İçeriğe atla
View in the app

A better way to browse. Learn more.

Tartışma ve Paylaşımların Merkezi - Türkçe Forum - Turkish Forum / Board / Blog

Ana ekranınızda anlık bildirimler, rozetler ve daha fazlasıyla tam ekran uygulama.

To install this app on iOS and iPadOS
  1. Tap the Share icon in Safari
  2. Scroll the menu and tap Add to Home Screen.
  3. Tap Add in the top-right corner.
To install this app on Android
  1. Tap the 3-dot menu (⋮) in the top-right corner of the browser.
  2. Tap Add to Home screen or Install app.
  3. Confirm by tapping Install.

Bütün Eylemler

Bu akış otomatik olarak güncellenir

  1. Geçen saat

  2. Günümüzde İslam'ı, Kur’an'ı anlamaya çalışırken öyle kaynaklardan, bilgilerden istifade ediyoruz ki, hiç sorgulamadan, düşünmeden Kur’an süzgecinden geçirmeden yaşamımıza geçiriyoruz. Ne yazık ki İslam'ı, geçmişte de büyük bir çoğunluk böyle yaşamış, bugünde öyle yaşıyor. Bu konuya örnek olması adına, yazdığım yazıma bir kardeşimizin verdiği cevap üzerinde, sizleri düşünmeye davet etmek istiyorum. Bakın bir arkadaşımız, yazdığım yazıma karşılık ne yazmış. "Sen edille-i şeriyye diye bir şey duydun mu hiç? Ayrıca hiç kimse Kur'an ayetlerini dizip dizip, bak şurada şu yazıyor, o zaman benim aklıma göre şu anlam çıkar, diyemez. DİYEN KİŞİ YA DİN SAPIĞIDIR YA ULTRA MEZHEPSİZDİR YA DA ÖZEL YETİŞTİRİLMİŞ BİR SİYONİSTTİR. SEN KUR'AN'IN AÇIKLAMASININ, SENİNİN MİNİCİK BEYNİNİN ALDIĞI KADAR OLDUĞUNU MU SANIYORSUN? Yürü git, burada çoluk çocuk kandıracağım diye uğraşma. Her önüne gelen din şarlatanı olmuş." Bizlerin geleneksel mezhep anlayışlı büyük yanlışları yapmamızın asıl nedeni, bilinç altımıza yerleştirdiğimiz batıl ve hurafelerin etkisi diyebiliriz. BİLİNÇALTININ ÇOK ÖNEMLİ BİR ÖZELLİĞİ, OLUMSUZ KOMUTLARI YANİ DAHA ÖNCE KAYDA ALDIĞI BİLGİLERİN TERSİNE SÖYLENENLERİ, KABUL ETMEDİĞİNİ, HATTA TAM TERSİNİ ANLADIĞINI BİLİMSEL ÇALIŞMALAR ORTAYA KOYMUŞ. BİLİNÇALTI, SIRADAN SÖZCÜK VE İFADELERİ DEĞİL, SİZİN GERÇEKTEN DOĞRU OLDUĞUNA İNANDIKLARINIZI KABUL EDER. Yukarıdaki sözleri değerlendirdiğimizde, bizler şuan ki aklımız ve mantığımızla Allah'ın emrettiği, bizlere rehber olsun diye gönderdiği Kur’an'ın muhkem ayetlerini, anlamamızın mümkün olmadığını, Kur’an'ı anlayabilmemiz için, beşeri başka kaynaklara mutlaka ihtiyacımızın olduğunu anlatmaya çalışıyor. Bakın Kur'an'ın asla onaylamadığı tüm bu bilgiler, BİLİNÇ ALTIMIZA YILLAR ÖNCE YERLEŞMİŞ YANLIŞ BİLGİLERDİR. DÜŞÜNÜN LÜTFEN, İNSANLARIN YAZDIĞI BİR İLMİ KİTABA, BU SÖZLERİ SÖYLESEK, SANIRIM KİTABIN YAZARI ÇOK ÜZÜLÜRDÜ. Kur’an'ı kendi aklı ve çabasıyla anlamaya çalışanlara da, arkadaşımızın layık gördüğü sözlere üzülmemek elde değil. Bu kardeşimiz kafasındaki yanlış inançlardan kurtulup, Kur’an'ı anlayarak okumuş olsaydı, tüm gerçeklerle buluşabilirdi. Lütfen unutmayalım, Allah bizlerin okuduğunda anlayamayacağı bir rehber gönderip, daha sonrada bu rehberden asla bizlere hesap sormaz. BU KADAR DAMI AKLIMIZI KULLANAMIYORUZ? Bizler inandığımız rivayetlere, kelimelerin anlamları ile oynayıp Kur’an'dan kanıt aramak yerine, Allah'ın bizlere neler anlattığını, bizlerden ne istediğini, nasıl bir yolu izlememiz gerektiğini, BİR BÜTÜN OLARAK ANLAMAYA ÇALIŞIRSAK, en doğru yolu izlemiş oluruz. Daha sonra işimiz daha kolay olacaktır. Kur’an ayetlerini doğru anlamak için, mutlaka Kur’an'ın diğer ayetlerinden yararlanmalı ve Kur’an'ın bir başka ayetine ters düşecek bir anlamı, manayı çıkarmamalıyız. Allah dinin anası, temeli olan muhkem ayetleri, yine Kur’an içinde verdiği nice örneklerle bizzat kendisinin Kur'an'da açıkladığını bizlere bildirir ve yalnız Kur’an'ın ipine bizlerin sarılması içinde öğüt verir. Gelin Kur’an bütünlüğünde, arkadaşımızın yazdığı cevabı birlikte değerlendirelim ve üzerinde düşünelim. Önce günümüzde Kur’an'ı anlamanın kesin şartlarından sayılan, EDİLLE-İ ŞER’IYYE NEDİR onu anlamaya çalışalım. Geleneksel İslam anlayışına göre, Kur’an'ı doğru anlayabilmemiz için, bazı ek bilgilere, beşeri kitaplara ihtiyacımız olduğu anlatılır. Bu bilgiler yoksa, Kur’an'ı doğru anlamakta mümkün değildir denir. Bunun şartları olarak da şunlar sayılır. 1. KUR’AN 2. SÜNNET 3. İCMA 4. KIYÂS. Kur’an'ı anlamada en önemli kaynak, bizzat Kur'an'ın kendisi olduğu söylenir, bu doğrudur. Fakat Kur’an'ı ve ayetleri, tek başına anlamamızın mümkün olmadığı, doğru anlayabilmemiz içinde, Resulün sünneti yani rivayet hadislerine mutlaka ihtiyaç duyulduğu özellikle vurgulanır. İcma ise, Resulün vefatından sonra herhangi bir konuda bütün müctehidlerinin şer’i bir hüküm üzerinde ittifakıyla, alınan kararlar olduğu söylenir. Kıyas ise bir şeyi başka bir şeye benzetmek, karşılaştırmak suretiyle anlamaya çalışmaktır. Şimdi gelelim bu dört başlığın, Kur’an'ı anlamamızdaki doğruluğuna. Allah Kur’an'da birçok kez bizleri uyararak, hiç kimseye muhtaç olmayasınız diye, yemin olsun ki bu Kur’an'ı kolaylaştırdım der. Hatta hala öğüt almayacak mısınız diye de dikkatimizi çekerek, ayetler üzerinde bizlerin düşünmesini emreder. Eğer aklı başında bir insan, ayetleri anlayamayacak olsa Allah bizlerin, neden ayetler üzerinde düşünmesini istesin? Düşünmeyenlere de ikaz edip, uyarıda bulunsun? Allah Kur’an'ı doğru anlamamız içinde yol gösterir ve Kur’an'da, her şeyden nice örnekleri sıraladık ki, anlayasınız diye de açıklama yapar. BİR BAŞKA DEYİŞLE KUR’AN'I, YİNE KUR’AN AYETLERİYLE ANLAMAMIZI ÖĞÜTLER BİZLERE. Çünkü Allah İslam dininde Ruhban sınıfı olmadığını, her aklı başında kulunun imtihanı gereği Kur'an ile bizzat aracısız buluşmasını ister. Sünnete ve Resulün rivayet hadislerine gelince. Yine bu konuda açıklama yapan Kur’an, Allah'ın Resulünün yalnız Kur’an'a