İçeriğe atla
View in the app

A better way to browse. Learn more.

Tartışma ve Paylaşımların Merkezi - Türkçe Forum - Turkish Forum / Board / Blog

Ana ekranınızda anlık bildirimler, rozetler ve daha fazlasıyla tam ekran uygulama.

To install this app on iOS and iPadOS
  1. Tap the Share icon in Safari
  2. Scroll the menu and tap Add to Home Screen.
  3. Tap Add in the top-right corner.
To install this app on Android
  1. Tap the 3-dot menu (⋮) in the top-right corner of the browser.
  2. Tap Add to Home screen or Install app.
  3. Confirm by tapping Install.

Bütün Eylemler

Bu akış otomatik olarak güncellenir

  1. Geçen saat
  2. SON DAKİKA: 🇺🇸 İçeriden bilgi sahipleri, Trump'ın konuşması öncesinde pozisyon alıyor. Az önce bir kişi, 20 kat kaldıraçla 5.000.000 dolarlık bir petrol kısa pozisyonu açtı. Trump, Doğu Saati'ne (ET) göre 08.30'da konuşacak. Yatırımcı, barışa oynuyor.
  3. Bugün atılan Real Madrid maç günü tweet'inde Arda Güler kullanıldı
  4. Kadınlar EuroLeague finalinde mücadele eden Galatasaray Çağdaş Faktoring'i tebrik ederiz!
  5. En güncel Kadınlar #FIFARanking sıralaması az önce açıklandı.
  6. Euroleague erkeklerde play-in maçları başlıyor
  7. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) yılın üçüncü faiz kararını 22 Nisan'daki Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısıyla belirleyecek. Habere Gitmek için Tıklayın
  8. Bayraklar köprülerde dalgalanıyor. Bu ne onur be. Teşekkürler Fenerbahçe Opet Kadın Basketbol Takımı
  9. GÖRÜŞ: Başkan Donald Trump dışında başka biri olduğunu hayal edin. Diyelim ki farklı bir lider, gecenin ilerleyen saatlerinde akıl dışı hezeyanlar paylaşıyor; 1,3 milyar Katoliğin ruhani liderine hakaret ediyor, tüm medeniyetleri yok etmekle tehdit ediyor ve kendini Tanrı ile kıyaslıyor olsaydı. Tepki ne olurdu?
  10. Pedro Martínez, 2025-26 Alexander Gomelskiy Yılın Koçu seçildi. @valenciabasket Başantrenörü, EuroLeague'e dönüş yaptıkları ilk sezonda takımını etkileyici bir 25-13'lük dereceye taşıdı. Hem EuroLeague hem de EuroCup'ta Yılın Koçu ödülünü kazanan ilk antrenör!
  11. Ted Lieu şöyle diyor
  12. Kaliforniya valisi Newsom rahat durmuyor ve gerçekleri bir bir sıralıyor
  13. Hidayet Türkoğlu’nun basketbolun ölümsüzleri arasındaki yerini aldığı FIBA Hall of Fame 2026 ödül töreni, bugün Berlin’de TSİ 21.00’de gerçekleşecek. Bu özel gecede, Hall of Fame listesine adını yazdıran ilk Türk sporcu Hidayet Türkoğlu ile birlikte; Dirk Nowitzki, Sue Bird, Wang Zhizhi, Céline Dumerc, Clarisse Machanguana, Ludwik Miętta-Mikołajewicz ve Ismenia Pauchard gibi basketbol tarihine damga vurmuş isimler onurlandırılacak.
  14. Düzenli yürüyüş yapmadığınızda vücudunuza neler olur? Günlük yürüyüşünüzü aksatmak, sağlığınıza fark ettiğinizden çok daha fazla zarar veriyor olabilir. Önemli Noktalar Hareketsiz bir yaşam tarzı; daha yüksek kronik hastalık riski ve genel sağlık durumunun bozulmasıyla ilişkilidir. Yürüyüş yapmak; hızı veya süresi ne olursa olsun, aktif kalmanın pratik ve herkesin erişebileceği bir yoludur. Fiziksel ve zihinsel sağlığınızı desteklemek için yürüyüşü günlük rutininize dahil etmeye çalışın. Kısa bir yürüyüşe çıkmak, sağlıklı bir bedene ve zihne sahip olma yolunda büyük katkı sağlayabilir. Bu, vücuda az yük bindiren (low-impact) hareket biçimi; ruh halinizden ve beyin sağlığınızdan tutun da kalbinize, kemiklerinize, kaslarınıza ve metabolizmanıza kadar sağlığınızın her alanına fayda sağlar. Uzmana göre, "Her gün yürümek, genel sağlığı desteklemenin en basit yollarından biridir," diyor. Dolayısıyla, günlük adım hedefinize ulaşamadığınızda sağlığınızın olumsuz etkilenmesi hiç de şaşırtıcı değildir. Peki, bu durum gerçekte ne kadar zararlı? Yürüyüşe öncelik vermediğinizde vücudunuzda nelerin gerçekleştiğini ve yürüyüşü günlük bir alışkanlığa dönüştürmenin birkaç basit yolunu öğrenmek için sağlık uzmanlarıyla görüştük. 1. Kronik Hastalık Riskinde Artış Uzmana göre, "Düşük aktivite seviyeleri, daha kötü kardiyovasküler ve metabolik sağlık durumuyla ilişkilidir," diyor. Hareketsiz bir yaşam tarzı; tip 2 diyabet, kalp hastalıkları ve hatta bazı kanser türleri gibi kronik rahatsızlıkların riskinin artmasıyla bağlantılıdır. Eğer gün içinde çok fazla saat oturarak geçiriyor ve yeterince hareket etmiyorsanız, fiziksel sağlığınız ciddi zarar görebilir. En kolay çözüm mü? Yürüyüşe başlamak. 2025 yılında yapılan kapsamlı bir araştırma; günde sadece 15 dakika tempolu yürüyüş yapmanın, herhangi bir nedene bağlı erken ölüm riskini yaklaşık %20 oranında azalttığını ortaya koydu. 2. Ruh Halinde Bozulma Yürüyüş, fiziksel sağlığınızı desteklediği kadar zihinsel sağlığınızı da destekler. Fizyoterapiste göre, yürüyüş yapılmadığında "yürümenin sağladığı nörokimyasal faydalardan mahrum kalınacağını" belirtiyor; bu durum ise anksiyete ve depresyon gibi sorunların ortaya çıkmasına zemin hazırlayabilir. Araştırmalar, uzun süre oturmanın depresyon riskini artırabileceğini göstermektedir. Ergenlerde ise günde altı saatten fazla oturmak; anksiyete, düşük özgüven ve depresyon ile ilişkilendirilmektedir. Buna karşılık, 75 çalışmayı kapsayan geniş kapsamlı bir inceleme; hız, mesafe veya süreye bakılmaksızın yürümenin, depresyon ve anksiyette belirgin iyileşmelerle ilişkili olduğunu ortaya koydu. 3. Azalan Hareket Kabiliyeti Muhtemelen şu sözü duymuşsunuzdur: "Kullan ya da kaybet." Düzenli yürüyüş yapılmadığında, hareket kabiliyetiniz zamanla gerileyebilir. Le-Short, "Kronik ağrı sorunu yaşayan kişilerde bu durum, günlük aktivitelerin daha zor gelmesine ve hareket etme korkusunun artmasına yol açabilir," diyor. Yaş ilerledikçe aktif kalmak daha da büyük bir önem kazanır; zira yaşlı yetişkinlerin hareketsiz bir yaşam tarzı benimseme olasılığı daha yüksektir ve bu durum, günlük işleri zorlaştırıp engellilik riskini artırabilir. Öte yandan Uzman, "Düzenli yürüyüş, eklem sertliğini azaltmaya ve fiziksel aktivite düzeyi giderek düştüğünde ortaya çıkabilecek işlev kaybını önlemeye yardımcı olabilir," diye ekliyor. Yaşınız ilerlerken, az miktarda yürümek bile hareket kabiliyetinizi ve bağımsızlığınızı korumanıza katkı sağlayabilir. 4. Zayıf Kemik Sağlığı Uzmana göre, "Yaşımız ilerledikçe yürüyüş yapmak, kemik yoğunluğunun korunmasına yardımcı olur," diyor. 2022 yılında yapılan bir çalışma; menopoz öncesi dönemdeki kadınlarda, haftada en az üç kez 30 dakika boyunca tempolu yürüyüş yapmanın kemik mineral yoğunluğunu artırdığını ortaya koydu. Yaşlı kadınlar üzerinde yapılan bir başka çalışma ise, günde yaklaşık 10.000 adım (yoğunluk düzeyi ne olursa olsun) atmanın, daha yüksek kemik yoğunluğu ile ilişkili olduğunu gösterdi. Eğer düzenli olarak yürüyüş yapmıyorsanız, bu koruyucu etkilerden mahrum kalabilirsiniz. Eğer 10.000 adım size ulaşılması güç bir hedef gibi geliyorsa, işe küçük adımlarla başlayın ve kendinizi zorlamadan, yapabileceğinizi hissettiğiniz ölçüde bu hedefi kademeli olarak büyütün. 5. Bilişsel Gerileme Uzmana göre, düzenli yürüyüşleri aksatmak beyin sağlığını da etkileyebilir. Nitekim, daha düşük fiziksel aktivite düzeyleri, daha yüksek bir demans (bunama) riskiyle ilişkilendirilmektedir. Öte yandan, düzenli olarak yürümek, yaş aldıkça beyninizin sağlıklı kalmasını sağlayabilir. 