son nasıl cevap vermiş. “KUR’AN’I ALTYAPI OLMADAN, SADECE MEAL ÜZERİNDEN (MEALİ DE BİRİSİ YAZIYOR) ANLAYABİLECEĞİNİ İDDİA ETMEK, EN HAFİF TABİRLE CAHİLLİKTİR.” İşte bu düşünce ve mantık, İslam toplumunu, Allah yemin billah ederek anlayasınız diye kolaylaştırdım, YOKMU DÜŞÜNEN AKLINI KULLAN demesine rağmen çok üzgümüm Allah’a değil, bizlere öğretilen rivayetlere inanmayı daha doğru buluyoruz. Kur’an mealini tercümesini elbette birileri yazıyor, tıpkı Kur’an’ın orijinal Arapçasını da birilerinin kayda geçirdiği gibi. Bu ve benzeri örnekler, toplumun kafasını karıştırmaktan ve direk Kur’an’a değil birilerine yönelmesini sağlamaktan başka hiçbir işe yaramıyor. FARKLI TERCÜME Mİ EDİYORLAR, HEPSİNİ KARŞIMIZA ALIP OKUYACAĞIZ VE KAFAMIZDAKİ BATILDAN KURTULDUYSAK, YANLIŞ HATALI TERCÜMELERİ İNANIN HEMEN FARK EDECEĞİZ. ÇÜNKÜ ALLAH GELECEĞİ BİLDİĞİNDEN, AYNI KONUYU BİRÇOK KEZ TEKRAR ETMİŞKİ ART NİYETLİLERİN FOYASI MEYDANA ÇIKSIN. Yine arkadaşımız bana şöyle cevap vermiş. “1400 KÜSUR YILDIR, ONCA ÂLİM, MÜÇTEHİD BİLEMEDİ, SİZ Mİ BİLİYORSUNUZ?” Ne yazık ki toplum bu ve benzeri sözlerle korkutuluyor. Hâlbuki Allah ATALARINIZIN DİNİNE UYMAYIN, onlar hiç bir şey bilmiyorlarsa da mı onlara uyacaksınız dediği gibi, çoğunluğa uyarsanız sizi dinden saptırırlar diye ikaz eder. Kamer Suresi’nde Allah’ın yemin ederek dört kez tekrarlanan bu ifade Kur’an-ı Kerim’in temel mesajının ve amacının ne kadar net olduğunu gösterir. Kur’an’ın öğüt alma, ahlak ve hidayet (doğru yolu bulma) yönünü aklı başında olan her insan doğrudan anlayabilir. Yalan söylememek, adaletli olmak, anne babaya iyi davranmak gibi ahlaki kuralları ve geçmiş kavimlerin ibretlik hikâyelerini her insan okuduğunda net bir şekilde anlar. Allah’ın birliği, ahiret hayatının varlığı ve yaratılış üzerindeki tefekkür çağrıları, YORUMA GEREK KALMAYACAK KADAR AÇIKTIR. Daha açıkçası Allah, bizlerin sorumlu olduğu ayetleri MUHKEM yani apaçık gönderdiğini söylüyor. Müteşabih ayetler ise zamanla, bilim adamları tarafından ne anlatmak istediği ortaya çıkacağını ve iman edenlerin bu gerçeği gördüklerinde, imanlarının artacağı bilgisini Kur’an veriyor. Din, insanı zorlamak için değil, doğru yolu göstermek için indirilmiştir. DOLAYISIYLA TEMEL MESAJ YALIN VE HER AKIL SAHİBİNİN KAVRAYABİLECEĞİ DÜZEYDEDİR. Hukuki kısımlar zaten kişinin değil devleti yönetenlerin kontrolündedir, kişilerin keyfine bırakılmamıştır. Kur’an, bir insanın iyi bir kul olması, doğru ile yanlışı ayırt etmesi ve hayatına yön vermesi için, HER AKIL SAHİBİNİN ANLAYABİLECEĞİ ŞEKİLDE KOLAYLAŞTIRILMIŞTIR. “Kur’an’ı kimse anlayamaz, sadece seçilmiş kişiler anlar” demek bu ayetlerle çelişir. Uzmanlık gerektiren kısımlar Kur’an’ın yönetime ve yargılama makamlarının uhdesine verdiği konulardır. Elbette o bilgiler konusunda da bir Müslüman bilgi sahibi olmak için araştırmalıdır. Kur’an’ı Müslüman toplumlarının elinden ne yazık ki aldılar ve elleriyle yazdıkları atalarının inançlarını, Allah’ın emri diye elimize verdiler. Dostlarım kardeşlerim, zaman bir su gibi akıp gidiyor. Lütfen hesabın görüleceği O çetin gün gelmeden önce, elimize verdikleri beşeri kitapları değil, ÖNCE ALLAH’IN BİZLERİ SORUMLU TUTTUĞU KUR’AN’I FARKLI TERCÜMLERDEN DİKKATLE ANLAYARAK VE ÜZERİNDE DÜŞÜNEREK OKUYALIM Kİ ALLAH’IN MESAJLARINI İLK ELDEN TEBLİĞ ALALIM. OKUMAYA BAŞLAMADAN ÖNCE, LÜTFEN BİZLERE ÖĞRETİLENLERİ UNUTALIM VE YALNIZ ALLAH’A ONUN KİTABI KUR’AN’A GÜVEREK OKUYUP ANLAMAYA ÇALIŞALIM. Böyle yaparsanız inanın, her şeyin çok daha farklı olduğunu, bizleri nasıl Allah ile aldattıklarını görecek ve ALLAHIN VAHYİ KUR’AN İLE BULUŞACAKSINIZ. Dilerim cümlemiz hatalarımızı ve yanlışlarımızı Kur’an’dan fark edip, Allah’ın ipi Kur’an’a sarılan, Onun nuru ile nurlanıp doğru yolu bulan, Allah’ın azınlık halis kulları arasında oluruz. Saygılarımla Haluk GÜMÜŞTABAK https://kuranadavet1.wordpress.com/ https://twitter.com/KURANA_DAVET http://www.hakyolkuran.com/ https://www.facebook.com/Kuranadavet1/ https://hakyolkuran1.blogspot.com/