uyduğunu, ümmetine yalnız Kur’an'ı tebliğ edip ve yalnız Kur’an ile hükmetme görevi aldığını da, çok açık anlatır birçok ayetinde örnekler verir. Hatta bizim emretmediğimiz bir şeyi buda Allah katındandır demiş olsaydı, onun şah damarını keser canını alırdık diyerek, KUR'AN DIŞINDA HİÇ BİR AÇIK KAPI BIRAKMAZ. Yani Kur'an'ın bahsettiği tek bir sünnet vardır, oda Allah'ın sünneti, yani Allah'ın bizlere önerdiği yoludur. Tüm bu bilgileri, Kur’an bütünlüğünde düşündüğümüzde, Resulün Kur’an dışından ne bir hüküm verebileceğini, nede Kur’an'ın dışına asla çıkamayacağını anlıyoruz. Allah'ın Resulünün hadislerinin tamamı, günümüze RİVAYET yollarla gelmiştir. Böyle bir yolla gelen bilgiler, bizler için nasıl delil ve kanıt olur? Bu bilgilerle nasıl olurda ayetleri anlamaya çalışırız, bunu da mı akıl edemiyoruz. Allah, emin olmadığın bilgilerin ardına düşmeyin diye emretmiyor muydu? EĞER BİZLER KUR’AN'I RİVAYETLERE, YA DA YÜZLERCE YIL ÖNCE KUR’AN'I ANLAYANLARIN ANLADIKLARI GİBİ ANLAMAYA ÇALIŞIRSAK, BÜYÜK HATA YAPARIZ. Şunu asla unutmamalıyız. Dine hüküm koyan yalnız benim diyen, Allah'ın hükmünü asla unutmadan, Resulün adını kullanarak bugün bizlere iletilen rivayetleri, Kur’an süzgecinden geçirerek almalı ve yararlanmalıyız. Hiçbir doğru bilgi dışlanmamalıdır tek bir şartla, imtihan olduğumuz Kur’an'ın onayından geçmesi şartıyla. Eğer Kur'an bu sözleri onaylıyorsa, zaten bu bilgiler Kur'an ayetlerinden alınma demektir. Kimin söylediğinin hiç bir önemi yok. Önemli olan bilginin doğruluğu ve sorumlu olduğumuz Kur'an'a uygunluğudur. Diyelim ki bizler Kur’an ayetlerini okuduğumuzda anlamamız mümkün değil, o zaman neden Kur’an'ı bizlerin anlayacağı şekliyle Allah'ın Resulü yazdırmadı diye, bir soru gelmez mi akla? Yine düşünmeye devam ettiğimizde, madem bizler Kur’an'ın sorumlu olduğumuz muhkem ayetlerini okuyup düşündüğümüzde anlamamız mümkün değil, bu durumda Allah'ın Resulü Kur’an ile birlikte, ayetlerin açıklanmış halini neden sağlığında yazdırıp bizlere ulaştırmamış ve Allah'ta tıpkı Kur'an gibi onları da korumasına almamış? Bakın biraz aklımızı kullanınca, ne kadar ilginç sorular çıkıyor ortaya. Hâlbuki Allah hatırlayınız, yalnız Kur’an'ın ipine sarılmamızı, onun üzerinde düşünmemizi ve yalnız Kur’an'ı koruması altına aldığını, sizlere gönderdiğim elçimin, yalnız sizleri Kur’an ile uyaracağını söylemiyor muydu bizlere Kur’an'da? İmtihanda öyle olmaz mı zaten. Herkes kendisi imtihanı için düşünüp, aklını kullanıp çaba göstermesi gerekmez mi? Allah bizlerin anlayamayacağımız bir kitaptan, sizce sorumlu tutarda imtihan eder mi? Allah bakın elçisinin Kur’an dışına çıkamayacağını, topluma yalnız Kur’an ile hükmedeceğini, çok net nasıl açıklıyor hatırlayalım. Nisa 105: KUŞKU YOK Kİ, BİZ BU KİTAP'I SANA, İNSANLAR ARASINDA ALLAH'IN SANA GÖSTERDİĞİ İLE HÜKMEDESİN DİYE HAK OLARAK İNDİRDİK. Sakın hainlere yardakçı olma. Maide 67: Ey resul! RABBİNDEN SANA İNDİRİLENİ TEBLİĞ ET. Eğer bunu yapmazsan onun verdiği peygamberlik görevini yerine getirmemiş olursun. Allah seni insanlardan korur. Allah, küfre batmış topluluğa kılavuzluk etmez. Ahkaf 9: De ki: "Ben, resuller içinden bir türedi değilim! Bana ve size ne yapılacağını da bilmiyorum. BANA VAHYE DİLENDEN BAŞKASINA DA UYMAM! Ve ben, açıkça uyaran bir elçiden başkası da değilim. Yukarıdaki ayetlere ve buna benzer onlarca ayetlere gözlerini yumanlara, elbette söyleyecek sözümüz olamaz. Allah din ve iman adına veliniz yalnız benim, sakın velilerin ardına düşmeyin diye ikaz ettikten sonra, acaba bizlerin rehberi, dinin anası olan muhkem ayetleri, bizlere anlaşılması zor gönderir de, birilerinin ardı sıra bizlerin gitmesini sağlar, onlara muhtaç bırakır mı? NASIL OLUR DA ALLAH'A BÖYLE BİR ADALETİ LAYIK GÖRÜRÜZ, BUNU DAMI DÜŞÜNEMİYORUZ? Size küçük bir örnek vermek istiyorum, ama hatırlatmak isterim buda bir rivayet. Önemli olan kıssadan hisse doğru ders almaktır. Allah'ın Resulünün yaşadığı dönemde geçen, bir olayı sizlere nakletmek istiyorum. Resulün anlattığı bir konu, dilden dile nakledilerek, yine Resulün kulağına kadar gelmiş. Allah'ın Resulü ben böyle bir şey söylemedim, diyerek söylenen bu sözleri yalanlamış. Çünkü kendi söylediği sözler değiştirilmiş, ilaveler yapılmış ve asıl anlamından saptırılmış. Bakmış ki bu yol çok tehlikeli ve Allah yolundan saptırıcı, hemen kendisinden bundan böyle hadis/söz naklini yasaklamış ve bakın ne söylemiş. "Allah’ın elçisinden sözlerini yazmak için izin istedik, bize izin vermedi. Tirmizi, Es Sunan, K. İlm 11 Biz hadis yazarken Hz. Peygamber yanımıza geldi ve “Yazdığınız şey nedir?” dedi. “Senden işittiğimiz hadisler” dedik. Hz. Peygamber: “ALLAH’IN KİTABINDAN BAŞKA KİTAP MI İSTİYORSUNUZ? SİZDEN EVVELKİ MİLLETLER ALLAH’IN KİTABI YANINDA BAŞKA KİTAPLAR YAZDIKLARI İÇİN YOLDAN ÇIKTILAR.” El Hatib, Takyid 33 ) Tekrar etmek istiyorum, elbette bunlarda birer rivayettir ve Allah'ın Resulünün söylediği rivayet edilir, ama önemli olan Kur’an'ın onayını almış olmasıdır. Hz. Muhammed'in ilk önce hadis yazımını yasakladığı, fakat daha sonra izin verdiği anlatılır. Hâlbuki dört halife devrine baktığımızda, dört halife döneminde de, Resulün hadis naklinin, yasağının ciddiyetle takip edildiğini görürüz. Sizler dört halifenin ismi kullanılarak, herhangi bir hadis kitabı gördünüz mü? Göremezsiniz çünkü yok. Bakın sizlere birkaç örnek. Hz. Ebu Bekir, peygamberin vefatından sonra Müslümanları toplayarak şöyle demişti: “Sizler, Peygamberden hadis rivayet ediyorsunuz ve bu hadislerde ihtilafa düşüyorsunuz. Sizden sonrakiler ise daha fazla ihtilaf edecektir. Peygamberden hiçbir şey tahdis etmeyin. Size bir soru soran olursa, “Bilgimizle sizin aranızda