2021 yılında yapılan bir çalışma; 65 yaş üstü yetişkinlerin, altı aylık bir yürüyüş programına katıldıktan sonra dikkat, hafıza ve yönetici işlevlerinde iyileşmeler yaşadığını ortaya koymuştur. Hatta, "Amerikalılar İçin Fiziksel Aktivite Rehberi", bilişsel işlevlerdeki iyileşmeyi, 50 yaş üstü yetişkinler için fiziksel aktivitenin sunduğu temel sağlık faydalarından biri olarak kabul etmektedir. İlla Yürümeniz mi Gerekiyor? Eğer yürümek size pek uymuyorsa, hareket etmenin sağladığı fiziksel ve zihinsel sağlık faydalarını elde etmenin pek çok başka yolu da mevcuttur. Yapılan her türlü aktivitenin bir değeri vardır. Uzmana göre, "Asıl amaç daha fazla hareket etmek ve daha az oturmaktır. Bu nedenle, hoşunuza giden bir aktivite bulun; bunu haftada birkaç gün yapmaya çalışın ve zamanla haftalık gün sayısını veya süreyi yavaş yavaş artırın," diyor. "Amerikalılar İçin Fiziksel Aktivite Rehberi", hafta boyunca hem aerobik hem de kuvvet antrenmanı aktivitelerinin bir arada yürütülmesini önermektedir; bu sebeple, farklı hareket türlerini keşfederken bu iki unsuru da göz önünde bulundurmak faydalı olacaktır. Le-Short, "Bisiklete binme, yüzme, su aerobiği, kuvvet antrenmanı, yoga, tai chi, dans ve yapılandırılmış fizik tedavi uygulamalarının tümü; hareket kabiliyetini, fiziksel zindeliği ve işlevselliği destekleyebilir," diyor. "En önemli husus, güvenli, gerçekçi ve sürdürülebilir bir hareket biçimi bulmaktır." Yürümeyi Günlük Bir Alışkanlık Haline Getirmek Yürümenin hem fiziksel hem de zihinsel sağlık açısından ne denli önemli olduğu göz önüne alındığında, bu aktiviteyi günlük rutininize dahil etmeye çalışmak kesinlikle yerinde bir karar olacaktır. İşte yürümeyi kalıcı bir alışkanlığa dönüştürmenize yardımcı olacak bazı uzman tavsiyeleri: Küçük Başlayın. Eğer bir yürüyüşün sayılması için bir saat sürmesi veya birkaç mil yol kat etmesi gerektiğini düşünüyorsanız, bir daha düşünün. Le-Short, “5 ila 10 dakikalık bir yürüyüş bile, özellikle de düzenli olarak yapılıyorsa, yine de anlamlı olabilir,” diyor. Daha Fazla Yürümenin Yollarını Bulun. Küçük tercihler birikerek büyük farklar yaratır. Merdivenleri kullanmayı, arabanızı biraz daha uzağa park etmeyi veya gününüze blok etrafında kısa bir tur eklemeyi deneyin. Her Adımın Önemli Olduğunu Unutmayın. “Ya hep ya hiç” tarzı düşüncelere karşı dikkatli olun ve hareketteki her türlü artışın önemli olduğu fikrini benimseyin. Le-Short, “En sürdürülebilir alışkanlık, tekrar edilebilecek kadar kolay yönetilebilir hissettiren alışkanlıktır,” diyor. Bir Arkadaşınızla Yürüyün. Bir yürüyüş arkadaşı, sorumluluk bilincini artırabilir ve rutininize sosyal bir canlılık katabilir. Hatırlatıcılar Kurun. Hareket molaları vermeniz gerektiğini size hatırlatması için telefonunuzu, bir aktivite takip cihazını veya takviminizi kullanın. Constantino, “Oturarak geçirdiğiniz her 30 dakikanın sonunda, ayağa kalkıp birkaç dakika bile olsa hareket etmeniz için bir alarm kurun,” önerisinde bulunuyor. Yürüyüşü Mevcut Bir Alışkanlığa Bağlayın. Yürümeyi, halihazırda her gün yaptığınız bir şeyle eşleştirin. Le-Short, “Yürümeyi; kahvaltı, öğle veya akşam yemeğinden sonra ya da bir iş molası sırasında olduğu gibi, mevcut bir rutine bağlamak faydalı olur,” diyor. Araştırmalar ayrıca, yemeklerden sonra yapılan kısa yürüyüşlerin kan şekeri kontrolünü iyileştirmeye yardımcı olabileceğini öne sürüyor. Uzman Görüşümüz Yürüyüş, sağlığınızı desteklemenin basit ama güçlü bir yoludur; bu nedenle günlük rutininize dahil etmeye değerdir. Le-Short, "Düzenli yürüyüş yapmamak, kişinin kötü bir sağlığa mahkum olduğu anlamına gelmez; ancak günlük hareketin çok az olması, zamanla kondisyon kaybına, vücutta sertleşmeye, dayanıklılığın ve gücün azalmasına zemin hazırlayabilir," diyor. Eğer yürüyüş size göre değilse, daha fazla hareket etmenizi ve daha az oturmanızı sağlayan her türlü fiziksel aktivite yine de faydalıdır. İster bisiklete binmek, yüzmek, ağırlık kaldırmak, ev işleriyle uğraşmak, ister asansör yerine merdivenleri kullanmak olsun; hareket düzeyinizdeki her artış, sağlığınız üzerinde büyük ve olumlu etkiler yaratabilir. Sıkça Sorulan Sorular Her gün yürüyüş yapmamak sorun teşkil eder mi? Sağlığınızı en üst düzeyde tutmak için, her gün daha az oturup daha fazla hareket etmek en ideal yaklaşımdır. Yürüyüş harika bir seçenektir; ancak esneme hareketleri, bisiklete binmek, ağırlık kaldırmak ve yüzmek de fiziksel olarak aktif kalmanın etkili yolları arasındadır. Hareketsiz bir yaşam tarzının etkilerini geri döndürmek mümkün müdür? Hareketsiz bir yaşam tarzının bazı etkileri geri döndürülebilir nitelikte olabilir; ancak bu durum, hareketsizliğin ne kadar süredir devam ettiğine ve ne denli şiddetli olduğuna bağlıdır. Günlük hareket düzeyindeki ufak artışlar bile —özellikle de en az aktif olan bireyler için— sağlık açısından kayda değer faydalar sağlayabilir. Yürüyüş, A1C seviyesini düşürmeye yardımcı olur mu? Evet; araştırmalar, düzenli yürüyüşün A1C seviyelerini sadece üç ay gibi kısa bir süre içinde iyileştirebileceğini göstermektedir. Kaynak: EW
  15. Kanada Başbakanı Carney uyarıyor: ABD 'temelden değişti' ve 'Amerika ile olan yakın bağlarımız bir zayıflığa dönüştü' "Amerika Birleşik Devletleri, ticarete yönelik yaklaşımını temelden değiştirdi ve gümrük vergilerini, en son Büyük Buhran döneminde görülen seviyelere çıkardı. Amerika ile olan yakın bağlarımıza dayanan eski güçlü yönlerimizin birçoğu, artık zayıflıklarımıza—düzeltmemiz gereken zayıflıklara—dönüştü." "ABD değişti ve bizim de buna yanıt vermemiz gerekiyor," dedi. "Kendi başımızın çaresine bakmalıyız; çünkü tek bir yabancı ortağa bel bağlayamayız. Komşularımızdan kaynaklanan bu sarsıntıyı kontrol edemeyiz. Geleceğimizi, bu durumun aniden duracağı umuduna emanet edemeyiz." "İhtiyacımız olan her şeye, hemen burada, kendi evimizde sahibiz. En önemlisi de, birbirimize sahibiz. Kanadalılar, dünyadaki en çalışkan ve en iyi eğitimli insanlardır. Birbirimize ve ülkemize derin bir sevgiyle bağlıyız," dedi. "Kanadalılar bu krize işte tam da bu ruhla yanıt verdiler. Kanadalı ürünleri satın alıyoruz. Kanada'ya yatırım yapıyoruz. Kanada'yı keşfediyoruz. Kanada'nın dört bir yanındaki tüm Kanadalılar, bu işe tüm varlıklarıyla sarılmış durumdalar." BAŞBAKAN MARK CARNEY: Dış güçlerin bazen bunaltıcı görünebileceğini tecrübelerimden biliyorum. Kanada Merkez Bankası ve İngiltere Merkez Bankası'ndaki önceki görevlerimde, ekonomiyi yönetmek adına neler yaptığımıza dair kamuoyuna düzenli raporlar sunmak, görevlerimin bir parçasıydı. Finansal kriz döneminde—paniğin patlak verme riskinin son derece gerçek olduğu o günlerde—"ileri dönük yönlendirme" (forward guidance) adını verdiğim bir uygulama başlattığımı hatırlıyorum. Bu uygulama; durum o gün her ne kadar zorlu görünürse görünsün, bizim harekete geçtiğimiz—ve daha da önemlisi—sorunlar çözüme kavuşana dek, onlara karşı tüm gücümüzle ve kararlılıkla mücadele etmeye devam edeceğimiz konusunda insanlara güvence vermek amacıyla tasarlanmıştı. İşte bugün size bahsettiğim ruh tam da budur. Güvenlik; apaçık gerçekleri görmezden gelerek veya biz Kanadalıların karşı karşıya olduğu son derece gerçek tehditleri hafife alarak sağlanamaz. Size söz veriyorum: Karşılaştığımız zorlukların üzerini asla pembe tablolarla örtmeyeceğim. Bunun yerine, planımız hakkında sizinle doğrudan ve düzenli bir şekilde konuşacağım; neden yaptıklarımızı yaptığımızı, nelerin işe yarayıp nelerin yaramadığını ve bir sonraki adımda neler yapacağımızı size anlatacağım. Öyleyse, işte içinde bulunduğumuz mevcut durum: Dünya—daha önce de belirttiğim