Bütün Eylemler
Bugün
-
Araf Suresi 6. Ayet. İman Edenlerin Ve Resullerin Hesaba Çekilmesi.
Değerli dostlarım bu makalemde sizleri, Araf suresi 6. Ayet üzerinde düşünmenize vesile olmak istiyorum. Kur’an bizleri öyle bir yönlendiriyor ve uyarıyor ki, adeta hata ve yanlış yapmamızın önüne set çekiyor ama bizler Kur’an ile gereken bağımızı kuramadıysak, inanın O seti farkında olmadan ellerimizle yıkıyoruz. Böyle olunca da, geçmişte yapılan hatalardan ders alamadığımız için, aynı yanlışı yapmaya devam ediyoruz. Tıpkı küçükken, büyük sözü dinlemeyen çocuklar gibiyiz. Ayeti önce hatırlayalım, daha sonra üzerinde birlikte düşünelim. Araf 6: HEM KENDİLERİNE İLÂHÎ MESAJ GÖNDERİLENLERİ, HEM DE (ONLARA) İLÂHÎ MESAJI İLETMEKLE GÖREVLİ OLANLARI ELBET HESABA ÇEKECEĞİZ. (Mustafa İslamoğlu) Bu ayetten alacağımız dersi, kısaca özetleyelim. Resuller, Allah’ın sevgili kulları olmalarına rağmen, onlarında görevlerini eksiksiz yapıp yamadıklarının sorgulanacağını bildiriyor. Kendilerine elçi gönderilen biz insanlar, bize ulaşan rehbere yani Kur’an’a ne kadar uyduğumuzdan, onu hayatımıza ne kadar yansıttığımızdan hesaba çekileceğiz. Vahiy ve elçiler aracılığıyla doğru yol insanlığa bildirildiği için, hiç kimsenin "DUYMADIM, BİLMİYORDUM" deme lüksü kalmamıştır. Elçiler, görevlerini yaptıklarına dair şahitlik ederken; TOPLUMLAR DA BU ÇAĞRIYA VERDİKLERİ CEVABIN VE NE DERECE HAYATA GEÇİRDİKLERİNİN HESABINI VERECEKTİR. Hz. Muhammed biz ümmetine, yalnız Kur’an’ın ipine sarılın onun sınırlarını aşmayın, çünkü Ondan hesaba çekileceksiniz diye uyarmıştı. Ayrıca Kur’an’ı Allah nice örneklerle BİZ açıkladık, yemin ederek kolaylaştırdık dedikten sonra, BİZLER BU UYARILARI HAYATIMIZA GEÇİRDİK Mİ, YOKSA….? İşte O yok sanın hesabı, mahşer günü sorulacak. Aslında ayet bizleri çok önemli bir konuda uyarıyor ve diyor ki, Resullerimin sizlere tebliğ ettiği Kur’an’ı ben koruma altına alarak sizlere ulaşmasını sağladım. Sizlere ulaşan vahyimin hükümlerini, eksiksiz ve ilavesiz yerine getirdiniz mi? Lütfen bu soruyu kendimize soralım ki, mahşer günü şaşkın şaşkın dili tutulmuşlar gibi bakmayalım. Allah’ın Resulünün biz ümmetine tebliğ ettiği Kur’an apaçık elimizin altında duruyor. Soruyorum sizlere, Allah’ın emrettiği gibi Kur’an’ı ayetler üzerinde dikkatle düşünerek, aklımızı kullanarak okuyor muyuz? Yani Allah’ın mesajını aracısız tebliğ aldık ve hayatımıza geçirdik mi? Makalemin detayına girmeden önce sizlere Hz. Nuh’tan iki ayet örnek vermek istiyorum. Atalarının inancına dalmış Allah’ın daha önce kitaplarından sapmış toplumlara Allah, Hz. Nuh’u Resul olarak gönderdiğinde, ona karşı bakın neler söylemişler. Araf 59: ŞÜPHESİZ Kİ NUH’U ELÇİ OLARAK KAVMİNE BİZ GÖNDERMİŞTİK DE “EY KAVMİM! ALLAH’A KULLUK EDİN! SİZİN İÇİN O’NDAN BAŞKA İLAH YOKTUR. ŞÜPHESİZ Kİ ÜZERİNİZE GELECEK BÜYÜK BİR GÜNÜN AZABINDAN KORKUYORUM!” DEMİŞTİ. (Mehmet Okuyan) Araf 60: KAVMİNDEN YÖNETİCİLER ONA “DOĞRUSU BİZ SENİ APAÇIK BİR SAPKINLIK İÇİNDE GÖRÜYORUZ!” DEMİŞLERDİ. (Mehmet Okuyan) Lütfen ayete dikkat. Hz. Nuh Allah’ın vahyinden saparak, atalarının inancına dalan toplumu uyarırken bakın onlara ne diyor. “EY KAVMİM! ALLAH’A KULLUK EDİN! SİZİN İÇİN O’NDAN BAŞKA İLAH YOKTUR.” Allah’tan başka ilah yoktur demek, Allah’tan başka sorgusuz güvenilecek, yüceliği karşısında hayrete düşülecek ve gönülden sorgusuz bağlanıp sığınılan varlık anlamına gelir. Hz. Nuh, sakın bu yanlışı yapıp kendinize veliler, evliyalar edinmeyin diyor. Peki, ona O günkü toplum Elçinin bu davetine ne cevap veriyor. “DOĞRUSU BİZ SENİ, APAÇIK BİR SAPKINLIK İÇİNDE GÖRÜYORUZ!” Bakar mısınız lütfen, kimler kime sapık diyor. Günümüzde de bizler aynı kitaba, aynı Resule inandığımız halde, birbirimize aynı şeyi söylüyor, SAPIKLIKLA SUÇLUYORUZ. Ayete tekrar dönelim. Allah tarafından gönderilen İLAHİ mesaja, yani Kur’an’a iman ettik Allah’ım dedikten sonra imanımızın gereği, Allah’ın yemin ederek kolaylaştırdım dediği kitabı, YALNIZ ALLAH’IN İPİNE SARILARAK, ASLA ONUN SINIRLARINI AŞMADAN ONU ARI, DURU İLAVESİZ YAŞIYOR MUYUZ? Yoksa yalnız Kur’an ile İslam yaşanmaz, Kur’an özet bilgi verir detay vermez diyerek, Allah’ın koyduğu sınırları bolca aşarak, doğruluğundan asla emin olmamız mümkün olmayan, Allah’ın Resulünün adını kullanarak bizlere nakledilen, rivayetlerle mi Allah’ın dinini yaşıyoruz? Böyle inanç üzerinde olmayanları da, SAPIKLIKLA MI SUÇLUYORUZ? Allah boşuna bu uyarıyı bizlere yapmıyor. Akıllarını başlarına şimdiden alsınlar da, kullarım bana mahşer günü, mahcup olmasınlar diye uyarıyor. Ayette Allah, hem vahyin kendilerine ulaşanlara hesap soracağı gibi, O vahyi bizlere ulaştıran Resulleri de hesaba çekeceğini söylüyor. İşte burası çok önemli. Sizce Allah Resullerine, nasıl bir soru soracak olabilir? Bu ayeti Nisa suresi 41. Ve İsra suresi 71. Ayetler ışığında anlamalıyız. “Her bir ümmetten bir şahit getirdiğimiz ve SENİ DE ONLARA ŞAHİT TUTTUĞUMUZ ZAMAN halleri nice olacak!”(Nisa 41) “Bir gün BÜTÜN İNSANLARI ÖNDERLERİYLE BERABER ÇAĞIRIRIZ. O gün kitabı sağından verilenler, işte onlar Kitaplarını okurlar. Onlara kıl kadar haksızlık edilmez.” (İsra 71) Demek ki mahşer günü Allah, bizlere gönderdiği vahye karşı nasıl bir tavır içinde olduğumuz konusunda hesaba çekecekmiş. Vahyi tebliğ etmekle görevli resullerini de hesaba çekeceğini söylediği gibi, yazdığım ayetlerde de, RESULLERİNİ ŞAHİT OLARAK GÖSTERECEĞİ BİLDİRİLİYOR. Sizce Allah, görev verdiği Resullerini hangi konuda şahit olarak çağıracak ve onları da hesaba çekecek olabilir? Aslında bu konuda da, çok dikkat çekici ve önemli bir ayet var. Allah Hz. İsa’ya Allah’ın oğlu yakıştırmasını yapanlara karşı, mahşer günü bakın nasıl bir soru soracağını ve O'nun ümmetine karşı nasıl şahitlik yapacağı örneğini veriyor. “HANİ ALLAH “EY MERYEM OĞLU İSA! İNSANLARA ‘BENİ VE ANNEMİ, ALLAH’IN PEŞİ SIRA İKİ İLAH EDİNİN!’ DİYE SEN Mİ DEDİN?” DEDİĞİ ZAMAN, (İSA) “(HAŞA)! SEN YÜCESİN. HAKKIM OLMAYAN ŞEYİ SÖYLEMEK BANA YAKIŞMAZ. BEN ONU SÖYLESEYDİM SEN ONU ELBETTE BİLİRDİN. SEN BENDEKİNİ BİLİRSİN, (OYSA) BEN SENDE OLANI BİLEMEM. ŞÜPHESİZ Kİ GİZLİLİKLERİ BİLEN ANCAK SENSİN SEN.” DEMİŞ (OLACAK)TIR.” (Maide 116) Maide suresi 117. Ayetinde, Hz. İsa’nın Allah’a verdiği cevap çok dikkat çekici, bakın ne diyecekmiş. “İÇLERİNDE BULUNDUĞUM MÜDDETÇE, ONLAR ÜZERİNDE KONTROLCÜ İDİM. BENİ VEFAT ETTİRİNCE, ARTIK ONLAR ÜZERİNDE GÖZETLEYİCİ YALNIZ SEN OLDUN.” Sanırım Hz. Muhammed'te buna benzer bir cevap vereceğinden eminim. Çünkü kendisi hayattayken, ümmeti çok doğru yaşıyordu. Vefat ettikten sonra menfaat ve çıkar ön plana alındı sonuç ortada. Çıkarları adına Hz. Muhammed'in adını kullanarak, O'nun söylemesi mümkün olmayan sözleri, Resul söylemiş gibi topluma söylemeye devam ediyorlar. Allah yaşanmışlardan özellikle Kur’an’da örnekler veriyor ki ders alalım. Yaşayacaklarımız bizlerin imtihanıdır. Şimdide bu kıssadan nasıl bir hisse almalıyız ona bakalım. Hz. Muhammed, sizce biz ümmetine karşı Hz. İsa’nın benzeri bizlerin yaptığı hatalarımıza yanlışlarımıza, nasıl şahitlik yapabilir? Bildiğiniz gibi, geleneksel mezhep inancının çoğu, Kur’an’ı herkesin anlayamayacağı, O’nu en doğru Allah’ın Resulü anladığı ve bizlerde O’nun rivayet hadislerinden