Bütün Eylemler
- Geçen saat
-
Yapay Zeka Hakkında En Son Haberler (Türkiye ve Dünyadan)
- Yapay Zeka Dönüşümünde Asıl Engel Teknoloji Değil, İnsan Alışkanlıkları
Yapay Zeka Dönüşümünde Asıl Engel Teknoloji Değil, İnsan Alışkanlıkları Çoğu şirket, yapay zekaya geçiş sürecinde teknik bir sorun yaşadığını düşünüyor. Oysa asıl sorun teknolojinin kendisi değil, eski alışkanlıkları terk edememek. Uzmanlar durumu şöyle özetliyor: "İnsanlara yıllardır çok iyi bildikleri ve başarıyla uyguladıkları yöntemleri tamamen unutmalarını söylediğinizde, doğal olarak bunu garipsiyorlar. Burada mesele başarısız yöntemleri bırakmak değil; yıllardır tıkır tıkır işleyen, kişiye başarı getirmiş alışkanlıklardan vazgeçmelerini istemek." Yapay zekanın şirketlerde başarıyla uygulanabilmesi için çalışanların üç süreci aynı anda yaşaması gerekiyor: Eski bilgileri unutmak, yenilerini öğrenmek ve bunları işe uyarlamak. Ancak şirketler, bütçelerinin neredeyse %93'ünü teknoloji yatırımlarına harcarken, çalışanların bu teknolojiye uyum sağlaması için sadece %7'lik bir pay ayırıyor. Haliyle bu dönüşümü başarmak söylemekten çok daha zor oluyor. "Eğittik Ama Direndiler": %80'lik Radikal Karar Sektörün içinden önemli bir yazılım şirketi CEO’su ise soruna daha sert bir açıdan yaklaşıyor. Ona göre mesele bütçe veya eğitim eksikliği değil, doğrudan çalışanların değişime gösterdiği direnç. Söz konusu CEO, tam bir yıl boyunca çalışanlarına yapay zeka eğitimleri verdiklerini, hatta bir çeyrek yıl boyunca haftanın bir gününü ve toplam maaş bütçesinin %20'sini tamamen bu sürece ayırdıklarını belirtiyor. Buna rağmen çalışanların büyük bir kısmının "Ben bu teknolojiyi kullanmayacağım" diyerek direndiğini ifade eden CEO, süreç sonunda çalışanlarının yaklaşık %80'inin işine son vermek zorunda kaldıklarını açıkladı. CEO, "Eğer bugünkü aklım olsaydı, süreci uzatmaz, en başta bu radikal kararı alırdım," diye de ekliyor. Sonuç: Teknoloji Değil, Kültür Meselesi İster eski alışkanlıkları bırakma zorluğu olsun ister açık bir direniş; liderlerin birleştiği ortak bir nokta var: Yapay zekaya geçiş, teknik bir değişimden ziyade kültürel bir dönüşümdür. Eğer ekibiniz sizinle aynı vizyonu paylaşmıyor ve şirketin yeni misyonuna inanmıyorsa, onlara ne kadar eğitim verirseniz verin veya ne kadar bütçe ayırırsanız ayırın, bu dönüşümü gerçekleştirmeniz mümkün görünmüyor. Kaynak: F- Futbol FIFA Dünya Kupaları Hakkında Bütün Haberler (Türkiye ve Dünyadan)
Resmi FIFA Dünya Kupası topu Uluslararası Uzay İstasyonu'na ulaştı! Dünyanın en büyük sahnesinden yörüngeye; bilim, inovasyon ve spor aracılığıyla gelecek nesillere ilham veriyor.- En Son Egzersiz Haberleri
- Yaşlarırken Yenilenmek: Menopoz Döneminde Güç Kazandıran 3 Yaşam Tarzı Değişikliği
Yaşlarırken Yenilenmek: Menopoz Döneminde Güç Kazandıran 3 Yaşam Tarzı Değişikliği Birçok kadın gibi ben de 50’li yaşlarımın başlarında menopoz belirtileriyle, inatçı kilolarla ve kronik sağlık sorunlarının (yıllarca süren endometriozis mücadelesi gibi) getirdiği fiziksel ve zihinsel tükenmişlikle karşı karşıyaydım. Hayatım boyunca yarı maratonlar, maratonlar ve triatlonlar koşmuş, aktif biriydim. Ancak o dönemde başarının sadece yoğun kardiyo yapmaktan (kalp atış hızını tavan yaptırmaktan) geçtiğine inanıyor, ağırlık antrenmanlarını zaman kaybı olarak görüyordum. Ne var ki, her gün koşup yüzmeme rağmen artık istediğim sonuçları alamıyor, enerjimi kaybediyordum. 55 yaşıma doğru bir arkadaşımın tavsiyesiyle uzaktan fitness koçluğu almaya ve haftada üç gün evde dambıl ve direnç bantlarıyla tüm vücut kuvvet antrenmanları yapmaya başladım. İşte bu karar hayatımı değiştirdi. Bugün 59 yaşındayım; 30'lu yaşlarımdakinden daha hızlı, daha güçlü ve daha formdayım. Hem triatlonlara devam ediyor hem de koşu ile fonksiyonel güç egzersizlerini birleştiren yeni nesil fitness yarışmalarına katılıyorum. Bu muazzam dönüşümü sağlayan ve beni her zamankinden daha güçlü kılan 3 temel değişiklik şunlar oldu: 1. Kuvvet Antrenmanını Hayatımın Merkezine Koydum Uzun yıllar ağırlık çalışmanın dayanıklılık sporlarına faydası olmayacağını düşünmüştüm. Oysa düzenli kuvvet antrenmanı ve doğru makro (protein, karbonhidrat, yağ) hesaplamasına dayalı beslenme planı sayesinde sadece 3 ayda gözle görülür kas hatlarına kavuştum, kilo verdim ve enerjimi geri kazandım. Dahası, kazandığım kas kütlesi sayesinde triatlon sürelerimi dakikalarca kısalttım. Kuvvet antrenmanı benim için bir seçenek