İçeriğe atla


Fotoğraf

YENİ NATO KONSEPTİ VE TÜRKİYE


Bu başlığa hiç cevap verilmemiş

#1 salahana

salahana

    Yeni Üye

  • Φ Üyeler
  • Pip
  • 11 İleti

Gönderi Tarihi: 01 Aralık 2010 - 22:55

YENİ NATO KONSEPTİ VE TÜRKİYE

Ahmet HACALİŞİ K.

Geçen hafta yapılan son 10 yılın en önemli NATO
zirvesinde, örgütün gelecek 10-15 yılını şekillendirecek yeni strateji konsepti
28 üye ülke tarafından kabul edildi.Daha doğrusu 2001 Eylül saldırısından sonra
ABD ve NATO’nun fiilen uyguladığı strateji resmileşmiş oldu.Anti-balistik füze
sistemi kurulmasında(Füze kalkanı) mutabakatın sağlandığı,NATO-AB işbirliği
sorununun ise (Türkiye’nin Kıbrıs sorununu gerekçe göstererek engellemesi
nedeniyle) ortada kaldığı NATO zirvesinin ilk gününde Rusya dahil 50 devlet ve
hükümet başkanı Lizbon zirvesinde bir araya geldi.NATO topraklarının artık
konvansiyonel saldırıların tehdidi olmaktan çıktığının belirtildiği yeni
stratejik konsepte göre yeni tehditler şunlar:
.Terör,
.Stratejik önem
taşıyan bölgelerde köktendinciliğin yayılması,
.Silah.uyuşturucu ve insan
kaçakçılığı,
.Siber saldırılar,
.Enerji güvenliği ve su kaynaklarına
yapılabilecek saldırılar,
.İklim koşullarının kötüleşmesi,



NATO’NUN KURULUŞU


2.Paylaşım savaşının kaderi belli olduktan sonra
Stalin ile Churchill arasında yapılan Ekim 1944 tarihli “YÜZDELER ANTLAŞMASI”
(İngiltere ve Rusya’nın Doğu Avrupa ülkelerinde sahip olacağı nüfuz alanlarının
yüzdelerle belirtildiği antlaşma) Avrupa’yı ikiye ayırdı.Kısa bir müddet sonra
B.Avrupa, savaşın asıl galibi ABD’nin etkinlik alanına girdi.Takiben 1949
Washington antlaşmasıyla NATO kuruldu.Görünürdeki amaç Sovyet tehlikesine karşı
üye devletlerin güvenliğini sağlamak olarak sunulsa da (kurucu antlaşmanın
5.maddesi) NATO esas olarak ABD elebaşılığındaki emperyalizmin çıkarlarını
koruyan,Avrupalıların da ellerini taşın altına sokmasını sağlayan ve Avrupa
ülkeleri üzerindeki denetimini temin eden ‘kolektif güvenlik örgütü’ olarak
ortaya çıktı.Kuruluştan sonra NATO asıl amacına uygun olarak dış güvenlikle
bağlantılı ‘komünizm’ tehlikesine karşı ,1950’li yıllarda İtalya’dan başlayarak
tüm ittifak üyesi ülkelerde GLADİO adı ile anılan çok gizli özel harekat
daireleri kurdurdu.Emperyalizmin çıkarlarını tehdit eden ülke içindeki devrimci
sol hareketler başta olmak üzere her türlü muhalefete karşı örtülü operasyonlar
gerçekleştiren DERİN DEVLET kavramının ortaya çıkmasında rol oynadı.SSCB’nin
dağılmasından sonra işlevsiz kaldığı düşüncesiyle pek çok ülkede bu birimler
ortaya çıkarılıp sorumluları yargılansa da Almanya ve Türkiye bu süreci henüz
yaşayamamıştır.

1989 senesinde Sovyetler Birliğinin dağılma sürecinin
başlamasıyla, eski düşman ve tehdit algılamasının yok olması,üye ülkelerin dış
güvenlik konusundaki çıkarlarının bir birinden uzaklaşması sonucu varlık nedeni
tartışılan NATO’nun, 1999 Washington zirvesinde, ABD’nin stratejik amaçları doğrultusunda,dünyamızda o tarihten bu
güne yaşananlar karşısında yetersiz kaldığı kabul edilerek stratejik konseptin
geliştirilmesi karar altına alındı.Bu arada bir bölümü barışçı,bir bölümü kanlı
operasyonlarla Orta ve Doğu Avrupa’nın kapitalist/emperyalist küresel sistem ile
bütünleşmesi sağlandı. Lizbon zirvesinde kabul edilen yeni strateji 1999’da
tasarlanan ve fiilen uygulananın 11 sene sonra metinlere geçmesi
oldu.