gibi—artık çok daha tehlikeli ve çok daha bölünmüş bir yer. Amerika Birleşik Devletleri, ticarete yönelik yaklaşımını kökten değiştirerek gümrük vergilerini, en son Büyük Buhran döneminde görülen seviyelere yükseltti. Amerika ile olan yakın bağlarımıza dayanan eski güçlü yönlerimizin pek çoğu, artık zayıflıklarımıza dönüşmüş durumda; üstelik düzeltmemiz gereken zayıflıklara. ABD gümrük vergilerinden en çok etkilenen sektörlerimizdeki —otomotiv, çelik ve kereste— çalışanlar tehdit altında. İşletmeler, hepimizin üzerinde asılı duran o belirsizlik bulutunun kısıtlamasıyla, yatırımlarını askıya alıyor. ABD değişti; bizim de buna bir yanıt vermemiz gerekiyor. "Güçlü Kanada" (Canada Strong), Kanada'yı Kanadalılar tarafından ve yine Kanadalılar için inşa etmeyi amaçlayan planımızdır. Kendimiz için daha fazlasını üretebilmek adına yeni yatırımlar çekecek; yeni pazarlara ürün satabilmek amacıyla yurt dışında yeni ortaklıklar kuracağız. Bu plan; güvenliğimizin, sınırlarımızın ve geleceğimizin kontrolünü yeniden ele almakla ilgilidir. Kapsamlı bir plana gerek olmadığını savunanlar da var. Onlar; ABD'nin normale döneceği —yani o "eski güzel günlerin" geri geleceği— umuduyla, elimiz kolumuz bağlı bir şekilde beklememiz gerektiğine inanıyorlar. Ancak umut bir plan değildir; nostalji de bir strateji sayılamaz. Kaldı ki, genç Kanadalıların hayatları boyunca tanık oldukları o günler, aslında o kadar da "güzel" geçmedi. Onların yaşamları; Irak Savaşı, küresel finansal kriz, COVID ve şimdi de bu son durum gibi, yurt dışından kaynaklanan bir dizi şok ve krizle şekillendi. Kendi başımızın çaresine bakmak zorundayız; zira tek bir yabancı ortağa bel bağlayamayız. Komşularımızdan kaynaklanan bu sarsıntıları kontrol etme şansımız yok. Geleceğimizi, bu sarsıntıların bir anda duruvereceği gibi boş bir umuda emanet edemeyiz. Ancak burada, kendi topraklarımızda olup bitenleri kontrol edebiliriz. Yurt dışından gelen sarsıntılara göğüs gerebilen; kendi topraklarımızda nitelikli istihdam yaratan; geniş ve güvenilir müttefikler ağı sayesinde bu yeni dünyada liderlik vasfı taşıyan, çok daha güçlü bir ülke inşa edebiliriz. İşte hayata geçirmekte olduğumuz "Güçlü Kanada" planı tam da bunu hedefliyor. Hedefleri iddialı: 1 trilyon dolarlık yatırımı tetiklemek, 13 ayrı ekonomiden tek bir Kanada ekonomisi yaratmak, yeni ticaret ve enerji koridorları inşa etmek ve temiz enerji kapasitemizin boyutunu ikiye katlamak. Evet, bu iddialı bir hedef. Ancak kriz zamanlarında, şans cesurlardan yanadır. Ülkemizin tarihinde, insana huzur ve güven veren unsurlar bulmak mümkündür. Ne de olsa atalarımız, insanların kendi hayatlarını diledikleri gibi yaşama özgürlüğüne sahip olduğu, konukseverlikten uzak bir coğrafyada, varlığı neredeyse imkânsız görünen bir ülke inşa ettiler. Ofisime girdiğimde, masamın üzerindeki bir heykele bakarım. Bu heykeli bana, bir yıldan biraz daha uzun bir süre önce Mike Myers hediye etmişti. Bu, General Isaac Brock'un heykelidir. Brock; 1812 Savaşı sırasında atalarımız uğruna savaşmış ve bu uğurda canını feda etmiş bir kahramandı. Kanada henüz kâğıt üzerinde bir ülke olarak varlık göstermezken bile, Brock'un hayal dünyasında çoktan şekillenmişti. Amerikan işgali tehdidiyle karşı karşıya kalan Brock, ülkemizin dört bir yanında ittifaklar kurdu ve nihayetinde Kanada adını alacak olan oluşuma ilham verdi. Bu çabayı daha ileriye taşıyan başkaları da oldu: General de Salaberry gibi komutanlar; stratejik noktalarda savunma yapan Voltigeurs birlikleri gibi vatandaşlar; ve ABD'nin yayılmacılığına direnmek ve topraklarını korumak amacıyla Büyük Göller Havzası'ndaki yerli ulusları birleştiren Şef Tecumseh gibi yerli kahramanlar... Onlar, ortak bir düşmana karşı omuz omuza savaştılar; ve bunu yaparak, bugün sürdürdüğümüz hayatın mümkün olmasını sağladılar. Başbakanlık ofisinde her sabah karşımda gördüğüm bu General Brock heykeli, Kanadalılar olarak birlik olduğumuzda, her türlü zorluğun üstesinden gelebileceğimizi bana hatırlatıyor. Konfederasyonun kuruluşundan çok daha önce, ülkemizin temelleri; kıtanın haritasını çıkaran ve —Amerikalılar henüz St. Louis'den bile ayrılmamışken— kıyıdan kıyıya uzanan devasa ticaret ağları kuran yerli halklar, coureurs des bois (orman kâşifleri) ve voyageurs (gezginler) tarafından atılmıştı. İkinci Dünya Savaşı sona erdiğinde Kanada; St. Lawrence Su Yolu, Trans-Kanada Otoyolu, Expo 67 ve CN Kulesi gibi devasa projelere imza atma misyonu etrafında birleşmiş, iddialı ve kararlı bir ülkeydi. Yüz binlerce savaş gazisi ve aileleri için yeni mahalleler inşa ettik; kariyerlerine sağlam bir başlangıç yapabilmeleri adına yeni üniversiteler açtık. Kanada ekonomisinde, bizi kendi içimizde daha güçlü kılmak ve Amerika Birleşik Devletleri'ne olan bağımlılığımızı azaltmak amacıyla tasarlanmış kapsamlı yapısal değişiklikleri hayata geçirmeye başladık. Konut konusunda, geçmişten gelen bir çözümü alıyor, onu modernize ediyor ve uygun fiyatlı konutları daha hızlı inşa etmek; bu süreçte de konut sektörünü dönüştürmek amacıyla yeni bir konut kurumu oluşturuyoruz. Bu kurum halihazırda faaliyete geçmiş durumda; önümüzde daha kat edilecek uzun bir yol olsa da, konut erişilebilirliği şimdiden iyileşme gösteriyor. Örneğin, Kanada genelindeki istenen kira bedelleri, son üç yıla yakındır görülen en düşük seviyede seyrediyor. Enerji ve altyapı alanlarında ise, büyük projelerin önünde engel teşkil eden tıkanıklıkları ortadan kaldırıyoruz. Ticaret cephesinde; ürünlerimizi satmak ve yeni istihdam olanakları yaratmak amacıyla diğer ülkelerle ilişkiler geliştiriyoruz. Bir yıldan kısa bir süre içinde, dört farklı kıtada 20 yeni anlaşmaya imza attık; zira Kanada, enerjiden eğitime kadar uzanan geniş bir yelpazede, dünyanın talep ettiği her şeye sahip. Dünyanın büyük bir kısmının özlem duyduğu değerlere sahibiz; üstelik, istikrarın ve güvenin pek de hakim olmadığı bir dünyada, güvenilir bir ortak olarak dimdik duruyoruz. Güvenliğimize yatırım yaparak ve bu güvenliği destekleyecek bir savunma sanayisi kurarak Kanada'nın egemenliğini savunuyoruz. Kanada Silahlı Kuvvetlerini yeniden yapılandırmak, yeniden donatmak ve bu kuvvetlere yeniden yatırım yapmak üzere iddialı ve yepyeni bir misyonu hayata geçirdik; bu kapsamda, nesillerdir görülmemiş ölçekte, savunma yatırımlarında tek seferlik en büyük artışı gerçekleştirdik. Bunun bir sonucu olarak, ülkemize hizmet etmek üzere orduya katılım başvurularında şimdiden %13 oranında bir artış kaydedildi. Berlin Duvarı'nın yıkılmasından bu yana ilk kez, Kanada; hem müttefiklerinin kendisinden beklediği, hem de kendi savunma ihtiyaçları için elzem olan harcama düzeyine ulaşacak—üstelik bu, henüz yolun başındayız. Savunma stratejimiz, önümüzdeki on yıl içinde Kanada'ya yapılacak 500 milyar dolarlık yatırımı tetikleyici bir rol üstlenecek. Kanada için hazırladığımız plan ivme kazanıyor ve amacına ulaşacak. Ancak tüm sorunlarımızı bir gecede, hemen yarın çözmemiz mümkün değil; bu süreçte zaman zaman aksaklıklarla da karşılaşabiliriz. Girişimlerimizin en büyük getirilerini görmek için zamana ihtiyacımız olacak. Bu nedenle, Kanadalıların bugün bir desteğe, yarınlara uzanan bir köprüye ihtiyaç duyduklarının bilincindeyiz. İşte tam da bu sebeple, daha güçlü bir ekonomi inşa etme çabalarımızı sürdürürken, Kanadalıların yaşam maliyetlerini düşürmeye odaklanıyoruz. Göreve geldiğimiz ilk gün, tüketici karbon vergisini yürürlükten kaldırdık. 