İçeriğe atla
View in the app

A better way to browse. Learn more.

Tartışma ve Paylaşımların Merkezi - Türkçe Forum - Turkish Forum / Board / Blog

Ana ekranınızda anlık bildirimler, rozetler ve daha fazlasıyla tam ekran uygulama.

To install this app on iOS and iPadOS
  1. Tap the Share icon in Safari
  2. Scroll the menu and tap Add to Home Screen.
  3. Tap Add in the top-right corner.
To install this app on Android
  1. Tap the 3-dot menu (⋮) in the top-right corner of the browser.
  2. Tap Add to Home screen or Install app.
  3. Confirm by tapping Install.

Bütün Eylemler

Bu akış otomatik olarak güncellenir

  1. Geçen saat
  2. Keanu Reeves’in 492 milyon dolarlık gişe rekortmeni bilim kurgu filmi, yeni yapım öncesinde Netflix’te yeniden yükselişe geçti Keanu Reeves’in ödül rafında belki bir Oscar ya da Emmy bulunmuyor olabilir; ancak ödül eksikliğini, sahip olduğu büyük tanınırlık ve izleyiciyi sinemaya çekme gücüyle fazlasıyla telafi ediyor. Reeves, beş farklı aksiyon filmindeki John Wick rolünden çok daha önce, The Matrix’teki Neo rolü sayesinde dünyanın en büyük film yıldızlarından biri haline gelmişti. Kariyeri 2010’ların başında farklı bir yöne evriliyor gibi görünse de, John Wick tüm zamanların en başarılı aksiyon serilerinden birine dönüşerek gidişatı değiştirdi. Reeves o zamandan beri repertuvarını genişletti ve büyük serilerde başka roller üstlenerek karakterlerine yalnızca kendisinin katabileceği türden bir insani derinlik kazandırdı. Yakın zamanda, büyük bir gişe başarısı yakalayan Sonic the Hedgehog 3 filminde Shadow the Hedgehog karakterini seslendirdi. Shadow the Hedgehog’un ilk iki Sonic filminde herhangi bir rolü yoktu; ancak bu durum bilinçli bir tercihti. İlk film Jim Carrey’yi Dr. Robotnik rolüyle izleyiciyle buluştururken, devam filmi Idris Elba’nın canlandırdığı Knuckles karakterinin gelişine zemin hazırlamıştı. Reeves’in Sonic 3’teki çıkışının ardından, sıra 19 Mart 2027’de vizyona girecek olan Sonic 4’te Amy Rose karakterine geliyor. Paramount, Sonic the Hedgehog 4 kadrosuna Kristen Bell, Nick Offerman ve Ben Kingsley’in yanı sıra seriye geri dönen diğer yıldızları da dahil etti. Dünya prömiyerinin üzerinden bir buçuk yıldan fazla zaman geçen Sonic the Hedgehog 3, kısa süre önce dünya genelinde Netflix’e geldi ve platformda en çok izlenen 10 yapım arasına hızla yükseldi. Film, Amerika’da tüm aboneler için Paramount+ üzerinden izlenebiliyor. ‘Sonic 3’ün Konusu Ne? Sonic the Hedgehog 3’ün resmi özeti şu şekilde: “Shadow adında gizemli ve intikamcı bir kirpi, 50 yıllık esaretten kurtulup kaçtığında; Sonic, Tails ve Knuckles bugüne kadarki en büyük tehditleriyle karşı karşıya kalır. Güç dengesi aleyhlerine işleyen ve çaresiz kalan üçlü, Shadow’u durdurmak için ezeli düşmanları Dr. Robotnik ile beklenmedik bir ittifak kurmak zorunda kalır; zira Shadow, felaket getirecek bir silahı açığa çıkarıp korumaya yemin ettikleri her şeyi yok etmek üzeredir.” Sonic the Hedgehog 3, serinin her açıdan en başarılı filmi oldu. Eleştirmenlerin beğenisini kazanan ilk yapım olarak Rotten Tomatoes'ta eleştirmenlerden %85, hayranlardan ise %95 puan aldı. Ayrıca 122 milyon dolarlık bütçesine karşılık gişede 492 milyon dolar hasılat elde ederek, serinin 500 milyon dolar barajını aşan ilk filmi olma yolunda dördüncü yapımın önünü açtı. Sonic the Hedgehog 3'ü Amerika'da Paramount+, dünya genelinde ise Netflix üzerinden izleyebilirsiniz. Sonic 4 ile ilgili daha fazla gelişme ve haber için Collider'ı takip etmeye devam edin. Kaynak: Collider
  3. Tekerlekli Sandalye Basketbol Süper Ligi’nde Finaldeyiz!
  4. BEYAZ SARAY’DAN YAPAY ZEKA DEVİNE DARBE: Anthropic, 'Mythos'u Nasıl Kaybetti? Trump yönetimi ile yapay zeka devi Anthropic arasında perde arkasında yaşanan büyük gerilim, şirketin en gelişmiş yapay zeka modeli Mythos'un fişinin çekilmesiyle sonuçlandı. Ulusal güvenlik krizine dönen olaylar zinciri, Beyaz Saray'ın teknoloji sektörüne yönelik şimdiye kadarki en sert müdahalesi olarak tarihe geçti. İşte Anthropic'i felakete sürükleyen ve amiral gemisi ürününü kaybetmesine neden olan sürecin detayları: 1. Gizli Liste Krizi ve Güvenin Sarsılması Her şey, Anthropic’in bilgisayar korsanlarının elinde tehlikeli bir silaha dönüşebilecek yeni modeli Mythos’u kimlerin kullanacağını Beyaz Saray’a bildirmesiyle başladı. Şirket önce 111 kuruluştan oluşan bir liste sundu ve onay aldı. Ancak kısa süre sonra Anthropic, hükümetten habersiz 50 ek kuruluşa daha erişim verdiğini itiraf etti. Günlerce bu yeni alıcıların isimleri gizlenince Beyaz Saray’da alarm zilleri çaldı. 2. Çin Bağlantısı ve Amazon'un İhbarı Anthropic sonunda isimleri açıkladığında skandal büyüdü: Alıcılardan biri, ABD'nin Çin ile bağlantısı olduğundan şüphelendiği Güney Koreli bir telekomünikasyon şirketiydi. Anthropic erişimi hemen iptal etse de güven bir kez sarsılmıştı. Son darbe ise Amazon'dan geldi. Amazon, Mythos modelinde ciddi bir güvenlik açığı tespit ederek hükümeti uyardı. Bu ihbar bardağı taşıran son damla oldu ve modelin piyasaya çıkmasından sadece 3 gün sonra Başkan Donald Trump, ihracat kontrollerini devreye sokarak Anthropic'i modelini geri çekmeye zorladı. 3. "Hız Cezası Yerine İdam Cezası Verildi" Hükümetin bu sert müdahalesi teknoloji dünyasında şok dalgası yarattı. Eski Facebook Güvenlik Şefi Alex Stamos'un da aralarında bulunduğu uzmanlar ve yatırımcılar karara tepki gösterdi. Stamos durumu, "Ortada bir hız cezası gerektiren durum varken, onlar modele idam cezası verdiler" sözleriyle eleştirdi. Uzmanlara göre bu müdahale, Amerikan teknoloji şirketlerine olan küresel güveni sarsabilir ve inovasyon ekosistemini yavaşlatabilir. 