Zıplanacak içerik
  • Üye Ol

delikızın türküsü

  • başlık
    43
  • yorum
    74
  • görüntü
    67.492

Bu blog hakkında

bir yolcuyum ben yerim yoktur bana ait…

Bu blogdaki başlıklar

DEĞİRMEN

..... Sen aşkın ne olduğunu bilir misin adaşım, sen hiç sevdin mi?..   Çoook desene! Sevgilin güzel miydi bari? Belki de seni seviyordu... Ve herhalde onu çok kucakladın... Geceleri buluşur ve öperdin değil mi? Bir kadını öpmek hoş şeydir, hele adam genç olursa...   Yahut sevgilin seni sevmiyordu... O zaman ne yaptın? Geceleri ağladın mı?... Ona sararmış yüzünü göstermek için geçeceği yolda bekledin, ona uzun ve acındırıcı mektuplar yazdın değil mi?... Fakat herhalde ikinci bir aşka a

delifırtına

delifırtına

Aşk basit bir his değil, gerçeği barındıran evrensel bir güçtür..

AŞK   “Hiçbir soylu kadının eşi olamazsın” dedi Arthur. Galahad kızardı ve kekeledi, “Ama Lordum, her şövalye aşkının saflığıyla soylu bir kadına hizmet etmelidir.” “Aşk hakkında ne biliyorsun? diye sordu Arthur. Ses tonunun ithamkarlığı Galahad ‘ı iki kat daha kızarttı. “Eğer soylu bir kadının eşi olmak istiyorsan, sana arasından seçmen için üç tane sunacağım.” Kral hemen yaşlı bir temizlikçi olan gri saçlı ve burnu benli Margaret ‘ i çağırttı. “Ona aşkından dolayı hizmet eder misin dürüst ş

delifırtına

delifırtına

Nasıl Unutabilirim

Unutmayacaksın. Daha doğrusu, unutmaya çalışıp, bunun için çabalamayacaksın. Gerekirse, yüreğine taş basacaksın. Gecen gündüzüne karışacak, hayatın alt üst olacak belki. Gözünü kırpmadığın geceler olacak. Gündüzün bir anlamı kalmayacak. Gam ve keder yüreğini mesken tutacak.   Acının ta içinden geçeceksin. Bu hayata, “hayat” demeyeceksin. Yaşamayacaksın, ölüp ölüp dirileceksin. Ölümün içinden geçeceksin, ölmeden evvel. Öyle ki; acıdan müteşekkil olacaksın. Sen acının bizatihi kendisi olacaksın.

delifırtına

delifırtına

Sevmek insanın en büyük acısıdır..

Sevmek, bizim kendimize ve dünyaya karşı giriştiğimiz hırsızlığa, kendi gücümüzle karşı çıktığımız biricik haklılığımızdır. Alacakaranlığın ufalaya ufalaya sildiği bir adamı tutup ellerinden, başına ay ışığından bir hale geçirmektir, kaybolmadan sabaha çıksın diye. Sevmek, özünde varolan büyük bağlanmaya karşın, insanı günlük ilişkilerin kişiliksizleştirdiği tutsaklıktan kurtaran en büyük özgürlüktür. İnsanı yalnızlığın hazinelerine götüren bir arınmadır sevmek. Yalanın kirlettiği bir yüreği yağ

delifırtına

delifırtına

Sadece kadınlar okuyabilir!

Kalbin yolu güzeldir ama tehlikelidir. Zihnin yolu sıradandır ama güvenlidir…   Erkek en güvenli ve en kestirme yaşam tarzını seçmiştir.   Kadın duyguların, hislerin, ruh hallerinin en güzel ama en sarp, en tehlikeli yolunu seçmiştir. Ve bugüne kadar dünya erkekler tarafından yönetildiği için kadınlar muazzam şekilde azap çekmiştir. O, erkeğin yaratmış olduğu topluma uyamamıştır çünkü toplum mantığa ve nedenlere uygun olarak yaratılmıştır. Kadın kalpten bir dünya ister. Erkek tarafından yar

delifırtına

delifırtına

50 yaşında bir adam arıyorum

ELLİ yaşında bir adam arıyorum Her düşü kurmuş, her düşü yitirmiş. Yeterince istemesini bilmiş Şimdi ne istediğini bilecek kadar.'     ELLİ yaşında bir adam arıyorum Her borca girmiş, her borcu ödemiş Sonra yeterince papel edinmiş Ama paradan gözleri kamaşmayacak kadar.'     ELLİ yaşında bir adam arıyorum Hem cezbetmiş, hem tiksindirmiş Ve yeterince çocuk edinmiş Duyarlılıktan anlayacak kadar.'     ELLİ yaşında bir adam arıyorum, yaşamış Her tütünü içmiş, her içkiyi devirmiş

