Bütün Eylemler
Geçen saat
-
Atatürk’ün İslam Dinine Karşı Tavrı Ve Düşünceleri.
İLK DİYANET İŞLERİ BAŞKANI, RİFAT BÖREKÇİ ANLATIYOR: Atanın huzuruna girdiğimde, beni ayakta karşılardı. Utanır ezilir, büzülür, ‘Paşam beni mahcup ediyorsunuz’ dediğim zaman, ‘ Din adamlarına saygı göstermek, Müslümanlığın icaplarındandır.’ buyururlardı. Atatürk şahsi çıkarları için, kutsal dinimizi siyasete alet eden, cahil din adamlarını sevmezdi. Not: Atatürk ve din eğitimi- Ahmet Gürtaş- Diyanet İşleri başkanları yayınları. S- 12 Atatürk iyi bir din eğitimi almış, inançlı bir insandır. Ailesinden ve okuldan aldığı din eğitimine ilaveten, kendisini dini konularda camiide hutbe okuyacak kadar iyi yetiştirmiştir. Türk halkının dinini aslına uygun iyi öğrenmesini istemiştir. Bunun için Kur’an’ı, Hz. Muhammed’in hayatı ve temel din kitaplarını Türkçe olarak yayınlatmıştır. Din Eğitimini önemli görmüş, okullarda yapılmasını istemiştir. Atatürk dinin değil; cehalet, bid’atlar, hurafeler ve din istismarcılarının karşısındaydı. Bu da bazı çevrelerce din düşmanlığı şeklinde algılanmış ve gösterilmiştir. O, Kur’an’ın özüne uygun Hz. Peygamber zamanındaki gerçek İslamiyet’in yanındaydı. Dini ve gerçek din bilginlerini övmüştür. ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİNİN KAYITLARINDAN, ATATÜRKÜN DİNİ KONULARDAKİ DÜŞÜNCELERİNDEN ALINTILAR. İslâm dininde ölçü. "Özellikle bizim dinimiz için herkesin elinde bir ölçü vardır. Bu ölçü ile hangi şeyin bu dine uygun olup olmadığını kolayca takdir edebilirsiniz. Hangi şey ki akla, mantığa, halkın yararına uygundur; biliniz ki o, bizim dinimize de uygundur. Bir şey akıl ve mantığa, milletin yararına, İslâmın yararına uygunsa kimseye sormayın; o şey dinîdir. Eğer bizim dinimiz aklın, mantığın uyduğu bir din olmasaydı mükemmel olmazdı, son din olmazdı." 1923 (Atatürk’ün S.D.ll, s. 127) Türk milleti ve Müslümanlık. "Türk milleti daha dindar olmalıdır, yani bütün sadeliği ile dindar olmalıdır demek istiyorum. Dinime, bizzat gerçeğe nasıl inanıyorsam, buna da öyle inanıyorum. Bilince aykırı, ilerlemeye engel hiçbir şey içermiyor. Halbuki Türkiye’ye bağımsızlığını veren bu Asya milletinin içinde daha karışık, yapay, bâtıl inançlardan ibaret bir din daha vardır. Fakat bu konuda yeterli bilgisi olmayanlar, bu âcizler sırası gelince, aydınlanacaklardır. Onlar ışığa yaklaşamazlarsa, kendilerini yitirmiş ve mahkûm etmişler demektir; onları kurtaracağız." 1923 (Atatürk’ün S.D.III, s. 70) Camiler ve minberler hakkında. "Camilerin mukaddes minberleri halkın ruhî, ahlâkî gıdalarına en yüksek, en verimli kaynaklardır. Minberlerden halkın anlayabileceği dille ruh ve beyne seslenilmekle Müslümanların vücudu canlanır, beyni temizlenir, imanı kuvvetlenir, kalbi cesaret bulur. Fakat buna karşılık hutbe okuyanların taşımaları gereken bilimsel özellikler, özel yeterlilik ve dünya durumunu anlayıp bilme, önemlidir 1922 (Atatürk’ün S.D.I, s. 225) Seçkin din bilginlerinin yetiştirilmesi. "Nasıl ki her hususta yüksek meslek ve uzmanlık sahipleri yetiştirmek gerekli ise, dinimizin felsefî gerçeğini inceleme, araştırma ve telkin bakımından ilmî ve fennî kudrete sahip olacak seçkin ve gerçek din bilginleri de yetiştirecek yüksek kurumlara sahip olmalıyız." 