İçeriğe atla
View in the app

A better way to browse. Learn more.

Tartışma ve Paylaşımların Merkezi - Türkçe Forum - Turkish Forum / Board / Blog

Ana ekranınızda anlık bildirimler, rozetler ve daha fazlasıyla tam ekran uygulama.

To install this app on iOS and iPadOS
  1. Tap the Share icon in Safari
  2. Scroll the menu and tap Add to Home Screen.
  3. Tap Add in the top-right corner.
To install this app on Android
  1. Tap the 3-dot menu (⋮) in the top-right corner of the browser.
  2. Tap Add to Home screen or Install app.
  3. Confirm by tapping Install.

Bütün Eylemler

Bu akış otomatik olarak güncellenir

  1. Geçen saat

  2. Trump yönetimi, eski bir yargıcının Nobel Barış Ödülü'nü kazanmasından saatler sonra Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne yaptırım uyguladı: Rubio, "Bu haydut mahkemeyle işlem yapılması yasaklanmalı," dedi Cuma günü Donald Trump yönetimi, eski yargıçlarından Navi Pillay'in Nobel Barış Ödülü'ne layık görülmesinden saatler sonra Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne (UCM) yaptırımlar getirdi. Mahkeme buna tepki olarak, söz konusu hamleyi "hukukun üstünlüğüne ve uluslararası hukuk düzeninin temel dayanaklarına yönelik bir saldırı" olarak nitelendirdi ve 125 üye devletini kendisini savunmak üzere harekete geçmeye çağırdı. UCM yaptığı açıklamada, "Mahkeme tek başına ayakta kalamaz. Kaderi artık onu kuran devletlerin de elindedir," ifadelerini kullandı. Altı Aylık Geçiş Süresi ve Sınırlı Muafiyetler Dışişleri Bakanı Marco Rubio yaptığı açıklamada, ABD'nin "bu haydut mahkemeyle işlem yapılmasını yasaklayacağını" belirtti. Rubio, hedefin mahkemenin kaynaklarını kesmek ve faaliyet gösterme kapasitesini sınırlamak olduğunu ifade etti. ABD Hazine Bakanlığı tarafından duyurulan yaptırımlar, altı aylık bir başlangıç geçiş süresini de kapsıyor. Reuters'ın haberine göre; telekomünikasyon, yazılım, emeklilik ödemeleri ve tutuklularla ilgili işlemler gibi bazı faaliyetler yaptırım kapsamı dışında tutuluyor. Güney Afrikalı bir hukukçu olan Pillay, 2003-2008 yılları arasında UCM'nin Temyiz Dairesi'nde görev yapmıştı. Nobel Komitesi, ödülü; "uluslararası hukuk yargıçlarının ve kurumlarının siyasi saldırı altında olduğu" bir dönemde uluslararası mahkemelere verilen bir destek olarak nitelendirdi. Başkan Donald Trump, Cuma günü Truth Social platformunda, Nobel Komitesi'nin Barış Ödülü'nü Pillay'e vermesini eleştiren bir paylaşımı yeniden paylaştı. @Schoenlaw adlı kullanıcı tarafından yazılan paylaşımda, komitenin "kendini telafisi mümkün olmayacak şekilde küçük düşürdüğü" ifade edildi. Uzun Süredir Gergin Olan Bir İlişki ABD ile UCM arasındaki ilişki, mahkemenin savaş suçları, insanlığa karşı suçlar ve soykırım suçlarını yargılamak üzere 2002 yılında kurulmasından bu yana gergin seyrediyor. ABD, mahkemenin kuruluş belgesi olan Roma Statüsü'nü başlangıçta imzalamış ancak hiçbir zaman onaylamamıştı. Yönetim, Trump'ın ilk döneminde mahkeme yetkililerine yönelik hedef odaklı yaptırımlar uygulamıştı. Bu yaptırımlar, Başkan Joe Biden döneminde kaldırılmıştı. Yeni yaptırımlar, Trump'ın Ocak 2025'te göreve dönmesinden sadece birkaç gün sonra geldi. Washington; Başbakan Binyamin Netanyahu da dahil olmak üzere İsrailli yetkililer hakkında çıkarılan tutuklama emirleri nedeniyle Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne (UCM) tepki gösterdi. ABD ayrıca, UCM'nin "öncelik sıralamasında geriye aldığını" belirttiği, ABD askerlerinin Afganistan'daki eylemlerine ilişkin soruşturmaya da itiraz etti. Cuma günü atılan adım, daha önce belirli savcıları ve yargıçları hedef alan tedbirlerin çok ötesine geçiyor. Artık doğrudan mahkemeye hizmet sağlayan şirketler de yaptırımlarla karşı karşıya kalabilir. ABD yaptırımları genellikle ABD merkezli şirketlerin yaptırım uygulanan bir kuruluşla çalışmasını yasaklıyor; bu durum bankaları hesapları kapatmaya, sigorta şirketlerini teminat sağlamayı durdurmaya ve yazılım şirketlerini iş birliğini kesmeye zorluyor. Raporda belirtildiğine göre mahkeme hazırlıklı davranmış görünüyor; yetkililer aylarca ofis bilgisayarlarını Microsoft Corp. (MSFT) yazılımlarından açık kaynaklı alternatiflere geçirerek ve yeni bankacılık ile sağlık sigortası düzenlemeleri yaparak hazırlıklarını tamamladı. AB'den UCM Yaptırımlarına Tepki AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, altı aylık geçiş sürecinin "diyalog için bir fırsat sunduğunu" ifade etti. Kallas ayrıca, Avrupa Birliği'nin "(UCM'nin) hayati önem taşıyan çalışmalarını sürdürebilmesini güvence altına alacak seçeneklere sahip olduğunu" da sözlerine ekledi. Kallas, ayrı bir paylaşımda Pillay'i de tebrik etti.
