İçeriğe atla
View in the app

A better way to browse. Learn more.

Tartışma ve Paylaşımların Merkezi - Türkçe Forum - Turkish Forum / Board / Blog

Ana ekranınızda anlık bildirimler, rozetler ve daha fazlasıyla tam ekran uygulama.

To install this app on iOS and iPadOS
  1. Tap the Share icon in Safari
  2. Scroll the menu and tap Add to Home Screen.
  3. Tap Add in the top-right corner.
To install this app on Android
  1. Tap the 3-dot menu (⋮) in the top-right corner of the browser.
  2. Tap Add to Home screen or Install app.
  3. Confirm by tapping Install.

Bütün Eylemler

Bu akış otomatik olarak güncellenir

  1. Dün
  2. SON DAKİKA: Scott Pelley Oldukça Çarpıcı Bir İddiada Bulundu. Pelley'e göre, CBS yönetimi, ICE protestocusu Renée Good'un öldürülmesiyle ilgili haberin Trump'ın olaylara ilişkin versiyonuna daha uygun hale getirilmesi için değiştirilmesini istedi. Pelley, yönetimin protestocuların daha şiddetli olarak gösterilmesini ve Good'un kendisini vuran memura doğru araba sürdüğü şeklinde tanımlanmasını istediğini söylüyor. Video kanıtlarının ise aksini gösterdiğini belirtiyor. Ardından itiraf geldi. "Başkanın olaylara ilişkin versiyonu lehine bir baskı uygulandı." CBS'de 37 yıllık deneyime sahip tecrübeli bir gazeteci, bir haberin gerçeklerini değiştirmek için siyasi baskı uygulandığını iddia ediyor. Bu dikkat çekici bir suçlama.
  3. Ergin Ataman, bitime 51 saniye kala oyundan ihraç edildi; Olympiacos - Panathinaikos: 96-87 skor buydu Maç sonu skoru 102 - 92 Olympiacos kazandı Olympiacos Piraeus, Yunanistan Basketbol Ligi (GBL) Play-off Final serisinin 3. maçında Panathinaikos AKTOR'u evinde 102-92 mağlup ederek seride 2-1 öne geçti. Barış ve Dostluk Salonu'nda oynanan bu kritik karşılaşmada ev sahibi Olympiacos, şampiyonluk yolunda çok büyük bir avantaj elde etti. Maçın Öne Çıkan Detayları Skor Dağılımı ve Yıldızlar: Olympiacos'ta Evan Fournier 28 sayı ve 8 asistle maçın en etkili ismi oldu. Ona 24 sayıyla Sasha Vezenkov ve kusursuz bir oyun çıkaran (8/8 saha içi isabeti) Nikola Milutinov 17 sayıyla eşlik etti Panathinaikos'un Direnişi: Panathinaikos cephesinde ise Jerian Grant'in 19 sayısı ve TJ Shorts II'nun 15 sayılık katkısı galibiyet için yeterli olmadı. Takımın yıldız skoreri Kendrick Nunn ise 10 sayıda kaldı. Ataman Diskalifiye Edildi: Maçın gergin geçen son dakikalarında Panathinaikos başantrenörü Ergin Ataman, hakem kararlarına yaptığı yoğun itirazların ardından oyundan ihraç edildi. Kritik Sakatlık: Konuk ekip Panathinaikos, Cedi Osman'ın yokluğunda oynadığı maçın genelinde rotasyon sıkıntısı yaşarken, forvet Nikos Rogkavopoulos'un maç içinde yaşadığı temassız sakatlıkla bir darbe daha aldı. Serinin Geleceği ve 4. Maç 5 maçlık (3 galibiyete ulaşan) final serisinde Olympiacos 2-1'lik üstünlüğü yakaladı. Serinin 4. maçı 10 Haziran Çarşamba günü Panathinaikos'un ev sahipliğinde Telekom Center Atina'da oynanacak. Panathinaikos'un seriyi son maça taşıması için bu maçı mutlak kazanması gerekirken, Olympiacos kazanması halinde şampiyonluğunu ilan edecek. Takım Genel İstatistik Karşılaştırması İstatistik Kategorisi Olympiacos Piraeus Panathinaikos AKTOR Toplam Skor 102 92 Saha İçi İsabeti (FG) 35/62 (%56.5) 33/58 (%56.9) 2 Sayılık Atışlar 25/36 (%69.4) 23/33 (%69.6) 3 Sayılık Atışlar 10/26 (%38.5) 10/25 (%40.0) Serbest Atışlar (FT) 22/28 (%78.5) 16/20 (%80.0) Olympiacos Piraeus Oyuncu İstatistikleri Olimpiakos cephesinde Evan Fournier ve Sasha Vezenkov ikilisi hücumda durdurulamaz bir performans sergilerken, pota altında Nikola Milutinov kusursuz oynadı. Evan Fournier: 28 sayı, 8 asist, 4 ribaund (Maçın En Değerli Oyuncusu) Sasha Vezenkov: 24 sayı, 6 ribaund, 2 asist Nikola Milutinov: 17 sayı, 7 ribaund, 3 blok (8/8 saha içi isabetiyle kusursuz oyun) Tyler Dorsey: 12 sayı, 4 asist Thomas Walkup: 8 sayı, 9 asist, 2 top çalma Kostas Papanikolaou: 7 sayı, 5 ribaund Moustapha Fall: 6 sayı, 4 ribaund Panathinaikos AKTOR Oyuncu İstatistikleri Cedi Osman'ın yokluğunda rotasyonu daralan Panathinaikos'ta Jerian Grant ve TJ Shorts II'nun çabaları galibiyet için yeterli olmadı. Jerian Grant: 19 sayı, 5 asist, 3 ribaund TJ Shorts II: 15 sayı, 6 asist, 2 top çalma Nigel Hayes-Davis: 12 sayı, 4 ribaund Mathias Lessort: 11 sayı, 5 ribaund, 3 blok Kendrick Nunn: 10 sayı, 4 asist, 3 top kaybı Juancho Hernangómez: 9 sayı, 6 ribaund Kostas Sloukas: 8 sayı, 4 asist Nikos Rogkavopoulos: 5 sayı (İkinci çeyrekte sakatlanarak oyundan çıktı) Konstantinos Mitoglou: 3 sayı, 2 ribaund Yunanistan Basketbol Ligi Finalleri 3. maçının ardından Panathinaikos başantrenörü Ergin Ataman ve Olympiacos başantrenörü Giorgos Bartzokas, gergin geçen mücadeleyi ve serinin gidişatını basın toplantısında değerlendirdi. Ergin Ataman'ın Açıklamaları Maçın son anlarında diskalifiye edilen Ergin Ataman, hakem kararlarına sert tepki gösterirken seriyi henüz bırakmadıklarını vurguladı: Hakem Kararlarına Tepki: "Maç boyunca çalınan ve çalınmayan düdükler arasındaki standart dışılığı herkes gördü. Oyuncularımın emeğinin bu şekilde basitleştirilmesine sessiz kalamazdım. İtirazlarım haklıydı ve aldığım diskalifiye kararının takdirini kamuoyuna bırakıyorum." Sakatlıklar ve Eksikler: "Cedi Osman'ın yokluğuna ek olarak maç içinde Rogkavopoulos'u da kaybetmemiz hamle şansımızı çok daralttı. Ancak bu bir bahane değil, kadromuzdaki her oyuncu bu seviyelerde oynamaya alışkın." 4. Maç Mesajı: "Seri henüz bitmedi. Evimizde, taraftarımızın yaratacağı muhteşem atmosferle birlikte 4. maçı kazanacağız ve bu seriyi son maça, yani 5. maça taşıyacağız. Panathinaikos'un karakterini herkes Telekom Center'da yeniden görecek." Giorgos Bartzokas'ın Açıklamaları Seride 2-1 öne geçerek büyük avantaj yakalayan Olympiacos'un deneyimli koçu Giorgos Bartzokas ise sakin kalmanın önemine değindi: Oyun Planına Sadakat: "Maçın genelinde kendi basketbol ilkelerimize sadık kaldık. Evan, Sasha ve Nikola hücumda olağanüstü kararlar verdiler. 102 sayı üretmek bu seviyedeki bir derbide hücum ritmimizin ne kadar doğru çalıştığının kanıtıdır." Sakinlik ve Konsantrasyon: "Saha içinde ve saha dışında çok fazla tansiyon vardı. Biz bu provokasyonlara kapılmayıp sadece sahada kalmaya odaklandık. Derbilerde zihinsel olarak güçlü kalabilen ekipler kazanır, bugün bunu başardık." Şampiyonluk Değerlendirmesi: "Çok önemli bir galibiyet aldık ancak henüz hiçbir şey kazanmadık. Atina'da bizi çok daha sert ve baskılı bir atmosferin beklediğini biliyoruz. Aynı disiplinle hazırlanıp seriyi deplasmanda bitirmek istiyoruz." 