delifırtına

delifırtına

O halde varım

Çektiğim acılar varlığımın inşasının irili ufaklı parçalarıdır. Sadece düşünmek var etmez insanı; duygularını, ruhunu ve hatta zekasının geliştiren asıl öğreticiler acılardır. O halde varım çünkü acı çekiyorum. Doğduğum günden beri anlatmak istediklerim var ve elbette asla anlatmayacaklarım ve anlatıyor gibi yapıp asla anlatmadıklarım.... Önce akciğerlere değen oksijenin yakıcılığıyla başladı ilk acılar, sonra dünyanın anlamsızlığını düşünüp duran beynimin kıvrımlarındaki patlamaların e

delifırtına

delifırtına

Gönderilen:Sen (Beni Dinle)

Gönderilen : Sen Gönderen : Tanrı Beni dinle. Ağladığını duyuyorum. Sesin karanlığı geçip, bulutlardan süzülüp, yıldızların ışığında parlayıp, güneşin ışığında kalbimin yolunu buluyor. Kapana kısılmış bir tavşanın çığlığı, annesinin yuvasından düşmüş bir serçe, bir gölde umutsuzca çırpınan çocuk bana acı verir.       Seni duyduğumu bil. Huzurlu ol. Sakin ol. Acının sebebini ve ilacını biliyorum ve sana kurtuluşunu getiriyorum. Yıllar içinde dağılan çocukluk hayallerine ağlıyorsun.

delifırtına

delifırtına

Beni Anlatıyorum, Seni Görüyor musun?

İnsan hayatındaki boşluları doldurmak için yaşayan ve öldüğünde söz konusu boşlukları bomboş durandır.   İnsan, yaşanmamış hayatlar biriktirmekle ömrü geçendir. Başkalarının hayatlarını, düşüncelerini yaşar durur. Ne zaman kendimizi yaşayacağı aklına bile gelmez. Zira basit yaşamak kolay gelir insana ve kolaydır da.   İnsan, ölümlerden hayat devşiren, yaşam büyütendir. Her ölümle hayatımıza hayat katarız, gizlice, utanarak ama her seferinde.   İnsan, Rabbine karşı tüm renkleri ile ç

delifırtına

delifırtına

Akıl ve Kalp Arasında Berzaha Bakan

Dedim: Kendimi çok günahkâr hissediyorum.   Dedi: Az günahın olduğu içindir. Çok günahın olsaydı hissetmezdin. Günahlarınla çepeçevre sarılır, günahsızlığı unuturdun.   Dedim: Sen nasıl hissediyorsun?   Dedi: Günahsız. Benimki savunma psikolojisi. Yoksa yaşamaya devam edemem. Zira günahlarım dağları aştı. Kendimi günahsız hissetmek zorundayım.   Dedim: Günlerim ızdırap yüklü, her geçen gün artan yüklerimden ötürü sırtım daha fazla bükülüyor, yere yakın oldum.   Dedi: Zaman kavramı t

delifırtına

delifırtına

LEYLÂ

“Her okyanus, çöl’ü koynunda saklar.”   Sana Leylâ’yı anlatmalıyım. Yazanlar hep Mecnun’u anlattılar. Leylâ’yı, Mecnun’dan ayrı düşünemem elbette. Mecnun’un var olabilmesi Leylâ’ya bağlı. Leylâ olmazsa, Mecnun da olmaz. Leylâ’yı çıkarırsan geriye Mecnun da kalmaz. Fuzuli, mesnevide erkek egemen bakış biçimiyle anlatır Mecnun’u. Her ne kadar Leylâ’nın adı önce geçse de asıl kahramanı Mecnun’dur. Leylâ ateştir, Mecnun pervane. Mecnun, Leylâ’nın çevresinde pervaneler gibi bu yüzde

delifırtına

delifırtına

Derdi Olan Neylesin?

