Bütün Eylemler
Bugün
-
En Son Kadın Basketbol Haberleri (Türkiye ve Dünyadan)
Üst Üste 5. kez şampiyon oldular
-
En Son Erkekler Voleybol Haberleri (Türkiye ve Dünyadan)
CEV Enel 2026 Erkekler Avrupa Voleybol Şampiyonası’nda ilk galibiyetimizi 3-0’lık skorla alıyoruz! Türkiye: 3 - İsviçre: 0
-
En Son Kadınlar Voleybol Haberleri (Türkiye ve Dünyadan)
Başantrenörümüz Stefano Lavarini’den mesaj var! (Bence Lavarini bu işi kıvıracak bir antrenör değil. Yanlış seçim yapıldı. Ama oldu işte ne yapalım)
-
Türk Hava Yolları Deneyimi: Bu Dört Unsur Neden Her Seyahat Raporuna Damga Vuruyor?
Türk Hava Yolları 2025 yılında, Emirates'inkinin yaklaşık iki katı büyüklüğündeki filosuyla, Emirates'ten 40 milyona yakın daha fazla yolcu taşıdı. Ancak Emirates'i taklit etmedi. Türk Hava Yolları stratejisini uçuş sıklığı, dar gövdeli uçaklar ve çok daha büyük bir iç pazar üzerine kurdu. İşte İstanbul'un nasıl daha büyük bir aktarma merkezi haline geldiğinin hikâyesi.
-
En Son Kadın Basketbol Haberleri (Türkiye ve Dünyadan)
FIBA Kadınlar Basketbol Dünya Şampiyonu ABD ABD: 97 - Fransa: 79
-
En Son Fenerbahçe Haberleri
Fenerbahçe X Gaziantep FK 14 Eylül Pazartesi 20.00 Gaziantep Stadyumu
-
En Son Kadınlar Voleybol Haberleri (Türkiye ve Dünyadan)
Oyuncumuz Ana Cristina, Brezilya ile Güney Amerika Voleybol Şampiyonası'nı şampiyon olarak tamamladı. Turnuvanın En İyi Smaçörü seçilen Ana Cristina'yı tebrik ediyoruz!
-
En Son Uçak ve Hava Trafiği Haberleri
- Türk Hava Yolları Deneyimi: Bu Dört Unsur Neden Her Seyahat Raporuna Damga Vuruyor?
Turkish Airlines - Türk Hava Yolları Deneyimi Türk Hava Yolları, uzun mesafeli seyahatin genellikle korkulan orta segmentini, Batılı köklü havayolu şirketlerini utandıracak bir deneyime dönüştürmeyi başardı. Sayısız inceleme ve yolcu günlüğünde, yolcular bayrak taşıyıcı havayoluyla uçmanın ince detaylarına övgüler düzüyor. Her zamanki konuşulan noktaların ötesinde, havayolunu öne çıkaran unsurlara bütüncül bir gözle bakıldığında, sürekli olarak dikkat çeken birkaç belirgin özellik göze çarpıyor. Türk Hava Yolları Deneyimi: Bu Dört Unsur Neden Her Seyahat Raporuna Damga Vuruyor? 1. Uçan Aşçı ve Yükseltilmiş İkramlar YouTube incelemelerinde yemek servisinden daha fazla ekran süresi alan çok az özellik vardır. Türk Hava Yolları, DO & CO ile ortaklık kurarak uçakta geleneksel aşçı kıyafetleri giyen ve mutfak operasyonunu yöneten gerçek uçan aşçılara yer veriyor. Yolcular, standart gizemli etler veya lastik gibi tavuklar yerine; imam bayıldı ve acılı ezme gibi otantik Türk mezeleri, ızgara kebaplar, taze unlu mamuller ve Business Class'ta sipariş üzerine hazırlanan yumurtalarla ağırlanıyor. Ekonomi sınıfında bile sunum ve lezzet profilleri sektör ortalamasının oldukça üzerine çıkıyor. 2. Ekonomi Sınıfında Gerçek Metal Çatal Bıçak Takımı Sık uçan yolcular için şaşırtıcı derecede tutkulu bir tartışma konusu da donanımdır. Çoğu havayolu şirketi uzun uluslararası uçuşlarda bile ucuz, hafif plastik veya bambuya geçiş yapmışken, Türk Hava Yolları ekonomi yolcularına gerçek paslanmaz çelik çatal bıçak takımı veriyor. Bu küçük ama stratejik bir dokunuş; ağır bir çatal ve bıçak kullanmak, yemek deneyimini anında kafeterya tepsisinden gerçek bir yemek yeme hissine dönüştürüyor. 3. Efsanevi Türk Misafirperverliği Türk havayollarındaki misafirperverlik, ezberlenmiş kurumsal kibarlıktan ziyade samimi bir sıcaklığa dayanır. Uçağa adım attığınız andan itibaren kabin memurları yolcuları içten bir ilgiyle karşılar, hoş geldin içecekleri (ev yapımı limonatalarımız ve ahududulu soğuk içeceklerimiz dahil) sunar ve talepleri sakin, yardımcı bir tavırla ele alarak kabini son derece misafirperver hissettirir. 4. Tasarım Seyahat Kitleri Seyahat vlogger'ları için seyahat kitleri birer koleksiyon parçasıdır. Rotalara ve kabinlere bağlı olarak Hackett, Cerruti veya ara sıra Versace ve Furla gibi lüks yaşam tarzı ve moda markalarıyla düzenli olarak işbirliği yapan havayolu, şık, yeniden kullanılabilir sert kancalı veya kumaş çantalar tasarlıyor. İçerisinde genellikle lüks cilt bakım balsamları, rahat çoraplar, göz maskeleri ve atılabilir olmaktan ziyade gerçekten faydalı hissettiren diş setleri bulursunuz. Seyahat Raporlarının Genellikle Kaçırdığı Detaylar Bu dört temel sütun heyecanın özünü yaklarken, sık uçan yolcular ve havacılık uzmanları standart incelemelerde genellikle göz ardı edilen —hem iyi hem kötü— daha fazla şey olduğunu bilirler. İstanbul Havalimanı (IST) Deneyimi: Türk Hava Yolları ile uçmanın kapsamlı bir değerlendirmesi, devasa kale merkezli bu üssü hesaba katmalıdır. Modern, yayılan mimari bir harikadır, ancak aynı zamanda sonsuz yürüyüşleri de beraberinde getirir. Aktarma süreniz kısıtlıysa, terminaller arasında yürürken kolayca bir mil veya daha fazlasını tamamlarsınız. Artı tarafında ise, devasa Türk Hava Yolları Özel Yolcu Salonu; canlı pişirme istasyonları, golf simülatörleri ve akan su özellikleri ile efsanevidir. Comfort Planetarium Kulaklıkları: Uzun mesafeli ekonomi sınıfında yolculara, koltuk arkası eğlence sistemine doğrudan bağlanan kırmızı-siyah markalı kulak üstü kulaklıklar verilir. Gürültü önleme mucizesi olmasalar da, çoğu havayolunun plastik ambalajlarda dağıttığı ucuz tek kullanımlık kulaklıklardan çok daha iyidirler. Kötü Ün Salmış Kabin Sıcaklığı: Yolcu forumlarının derinliklerinde gömülü olan ve nadiren öne çıkan özellikler arasına giren evrensel bir şikayet varsa, o da Türk Hava Yolları kabinlerinin uzun mesafeli uçuşlarda oldukça sıcak çalışma eğiliminde olmasıdır. Rahatça uyumak istiyorsanız kat kat giysiler paketlemek neredeyse hayati bir gerekliliktir. Eğlence ve Wi-Fi Ekosistemi: Planet tarafından desteklenen uçak içi eğlence