Dün
-
Jeffrey Epstein'le ilgili bütün haberler Buraya - Donald Trump - Bill Clinton - Elon Musk - ve Diğerleri
Haberin doğruluğunu kontrol ettik Evet, bu doğru. Temsilciler Meclisi üyeleri Thomas Massie ve Ro Khanna tarafından Kongre'de düzenlenen bir basın toplantısında, Jeffrey Epstein mağdurlarından oluşan bir grup, kendi isim listelerini derleyip yayınlama niyetlerini açıkladı. Grup adına konuşan mağdur Lisa Phillips şunları ifade etti: "Biz Epstein mağdurları, kendi listemizi oluşturmayı tartışıyoruz. İsimleri biliyoruz. Birçoğumuz onlar tarafından istismara uğradık. Epstein'in çevresinde düzenli olarak bulunduğunu hepimizin bildiği isimleri gizlilik içinde derleyeceğiz. Bu çalışma, mağdurlar tarafından ve yine mağdurlar için yapılacaktır." Mağdurlar; Epstein'in ağına dahil olan suç ortaklarının ve ilgili dosyaların tam olarak açığa çıkarılması konusunda hükümetin sergilediği gecikmeler ve şeffaflık eksikliğinden duydukları rahatsızlık nedeniyle bu girişimi başlattıklarını belirttiler.
-
Heykel hakkında her şey buraya
Polonya Podwale Veche'deki Kosciuszko Meydanı'na yerleştirilen Prima Balerin Çeşmesi… Gerçekten çok güzel~~
-
Heykel hakkında her şey buraya
Heykel hakkında her şey buraya
-
Amerika'da Ne Oluyor - Güncel / Politik Haberler
Hunter Biden Hunter Biden: "Babam 81 yaşında gizlice bir askeri uçağa binip Ukrayna'ya gitti; aktif bir savaş bölgesine giren ilk ABD Başkanı sıfatıyla Kiev'e varmak için 16 saatlik bir tren yolculuğu yaptı. Donald Trump ise o koca kıçını bir yemek kamyonuna sığdırıyor ve yanında nükleer kodları taşıyan kişi yerine 'iş yeri eşi'ni getiriyor."
-
En Son Sağlık Haberleri
Diş Hekimliğini Sonsuza Dek Değiştirebilecek Diş Yenileme Bandı Seul Ulusal Üniversitesi'ndeki araştırmacılar, vücudun kendi kök hücrelerini harekete geçiren ve böylece hasar görmüş ya da eksik dişlerin implant, diş törpüleme veya protez gerektirmeden doğal yollarla yeniden büyümesini sağlayan, mikro iğneli küçük bir bant geliştirdiler. Bu bant, diş dokusunu onarmasıyla bilinen yenileyici bir bileşik olan "tideglusib"i bünyesinde barındırıyor. Diş eti yoluyla emildiğinde, dentin ve mineyi yeniden oluşturan uyku halindeki kök hücreleri yeniden aktive ederek dişin içeriden dışarıya doğru yenilenmesini sağlıyor. Bu da şunlar anlamına geliyor: Ağrılı işlemler yok Yapay malzemeler yok Diş kaybına karşı daha hızlı, doğal ve potansiyel olarak daha uygun maliyetli bir çözüm Uzmanlar, bu teknolojinin diş hekimliğini "dişin yerini yenisiyle değiştirme" yaklaşımından gerçek bir biyolojik iyileşme sürecine tamamen dönüştürebileceğini belirtiyor. Klinik deneylerin halihazırda devam ettiği bu süreçte, dünya dişleri yeniden büyüten ilk bantla 2026 gibi erken bir tarihte tanışabilir; bu da milyonlarca insana tarihte ilk kez kendi gerçek dişlerini yeniden oluşturma şansı sunabilir.
-
İran İsrail ve ABD Savaşı / Sorunu - Bütün Detaylarıyla Buraya...
SON DAKİKA BAE, drone saldırılarına karşı petrol depolama tanklarının çevresine metal "kafes zırhlar" (cope cages) yerleştiriyor. Bu düşük maliyetli taktik, Orta Doğu genelinde yaygınlaşabilir. Bu yöntem, basit kafeslerin durduramayacağı çok daha yüksek hıza, güce ve nüfuz etme kabiliyetine sahip füzelere karşı etkisiz kalsa da; yavaş ve düşük maliyetli dronları yakalayarak veya erken infilak etmelerini sağlayarak onlara karşı işe yaramaktadır. En iyi seçenek, dronlara karşı saldırı kabiliyeti geliştirmek olacaktır.
-
En Son Kadınlar Voleybol Haberleri (Türkiye ve Dünyadan)
Türkiye Letonya maçına gelen ünlüler
-
En Son Yenilenebilir Enerji Kaynakları Haberleri
Bakın Çin kullanılmayan dağlarına ne yapıyor
-
En Son Erkek Basketbol Haberleri (Türkiye ve Dünyadan)
Maç Sonucu A Erkek Milli Takımımız, Türk Hava Yolları DBB Süper Kupa üçüncülük maçında Çekya’yı 99-84 mağlup ediyor! Türkiye 99-84 Çekya
-
Bakara Suresi 272. Ayet. HİDAYETE Erdirmek Senin Görevin Değildir, Uyarısına Dikkat!