1. Serinin 4. Maçı: Yayın Bilgileri ve Genel Durum Yunanistan Basketbol Ligi Finalleri'nde şampiyonu belirleyebilecek ya da seriyi son maça taşıyacak olan 4. Maç, 10 Haziran Çarşamba günü oynanacak. Maç Saati: Karşılaşma, yerel saatle ve TSİ 21:00'de başlayacak. Salon: Mücadele Panathinaikos AKTOR'un ev sahipliğinde, Atina'daki Telekom Center Atina (OAKA) salonunda gerçekleştirilecek. Ekran Karşısı: Türkiye'deki basketbolseverler bu dev derbiyi canlı olarak D-Smart platformunda yer alan Smart Spor kanallarından veya D-Smart Go uygulaması üzerinden naklen takip edebilecekler. Ayrıca uluslararası yayın hakları kapsamında Yunan yayıncı ERT üzerinden de takip edilmesi bekleniyor. Seri Dinamiği: Olympiacos seride 2-1 önde olduğu için maçı kazanması durumunda şampiyonluğunu ilan edecek. Panathinaikos kazanırsa seri 2-2'ye gelecek ve şampiyon Barış ve Dostluk Salonu'ndaki 5. maçta belli olacak. 2. Sakat Oyuncuların (Cedi Osman & Nikos Rogkavopoulos) Güncel Durumu Panathinaikos cephesinde 3. maçta alınan mağlubiyetin yanında kadro derinliği anlamında da can sıkıcı gelişmeler yaşandı: Cedi Osman: Yıldız kanat oyuncusu, sakatlığı nedeniyle 3. maçın kadrosunda yer alamamıştı. Sağlık ekibinin yoğun tedavisi sürse de 4. maçta sahada olup olamayacağı tamamen maç saatindeki esneklik durumuna ve son idmandaki durumuna bağlı. Oynamaması durumunda Ergin Ataman'ın kısa rotasyonunda ciddi bir fiziksel güç eksikliği devam edecek. Nikos Rogkavopoulos: 3. Maçın ikinci çeyreğinde herhangi bir rakip teması olmadan (non-contact) acı içinde yerde kalan forvet oyuncusu maçı yarıda bırakmıştı. Temassız sakatlıklar genellikle bağ veya adale problemlerine işaret ettiği için oyuncunun durumunun ciddi olduğu bildirildi. İlk gelen raporlara göre Rogkavopoulos'un 4. Maçta oynaması imkansıza yakın görünüyor ve detaylı MR sonuçları kulüp tarafından bekleniyor. Ergin Ataman’ın Yunanistan Basketbol Ligi (GBL) Finalleri 3. maçının son anlarında diskalifiye edilmesinin ardından alabileceği muhtemel disiplin cezaları ve bunların serinin kaderine (özellikle 4. maça) etkileri şu şekilde analiz edilebilir: Muhtemel Disiplin Cezaları: Maçtan Men mi, Para Cezası mı? Yunanistan Basketbol Federasyonu (EOK) ve GBL disiplin kuralları gereği, bir başantrenörün hakem kararlarına itiraz nedeniyle oyundan ihraç edilmesi (çift teknik faul veya doğrudan diskalifiye) durumunda süreç şu şekilde işler: Para Cezası (En Yüksek İhtimal): Hakem raporunda hakaret, tehdit veya fiziksel bir müdahale yer almadığı sürece, sadece şiddetli itirazdan kaynaklanan diskalifiyeler genellikle para cezası ile cezalandırılır. Ataman'ın basın toplantısında hakemleri doğrudan hedef alan ancak sınırları aşmayan "standart dışılık" açıklamaları da bu cezayı sabitleyecektir. Maçtan Men Cezası (Düşük İhtimal): Eğer hakemler maç sonu raporuna (sheet) Ataman'ın kendilerine yönelik ağır hakaretlerde bulunduğunu veya diskalifiye kararından sonra sahayı terk etmeyi reddederek fiziksel olarak hakemlerin üzerine yürüdüğünü yazdıysa, disiplin kurulu 1 ila 2 maç men cezası verebilir. Ancak finallerin hassasiyeti göz önüne alındığında, resmi rapor olağanüstü ağır olmadıkça bu ceza nadiren uygulanır. Olası Cezaların Finallere ve Panathinaikos'a Etkileri Senaryo A: Sadece Para Cezası Gelmesi (Normal Akış) Zihinsel Reaksiyon: Takımın başında kalacak olan Ergin Ataman, bu diskalifiyeyi ve para cezasını Telekom Center'daki (OAKA) 4. maçta taraftarı ve oyuncuları ateşlemek için bir motivasyon kaynağı olarak kullanacaktır. Ataman’ın kariyerinde bu tür kriz anlarını avantaja çevirme becerisi bilinmektedir. Hakem Baskısı: Panathinaikos yönetimi ve Ataman, 4. maç öncesi hakemler üzerinde psikolojik bir baskı oluşturarak evindeki maçta düdüklerin daha dengeli çalınmasını (özellikle 3. maçtaki serbest atış dengesizliğine vurgu yaparak) sağlamaya çalışacaktır. Senaryo B: Maçtan Men Cezası Gelmesi (Kriz Senaryosu) Eğer sürpriz bir şekilde Ataman'a 4. maç için men cezası verilirse, Panathinaikos adına finallerin kırılma noktası yaşanır: Saha İçi Yönetim Zaafiyeti: Takımı sahada yardımcı antrenör (büyük olasılıkla Christos Serelis) yönetmek zorunda kalacaktır. Karşı tarafta Giorgos Bartzokas gibi çok tecrübeli bir taktik deha varken, Ataman'ın maç içi reaksiyonlarından ve molalardaki psikolojik dokunuşlarından mahrum kalmak şampiyonluk maçında Panathinaikos'a çok ağır darbe vurur. Daralan Rotasyonda Çift Kriz: Zaten Cedi Osman'ın yokluğu ve Rogkavopoulos'un sakatlığı nedeniyle rotasyonu daralan takım, bir de saha kenarındaki liderini kaybederse taktiksel esnekliğini tamamen yitirebilir. OAKA'da Agresyon Riski: Ataman’ın cezalı olması, Telekom Center'daki taraftar atmosferini hakemlere ve Olympiacos'a karşı aşırı agresif bir boyuta taşıyabilir. Bu durum takıma itici güç olabileceği gibi, saha olayları nedeniyle maçın durmasına ve Panathinaikos'un ceza almasına da yol açabilir. Özet Sonuç Disiplin kurulunun maç gününe (10 Haziran) kadar kararını açıklaması bekleniyor. Büyük olasılıkla ağır bir para cezası ile geçiştirilecek bu durum, Ataman'ın 4. maçta sahada yer alarak seriyi 2-2'ye getirmek için tribünleri de arkasına alacağı agresif bir Panathinaikos izleteceğinin sinyalidir.
  4. Bu sözlerin sahibinin videosu
  5. Güzel soru... Yani, eski benzinli araçlarda aracı ön traversin veya arka diferansiyelin (sabit akslı modellerde) altından krikoyla kaldırırdık; ancak fotoğraflarda da fark ettiğin üzere, kriko kaldırma noktaları aslında kriko sehpalarını yerleştirmek isteyeceğin yerlerle aynı. Tek bir noktadan kaldırdığında aracın o tarafının tamamen yükseldiğini görebilirsin; bu da o taraftaki diğer uca sehpa koymana olanak tanır ama aslında pek de işe yarar bir yöntem sayılmaz. Neyse ki garajımda iki sütunlu bir araç lifti var, o yüzden benim açımdan bir sorun olmuyor.
  6. Volvo XC40 Recharge'ı 2 Kriko Sehpası Üzerinde Doğru Şekilde Kaldırma XC40 şarjını 2 Kriko Sehpasında Düzgün Şekilde Kaldırma (Ön 2 lastik veya arka 2 lastik...) Volvo'da durum böyle; ancak sorun şu ki sadece 4 adet kriko noktası var ve aracı kaldırdığımda kriko sehpasını koyabileceğim başka bir yer bulunmuyor... Aracı nasıl kaldırıp aynı anda altına kriko sehpasını yerleştireceğim konusunda kafam biraz karışık... Yardımcı olabilecek biri var mı?