istifade edip, ancak Kur’an’ı doğru anlayacağımıza inandırıldık. Hatta Allah’ın Resulünün hadisleri olmasaydı, Kur’an anlaşılmaz kapalı kalırdı dendiği gibi. Yine Resulün şunu söylediği iddia ediliyor. "BANA KUR'ÂN VE ONUN BİR MİSLİ (BENZERİ/HÜKÜM KOYMADA EŞ DEĞER BİR VAHY-İ GAYRİ METLUV) YETKİSİ VERİLMİŞTİR.” Bu örnekten sonra, kendimize şu soruyu lütfen soralım. Hz. Muhammed bizlerin üzerine ŞAHİT olarak çağrılıp, Allah tarafından hesaba çekildiğinde, sizce Resule şu soruyu sorsa nasıl bir cevap verir? "Resulüm sen mi söyledin, Kur’an’ın misli kadar hüküm vermeye yetkiliyim" diye sorduğunda, O örnek insan, Hz. Muhammed sizce Allah’a nasıl bir cevap verecektir? İşte bu sorunun cevabını lütfen şimdiden çok ama çokkkk düşünelim. Yoksa pişman olanların safında buluruz kendimizi. Kısaca bu soruya Kur’an’dan cevap arayalım, gerçekten Allah’ın resulü evet ben bunu söyledim demiş olabilir mi? Elbette Kur’an ile buluşan hiçbir Müslüman, asla Allah’ın Resulü bunu söylemesi mümkün değildir diyecektir. Peki neden, çünkü Allah’ın Resulüne verdiği görev ve sorumluluk çok açık ta ondan. Hatırlayalım. “BEN SADECE BANA VAHYEDİLENE UYARIM. BEN SADECE APAÇIK BİR UYARICIYIM.” (Ahkaf 9 ) “RESULE DÜŞEN APAÇIK TEBLİĞDEN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR.” (Ankebut 18) “SENİN GÖREVİN SADECE TEBLİĞ ETMEKTİR.” (Rad 40) Böyle bir yetki verilen Resul sizce ümmetine, bana Allah Kur’an’ın misli kadar hüküm koyma yetkisi vermiştir demesi mümkün mü? Mümkün olamayacağı Kur’an’ın yüzlerce ayetinde çok açık bildirilmiştir. Kur’an ile buluşamayana ne söylerseniz söyleyin batılın ve hurafenin gözlerini perdeleyip kulak ve kalplerini mühürlediğinden, gerçekleri asla fark edemeyecektir. Bir an diyelim Allah Resulüne, sen ümmetine böyle bir şey dedin mi diye sorduğunu düşünelim. Sizce nasıl cevap verecektir? “Allah’ım benim böyle bir şey söylemem mümkün değil. Sen bana ne emrettiysen, ben onlara onu söyledim. Enbiya 45. Ayeti onlara tebliğ ederken, şunu söyledim: "DE Kİ: 'BEN SİZİ SADECE VAHİYLE UYARIYORUM.” Maide 99. Ayeti tebliğ ederken, “RESULÜN GÖREVİ, TEBLİĞ ETMEKTEN İBARETTİR.” Diye bildirdim, sen şahitsin Allah’ım. Bunun dışında asla hiçbir söz söylemedim dediğinde, biz Müslümanların halini düşünmek bile istemiyorum. Değerli dostlarım, gelelim Araf suresi 6. Ayetin ilk cümlesine. Allah bakın ayetinde, kendisine mesaj gönderilene soracağız diyor. Bu mesaj nereden geliyor, Allah katından yani mesaj İLAHİ. Peki, bizler yalnız İLAHİ yani Allah katından gelen mesajın hükümleri ile mi inancımızı yaşıyoruz, yoksa İlahi mesajın yanında beşeri, Resulün hükümleri olduğunu zannettiğimiz bilgilere de mi inanıyoruz? İşte bu soruyu da kendimize soralım, çünkü ALLAH’IN İMTİHANINDA BU SORUDA KARŞIMIZA ÇIKACAK. Allah diyecek ki, BEN HÜKMÜME HİÇ KİMSEYİ ORTAK ETMEM DEDİM, siz benim dinim İslam’ı yaşarken, bu emrin gereğini yerine getirdiniz mi? Yoksa atalarınızın inancını yaşayabilmek için, benim hükmüme ortaklar mı yarattınız? Sorulacak sorular çok, aslınca tüm cevaplar KUR’AN’DA VAR. Dersini sorumlu olduğu Kur’an’dan çalışan tüm cevaplara doğru cevap verecektir. Kendisini kurtaracak VELİLER edinip dersini onların kitaplarından çalışanların halini, doğrusu düşünmek bile istemiyorum. Dilerim dersini, sorumlu olduğumuz Kur’an’dan çalışan ve her soruya doğru cevap veren, Allah’ın azınlık halis kulları arasında oluruz. Saygılarımla Haluk GÜMÜŞTABAK
-
En Son Erkek Basketbol Haberleri (Türkiye ve Dünyadan)
Tam tamına 14 blok: Rekoru izleyelim
-
Aşk, Mutluluk ve Sevgi Hakkında En Son Haberler
Adam soruyu kendine göre anlıyor ve açıklaması da tam anlamıyla nokta atış Ankara Ulus'ta yapılan sokak röportajı Türkiye'nin en çok konuşulanları listesinde ilk sırada yer aldı.
-
Amerika'da Ne Oluyor - Güncel / Politik Haberler
Hoodlum İşte Katie Zacharia'nın avukat olduğu konusunda açıkça yalan söylediği 22 an. Kendisi Trump yönetimi için biçilmiş kaftan. Patolojik bir vaka.
-
Arda Güler Hakkında Bütün Haberler -Real Madrid - Her Şey
Bu açıdan izlemek başka bir zevkli
-
En Son Bilgisayar Haberleri
Kuantum teknolojisi, önümüzdeki birkaç yıl içinde trilyonlarca dolarlık bir endüstri haline gelmeye hazırlanıyor. New Yorkluların da bu kazançtan pay alması gerektiğine inanıyoruz. İşte bu nedenle, NYU'nun Kuantum Üretim tesisinden doğacak fikri mülkiyetin %15'lik bir hissesinin ve yönetim kurulunda New Yorklulara ayrılacak koltukların sağlanması yönünde bir anlaşma yaptık. Çünkü tüm New Yorklular, bu şehrin ekonomik başarısından faydalanmalıdır.
-
Amerika'da Ne Oluyor - Güncel / Politik Haberler
FBI çalışanları, Başkan Donald Trump'ın Florida'daki malikanesinde gizli belgeleri saklamasıyla ilgili soruşturmadaki rolleri nedeniyle perşembe günü işlerini geri almak için dava edildi ve fesihlerinin yasa dışı "siyasi intikam" eylemleri olduğunu söyleyerek işten çıkarıldı.
-
Amerika'da Ne Oluyor - Güncel / Politik Haberler
El-Sayed: “Biliyor musunuz, işin komik yanı şu: JD Vance bugün bana ‘küçük bir gelincik’ dedi. Ben de ‘Hayır, hayır, hayır’ dedim. Senin bahsettiğin şey olsa olsa lanet olası bir porsuktur. Al o ‘Buckeye’ını da git, başka bir yere sok.”
-
En Son Din Haberleri Türkiye ve Dünyadan
Sorular, Sorular, Sorular 11 milyon insan öldüren Hitler müslüman değildi . 20 milyon insan öldüren Stalin müslüman değildi . 20milyon insan öldüren Mao müslüman değildi. 200 bin insanı öldügü Hiroşima ve Nagazaki'ye atom bombasını müslümanlar atmadı. 3 milyon insanın öldüğü Kamboçya'daki savaşı müslümanlar yapmadı. 12 milyon insanın öldüğü Irak'taki savaş müslümanlar yüzünden olmadı 500 bin ölümün olduğu Bosna ve Kosova savaşını Müslümanlar baslatmadı. 400 bin insanı öldüren Musolini müslüman değildi. Milyonlarca insanın öldüğü Afğanistan'daki savaşı müslümanlar baslatmadı . 17 milyon insanın öldüğü 1. Dünya savaşını Müslümanlar başlatmadı. 55 milyon insanın öldüğü 2. Dünya savaşını Müslümanlar başlatmadı Ruanda katliamini müslümanlar yapamadı Cezeyir soykırımını müslümanlar yapamadı . Sizce terörist kim ?
-
En Son Teknoloji Haberleri
İki doğa yürüyüşçüsü, nispeten sıra dışı bir olguyu kaydetti: havada bir elektrik akımının sesi duyulabiliyor. Bu durum bazen açık arazide, yıldırım düşmesinden hemen önce gerçekleşir.
-
Arda Güler Hakkında Bütün Haberler -Real Madrid - Her Şey
Arda Güler'in maça etkisi
-
Tesla Modelleri Hakkında Her Şey Buraya
Tesla; ters bir şekilde gidebilen ve havada sıçrayıp yön değiştirmek için roket benzeri iticiler kullanabilen elektrikli bir spor otomobil tanıttı. Elon Musk'ın SpaceX şirketiyle birlikte geliştirilen aracın, bir saniyeden kısa sürede saatte 97 km hıza ulaşabildiği belirtiliyor. İlk kez 2017'de duyurulan otomobilin, şimdi 2028'de piyasaya sürülmesi bekleniyor.
-
Tekerlekli Sandalye Basketbol Haberleri Buraya....
2026–2027 sezonu hazırlıkları kapsamında Kıbrıs’ta gerçekleştirdiğimiz kamp programımızı tamamladık. Kamp süresince takımımıza gösterilen yakın ilgi, misafirperverlik ve değerli destekler için başta Lefkoşa Türk Belediyesi Başkanı Mehmet Harmancı olmak üzere, KKTC Fenerbahçeliler Derneği’ne, Yönetim Kurulu Üyelerine ve kamp organizasyonuna katkı sağlayan herkese teşekkür ederiz.