“Celâdet ve adaletin timsâli Yavuz Sultan Selim, Mısır Seferi’nden sonra fethettiği beldede adâlet ve otoriteyi tesis için, bir süre kalmak ister. Bunun için hazırlıklar yapılır ve padişahın otağ-ı hümâyunu kurulur. Sultanın çadırını temizlemekle vazifeli kadınlardan biri, akşamları çadıra dönen Yavuz’u o gün ilk d...efa yakından görür ve o andan sonra onun sevgisiyle yanmaya başlar. Zamanla bu sevgi, bir sevdâ olur Mısırlı kadının yüreğinde. O, düştüğü derdin çaresizliğini bilir; fakat

delifırtına

delifırtına

Tut Yüreğimden Ustam

Yorgunum ustam; Ne katıksız somun isterim senden, Ne bir tas su, Ne taş yastıkta bir gece uykusu. Var gücünle asıl sükunetime, Çığlığım kopsun, Uzat ellerini güneşe dokun, Uyandır uykusundan, Tut yüreğimden ustam tut, Tut beni, sür güne...

delifırtına

delifırtına

Bir Hayat Dersi : Bilmeyenle Tartışma

Usta bir ressam, genç öğrencisinin eğitimini tamamlaması için bir öneride bulunmuş. Buna göre, yaptığı son resmi kentin en kalabalık meydanına götürüp, birkaç gün herkesin göreceği şekilde sergilemesi gerekiyormuş.   Genç adam tam kapıdan çıkmak üzereyken, ustası yanına birkaç kırmızı kalem alması gerektiğini söylemiş. Ve eklemiş; 'Tabloyu bıraktığın yere bir de not yazmalısın. Lütfen beğenmediğiniz yerleri bu kalemle işaretleyiniz.' Çırak, ustasının dediğini yapıp, doğru en kalabalık meyda

delifırtına

delifırtına

Bir Çingene Zamanındayım

Saat geceyi ben geçiyor Bir çingeneden çaldım zamanı, Kırık, buçuklu, yarım. Ne tamım, ne tamamım. Ne yerim var, ne dünüm, ne yarınım, Bu gece neyse o kadarım. Topladıklarımla, sakladıklarımlayım. Bir çingene zamanındayım.   Necla Maraşlı

delifırtına

delifırtına

İşte Budurrrr:)))))))

Çinli bekarlar eşini marketten seçiyor Çin'in başkenti Pekin'de kendine uygun eş arayan bekarlar artık "eş marketi"ne giderek gönlüne göre bir eş seçebilecek. Çin'in başkenti Pekin'de, bekarların kendilerine uygun eşi bulmaları için "eş marketi" açıldı. Çin Uluslararası Radyosunun "Pekin'de Zaman" gazetesine dayanarak verdiği habere göre, markette bekarlara, kendilerine uygun yaş ve özelliklerde karşı cins ile tanışma fırsatı sunuluyor. Adayların fotoğraflarının da yer aldığı markette, marketi

delifırtına

delifırtına

Bir Alana Bir Bedava

Şimdi efendim,yediğimin içtiğimin ayrı gitmediği adeta (siyam ikizi) gibi gezdiğim bir arkadaşım var... O arkadaşımın da herşeyi doğarken öğrenip de gelmiş şeytan çekici bir veledi var... Kara kaşlı kara gözlü nasıl tatlı da bişey...Ama erkek sonuçta yinede, ne kadar tatlı olabilir ki....Zakkumda güzel bir çiçektir ama zehirlidir sonuçta...(ben kendimi sigortalattırıp da yazsaydım bu yazıyı iyi olacaktı ya..neyyyyse)   Geçenlerde yine biraradayız,bu zat-ı şahaneleri bücür efendi,babasına kızm

delifırtına

delifırtına

Ömür Hanım

Ve Güz Geldi Ömür Hanım. Ve güz geldi Ömür Hanım. Dünya aydınlık sabahlarını yitiriyor usul usul. İnsanın içini karartan bulutların seferi var göğün maviliğinde. Yağmur ha yağdı ha yağacak. İncecik bir çisenti yokluyor boşluğunu insan yüreğinin. Hüznün bütün koşulları hazır. Nedenini bilmediğim bir keder akıyor damarlarımdan. Kalbimin üstünde binlerce bıçak ağzı, yüzüm ömrümün atlası, düzlükleri bunaltı, yükseklikleri korku, uçurumları yıkıntılarımla dolu bir engebeler atlası. Yaşamak bir can

delifırtına

delifırtına

Destan

Bugün ilk kez dinledim bu şarkıyı...Şarkıda klipte sıcacık geldi bana...           aşkım destan olur, arzum ferman olur, nerden baksam, zaman, mekan, yalan olan. derdin bende kalır, aklım sende kalır, nerden baksam, zaman, mekan, yalan olan.       Aşk sahiden de destan olursa aşktır...diye düşündüm dinleyince...

