Zıplanacak içerik
  • Üye Ol

alamet-i farika

  • başlık
    94
  • yorum
    363
  • görüntü
    66.273

Saygı Duyulası adamlar No :4


alamet-i farika

522 görüntü

 Paylaş

bertolt-brecht.jpg

 

 

 

ismini ilk duyduğumda lisede filandım, lakin önce haldun taner ve necati cumalı okuyup dönem ödevimi teslim etmem gerekiyordu, kaldırdım rafa o yüzden ÜÇ KURUŞLUK OPERA'yı... Ergen birey entellektüelliği uzun sürmedi tabi unuttum gitti bi kaç yıllığına, ünv.de tekrar ve bilinçli bi şekilde karşılaştık kendisiyle... o zamandan beri de bıramadık birbirimizi...

 

Kendisi modern zaman feylesofu, şair, oyun yazarı....

 

tabii günümüz tiyatrosunun, özellikle epik tiyatronun babası sayılan bertolt, aynı zamanda bir komunist ve devrimci...komunist kısmı dikkatinizden kaçmamıştır.. alman, hemde bavyera`lı bir alman, hemde patron bir babanın oğlu olmasına rağmen komunist bir alman işte..

 

 

zeka ve aykırılık, farkındalık düzeyi eğitim hayatındayken olabildiğince ortalık karıştırmaya yetmiş ve sivri sözleriyle dikkatleri üzerine çekmiştir.. nasıl mı? örneğin: "ekmek ahlaktan önce gelir.." gibi..

 

bu adamın tasvir yeteneği (görenlerin yalancısıyım..) korkunç yüksekmiş. hatta herhangi bir olayı öyle bir dramatize ederek anlatabilirmiş ki oracığa yığılıp kalırsınız.. ayrıca yaptığı delilikler günümüzde bile herkes tarafından dile getirilir.. aynı anda yaşadığı aşklar vs.. bir sürü hikaye var brecht ile ilgili..

tabii böylesi zeki ve çılgın olmak kadınları mıknatıs gibi çekmiş bir sürü aşk yaşamıştır bu çirkin hazır cevap..

 

devrimci demiştim ya yazının başında; bu adama göre devrimin en eğlenceli katalizörü tiyatrodur.. oyunları aristonun tiyatro tanımını tersleyen bir biçimde şekillenmeye devam etmiştir. tabii seveninden fazla kıl olan olunca hayatında ironiyi ve imayı öyle bir kullanma başlamıştır ki.. sonuçta herkese birer tokat atıp geçmiştir.. almanya`dan nazilerin faşizminden kaçmış, amerika`dan da hiç hoşlanmadığından kuzey avrupa özellikle danimarka ve diğer iskandinav ülkelerinde yaşamış (ağzının tadını bildiğini de söylemiş miydim?) üretmeye devam etmiştir. 1897 de açtığı gözlerini 1956 da geçirdiği kalp krizi nedeniyle kapatmıştır. bizlere muhteşem oyunları, şiirleri ve muzip gülümsemesini bırakmıştır.

 

brecht.jpg

 

 

son olarak "kardeşim bir pilottu" şiirini örnek gösteriyor ve sözlerime son veriyorum..

 

kardeşim bir pilottu

 

"kardesim bir pilottu

gün geldi emir aldı

topladı çantasını

güneye doğru koyuldu yola

 

bir fatihti benim kardesim

yerimiz yoktu yaşamaya.

topraklar ele geçirmekti, öteden beri hayalimiz.

 

guadarrama dağlarında simdi

kardesimin fethettigi yer

uzunlugu bir seksen

derinligi bir elli!! "

 Paylaş

7 Yorum


Önerilen Yorumlar

  • Admin

Sanırım bende aynı şeyi düşünüyorum; "devrimin en eğlenceli katalizörü tiyatrodur.."

Not: Hiç devrim yaşamadım ama olsun söylemek istedim genede blushing.gifsleep.gifbiggrin.gif

smile.gif

Yoruma sekme
  • Admin
"bir banka soymak, bir banka acmaktan daha buyuk bir suc degildir"

 

bu sözü ile ilgili bi anınız vardı belki? tongue.gif

 

Sayın zatialleriniz,

Banka derken, İnternet bankasımı, yoksa piggy bank'mi belirtmemişsiniz...

Zatimuhteremleriniz bilmukabelet bilmelidirler ki piggy çok şişman olduğundan soyulması çok zor olacaktır..

 

duyurulur... sad.gif

Yoruma sekme

"bir banka soymak, bir banka acmaktan daha buyuk bir suc degildir"

 

bakın bu sözü bilmiyordum..kocaman bir alkış..

 

şimdi sevgili @zebercet sırasımıydı bertolt un..

 

herşeyi tarumar ettiniz..(iyi de ettiniz).