sistemi; uluslararası sinema, belgesel ve ses seçeneklerinden oluşan devasa bir kütüphane sunar. Ayrıca Miles&Smiles elit üyeleri ile Business Class yolcularına ücretsiz Wi-Fi hakları tanınırken, ekonomi yolcuları Avrupa ve Orta Doğu üzerinde istikrarlı bir bağlantı sağlayan kademeli veri paketleri satın alabilirler. Türk Hava Yolları tekerleği yeniden icat ettiği için değil, diğer havayollarının maliyet verimliliği adına sürekli olarak kestiği uçuşun dokunsal ve insani detaylarını —gerçek gümüş takımlar, özenli ev sahipleri ve iyi yemekler— eksiksiz uyguladığı için başarılı oluyor. In English Version Turkish Airlines has quietly turned the often-dreaded middle tier of long-haul travel into an experience that routinely puts legacy Western carriers to shame. Across countless reviews and traveler logs, passengers wax poetic about the finer points of flying with Turkey’s flag carrier. Beyond the usual talking points, a holistic look at what makes the airline stand out reveals a few distinct elements that consistently steal the show. The Turkish Airlines Experience: Why These Four Elements Dominate Every Trip Report 1. The Flying Chef and Elevated Catering Few features get more screen time in a YouTube review than the meal service. Turkish Airlines sets itself apart by partnering with DO & CO, bringing onboard actual flying chefs who wear traditional chef’s whites and oversee the culinary execution. Rather than the standard mystery meat or rubbery chicken, passengers are treated to multi-course menus featuring authentic Turkish mezze (like imam bayildi and spicy ezme), grilled kebabs, fresh bakery items, and made-to-order eggs in business class. Even in economy, the presentation and flavor profiles punch well above the industry average. 2. Real Metal Cutlery in Economy A surprisingly passionate talking point for frequent flyers is the hardware. While most airlines have transitioned to flimsy, lightweight plastic or bamboo even on long international sectors, Turkish Airlines equips economy passengers with real stainless-steel cutlery. It is a small tactical touch, but using a heavy fork and knife instantly elevates the meal from a cafeteria tray experience to something resembling actual dining. 3. Legendary Turkish Hospitality Hospitality on Turkish carriers leans heavily into genuine warmth rather than scripted corporate politeness. From the moment you step onto the aircraft, flight attendants are known for greeting passengers with genuine attentiveness, offering welcome drinks (including their signature homemade lemonades and raspberry coolers), and handling requests with a calm, accommodating demeanor that makes the cabin feel remarkably welcoming. 4. Designer Amenity Kits The amenity kits are another collector's item for travel vloggers. Partnering regularly with luxury lifestyle and fashion brands like Hackett, Cerruti, or occasionally Versace and Furla depending on the route and cabin, the airline curates sleek, reusable hard-case or fabric pouches. Inside, you typically find high-end skincare balms, cozy socks, eye masks, and dental kits that feel genuinely useful rather than disposable. What the Trip Reports Usually Miss While those four pillars capture the core of the hype, frequent flyers and aviation insiders know there is more to the story—both good and bad—that often gets glossed over in standard reviews: The Istanbul Airport (IST) Experience: Any comprehensive look at flying Turkish Airlines has to account for their massive fortress hub. It is a hyper-modern, sprawling architectural marvel, but it also comes with endless walking. If you have a tight connection, you will easily log a mile or more navigating the concourses. On the plus side, the sprawling Turkish Airlines Business Lounge is legendary for its live cooking stations, golf simulators, and cascading water features. The Comfort Planetarium Headphones: In long-haul economy, passengers are handed branded red-and-black over-ear headphones that plug directly into the seatback entertainment system. While they aren't noise-canceling miracles, they are leagues better than the cheap disposable earbuds most airlines hand out in plastic wrappers. The Infamous Cabin Heat: If there is one universal complaint buried deep in passenger forums that rarely makes the highlight reel, it is that Turkish Airlines cabins tend to run notoriously warm during long-haul flights. Packing layers is practically a survival requirement if you want to sleep comfortably. The Infotainment & Wi-Fi Ecosystem: Powered by Planet, the inflight entertainment system offers a massive library of international cinema, documentaries, and audio options. Furthermore, Miles&Smiles elite members and Business Class passengers receive complimentary Wi-Fi allocations, while economy passengers can purchase tiered data plans that actually hold a steady connection over Europe and the Middle East. Turkish Airlines succeeds not because it reinvents the wheel, but because it executes the tactile, human-centric details of flying—real silverware, attentive hosts, and good food—that other airlines have steadily cut in the name of cost-efficiency. Kaynak: Me- Mustafa Kemal Atatürk Hakkında Her Şey Buraya...
Atatürk hakkında kısa film- Arda Güler Hakkında Bütün Haberler -Real Madrid - Her Şey
Başka bir açıdan o 18 dakika (Dünkü maçtan)- UEFA Avrupa Şampiyonlar Ligi Hakkında Her Şey - UEFA Champions League
Fenerbahçe Roma maçı inside videosu!- En Son Otomobil - Taşıt - Kamyon - Otobüs - Pikap Araç Haberleri
İnsanlık hâlâ var.- En Son Turizm - Gezi Haberleri (Türkiye ve Dünyadan)
- Haşr Suresi 19. Ayet Allah’ı Ve Vahyini Unutanlara Uyarıdır.