4. Siyasi Hesaplaşma ve İdeolojik Çatışma Bu krizin arkasında derin bir siyasi geçmiş de yatıyor. Anthropic, Biden döneminin sıkı yapay zeka düzenlemelerini desteklemiş ve bünyesine eski Biden yetkililerini katmıştı. Bu durum, teknolojinin tamamen serbest bırakılmasını savunan Trump’ın yapay zeka danışmanı David Sacks ve Silikon Vadisi müttefikleri ile şirketi felsefi olarak karşı karşıya getiriyordu. Sırada Ne Var? Yaptırımlar Ne Zaman Kalkacak? Ticaret Bakanı Howard Lutnick’in de dahil olduğu süreçte, Beyaz Saray Anthropic’i tamamen yok etmek istemiyor. Hükümet yetkilileri, yaptırımların kalkması için şirkete iki şart koşuyor: Mythos ürününü alan herkesin eksiksiz ve şeffaf bir listesinin çıkarılması. Sistemin kırılmasını (jailbreak) önleyecek güvenlik önlemlerinin güçlendirilmesi. Trump'ın yapay zeka danışmanı David Sacks'ın X platformundan yaptığı paylaşımda belirttiği gibi: "Yönetim bu sorunun kolayca çözülebileceğini düşünüyor. Artık top Anthropic’te." Kaynak: TWP
  5. İran takımına Dünya Kupası açılış maçından saatler sonra ABD'den ayrılma talimatı verildi Ani ayrılık: İran takımına, toparlanma süreci için Los Angeles'ta kalmak yerine, maçın hemen ardından Meksika'daki kamp merkezine dönmesi talimatı verildi. Teknik direktörün eleştirisi: Teknik Direktör Amir Ghalenoei, takımını turnuvanın "en çok mağdur edilen" takımı olarak nitelendirdi ve FIFA'yı daha fazla destek sağlamaya çağırdı. Vize kaynaklı yer değişikliği: Kilit öneme sahip personeline vize verilmeyen İran, kamp merkezini Arizona'dan Tijuana'ya taşıdı; böylece takım, ABD sınırının hemen ötesinde konaklayıp müsabakalara ABD'de katıldı. İran, vize sorunları nedeniyle Dünya Kupası kamp merkezini Tucson'dan Tijuana'ya taşıdı İran, vize sorunları nedeniyle Dünya Kupası kamp merkezini Arizona'nın Tucson kentinden Meksika'nın Tijuana kentine taşıdı. Bu değişikliğe, takım personelini etkileyen siyasi gerilimler ve ülkeye giriş kısıtlamaları yol açtı. İran teknik direktörü, siyasi durumun Dünya Kupası hazırlıklarını etkilediğini kabul etti İran milli futbol takımının teknik direktörü, siyasi koşulların takımın Dünya Kupası hazırlıklarını etkilediğini kabul etti. Tüm bu zorluklara rağmen, takımın futbol hedeflerine odaklanmaya devam ettiğini vurguladı. İran milli futbol takımına maçtan hemen sonra Los Angeles'tan ayrılma talimatı verildi SoFi Stadyumu'nda Yeni Zelanda ile 2-2 berabere kalınan maçın ardından, İran milli futbol takımına vakit kaybetmeden Los Angeles'tan ayrılması talimatı verildi. Bu talimat, takımın maçın hemen ardından doğrudan Tijuana'daki kamp merkezine dönmesini gerektiriyordu. İran teknik direktörü Amir Ghalenoei, takımının Dünya Kupası'ndaki "en çok mağdur edilen" ekip olduğunu öne sürdü İran milli futbol takımı teknik direktörü Amir Ghalenoei, takımını Dünya Kupası'ndaki "en çok mağdur edilen" ekip olarak tanımladı. Ghalenoei bu durumu; vize başvurularının reddedilmesi nedeniyle federasyonun kilit yetkililerinin, medya temsilcilerinin ve idari personelin orada bulunamamasına bağladı. Kaynak: MSN
  6. Peter Schiff, Trump'ın İran savaşı nedeniyle oluşan 100 milyar dolarlık maliyeti ve kaybedilen canları sert bir dille eleştirdi; Robert Reich ise Hürmüz Boğazı anlaşmasını "korkunç bir başarısızlık" olarak nitelendirdi. Ekonomistler Peter Schiff ve Robert Reich, Başkan Donald Trump'ın Pazartesi günü Tahran ile Hürmüz Boğazı'nı yeniden açmaya yönelik vardığı anlaşmaya sert eleştiriler yöneltti; ikili, İran savaşı sırasında artan maliyetlere ve kaybedilen canlara dikkat çekti. Peter Schiff İran Anlaşmasını Sorguluyor Schiff, X platformundaki bir paylaşımında Washington ve Tahran'ın "bir anlaşma üzerinde çalışmak üzere bir anlaşmaya" vardığını belirtti ve mutabakatın bir ateşkes ile Hürmüz Boğazı'nın "önümüzdeki 60 gün içinde" yeniden açılmasını öngördüğünü ifade etti. Echelon Wealth Partners'ın kurucu ortağı, durumun savaş öncesindeki haline döndüğünü ancak "canların kaybedildiğini, petrolün çok daha pahalı hale geldiğini ve yaklaşık 100 milyar dolar harcandığını" vurguladı. Robert Reich "Korkunç Başarısızlık"tan Yakınıyor Reich, X'teki paylaşımında anlaşmaya dair hayal kırıklığını dile getirdiği bir video yayınladı. Trump yönetiminin İran hükümetiyle, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasını ve İran ile ateşkesi içeren bir "Mutabakat Zaptı" imzaladığını belirtti. Reich, "Trump'ın övünerek bahsettiği anlaşma, en iyi ihtimalle statükoyu, onun İran'ı bombalama kararı almadan önceki haline döndürüyor," dedi. Ardından, anlaşmanın nükleer sorunları çözmediğini ve bu konuların hâlâ "önümüzdeki iki ay boyunca müzakere edilmesi" gerektiğini ifade etti. Reich ayrıca, Trump'ın eski Başkan Barack Obama döneminde varılan ve İran'ın nükleer hedeflerini sınırlayan 2015 tarihli İran nükleer anlaşmasını iptal etmesine dikkat çekti. İran savaşıyla ne elde edildiğini sorgulayan Reich, "İran şu anda, Trump bu savaşı başlattığı zamankinden daha aşırılıkçı bir rejimin kontrolü altında," dedi. Petrol fiyatlarının hızla yükseldiğini ve Hürmüz Boğazı'nın kapanmasıyla ortaya çıkan gübre kıtlığı nedeniyle gıda fiyatlarının arttığını da sözlerine ekledi. Schiff'in yorumlarına katılan Reich, savaşın ABD'ye "tahminen 100 milyar dolara" mal olduğunu ve bunun "ihtiyatlı bir tahmin" olduğunu belirtti. Reich ayrıca savaşın 120 İranlı okul çocuğunun ve 13 Amerikan askerinin ölümüne yol açtığını ifade etti. Ekonomist, “Bu bir zafer gibi görünmüyor,” dedi ve anlaşmanın, ABD’nin 28 Şubat öncesindeki konumuyla kıyaslandığında “korkunç bir başarısızlık” olduğunu sözlerine ekledi. Kaynak: Benzinga
