İçeriğe atla
View in the app

A better way to browse. Learn more.

Tartışma ve Paylaşımların Merkezi - Türkçe Forum - Turkish Forum / Board / Blog

Ana ekranınızda anlık bildirimler, rozetler ve daha fazlasıyla tam ekran uygulama.

To install this app on iOS and iPadOS
  1. Tap the Share icon in Safari
  2. Scroll the menu and tap Add to Home Screen.
  3. Tap Add in the top-right corner.
To install this app on Android
  1. Tap the 3-dot menu (⋮) in the top-right corner of the browser.
  2. Tap Add to Home screen or Install app.
  3. Confirm by tapping Install.

Kadın mı yoksa insan mı? tepeden aşağı düşerken...!

(0 inceleme )

Kendi kendime konuşuyordum, uzaktan duyduğum seslerin arkasından kendime sorular soruyordum ama bir türlü tatmin olamıyordum, bu sanal yorumlardan. Duyduğum seslerden bir tanesi: 'Kadın meta olmaktan nasıl kurtulur' sorusuydu. Diğeri 'Kadınmı yoksa insanmı' hadi bakalım çık işin içinden çıkabilirsen..!

Annemi hatırladım, acaba metamıydı, yoksa ben annemi insan olarakmı algılamıştım..! Gene kafam karıştı içindeki ile dışındaki farklı algılanıyordu. Annen, ablan, yengen ve kız arkadaşın ve modeller ve yıldızlar ve en önemlisi medya aaaaa diye kendine geliyorsun birden. Sorun birden şekillenmeye başlıyor ama çözümü hala kaf dağının arkasında.

Toplum ve aileniz sizin karekterinizi şekillendirirken, size öyle enteresan şeyler öğretiyorki farkına vardığınızda iş işten geçmiş oluyor veya geçtiğini sanıyorsunuz. Nasılmı? Annem ve babam bana hep kız kardeşlerime bir yere gittiklerinde eşlik etmemi istemiştir ve her defasında kız kardeşlerim benim neden onlarla gittiğimi bana sormuşlar ve her defasında aynı cevabı almışlardır 'Babam öyle istiyor'. Bunun gibi yüzlerce olayı hatırlıyorum ve bunların yanyana geldiğinde benim karekterimde neyi şekillendirdiğini bugün anlayabilmekle birlikte bana kadının toplumdaki yerini ve kadının değerini öğretmiş olduklarınıda seziyorum (tabi sadece bir örnek değil yüzlercesi var önümde çok uzatmadan devam edelim diyorum).

Bir gün ablamın oğluna nasihatini duymuştum 'Bak oğlum o kız sana yaramaz, erkeklerle sürtüyor'. O sıralar ablamlarda kalıyordum hasbelkader bu kızıda tanıyordum, o kadar şeker o kadar içten bir insandıki, yeğenimin ondan daha güzel bir insanla birlikte olmasını düşünemezdim. Ablamın söylediği şeyler ona öğretilenler, toplumsal baskının, yerel dinsel öğretinin, ve kişisel birikimin ortaya çıkardığı yaklaşımlardan kaynaklanıyor olduğunu görüyordum. Kendine sorduğumda bana kızın kişiliğinin hiç bir önemi olmadığı, önemli olanın erkeklerle arkadaşlık kurduğu bağlamıydı. Bir süre sonra ablamın kendi küçük kızı ergen bir kız oldu. Ablam kendi kızına erkeklerle gezdiği için aynı şeyleri söylemedi: Çünkü kendi kzının 'kötü şeyler' yapmayacağını biliyordu (ha ha ha).

İşte tam burasıydı filmin koptuğu ve gerçeklerin içeri akmaya başladığı yer. Sanki Matrix filmindeki kurşun sahnesinde hissediyorsunuz kendinizi. Erimiş kurşun vücudunuz kaplamaya ve sizi başka biri olmaya zorluyor ve kendi kendine bir dönüşümün parçası oluyorsunuz. Farkına varıyorsunuz bu farkın bir şeyleri değiştirmesini istiyorsunuz ama o değişimin ne kadar zor ve bir o kadarda mücadele gerektirdiğini seziyorsunuz. Çok çabuk vazgeçebiliyorsunuz dedim ya çok zor bir değişim....

Ve özellikle o insanlar yok mu, o çok bilen, o ben biliyorum öyledir diyen. Hayır bütün suç şunlardadır diyen ve bir toplumu veya bir anahtarı yok sayan...

Önünde durduğum pencerenin, pencere olduğunu biliyorum ama bana neyi doğru gösterdiğini anlamaya çalışıyorum. İnsan olarak kendimi zorunlu hissediyorum ve gördüklerimin doğruluğu en zorlandığım şey olarak beynimde yer ediyor...