-
Melissa Vargas Hakkında Her Şey Buraya
İyi ki doğdun Melissa Vargas - ¡Feliz cumpleaños, Melissa Vargas!
-
YALNIZLAR KULÜBÜNE MÜJDE: TEK BAŞINA DIŞARI ÇIKIP HAYATINIZIN AŞKINI (VEYA YENİ BİR ARKADAŞI) BULMANIN 10 ALTIN KURALI!
YALNIZLAR KULÜBÜNE MÜJDE: TEK BAŞINA DIŞARI ÇIKIP HAYATINIZIN AŞKINI (VEYA YENİ BİR ARKADAŞI) BULMANIN 10 ALTIN KURALI! Tek başına dışarı çıkmak teoride harikadır: İstediğiniz yere gider, istediğiniz an kalkarsınız. Kimseyi ikna etmekle uğraşmazsınız. Ancak iş gerçek insanlarla tanışmaya geldiğinde durum biraz karmaşıklaşabilir. Ekranların ve flört uygulamalarının arkasına saklanmaktan sıkıldıysanız ve gerçek hayatta "filmlerdeki gibi" bir tanışma hayali kuruyorsanız, kendinizi rezil etmeden insanlarla tanışmanın ve sosyal çevrenizi genişletmenin 10 yolu: 1. Reddedilmeyi Bekleyin (ve Kabullenin) Gerçek hayatta birine yaklaşmak her zaman belirsizlik taşır ve reddedilmek bu işin en doğal parçasıdır. Biriyle konuştuğunuzda bunun illa bir telefon numarasıyla veya büyük bir aşk hikayesiyle bitmesi gerekmez. Bazen sadece iki lafın belini kırarsınız ve biter. Baskıyı azaltın, anı yaşayın. 2. Beklentilerinizi Yeniden Şekillendirin Tek başına dışarı çıkmak etrafınıza bir anda talip ordusu toplayacak sihirli bir değnek değildir. Amacınız sadece gelecekteki eşinizi bulmak olursa, etrafa çaresiz bir enerji yayarsınız. Asıl amaç; kendinizle vakit geçirmekten keyif almak ve genel olarak insanlarla bağ kurmaktır. Yeni tanıştığınız sıradan bir arkadaş bile sizi hayatınızın aşkıyla tanıştırabilir! 3. Telefonunuzu (ve Güvenlik Kalkanlarınızı) Bırakın Gerginseniz telefonunuza sarılmak veya kulaklık takmak harika bir sığınaktır; ancak bu hareketler dışarıya "Bana yaklaşmayın!" mesajı verir. Meşgul görünmek için ekrana bakma dürtünüze karşı koyun. Çok ihtiyacınız varsa yanınıza bir kitap alın, ancak ona da gömülüp etrafınızla iletişimi kesmeyin. 4. Gerçekten İnsanlarla Konuşun! Kafeler, barlar ve etkinlik alanları sohbet etmek için en doğal yerlerdir. Etrafınızdaki olayları birer sohbet malzemesi yapın. Yan masadakinin içeceğini merak edip sorun, birinin ceketini beğendiyseniz iltifat edin ya da ortamdaki ortak bir durum hakkında espri yapın. Çene çalmaktan korkmayın. 5. Kulak Misafiri Olmaktan Çekinmeyin Biriyle sohbet başlatmanın en kolay yolu etraftaki konuşmalara dahil olmaktır. İnsanların özel sohbetlerini bölmeden; ilginizi çeken bir film, müzik veya spor konusu açıldığında "Kusura bakmayın kulak misafiri oldum ama..." diyerek söze girin. İnsanların büyük çoğunluğu bu tatlı müdahalelere olumlu yanıt verir. 6. Barmenle (veya Çalışanlarla) Dost Olun Sosyal gerginseniz barmenler en büyük müttefikinizdir. Onlar doğuştan sosyaldir ve konuşmak işlerinin bir parçasıdır. Çalışanlarla kuracağınız samimi bir iletişim, hem mekan içerisinde kendinizi güvende hissettirir hem de barmenin sizi diğer müşterilerle tanıştırmasının önünü açar. 7. Bir Mekanın "Müdavimi" Olun Sürekli aynı yere gitmek, zamanla çalışanlar ve diğer müşterilerle doğal bağlar kurmanızı sağlar. Haftanın en kalabalık saatleri yerine, daha sakin geçen Happy Hour saatlerini veya hafta içi akşamlarını tercih edin. Aşinalık, sohbetlerin çok daha doğal ilerlemesine zemin hazırlar. 8. İlk Adımı Atmaktan Korkmayın Özellikle kadınlar genellikle karşı taraftan hamle bekler; ancak pek çok harika insan, "rahatsız edici veya ürkütücü" görünmekten korktuğu için yaklaşamaz. İnisiyatifi ele alın. İlk adım illa havalı bir cümle kurmak demek değildir; sadece göz teması kurup gülümsemek bile karşı tarafa kapıyı aralar. 9. Hazırda Basit Bir Buz Kırıcı Cümle Bulundurun Sohbeti doğal başlatamıyorsanız riski azaltın. Mekandaki bir yemek veya içecekle ilgili tavsiye isteyin. Bu yöntem karşı tarafa baskı uygulamaz ve istemiyorsa kolayca geri çekilme şansı tanır. Ya da sadece cesurca: "Sanırım daha önce tanışmadık, ben [İsminiz]" deyin. 10. Yaklaşılabilir Olun ve Beden Diline Dikkat Edin Kolları kavuşturmak ve köşeye çekilmek dış dünyaya kapalı olduğunuzu gösterir. Dışarıya dönük oturun, etrafla ara sıra göz teması kurun ve samimi şekilde gülümseyin. Üzerinizde ilgi çekici bir takı, tuttuğunuz takımın şapkası veya farklı bir kıyafet bulundurmak da insanların sizinle kolayca sohbet başlatmasını sağlar. Kaynak: COS
-
Amerika'da Ne Oluyor - Güncel / Politik Haberler
Trump'ın gizli belgeler davasında görev yapan 9 eski FBI ajanı, işten çıkarılmaları nedeniyle dava açtı Başkan Donald Trump'ın görev süresi sona erdikten sonra gizli belgeleri uygunsuz şekilde ele aldığı iddiasıyla ilgili soruşturmayı yürüten dokuz eski FBI ajanı; yalnızca bu soruşturmadaki rolleri nedeniyle hukuka aykırı bir şekilde işten çıkarıldıklarını öne sürerek Perşembe günü FBI ve Adalet Bakanlığı'na dava açtı. Boston Maratonu bombalı saldırısından Başkan Trump'a yönelik ilk suikast girişimine kadar uzanan vakalarda toplamda "yüzyılı aşkın" bir FBI deneyimine sahip olduklarını belirten bu dokuz ajan, tamamının bu yılın Şubat ayında iki gün içinde FBI Direktörü Kash Patel tarafından işten çıkarıldığını ifade ediyor. D.C. Bölge Mahkemesi'nde açılan davada avukat Abbe Lowell, "Davacılar herhangi bir geçerli neden veya meşru gerekçeyle değil, yalnızca Başkan'ın kişisel husumetini tatmin etmek amacıyla hukuka aykırı bir şekilde işten çıkarıldı," dedi. "İşten çıkarmalar FBI bünyesindeki herhangi bir iç soruşturma veya disiplin sürecine dayanmıyordu; ayrıca davacılara herhangi bir bildirimde bulunulmadı, savunma hakkı tanınmadı veya karara itiraz etme fırsatı verilmedi." Kaynaklar: Trump'ın gizli belgeler davasında çalışan en az 6 FBI ajanı işten çıkarıldı Ajanların görevlerine iadesini talep eden dava; işten çıkarmaları savunarak kişiliklerini karaladıklarını öne sürdükleri Patel ve Başsavcı Todd Blanche'ın kamuoyuna yaptığı açıklamalara dikkat çekiyor. Dava dilekçesinde şu iddialar yer alıyor: "Örneğin, davacıların hukuka aykırı bir şekilde işten çıkarılmasından bir ay sonra Blanche; yönetimin, Trump ile ilgili soruşturmalarla bağlantısı olan herkesi işten çıkararak FBI'da 'temizlik yaptığını' ve 'o kurumda Başkan Trump'ın yargılanması süreciyle herhangi bir ilgisi olan, silah taşıyan tek bir federal ajanın bile kalmadığını' ifade etti." Ajanlar ayrıca, işten çıkarılmalarının, görevden alındıkları sırada dahil oldukları aktif karşı istihbarat ve terörle mücadele soruşturmalarını tehlikeye atmış olabileceğini savunuyor. Dava dilekçesinde, "Hukuka aykırı ve aceleye getirilmiş işten çıkarmalar sonucunda, davacıların yürüttüğü soruşturmalar diğer FBI Özel Ajanlarına veya analistlerine usulüne uygun şekilde devredilmedi," deniliyor. "Bu düşüncesizce atılan adımların Amerika'nın ulusal güvenliği üzerindeki etkisi ölçülemez boyuttadır." Ajanların her biri açtıkları davada, Başkan Trump'ın 2021'de Beyaz Saray'dan ayrıldıktan sonra gizli kayıtları hukuka aykırı bir şekilde elinde tuttuğu gerekçesiyle 42 ayrı suçlamayla itham edilmesine yol açan o gizli belgeler davasındaki görevlerine hiçbiri gönüllü olarak talip olmadıklarını öne sürüyor. Savcılar, Trump'ın gizli bilgiler içeren yüzlerce belgeyi iade etmeyi defalarca reddettiğini ve hükümetin bu belgeleri geri alma çabalarını engellemek için adımlar attığını belirtmişti. Tüm suçlamaları reddeden Trump uzun süredir herhangi bir usulsüzlük yapmadığını savunuyordu; davaya bakan federal yargıç ise nihayetinde, soruşturmayı yürüten Özel Yetkili Savcı Jack Smith'in görevine yasalara uygun şekilde atanmadığı gerekçesiyle davayı düşürdü. Adalet Bakanlığı sözcüsü, ABC News'in davaya ilişkin sorusuna verdiği yanıtta, Bakanlığın "çalışanlara adil davranma ve yasalara uyma konusunda kararlı olduğunu ve Başkan'ın ulusu destekleme ve savunma yetkisini savunmaya devam edeceğini" ifade etti. Sözcü, "Başkan'ın Anayasal yetkisinin temel bir unsuru olarak, görevden alınan federal çalışanlar için bir gerekçe sunma zorunluluğu bulunmamaktadır," dedi. "Bir inceleme standardı getirilmesi, Başkanlık yetkisini dış bir kurumun veya hükümetin başka bir organının keyfi kararlarına tabi kılacaktır ki bu da uygunsuz bir durumdur." Kaynak: ABC News