Yeni stratejik konsept ile NATO’nun reaktif değil koruyucu
(protective) ve proaktif olması kabul edildi.ABD elebaşılığındaki emperyalizme
karşı tehditlere,risklere ve tehlikelere karşı korunma yolu ile küresel
sorunlara karşı koymak,ittifak ülkelerinin çevresinde ve ilgi alanlarında
güvenliği sağlamak,çoklu işbirlikleri ile emperyalizmin uluslararası istikrarını
sağlamak yeni büyük stratejinin hedeflerini oluşturmakta.Doğasının ve kapsamının
koruyuculuğa dayanması stratejinin ilk prensibini oluşturuyor.Ancak koruyucu
olmak reaktif olmak anlamına gelmiyor.Stratejinin inisiyatifi ele geçirmesi ve
koruması esas alınıyor. İnisiyatifin vazgeçilmez bir prensip olan denge ile
uyumlu hale getirilmesi de gerekiyor.Kabul edilen strateji ile kitle imha
silahlarının kullanılmasını önlemek adına nükleer silahların ilk kullanımı da
kabul edildi.

Soğuk savaş dönemine benzemeyen risklerin egemen olduğu
yeni ortamda,küresel jeopolitiğin ve ekonominin ağırlık merkezi Atlantik’ten
Pasifik’e kayarken emperyalizmin stratejik çıkarları, NATO’nun
dönüşümünü,örgütün kapitalist/emperyalizmin “küresel amaçlarına” hizmet eden bir
örgüte dönüştürülmesini ve bu amaçla yeni bir stratejinin geliştirilerek
uygulanmasını zorunlu hale getirdi.Bir başka ifade ile, Avrasya’da Rusya, Çin,Hindistan
emperyalizmin çıkarları karşısında yükselir,jeopolitik dengeler değişir, tek
kutuplu dünya düzeni hızla yerini çok kutuplu düzene bırakırken ve ABD kendi
olanaklarıyla başlattığı jeostratejik hamlelerinde yetersiz-aciz kalırken, NATO
içerisindeki ABD-Avrupa işbirliğinin müşterek bölgesel ve küresel çıkarlara göre
etkinleştirilmesi ve NATO’nun yeni jeopolitik şartlara uyum sağlaması
hedeflenmekte.

Yeni strateji ile yayılmacı,daha mütecaviz NATO için alt
yapı oluşturulmakta.Nitekim kabul edilen yeni stratejide,Müşterek Güvenlik
Bölgesi ve Dış İstikrar Bölgesi tanımlamaları ile Avrupa’ya ilave olarak Asya ve
Afrika kıtaları da NATO’nun jeopolitik nüfuz alanının içine sokulmuştur.Yeni
strateji ile nükleer silahların ilk kullanımı dahil olmak üzere askeri tedbirler
ön plana çıkarılmış ve nükleer silahla saldırı tehlikesine karşı önleyici
saldırı yapılmasının önü açılmıştır.Böylece İran’a karşı İsrail tarafından
gerçekleştirilecek olası saldırının temelleri de yeni konsepte dahil edilmiş
oluyor.KÜRESEL JANDARMA ELBİSESİ GİYDİRİLMİŞ NATO.



YENİ KONSEPTİN TÜRKİYE’YE ETKİSİ



Lizbon zirvesinde, sözü çokça
edilen anti-balistik füze savunma sitemi veya daha popüler terimiyle “füze
kalkanı” yeni konsept ve tehdit algılaması çerçevesinde kabul edildi.Buna göre
sistemin radarları Türkiye topraklarında konuşlanacak.Başta bir Amerikan
kreasyonu olarak ortaya çıkan ve şimdiye kadar 100 milyar dolar yatırılan bu
proje şimdi kapitalist/ emperyalizmin küresel hegomanyacı rekabetinin sonucu
olarak NATO’ya havale edilmiş bulunuyor. Bilindiği gibi 1983’de Reagan döneminde
“yıldız savaşları” olarak ortaya atılan ve esas olarak SSCB ile nükleer
silahlanma yarışına hizmet edecek proje Sovyetler çökünce rafa kalkmıştı.ABD
silah tekellerine ve dolayısıyla sistemin dönmesine hizmet edecek proje Bush
döneminde yeniden ısıtılarak “Küresel Füze Savunma Kalkanı’na “ dönüşse de füze
ve radarların Polonya ve Çek cumhuriyetine kurulmasına Moskova’nın gösterdiği
sert tepki sonucu yapılanma bir kez daha ertelenmişti.Obama döneminde revize
edilen proje şimdi yeni konsept dahilinde kabul edilmiş oldu.

Kabul
edilen belgenin “Güvenlik ortamı” ara başlığıyla ayrılmış bölümünde ittifak
bölgesine yönelik tehditler sıralanırken öncelikle balistik füzelere vurgu
yapılıyor. Böylece İran’dan Kuzey Kore’ye, Pakistan’dan Çin’e kadar Asya’da ne
kadar nükleer güç varsa tehdit algılaması içinde değerlendirilmiş oluyor.ABD’nin
küresel egemenliğini,tek süper güç konumunu korumayı amaçlayan askeri
stratejisini anımsadığımızda bu saptamaların örtüştüğü gerçeği ortaya
çıkacaktır.