Allah’ın kitabı var” deyin ve onun helal kıldığını helal, haram kıldığını haram kılın” [Zehebi, “Teskiretu’l Huffaz, I, 2-3] Hadisler Ömer döneminde çoğalmıştı. Ömer halktan beraberlerinde bulunan hadis sayfalarını getirmelerini istedi. Sonra bunların yakılmasını emrederek şunu söyledi: Kitap Ehli’nin Mişna’sı gibi Müslümanların Mişnası’dır bunlar. [İbn Sad/Tabakat 5/140] Hz. Osman çok hadis nakletmelerinden ötürü Ebu Hureyre’yi Devş dağlarına göndermekle, Kab’ı Kırede dağlarına göndermekle tehdit etmiştir. [Tahzırul Havas 10b. ] Hz. Ali’den rivayet edildiğine göre o yanında yazılı sahifeler bulunan kimseleri, bunlara müracaat etmekten sakındırmış ve “Sizden önceki insanlar, Rab’lerinin Kitabını terk ederek âlimlerinin sözlerine uydukları için helak olmuşlardır” demiştir. [İbn Abdilberr, 108] Şeddad, İbni Abbas’a “Hz. Peygamber bir şey bıraktı mı? ” diye sordu. O da “Sadece Kuran’ın iki kapağı arasında olanları bıraktı” cevabını verdi. [Buhari, K. Fezailul Kur-an 16; Müslim K. Fezailus Sahabe 30, 31; Ebu Davud K. Fiten 1, Tırmızı K. Fiten 43] Elbette yukarıda yazdıklarımda, daha önce söylediğim gibi rivayettir, önemli olan Kur’an'ın süzgecinden geçiyor olmalarıdır. Bizim için kriter, ölçü Kur’an'dır. Onun onayladığı her bilgi, bizlerin başının tacıdır. UNUTMAYALIM LÜTFEN ALLAH, BİZLERİN YALNIZ KUR'AN'A SARILMAMIZI EMRETMİŞTİR. ONUN İÇİNDE KUR'AN'DAN HESABA ÇEKECEĞİNE HÜKMETMİŞTİR. Lütfen dikkatle düşünelim, madem Kur’an ayetlerini Allah'ın Resulünün hadisleri olmasaydı anlayamazdık, acaba Allah'ın Resulü neden sağlığında hadislerini toplatıp yazdırmadı? Yada bu görevi en yakınları, dört halife neden yapmadı? Demek ki Kur'an'ı bu rivayetlerle değil, Allah'ın söylediği gibi Kur'an'ın bizzat kendisinden öğrenip anlamaya çalışmalıyız. Hatırlayınız hadis toplama ve kayda geçirme çalışmaları Resulün devrini bırakın, dört halife devrinde de yapılmamıştır. Ancak dört halife devrinden sonra, İslam'ın mezheplere bölünmesi ile toplanmaya, yazılmaya başlanmıştır. Bu durumda ki düşüncelerinizi lütfen irdeleyiniz. Dikkatle düşündüğünüzde gerçekleri anlayacaksınız. Elbette herkes kendi imtihanını yaşıyorsa, istediğine inanmakta da özgürdür. Resulün vefatı ve dört halifenin sona ermesinden sonra, hadis toplama yarışına girenler, yaklaşık beş yüz civarında hadis toplandığından bahsedilir. Peki, günümüzde bu sayının yaklaşık ne kadar olduğunu biliyor musunuz? Ne yazık ki günümüzde milyonları geçmiştir. Resulün vefatından sonra, hadis toplama yarışlarını lütfen araştırınız. Bu yolun nasıl tehlikelerle dolu olduğunu, YAHUDİ İNANCININ BU YOLLA İÇİMİZE NASIL GİRDİĞİNİ, o zaman daha iyi anlayacaksınız. BU YOLLA MI KUR’AN'I ANLAMAYA ÇALIŞACAĞIZ? Allah ve elçisi, bizlerin Kur’an'ı bu yol ve yöntemle mi anlamasını istiyor? Aklını zerre kullanan, tüm gerçekleri görecektir. Buradan da anlaşılıyor ki, dine nifak sokmaya çalışanlar çok çalışmışlar. Resulün adını kullanarak, dine nifak sokanların bu acı gerçeğini düşündüğümüzde, Kur’an'ı anlamak adına izlediğimiz yolun tehlikelerini artık fark edelim ki, din düşmanlarının oyunları bozulsun ve BİLİNÇ ALTIMIZA YERLEŞMİŞ BATIL HURAFE İNANÇALRIMIZI, BÖYLECE KUR'AN İLE TEMİZLEYEBİLELİM. Kur’an'ı anlama yöntemlerinden olan, İcma ve kıyasa gelince. Bizler geçmişte yaşamış âlimlerin anladığı şekliyle, bugün Kur’an'ı anlamaya çalışırsak, büyük yanlış yaparız. Kur’an her çağa uyan ve ilmin, bilimin ışığında çok daha doğru anlaşılan bir nurdur. Onun içindir ki Allah, müteşabih ayetlerden bahsederken, âlimlerin bu ayetler hakkında yeni buluşlarıyla, iman edenlerin imanlarının artacağından bahseder. Bugün geçmiş âlimlerin bilgileri, müctehidlerinin günümüze ulaşan nakillerini, bizlere doğru ulaştığını asla bilemeyiz. Bunun garantisini verebilecek, hiç kimse de yoktur. Hatırlayınız Resulün sağlığında bile, kendi sözünün bir kaç gün içinde, dönüp dolaşıp yine kendisine büyük yanlışlarla geri dönmesi örneği, dikkatle düşünülmelidir. Din ve iman şaka götürmez. Allah korusun dönüşü olmayan yola girdiğimizde, pişman olmak istemeyen, Allah'ın koruması altındaki Kur’an'ı ALLAH'A GÜVENEREK anlamaya çalışmalıyız. İMTİHANIMIZDA YALNIZ KUR’AN'DAN DIR. Bunu söyleyen bizleri yaratan Allah'tır. Kıyas yöntemi aslında, her zaman ve her konuda kullanılan bir yöntemdir. Açıklanan ve hüküm verilen bir konuda, benzeri konularla bağdaştırmaktır ki, bu her zaman uygulanmıştır. ÖNEMLİ OLAN KIYAS ETTİĞİMİZ HÜKÜM, KUR’AN'IN APAÇIK HÜKMÜ OLSUN. İşte dostlar bizler imanımızı, inancımızı böyle yaşıyoruz ve kendimiz gibi düşünmeyenleri de, şarlatanlıkla, daha da ileri gidip Siyonistlikle suçluyoruz. İçimize giren Yahudi fitnesi, ne yazık ki yüzlerce yıldır bizden birisi gibi içimizde yaşadığı yetmemiş, İslam toplumu içerisinde saygın yerlere de gelmiş. Artık bunun farkında olalım. ÖYLE YANLIŞLARA İNANDIRILMIŞIZ Kİ, DOĞRULAR YANLIŞ, YANLIŞLAR DOĞRU GÖRÜNÜR OLMUŞ. Allah yardımcımız olsun. Aklımızı devre dışı bırakarak, eğer rivayet ve sanı ile hala Kur’an'ı anlamaya çalışırsak, sanırım Rabbin cezalarından da, kurtulmamız mümkün olmayacaktır. Aklını kullanmayanı Allah, pislik içinde bırakırım diyorsa, gelin artık aklımızı devreye sokalım ve düşünerek Kur’an'ı anlamaya çalışalım ve ona göre iman edelim. Aklımızı kullanalım ki, pislikten, rezillikten üzüntü ve kederden kurtulalım, huzura kavuşalım. Dilerim Allah'tan, aklını kullanarak Kur’an'ı anlama çabasıyla İslam'ı yaşayan, Rabbin halis kullarından oluruz. Saygılarımla Haluk GÜMÜŞTABAK https://kuranadavet1.wordpress.com/ https://twitter.com/KURANA_DAVET http://www.hakyolkuran.com/ https://www.facebook.com/Kuranadavet1/ https://hakyolkuran1.blogspot.com/
  3. Bugün