22 milyon orta sınıf Kanadalının vergi yükünü hafiflettik; bu sayede, çift gelirli bir ailenin bu yıl cebinde kalacak tasarruf miktarı 840 dolara kadar ulaştı. İlk kez konut satın alan vatandaşlarımızın vergilerinde indirime gittik ve böylece, ilk evlerini edinirken 50.000 dolara varan oranlarda tasarruf etmelerini sağladık. Confederation Köprüsü'nden geçen araçlar için geçiş ücretlerini düşürdük ve Atlantik Kanada'daki feribotlarda bilet fiyatlarını %50 oranında indirdik. Düşük gelirli 5,5 milyon Kanadalının hak ettikleri yardımlara erişebilmelerine yardımcı olmak amacıyla, otomatik federal yardım programlarını devreye soktuk. Ulusal Okul Gıda Programı'nı kalıcı hale getirerek 400.000 çocuğun beslenmesini sağladık ve ebeveynlerinin gıda harcamalarından yılda 800 dolar tasarruf etmelerine olanak tanıdık. Her Kanadalının hayatta ilerlemek için adil bir şansa sahip olmasını sağlayan sosyal programlarımızı —çocuk bakımı, diş sağlığı ve ilaç yardımı hizmetlerini— koruma altına alıyoruz. İhtiyacımız olan her şeye, tam da burada, kendi yurdumuzda sahibiz. En önemlisi ise, birbirimize sahibiz. Kanadalılar, dünyanın en çalışkan ve en iyi eğitimli insanlarıdır. Birbirimize ve ülkemize derin bir sevgi ve bağlılıkla önem veriyoruz. Kanadalılar bu krize işte tam da bu ruhla yanıt verdiler. Kanadalı ürünleri satın alıyoruz. Kanada'ya yatırım yapıyoruz. Kanada'yı keşfediyoruz. Kanada'nın dört bir yanındaki tüm Kanadalılar, bu mücadeleye tam destek veriyor. Hepimiz daha iyi bir ülke arzuluyoruz. Her zaman harika bir komşu olduk; dostlarımızın zor zamanlarında onlara yardım etmeye daima istekli davrandık. Hayal edilebilecek en çetin koşullarda —Kandahar'da, Juno Plajı'nda ve daha pek çok yerde— müttefiklerimizle omuz omuza durduk. Değerlerimiz ve inanılmaz güçlüklerin üstesinden gelme yeteneğimiz sayesinde, tüm dünya için bir ışık kaynağı olduk. Bugün içinde bulunduğumuz durum eşsizmiş gibi hissettirse de, biz daha önce de benzer tehditlerle yüzleşmiştik. Önümüzdeki haftalar ve aylar boyunca, sizlerle yeniden konuşmak isteyeceğim. Hayatlarınızın yoğun geçtiğini ve benden gelecek günlük kesintilere ihtiyaç duymadığınızı biliyorum. Ancak gerçek şu ki; dünyada olup biten çok şey var ve bunların hepsi ne yazık ki iyi şeyler değil. Ortadaki riskler, bundan daha yüksek olamazdı. Bu zorlu süreci atlatmamızın tek yolu: Birlikte hareket etmektir. Ortak tarihimizde, geleceğe dair bize yol gösterecek pek çok ders ve işaret bulunmaktadır. Bu süreci başarıyla geride bırakacağız; çünkü bizler, her zaman olduğumuz o insanlarız: Zorluklar karşısında daha da güçlenen; metanetli, dürüst ve birbirine değer veren insanların ülkesiyiz. Bu ülke bizim ülkemiz. Bu gelecek bizim geleceğimiz. Kanada'yı daha da güçlü kılmak adına, kontrolü yeniden elimize alıyoruz. Bu çabalar şimdiden meyvelerini vermeye başladı bile. Haydi, durmadan yolumuza devam edelim. Zamanınızı ayırdığınız için teşekkür ederim. Zamanın ne denli kıymetli olduğunun farkındayım. Kaynak: RCP
  16. ABD, dünyanın en büyük petrol üreticisidir. Peki, benzin neden bu kadar pahalı? İran, Suudi Arabistan veya başka herhangi bir Basra Körfezi ülkesi değil; bizzat Amerika Birleşik Devletleri, dünyanın en büyük ham petrol üreticisidir. Bu durum, İran ile yaşanan mevcut çatışmada olduğu gibi, dünyanın başka bir yerinde petrol sıkıntısı yaşandığında buradaki benzin fiyatlarının neden yükseldiğini merak etmenize yol açabilir. Benzin; ham petrolün yerden çıkarılıp rafinerilerde işlenmesiyle elde edilen ürünlerden biridir; jet yakıtı, dizel ve asfalt gibi diğer ürünlerle birlikte bu süreçte ortaya çıkar. Dolayısıyla, ham petrolün fiyatı arttığında; aracınızın deposundaki benzin gibi rafine ürünleri üretmenin maliyeti de artar. Ekonomide "esneklik" kavramı, bir değişkenin arzının kendi fiyatına karşı ne kadar duyarlı olduğunu ifade eder. Örneğin; beyaz tişörtler veya plastik telefon kılıfları gibi seri üretilen standart malların arzı oldukça esnektir. Eğer bu ürünlerin piyasa fiyatı yükselirse, üreticiler ek vardiyalar çalıştırarak üretimi kolayca artırabilirler; zira bunun için gereken ham madde ve iş gücü halihazırda kolayca temin edilebilir durumdadır. Buna karşılık, petrol arzı "esnek olmayan" bir yapıya sahiptir; bu da, ham petrol üretiminin, yüksek fiyatlara yanıt olarak hızlıca artırılamayacağı anlamına gelir. Amerika Birleşik Devletleri bol miktarda rezerve sahip olsa da, yeni petrol sahalarını üretime açmak yıllar sürebilir. Amerika Birleşik Devletleri'nde rafine petrol ürünlerine yönelik mevcut talep, yurt içi ham petrol üretimini önemli ölçüde aşmaktadır. Sonuç olarak, Amerika Birleşik Devletleri'nin ham petrol ithal etmesi gerekmektedir. Dünya ham petrolünün yaklaşık %20'si Hürmüz Boğazı üzerinden sevk edilmektedir. Son dönemlerde bu geçit, ham petrolün uluslararası varış noktalarına akışı açısından kritik bir "darboğaz" haline gelmiştir. Boğaz üzerinden erişim engellendiğinde veya kısıtlandığında, bu durum dünya genelinde petrol arzının azalmasına neden olur. Arz ve talep, dalga etkisi yaratır Yerel benzin istasyonlarındaki fiyatlar, yurt dışındaki çatışmalara tepki olarak hızla değişir; bu değişim, mantık dışı bir kargaşadan veya fahiş fiyat uygulamalarından değil, aracınızdaki benzinin küresel piyasadan temin edilen ham petrolden üretiliyor olmasından kaynaklanır. Küresel piyasa fiyatlarıyla ilgili gerçekten dikkat çekici olan husus şudur: Bu fiyatlar sadece belli başlı bazı bilgileri değil, ilgili olan tüm bilgileri özetler. Küresel fiyatı, ham petrol dünyasının "Kelley Blue Book"u (kapsamlı referans kaynağı) gibi düşünebilirsiniz. Tıpkı "Blue Book"un (Araç Değerlendirme Rehberi), bir 2019 model Chevy Blazer'ın durumuna, kilometresine ve benzeri faktörlere dayanarak ne kadar edebileceğini göstermesi gibi; ham petrolün küresel fiyatı da, bir varil petrolü piyasaya ulaştırmanın mevcut maliyetine dayanarak, tüketicilere bir varil petrolün ne kadar değerli olduğunu anlatır. Önemli bir petrol üretim bölgesinde silahlı çatışma yaşandığında, bir varil petrolün değeri çok daha artar. Artan benzin fiyatları, küresel ham petrol arzında yaşanan gerçek bir değişimi yansıtır. Benzinle çalışan aracınız elektrikli bir araca dönüştürülemez. Uçaklar, uluslararası deniz taşımacılığı ve demiryolları, petrol bazlı yakıtlardan kolayca vazgeçip başka seçeneklere yönelemezler. Bu nedenle tüketicilerin, kısa vadede piyasadaki fiyat artışlarını kabullenmekten başka pek bir seçeneği yoktur. Peki ya Amerika Birleşik Devletleri benzin fiyatlarına bir üst sınır getirseydi ve böylece fiyatların, piyasadaki değişen koşullara tepki olarak yükselmesi engellenseydi ne olurdu? Petrol rafinerileri benzin üretmeyi artık kârlı bulmazdı; dolayısıyla üretim ya kısıtlanır ya da tamamen durdurulurdu. Tüketicilerin araçlarını yine aynı miktarda kullanmaya devam edeceklerini varsayarsak, bu durum yakıt kıtlıklarına yol açardı. Bu senaryo, 1970'lerde bizzat yaşadığımız o uzun benzin kuyruklarının yeniden oluşması için biçilmiş kaftandır. Tüketici alışkanlıkları uzun vadede değişebilir. Mevcut piyasa gerçeklerimiz sonsuza dek böyle mi kalmak zorunda? Pek sayılmaz. Ekonomi bilimi, insanların teşviklere nasıl tepki verdiğini inceleyen bir disiplindir; yüksek fiyatlar da bu teşviklerin en güçlüleri arasındadır. Basra Körfezi çevresinde süregelen çatışmalar ve bunun sonucunda ortaya çıkan yüksek ham petrol fiyatları, sanayi sektörlerini ve tüketicileri alternatif yakıt arayışına girmeye veya yakıt tüketimlerini tamamen azaltmaya teşvik edebilir. Yenilenebilir enerji kaynaklarının ve elektrikli araçların giderek daha yaygınlaşması, Amerika'nın petrole olan uzun vadeli bağımlılığını azaltabilir. 1970'lerde yaşanan petrol krizinin ardından, otomobil üreticilerinin yakıt tasarruflu araçların üretimini artırmasıyla benzer bir uyum süreci yaşanmıştı. Bu uyum süreci yavaş ilerlese de, standart binek otomobillerin ortalama yakıt verimliliği (mil/galon oranı), 1970'lerin ortalarındaki 13,5 mil/galon seviyesinden, 1985 yılına gelindiğinde 27,5 mil/galon seviyesine yükselmişti. Benzin istasyonlarındaki fiyatların makul seviyelere inmesine nihayetinde yardımcı olan şey, Amerikan petrol üretimi değil, Amerikan yaratıcılığı ve icat yeteneğiydi. Kaynak: USA TODAY