Kur’an biz Allah'ın kulları için bir rehberdir, yol göstericidir. Eğer onu anladığımız dilden okumazsak, Kur’an'ın rehberliğinden asla faydalanamayız. Kur’an'ı herkes anlayamaz onu veli kişiler anlar diyenlere inananlar, Allah'ın kitabını değil, Kur’an'ı anlattığını iddia eden kişilerin Kur’an'dan anladıklarını anlamış oluruz ki, bu bizler için çok büyük bir risk olabilir. Onun için Allah, sakın veliler edinip ardı sıra gitmeyin, hiç kimseye muhtaç olmayasınız diye, Kur’an'ı yemin olsun ki kolaylaştırdım diye bizleri uyarır. Bu makalemde sizlere hatırlatmak ve sizlerin üzerinde düşünmenize vesile olmak istediğim Haşr suresi 19. ayet olacak. Ayeti önce yazalım. Haşr 19: ALLAH'I UNUTAN VE BU YÜZDEN ALLAH'IN DA ONLARA KENDİLERİNİ UNUTTURDUĞU KİMSELER GİBİ OLMAYIN. ONLAR YOLDAN ÇIKAN KİMSELERDİR. (Diyanet vakfı meali) Haşr Suresi 19. ayet, insanın Yaratıcısı ile olan bağı ile kendi öz benliği arasındaki doğrudan ilişkiyi açıklayan, sarsıcı ve derin anlamlar içeren bir ayettir. Bu ayetten çıkarabileceğimiz temel derslere gelince. Allah’ı yani onun vahyini Unutmak, O'nun yerine beşeri kanunların ardına düşmek, İNSANIN KENDİSİNE YABANCILAŞMASINI GETİRİR. Çünkü Allah insanı kendi suretinde yaratmıştır. Hatırlayınız secde suresi 9. ayetinde: "Sonra onu şekillendirip, ona ruhundan üfledi." diye geçer. Buradan da şunu anlayabiliriz. Allah yarattığı kullarını, kendi kurallarını yaşayacak şekilde yaratmıştır bu kanun ve kurallara yabancı olup batılın, hurafenin etkisinde kalanların, KENDİLERİNE ADETA YABANCILAŞACAĞI, YANİ KENDİSİNİ UNUTACAĞI UYARISINI YAPAR RABBİMİZ. Sanırım bizler farkında değiliz ama Allah'ın vahyinin yanına beşeri kanun ve kurallar koyup, Allah'ın vahyini görmezden geldiğimiz için, ALLAH BİZLERE KENDİMİZİ UNUTTURDU. Ayet, Allah'ı unutan insanın cezalandırılma biçimi olarak "KENDİNİ UNUTMASINI" gösterir. Allah’ı onun vahyini unutan insan, yaratılış amacını, varoluş nedenini ve ruhunun hakiki ihtiyaçlarını unutur. Kendine yabancılaşır ve içsel bir boşluğa düşer. Müslüman, hayatın koşturmacası ve dünya telaşı içinde ALLAH'I sürekli hatırda tutmalıdır. Onun yanına asla hiç kimseyi koymadan. İbadetler, zikir ve tefekkür; insanı manevi bir gafletten koruyan ve özünü hatırlatan kalkanlardır. Ahlaki ve Manevi Çöküşün Nedeni İmandan Kopuştur. Ayetin sonundaki "Onlar yoldan çıkan kimselerdir" ifadesi, Allah'ı onun vahyini unutmanın insanı doğru yoldan (Sırât-ı Müstakîm) saptıracağını belirtir. Yaratıcısını unutan birey, ahlaki sınırları korumakta zorlanır ve nefsinin esiri haline gelebilir. Gerçek Özgürlük Allah'a Kulluktadır. İnsan, Allah'ı unuttuğunda kendi heva ve heveslerini parayı, makamı veya gücü ilah edinebilir. Ayet, gerçek özgürlüğün ve kendini bulmanın ancak Allah'a kul olmakla yani Allah'a yönelip kendi yaradılışına sahip çıkmakla ve O'nun rızasını gözetmekle mümkün olduğunu hatırlatır. Allah'ın hiçbir yaratılmışın ibadetine veya hatırlamasına ihtiyacı yoktur, insanın kendi benliğine yaratılış gayesine dönmeye ihtiyacı vardır. O, her hiçbir şeye ihtiyacı olmayandır. Dolayısıyla Allah'ı unutmak O'na hiçbir zarar vermez; ASIL ZARAR KENDİ VAROLUŞSAL YARADILIŞ DENGESİNİ KAYBEDEN, İNSANIN KENDİSİNE OLUR. Şunu özellikle lütfen unutmayalım. Allah bu uyarıyı hiç iman etmeyenlere değil, tam tersine daha önce iman ettiğini söyledikleri halde, imanlarının gereğini yerine getirmeyen, ALLAH'IN VAHYİNİ UNUTMUŞ YADA GÖRMEZDEN GELEREK ATALARININ İNANCINI YAŞAYAN KİTAP EHLİNE SÖYLÜYOR. Bu uyarıyı yapıyor ki biz iman edenler, bu yanlışı tekrar etmeyelim. Ne dersiniz biz Müslümanlar sizce bu ayetlerden ders alıp, Allah'ı yani onun vahyini unutmadan, Allah'ın emrettiği gibi KUR'AN'IN İPİNE SARILIP ONUN SINIRLARINI AŞMADAN MI İSLAM'I YAŞIYORUZ? Ne yazık ki bizler Kur'an'ı, inancımızı yaşayabilmemiz için yeterli görmedik, herkes anlayamaz diyenlere inanıp onu yüksek bir duvarda hapsettik. Beşeri kuralları sözleri, hadisleri Allah'ın vahyinin önüne geçirdik. İŞTE BUNU YAPAMAK ALLAH'I ONUN VAHYİNİ UNUTMAKTIR HATIRLATIRIM. ALLAH'IN VAHYİNİ, EMİRLERİNİ GÖRMEZDEN GELENLER, ALLAH'I DA GÖRMEZDEN GELİYOR YANİ UNUTUYOR DEMEKTİR. Böyle yapanlara Allah, kendi yaradılış gerçeklerini fark edebilme özelliğini kendilerinden alıp, KENDİLERİNİ KENDİLERİNE UNUTTURDUĞUNU SÖYLÜYOR. BİR BAŞKA DEYİŞLE ALLAH VE ONUN VAHYİNİ UNUTAN YA DA BEŞERİ SÖZLERE/HADİSLERE DEĞİŞENLERİ ALLAH, BENDE KENDİLERİNİ UNUTTURURUM DİYOR. Sanırım onun için biz Müslümanların dualarına Allah, cevap vermiyor. Bir insanın kendini unutması, yani yaradılış gaye ve amacını fark edememesi ve dünyada hakla batılı ayırt edememesi kadar acı bir şey olabilir mi? Bakın bu ayetin bir ayet öncesinde Allah ne diyor ve nasıl uyarıyor. "EY İMAN EDENLER! ALLAH'TAN KORKUN VE HERKES, YARINA NE HAZIRLADIĞINA BAKSIN. ALLAH'TAN KORKUN, ÇÜNKÜ ALLAH, YAPTIKLARINIZDAN HABERDARDIR." (Haşr 18) Demek ki bu ayetlerde uyarılanlar ve Allah'ın vahyini unutan, görmezden gelen, üstünü örten iman edenler. Peki, bunlar ne yapmışlardı da Allah bu uyarıyı