  4. Karadeniz'de şüpheli Rus saldırısı sonucu gemilerin batmasının ardından NATO'ya harekete geçme çağrısı Bulgaristan, Rus ve Ukrayna insansız araçları arasındaki yoğun çatışmalara sahne olan Karadeniz kıyılarının yakınında ticari gemilere yönelik bir dizi İHA saldırısının sonuncusunu soruştururken NATO'dan yardım talep etti. Yetkililer Salı günü yaptıkları açıklamada, gece saatlerinde NATO üyesi ülkenin kıyıları yakınında iki kargo gemisinin İHA saldırısına uğradığını ve gemilerden birinin battığını belirtti. Yetkililer, Bulgaristan'ın Romanya sınırına yakın bir köy olan Krapets'in yaklaşık 17 mil açığında batan Gine-Bissau bayraklı HS Dignity gemisinden altı mürettebat üyesinin kurtarıldığını, 10 kişinin ise hâlâ kayıp olduğunun düşünüldüğünü ifade etti. Yetkililer, Malta bayraklı Chelsea-3 adlı diğer geminin ise yerel saatle 01.30'da, Krapets'in güneyindeki sahil kasabası Byala'nın yaklaşık 18 mil açığında tehlike sinyali gönderdiğini bildirdi. Bulgar milletvekilleri, geminin Ukrayna'ya ait olduğunu ve içinde yedi Ukrayna ile sekiz Azerbaycan vatandaşının bulunduğunu açıkladı. Takip verileri, Chelsea-3'ün Cumartesi günü Türkiye'nin kuzeydoğusundaki Giresun kentinden ayrılarak Moldova'nın Giurgiulești limanına doğru yola çıktığını gösteriyor. HS Dignity ise 5 Ekim'de Cezayir'den ayrılmış ve Perşembe günü Romanya'ya varması planlanmıştı. Sofya'daki yetkililer, Chelsea-3'teki tüm mürettebatın kurtarıldığını ve geminin güvertesinde ya da içinde üç İHA bulunduğunu belirtti. Beş mürettebat üyesi tıbbi müdahale gördü. Bu olaylar, bir başka İHA saldırısıyla bir kargo gemisinin batırılmasından bir gün sonra ve Bulgaristan'ın münhasır ekonomik bölgesinde iki ticaret gemisinin hava ve deniz İHA'ları tarafından saldırıya uğramasından yaklaşık bir hafta sonra gerçekleşti. Bulgaristan Dışişleri Bakanı Velislava Petrova Salı günü yaptığı açıklamada, "Bulgaristan'ın kara sularının hemen yakınındaki ticari gemilere yönelik tekrarlanan saldırılar kesinlikle kabul edilemez," dedi. Her iki ülkenin de büyük tahıl ihracatçısı olması nedeniyle, Moskova ve Ukrayna'nın Karadeniz ve çevresindeki tahıl ve tarım tesislerine karşılıklı saldırılar düzenlemesi, bölge sınırlarını aşan gıda arzı endişelerini artırıyor. Uzmanlar, Rusya'nın 2026 yazı boyunca Ukrayna limanları çevresindeki tahıl taşıyan gemilere yönelik saldırılarını artırdığını belirtiyor. Ukrayna'nın tahıl ihracatının büyük kısmı, ülkenin güneyindeki Odessa bölgesinde bulunan limanlar üzerinden gerçekleştiriliyor. Öte yandan Ukrayna, Ağustos ayı ortasında Rusya'nın Karadeniz'deki liman kenti Novorossiysk'i bombalayarak Rusya'yı tahıl ihracatının rotasını değiştirmeye zorladı. Rusya'nın tahıl ihracatının yaklaşık yüzde 40'ı Novorossiysk üzerinden yapılıyor. Her iki ülke de saldırılarını gerçekleştirmek için düzenli olarak insansız hava araçları (İHA) kullanıyor. Ukrayna Dışişleri Bakanı Andrii Sybiha, saldırıyı gerçekleştirmekle suçladığı Rusya'nın "sivil canlara ve Karadeniz'deki deniz güvenliğine kasıtlı olarak hiçe sayan bir tutum sergilediğini" ifade etti. Ukraynalı diplomat, "Ortaklarımızı, Rusya üzerindeki baskıyı artırmaya, yaptırımları güçlendirmeye ve Rusya'dan hesap sorulması ile seyrüsefer serbestisinin korunması adına kararlı adımlar atmaya çağırıyoruz," dedi. Bulgaristan Başbakanı Rumen Radev, Moskova'yı açıkça suçlamamakla birlikte olayın "Rusya Federasyonu'nun çıkarına olduğunu" belirtti ve Rusya'nın Sofya Büyükelçisi'ni çağıracağını duyurdu. Rusya'nın Bulgaristan Büyükelçisi Eleonora Mitrofanova, olaya Rusya'nın dahli olduğuna dair herhangi bir bilgisi bulunmadığını söyledi. Petrova, Bulgar yetkililerin ittifakın diğer üyeleri ve Avrupa Birliği ile "sürekli iletişim halinde" olduğunu ifade etti. NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ise Radev ile görüştüğünü açıkladı. Bulgaristan'ın ulusal haber ajansı BTA'nın aktardığına göre, Bulgaristan Savunma Bakanı Dimitar Stoyanov Salı günü yaptığı açıklamada, ülkenin Karadeniz bölgesine iki ilave İHA sistemi ve ek füze sistemleri konuşlandıracağını duyurdu. Kaynak: NW
  5. Uygun fiyatlı bir otomotiv ikonu, nihayet 21. yüzyıla adım atıyor Citroën’in sevilen ekonomik otomobili, orijinal modelini bu denli popüler kılan o ruhu koruyarak modern çağ için yeniden şekilleniyor. Citroën, otomotiv dünyasının en sevilen model isimlerinden birini yeniden hayata geçiriyor. Fransız üretici, 2026 Paris Otomobil Fuarı'nda elektrikli 2 CV Konsepti'ni tanıttı. 1948'den 1990'a kadar Avrupa'da uygun fiyatlı otomobil kullanımını tanımlayan o işlevsel "halk otomobili"nin modern bir yorumu olan bu araç, Citroën'in erişilebilir ve gösterişsiz karakteri 21. yüzyıla taşıma niyetini ortaya koyuyor. Bu, mirası herkes için otomobil üretmek üzerine kurulu bir marka adına önemli bir adım. Orijinal 2 CV; otomobili en temel unsurlarına indirgeyip uygun fiyatlı, hafif, pratik ve çok yönlü bir araç haline getirdiği için devrim niteliğindeydi. Üreticinin bu konseptle aynı ruhu başarıyla yakalayıp yakalayamadığını zaman gösterecek olsa da, araç büyük bir potansiyel vaat ediyor. Citroën, konseptin boyunu orijinal 2 CV'den birkaç inç daha kısa tutarak 3,76 metrede (12,3 fit) sabitlemenin yanı sıra; 1 tonluk (2.205 libre) hafif bir ağırlık ve 15.000 avroluk makul bir fiyat seviyesini de hedefliyor. Böylece araç, modern yollara uygun fiyatlı bir ulaşım çözümü getirmeye hazırlanıyor. Dahası, Fransız marka aracın iç mekanını ferahlatıcı bir sadelikte tutarak gereksiz teknolojilerden arındırmış. Konsept; canlı renklere sahip bir çift sıra koltuk, tek bir 8 inçlik ekran ve çıkarılabilir bir radyo/hoparlör ünitesi barındırıyor. Elbette kabinde, "yumurta" formuna yapılan pek çok özel gönderme de göze çarpıyor. Citroën henüz güç aktarma organları ve diğer teknik detaylar hakkında bilgi vermemiş olsa da, aracın üretime geçeceği kesinleşti. Bu model, 2028 yılına kadar ürün gamına katılacak bir aracın habercisi niteliğinde; dolayısıyla üreticinin bizi çok fazla bekletmeyeceği söylenebilir. Citroën 2 CV Konsepti Yazar Hakkında: Gray, Gear Patrol'de otomobiller, motosikletler ve tekerlekli diğer her türlü araç üzerine içerik üreten bir editör yardımcısıdır. Sektördeki en son gelişmeleri takip etmediği zamanlarda, muhtemelen elindeki pek çok projeden biri üzerinde çalışıyordur. İyi ya da kötü, o, klasik otomobillerin son derece pratik günlük araçlar olabileceğine inanıyor. En son ürün haberleri ve yeni çıkanlar hakkında güncel kalmak ister misiniz? Bağımsız gazetecilik içeriklerimizin Google arama sonuçlarınızda üst sıralarda yer almasını sağlamak için Gear Patrol'ü tercih ettiğiniz bir kaynak olarak ekleyin. Kaynak: GP
  6. Dün