  3. Bu makalemde sizlerin, üzerinde düşünmenizi istediğim çok önemli bir ayet var. Bu ayet günümüz Müslümanlarının genel çoğunluğunun, hayatlarına geçiremediği ama geçirmiş zannettiği bir ayet. Eğer bizler sorumlu olduğumuz Kur’an dışına çıkıyor ve imanımızı Allah’ın sınırları dışında yaşıyorsak, ALLAH BU SÖZLERE BOŞ SÖZLER DİYOR. Çünkü bakara 147. ayetinde Allah; Gerçek, Hak olan Rabbinden gelendir; o halde sakın şüpheye düşenlerden olma!” diyerek bizleri uyarıyor. Konumuzla ilgili ayeti hatırlayalım. Kasas 55: ONLAR, BOŞ SÖZ DUYDUKLARI ZAMAN ONDAN YÜZ ÇEVİRİP “BİZİM İŞLERİMİZ BİZE, SİZİN İŞLERİNİZ SİZE. SİZE SELAM OLSUN! BİZ, CAHİLLERE İTİBAR ETMEYİZ!” DER GEÇERLER. (Mehmet Okuyan) Bu ayetin bizleri uyardığı konuyu bir cümleyle özetlemek gerekirse; SORUMLU OLDUĞUMUZ HAK OLAN KUR’AN’IN, YANİ ARI-DURU ALLAH’IN YOLUNA ODAKLANMAMIZ GEREKTİĞİ UYARISI YAPILIYOR. Başkalarının ne dediğine, hakkımızda ne düşündüğüne veya bizi nasıl sabote etmeye çalıştığına takılmadan, kendi inancımıza, hedeflerimize ve sorumluluklarımıza odaklanmanın önemini vurguluyor. Allah gerçek Hak doğru yolda olan kulları konusunda, bakın nasıl örnek veriyor bizlere. Onlar BOŞ SÖZ duydukları zaman, böyle sözlerden yüz çevirirler diyor. Peki boş söz derken, sizce ayette neleri kast ediyor olabilir? Ne yazık ki bizlerin Kur’an ile bağını kesenler, elleriyle yazdıkları sözleri/hadisleri Allah’ın kitabı Kur’an ayetleri gibi göstermişlerdir. İslam Kur’an ve Resulün sünneti yani O’nun rivayet hadisleri/sözleri ile yaşanır diyerek, Allah’ın Resulünün bu hadislerden haberi onayı bile olmadan, O’nun adını kullanarak atalarının mezhep inançlarını yaşayabilmek için, Kur’an’ın asla onaylamadığı sözleri/hadisleri Allah’ın dinine ilave etmekten korkmamışlardır. İşte Allah bunlara, BOŞ SÖZLER DİYOR. Hatta bu konuda Allah bakın nasıl uyarıyor bizleri, ayeti özellikle tekrar etmek istiyorum, çünkü böyle önemli ayetler adeta görmezden gelinerek islam yaşanmaya çalışılıyor. “GERÇEK HAK, RABBİNDEN GELENDİR; O HALDE SAKIN ŞÜPHEYE DÜŞENLERDEN OLMA!” (Bakara 147) Sizce bizler bu ayete iman ettik dedikten sonra, yalnız gerçek hak olan Allah’ın katından gelen Kur’an hükümlerine mi uyuyoruz? Yorumunu sizlere bırakıyorum. Şimdide Kasas 55. Ayetin, bir öncesi ayetlere baktığımızda bu söylediklerimi göreceksiniz. Kasas 53-54: ONLARA KUR’AN OKUNDUĞU ZAMAN, “ONA İMAN ETTİK, ŞÜPHESİZ O RABBİMİZDEN GELMİŞ GERÇEĞİN KENDİSİDİR. ESASEN BİZ BUNDAN ÖNCE DE RABBİMİZE BOYUN EĞMİŞTİK” DERLER. İŞTE (BASKILARA KARŞI) SABRETMELERİNDEN ÖTÜRÜ ONLARA MÜKÂFATLARI İKİ DEFA VERİLECEKTİR. ONLAR KÖTÜLÜĞÜ İYİLİKLE SAVARLAR, KENDİLERİNE VERDİĞİMİZ RIZIKTAN DA ALLAH RIZÂSI İÇİN HARCARLAR. (Kur’an yolu. Diyanet İşl.) Gördünüz mü bakın Rabbimiz, gerçek iman etmiş kullarının hangi bilgileri dinleyip iman ettiklerini söylüyor. “ONLARA KUR’AN OKUNDUĞU ZAMAN, “ONA İMAN ETTİK, ŞÜPHESİZ O RABBİMİZDEN GELMİŞ GERÇEĞİN KENDİSİDİR.” Demek ki Allah’ın dini İslam’ı en doğru yaşayabilmemiz için, gerçeğin ta kendisi YALNIZ KUR’AN’A İMAN ETMEMİZ GEREKİYORMUŞ. Çünkü Allah, ben hükmüme hiç kimseyi ortak etmem demiyor muydu? Bu ve benzeri onlarca ayeti tebliğ alıp iman ettik dediğimiz halde, bizler hala tam tersini söyleyip, YALNIZ KUR’AN İLE İSLAM YAŞANMAZ demeye, içimiz rahat devam ediyoruz ve Allah’ın Resulüne atfen söylenen rivayet hadisleri böylece hiç düşünmeden Kur’an ile sorgulamadan, dinin emri gibi yaşıyoruz. Bu ayetler, çok dikkat çekici uyarılarda bulunuyor bizlere. Önyargısız olmak: Ayetteki kişiler Kur’an’ı duyduklarında kibirlenmemiş, onun Rabbimizden gelen bir gerçek olduğunu anında itiraf etmişlerdir. İnsan, karşısına çıkan doğru bir bilgiyi veya İLAHİ BİR HAKİKATİ, KİŞİSEL MEZHEPSEL İNATLARINI BİR KENARA BIRAKARAK, HEMEN KABUL ETMELİDİR. Biz bundan önce de Müslümanlardık / boyun eğmiştik” diyerek, doğru inanç üzere yaşamanın anlık bir heves değil, bir hayat çizgisi olduğunu gösterir. HAKİKİ İMAN, GEÇMİŞTEN GELECEĞE UZANAN, KARARLI VE İSTİKRARLI BİR DURUŞ GEREKTİRİR. İki defa ödüllendirilecek olmalarının sebebi, hem eski inançlarındaki sadakatleri hem de İslam’a geçerken çektikleri sıkıntılara ve çevre baskısına karşı sabretmeleridir. Ayetin devamında çok daha dikkat çekici bir bilgi veriyor. Bakın Kitap ehli Kur’an’ı tebliğ aldığında ne