Saygılar

Intelligence plus character-that is the goal of true education

Zeka artı karekter-doğru bir eğitimin ana amacıdır

Dr. Martin Luther King. Jr.

3 Yorum

Önerilen Yorumlar

Gece Yağmuru

Φ Süper Üye

Gönderi tarihi:

Bir gün ablamın oğluna nasihatini duymuştum 'Bak oğlum o kız sana yaramaz, erkeklerle sürtüyor'.

O sılar ablamlarda kalıyordum hasbelkader bu kızıda tanıyordum,

o kadar şeker o kadar içten bir insandıki, yeğenimin ondan daha güzel bir insanla

birlikte olmasını düşünemezdim. Ablamın söylediği şeyler ona öğretilenler, toplumsal baskının,

yerel dinsel öğretinin, ve kişisel birikimin ortaya çıkardığı yaklaşımlardan kaynaklanıyor olduğunu görüyordum.

Kendine sorduğumda bana kızın kişiliğinin hiç bir önemi olmadığı,

önemli olanın erkeklerle arkadaşlık kurduğu bağlamıydı.

Bir süre sonra ablamın kendi küçük kızı ergen bir kız oldu.

Ablam kendi kızına erkeklerle gezdiği için aynı şeyleri söylemedi:

Çünkü kendi kzının 'kötü şeyler' yapmayacağını biliyordu (ha ha ha).

 

Çok güzel izah etmişsiniz Sevgili Admin...

 

Toplum olarak hep aynı düşünceler içerisinde değil miyiz zaten..

Klişeleşmiş ön yargılarımıza gem vurmaktan aciz durumlardayız bazen..

Başkalarına gelince sözlerimizin aslen nereye gideceğini bilmeden ,

tutarsızca sarf edebiliyoruz... Ama iş kendimize gelince; tahammülümüz

yok maalesef...

 

Kadın mı yoksa İnsan mı ? Bence İnsan harcamak çok kolay olmuş artık...

 

Sevgiler... :clover:

simin

Φ Üyeler

Gönderi tarihi:

işlerine geldikleri gibi!

Gönderi tarihi:

  • Admin

Bu derinlikli ve içsel hesaplaşmalarla dolu metninizden yola çıkarak, toplumsal cinsiyet algısını, bireysel uyanışı ve değişimin sancılarını ele alan geniş kapsamlı bir makale hazırladım.


Penceredeki Çatlak: Toplumsal Kabullerin Gölgesinde "Kadın" ve "İnsan"ı Yeniden Tanımlamak

İnsan zihni, çoğu zaman farkında olmadan içine hapsedildiği bir aynalı odada büyür. Bu odanın duvarları; ailenin fısıltıları, toplumun sert yargıları ve kültürel kodların sarsılmaz görünen sütunlarıyla örülüdür. Kişi, pencereden dışarı baktığında "gerçeği" gördüğünü sanır, oysa gördüğü şey çoğu zaman camın üzerine önceden çizilmiş olanlardır. Bir gün, tıpkı Matrix sahnesindeki gibi gerçekler içeri akmaya başladığında ise o sarsıcı soruyla baş başa kalır: Gördüklerim mi doğru, yoksa bana doğru olduğu öğretilenler mi?

1. Meta ve İnsan Arasındaki İnce Çizgi

Kadının toplumdaki yerini sorgularken karşımıza çıkan en büyük paradoks, "kadın mı yoksa insan mı?" ayrımıdır. Bu soru kulağa absürt gelse de, sosyolojik bir gerçekliğin altını çizer. Kadın; anne, abla, eş veya "yıldız" olarak tanımlandığında çoğu zaman bu rollerin altına gömülür. Bir "özne" olmaktan çıkıp, korunması gereken bir "emanet", sergilenmesi gereken bir "imaj" ya da toplumsal namusun "taşıyıcısı" haline getirildiğinde nesneleşmeye (metalaşmaya) başlar.

Kendi annemizi bir "insan" olarak, yani hataları, arzuları ve bireysel varlığıyla algılamakta zorlanmamızın sebebi budur. Onu sadece "şefkat kaynağı" veya "fedakâr anne" kalıbına hapsettiğimizde, aslında onun insanlığını elinden alıp kutsal ama sessiz bir nesneye dönüştürüyoruz. Kadının metalaşmaktan kurtulmasının ilk adımı, onun rollerinden bağımsız bir "insan" olduğunu hem zihinsel hem de toplumsal düzeyde kabul etmektir.

