Jump to content
Sign in to follow this  
Guest şevval

AdNaN YüCeL

Recommended Posts

Guest şevval

arkadaslar artık az cok biliyorsunuz siire olan ilgimi ve merakımı ama bunların içersinde biri varki benim çok severek okudugum şairlerden biridir şiir baslıklarına baktım birçok şairle ilgili baslık var eksikleri düşündüm ve ilk aklıma gelenlerden biri Adnan Yücel oldu onun şiirlerini sevenler bu baslıga atarlarsa çok seviniirm

 

sevgiler :clover:

 

27 mart 1953’te elazığ’ın dilek köyünde dünyaya gelen adnan yücel, diyarbakır eğitim enstitüsü türk dili ve edebiyatı bölümü’nden 1975 yılında mezun oldu. yücel daha sonra ankara üniversitesi eğitim fakültesi güzel sanatlar eğitimi bölümü’ne girdi. "şiirimizde garip hareketi" üzerine master yapan yücel, 1975 yılından itibaren ankara liselerinde öğretmenlik yaptı. 1987 yılından bu yana çukurova üniversitesi eğitim fakültesi’nde türk dili öğretim görevlisi olarak görev yapıyordu. "ter şiirleri" başlıklı ilk şiirleri "yeni adımlar" dergisinin 24.12.1974 tarihli sayısında çıkmıştır. aynı yıldan itibaren ürünlerini yapıt, yeni olgu, sanat emeği, türkiye yazıları, petek, yazko edebiyat, somut, anadolu ekini, dönemeç, söylem, artı oluşum gibi dergilerle yeni halkçı, demokrat ve cumhuriyet gazetelerinde yayımladı. 1996 yılında rotterdam’da düzenlenen şiir festivaline türkiye’yi temsilen katıldı. on şiiri hollandaca’ya çevrildi. türkiye yazarlar sendikası, pen, edebiyatçılar derneği, çukurova üniversitesi öğretim elemanları derneği üyesidir.

 

şiirleri

 

kavgalara sözlenen sevda. 1979 yurt yayınları, ankara, soframda kaval sesi. 1982 yurt yayınları, ankara, bir özlem bir türkü. 1984 yurt yayınları, ankara, acıya kurşun işlemez. 1985 yurt yayınları, ankara, yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek. 1986 yurt yayınları, ankara, rüzgârla bir. 1989 yurt yayınları, ankara, ateşin ve güneşin çocukları. 1991 yurt yayınları, ankara, çukurova çeşitlemeleri. 1993 yurt yayınları, ankara, sular tanıktır aşkımıza. 1998 yurt yayınları, ankara.

 

araştirma:

 

karacaoğlan, yaşamı, sanatı, kişiliği ve şiirleri. 1993 altın kitaplar, istanbul

 

 

 

 

 

dalların sevdası düşmüş toprağa

umutlar sığmıyor meydanlara

gözlerinde umut yüreğinde aşk

bağdaş kurar mısın soframa

 

isterim ki senden isterim ki

inancıma aşık zindanıma ışık olasın

yürüyesin gönlümü yollarına

sarasın beni sarasın

 

mendilinde öfke çıkınında bilinç

uykusuz kalır mısın kitaplarıma

dudağında alev avucunda sevinç

kulak verir misin çığlığıma

 

isterim ki senden isterim ki

yılgınlıkta inanç zulme karşı direnç olasın

yürüyesin gönlümün yollarına

sarasın beni sarasın

 

 

YAĞMUR OLSAM

 

Sel taşkını bir akşamüstü

Bulutları bağrına basan

Ağaçlara sordum seni

Yaprak rüzgarı tutmaz dediler

Uzun uzun baktılar yalnızlığıma

Yangın yeri bir yürek

Bir de yağmur gösterdiler

 

Ne olur şu yağmurların

Birdenbire yağanı ben olsam

Rüzgarı düğümlesem saçlarına

Bir daha bırakmasam

Öpsem kirpiklerini

Süzülüp gözyaşlarına karışsam

Çağlayıp aksam çağlayıp aksam

Yüzündeki ırmaklarla geçsem ovaları

Dudaklarında denizlere çıksam

 

ADNAN YÜCEL

Share this post


Link to post
Share on other sites

ŞEVVALİM ŞİİRLERİ SEVEN BİRİ OLARAK HER ZAMAN KATILIMDA BULUNURUM SANA.BUNDAN ŞÜPHEN OLMASIN.ADNAN YÜCEL'İNDE BİR KAÇ ŞİİRİNİ DUYMUŞTUM ŞİMDİ BİRİNİ SİZLERLE PAYLAŞAYIM BENDE....