1923 (Atatürk’ün S.D.H, s. 90) Din oyunu aktörleri. "Bunca yüzyıllarda olduğu gibi, bugün de, milletlerin bilgisizliğinden ve bağnazlığından yararlanarak bin bir türlü siyasî ve kişisel amaç ve çıkar sağlamak için, dini âlet ve araç olarak kullanmak girişiminde bulunanların, içeride ve dışarıda varlığı, bizi bu konuda söz söylemekten, ne yazık ki, henüz uzak bulundurmuyor. İnsanlıkta, din hakkındaki bilgi ve anlayış, her türlü hurafelerden sıyrılarak gerçek bilim ve tekniğin ışıklarıyla arınmış ve mükemmel oluncaya kadar, din oyunu aktörlerine, her yerde tesadüf olunacaktır." 1927 (Nutuk II, s. 708) Camiler, birbirimizin yüzüne bakmaksızın yatıp kalkmak için yapılmamıştır. Camiler, Allah’ın emrine uyma ve ibadet ile beraber din ve dünya için neler yapılmak gerektiğini düşünmek, yani danışmak için yapılmıştır. 1923 (Atatürk’ün S.D.I1, s. 94) Din gerekli bir kurumdur. Dinsiz milletlerin devamına imkân yoktur. Yalnız şurası var ki, din Allah ile kul arasındaki bağlılıktır. 1930 (Kılıç Ali, Atatürk’ün Hususiyetleri, 1955 s. 116) Din, bir vicdan sorunudur. Herkes vicdanının emrine uymakta serbesttir, özgürdür. Biz dine saygı gösteririz. Düşünüşe ve düşünceye karşı değiliz. Biz, din işlerini millet ve devlet işleriyle karıştırmamaya çalışıyor, amaca ve eyleme dayanan bağnaz hareketlerden sakınıyoruz ve buna asla meydan vermeyeceğiz. (Asaf İlbay, Tan gazetesi, 13.7.1949) Muhammed Mustafa, peygamber olmadan evvel kavminin sevgisine, saygısına, güvenine erişti. Ondan sonra ancak kırk yaşında nübüvvet* ve kırk üç yaşında risâlet** geldi. Fahrıâlem Efendimiz, sonsuz tehlikeler içinde, tükenmez sıkıntılar ve zorluklar karşısında yirmi sene çalıştı ve İslâm dinini kurmağa ait peygamberlik görevini yapmayı başardıktan sonra gökyüzünün ve cennetin en yüksek katına erişti. 1922 (Atatürk’ün S.D.l, s. 262-263) Peygamberimiz Efendimiz Hazretleri, Cenab-ı Hak tarafından insanlara dinî gerçekleri bildirmeye memur ve elçi olmuştur. Ana yasası, hepimizce bilinir ki, şanı büyük olan yüce Kur’an’daki naslardır*. İnsanlara gelişme ve aydınlanma ışığı vermiş olan dinimiz, son dindir, en eksiksiz dindir; çünkü dinimiz akla, mantığa, gerçeğe tamamen uyuyor ve uygun düşüyor. Eğer akla, mantığa ve gerçeğe uymasaydı, bununla diğer ilâhî doğa yasaları arasında karşıtlık olması gerekirdi; çünkü bütün evren yasalarını yapan Cenab-ı Haktır. 1923 (Atatürk’ün S.D.11, s. 94) 1923 yılında Balıkesir Zağnos Paşa Camii’nde minberden söylemiştir. Hz. Muhammed’i, yüksek kişiliğine yaraşır şekilde belirteme-yen bir eser hakkında söylemiştir: "Muhammed’i bana, cezbeye tutulmuş sönük bir derviş gibi tanıttırmak gayretine kapılan bu gibi cahil adamlar, onun yüksek kişiliğini ve başarılarını asla kavrayamamışlardır. Anlamaktan da çok uzak görünüyorlar. Cezbeye tutulmuş bir derviş, Uhud Savaşı’nda en büyük bir komutanın yapabileceği bir plânı nasıl düşünür ve uygulayabilir? Tarih, gerçekleri değiştiren bir sanat değil, belirten bir bilim olmalıdır. Bu küçük savaşta bile askerî dehası kadar siyasal görüşüyle de yükselen bir insanı, cezbeli bir derviş gibi anlatmağa yeltenen cahil serseriler, bizim tarih çalışmamıza katılamazlar. Muhammed, bu savaş sonunda çevresindekilerin direnmelerini yenerek ve kendisinin yaralı olmasına bakmayarak, galip düşmanı izlemeye kalkışmamış olsaydı, bugün yeryüzünde Müslümanlık diye bir varlık görülemezdi." 