-
En Son Bilgisayar Haberleri
Bilim insanları bizi kuantum bilgisayarlara kavuşturma yolunda önemli bir adım attı Araştırmacılar, kuantum bilgisayarlarla ilgili temel sorunlardan birini çözme yolunda önemli bir adım atmış olabilirler. Çok daha güçlü ve yepyeni türde bilgisayarların önünü açabilecek olan bu teknoloji; yeni yapay zeka türleri geliştirmemize ve daha iyi bataryalar ile diğer malzemelerin üretilmesini sağlayacak araştırmalar yapmamıza olanak tanımak gibi pek çok fayda sunma potansiyeliyle öne çıkıyor. Teknoloji, mevcut makinelerimiz gibi sadece birler ve sıfırlardan değil, bu ikisi arasındaki durumlardan da oluşan bilgisayarlar yaratmak amacıyla, atomları ve diğer son derece küçük parçacıkları yöneten sıra dışı kurallardan yararlanarak çalışıyor. Ancak bu potansiyelin hayata geçirilmesi, kısmen sistemlerin doğası gereği sergilediği kaotik davranışlar nedeniyle sekteye uğradı. Zamanla sistemlerde hatalar oluşabiliyor ve bu da elde edilen sonuçların güvenilmez olmasına yol açıyor. Bununla birlikte yeni araştırma, bir kuantum bilgisayarın çalışırken kendi parçalarını kontrol edip sıfırlayabildiği bir deneyi ayrıntılarıyla ortaya koyuyor. Bu, dönüştürücü potansiyelleri sayesinde gerçekten güvenebileceğimiz kuantum bilgisayarlar üretmek için elzem olduğu düşünülen türden bir kontrol mekanizmasının şimdiye kadarki en büyük göstergelerinden biri olma niteliğini taşıyor. Söz konusu yöntem, kuantum bilgisayarın çalışma sırasında hataları tespit edip düzeltmesine olanak tanıyarak işliyor. Bu yaklaşım, nihayetinde "hata toleranslı" (yani hataları ortadan kaldırmak yerine oluştukları anda düzelterek çalışan) bir kuantum bilgisayarın inşa edilmesini sağlayabilir; ancak şu ana kadar bunu başaran kimse olmadı. Çalışmanın kıdemli yazarlarından Rutgers Üniversitesi'nden Jebediah Pixley, "Hata toleranslı bir kuantum bilgisayar inşa etmek için, bu kontrolleri ve düzeltmeleri bir hesaplama sırasında sadece bir veya iki kez değil, çok sayıda kez yapmamız gerekiyor," dedi ve ekledi: "Bu deney, o yolda atılmış bir dönüm noktası niteliğinde." Deneyde araştırmacılar ayrıca kuantum bilgisayarın kendi sistemlerini kontrol etme ve sıfırlama sıklığını artırmayı başardılar ve bilgisayarın hızla kaostan kontrol edilebilir bir duruma geçtiğini gözlemlediler. Araştırmacılara göre bu durum, kuantum davranışına ve kaosun içinden düzenin nasıl doğabileceğine dair bir öngörüyü doğruladı. Kuantum bilgisayarlarla ilgili sorunların bir kısmı, özellikle bu bilgisayarların çalışma biçiminden kaynaklanıyor. Klasik bir bilgisayar, açık veya kapalı konumda olabilen bitlerden oluşur; ancak kuantum bilgisayarlar, ölçülene kadar bu iki durum arasında birden fazla olasılığı barındırabilen kübitler kullanır. Bu durum onları güçlü kılar. Ancak aynı zamanda bilginin son derece hassas olduğu anlamına da gelir: Isı, donanımdaki ufak sorunlar veya dışarıdan gelen başıboş sinyaller kübitlerin durumunu değiştirebilir ve sistemin güvenilmez hale gelmesine yol açan hatalara neden olabilir. IBM'de kuantum hata düzeltme ve dinamik devre deneyleri üzerine çalışan baş araştırmacı ve çalışmanın bir diğer yazarı Maika Takita, "Zorluk sadece bir kübiti ölçmek değil, işlemcinin geri kalanı çalışmaya devam ederken bunu defalarca yapabilmekti," dedi. "Bu deney, günümüz donanımının geniş bir sistem genelinde kuantum işlemlerini, ölçümleri ve sıfırlamaları binlerce kez koordine edebildiğini gösteriyor." Araştırmacılar çalışmada, IBM tarafından üretilen ve dünyanın en güçlü kuantum işlemcilerinden biri olan bir sistemi kullandılar ve bu sistemi birbiriyle yarışan iki görev arasında geçiş yapacak şekilde ayarladılar. Görevlerden biri bilgiyi karıştırıp kaosa yol açarken, diğeri bu karıştırılmış kübitleri kontrol ediyor ve ihtiyaç duyanları sıfırlıyordu. Ekip toplamda yaklaşık 5.000 işlem ile 5.000 kontrol ve sıfırlama gerçekleştirdi. Araştırmacılar, bunun söz konusu yaklaşıma dair bugüne kadar yapılmış en büyük başarılı gösterim olduğunu belirtiyor. Araştırmacılar ayrıca karıştırma ve kontrol etme işlemlerinin oranını da değiştirebildiler. Karıştırma işleminin sürenin yarısından fazlasında gerçekleştiği durumlarda sistem kaotik kalırken, kontrol işleminin daha yoğun olduğu durumlarda sistem, çalışması için gereken düzenli yapıya kavuştu. Louisiana Eyalet Üniversitesi'nde fizik doçenti ve çalışmanın bir diğer ortak yazarı olan Justin Wilson, "Afrika'da kanat çırpan bir kelebeğin nihayetinde Louisiana'yı vuran bir kasırgaya katkıda bulunabileceği yönündeki klasik fikirde olduğu gibi, küçük değişiklikler büyük ve öngörülmesi neredeyse imkansız sonuçlara yol açabilir," dedi. "Ancak bu kontrolsüz davranış, rastgele müdahalelerle kontrol altına alınabilir ve bu durumun gerçekleştiği, keskin hatlarla belirlenmiş bir oran vardır. Kaos ve kontrol arasındaki bu geçişin kuantum fiziğinde de varlığını sürdürüp sürdürmeyeceği belli değildi; fakat elde ettiğimiz sonuçlar, bunun mümkün olduğunu gösteriyor." Bu çalışma, Nature Physics dergisinde yayımlanan "Kuantum donanımı üzerinde uyarlanabilir devrelerle kaostan düzen" (Order from chaos with adaptive circuits on quantum hardware) başlıklı yeni bir makalede sunulmaktadır. The Independent, bağımsız düşünce yapısına sahip bireyler için küresel haberler, yorumlar ve analizler sunan, dünyanın en özgür düşünceli haber markasıdır. Güvenilir sesimize ve olumlu değişime olan bağlılığımıza değer veren, bağımsız düşünceye sahip bireylerden oluşan geniş ve küresel bir okuyucu kitlesi oluşturduk. Değişimi gerçekleştirme misyonumuz, hiç bugünkü kadar önemli olmamıştı. Kaynak: TI
-
En Son Kadın Basketbol Haberleri (Türkiye ve Dünyadan)
Halkbank Kadınlar Basketbol Süper Ligi 4. hafta maçında Beşiktaş BOA’ya konuk oluyoruz. 17 Ekim Cumartesi günü Beşiktaş Akatlar Spor Kompleksi’nde oynanacak mücadele 14.00’da başlayacak ve HT Spor’dan canlı yayınlanacak. #PotanınKraliçeleri
-
Yapay Zeka Hakkında En Son Haberler (Türkiye ve Dünyadan)
- LİTYUM İMPARATORLUĞU SALLANIYOR: GRAFEN SÜPERKAPASİTÖRLER ENERJİ DÜNYASININ YENİ KRALI OLMAYA GELİYOR!
