Zıplanacak içerik
  • Üye Ol
GeceKuşu

YAŞAMIMIZIN ÖYKÜSÜNE KATTIĞIMIZ YAPRAKLAR...

Önerilen İletiler

birmarmaraturkusu_1315491848.jpg

 

Hayatımızın hikayesine kattığımız yapraklar… Nefes aldığımız her gün...

Güneşin doğuşuyla canımıza katılan hayatlar...

Hatalarımız.. Yaşam şekillerimiz başarılarımız…

Mutluluklarımız… Üzüntülerimiz…

Hikayesine kapıldığımız hayatımız…

 

Ne zaman en son kontrolümüzden çıktı? Bizi bizden daha iyi sorgulayan “biri” arayışına girmeyi çoktan bıraktık.

Peki hayatlarımızın kontrolü kimde?

Hayatın akışında mı?

Hayatın akışına bir şahsiyet kazandırmayı ne çok sevdik. Hayatın akışı yani kaderimiz…

 

Öyküm...

Pencereden baktığımda her yan bembeyazdı. O kadar sessizdi ki çocuk aklımla konuşmaya korktum bir an..çocukluğumun geçtiği evin penceresinden dışarıyı izliyorum. Beş yaşındayım. Ne çok büyüğüm diyorum içimden, hava kararmıştı. Bütün gün dedemi bekledim camda. Bana söz vermişti ormandan çam ağacı getirecekti. Çocukluğumun mucizesiydi bu, karlarla örtülü dağların eteklerinden bir çam ağacı bizim evin salonuna geliyordu bu gece. O camdan bakarken ne hayaller kuruyordum. Dışarıda lapa lapa kar yağıyordu. Evin içi sıcacık, kömür sobamız o kadar çok ısınmıştı ki kıpkırmızı olmuştu. Az evvel içine attığım çam kozalağı yüzünden annemden azar işitmiş camın önünde dedemi beklemeye devam etmiştim. Şimdi düşünüyorum da, ben babamı hiç tanımadım. Dedemin bana verdiği şevkat sayesinde babamı hiç özlemedim. Babam niye yok demedim. Ben dedemi çok seviyordum. Gülen, boncuk gibi gözleri vardı dedemin, pamuk gibi elleri. Mutluydu benim dedem, beni çok seviyordu. Ben onun biricik torunuydum. Annem, annem çok zor günler geçirmişti benim. ikinci dünya savaşını görmüştü bir kere kolay mı. Erken yaşında ölen anneannemin ardında üç yetim kız kalmışlardı. Annem almıştı onları kanatlarının altına, yokluklar içinde geçen hayatları balkan insanını anlatıyordu..

 

Novipazar..kalbimin atmaya başladığı yer…güneşin doğuşunu ilk gördüğüm yer..kuşlarla böceklerle ilk tanıştığım yer..sevgiyi ilk öğrendiğim..özlem duygusunu ilk tattığım yer..memleketim..

 

Penceresinden baktığım küçük evimiz..her tarafından soğuğu hissettiğimiz..sıcacık yuvamız..çocukluğumun evi..

Camdan bakmaya devam ederken düşündüğüm tek şey “dedem nerede kalmıştı”…saf temiz çocukluğum..bakmaya devam ederken akşamın karanlığında bir karaltı görür gibi oldum..bastım çığlığı..dedem bu dedem..sırtına yüklenmiş çam ağacını ağır ağır eve doğru yürüyordu…kalbimin atışları hızlanmıştı..kapıdan içeri girdiğinde üşümüştü…ben o kadar küçüktüm ki ağaç kocaman gelmişti gözüme..sevinçten yerimde duramıyordum…ağacı pencerenin önüne yerleştirdik..üzerine yağan karlar erimişti bile…bütün gün teyzemle hazırladığımız bezden kağıttan yaptığımız süsleri bağlamaya başladım ağaca..o gün bir de kocaman bir yıldız almıştık çarşıdan..ağacın en tepesine takmak için..bütün gece ağacı süsleyerek oynadım… o kadar mutluydum ki masal dünyasında gibiydim…en son süslemem bittiğinde ağacın altına saklandım… sanki kimse beni göremezmiş gibi.. görmesin gibi.. bu benim ağacımdı hem…dedem bana getirmişti..kimse karışamazdı bana.. dedem..canım benim..o yoklukta tek torununu mutlu etmek için uğraşıyordu..ne kadar mutlu olsam da bunun değerini biliyor muydum acaba..bunu hatırlamıyorum…tek bildiğim onu çok seviyordum…şefkatli..sevgili dedem..