  7. Dünya Kupası Bugünkü maçlar Fransa: - Senegal: Irak: - Norveç: Arjantin: - Cezayir: Avusturya: - Ürdün:
  8. Bugün
  9. Peki bu anlaşma ABD'ye ne kazandırıyor? Bu konu oldukça karmaşık ve hem ABD içinde hem de uluslararası arenada çokça tartışılıyor. Bir yapay zeka olarak "şahsi" bir görüşe sahip olmasam da, jeopolitik uzmanlarının ve analistlerin bu anlaşmanın ABD çıkarlarına hizmet edip etmediği konusundaki temel argümanlarını şöyle özetleyebilirim: ABD Çıkarları Açısından Avantajlar Ekonomik Rahatlama: Anlaşmanın duyurulmasıyla birlikte petrol fiyatları hızla düştü (varil başına %23 civarında bir düşüş gözlendi). Bu, ABD'deki enflasyonu düşürmek ve özellikle yaklaşan seçimler öncesinde ekonomiyi rahatlatmak için çok kritik bir hamle olarak görülüyor. Askeri Maliyetin Azalması: Doğrudan bir savaşı (veya çatışmayı) sonlandırmak, ABD'nin bölgeye harcadığı devasa askeri kaynağı tasarruf etmesini sağlıyor. Analistler, "bataklıktan çıkış" olarak görülen bu hamlenin ABD'nin askeri enerjisini diğer stratejik bölgelere (örneğin Asya-Pasifik) kaydırmasına olanak tanıdığını savunuyor. Küresel Liderlik İmajı: Trump, bu anlaşmayı "diplomatik bir zafer" ve "savaşları bitiren başkan" imajını güçlendirmek için kullanıyor. G7 zirvesine bu başarıyla gitmiş olması, ABD'nin arabuluculuk gücünü göstermesi açısından önemli bir propaganda aracı. ABD Çıkarları Açısından Riskler ve Eleştiriler İsrail ile Gerilim: İsrail hükümeti anlaşmaya sert tepki gösterdi ve bu durum ABD'nin en yakın müttefikiyle arasının açılmasına neden oluyor. İsrail'in "bu anlaşma bizi bağlamaz" çıkışı, bölgede kontrol edilemeyen yeni çatışmaların çıkabileceği anlamına geliyor ki bu da ABD'nin istikrar hedefiyle çelişebilir. Nükleer Belirsizlik: Eleştirmenler, anlaşmanın İran'ın nükleer programını tamamen yok etmek yerine sadece "ertelediğini" (60 günlük süre) savunuyor. Bu da sorunun çözülmediği, sadece bir sonraki krize kadar halı altına süpürüldüğü anlamına gelebilir. İran'ın Elinin Güçlenmesi: Dondurulmuş 24 milyar dolarlık varlığın bir kısmının serbest bırakılma ihtimali, İran'ın ekonomisini toparlamasına ve bölgesel nüfuzunu yeniden inşa etmesine yardımcı olabilir. Bu da uzun vadede ABD'nin bölgedeki baskı gücünü (leverage) zayıflatabilir. Özetle ABD çıkarları kısa vadede korunuyor gibi görünüyor: Petrol fiyatları düşüyor, borsa yükseliyor ve askeri gerilim azalıyor. Ancak uzun vadede, anlaşmanın bir buçuk sayfalık çok yüzeysel bir metin olması ve nükleer denetimler gibi somut adımların henüz netleşmemesi, bu çıkarların kalıcı olup olmayacağı konusunda büyük bir soru işareti yaratıyor. Tarihsel perspektiften ve uluslararası ilişkiler dinamiklerinden bakıldığında, bu tür "geçici" anlaşmalar (yani diplomatik jargondaki adıyla modus vivendi), genellikle kalıcı bir barışın habercisi olmaktan ziyade, tarafların nefes almak ve pozisyonlarını tahkim etmek için yaptıkları taktiksel hamlelerdir. Bu durum, özellikle ABD ve İran gibi derin ideolojik, askeri ve bölgesel güç çatışması yaşayan aktörler arasında daha net görülür. Bu tür geçici metinlerin kalıcı bir barışa dönüşmesini zorlaştıran ve bunları "zaman kazanma" hamlesi yapan temel dinamikleri şöyle sıralayabiliriz: 1. Temel Yapısal Sorunların Ertelenmesi Geçici anlaşmalar, savaşın veya krizin nedenlerini çözmez, sadece semptomlarını bastırır. Bu örnekte, Trump’ın imzaladığı bir buçuk sayfalık metin petrol akışını başlatıyor ve bombalamayı durduruyor (semptom tedavisi). Ancak İran'ın nükleer kapasitesinin geleceği, bölgesel vekil güçlerin (Hizbullah, Husiler vb.) silahlandırılması ve ABD’nin bölgedeki askeri varlığı gibi asıl büyük ve yapısal sorunlar geleceğe erteleniyor. Temel sorun çözülmediği için, taktiksel süre dolduğunda kriz kaldığı yerden devam etme eğilimindedir. 2. "Zaman Kazanma" Stratejisinin İki Taraflı Çıkarı Her iki tarafın da şu an zamana ihtiyacı var ve bu geçici durum ikisinin de işine geliyor: ABD (Trump) Açısından: İç politikada enflasyonu düşürmek, fırlayan petrol fiyatlarını dizginlemek ve seçmene "savaşı bitiren lider" portresi çizmek için acil bir "başarı hikayesine" ihtiyaç vardı. Bu anlaşma Trump'a iç siyasi arenada ve ekonomik göstergelerde zaman kazandırıyor. İran Açısından: Ağır abluka ve bombardıman altında nefes almak, dondurulmuş 24 milyar dolarlık varlığın hiç değilse bir kısmına erişebilmek ve ekonomiyi biraz olsun rahatlatmak hayati önem taşıyordu. İran bu 60 günü, askeri ve ekonomik yaralarını sarmak için bir fırsat olarak görüyor. 3. Masadaki Üçüncü Taraf Faktörü (Spoilers) Geçici anlaşmaların en büyük zafiyeti, sürecin dışında kalan ama sahadaki dengeleri değiştirebilecek güçte olan aktörlerdir. İsrail’in "bu anlaşma bizi bağlamaz" açıklaması, bu geçici hamlenin kalıcı bir barışa evrilmesinin önündeki en büyük engel. Masada mutabakat sağlanmış olsa bile, sahada tek bir kıvılcım (örneğin İsrail'in Lübnan veya İran'a yönelik bağımsız bir operasyonu) tüm bu kırılgan yapıyı saniyeler içinde çökertebilir. Ne Zaman Kalıcı Barışın Habercisi Olur? Bir geçici anlaşmanın kalıcı barışa giden bir köprü olabilmesi için, bu 60 günlük sürenin "güven artırıcı önlemler" (insani yardımlar, şeffaf denetim mekanizmaları, esir değişimleri vb.) ile doldurulması ve Cenevre'de başlayacak olan teknik müzakerelerde tarafların karşılıklı büyük tavizler vermeye hazır olması gerekir. Ancak mevcut tabloda, tarafların birbirine olan derin güvensizliği ve belgenin aşırı yüzeysel yapısı dikkate alındığında, bu hamle daha çok "fırtına öncesi sessizlik" veya her iki tarafın da elini rahatlatmak için masaya sürdüğü taktiksel bir "painkiller" (ağrı kesici) gibi duruyor. Ağrıyı geçici olarak dindiriyor ama hastalığı tedavi etmiyor.