LİTYUM İMPARATORLUĞU SALLANIYOR: GRAFEN SÜPERKAPASİTÖRLER ENERJİ DÜNYASININ YENİ KRALI OLMAYA GELİYOR! Yıllardır "geleceğin mucize malzemesi" olarak övülen ancak seri üretime bir türlü geçirilemeyen grafen, sonunda laboratuvar duvarlarını yıktı. Skeleton Technologies’in geliştirdiği patentli "Kavisli Grafen" (Curved Graphene) tabanlı yeni nesil süperkapasitörler ve Super Battery teknolojisi, küresel enerji depolama pazarında Lityum-İyon (Li-ion) egemenliğini bitirmeye hazırlanıyor. Şarj süresini dakikalardan saniyelere indiren, batarya ömrünü onlarca kat artıran ve nadir toprak elementlerine olan bağımlılığı sıfırlayan bu teknolojik devrim, yenilenebilir enerjiden yapay zeka veri merkezlerine kadar her alanda kartların yeniden dağıtılmasına yol açıyor. 1. Enerji Depolamada Paradigm Değişimi: Kimyasal Tepkimeden Fiziksel Şarja Geleneksel Lityum-İyon bataryalar, enerjiyi kimyasal reaksiyonlar aracılığıyla depolar. Bu durum yüksek enerji yoğunluğu sağlasa da beraberinde üç devasa sorun getirir: Yavaş şarj süreleri, Aşırı ısınma ve patlama/yangın riski (termal kaçak), Kimyasal aşınma nedeniyle 1.000 - 3.000 şarj döngüsü sonrasında hızlı performans kaybı. Süperkapasitörler ise enerjiyi kimyasal değil, elektrostatik (fiziksel) olarak depolar. İyonlar elektrik alanıyla elektrot yüzeyine yapışır ve ayrılır. Bu sayede enerji saniyeler içinde doldurulup boşaltılabilir ve cihaz onlarca yıl performans kaybetmeden çalışabilir. Ancak tarihsel olarak süperkapasitörlerin en büyük zayıflığı düşük enerji yoğunluğu (birim hacimde tutabildiği enerji miktarı) olmuştur. İşte Skeleton Technologies’in grafen hamlesi tam da bu noktada ezber bozuyor. 2. Skeleton Technologies ve Grafen Devrimi Estonya kökenli enerji devi Skeleton Technologies, standart sentetik grafen yerine kendi geliştirdiği ve patentlediği Kavisli Grafen (Curved Graphene) malzemesini kullanıyor. Atomik düzeyde kıvrımlı bir yapıya sahip olan bu malzeme, elektrot yüzey alanını ve iletkenliği muazzam miktarda artırıyor. Bu sayede ortaya çıkan yeni nesil süperkapasitörler ve Super Battery çözümleri geleneksel sınırları altüst ediyor: 90 Saniyede Yüzde 100 Şarj: Super Battery hücresi, 90 saniyeden daha kısa sürede tam kapasiteye ulaşabiliyor. Skeleton Technologies 50.000+ Şarj Döngüsü: Standart lityum bataryalar birkaç yılda yıpranırken, grafen süperkapasitörler 15-20 yılı aşan kullanım ömrü ve 50.000 ila 1.000.000 döngü sunuyor. Mutlak Güvenlik (Sıfır Yangın Riski): Kimyasal reaksiyon olmaması sayesinde delinme, ezilme veya aşırı ısınma durumlarında dahi termal kaçak veya patlama yaşanmıyor. Sürdürülebilir Hammadde: Nikel, kobalt veya bakır gibi çevreye zararlı ve stratejik olarak kısıtlı madenlere ihtiyaç duymuyor. 3. Yenilenebilir Enerji ve Şebeke Stabilizasyonu İçin "Kutsal Kase" Rüzgar ve güneş enerjisinin en büyük sorunu kesintili (intermittent) olmasıdır. Rüzgar aniden kestiğinde veya bir bulut güneş tarlasının üstünü örttüğünde, elektrik şebekesinde ani voltaj düşüşleri ve dalgalanmalar meydana gelir. Geleneksel bataryalar bu milisaniyelik ve anlık devasa yük değişimlerine tepki veremeyecek kadar yavaştır; ayrıca sık şarj-deşarj döngüsü lityum bataryaları hızla bozmaktadır. Grafen süperkapasitörler ise: Milisaniyelik Tepki Süresi: Şebekedeki anlık frekans ve voltaj dalgalanmalarını anında emer veya sisteme güç pompalar. Yenilenebilir Enerji Entegrasyonu: Rüzgar türbinlerinin kanat açılarını değiştiren motorlara anlık yüksek güç sağlar ve fazla üretilen enerjiyi milisaniyeler içinde depolayabilir. Devasa Fabrika Yatırımları: Siemens gibi sanayi devlerinin desteğiyle Almanya Leipzig'de açılan giga-fabrikalar (Leipzig Superfactory), şebeke ölçeğinde depolama çözümlerini seriye bağlamış durumdadır. Wikipedia 4. Karşılaştırma Tablosu: Lityum-İyon vs. Grafen Süperkapasitör Özellik Lityum-İyon Bataryalar Grafen Süperkapasitör / SuperBattery Depolama Mekanizması Kimyasal Tepkime Elektrostatik / Fiziksel Şarj Süresi 30 dakika - birkaç saat 10 saniye - 90 saniye Kullanım Ömrü (Döngü) ~1.000 - 3.000 50.000 - 1.000.000+ Güç Yoğunluğu (kW/kg) Düşük / Orta Çok Yüksek (Anlık devasa güç çıkışı) Sıcaklık Dayanımı Hassas (-20°C / +50°C arası performans düşer) Aşırı geniş çalışma aralığı (-40°C / +65°C) Çevresel Etki & Hammadde Kobalt, Nikel, Lityum madenciliği gerektirir Karbon/Grafen bazlı; Çevre dostu 5. Yapay Zekadan Ağır Sanayiye: Kullanım AlanlarıGrafen süperkapasitörlerin sahaya inmesiyle birlikte birçok sektörde devrim yaşanıyor: Yapay Zeka (AI) Veri Merkezleri: AI çiplerinin (GPU) milisaniyeler içinde yarattığı devasa güç dalgalanmaları ve yük değişimleri şebekeyi felç edebilir. Skeleton'ın GrapheneUPS ve süperkapasitör çözümleri, veri merkezlerinde kesintisiz güç ve %40'a varan enerji tasarrufu sağlıyor. Graphene-Info Ağır Ulaşım ve Raylı Sistemler: Tramvaylar, hibrit kamyonlar ve maden araçları, frene basıldığında açığa çıkan frenleme enerjisini (Kinetik Enerji Geri Kazanım) tam verimle depolayıp kalkışta saniyeler içinde kullanabiliyor. Hibrit Araç Sistemleri: Saf elektrikli araçlarda lityum bataryanın üzerindeki anlık hızlanma yükünü hafifleterek batarya ömrünü ikiye katlayan hibrit depolama mimarileri kuruluyor. Sonuç: Enerjinin Geleceği ŞekillendiSkeleton Technologies'in öncülük ettiği bu gelişme, süperkapasitörlerin artık yalnızca laboratuvar teorisi veya dar niş alanların teknolojisi olmadığını kanıtladı. Grafen süperkapasitörler, lityum-iyon bataryaların tamamen yerini tek başına almaktan ziyade, kısa vadede "Hibrit Enerji Depolama" (HESS) çözümleriyle lityumun yükünü hafifletiyor; uzun vadede ise yüksek güç gerektiren şebeke, AI ve ulaşım altyapılarında yeni standart haline geliyor. Bekleyiş gerçekten de sona erdi: Grafen çağı resmen başladı. Kaynak: G- Amerika'da Ne Oluyor - Güncel / Politik Haberler
Talarico hakkındaki viral yalan haber, Paxton’ın yolsuzluk hikayesini gölgede bıraktı Son bir aydır, Teksas Eyalet Temsilcisi James Talarico ve Başsavcı Ken Paxton, kamuoyunun ilgisini çekme konusunda aşağı yukarı eşit bir rekabet içindeydi. Belki de ülkenin en önemli Senato yarışında yer alan bu iki aday, benzer oranlarda internet aramalarına konu oluyordu; bu durum, on yıllardır eyalet çapında bir Demokratın seçilmediği bir yerde çekişmeli bir yarıştan beklenecek türden bir tabloydu. Ancak daha sonra sağcı sosyal medya fenomenleri, Talarico'nun gizlice Ohio'daki bir psikiyatri kliniğine yattığına dair bir hikaye uydurdu ve bu Demokrat siyasetçiyle ilgili arama trafiği bir anda patlama yaptı. Yalan haber neredeyse utanç verici bir hızla çökertildi ve bunu yayan kişiler şimdi olası yasal yaptırımlarla karşı karşıya. Yine de bu haberin siyasi amacı gerçekleşmiş oldu. Hikaye asılsız çıkana kadar hasar çoktan verilmişti: Bir adayın sağlık durumu ulusal çapta bir siyasi gösteriye dönüşmüş, sosyal medyadaki sansasyon çılgınlığı haber gündemini yutmuş ve kendi davranışlarıyla ilgili ciddi sorularla karşı karşıya olan bir Cumhuriyetçi siyasetçiye, dikkatleri başka yöne çekmesini sağlayacak elverişli bir fırsat sunulmuştu. Talarico'nun "öfke ekonomisi" olarak adlandırdığı durum tam da bu. Çarşamba günü katıldığı bir CNN halka açık toplantısında; komplo teorisyenlerinin tıklanma sayılarını, sosyal medya platformu sahiplerinin kârlarını artırdığı; halkın ise ülkenin sorunlarını çözme konusunda daha donanımlı hale gelmeden sadece daha fazla öfkelendiği bir sistemi tarif etti. Talarico hakkındaki bu yalan haber, MAGA medyasının bilgi savaşını tam olarak nasıl yönettiğini gözler önüne seriyor. Biz sahte bir skandalın çöküşünü izlerken, Paxton'ın merkezinde yer aldığı çok gerçek bir skandal gözden kaçıp gitti. Olaylar, Talarico'nun grip nedeniyle kampanya çalışmalarına dokuz gün ara vermesiyle başladı. Nerede olduğu konusunda aslında hiçbir gizem yoktu. Ekim ayı başlarında katıldığı bir etkinliğe çevrimiçi bağlanarak hastalığa yakalandığını duyurmuştu. Ancak Paxton bunu bir fırsat olarak gördü ve kullandı. Başsavcı, rakibinin nerede olduğuna dair bilgi almak için bir ihbar hattı kurdu ve "hayatta olduğuna dair kanıt" talep etti. Bir mitingde kalabalığa "James Talarico nerede?" sloganları attırdı. Başkan Donald Trump, Truth Social üzerinden yaptığı paylaşımda "James TalaFREAKo"nun "görev sırasında kayıp" (MISSING IN ACTION) olduğunu öne sürdü. MAGA fenomenleri ise bu imaları en acımasız senaryolarla doldurdu. Eski Los Angeles belediye başkan adayı Spencer Pratt, Talarico'nun bir psikiyatri kliniğinde olduğunu söyleyen kaynakları bulunduğunu öne sürdü. Pazar öğleden sonraya gelindiğinde, söylenti sözde "kesin kanıtına" kavuşmuştu. Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) tesisi önündeki arbedeleri kaydetmesiyle tanınan muhafazakâr bir sosyal medya fenomeni Nick Sortor ve kendisini "sağcı provokatör" olarak tanımlayan Rhein Amacher; Ohio'nun Mason kentindeki Lindner Center of Hope'ta çalışan bir personelin, Talarico'nun o akşam taburcu edildiğini doğruladığını iddia etti. Sortor kısa bir ses kaydı paylaştı; Elon Musk ise bu iddiayı kendi hesabından defalarca yaydı. Hikâye, saatler içinde X platformunda milyonlarca kez görüntülenerek yayıldı. Talarico'nun olaya dair kendi anlatımında atıfta bulunulan verilere göre, 50 hesap 20 dakika içinde bu iddiayı dolaşıma soktu ve söz konusu paylaşımlar toplamda 9,3 milyon görüntülenmeye ulaştı. Bir hesap, aynı metni iki saatten kısa bir süre içinde 83 kez paylaştı. Sorun şuydu ki, ortadaki "kanıt" aslında bir kanıt değildi. The Bulwark tarafından ele geçirilen kaydın tamamı, telefondaki kişinin James Talarico adında birinin hastane sisteminde kayıtlı olduğunu defalarca reddettiğini ortaya koydu. Aday, Ohio'ya hiç gitmediğini bile söyledi. Olayların zaman çizelgesi de imkansızdı: Amacher aramaları Cumartesi akşamı yaptığını iddia ediyordu; oysa Talarico çoktan Cuma günü Austin City Limits Müzik Festivali'nde görülmüş ve ertesi gün bir Kacey Musgraves konserine katılmıştı. Cumartesi günü Ohio'daki bir psikiyatri tesisinden taburcu edilmiş olması mümkün değildi, çünkü Teksas'a döndüğü açıkça görülüyordu. Pazar akşamına gelindiğinde hastanenin kendisi de Talarico'nun hiçbir zaman hastaları arasında yer almadığını kesin bir dille açıkladı. Doğal olarak, gerçeğin kendi kendini düzelten mekanizması sağcı ekosisteme hemen nüfuz etmedi. Musk, iddiayı çoktan büyük bir ivmeyle yaymıştı bile. Düzeltme gelmeden önce bu yalan milyonlarca kez görüntülenmişti. Megyn Kelly gibi sağcı medya figürleri, hastane resmi yalanlamayı yayınladıktan sonra bile yanıt talep etmeye devam ettiler; Beyaz Saray Özel Kalem Müdür Yardımcısı Stephen Miller ise, The New York Times'ın Talarico'nun tartışmalı zaman diliminde Austin'deki evinde olduğunu kanıtlayan zaman damgalı güvenlik görüntülerini inceleyip haberleştirmesinden çok sonra bile komplo teorisi paylaşımları yapmayı sürdürdü. Bu ilk dalga aynı zamanda, nispeten az sayıdaki yüksek profilli hesabın çok daha geniş bir kitle için nasıl gündem belirleyebileceğini de gözler önüne seriyor. Bu, doğruluğu ödüllendiren bir bilgi ekosistemi ile ilgiyi ödüllendiren bir ekosistem arasındaki farktır. İlkinde, kanıtlar biriktikçe bir iddia daha inandırıcı hale gelir. İkincisinde ise bir iddia, sırf daha fazla insan tarafından görüldüğü için daha etkili bir hale gelebilir. Yapay bir öfke dalgasından fayda sağlayan tek kesim, bunu pazarlayanlar ve onun arkasına saklanabilen siyasetçilerdir. Siyaset üzerine daha keskin yorumlar mı istiyorsunuz? Amanda Marcotte tarafından kaleme alınan ve artık YouTube'da ya da podcast dinlediğiniz her platformda haftalık bir program olarak da yayınlanan ücretsiz bültenimiz "Standing Room Only"ye abone olun. Ve Paxton'ın tam olarak yapması gereken şey de buydu: saklanmak. Pazartesi günü Wall Street Journal, zimmete para geçirme suçlamasıyla hakkında iddianame hazırlandıktan sadece birkaç gün sonra, aranan bir kaçağın başsavcıya 25.000 dolar bağışladığını bildirdi. Gazete ayrıca, Paxton'ın 2025'e, Illinois'deki bir hastaneden milyonlarca doları zimmetine geçirmekle suçlanan iki kişinin de katıldığı Dubai'deki bir yılbaşı partisinde girdiğini bildirdi. Bu kişilerden biri, Teksas Etik Komisyonu kayıtlarına göre 2022 ile 2024 yılları arasında Paxton'a 190.000 dolar veren Anosh Ahmed'di. Bunlar, normal bir seçim kampanyasında haftaya damgasını vuracak türden gerçekler. Görevdeki bir eyalet başsavcısının, bir hastaneyi soymakla suçlanan kişilerden para alması; onun kimin için çalıştığına —suçlu olmakla itham edilen birine mi yoksa Teksas halkına mı— dair bir hikâyedir. Oysa bu durum, rakibinin akıl sağlığına ilişkin uydurma bir hikâyenin gölgesinde kaldı. Açık olmak gerekirse, Paxton'ın Ohio'daki o düzmece olayı bizzat kurguladığını öne sürmüyorum. Söylediğim şey, herhangi bir komplo teorisi gerektirmeyen bir durum. Sağ kesim, en geniş kitlelere ulaşma gücüne sahip kişilerin çamur atarak ödüllendirildiği ve iddiaların asılsız olduğu ortaya çıktığında asla cezalandırılmadığı bir teşvik yapısı kurdu. Paxton'ın kendi davranışları da bu yapıya tam anlamıyla uyuyor. O, hem kürsüden hem de ihbar hattı üzerinden "Talarico kayıp" anlatısını körükledi. Ortam bulandığında bundan fayda sağladı. Geri kalanını ise MAGA yanlısı sosyal medya fenomenleri ağı halletti. Kimsenin emir vermesine gerek kalmadı. Bağımsız kalabilmemiz için yardımınıza ihtiyacımız var. Talarico'ya yönelik saldırıların daha geniş kapsamlı seyrini de göz önünde bulundurun. Paxton yanlısı bir "süper PAC" (siyasi eylem komitesi), Demokrat adayın yüzünü, elbise giymiş bir karton maketin üzerine yerleştiren bir reklam yayınladı. Trump'ın müttefikleri aylardır Talarico'nun yeterince erkeksi olmadığını, "beta" karakterli olduğunu, evli olmadığını ima ederek cinsel yönelimi hakkındaki soruları meşru bir tartışma konusu gibi sunmaya çalıştılar. Çarşamba günü Teksas'ın Tyler kentinde düzenlenen Paxton mitinginde, Başkan Yardımcısı JD Vance açıkça Talarico'nun eşcinsel olduğunu ima etti. Cumhuriyetçiler onu vegan olarak nitelendirip yemek alışkanlıkları üzerinden bile ötekileştirmeye çalıştılar. (Kendisi vegan değildir.) Tüm bunlar bir arada değerlendirildiğinde, akıl hastanesiyle ilgili o düzmece iddianın da aynı saldırı türüne ait olduğu görülüyor. Bu, mesajının içeriğine itiraz etmek zor olduğu için, imalar yoluyla bir adayı tuhaf ve yetersiz gösterme girişimidir. Gıda ve benzin fiyatları ile toplumdan bahseden bir adayı bir tehdit unsuru gibi karikatürize etmek zordur. Bu yüzden MAGA medyası bunun yerine "Talafreako" adında bir karikatür figür yarattı. Ortada gülünç taraflar da yok değil. Bir hastane görevlisini kandıran adam, pek de bir suç dehası sayılmaz. Ancak buradaki asıl mesele, yapılan aptallığın bir mazeret değil, durumu ele veren bir işaret olmasıdır. MAGA medyasının artık zekice kurgulanmış yalanlara ihtiyacı yok. Onların ihtiyacı olan şey; kontrol altında tuttukları mecralarda yüksek sesle ve tekrar tekrar dile getirilen, gerçek yolsuzluklara dair haberleri bastıracak şekilde zamanlanmış, hızlıca üretilmiş yalanlardır. Missouri Senatörü Eric Schmitt’in Jack Smith konusundaki fiyaskosu gibi daha önceki başarısızlıklar onlara temkinli olmayı öğretmeliydi. Oysa sağ kesim, Trump’tan şu dersi çıkardı: Yeter ki büyük çapta yanılın ve asla geriye bakmayın; o zaman kamuoyu önünde yanılmanın hiçbir bedeli olmuyor. Kaynak: Salon- En Son Uçak ve Hava Trafiği Haberleri
Uçuş sırasında film izleyen kadın, arkasındaki yolcunun isteği karşısında şaşkına döndü United Airlines uçuşunda film izleyen bir kadın, arkasında oturan yolcunun eşine alışılmadık bir taleple yaklaşması üzerine beklenmedik bir kesintiyle karşılaştı. Cumartesi günü u/formerlyfatsailor kullanıcı adıyla Reddit'te paylaşılan bir gönderide, kadının eşi; bir iş ve tatil seyahatinden dönerken eşinin havayolunun uçak içi eğlence sisteminden "Disclosure Day" adlı filmi izlemeye başladığını anlattı. Ardından, yemek servisinden hemen sonra bir kabin memuru paylaşımı yapan kişinin omzuna dokundu ve eşinin izlediği filmin duraklatılıp duraklatılamayacağını sordu; memur, arkalarında oturan çiftin de aynı filmi izlediğini ancak daha geride olduklarını ve önlerindeki ekranlarda filmin devamında neler olacağını görmek istemediklerini açıkladı. İstek karşısında şaşkına dönen paylaşım sahibi, "İstek o kadar tuhaftı ki, ne sorduğunu anlamam birkaç kez tekrar etmesini gerektirdi," diye yazdı. Eşine baktığında onun uyuduğunu gördü ve filmi duraklatmayı kabul etti; ancak daha sonra bu kararından pişmanlık duydu. Paylaşım sahibi, "Keşke 'Bu da neyin nesi?' (WTF) deyip 'Hayır, onlara kadının ekranına bakmayı bırakmalarını söyleyin' deseydim diye pişmanım; ama eşim hep çok iyi niyetli olduğumu söyler," diye ekledi. Onu şaşkına çeviren tek şey bu karşılaşma değildi. Gönderiye göre, uçakta birlikteymiş gibi görünen o çift, uçuş sonrasında birbirini görmezden geliyordu. "Uçaktan iner inmez birbirlerini görmezden gelmeye başladılar: hem tramvayda (karşılıklı taraflarda) hem de bagaj alım alanında. Üstelik uçakta kesinlikle bir çift gibi görünüyorlardı..." diye yazdı. Sosyal medya paylaşımı, platformda şu ana kadar 986'dan fazla beğeni (upvote) ve 225 yorum aldı. Hellyea81 adlı bir kullanıcı şu yorumu yaptı: "Bu, uçakta duyduğum en saçma istek." Sfbiker999 şöyle dedi: “Kabin görevlisinden, arkanızda oturan çiftten ekranınıza bakmayı bırakmalarını istemesini rica etmeliydiniz; çünkü ne izlediğiniz onları ilgilendirmez; film izlemek istiyorlarsa kendi ekranları var. Eğer gözlerini kendi ekranlarından ayıramıyorlarsa, bu sizin değil, onların sorunudur.” IcyConsideration7062 ise şunları ekledi: “Kabin görevlisinin bu talebi çok saçmaydı. En azından bir şikayet kaydı oluşturun. Bu, kötü bir müşteri hizmeti örneği. Arkanızdaki o ‘çift’ güç gösterisi yapıyordu ve en azından biri bunu yapmaktan keyif alıyor.” Kaynak: NW- Amerika'da Ne Oluyor - Güncel / Politik Haberler