değil, menopoz semptomlarını yönetmemi ve bedenimi sıfırdan inşa etmemi sağlayan en büyük güç kaynağı oldu. 2. Toparlanma ve Dinlenme Sürecini En Az Antrenman Kadar Ciddiye Aldım Haftalık yoğun egzersiz programımı (kuvvet antrenmanları, koşu ve fonksiyonel çalışmalar) dengelemek için toparlanmayı aktif bir süreç haline getirdim: Esneklik ve Mobilite: Kas ağrılarını hafifletmek ve hareket kabiliyetini korumak için haftada en az üç kez sıcak yoga (hot yoga) derslerine katılıyorum. Zihinsel ve Fiziksel Yenilenme: Kan dolaşımını hızlandırmak için haftada bir sauna ve soğuk su banyosu (cold plunge) rutinini uyguluyorum. Uyku Kalitesi: Bedenimin onarılması için her gece en az 7 saat kaliteli uyumaya özen gösteriyorum. Haftada bir günü ise tamamen boş bırakarak zihnimi ve bedenimi dinlendiriyorum. 3. Konfor Alanımdan Çıkmaktan ve Zorluklardan Kaçınmadım Gelişimin, o "rahatsızlık" ve zorlanma hissiyle baş başa kalmaktan geçtiğine inanıyorum. Yaşım ilerlese de fiziksel sınırlarımı zorlamaktan vazgeçmedim. Spor salonunda yeni bir ağırlık rekoru kırmak ya da yeni bir fonksiyonel yarışmaya katılmak gibi hedefler motivasyonumu her zaman canlı tutuyor. Peşinden gidilecek yeni bir kilometre taşının olması, hayatı ve sporu çok daha eğlenceli kılıyor. Kaynak: WH- En Son Çevre Haberleri (Türkiye ve Dünyadan)
- Doğal Cennet ile Devasa Turizm Projelerinin Çatışması: Akdeniz'de Çevresel Direniş
Doğal Cennet ile Devasa Turizm Projelerinin Çatışması: Akdeniz'de Çevresel Direniş Turkuaz suları, sık çam ormanları ve el değmemiş kıyı şeridiyle dikkat çeken Adriyatik’teki bir ada, bugünlerde uluslararası bir gayrimenkul projesi ve buna karşı büyüyen kitlesel protestolarla gündemde. Her şey, yabancı yatırımcıların ve nüfuzlu isimlerin bölgeyi bir yat gezisi sırasında keşfetmesiyle başladı. Adanın doğal güzelliğine hayran kalan yatırımcılar, dünyaca ünlü mimarlarla iş birliği yaparak bu bölgede "devasa ölçekli" lüks bir turizm kompleksi inşa etmeyi planladı. Ancak bu planlar, yerel halk ve çevre aktivistleri arasında büyük bir öfkeye yol açtı. "Flamingo Devrimi" Nasıl Başladı? Yasal koruma altındaki bu bölgede yapılaşmaya izin verilmesine karşı çıkan on binlerce insan, başkentte büyük protesto gösterileri düzenledi. İlk etapta sadece çevre kaygılarıyla başlayan bu eylemler, kısa sürede hükümet karşıtı geniş çaplı bir harekete dönüştü. Aktivistler bu harekete, bölgenin simgesi olan pembe su kuşlarından esinlenerek "Flamingo Devrimi" adını verdiler. Haftalardır süren protestolarda halk, sadece projenin iptalini değil; aynı zamanda: Yönetim kademelerindeki yolsuzlukların soruşturulmasını, Kamu arazilerinin özelleştirilmesine son verilmesini, Şeffaflık ilkelerine bağlı kalınarak hükümetin yeniden yapılandırılmasını talep ediyor. Böylece bu askeri geçmişi olan engebeli ada; neoliberal politikalara, elitizme ve doğa katliamına karşı direnişin küresel bir sembolü haline geldi. Sığınaklardan Turizme: Adanın Kısa Tarihi Söz konusu ada, antik çağlardan beri stratejik konumu nedeniyle pek çok istilaya uğradı. İkinci Dünya Savaşı sonrasında ise askeri deniz üssü olarak kullanılarak uzun yıllar sivillere kapatıldı. O dönemki baskıcı rejimin lideri tarafından adanın dört bir yanına 3.600'den fazla askeri sığınak inşa edildi. Bugün adadaki okul, hastane ve sinema gibi eski askeri lojistik binalar terk edilmiş durumda ve doğa tarafından yavaş yavaş geri yutuluyor. Günümüzde ise yaz aylarında yerli ve yabancı turistler, günübirlik teknelerle bu bakir adaya yüzmeye ve güneşlenmeye geliyor. Tehlike Altındaki Ekosistem ve "Son Sığınak" Çevre örgütleri ve biyologlar, adanın ve hemen karşısındaki kıyı şeridinin (lagün sisteminin) dünya çapında eşsiz bir doğal laboratuvar olduğunu vurguluyor. Bölge, Akdeniz’in betonlaşmadan kurtulabilmiş son bozulmamış nehir deltası sistemlerinden birine ev sahipliği yapıyor. Projenin tehdit ettiği doğal yaşam unsurları şunlar: Akdeniz Foku: Avrupa'da sadece birkaç bölgede yaşayabilen ve nesli kritik derecede tehlike altında olan bu deniz memelileri, adanın koylarını üreme alanı olarak kullanıyor. Büyük Flamingo Kolonileri: Projenin uzandığı lagün bölgesi, aynı anda 10.000 kadar flamingoya ev sahipliği yapabiliyor. Eylemlerin ismini bu kuşlardan alması tesadüf değil. Göçmen Kuşlar ve Çeşitlilik: Bölge, Kuzey Avrupa ile Afrika arasında göç eden nadir kuş türlerinin hayati bir durak noktası. Caretta caretta Deniz Kaplumbağaları: Lüks otellerin yapılması planlanan kumsallar, bu kaplumbağaların yumurtlama alanı. Uzmanlar, Akdeniz genelinde kıyı yapılaşması nedeniyle neredeyse tüm doğal habitatların yok edildiğini, bu bölgenin ise "doğanın olabildiğince saf kaldığı son sığınak" olduğunu belirterek projenin durdurulması çağrısında bulunuyor. Kaynak: TI- Amerika'da Ne Oluyor - Güncel / Politik Haberler