söylüyorlar. “ESASEN BİZ BUNDAN ÖNCE DE RABBİMİZE BOYUN EĞMİŞTİK” DERLER.” Devamında da yine çok önemli bir konuya dikkatimizi çekiyor Rabbimiz. Atalarının batıla hurafe inançlarına uymayıp, akıllarını kullanarak geçmişte Allah’ın vahyi ile anlatılanları karşılaştırıp, hak olan vahye tabi olmayı seçtikleri için yani sabırlarından dolayı, bakın Allah onları nasıl mükâfatlandıracağını söylüyor. “İŞTE (BASKILARA KARŞI) SABRETMELERİNDEN ÖTÜRÜ ONLARA, MÜKÂFATLARI İKİ DEFA VERİLECEKTİR” Bu ayeti okuduğumda, Hz. Muhammed geldi aklıma. O örnek insan Kitap ehlinin genel çoğunun ALLAH’TAN GELEN VAHYİN DIŞINA ÇIKARAK, uyduğu atalarının inancına tabi olmamış ve gerçek HAK olanın arayışında olarak, onlara tabi olmayıp ÜMMİ olarak kalmayı seçmişti. Allah’ta bundan dolayı O’nu Resul olarak güven elçisi seçmişti. Ayetin devamında da bakın gerçek mümin nasıl davranır diyor. “ONLAR KÖTÜLÜĞÜ İYİLİKLE SAVARLAR, KENDİLERİNE VERDİĞİMİZ RIZIKTAN DA ALLAH RIZÂSI İÇİN HARCARLAR.” Ne dersiniz günümüzde emeği ile çalışarak kazanan çevremizde çok fazla Müslüman görebiliyor muyuz? Televizyonlarda izlediğimiz haberleri dinledikçe, bunları ateistler bile yapmaz dediğinizi biliyorum. Demek ki bolca namaz kılmak hacca gitmekle, Allah’ın istediği gerçek Müslüman olunmuyormuş. Allah’ın Kur’an’da uyardığı ve kınadığı ne yazık ki GÖSTERİŞ YANİ SÖZDE MÜSLÜMANLAR OLDUK. Tüm bu ayetlerin sonunda Rabbimiz, bakın Elçisine ne diyor. Kasas 56: SEN SEVDİĞİNİ DOĞRU YOLA ULAŞTIRAMAZSIN ANCAK ALLAH DİLEYENİ (LAYIK GÖRDÜĞÜNÜ) DOĞRU YOLA ULAŞTIRIR. O, DOĞRU YOLA ULAŞTIRILMIŞ OLANLARI İYİ BİLENDİR. (Mehmet Okuyan) Bu ayetten alacağımız derse gelince. Bizler ailemiz, arkadaşlarımız veya sevdiklerimiz için doğru olanı anlatmakla, onlara güzel örnek olmakla sorumluyuz. Ancak onları zorla değiştiremeyiz veya hidayete erdiremeyiz. Resullerin dahi yetkisi sadece “TEBLİĞ ETMEK” yani doğruyu ulaştırmaktır; kalplere hükmetmek değildir.“SENİN GÖREVİN SADECE TEBLİĞ ETMEKTİR.” (Rad 40)” Ayetteki “Allah dileyeni / layık gördüğünü doğru yola ulaştırır” ifadesi, kulun kendi cüzi iradesiyle hakkı araması ve ona yönelmesi gerektiğini gösterir. Kişi kalbini hakikate kapatır ve inkârda ısrar ederse, en yakınındaki kişi Allah’ın Resulü bile olsa ona fayda sağlayamaz. Ayetin sonunda belirtildiği gibi, kimin samimi olduğunu ve kimin doğru yola girmeye layık olduğunu en iyi Allah bilir. BU YÜZDEN İNSANLAR HAKKINDA KESİN HÜKÜMLER VERMEKTEN KAÇINMALIYIZ. Saygılarımla Haluk GÜMÜŞTABAK
  4. Bugün

  5. Mikrocerrahi robotu bir mısır tanesine dikiş atıyor Milimetre düzeyinde hassasiyet sergiliyor
  6. Ünlü iş insanı Rahmi Koç 96 yaşına bastı
  7. FIRINDA ADANA KEBAP! Adana kebap krizine evde çözüm! Dışı kızarmış, içi sulu ve bol lezzetli bu kebap, canınız kebap çektiğinde sofraya nefis bir alternatif oluyor.
  8. Victor Wembanyama: "Fransa'daki öğrenci eylemlerini destekliyorum" Victor Wembanyama, Fransa'daki lise eylemleri hakkında: "Bunlar sistemik eşitsizlikler; o kadar köklü sorunlar ki, lise öğrencilerinin ve genel olarak gençlerin seslerini duyurmasından aslında memnuniyet duyuyorum. Ben onları duyuyorum, destekliyorum ve umarım oradaki yetkili makamlar da aynısını yapar. Bu konuya büyük bir ilgim var. Daha önce 'protestoya katılmak isterim' derken ciddiydim. Çok kısa bir süre önce ben de aynı konumdaydım. Bu sistemden, bu sorunlardan kurtulma şansım oldu. Ama bu bir şans, bir tesadüf. Bu yüzden desteğimi göstermek istiyorum. Bu bana tamamen yabancı bir şey değil. Liseye, o zamanlar da öğrenci eylemlerinin kalesi olan Nanterre'de gittim."
  9. Termit kraliçesi, dünyadaki diğer tüm böceklerden daha uzun bir süreyle, 50 yıl yaşayabilir. 20 ila 25 yıl boyunca —günde on binlerce olmak üzere— hiç durmaksızın yumurtlayabilir. Mola yok. Hafta sonu tatili yok. Sadece koca bir imparatorluğu ayakta tutan, dur durak bilmeyen biyolojik bir mekanizma.
  10. Türkiye Futbol Federasyonu (TFF), A Milli Futbol Takımı Teknik Direktörü Vincenzo Montella ile yolların ayrıldığını resmen açıklamıştır. TFF tarafından yapılan resmi açıklamada, "A Milli Takım Teknik Direktörümüz Sayın Vincenzo Montella ile devam etmeme kararı alınmıştır" ifadelerine yer verilmiştir. Bu kararla birlikte İtalyan teknik adamın A Milli Takım'daki görevi sona ermiştir.