 

 

KIRLARA BAHAR YETMİYOR

 

Herkes kendince seviyor baharı

Kimi ufuklarda yaşamı karşılıyor

Kimi bakışlarda yeni başlayan aşkları

Ey yasa bürünen mayıs sabahları

Kimler onarıyor şimdi

Dallarda dağılan kuşsuz yuvaları

 

Yapraklar üstünde yanan gözyaşları

Tutulan yasın gizli sözleri

Damlalar

Yine tan vakti analar mı ağlıyor

 

Ben bu baharlara bahar diyemem

Dersem şivan düşer bahçelere

Nerde yaşamın o fidan coşkuları

Aşkın gelincik yangınları sevgiler

Kırlara bahar yetmiyor ne yapsak

Kara haberlerle soluyor güller

 

Kim kimden alınıyor bu topraklarda

Bu topraksa tohumu biz

Her bahar boy verip yeşermişiz

Şu çiçeklerse gözlerimiz

Gizli gizli açılıp sevinmişiz

Siz bu sevinmeyi yaşayabilir misiniz

Geleceği besleyen emeğin sabrını

Bir suyun akışında bulabilir misiniz

Ve karanlığın ihanetine karşı

Tetikte nöbetçi bütün sabahları

Ölürcesine sevebilir misiniz

Siz bu sevdayı öldürebilir misiniz

 

ADNAN YÜCEL

 

 

 

BUDA ÇOK GÜZELMİŞ

 

 

 

RÜZGARSIZ UYANAMAM

 

Gün batarken ayrılırsak eğer

Gizlice bakışlarını doldur koynuma

Güneşsiz ayrılamam

 

Az sonra

Suyu kesilecek insan ırmağının

Yeminim var şafaklar adına

Yorgun yüreklere biraz umut

Biraz sevgi sunmadan duramam

 

Doğanın dudaklarında dolaşır ellerim

Yaşamın tenini okşarım bütün gece

Karanlıklara karşı biraz bilim

Biraz estetik

Şiirsiz uyuyamam

 

Sular çoktan ışıdı koynumda

Gel artık uyandır beni

Seher vakti dağıt saçlarını yüzüme

Rüzgarsız uyanamam

 

İstersen fırtınalar yarat soluğunla

Yorganı kaldırıp savur üstümden

Kendinle ört her yerimi

Gün doğarken sensizliğe dayanamam

 

ADNAN YÜCEL

Share this post


Link to post
Share on other sites

SEN Kİ ANLARSIN

 

kendini bir suyun akışında

ve suları kendi bakışlarında

bulabilenler bilir bu türküyü

sen ki anlardın

bir türkü uğruna

çileler çekerdin yıllar boyu

soluğunda

yaban menekşelerinin kokusu

gözlerinde

serin pınarların uğultusu

dağlar seni yaşardıhergün

ormanlar sıcak dostluğuna

 

ne zaman çatlasa bir kaya

bir çığlık düşse sulara

ırmaklar

adını çizer toprağa

değil mi ki

hep o yangınların adına

adına belasına

özlemi duyulunca özgürlüğün

öfkesini göklere çalan

bir şimşek gibi dalardın yaşama

 

sen ki anlarsın bu yaşamı

aşklar şimdi hücrelerinde tutsak

düğünler kelepçeli

doğumlar

ve çocuklar zindanlarda

bunları nasıl anlatayım sana

bu türküleri nasıl çağırayım

bu ninnileri nasıl

ölüme

kapkara bir kaygu değil artık

bembeyaz

bir kitap yazıyoruz diyoruz koltuğumuzda

kitapların göğüslerinde kan

bu kanı nasıl okuyayım sana

şimdi devleşen bir öfkenin

ve sınırlar ötesi bir özlemin

bildirisi okunurken hergün

her saat, her dakika

can çekişen

bir çağı yaşıyoruz dünyada

 

sen ki anlarsın bu yaşamı

okul yolunda telaşlı bir öğrenci

bir grev gözcüsü işyerinde

okunan kitap

yazılan defter

yükselen bilinç

ve eriyen cevher

şimdi sabahın ala şafağında

doludizgin

bir at gibi giriyor sulara

 