1930 (Şemsettin Günaltay, Ülkü Dergisi, Cilt : 9, Sayı: 100, 1945, s. 3) O, Allah’ın birinci ve en büyük kuludur. Onun izinde bugün milyonlarca insan yürüyor. Benim, senin adın silinir, fakat sonsuza kadar O, ölümsüzdür. 1926 (Ali Rıza Ünal, Atatürk Hakkındaki Anılarım, Türkiye Harb Malûlü Gaziler Dergisi, Sayı: 158, 1969, s.23) Hz. Muhammed’in ölümü ve sonrası. Büyük bir devrim yaratan Muhammed’e karşı beslenilen sevgi, ancak onun ortaya koyduğu fikirleri, esasları korumakla belirmesi gerekti. Peygamber ölür ölmez düşünülecek şey, onu bir an evvel toprağa vermek değil, yaratmış olduğu devrimi güven altına almaktı. Bu da, yerine evvelâ devrimi kavramış en yakın bir arkadaşını geçirerek baş gösterecek tehlikeleri önlemekle olurdu. Devrimi kavramış ve ona bütün varlığıyla bağlanmış böyle bir halef seçtikten sonradır ki onun gömülmesi düşünülebilirdi. O zaman, beş on akraba ile değil, bütün kendisine bağlananların katılımıyla ve şanına lâyık bir törenle fâni cesedi ebedî istirahat yerine bırakılırdı… Ne Ali, ne de diğer Hâşimoğulları bunu düşünemediler. Bu gerçeği o zaman ancak üç büyük insan kavramıştır: Ebubekir, Ömer ve Ebu Ubeyde. Tarih olaylarının gelişimi, Müslümanlığın bu üç büyük insanın girişim ve gayretleriyle kurtulmuş olduğunu meydana koymuştur. Devrimin bu üç siması, yaratıcısı kadar büyük insanlardır. 1930 (Şemsettin Günaltay, Ülkü Dergisi, Cilt:9, Sayı: 100, 1945, s.4) Bizim dinimiz, akla en uygun ve en doğal bir dindir. Ve ancak bu nedenledir ki son din olmuştur. Bir dinin doğal olması için akla, tekniğe, bilime ve mantığa uyması gereklidir. Bizim dinimiz bunlara tamamen uygundur. Müslümanların toplumsal yaşamında, hiç kimsenin özel bir sınıf halinde varlığını korumaya hakkı yoktur. Kendilerinde böyle bir hak görenler, dinî emirlere uygun harekette bulunmuş olmazlar. Bizde ruhbanlık yoktur, hepimiz eşitiz ve dinimizin kurallarını eşit olarak öğrenmek zorundayız. Her birey dinini, din duygusunu, imanını öğrenmek için bir yere muhtaçtır; orası da Okuldur. 1923 (Atatürk’ün S.D. 11, s. 90) Müslümanlık, aslında en geniş anlamıyla hoşgörülü ve çağdaş bir dindir. (Atatürk’ten BM., s. 70) Allah kendisine uymaya mecbur tuttuğu insanların esasen kalp ve vicdanındaki gerçek gereksinimleri tamamen bilir. Bu nedenle gönderdiği kitap, tamamen o gereksinime uygun hükümler içeren bir kitaptır. 1921 (Atatürk’ün S.D.l, s.203) Kendisine, 1923 yılında armağan olarak küçük boyda bir Kur’an gönderilmesi üzerine teşekkürü. "Bence değerini takdire imkân olmayan bu hediyeyi, en derin ve hürmetkar din duygularımla saklayacağım." 