  11. Finlandiya, 740 akreden (yaklaşık 300 hektar) fazla ormanlık alanın temizlenmesinin ardından Google'a veri merkezi çalışmalarını durdurma talimatı verdi; Muhos ve Kajaani'deki iki planlanan sahayı kapsayan bu karar, ormanların yok edilmesi ve eksik çevresel değerlendirmelere ilişkin endişeler üzerine alındı. Finlandiya Doğa Koruma Derneği'ne göre Muhos sahasında 740 akreden fazla ormanlık alan temizlendi; dernek, korunması gereken alanlardaki ağaçların kesilmesiyle ilgili endişelerini dile getirerek çevresel gereklilikler incelenene kadar çalışmaların durdurulması çağrısında bulundu. Yetkililer; hazırlık çalışmalarının ağaçların ve üst toprağın kaldırılmasını, yolların ve depolama alanlarının inşasını ve hendeklerin düzenlenmesini içerdiğini belirtirken, Finlandiya Denetim Kurumu da sahalardan birindeki çalışmaların zorunlu çevresel etki değerlendirmesi yapılmadan yürütüldüğünü ifade etti. Çevreyi önemli ölçüde değiştiren faaliyetlerin en geç 23 Ekim'e kadar durdurulması gerekiyor ve gerekli değerlendirmeler tamamlanana kadar bu durdurma kararı geçerliliğini koruyacak. Google'ın projelerini yürüten şirket olan Tuike Finland'den, 14 Ekim'e kadar eylemlerini açıklaması ve planlarını ana hatlarıyla sunması istendi; yetkililer, şirketin bu talebe uymaması halinde yasal yaptırım süreçlerinin başlatılabileceği uyarısında bulundu. Google, "bu örnekte kendi yüksek standartlarının gerisinde kaldığını" kabul etti ve kurumun yönlendirmelerine uyacağını belirtti. Şirket; Finlandiya Ormancılık Yasası çerçevesinde iyi niyetle hareket ettiğini, doğa araştırmaları yürüttüğünü ve çevresel açıdan değerli alanları korumak için adımlar attığını ifade ederek, peyzaj planlarının Muhos'ta yaklaşık 320 akrelik bir alana ağaç dikmeyi de kapsadığını kaydetti. Söz konusu projeler, Google'ın 2027 ve 2028 yıllarında Finlandiya'da yapmayı planladığı ve şirketin Avrupa'daki en büyük tekil yatırımı olarak nitelendirilen 15 milyar dolarlık yatırımın bir parçasını oluşturuyor; tesisler Arama (Search), Haritalar (Maps) ve Gemini gibi hizmetleri destekleyecek. Finlandiya, sunucu ekipmanlarını soğutmak için gereken enerjiyi azaltabilen serin iklimi ve düşük karbonlu elektrik kaynaklarıyla veri merkezi geliştiricilerinin ilgisini çekiyor. Verilen talimatlar hazırlık çalışmalarını askıya alıyor; projeleri iptal etmiyor.
  12. Doğa gücünü gösteriyor İZLE: Şili'nin başkentinin sokaklarını aniden bastıran sel suları araçları sürükleyip götürürken, sürücüler direksiyon hakimiyetini kaybediyor ve bir adam çaresizlik içinde bir kamyona tutunuyor. Yeni güvenlik kamerası görüntüleri, şiddetli yağışların bölge genelinde heyelanlara yol açtığı ve sel sularının Santiago'yu istila ederek araçları sular altındaki yollarda sürüklediği o korkutucu anları gözler önüne seriyor. Las Condes'te yetkililerin olağanüstü hal ilan etmesiyle birlikte en az altı kişi yaralandı, evleri su bastı ve bölge sakinleri tahliye edilmek zorunda kaldı.
  13. Houston Rockets'lı basketbolcular Jackie Chan'le buluşuyor
  14. Mehdi Hasan Bir gün, Amerikan tarihindeki bu döneme dönüp baktığımızda, sadece derin bir utanç değil, aynı zamanda tam bir şaşkınlık ve akıl erdirememe duygusu hissedeceğiz. Bu nasıl oldu? İnsanlık tarihinin en zengin ve en eğitimli toplumlarından birinde, Idiocracy (Aptallar Çağı) nasıl gerçeğe dönüştü? Trump: Pavarotti benim arkadaşımdı. Hepsinin en büyük divası. Hiçbir kadının olamayacağı türden, erkek bir diva. Müzik konusunda çok iyiyimdir.
  15. Alperen'in stili herkesin dikkatini çekiyor
  16. Bu sokak satıcısını Paris'te ünlü bir defilede kullanmalılar adam pür yetenek Yeteneği eşsiz! Dostum, bu zekânın da ötesinde bir şey.
  17. Cristiano Ronaldo, Al Nassr adına perdeyi açıyor!
  18. İspanya'da galibiyet bizim! Kosner Baskonia Vitoria-Gasteiz 84-92 Beşiktaş
  19. Ronaldo Yeniden ve Yeniden Yaptı
  20. Dün

  21. Alperen Şengün'den 22 Dakikada Triple-Double Milli basketbolcumuz, NBA Çin Oyunları'nın ilk hazırlık maçında 16 sayı, 10 ribaund ve 10 asist kaydetti.
  22. Brezilya Voleybol Milli Takımı’nın yıldız ismi Gabi Guimaraes, ülkesinde yapılacak devlet başkanlığı seçimlerinde oyunu Luiz Inacio Lula da Silva’ya vereceğini duyurdu. Sahadaki performansının yanı sıra duruşuyla da sporseverlerin takdirini toplayan dünyaca ünlü smaçör Gabi Guimaraes, Brezilya’nın geleceğini ilgilendiren kritik seçim öncesi sessizliğini bozdu. Siyaset uzmanı olmadığını ancak ülkesine derin bir sorumlulukla bağlı olduğunu vurgulayan başarılı sporcu, tercihini demokratik ilkeler ve toplumsal eşitlikten yana kullandığını belirtti. "Mesele Sağ ya da Sol Değil, Ülkenin Geleceği"Milli formayı giymenin hayatındaki en büyük gurur olduğunu ifade eden Gabi, kararının arkasındaki nedenleri şu sözlerle dile getirdi: Oyunu 13 numaralı aday Lula’ya vereceğini açıklayan yıldız voleybolcu, bu kararın ideolojik bir etiketle sınırlı olmadığını vurguladı: Gabi’nin bu açıklamaları, Brezilya spor kamuoyunda ve sosyal medyada geniş yankı uyandırdı.
  23. Ne?!?!?! ABD, Rusya'dan yakıt ithal ettiği için Hindistan'ı cezalandırıyor ve bunu yapan diğer ülkelere %100 gümrük vergisi uygulama tehdidinde bulunuyor. Sonra da Trump, hiç oralı olmadan çıkıp ABD'nin de aynısını yaptığını mı açıklıyor?