  7. Futbol Okulu - Rabona - Boston Dynamics x Hyundai
  8. Beşiktaş GAİN Bahçeşehir Koleji'ni devirdi ve seriyi eşitledi! Beşiktaş GAİ, Basketbol Süper Ligi'nin yarı final serisi dördüncü maçında kendi sahasında karşılaştığı Bahçeşehir Koleji'ni 73-71 mağlup etti ve seride durumu 2-2 yaptı...
  9. Bugün, 8 Haziran 2026'da, 7,8 büyüklüğündeki güçlü bir deprem, Filipinler'in Davao Occidental bölgesindeki Malita'da bulunan Mahayahay İlkokulu'nu şiddetle sarstı.
  10. Türkiye'nin Ekonomisi, Mavi Renkli Ülkelerin Toplamından Daha Büyük MAVİ: 1,5 Trilyon Dolar KIRMIZI: 1,6 Trilyon Dolar
  11. BELEDİYE BAŞKANIM MÜSLÜMAN SİMİTLERİM YAHUDİ CHRISTIAN DIOR'UM KNICKS DÖRT MAÇTA
  12. Kadınlar #VNL2026 1. Hafta Sonrası Sıralaması! Sezonun açılışında beş setlik heyecan dolu maçlar, büyük sürprizler ve iddialı galibiyetler! Sizi en çok şaşırtan sonuç hangisi oldu?
  13. Wade Baldwin IV'ün o performanslarından biri 32 Sayı
  14. Fenerbahçe Medicana Kadın Voleybol Takımı Snead Jack-Kısal'ı açıkladı... Ailemize hoş geldin Sinead Jack-Kısal!
  15. Fenerbahçe Medicana Kadın Voleybol Takımı Brenda Castillo'yu açıkladı... Ailemize hoş geldin Brenda Castillo!
  16. Trump NBA'i yerden yere vuruyor. Peki, neden Knicks-Spurs final maçına katılacak? Başkan Donald Trump, NBA'i, basketbol oyununu "mahvedebilecek" nitelikteki açık liberal siyasi görüşlerin ve oyuncu aktivizminin bir kalesi olarak nitelendirip açıkça yerden yere vurdu. Ayrıca, görev onay oranı tarihsel olarak düşük seviyelerdeyken New York şehrinde hiç de sevilmiyor. Peki, neden New York Knicks ile San Antonio Spurs arasında oynanacak ve Madison Square Garden'da 27 yıl aradan sonra gerçekleşecek olan final serisinin üçüncü maçına katılmayı planlıyor? Eski Başkan Bill Clinton'ın o meşhur sözünü ödünç alacak olursak: "Mesele siyaset, aptal." Spurs ve takımın 2,24 metrelik (7 fit 4 inç) süperstar pivot/uzun forveti Victor Wembanyama ile 1999'dan bu yana ilk kez NBA Finalleri'nde yer alan Knicks arasındaki bu maçın, son dönemde televizyonda en çok izlenen NBA karşılaşmalarından biri olması bekleniyor. Başkanlık tarihi uzmanı Matt Dallek'in 5 Haziran'da USA TODAY'e verdiği demece göre; Trump her ne kadar MAGA (Make America Great Again) yanlısı Ultimate Fighting Championship (UFC) kitlesiyle daha fazla örtüşse de, bu maça gitmesinin muhtemel nedeni, kendisine markasını güçlendirme ve evlerinde maçı izleyen 10 milyondan fazla insan tarafından görülme fırsatı sunmasıdır. Dallek, "İlgiyi sever. Üzerinde gözler olmasını ve her şeyin merkezinde yer almayı sever," dedi. "Florida'ya taşınmış olsa da, pek çok açıdan kendisini hâlâ bir New Yorklu olarak görüyor." Dallek sözlerine şöyle devam etti: "Knicks'in onlarca yıl aradan sonra finale kalması, onun için bir taşla iki kuş vurma fırsatı. Biraz tartışma yaratabilir, tüm dikkatleri üzerine çekebilir ve yuhalansa ya da laf atılsa bile New York Knicks'in o ışıltılı havasından payını alabilir." Trump bir basketbol —ve genel olarak spor— hayranı mı? Analistlere göre Trump, ikinci döneminin ilk 18 ayında şimdiden pek çok spor etkinliğine katıldı. Bunlar arasında çok sayıda golf etkinliği ve şampiyonası, New Orleans'taki Super Bowl LIX, Miami'deki Üniversitelerarası Amerikan Futbolu Play-off Ulusal Şampiyonası, Daytona 500 otomobil yarışı, ABD Açık Tenis Turnuvası Erkekler Finali, FIFA Kulüpler Dünya Kupası Finali ve hatta NCAA Güreş Şampiyonası yer alıyor. Trump özellikle Kabine üyeleri ve yakın çevresiyle birlikte UFC dövüş gecelerine ve maçlarına katılmaktan keyif alıyor. Doğum gününde yapılacak UFC dövüşü için Beyaz Saray'ın Güney Çimi'nde (South Lawn) bir sekizgen (octagon) ringin kurulumu tamamlanmak üzere. Ancak 3. maçın atmosferi muhtemelen daha farklı ve samimi olacak; ayrıca bu tarihi bir an niteliği taşıyor, zira Ulusal Basketbol Birliği (NBA), Trump'ın bir NBA finalleri maçına katılan ilk başkan olacağına inanıyor. Sıkı bir basketbol hayranı olan Başkan Barack Obama bile NBA ile yakın ilişkiler kurup maçlara gitmiş olsa da, hiçbir zaman NBA finallerine katılmamıştı. Knicks'e gelince; Trump, 2015'te resmen siyasete atılmadan önce zaman zaman maçlara gider ve saha kenarında otururdu. 'Özellikle NBA, basketbolu mahvedecek' Trump, en azından 2020 yazından bu yana NBA'i ve oyuncuların sosyal adalet protestoları ile siyasi davaları sahiplenmelerini sık sık eleştiren bir isim oldu. Bu gerilim, Florida'nın Orlando kentindeki "Fanus" (Bubble) ortamında düzenlenen 2020 NBA Play-offları sırasında zirveye ulaştı; o dönemde bazı oyuncular, tartışmalı polis şiddeti olaylarının ardından maçları geçici olarak boykot etmişti. Hatta bazıları formalarında ve sahalarda "Black Lives Matter" (Siyahların Hayatı Değerlidir) mesajlarına yer vermişti. Buna karşılık Trump, oyuncuları milli marş sırasında diz çökmeleri ve ligi bir "siyasi organizasyona" dönüştürmeleri nedeniyle eleştirdi. 28 Ağustos 2020'de Air Force One uçağında gazetecilere yaptığı açıklamada ise, "Bence özellikle NBA'e yaptıkları şey basketbolu mahvedecek," demişti. Trump ayrıca, oyuncuların siyasi eylemlerini, NBA televizyon reytinglerinde yaşandığını iddia ettiği keskin düşüşle sık sık ilişkilendirdi. Diğer spor dallarındaki şampiyonların aksine, hiçbir NBA şampiyonu takım Trump dönemindeki Beyaz Saray'ı ziyaret etmedi; oysa şampiyon NBA takımları Obama dönemindeki Beyaz Saray'ın sık konukları arasındaydı. Trump 2017'de, yönetimin kutuplaştırıcı tutumunu gerekçe göstererek ziyarete katılmama yönünde oy kullanacağını açıklayan Golden State Warriors yıldızı Stephen Curry'nin, takımın geleneksel şampiyonluk ziyaretindeki davetini geri çektiğini Twitter'dan duyurmuştu. Curry o dönemde, "Harekete geçip gitmeyerek, umarım bu ülkede nelere müsamaha gösterdiğimiz, nelerin kabul edilebilir olduğu ve nelere göz yumduğumuz konularında bir değişime ilham verebiliriz," demişti. Sonuç olarak, takımın hiçbiri Beyaz Saray'ı ziyaret etmedi. Ertesi yıl Curry ve o dönem Cleveland Cavaliers forması giyen LeBron James, takımlarının hiçbirinin daveti kabul etmeyeceğini kamuoyuna açıkladı; Trump da her iki takımı da Beyaz Saray'a davet etmeyeceğini duyurdu. Beyaz Saray, Trump'ın siyasi bağışçılardan MSG CEO'su James Dolan tarafından davet edildiğini belirtiyor. Trump, 4. maça da katılabileceğini ifade etti. Trump, 4 Haziran'da Oval Ofis'te gazetecilere yaptığı açıklamada Dolan'ın davetiyle ilgili olarak, "Cevap şu: Evet, beni davet etti ve ben de gidiyorum," dedi. "Pazartesi olabilir; belki her ikisine de katılırım." Kaynak: USA TODAY