Bugünkü makalemin konusu, yaşadığımız geleneksel mezhep cemaat ve tarikat eksenli inancımızın, nasıl Kur’an’dan uzak yaşandığını, hatta Allah’ın doğru yolunda gittiğimizi zannedip, nasıl saptığımıza çok güzel bir örnek. Yazacağım ayet üzerinde lütfen önce bizlere, İslam’ın emri diye öğretilenleri bir kenara bırakalım ve daha sonra bu ayet üzerinde KUR’AN BÜTÜNLÜĞÜNDE düşünelim ki, mahşer günü pişman olup yüzleri simsiyah, hatta gözleri kör olarak yaratılanlardan olmayalım. Bakın Allah Resulüne ne diyor ve uyarıyor. “ONLARI HİDAYETE ERDİRMEK SENİN GÖREVİN DEĞİLDİR. FAKAT ALLAH, DİLEDİĞİNİ/LAYIK OLANI HİDAYETE ERDİRİR. HAYIR OLARAK NE HARCARSANIZ, KENDİNİZ İÇİNDİR. ZATEN SİZ ANCAK ALLAH’IN RIZASINI KAZANMAK İÇİN HARCARSINIZ. HAYIR OLARAK HER NE HARCARSANIZ, HİÇ HAKKINIZ YENMEDEN KARŞILIĞI SİZE TASTAMAM ÖDENİR.” (Bakara 272) Rabbimiz bu uyarıyı Resulüne yapıyor ve bakın ne diyor. ONLARI HİDAYETE ERDİRMEK SENİN GÖREVİN DEĞİLDİR.” Peki, hidayete ERDİRMEK senin görevin değildir derken, Allah neyi kast ediyor? Lütfen dikkat hidayete erdirmek diyor. Hidayeti yani doğru yolu göstermek davet etmek, rehberlik etmek SENİN GÖREVİN DEĞİL DEMİYOR, lütfen karıştırmayalım. Çünkü bırakın Allah’ın Resulünü, hidayete yani doğru yola davet etmek, her iman edenin görevidir. HİDAYETE ERDİRMEK İSE YALNIZ ALLAH’IN YETKİSİNDEDİR. Bu ayet aklıma, Allah’ın Resulüne verdiği görev ve sorumluluğu getirdi. Hemen Kur’an’dan düşünelim, Resulün görev tanımını Allah, nasıl yapıyordu Kur’an’da hatırlayalım. “RESULE DÜŞEN, APAÇIK TEBLİĞDEN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR.” (Ankebut 18) “BİZ RESULLERİ, SADECE MÜJDELEYİCİLER VE UYARICILAR OLARAK GÖNDERİRİZ.” (Kehf 56) “SENİN GÖREVİN, SADECE TEBLİĞ ETMEKTİR.” (Rad 40) Allah Resulüne, senin görevin insanları hidayete erdirmek değil, HİDAYETE DAVET ETMEK TEBLİĞ ETMEKTİR diyor. Onun için her zaman şunu söylemeliyiz, Kur’an ayetlerini parçalı değil Kur’an bütünlüğünde düşünerek anlamaya çalışmalıyız, çünkü bizleri hidayete erdirecek Rabbimizin kitabı Kur’an’dır. Allah’ın Resulüne verdiği görev ve yetkiye baktığımızda, Resule düşen zorla kabul ettirmek değil, ALLAH’IN VAHYİNİ GÜZEL BİR ÜSLÜPLA TEBLİĞ ETMEK, UYARMAK OLDUĞUNU GÖRÜYORUZ. Ne yazık ki biz Müslümanlar günümüzde bu gerçeğin hala farkına varamadık. Allah’ın Resulüne asla vermediği yetkileri, bizler verip haşa kendimizi kandırdık, kandırmaya da devam ediyoruz. Hatta öyle ileri gittik ki, Allah’ın hükmüne karşı gelircesine; ”NE YANİ ALLAH RESULÜNÜ, POSTACI DİYEMİ GÖNDERDİ”, deme cesaretini bile gösteriyoruz. İşte buna cahil cesareti deniyor. Gerçek HAK olan KUR’AN ile buluşamadığımız için, BATILI HAK ZANNETMEK İNSANA CAHİL CESARETİ VERİYOR. Allah cümlemizi bu cahil cesaretinden korusun. Peki, hidayete ermenin şartları ve koşulları neler olabilir? Bu konuda Kur’an bizleri sürekli uyarıyor ve akla düşünmeye yönlendiriyor. Akıl ve İdrak Yeteneği çok önemli. Her insana hayatını sürdürmesi ve doğruyu yanlışı ayırt edebilmesi için verilen zaruri bilgiler ve AKIL BİZLER İÇİN NİMETTİR. Onu kullanmayan nimete ve hidayete ulaşamaz. Onun için Allah, BİZLERİ BU DÜNYADA İMTİHAN ETTİĞİNİ SÖYLÜYOR. Allah’ın Kur’an’ın ipine sarılın, ondan sorumlusunuz hükmünü asla unutmadan, kutsal kitaba/Kur’an’a, asla beşeri ilaveler yapmadan, arı-duru vahiy aracılığıyla insanları hak dine çağırması gerçeğini görebilmek, hidayete ermenin birinci önceliğidir. HAK YOLU VE İMANI KENDİ ÖZGÜR İRADESİYLE SEÇEN KİŞİLERE ALLAH’IN YARDIM ETMESİ, KALPLERİNE GENİŞLİK VE KOLAYLIK VERMESİDİR. Bu yolu izleyen HİDAYETE ERECEKTİR. Sizce Allah Resulüne, neden insanları hidayete erdirmek senin görevin değildir demiş olabilir? İşte bunu da Kur’an’dan nasiplenen hemen anlayacaktır. Çünkü Hz. Muhammed O örnek