  24. Forma numaraları yaşları olsaydı? Akıma Fenerbahçe Medicana ile katılıyoruz..
  25. Demokratlar, sansürlenmiş Epstein dosyalarındaki isimleri ifşa etmeye başlıyor Demokratlar, resmi dosyalarda kimlikleri gizlenen Jeffrey Epstein bağlantılı kişilerin isimlerini açıklamaya başladı. Temsilciler Meclisi Adalet Komitesi'nin kıdemli üyelerinden Demokrat Jamie Raskin'in üniversiteye yazdığı bir mektubun ardından, New York'taki Bard College'ın eski rektörü Leon Botstein Çarşamba günü kalan akademik görevlerinden istifa etti. Raskin mektubunda, Botstein'ı Epstein soruşturmasıyla ilgili belgeler arasındaki bazı e-postalara ilişkilendirmişti. Bu belgeler arasında, Botstein'a atfedilen Mayıs 2014 tarihli bir e-posta da yer alıyordu; söz konusu e-postada yazar, Epstein'a genç bir kadının "benim için mi" yoksa "onu kendine mi saklıyorsun" diye soruyordu. Dosyanın kamuya açık versiyonunda Botstein'ın adı geçmiyor. Ancak Demokratlar, isimlerin gizlenmediği orijinal versiyona erişim hakkına sahip; Raskin'in mektubunda ise kullanılan e-posta adresinin, Botstein'ın rektörlük yaptığı dönemde "[email protected]" olduğu belirtiliyor. Kongre üyesi, mektupta "Jane Doe" (kimliği gizli tutulan kadın) olarak anılan kişinin, o dönemde —cinsel amaçlı insan kaçakçılığı suçlamalarıyla yargılanmayı beklerken 2019'da ölen pedofil milyarder Epstein tarafından— istismara hazırlanmak üzere "kıvama getirildiğini" (groomed) öne sürdü. Bard College'a yazılan mektupta, Botstein'ın üniversite rektörü olarak görev yaptığı süre boyunca Epstein'ın istismarına "muhtemelen olanak sağladığı ve hatta belki de bizzat katıldığı" iddia edildi. Botstein'ın, hesap verebilirliği sağlamaya yönelik yeni bir girişim kapsamında Temsilciler Meclisi Adalet Komitesi'ndeki Demokratlar tarafından isimleri açıklanacak olan çok sayıda Epstein bağlantılı kişiden ilki olduğu düşünülüyor. Raskin ayrıca FBI'a bir mektup yazarak, kurumun Epstein'ın suç ortakları olduğu iddia edilen kişileri soruşturmak için yeterli kanıt bulunmadığı yönündeki ısrarından duyduğu hayal kırıklığını dile getirdi. Kıdemli Demokrat, ekibinin sansürlenmemiş Epstein dosyaları üzerinde yaptığı incelemenin, "ileri düzeyde soruşturulmayı ve potansiyel olarak yargılanmayı açıkça hak eden olası suç ortaklarının varlığına işaret ettiğini" söyledi. Raskin; FBI yetkilisi Kash Patel'e, Botstein ve "diğerlerini" merhum cinsel suçluyla olan bağlantıları nedeniyle soruşturması ve Epstein dosyalarında adı geçen —mağdur olmayan— herkesin isminin üzerindeki gizliliği kaldırması çağrısında bulundu. Bay Raskin, "Kongre sizin yerinize sizin işinizi yapmaya devam etmek zorunda kalmamalı," dedi ve üst düzey Demokratların, Bay Patel'in Epstein'in yakın çevresindekilerin peşine düşeceği konusunda "hiçbir güven duymadıklarını" sözlerine ekledi. Bay Botstein herhangi bir yanlış davranışta bulunduğunu reddetti ve yaptığı açıklamada, "Epstein'in suç teşkil eden davranışlarından haberdar olduğuma veya bunlara dahil olduğuma dair her türlü iddianın yanlış olduğunu" belirtti. Buna rağmen Bay Botstein, Bard College'daki kalan görevlerinden ayrıldığını ifade etti; zira "hakkımdaki asılsız iddiaların bile, yarım asırdan uzun süredir hizmet verdiğim kurumu herhangi bir riske atmasını istemediğini" söyledi. İsviçre asıllı orkestra şefi ve müzikolog, üniversite tarafından Epstein ile olan bağlantılarına ilişkin başlatılan bir soruşturmanın ardından Mayıs ayında Bard College başkanlığı görevinden ayrılmıştı. Bard College Mütevelli Heyeti Başkanı Brandon Weber Çarşamba günü yaptığı açıklamada, o tarihten bu yana Bay Raskin'den söz konusu bağların niteliğine dair ilave teyit aldığını söyledi. ABD Adalet Bakanlığı tarafından kamuoyuna açıklanan Epstein dosyalarında, Bay Botstein'ın adının geçtiği ve birçoğu yakın bir dostluğa işaret eden yaklaşık 1.000 e-posta bulunuyor. Mayıs 2014 tarihli e-postada bahsi geçtiği öne sürülen kadın, Epstein'in ABD'de eğitim görmesine ve kariyer yapmasına yardımcı olma vaatleriyle kendi çevresine çektiği yabancı uyruklu bir modeldi. Temsilciler Meclisi Adalet Komitesi üyelerinin iddialarına göre Epstein, kadının hedeflerine ulaşmasına yardımcı olmak yerine, ona cinsel eğitim ve masaj kursları almaya zorladı ve aynı zamanda cinsel istismarda bulundu. Demokratlar gönderdikleri mektupta, "Görünen o ki Epstein, 2014 yılının ortalarına gelindiğinde bu genç kadını eyaletler ve ülkeler arası sınırları aşacak şekilde insan kaçakçılığına konu ediyordu," ifadelerini kullandı. Son birkaç ay içinde, Temsilciler Meclisi Denetim Komitesi'ndeki ayrı bir grup ABD'li siyasetçi, Epstein'in yakın çevresindeki bazı isimleri Kongre'ye kapalı oturumda ifade vermeye çağırdı. İfade vermesi istenen yedi kişi arasında Microsoft'un milyarder ismi Bill Gates, eski ABD Başkanı Bill Clinton ve yatırım şirketi Apollo Global Management'ın kurucu ortağı Leon Black de yer alıyordu. Kaynak: TT