  7. Yumurta yiyen yılanlar (Dasypeltis cinsi) Afrika'da yaşar ve kuş yumurtalarıyla beslenir. Başından daha büyük bir yumurtayı yutan ve boyun omurlarıyla kabuğunu kıran bir tanesini izleyin. Tüm süreç 2 saat sürdü.
  8. Olympiacos, Valencia deplasmanında 28 sayı geriden gelip maçı çevirdi! EuroLeague tarihindeki en büyük geri dönüş rekorunu egale ettiler!* (2007'den bu yana)
  9. şuna kadar

    Konstantinopolis’ten İstanbul’a: Bir Şehir, İki İmparatorluk” Koç Holding'in Desteğiyle İstanbul'un Eşsiz Kültürel Mirası Londra'daki Victoria and Albert Müzesi'nde Sergilenecek Koç Holding, kültür sanat alanındaki uzun soluklu katkılarını, dünyanın önde gelen müzelerinden Victoria and Albert Müzesi’nde, İstanbul'un kültürel zenginliğine odaklanacak bir sergiye destek olarak uluslararası boyuta taşıyacak. Koç Holding iş birliğiyle gerçekleştirilecek “Konstantinopolis’ten İstanbul’a: Bir Şehir, İki İmparatorluk” sergisi, 7 Kasım 2026 – 9 Mayıs 2027 tarihleri arasında Londra’da sanatseverlerle buluşacak. Sadberk Hanım Müzesi Koleksiyonu’ndan 19. yüzyıla ait Osmanlı kadın kıyafetleri ve hat sanatının seçkin örnekleri ile Yapı Kredi Koleksiyonu’ndan Osman Hamdi Bey’in “Gezintide Kadınlar” adlı tablosu da sergide yer alacak. 100. yaşını kutlayan Koç Topluluğu, Vehbi Koç Vakfı bünyesindeki kültür kurumları ve Topluluk şirketlerinin bu alandaki çalışmalarıyla sanatın farklı disiplinlerini geniş kitlelerle buluşturmaya devam ediyor. Türkiye’nin kültürel mirasının sürekliliğine uluslararası çalışmalarla da katkı sağlayan Koç Holding ile sanat, tasarım, moda ve yaratıcılığa adanmış dünyanın önde gelen müze gruplarından V&A arasındaki iş birliği ile İstanbul’un eşsiz hikâyesi, Londra’da sanatseverlerle buluşacak. İngiltere’nin başkenti Londra’da yer alan V&A, Koç Holding iş birliğiyle ve Huo Ailesi Vakfı desteğiyle, “Konstantinopolis’ten İstanbul’a: Bir Şehir, İki İmparatorluk” sergisine ev sahipliği yapacak. 7 Kasım 2026’da kapılarını ziyarete açacak sergi, bir zamanlar Konstantinopolis olarak anılan İstanbul'un, Bizans ve Osmanlı imparatorluklarına başkentlik yaptığı 1600 yıllık dönemde yaratıcı üretimin nasıl şekillendiğini anlatacak. M.S. 330’dan 1922’ye uzanan tarih aralığını kapsayan sergi, Akdeniz dünyası ve ötesini şekillendiren bir imparatorluk başkentinin kalıcı mirasını gözler önüne sermek üzere sanat, tasarım ve mimarî alanlarından olağanüstü eserleri bir araya getirecek. V&A Kıdemli Küratörü Tim Stanley ve Proje Küratörü Bella Radenovic tarafından hazırlanan sergi, Birleşik Krallık’ta bu yolculuğu ilk kez bu denli kapsamlı şekilde ele alacak. Sadberk Hanım Müzesi ve Yapı Kredi Koleksiyonu’ndan eserler de yer alacak Sergi, yaratıcı sahnelemesi ve duyusal tasarımıyla Hipodrom ve Ayasofya’dan, Topkapı Sarayı ve Galata Kulesi’ne uzanan rotada sanatseverleri şehrin limanları ve hareketli sokaklarında bir zaman yolculuğuna çıkaracak. Serginin öne çıkan eserleri arasında, Vehbi Koç Vakfı’na bağlı Sadberk Hanım Müzesi Koleksiyonu’ndan 19. yüzyıla ait Osmanlı kadın kıyafetleri ve hat sanatının seçkin örnekleri yer alacak. İmparatorluk başkentindeki moda anlayışının inceliğini yansıtan üçetek entari ile sokak kıyafetleri sanatseverlerle buluşacak. Ayrıca sergide, Osman Hamdi Bey’in Yapı Kredi Koleksiyonu’nda bulunan ve Osmanlı toplumundaki kadınları Sultanahmet Camii avlusunun önünde tasvir eden “Gezintide Kadınlar” adlı tablosu yer alacak. Koç Holding’in katkılarının yanı sıra T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığının koordinasyonunda bakanlığa ve Cumhurbaşkanlığı Milli Saraylar Başkanlığına bağlı müze ve kuruluşlar da sergiye ödünç eserler verdi. Sergilenecek 200 eserin birçoğu; aralarında Topkapı Sarayı Müzesi, İstanbul Arkeoloji Müzeleri, Ayasofya Tarihi Müzesi, İstanbul Türk ve İslam Eserleri Müzesi, Türkiye Yazma Eserler Kurumu, İstanbul Harbiye Askeri Müzesi, Atina Benaki Müzesi, Venedik San Marco Hazinesi, British Museum ve British Library'nin de bulunduğu kurumların koleksiyonlarından ödünç alındı. Bu eserlerin bazıları Birleşik Krallık'ta ilk kez sergilenecek. Sergi, 9 Mayıs 2027 tarihine kadar devam edecek.
  10. Çok güzel bir video olmuş...
  11. Vodafone Sultanlar Ligi Fenerbahçe Medicana X Göztepe Yuppo 14 Ekim Çarşamba 19.00 Burhan Felek Vestel Voleybol Salonu @fbtv & TVF Voleybol TV #SarıMelekler
  12. Çünkü dünyanın en acımasız yaratıkları insanlardır.
  13. Shane Larkin Sarı Lacivertli Formasıyla Sahada Shane is back
  14. 12 yıl önce Parkinson teşhisi konulan Gath'in, yeni bir ilaç olan Produodopa tedavisine başladıktan sadece iki gün sonra kaydettiği iyileşmeyi gösteren öncesi ve sonrası görüntüleri.
  15. Fenerbahçe Tarfin: 99 - Zalgiris Kaunas: 80 Shane Larkin'in Euroleague'de Fenerbahçe formasıyla ilk defa sahne aldığı maçta Fenerbahçe çok kolay kazandı. Çift maç haftasına farklı galibiyetle başlıyoruz! Tebrikler Fenerbahçe Tarfin! Maç Sonucu | Fenerbahçe Tarfin X Zalgiris Kaunas: 99-80 Skor dağılımımız: Shields 17, Key 15, Clyburn 14, Melli 10, Horton-Tucker 7, Sargiunas 7, Baldwin IV 6, Sertaç 6, Larkin 5, Bingham Jr 5, Forrest 4, Juzang 3.