  17. Bir uzmana göre, avokadoyu kesmeden önce mutlaka yapmanız gereken şaşırtıcı şey Bunu gerçekten hiç düşünmemiştim ve kesinlikle hiç yapmamıştım. Çok fazla avokado tüketen biriyim. Onları kızarmış ekmek üzerinde, yumurtayla, kaselerde, taze guacamole yapımında ve hatta kabuğundan kaşıkla doğrudan yiyerek tüketiyorum; bizim evde adeta başlı başına bir besin grubu gibiler. Açıkçası, onları nasıl kestiğim üzerine bariz olanın ötesinde pek kafa yormamıştım. Bu yüzden, Uzman Uzman, avokadoyu kesmeden önce çoğumuzun atladığı bir adımdan (adeta laf arasında) bahsettiğinde gerçekten şaşkına döndüm. Meğer kesmeden önce kabuğunu yıkamak gerekiyormuş. Bunu gerçekten hiç düşünmemiştim ve kesinlikle hiç yapmamıştım. Üstelik her gün ailem için yemek pişiren biriyim. Avokado kabuğu neden kesilmeden önce yıkanmalı? Bilmediğim şey şuydu: Avokado kabuğu zararlı bakteriler barındırabilir ve kabuğu kesmek bu bakterilerin meyvenin etli kısmına bulaşmasına neden olabilir. Uzman durumu şöyle açıklıyor: "Avokado kabuklarının neredeyse %18'inde Listeria monocytogenes bulunduğu tespit edilmiştir. Kabuğu önce yıkamadan kestiğinizde, bıçağınız dış yüzeyde ne varsa doğrudan yiyeceğiniz meyvenin etli kısmına taşıyabilir." Listeria monocytogenes, bazen taze meyve-sebze ve diğer gıdalarda bulunan ve listeriyoz adı verilen ciddi bir gıda kaynaklı enfeksiyona yol açabilen bir bakteridir; aynı zamanda önceden dilimlenmiş kavunların satın alınmasını riskli kılan patojen de budur. Onu özellikle sorunlu kılan şey, buzdolabı sıcaklığında üreyebilen az sayıdaki patojenden biri olmasıdır; yani soğuk bir buzdolabı onu kontrol altında tutmak için yeterli değildir. Ayrıca, avokadoyu pişirmediğiniz için, sonradan bu bakteriyi etkisiz hale getirecek bir "yok etme aşaması" da söz konusu değildir. Bu riski gözden kaçırmak kolaydır çünkü avokado kabuğu koruyucu bir görünüme ve yapıya sahiptir. Ne de olsa kalın, pürüzlü ve yenmeyen bir kısımdır. Kabuğunu yemiyoruz, o halde neden yıkayalım ki? Ancak Uzman'ın açıkladığı gibi: "Pek çok insan, kabuğunu yemediği için bunun önemli olmadığını varsayar. Oysa yüzeyde yaşayan her şey içeriye taşınabilir." Avokadonuzu Güvenli Bir Şekilde Nasıl Hazırlarsınız? Neyse ki çözüm çok basit. Uzman, "Bunu bir kez öğrendiğinizde, edinmesi çok kolay bir alışkanlık haline geliyor," diyor. "Tek yapmanız gereken, kesmeden önce hızlıca fırçalayıp yıkamak." Avokadoyu kesmeden önce tıpkı bir kavunu veya patatesi yıkar gibi soğuk suyun altına tutun ve kabuğunu fırçalayarak temizleyin. Sebze fırçası kullanmak işinizi kolaylaştırır; ancak akan suyun altında kabuğu sıkıca ovalamak bile önemli bir fark yaratır. Ardından kurulayın, kesin ve her zamanki gibi hazırlamaya devam edin. Tüm bu işlem rutininize sadece 30 saniye kadar ekler. Ben bizzat denedim ve süreyi tuttum. Temiz ve keskin bir bıçak kullanmanın da faydalı olacağını belirtmekte yarar var. Uzman, kör bir bıçağın meyve hücrelerini düzgünce kesmek yerine ezdiğini; bunun da kararmayı ve bozulmayı hızlandırdığını, ayrıca mevcut bakterilere maruz kalan yüzey alanını artırdığını ifade ediyor. Hızlı bir yıkama ve keskin bir bıçak, riski önemli ölçüde azaltmak için yeterlidir. Avokadolar mutfağımdaki yerini korumaya devam edecek. Görünüşe göre sebze fırçası da öyle.
  18. Trump artık savaşları sona erdirme vaadiyle kampanya yürütmediğini iddia ediyor Başkan Donald Trump, hafta sonu gerçekleşen gergin bir röportajda, İran ile savaşa girerek seçim vaatlerini çiğnediği yönündeki iddiaları reddetti ve söz konusu çatışmanın "sonsuz" olmayacağı konusunda güvence verdi. Trump, NBC'den Kristen Welker'a Meet the Press programı için önceden kaydedilen bir röportajda, İran ile savaşın yakında sona ereceğini söyledi. Böylece, savaşın bir türlü sonu gelmeden inatla uzayıp gitmesi sürecinde kendisinin ve kabine üyelerinin aylardır dile getirdiği bir iddiayı yinelemiş oldu. Başkan, son açıklamalarında bu gecikmeyi, İran'ın gelecekte nükleer malzeme edinme veya satın alma kapasitesine ilişkin ifadeler üzerindeki bir anlaşmazlık olarak nitelendirdi. Başkan, başkanlık kampanyası sırasında "savaşlar" ile "sonsuz" çatışmalar arasında bir ayrım yaptığını öne sürdü ve asla kullanılmayacaksa Amerika'nın askeri gücünü artırmanın bir anlamı olmadığını ekledi. "Her şeyden önce, savaş olmayacağına dair bir garanti vermedim. Dünyanın en güçlü ordusunu neden kurmuş olayım ki?" diye sordu. Trump, Welker'a şunları söyledi: "Söz verdiğimi söylüyorsunuz ama ben hiçbir şey vaat etmedim. Bu sonsuz savaşlardan hoşlanmıyorum. [Ama] bu sonsuz bir savaş değil." Daha sonra İran'daki savaşı, Ocak ayında gerçekleşen ve devrik lider Nicolás Maduro'nun ABD güçleri tarafından gece yarısı düzenlenen cüretkar bir baskınla ele geçirilmesiyle sonuçlanan Venezuela'daki askeri harekatla kıyasladı. Başkan, üç ayı aşkın süredir devam eden ve ABD'nin hedeflerine ulaşma yolunda herhangi bir ilerleme belirtisi göstermediği İran çatışması ile o harekat arasında hala benzerlikler görüyor. Trump, durumu kendi gördüğü alternatif senaryoyla kıyaslamadan önce, "Venezuela'yı dakikalar içinde ele geçirdik. İran'ın kapasitesini günler içinde yok ettik. Kimse daha önce böyle bir şey görmemiştir," dedi. "Unutmayın, aptal insanlar yüzünden 19 yıl boyunca Vietnam'da kaldınız," dedi. "Pek çok farklı ülkede bulundunuz. İçinde yer aldığınız her savaş yıllarca sürdü. Irak'a bakın. Orada yıllarca kaldınız." Trump’ın 2024 başkanlık kampanyası, Ukrayna ile Rusya arasındaki savaşın ABD gündeminin en önemli maddesi olduğu ve İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırısının Başkan Joe Biden’ın kendi partisi içindeki popülaritesini hızla erittiği bir dönemde başladı. Trump’ın dış politika programının büyük bir kısmı, Biden yönetimini bu iki çatışma nedeniyle suçlamaya dayanıyordu; zira ona göre bu çatışmaların yaşanmasına ve kontrolden çıkmasına yalnızca ABD’nin pasif liderliği yol açmıştı. Ancak NBC’ye verdiği röportajdaki ifadesine rağmen, savaş başlatmayacağı konusunda da söz verdi. 2024’teki zafer konuşmasında destekçilerine şöyle seslendi: “Savaş başlatmayacağım, savaşları durduracağım.” Trump ayrıca, Ukrayna’nın işgalinin kendi başkanlığı döneminde gerçekleşmeyeceğini de sık sık dile getirdi. Eylül 2022’de yaptığı açıklamada, “Ukrayna çatışması asla yaşanmamalıydı ve ben başkan olsaydım yaşanmazdı,” demişti. Trump, 2025 yılının büyük bir bölümünü, sonradan büyük ölçüde vazgeçtiği küresel bir barış elçisi imajı yaratma çabasıyla açıkça Nobel Barış Ödülü için kampanya yürüterek geçirdi. Hiçbir sonuç vermeyen Rusya-Ukrayna müzakerelerine yeni bir ivme kazandırmaya çalıştı ve Gazze'de bir barış anlaşmasının kabul edilmesini sağlamak amacıyla İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'ya baskı yaptı. Ancak aynı zamanda Karayipler'de uyuşturucu kaçakçısı olduğundan şüphelenilen kişilerin bulunduğu küçük tekneleri vurmak için askeri güç kullanma kampanyası da başlattı; bir yıl süren ve bir zamanlar sivil hedef olarak görülen unsurlara yönelik bu saldırılar dizisi, yönetimin uyuşturucu kaçakçısı olarak