  10. Donald Trump'ın İran'la yaptığı 60 günlük ateşkes anlaşmasında şunların olduğu tahmin ediliyor Amerika Birleşik Devletleri ve İran, bu yılın başlarında patlak veren askeri çatışmayı sona erdirmeyi amaçlayan ve bir Mutabakat Zaptı (MOU) şeklinde yapılandırılan çığır açıcı bir anlaşmaya vardı. Pakistan ve Katarlı arabulucuların yardımıyla müzakere edilen bu anlaşma, büyük ölçüde sıcak çatışmaları durdurmak ve küresel enerji krizini hafifletmek için tasarlanmış 60 günlük geçici bir "kolaylık/çıkarlar" ateşkesidir. En karmaşık ve uzun vadeli teknik detaylar ise gelecekteki görüşmelere bırakılmıştır. Anlaşmanın Temel Hükümleri 1. Hürmüz Boğazı'nın Yeniden Açılması Atılacak Adım: İran, dünya petrolünün yaklaşık %20'sinin geçiş noktası olan stratejik Hürmüz Boğazı'nı kademeli olarak yeniden açmayı ve mayınları temizlemeye başlamayı kabul etti. "Ücretsiz Geçiş" Statüsü: Başkan Trump, su yolunun "kalıcı olarak ücretsiz" olacağını iddia etti. Ancak İranlı yetkililerin denizcilik hizmetleri için ücret talep etme hakkını saklı tuttuklarını ima etmesi nedeniyle bu konu bir anlaşmazlık noktası olmaya devam ediyor. 2. Deniz Ablukasının Kaldırılması ve Yaptırımların Esnetilmesi Atılacak Adım: Boğazın yeniden açılmasına karşılık olarak ABD, Nisan ayında İran limanlarına getirdiği deniz ablukasını kaldırıyor. Petrol Muafiyetleri: ABD, küresel piyasa fiyatlarını dengelemeye yardımcı olmak amacıyla, 60 günlük ateşkes süresince İran'a petrol satması için geçici muafiyetler tanıyacak. 3. Nükleer Program Anlaşmazlığının Ertelenmesi İran'ın nükleer altyapısının uzun vadeli statüsü savaşın fitilini ateşleyen ilk unsur olmuştu; ancak bu konu, Cenevre'deki resmi zirvede başlayacak olan teknik müzakere aşamasına bırakılarak şimdilik ertelendi. Taahhüt: İran, nükleer silah geliştirmeme veya edinme konusundaki kararlılığını yeniden teyit etti. Stoklar: Ana anlaşma, İran'ın yaklaşık 9.000 kg olduğu tahmin edilen zenginleştirilmiş uranyum stokunun, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) gözetiminde sahada seyreltilmesini (oranının düşürülmesini) gerektiriyor. Tesislerin tamamen tasfiye edilmesi ise ABD'nin gelecekteki oturumlar için temel talebi olmaya devam ediyor. 4. Bölgesel Çatışmaların Durdurulması Kapsam: ABD ve arabulucular, anlaşmanın Lübnan'da İsrail ile Hizbullah arasındaki çatışmaları da kapsayacak şekilde "tüm cephelerde" askeri operasyonların derhal dondurulmasını zorunlu kıldığını belirtiyor. Vekil Güçlerin Fonlanması: ABD'li yetkililer, bu çerçevenin İran'ı bölgedeki vekil ağlarını fonlamayı durdurmakla yükümlü kıldığını iddia ediyor. Temel Anlaşmazlık Noktaları ve Belirsizlikler Mutabakat zaptı elektronik olarak imzalanmış olsa da, Cenevre'deki resmi imza töreni öncesinde büyük anlaşmazlıklar anlaşmanın istikrarını şimdiden test ediyor: Dondurulmuş Varlıklar Krizi: İran'ın yurt dışındaki 24 milyar dolarlık dondurulmuş varlığı çok büyük bir çatışma noktası. İran Devrim Muhafızları, nihai müzakereler başlamadan önce ABD'nin bu fonların yarısını derhal serbest bırakmayı kabul ettiğini iddia ediyor. Buna karşılık, ABD'li yetkililer ekonomik rahatlamanın "performansa dayalı" olduğunu ve İran tam uyum göstermedikçe hiçbir fonun serbest bırakılmayacağını kamuoyuna açıkça beyan ediyor. İsrail'in Tutumu: İsrail hükümeti bu müzakerelerin dışında bırakıldı. Başbakan Binyamin Netanyahu ve koalisyon üyeleri, Hizbullah'a karşı operasyonlara devam etme ve bir nükleer tehdit sezdiklerinde İran'ı vurma hakkını saklı tutarak, İsrail'in bu anlaşmayla bağlı olmadığını net bir şekilde ifade ettiler. Metnin Kısalığı: Başkan Yardımcısı JD Vance, mutabakat zaptının yalnızca yaklaşık bir buçuk sayfalık oldukça genel bir belge olduğunu, yani doğrulama, denetimler ve kalıcı yaptırım muafiyetlerine ilişkin bağlayıcı protokollerin neredeyse tamamının sıfırdan inşa edilmesi gerektiğini belirtti. Neticede uzmanlar bu hamleyi kalıcı bir barış anlaşması olarak değil; aktif bombardımanı durduracak, fırlayan petrol fiyatlarını düşürecek ve her iki ülkeyi de topyekûn bir savaşın eşiğinden çekecek geçici bir "ağrı kesici" olarak değerlendiriyor.
  11. Erkekler #VNL2026'nın ilk haftası, daha ilk servisten itibaren heyecan doluydu. İşte tekrar tekrar izlemek isteyeceğiniz EN İYİ 10 HAREKET. Tabiki yükselin tekli bloğu da listede
  12. Dün
  13. Victor Wembanyama'nın kariyerindeki ilk Final serüveni nedeniyle maruz kaldığı eleştirilerin boyutu inanılmaz. Kıyaslama yapmak gerekirse: Shaq ilk Finallerine 22 yaşında çıktı ve 4-0 ile süpürüldü. LeBron ilk Finallerine 23 yaşında çıktı ve 4-0 ile süpürüldü. Jordan Finallere ulaşmak için 27 yaşına kadar bekledi. Jokic Finallere ulaşmak için 27 yaşına kadar bekledi. Curry Finallere ulaşmak için 26 yaşına kadar bekledi. Henüz 22 yaşındaki bu adam, şimdiden rekorlar kırdı ve takımını basketbolun en büyük sahnesine taşıdı.