  16. GİZLİ TEHLİKE KAPIMIZDA! HER GÜN Yaptığımız Bu Masum Alışkanlık Kanser Riskini Tırmandırıyor: Belli Ki Siz de Bu Tuzağa Düştünüz! Sabah saatlerinde bilgisayar başında başlayan çalışma mesaileri, akşamları kanepede uzanarak saatlerce izlenen diziler ve gün içinde ekran başından ayrılmadan parmak uçlarımızla kaydırdığımız sosyal medya sayfaları... Modern dünyada neredeyse herkesin ortak paydası haline gelen bu alışkanlıkların arkasında gözle görülmeyen büyük bir tehdit yatıyor: Sedanter, yani hareketsiz yaşam tarzı. Düşük enerji harcamasıyla yapılan; oturma, arkaya yaslanma veya uzanma gibi eylemlerden oluşan bu yaşam biçimi, modern toplum tarafından âdeta teşvik ediliyor. Amerika Birleşik Devletleri Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC) tarafından paylaşılan veriler, tehlikenin boyutunu gözler önüne seriyor: Amerikalı yetişkinlerin yaklaşık %25’i tam anlamıyla fiziksel olarak hareketsiz durum. Yani bu kişiler, iş hayatlarının dışında günlük yaşamlarında hiçbir fiziksel aktivitede bulunmuyorlar. Oturmanın kalp ve damar hastalıklarını tetiklediği, kas kaybına yol açtığı yıllardır bilinen bir gerçekti. Ancak Birleşik Krallık’ta gerçekleştirilen geniş kapsamlı yeni bir araştırma, bu tehlikenin boyutunu bir adım öteye taşıdı: Uzun süreli oturmak, hem kansere yakalanma riskini hem de kanserden ölüm oranlarını doğrudan artırıyor! Büyük Araştırma Ne Söylüyor? Saygın tıp dergisi PLOS Medicine’da yayımlanan bu çalışmada, araştırmacılar tam 91.292 yetişkinin verilerini mercek altına aldı. Katılımcıların fiziki hareketlerini ve gün içindeki hareketsiz kaldıkları süreleri milimetrik olarak ölçmek amacıyla, katılımcılara yedi gün boyunca bilek takip cihazları takıldı. Ardından bu kişiler, kanser teşhisleri ve sağlık durumları açısından ortanca değeri 12,38 yıl olan uzun bir takip sürecine tabi tutuldu. Araştırmacılar, hareketsizlik biçimlerini iki temel gruba ayırdı: Uzun Süreli Hareketsizlik: Kesintisiz olarak 30 dakikadan fazla süren oturma eylemleri. Kesintili Hareketsizlik: 30 dakikadan kısa süren ve araya kısa hareketler giren durumlar. Sonuçlar oldukça çarpıcıydı: Gün içinde kesintisiz ve uzun süre oturan kişilerde meme, kolorektal (kalın bağırsak), yemek borusu, tiroid ve karaciğer kanseri gibi ölümcül türlere yakalanma ve bu hastalıklardan hayatını kaybetme riski belirgin şekilde daha yüksek çıktı. Hayat Kurtaran Formül: Oturma Sürenizi Bölün! Araştırmanın sunduğu en umut verici detay ise şu oldu: Oturma eylemini gün içinde ufak hareketlerle bölmek, kanserden ölüm ihtimalini ciddi oranda düşürüyor. Üstelik bunun için ağır sporlar yapmanıza da gerek yok. İşte araştırmadan elde edilen hayat kurtarıcı rakamlar: Hafif Aktiviteler (%12 Düşüş): Gün içindeki hareketsiz sürenizi toplamda en az 1 saat boyunca yavaş tempoda yürümek veya ev işi yapmak (örneğin bulaşık yıkamak) gibi hafif aktivitelerle böldüğünüzde, kansere bağlı ölüm riski %12 azalıyor. Orta Şiddette Egzersiz (%8 Düşüş): Hareketsiz geçirilen sürenin 30 dakikasını orta şiddette bir aktiviteye (saatte 5-6,5 km hızla yürümek gibi) ayırmak riski %8 düşürüyor. Kısa Ama Yoğun Hareket (%22 Düşüş): Gün içindeki hareketsizliğin sadece 5 dakikasını tempolu yürüyüş gibi yoğun bir egzersizle değiştirmek bile kansere bağlı ölüm riskini %22 oranında azaltıyor. Uzmanlar Ne Diyor? "Sadece Ayağa Kalkın!" New York’taki Hospital for Special Surgery bünyesinde bulunan Yaşam Tarzı Tıbbı Programı’nın kurucusu ve tıbbi direktörü Dr. Heidi Prather, araştırmanın sonuçlarını değerlendirirken altın değerinde bir tavsiyede bulunuyor: "Sadece ayağa kalkın. Asıl mesaj bu." Günün büyük bölümünde bilgisayara, arabaya ya da masa başına bağlı kaldığımızı belirten Dr. Prather, bu süreci herhangi bir hareketle bölmenin olağanüstü sonuçlar doğurduğunu vurguluyor. Dr. Prather'a göre, kanser gibi kronik hastalıkların gelişiminde genetik faktörler kadar yaşam tarzı da rol oynuyor. Belirli kanser türlerinde (meme, kolorektal ve prostat gibi) riskin %60'ı genetik kaynaklıyken; %40'lık kısmı beslenme, uyku, stres ve egzersiz gibi yaşam tarzı seçimlerine dayanıyor. Hareketsiz yaşam, vücutta kronik iltihaplanmaya (enflamasyona) ve obeziteye zemin hazırlıyor. Obezite ise tek başına birçok kanser türünün ana tetikleyicilerinden biri. İşte gün içinde hareket etmek, vücuttaki bu iltihaplanmayı azaltarak kansere karşı koruyucu bir kalkan oluşturuyor. Spor Salonuna Gitmek Sizi Kurtarmıyor! Bu noktada çok önemli bir uyarının altını çizmek gerekiyor: Sabahları spor salonuna gidip saatlerce ter dökseniz bile, günün geri kalanını masada oturarak geçiriyorsanız güvende değilsiniz. Egzersiz yapmak harika bir alışkanlık olsa da, gün içindeki uzun süreli hareketsizlik dönemlerini telafi etmeye yetmiyor. Dr. Prather bu durumu net bir şekilde özetliyor: "Uzun süreli hareketsiz bir yaşam tarzı sürdürmek, hiç egzersiz yapmamak kadar risklidir." Küçük Adımlarla Büyük Değişim Sağlayın Spor salonuna gitmeye vaktiniz yoksa ya da düzenli egzersiz yapamıyorsanız cesaretiniz kırılmasın. Bu araştırma, devasa hedefler koymadan da sağlığınızı koruyabileceğinizi gösteriyor. Hayatınıza entegre edebileceğiniz son derece basit ama etkili adımlar şunlar olabilir: Aracınızı Uzağa Park Edin: Markete veya işe giderken aracınızı biraz daha uzağa park edip fazladan birkaç yüz metre yürüyün. Merdivenleri Kullanın: Asansör veya yürüyen merdiven yerine basamakları tırmanın. Toplu Taşımada Bir Durak Erken İnin: Otobüsten veya metroda gideceğiniz yerden bir durak önce inerek o mesafeyi yürüyerek tamamlayın. Mola Verin: Yemekten sonra 10 dakikalık kısa bir yürüyüş yapın ya da iş yerindeki molanızda tezgahı silmek, çay/kahve almaya gitmek gibi ev/ofis içi küçük hareketler yaratın. Özetle; Sağlığınızı korumak ve kanser riskini azaltmak için hayatınızı radikal bir şekilde değiştirmenize gerek yok. Tek yapmanız gereken, o koltuktan veya sandalyeden gün içinde sık sık kalkmak, kan dolaşımınızı hızlandırmak ve kaslarınızı çalıştırmak! Kaynak: HuffP