yapıyor. Allah benden başka veli edinmeyin, yalnız benden korkun, güvenilecek yardım istenecek veliniz yalnız benim, gönderdiğim kitabın sınırlarını aşmayın batıl ve rivayetin ardına düşmeyin dediği halde, iman ettiğini söyleyenler bu ve benzeri yüzlerce ayeti görmezden gelip, sanki hiç tebliğ almamışçasına, kendilerine koruyucu, şefaat edici veliler ve onların sözlerini/hadislerini tıpkı Allah'ın vahyi gibi, dinin emri edinmişlerdi. ALLAH BU AYETİNDE BU YANLIŞLARI YAPANLARA, ALLAH'I UNUTANLAR DİYOR. Bizlerde ne yazık ki Allah şefaat tümden bana aittir, hiçbir şefaatin fayda etmediği o günden sakının dediği halde, aynı yanlışları bizlerde yapıyoruz ve diyoruz ki, ALLAH'IN ELÇİSİ VE VELİ KİŞİLERDE ŞEFAATÇİDİR. Haşr suresi 18. ayette Allah bizlerin dikkatimizi çekiyor ve sizlere gönderdiğim rehberin ışığında, sizler yarına yani hesap gününe, ne hazırladıklarınıza bakın diyor. Peki, bunu nasıl yapacağız? Elbette bizler sorumlu olduğumuz Kur’an'a bakacağız. Çünkü Allah ne diyordu ayetinde. “SİZLERİ KUR’AN DAN HESABA ÇEKECEĞİM. YALNIZ KUR’AN'IN İPİNE SARILIN.” Eğer bizler bu ayetlere iman ettiğimiz halde, görmezden gelip unutuyorsak, ALLAH'I DA UNUTMUŞ OLURUZ. LÜTFEN YAPTIĞIMIZ BU ÇOK BÜYÜK YANLIŞLARIMIZN BU DÜNYADA İMTİHANIMIZ SONA ERMEDEN FARKINDA OLALIM. ALLAH'IN İKAZ VE UYARILARINI DİKKATE ALALIM. Yaptığımız yanlışlara, bir örnek daha vermek istiyorum bu konuda Kur’an'dan. Taha 126: ALLAH, “EVET, ÖYLE. AYETLERİMİZ SANA GELDİ DE SEN ONLARI UNUTTUN. AYNI ŞEKİLDE BUGÜN DE SEN UNUTULUYORSUN” DER. (Diyanet meali) Değerli dostlarım Allah birçok kez bu konuda bizleri uyarıyor ve diyor ki, sizlere gönderdiğim vahyin gereklerini yerine getirin. Hiçbir sözü/hadisi benim sözümle eş tutmayın ve ayetlerimi görmezden gelerek, atalarınızın rivayet sanı inançlarını yaşamaya kalkmayın. Eğer bunu yaparsanız sözünüzden caymış ve benim vahyimi, beni unutmuş olursunuz. Bu durumda bende sizleri unuturum diyor. HATIRLATMAK İSTERİM ALLAH'I UNUTAN VE BÖYLECE ALLAH'IN DA ONLARI UNUTTUĞU İNSANLAR, YAŞAMLARINDA ALLAH NE EMREDİYORSA, ONUN TERSİNİ SÖYLÜYOR VE YAŞIYORLAR. İLGİNÇ OLAN, BUNUN ALLAH'IN EMRİ OLDUĞUNU SÖYLEMELERİ. İŞTE ALLAH'I UNUTMAK, GÖRMEZDEN GELMEK, ONUN KANUNLARINA BEŞERİ İLAVELER YAPARAK ŞİRK KOŞMAK, BU KADAR KÖTÜ BİR DURUM. Kitap Ehlinin yaptığı bu yanlışları, ne yazık ki bizlerde günümüzde yapıyoruz. Lütfen inancımızı Kur’an ile sorgulayalım, unuttuğumuz gerçekleri hatırlayalım ve Allah'ın ayetlerine uymayan hiçbir sözü/hadisi Allah'ın vahyi ile değişmeyelim. DİLERİM CÜMLEMİZ, BU GERÇEKLERİN FARKINDA OLAN, ALLAH'I VE VAHYİNİ UNUTMADAN, HAKLA BATILI AYIRT EDİP YAŞAYAN, ALLAH'IN AZINLIK HALİS KULLARINDAN OLURUZ. Saygılarımla Haluk GÜMÜŞTABAK- Düğüm: Anadolu'ya Açılan Kapı - İlk Düğüm | Go Türkiye Orijinal Mini Dizisi - The Knot: Gateway to Anatolia: The First Knot | Go Türkiye Original Mini-Series
Düğüm: Anadolu'ya Açılan Kapı - 1. Bölüm: İlk Düğüm | Go Türkiye Orijinal Mini Dizisi - The Knot: Gateway to Anatolia - Episode 1: The First Knot | Go Türkiye Original Mini-Series Toplam 10 Bölüm Diğer bölümler eklerde- Aşk, Mutluluk ve Sevgi Hakkında En Son Haberler
Bir öğrenci, bebeğini emanet edebileceği kimse olmadığı için derse getirdi. Bebek ağlamaya başlayınca öğrenci sınıftan çıkmaya çalıştı; ancak Profesör Sydney Engelberg bebeği kucağına alıp sakinleştirdi ve sanki hiçbir şey olmamış gibi dersini anlatmaya devam etti. Dünya çapında ses getiren bir davranış.- En Son Engelliler Haberleri
Birisi çok haklı bir şekilde şöyle demiştir: “Hedefe ancak hayalleri hayat dolu olanlar ulaşır; kanatlar tek başına hiçbir şey ifade etmez, asıl cesaretle havalanılır.”- En Son Kadınlar Voleybol Haberleri (Türkiye ve Dünyadan)
İnanılmaz- Beşiktaş Hakkında Her Şey Buraya
Aynısını Ederson yapınca kırmızı oluyor Meraktan soruyorum: Bir futbolcunun hakeme agresif bir şekilde yaklaşıp alnını hakemin alnına dayayarak bağırması ve hakemin buna karşılık kart göstermemesi normal mi? @TFF_Org Sonradan sarı kart görmüş olsa bile, o hareketinden dolayı almadı.- Amerika'da Ne Oluyor - Güncel / Politik Haberler
Acyn Beyaz olmayan insanların ülkeyi "daha kirli" hale getirdiğini söylemek, tam da bir KKK mitinginde duyacağınız türden bir laf. Burası da bir Cumhuriyetçi Parti (GOP) kongresi olduğuna göre, bu durum hiç de şaşırtıcı değil; tam da beklenecek türden bir rezillik. Bir gün JD Vance, eşine ve çocuklarına onlar hakkında neden böyle ırkçı boktan laflar ettiğini açıklamak zorunda kalacak.- Amerika'da Ne Oluyor - Güncel / Politik Haberler
Ed Krassenstein Trump’ın ailesi neden bir devlet ziyareti için İrlanda’da? Bir de Hunter Biden’ın, Joe ile birlikte yabancı liderlerle görüşmek üzere seyahat ettiğini hayal edin. Sanki artık yolsuzluğun hiçbir önemi kalmamış gibi.- En Son Fenerbahçe Haberleri
Nazar Değmesin... Fenerbahçe altyapısında forma giyen Poyraz Eren yıllar sonra Fenerbahçenin tüm forvet ihtiyacını karşılayacak maşallah- İran İsrail ve ABD Savaşı / Sorunu - Bütün Detaylarıyla Buraya...