Beyaz Saray Basın Sözcüsü Katie Zacharia, baro sınavını geçemediğini açıkladı Hukuki niteliklerine dair soruların gündeme gelmesi üzerine, Beyaz Saray Basın Sözcüsü Katie Zacharia Perşembe günü verdiği bir röportajda baro sınavını geçemediğini söyledi. Fox News'taki bir röportajda sunucu Sean Hannity, "Pepperdine Hukuk Fakültesi'ne gittiniz ancak baro sınavını geçemediniz, doğru mu?" diye sordu. Zacharia, "Doğru," yanıtını verdi. Baro sınavına ikinci veya üçüncü kez girip girmediği sorulduğunda ise girmediğini belirtti. Daha önce, konuya doğrudan vakıf iki kişi ABC News'a, Zacharia'nın Amerika Birleşik Devletleri'nde baro sınavını geçemediğini söylemişti. Bu hafta başında ilk Beyaz Saray basın toplantısını gerçekleştiren Zacharia kendisini avukat olarak tanımlamış; Başkan Donald Trump da geçen hafta yönetimindeki görevini duyurduğu bir sosyal medya paylaşımında ondan "bir avukat" olarak bahsetmişti. "Popular Information"ın bu hafta başında Zacharia'nın avukatlık yapma ruhsatına sahip olduğuna dair hiçbir kanıt bulunmadığını bildirmesinin ardından, baro sınavını geçip geçmediği konusu inceleme altına alınmıştı. Ayrıca Wall Street Journal'da da Zacharia'nın 2011 yılında baro sınavına girdiği ancak geçemediğine dair bir haber yer almıştı. Perşembe günü "Real America's Voice"a verdiği bir başka röportajda Zacharia, 2011 yılında Pepperdine Üniversitesi'nden hukuk diplomasını aldıktan sonra baro sınavına girdiğini açıkladı; ancak sınavı geçip geçmediğini açıkça belirtmekten kaçındı. Sınav sonuçlarının "bir bakıma önemsiz" olduğunu ifade etti; çünkü sonrasında uluslararası işlem hukuku alanında çalışacağı Çin'e taşınacağını biliyordu. Trump, Katie Zacharia'nın Beyaz Saray Basın Sözcüsü olarak atandığını duyurdu Zacharia, o dönemki düşünce yapısına ilişkin olarak, "Baro sınavına gireceğim ve ne olacağına bakacağım," demişti. "Sonuçlar aslında pek de önemli değildi çünkü Çin'de baro kaydına ihtiyacım olmayacağını biliyordum ve... ve kısa bir süre sonra oradan ayrıldık. Çin'e taşındıktan sonra sanırım... baro sınavı sonuçlarını pek önemsemedim ya da üzerinde durmam gereken bir konu olarak görmedim; o sırada bir Çin hukuk bürosunun uluslararası işlemler bölümünde bana bir iş teklif edildi." Konu hakkında doğrudan bilgi sahibi iki kişinin belirttiğine göre Zacharia, Pepperdine Caruso Hukuk Fakültesi'nden mezun olduktan sonra Kaliforniya baro sınavına girdi ancak sınavı geçemedi. Beyaz Saray, daha önce basın sözcülüğü ofisine yöneltilen ve Zacharia'nın baro sınavını geçip geçmediğine dair sorulara yanıt vermemişti. Zacharia, hukuk alanındaki kişilere danıştığını ve hukuki tavsiye veren bir "avukat" (attorney at law) sıfatıyla değil, hukuki analiz sunan bir "hukukçu" (lawyer) sıfatıyla hareket edip edemeyeceğini sorduğunu belirtti. Zacharia, Real America's Voice kanalına şunları söyledi: "Uzun bir süre boyunca alandaki pek çok kişiye danıştım: 'Kendimi "attorney at law" (baroya kayıtlı avukat) veya "Katie Zacharia, Esquire" olarak değil de "lawyer" (hukukçu) olarak tanımlayıp hukuki tavsiye değil de hukuki analiz sunmam uygun ve kabul edilebilir mi?' diye sordum. Hepsi istisnasız bir şekilde 'kesinlikle, kesinlikle' dedi. 'Kendine hukukçu diyebilirsin; bir JD (hukuk) derecen var ve bunu destekleyen, uluslararası işlemler hukuku alanında deneyimin bulunuyor; bu da sana tavsiye vermekten ziyade analiz yapma yetisi kazandırıyor.'" Zacharia, kendisini nasıl tanımladığı konusunda "çok dikkatli" olduğunu ve hiçbir zaman fiilen avukatlık yapan biri izlenimi vermediğini de sözlerine ekledi. Zacharia, "Asla baroya kayıtlı bir avukatmışım gibi bir izlenim yaratmadım," dedi. Kimberly Guilfoyle, görevi kötüye kullanma iddialarının ardından Yunanistan büyükelçiliği görevinden istifa etti. Zacharia'nın mesleki niteliklerine dair haberler sorulduğunda Beyaz Saray doğrudan bir yanıt vermedi; bunun yerine Zacharia'nın "gerekli tüm niteliklere sahip olarak uluslararası işlemler hukuku alanında çalıştığını" ifade eden bir açıklama paylaştı. Bir Beyaz Saray yetkilisi ayrıca Zacharia'nın "Pepperdine'den hukuk derecesine (JD) sahip olduğunu" belirtti. Beyaz Saray yetkilisi, "Katie, mezuniyetinin ardından, kendisi uluslararası işlem hukuku alanında çalışırken eşinin bir Amerikan özel sermaye şirketindeki işi nedeniyle Çin'e taşındı," diye ekledi. Bu hafta başında, Trump ile birlikte Beyaz Saray'dan ayrıldıkları sırada bir gazeteci Zacharia'ya baro sınavını hangi eyalette geçtiğini sordu. Trump, soruyu bizzat yanıtlaması için Zacharia'yı yanına çağırdı; o ise buna karşılık "Çin'e taşındım" yanıtını verdi. Sorunun yinelenmesi üzerine gazetecilere yine "Çin'e taşındım" dedi. Zacharia daha sonra New York Times ile yaptığı bir telefon görüşmesinde, gazetecinin sorusunu duyamadığını öne sürerek yanıtına açıklık getirdi. Zacharia, New York Times'a verdiği demeçte, "Sorunun 'Hukuk fakültesinden sonra neredeydiniz?' olduğunu varsaydım," dedi. "Marine One'ın (başkanlık helikopteri) gürültüsü arasında duyabildiğim tek şey buydu," diye ekledi Zacharia. "Ayrıca protokole saygı gösterme isteği ve başkanın arkasında durmamı gerektiren mesafe, soruyu duymak için yaklaşmama engel oldu." Perşembe günü, basın sözcüsü olarak görev yaparken hukuki konularda görüş bildirip bildirmeyeceği sorulduğunda Zacharia, bunu yapmayı planlamadığını söyledi. Kaynak: ABC News- UEFA Avrupa Şampiyonlar Ligi Hakkında Her Şey - UEFA Champions League
Süper bilgisayar, rekorların kırıldığı 2. haftanın ardından Şampiyonlar Ligi'ndeki nihai puan durumunu öngörüyor Yeni Şampiyonlar Ligi sezonunda henüz iki maç geride kaldı ancak şimdiden rekor düzeyde bir heyecan yaşadık. İkinci haftada toplam 78 gol atıldı; bu sayı, 2025-26 sezonunun üçüncü haftasında kaydedilen 71 gollük önceki rekoru açık ara geride bıraktı. Tam 11 takım maçlarını üç golle tamamlarken, dört takım dört gole ulaştı; hatta iki takımın her biri altışar gol sevinci yaşadı. Lig aşamasının dörtte birlik kısmı geride kalırken, nihai sıralamanın nasıl şekilleneceğine dair net bir fikir edinmeye başlıyoruz. Sekiz takım doğrudan eleme aşamasına yükselecek, 16 takım play-off turuna katılacak ve 12 takım ise turnuvaya erken veda edecek. İşte Opta süper bilgisayarının öngörülerine göre tablonun görünümü. Süper Bilgisayarın 2026-27 Lig Aşaması Nihai Puan Durumu Tahmini İlk Sekiz Sıra Kulüp Beklenen Puan 1. Arsenal 18,07 2. Real Madrid 17,28 3. Barcelona 16,92 4. Liverpool 16,79 5. PSG 16,61 6. Bayern Münih 15,57 7. Aston Villa 15,27 8. Man City 14,93 Sekiz maç sonunda 18 puan barajını aşması öngörülen tek takım olan Arsenal, tahmin edilen sıralamada zirvedeki yerini koruyor. Lille ağlarına karşılıksız üç gol göndererek ikide iki yapan "Topçular"ı (The Gunners) önlerinde çok daha zorlu sınavlar bekliyor; özellikle Bayern Münih ve Real Madrid ile oynanacak maçlar, zirveyi gerçekten hangi takımın hak ettiğini ortaya koyacak. Real Madrid iki maçın ardından şu an sekizinci sırada yer alsa da, onlar da kayıpsız ilerleyen bir diğer ekip. En zorlu fikstürlerinden ikisini şimdiden geride bıraktılar; Çarşamba günü Roma karşısında 4-3'lük skorla yaptıkları geri dönüş, rahatlıkla tur atlayacaklarına dair yeterli güveni veriyor. Madrid'in sezonu Barcelona'nın bir sıra önünde tamamlamasının beklenmesi, José Mourinho'nun duymaktan büyük memnuniyet duyacağı bir haber olacaktır. La Liga liderini bekleyen zorlu fikstürde Paris Saint-Germain, Aston Villa ve Manchester City maçları yer alsa da, bir üst tura yükselmenin sorun yaratması beklenmiyor.- Rusya'nın Ukrayna İstilası Hakkında Bütün Haberler