  17. Trump bir okyanusa kendi adını vermeyi önerdi; internet bu fikre tepki yağdırıyor Eleştirmenler, Donald Trump’ın isim değiştirme konusundaki son fikrini yerin dibine sokmakta gecikmedi. Başkan, Cumartesi günü Tennessee’deki bir seçim mitinginde Atlantik veya Pasifik Okyanusu’nun adını değiştirme ihtimalini gündeme getirdi. "Elimizde Körfez var, güzel bir gölümüz var ve şimdi birileri 'Bir de nehre ihtiyacınız var' dedi," şeklinde konuştu. "Yani, bir nehre ve bir okyanusa ihtiyacımız var. Ben de Atlantik ya da Pasifik'i düşünüyordum." Trump, "Ona Trump Okyanusu ya da Amerika Okyanusu gibi bir isim veririz," diye ekledi. Başkan daha önce de başkanlık kararnameleriyle Meksika Körfezi'nin adını "Amerika Körfezi" ve Ontario Gölü'nün adını "Amerika Gölü" olarak değiştirmeye çalışmıştı; ancak bu kararnameler diğer ülkeleri onun izinden gitmeye zorlayamıyor. Ayrıca New Mexico eyaletinin adını "New America" (Yeni Amerika) olarak değiştirme konusunu da dile getirmişti. Ancak son önerisi eleştirmenler arasında hızla ses getirdi ve büyük bir fiyaskoyla karşılandı. New York'un Demokrat Valisi Kathy Hochul'un basın ofisi, "galon fiyatının neredeyse 5 dolar olduğunu" belirterek X üzerinden Trump'ın önceliklerini sorguladı. Diğerleri ise sosyal medyayı, Trump'ın bir sonraki adımda neyin adını değiştirmeye çalışabileceğine dair alaycı önerilerle doldurdu: Kaynak: BuzzF
  18. Barcelona X'te İstanbul videosu gönderdi
  19. "Tarihin En Büyük İronisi: Şahlanan Atların Mirasçıları Şimdi Neden Sahnede Yok?" Haklısınız, dışarıdan bakıldığında bu durum oldukça ironik ve hatta biraz hüzünlü görünüyor. Tarih boyunca adını atla sidere kurmuş, göçebe kültürden imparatorluğa uzanan yolculuğunu binek hayvanına borçlu olan Türk milletinin, günümüzdeki global at nüfusu sıralamalarında üst sıralarda yer almaması ilk etapta şaşırtıcı gelebiliyor. Aslında Türkiye, FAO (Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü) verilerine göre tamamen listede dışarıda değil, 50 bin - 80 bin arası at varlığıyla dünya genelinde ancak 50'li sıralarda kendine yer bulabiliyor. Peki, tarihi kökleri bu kadar derin olan bir ülkede at sayısı neden bu seviyelere geriledi? 1. Modernleşme ve Tarımda MekanizasyonTarihsel süreçte at; hem en önemli savaş aracı, hem ana ulaşım vasıtası hem de tarımın motoruydu. Ancak 20. yüzyılın ortalarından itibaren tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de tarımın traktörleşmesi ve motorlu taşıtların yaygınlaşması, atın günlük hayattaki ve kırsal ekonomideki işlevini neredeyse tamamen ortadan kaldırdı. Günümüzde Amerika, Çin, Meksika veya Brezilya gibi devasa yüzölçümüne ve geniş hayvancılık coğrafyalarına sahip ülkeler listelerin başında yer alırken, Türkiye’nin kırsal coğrafyası da bu dönüşümden payını aldı. 2. Coğrafi ve Ekonomik Yapı DeğişikliğiMoğolistan veya Kazakistan gibi Orta Asya ülkelerinde bozkır kültürünün ve göçebe/yarı göçebe hayvancılığın hâlâ geniş alanlarda devam etmesi, oradaki at nüfusunu milyonlu rakamlara taşıyor (Örneğin Kazakistan ve Moğolistan dünya sıralamasında ilk 5-6 içerisinde yer alıyor). Türkiye’de ise meraların daralması, tarım arazilerinin parça pinçik olması ve hayvancılığın büyük oranda ahır ve tesis sistemine kayması, at beslemeyi ekonomik olmaktan çıkardı. 3. Kültürel Hafıza ile Güncel Pratiklerin KopmasıAt artık günlük hayatın bir parçası değil; daha çok yarışçılık (veliefendi kültürü), atlı sporlar, cirit gibi geleneksel oyunlar veya turizm amaçlı biniş çiftlikleriyle sınırlı kalmış durumda. Dolayısıyla at, "kullanılan ve üretilen" bir canlı olmaktan çıkıp, kolektif hafızada yaşayan romantik bir tarih unsuru haline geldi. Bugün "at milleti" unvanını sayısal olarak ABD, Meksika, Çin veya Orta Asya'daki akraba Türk cumhuriyetleri (Kazakistan, Kırgızistan gibi) göğüslüyor olsa da, Türkiye’deki at sevgisi ve kültürel bağ hâlâ derindedir; sadece pratik hayattaki karşılığı şekil değiştirdi.
  20. Coraline'yi filmini yapan eller yeni bir film yaptı: Wildwood
  21. Tek bir arı ömrü boyunca 1 yemek kaşığı bal üretebilmektedir. 683 arı, 9,5 onsluk bir nektar elde etmek için yaklaşık 1.185.000 çiçekten 5,93 lbs nektar toplamak için yaklaşık 32.550 mil uçuyor. bir kavanoz bal.
  22. Ed Krassenstein Vay canına! Ken Paxton'ın işi bitti! The Wall Street Journal az önce, Paxton'ı Dubai'de kaçaklarla birlikte eğlenirken gösterdiği öne sürülen bu videoyu yayınladı. Bu işin sonu geldi. Kesinlikle istifa etmeli.
  23. James Talarico Ken Paxton, Teksas'ı satıyor; topraklarımızı, suyumuzu, topluluklarımızı. Veri merkezleri Paxton'ı finanse ediyor, vergi indirimlerinden yararlanıyorlar ve faturayı siz ödüyorsunuz. Ken Paxton'ın yolsuzluğunu kaldıramayız. (Bu reklam insanlar tarafından yapılmıştır, yapay zeka tarafından değil.)
  24. NBA'in yeni DUO'su şov yaptı LaMelo Ball ve Anthony Edwards, Knicks karşısında şov yaptı.