 

Dedem çok uzun yaşamadı..kısa bir süre sonra öldü…ne çok üzülmüştüm..ne çok ağlamıştım..ilk acımı yaşıyordum..ikinci acısını yaşıyordu annem..teyzelerim..ikinci kez öksüz kalmışlardı..dedem evimizin direğiydi..mutluluk kaynağımızdı..genç yaşında annesini kaybeden bir genç kadın iki genç kız ve bir çocuk..balkanların ortasında…hayatın ortasında..hayatı öğreniyorduk acımasızca…daha çok acılı tarafını gören annem artık gülümsemiyordu çok kez..anlamıyordum yine çocuk halimle..dedem ölmeden evden ayrılan teyzem dedemin ölümü ve onun isteği üzerine eve geri dönmüştü..en küçük teyzem..yıllarca kırgınlıklar sebebiyle eve dönmek istememişti..uzak şehirlerde yaşamış…geçici işlerde çalışmıştı..dedem ölünce bu onu çok etkilemişti..dedemin son isteğini yerine getirmek hem de kırgınlıklara bir son vermek için eve dönmüştü..ne çok sevinmiştim…çok seviyordum onu..geldiği gün sokağın başından sesini duymuştum..iki çanta dolusu çikolata ve şekerlemeyle koşuyordu sokaktan bana seslenerek…gülümseyerek…onu görünce nefesimin kesildiğini hatırlıyorum..küçücük bir çocuğu mutlu etmek ne kolaydı..evimizde dedem öldüğünden beri bunu kimse pek düşünmez olmuştu..sıkıntılar yokluklar bunu unutturmuştu..

 

Evimizdeki neşe teyzemle geri dönmüştü…bir süredir evimizde yaşanan düzensizliklere teyzem bir nokta koymuştu..gelişinin ertesi günü evimizin ilk önce temizliğini yapmış..evin içi çiçek gibi kokmaya başlamıştı..teyzem evin düzenine temizliğine çok dikkat ediyordu..evin içinden güzel yemek kokuları gelmeye başlamıştı…evimiz eski sıcaklığına geri dönüyordu…içim ısınıyordu tekrar…

 

Artık iki teyzem de çalışıyordu..ben okula gitmeye başlamıştım..okula gitmeyi çok seviyordum..arkadaşlarımı…orada olmayı çok seviyordum…öğretmenlerim de beni çok seviyordu..içlerinden biri sadece bana aynaya çok baktığım için kızıyordu..ama biliyordum beni yine de seviyordu..çünkü çocuklar sevildiğini hisseder…

Ogüne dair net olarak hatırladıklarım, güneşin ilkbahara yakışan yakıcılığı, bahçedeki hanımeli, şebboy ve güllerin insanın içini bayıltan kokusu..annem teyzelerim ve ben bahçedeki yaseminin gölgesinde…çimlerin üzerine oturmuştuk…küçük teyzem yine her zamanki neşesiyle pikapta son günlerin moda olan bir şarkısını koymuş…plak döndükçe o da eşlik ediyordu…hepimiz gülümsüyorduk..çiçeklerimiz boyumdan uzundu…sokağımız bizim sesimizle eğleniyor gibiydi…komşularımızdan bazıları evimizin önünden geçerken selam veriyor gülümseyerek şarkının nakarat kısmına eşlik edip el sallayarak uzaklaşıyorlardı…hayat ne güzeldi..

 

Bahçemizde kedimiz vardı…Kedimizin yavruları…ve köpeğimiz ”sonja”…hepimizi sevgilisi..o zamana kadar gördüğüm en akıllı en duygulu hayvan..hayvanlar iç güdüleriyle hareket eder sözünü çürüten sonja…

 

Hayatımın en güzel günleri…tüm yaşananlara rağmen özlemini en çok hissettiğim anlarım..

İki teyzemin de çalışmasıyla maddi gücümüz toparlanmaya başlamıştı…evimizi güzelleştirmiştik..çok güzel bir hayatımız vardı..