1923 (Atatürk’ün T.T.B.IV, s. 480-481) Büyük dinimiz, çalışmayanın insanlıkla ilgisi olmadığını bildiriyor. Bazı kimseler zamanın yeniliklerine uymayı kâfir olmak sanıyorlar. Asıl küfür, onların bu zannıdır. Bu yanlış yorumu yapanların amacı, İslamların kâfirlere esir olmasını istemek değil de nedir? Her sarıklıyı hoca sanmayın, hoca olmak sarıkla değil, beyinledir. 1923 (Atatürk’ün S.D.II, s. 128) Tekkeler hakkında. "Tekkeler kesinlikle kapanmalıdır. Türkiye Cumhuriyeti, her kolda doğru yolu gösterecek güce sahiptir. Hiçbirimiz tekkelerin uyarmasına muhtaç değiliz. Biz uygarlıktan, bilim ve teknikten kuvvet alıyoruz ve ona göre yürüyoruz; başka bir şey tanımayız. Doğru yoldan sapmışların amacı, halkı kendinden geçmiş ve abdal yapmaktır. Halbuki halkımız, abdal ve kendinden geçmiş olmamaya karar vermiştir. Bunlar basit bir iş görünür; fakat önemi vardır. Biz dünya ailesi içinde uygarız. Her görüş noktasından uygarlığın gereklerini uygulayacağız." 1925 (Mustafa Selim İmece, Atatürk’ün Ş.D.K. ve İS., s.68) Dinin siyasete âlet edilişi. "Bizi yanlış yola yönelten soysuz kimseler bilirsiniz ki, çok kere din perdesine bürünmüşler, saf ve temiz halkımızı hep şeriat sözleriyle aidata gelmişlerdir. Tarihimizi okuyunuz, dinleyiniz… Görürsünüz ki milleti mahveden, esir eden, harap eden fenalıklar hep din niteliği altındaki küfür ve kötülükten gelmiştir. Onlar her türlü hareketi dinle karıştırırlar. Halbuki, Allah’a şükürler olsun hepimiz Müslümanız, hepimiz dindarız; artık bizim, dinin gereklerini öğrenmek için şundan bundan derse ve akıl hocalığına gereksinmemiz yoktur. Analarımızın, babalarımızın kucaklarında verdikleri dersler bile, bize dinimizin esaslarını anlatmaya yeterlidir. " 1923 (Atatürk’ün S.D.II, s. 127) İşte Atatürk böyle bir toplum yaratma çabasındaydı. İşine gelmeyenler, dini kendi çıkarlarına kullanmaya devam etmek isteyenler, ATATÜRK'Ü DİNSİZ İLAN ETTİLER. Kimin dinsiz olduğunu, Allah'ın huzurunda göreceğiz. Bizler hiç kimseyi, kendimizi temize çıkartıp dinsizlikle itham edemeyiz. O Allah ile kulu arasındadır, yargılamayı bizler asla yapamayız. Hz. Muhammed'in bizler için Kur'an'dan örnekliğini lütfen unutmayınız. Hz. Muhammed ÜMMİYDİ yani batıl ve hurafenin bataklığına batmış Kitap ehline tabi değildi, ama gerçeklerin doğrunun arayışındaydı. Onun içinde Rabbimiz Elçisini, Kitap ehlinin arasından değil, ÜMMİLERİN yani Kitap ehline tabi olmayan ama gerçeklerin arayışında olan, Hz. Muhammed'i Elçi olarak seçmişti. Onun için Kur'an'da Allah, kimin doğru yolda olduğunu, yalnız ben bilirim demiyor muydu? Bizler kimin daha çok dindar olduğuna değil, kimin daha doğru, dürüst, sözünde duran ve çevresine yardım edip TOPLUMA fayda sağlayan ona bakalım. Dilerim HAK İLE BATILI ayırabilen, Allah'ın sevgili azınlık kullarında oluruz. Saygılarımla Haluk GÜMÜŞTABAK https://kuranadavet1.wordpress.com/ https://twitter.com/KURANA_DAVET http://www.hakyolkuran.com/ https://www.facebook.com/Kuranadavet1/ https://hakyolkuran1.blogspot.com/
Bugün
-
En Son Kadınlar Voleybol Haberleri (Türkiye ve Dünyadan)
Sırbistan, Avrupa Voleybol Şampiyonası hazırlıklarını sürdürüyor.