Karadeniz'deki İHA saldırıları, Rusya'nın NATO'nun tepkisini ölçmek amacıyla gerilimi tırmandırabileceği endişesini doğuruyor Bu ay NATO üyesi Romanya ve Bulgaristan açıklarında, Karadeniz'deki en az yedi kargo gemisine yönelik bir dizi insansız hava aracı (İHA) saldırısı gerçekleşti. Bu durum, İttifak üyeleri arasında, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in, Moskova'nın topyekûn işgaline karşı yürüttüğü savaşta Ukrayna'ya verilen desteği sınamak amacıyla gerilimi tırmandırmaya çalışıp çalışmadığına dair soru işaretleri yarattı. Söz konusu iki ülkenin münhasır ekonomik bölgelerinde gerçekleşen saldırılar küresel bir denizcilik rotasını tehdit ediyor; olaylarda iki kişi hayatını kaybederken en az 25 kişi hâlâ kayıp. Saldırılar ayrıca, diğer ülkeleri de Ukrayna savaşına doğrudan dahil etme riski taşıyor. Rusya, savaş boyunca Ukrayna'nın Karadeniz ve Tuna Nehri üzerindeki limanlarını defalarca bombaladı; bu durum Kiev'i, tahıl ihracatını Afrika ve Orta Doğu pazarlarına ulaştırmak için giderek daha fazla alternatif rotalara bağımlı hale getirdi. Rus İHA'ları, Ukrayna'nın Tuna üzerindeki bazı limanlarının yakınında Romanya hava sahasını defalarca ihlal etti. Son olaylarda, Çarşamba ve Perşembe günleri İHA'ların hedef aldığı iki gemide —bunlardan biri Romanya kara sularındaydı— yangın çıktı. Romanya Cumhurbaşkanı Nicusor Dan, Perşembe günü Brüksel'de yaptığı açıklamada gemilere "iki İHA'nın" çarptığını belirtti ancak bunların kime ait olduğunu söylemedi. Dan, "Romanya devletinden bir tepki gelecektir," uyarısında bulundu. Şüpheler giderek artan bir şekilde Rusya üzerinde yoğunlaşıyor. Bulgaristan Başbakanı Rumen Radev, ülkesinin parlamentosunda yaptığı konuşmada, "Tüm bu saldırıların sonucu Rusya'nın lehine işlediği ve mantık da bu yöne işaret ettiği düşünüldüğünde, Ukrayna'nın kendi gemilerine ve mürettebatına saldırmasının hiçbir mantıklı açıklaması yok," dedi. "Sorun şu ki, bunu kanıtlayamıyoruz." Ekim ayında çok sayıda gemi İHA saldırısına uğradı Tunus'tan Romanya'ya seyreden San Marino bayraklı kimyasal tanker Wine Trader, Perşembe günü bir İHA'nın isabet etmesi sonucu alev aldı. Mürettebattan beş kişi kurtarıldı ancak yedi kişi hâlâ kayıp. Çarşamba günü, Türkiye'den Romanya'ya giden Komorlar bayraklı kimyasal madde ve petrol tankeri Yara J'de bir İHA saldırısı ve yangın meydana geldiği bildirildi. Romanya Savunma Bakanı Vekili Radu Miruta, olayla ilgili soruşturma başlatıldığını açıkladı. Salı günü ise Bulgaristan açıklarında iki gemi İHA saldırısına uğradı. Kurtarma ekipleri, Malta bayrağı altında seyreden ve Ukrayna tarafından işletilen Chelsea 3 gemisindeki 15 mürettebatın tamamını tahliye etti; ancak Gine-Bissau bayraklı HS Dignity gemisindeki 11 mürettebat hâlâ kayıp. Chelsea 3 mürettebatı, geminin güvertesine ve gövdesine üç hava dronunun isabet ettiğini bildirdi. Bu ayın başlarında, deniz ve hava dronları Bulgaristan'ın münhasır ekonomik bölgesindeki diğer iki ticari gemiye saldırmıştı. Togo bayraklı bir gemi batmış ve gemide olduğu bildirilen 12 denizciden hiçbir iz bulunamamıştı; öte yandan bir Bulgar feribotu, hasar gören Palau bayraklı bir gemiden 18 mürettebatı tahliye etmişti. Bir gün önce ise mısır taşıyan Türk sahipli bir yük gemisi, bir dron saldırısının ardından alev almış ve daha sonra Romanya açıklarında batmıştı. Olayda iki kişi hayatını kaybetmiş, 11 mürettebat ise kurtarılmıştı. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski saldırıyı, tarafsız sularda "sivil bir gemiye iki Rus dronu tarafından gerçekleştirilen korkunç bir saldırı" olarak nitelendirmişti. Rusya'nın Bulgaristan'ın başkenti Sofya'daki büyükelçisi, Rusya Savunma Bakanlığı'ndan herhangi bir bilgi almadığını söyledi. NATO'nun savunma maddesi mercek altında NATO Genel Sekreteri Mark Rutte Perşembe günü X platformunda yaptığı açıklamada, Karadeniz'deki güvenlik durumunu ve "ticari gemilere yönelik son saldırıları" görüşmek üzere Radev ve Dan ile bir araya geldiğini belirtti. Rutte, "NATO, artırılan dron karşıtı yetenekler de dahil olmak üzere doğu kanadındaki duruşunu güçlendirdi," dedi ve ekledi: "NATO, Karadeniz'deki müttefikleriyle yakın iş birliği içinde çalışmaya ve caydırıcılık ile savunma duruşunu gerektiği şekilde ayarlamaya devam edecek." NATO anlaşmasının 5. maddesi karşılıklı savunma garantisi —yani bir üyeye yapılan saldırının hepsine yapılmış sayılması— içeriyor; ancak Romanyalı savunma analisti Radu Tudor, Karadeniz'deki dron saldırılarının birçoğunun ittifak üyelerinin münhasır ekonomik bölgelerinde gerçekleşmesi nedeniyle bu maddenin söz konusu saldırıları kapsayıp kapsamadığının belirsiz olduğunu ifade etti. Tudor, "Münhasır ekonomik bölgenin 5. madde kapsamındaki tepki sürecine dahil edilip edilmeyeceği bir tartışma konusu," dedi. "Ve görünen o ki şu ana kadar dahil edilmedi; bu da pek çok soru işaretine yol açtı." Tudor, NATO'nun Karadeniz'deki tepkisinin çok yavaş kaldığını savundu. Tudor, “Onlarca olay yaşanıyor ve Rusya NATO sınırlarına daha fazla yaklaşıyor. … Sözler yetersiz kalıyor,” dedi. Artan bir tehdit Ekim ayında Karadeniz'de yaşanan insansız hava aracı (İHA) olayları, Moskova'nın Ukrayna'ya yönelik kapsamlı işgalini başlatmasından bu yana Romanya ve diğer NATO üyelerini sarsan uzun bir hava sahası ihlali zincirinin yalnızca son halkası niteliğinde. İhlallerin çoğu Rusya kaynaklı olsa da, Ukrayna'ya ait İHA'lar da sınırları geçti. Romanya Ağustos ayında, Karadeniz'deki büyük bir doğal gaz projesinin yakınında tespit edilen ve üzerinde patlayıcı taşıdığı bildirilen bir deniz İHA'sını imha etmek üzere iki F-16 savaş uçağı görevlendirdi; Savunma Bakanı Vekili Miruta, bu kararın doğal gaz platformunda çalışan “yüzlerce insanın hayatını korumak” amacıyla alındığını belirtti. Romanya savunma sektöründen, olaylar hakkında kamuoyuna açıklama yapma yetkisi olmayan bir kaynak, Associated Press'e verdiği demeçte, saldırıların Ukrayna'ya ekonomik zarar vermeyi amaçladığını ve "şu an için hedefin Romanya olmadığını" belirtti. Kaynak, "Tüm yaz boyunca her türlü (İHA) enkazının, su üstü ve denizaltı insansız araçlarının; suda ve plajlarda bulunan kalıntıların peşindeydik," dedi ve ekledi: "Eğer bu durum devam ederse... birilerinin bu konuda bir şeyler yapması gerekecek." Eskort koridoru oluşturulmasına yönelik olası çağrılar Söz konusu kaynak ayrıca, Türkiye'nin "bu konvoylara askeri nitelikte güvenli bir koridor üzerinden eskortluk yapacak bir görevi planlamak amacıyla Karadeniz'e kıyısı olan tüm devletleri bir araya getirmek istediğini" duyduklarını ifade etti. Kaynak, "Türkiye'ninkiler hakkında emin değilim ama bizim Rumen gemilerimizde İHA'lara karşı koruma sağlayacak hava savunma sistemleri bulunmuyor," dedi. "Askeri gemilerin buna eskortluk etmesi, Donanma için büyük bir risk oluşturur." Romanya Savunma Bakanlığı'na göre; Romanya, Bulgaristan ve Türkiye, Temmuz ayında Karadeniz Mayın Karşı Tedbirleri Görev Gücü anlaşmasını "görev kapsamını kritik denizaltı altyapısının korunmasını da içerecek şekilde genişletmek" amacıyla büyütmüştü. Bu kapsamda, Romanya'nın münhasır ekonomik bölgesinde kalıcı bir deniz varlığı bulundurulması da öngörülüyordu. Birçok ticari gemi bir ülkenin bayrağını taşısa da, mülkiyeti başka bir merkezde bulunan bir şirkete ait olabiliyor. Kaynak, "Romanya ve Türkiye neden, diyelim ki Arjantinli bir sahibe ait olan ve Bermuda bayrağı taşıyan bir gemiye, sırf Mısır'dan birkaç yüz ton tahıl taşıyacak diye eskortluk yapsın ki?" diye sordu ve ekledi: "Bu zor bir durum." Bulgaristan Savunma Bakanı Dimitar Stoyanov Çarşamba günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Ekim ayı sonuna kadar NATO'nun "Drone Edge" projesine katılmayı planladığını söyledi. Temmuz ayında başlatılan ve Romanya'nın da dahil olduğu bu girişim, önümüzdeki beş yıl içinde "İHA karşıtı yeteneklere" 40 milyar dolardan fazla yatırım yapılmasını hedefliyor. Tahıl danışmanlık firması Agricolumn'un kurucusu Cezar Gheorghe, AP'ye verdiği demeçte, İHA olaylarının Romanya'nın Karadeniz'deki Köstence limanındaki ticareti olumsuz etkilemediğini belirtti. Gheorghe, asıl endişe kaynağının Karadeniz genelinde sigorta maliyetlerinin artması olduğunu ifade etti. “Risk primi artıyor... Diyelim ki Türkiye'den, Boğaz'dan ve o bölge üzerinden Köstence'ye gelmek isteyen herkes, sigorta maliyetlerinde bir prim farkıyla karşılaşacak,” dedi. Asıl endişesinin Köstence'de veya yakınlarında “ciddi bir olay” yaşanması olduğunu da sözlerine ekledi. Haziran ayında limanda bir Ukrayna deniz dronu infilak etmiş, yakınlarda da üç dron daha patlamıştı. “Bu sadece bir zaman meselesi,” dedi. Kaynak: AP - LİTYUM İMPARATORLUĞU SALLANIYOR: GRAFEN SÜPERKAPASİTÖRLER ENERJİ DÜNYASININ YENİ KRALI OLMAYA GELİYOR!
Önemli Bilgiler
Bu siteyi kullanmaya başladığınız anda kuralları kabul ediyorsunuz Kullanım Koşulu.