Adnan YÜCEL

 

sevgili şevval, bu da benden olsun...

sevgiler :clover:

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest şevval

Hangi Günün Yüzyılı :clover:

 

Sancısını yaşıyorsun kaç zamandır

Yeni bir güne sevinçle başlamanın

Yoluna ışık tutan sözcükler

Var mı o günün ışıltılı kanatlarında

Rüzgâra dost olan soluklar var mı

Altını çize çize soruyorsun nedense

Ki hep aldatmış olduğun kendine

 

Adın çoktan çocuğa çıkmış oysa

Çoktan anlaşılmaz olmuşsun

Şu güzel ömrün tam ortasında

Kuşları sora sora düşen yapraklarda

Ey çılgın

Kanadı kırık her kuşa

Kanat olmaktan yorulmuşsun

 

Bulutları çarpışa çarpışa yorgun

Bir gökyüzüdür artık gülüşün

 

 

:clover:

Share this post


Link to post
Share on other sites

ÖLÜMÜM BAHAR OLSA

 

Öfkelerim kadar küçük bu gece çığlığı

Düşlerim kadar büyük

Duygularım kadar karmaşık nasıl anlatsam

Çıksam şimdi çöl suskunu sokaklara

Dallara yürüyen sular gibi çıldırsam

Baharı muştulamak adına kapılar çalsam

Hangi ana böler ki uykuların

Özgürlüğü yeryüzüne bayrak yapsam

 

Hiç mi hiç sevmiyorum yorgun yağmurları

Ne kırları çıldırtıyor ne dağları

Yağdı mı Toroslarca yağmalı yağmur

Seller coşturup barajlar taşırmalı

Bir yudum su demekten aciz yürekler

Ya ses verip haykırmalı ya boğulmalı

 

Ey ateşe sürülmüş ölümler ülkesi

Ufuk çizgilerinde silikleşen anılar

Kutsal soygunlar yasal vurgunlar

Çöplük kumbaralarda biriken çocuklar

Hiçbir dilden

Hiçbir sözcük yetmiyor anlatmaya bu akşam

 

Kuş kanadında bir bulut mu yalnızlık

Belirsiz bir hüzün çiseliyor yine

Düş yorgunu kirpiklerden akşam üstüne

 

Kaya çatlağında köknar çılgınlığı benimki

Kıraçlara kahreden tohum dargınlığı

Yağmursuz gülmeyi bilmiyor ki kuraklık

Beynimi yüreğime nasıl haykırsam bu akşam

Bu akşam hiç yaşamamış olsam

Bir badem çiçeği sürsem şimdi namluya

Beynime sıksam

Ölümüm bahar olsa nasıl anlaşılsam

 

ADNAN YÜCEL

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest şevval

Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek :clover:

 

 