insan, TEBLİĞ görevini yaparken, insanların atalarının batıl inançlarından vazgeçmek istemediklerini gördüğünde, çok üzüldüğünü Rabbimiz görüyordu, onun için onu sakinleştirmek rahatlatmak için söylüyor. Kur’an’dan bu konuya göz atalım. Hz. Muhammed’in kendisine inanmayanlar ve İslam’ı reddedenler için duyduğu derin üzüntüyü hafifletmek, kalbini teselli etmek ve onu sakinleştirmek amacıyla indirilen birçok ayet vardır. Bu ayetler, Allah’ın Resulünün TEBLİĞ görevini yaparken, insanların hidayete ermemesi karşısında adeta kendini harap edecek kadar üzülmesinden dolayı indirilmiştir. Birkaç tanesini hatırlayalım “HERHALDE SEN, ONLAR BU SÖZE/KUR’AN’A İNANMIYORLAR DİYE, ÜZÜNTÜDEN KENDİNİ HELÂK EDECEKSİN.”( Kehf 6) “ŞÜPHESİZ Kİ ALLAH DİLEYENİ (LAYIK GÖRDÜĞÜNÜ) SAPTIRIR (SAPKINLIĞINI ONAYLAR), DİLEYENİ (LAYIK GÖRDÜĞÜNÜ) DE DOĞRU YOLA ULAŞTIRIR. ONLAR İÇİN ÜZÜLEREK KENDİNİ PERİŞAN ETME!...”(Fatır 8) “O HALDE, ONLARIN SÖZLERİ SAKIN SENİ ÜZMESİN. ŞÜPHESİZ BİZ, ONLARIN GİZLEMEKTE OLDUKLARINI DA, AÇIĞA VURDUKLARINI DA BİLİYORUZ.” (Yasin 76) Bu ayetlere benzer birçok ayet vardır ki, Allah Resulünün moralini düzeltmek ve böylece TEBLİĞ görevinde başarılı olmasını sağlayabilmek için ona moral veriyor. Şimdide ayetin devamına bakalım. “ALLAH, DİLEDİĞİNİ/LAYIK OLANI HİDAYETE ERDİRİR.” Bu sözleriyle Allah, tebliğ görevi senin, TEBLİĞİ GÖNÜLDEN ALIP, ATALARININ BATIL İNANÇLARINDAN SIYRILIP, HAK İLE BULUŞMA AZMİ ONLARIN BİZZAT KENDİ ÇABALARI İLE HİDAYETE ULAŞABİLECEKLERİ ÖZELLİKLE VURGULANIYOR. Allah doğru yolda olma çabasında olanı, bu çabalarından dolayı yardım ederek, HİDAYETE erebileceklerini söylüyor. Çok ilginç değil mi, Allah Resulüne kullarımı sen hidayete erdiremezsin dediği halde, bazı kişiler edindikleri VELİ, GAVS, ÂLİM dedikleri kişilerin kendilerini HİDAYETE ERDİREBİLECEKLERİNE İNANABİLİYORLAR. Kur’an’dan uzak yaşamak, işte bu kadar tehlikeli. Ayetin devamında da, Allah’ın Kur’an’da birçok ayetinde örneklerini verip, Allah’ın rızasını kazanmak için hayırlarda bulunan, ZEKÂTINI verenlerin yani toplumda sosyal adaleti sağlayabilmek için, çaba harcayanların karşılığını, Allah mutlaka bizlere vereceğinin müjdesini veriyor. Dilerim Kur’an gerçeklerini fark edebilmek için, atalarının batıl inançlarından kurtulup HAK VE GERÇEK OLAN KUR’AN’IN İPİNE SARILAN ve böylece Allah’ın HİDAYETE ERDİRDİĞİ, AZINLIK HALİS KULALRI ARASINDA OLURUZ. Saygılarımla Haluk GÜMÜŞTABAK
-
En Son Atletizm Haberleri
Duplantis, bu kez listeleri sallamaya geliyor. İsveçli efsane, Dünya Atletizm Şampiyonası'nın resmi marşı için mikrofon başına geçti.
-
En Son Türkçe Dil Haberleri Buraya (Genel)...
Dil aileleri nerede başladı
-
İş Dünyasından En Son Haberler / Bilgiler (Türkiye ve Dünyadan)
Dünyanın en büyük tarım ekonomileri (dolar bazında) Çin – 1,9 trilyon Hindistan – 573 milyar ABD – 451 milyar Brezilya – 204 milyar Endonezya – 145 milyar Türkiye – 92 milyar Rusya – 87 milyar Japonya – 86 milyar Fransa – 82 milyar Meksika – 77 milyar Pakistan – 75 milyar İspanya – 64 milyar Almanya – 60 milyar Kanada – 58 milyar İtalya – 56 milyar Avustralya – 56 milyar Vietnam – 56 milyar Kolombiya – 53 milyar Tayland – 48 milyar Güney Kore – 41 milyar
-
En Son Kadın Basketbol Haberleri (Türkiye ve Dünyadan)
“FIBA 2026 16 Yaş Altı Kızlar Avrupa Şampiyonası” MAÇ SONUCU / FINAL RESULT ALMANYA :51 - TÜRKİYE
-
En Son Erkekler Voleybol Haberleri (Türkiye ve Dünyadan)
Ramazan Efe Mandıracı sakatlığı nedeniyle takımdan çıkarıldı
Geçen Hafta
-
En Son Kadınlar Voleybol Haberleri (Türkiye ve Dünyadan)
Bu çok güzel olmuş ün sahne hepimizi heyecanlandıran Türkiye'nin en güzel eserlerinde! Filenin Sultanları, CEV Trendyol 2026 Kadınlar Avrupa Voleybol Şampiyonası’nda kendi hikayelerini yeniden yazmaya geliyor.