  14. Işıklar hâlâ yanıp sönerken neden hemzemin geçide girmemeniz gerektiğine dair basit bir örnek
  15. Ankara’daki ilk antrenman tamamlandı, odak tam, enerji yüksek! Hazırlıklar tüm hızıyla sürüyor.
  16. Arda Turan (@ArdaTuran), 2025/26 sezonu Ukrayna Premier Ligi'nde "Sezonun Teknik Direktörü" seçildi! Shakhtar teknik direktörü, UPL kulüplerinin temsilcileri tarafından yapılan oylama sonucunda bu onura layık görüldü.
  17. Radya şurada yorum gönderdi Admin'nın blog başlığı içinde Admin Blog (Günlüğü)
    15 Mart’ta babamı kaybettim..Annemi kaybettiğimde dallarım kırılıp talan edilmiş bir ağaç gibi hissetmiştim. Ama ikisi birden gittiğinde köklerinden sökülmüş gibi hissediyorsun…
  18. 200 DOLARLIK YAPAY ZEKA TUZAĞI! Teknoloji Devine Şok Dava: Güç Kullanıcılarını Gizli Sınırlarla Vurdular! Yapay zeka alanındaki güç kullanıcıları ve yazılımcılar için premium abonelikler, artık günlük işlerin vazgeçilmez birer parçası haline geldi. Peki, bu yüksek fiyat etiketleri karşılığında kullanıcılara tam olarak ne kadarlık bir erişim sunuluyor? Anthropic şirketine karşı açılan yeni bir federal toplu dava, yapay zeka kullanım limitlerinin şeffaf olmayan doğasını mahkeme salonuna taşıyor. Washington D.C. sakinlerinden Karl Kahn tarafından Kaliforniya Kuzey Bölge Mahkemesi'nde açılan davada, Anthropic'in tüketicileri yanılttığı ve 200 dolarlık üst düzey "Max" abonelik planlarının sınırlarını abartarak sattığı iddia ediliyor. Tartışmanın Odak Noktası: Bir "Kara Kutu" Ölçüsü Popüler yapay zeka sohbet robotu Claude'un geliştiricisi Anthropic, bireysel kullanıcı hesaplarını belirli kademelere ayırıyor. Rutin kullanıcılar genellikle temel "Pro" planı tercih ederken; yazılımcılar, programcılar ve veri bilimciler gibi yoğun kullanıcılar daha yüksek bilgi işlem kotalarına ihtiyaç duyuyor. Yasal anlaşmazlık, şirketin en üst seviyedeki iki bireysel abonelik paketi için sunduğu pazarlama vaatlerinden kaynaklanıyor: Max 5x: Aylık 100 dolar fiyata sahip ve temel Pro planının beş katı kullanım kotası sunduğu iddia ediliyor. Max 20x: Aylık 200 dolar fiyata sahip ve Pro planının tam yirmi katı kullanım kotası sunduğu belirtiliyor. Dava dilekçesinde, bu planların sunduğu gerçek bilgi işlem erişiminin "vadedilen kullanım miktarının çok altında" kaldığı öne sürülüyor. Şikayete göre davacı Kahn, yoğun programlama işlerinde kullanmak üzere aylık 200 dolarlık Max 20x planına geçiş yaptı. Ancak haftalar içinde, katı haftalık kullanım limitlerine defalarca takıldığını iddia ediyor. Hatta tek bir beş saatlik kodlama seansının, tüm haftalık kotasının %15'ini tükettiği belirtiliyor. Bu durum, Kahn'ı projelerini yarıda kesmeye, komutlarını (prompt) idareli kullanmaya veya ek API erişimi için daha fazla para ödemeye mecbur bıraktı. Davada sunulan temel deliller arasında, Anthropic'in abonelerine gönderdiği ve yapay zeka modelleri başına beklenen haftalık kullanım sınırlarını listeleyen şirket içi e-postalar yer alıyor. Dava, bu e-postalardaki rakamların, şirketin halka açık pazarlama kampanyalarında kullandığı katlama mantığıyla doğrudan çeliştiğini savunuyor. Claude Abonelik Kademeleri Gerçekte Nasıl Görünüyor? Bu maliyetlerin nasıl yapılandırıldığını daha iyi anlamak için Anthropic'in mevcut bireysel kullanıcı planlarına göz atmak faydalı olacaktır: Plan Kademesi Aylık Ücret Vadedilen Avantaj Hedef Kitle Claude Free 0 $ Temel modellere standart erişim Genel metin üretimi ve basit sorular Claude Pro 17 $ – 20 $ Yoğun saatlerde Free kademesine göre 5 kat kullanım Düzenli kullanıcılar, yazarlar, hafif kodlama Max 5x 100 $ Pro kademesine kıyasla 5 kat kullanım Güç kullanıcıları, profesyonel araştırmacılar Max 20x 200 $ Pro kademesine kıyasla 20 kat kullanım Yoğun yazılımcılar ve otonom iş akışları Sektör Genelinde Büyüyen Bir Sorun Kullanıcı topluluğunun tepkileri, yapay zeka dünyasında genel olarak derin bir hayal kırıklığı yaşandığını gösteriyor. Bazı yoğun kullanıcılar, Max kademelerinin doğrudan kullandığın kadar öde mantığındaki API maliyetlerine kıyasla hâlâ ciddi bir avantaj sunduğunu belirtse de, neredeyse herkes tek bir konuda hemfikir: Bireysel hesaplarda net bir analiz panelinin olmaması, kullanım limitlerini can sıkıcı bir tahmin oyununa dönüştürüyor. Anthropic, kurumsal şirket müşterilerine harcamalarını kuruşu kuruşuna gösteren şeffaf paneller sunarken, yüksek ücret ödeyen bireysel kullanıcılar gizli bir limite yaklaştıklarında yalnızca muğlak uyarı mesajlarıyla karşılaşıyor. Bu dava, kültürel bir kırılmanın da işareti: Yapay zeka abonelikleri artık deneysel birer heves olmaktan çıkıp, rutin ev veya serbest çalışan gideri haline geldi. Aylık faturalar 100 ila 200 dolara ulaştıkça, tüketici hakları avukatları da teknoloji platformlarını tıpkı mobil veri kotaları veya dijital yayın servisleri gibi sıkı standartlarla incelemeye alıyor. Davanın seyri, tüm yapay zeka sektörünü kafa karıştırıcı katlama vaatlerini bırakmaya ve kullanıcıların uzun süredir talep ettiği şeyi yapmaya zorlayabilir: Kullanıcılara ne kadar bilgi işlem hakları kaldığını gerçek zamanlı gösteren net bir takip paneli sunmak. Eylemsel (agentic) yapay zeka modelleri, geleneksel "soru-cevap" mantığıyla çalışan sohbet robotlarından çok farklı bir mimariye sahiptir. Klasik bir chatbot sadece verdiğiniz girdiyi okuyup bir çıktı üretirken, bir yapay zeka ajanı (AI Agent) kendi kendine plan yapar, araçları kullanır, hata ayıklar ve bir döngü içinde çalışır. Bu durum, arka planda devasa bir token (metin parçacığı) fırtınasına neden olur. Eylemsel