Yarım kalan hiç bir yolculuk yok bu yaşamda

Bir birine karıştırılan hiçbir boyut yok

15 yaş nedir ki yılların sözde çizilen anlamında

Ya bir duygu selidir aralıksız ya da

Bir inanç fırtınasıdır yüreğin

Dirence açılan gençlik boylarında

Bir devrin sembolü diyorlar şimdi adına

Toprağa ölüm düştükten sonra hiroşima’da

Tüm bitkilerden önce yeşeren bir

Açelya

Şimdi

Kadiköy rihtiminda

Neyi çagriştiriyor sana

Sen söyle direnç çiçegi

Neyi

Bir köpük

Onur ugruna

Çürüyen irmaklar

Henüz dile gelmedi

Istanbul’u ezen suskunluğunda senin

Gazetelerde

Resimlerinle dolarken sayfalar

Nedense

Söyleşilerde yalnızca

Beyin hücrelerine

Yöneltiliyor sorular

Sense ölüm rengine inat

Kan maviliğince

Susuyorsun

Yalnızca geçmişin

Gelecekteki

O ölümsüz sesini yansıtıyorsun

Hani o bin renkli açelyanın

İnançlı sesini yansıtıyorsun

Gülümsüyorsun susuyorsun

Eyyyyyyyyyyyyyyyyyy

Ovaların ateş ateş çölleştiği yerde

Toprağın ırmak ırmak yüreklenişi sen

Yarınlara selamını iletsin diye adın

Damarlarına bağlanan yaşam

Ölümü kucaklarken ellerinle

Kopardın

Kurtarmak için enginlerin anlamını

Gökyüzünü yere indirdiğinden beri

Ve silmek için bir damlanın yüzünü

Bir okyanusu kucağına bastığından beri

Adın bir

Açelyadır

Artık senin

Koynuna ölüm

Düşen tüm topraklarda

Bir açelya

Yepyeni sözcükler yeşeriyor şimdi

Alnının ışıklı yamaçlarında

Yüreğini işitmek gerek duymak için

Soluğunu solumak gerek

Her dalıp gidişinde

Bin şiir

Çıkarıyor belki gözlerin

Yaşama gözlerinle dalmak gerek

Bir devrin sembolü diyorlar şimdi adına

Ve imgelerin en ulaşmaz doruğunda

Ey herşeye bitti diyenler

Korkunun sofrasında

Yılgınlık yiyenler

Ne kırlarda direnen çiçekler

Ne kentlerde devleşen öfkeler

Henüz elveda demediler

Bitmedi daha

Sürüyor o kavga ve sürecek

Yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek

 

 

Adnan Yücel | :clover:

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest şevval

Rüzgarla Bir

 

Hangi günün gecesidir / yazı kışta kılan bilir

Gün içinde görünmeden / günü suya salan bilir

Dağlar düze iner birden

Aşkı sonsuz kılan bilir / rüzgarla bir olan bilir

 

Göl göl olur damda biri / çentik atar günlerine

Sel sel akar diğerleri / güneş güler tenlerine

Biri bine döner birden

Yolu yakın kılan bilir / rüzgarla bir olan bilir

 

Rüzgar çocuk sesleriyle / mavi bir düş kurar gökte

Sözde türkü dalda çiçek / olur açar her yürekte

Gözden perde iner birden

Düşü gerçek kılan bilir / rüzgarla bir olan bilir

 

Adnan Yücel

Share this post


Link to post
Share on other sites

KIRDIN KALBİMİ

 

ne zaman yağmur yağsa

bir buluşma yeri olurdun

İstanbul'da rüzgar soluklara

mavisi yasaklanmış deniz

kızıl tufanı yaratmadan daha

ne zaman yağmur yağsa

tarihin şiir tanığı olurdun

yağmurdan sonra toprak kokusu bakışlılara

 

tam otuz yıl nasıl kıydım sana

bin zehirli duman arasında

ıslığınla besledim hep

en pembe çoçuk düşlerini

Pan'ın flütünden mi kalma

babamın dilsiz kavalından mı

hep rüzgarla bir tuttum seni

hani yolun yakın

aşkı sonsuz kılan rüzgarla bir

 

ey can içre cankörüğüm

hangi kentin temiz havası

yetmez oldu ki soluğuna

çıkardın kendini ölüm doruğuna

ölmek kolay değil cankörüğüm

kalbimde sevinç gözesi pınarlar

kalbimde yaşamak aşkı çınarlar

ve bir nice çoşkular çoşkular

sende onlar gibi yaşayacaksın

akıp ırmaklara karışacaksın

sırılsıklam bütün sevişmeleri

yine soluğunla kurtaracaksın

 

 

ADNAN YÜCEL

Share this post


Link to post
Share on other sites

KIRILAN BİR ZİNCİR SEVİNCİNDE

 

 

Narın morlaştığı yerdeyiz yine

Aynı kutsal mavinin yüreğindeyiz

Sevdanın zor kaçaklığına karşı

Yeşeren bir dal

Ve kırılan bir zincir sevincindeyiz

 

Sen yine sonsuz düşlerinde suların

Her şafak vakti

Bin sabahı birden sunuyorsun

Saçının her telinde bir nehirle

O şiir dünyasını yeniden kuruyorsun

 

Tanrılar rengarenk açmış bu kez

Apollon bir papatya beyazı sanki

Zeus taze bir gelincik kızılı

Bütün tapınaklarda aynı özlem

Bütün sütunlarda aşk yazılı

Posedion yine masmavi bir öfke

Suların göğsüne tığlarla kazılı

 