-
En Son Erkek Basketbol Haberleri (Türkiye ve Dünyadan)
Ömer Kutluay A milli takımla ilk defa sahada
-
En Son Erkek Basketbol Haberleri (Türkiye ve Dünyadan)
Türkiye: 94 - Hırvatistan: 95
-
En Son Kadınlar Voleybol Haberleri (Türkiye ve Dünyadan)
Maç sonu görüntüleri
-
En Son Bilim Haberleri
Ülkenizde kaç Nobel Ödülü sahibi var?
-
En Son Kadınlar Voleybol Haberleri (Türkiye ve Dünyadan)
Sultanlar bugün oynanan maçta Letonya'yı 3-0 yendi
-
En Son Kadınlar Voleybol Haberleri (Türkiye ve Dünyadan)
Sultanların maç programı
-
bir klip arıyorum
Pushing on -Oliver kesinlikle bu olsa gerek.Ben de bu klibi ariyordum.Yillar sonra tesaduf eseri karsima cikti.Umarim gorursunuz.6 sene once yazmissiniz.Belki de bulmussunuzdur bile ya da bu yazimi gormezsiniz diye dusunuyorum. -
Allah’ın İndirdiği Din İle Uydurulan Ve Yanlış Yöntemlerle Tebliğ Edilen, Anlatılan Din Arasındaki Fark.
Kur’an’ı Allah bizlere Rehber, yol gösterici olsun diye indirdiğini çok açık söyler. Kur’an’ın rehberliğinden istifade edebilmemiz içinde, anlayarak ve ayetler üzerinde düşünerek okumamızı emreder. Yani bizler Kur’an’ın rehberliğinden istifade edebilmemiz için, önce tebliği almamız ve anlamamız gerekir. Eğer anladığımız dilden Kur’an’ı okumuyorsak, kendimizi Kur’an okumamış saymalıyız. Çünkü vahyi tebliğ almadan üzerinde düşünüp anlamadan, nasıl hayata geçirebiliriz? İnsanlar arasında en çok istismar edilen, DİNİ KONULARDIR. Onun için Allah, size Elçilerim vasıtası ile gönderdiğim vahyimi, birilerinden öğrenmek yerine yani kendimize güvenilecek, ardına düşülecek Veliler edinmeden, imtihanımız gereği mutlaka bizler bizzat kendimiz okuyup öğrenmemiz, tebliği almamız gerektiği konusunda uyarılar yapar. ÇÜNKÜ ALLAH BİLİYOR Kİ, KULLARIMI KENDİ ÇKARLARI İÇİN, ALLAH İLE ALDATANLAR ÇIKACAKTIR. Bunu söylediğimde, Kur’an ile gereği gibi buluşamamış kardeşlerimiz hemen şu tepkide bulunuyorlar. “NE YANİ ALLAH RESULÜNÜ, POSTACI DİYEMİ GÖNDERDİ? Halbuki Allah Resulünün görev tanımını yaparken nasıl ayetler indirmişti? “RESULE DÜŞEN APAÇIK, TEBLİĞDEN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR.” (Ankebut 18) “SENİN GÖREVİN SADECE TEBLİĞ ETMEKTİR.” (Rad 40) Onun için Allah, sakın sizleri Allah ile aldatmasınlar diye uyarır. Bunun önüne geçmek içinde Rabbimiz, yemin ederek bu kitabı sizler için kolaylaştırdım der. Allah uyarır ama toplumu Allah ile aldatanlar, bu gerçeğin ortaya çıkmaması için ellerinden geleni yapmışlar ve topluma Kur’an’ın asla onay vermediği şu sözlere inandırmışlardır. “KUR’AN’I SİZ ANLAYAMAZSINIZ, KUR’AN’I ÂLİM KİŞİLER ANLAR. ZATEN HER BİLGİ KUR’AN’DA, DETAYLI VERİLMEMİŞTİR.” Buna inandırılan toplum, ne yazık ki hata yaparım korkusuyla, Kur’an’ı bizzat kendisi okuyup anlamaya çalışmıyor. Hatta art niyetli, kendi inançlarını Kur’an’a söyletmek isteyenler, Kuran’ı kasıtlı olarak, farklı tercüme etmişler, toplumda böylece tedirginlik yaratmışlardır. Sorsanız hepsi de kendilerinin, en doğru tercüme ettiklerini söyler. Bu korkunun sonucunda, kurulan tuzak işe yaramış, böylece Vahyi direk Allah’ın kitabından tebliğ alma çabası içinde olmamışlardır. Öyle olunca da her anlatılanı, doğru kabul etmek zorunda kalmıştır toplum. Allah ben Ruhban sınıfı diye bir sınıf emretmedim dediği halde Kur’an’da, Allah ile aldatıcılar bu gerçeğin üstünü örtüp, İslam dininde adını değiştirerek, farklı bir isimle RUHBAN SINIFINI KURMUŞLARDIR. Televizyonlarda bazı İlahiyat Profesörlerinin, şöyle söylediklerini duyarsınız. ”DİNİ KONULARI DA BİZE BIRAKIN, KARIŞMAYIN. BİZ SİZİN İŞİNİZE KARIŞIYOR MUYUZ? BU KONU BİZİM KONUMUZ.” Bu sözlere hiç kimse itiraz dahi etmiyor, çünkü bunu kanıksadık, kabullendik. Hiç birimiz çıkıp siz kim oluyorsunuz. İslam dininin Ruhban sınıfı mısınız diyen bile yok. Allah sizleri Kur’an’dan hesaba çekeceğim diyorsa, sizce bizlerin anlayamayacağı bir rehber gönderip, daha sonrada bizleri O kitaptan hesaba çekip, sorumlu tutar mı? Elbette tutmaz