Kırlarında koştuğum meyve bahçelerimiz vardı..kasabamızın uzağında…zaman zaman gidiyorduk “semenjaca” ya…

Piknik yapıyor..erikleri elmaları dalından koparıyorduk…o meyvelerin tadını hala başka bir yerde alamadım…bazen bir meyvede hatırlar gibi oluyorum en fazla…

Ogünlere dair hatırladıklarım hep çok güzel anlar..nergis kokan…lale sümbül kokan bahçeler…bahçelerinde koşuştuğum topraklar…

Çocuktum..çocukken ne üzebilir ki insanı..biri elinden oyuncağını alırsa en fazla birkaç saniye üzülür bir çocuk..sonra tekrar yeni oyunlara dalar..ben de gerçek bir çocukluk yaşadım..özlemle andığım…hatırladıkça gözlerimin dolduğu yüreğimin kabardığı günlerim çocukluk günlerim..

Her güzel şey gibi kısacık çocukluğum..

Gözlerimi gerçek dünyaya açtığımda, özlemin ne demek olduğunu anladım.

Ogünlerde çocukça hatırladığım büyüklerin konuştuğu sohbetler oluyordu. Tito’ dan bahsediyorlardı. Yugoslav lider Tito..ne çok seviliyordu..kimdi bu Tito..çok daha küçükken anlayamıyordum..Almanları yugoslavyadan kovmayı başaran Tito Yugoslav halkının kahramanıydı..Sosyalist Yugoslavya nın başbakanı olmuştu..tüm Yugoslav halkı tek bir çatı altında birleşmişti Tito sayesinde..hristiyanı müslümanı kardeşçe yaşıyordu yıllardır..bunu da Tito ya borçluyduk..o olmasaydı inci taneleri gibi dağılırdık sanki..artık bunlar konuşuluyordu sokak aralarında…ev ziyaretlerinde..belki de çok kötü günler bizi bekliyordu..çetelerden bahsediyorlardı..zulüm yapıyordu bu çeteler..bulgar çeteler..çetnikler..anlayamıyordum..oyun oynamak varken..hayatın tadını çıkarmak varken neden bunlar konuşuluyor yaşanıyordu..aileler korkuyordu..

 

Bindokuzyüzaltmışbeş yılındaydık…ben onbir yaşındaydım..

Artık bizim evde de bu konular konuşuluyordu sürekli…annem buradan gitmek gerektiğini söylüyordu..belki de türkiyedeki akrabalarımıza haber verip, yanlarına gitmemiz gerekiyordu..ilk duyduğumda şaşırmıştım..çocuktum..burayı terk etmenin ne anlama geleceğini bilmiyordum ki..o sene hayatımız çok güzeldi..düzenimiz oturmuştu..okula gidiyordum..altıncı sınıfa geçtiğim yazdı..yaz tatilindeydim..hayat çok güzeldi…

 

Bir gün teyzem türkiyeye turist olarak gitmekten söz etti..oraya gideceksek önceden gidip görmeliydik oraları..ya yapamazsak..alışamazsak..önceden bilmek gerekiyordu..ailece karar verdik..gidilecekti..teyzem ve ben birlikte türkiyeye, istanbula gidiyorduk..Allahım hayat ne güzeldi…şarkılarda bahsedilen istanbula gidiyordum..

Ogece sabaha kadar uyuyamadım..arada bir gözlerim yenik düşse de uykuya rüyamda istanbul’ u görüyordum. Masallarda geçen istanbula gidiyorduk yarın sabah..

Uzun süren neşeli bir otobüs yolculuğumuz olmuştu. Yolda şarkılar söylemiştik hep beraber..istanbul’ a vardığımızda çocuk enerjisiyle sanırım pek yorgunluk hissetmiyordum..daha çok heyecanlıydım..kalbim deli gibi çarpıyor..sürekli etrafımı gözlemliyor..çevreyi inceliyordum..büyük teyzemler istanbula çok önceden gelip yerleşmişler..düzenlerini kurmuşlardı..biz de bu kısa gezi için onların yanına gelmiştik..bizi çok güzel karşıladılar..balkanlara özgü sıcaklık samimiyet ve misafirperverlikle ağırladılar bizi..