yaftaladığı düzinelerce insanın yargılanmaksızın hedef alınması ve öldürülmesiyle sonuçlandı. Başkan ayrıca Meet the Press programında, bir anlaşmaya varılamaması halinde İran'ın elinde kalan nükleer malzemelere doğrudan el koymak ve bunları imha etmek için ABD askeri gücünü kullanma tehdidinde bulundu. Trump, söz konusu nükleer malzemelerle ilgili olarak, "İşin yöntemi şu: Eğer bir anlaşma yaparsak —ki şimdi anlaşırsak dost oluruz ve birlikte hareket ederiz— ekipman bizim olur. İster yerinde ister tesis dışına çıkararak olsun, onu alır ve imha ederiz," dedi. "Ancak anlaşma yapmazsak, o zaman askeri yollarla çok sert bir şekilde onları ortadan kaldırırız," diye ekledi. "Ve harekete geçmeden önce o anı bekleriz; böylece her iki durumda da güvenliğimizi sağlamış oluruz." Röportajı, 2020 seçimlerine ilişkin asılsız iddiaları nedeniyle program sunucusu Welker ile girdiği tartışmanın ardından öfkeyle stüdyoyu terk ederek sonlandırdı. Başkanın bu açıklamaları, aralarında Trump'ın da bulunduğu Beyaz Saray yetkililerinin, başkanın İran'daki savaşı bitirmeye çok yaklaştığını ve masasında onayını bekleyen bir barış anlaşması bulunduğunu iddia ettikleri bir haftanın ardından geldi. Söz konusu barış anlaşması hayata geçmedi; Başkan Pazar günü yaptığı açıklamada, anlaşma kapsamında İran'ın gelecekteki satın alma kapasitesine dair ek güvenceler aradığını belirtti. Şahin kanattaki eleştirmenlerinin endişelerini gidermek amacıyla, İran potansiyel anlaşmaya uyum sağladığını kanıtlamadan yaptırımları hafifletmeyeceğini veya ABD finans sistemindeki dondurulmuş İran fonlarını serbest bırakmayacağını da sözlerine ekledi. Başkan, ABD kuvvetlerinin "sonsuz" bir şekilde konuşlandırılmasını veya İran'ın nükleer programının geleceği üzerinde ABD kontrolünü sağlama hedefinden vazgeçilmesini gerektirmeyen kalıcı bir çözüm arayışını sürdürürken, bir yandan da İran'a yönelik saldırılarının önemini Amerikan halkına kabul ettirmeye çalışıyor. NBC ile yaptığı röportajda Başkan; savaşın yol açtığı büyük ekonomik aksaklıklardan etkilenen sektörlerde faaliyet gösteren çiftçilere ve diğer kesimlere yönelik bir mesajı olup olmadığı konusunda gazeteci Welker ile tartışma yaşadı. Beyaz Saray açısından durumu daha da karmaşık hale getiren bir diğer unsur ise Hürmüz Boğazı; İran kıyılarındaki bu kritik su yolu, savaşın başlamasından bu yana Devrim Muhafızları (IRGC) tarafından kapatılmış durumda ve bu durum küresel deniz taşımacılığında büyük aksamalara yol açıyor. ABD aylardır İran'ı Boğaz'ı açmaya zorlamayı başaramazken, aynı zamanda yönetimin savaş başladığında bu duruma neden hazırlıksız yakalandığına veya gerçekten hazırlıksız olup olmadığına dair sorularla karşı karşıya kalıyor. Şubat ayı sonlarında savaşın başlamasının ardından ABD'de benzin fiyatları galon başına bir dolardan fazla artış gösterdi ve Amerikalılar yaz seyahat dönemine girerken fiyatlar ancak şimdi zirve seviyelerinden gerilemeye başlıyor. Boğaz kapalı kaldığı sürece, çiftçiler için gübre ve diğer girdilerin fiyatları yüksek seyretmeye devam ediyor. The Independent, bağımsız düşünce yapısına sahip bireyler için küresel haberler, yorumlar ve analizler sunan, dünyanın en özgür fikirli haber markasıdır. Güvenilir sesimize ve olumlu değişime olan bağlılığımıza değer veren, bağımsız düşünceye sahip bireylerden oluşan devasa ve küresel bir okuyucu kitlesine ulaştık. Değişimi gerçekleştirme misyonumuz, bugün hiç olmadığı kadar büyük bir önem taşıyor. Kaynak: TI
  19. Google’dan Yapay Zeka Döneminde Büyük Taahhüt: Tükettiğinden Fazla Suyu Doğaya Geri Kazandıracak Yapay zeka teknolojilerinin hızla büyümesi, veri merkezlerinin kaynak tüketimini dünya genelinde mercek altına aldırdı. Artan toplumsal tepkiler ve endişeler karşısında harekete geçen teknoloji devi Google, su koruma ve yönetim politikasını genişlettiğini duyurdu. Şirket, veri merkezlerinde tükettiği su miktarından daha fazlasını doğaya geri kazandırma sözü verdi. Gelişmenin Detayları: Google Ne Planlıyor? 9to5Google tarafından aktarılan bilgilere göre Google, ABD’deki veri merkezlerinde "su yönetimi" (water stewardship) önlemlerini üst seviyeye çıkarıyor. Yapay zeka altyapısının yerel su kaynaklarını kurutmasından endişe eden toplulukları rahatlatmayı amaçlayan şirket, 5 temel maddeden oluşan stratejik bir plan açıkladı: Alternatif Soğutma Yöntemleri: Su havzalarının risk altında olduğu kurak bölgelerde su yerine hava soğutma sistemlerine geçiş yapılacak. Atık Su Dönüşümü: Geri kazanılmış atık sular ve diğer alternatif su kaynakları daha aktif kullanılacak. Altyapı Modernizasyonu: Yerel hizmet sağlayıcılarının su ve atık su sistemlerini modernize etmesi için destek verilecek. Şeffaf Raporlama: Veri merkezlerinin su kullanımına ilişkin yıllık kamuya açık raporlama uygulamasına kararlılıkla devam edilecek. %120 Geri Kazanım Hedefi: 2030 yılına kadar, veri merkezlerinde tüketilen suyun %120’sinin doğaya geri kazandırılması hedefleniyor. Bu Adım Neden Kritik Bir Öneme Sahip? Yapay zeka çılgınlığı sadece devasa bir elektrik ağı gerektirmiyor; bu sistemlerin kalbi olan veri merkezlerini soğutmak için çok ciddi miktarda suya ihtiyaç duyuluyor. Bu durum, yeni tesislerin kurulduğu bölgelerdeki yerel halkın su ve elektrik arzını doğrudan tehdit ediyor. Yapay zekanın enerji verimliliği ve temiz enerji tahmini gibi çevreye faydalı yönleri olsa da; yarattığı aşırı kaynak tüketimi altyapıların yetersiz kalmasına ve dolayısıyla hane halkının faturalarının yükselmesine neden olabilir. Toplumlar, kendi yaşam kaynaklarının bu teknolojik büyüme uğruna feda edilmeyeceğinden emin olmak istiyor. Taraflar Ne Diyor? Google’ın Savunması: Su kullanımının bir "kara kutu" gibi gizli kalmaması gerektiğini savunan Google, veri merkezlerinin su tüketim verilerini şeffafça paylaşan ilk büyük bulut sağlayıcısı olduğunu hatırlatıyor. Şirket, sızıntı tespiti ve yeniden kullanım teknolojileriyle yerel altyapılara yatırım yapmayı sürdüreceğini vurguluyor. Eleştirmenlerin Görüşü: Çevre aktivistleri ve uzmanlar ise temkinli. Özellikle iklim krizi nedeniyle zaten kuraklık çeken bölgelerde, yapay zekanın yaratacağı ani ve devasa kaynak talebinin yerel su şebekelerinde telafisi zor krizlere yol açabileceği konusunda uyarılarına devam ediyor. Kaynak: TCD