ama düşünen aklını kullanan ve Kur’an’ı ilk elden tebliğ alan ancak, bunun farkına varır. Bu makalemde sizlerin üzerinde düşünmenize vesile olmak istediğim iki konuya örnek vermek istiyorum. Bu iki örnek ayette Allah bizlere ne anlatıyor rehberinde, onu anlamaya çalışalım. Daha sonrada bu ayetleri bizlere anlatan, kendisini İslam’ın Ruhbanı gibi gösterenler neler, hangi yöntemle anlatıyor onu anlamaya çalışalım. Acaba Allah’ın kullarına yaklaşım tarzını, ayetleri/hükümlerini tebliğ şekliyle, bizlere İslam’ı anlattığını söyleyenler, aynı yolu ve yöntemimi izliyor aynı yöntemle mi tebliğ edip anlatıyorlar, onu anlamaya çalışalım. Bakalım ki İNDİRİLEN İSLAM İLE UYDURULAN İSLAM ARASINDA, DAĞLAR KADAR FARK OLDUĞUNU GÖREBİLELİM. Allah yarattığı ve imtihan ettiği kullarının özelliklerini sayarken Kur’an’da, çok dikkat çekici zaaflarından da bahseder ve bizlere derki; “TARTIŞMAYA MEYİLLİDİR. ACELECİ TABİATTA YARATILMIŞTIR. ZAYIF YARATILMIŞTIR.” Onun içinde Allah kullarına şefkatini göstermiş ve yemin ederek gönderdiği Kur’an’ı kolaylaştırılmış bir şekilde gönderdiğini birçok kez bildirmiştir. BU ÖZELLİKLERE SAHİP BİR İNSANA, DOĞRU BİR YÖNTEMLE İSLAM’I, KUR’AN’I ANLATMAZSANIZ, ASLA GERÇEKLERLE BULUŞTURAMAZSINIZ. Onun için bizler Allah’ın anlatım ve tebliğ şeklini mutlaka hayata geçirmeliyiz. Ne yazık ki bizler, Kur’an ile yetinmediğimiz için, ellerimizle yarattığımız ruhban sınıfları, bu gerçeği toplumdan gizlemişlerdir. Allah’ın dininin sınırları dışına çıkarak, kendilerinin dine yaptığı ilaveleri ve kendi düşüncelerini, KENDİ HAYAT ANLAYIŞLARI VE KENDİ YÖNTEMLERİYLE, Allah’ın emri gibi topluma anlatmışlardır. Allah şarap ya da alkollü içecek ve kumar konusunda, bakın nasıl bir ayet indiriyor ve nasıl bir yol, yöntem izleyerek kullarını uyarıyor, bunlardan uzak durun diyor. Bakara 219: SANA İÇKİYİ VE KUMARI SORUYORLAR. DE Kİ: BU İKİSİNDE İNSANLAR İÇİN BÜYÜK ZARAR VE BAZI FAYDALAR VARDIR; ZARARLARI DA FAYDALARINDAN BÜYÜKTÜR. SANA NEYİ İNFAK EDECEKLERİNİ DE SORUYORLAR. DE Kİ: İHTİYAÇ FAZLASINI. ALLAH SİZİN İÇİN ÂYETLERİNİ İŞTE BÖYLE AÇIKLIYOR Kİ DÜŞÜNESİNİZ. (Kur’an Yolu. Diyanet İşl.) Bu ayette geçen içki ve kumar için büyük zarar vardır demiş. bazı ayetlerde günah vardır diye tercüme etmişler. Süleymaniye vakfı mealinde ZARARLAR vardır diye çevirmiş ve açıklamasını da bakın nasıl yapmış. “Ayetteki İsm (إِثْم) , kişiyi sevaptan yani iyiliklerden ve doğal yapısından uzaklaştıran davranış anlamındadır. Hamr ve kumar kişiyi Kur’an’dan, namazdan (Maide 5/91) ve doğal yapısından büyük ölçüde uzaklaştırır.” Aynı ayette geçen bu kelimeyi Mustafa İslamoğlu mealinde, KÖTÜLÜK diye çevirmiş. Zaten günah kelimesinin anlamıda kabahat kötü, istenmeyen zararlı davranış anlamındadır. Ama günümüzde topluma GÜNAH kelimesi DİNDE SUÇ SAYILAN, ALLAH KATINDA CEZASI OLAN DAVRANIŞ, ANLAMINDA ANLATILIR. Bu anlamı verdiğinizde ve topluma içki ve kumarı bu yöntemle anlattığınızda içkiye ve kumara müptela olmuş bir insan tepki gösterip, biz nasıl olsa günahkâr olduk, cehennemliğiz şeklindeki karşı çıkışlarıyla, bu kötü alışkanlıklardan vaz geçmek yerine, daha da ileri gidenleri duyarsınız. Bu yöntem Allah’ın yöntemi değildir, önce onu belirtmek isterim. Bu ayeti genel çoğunluk tercüme ederken, bu kelimeye özellikle parantez içinde HARAM diyerek, Allah’ın kullarını güzel tavsiyelerle, doğru yola davet ettiği örneğinden toplumu uzaklaştırarak, İslam dininden adeta soğutuyorlar. Allah isteseydi Kur’an’da geçen bazı konularda olduğu gibi, keskin sınırlarını belirleyip HARAM kelimesini kullanamaz mıydı? Peki, neden HARAM demediği üzerinde düşünmemiz gerekirken, işin kolayına gidiyoruz ve içki kumar haramdır deyip kestirip atıyoruz. Sanırım ya Allah’ın sabırla kullarını doğruya davetini anlamak istemiyoruz, ya da işimize öyle geliyor. HARAM büyük günahtır. Affı olmayabilir. Çünkü Allah büyük günahlardan sakınırsanız, küçüklerinin üstünü örter affederim diyor. Allah