  17. İran savaşını sona erdirecek bir anlaşma yakın görünüyordu. Sonra Trump sosyal medyada paylaşımlar yapmaya başladı. Hafta sonu yaklaşırken, ABD ve İran, yedi haftalık savaşı sona erdirecek bir anlaşmaya varmaya yaklaşıyor gibi görünüyordu. Ardından Başkan Donald Trump, kurmaylarının defalarca yapmayacaklarını söyledikleri şeyi tam olarak yaptı: Devam eden görüşmeler hakkında sosyal medyada paylaşımlar yaparak ve Cuma sabahı, Pakistanlı arabulucular kendisini Tahran'daki İranlı yetkililerle süren görüşmeler hakkında bilgilendirirken telefonla birkaç muhabirle konuşarak, basın aracılığıyla müzakere etmeye çalışıyor izlenimi verdi. İran'ın, görüşmelere aşina kaynakların henüz nihayetlendirilmediğini belirttiği bir dizi hükmü kabul ettiğini iddia etti. Ayrıca Tahran'ın, zenginleştirilmiş uranyumu teslim etmeyi kabul etmesi de dahil olmak üzere, ABD'nin en tartışmalı taleplerinin çoğuna rıza gösterdiğini öne sürdü ve savaşın yakında sona ereceğini ilan etti. İranlı yetkililer bu iddiaların çoğunu açıkça reddetti ve yeni bir görüşme turuna hazırlandıkları yönündeki haberleri yalanladı; bu durum, bir anlaşmaya dair giderek artan iyimserliği hızla yerle bir etti. Şu an itibarıyla, barış görüşmelerinin buradan sonra nasıl bir seyir izleyeceği belirsizliğini koruyor. Bazı Trump yetkilileri, müzakerelerin hassas doğasına ve İranlıların ABD'ye duyduğu derin güvensizliğe dikkat çekerek, Başkan'ın kamuoyu önündeki yorumlarının görüşmelere zarar verdiğini CNN'e özel olarak kabul ettiler. Meseleyi daha da karmaşık hale getiren bir diğer unsur ise şu: Amerikalı yetkililer, Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf ve Dışişleri Bakanı Abbas Arağçi liderliğindeki İran müzakere ekibi ile İran Devrim Muhafızları Ordusu arasında bir bölünme olduğundan şüpheleniyor; bu durum da, bir anlaşmayı nihai olarak kimin onaylama yetkisine sahip olduğu konusunda soru işaretleri doğuruyor. Görüşmelere aşina bir kişi CNN'e verdiği demeçte, "İranlılar, Başkan'ın sosyal medya üzerinden müzakere yürütmesinden ve henüz üzerinde anlaşmadıkları —üstelik kendi ülkelerindeki halk nezdinde pek de popüler olmayan— konuları onaylamış gibi göstermesinden hiç hoşnut kalmadılar," dedi ve İranlıların, zayıf görünme ihtimalinden özellikle endişe duyduklarını ekledi. Başkan'ın iddiaları arasında şunlar yer alıyordu: Trump, Bloomberg'e verdiği demeçte, İran'ın nükleer programını "sınırsız" bir süreyle askıya almayı kabul ettiğini söyledi. CBS News'e konuşurken Tahran'ın "her şeyi kabul ettiğini" ve zenginleştirilmiş uranyumunu tasfiye etme konusunda ABD ile iş birliği yapacağını belirtti. Axios'a yaptığı açıklamada ise bir görüşmenin "muhtemelen hafta sonu gerçekleşeceğini" ifade ederek, "Sanırım önümüzdeki bir veya iki gün içinde bir anlaşmaya varacağız," diye ekledi. Washington ile Tahran arasındaki kırılgan ateşkes, Pazar günü, bir ABD güdümlü füze destroyeri Umman Körfezi'ndeki ABD deniz ablukasını aşmaya çalışan bir İran kargo gemisine ateş açıp gemiye el koyduğunda bir kez daha sınandı; bu olay İranlıların öfkesini daha da artırdı. Şimdi, iki haftalık ateşkesin bitiş tarihi yaklaşırken, Trump yine bir kararla karşı karşıya: Kusurlu bile olsa bir anlaşmayı kabul etmek mi, yoksa bir zamanlar bu vakte kadar bitmiş olacağını söylediği çatışmayı tırmandırmak mı? Pazartesi itibarıyla, İranlı yetkililer daha fazla müzakereye karşı daha az dirençli bir tutum sergilediler. Ancak, ufuktaki herhangi bir anlaşmanın ana hatları belirsizliğini koruyordu. Beyaz Saray Basın Sözcüsü Karoline Leavitt, "Başkan Trump'ın müzakere yeteneği sayesinde, ABD İran ile iyi bir anlaşmaya —Obama Yönetimi'nin yaptığı o korkunç anlaşmanın aksine— hiç olmadığı kadar yakın," dedi. "Başkan Trump'ın uzun vadeli bir oyun kurmaya yönelik taktiklerini göremeyen herkes ya aptaldır ya da bile isteye cahillik etmektedir." Trump, müzakereler için; İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini dondurması ve bomba yapımına yakın saflıktaki malzeme stokunu teslim etmesi de dahil olmak üzere, çeşitli kırmızı çizgiler belirledi. Tahran ise, bir yandan ABD'nin yaptırımları kaldırmasını talep ederken, diğer yandan Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünü elinde tutmasına izin verilmesi konusunda ısrar ediyor. Müzakerelere aşina bir kaynağın aktardığına göre, görüşmelerin ilk turunda Amerikalı müzakereciler, İran'ın uranyum zenginleştirmesine 20 yıllık bir ara vermesini önerdiler. Bir ABD'li yetkiliye göre İran, buna karşılık beş yıllık bir askıya alma önerisiyle yanıt verdi; ancak ABD bu öneriyi reddetti. Görüşmelere aşina bir kişinin ifadesine göre, İran tarafından gelen son önerilerden biri; zenginleştirmeye 10 yıllık bir ara verilmesini, bunu takiben ise İran'ın zenginleştirmeyi yalnızca silah yapımına uygun seviyelerin çok altında tutmayı kabul edeceği bir on yıllık dönemin gelmesini içeriyordu. Öte yandan Trump, gazetecilere yaptığı açıklamada, süresiz olarak hiçbir zenginleştirme faaliyetinin yapılmamasını istediğini ve 20 yıllık araya bile karşı olduğunu belirtti. CNN'in daha önce bildirdiğine göre, Trump yönetimi, Tahran ile devam eden müzakerelerin bir parçası olarak, dondurulmuş haldeki 20 milyar dolarlık İran varlığını serbest bırakmayı da değerlendiriyor. Bu adım, İran'ın yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunu teslim etmesi karşılığında atılacaktı. Her bir tarafın kendi şartları konusunda ne kadar esnek davranacağı, nihayetinde bir anlaşmaya varılıp varılamayacağını belirleyecektir. Trump için en önemli zorunluluklardan biri, 2018 yılında çekildiği ve sürekli olarak "zayıf" olduğu gerekçesiyle küçümsediği İran nükleer anlaşması —yani Obama dönemine ait Kapsamlı Ortak Eylem Planı— ile kıyaslanabilecek bir anlaşmaya rıza göstermemektir. Müzakereciler, en azından ABD ile İran arasında; önümüzdeki haftalarda, bir anlaşmanın daha ince detaylarına ilişkin yapılacak daha ayrıntılı görüşmelere zemin hazırlayacak bir çerçeve mutabakatı oluşturmayı umuyorlar. Ancak bu yaklaşımın, İran'ın, savaş süresince toprağa gömülmüş bazı füze sistemlerini gün yüzüne çıkarırken, görüşmeleri bir zaman kazanma taktiği olarak bilerek uzatıyor olabileceği uyarısında bulunan karşıtları da mevcut. Trump, savaşın Amerikan kamuoyu nezdinde giderek artan popülarite kaybına ve benzin fiyatlarındaki yükselişte oynadığı role rağmen, Pazartesi günü yaptığı açıklamada bir anlaşmaya varmak konusunda herhangi bir baskı hissetmediği konusunda ısrar etti. Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda, "Üzerimde kesinlikle hiçbir baskı yok; yine de her şey nispeten hızlı bir şekilde gerçekleşecek!" ifadelerini kullandı. Pazartesi öğleden sonra itibarıyla, danışmanlardan herhangi birinin, Başkan'ın sosyal medya paylaşma düşkünlüğünün görüşmelere zarar verebileceğine dair endişelerini kendisiyle paylaşıp paylaşmadığı belirsizliğini koruyordu. Öğle saatlerine gelindiğinde Trump, Truth Social üzerinden savaşla ilgili —toplamda 900 kelimeyi aşan— çok sayıda paylaşım yapmıştı. Başkan'ın kamuoyuna açık bu yorumları, müzakereleri çevreleyen belirsizliği daha da artırmaktan başka bir işe yaramadı. Pazar sabahı bir ara Trump, kendisini telefonla arayan bir dizi kişiye, belirtilmeyen güvenlik endişelerini gerekçe göstererek, Başkan Yardımcısı JD Vance'in bu tur görüşmelere katılmayacağını söyledi. Aynı dakikalarda, hükümetinin iki üst düzey yetkilisi —Birleşmiş Milletler Büyükelçisi Mike Waltz ve Enerji Bakanı Chris Wright— televizyon ekranlarına çıkarak, Vance'in aslında, ilk turda yaptığı gibi, İslamabad'daki heyete liderlik edeceğini açıkladılar. Sonuçta haklı olanın bu yetkililer, yanılanın ise Trump olduğu ortaya çıktı. Bir Beyaz Saray yetkilisi, "Neler yaşandı?" sorusuna cevaben CNN'e, "Durum değişti," açıklamasını yaptı. Bir gün sonra Trump, bu kez "iki numaralı adamının" nerede olduğuna dair kafa karıştırıcı bir başka bilgi daha paylaştı. New York Post gazetesinden arayan bir muhabire, Vance'in şu anda havada olduğunu ve görüşmeler için birkaç saat içinde Pakistan'a iniş yapmaya hazırlandığını söyledi. Ancak bu açıklamanın üzerinden henüz dakikalar geçmişti ki, içinde Başkan Yardımcısı'nın da bulunduğu Vance'in makam konvoyu, Beyaz Saray'ın Batı Kanadı'na giriş yaptı. Bir Beyaz Saray yetkilisi, "Heyetin kısa süre içinde yola çıkmasını bekliyoruz," şeklinde bir açıklamada bulundu. Planlara vakıf kaynaklar, Vance'in Washington'dan ayrılışını Salı gününe —yani Trump'ın Pazar günü görüşmelerin Pazartesi akşamı başlayacağını iddia ettiği tarihten bir gün sonraya— ertelediğini belirttiler. Böylece müzakerelerin, İslamabad'da Çarşamba sabahı başlaması yönünde bir takvim oluşmuş oldu. Durumu biraz hafife alan bir ifadeyle kaynaklar, vaziyetin hâlâ “değişken” olduğu uyarısında bulundu. Yakında süresi dolacak olan iki haftalık ateşkesin akıbeti de aynı derecede belirsiz. Trump’ın Pazartesi günü bir muhabirle yaptığı telefon görüşmesine bakılırsa, ateşkesin bitiş tarihinin tam olarak hangi güne denk geldiği de değişmiş gibi görünüyor. Trump, ateşkesi ilk olarak 7 Nisan günü Doğu Saati’yle (ET) 18.32’de duyurmuş; bu da iki haftalık sürenin Washington saatiyle Salı akşamı dolacağı anlamına geliyordu. Ancak Trump, Bloomberg’e yaptığı açıklamada ateşkesin “Washington saatiyle Çarşamba akşamı” sona ereceğini belirtti; böylece, İran’a ait köprüleri ve elektrik santrallerini —ki bu olası bir savaş suçudur— havaya uçurma tehdidini hayata geçirip geçirmeme konusunda bir karar vermesi gerekmeden önce, müzakereler için fazladan 24 saatlik bir süre tanımış oldu. Trump ayrıca, ateşkesi daha fazla uzatmasının “pek olası olmadığını” sözlerine ekledi. Ne var ki Trump, ateşkesin uzatılmasına rıza gösterip göstermeyeceği konusunda daha önce çelişkili tutumlar sergilemişti. Geçtiğimiz hafta gazetecilerle düzenlediği soru-cevap oturumlarından birinde kendisine, ateşkesi uzatıp uzatmayacağı tam beş kez sorulmuş; o ise bu sorulara üç farklı yanıt vermişti: Bir noktada kesin bir dille, “Eğer bir anlaşma sağlanamazsa, çatışmalar yeniden başlar,” demişti. Daha sonra ise, gerekmesi halinde ateşkesi uzatabileceğini ima etmişti: “Eğer ihtiyaç duyarsak, bunu yaparım.” Bir başka yanıtında ise, müzakerelerin o anki gidişatını göz önünde bulundurarak, bu sorunun aslında yersiz olduğunu öne sürmüştü: “Göreceğiz. Buna mecbur kalacağımızı sanmıyorum. İdeal olan, buna gerek kalmamasıdır.” Kaynak: CNN
  18. 2026'daki İşten Çıkarmalar En Ağır Darbeyi Altı Eyalete Vurdu Ekonomi ve teknolojinin, işletmelerin kendilerini yapılandırma ve faaliyet gösterme biçimlerini değiştirmesiyle birlikte, bu yıl ülke genelindeki şirketler toplu işten çıkarmalarla karşı karşıya kalıyor. Bu işten çıkarmalar; Amerikalıların, yaşam maliyetlerini fırlatan enflasyonla mücadelesi ve ekonomideki gerilemeden kaynaklanan hayal kırıklıkları ortamında gerçekleşiyor. Bu yıl binlerce insan işini kaybedecek; bu kayıpların 30.000'den fazlası ise sadece altı eyalette yaşanacak. Federal ve eyalet düzeyindeki WARN bildirimleri, Amerika Birleşik Devletleri genelinde on binlerce çalışanın işini kaybetmesinin beklendiğini gösteriyor. İşçi Uyum ve Yeniden Eğitim Bildirim (WARN) Yasası, büyük işverenlerin; büyük çaplı işten çıkarmaları ve fabrika kapanışlarını eyalet yetkililerine önceden bildirmesini zorunlu kılarak, iş kayıplarının nerede yoğunlaşma ihtimalinin yüksek olduğuna dair kamuya açık en erken göstergelerden birini sunuyor. Bu bildirimlerin takibi, küçük bir eyalet grubunun, öngörülen işten çıkarmalardan orantısız derecede büyük bir payı üstlendiğini ortaya koyuyor. Söz konusu bildirimler; teknoloji ve sağlık sektöründen imalat, perakende ve ulaştırmaya kadar uzanan çok çeşitli sektörleri kapsıyor. Halihazırda kaybedilmiş işleri yansıtan aylık istihdam raporlarının aksine, WARN bildirimleri; planlanmış ancak çoğu durumda henüz yürürlüğe girmemiş işten çıkarmalara dair geleceğe dönük bir bakış açısı sunar. Bu özellik, söz konusu bildirimleri; önümüzdeki yıl iş gücü piyasasındaki baskıların nerede yoğunlaşacağını öngörmeye çalışan çalışanlar, yerel ekonomiler ve politika yapıcılar için kritik bir gösterge haline getiriyor. Şu ana kadar en ağır darbeyi alan eyaletlerdeki WARN verileri, beklenen iş kayıplarının önemli bir kısmından, sayıca nispeten az olan büyük işverenlerin sorumlu olduğunu gösteriyor; bu durum, 2026 yılının bölgesel iş gücü piyasalarına neler getirebileceğine dair bir işaret niteliği taşıyor. 6. Teksas Teksas, 2026 yılındaki işten çıkarmaların başlıca odak noktalarından biri konumunda. WARN Yasası verileri, 2026'nın şu ana kadarki döneminde 5.300'den fazla Teksaslı çalışanın WARN bildirimlerinden etkilendiğini gösteriyor. Teksas'taki işten çıkarmalar; imalat, perakende ve gıda üretimi sektörlerine yayılmış durumda. En fazla çalışanı işten çıkaran şirketlerden biri olan Tyson Foods, Ocak ayında Teksas'ın Amarillo kentindeki sığır eti işleme tesisinde 1.700'den fazla çalışanın işine son verdi. First Brands Group, üç ayrı tesisinde yaklaşık 600 çalışanı işten çıkarıyor; DSV Contract Logistics ise Teksas'ın Wilmer kasabasındaki bir tesisinde yaklaşık 400 kişinin işine son verileceğini duyurdu. 5. Pensilvanya WARN Tracker verilerine göre, 2026 yılında Pensilvanya'da 6.000'den fazla kişi WARN bildirimleri kapsamında yer aldı. Eyaletteki işten çıkarmalar; sağlık, imalat ve perakende sektörlerine yayılmış olup, yapılan bildirimler hastane sistemleri, gıda üreticileri ve dağıtım merkezleriyle ilişkilidir. Pennsylvania'da —özellikle sağlık ve lojistik alanlarında— faaliyet gösteren ve birden fazla eyalette şubesi bulunan büyük işverenler, 2026 yılında eyalet genelinde yapılan en büyük çaplı WARN bildirimlerinin önemli bir kısmını oluşturmaktadır. Philadelphia merkezli, kâr amacı gütmeyen bir evde bakım kuruluşu olan Liberty Home Choices, 24 Mayıs tarihinde faaliyetlerine son verecek ve 600'den fazla çalışanını işten çıkaracak. Amazon da, Pennsylvania'daki tüm Amazon Go ve Amazon Fresh şubelerini kapatmaya yönelik çalışmaları kapsamında yaklaşık 1.000 çalışanını işten çıkarıyor. 