Küresel Ekonomik Yaptırımlar ve Sınırları ABD yönetimi, başta İran olmak üzere hedef aldığı ülkelere yönelik ekonomik baskıyı artırmaya devam ediyor. Son yıllarda listeye eklenen yeni kısıtlamaların sayısı hızla artarak yıllık bazda binlerden binlerceye ulaştı. Ancak bu yoğun baskı stratejisi, hedef alınan rejimleri geri adım attırmakta büyük ölçüde yetersiz kalıyor. Yaptırımların Etkisiz Kalmasının Temel Nedenleri Alternatif Gelir Kanalları: Yaptırım uygulanan ülkeler, kısıtlamaları aşmanın yeni yollarını buluyor. Örneğin İran, petrol ihracatından (özellikle Çin'e yapılan satışlar sayesinde) milyarlarca dolar gelir elde etmeyi sürdürerek Washington karşısındaki diplomatik elini güçlendirdi. Küresel Direnç: Benzer durumlar dünyanın diğer bölgelerinde de gözleniyor. Kuzey Kore nükleer programını ilerletmeye devam ederken; Rusya, Venezuela ve Myanmar gibi ülkelerdeki yönetimler de ağır ekonomik baskılara rağmen politikalarını sürdürüyor. İnsani Maliyet: Rejimler politikasını değiştirmezken, uygulanan ekonomik kısıtlamaların yükünü ve yarattığı geçim sıkıntısını büyük ölçüde hedef ülkelerdeki sıradan halk çekiyor. Yaptırımları Aşma ve Kaçınma Taktikleri Hedef ülkeler, küresel finansal ablukaları delmek amacıyla oldukça gelişmiş ve organize ağlar kullanıyor: Paravan Şirketler: İran, Rusya ve Kuzey Kore; Çin, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Türkiye gibi ülkelerdeki aracı ağları ve paravan şirketleri kullanarak kritik ithalat ve ihracat faaliyetlerini sürdürüyor. Kara listeye alınan birçok aracı isim, yeni paravan yapılar kurarak faaliyetlerine kolayca devam edebiliyor. Kripto Varlıklar ve Siber Yöntemler: Kuzey Kore gibi rejimler, siber operasyonlar ve kripto para hırsızlığı yoluyla milyarlarca dolarlık alternatif fonlar üreterek bunları kendi ekonomilerini finanse etmekte kullanıyor. Alternatif Finans Sistemleri: Çin'in finans sistemi ve para birimi yuan, yaptırımların delinmesinde merkezi bir rol oynuyor. Batılı ülkeler ise küresel ticari ilişkilerin zarar görmemesi adına büyük Çin bankalarına doğrudan yaptırım uygulamaktan büyük ölçüde kaçınıyor. Tasarımsal Boşluklar ve Uygulama Eksiklikleri Analistlere ve eski yetkililere göre yaptırımların başarısız olmasının nedeni yaptırım fikrinin kendisi değil, uygulanma biçimindeki esneklikler ve sistemsel boşluklar: Geçici Muafiyetler: Enerji piyasalarındaki dengeleri korumak ve küresel petrol fiyatlarının yükselmesini önlemek amacıyla getirilen geçici muafiyetler, hedef ülkelere milyarlarca dolarlık ek kazançlar ve nefes alma alanı sağlıyor. Kayıt Dışı Ticaret Rotaları: Yaptırım altındaki ülkeler, komşu coğrafyalar (örneğin Orta Asya ve Kafkasya ülkeleri) üzerinden kurulan kayıt dışı ticaret hatlarıyla lüks tüketim maddelerini ve askeri sanayi bileşenlerini tedarik etmeye devam ediyor. Zaman Aşımı Sorunu: Ekonomi yönetimi yetkilileri, yaptırımların belirli takvimlere bağlı, agresif ve net odaklı olması gerektiğini vurguluyor. Uzun süre yürürlükte kalan kısıtlamalar zamanla işlevsizleşiyor ve amacından saparak istenmeyen yan etkilere yol açıyor. Sonuç ve Değerlendirme Tarihsel örnekler (1980'lerde Güney Afrika'daki ırkçı rejime karşı uygulanan küresel önlemler gibi) yaptırımların doğru kullanıldığında sonuç verebileceğini gösteriyor. Günümüzde ise yaptırımlar tek başına bir çözüm olmaktan ziyade, diplomatik ve askeri baskı unsurlarını destekleyen araçlardan sadece biridir. Konunun uzmanları, yaptırımları bir silaha benzeterek şu uyarıda bulunuyor: Kaynak: TWSJ- En Son Kadınlar Voleybol Haberleri (Türkiye ve Dünyadan)
Kadınlar VNL Bugünkü maçlar Bulgaristan: 3 - Ukrayna: 2 Çek Cumhuriyeti: 3- Dominik Cumhuriyeti: 2 Belçika: - Fransa: Kanada: - Polonya: Japonya: - İtalya: Almanya: - Brezilya: Tayland: - Hollanda: Türkiye: - Çin:- Futbol FIFA Dünya Kupaları Hakkında Bütün Haberler (Türkiye ve Dünyadan)
Dünya Kupası Bugünkü maçlar İspanya: - Suudi Arabistan: Belçika: - İran: Uruguay - Yeşil Burun Adaları: Yeni Zelanda: - Mısır:- Bugün
- BOĞAZIN KRALI YİNE DEĞİŞMEDİ: FENERBAHÇE BEKO ÜST ÜSTE ÜÇÜNCÜ KEZ ŞAMPİYON!