  26. Trump'ın göçmen karşıtı hamleleri, Amerikalıların Sosyal Güvenlik ödemelerini yılda 2.000 dolar azaltabilir Guardian ile özel olarak paylaşılan yeni bir rapora göre; Trump yönetiminin göçmen karşıtı kampanyasının yarattığı ekonomik sonuçların doğrudan bir yansıması olarak, yaşlı Amerikalıların yıllık sosyal güvenlik ödemelerinde kişi başına ortalama 2.152 dolarlık bir kayıp (emeklilik ödemelerinde öngörülen %8,6'lık bir azalma) yaşaması bekleniyor. Bu durumun, 2034 yılına gelindiğinde ve sonrasındaki her yıl devam edeceği öngörülüyor. Raporda, ABD'de gıda fiyatlarının halihazırda yükseldiği ve yeni konut inşaat izinlerinin azaldığı belirtiliyor; ayrıca Donald Trump'ın politikaları sonucunda son iki yılda 1,2 milyon yabancı kökenli işçinin ülkeden ani ayrılışı nedeniyle, bizzat ABD doğumlu Amerikalıların bile potansiyel iş fırsatlarını kaçırdığına dikkat çekiliyor. Raporun yazarlarından Michael Ettlinger, "Trump yönetimi bir şeyler söylediğinde, bu her zaman verilere dayalı olmuyor. Biz ise verilerin neyi gösterdiğini ve başkalarının verilerden ne tür sonuçlar çıkardığını görmek istedik," dedi ve ekledi: "Sonuçta ortaya çıkan tablo, ABD başkanının temel iddiasını çürütüyor." Federal hükümetin agresif kitlesel sınır dışı etme kampanyası sessizce daha da hız kazanırken, Donald Trump'ın bu sert müdahalesinin ekonomi üzerindeki olumsuz etkileri de geniş çaplı hissediliyor. İlgili haber: 90 saniyede kayboluş: 'Görünmez kılınan' ICE, her zamankinden daha fazla insanı tutukluyor Göçmenlik reformunu destekleyen "America’s Voice" adlı kuruluşun icra direktörü Vanessa Cárdenas, Guardian'a verdiği demeçte şunları söyledi: "Burada, ülke içinde yaşananların yol açtığı zararları henüz yeni görmeye başlıyoruz. Ancak bu politikaların ve girişimlerin etkileri uzun vadeli olacak. Ve bence bu durum, bilinçli bir tercihin sonucu." "Trump Yönetiminin Göçmenlik Politikasının Ekonomik Etkileri" başlıklı rapor, America’s Voice tarafından hazırlatıldı ve ekonomik analizler üzerine odaklanan bir firma olan Economic Insights and Research Consulting bünyesindeki araştırmacılar tarafından yürütüldü. Raporun vardığı sonuçlar; göçmenlerin yasal korumalarını kaldıran veya onları yaptırım hedefi haline getiren yakın tarihli federal politikaların, özellikle yabancı kökenli işçilere büyük ölçüde bağımlı bölgeler ve sektörlerde, ülkedeki hayat pahalılığı krizi ve işgücü piyasası üzerinde ne denli vahim etkiler yarattığını gözler önüne seriyor. Tarla işçilerinin %42'sinin belgesiz statüde olduğu ve %68'inin yabancı kökenli olduğu ABD tarım sektöründe, ülke genelindeki çiftçiler; işgüçlerinin büyük bir kısmının ve hatta bazı durumlarda tamamının bir gecede ortadan kaybolduğunu, bu nedenle mahsullerin yere dökülüp çürüdüğünü ve ziyan olduğunu belirterek uyarıda bulunuyor. Rapora göre, Trump'ın Beyaz Saray'a dönüşünden bu yana, üretiminde büyük ölçüde göçmen emeğine dayanan gıda ürünleri, genel gıda fiyatlarına kıyasla çok daha keskin fiyat artışları yaşadı. Raporda; Trump'ın Ocak 2025'te göreve başlamasından önceki 19 aylık dönemle kıyaslandığında, son 19 ayda market fiyatlarındaki ortalama artış oranını aşan ve göçmen emeğine dayalı gıda ürünlerindeki fiyat artışlarına şu örnekler verildi: taze tam yağlı sütte %5,7, konserve sebzelerde %6,3 ve elmalarda %7,2'lik artış. Rapora göre, Trump'ın göreve başlamasından önceki o dönemde, üretimleri esasen göçmen emeğine dayanan gıda ürünlerinin büyük çoğunluğunda fiyat artışları diğer gıda ürünlerine kıyasla daha yavaş seyretmiş, hatta bazı ürünlerin fiyatları doğrudan düşüş göstermişti. Raporu hazırlayanlardan Robert Lynch, "Değişen şeylerden biri [göçmenlik] politikasıydı. Öncesinde, tüm bu ürünlerdeki eğilim daha düşük bir enflasyon oranı yönündeydi. Sonrasında ise eğilim daha yüksek enflasyon yönünde oldu. Yani eğilim tersine döndü ve bu oldukça dikkat çekiciydi," dedi. Yabancı kökenli işçilerin tüm meslek kollarındaki istihdamın neredeyse üçte birini oluşturduğu inşaat sektörü de bu durumdan ciddi şekilde etkilendi. Göçmen emeğine daha fazla bağımlı olan eyaletlerde, yeni müstakil konut maliyetleri 2024'ün ilk sekiz ayına kıyasla 2026 yılında %10,9 oranında artış gösterdi; bu durum, inşaat projelerinin parasal değerini ortalama 305.752 dolardan 338.752 dolara yükseltti. Araştırma, Ocak 2025'ten bu yana ülke genelinde müstakil ev inşasına yönelik konut ruhsatı sayısının %10,6 oranında düştüğünü; yabancı uyruklu işçilere daha fazla bağımlı olan bölgelerde ise bu düşüşün daha belirgin olduğunu ortaya koydu. Öte yandan; inşaat sektöründeki istihdamın azaldığı Kaliforniya, Nevada, New Jersey, Florida ve New York gibi bu durumdan ciddi şekilde etkilenen eyaletlerde, yerli Amerikalılar potansiyel gelir fırsatlarını kaçırıyor. Zira bir evi inşa edecek göçmen çatı ustaları bulunmadığında, Amerikalı elektrikçiler ve tesisatçılar da ilgili projeden elde edecekleri işi kaybediyorlar. Ettlinger, “İnşaat sektöründe çalışmak, hiçbir beceri gerektirmeyen bir iş yapmak demek değildir. Üstelik, on yıllardır bu sektörde çalışan insanları kaybediyoruz. Bu durum düzeltilebilir ancak zaman alacaktır,” dedi. Maliyetlerin hızla arttığı ve ciddi iş gücü sıkıntısının yaşandığı diğer sektörler arasında; göçmenlerin tarihsel olarak iş gücü ve uzmanlık açısından orantısız bir paya sahip olduğu evde sağlık hizmetleri, huzurevleri, yetişkin gündüz bakım merkezleri, çim bakımı, peyzaj ve saha düzenleme işleri yer alıyor. Rapora göre, ikinci Trump yönetiminin başlamasından