delifırtına

delifırtına

Güzel Acı Çekerdi Babam

GÜZEL ACI ÇEKERDİ BABAM Prof. Dr. Ahmet İNAM Bin dokuz yüz ellilerin sonlarıydı. İstanbul o yıllar tenhaydı. O tenha İstanbul'un tenha bir köyünde otururduk: Çengelköy'de. Şimdi yazlarını bile sonbahar gibi hatırlıyorum. O zamanlar sık sık vapurların yanaştığı iskelesinden denize bakarken gelivermişti kalemimin ucuna: "Nasıl saklarım sonbahar olduğumu?" Oysa o zamanlar on, on bir yaşlarındaydım. Bir anlamda ömrümün ilkbaharında bile değildim. Yaşlı çınarın, eski evlerin, tari

delifırtına

delifırtına

Yaşamak Yürek İster

Yaşamak yürek ister; belki de bu yüzden dünyaya gelenlerin çok azı yaşar. Çoğunluğu yalnızca yaşadığı günü kurtarır, var olmakla yetinir ve kendi varlığı altında ezildikçe ezilir. Değiştiremeyeceği gerçekleri olduğu gibi kabul etmek ve bu değişmezlikten kendine yeni bir yaşam sevinci yaratmak da yürek ister; değiştirebileceğini değiştirmeye çalışmak da. Sanıldığı gibi insanı korkutan; dünya, zorluklar, yaşam koşulları ya da başkaları değildir. İnsan en çok kendisinden korkar; kendi duygularından

delifırtına

delifırtına

Halil Cibran & May Ziyade

Ahmet ALTAN       Işıkların bütün berrak parıltılarına rağmen içlerinde bir küskünlük taşıdığı, akşam yağmurlarının aniden bastırdığı bu sonbahar günlerinde beni yalnızlaştırıp kederlendiren, adını koyamadığım tuhaf bir şey var.   Anlatması zor aslında.   Garip ve derin bir özlem duyuyorum ama özlediğim insanın bir adı, bir yüzü yok, bu özlem beni öylesine korkutuyor ki sahibini bulmaya, tanımaya, ona bir beden, bir koku vermeye çekiniyorum, camdan bir kuyuya düşer gibi ellerimi geçirece

delifırtına

delifırtına

Tam Avucunuzun İçinde

Zamanın birinde iki tane kız kardeş varmış, nasıl akıllılarmış anlatamam. Etrafındaki ve okuldaki tüm bilgi onlara yetmez olmuş. Bir gün anneleri onları dağdaki bilge adama götürmeye karar vermiş. Kızlar, bilge adamla karşılaşınca ona sorular sormaya başlamışlar. Bilge adam bütün soruları doğru cevaplamış: kızlar çok sevinmişler ve annelerinden eğitimleri için bir süreliğine izin isteyerek bilge adamın yanında kalmışlar. Sordukları soruların hepsinin cevabı doğruymuş. Bir süre çok mutlu

delifırtına

delifırtına

İnançla, Umutla Örülü O Şey En Çok O Umurumda

Umurumda değil derdin bir zamanlar Acı da, aşk da, çocuklar da Yıllar sonra şimdi diyorsun ki Acı değil ama Çocuklarla aşk umurumda   Çocuklarla aşk Çünkü bir insanı hayata bağlar Öyleyse umurunda her şey Yani karının baş ağrısı Ve afişlemeye giderken sen Üstelik elinde elması da varken Kızının arkandan ağlaması   Eskiden derdin ki Ansızın ölüversem bir kazada Umurunda değildi ölüm de hayat da Gerçi ölüm şimdi de değil ama Yaşamak korkunç umurumda   Örneğin kahvaltı dahi Etm

delifırtına

delifırtına

Adım da Ra-fael'se...

-Düşünceler içinde-     Ben gerçekten varsam, adım da Rafael'se, gerçekse burada olduğum, ve bu bir masaysa, gerçekse ısırganlar arasında kara bir taştan az ayrıksı bir şey olduğum, bir kuyunun dibindeki pürtüklü bir taştan az ayrıksı bir şey;     akşamın bu alışılmadık, mor aydınlığı bir gerçekse, bu külrengi, eflâtun şeyler evlerse, bulutlarsa, gerçekse şu sokaktan geçen adamın uyurgezer olmadığı, doğruysa bu sessizliğin inip çıktığı gizemle yaşam arasında, gerçekse var olduğum,

delifırtına

delifırtına

×
×
  • Yeni Oluştur...

Önemli Bilgiler

Bu siteyi kullanmaya başladığınız anda kuralları kabul ediyorsunuz Kullanım Koşulu.