Türkiye Sigorta Basketbol Süper Ligi 2025-2026 sezonunu şampiyonlukla noktalayan Fenerbahçe Beko, kupasıyla objektiflerin karşısına geçti. İşte şampiyonluğun ardından ortaya çıkan renkli görüntüler.- Futbol FIFA Dünya Kupaları Hakkında Bütün Haberler (Türkiye ve Dünyadan)
Roberto Carlos: "Türk Milli Takımı, o formanın ağırlığını bilmeyen birçok oyuncusuyla sanki tatile gelmiş gibi bir görüntü çiziyordu. Orası benim ikinci vatanım; benim adıma üzücü bir sonuçtu."- Futbol FIFA Dünya Kupaları Hakkında Bütün Haberler (Türkiye ve Dünyadan)
FIFA, resmi bir Dünya Kupası sponsoru olmadığı gerekçesiyle Gillette'ten logosunu kapatmasını istedi. Gillette buna, logosunu dev bir tıraş köpüğü yığınına dönüştürerek yanıt verdi. Harika bir karşılık...- En Son Kadınlar Voleybol Haberleri (Türkiye ve Dünyadan)
#VNL2026 HAYDİ BAKALIM… YİNE YAPTILAR. Maçı noktalayan, Van Ryk'e karşı muazzam bir blok. Tayland, Bangkok'taki coşkulu seyircisi önünde Kanada'yı 3-1 mağlup etti.- Arda Güler Hakkında Bütün Haberler -Real Madrid Arda Güler - Her Şey
Türkiye'nin elenmesinin ardından Zlatan Ibrahimović'ten Arda Güler yorumu: "İnsanlar Türkiye elendiği için üzgün; bunu anlıyorum. Ancak konu Arda Güler ise, sakin olun. Tek bir turnuva, yeteneği değiştirmez." "İyi bir oyuncu ile özel bir oyuncu arasındaki farkı anlayacak kadar futbola tanıklık ettim. Arda özel bir yetenek. Kendine güveni ve tekniği var; en önemlisi de, baskının zirve yaptığı anlarda topu istiyor." "Eleştirenler bugün konuşacaktır, çünkü onların işi bu. Ama bana güvenin; bu elenme ona, on tane kolay galibiyetten daha fazlasını öğretecek. Daha güçlü dönecek ve dünya onun kalitesini yeniden görecek." "Arda'nın yerinde olsam, bir an bile başımı öne eğmezdim. Hikâye daha yeni başlıyor."- BOĞAZIN KRALI YİNE DEĞİŞMEDİ: FENERBAHÇE BEKO ÜST ÜSTE ÜÇÜNCÜ KEZ ŞAMPİYON!
Son Topa Kadar: Fenerbahçe Beko’nun Şampiyonluk Gecesi- Amerika'da Ne Oluyor - Güncel / Politik Haberler
- Büyük Ortaklıkta Güç Savaşı: Bir İttifakın Doğuşu ve Çöküşü
Büyük Ortaklıkta Güç Savaşı: Bir İttifakın Doğuşu ve Çöküşü Büyük bir küresel gücün devlet başkanı, uzun süredir üzerinde çalıştığı tarihi bir barış anlaşmasını ilan etmeye ve kritik bir deniz ticaret rotasını yeniden trafiğe açmaya hazırlanıyordu. Ancak tam resmi imzaların atılacağı sırada, müttefiki olan bölge ülkesinin gerçekleştirdiği sürpriz bir askeri hava saldırısı tüm planları altüst etti. Bu hamle, küresel liderin büyük tepkisini çekti ve iki müttefik arasında sahne arkasında çok sert tartışmaların yaşanmasına neden oldu. Yıllarca birbirini destekleyen bu iki liderin arası, aylardır süren bölgesel savaşın gidişatı nedeniyle açılmaya başlamıştı. Çatışan Çıkarlar ve Siyasi Hesaplar İki lider arasındaki yol ayrımının temelinde, tamamen zıt siyasi hedefler yer alıyor: Büyük Gücün Lideri: Seçim sürecinde seçmenlerine "sonu gelmeyen savaşları bitirme" sözü vermişti. Yaklaşan ara seçimler öncesinde, ekonomik baskıyı hafifletmek, petrol fiyatlarını düşürmek ve ülkesini bu maliyetli çatışmadan bir an önce çekmek istiyordu. Bölge Ülkesinin Başbakanı: Rakip rejimi tamamen ortadan kaldırmayı kendisi için bir "hayat misyonu" olarak görüyordu. Yaklaşan genel seçimler nedeniyle içeride ciddi bir siyasi baskı altındaydı. Savaşı erkenden bitirmek, koltuğunu kaybetmesine ve görevden ayrıldığında karşı karşıya kalacağı yasal yolsuzluk davalarıyla yüzleşmesine neden olabilirdi. Ayrıca, sınır bölgelerindeki güvenlik tehditleri nedeniyle halkının büyük çoğunluğu da askeri operasyonların devam etmesini destekliyordu. Uzmanlara göre, bölge başbakanı kendi siyasi geleceğini korumak adına büyük vaatlerinden geri adım atamıyor ve savaşı sonlandırmaya yanaşmıyordu. Bu durum, ittifakın en zayıf halkasını oluşturuyordu. "Büyük Ortak" ve "Küçük Ortak" Dengesi Savaş öncesinde iki liderin ilişkisi oldukça güçlüydü. Bölge başbakanı, küresel lideri geçmişte kendi ülkesine verdiği diplomatik ve stratejik desteklerden ötürü "tarihin en büyük dostu" olarak nitelendirmişti. Ancak savaşın başlamasıyla birlikte dengeler değişti: Enerji Krizi ve İlk Çatlak: Bölge ülkesinin, küresel enerji hatlarına yakın kritik bir doğalgaz sahasına saldırması ve fiyatları tırmandırması ilk gerilime yol açtı. Küresel lider, müttefikinin kendi talimatlarının dışına çıkmasından rahatsız olmaya başladı. Müzakerelerin Sabote Edilmesi: Büyük gücün arabuluculuğuyla sağlanan geçici ateşkes süreçleri, bölge ülkesinin komşu topraklara yönelik operasyonlarını artırmasıyla defalarca sekteye uğradı. Küresel lider müttefikini "sakinleşmeye" çağırsa da, bölge yönetimi kendi güvenlik çıkarlarını ön planda tuttu. Son krizin ardından küresel lider, müttefikine yönelik eleştirilerini açıkça dile getirerek, "Kararları ben veririm, o değil. Biz büyük ortağız, o ise çok küçük ortak" diyerek ilişkideki hiyerarşiyi sert bir şekilde hatırlattı. Bundan Sonra Ne Olacak? Bölge başbakanı şu an ciddi bir ikilemde. Siyasi sermayesini hem bu savaşı sürdürmeye hem de küresel liderle olan yakın ilişkisine bağlamıştı; ancak şu an iki tarafta da zemin kaybediyor. Diplomatik analistlere göre, küresel lider müttefikine çok öfkeli olsa da askeri yardımları kesmek veya uluslararası arenadaki savunma desteğini çekmek gibi radikal adımları henüz atmaya niyetli değil. Yapabileceği en büyük yaptırım, bölge ülkesindeki yaklaşan seçimler öncesinde başbakana ihtiyaç duyduğu siyasi desteği vermemek ve ittifakın onun yüzünden zarar gördüğünü açıkça ilan etmek olacaktır. Sonuç olarak, yürütülen barış görüşmelerinin kaderi bölgedeki diğer silahlı unsurların ve müttefiklerin atacağı adımlara bağlı. Bölge başbakanı ise, karşı tarafın yapacağı olası bir hata sayesinde elinin yeniden güçlenmesini ve bu sayede üzerindeki diplomatik baskıyı kırmayı umuyor. Kaynak: G- İran İsrail ve ABD Savaşı / Sorunu - Bütün Detaylarıyla Buraya...