  20. Meksika Başbakanı Claudia Sheinbaum, hükümet destekli uygun fiyatlı elektrikli araç prototipini tanıttı ve aracı "genç Meksikalı kadınlar ve erkekler tarafından yaratılan bir otomobil" olarak nitelendirdi. Sheinbaum, Olinia'yı Sahnede Kullandı Meksiko'nun kuzeyindeki Santa Lucía askeri üssünde bulunan bir Meksika Hava Kuvvetleri hangarında düzenlenen törende Sheinbaum, "Olinia Uno" adı verilen altı kişilik yolcu aracı prototipini kullanarak sahneye çıktı. Daha sonra aracın ve aracı kısa bir süre kullandığı anların görüntülerini X platformunda paylaşarak, "Bugün, genç Meksikalı kadınlar ve erkekler tarafından yaratılan elektrikli otomobil Olinia'yı tanıtıyoruz," ifadelerini kullandı. Kompakt elektrikli araç; şehir sakinleri için pratik bir şehir içi ulaşım aracı ve olası bir taksi seçeneği olarak konumlandırılıyor. Yetkililer ayrıca, Meksika'daki şehir içi yolculukların çoğunun 30 kilometrenin altında olduğuna dikkat çekerek, aracı motosikletlere kıyasla daha güvenli bir alternatif olarak nitelendiriyor. Meksika, Yerli Elektrikli Otomobil Üretimini Hedefliyor Mexico News Daily'ye göre, Olinia projesinin direktörü Roberto Capuano Tripp, prototipi ilk kez Mayıs ayında Sheinbaum'un ev sahipliğinde düzenlenen bir basın toplantısında göstermişti. Yetkililer o dönemde üretimin 2027'de başlamasının beklendiğini belirtmişti. Nahuatl dilinde "hareket etmek" anlamına gelen bir kelimeden türetilen Olinia; yerli üretimi, daha temiz ulaşımı ve daha fazla teknolojik bağımsızlığı teşvik etmeyi amaçlayan öncü bir girişim niteliğinde. Sheinbaum o dönemde yaptığı açıklamada, "Amaç, özellikle elektronik bileşenlere odaklanarak elektrikli aracın ulusal üretimini artırmaktır," demiş; bazı Meksikalı şirketlerin elektrik motorları ürettiğini ancak birçok elektronik parçanın hala ithal edildiğini belirtmişti. Elektrikli Araç Büyümesi ve Ticaret Politikası Baskısı Bu tanıtım, Meksika'nın elektrikli araç pazarının hızla büyüdüğü bir dönemde gerçekleşti. Elektrikli modeller (hibrit ve bataryalı elektrikli araçlar dahil) yeni araç satışlarının yaklaşık %9,5'ini oluşturuyor; satış hacminde hibrit ve şarj edilebilir hibrit (plug-in hibrit) modeller başı çekerken, bataryalı elektrikli araç satışları da artmaya devam ediyor. Meksika aynı zamanda önemli bir elektrikli araç üretim merkezi konumunda. Uluslararası Enerji Ajansı, Meksika'nın 2024 yılında Amerika Birleşik Devletleri'nin önde gelen elektrikli araç tedarikçisi haline geldiğini ve ülkedeki elektrikli araç üretiminin üçte ikisinden fazlasının kuzeye (ABD'ye) ihraç edildiğini belirtti. General Motors (GM), Ford Motor Co. (F) ve Stellantis N.V. (STLA); sınır ötesi elektrikli araç (EV) üretiminde merkezi bir rol oynamaya devam ediyor. Meksika otomotiv endüstrisi, USMCA kapsamında ABD ve Kanada tedarik zincirlerine sıkı sıkıya bağlıdır; nitekim Meksika'nın araç ihracatının yaklaşık %80'i ABD'ye yapılmaktadır. Ancak bu entegrasyon; ABD'nin otomobil gümrük vergileri, elektrikli araçlara yönelik vergi kredisi politikalarındaki değişiklikler ve otomobil üreticilerini yatırım planlarını yeniden gözden geçirmeye zorlayabilecek ticaret görüşmeleri nedeniyle baskı altındadır. Kaynak: Benzinga
  21. "Epstein dosyaları yeni gelişmelerle yeniden gündemde" ifadesi, şu an tam anlamıyla küresel hukuk, siyaset ve uluslararası arenada yaşanan devasa çalkantıyı özetliyor. Epstein Dosyaları Şeffaflık Yasası'nın (Epstein Files Transparency Act) yürürlüğe girmesinin ardından, kamuoyuna sızan ham soruşturma belgeleri adeta zincirleme bir reaksiyon başlatarak üst düzey soruşturmaları ve siyasi istifaları beraberinde getirdi. Olayın gerçek boyutu, şu an üç ana kriz noktası üzerinden ilerliyor: 1. Doğrudan Etki: Yeni İfşaatlar Adalet Bakanlığı (DOJ) 3 milyondan fazla belge, 2.000 video ve 180.000 görselden oluşan devasa bir arşivi serbest bırakırken, doğrudan kaynaktan gelen yepyeni sızıntılarla durum daha da tırmandı: Haziran 2026 Miras Sızıntısı: Temsilciler Meclisi Gözetim Komitesi, Jeffrey Epstein’ın miras yönetiminden (estate) mahkeme kararıyla talep edilen ve teslim alınan 20.000 sayfalık ek ham belgeyi resmen kamuoyuna açıkladı. Hatalı Karartma (Sansür) Skandalı: Eski Başsavcı Pam Bondi, Temsilciler Meclisi Gözetim Komitesi önünde ifade vererek "fiyasko" olarak nitelendirilen bu belge salınımıyla arasına mesafe koydu. Adalet Bakanlığı, teknik format hataları nedeniyle bazı mağdurların isimlerini ve yüzlerini açıkta bırakırken, güçlü erkeklerin kimliklerini gizlemesi üzerine mağdur avukatlarından büyük bir tepki ve dava dalgasıyla karşılaştı. Hatta bir gazete kupüründeki yazışmada, Donald Trump'ın yüzünün üzerinin siyah kutuyla kapatıldığı fark edildi. 2. Küresel Siyasi ve Finansal Dalga Etkisi Epstein’ın onlarca yıl boyunca inşa ettiği finansal ve diplomatik ağlar, bu sansürsüz dosyaların ortaya çıkmasıyla bir bir çöküyor. Belgeler, Epstein'ın 2008'deki Florida mahkumiyetinden çok sonra bile küresel elitlerle ne kadar derin ilişkiler içinde olduğunu gösteriyor. Leon Black Soruşturması: Senato Finans Komitesi, Apollo Global Management'ın kurucu ortağı Leon Black hakkında sarsıcı bulgular yayınladı. Müfettişler, Black'in Epstein'a diğer seçkin vergi danışmanlarından 30 kat daha yüksek ücretler ödediğini ortaya çıkardı. Belgeler, Epstein'ın kamuoyuna ifşayı önlemek için 10 milyon doları paravan bir vakıf üzerinden aktardığını, Black'in bordrosundaki çeşitli kadınlara yapılan milyonlarca dolarlık ödemelerde aracılık ettiğini ve hatta bu kadınların konumlarını takip etmek için Rus hükümetiyle koordinasyon kurduğunu öne sürüyor. Peter Mandelson'ın Görevden Alınması: İngiltere'de de büyük bir diplomatik kriz patlak verdi. Adalet Bakanlığı tarafından sızdırılan dosyalar, Peter Mandelson'ın İngiltere'nin ABD Büyükelçiliği görevinden aniden alınmasına yol açtı. Yeni sızan İngiliz Dışişleri Bakanlığı belgeleri, Mandelson'ın Epstein ile olan ilişkisinin derinliğini gizlemesi nedeniyle güvenlik incelemesinden (vetting) geçemediğini, ancak buna rağmen Başbakanlık tarafından göreve zorlandığını gösteriyor. Kongre İfadeleri: Farklı sektörlerden birçok yüksek profilli isim Kongre'ye çağrılıyor. Ticaret Bakanı Howard Lutnick bağları hakkında ifade vermeyi kabul ederken, eski Başkan Bill Clinton ve Hillary Clinton da Kongre'ye itaatsizlik suçlamasıyla karşı karşıya kaldıktan sonra Temsilciler Meclisi Gözetim Komitesi'ne kapalı kapılar ardında gergin ifadeler verdi. 3. Düzenlenmemiş "Veri Tsunami'si" Gazeteciler ve adli muhasebeciler şu anda tamamen endekslenmemiş, kaotik bir arşiv yığınının içinde ipuçları arıyor. "Epstein Dosyaları" düzenli bir sicil defterinden ziyade, dağınık bir dijital çöplüğü andırıyor. Belge Türü Sızdırılan Miktar Şu Ana Kadar Ortaya Çıkan Satır Başları DOJ Arşiv Sayfaları 3.000.000+ sayfa Uçuş kayıtları, mükerrer e-posta zincirleri ve sürekli değişen sansür katmanlarına sahip federal PowerPoint dava dosyaları. Multimedya Arşivi 2.000 video / 180.000 görsel Güvenlik kamerası görüntüleri, daha önce hiç görülmemiş ünlü fotoğrafları ve Epstein'ın özel mülklerinden alınan sansürlü kayıtlar. Finansal/Sosyal Kayıtlar On binlerce Beklenmedik figürlerle yapılan yazışmalar; bunlar arasında spiritüelist Deepak Chopra ile finansal notlar ve 4chan kurucusu Christopher Poole ile yapılan görüşmeler yer alıyor.