  25. Hackerlar yüzlerce süpermarketteki soğutucuların ısısını yükseltti Fransa'nın önde gelen süpermarket zincirleri Pazartesi günü, yüzlerce mağazadaki soğutucuların sıcaklığının aniden yükselmesine yol açan bir siber saldırıya uğradıklarını açıkladı. Saldırı, bozulan gıdaların çöpe atılmasına neden olurken gıda güvenliği konusunda da endişeleri artırdı. E. Leclerc, Intermarché ve Cooperative U gibi önde gelen perakendeciler, Cooperative U CEO'sunun "benzeri görülmemiş" olarak nitelendirdiği bir siber saldırıya maruz kaldıklarını AFP'ye doğruladı. AB Gıda ve Tarım Komiseri Christophe Hansen, X platformu üzerinden yaptığı açıklamada saldırıyı kınayarak, "Gıda güvenliği her düzeyde daha fazla dikkat gerektiriyor" dedi ve gıdanın bu şekilde "istismar edilmesinin" artık bir "gerçeklik" haline geldiğini belirtti. Perakendecilerin AFP'ye yaptıkları ayrı ayrı açıklamalara göre; Intermarché veya onun markası olan Netto'nun en az 300 mağazası, Cooperative U'nun 100'den fazla şubesi ve çeşitli E. Leclerc mağazaları saldırının hedefi oldu. Cooperative U CEO'su Dominique Schelcher X'te, "Taze ürünlerin korunması ve Fransız halkının gıda tedariki açısından hayati öneme sahip ekipmanların hedef alınması son derece ciddi ve benzeri görülmemiş bir durumdur," ifadelerini paylaştı. Paris savcılığı, diğer büyük zincirleri de etkilediği bildirilen ve yangınlara da yol açtığı belirtilen saldırıyı doğruladı. BFM TV, hackerların "çok sayıda mağazadaki soğutma sistemlerinin buz çözme (defrost) işlemini uzaktan tetiklemeyi başardıklarını" bildirdi. Intermarché, AFP'ye yaptığı açıklamada, etkilenen şubelerin hem taze hem de dondurulmuş "tüm ürünleri çöpe atmak" zorunda kalacağını belirtti. Reuters haber ajansına göre Carrefour, 80 süpermarketinin saldırıya uğradığını ancak 6.000 mağazasının büyük çoğunluğunun etkilenmediğini açıkladı. E. Leclerc, AFP'ye yaptığı açıklamada "soğutma ekipmanı tedarikçilerinden birinin siber saldırıya uğradığını" ve bunun "çeşitli mağazalardaki soğutma sistemlerinin işleyişi üzerinde olumsuz etkiler yarattığını" doğruladı. Konuya yakın bir kaynak, Danimarkalı üretici Danfoss'a ait soğutma kontrol sistemlerinin hedef alındığını belirtti. Danfoss, AFP'ye yaptığı açıklamada, etkilenen ekipmanların çoğunun "artık yazılım veya güvenlik güncellemesi almayan" eski nesil (legacy) ürünler olduğunu ifade etti. Şirket, AK-SM800 ve AK-SC355 model soğutucu kontrol sistemlerinin bu durumdan önemli ölçüde etkilendiğini; bunlardan ilkinin bir versiyonunda "güncelliğini yitirmiş bir aygıt yazılımı" (firmware) kullanıldığını belirtti. Ayrıca, süpermarketlere uzun süredir bu modelleri güncellemeleri yönünde tavsiyede bulunduğunu da ekledi. Danfoss, kaç sistemin etkilendiğine dair herhangi bir sayısal veri paylaşmadı. Reuters'ın haberine göre, Amerika Birleşik Devletleri'nde de faaliyet gösteren Hollandalı süpermarket zinciri Ahold Delhaize, kendi ağında da bir "güvenlik sorunu" ile karşı karşıya olduğunu açıkladı. Şirketin mobil uygulaması üzerinden müşterilere, bir "siber güvenlik olayı" nedeniyle market alışverişi teslimatlarının yapılamadığı bildirildi. "Büyük çaplı siber saldırı" Fransa Başbakanı Sebastien Lecornu'ya yakın bir kaynak, Fransa'nın siber güvenlik kurumunun "Danimarkalı bir şirket tarafından sağlanan bir yazılımdaki güvenlik açığını tespit ettiğini ve tedarikçiyle temasa geçtiğini" belirtti. Kaynak, "diğer ülkeler de etkilenebileceği için Avrupalı mevkidaşlarla koordinasyon içinde olunduğunu" ve "ilgili diğer Fransız şirketleri tespit ederek uyarmaya" ve "yayılmayı önlemeye" çalışıldığını da sözlerine ekledi. Paris savcılığı, AFP'ye yaptığı açıklamada, "Fransa genelindeki birçok büyük gıda perakende zincirinin soğutucularını etkileyen büyük çaplı siber saldırı" hakkında soruşturma başlatıldığını doğruladı. Savcılık ofisi, soruşturmanın "mağdurların tespit edilmesine ve gıda kaybı ile yangın çıkması şeklinde bildirilen zararlar arasındaki bağlantının kurulmasına" yardımcı olacağını ifade etti. Intermarché, herhangi bir rakam vermeden, saldırıdan kaynaklanan gıda israfını ve mali kayıpları kınadı. BFM TV, sıcaklıkların "uzaktan değiştirildiğini ve bunun sonucunda taze ve dondurulmuş ürün stoklarının kullanılamaz hale geldiğini" bildirdi. Hibrit saldırı korkuları artıyor Bu olay, siber saldırılar düzenleyen kötü niyetli aktörlerin Avrupa'daki tüm sektörlerde yol açabileceği olası tahribata dair artan endişelerin gölgesinde gerçekleşti. Rusya'nın işgaline karşı mücadelesinde Ukrayna'nın güçlü bir destekçisi olan Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, geçen ay Fransa'nın kritik altyapısını Rusya kaynaklı "hibrit saldırılardan" korumaya yönelik tedbirler alınması talimatını vermişti. Siber güvenlik danışmanlık firması Almond'dan Antoine Hautin, AFP'ye verdiği demeçte, uzun süre internetten izole tutulan soğutma üniteleri gibi endüstriyel ekipmanların artık sensörler veya uzaktan izleme sistemleri aracılığıyla ağa bağlı olduğunu belirtti. Hautin, muhtemelen yüzlerce üniteyi eş zamanlı olarak etkileyen bu saldırının "belli bir düzeyde gelişmişlik" gösterdiğini de sözlerine ekledi. Kaynak: CBS

Account

Navigation

Tarayıcı push bildirimlerini yapılandırın

Chrome (Android)
  1. Adres çubuğunun yanındaki kilit simgesine dokunun.
  2. İzinler → Bildirimler seçeneğine dokunun.
  3. Tercihinizi ayarlayın.
Chrome (Desktop)
  1. Adres çubuğundaki kilit simgesine tıklayın.
  2. Site ayarları seçeneğini seçin.
  3. Bildirimler seçeneğini bulun ve tercihinizi ayarlayın.