kullarının zayıf iradede olduğunu bildiği için, onları önce uyarıyor ve doğru yolda olmanın örneklerini veriyor ve tavsiyelerde bulunuyor. Yani bunlar HARAMDIR direk demiyor ama bu kötü davranışlar sizi, harama yönlendirir uyarısını yapıyor. Bu iki illetten kullarını kurtarmaya çalışıyor ve başka bir ayetinde aynı konuda bakın ne diyor. “ŞEYTAN, ALKOL VE KUMAR İLE ARANIZA DÜŞMANLIK VE KİN SOKMAK, SİZİ ALLAH’I ANMAKTAN VE SALATTAN/NAMAZDAN ALIKOYMAK İSTİYOR. ARTIK BUNLARDAN VAZGEÇECEK MİSİNİZ?” Maide 91 Bu ayetlerde Allah, doğrudan “Bu haramdır” diyerek kestirip atmak yerine, insanın aklına, vicdanına ve psikolojisine hitap eden aşamalı ve ikna edici bir yöntem ikna metodu kullanmaktadır. İslamiyet gelmeden önce alkol ve kumar, cahiliye toplumu hayatının derinden kök salmış, günlük parçalarıydı. Bu yüzden Kur’an, bu alışkanlıkları birdenbire yasaklamak yerine insanların zihnini ve kalbini hazırlayarak şu yöntemleri izlemiştir: Ayet, alkol ve kumarda insanlar için bazı “çıkarlar” (eğlence, geçici keyif, ticari kazanç) olduğunu inkar etmez. “KÖTÜLÜĞÜ YARARINDAN BÜYÜKTÜR” diyerek, insanı bir kar-zarar analizi yapmaya davet eder. Akıllı bir insanın, zararının faydasından çok daha fazla olduğunu gördüğü bir şeyi, kendi iradesiyle bırakması beklenir. İçki ve kumarın zararları anlatılır. İnsanların arasına düşmanlık ve kin sokması (kavgalar, aile yıkımları, dostlukların bitmesi). İbadetten (salattan/namazdan) ve Allah’ı anmaktan alıkoyması (bilincin bulanması, sorumlulukların unutulması). Maide 91’in sonundaki “ARTIK BUNLARDAN VAZGEÇECEK MİSİNİZ?” sorusu çok güçlü bir retorik yani bir fikri, argümanı veya yazıyı kitlelere kabul ettirmek, insanları etkilemek ve ikna etmek amacıyla, dili ustaca kullanma tekniklerinin yöntemidir. Bakın Allah aynı konuda kullarını nasıl uyarıyor ve ne tavsiyede bulunuyor. Bunları kullanırsanız şeytanın oyuncağı olursunuz ve benden uzaklaşırsınız diyerek ne diyor? “ARTIK BUNLARDAN VAZGEÇECEK MİSİNİZ?” Yani Allah’ın kullarına önce tavsiyesi ve uyarısını görüyoruz ayetten. YÜCE RABBİMİZ YARATTIĞI KULUNUN PSİKOLOJİİSİNİ BİLDİĞİNDEN ONU, ONUN ANLAYACAĞI YÖNTEMLE DOĞRUYA DAVET EDİYOR. Bakın bu uyarı Kur’an’a iman etmiş olanlara. Allah demek ki iman eden kulları, bu illetten tam olarak vazgeçmemiş ki, onlara soruyor artık bunlardan vaz geçecek misiniz diyor. İsteseydi HARAM der kestirip atardı ama bunu yapmıyor, çünkü kulunun bu konudaki psikolojisini biliyor. Kullarını bu kötü alışkanlıklardan, yavaş yavaş vaz geçiriyor. ADETA BİR EĞİTİM VE PSİKOLOJİK TERAPİYLE. Benzeri ikazı Allah’ın, bir başka ayetinde de görüyoruz. Nisa 43. Ayetinde Allah, iman eden ama alkol illetinden kurtulamamış kullarını nasıl ikaz ediyor ve uyarıyor. “EY İMAN EDENLER! SARHOŞKEN NE SÖYLEDİĞİNİZİ BİLİNCEYE KADAR, YOLCU OLANLAR HARİÇ, CÜNÜPKEN DE YIKANINCAYA KADAR SALÂT’A YAKLAŞMAYIN!” Kendilerini adeta ruhban ilan edenler, bu ayet nesh edilmiş hükmü kalkmıştır diyerek, Allah’ın kullarına ne maksatla bu ve benzeri uyarılarını yaptığını anlamak yerine, üstünü örtmeyi, hatta ayetin hükmü kalkmıştır diyerek, toplumdan gerçekleri gizlemişlerdir. Bunu yapanlar, içki kullanan bilmem kaç gün namaz kılamaz türünden yalanlar uydurup, alkolden kötü alışkanlıklardan uzaklaştıracaklarına, Müslümanları namazdan, ibadetlerden hatta Kur’an’dan uzaklaştırmışlardır. HÂLBUKİ ALLAH, ALKOL GİBİ KÖTÜ ALIŞKANLIKLARA BAĞIMLI HALE GELMİŞ VE BUNDAN KURTULAMAYAN KULLARINI, KENDİ SINIRLARI İÇİNDE TUTUP, HUZURUNDAN AYIRMAYARAK, ONLARI BU İLLETTEN BU YOLLA, YANİ ALLAH’I HER AN ZİKREDİP ANARAK KURTULMASINI İSTEMİŞTİR. Allah’ın doğru bulmadığı, yine aynı yöntemle yani bilgilendirip uyararak, tavsiyelerle vazgeçmelerini istediği bir başka konu daha vardır Kur’an’da. Ama her ne hikmetse Allah’ın bu tavsiyesini, nefisleri uygun görmedikleri için olsa gerek göz ardı etmişlerdir. Diğer örnekte takındıkları tavrı takınmamışlardır. Allah geçmiş toplumlarda alkol