-
UEFA Avrupa Şampiyonlar Ligi Hakkında Her Şey - UEFA Champions League
Bunu hatırladınız mı? Roberto Carlos imdada yetişiyor
-
Gerçeklikle Fantezi Arasındaki İnce Çizgi: Mitomani ve Patolojik Yalan Üzerine Psikolojik Bir İnceleme
Gerçeklikle Fantezi Arasındaki İnce Çizgi: Mitomani ve Patolojik Yalan Üzerine Psikolojik Bir İnceleme Bir arkadaşım var, sürekli yalan söylüyor ve zaman zaman kendi söylediği yalanlara kendisi de inanıyor. Örneğin, aslen Türk olmasına rağmen insanlara yarı İtalyan, yarı Yunan olduğunu söylüyor. Bazen kafasından hikayeler uyduruyor ya da kendisini başarılı göstermek için yaşanmamış olaylar kurguluyor. Kısacası, yalanlar aracılığıyla kendini egzotik göstermek için özel bir çaba harcıyor. Bu arkadaşımın sergilediği bu tutum, psikolojide ve psikiyatride oldukça bilinen, ancak yüzeysel bakıldığında kafa karıştırıcı ve yıpratıcı bir davranıştır. Bu durum—etnik kökeni çarpıtma, kendini egzotik veya olağanüstü başarılı gösterme, yaşanmamış anılar kurgulama ve en önemlisi kendi söylediği yalanlara zamanla kendisinin de inanması—bize çok net bazı psikolojik mekanizmaları işaret ediyor. Gerçeklikle Fantezi Arasındaki İnce Çizgi: Mitomani ve Patolojik Yalan Üzerine Psikolojik Bir İnceleme İnsan ilişkilerinin temel harcı güvendir. Ancak bazı bireylerle kurulan bağlarda, zamanla gerçekliğin zemini kaymaya başlar. Bir arkadaşınızın sürekli yalan söylemesi, olmadığını biri gibi davranması ve en garibi kendi kurguladığı bu paralel evrene zamanla kendisinin de inanması, ilk bakışta basit bir "ahlakı veya karakter kuralını çiğneme" gibi görünse de, derin psikolojik dinamikler barındırır. Bu davranış kalıbı psikolojide Mitomani (Mytomania) veya Patolojik Yalan Söyleme (Pathological Lying) olarak adlandırılır. 1. Mitomani Nedir ve Sıradan Yalandan Nasıl Ayrılır? Sıradan bir insan genelde bir cezadan kaçınmak, bir çıkar elde etmek veya birini korumak için yalan söyler. Bu yalanların somut ve mantıklı bir amacı vardır; kişi yalan söylediğinin son derece bilincindedir ve yakalanma korkusu yaşar. Mitomanide (Patolojik Yalan) ise durum tamamen farklıdır: Ortada Belirgin Bir Çıkar Yoktur: Yalan söylenmesinin arkasında somut bir maddi veya pratik kazanç olmak zorunda değildir. Benlik Algısını Yeniden İnşa Etme Çabası: Yalanlar genelde kişiyi olduğundan daha popüler, egzotik, başarılı, çekici, mağdur veya kahraman göstermek üzere kurgulanır. İnandırıcılık ve Kendi Yalanına İnanma: En belirgin özelliklerinden biri, mitomanların söylerken gösterdikleri yüksek özgüvendir. Bir süre sonra, beyin yapay olarak oluşturduğu bu anıları işler ve kişi kendi yalanına gerçekmiş gibi inanmaya başlar. 2. Neden "Egzotik" veya "Yarı İtalyan / Yarı Yunan" Kimliği? Arkadaşımın Türk olmasına rağmen kendini yarı İtalyan yarı Yunan olarak tanıtması ve kendini egzotik gösterme çabası son derece tipiktir. Bu durumun arkasında yatan ana psikolojik etkenler şunlardır: a) Narsisistik Beslenme ve Fark Edilme Arzusu Sıradan, ortalama bir kimliğe sahip olmak bu kişiler için adeta bir "yok oluş" gibi hissedilir. Sıradanlık, onlar için yetersizlikle eşdeğerdir. Kendini egzotik bir kökene bağlamak: Ortamlarda hemen dikkat çekmeyi sağlar. Onu diğer insanlardan "farklı" ve "özel" kılar. İnsanların merakını uyandırarak ona sürekli bir ilgi (narsisistik beslenme) sağlar. b) Aşağılık Kompleksi ve Öz-Değersizlik (Inferiority Complex) Derinlerde bir yerde kişi, kendi çekirdek kimliğiyle (öz benliğiyle) barışık değildir. Kendi gerçekliğini yetersiz, sıkıcı veya değersiz bulur. Bu acı verici gerçekle yüzleşmemek için zihinsel bir savunma mekanizması devreye girer: "Ben aslında buraya ait değilim, ben daha özel ve egzotik bir yerden geliyorum." c) Yaşanmamış Küçük Başarı Hikayeleri Kendi başarısını veya hayatını olduğundan farklı anlatması, kişinin içindeki "ideal benlik" (olmak istediği kişi) ile "gerçek benlik" (olduğu kişi) arasındaki devasa uçurumu yalanlarla kapatma çabasıdır. 