- İran artık petrol satabilir. Üretim ve satış hacmini ne kadar hızlı artırabilir?
İran artık petrol satabilir. Üretim ve satış hacmini ne kadar hızlı artırabilir? Başkan Trump’ın İran ile yaptığı anlaşma, İslam Cumhuriyeti’nin 2018’den bu yana ilk kez ham petrol ve dizel gibi yakıtları serbest piyasada satmasına olanak tanıyacak. Bu hafta Trump ve İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan tarafından imzalanan anlaşma; yaptırımların kaldırılması ve işlemleri kolaylaştıracak bankacılık, nakliye ve sigortacılık gibi hizmetlerin önünün açılmasıyla birlikte, İran’ın petrol satışına derhal başlamasını sağlayacak. Anlaşmanın uygulanması süreci ise henüz belirsizliğini koruyor. İsrail ile Lübnan’daki Hizbullah arasında süregelen çatışmalar, İran’ın Cuma günü yapılması planlanan görüşmeleri ertelemesine ve ardından Hürmüz Boğazı’nı yeniden kapatacağını açıklamasına yol açtı. Yine de taraflar, hafta sonu teknik düzeyde görüşmeler yapmaya yönelik planlarını sürdürdü. ABD ordusu, İran’ın petrol yükleme hacmini günlük yaklaşık 260.000 varil gibi çok düşük bir seviyeye indiren iki aylık ablukayı kaldırdığını doğruladı; bu veri, emtia ve denizcilik verileri sağlayıcısı Kpler’e dayanıyor. Nisan ayında sona eren önceki üç aylık dönemde ise İran, gemileri Basra Körfezi içinde sıkışıp kalmış olsa bile, tankerlere günlük 1,85 milyon varil petrol yüklüyordu. İran’ın, bir kısmı ABD ve İsrail güçleri tarafından ağır darbe alan petrol sektörünü yeniden ayağa kaldırmak için kat etmesi gereken uzun bir yol var. On yıl önce, ABD ile yapılan nükleer anlaşma İran’ın petrol satışlarına getirilen kısıtlamaları kaldırdığında ülke dünyanın en büyük beşinci üreticisi konumundaydı ve 2016 yılında günde yaklaşık 4 milyon varil üretim yapıyordu. Bu seviye, İran’ın 1979’daki İslam Devrimi öncesindeki "altın çağı"nda gerçekleştirdiği üretimin oldukça altındaydı. Ham petrol üretimi, BP ve Total gibi Batılı petrol şirketlerinin ülkede faaliyet gösterdiği 1970’lerdeki birkaç yıl boyunca günlük 6 milyon varilin üzerine çıkarak zirve yapmıştı. 1980’lerdeki yaptırımlar ve bunun ardından İran’da yaşanan beyin göçü, petrol üretiminde uzun süreli bir düşüşe neden oldu; sektör bu durumun etkilerinden hiçbir zaman tam anlamıyla kurtulamadı. İşte önümüzdeki süreçte bizi bekleyenler: Önümüzdeki Haftalar Analistler ve gemi takip uzmanlarına göre, bu hafta İran ham petrolü taşıyan birkaç tanker Hürmüz Boğazı'ndan geçiş yaparken, konumlarını gizleyen diğer tankerler de radyo sinyallerini yeniden aktif hale getirdi. Bu hamleler, Trump yönetiminin Tahran'ın petrolünü pazarlamakta özgür olduğunu açıklamasının ardından geldi. Deniz trafiğini takip eden Vortexa'nın verilerine göre, toplamda 5 milyon varil petrol taşıyan ve İran bağlantılı olan üç tanker, bu hafta ABD ablukasını aşarak Güneydoğu Asya rotasına yöneldi. İran Petrol İhracatçıları Birliği Sözcüsü Hamid Hüseyni'ye göre Tahran, Çin'e 10 milyon varil (yaklaşık 5 süper tankere eşdeğer miktarda) petrol satışı için anlaşma sağladı. Hüseyni, bu satışların petrol ihracat akışını yeniden canlandırma yolunda atılan ilk adım olduğunu belirtti. Barış anlaşmasının geçerliliğini koruması durumunda İran, önümüzdeki haftalarda tankerlere, ülkenin petrol merkezi konumundaki Harg Adası'nda (Kharg Island) halihazırda depolanmış olan petrolden yükleme yapacak; adadaki tanklarda 30 milyon varilden fazla petrol bulunuyor. Yakın Vadeli Zorluklar Analistlere göre İran, ancak halihazırda ham petrolle dolup taşan depolama tankları boşaltıldıktan sonra petrol üretimini önemli ölçüde artırabilir. Emtia verileri sağlayıcısı Kpler'in verilerine göre, karadaki boş depolama kapasitesi 13,5 milyon varile kadar geriledi; bu da İran'ın mevcut üretim hızlarıyla yaklaşık bir haftalık kullanılabilir kapasitesinin kaldığı anlamına geliyor. İran petrolünü yükleyecek uygun tankerler bulmak, en azından başlangıçta zor olabilir. Okyanuslar boyunca tek seferde 2 milyon varil petrol taşıyabilen "Çok Büyük Ham Petrol Tankerleri"nin (VLCC) birçoğu, ABD'nin petrol ihracatındaki artışı karşılamak üzere ABD Körfez Kıyısı'na yönlendirilmiş durumda. Bu gemilerin Basra Körfezi'ne geri dönmesi haftalar sürebilir; üstelik bu durum, ancak nakliye şirketlerinin çatışmanın gerçekten sona erdiğine ve Hürmüz Boğazı'ndan geçişin güvenli olduğuna ikna edilmesi halinde gerçekleşebilir. Anlaşma uyarınca İran'ın, boğaza bıraktığı mayınları temizlemek için 30 günü bulunuyor. Houston merkezli Lipow Oil Associates'in başkanı Andy Lipow, "Boğaz