Mark Carney’in Kanada’yı AB’nin ‘ortak üyesi’ yapmaya yönelik cesur girişimi Kanada ve Amerika modern tarihlerinin en kötü ikili ticaret savaşına sürüklendikten kısa bir süre sonra, Avrupa’nın önde gelen liderlerinin güvenli telefonları bir transatlantik çağrısıyla çaldı. Mark Carney, Kanada’nın AB ile ilişkilerini bir üst seviyeye taşıyacak bir hamle yapıyordu; bu, Batı ittifakının ekonomik bağlantı ağını yeniden yapılandırmaya yönelik cesur bir girişimdi. Kanada Başbakanı, aylardır Fransa’dan İtalya’ya, Almanya’dan İskandinavya’ya ve hatta kıtanın daha az tanınan kraliyet mensuplarına kadar neredeyse tüm önemli Avrupalı liderlerle; Kanada’yı ve 41 milyonluk nüfusunu Avrupa’nın 27 üyeli kulübüne nasıl daha sıkı entegre edebileceği konusunda özel görüşmeler yürütüyordu. Şimdiyse Carney, Amerika ile yaşanan boşanmanın sancılarını hafifletmek amacıyla zorunlu bir birlikteliği (adeta bir "mecburi evliliği") hayata geçirerek Kanada’nın Avrupa’ya yönelişini hızlandırıyordu. Aslına bakılırsa, Kanada’nın ABD’nin 51. eyaleti haline getirilmesi tehdidi, ülkeyi Avrupa’ya o denli yaklaştırdı ki, liderler şaka yollu da olsa Kanada’yı AB’nin en yeni üyesi olarak adlandırmaya başladılar. Konuya yakın kaynaklara göre Carney, Avrupa’daki özel temsilcisine, AB’ye veya ortak pazarına tam üyelik dışındaki en iddialı seçenekleri araştırması talimatını verdi. Başbakanın yardımcılarına, yarım asırdır ABD’nin etkisi altında olan bir ekonomi ve toplumun yeniden yönlendirilmesi olarak tanımladığı bu sürecin detayları, teknik çalışma grupları tarafından halen şekillendiriliyor. Carney, Avrupalı liderlere Kanada’nın yeni bir unvan üstlenmesini bile önerdi: “Avrupa Birliği Ortak Üyesi.” Her iki taraftan yetkililerin belirttiğine göre, üyelik kurallarını esnek bir şekilde uygulamasıyla tanınmayan AB bile bu fikre sıcak bakıyor. Carney’in resmi temsilcilerinin yanı sıra, finans ve siyaset dünyasından gayriresmi danışmanlar da süreçte yer alıyor. Bunlardan bazıları, kendisinin artık katılmaya vakit bulamadığı Ottawa’daki bir kitap kulübünün üyeleri; bu kişiler, “Dövüş Kulübü” (Fight Club) filminin kurallarına sadık kaldıklarına dair espriler yapıyorlar. Birçoğu The Wall Street Journal’a, “Kitap Kulübü’nün ilk kuralı,” diyor, “Kitap Kulübü hakkında konuşmamaktır.” Aylardır süren görüşmelerin sonucu şu: Avrupalı ve Kanadalı yetkililer; enerji, yapay zeka, batarya veya yarı iletkenler için gerekli kritik mineraller ve en aciliyetlisi savunma gibi stratejik tedarik zincirlerinde, Kanada'nın Avrupa'nın 21 trilyon dolarlık tek pazarına gayriresmi yollarla entegre olmasının yöntemlerini araştırıyor. Uygulamada, söz konusu sektörlere ait Kanada malları, hizmetleri ve iş gücü zamanla Avrupa ile Amerika'nın kuzey komşusu arasında engelsiz bir şekilde hareket edebilir; bu da AB'nin ekonomik sınırlarının nerede bittiğine dair çizgileri belirsizleştirebilir. Konuya aşina iki yetkilinin belirttiğine göre; Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un sık sık görüştüğü Carney ile yapılan görüşmelerde, Kanadalıların Avrupa'da vizesiz yaşamasına ve çalışmasına izin verilmesi fikri bile gündeme geldi. İki taraf, Avrupa ile Kanada'yı birbirine bağlayacak deniz altı kabloları döşemeyi ve Amerikan teknoloji devlerinin erişim alanı dışında kalacak veri merkezleri, bulut depolama sistemleri ve yeni uydu ağlarını ortaklaşa inşa etmeyi konuşuyor. Carney, normalde ABD sınırı üzerinden pompalanan gazı, Rus enerjisinin yerini doldurmakta hala zorlanan Avrupalı müttefiklere yönlendirmek için Kanada'nın ihtiyaç duyduğu boru hatlarının döşenmesi konusunda ısrarcı davranıyor. Onun vizyonuna göre buzkıran gemileri, yüzyıllar boyunca kaşifleri Kutup denizine çeken Kuzeybatı Geçidi üzerinden Kanada gübresinin doğuya taşınması için Arktik bölgesinde bir yol açacak. Kanada ve AB, ABD üniversite sistemiyle rekabet edebilecek bir bilimsel üretim ağı oluşturmak amacıyla araştırma kurumlarını birbirine entegre etmeyi hedefliyor. Carney ayrıca, Avrupalı ve Kanadalı genç nesillerin birbirlerinin ülkelerinde üniversite eğitimi alması umuduyla, AB'nin yurt dışı eğitim programına dahil olunması için de baskı yapıyor. Avrupa'nın menşe kuralları gibi teknik ayrıntılarla sık sık tıkanan bu görüşmelerin kapsamı, Beyaz Saray'da pek de yankı bulmadı. Ancak tüm bunlar, Trump'ın ikinci başkanlık dönemine karşı dünyada geliştirilen en önemli ve aynı zamanda en riskli tepkilerden birini oluşturuyor. Kanada, ihracatının üçte ikisini dünyanın en uzun kara sınırı üzerinden gerçekleştiriyor. İki ülke, "Batı" olarak adlandırılan ekonomik ve jeostratejik ittifakın ikiz sütununu oluşturuyor; Beyaz Saray ise aralarındaki karşılıklı bağımlılığın, Kanada'yı elinde tavizlerle yeniden müzakere masasına oturmaya zorlayacağına güveniyor. Avrupa'da eğitim gören, eşiyle Birleşik Krallık'ta tanışan ve yedi yıl boyunca İngiltere Merkez Bankası'nı yöneten Carney; bir zamanlar Britanya Kuzey Amerikası olarak bilinen ülkeyi yeniden Eski Kıta'ya doğru yönlendirebileceğine dair ters yönlü bir hamle yapıyor. Carney ile düzenli olarak görüşen Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb, “Kanada’nın ABD’nin 51. eyaleti olmak yerine Avrupa Birliği’nin 28. üyesi olması harika olmaz mıydı?” diye sordu. Her türlü yeni ittifak, potansiyel engellerle karşılaşabilir. Carney şu an için büyük bir popülerliğe sahip olsa da, Kanadalılar böyle bir yeniden yapılanmanın tüm sonuçlarını idrak ettikçe onun ülke içindeki konumu zayıflayabilir. Alberta ve Quebec’teki ayrılıkçı gruplarla mücadele eden Ottawa yönetimi, AB ile bütünleşmek uğruna egemenliğinin bir kısmından vazgeçme fikrine tepki gösterebilir. Şirketleri bloğun tek pazarına tam erişim sağlayan ülkeler; AB bütçesine katkıda bulunur, işgücü hareketliliğini kabul eder ve Birlik düzenlemelerine uyarlar. Dahası, Amerika’nınkinin yarısı hızında büyüyen bir ekonomiye sahip olan Avrupa’nın, bir zamanlar NAFTA ile öne çıkan ve güneye (ABD’ye) yönelen ticaret hacminin yerini doldurması zor olacaktır. Bir