3. İnsan Söylediği Yalana Nasıl İnanır? (Konfabülasyon ve Anı İnşası) Bir insanın kendi uydurduğu bir şeye inanması dışarıdan bakıldığında imkansız gibi görünür. Ancak insan beyni son derece esnektir: Görselleştirme ve Tekrar: Kişi hikayeyi kafasında o kadar çok tekrar eder ve ayrıntılandırır ki, beyin bu zihinsel imajları gerçek anılardan ayırt edememeye başlar. Duygusal İhtiyaç: Egzotik ve başarılı olma ihtiyacı o kadar güçlüdür ki, beyin bu ihtiyacı doyurmak için yalanı "gerçek anı" olarak arşivler. Buna psikolojide Konfabülasyon (Anı Uydurma) veya Yanlış Anı Sendromu denir. Bilişsel Çelişkiyi Önleme: Kişi hem "iyi/dürüst biriyim" deyip hem yalan söylediğini bilirse zihinsel bir çatışma yaşar. Beyin bu çatışmayı çözmek için "Bu aslında yalan değil, gerçekten yaşandı" illüzyonunu yaratır. 4. Bu Durumun Arkasında Hangi Psikolojik Yapılar Olabilir? Patolojik yalan söyleme tek başına bir tanı olabileceği gibi, genellikle farklı psikolojik durumların bir semptomu olarak ortaya çıkar: Histriyonik Kişilik Bozukluğu: İlgi odağı olma ihtiyacının aşırı yüksek olduğu, dramatik ve egzotik davranışların ön planda olduğu durumlar. Narsisistik Kişilik Bozukluğu: Kendini üstün, özel ve ayrıcalıklı görme arzusu; yetersizlik hissini masking (maskeleme) yöntemiyle örtme. Sınırda (Borderline) Kişilik Yapısı: Kimlik karmaşası yaşama, "Ben kimim?" sorusuna net bir yanıt veremediği için sürekli yeni kimlikler icat etme. Çocukluk Çağı Travmaları veya İhmal: Çocuklukta sadece başarısıyla veya olağanüstü durumlarda ilgi görmüş bireyler, yetişkinlikte de ilgi çekmek için hikaye uydurmaya meyledebilirler. 5. Bir Arkadaş Olarak Nasıl Bir Tutum Sergilemelisiniz? Böyle biriyle arkadaşlık etmek son derece yorucudur. Bir yandan onun için üzülürken, diğer yandan sürekli manipüle ediliyormuş gibi hissedebilirsiniz. Yapılması Gerekenler: Yalanları Beslemeyin: Anlattığı egzotik veya abartılı hikayelere aşırı hayranlık, şaşkınlık veya ilgi göstermeyin. Tepkisiz ve nötr kalın. İlgi görmediğinde bu hikayeleri size anlatmayı azaltacaktır. Gerçekliği Yumuşakça Hatırlatın: Onu topluluk içinde utandırmak yerine, baş başayken "Ben senin ailenin ve geçmişinin gayet güzel olduğunu biliyorum, kendini farklı göstermene gerek yok, seni olduğun gibi seviyorum" mesajı verin. Sınırlar Koyun: Yalanları sizin hayatınızı veya ortak ilişkinizi etkilemeye başladığında net sınırlar çizin. Profesyonel Desteğe Yönlendirin: Bu durumun bir kişilik veya savunma mekanizması kalıbı olduğunu unutmayın. Bir psikolog veya psikiyatrist ile görüşmesi konusunda cesaretlendirin (ancak bunu "Sen hastasın/yalancısın" diyerek değil, "Kendinle barışman için bir terapistle konuşmak sana iyi gelebilir" şeklinde yapın). Yapılmaması Gerekenler: Sert Saldırılara Girişmeyin: "Sen yalancısın, İtalyan falan değilsin!" diyerek onu köşeye sıkıştırmak genelde işe yaramaz. Kişi savunmaya geçer, yeni yalanlar üretir veya durumunu daha da aggressively (saldırganca) savunur. Dedikodu Konusu Yapmayın: Bu durumu bir karakter bozukluğundan ziyade bir psikolojik savunma mekanizması olarak görmek, ona karşı öfke yerine empatik bir mesafe koymanıza yardımcı olur. Özet ve Sonuç Arkadaşınızın sergilediği davranışlar, derin bir kabul görme, beğenilme ve sıradanlıktan kaçma çabasıdır. Kendi uydurduğu egzotik kimliğe ve hikayelere inanması, zihninin kendisini yetersizlik duygusundan korumak için geliştirdiği yanılsamalı bir zırhtır. Siz bir arkadaş olarak onun bu "hayal dünyasını" beslememeli, ancak ona sertçe saldırmak yerine nötr ve gerçekçi bir duruş sergilemelisiniz. En nihayetinde, bu seviyedeki bir patolojik yalan söyleme alışkanlığı ancak köklü bir psikoterapi süreciyle çözülebilir.