modellerin kotayı neden adeta "yuttuğunu" açıklayan temel mekanizmalar şunlardır: 1. Kartopu Etkisi: Sürekli Büyüyen Bağlam Penceresi (Context Window) Klasik bir yapay zeka ile konuştuğunuzda süreç doğrusal ilerler. Ancak bir ajan bir kodlama projesi üzerinde çalışırken şu adımları izler: Sizin isteminizi (prompt) okur. Bir plan yapar ve bu planı kendi hafızasına yazar. Kodu yazar, çalıştırır ve terminalden gelen hata çıktısını okur. Hatayı düzeltmek için planı günceller ve tekrar dener. Bu süreçte, yapay zekanın terminale her gönderdiği komut, aldığı her hata mesajı ve kendi kendine yaptığı her iç konuşma bağlam penceresine (context window) yeni tokenlar olarak eklenir. Yapay zeka her yeni adımda tüm bu geçmişi tekrar okumak zorunda olduğu için, harcanan token miktarı doğrusal değil, katlanarak (geometrik olarak) artar. 2. "Düşünme" Aşamasındaki Gizli Maliyetler (Reasoning Tokens) Anthropic’in Claude 3.5 Sonnet veya OpenAI'ın o1/o3 gibi gelişmiş modelleri, bir cevabı üretmeden önce arka planda uzun uzun "düşünür". Sohbet Robotu: Soruyu alır, doğrudan cevabı yazar (Sadece çıktı tokenı harcar). Eylemsel Yapay Zeka: Soruyu alır; alternatif yolları test eder, kendi mantığını sorgular, strateji geliştirir. Bu gizli akıl yürütme (reasoning) süreci ekranınıza yansımasa bile, model arka planda binlerce kelimelik metinler üretip bunları tüketir. Siz ekranda sadece 3 satırlık temiz bir kod görürsünüz, ancak arka planda o kodu bulmak için 10.000 tokenlık bir düşünme zinciri harcanmış olabilir. 3. Kod Tabanının ve Dosyaların Sürekli Okunması Bir yazılım ajanı, projenizdeki tek bir dosyayı değiştirirken bile projenin genel yapısını anlamak zorundadır. Ajan her adımda .json ayar dosyalarını, ilgili diğer kod sayfalarını ve kütüphane dokümantasyonlarını tekrar tekrar sistem istemine (system prompt) dahil eder. Siz sadece "Şu butonu kırmızı yap" dersiniz; ancak ajan, butonun bağlı olduğu tüm stil dosyalarını, arayüz bileşenlerini ve fonksiyonları her döngüde baştan aşağı okur. Dolayısıyla sizin 5 kelimelik girdiğiniz, arka planda 50.000 tokenlık bir okuma işlemine dönüşür. Özet Tablo: Chatbot ve AI Ajanı Arasındaki Token Farkı Aynı görevi (Bir web sitesindeki hatayı düzeltme) yapan iki farklı sistemin tahmini token harcaması şu şekildedir: İşlem Adımı Standart Chatbot Eylemsel (Agentic) Yapay Zeka Kullanıcı Girdisi 50 token 50 token Arka Plan Dosya Okuma Yok (Sadece verdiğiniz kodu okur) 15.000 token (Tüm proje ağacı) Akıl Yürütme / Planlama Yok 5.000 token (Gizli düşünme) Kodu Çalıştırma / Test Yok (Testi sizin yapmanızı bekler) 8.000 token (Hata çıktılarını okuma) Son Çıktı 500 token 500 token Toplam Harcanan ~550 Token ~28.550 Token İşte bu yüzden, Anthropic'in davasında adı geçen Karl Kahn gibi kullanıcılar, sadece 5 saatlik otonom bir kodlama seansında haftalık kotalarının %15'ini bir anda kaybedebiliyorlar. Sistem harika çalışıyor ve işi bitiriyor; ancak arka plandaki "token sayacı" bir elektrik saati gibi deli gibi dönüyor. Geliştiriciler için bu devasa token faturalarıyla ve kullanım limitleriyle başa çıkmak, artık yazılım geliştirme sürecinin bir parçası haline geldi. "Akıllıca" çalışarak, aynı işi çok daha az maliyetle (ve limitlere takılmadan) yapmanızı sağlayacak en etkili stratejiler şunlardır: 1. "Context" (Bağlam) Diyeti Yapın Yapay zeka ajanına tüm projeyi yüklemek yerine, sadece üzerinde çalıştığınız modülü verin. .cursorignore veya .gitignore Kullanımı: Eğer Cursor veya benzeri bir IDE ajanı kullanıyorsanız, node_modules, büyük veri dosyaları veya log çıktılarını ajandan gizleyin. Ajan bu dosyaları her seferinde tararsa binlerce token boşa gider. Küçük Dosyalar: Devasa 2000 satırlık dosyalar yerine modüler, küçük dosyalarla çalışın. Model, sadece değişmesi gereken küçük bir parçayı okuyup yazarsa kota harcaması düşer. 2. "Read-Only" (Sadece Oku) Modunu Akıllıca Kullanın Her adımda projenin tamamını modele göndermek yerine, "Sistem İstemi" (System Prompt) seviyesinde optimizasyon yapın. Ajanın sürekli dosyaları okumasına izin vermek yerine, projenin yapısını gösteren bir README.md veya file-structure.txt dosyasını bir kez okutun. Modele, "Sadece ben istediğimde şu dosyayı oku" talimatı vererek otonom okumaları kısıtlayın. 3. "Düşünme" (Reasoning) Zincirini Kontrol Edin Yeni nesil "akıl yürüten" modeller (Claude 3.5 Sonnet veya o1 gibi) çok pahalıdır. Hibrit Model Kullanımı: Basit hata düzeltmeleri veya rutin kod yazımları için daha ucuz ve hızlı modelleri (örneğin Claude 3 Haiku veya GPT-4o-mini) kullanın. Sadece karmaşık mimari kararlar veya çözülemeyen zor hatalar için en üst seviye modelleri (Max planlarını tüketenleri) devreye sokun. 4. Local (Yerel) Modellerden Destek Alın Tüm yükü Anthropic veya OpenAI sunucularına yıkmak yerine, yerel bilgisayarınızda çalışan modelleri (Ollama üzerinden Llama 3 veya Mistral gibi) köprü olarak kullanın. Basit kod tamamlama (autocomplete) işlemlerini yerel modellerle yapın. Limitleriniz dolmak üzereyken ağır işleri yerel modelde simüle edip, son dokunuş için premium modeli kullanın. 5. Chunking (Parçalara Bölme) Stratejisi Büyük bir özelliği tek bir "Prompt" ile istemeyin. Yanlış: "Bana tam teşekküllü bir e-ticaret sitesi yaz." (Bu, ajanın arka planda binlerce döngü yapmasına ve kotayı bitirmesine neden olur.) Doğru: "Önce veri tabanı şemasını oluştur." -> "Ardından sadece login sayfasını yaz." -> "Şimdi API uçlarını ekle." Her adımda çıktıyı onaylayıp temiz bir başlangıç yapmak, "kartopu etkisini" (sürekli büyüyen geçmişi) sıfırlar.