Geçmiş yılların sabır çatlatan hüznü

Şimdi bir günün batışır yüzünde

Suyun ve toprağın sevgisi derdik

Dinler yaratırdık tanrısız ve mavi

Yılları ay-ayları gün ederdik

Pürköpük coşkuyla gelirdik her yıl

Boynu bükük ve çaresiz dönerdik

 

Narın morlaştığı yerdeyiz yine

Aynı kutsal mavinin yüreğindeyiz

Ne tapınaktayız şu anda

Ne agorada ne saraydayız

Her yerde birden kutlanan

Çığlık çığlığa bir zaferdeyiz

Yıllar sonra bütün baskılara inat

Yeşeren bir dal

Ve kırılan bir zincir sevincindeyiz

 

ADNAN YÜCEL

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest şevval

BİR YERALTI NEHRİNİ BEKLERKEN

 

 

Bir saz kadar mutlu :clover:

Ve hüzünlü başlıyoruz bütün günlere

Ve bir türkü kadar sıcak

Biliyoruz ki dağların göğsünü saracak

Ve yerinden oynatacak olan şafak

Onuru ışık diliyle

Karanlıkta koruyanlarla başlayacak :clover:

 

 

Adnan YÜCEL

Share this post


Link to post
Share on other sites

şevvalcığım teşekkürler,

Adnan Yücel babamla arkadaştı

bir kaç kez görüşme olanağımız olmuştu,

ölüm haberini aldığımızda babamda bende çok üzülmüştük.

Henüz çok gençti...

Çok güzel şiir okurdu, o güzel ses tonu hala kulaklarımda.

Ne diyeyim

 

Ölüm adın kalleş olsun...

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest şevval

şevvalcığım teşekkürler,

Adnan Yücel babamla arkadaştı

bir kaç kez görüşme olanağımız olmuştu,

ölüm haberini aldığımızda babamda bende çok üzülmüştük.

Henüz çok gençti...

Çok güzel şiir okurdu, o güzel ses tonu hala kulaklarımda.

Ne diyeyim

 

Ölüm adın kalleş olsun...

 

 

canım benim :clover:

 

duygularını paylaştıgın için teşekürler

 

bence Adnan YÜCEL'i tanımak büyük bir şans

 

keşke bende senin kadar şanslı olabilseydim

 

en sevdigim şairlerden biridir

 

bütün kitaplarıda vardır bende

 

 

 

 

sevgilerrrrrrrrrrr :clover:

 

binlerce kez

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest şevval

SEN GİDELİ :clover:

 

Hani saz çalınırdı ölüm

Türküler söylenirdi kan

Sen gideli kaç mevsim

Kaç yıl geçti aradan

Şimdi rakı sofrasında

Evvel zaman diyor biri

Diğeri kalbur saman

Oysa hala günün yüreğinde

Elektrik tadında bağıran

Kara bir katrandır zaman

 

O barut soluğu gecelerde

Sanki hiç yürünmemiş gibi

Ve çökülmemiş gibi korkunun üstüne

Yaşam vurulmuş diyorlar

Aşklar susmuş seninle birlikte

Bütün gözlerde aynı yılgınlık

Aynı alkol aynı bunalım

Ne bir çocukta görüyorlar sabahı

Ne fışkıran bir çiçekte

 

Hangi sabır demişti dağlar

Aşk demişti ya deniz

Nasıl geldik bu günlere

Bu duyarsız yerlere nasıl

Şimdi rakı sofrasında

Evvel zaman diyor biri

Diğeri kalbur saman

Oysa hala her an

Çırılçıplaktır bir yeşilin

Ateşte çığlığıdır yaşanan

 

ADNAN YÜCEL

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest CYRANO

YERYÜZÜ AŞKIN YÜZÜ

 

 

Aşksız ve paramparçaydı yaşam

bir inancın yüceliğinde buldum seni

bir kavganın güzelliğinde sevdim.

bitmedi daha sürüyor o kavga

ve sürecek

yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!

 

Aşk demişti yaşamın bütün ustaları

aşk ile sevmek bir güzelliği

ve dövüşebilmek o güzellik uğruna.

işte yüzünde badem çiçekleri

saçlarında gülen toprak ve ilkbahar.

sen misin seni sevdiğim o kavga,

sen o kavganın güzelliği misin yoksa...