  22. Trump’ın NBC News’in ‘Meet the Press’ programındaki röportajının doğruluğunun incelenmesi Başkan Donald Trump, Cuma günü “Meet the Press” programının sunucusu Kristen Welker ile bir röportaj gerçekleştirerek İran ile savaş, benzin fiyatları ve “silahlanma karşıtı” fon gibi konuları ele aldı. Pazar günü yayınlanan röportaj boyunca Trump; yanlış, yanıltıcı veya abartılı bir dizi açıklamada bulundu. NBC News muhabirleri, Başkan’ın bazı ifadelerini derinlemesine inceledi. İşte bu iddiaların arkasındaki gerçekler. İran savaşı Trump; ilk başkanlık döneminde Başkan Barack Obama’nın müzakere ettiği İran nükleer anlaşmasını feshetme kararını ve ikinci döneminde Haziran 2025’te İran’a yönelik ilk saldırıyı gerçekleştirme kararını savundu. Trump, “Nükleer silaha sahip olmaya çok yaklaşmışlardı. Anlaşmayı feshettim. Sonra yaklaşık dokuz-on ay önce B-2 bombardıman uçaklarını gönderdim. Ve o tesisi yerle bir ettiler, tamamen yok ettiler. Böylece durumu kurtardım,” dedi. “Bir seçim yapmamız gerekiyordu. Ya nükleer silaha sahip olmalarına izin verecektik ya da yolumuza devam edip güzel günler geçirecektik. Ama... bilirsiniz, bu bir değerlendirme meselesi; nükleer silah kullanırlardı.” Röportajın ilerleyen bölümlerinde Trump şu ifadeleri yineledi: “Eğer oraya B-2 bombardıman uçaklarıyla girmeseydim, şu anda nükleer silaha sahip olurlardı ve belki de dünyanın yarısı çoktan yok edilmiş olurdu.” Trump’ın açıklamaları, ABD’nin İran’a yönelik ilk saldırılarından aylar önce, Mart 2025’te dönemin Ulusal İstihbarat Direktörü Tulsi Gabbard’ın yasa yapıcılara verdiği bilgilerle örtüşmüyor. O dönemde Gabbard, ABD istihbarat teşkilatlarının İran’ın nükleer silah üretip üretmeme konusunda henüz bir karar vermediği, ancak ülkenin sivil amaçlar için gerekenden daha fazla zenginleştirilmiş uranyum stoğuna sahip olduğu yönünde değerlendirmelerde bulunduğunu belirtmişti. NBC News, Haziran 2025’te, ABD’nin İran’ın nükleer programına ilişkin değerlendirmesinin Mart ayından bu yana değişmediğini bildirmişti. Ayrıca, Trump saldırılar sırasında ABD’nin bir İran nükleer tesisini “tamamen yok ettiğini” iddia etse de, gerçek durum daha karmaşıktır. NBC News Temmuz 2025’te, nükleer zenginleştirme tesislerinden birinin büyük ölçüde tahrip edildiğini, ancak diğer ikisinin o denli ağır hasar görmediğini bildirmişti. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'na (UAEA) göre İran, şu anda muhtemelen, silah yapımında kullanılan seviyeye (silah kalitesine) çok yakın olan %60 oranında zenginleştirilmiş yaklaşık 1.000 libre (yaklaşık 450 kg) uranyumu elinde bulunduruyor. Uzmanlara ve eski yetkililere göre, İran elinde silah kalitesinde zenginleştirilmiş yeterli miktarda uranyum bulundursa bile, bir füzenin ucuna yerleştirilebilecek nitelikte bir nükleer savaş başlığı üretmesi aylar, hatta belki de bir yıldan uzun zaman alacaktır. Trump, ilk başkanlık döneminde ABD'yi 2015 nükleer anlaşmasından çekmeden önce, İran'ın elinde düşük seviyenin üzerinde zenginleştirilmiş uranyum stoğu bulunmuyordu ve ülke düzenli Birleşmiş Milletler denetimlerine tabiydi. Welker, Trump'ın daha iyi bir anlaşma müzakere etme sözü verdiğini hatırlatarak, kendisine bunu neden ilk döneminde yapmadığını sordu. Trump, Oval Ofis'teki ilk görev süresi sırasında "İsrail'in buna hazır olmayacağını" belirterek, müzakereleri şimdi yapmanın daha iyi olduğunu ifade etti. Trump ayrıca röportaj sırasında, mevcut savaşın bir sonucu olarak İran ordusunun başlıca unsurlarının "yok olduğunu" söyledi. Trump, "Donanmaları yok oldu. Hava kuvvetleri yok oldu. Hava savunma sistemleri yok oldu," dedi. Röportajın bir başka bölümünde ise şunları söyledi: "Üç ay içinde donanmalarını, hava kuvvetlerini ve hava savunma sistemlerini yerle bir ettim. Radarları yok. Hiçbir şeyleri kalmadı." Bu ifade abartılıdır. NBC News, haftalar süren bombardımana rağmen ülkenin konvansiyonel olmayan donanmasının yarısının sağlam kaldığını bildirdi. Bu "konvansiyonel olmayan" donanma, Tahran'ın sertlik yanlısı askeri gücü olan İslam Devrim Muhafızları (IRGC) tarafından sıklıkla kullanılan küçük ve "hızlı tekneleri" de kapsıyor. Söz konusu güçler, İran'ın Hürmüz Boğazı üzerinden uluslararası deniz taşımacılığını etkileme kapasitesi açısından kritik bir öneme sahip; ayrıca bu donanma yapısının niteliği gereği, ABD'nin bu unsurları tespit edip hedef alması daha zor olmuştur. Bununla birlikte Pentagon, ABD ordusunun İran'ın konvansiyonel donanmasının yaklaşık %90'ını ve deniz mayınlarının %95'inden fazlasını imha ettiğini açıkladı. Savunma yetkilileri ayrıca İran'ın "füze tesislerinin" %80'inden fazlasının yok edildiğini belirterek, operasyonların yeniden başlaması durumunda İran'ın füze ve diğer silahları ürettiği noktaların hedef alınabileceğine işaret etti. Welker ayrıca Trump'ı, yeni savaşlar başlatmama yönündeki seçim vaadi konusunda da sıkıştırdı. Trump, "Savaş olmayacağının garantisini vermedim. Dünyanın en güçlü ordusunu neden kurmuş olurdum ki?" dedi ve ekledi: "Ordumuzu ben kurdum." Oysa Trump, bir aday olarak seçilmesi halinde yeni savaşlar başlatmayacağına dair defalarca söz vermişti. Trump, 2024'te Pensilvanya'daki seçim kampanyası sırasında şunları söylemişti: "Sizi, asla bitmeyen aptalca dış savaşlarda savaşmaya ve ölmeye göndermeyeceğim. Oğullarımızı ve kızlarımızı, adını bile duymadığınız bir ülkedeki savaşta çarpışmaya göndermeyeceğim. Bunu yapmayacağız. Askerlerimizi eve getireceğiz ve 'Önce Amerika' ilkesine odaklanacağız." Trump, Kasım 2024'teki zafer konuşmasında da şöyle demişti: "Savaş başlatmayacağım. Savaşları durduracağım." Benzin fiyatları Savaşın yol açtığı artan benzin fiyatları sorulduğunda Trump, bir anlaşmaya varıldığında fiyatların düşeceğini söyledi. Trump, "Eğer bir anlaşma imzalarsak fiyatlar hemen düşer. Aksi takdirde, işimiz bittikten sonra düşerler," dedi. Ancak