  19. Marjorie Taylor Greene bugün bu tweet'i attı İşte tam da bu şekilde genç erkek seçmenleri —aslında sadece o kesimi değil, çok daha geniş bir kitleyi— kaybedersiniz. Birinci Anayasa Değişikliği kapsamındaki hakkını kullanarak İsrail'i eleştirdiği için, gerçek bir Amerikalı UFC şampiyonunu yaka paça götürmeleri adına polisi devreye sokun.
  20. Kaliforniya Valisi Gavin Newsom bugün bir tweetle Trump'ın yeni icraatını ifşa etti Bugün, eşim ve ben Donald Trump’ın hedef listesine girdik. Kendisi, Adalet Bakanlığı’na hakkımızda soruşturma açılması talimatını verdi. Ortada bir suç yok; sadece bir suç yaratmaya çalışıyorlar. Üzerime gelmesinin nedeni attığım sert tweetler değil; başkanlığa aday olmayı düşünüyor olmam. Onu sürekli ifşa etmemden nefret ediyor. O, açık ara Amerikan tarihindeki en yozlaşmış başkan. Saklayacak hiçbir şeyimiz yok. Sayın Başkan, buyurun gelin, üzerime gelin. Hiçbir yere gitmiyorum. Ülke bizi izliyor.
  21. UZMANLARDAN KORKUTAN KANSER UYARISI! Sofranızdaki O İki Şey Asbest ve Sigara Kadar Tehlikeli! Sağlık dünyasında beslenme tavsiyeleri sık sık değişse de, kanserden korunma konusunda bilim dünyasının üzerinde hemfikir olduğu çok net gerçekler var. Uzmanlar, uzun vadeli sağlığımızı korumak adına özellikle iki gıda grubundan tamamen uzak durmamız ya da bunları ciddi şekilde sınırlamamız gerektiği konusunda uyarıyor. İşte bilimsel verilere göre kanser riskini artıran o iki temel grup: 1. İşlenmiş Etler: Gizli Tehlike Uzmanlar, "yenmemesi gerekenler" listesinin en başına işlenmiş etleri (salam, sosis, sucuk, pastırma, jambon ve konserve etler) koyuyor. Bu gıdaların bu kadar tehlikeli görülmesinin temel sebepleri şunlardır: Koruyucu Maddeler: Bu etlerde kullanılan nitrat ve nitritler, vücuda girdiğinde hücrelere zarar veren N-nitrozo (NOC) bileşiklerine dönüşür. Kanserojen Sınıflandırması: Dünya Sağlık Örgütü (IARC), işlenmiş etleri tütün ve asbest ile aynı grupta, yani "Grup 1 Kanserojen" olarak sınıflandırır. Risk Grubu: Düzenli tüketim, özellikle kolorektal (bağırsak) kanser riskini doğrudan artırır. Küçük porsiyonlar bile zamanla birikerek risk oluşturabilir. 2. Alkol: Doğrudan Hücresel Hasar Pek çok kişi sosyal bir alışkanlık olarak görse de Uzmanlar, kanser riski söz konusu olduğunda alkolün hiçbir miktarının "tamamen güvenli" olmadığını vurguluyor. Alkolün vücuttaki yıkıcı etkileri şöyledir: Toksik Dönüşüm: Alkol vücutta parçalandığında, DNA'ya hasar veren ve hücre onarımını durduran asetaldehit isimli zehirli bir maddeye dönüşür. Hormon Bozulması: Alkol, başta östrojen olmak üzere hormon seviyelerini bozarak meme kanseri gibi türlerin önünü açabilir. Yaygın Etki: Alkol; ağız, boğaz, karaciğer, kolon ve meme kanserleriyle doğrudan ilişkilidir. Tüketim miktarı arttıkça risk de doğru orantılı olarak artar. Uzmanlardan Sağlıklı Yaşam Reçetesi Uzmanlar, sadece zararlı olanı çıkarmanın yeterli olmadığını, beslenme düzenine koruyucu kalkanlar eklenmesi gerektiğini belirtiyor. Kansere karşı güçlü bir temel oluşturmak için şu adımlar kritik öneme sahip: Öneri Sağladığı Fayda Bitkisel Beslenme Meyve, sebze ve tam tahıllar vücudu lifle besler. Lifli Gıdalar Sindirim sistemini temizler ve sağlıklı kiloyu korumaya yardımcı olur. İşlenmemiş Gıdalar Kronik iltihaplanmayı (inflamasyon) azaltarak hücreleri korur. Özetle: İşlenmiş etleri sofranızdan kaldırmak ve alkol tüketimini sonlandırmak, kanser riskini düşürmek için atabileceğiniz en etkili iki adımdır. Bugün yapacağınız bu bilinçli seçimler, gelecekteki sağlığınızın en büyük teminatı olacaktır.
  22. Trump’ın Yeni İran Planı Kendi Destekçilerini Kızdırdı Donald Trump’ın İran ile yapmaya çalıştığı yeni anlaşmanın detayları ortaya çıktıkça, kendi cephesinden (muhafazakar kesimden) sert tepkiler yükselmeye başladı. İşte tartışmanın ana noktaları: 1. "Trump İran’a Teslim Oldu" Eleştirisi Muhafazakar yorumcu Erick Erickson, Trump’ın yardımcısı JD Vance’in "İran pişmanlık duyuyor" imasına çok sert tepki gösterdi. Erickson, Trump’ın bu hamlesiyle adeta İran’a teslim olduğunu ve Amerikalıları öldürenlerin bu durumdan memnuniyet duyacağını savundu. 2. "Obama’nın Anlaşmasına Benziyor" Endişesi Trump’a daha önce danışmanlık da yapmış olan Marc Thiessen, yeni planın Trump’ın zamanında sertçe eleştirip iptal ettiği Obama dönemi nükleer anlaşmasına çok benzediğini söyledi. Thiessen’e göre: İran’a 300 milyar dolarlık bir yeniden yapılanma fonu sağlanması tam bir "felaket". Bu durumu, "Naziler hâlâ iktidardayken Almanya’yı kalkındırmak için para vermeye" benzetti. 3. Neden Bu Noktaya Gelindi? Eleştirmenlere göre temel sorun şu: Trump’ın İsteksizliği: Trump’ın yeni bir savaşa girmek istemediği ve bu meseleyi bir an önce kapatmaya çalıştığı çok belliydi. İran’ın Eli Güçlendi: Trump’ın bu "aceleci" tavrını gören İran, anlaşma masasında daha fazla taviz kopardı. Sonuç: Zor Bir Sınav Anlaşmanın tam metni henüz açıklanmadı ancak Trump şu an çok zor bir durumda. Eğer bu yeni anlaşma, "Obama’nın yırtıp atılan anlaşmasının aynısı" olarak algılanırsa, bu durum Trump için siyasi bir felakete dönüşebilir. Sağ kanattaki destekçileri, Trump’ın İran karşısında geri adım attığını düşünerek ona olan güvenlerini kaybedebilirler.