sonraki dokuz aydan kısa bir süre içinde, yani Eylül 2025'e gelindiğinde, ABD göçmenlik politikasındaki değişiklikler nedeniyle ülke doğumlu çalışanlar tahminen 51.000 ila 297.000 arasında iş kaybına uğramıştı. Trump'ın ikinci döneminin ilk 18 ayında iş gücü tahminen 919.000 kişi azaldı; istihdam artış hızı ise kendisi göreve yeniden başlamadan önceki seviyenin kabaca üçte birine geriledi. Federal hükümet, kendileri bu sosyal haklardan yararlanamadıkları halde ABD'li yaşlılara ödeme yapan sosyal güvenlik fonunu desteklemeye yardımcı olan izinsiz göçmenlerden elde edilen 26 milyar dolarlık bordro vergisinin büyük bir kısmını kaybetme riskiyle karşı karşıya. Şu anda Hazine Bakanı Scott Bessent, Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanı Robert F. Kennedy Jr., Çalışma Bakanı Keith Sonderling ve Sosyal Güvenlik Komiseri Frank Bisignano'nun da aralarında bulunduğu sosyal güvenlik mütevelli heyeti üyeleri uyarıda bulunuyor: Beklenenden düşük gerçekleşen net göç oranı, zaten zor durumdaki emeklilik yardımları sisteminin mali yapısını daha da kötüleştirme tehdidi oluşturuyor; bu da Amerikalıların hak ettiği ödemelerde kesintiye gidilmesi anlamına gelebilir. Raporu hazırlayanlar, “Trump'ın göçmenlik politikası kaynaklı yıllık kaybın kişi başına ortalama 2.152 dolar olacağı öngörülüyor. Dolayısıyla, Trump'ın göçmenlik politikaları sürdürüldüğü takdirde, öngörülen ortalama yıllık Sosyal Güvenlik yardımları 2034 yılında ve sonraki her yıl yüzde 8,6 oranında azalacaktır,” ifadelerini kullanıyor. Guardian'a yaptıkları açıklamada, yönetimin göçmenlik gündeminin beklendiği şekilde devam etmesi halinde ABD ekonomisi üzerindeki etkilerin daha da kötüleşebileceğini belirttiler. Lynch, “Fiyatların yükselmesini bekleriz,” dedi. Daha fazla iş kaybı, daha yavaş ekonomik büyüme ve giderek derinleşen bir alım gücü krizi bekliyoruz; bunun nedenleri arasında hem fiyatların yüksek olması hem de insanların işlerini ve gelirlerini kaybederek eskisi kadar harcama yapamaz hale gelmeleri yer alıyor. Kaynak: TG
  27. Trump, Oval Ofis'teki çıkışından sadece 48 saat sonra yeni bir Nobel hayal kırıklığı yaşadı Başkan Donald Trump, ödül tarihinde hiç kimsenin kendisinden daha fazla bu ödülü hak etmediğini söylemesinden sadece 48 saat sonra Nobel Barış Ödülü'nü kazanamadı. The Washington Post'un haberine göre, 2026 Nobel Barış Ödülü; uluslararası adalet ve insan hakları alanındaki çalışmaları nedeniyle, 85 yaşındaki Güney Afrikalı insan hakları avukatı Navanethem "Navi" Pillay'e verildi. Bu durum Trump için yeni bir darbe oldu; zira Pillay, kendi zaferini kutladığı sırada Başkan'ın bu ödülü kazanmaya yönelik uzun süredir devam eden çabasıyla ilgili bir espri yaptı. Meslektaşlarının tezahüratları ve alkışları eşliğinde gerçekleşen etkinlikten alınan bir görüntüde Pillay, "Biraz daha alkışlarsanız bu ödülü Trump ile paylaşabilirim," diyerek espri yaptı. Duyuru, Trump'ın neden bu ödülü hak ettiğine dair bir başka çıkış yapmasından yaklaşık 48 saat sonra geldi. Trump, "Sekiz savaşı sonlandırdım," iddiasında bulunurken, geçen yılın kazananı olan Venezuelalı muhalefet lideri María Corina Machado'nun kendisine Nobel tarihinde hiç kimsenin bu ödülü kendisinden daha fazla hak etmediğini söylediğini öne sürdü. Trump o sırada, "Övünmüyorum; sadece size gerçekleri anlatıyorum," demişti. Ayrıca Nobel Komitesi'nin kendisine karşı önyargılı davrandığını iddia etmiş ve diplomatik başarılarının dikkate alınmamasının kuruluşu itibarsızlaştıracağı uyarısında bulunmuştu. İddialarına rağmen, İsrail-Gazze savaşı ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti'ndeki çatışmalar gibi, çözdüğünü öne sürdüğü anlaşmazlıkların birçoğu hâlâ devam ediyor. Buna ek olarak Trump, işi bitireceğini iddia ettiği süreden aylar daha uzun süredir devam eden İran savaşının da hâlâ içinde yer alıyor. Pillay'in hukuk kariyeri; Güney Afrika'daki apartheid yıllarını, uluslararası savaş suçları mahkemelerindeki süreçleri ve Birleşmiş Milletler bünyesindeki çalışmaları kapsıyor. BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri olmadan önce, silahlı çatışma bağlamında soykırım ve cinsel şiddete ilişkin önemli hukuki emsallerin oluşturulmasında rol oynamıştı. Norveç Nobel Komitesi Başkanı Jørgen Watne Frydnes, Pillay'in katkılarına övgüde bulunurken aynı zamanda uluslararası hesap verebilirliğin önemini vurguladı. Frydnes, Cuma günü yapılan duyuru sırasında "Barış, adalet gerektirir," ifadesini kullandı. Bu, Başkan Trump'ın göz ardı edildiği ikinci olay oldu; daha önce Ocak ayında, Machado'nun 2025'te ödülü aldıktan sonra Beyaz Saray'da Nobel madalyasını Trump'a takdim ettiği tuhaf bir olay yaşanmıştı. Nobel Komitesi daha sonra, fiziksel madalyanın kimin elinde olduğuna bakılmaksızın ödülü başka birine vermeyebileceğini açıkça belirtmişti. Komite, Pillay'i seçmeden önce bu yıl 287 adaylığı değerlendirdi. Yaklaşık 1,2 milyon dolarlık para ödülünü de içeren bu ödül, 10 Aralık'ta Oslo'da düzenlenecek bir törenle kendisine resmen takdim edilecek. Kaynak: Alternet