ancak gemi sahipleri 'açık' dediğinde açılır," ifadesini kullandı. Yıl Sonunda Kısmi Toparlanma Analistler; İran, Suudi Arabistan ve diğer Körfez üreticilerinden kaynaklanan petrol üretimi ve ihracatının normale yaklaşmasının yıl sonunu, hatta 2027'nin başlarını bulabileceğini öngörüyor. Bu süreçte bile, İran'ın petrol sahalarını yeniden faaliyete geçirmesinin ne kadar zaman alacağı belirsizliğini koruyor. Petrol sahaları bombardıman hasarından büyük ölçüde etkilenmese de, boru hatları, petrokimya tesisleri ve diğer altyapı unsurları isabet aldı. İran'ın üretimi, savaş öncesindeki günlük 3,2 milyon varil seviyesinden Mayıs ayında günlük 2,3 milyon varile geriledi. Suudi Arabistan'ın ham petrol üretimi de düşüş göstererek, dördüncü çeyrekteki günlük 10 milyon varil seviyesinden Mayıs ayında 6,9 milyon varile indi. Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) verilerine göre, Birleşik Arap Emirlikleri ve Irak'taki petrol üretimi sırasıyla %38 ve %52 oranında azaldı. Söz konusu petrolün sevk edilebileceği bir çıkış noktası bulunmaması ve depolama alanlarının tükenmesi nedeniyle, bu ülkeler çok sayıda kuyuyu kapatmak zorunda kaldı. S&P Global Energy ham petrol araştırmaları birimi başkanı Jim Burkhard, "Şayet üç veya dört ay içinde üretim kapasitemizin %80 veya %90'ına geri dönersek, bölgedeki hasarlı kuyuları ve petrol tesislerini onarmak için gereken gelir de sağlanmış olacaktır," dedi. "Sanırım yıl sonuna kadar kapasitenin büyük bir kısmını geri kazanmış olacağız." 2026 ve Sonrası İran'ın uzun vadeli ve önemli bir aktör statüsünü yeniden kazanıp kazanamayacağı; ABD, Çin ve Rusya'nın jeopolitik konumlanmasına bağlı. Rystad analisti Rahul Choudhary, İran'ın faaliyeti durdurulmuş kuyuları yeniden devreye alması gerekeceğini ve bunun karmaşık bir süreç olduğunu belirtti. Choudhary ayrıca, ülkedeki petrol sahalarının birçoğunun eski olması ve üretimlerinin düşüş eğiliminde bulunması nedeniyle, arz seviyelerini korumak adına yeni kuyular açılması gerektiğini de ifade etti. Choudhary, birçok uluslararası petrol şirketinin 2018'de İran'dan çekilmesinden bu yana ülkenin, bu düşüş eğilimini tersine çevirecek finansal güce ve teknolojiye sahip olmayan yerel yüklenicilere bel bağladığını sözlerine ekledi. Analistlere göre İran'ın dış yatırımcıları cezbetmesi gerekecek, ancak büyük petrol şirketlerinin çoğu yatırım yapmak için sıraya girmeyecektir. ABD şirketlerinin İran'da iş yapması yıllardır yasaklı durumda; diğer Batılı şirketler ise çatışmaların aniden patlak verebileceği ve hukukun üstünlüğünün tartışmalı olduğu ülkelere girmek konusunda temkinli davranıyor. Trump yönetimi ABD'li petrol şirketlerini Venezuela'ya yatırım yapmaya teşvik ettiğinde, şirketler finansal ve güvenlik garantileri talep etmiş; ayrıca ülkenin yabancı petrol şirketleriyle çalışma şeklini düzenleyen kuralların köklü bir şekilde değiştirilmesi için baskı yapmışlardı. Yine de ABD ile İran arasındaki gerilim, Tahran'ın küresel sahnede daha önce sanılandan daha fazla kozu olduğunu ortaya koydu. Vortexa analisti Rohit Rathod, "İranlılar için buradan çıkarılacak en önemli ders şu: Daha önce Hürmüz Boğazı'nın kapatılamayacağına dair spekülasyonlar vardı. Ancak artık orayı kapatabileceklerini biliyorlar," dedi. "İranlılar adına bu durumun en büyük kazanımı da bu." Kaynak: TWSJ- En Son Teknoloji Haberleri
- Çin'in yeni 3D baskı yöntemi, nesneleri neredeyse anında basabiliyor
Çin'in yeni 3D baskı yöntemi, nesneleri neredeyse anında basabiliyor Çevrimiçi bir veritabanından indirdiğiniz bir nesne için "yazdır" komutunu verir ve cihazın ince kesitleri birbiri ardına oluşturmasını izlersiniz; 3D yazıcılar işte böyle çalışır. Ancak bu işlem epey zaman alır; günümüzdeki çoğu yazıcının çalışma şekli böyledir ve baskının tamamlanması genellikle saatler sürebilir. Çin'deki bir ekip ise bu uzun bekleme sürelerine bir son vermeye karar verdi. Pekin'deki Tsinghua Üniversitesi'nde çalışan araştırmacılar, baskıyı sadece 0,6 saniyede gerçekleştirebilen yeni bir 3D baskı yöntemi geliştirdiler. Tek yapmanız gereken biraz sıvı dökmek ve ışığı açmak; hızlı bir parlamanın ardından, sanki hiçlikten ışınlanmışçasına orada duran, milimetre ölçeğinde katı bir nesne elde ediyorsunuz. Bu yönteme, "Holografik ışık alanlarının Dijital Uyumsuz Sentezi" (Digital Incoherent Synthesis of Holographic light fields) ifadesinin kısaltması olan DISH adı veriliyor. Şubat 2026'da Nature dergisinde yayımlanan makaleyi inceleyen uzmanlar, bu yöntemi "şimdiye kadar