 

Kapıdan içeri ilk girdiğimde bizim nefis Boşnak böreğinin kokusu geldi burnuma…içerisi düzenli, temiz ve tertipliydi..ama ne çok insan vardı..bizim Boşnak insanı böyledir işte..çoluk çocuk gelinler torunlar hep bir arada yaşarız..zorlukları çok olsa da alışılmış bir durumdur bu Boşnaklarda..özellikle erkek çocuklar..ev tek katlıysa mutlaka üste kat çıkılır erkek çocuk evlenince orada oturur..yemekler hep birlikte yenir çaylar kahveler birlikte içilir..gece geç saatlerde herkes evine çekilir..bu durumlarda en çok gelinler yorulur..herkesin işine koşar Boşnak gelini..evdeki her şey gelinden sorulur..sabah kahvaltısı..sobanın yakılması..çocuklarının karnını doyurulması..okula gönderilmesi..temizlik..yemek..çamaşır bulaşık..tabii bu işler hem kendi evi için hem kayınvalidesi için geçerlidir..iki evin idaresi ne kadar yorsa da bu gelinin sorumluluğundadır..zordur Boşnak gelininin işi..ama buna rağmen temiz titiz ve beceriklidir…dolabında yemeği tatlısı böreği hep hazırdır..

 

Karnımı doyurduktan sonra benimle aynı yaşlarda olan kuzenlerimle bahçeye çıktık..güzel bir bahçesi vardı evin..ama bizim kendi bahçemiz burnumda tütmeye başlamıştı..ama o nasılsa bizimdi..şimdi bu bahçenin tadını çıkarmak lazımdı..bahçede oyunlar oynandı atlandı zıplandı..sonra kuzenlerimden biri bisikletini getirdi..çok güzeldi..gözlerimi kocaman açmış bisikleti incelerken kuzen beni bisikletle gezdireceğini söyledi..sevinçten boynuna atlamıştım..bisiklete bindik ve o zaman tek tük arabanın bile geçmediği pendik’ in sokaklarında bisikletimizle gezmeye başladık..uçuyor gibiydim..o kadar güzeldi ki..geçtiğimiz sokaklar hep gül bahçelerine sınırdı..her bahçeden değişik çiçek kokuları geliyordu..ben bir yandan çığlıklar atıyor bir yandan kahkahalarla gülüyordum..deli gibi sevinçliydim..o kadar uzun yoldan geldikten sonra bile yorgunluk hissetmiyordum..

Teyzemin mis gibi böreğinin kokusu sokağın başına kadar gelmişti sanki..belki bana öyle gelmişti..o kadar acıkmıştım ki..hep beraber tüm akrabalar masanın etrafına oturduk..kalabalık bir ailede yaşamak ne güzeldi..bir sürü çocuk vardı..teyzem pamuk elleriyle böreği parçalamıştı..boşnak böreğinin güzelliği buradaydı…sıcakken elle parçalayacaksın boşnak böreğini..tiril tiril titrerken o börek daha soğumadan bitiyordu..insan kalabalığın içinde daha bir iştahla yiyor sanki..hele çocukken..

 

Yemekler yenmiş bulaşıklar yıkanmış tatlı ve kahve servisi yapılmıştı..adet üzere yugoslavyadan gelirken rahat lokum getirmiştik..kahvenin yanında ikram edilmişti minik lokumlar..bu aslında bir Osmanlı geleneğiydi..

 

Uykum gelmişti bütün gün koşuşturmaktan yorgun düşmüştüm..olduğum yerde uyuya kalmıştım..beni daha sonra yatağıma götürmüşlerdi..sabah uyandığımda bunun nasıl olduğunu hatırlayamamıştım..

Bu iletiyi paylaş


İletiye ulaşan sekme (kopyala)
Diğer sitelerde paylaş

İletiniz moderatör kontrolünden geçtikten sonra sitede gösterilmeye başlanacaktır. Eğer buna maruz kalmak istemiyorsanız lütfen hemen bir ÜYE OLUNUZ.

Misafir
İletinizi misafir olarak gönderiyorsunuz. Eğer üye iseniz lütfen GİRİP YAPARAK gönderiniz.
Bu başlığa cevap yaz

×   Zengin metin olarak yapıştırıldı..   Onun yerine sade metin olarak yapıştır

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Önceki içeriğiniz geri getirildi..   Editörü temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.


×

Önemli Bilgiler

Bu siteyi kullanmaya başladığınız anda kuralları kabul ediyorsunuz Kullanım Koşulu.