 

Bir inancın yüceliğinde buldum seni

bir kavganın güzelliğinde sevdim.

bin kez budadılar körpe dallarımızı

bin kez kırdılar.

yine çiçekteyiz işte yine meyvedeyiz

bin kez korkuya boğdular zamanı

bin kez ölümlediler

yine doğumdayız işte, yine sevinçteyiz.

bitmedi daha sürüyor o kavga

ve sürecek

yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!

 

Geçtiğimiz o ilk nehirlerden beri

suyun ayakları olmuştur ayaklarımız

ellerimiz, taşın ve toprağın elleri.

yağmura susamış sabahlarda çoğalırdık

törenlerle dikilirdik burçlarınıza.

türküler söylerdik hep aynı telden

aynı sesten, aynı yürekten

dağlara biz verirdik morluğunu,

henüz böyle yağmalanmamıştı gençliğimiz...

 

Ne gün batışı ölümlerin üzüncüne

ne tan atışı doğumların sevincine

ey bir elinde mezarcılar yaratan,

bir elinde ebeler koşturan doğa

bu seslenişimiz yalnızca sana

yaşamasına yaşıyoruz ya güzelliğini

bitmedi daha sürüyor o kavga

ve sürecek

yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!

 

Saraylar saltanatlar çöker

kan susar birgün

zulüm biter.

menekşelerde açılır üstümüzde

leylaklarda güler.

bugünlerden geriye,

bir yarına gidenler kalır

bir de yarınlar için direnenler...

 

Şiirler doğacak kıvamda yine

duygular yeniden yağacak kıvamda.

ve yürek,

imgelerin en ulaşılmaz doruğunda.

ey herşey bitti diyenler

korkunun sofrasında yılgınlık yiyenler.

ne kırlarda direnen çiçekler

ne kentlerde devleşen öfkeler

henüz elveda demediler.

bitmedi daha sürüyor o kavga

ve sürecek

yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!

 

 

(not mehmet celal için teşekkürler gerçekten harika bir album)

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest şevval

rica

 

asıl önemseyip dinlediğin için teşekürler benden

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest CYRANO

komsomolları muhteşem yorumlamış.

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest şevval

ADI KAYIP :clover:

 

 

Deniz yok olursa diyor bir çocuk

 

Balık kaybolursa

 

Ne derim benden sonraki çocuklara

 

İnsanlar kaybolurken gözaltılarda

 

Çöllerde boğulan nehirler

 

Ey çocuk

 

Nasıl varır okyanuslara

 

 

 

Adı karanfil ki suçu rengidir

 

Özgürlük dilinde bir imge

 

Tutsaklık dilinde bir söylencedir

 

Karanlıkta bir el koparır dalından

 

Artık ölüme varmış bir işkencedir

 

 

 

Orman yok olursa diyor bir çocuk

 

Ağaç kaybolursa

 

Ne derim benden sonraki çocuklara

 

İnsanlar kaybolurken gözaltılarda

 

Dalından koparılan tomurcuk

 

Ey çocuk

 

Nasıl meyvelenir sana ve diğer çocuklara

 

 

 

Adı narçiçeği ki suçu patlamak

 

Birdenbire güneşe haykırmak

 

Ve güneş diliyle kıpkızıl çoğalmak

 

Karanlıkta bir el koparır dalından

 

Adı kayıptır artık

 

Daha meyveye bile durmadan

 

 

 

Aç gözlerini o çığlıklara çocuk

 

Kayıp analarının gözlerine bak

 

O gözler ki karanfil kıvrımında nar çokluğu

 

Sevda denizlerinde oğul ve kız yokluğudur

 

Her biri bir depremdir yüreklerde

 

Her biri açlık içinde zulüm tokluğudur

 

 

 

Sen ki bir badem dalısın baharda

 

Yüzünde solgun bir yeşil akşamı

 

Dalıyor gözlerin bir çağın artıklarına

 

Kazılardan yeni çıkmış gibisin

 

Bakışlarında düş fosilleri

 

Güneşli bir yeşili özler gibisin

 

 

 

İnsanlar kaybedilirken ey çocuk

 

İnsanlık adına

 

Nasıl başlar bu yeşil ve mavi yolculuk

 

Hangi gemi kalkar bu ülke limanlarından

 

Hangi mavilikler karşılar seni

 

Kıyılar zincir olmuş bileklerde

 

Dalgalar yargısız infaz

 

Al kalemi eline ey çocuk

 

Yeşilin ve mavinin şiirini yeniden yaz

 

 

 