rapor edilmiş en hızlı hacimsel 3D baskı" olarak nitelendirdi. Yüksek hızının yanı sıra yöntem son derece hassas; insan saçı telinden bile daha ince ayrıntıları oluşturabiliyor. Işık tabanlı hacimsel yazıcıların çoğu, dönen bir reçine haznesine (masaüstü reçine 3D yazıcıların sertleştirdiği ışıkla kürlenen sıvının aynısı) görüntüler yansıtarak çalışır. Ancak hazne çok hızlı döndürülürse baskı hatalı çıkar. Eskiden bu sorunu çözmek için reçineyi jel kıvamına getirerek şeklini koruması sağlanırdı; fakat jel daha yavaş donduğu için hedeflenen hız kaybedilirdi. DISH ise farklı bir şekilde çalışıyor. DISH nasıl çalışır? DISH yönteminde reçine asla hareket etmez; bunun yerine hareket eden ışıktır. Işık, her biri nesnenin tek bir açıdan görünümünü yansıtan düz görüntülerden oluşan bir akış şeklinde düzenlenir. Bu kareler reçineye her açıdan yansıtılır ve üst üste binerek hızla katı plastiğe dönüşür (kürlenir). Görüntüler, milyonlarca küçük aynayla kaplı, tırnak büyüklüğünde bir çip olan dijital mikro ayna cihazından gelir. Bu aynalar, görüntüyü yenilemek için saniyede yaklaşık 17.000 kez hareket eder. Bir algoritma ve dönen bir periskop kullanılarak, ışığın reçineye her açıdan ulaşması sağlanır. DISH yönteminde reçine asla hareket etmez; bunun yerine hareket eden ışıktır. Işık, her biri nesnenin tek bir açıdan görünümünü yansıtan anlık görüntülerden oluşan bir diziye dönüştürülür. Bu görüntüler reçineye her açıdan yansıtılır ve üst üste binerek hızla sertleşip katı bir plastik haline gelir. Görüntüler, milyonlarca minik aynayla kaplı, tırnak büyüklüğünde bir çip olan dijital mikro ayna cihazından (DMD) gelir. Bu aynalar, görüntüyü yenilemek için saniyede yaklaşık 17.000 kez konum değiştirir. Bir algoritma ve dönen bir periskop kullanılarak, ışığın reçineye her açıdan ulaşması sağlanır. Kaynak: SG- Amerika'da Ne Oluyor - Güncel / Politik Haberler
Tucker Carlson, Trump'ın 'daha büyük güçlerin esiri' olduğunu söylüyor Tucker Carlson, yakın zamanda katıldığı bir podcast yayınında Başkan Donald Trump hakkında konuşurken sözünü sakınmadı ve kendi kararlarını verme konusunda gerçekten özgür olmadığı için Başkan'a üzüldüğünü ifade etti. Eski Fox News sunucusu bu açıklamaları, bu hafta Kanadalı podcast programı 'Can't Be Censored'da sunucular Travis Dhanraj ve Karman Wong ile yaptığı uzun bir sohbette dile getirdi. Tucker Carlson, Trump'ın kendi kararlarını vermekte özgür olmadığını söylüyor Röportaj sırasında Carlson, Trump ile olan uzun süreli ilişkisini değerlendirdi ve yönelttiği eleştirilerin kişisel bir hoşnutsuzluktan değil, bir hayal kırıklığı hissinden kaynaklandığını açıkça belirtti. Carlson, "Yani, Trump'ı her zaman sevmişimdir. Cazibeli biridir. Onu çok uzun zamandır, aslında şu noktada hayatımın büyük bir kısmında tanıyorum. Ve onun adına üzülüyorum," dedi. Ardından Başkan'ın konumuna dair çarpıcı bir tespitte bulundu. Carlson, "Daha büyük güçlerin esiri olmuş durumda. İstediği kararı alma konusunda özgür değil. Bu açıdan ona üzülüyorum," diye ekledi. Bu yorumlar, sunucuların kendisine nüfuz, güç ve perde arkasındaki kuvvetlerin önemli siyasi kararların şekillenmesinde rol oynayıp oynamadığına dair sorular yönelttiği sırada geldi. Bir noktada Dhanraj, bu tür bir nüfuza dair kanıtların gün yüzüne çıkıp çıkmayacağını ve Amerikalıların siyasi sistem içinde ne tür bir baskı veya kontrol gücünün var olduğunu öğrenip öğrenemeyeceklerini sordu. Carlson somut örnekler vermedi ancak güçlü kuvvetlerin siyasi liderleri, halkın tam olarak anlayamayacağı şekillerde etkilediğini öne sürmeye devam etti. Tucker Carlson, siyaset üzerine daha genel bir noktaya değinmek için Graham Platner örneğini kullanıyor Sohbetin ilerleyen bölümlerinde Carlson'a, iktidara gelip tarif ettiği sistemi kökten değiştirebilecek kapasitede biri olup olmadığı soruldu. "Hayır, dürüst olmak gerekirse... Pek çok iyi insan tanıyorum ama bilmiyorum. Yani, bunu kim ister ki? Kim siyasetçi olmak ister? Ortam çok çirkin," diye yanıtladı. Carlson, modern siyasetin giderek daha düşmanca ve kişisel bir hal aldığını, bunun da pek çok insanın kamu görevine talip olmasını zorlaştırdığını savundu. Örnek olarak ise Maine'den Demokrat Senato adayı olan Graham Platner'ı işaret etti. Carlson, "Benim de yaşadığım Maine eyaletinde seçimlere giren Graham Platner'a bir bakın. Kendisi bir Demokrat ve liberal. Bu konuda güçlü hislerim yok," dedi. Sözlerine, siyasi rakiplerin genellikle politika konularını tartışmak yerine kişisel meselelere odaklandığını