  28. Google Haritalar'a gelen tepkiler kullanıcıları alternatif arayışına itiyor Google ve Apple'ın buraya artık "Lake America" (Amerika Gölü) demesi, herkesin de öyle demesi gerektiği anlamına gelmiyor. Başkan Donald Trump'ın Ontario Gölü'nün adının değiştirilmesi yönündeki talimatının ardından, ABD'li iki teknoloji devi hızla bu karara uyum sağlayarak dijital haritalarındaki bu su kütlesinin adını güncelledi. Bu hamle, daha önceki bir Trump talimatı doğrultusunda Meksika Körfezi'nin adını haritalarında "Amerika Körfezi" olarak değiştirmeleri nedeniyle zaten hoşnutsuz olan bazı kullanıcıların tepkisini çekti. Yaşanan bu tartışma ve dijital gizliliğe dair süregelen endişeler, teknoloji devlerine ait olmayan harita hizmetlerine olan ilgiyi artırdı; özellikle de çoğu tahmine göre pazarın yaklaşık %80'ini elinde tutan baskın oyuncu Google Haritalar dışındaki hizmetlere. İşte en popüler ücretsiz harita uygulaması alternatiflerinden bazıları: MapQuest MapQuest otuz yıldır varlığını sürdürüyor ancak Google'ın yükselişiyle birlikte geri planda kaldı. Uygulama şu anda Kaliforniya merkezli System1 şirketine ait. Apple'ın Ontario Gölü'nün adını değiştirmesinin ardından Eylül ayı başında MapQuest uygulamasının indirilme sayıları hızla arttı ve uygulama, Apple App Store'da hem ABD hem de Kanada'da ücretsiz uygulamalar listesinde zirveye yerleşti. MapQuest uygulaması; gerçek zamanlı trafik güncellemeleri ve adım adım rota yönlendirmesi sunmanın yanı sıra benzin istasyonları ve kafeler gibi yakındaki yerleri de gösteriyor. Ancak uygulama ABD ve Kanada dışında kullanılamıyor. Yine de diğer ülkelerdeki kullanıcılar MapQuest'in web sitesinden yararlanabiliyor. Şirket sözcüsü Anne Brownlee, "pek çok ülkeden" gelen talepler doğrultusunda MapQuest'i daha geniş bir kullanıcı kitlesine ulaştırma konusunu değerlendirdiklerini belirtti. TomTom Haritalama dünyasının bir diğer kıdemli ismi olan TomTom, 2004 yılında piyasaya sürdüğü ve Hollandalı şirketin iddiasına göre dünyanın ilk hepsi bir arada taşınabilir uydu navigasyon cihazı olan TomTom GO ile GPS tabanlı rota haritalama sistemlerinin yaygınlaşmasına katkıda bulunmuştu. TomTom hâlâ fiziksel cihazların satışını sürdürüyor; bunun yanı sıra, canlı trafik verileri ve yol tehlikelerine dair bilgilerle "sadece sürücüler için" tasarlanmış, Google ve Android telefonlara yönelik ücretsiz bir harita uygulaması da sunuyor. TomTom uygulamasının mobil arayüzü sade ve basittir; reklam içermez, ayrıca çok az sayıda ek özellik veya ayar sunar. Ancak sürücülere odaklanması nedeniyle, yaya veya bisiklet gibi diğer ulaşım türleri için rota seçenekleri bulunmaz. HERE WeGo HERE WeGo, kimileri tarafından Google Haritalar'a en yakın ve teknoloji devlerine (Big Tech) ait olmayan alternatif olarak nitelendiriliyor. Nokia Maps adıyla yola çıkan uygulama, günümüzde Audi, BMW ve Mercedes-Benz gibi Alman otomobil üreticilerinden oluşan bir konsorsiyuma aittir. Hem iOS hem de Android cihazlarda kullanılabilen bu ücretsiz uygulama, Google Haritalar ile benzer birçok özellik sunar. Otomobil, toplu taşıma, yaya, bisiklet ve bazı bölgelerde taksi gibi çeşitli ulaşım türleri için rota oluşturma imkanı sağlar. Google Haritalar'da olduğu gibi, sürücüler rotalarına birden fazla durak ekleyebilir ve kullanıcılar arazi, trafik ve uydu gibi farklı harita görünümlerini seçebilir; ancak uygulamada "Street View" (Sokak Görünümü) özelliği bulunmaz. Mobil sinyalin zayıf olduğu veya hiç bulunmadığı durumlarda, kullanıcılar çevrimdışı navigasyon için ülke haritalarını indirebilirler. Google Haritalar'da da çevrimdışı haritalar indirilebilir, ancak bu özellik alan sınırlamasına tabidir ve indirilen haritaların geçerlilik süresi bir yıldır. Avrupa, gizlilik odaklı çeşitli harita uygulamalarının çıkış noktası oldu HERE WeGo, Avrupa Birliği merkezli ve birliğin GDPR olarak bilinen katı gizlilik çerçevesini benimseyen, daha az bilinen harita uygulamalarından sadece biridir. Google'ın aksine bu uygulamalar, reklam hedeflemesi amacıyla devasa miktarda kullanıcı verisi toplamaya dayalı bir işleyiş izlemezler. HERE WeGo'nun iş modeli, nakliye şirketleri gibi işletmelerle yapılan lisans anlaşmalarına dayanır. Diğer bazı uygulamalar ise ücretsiz sürümlerin yanı sıra ücretli (premium) abonelik seçenekleri de sunar. Estonya menşeli Organic Maps tamamen ücretsizdir ve gönüllüler tarafından yönetilen OpenStreetMap veritabanındaki verileri kullanır. Hollanda merkezli OSMand da benzer bir yapıya sahiptir ancak temel işlevlerin ötesindeki özellikler için abonelik gerektirir. Magic Earth, kişisel verileri asla toplamadığını veya kullanıcı hareketlerini izlemediğini belirten Hollanda menşeli bir rota planlama uygulamasıdır. Slovakya çıkışlı Sygic, ücretsiz çevrimdışı haritalar sunan bir GPS navigasyon uygulamasıdır; ancak trafik güncellemeleri, hız kamerası uyarıları ve araç içi kamera (dashcam) işlevi gibi ek özelliklerden yararlanmak için abonelik satın almanız gerekir. Kaynak: LATimes

Account

Navigation

Tarayıcı push bildirimlerini yapılandırın

Chrome (Android)
  1. Adres çubuğunun yanındaki kilit simgesine dokunun.
  2. İzinler → Bildirimler seçeneğine dokunun.
  3. Tercihinizi ayarlayın.
Chrome (Desktop)
  1. Adres çubuğundaki kilit simgesine tıklayın.
  2. Site ayarları seçeneğini seçin.
  3. Bildirimler seçeneğini bulun ve tercihinizi ayarlayın.