petrol şirketi yöneticileri, Hürmüz Boğazı derhal yeniden açılsa bile Orta Doğu'da petrol üretimini eski seviyesine getirmenin ve benzin fiyatlarını düşürmenin zaman alacağını belirtti. Exxon Kıdemli Başkan Yardımcısı Neil Chapman, geçen ayın sonlarında katıldığı bir Bernstein Research konferansında, azalan stoklar nedeniyle boğaz yeniden açıldığında "küresel piyasalarda dengenin yeniden sağlanmasının zaman alacağını" ifade etti. Chapman, "Normal bir tedarik zinciri düzenine geçmemizin dört ila altı hafta süreceğini öngörebilirsiniz," dedi ve ekledi: "Her şey boğazın açılıp açılmayacağına ve ne zaman açılacağına bağlı. Sonrasında ise dünya, her bir ülke ve her ticari kuruluş için asıl soru şu: O stokları ne kadar hızlı yeniden oluşturacaksınız?" Bu arada, Birleşik Arap Emirlikleri devlet petrol şirketi ADNOC'un CEO'su Sultan Al Jaber yakın zamanda şunları söyledi: "Bu çatışma yarın sona erse bile, çatışma öncesi akış seviyesinin yüzde 80'ine geri dönmek en az dört ay sürecektir; tam kapasite akışa ise 2027'nin ilk veya hatta ikinci çeyreğinden önce dönülemeyecektir." 6 Ocak olayları Trump, Adalet Bakanlığı'nın önerdiği 1,8 milyar dolarlık "silah haline getirmeye karşı" (anti-weaponization) fonunu savundu ve "radikal solcu çılgınlar tarafından büyük zarar görmüş" müttefiklerinin ödemeyi hak ettiğini söyledi. Adalet Bakanlığı mahkemeye fonun "hayata geçirilmeyeceğini" bildirmiş olsa da, Trump yönetiminin gelecekte —söz konusu fon olmasa bile— Trump müttefiklerine ödeme yapmasını engelleyecek bir durum bulunmuyor. Welker'ın, 6 Ocak'ta polise saldıran herhangi birinin bu fonlardan yararlanıp yararlanmaması gerektiği yönündeki sorusuna Trump, "Böyle bir şey söylemeye pek meyilli olmazdım ama durumu görmem gerekir," yanıtını verdi. Welker konuyu tekrar polise saldırmaktan suçunu kabul eden yaklaşık 170 kişilik 6 Ocak eylemci grubuna getirdiğinde ise Trump şöyle konuştu: "Suçlarını kabul ettiler çünkü korkmuşlardı. Oraya gittiler. Bir binaya yönlendirildiler. Birçoğu binaya bile girmeden tutuklandı." Bu durum bağlam gerektiriyor; zira o günkü en şiddet yanlısı isyancıların bazıları binaya hiç girmemişti. Biden yönetimindeki Adalet Bakanlığı'nın kapsamlı 6 Ocak soruşturması, ağırlıklı olarak ya bizzat Kongre binasına giren ya da binanın dışında polis memurlarına saldırmak gibi ağırlaştırıcı eylemlerde bulunan kişilere odaklandı. Örneğin, en ağır cezalardan biri, 20 yıl hapis cezasına çarptırılan David Dempsey'e verildi. Savcılar; Dempsey'nin derme çatma silahlar savurduğunu, memurlara çeşitli nesneler fırlattığını, üzerlerine kimyasal madde sıktığını ve bir memurun başına beş kez ayağıyla bastırdığını belirtti; tüm bu eylemler Kongre binasının dışında gerçekleşmişti. Trump ayrıca, FBI'ın 6 Ocak'ta insanları Kongre binasına soktuğunu iddia etti. Trump, "İnsanları binaya yönlendiren FBI ajanları vardı," dedi. Welker'ın röportaj sırasında da belirttiği üzere, herhangi bir FBI özel ajanının birini binaya yönlendirdiğine dair hiçbir kanıt bulunmuyor; ayrıca isyan patlak verip bazı ajanlar kalabalık kontrolüne destek olmak üzere olay yerine intikal edene kadar, görev başındaki hiçbir FBI özel ajanı orada değildi. Adalet Bakanlığı Genel Müfettişliği'nin raporuna göre, Kongre binasına giren dört FBI gizli muhbiri (veya kaynağı) bulunuyordu; ancak bu kişiler binaya girmeleri yönünde büro tarafından talimatlandırılmamıştı. Raporda ayrıca, FBI'ın üç muhbiri, 6 Ocak'ta Washington D.C.'deki etkinliklere katılması muhtemel olan yerel terör şüphelileri hakkında bilgi toplamakla görevlendirdiği belirtildi. FBI, o gün Washington'da bulunan diğer 23 muhbire ise herhangi bir görev vermemişti. California seçimleri Yıllardır asılsız seçim hilesi iddialarında bulunan Trump, California'daki son ön seçimlerin "şaibeli" olduğunu öne sürdü. Trump, "Seçim şaibeliydi. Kirli bir seçimdi. Ve şu anda California'da yine aynısı yaşanıyor," dedi. Ayrıca şunları ekledi: "Aradan dört gün geçti ve sonuca ulaşmaya bile yaklaşamadılar; neden böyle yaptıklarını biliyor musunuz? Çünkü seçimde hile yapıyorlar." Kanıt sunması istendiğinde ise Trump, "Tek yapmam gereken bakmak. Ve dinliyorum. İnsanları dinliyorum," yanıtını verdi. California'da seçim hilesi yapıldığına veya eyaletin oy sayım sürecinde sorunlar yaşandığına dair herhangi bir kanıt bulunmuyor. Trump, California'daki uzun süren oy sayım sürecini eleştiriyor; oysa bu durum, eyaletin seçim kurallarından ve başkanın uzun süredir alay konusu ettiği posta yoluyla oy kullanma yönteminden kaynaklanıyor. Son seçimlerde California seçmenlerinin %80'inden fazlası oyunu posta yoluyla kullandı. Seçim günü posta damgası vurulan oylar, bir hafta sonrasına kadar kabul edilebiliyor; bu süre zarfında oyların doğrulanması, işleme alınması ve sayılması gerekiyor. Oy verme işleminin büyük ölçüde sandık başında yapıldığı eyaletlerde sonuçlar genellikle daha hızlı açıklanıyor; çünkü bu süreç, seçmen oradayken sandık başında gerçekleştirilebiliyor. Trump, oylar sayıldıkça bazı yarışlarda Cumhuriyetçilerin farkının "hızla azaldığına" dikkat çekti. Ancak bu durum, iddia ettiği gibi hileden kaynaklanmıyor. Özellikle Covid sonrası dönemde Demokrat seçmenler posta yoluyla oy kullanma yöntemini daha fazla tercih ediyor; bu nedenle söz konusu oylar sayıldıkça Demokrat adayların oy oranları yükselme eğilimi gösteriyor. Kaynak: NBC News

Önemli Bilgiler

Bu siteyi kullanmaya başladığınız anda kuralları kabul ediyorsunuz Kullanım Koşulu.

Account

Navigation

Tarayıcı push bildirimlerini yapılandırın

Chrome (Android)
  1. Adres çubuğunun yanındaki kilit simgesine dokunun.
  2. İzinler → Bildirimler seçeneğine dokunun.
  3. Tercihinizi ayarlayın.
Chrome (Desktop)
  1. Adres çubuğundaki kilit simgesine tıklayın.
  2. Site ayarları seçeneğini seçin.
  3. Bildirimler seçeneğini bulun ve tercihinizi ayarlayın.