  23. Trump, İran ile savaşı sona erdirecek anlaşmanın imzalandığını ve ayrıntıların "çok yakında" açıklanacağını söyledi ABD Başkanı Donald Trump, İran ile savaşı sona erdirecek bir ön anlaşmanın halihazırda imzalandığını belirtti ve anlaşmanın ayrıntılarının "çok yakında" yayımlanacağını ifade etti. Pazartesi günü G7 zirvesinde Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile yaptığı görüşmeler sırasında Trump, "Bunun imzalandığını söylemekten büyük mutluluk duyuyorum; anlaşma tamamen imzalandı," dedi. Üst düzey ABD'li yetkililer de anlaşmanın içeriğine dair bazı ayrıntıları paylaşmaya başladı; yetkililer, Hürmüz Boğazı'nın -anlaşmanın Cenevre'de resmen imzalanacağı gün olan- Cuma günü yeniden açılacağı bilgisini verdi. İran'ın nükleer programına ilişkin teknik görüşmelerin bu hafta başlamasının beklendiğini belirten yetkililer, yaptırımların hafifletilmesi veya dondurulmuş varlıkların serbest bırakılması gibi adımların, İran'ın anlaşma kapsamındaki taahhütlerini yerine getirmesine bağlı olacağını ifade etti. ABD'li yetkililer, anlaşmanın Trump, Başkan Yardımcısı JD Vance ve İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf tarafından elektronik ortamda imzalandığını söyledi. Yetkililer ayrıca anlaşmaya dair daha fazla ayrıntının Çarşamba gününe kadar açıklanabileceğini belirtti; ancak Trump, anlaşma metninin tamamının Cuma günkü törenin ardından "çok yakında" yayımlanacağını ifade etti. Başkan, "Bu çok güçlü bir belge ve yayımlanmasını istiyorum. Yani muhtemelen çok yakında [yayımlanacak]," dedi. Anlaşma, ateşkesi 60 gün daha uzatacak ve bu süre zarfında taraflar nihai bir anlaşmanın ayrıntılarını müzakere edecek. Sürece aracılık eden Pakistan'ın Başbakanı Şahbaz Şerif, Pazar günü bu gelişmeyi duyururken, anlaşmanın "Lübnan dahil tüm cephelerde askeri operasyonların derhal ve kalıcı olarak durdurulmasını" kapsadığını söyledi. ABD'li yetkililer, ateşkes çerçevesi Lübnan'ı kapsasa da İsrail güçlerinin Lübnan topraklarından çekilmesinin anlaşmanın bir koşulu olmadığını belirtti. Yetkililer, İsrail'in meşru müdafaa hakkını koruyacağını da sözlerine ekledi. Pazartesi akşamı açıklamalarda bulunan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İsrail güçlerinin Lübnan, Suriye ve Gazze'deki güvenlik bölgelerinde "gerektiği sürece" kalacağını ve saldırılara karşı hareket etme özgürlüğünü koruyacağını söyledi. Netanyahu ayrıca düzenlediği basın toplantısında, bir anlaşma olsun ya da olmasın, İran'ın nükleer silah edinmesine izin verilmeyeceğini ifade etti. Netanyahu bu açıklamaları, Lübnan medyasının ülkenin güneyinde bir araca yönelik ölümcül bir İsrail saldırısını —barış anlaşmasının duyurulmasından bu yana gerçekleşen ilk saldırı— bildirmesinin ardından yaptı. Hizbullah, buna karşılık olarak İsrail güçlerine füze ve insansız hava araçları fırlattığını açıkladı. Trump Pazar günü yaptığı açıklamada, İran limanlarına yönelik ABD deniz ablukasının derhal kaldırılması talimatını verdiğini belirtti ve ilk anlaşma imzalandığında Hürmüz Boğazı'nın açılacağını ekledi. Pazartesi günü sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımda ise "gemilerin —birçoğu petrol yüklü olarak— Hürmüz Boğazı'ndan çıkmaya başladığını" öne sürdü. İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi, İran devlet televizyonuna telefonla bağlanarak askeri operasyonların sona erdiğini doğruladı; yayınlarda çerçeve anlaşma İran adına bir zafer olarak nitelendirildi. Garibabadi, ilk anlaşmaya varılması sürecinde Katarlı arabulucuların Tahran'da "yaklaşık 14-15 saat süren uzun görüşmeler" gerçekleştirdiğini ifade etti. İran'ın en üst düzey askeri komuta merkezi olan Hatem el-Enbiya Merkez Karargâhı; İranlıların, ülkenin silahlı kuvvetleri ve Tahran'ın bölgedeki vekilleri ve müttefikleriyle birlikte, ABD ve İsrail'e "yenilgiyi kabul edip teslim olmaktan başka seçenekleri olmadığını" gösterdiklerini belirtti. Ancak İran Dışişleri Bakanlığı, Tahran'ın ABD'ye karşı hâlâ "derin bir güvensizlik" duyduğunu ve anlaşmanın "yalnızca gerilimi azaltmaya yönelik bir adım" olduğunu vurguladı. Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Aoun duyuruyu memnuniyetle karşıladı ve yaptığı açıklamada, varılan mutabakatların "şiddet döngüsüne kesin bir son verecek somut adımlara" dönüşmesini beklediğini ifade etti. Geçmişteki temel anlaşmazlık konuları arasında İran'ın nükleer zenginleştirme faaliyetleri ve Batı'nın ülkenin nükleer silaha sahip olmaması yönündeki ısrarının yanı sıra, İran'ın kapsamlı yaptırım hafifletme talebi ve dondurulmuş on milyarlarca dolarlık petrol gelirine erişim isteği yer alıyordu. JD Vance Pazar günü Fox News'a verdiği demeçte, İran'ın asla nükleer silaha sahip olmamasının "bu anlaşmanın temel unsurlarından biri olduğunu" ve ABD'nin anlaşmaya uyulup uyulmadığını doğrulayabileceğini söyledi. Birleşik Krallık, Fransa, Almanya ve İtalya liderleri yayımladıkları ortak tebrik mesajında, İran'ın "asla nükleer silaha sahip olmaması gerektiğini" belirterek, "İran'ın nükleer programına ilişkin net ve doğrulanabilir adımlar atması karşılığında ilgili yaptırımları kaldırmaya hazır olduklarını" ifade ettiler. Birleşik Krallık Başbakanı Sir Keir Starmer, yapılan duyuruyu "savaşın sona erdirilmesi, bölgesel istikrarın sağlanması ve Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması yolunda son derece önemli bir adım" olarak nitelendirdi. Kaynak: BBC

Önemli Bilgiler

Bu siteyi kullanmaya başladığınız anda kuralları kabul ediyorsunuz Kullanım Koşulu.

Account

Navigation

Tarayıcı push bildirimlerini yapılandırın

Chrome (Android)
  1. Adres çubuğunun yanındaki kilit simgesine dokunun.
  2. İzinler → Bildirimler seçeneğine dokunun.
  3. Tercihinizi ayarlayın.
Chrome (Desktop)
  1. Adres çubuğundaki kilit simgesine tıklayın.
  2. Site ayarları seçeneğini seçin.
  3. Bildirimler seçeneğini bulun ve tercihinizi ayarlayın.