ABD’nin Türkiye’ye
konuşlandıracağı füze kalkanı birkaç amaca hizmet edecektir.

1-Enerji
zengini ve Avrasya jeopolitiğinde ağırlığı gittikçe artan İran, ABD’nin Hazar ve
Ortadoğu planlarında mutlaka enterne edilmesi gereken önemli bir
oyuncudur.Nükleer faaliyetlerine devam eden İran’ın nükleer güce dönüşmesi
halinde bölgedeki tüm dengeleri emperyalizm aleyhine değiştirme tehlikesi ABD’yi
iliklerine kadar titretmekte.Bu nedenle her ne olursa olsun İran’ın bu faaliyetlerini engellemekte
kararlı.Daha önce Irak ve Suriye nükleer santralarını imha eden İsrail’e askeri operasyonun
yaptırılması da güçlü olasılık. Ancak şu anda sahip olduğu 2500 km.menzilli
ŞAHAP 2 füzeleriyle İsrail’i vurabilecek İran’a karşı tam bir koruma
sağlayamayan İsrail füze savunma sistemi sorunlu.İşte ABD, ülkemizde
konuşlandıracağı füze savunma sitemi ile İsrail’e,İran’ın mukabil füze
saldırısına karşılık koruma sağlamış olacaktır.

2-Her ne kadar Lizbon
zirvesinde Rusya ile füze kalkanı konusunda veri alış verişi için mutabakat
sağlansa da kurulacak sistemin aynı zamanda Rusya için bir tehdit unsuru
taşıyacağı da akılda tutulmalıdır.

3-ABD’nin askeri stratejisinde,
bundan sonraki büyük kapışmanın ekonomik nedenlerle (enerji kaynaklarına erişim
rekabeti,su krizi) Pasifik’de ABD ve müttefikleri ile Pasifik’in Asya yakası
arasında yani Çin ile olacağı büyük harflerle yazılıdır.Çünkü ABD orta vadede en
büyük hasım olarak Çin’i görmekte.NATO’nun yeni stratejik belgesinde “Enerji
güvenliği” ve “Su kaynaklarının” yeni tehdit algılaması içinde gösterilmesi de
buna delalet etmekte.Çin ile nihai kapışmada NATO’da kaçınılmaz olarak çatışmaya
sürükleneceği için kurulacak sistem aynı zamanda Doğu’dan Avrupa’yı hedef alacak
tehditleri savuşturma işlevi görecektir.

Lizbon zirvesinde kabul edilen
“yeni stratejik konseptteki”, ittifak bölgesine yönelik tehditler alt alta
sıralandığında , eskisinden farklı, istikrarsızlık ve belirsizlik içeren yeni
bir soğuk savaşın habercisi olduğu görülüyor.Sovyetler Birliği dönemindeki soğuk
savaş esnasında Almanya cephe,Türkiye ise kanat ülkesiydi.Şimdi
ise Türkiye hem İran ile kapitalist/emperyalist küresel sitem arasındaki soğuk
savaşta hem de NATO’nun yeni stratejik konseptinde CEPHE ÜLKESİ haline
gelecektir.

AKP DIŞ POLİTİKASININ ZOR ANLARI

Daha
önceki analizlerimizde Davutoglu’nun yönlendirdiği ve “komşularla sıfır sorun”,
”pro-aktif politika”,bölgesel güç vb. babalanmalarla ifade edilen söylemlerin
dış politikada eksen kaymasına tekabül etmediğini,ABD’nin değişen politikaları
çerçevesinde bölgede Türkiye’ye yeni bir misyon yüklendiğini,Amerikancı bir
iktidar olan AKP’nin Ortadoğu’da oynayacağı role uygun davrandığını
yazmıştık.Bölgeye ilişkin tüm söylemlerin haddizatında oyunun parçası olduğu,
tayin edici bir anda füze kalkanı projesiyle hazin bir şekilde ortaya çıkmış
oldu.Şimdiye kadar İran’ın bir tehdit olmadığını söyleyen iktidar, topraklarına
füze kalkanı yerleştirilmesini kabul ederek böyle bir tehdidin varlığını fiilen
kabul etti.Keza şimdiye kadar “katil “dediği Siyonist İsrail’in, İran’ın nükleer
tesislerine yapacağı muhtemel saldırıya karşı İran mukabelesi halinde onu
koruyacak füze savunma sistemini topraklarında kurdurarak samimiyetsizliğini
tescillemiş oldu.Dahası ve korkuncu ise yaklaşmakta olan yeni soğuk savaşın
cephe ülkesi olmayı kabul ile fillerin dalaşmasında halkımızın ezilecek çimen
olmasını kabul ederek Amerikancı,teslimiyetçi yüzünü kitlelere gösterdi.DENİZ
BİTTİ KARA GÖRÜNDÜ.28.11.2011

kaynak: -http://www.karalahana.com/kafkasya-politika-strateji/yeni-nato-konsepti-ve-turkiye.htm-



Cevap ekle