 

1988 de İDSO ( ıstanbul deneysel sahne oyuncuları) ekibinde

 

amatör tiyatro çalıştım.epik tiyatro ya ve brechte çok yoğunlaşmıştık..

 

bakın şimdi eski defterleri karıştırdınız..elinize sağlık..

 

okuduğunuzu düşündüğüm bu şiirini size ithaf ediyorum:

 

Ben Bertolt Brecht, kara ormanlardan.

Karnında getirmiş şehre anam beni.

Ama çekip gidene dek ben bu dünyadan

Çıkmayacak ormanların soğuğu içimden.

 

Asfalt şehirde evimde gibiyim.

Donanmışım son kutsal törenle:

Gazeteyle, şarapla, tütünle,

Güvensiz, aylak, ama sonu mutlu.

 

İnsanlarla iyi aram. Durur başımda

şapkam herkesinki gibi. İnsanlara bakar

derim: "Bunlar başka türlü kokan birer hayvan."

"Ne çıkar, derim sonra, benim onlardan ne farkım var?"

 

Kadınlarla otururum yan yana

salıncaklı koltuğumda sabahları.

Seyrederim onları umursamadan ve derim:

"İşte karşınızda güvenilmez bir adam."

Akşamları da toplarım erkekleri.

"Bayım" deriz birbirimize hep konuşurken.

Ayaklarını dayarlar masama ve derler:

"Düzelecek işler!" Sormam: "Ne zaman?"

 

Sabaha doğru alacakaranlıkta ıslanır çamlar,

kuşlar ötüşür, böcekler bağrışır.

Dikerim ben kadehimi şehirde tam o sıra dibine kadar,

atıp izmaritimi, dalarım tedirgin bir uykuya.

 

Biz, uçarı kişiler,

otururuz yıkılmaz sanılan evlerde.

(Yüksek yapılarını biziz kuran Manhattan adasının.

Biziz kuran incecik antenleri,

Atlantik üstünden konuşan.)

 

Bu şehirlerden arta kalacak ne;

Sokakları dolaşan bir rüzgar kalacak.

Evleri kuranlar mutlu olurlar ama,

Onlar da bir gün bırakır evleri giderler.

Hepimiz bugün var, yarın yokuz,

ne düşünürse düşünsün bizden sonrakiler.

 

Umarım ki, bir deprem olunca yakında,

söndürmem puromu üzüntüyle.

Ben Bertolt Brecht, kara ormanlardan,

anasının karnında gelmiş asfalt şehre.

 

Yoruma sekme

1933 yılında Almanya'dan sürüldü. Naziler eserlerini onbinlerce kitabın yakıldığı gün ateşe verdiler. 1935'te Alman vatandaşlığından çıkarıldı. Nazi Almanya'sının yayılma döneminde, hangi ülkeye gitse, orası işgal edildi. 1941 yılında Amerika'ya geçti. 1947 yılında, Senatör McCarthy'nin kelle avcısı komisyonunun karşısına çıkarıldı ve Amerika'dan da sürüldü. 1948 yılında Almanya'ya dönmek istedi. Batı Almanya tarafından kabul edilmedi. Charlie Chaplin ile birlikte İsviçre tarafından kabul edildi.

 

Nasıl bir ortak nokta. Bertolt Brecht. Nazım Hikmet. Yannis Ritsos. Pablo Neruda. Dördününde eserleri dünyanın bütün dillerine çevrildi yaşarlarken. Dördüde ülkelerinden sürüldü. Dördününde dünyanın tüm dillerine çevrilen eserleri kendi ülkelerinde yasaklandı. Dördününde kitapları yakıldı.

 

Ama bir fark var ki;

 

Yannis Ritsos'un eserlerini Faşit Cunta tarafından Zeus Tapınağı'nda yakıldı.

 

Bertolt Brecht'in eserleri Naziler tarafından kitap yakma törenlerinde yakıldı.

 

Pablo Neruda'nın eserleri Faşit Pinochet'in emriyle yakıldı.

 

Nazım Hikmet'in eserleri ise. Faşist Cunta iktidara gelir gelmez, evlerin bahçelerinde, sobalarda, banyo kazanlarında, küvetlerde okurları tarafından yakıldı.

 

Nasıl bir fark değil mi?

Yoruma sekme
  • Admin

@dmincim bey : piggy evet, candır, çok severiz... kadın prototipimdir hatta...

 

Sayın prototipsahip,

 

Benim bahsettiğim Piggy şöyle bir şey

070504-piggybank.jpg

Buda benim pardon şey... yani.... unsure.gif

Yoruma sekme
×
×
  • Yeni Oluştur...

Önemli Bilgiler

Bu siteyi kullanmaya başladığınız anda kuralları kabul ediyorsunuz Kullanım Koşulu.