2. Görünmez Gardiyanlar: Aile ve Koruma İçgüdüsü

Makalede bahsi geçen "kız kardeşlere eşlik etme" durumu, iyi niyetli bir aile geleneği gibi görünse de aslında karakterimize işlenen derin bir kodun tezahürüdür. Bu, kadının kendi başına var olamayacağı, bir "koruyucuya" ihtiyaç duyduğu ve kamusal alanda ancak bir erkek gölgesinde güvende olabileceği fikrini bilinçaltına zerk eder.

Bu durum sadece kadını kısıtlamakla kalmaz, erkeği de "gözetmen" rolüne mahkûm ederek her iki tarafın karakterini de yapay bir kalıba döker. Bu öğretilerle büyüyen birey, kadının değerini onun özgürlüğünde değil, ona duyulan ihtiyaçta ve onun "korunmuşluğunda" aramaya başlar.

3. Ahlakın İkiyüzlülüğü: "Bizimkiler" ve "Ötekiler"

Toplumsal baskının en çarpıcı hali, "başkalarının çocukları" ile "kendi çocuklarımız" arasındaki yargı farkında ortaya çıkar. Makalenizde değindiğiniz yeğen-hala-kız arkadaş örneği, ahlak kavramının ne kadar esnek ve kişisel çıkarlara göre bükülebilir olduğunu gösterir.

Bir başkasının kızı "erkeklerle gezdiği" için damgalanırken, kendi kızımız söz konusu olduğunda savunma mekanizmalarının devreye girmesi; ahlakın evrensel bir erdemden ziyade, başkalarını kontrol etmek için kullanılan bir sopa olduğunu kanıtlar. Bu "çifte standart", değişimin önündeki en büyük engeldir. Çünkü değişim, sadece "başkası" için değil, en yakınımız için de aynı özgürlüğü ve adaleti talep etmeyi gerektirir.

4. Dönüşümün Ağırlığı: Kurşun Sahnesi ve Ötesi

Farkındalık, her zaman huzur getirmez; aksine çoğu zaman acı verici bir "erimiş kurşun" gibi vücudu kaplar. Bir şeylerin yanlış olduğunu anlamak, o yanlışı düzeltmeye yetmez. Toplumun kolektif hafızasına karşı durmak, akıntıya karşı kürek çekmektir. Bu noktada insan, "bildiği pencereden" vazgeçip vazgeçmemek arasında kalır.

Vazgeçmek kolaydır; çünkü toplumsal kabullerin içine geri dönmek, size sahte bir güvenlik hissi ve "doğru olanı yapıyorum" yanılsaması verir. Ancak o pencerenin sadece bir çerçeve olduğunu, dışarıdaki dünyanın ise çok daha geniş ve çeşitli olduğunu gören biri için eski cehalet artık mümkün değildir.

Sonuç: Pencereyi Kırmak

Önümüzde duran pencerenin neyi doğru gösterdiğini anlamaya çalışmak, insanın en soylu mücadelesidir. Kadının "insan" olarak görüldüğü, toplumsal rollerin karakterimizi bir zırh gibi kuşanmadığı bir dünya için önce kendi içimizdeki "babam öyle istiyor"ları ve "el âlem ne der"leri ayıklamamız gerekiyor.

Zordur, evet. Belki Kaf Dağı’nın arkasındadır çözüm. Ancak o yolu yürümeye niyet etmek, "insan olarak kendini zorunlu hissetmek", o büyük dönüşümün başladığı yerdir. Gördüklerimizin doğruluğunu sorgulamaktan vazgeçmediğimiz sürece, o kurşun bizi donduran bir kütle değil, yeni bir benliği şekillendiren bir cevher olacaktır.

Katılın Görüşlerinizi Paylaşın

Şu anda misafir olarak gönderiyorsunuz. Hesabınız varsa, hesabınızla gönderi paylaşmak için ŞİMDİ OTURUM AÇIN.
Eğer üye değilseniz hemen KAYIT OLUN.
Not: İletiniz gönderilmeden önce bir Moderatör kontrolünden geçirilecektir.

Misafir
Maalesef göndermek istediğiniz içerik izin vermediğimiz terimler içeriyor. Aşağıda belirginleştirdiğimiz terimleri lütfen tekrar düzenleyerek gönderiniz.
Bir yorum ekle...

Önemli Bilgiler

Bu siteyi kullanmaya başladığınız anda kuralları kabul ediyorsunuz Kullanım Koşulu.

Account

Navigation

Tarayıcı push bildirimlerini yapılandırın

Chrome (Android)
  1. Adres çubuğunun yanındaki kilit simgesine dokunun.
  2. İzinler → Bildirimler seçeneğine dokunun.
  3. Tercihinizi ayarlayın.
Chrome (Desktop)
  1. Adres çubuğundaki kilit simgesine tıklayın.
  2. Site ayarları seçeneğini seçin.
  3. Bildirimler seçeneğini bulun ve tercihinizi ayarlayın.