öne sürerek devam etti. Eski Fox News sunucusu, siyasi söylemin artık sorunlardan ziyade bireyler etrafında şekillendiğini ima ederek, "Ama adamın özel hayatına saldırdılar," ifadesini kullandı. Carlson'a göre bu ortam, pek çok nitelikli insanın daha en başından siyasete girmekten vazgeçmesine neden oluyor. Tucker Carlson, kamuoyundan gelen eleştiriler ve televizyon programını kaybetmesi üzerine değerlendirmelerde bulunuyor Bu sohbet aynı zamanda Carlson'a, kamuoyundan gelen eleştirilerle ilgili kendi deneyimlerini anlatma fırsatı da verdi. Muhafazakar medyanın en tanınmış isimlerinden biri olmasına rağmen Carlson, kendisine yöneltilen tepkileri asla şikayet edilmesi gereken bir durum olarak görmediğini söyledi. "Benden tehditler konusunda hiç sızlandığımı duymazsınız, asla. Çünkü bu işe kendi isteğimle girdim," dedi. Carlson, kamusal alanda var olmanın birtakım sonuçları olduğunu belirtti ve siyasete ya da medyaya adım atan herkesin bu gerçeği en baştan anlaması gerektiğini savundu. Eski televizyon sunucusu ayrıca kablolu yayın yapan bir haber kanalındaki görevinden ayrılış sürecine de değindi. Carlson, "15 yılın ardından işten çıkarıldım; Amerikan kablolu televizyonunun en yüksek reytingli programıydı ve sırf fikirlerim yüzünden kovuldum. Ama hiç de sızlanmıyorum. Kovulduğum için çok minnettarım," dedi. Tucker Carlson, Charlie Kirk'ün öldürülmesiyle ilgili tartışmalı bir teori paylaşıyor Röportajın sonlarına doğru Carlson dikkatini Charlie Kirk'e çevirdi ve onun ölümünü çevreleyen koşullara dair kendi görüşünü dile getirdi. Carlson, "Charlie Kirk öldürüldü. Evet. Ve açıkçası, transseksüellik konusundaki fikirleri yüzünden öldürülmedi," dedi. Ardından başka bir açıklama öne sürdü: "Bence —ve onu benim kadar iyi tanıyan ve onunla arkadaş olan çoğu kişi de böyle düşünüyor— büyük ihtimalle İsrail konusundaki değişen görüşleri nedeniyle öldürüldü." Carlson yanılıyor olabileceğini kabul etti ancak samimiyetle inandığı şeyleri dile getirdiğinde ısrar etti. Gazeteci, "Doğru olduğunu düşündüğüm şeyi söyleme sorumluluğum var. Sık sık yanılırım; bunu her zaman dile getiririm çünkü bu bir gerçek. Geçmişte çok kez yanıldım, şimdi de yanılıyor olabilirim ama samimiyim," dedi. "Doğru olduğuna inandığım şeyleri söylüyorum ve ne olursa olsun bunu yapmaya devam edeceğim." Kaynak: MEAWW- İran İsrail ve ABD Savaşı / Sorunu - Bütün Detaylarıyla Buraya...
Devlet medyasının haberine göre İran, ateşkes ihlalleri nedeniyle Hürmüz Boğazı'nı kapattı. Devlet medyasının aktardığına göre İran, İsrail'in Lübnan'ın güneyine yönelik saldırılarını gerekçe göstererek ateşkes ihlalleri nedeniyle Hürmüz Boğazı'nı kapattığını duyurdu. ABD Merkez Komutanlığı ise Cumartesi günü 55 ticari geminin boğazdan geçiş yaptığına dair bir açıklama yayınladı. Kaynak: NBC- Dün
- En Son Kadınlar Voleybol Haberleri (Türkiye ve Dünyadan)
Filenin Sultanları 2026 FIVB Voleybol Milletler Ligi Ankara Etabı 3. maçında Almanya’yı 3-2 mağlup ediyor! 🇹🇷 Ankara’da zafer bir kez daha bizim!Önemli Bilgiler
Bu siteyi kullanmaya başladığınız anda kuralları kabul ediyorsunuz Kullanım Koşulu.
- Yapay Zeka Dönüşümünde Asıl Engel Teknoloji Değil, İnsan Alışkanlıkları
Navigation
Tarayıcı push bildirimlerini yapılandırın
Chrome (Android)
- Adres çubuğunun yanındaki kilit simgesine dokunun.
- İzinler → Bildirimler seçeneğine dokunun.
- Tercihinizi ayarlayın.
Chrome (Desktop)
- Adres çubuğundaki kilit simgesine tıklayın.
- Site ayarları seçeneğini seçin.
- Bildirimler seçeneğini bulun ve tercihinizi ayarlayın.
Safari (iOS 16.4+)
- Sitenin Ana Ekrana Ekle seçeneğiyle yüklendiğinden emin olun.
- Ayarlar Uygulaması → Bildirimler bölümünü açın.
- Uygulama adınızı bulun ve tercihinizi ayarlayın.
Safari (macOS)
- Safari → Tercihler bölümüne gidin.
- Web Siteleri sekmesine tıklayın.
- Kenar çubuğunda Bildirimler seçeneğini seçin.
- Bu web sitesini bulun ve tercihlerinizi ayarlayın.
Edge (Android)
- Adres çubuğunun yanındaki kilit simgesine dokunun.
- İzinler seçeneğine dokunun.
- Bildirimler seçeneğini bulun ve tercihinizi ayarlayın.
Edge (Desktop)
- Adres çubuğundaki kilit simgesine tıklayın.
- Bu site için izinler seçeneğine tıklayın.
- Bildirimler seçeneğini bulun ve tercihlerinizi ayarlayın.
Firefox (Android)
- Ayarlar → Site izinleri bölümüne gidin.
- Bildirimler seçeneğine dokunun.
- Listede bu siteyi bulun ve tercihinizi ayarlayın.
Firefox (Desktop)
- Firefox Ayarlarını açın.
- Bildirimler seçeneğini arayın.
- Listede bu siteyi bulun ve tercihlerinizi ayarlayın.