Dün
-
En Son Kadınlar Voleybol Haberleri (Türkiye ve Dünyadan)
Bazı Voleybolcuların VNL’i Kazanma Sayıları Tijana Boskovic -> 0 Gabi Guimaraes -> 0 Mayu Ishikawa -> 0 Defne Başyolcu -> 1
-
En Son Kadınlar Voleybol Haberleri (Türkiye ve Dünyadan)
Rosamaria Montibeller (Brezilya): "Bugün onların gözüne uykuya girmeyen o günlerin biri. Gurur duyduğun o acımtırak 'kıl payı kaçtı' hissiyle birbirine karıştığı günlerde. Ama sana baktığım, günün sonunda o büyük nihai hedef nerede saklı? İnsanın her geçen gün, yaşadığı o en büyük rekabeti yaşadığını hissetmesinden daha ne olabilir? Benim için, bu formayı giymenin yeteneği, çocuğu, gücü ve altın madalyalarının çok ötesinde bir şey olduğu yıllar öncesinden zaten netleşmişti. Şu tercihleri yapamayan: rahatsız edici olsa bile adanmışlık; evde kanepede yayılıp oturmak rahatken eleştirilere göğüs germe daha cesareti; acı mısra safra tutku; Olabildiğine inandığından çok daha fazlasını talep etsen bile kendini adamak. Benim için, bizim adanmışlığımız altındı. Benim için, bu takımın her gün yaşadığı değerler altın değerindedir. Burada olmak ve bir araya gelmek bir şekilde dünyanın en iyilerini sürdürmek altındır. Bu şans değil, tesadüf hiç değil. Bu saygı ve çok, ama ÇOK çalışma. Başımız dik bir şekilde yolumuza devam ediyoruz. Onun zamanı. Yukardaki Rosamaria'nın meajı doğrudur. Paylaştığınız metin, Brezilyalı milli voleybolcu Rosamaria Montibeller’in milli takımla yaşadığı zorlu bir turnuva/final sürecinin ardından kişisel sosyal medya (Instagram) hesabından yaptığı duygu dolu paylaşımın Türkçe çevirisidir. Metnin Öne Çıkan Ana Temaları"Kıl Payı Kaçan" Altın ve Gurur: Şampiyonluk hedefine çok yaklaşıp ulaşılamayan anlarda hissettiği burukluğu ve bununla birlikte duyduğu büyük gururu ifade eder. Gerçek Başarının Tanımı: Başarının sadece altın madalya, boy, yetenek veya güçten ibaret olmadığını; asıl amacın insanın her gün kendisiyle girdiği rekabeti kazanması olduğunu vurgular. Adanmışlık ve Mücadele: Konfor alanından çıkıp eleştirilere göğüs germeyi, acı verse bile tutkuyla çalışmayı ve milli formayı taşımanın sorumluluğunu dile getirir. Rosamaria bu mesajıyla, elde edilen derecenin ötesinde takımla birlikte verilen emeğin, akıtılan terin ve ülkesini sürekli zirvede tutma kararlılığının kendileri için esas "altın" değerinde olduğunu vurgulamıştır.
-
Bence Final Maçının (Brezilya - Türkiye) MVP'si Hande Baladın'dı. Neden mi maçı koparan oydu da ondan...
Bu da Hande'ye hediyemiz olsun:
-
En Son Kadınlar Voleybol Haberleri (Türkiye ve Dünyadan)
CEV KADINLAR AVRUPA ŞAMPİYONASI HEYECANI İSTANBUL’DA YAŞANACAK! CEV Kadınlar Avrupa Şampiyonası’nda Filenin Sultanları sahaya çıkarken sen de yerini ayır. Bu heyecanı Sinan Erdem Spor Salonu’nda beraber yaşayalım!
-
En Son Kadınlar Voleybol Haberleri (Türkiye ve Dünyadan)
Elif Şahin VNL'in en skorer ve en çok blok yapan pasörü oldu 16 blok 0.36 set başına blok 34 pts
-
En Son Kadınlar Voleybol Haberleri (Türkiye ve Dünyadan)
Elif Şahin bunu hep yapıyor. Déjà Vu: Paris Olimpiyatlarında Çine'de yapmıştı.
-
En Son Kadınlar Voleybol Haberleri (Türkiye ve Dünyadan)
Bunlar nasıl şirinler ya. Çok gençler. Önlerinde örnek alacak ablaları var ve onlar çok şanslılar. Kupayı genç yaşta gördüler ve önümüzdeki yıllarda Kupalara ambargo koyacaklar.... Dilay Özdemir: "Our first Turkish National Team trophy for both of us. I'm so happy to have experienced this together with Berka." Berka Buse Özden: "Hopefully we'll sign many more together."