ABD’li yetkili, “ABD’nin küresel ‘son merci tüketici’ rolünü azalttığı bir ortamda, ne Kanada’nın ne de AB’nin birbirlerinin üretimini absorbe etmek üzere bu rolü üstlenmeye hazır olduğu kesin değil,” dedi. Kapalı kapılar ardında yapılan görüşmelerde, Avrupa’nın en üst düzey yetkililerinden bazıları Carney’nin hedeflerini gerçekçi bir zemine oturtma konusunda endişelerini dile getirdi. On Avrupa ülkesi, Kanada ile on yıl önce varılan bir önceki ticaret anlaşmasını henüz onaylamış değil. AB yetkilileri yaptıkları görüşmelerde, Kanadalı konuklarının kendilerini Washington ile yürüttükleri müzakerelerde birer koz olarak kullanıp kullanmadıklarını anlamaya çalıştılar. Brexit sürecinin yarattığı travmayı henüz atlatamamış olan Birlik yetkilileri, Carney’e diğer üyelerin de birlikten ayrılıp Kanada tarzı bir düzenleme talep etmelerine yol açacak kadar cömert şartlar sunmaktan kaçınıyor. Yine de bazı Avrupalı yetkililer, güvenilir ortaklar arayan hemfikir demokrasiler için birliğin —ünlü bürokratik yapısına rağmen— yeni ve daha esnek katılım koşulları sunup sunamayacağını görmek adına Kanada’yı bir sınav niteliğinde görmeye başladı. Hafta başında üst düzey AB yetkilileri, Brüksel’de halk arasında “Uzay Yumurtası” (Space Egg) olarak bilinen cam kaplı ofis binasında Avrupalı büyükelçileri bilgilendirdi. Verilen mesaj şuydu: Görüşmeler başarıyla sonuçlanırsa Kanada, Avrupa dışındaki tüm ülkelerden daha yakın bir konuma gelecek. Carney Perşembe günü Avrupa Parlamentosu’na hitap ederek Avrupa ile bütünleşme vizyonunun ayrıntılarını açıklayacak. İki taraf, kısa bir süre sonra düzenlenecek ikili bir zirvede, fikirleri somut projelere dönüştürmeyi amaçlayan bir dizi yeni çalışma grubunun kurulduğunu duyuracak. Wall Street Journal muhabirleri, söz konusu görüşmelerde yer alan bir düzine farklı hükümetten yetkililerle görüştü; bu yetkililer genel hatlarıyla, hedefleri —bazılarının şakayla karışık "Kanada'yı yeniden Avrupalı yapma" olarak tanımladığı— Carney'nin kamuoyuna açıkladığı detayların çok ötesine geçen bir başbakandan bahsettiler. Aşılması gereken çeşitli engeller olsa da Avrupalı yetkililer, büyük Kanada şirketlerinin önümüzdeki on yıllar boyunca fiilen "tek pazar tedarikçisi" konumunu güvence altına alabileceğini öngörüyor. Yetkililer Beyaz Saray'dan hiçbir şey saklamadıklarını vurgulasalar da, ABD'ye ve onun teknoloji devlerine karşı yeni bir temkinlilik hali içindeler; nitekim her iki taraftan bazı kişiler, Gmail veya WhatsApp gibi ABD menşeli platformları kullanmayı sessizce bıraktı. Görüşmelerde yer alan bir Kanadalı yetkili, "Bu, çalışma grupları ve bürokrasi eliyle gerçekleşen tektonik bir değişim. Hiç de 'havalı' veya ilgi çekici bir süreç değil ama yine de son derece önemli sonuçlar doğuruyor," dedi. Geleceğe dönüş Kanada'nın Avrupa'ya yönelmesi, İkinci Dünya Savaşı arifesinde Amerika'dan ziyade Avrupa ile ticaret yapan bir ülke için "geleceğe dönüş" niteliğinde bir anı temsil ediyor. Ülkenin en yaşlı vatandaşları Britanya tebaası olarak büyümüştü; İngilizce konuşan kesim, Kanada'nın 15. Genel Valisi olan İskoç romancı John Buchan gibi isimlerin eserleri başta olmak üzere İngiliz edebiyatı okuyordu. Fransız asıllı Kanadalıların ise elbette Avrupa ile kendilerine has bağları vardı. Kuzey Amerika ilişkileri üzerine çalışan önde gelen akademisyenlerden Norman Hillmer, "O dönemde Kanadalılar Pazartesi, Çarşamba ve Cuma günleri Kuzey Amerikalı; haftanın diğer günlerinde ise Britanya uluslar ağının bir parçası olabiliyor ve her iki dünyanın da avantajlarından yararlanabiliyordu," dedi. Kanada savaştan, Amerika'nın ekonomik gücü etrafında şekillenen küresel ticaretin hakim olduğu yeni bir dünya düzenine adım atarak çıktı. Britanya ve Avrupa yıkılan ekonomilerini yeniden inşa etmeye ve uzak coğrafyalardaki imparatorluklarından vazgeçmeye odaklanırken, Kanada iş dünyası dinamik tüketici kültürünün ve doların cazibesine kapılarak güneye, yani ABD'ye yöneldi. 1950 yılına gelindiğinde Kanada'nın ihracatının %65'i Amerika'ya, sadece %15'i ise Birleşik Krallık'a yapılıyordu. Ebeveynleri Britanya üniversitelerinde okumuş olan yeni Kanada elitlerinin yetiştiği yerler Amerikan üniversiteleri haline geldi; ancak 1960'ların sonlarına gelindiğinde, bu kampüsler aynı zamanda Amerikan gücüne şüpheyle yaklaşan Vietnam dönemi karşıt kültürünün de filizlendiği alanlar oldu. Amerikanlaşma rüzgarı, Richard Nixon'ın altın standardının sona ermesinin ardından doları istikrara kavuşturmak amacıyla tüm ithalata %10 gümrük vergisi getirmesiyle kısa bir süreliğine kesintiye uğradı. Kanada Başbakanı Pierre Trudeau buna, Avrupa Ortak Pazarı ve onun en yeni üyesi Birleşik Krallık ile ticareti artırma sözü vererek yanıt verdi. Ancak bu girişim pek sonuç vermedi ve muhafazakar halefi Brian Mulroney'nin 1984 seçimlerini kazanıp Ronald Reagan ile birlikte daha sonra NAFTA'ya dönüşecek olan anlaşma üzerinde çalışmaya başlamasıyla tamamen gölgede kaldı. Kuzey Amerika'nın en büyük iki ekonomisinin bütünleşmesine şüpheyle yaklaşan Kanadalılar, üzerinde "51. Eyalet: Vali Mulroney" yazan rozetler takıyordu. NAFTA, Kanada toplumunu dönüştürdü. Ülke yeni milenyuma girerken, özellikle Asya ve Karayipler'den gelen yeni göçmen dalgasıyla birlikte Avrupa ile olan bağlar zayıflamıştı. 