ve kumar alışkanlığının çok fazla yaygın olduğu gibi, çok eşlerle evlenme alışkanlığı da yaygındı. Nisa suresi 3. Ayetinde Allah, savaşta ailelerini kaybetmiş yetimler konusunda bir ayet indiriyor ve size emanet edilmiş yetimlerin malları için onlarla evlenmeyin. Eğer evlenmek istiyorsanız size helal başka yetimlerle evlenin diye tavsiye ediyor. Ama o kadınlar arasında adaleti sağlayamayacağınızdan korkarsanız YALNIZ BİR TANE ALIN DİYE ÖZELLİKLE UYARIR. Yani Allah adaletli olan, bir tek eşle evlenmeli, tavsiyesinde bulunuyor. Hatırlatırım bu ayet yetim kalanlarla ilgilidir. Çünkü o devirde toplum zina ve sapkınlık konusunda çok kötü durumdaydı. Allah özellikle yetim kızların, ortada kalmasını başlarına kötü şeyler gelmesini istemiyordu. Dikkat ettiyseniz Allah o devrin çok eşlilik konusuna hemen son vermemiş, yani çok eşlilik adaletli değildir, bundan sonra çok eşle evlenmeyeceksiniz günahtır ya da haramdır dememiştir. Ama çok eşliliğin adaletli bir evlilik olmadığı VE TAVSİYE ETMEDİĞİNİ BİLDİRMİŞTİR. Yani Allah çok eşliliği önermemiştir. Hatta bu konu hakkında Nisa suresi 129. Ayetinde çok eşli aile reislerini nasıl uyarmıştır. “NE KADAR UĞRAŞIRSANIZ UĞRAŞIN, KADINLAR ARASINDA ADALETİ YERİNE GETİREMEZSİNİZ.” Sizlere sormak isterim, Allah adaletin sağlanmadığı bir aile kurmamızı ister mi bizlerden? Elbette istemez. Ne yazık ki bizler bu ayetleri işimize geldiği gibi anlayıp, uyarıları görmezden gelerek, Allah çok eşliliğe izin vermiştir, yasaklamamıştır demek te bir sakınca görmemişlerdir. Peki neden? Çünkü işimize öyle gelmiş, nefsimizin duyguları, arzuları öyle istemişte ondan. AÇIKÇASI KUR’AN’A UYMAK YERİNE, KUR’AN’I KENDİMİZE UYDURMUŞUZ, YAŞAYIP GİDİYORUZ. Sonucunuda görüyoruz. Konuyu özetlemek gerekirse Allah içki, kumar ve çok eşlilik konusunu Kur’an’da bizlere anlatırken, İçki kumar şeytan işi bir pisliktir, sizleri benden uzaklaştırır, şeytana yaklaştırır, artık bundan vazgeçin diyerek uyarmış ve tavsiyeler de bulunmuştur. Çok eşlilik konusunda da aynı uyarıyı yapmış Allah ve çok eşlilik adaletin olduğu bir aile ortamı değildir, ne kadar uğraşırsanız uğraşın, aralarında adaleti sağlayamazsınız. Onun için Allah, TEK EŞLE EVLENİN diye tavsiye etmiştir. Tabi bu tavsiyeleri doğru anlayabilmek için, o gün Arapların ortamını ve geleneklerini doğru anlamamız gerekir. BU TAVSİYELER O DÖNEMİN YENİ EVLENECEKLERİ VE GÜNÜMÜZDE BİZLER İÇİNDİR. YOKSA O DEVİRDE HER ERKEĞİN, BİRÇOK EŞİ VARDI ZATEN. Allah eşlerinizi boşayın tek eşle evlenin demesi mümkün değildi. Daha önce birçok eşle evlenenleri de uyarıp, bu evliliğinizde eşleriniz arasında asla adaleti sağlayamazsınız, onun için bu konuya dikkat edin, aralarında ayrım yapmamaya çaba gösterin diye uyarıyor. Bizler Allah’ın bu ikaz ve uyarılarını anlamak yerine, işimize nefsimize geldiği şekilde anlamış ve topluma da böyle yanlış KUR’AN’IN YAPICI, EĞİTİCİ ANLATIMINDAN UZAK ANLATMIŞIZ. Sonucunu da hep birlikte yaşayarak görüyoruz huzuru, mutluluğu bulamıyoruz. Daha doğrusu Kur’an’ın istediği orta yolu bir türlü bulamıyoruz. ÇÜNKÜ İSLAM’I ANLATTIĞINI ZANNEDENLER, TOPLUMU DİNDEN SOĞUTMUŞLAR. Bizlere düşen önce anlatılan rivayetlerin etkisinden kurtulup, Kur’an’ı bizzat anlayarak ve ayetler üzerinde dikkatle, Kur’an bütünlüğünde düşünerek anlamaya çalışmak olmalıdır. Yalnız Kur’an’ın ipine sarılan Allah’ın uyarı ve ikazları ile buluşacak ve onun nuru ile aydınlanarak İslam’ı doğru yaşayacaktır. Sen Kur’an’dan anlayamazsın, her bilgi Kur’an’da yoktur diyen Ruhbanların sözlerine inananlar ise, Allah’ın huzuruna çıkana kadar, kendilerinin doğru yolda olup olmadıklarından, asla emin olamayacaklardır. HUZURA ÇIKINCADA ZATEN, İŞ İŞTEN GEÇMİŞ OLACAKTIR. Dilerim Kur’an gerçeklerini, bu dünyada farkında olan batılın ve hurafenin değil, Allah’ın ipine sarılan, onu doğru anlayabilmek içinde, bizzat çaba harcayan, Allah’ın azınlık halis kulları arasına oluruz. Saygılarımla Haluk GÜMÜŞTABAK