-
En Son Kadınlar Voleybol Haberleri (Türkiye ve Dünyadan)
O sırada Hande Baladın Rosa Mariayı köyüne yoluyordu
-
En Son Kadınlar Voleybol Haberleri (Türkiye ve Dünyadan)
Amerika Birleşik Devletleri Türkiye Büyükelçiliği Filenin Sultanları için bir tebrik tweeti attı Tebrikler, #FileninSultanları! ABD'nin Türkiye'deki Diplomatik Temsilciliği olarak, 2026 Voleybol Milletler Ligi'ndeki muhteşem zaferinizi kutluyoruz. Bu büyük başarınızdan dolayı sizi yürekten tebrik ediyoruz! 🇺🇸🇹🇷 // Congratulations, #FileninSultanları! The U.S. Mission to Türkiye celebrates your incredible victory at the 2026 Volleyball Nations League. Bravo on an outstanding achievement!
-
En Son Erkek Basketbol Haberleri (Türkiye ve Dünyadan)
2026-2027 MODEL FENERBAHÇE! PG: Wade Baldwin, Trent Forrest SG: THT, Shane Larkin, Ignas Sargiunas, Melih Mahmutoğlu SF: Shavon Shields, Johnny Juzang, Onuralp Bitim PF: Nicolo Melli, Will Clyburn, Braxton Key C: Chris Silva, Marcus Bingham, Sertaç Şanlı
-
Bence Final Maçının (Brezilya - Türkiye) MVP'si Hande Baladın'dı. Neden mi maçı koparan oydu da ondan...
Şaka gibi. Hande Baladın'a bakın üçlü bloğa çıkıyor. Ve ne yapıyor? Zehra'nın aldığı pozisyonda Zehra'nın kollarının arasındaki açığı kapatıyor. Olamaz böyle bir şey... Respect Baladn...
-
En Son Kadınlar Voleybol Haberleri (Türkiye ve Dünyadan)
Ekonomi sınıfında uçanlar kazandı!
-
En Son Kadınlar Voleybol Haberleri (Türkiye ve Dünyadan)
Adidas 30 milyon takipçisine bunu gönderdi https://www.instagram.com/p/DbQmRYEADtL/?utm_source=ig_web_copy_link&igsh=MzRlODBiNWFlZA==
-
Bence Final Maçının (Brezilya - Türkiye) MVP'si Hande Baladın'dı. Neden mi maçı koparan oydu da ondan...
Bu kız var ya bu kız 'FIRECRACKER - ÇATAPAT'
-
En Son Kadınlar Voleybol Haberleri (Türkiye ve Dünyadan)
Bu da çok güzel olmuş
-
En Son Kadınlar Voleybol Haberleri (Türkiye ve Dünyadan)
TVF Başkanı Mehmet Akif Üstündağ’ın sözleri hepimizin hislerine tercüman oldu: "Türk voleybolu bugün geldiği noktada Avrupa'da ve dünyada bir numara! Bu Türkiye'nin, bu ülkenin başarısıdır." Üstündağ'ın, takımın 2 yıl önce ekonomi sınıfında uçtuğu günleri hatırlatması törene damga vurdu.
-
En Son Kadınlar Voleybol Haberleri (Türkiye ve Dünyadan)
BİZ HALA DÜNÜN GÜZELLİĞİNDEYİZ! Gelin sizi de şampiyonluk yaşadığımız düne tekrar götürelim ve o anlara yeniden tanıklık edelim!
-
Bence Final Maçının (Brezilya - Türkiye) MVP'si Hande Baladın'dı. Neden mi maçı koparan oydu da ondan...
Bir tane daha: Bir brezilyalı hande için hem hücum yapıyor hem defans hem blok bu hangi seviye yazmış onun büyüklüğü şaka değil
-
Hardware ve Donanım Hakkında En Son Haberler
ASELSAN | Milli Çiplerdeki Seri Üretim Kabiliyetimiz Teknolojilerimizin Gücüne Güç Katıyor
-
En Son Hayvanlar Alemi haberleri
İnsanlar 4 Ayaklı şirinlere yardım etmek için neler yapıyorlar izleyin görün
-
En Son Erkek Basketbol Haberleri (Türkiye ve Dünyadan)
Fenerbahçe Erkek Basketbol'un yeni transferi Johnny Juzang, 7 Nisan 2024'te Golden State karşısında kariyer rekoru kırdı.