2008 finansal krizinin hemen öncesinde, ABD ekonomisi komşularıyla o denli hızlı bütünleşiyordu ki, birçok ABD eyalet meclisi, tek ve Euro benzeri bir para birimine sahip bir "Kuzey Amerika Birliği"ne karşı çıkan kararlar alma gereği hissetti. O yıl Kanada Merkez Bankası, yeni başkan olarak 42 yaşındaki Mark Carney'i atadı; Carney, Harvard'dan mezun olup her ikisinin de buz hokeyi oynadığı Oxford'da İngiliz eşiyle tanışarak Atlantik'in her iki yakasındaki seçkin çevrelerde yer edinmiş bir isimdi. Bunu takip eden ve ağır tahribata yol açan resesyon, merkez bankası başkanını küresel ekonominin ABD'ye ve onun rezerv para birimine aşırı bağımlı hale geldiği konusunda ikna etti. İngiltere Merkez Bankası Başkanı olarak, orta ölçekli ülkelerin dolara bir alternatif bulmaları ya da yaratmaları gerektiğini savundu. O dönemde Londra AB'den ayrılma sürecindeydi; bu durum, Kanada'yı tam tersi bir yöne taşımaya çalışan bir teknokrat için Avrupa bürokrasisine dair ironik ve hızlı bir öğrenme süreciydi. Carney başbakanlık için yarışa girdiğinde, Liberal Parti 10 yıldır iktidardaydı ve kendisi anketlerde 25 puan gerideydi. Ancak Trump'ın Kanada'yı 51. eyalete dönüştürme tehditleri savurmaya başlamasının hemen ardından durum tersine döndü. Geçen hafta Trump, elinde bir hokey sopasıyla Carney'nin üzerinde durduğu ve üzerinde "Ayağa kalk Vali!" yazan bir konuşma balonunun yer aldığı, yapay zeka tarafından oluşturulmuş bir görsel paylaştı. Carney, ikili ilişkilerdeki gerilimi bir "geçiş süreci değil, bir kopuş" olarak tanımladı ve Kanadalıları, Trump'ın tetiklediği köklü siyasi değişimlerin muhtemelen onun görev süresinden daha uzun süreceği konusunda uyardı. Hillmer, bu durumun "100 yılı aşkın süredir devam eden yakın ABD-Kanada iş birliği açısından tarihin sonu" anlamına geldiğini söyledi. Başka seçenekler de mevcut Carney'nin ekibi, göreve başlamalarından kısa bir süre sonra; Birleşik Krallık, Norveç, İsviçre ve Sovyet sonrası bir ülke olan Gürcistan'ın AB ile tam üyelik kapsamı dışında yaptığı anlaşmaların bir haritasını çıkarmaya başladı. Ülkelerin birbirleri için yerine getirdikleri —istihbarat paylaşımı veya düzenlemelerin ortaklaşa yürütülmesi gibi— 36 işlevden oluşan bir liste hazırladılar ve Avrupa ile Kanada'nın birlikte daha fazlasını yapabileceği kategorileri işaretlediler. Carney, bir merkez bankası yöneticisi olarak tanıdığı Avrupalı liderlerle yaptığı görüşmelerde, bağları derinleştirmeye yönelik ve çoğu Avrupalı yetkilinin düşünce yapısının çok ötesinde olan teklifler üzerinde çalışıyordu. Yeni fikirler, okumaya vakit bulabildikleri kısa romanlar üzerinden kaynaşan iş dünyası ve siyasetin önde gelen isimlerinden oluşan "Kitap Kulübü" üyeleriyle yaptığı sohbetlerden doğuyordu. Bu kişilerin birçoğu Oxford veya London School of Economics'te öğrenciyken Avrupa'da yaşamış; çocuklarının aynı okullara ve yaz kamplarına gitmesi sayesinde birbirlerini tanımışlardı. Bir Kitap Kulübü üyesi, başbakanın jeopolitik yaklaşımını bir flört benzetmesiyle şöyle tarif ediyordu: "Kanadalılar, denizde Amerika Birleşik Devletleri'nden başka balıklar da olduğunun farkına varmalı." Ancak Carney geçen Ekim ayında, Kanada'nın Avrupa nezdindeki özel başbakanlık temsilcisi olarak deneyimli diplomat John Hannaford'u atadığında; AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'in onun muadili olan ve Komisyon'da 30 yıllık deneyime sahip Hollandalı Joost Korte'yi ataması iki aydan uzun sürdü. Avrupalı ve Kanadalı yetkililerin belirttiğine göre, İtalya'nın muhafazakâr Başbakanı Giorgia Meloni ve İngiltere Başbakanı Keir Starmer dahil olmak üzere birçok Avrupalı lider, ABD'yi kızdırmaktan endişe ediyordu. İki olay —Başkan Trump'ın Grönland'ın kontrolünü ele alma girişimi ve İran'a karşı yürüttüğü mücadele— daha fazla Avrupalı lideri Carney'nin mantığını ve aciliyet hissini paylaşmaya yöneltti. Stubb, Macron ve Norveç Başbakanı Jonas Støre ile halihazırda düzenli görüşmeler yapan Kanadalı lider, Meloni de dahil olmak üzere Trump'a daha yakın duran liderler nezdinde de girişimlerde bulunmaya başladı. Meloni başlangıçta Trump'ı karşısına alma konusunda temkinli davranıyordu. Başkanın Mayıs ayında kendisini Papa olarak gösteren yapay zeka üretimi bir görseli paylaşması ve ardından Meloni'nin kendisinden birlikte fotoğraf çektirmek için adeta yalvardığını iddia etmesi üzerine tutumunu değiştirdi. Avrupalı yetkililer, Meloni'nin artık Trump'tan ziyade Carney ile görüştüğünü belirtiyor. Yaz aylarına gelindiğinde, Kanadalı ve Avrupalı yetkililer giderek artan sayıdaki diplomatik arka kanal görüşmelerini hızlandırıyordu. Fransa'nın Toulouse kentinde düzenlenen G-7 ön toplantıları sırasında, Kanadalı yetkililer ve Avrupalı mevkidaşları; iş birliğini derinleştirmek ve Amerikan teknolojilerine, savunma ekipmanlarına ve ticaretine olan bağımlılığı azaltmak amacıyla "11 maddelik bir başlık listesi" taslağı hazırladılar. Fransa'nın Evian kentindeki G-7 liderler zirvesi öncesinde Carney, Paris'te Macron ile bir araya geldi; Fransız yetkililer, Kanadalıların ne kadar hızlı hareket etmek istediklerini görünce hayranlık ve şaşkınlıklarını gizleyemediler. Bir Fransız diplomat, “İşler aniden hız kazandı ve pek çok farklı politikada tam kapsamlı bir iş birliği noktasına gelindi,” dedi. Carney, Kanada’nın 25 milyar dolarlık Alman denizaltı alımına ilişkin müzakereleri tamamlarken, bankacılık döneminden tanıdığı Almanya Şansölyesi Friedrich Merz ile de sık sık görüşüyordu. Temmuz ayındaki Ankara NATO zirvesinde liderler, Alman yetkililerin koruyucu bir örtüye sarılı halde Türkiye’nin başkentine getirttiği —ve bir yetkilinin Mısır lahdine benzettiği— denizaltı maketinin önünde anlaşmayı kamuoyuna duyurdular. Bir fotoğrafçı maketi liderlere işaret ettiğinde Carney, geminin “gelişmiş gizlilik (stealth) özellikleri” nedeniyle onu fark etmedikleri yönünde esprili bir yorum yaptı. Carney’nin, ABD ile yürütülen görüşmelerin başarısızlığa uğradığını açıklamak ve Washington’ı son anda kuralları değiştirmekle (hedefleri kaydırmakla) suçlamak üzere düzenlediği ve ciddiyetin hakim olduğu basın toplantısının ardından, Merz Kanada lideriyle temasa geçti. Trump, Ontario Gölü’nün adını “Amerika Gölü” olarak değiştiren bir başkanlık kararnamesini imzaladığı sırada, Kanadalı diplomatlar savunma iş birliği konulu bir dizi görüşme için Berlin’de bulunuyordu. Üst düzey bir Kanadalı yetkili, “Bu, Kanada’nın kendisini bir Kuzey Amerika ülkesi olarak görmekten çıkıp bir transatlantik ülkesi olarak konumlandırmaya başlamasıdır,” dedi. “Biz Kanadalılar; Amerikalılar gibi konuşur, Amerikalılar gibi giyiniriz ama toplum yapısı olarak çok daha Avrupalıyız.” Kaynak: TWSJ- İran İsrail ve ABD Savaşı / Sorunu - Bütün Detaylarıyla Buraya...