4. Illinois WARN Tracker verilerine göre, Illinois'de 7.000'den fazla kişi WARN bildirimlerinden etkileniyor. Eyalet ayrıca, 2026 yılında önemli işten çıkarmalarla karşı karşıya kalacak eyaletler arasında yer alıyor. Bu işten çıkarmaların önemli bir kısmı, Franciscan Health'in Prime Healthcare tarafından satın alınmasından kaynaklanıyor; ilgili WARN bildiriminde, 1.535 çalışanın bu durumdan etkileneceği belirtilmişti. Bu kişilerin işlerini korumaları mümkün görünüyor; zira Prime Healthcare yaptığı bir açıklamada, teknik olarak çalışanların yeni işverenlerine geçebilmek için mevcut işverenlerinden ayrılmaları gerektiğinden, yasanın şirketi bir bildirimde bulunmaya mecbur kıldığını ifade etti. Prime Healthcare, "hastanedeki mevcut çalışanların neredeyse tamamına" iş teklifinde bulunmayı planladığını açıkladı. Şirket, Newsweek'e yaptığı açıklamada, "Prime Healthcare, Franciscan Olympia Fields'ın Chicagoland topluluğuna yönelik köklü bakım ve hizmet mirasını sürdürmeye kararlıdır. Hastane mülkiyetinin devri sürecinin bir parçası olarak, çalışanlar resmen Franciscan Health bünyesindeki istihdamdan Prime Healthcare bünyesine geçiş yapacaklardır. Prime Healthcare iş tekliflerini sunarken, Franciscan Health'in rutin bir yasal gereklilik olarak WARN bildirimlerini yayımlaması zorunludur," ifadelerine yer verdi. First Brands Group'un ABD genelindeki işten çıkarmaları Illinois'yi de etkiledi; ilgili WARN bildirimi kapsamında 1.000'e yakın kişi bu durumdan etkilendi. Amazon da Illinois'de önemli işten çıkarmalar yapacağını duyurdu. 3. Washington WARN Tracker verilerine göre, Washington'daki işten çıkarma bildirimleri yaklaşık 8.000 kişiyi etkiliyor. Eyaletteki iş kayıplarının başında teknoloji sektöründeki işten çıkarmalar geliyor. Oracle, Amazon, Meta ve Snap; işten çıkarma bildirimlerinin 7.000'e yakınlık kısmını oluşturuyor. Snap CEO'su Evan Spiegel, çalışanlara hitaben yazdığı bir mektupta, "Yapay zeka alanındaki hızlı gelişmelerin; ekiplerimizin tekrarlayan iş yükünü azaltmasına, çalışma hızını artırmasına ve topluluğumuza, iş ortaklarımıza ve reklamverenlerimize daha iyi destek sunmasına olanak tanıdığına inanıyoruz," ifadelerini kullandı. 2. New Jersey WARN Tracker verilerine göre, New Jersey'deki WARN bildirimleri yaklaşık 9.000 kişiyi etkiliyor. New Jersey'deki işten çıkarma faaliyetlerinin büyük bir kısmı; ilaç, sağlık ve telekomünikasyon sektörlerinde yoğunlaşıyor. WARN bildirim dosyalarında; Verizon ve Bristol Myers Squibb'in yanı sıra, birden fazla tesisinde personel azaltımına giden hastane sistemleri ve sağlık hizmeti sağlayıcıları da, 2026 yılında eyalette kapsamlı işten çıkarmalar yapacağını duyuran şirketler arasında listeleniyor. Bayonne Üniversite Hastanesi, Haziran ayı sonu için planlanan işten çıkarmalardan 1.000'e kadar çalışanın etkilenebileceğini bildirdi. Ancak Hudson County Health, hastanenin mülkiyeti yeni bir sahibe devredilirken, söz konusu işten çıkarma bildiriminin yalnızca yasal bir formaliteden ibaret olduğunu belirtti. Hudson County Health sözcüsü Vijay Chaudhuri, NJ.com'a yaptığı açıklamada, "Son 15 ay içinde HRH, Bayonne Üniversite Hastanesi'ndeki bakım hizmetlerini iyileştirmek amacıyla on milyonlarca dolar yatırım yaptı ve hastaneyi üç eyaletli bölgede önde gelen bir akut bakım tesisi olarak geliştirme konusundaki kararlılığını sürdürüyor," dedi. Şubat ayında Verizon, New Jersey'de 1.300'den fazla çalışanını işten çıkardı; yılın başında ise Optum Health, davranışsal sağlık hizmetlerini sonlandırma kararı alarak 500'den fazla çalışanının işine son verdi. Bir Optum sözcüsü, Behavioral Health Business'a verdiği demeçte, "Sağlık hizmetlerini daha erişilebilir kılma taahhüdümüzün bir parçası olarak; hizmetlerimizin, faaliyet alanımızın ve personel seviyelerimizin; hizmet verdiğimiz insanların, işletmemizin ve değişen pazar dinamiklerinin ihtiyaçlarını karşıladığından emin olmak adına düzenli olarak gözden geçirmeler yapıyoruz," ifadelerini kullandı. 1. California California'nın, 2026 yılında açık ara farkla en yüksek sayıda işten çıkarmanın yaşanacağı eyalet olması öngörülüyor. WARN Tracker verileri, California'da 2026 yılına ilişkin yapılan bildirimler kapsamında bugüne kadar 20.000'den fazla çalışanın etkilendiğini ve bu sayının, bu yıl takibi yapılan tüm eyaletler arasında kaydedilen en yüksek toplam olduğunu gösteriyor. California'daki en büyük ölçekli işten çıkarmaların birçoğu teknoloji, sağlık ve perakende sektörleriyle bağlantılı. Eyaletteki WARN bildirimleri; Körfez Bölgesi (Bay Area) ve Güney California'da geniş çalışan kadrolarına sahip büyük teknoloji şirketlerindeki personel kesintilerinin yanı sıra, tesis kapatma veya yeniden yapılanma kararı alan sağlık sistemleri ve perakende zincirlerindeki işten çıkarmaları da kapsıyor. Oracle, California'da 700'den fazla kişinin işine son verirken; Snapchat de yaklaşık 250 çalışanıyla yollarını ayırdı. İşten çıkarmalar ülke genelindeki insanları etkiliyor olsa da, işten çıkarmaların büyük çoğunluğunu oluşturan altı eyalet ile geri kalan eyaletler arasında belirgin bir uçurum bulunuyor. Birçok eyalette bu yıl 2.000 ila 4.000 kişinin işten çıkarılması beklenirken; Güney Dakota eyaleti, bugüne kadar yalnızca 31 işten çıkarma bildirimiyle bu tablonun dışında kalıyor. Kaynak: NW
  19. ŞAH-MAT! CLEVELAND'IN 'HARDEN' KUMARI SERVET DEĞERİNDE: DOĞU KONFERANSI ARTIK ONUN TAPULU MALIDIR! Pazartesi günü dördüncü çeyrekte dakikalar erirken, Rocket Arena'yı dolduran kapalı gişe seyirci kitlesi huzursuzlanmaya başlamıştı. Cavaliers, Toronto Raptors'a karşı oynanan 2. Maçı büyük ölçüde domine etmiş; maçın başından sonuna kadar üstünlüğü elinde tutarak farkı 16 sayıya kadar çıkarmıştı. Ancak bitime 4 buçuk dakika kala Raptors, bu farkı tek haneli sayılara indirmişti. Scottie Barnes alev almıştı. RJ Barrett da öyle. İmkansız görünen bir geri dönüş, en azından mümkünmüş gibi duruyordu. Ta ki Donovan Mitchell'ın üst üste kaydettiği beş sayıya, ardından da James Harden'ın yaptığı top çalmaya ve kullandığı serbest atışlara kadar. İşte tam da bu şekilde, Cleveland'ın "iki başlı canavarı", Toronto'nun yükselişini anında durdurdu. Cavs koçu Kenny Atkinson, "Donovan ve James maçı bizim adımıza bitirdi," dedi. "Bu, süperstarların damga vurduğu bir maçtı." Cleveland, Şubat ayında bu büyük hamleyi yaparken—Darius Garland'ı takas edip "çekirdek dörtlüsünü" dağıtarak ve Harden'ın bu takımı çok daha yüksek zirvelere taşıyabileceğine dair büyük bir kumar oynayarak—tam da bunu umuyordu. Harden hakkında—normal sezondaki başarıları, playofflardaki başarısızlıkları ve işler tersine döndüğünde hissettiği "yeni macera arayışı" üzerine—pek çok yazı kaleme alındı; ancak Cavs'in 115-105'lik galibiyetle seride 2-0 öne geçmesiyle birlikte, şu gerçek gün gibi ortada: Bu oyuncu, bu yetenek; bu takımın tam da ihtiyacı olan şeydi. Şubat ayında, Sports Illustrated dergisinin Cavs'in Harden transferini bitirmeye çok yaklaştığını duyurmasının ardından Mitchell, özellikle Harden'a ulaşıp onunla iletişime geçmeye özen gösterdi. Yıllar içinde, Adidas sponsorluğunda Avrupa ve Çin'e yapılan seyahatler sayesinde, aralarındaki o dostça rekabet yerini gerçek bir dostluğa bırakmıştı. Sezon aralarında birlikte antrenman yapmışlardı; ancak bir gün aynı takımda omuz omuza mücadele edeceklerini hiç hayal