Adnan YÜCEL

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest şevval

SEN YÜRÜRSÜN RÜZGAR YÜRÜR

 

Sen yürürsün rüzgar yürür

Sabahlar sığmaz olur gözlerine

Her adımda çözülür bir karanlık

Şafaklar çiçek sunar ellerine

Gün tutuşur

Dağlar aydınlanır

Yeniden aydınlanır

Yeniden canlanan bu yaşam

Türküler dizer saçının tellerine

 

Sen yürürsün rüzgar yürür

Alıp savurur beni saçların

En kalabalık alanlara götürür

Bir cellat çıkar apansız

Bir fidan yeşermeden çürür

Ve kana bulanır ırmaklar

Baştan başa geçer kentleri

Kan temizlenir cellat ölür

 

Sen yürürsün rüzgar yürür

Mahpuslar soluğunla umutlanır

Toprak çatlar

Gökyüzü bıçak bıçak şimşeklenir

Görkemli bir yürüyüş başlar içimde

Ve bir tan vakti

Kırılır bütün güzellik yasaları

Ağaçlar aşk açar bahçelerimde

 

Sen yürürsün rüzgar yürür

Dallar eğilir

Yapraklar secde eder yürüyüşüne

Sular kabarıp dalgalanır

Köpüklü başlarıyla selamlar seni

Ve tanrılar kalır önünde

Ne beyler ne krallar

Seninle yazılır en büyük destan

En güzel tarih seninle başlar

 

Sen yürürsün rüzgar yürür

Bir sevinç boylanır dünyada

Çocuklar korkusuz büyür

Kan boğulur susar

Dokunup geçtiğin her kuraklık

Yemyeşil bir vadiye dönüşür

 

Sen yürürsün rüzgar yürür

Bizi bu deprem günlerinde

İnan ki bir şiirsiz yaşamak

Bir de sensiz savaşmak öldürür

 

ADNAN YÜCEL

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest şevval

YERYÜZÜ AŞKIN YÜZÜ OLUNCAYA DEK -2

 

 

Bir bir çekilirken teslim bayrakları

Ve kaçmalarla uzarken

Göçmelerle tozarken Avrupa yolları

Durdu bir avuç yiğit

Bir tutam kır çiçeği

Ölüm dediğiniz de ne ki

Gözümüzde hainler kadar küçük

Ve zafere inancımız

Ölümsüzleşen ölümler kadar büyük

Onlar ki bir ayrıkotu tarlasında

Bir tutam çiçektiler

Binlerce ihanet çirkinliğinde

Bir avuç direnci güzellediler

Hiç bir şey bitmemişti daha

Gülerek girdiler zulüm tufanına

Ölerek girdiler

Ve en dayanılmazında tufanların

Adlarını bile söylemediler

 

Yüreklerin karartılıp satıldığı

Ve aşkların

Buruşturulup atıldığı akşamlarda

İnanç ki yenilmez kılar insanı

O sudan ve demirden sevda

Resimlerde renklere sorar yaşamı

Günleri şiirlere böler ufuklarda

 

İşte bizimle güzelleşen her şey

Yine bir dostluk

Bir aşk sıcaklığında

Bitmedi daha sürüyor o kavga

Ve sürecek

Yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek.

 

 

 

Adnan YÜCEL

Share this post


Link to post
Share on other sites

ACININ RENGİ......

 

..ey acılara tat veren güzellik

Yüreğimize hoşgeldin

Geldin de

Çiçekli dallara döndürdün öfkemizi

Artık ister dolu yağsın ömrümüze

İsterse kar

Biz ki bildikten sonra sevmeyi

Bütün sabahlar

Acı renginde olsa ne çıkar.

 

ADNAN YÜCEL

Share this post


Link to post
Share on other sites

UNUTULMUŞ BİR AKŞAM TÜRKÜSÜ

 

 

Yalnızlığın üstüne incecik bir beyazlık

Örtüsü örttü karlar

Şimdi kar tanelerini kocaman rüzgarlarda

Eğiriyor kemanlar

 

Aramasan da olur bozuldu büyü

Aramasan iyi olur kar başladı

Uzun günlere çok var

Az önce doğan gün aydınlanmadan

Kararmaya başladı.