İran, Hürmüz Boğazı'nda bir ticari geminin vurulduğunu bildirdi ABD ile İran arasında kritik bir enerji geçiş noktası üzerindeki kontrol mücadelesi sürerken, İran devlet medyası Cumartesi günü geç saatlerde Hürmüz Boğazı'nda İran'a ait bir ticari geminin vurulduğunu ve olayda bir kişinin hayatını kaybettiğini öne sürdü. Bu gelişme, Yemen'deki İran destekli isyancıların saldırılarını artırdığı ve bölgedeki ikinci bir hayati su yolunu kontrol altına alma çabalarında ilerleme kaydettiği bir döneme denk geliyor; bu durum küresel petrol fiyatları üzerinde ilave baskı oluşturabilir. İran devlet yayın kuruluşu IRIB'in dört kişinin de yaralandığını belirttiği Hürmüz saldırısı, yerel saatle sabahın erken saatlerinde boğazdaki Keşm Adası yakınlarında gerçekleşti. Olay, Tahran'ın bu hayati su yolundaki deniz trafiğinin yönetilmesini görüşmek üzere Umman'da bölge liderleriyle bir araya gelmesinden bir gün önce yaşandı. İran'ın devlet haber ajansı IRNA, Keşm valisinin saldırıdan "terörist bir düşmanı" sorumlu tuttuğunu aktardı. ABD, bildirilen saldırıya ilişkin henüz bir yorum yapmadı; CNN, konuyla ilgili görüş almak üzere ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) ile temasa geçti. ABD güçleri daha önce de İran limanlarına yönelik ablukayı sürdürürken ve savaş gemilerine fırlatılan İran balistik füzelerinin yarattığı yeni tehditlerle karşı karşıyayken İran bayraklı gemileri vurmuştu. İran'ın liman kenti Bender Abbas'a yaklaşık 14 mil uzaklıktaki Keşm Adası, İran'ın hayati önem taşıyan Hürmüz Boğazı'ndaki trafik üzerindeki kontrolünü sağlaması açısından kilit bir role sahip; savaş öncesinde bu boğazdan günde yaklaşık 20 milyon varil petrol geçiyordu. Trafik seviyesi, çatışma öncesi döneme kıyasla hâlâ yaklaşık %90 daha düşük seyrediyor. Öte yandan, Birleşik Krallık Deniz Ticareti Operasyonları Merkezi'ne (UKMTO) göre, Cumartesi günü geç saatlerde boğazda başka bir gemi daha kimliği belirsiz bir cisimle vuruldu. UKMTO, gemide yangın çıktığını ve yerel yetkililerin mürettebatın tahliyesine yardımcı olduğunu bildirdi. Kurum, geminin hangi ülkeye kayıtlı olduğuna dair ayrıntı vermedi. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Baghai Cumartesi günü yaptığı açıklamada, Körfez'deki Arap ülkelerinin üst düzey diplomatlarının Hürmüz Boğazı'ndaki deniz trafiğinin yönetimini görüşmek üzere Pazartesi günü Umman'da İran Dışişleri Bakanı ile bir araya gelmesinin beklendiğini söyledi. Ancak Bahreyn toplantıya katılmayacağını açıkladı ve başka hangi ülkelerin orada yer alacağı netlik kazanmadı. İran, boğazın karşı kıyısını kontrol eden Umman ile, boğazdan geçişleri düzenleyebilecek bir anlaşma üzerine aylardır müzakereler yürütüyor. Ancak İran, bir ilerleme sağlanması ihtimalini düşük gösterdi. Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan Cumartesi günü India Today TV'ye verdiği demeçte, "Su yolu, ABD'nin ablukayı sonlandırması şartıyla açılabilir," dedi. İran Meclisi Ulusal Güvenlik Komitesi Başkanı İbrahim Azizi, X platformu üzerinden yaptığı açıklamada, "Amerikan tarafı İran'ın tüm şartlarını kabul etmediği sürece, diyalog ve müzakerenin bir faydası yoktur," ifadesini kullandı. İran destekli Husilerden Suudi üssüne saldırı Yemen'deki İran destekli Husi isyancılar, Pazar günü Sharurah bölgesindeki bir Suudi askeri üssüne düzenlenen saldırıyı üstlendi. Husiler son dönemde Yemen'in Suudi destekli hükümetine karşı çatışmaları yoğunlaştırdı ve kontrol alanlarını Asya'yı Avrupa'ya bağlayan hayati önemdeki Kızıldeniz su yolunun yakınına kadar genişletti. Husilerin sözcüsü Yahya Seri, "silah depoları ve komuta-kontrol merkezlerinin" hedef alınmasında "yoğun bir balistik füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırısı" kullanıldığını belirtti ancak saldırının ne zaman gerçekleştiğine dair detay vermedi. Husiler Cumartesi günü, Suudi güçlerinin Yemen'de Husilerin kontrolündeki bölgelere 129 hava saldırısı düzenlediğini öne sürmüştü. Husiler geçen hafta Kızıldeniz'in girişindeki Perim Adası'nı ele geçirdi. Ada, hayati önem taşıyan Babülmendep Boğazı'nı ikiye bölüyor ve Tahran'a, Hürmüz Boğazı'nın yanı sıra bir diğer kilit deniz yolu üzerinde de fiili kontrol sağlıyor. Hafta başında bir kaynak CNN'e verdiği bilgide, Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ın, milislerin Yemen genelinde Kızıldeniz'e doğru ilerlemesi üzerine Husileri vurması için ABD Başkanı Donald Trump ile iki kez görüştüğünü, ancak Trump'ın bunu reddettiğini söyledi. Suudi Arabistan Cumartesi günü, bir İHA saldırısının ardından tedbir amaçlı olarak Doğu-Batı boru hattını geçici olarak kapattığını duyurdu. Hem Bağdat hem de Riyad, saldırının İran destekli milislerin faaliyet gösterdiği Irak topraklarından kaynaklandığını belirtti. Boru hattının kapatılması ve boğazdan geçen deniz trafiğiyle ilgili Suudi Arabistan'ın endişeleri sorulduğunda Trump, her şeyin "yoluna gireceğini" söyledi. Kaynak: CNN - Türk Hava Yolları Deneyimi: Bu Dört Unsur Neden Her Seyahat Raporuna Damga Vuruyor?
Önemli Bilgiler
Bu siteyi kullanmaya başladığınız anda kuralları kabul ediyorsunuz Kullanım Koşulu.