etmemişlerdi. Derken, bir anda kendilerini yan yana buldular: Kariyerlerinin bir dönüm noktasında bulunan iki "All-NBA" seviyesinde oyun kurucu; playoff başarısına susamış iki yıldız. Mitchell, Harden'ın şahsında kendine benzer bir ruh, bir yol arkadaşı bulmuştu. NBA'de 450 küsur oyuncu top koşturuyor; ancak bunların yalnızca çok küçük bir kısmı, sürekli "mercek altında" oynamanın—ve bunun beraberinde getirdiği o muazzam baskının—nasıl bir his olduğunu gerçekten kavrayabiliyor. Mitchell, Pazartesi sabahı SI'a verdiği demeçte, "Bu," dedi, "insanın kendini yapayalnız hissettiği bir yer." Mitchell'ın bireysel başarıları ne kadar göz kamaştırıcı olursa olsun, takım başarısı bugüne dek hep elinden kaçıp gitmişti. Cavaliers, üst üste iki yıl ikinci turda havlu atmıştı; Cleveland cephesinde ise, bir erken elenme daha yaşanması durumunda Mitchell'ın gözünü başka yerlere çevirip çevirmeyeceği merak ediliyordu. Harden, beraberinde takıma taze bir aciliyet hissi getirdi. Mitchell, "O da bunu en az benim kadar çok istiyor," diyor. Cavs çevresinde Harden'a yönelik övgüler evrensel nitelikte. Takımın kıdemli personeli, Harden'ın çılgın çalışma ahlakını tarif ederken "L harfini"—yani LeBron'u—kullanıyor. Pazartesi günü Harden, sabah 08.00 sularında Rocket Arena'daydı ve Cleveland'ın, yaklaşık 20 dakika mesafedeki antrenman tesisinde yapılması planlanan takım şut antrenmanından saatler önce şut çalışıyordu. Durum kendisine aktarıldığında Atkinson omuz silkmekle yetindi. "Rutin bir durum," dedi. Atkinson bana, takımın iki farklı antrenman programı olduğunu söyledi: Biri Cavs'in, diğeri ise Harden'ın programı. Yirmi yılı aşkın antrenörlük kariyeri boyunca Atkinson, bazı özel yeteneklere tanıklık etti. Golden State'te yardımcı antrenör olarak Stephen Curry'yi çalıştırdı; Brooklyn'de ise bir sezonun bir kısmında Kevin Durant ile birlikteydi. Harden'ın hırsını, bu isimlerin seviyesine yerleştiriyor. Atkinson, "Yapabildikleri şeyler açısından, onlar bambaşka bir stratosferde yer alıyorlar," diyor. Takasın ardından Atkinson, Harden'ın bireysel antrenmanlarını izledi. Harden'ın antrenman yaparken sergilediği hız ve efor karşısında adeta donakaldı. Atkinson, o an aklından geçenleri hatırlarken, "Vay canına," diyor. "İş başlıyor." Anlaşılır bir şekilde, sezonun tam ortasında Harden gibi topu domine eden bir oyuncuyu takıma entegre etme konusunda bazı endişeler mevcuttu. Atkinson, Mitchell'ın fazla alttan almasından, Harden'ın yıllara dayanan kıdemi karşısında geri planda kalmasından çekiniyordu. Ama hayır. Mitchell, Cleveland'ın "alfa"sı olmaya devam etti; Harden ise orada bulunma amacının Mitchell'a destek olmak olduğunu açıkça ortaya koydu. Atkinson, ikili arasındaki basketbol sohbetlerini, bilet satılması gereken türden bir entelektüel tartışma olarak nitelendiriyor. Atkinson, "Sanki Harvard'dan çıkmış iki adam, bir denklem üzerine tartışıyorlarmış gibi," diyor. Mitchell'dan toptan bağımsız (off-ball) oynaması daha fazla istendi; kendisi de bu konuda hiçbir zaman bir sorun yaşamadığı konusunda ısrarcı. Bunu Utah'ta, Mike Conley ile yan yana oynarken de yapmıştı; Cleveland'da Garland ile birlikteyken de. Harden ile takım arkadaşı olmaya hazırlanırken, Mitchell Washington'da geçirdiği dönemde Bradley Beal'ı incelediğini söylüyor. Beal, John Wall ile birlikte oynadığı dönemde, topu kullanma ve toptan bağımsız oynama sürelerini dengeli bir şekilde paylaştırarak birkaç kez All-Star seçilmişti; Mitchell da benzer bir başarıyı hayal ediyordu. Mitchell, "Bu konuda mükemmel değilim," diyor. "Ama [Harden] hayatımı kolaylaştırdı." Sadece onunkini de değil. Yıllar boyunca, uzun oyuncular Harden'ın yanında oynarken adeta yeniden doğdular. Joel Embiid, Harden takım arkadaşıyken MVP ödülünü kazandı. Ivica Zubac, geçen sezon Harden'ın kendisine attığı "lob" paslarıyla kariyerinin en iyi yılını geçirdi. Cleveland'da ise Harden takıma katıldıktan sonra Jarrett Allen'ın sayı ortalaması dört puanlık bir artış gösterdi; şut yüzdesi ise %70,5'e yükseldi. Pazartesi günü Evan Mobley, 13 şutta 11 isabet bularak 25 sayı kaydetti. Mitchell, "Öğrendiğim bir şey varsa, o da Harden'ın bu konuda tam bir ustaya dönüştüğüdür," diyor. "Oyunu manipüle etmekte, takım arkadaşlarını devreye sokmakta... Çünkü o, uzunlarımız olmadan başarılı olamayacağımızı çok iyi biliyor." Harden, Cleveland'a savunmacı olarak mükemmel bir üne sahip olmadan geldi, ancak Cavaliers oyuncuları onun sahanın o ucunda da etkili olduğunu ısrarla belirtiyorlar. Takımlar Harden'ı hedef almıyor, diyorlar. Atkinson, "Zeki, iri ve kurnaz," dedi. Harden, 2. maçta beş top çalma yaptı. Bir top çalmanın ardından, Harden'ın Mobley'i yönlendirerek pas yolunu kesmesini sağladığında, Atkinson kendi kendine "onu takas etmemizin sebeplerinden biri de buydu" dedi. Harden, Cleveland'a en iyi performansını getirdi ve şimdi Cavaliers taraftarları şunu merak ediyor: Bu onları nereye kadar götürebilir? Cleveland, Toronto'ya karşı seride ezici bir üstünlüğe sahip ve ikinci turda aniden rekabetçi hale gelen Orlando-Detroit serisinin galibiyle karşılaşacaklar. Boston ve New York, konferans finallerinde Cavaliers'a karşı favori olurdu, ancak onlardan biri o kadar ilerlemeden elenecek. Cavaliers'ın içinde, fırsatın orada olduğunu ve zamanın şimdi olduğunu biliyorlar. Pazartesi akşamı, Harden ve Mitchell, terden sırılsıklam olmuş siyah Cavaliers sweatshirt'leriyle bir kürsüde oturuyorlardı ve ikisi de etkilenmiş görünmüyordu. 2. maçta toplamda 58 sayı atmışlar ve 37 şutun 22'sini isabet ettirmişlerdi. Ama bunun için bir araya gelmediler. İlk tur galibiyetleri, bunu daha önce yaşadılar, gördüler. Bu ikili bundan daha fazlasını istiyor. Bu ikili daha fazlasını istiyor. Kaynak: SI
  20. Bugün
  21. Toronto Raptors: 105 - Cleveland Cavaliers: 115 Cavaliers seride 2-0 öne geçti Atlanta Hawks: 107 - New York Knicks: 106 Seride durum 1-1 oldu Minnesota Timberwolves: 119 - Denver Nuggets: 114 Seride durum 1-1 oldu
  22. Almanya'dan Türkiye'ye tatile gelen ve kaldıkları oteldeki ilaçlama yüzünden zehirlenerek hayatını kaybeden dört kişilik Böcek ailesinin ölümüne ilişkin dava başladı. Habere Gitmek için Tıklayın
  23. Almanya'dan Türkiye'ye tatile gelen ve kaldıkları oteldeki ilaçlama yüzünden zehirlenerek hayatını kaybeden dört kişilik Böcek ailesinin ölümüne ilişkin dava başladı. Habere Gitmek için Tıklayın
  24. Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, eğitimin "milli beka" meselesi olduğunu belirtti ve okul saldırılarıyla ilgili sürecin çok yönlü ele alınmasını, ihmaller varsa ortaya çıkarılması gerektiğini söyledi. Bahçeli erken seçim çağrılarını da yine reddetti. Habere Gitmek için Tıklayın
  25. Many young Chinese yearn for change in obligation-focused relationships with their parents. Habere Gitmek için Tıklayın
  26. Many young Chinese yearn for change in obligation-focused relationships with their parents. Habere Gitmek için Tıklayın

Önemli Bilgiler

Bu siteyi kullanmaya başladığınız anda kuralları kabul ediyorsunuz Kullanım Koşulu.

Account

Navigation

Tarayıcı push bildirimlerini yapılandırın

Chrome (Android)
  1. Adres çubuğunun yanındaki kilit simgesine dokunun.
  2. İzinler → Bildirimler seçeneğine dokunun.
  3. Tercihinizi ayarlayın.
Chrome (Desktop)
  1. Adres çubuğundaki kilit simgesine tıklayın.
  2. Site ayarları seçeneğini seçin.
  3. Bildirimler seçeneğini bulun ve tercihinizi ayarlayın.