 

Ben bu karlarda sessizce eskidim

Kemanlar arka çıkınca sessizliğime

Göz gözü görmez kemanlar

Yokluğunu adınla çalmaya başladı

 

Yalnızlığın üstüne koyu bir korkusuzluk

Örtüsü örttü camlar

Ölümümü sıcacık yünler gibi

Eğiriyor kemanlar

Share this post


Link to post
Share on other sites
Guest şevval

Yürek Çağrısı

 

Acılı yağmurlarla düşmüşüm yere

Tatlı su göllerine akamıyorum

Yüzüm yüreğim deprem dalgası

Bu gül kıyımlarına bakamıyorum

Her sevi bir türküdür bağrımda

Her öfke bir ağıt

Ağıtlar kuşatmış dört yanımı

Kendi türkülerimi haykıramıyorum

 

Şarkılarla bezeniyor ufuklar

Yüreğim patlıyor dağbaşlarında

Yüreğim

Sancımı duyar mısın yaralarında

Kuş seslerinde yas nağmeleri

Şarkılar sabır ve çile makamında

 

Mendilimde öfke çıkınımda bilinç

Uykusuz kalır mısın kitaplarıma

Dudaklarımda hüzün

Avuçlarımda sevinç

Kulak verir misin çığlıklarıma

Dağları aşarak gelmişim sana

Demir kapıları kırarak

Işık olur musun karanlıklarıma

 

İsterim ki senden

Yaylalarda otlak olasın

Ovalarda ırmak olasın

Yayılasın göğsümün kırlarına

Sarasın beni sarasın

 

Dalların sevdası düşmüş toprağa

Olgun meyvelere hasret gençliğimiz

Zamanın billur çağlayanı

Gürül gürül akarken avuçlarımızda

Bir damla yağmur adına

Yakarmış dağbaşlarında yüreğimiz

Gökyüzünde sanılmış bütün yaşam

Gökyüzüne çivilenmiş ellerimiz

 

Ateşler yine parlıyor dağlarda

Dolular yine kırıyor çiçekleri

Gecenin karnına inerken şafağın tekmeleri

Bulutları delen ışıklar

Ezik ve kinli

Aydınlık iri

Sanki kocaları işkencede kadın gözleri

 

Nasıl kapanır bu kanayan yara

Nasıl anlatılır ki sana bu hal

Terimde tuz gözyaşımda bal

Bağdaş kurar mısın soframa

Gözlerimde umut yüreğimde aşk

Ölümleri boşlayıp düşer misin sevdama

 

İsterim ki senden

İnancıma aşık olasın

Zindanıma ışık olasın

Yürüyesin gönlümün yollarına

Sorasın beni sorasın

 

İnce kabukları zorlanıyor zamanın

Gelecek damlıyor yorgun havuzlara

Damlalarla yılların gelin yüzü

Suların üstünde koskoca bir çağ

Umutlar sığmaz oluyor alanlara

 

Baharda gazel dökme bahçelerime

Ben yaşamayı bilmez miyim

Çocuklarım okul yollarında

Okullarım sabah kollarında

Sanki güzellikleri görmez miyim

Papatya beyazlığında ölüm sarısı

Karanfil kıvrımlarında kan

Bu çiçekler uğruna ölmez miyim

De gülüm ben seni sevmez miyim

 

Bahar değil acı yükleniyor dallarıma

Yapraklarımda ayrılık

Meyvelerimde gurbet

Vuslat olup gelir misin kollarıma

Ellerimde kış saçlarımda kar

Cemre olup düşer misin toprağıma

 

İsterim ki senden

Yılgınlıkta inanç olasın

Zulme karşı direnç olasın

Gömülesin aşkımın sularına

Göresin beni göresin

 

Göresin ki destan edesin

Söyleyesin dillerden dillere

Bir türkünün dizelerinde

Bir kavalın nağmelerinde

Alıp başını gidesin

Bağrı yanık yeller üstünde

Güneşin rengiyle düşesin ufuklarıma

Kırasın karanlıklarımı kırasın

 

ADNAN YÜCEL :clover:

Share this post


Link to post
Share on other sites

Join the conversation

You are posting as a guest. If you have an account, sign in now to post with your account.
Note: Your post will require moderator approval before it will be visible.

Guest
Reply to this topic...

×   Pasted as rich text.   Paste as plain text instead

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Sign in to follow this  

×
×
  • Create New...

Important Information

By using this site, you agree to our Terms of Use.